Fotoğraflara yansıyan dış politika tercihlerimiz mi, yoksa verilmek istenen farklı bir mesaj mı?

37
Reklam

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan dün Şangay İşbirliği Örgütü toplantısı için Özbekistan’daydı; bugün ise Birleşmiş Milletler’in her yıl bu zamanda yaptığı yıllık toplantı için ABD’ye gitti.

İki önemli toplantı.

Özbekistan’daki toplantıdan ajanslar aracılığıyla medyaya yansıyan fotoğraflardan Türkiye Cumhurbaşkanı için ‘dünya lideri’ olduğu sonucunu çıkaranlara rastlanıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan New York’ta çok sayıda ülkenin liderleriyle ikili ve çoklu görüşmeler yapacak, muhtemelen ABD başkanının ev sahibi sıfatıyla vereceği yemekte de bulunacak. BM toplantısından da övünülecek fotoğraflar gelebilir.

Seçime gidiyoruz ve iktidarın sandıkta işe yarayacak her türlü propaganda malzemesine ihtiyacı var.

Bunu anlayışla karşılamak lazım.

Konuya farklı yaklaşanlar ve Şangay toplantısı için “Orada ne işimiz var” diye homurdananlar, fotoğrafa yansıyan görüntü üzerine yakışıksız görüş açıklayanlar olduğunu biliyorum.

Üstelik Kırım’ı işgal etmiş, bir sıcak savaşı başlatmış Rusya Ukrayna’da köşeye sıkışmışken deniliyor…

‘Doğu Türkistan’ konusu AK Parti ve iktidar ortağı MHP için önem taşıdığı halde Çin’le yakın görünme siyaseten sakıncalı olduğu halde… 

Reklam

Şangay İşbirliği Örgütü’ne gönlü yatkın biri Cumhurbaşkanı Erdoğan; son on yıl içerisinde bir çok kez bunu belli eden ve davet gelirse ülkemizi de o örgütte üyelik için düşündüğünü ifade eden açıklamalarını hatırlıyorum.

Fotoğrafa da yansıdığı gibi, Şangay toplantısında birlikte olduğu ülke liderleri arasında kendisini daha rahat hissettiği görüntüsünü veriyor Cumhurbaşkanı Erdoğan…

NATO toplantılarından, Avrupalı ortamlardan aynı rahatlık hissi alınamıyor…

Gerçek bu, ancak bir başka gerçek daha var: Bu son buluşmaya kadar Türkiye Şangay toplantılarında devlet veya hükümet başkanı düzeyinde temsil edilmemişti; bu defa en yüksek düzeyde katılım oldu, ancak üyelik başvurusu yapıldığını duymadık. 

Bu da bizi yine aynı sonuca götürüyor: Cumhurbaşkanı oraya büyük ihtimalle o fotoğrafla ülke kamuoyunu etkilemek için ve bir miktar da uzaklardaki birilerine mesaj yerine geçsin diye gitmiş olabilir.

Hakkıdır da; sonuçta seçimde iktidarda kalma veya iktidarı kaybetme mücadelesi verecek AK Parti’nin genel başkanı. Bundan böyle her yaptığı, her söylediği, her attığı adımın seçimle ilişkisi olması doğal.

Daha ötesi?

Türkiye’nin Avrupalı zeminlerde sorunlar yaşadığı bir dönemden geçiyoruz; aynı zamanda Rusya ile yakın görüntüsünün de yararını görüyor ülkemiz. Her iki durumun da siyasete ve seçime dönük yüzleri var.

Reklam

Yunanistan ile başlayan “Bir gece ansızın gelebiliriz” şarkı sözüyle dillere takılan söz düellosunu yabana atmamak gerekiyor.

Sözlerin hedefi Yunanistan ve Yunan politikacılar görünse bile, Türkiye’den onlara yöneltilen sözlerin daha geniş bir hedef kitlesi olduğu kesin. Bazılarına Türkiye’nin üye olduğu, bazılarına da üye olma çabası içerisinde bulunduğu Avrupalı örgütlerden gelen eleştirilere de bir cevap o sözler…

O sözleri düz ve söylendiği gibi “Bir gece ansızın gelebiliriz” biçiminde okumak da “Bir sabah ansızın sizlerden ayrılabiliriz” olarak da anlamak veya yorumlamak mümkün.

İş oraya kadar varır ve Türkiye Avrupalı olma iddiasını bırakabilir mi, bundan kuşkuluyum. ‘Osmanlı’ geçmişine fazlasıyla önem veren siyasi kadroların da bilmesi gerektiği gibi, Osmanlı Devleti aslında bir Avrupalı güçtü ve bu sebeple varlığı tehdit altına düştüğü zaman ‘hasta adam’ olarak görüldüğünde de Osmanlı için “Avrupa’nın hasta adamı” sıfatı kullanılıyordu.

Garip gelebilir, hatta kendimle çelişkiye düştüğüm bile ileri sürülebilir ama yine de eklemeden duramayacağım: Yukarıya da iliştirdiğim, bazılarımızın ona baktığında kendisi için “İşte dünya lideri” sonucunu çıkardığı o fotoğraf çekilirken, Cumhurbaşkanı Erdoğan, etrafındaki liderlere bakıp “Benim bunlar arasında ne işim var” diye düşünmüş bile olabilir.

Osmanlı padişahları öyle düşünüyorlar ve kendilerini ‘Batılı’ olarak görüyorlardı.

Elbette yalnızca bu sebeple değil, konunun ekonomi boyutu da var: Rusya’dan şimdi doğalgazı daha ucuza alabiliyoruz, fakat arttığı için sürekli övünülen ihracatın yarıdan fazlasını Avrupa’ya yapan bir ülkeyiz. Batı-Doğu çelişkisinin arttığı şu sırada, batının doğudan çekmeyi düşündüğü tedarik zincirinde ülke olarak yer almak beklentimiz de var ve bu açıdan Şangay örgütü ülkelerinin bazısıyla rekabet halindeyiz.

İktidarın ve özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu gerçekleri görmediğine inanmam. Elbette görülüyor ve bu yüzden de aksine söylemler duyulsa ve bazen o yolda adımlar atılsa da, son kertede Batı ile ipleri kopartmaya veya Şangay örgütüne katılmaya kadar iş vardırılmıyor.

S-400 füze savunma sistemi konusunda da öyle olmadı mı?

ABD ile sorunlar yaşandığı bir dönemde “Bizim başka seçeneklerimiz de var” mesajı verebilmek için Rusya’dan alındı S-400; bayağı yüklü bir fatura da ödendiği halde sistem işler hale getirilmedi ama. Ortağı olduğumuz ve bir yandan Türk Silahlı Kuvvetleri’ne en gelişmiş jetler kazandırırken öte yandan milyarlarca dolarlık yedek parça satma imkanı bulduğumuz F-35 projesinden atılma pahasına hem de.

F-35’ler bizim için imal edildi ama bize değil Yunanistan’a verildi, bize bir önceki nesil F-16 uçağı vermekte bile nazlanıyor ABD.

Şangay örgütü toplantısı için Özbekistan’a biraz da bu yüzden gidiliyor.

Özbekistan’a Şangay toplantısı için gitmenin BM toplantısının hemen öncesine denk gelmesi de herhalde tesadüf değildir. S-400 adımı gibi bir erken uyarı sayılabilir yukarıdaki fotoğrafla verilmek istenen mesaj.

Mesajın Batılı muhataplar tarafından alınıp alınmadığını ise New York’tan gelecek fotoğraflardan öğreneceğiz. 

S-400 mesajı ters tepmişti, umarım bu yeni mesaj işe yarar.

ΩΩΩΩ

Reklam

37 YORUMLAR

  1. Hadi gözünüz aydın, müjdeyi hepiniz görmüşsünüzdür. Başgan Reis Erdoğan Şanghay Beşlisine gireceğimizi söyledi. Daha önce nerelere nerelere katılmıştık da buna mı katılamayacağız. Önce Avrupa Birliğine katılıyorduk. Orda birileri biraz muzırlık yapmadı değil ama bizim Reizin de pek gönlü yoğidi anlaşılan. O iş yattı, Batı düşman oldu. Bir zamanlar Şamgen kuruyorduk. Bu proje sonra Şam’da cuma namazına evrildi, sonra da 5 milyon mülteciye. Bir ara İslam Ordusu bilem kurduk, Suudi Arabistan, Mısır neyim. Sonra hepsi hayal oldu, Suudi Veliahdı da “katil”. Bir ara da Türk Devletleri topluluğu kurmuştuk. Sonra bu topluluktan bir haber alınamadı ama bir yerlerde duruyordur sanırım. Şimdi de sıra Şanghay Beşlisine katılmakta. Haydi hayırlısı, bakalım kaç gün sürer, kaç garibanının oyunu çeler. Hiç olmazsa trollere (köşe yazarı takılanlar dahil) yazacak biraz konu çıkar. Şişinen TV yorumcuları da boş kalmazlar.

    • NE ZAMAN BİR YERE GİRECEK OLSAK!!!
      Biz ne zaman bir yere girecek olsak, o bize giriyor.
      AB’ye girecek olduk sonuç malum.
      Suriye’ye girecek olduk, ilkokul çocuğu bile biliyor.
      Kimin zamanında?
      Yaparsa tam tersini kim yapar?

    • Hayret yaa! Batı düşman oldu diyor. Batı’nın dostluğunun etkinlği ortada. Kim düşman olmuş. Dünya kadar ticaretimiz ilişkimiz insanımız var. Sen düşman olmasını istiyenlerdensin anlaşılan. Ülkenin ekonomik potansiyelini ve işbirliğini herkesle geliştirmesi fena mı? Hayırlısı olsun demen daha hayırlı bir şeydir.

  2. Kılıçdaroğlu’nun seçim sözlerinden birisi araba satışında alınan ÖTV vergisini kaldırmaktı. Bu sözü tutacaksa sözüm söz oyum ona. Devlet utanmadan alınan her araba için bir araba da vergi alıyor. Çünkü lüksmüş. Apartman görevlileri bile araba alıyormuş. Bu gerici iktidarı çöpe atmak için birinci sebep. Aşırı vergi toplayıp, hala dikiş tutturamayan, hazineyi damada emanet edip tam takır boşaltan, enflasyonu kuru zıplatıp milleti gün be gün fakirleştiren bu yolsuz iktidar artık gitmeli. Ne ekonomiden ne enflasyondan ne ülke yönetiminden ne dış ilişkilerden zırnık anlamıyor.

    • ithal arabayı yasaklayabilirmisin? sorusu ile
      baba yıldırımı tutabilirmisin elinle sprusu
      aynı kafaya sahiptir diye düşünüyorum.
      yurt içinde oto üreteceksin önce,
      ithalatı ona göre şekillendirirsin, vergisi öyle.
      şundanda vergi alayımda!.. kafası ise,
      hem kasadaki dövizleri bitirir!!!!
      hemde yurtiçi sanayii ekonomi yi istihdamı
      idam eder bunu düşünmeden kendi elleriyle.
      not:lüks kelimesi vergi satırlarından çıkarılmalıdır!!! bir an önce,
      çünkü lüx olayı bitmez bir bit yeniğidir, sor söylerler ne olduğunu, zengin görünümlü sonradan görmelere.

  3. ” S-400; bayağı yüklü bir fatura da ödendiği halde sistem işler hale getirilmedi ama.”
    Nereden çıkardınız bu iddiayı S400 testleri internette var.açın bakın
    Yunan s-300 leri de çalışmıyordu güya ama en son bizim uçaklara kilit atarken görüldü.
    Savunma silahının çalıştığını nasıl ispat ededlir.Tatbibaktlarda onun da görüntüsü var.

    Tamam tamam ABD haklı biz haksısız.

    • Siz S-400’leri kime takacaksınız. Rusya saldırdığında mı kullanmayı düşünüyorsunuz. ABD saldıracak diye mi hayal görüyorsunuz. Bir tane uçak düşürün de görelim bu S-400’ler çalışıyor mu. Yunanistan’ı taciz etmezseniz bir şey olmaz. Zorla kavga çıkaran bar kabadayısı ile uğraşmak zor elbette. Bir gece ansızın gelirim falan. Neyin kafasında bunlar biliyoruz. Maksat kavga olsun, birileri malı götürsün.

      EYT Aralık’ta meclise gelecek demiş iktidarın sekreteri. Eh seçim takvimi de Aralık Mayıs arası diyoruz o zaman. Çoğu gitti azı kaldı.

      • Biz Yunanistanı taciz ettiğimizi söylediğinize göre Yunanlısınız galiba.
        Veya haçlıların namusnuza birşey yapmadığı tayfa.
        Yunan size birşey yapmıyor ama sürekli bizi tehdit ediyor.
        Siz kaçtığınız ve artık ana yurt bellediğiniz Avrupa dan baktığınızdan Yunan,Fransız tehditlerini sevinç kaynağı ve emir olarak görürsünüz.
        Biz Türk yurdunu savunmaya devam edeceğiz.

  4. Şanghay değil batı olacaktır.
    batılı s400, f35 ile başlayıp Yunan’a çıkarma yapmışsa,
    daha bu iyi günlerimizmiş! dedirtebilirler TR ‘ye
    çünkü batı gardını almış heybesini atmış omzuna; geliyoorrr!
    bugün ege adaları yarın kıprıs öbür gün akdeniz sondaj mondaj arkasına boru döşeme işi..
    son söz:
    o fotoğraftakilerin hepsi kanka!
    bizimkisi mi?
    beyaz atına binmiş🏇🏇🏇🏇
    (bil bakalım kim FATİH 🤗).

  5. Fehmi beyin bu yazısında ve pensilvanya marka yorumlarda öküz altında buzağı arama konusunda zorlamalar dikkati çekiyor. Yıllar önceden tarihi belli bu toplantı için acaba bundan mı, acaba şundan dolayı mı orada, büyük masrafmış, niye gidiyormuş felan falan. Ajandası belli zorlamalar!

    Türkiye’ye karşı Batı’nın ileri görüşten yoksun, önyargılı muamelesi ana sebeptir. AB ana unsurları müracatımızı bu konudaki başka birçok ülkede olmayan ve daha önceden teslim edilmiş statümüzü, bu yöndeki tarihi arzumuzu/hakkımızı gözardı ettiler. Tamam, üzerinde iyi niyetle çalıştığımız eksiklerimiz var(dı). Bu eksiklikler giderilir(di). AB küresel anlamda bir insanlık projesi ise ki öyle olmalıdır TR ye ağırlıklı kimliği müslüman olan bir ülke olarak zorlaştırıcı değil, bilakis kolaylaştırıcı olmalıydılar. Kapitalist nefslerinin gayrimeşru hinlikleri ağır bastı, maalesef. Umarız bu konuda kendilerine gelirler. Tabi bir de yunan komşularımızın çocuksu bencil ve şımarıklığa varan halleri takoz oldu. Sizin coğrafya uzak dediler, gittiler rum Kıbrısı kabul etti(rdi)ler. Gelişmekte olan bir Türkiye, AB türü bir insanlık projesinin olmazsa olmaz önemli bir parçasıdır. Iki tarafın aklı başında (akil insan olan) insanları bu konuda yılmadan çalışmalarını sürdürmelidir.

    Ortaasya’ya açılma, tarihi, kültürel, ekonomik bağlarımızı güçlendirmek çok geç kalınmış bir gerekliliktir. Insanlık projesinin yaygınlaştılmasına büyük katkıları olacaktır. Sn Erdoğan’ın (azim ve kararlılığına rağmen) zafiyetleri vardır, özellikle iletişimde üslup hataları vardır, ancak ülkedeki liderlik açısından rakiplerinden üstündür. Dış politikada çok yönlü teşebbüsleri ana hatlarıyla doğrudur. Umarım seçimlerden sonra kimler bu konularda sorumluluk alırsa devamını daha iyi bir şekilde getirebilir.

    Hedefler bellidir. Ülkemiz bir yandan eksikliklerini giderirken, diğer yandan insanlık projelerine katkıda bulunmak, bunun için çok yönlü çalışmalara ara vermeden devam etmekle mükelleftir. Tabi bütün bunlar “Akıl*Iman Sentezi”ne göre böyledir!!

    • Hocam senin Akıl-İman sentezini kimden aldığın çok anlaşılıyor.

      Ben her hangi bir kaynağa dayanarak konuşmuyorum. Sağdan soldan üstten alttan ayırdetmeksizin herkesi dinlemeye zamanım olmadığından karışma kim çıkarsa dinliyorum. Sonra da olmayan veya çok az olan kendi aklımla anlamaya çalışıyorum. Söylediklerim doğru da olsa yanlış da olsa sonuçta hasbelkader bir anlama çabası olarak anlaşılmalı.

      Yoksa kendi ülkemi bile tanıyamamışken dünya ülkelerini tanıma ve hareket maksatlarını politik amaçlarını anlama iddiam yok yani.

      Bir ülkenin eylemlerini yönelişlerini anlamak için o ülkenin bütün fikri akımlarının önde gelenlerini çok iyi dinlemek lazım.

      Sonra her ülkenin kısa orta ve uzun vadeli politik hedefleri var ve o ülkelerin yöneticileri bu hedeflere aleni bir şekilde göstere göstere ulaşılamayacağı bilinciyle eylemlerini kendi vatandaşlarına bile hissettirmeden gizliden yürütür. Bütün devletler de böyle yapar. Devletler arasındaki meselelerde ne oluyorsa işte bu gizlilik dahilinde olur ve olanlardan biz sıradan vatandaşlar hiç bir şey anlamaz. O dünyada hiç bir şey göründüğü gibi değildir çünkü. Kim anlar peki? Bu işleri çok yakından takip ederken yeteri kadar tecrübe biriktirmiş uzmanları anlar.

      Ben kimseyi tanımadığım için yeteri kadar uzman da dinleyemiyorum.

      Oysa Akıl-İman sentezi der ki; bilir kişiyi iyi seç sıkı dinle doğru anla.

      • Baran efendi; yazdıklarına bakılırsa bir yandan pek birşey bilmiyor diğer yandan çok şeyi biliyormuş gibi yazıyorsun. Görünüşe bakılırsa okuduğunu anlayıp anlamadığından da pek emin değilsin. Daha önce Nasrettin Hoca bir yana hocam mocan işlerini bir kenara bırak demiştim. Aynı şeye döndün.

        Birşey biliyorsan yan çizmeden, yalpalamadan net ve açık, direkt olarak yaz. “Hiçbirşey göründüğü gibi değildir” lafın çok iddialı. Diğer yandan iddialı değilim deyip çelişkiye düşüyorsun kendini. Bazı şeyler göründüğü gibi olmasa da pratik sonuçlar çıkarımı için aşikar görünen diğerleri genellikle yeterlidir. İşaret ettiğin devletler arası gizlilik dahilinde olanlar da Allah indinde gizli değildir; vesile ettikleriyle gizliliklerin gün gibi açığa çakacabileceği sadece bir zaman meselesidir. Burada işimiz ne, kişilere anlayabildiği görebildiği kadarıyla aşikar olarak gözükenleri konuşmak yeter. Buna uzman dediğin kişiler de dahildir. Gökten zembille mi inmişler?

        “Akıl-İman sentezi der ki” derken devamlı bu sentezden bahseden H.B.’den başka biri varsa onu da yazmayı ihmal etme. Yoksa, başında “..kimden aldığın belli..” derken işe müphemlik ve belki de uzanılamayan bir murdarlık katma eğilimi kendini arzediyor, ona göre!!!

        • Yıldıray Oğuru okumasanız da olabilir belki ama bari Zeynep Gürcanlıya bir göz atın. Başka bir çok yazar da aynı şeyi söylüyor; “dış politikamız bir tercih değil bir zorunluluk” diyorlar ve açıyorlar: “Putin istiyor Erdoğan yapıyor”

          Bunları söyleyenler Pensilvanya’nın yolunu biliyorlar mı acaba?

          Doğru, elbette zaman gerçeği ortaya çıkarır. Elbette işaretler hakikati gösterir ama siz işaretlere bakıp da mı konuşuyorsunuz?

          Putin’in Amerikan seçimlerini etkileyerek Trump’ın seçilmesini sağladığı Amerikan mahkemelerine konu oldu. Erdoğan önümüzdeki seçimlere mutlaka kazanması gereken seçim düşüncesiyle bakıyor.

          Bu da mı bir işaret değil?

          Yerinde olsam beni ciddiye almazdım:))

          • Okumaya devam et, Barancığım. Benim buranın dışında takıldığım bir yer yok. Oğur’un Bernar efendinin işaretiyle 1-2 yazısını okumuşluğum var. Karar’a bir ara girdim-çıktım. Diğerini ilk defa duyuyorum. Mahkemeler işlerini yaparlar. Putin’in ABD seçimlerinde etkili olmuş olacağına inanmıyorum (herşey bir yana Putin hakkında pek iyi düşünenlerden değilim). Etkisi varsa marjinaldir. Seçimlere orada da burada da ülke seçmenleri karar verip belirleyici olur. Bundan sonradır ki ilgilenen ülkeler yeni siyasetlerini belirler. Umalım ki yaklaşmakta olan seçim sonuçları ülkemiz için iyi olsun komşular ve dünya patronlarıyla ilişkilerimizi düzeltme şansı doğsun. İşlerimiz kolay değil.

  6. Chp li İmamoğlu yerel seçime girerken deprem için 100 bin konutun dönüştüreleceğinin sözünü vermişti. Belki hatırlayan vardır. Daha nice vaatlerde bulunmuştu. Herşey çok güzel olacaktı. Şimdiki durumu ne..Fısss. Bunları halk görmüyormü, kıyaslama yapmıyor mu. Chp İstanbulu aldı ama Türkiyeyi kaybedecek. Çalışan, hizmet üreten kazanmaya devam edecek. Klavyelerle sosyal medyanın heryerinde olabiirsiniz,sesiiz çok çıkıyor olabilir ama gerçekleri siz de yakında göreceksiniz, herzamanki gibi.

    • dereyi görmeden köprü görme sende rüyanda fatih. kentsel dönüşüm İmamoğlu nu aşar. Avcılar şu anda nerdeyse yeniden inşa ediliyor. vs.. öte yandan esenler Anadolu yakası falan..
      konu k.dönüşümde bundan 3-4 sene önce
      “ben burayı yıkacaamm!” kafası jakimdi ve çoğu yeri yıktılar! ama yıkılan yerin sahibi değil kazanan, birileri kazandı adamlar😊.
      *artık eskisi gibi olmayacak:
      mütahit gelip yıkıyom, sanada belki…
      kafası bittııı….
      *şu 1000 konut işide çekilişlerden sonra bakacaz👀, neler söyleyeceksin?😂
      sonuçta, yapılan ne olursa olsun, taş üstüne taş koyana Allah razı olsun demek lazım 👐.
      son söz:medyayla anketlerle kimse kazanamaz, o işin kılıfıııı💨👂.

  7. Asgari ücrete ve memurlara yüzde 100 e yakın zam yapıldı. Bu durumda çalışan kaç milyon kişi var
    Ardından icraya düşen 2 bin liranın altındaki borçların silineceğini açıkladı. Bu da en az 4 milyon kişiyi ilgilendiriyor.
    500 bin sosyal konut projesi ise, AK Parti’ye hiç oy vermeyen oldukça geniş bir kesimin ilgisi çekti. Ciddi bir umut dalgası yarattı. Şimdiden 3 milyona yaklaştı Eyt yıl sonu tamam. Bayağı kişiyi ilgeldiriyor.
    Akparti seçmenlerine yakın geleceğe dair elle tutulur somut kazanımlar sunmaya devam ediyor.
    Muhalefet ise hala işin teorik boyutuyla meşgul. Kimsenin umudu yok. Ne yapacaklarını kimse kestiremiyor
    Şöyle diyorlar” Ekonomi o kadar kötü ki Erdoğan kesin kaybedecek” düşüncesiyle kapıldıkları rehavetin ve “Aday değil program önemli” yanılsamasının sonunda yeni bir yenilgiyle karşılaşırlarsa seçmenlerine ne diyecekler?
    Muharremi çağırsınlar, en azından dobra dobra gerçekleri söyler. Adam yine kazandı, der.

  8. Bence Erdoğan’ın ŞİÖ toplantısına gözlemci statüsünde Putin tarafından davet edilmesi mi önemli bir olay yoksa Sedat Peker’in basın danışmanı olduğu söylenen Emre Olur’un oturum işlemleri için çağrıldığı BAE kurumundan Arnavutluk’a deport edilmesi ile hava alanında hazır bekleyen güvenlik görevlilerinin tutuklaması haberi mi daha önemli.

    Rahmetli Erol olçok’un eşi Sedat Peker’e vekalet vermişti. Sedat Peker de bir gün düşündükten sonra vekaleti kabul etmişti. Sedat Peker’in bundan sonraki paylaşımlarında 15 Temmuz hakkında bildiklerini paylaşma ihtimali olmasaydı Emre Olur tutuklanır mıydı? Bundan sonra Sedat Peker konulabilir mi?

    • Yaşanan süreçte benim en çok dikkatimi çeken Erdoğan’a ne söylerseniz söyleyin hiç bir şey rahatsız etmiyor 15 yemmuzla ilgili konuşmak kadar.

      Erdoğan’ı hırsızlıkla yolsuzlukla suçlayabilir İran devletinden rüşvet aldığını da ispat edebilirsiniz. Erdoğan hiç birini umursamıyor ama 15 Temmuz darbesiyle ilgili konuşulması Erdoğan’ı çok öfkelendiriyor. Bütün suçlarla ilişkilendirseniz bile umursamıyor ama 15 temmuzla ilgili kimseyi konuşturmuyor. Kendi yardımcısı Binali yoldırım’ı bile konuşturmuyor.

      • Yani Erdoğan’ın ŞİÖ toplantısına katılmasının altında yatan temel dinamik 15 Temmuz sivil darbesi. Ruslar alttan alttan 15 Temmuz darbesinin Türk istihbaratının bir darbesi olduğunu söylüyorlar çünkü. Erdoğan’ın Putin Rusya’sını 15 temmuzla ilgili susturmasının tek yolu Putin’e boyun eğmek galiba.

        • Putinin Erdoğan’a ‘Prime Minister’ diye hitap ediyor. Yani bu durumda dünya lideri Putin Erdoğan da o dünyanın bir ülkesinin başbakanı mı oluyor.

          Bu arada Arnavutluk polisi Emre oluru Arnavutluk vatandaşı olduğu gerekçesiyle Türk yetkililere teslim etmemiş. Havaalanında gözetim altında tutuluyormuş. Bunun Erdoğan’ın BM toplantısı için ABD’de olmasıyla da ilgisi vardır mutlaka.

  9. Bu fotoğraf bana iki sürüden hiç birine ait olamayan koyun örneğini hatırlattı. Hani Kur’an-ı Kerim’de de anlatılan bir örnektir. Bir karakteri anlatırken örnek verilir. Başka hiç bir ülke lideri hem NATO hem de Şanghay Zirvelerinde boy göstermiyor. Sadece Erdoğan Batı ile Doğu arasında gidip gidip geliyor. Bunun ülkeye bir hayrı olmadı, belki Erdoğan’a içerde itibar sağlıyordur. Maksat da bu gibi.

  10. Artık muhalif basın savunmada.
    Bugün, Muhalif medya grubu ve muhalifler sosyal basında ve yazılı basında Erdoğanın Şangay ziyaretini gölgeleme ve önemsizleştirme yazıları yazmışlar. Biraz panik olmuşlar.
    Bu iyi birşey.

    Erdoğanın Madritteki son Nato toplantısında da ilgi kaynağı olduğunda, Erdoğanın Rusya Ukrayna savaşındaki tutumunda da, Tahıl Krizinin çözülmesinde de aynı tutumu izlemişlerdi. Eyt,enflasyon ve ekonomi konuları yavaş yavaş toparlanma yokunda, Erdoğanın sosyal konut projesini kötüleme yarışına girdiler zaten bir haftadır.

    Erdoğan furbolcu, bilir işini. Gol üstüne gol atıyor.
    2 senedir sistematik yalan, ftiralar ve algı çalışmalarından sonra kurulan 6 lı masanınn umut olmayacağını herkes gördü. İlk yarı bitti. Bunlar bütün eforlarını ilk yarı bitirdi. Atacak kurşun kalmadı. Sıra Erdoğana geldi. Atak üstüne atak yapıyor.

    Muhalifler kaleyi koruma çabasında. Muhalifler ilk yarı attıkları golle maçtan galip ayrıldıklarını zannettiler. Erdoğan karekter koyup oyuna asıldı beraberliği yakaladı. Böyle giderse 3-5 gol atar, maçın sonunu getirir.

    Maçtan sonu yeniken taraf:
    Hakem yanlı davrandı
    Penaltımızı vermedi.
    Karşı takım çok faul yaptı.
    Aslında biz iyiydik ama şansızdık.
    Akşam elektrikler kesildi
    Lastik patladı.
    Trofaya kedi girdi.
    Suriyeliler taraf tuttu
    Yönetim paramızı vermedi
    Kader
    Artıkın bi dahaki maça.

  11. Ne kadar önemsizleştirmeye kalkarlarsa kalksınlar bütün dünya görüyor ki Erdoğan gibi bir lideri dünya görmedi. Hiç bir lider hukuk sisteminin, askerlerin, Tüsiat gibi kuruluşların boyunduruğu altında kalıp hepsini birer birer yola getirerek gerçek halk dostu yapmaya çalışıp 20 yıl iktidarda kalmak her baba yiğitin harcı değildir, ne yazık ki böyle bir lidere yardımcı olmak yerine zavallı liderlerin arkasından koşmak Türkiye’ye vakit kaybettirmekten başka bir işe yaramaz. İnşalla 2023 seçimini kazanıp Türkiyeyi hayal ettiği duruma getirmeyi başarır.

  12. HUKUK YOLU – HUKUKSUZLUK YOLU
    Daha önce de dile getirmiştim.
    Hukuk yolu karayolu gibidir.Son derece geniş manevra imkanı sunar. Sağa-sola dönebilirsin. Hatta geri dönebilirsin. Yaptığının yanlış olduğunu fark edince tam tersi uygulama yapabilirsin.
    Hukuksuzluk yolu ise demiryolu gibidir. Bu yolda herhangi bir tercihin yoktur. O yol seni nereye götürür ise oraya gidersin.Sağa-sola dönemeyeceğin gibi, geriye hiç dönemezsin. Hatta yavaşlayamazsın bile. Hızını da devamlı arttırmak zorundasın. Gerçeklik duvarına en yüksek hızda çarpabilmek ive sonunda tuz-buz olabilmek için hızın devamlı arttırılması gerekir.Yani haksız ve hukuksuz uygulamaların arttırılarak devamı.
    Pekâlâ hukuksuzluk yolunun zorunlu tercihleri sadece içeride mi?
    Dış politikada da dayatmalara boyun eğme mecburiyeti vardır.
    Tercih işi çoktan bitti.
    Tercih yolun başındadır.

  13. Ağzına üç elma düşsün diye bekleyen TR ‘den, bu fotoğraftaki günlere😊..
    (birileri ecevit ayakta topçu ile resmini koymasın hemen ayıp edilmesin, eski siyasiler hakkı ödenmezler var içlerinde🤗)
    batı hesabını yapmış, eleği duvara asmış (ege kıyılarına git bir bak istersen daha anlamadıysan kendini kandırmaya devam et)
    🐦peki batı senden mi vazgeçti???
    yoksa seni başka şeyleride görmen için fırsat mı sunuyor sana??👀
    🐐yok ben keçi inatlıyımdır illede natoya hüpleyeceemm kendimi diye ısrar edersen!😂
    sen bilirsin valla onlara göre hepinizi birden ..

    • TR’nin batıdan kopup doğuya selam çakması gibi bir hayal satan varsa bu milleti keriz sanmasın sakın.
      “geçmişten kopmadan geleceği inşa etmek ”
      şu anki yönetenlerin kendilerininde bilmediği😊 en büyük özellikleri. 👏👏👏
      -Anadolu, batıya giden ticaret yolunun en güvenilir en ekonomik en kısa (İpekyolu) yoludur, bu hiç değişmez!
      -Batı, doğunun ticaret yapıp mal satacağı yegane müşterisidir, bunun zaman ve mekana göre olayı değişir! (sende bunun potansiyel aracı pazarlama cısısın!!!🤗🤗🤗).
      -Peki batının kazancı ne ola ki?
      Batı sana satacak herzaman birşey bulur satacak. olmadımı, iki kardeşi iki komşuyu birbirine düşürür, gene sana bulur bişey satacak😠 (tüfek, top, füze, nükleer, bulamadımı!?..
      uzaydan sana arsa satar yine bulur bişey seni kekleyecek😂😂😂).

  14. Erdoğan’ın Şangay işbirliği örgütüne katılmak ihtimaline karşı batılı ülkeler nasıl bir mesaj alması gerekiyor acaba. Batılı ülkelerin bununla ilgileneceklerini hiç sanmam ama Rusya ve Çin Türkiye’nin batılı ülkeler ile ilişkilerini tamamen koparmasına fena halde kızabilirler.

    Mesela Putin Türkiye’nin NATO’dan ayrılmasını asla istemez, Çin de Avrupa’dan kopmasını istemez. Niye istesinler ki. Avrupa ülkeleri ile ilişkileri olan ve milyonlarca vatandaşı Avrupa ülkelerinde yaşayan Türkiye’den daha iyi faydalanmazlar mı. Bu yüzden ŞİÖ’ya üye yapmak istemezler bile. Batılı ülkeler ise Türkiye’nin ŞİÖ üyeliğiyle ilgilenmeyebilirler. Erdoğan’ın ŞİÖ üyeleriyle verdiği samimi fotoğrafları sizin sınıfınız burası diyerek baskı malzemesi yaparlar ancak.

    Türkiye’nin F-16’ları alamamasının nedeni tamamen güvensizlik nedenli. Yeni bir dünya savaşını başlatma potansiyeli taşıyan bir ülkeye hangi akıllı savaş malzemesi verir ki.

    • Şanghay İşbirliği Örgütü, özellikle Çin ve Rusya arasındaki ağır rekabet nedeniyle Türkiye’nin örgütte olmasına ihtiyaç duyuyor. Ayrıca Rusya, Türkiye’nin Orta Asya ülkeleri üzerinde etkili olduğunu anlıyor. Tamamen Çin yerine Türkiye’nin de içinde olmasıyla dengenin kurulacağı öngörülüyor.
      Tabii Türkiye’nin bu pozisyonu İngiltere için de arzu edilebilir. Rusya, bu gerçeği de bildiği için Çin’in tam hegemonyasını bu yolla dengeleneceğini düşünüyor.
      Çok kutuplu dünya doğuyor ve orada da Türkiye esas yerlerden biri olacağı fikri giderek içi dolu ve gelecek vadeden fikir olduğunu da izah ediyor.
      ABD’nin bir taraftan Çin ile dertli olması diğer taraftan da Çin ve Rusya liderlerinin Semerkant’ta ikili görüşmelerine kafayı takması, bunu medyası üzerinden ana başlık haline getirmesi de ilginç oldu.
      Çin’i Rusya’ya tavır koyamamakta eleştiren de ABD, Çin ile güç mücadelesi eden de ABD.
      Gerçi Çin’in hegemonyasını dengeleyecek güçlerden birinin Rusya olabileceği faktörünü göz ardı ediyor olabilmesi ise başka bir ana başlık olmalı.
      Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi’nde Türkiye’ye duyulan ilgi ve alaka, Türkiye’nin kullanabileceği bir kozdur. Elindeki kozlar arttıkça ise; Türkiye’nin dengeyi koruyabilme ve hiç kuşkusuz kendisi ile hesaplaştırma imkânına daha fazla kapılar açılıyor.

  15. En sondan başlayalım ; aslında bu mesaj da ters tepebilir .
    Zira Batı’dan özellikle bankalarla ilgili bir homurdanma geldi ; esasen Batı , Türkiyenin Rusya_ Ukrayna arasındaki ,
    kendilerini de yakından ilgilendiren arabuluculuk faaliyetlerini biraz da mecburen anlayışla karşılarken Türkiyenin bunu bir fırsata çevirmeye çalıştığının da farkındalar .
    Bu nedenle ortalığı fazla bulandirmadan yakında başka
    başka homurdanmalar da gelebilir .
    Şanghay toplantısına gelince ; Türkiye buraya statüsü uygun olmadığı halde ,
    aramızdaki parlak ilişkilerin yüzü suyu hürmetine ve
    tamamen Putin tarafından özel bir jestle bu düzeyde katılım sağlamıştır .
    Türkiyenin buraya üye olmasının Batı ile olan ilişkilerimize özellikle NATO konusunda bir sorun yaratacağını zannetmiyorum .
    Çünkü Şanghay örgütünün askeri bir amacı yoktur.
    Tabii ki en doğrusu , konunun enine boyuna incelenmesi ve degerlendirilmesi tamamen
    uzmanların işidir.

  16. insanda biraz vijdan olur.
    ülke nana muhtaç Erdoğan her hafta 2 veya 3 ülkeye gezmeye gidiyor miliyonlaca dolar harciyor.
    Bizim bu millet ne biçim? Benm hakkım haram olsun. beş kuruşluk kazancımızdan vergi aliyor hem paramızı yiyiyor hemde bizlere hakaret ediyor bizim rızkımızide har vurup harman savuruyor.

    • Kılıçdaroğlu kendini kabul ettiremezse ortada iki ihtimal var: Birincisi “Ekmeleddin modeli”. İkincisi ise her siyasi partinin kendi adayıyla seçime girmesi. Bunlardan hangisine karar verileceğini zaman gösterecek. Ancak Erdoğan’ın henüz rakibi bile belli değilken onun kaybedeceğine dair seçim tahminleri yapanlar komik olmuyorlar mı?

  17. Türkiye’nin son yıllarda geldiği itibar noktasını, Sayın Cumhurbaşkanı’nın fotoğraftaki liderler nezdindeki konumlandırılmasını tartışmaya mahal bırakmayacak netlikte ifade etmektedir…
    “İngiltere’nin dostları ya da düşmanları yoktur; çıkarları vardır” sözünün İngiltere için söylenmesine bayılan müstemleke aydınlarımız, aynı laf Türkiye için dile getirildiğinde her ne hikmetse tedirgin oluyorlar…
    Allah ıslah etsin…

  18. Medyada yayınlanan fotoğrafları ABD büyük bir endişeyle izledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşuyor, liderler onu büyük bir ilgiyle izliyor. Şimdi sırada Birleşmiş Milletler Genel Kurulu var. Biden F-16 satışı başta olmak üzere Türkiye’ye bütün kapıları açacak…
    İşte usta kaptan budur. Dalgalı denizde gemisini başarıyla sakin sulara çıkarır. Dünya onun kıymetini anladı, el üstünde tutuyor, bir de biz farkına varabilsek…

    • Dünyayı kurtaran kaptan reyiz temel emice:)) her sene verilen bütçe açıkları cari açıkları nasıl finanse ediliyor? Her sene sık sık dışardan kaynağı belli olmayan şu kadar para girişleri oldu haberleri görüyoruz. O dışarsı neresi? Gelen para kimin parası. Kim kimi kurtarıyor?

Comments are closed.