Dimyat’a pirince giderken.. Yok hayır, Şangay’a doğru yol alırken hesap tutar mı?

34
Nancy Pelosi Erivan'da..
Reklam

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan neredeyse on yıldır dilinde olan Şangay İşbirliği Örgütü içerisinde yer alma arzusunu bir kez daha tekrarladı. Örgütün Hindistan’da yapılacak bir sonraki zirvesinde ilişkiler daha ileri bir seviyeye çıkacakmış. Hedef üyelikmiş…

Eh, herhalde bizlere “Hayırlı olsun” demek düşüyor.

Açıkça ifadesinden kaçınılsa bile dünyada ikili bir yapılanma söz konusu. Geçmişte, Soğuk Savaş yıllarında, ‘Doğu-Batı blokları’ ikili yapısı vardı ve bu durum Sovyetler Birliği’nin ortadan çekilmesiyle tekli bir yapıya dönüşmüştü; sağolsun Rusya Federasyonu devlet başkanı Vladimir Putin sayesinde şimdilerde yeniden eski duruma dönülmek üzere.

Hatta bir farkla.

Eskiden ‘dehşet dengesi’ diye adlandırılan bir düzlemde yürüyen ve sıcak çatışmalardan kaçınılan bir anlayış hakimdi iki cepheye, şimdi ise Ukrayna’da açıkça görüldüğü üzere, taraflar savaşı göze alabilecekleri görüntüsü verebiliyor.

İki taraflı yaptırımlarla hangi ülkenin kimin yanında yer aldığı anlaşılıyor.

Vaktiyle bir cephe içerisinde yer alan ülkenin öteki cephe ile de ilişki kurması söz konusu değildi; cephelerin lideri konumundaki ülkeler bu kez de kendilerine yakın duran karşı cepheyle ilişkili ülkelere “Tarafını belli et” telkininde bulunuyorlar.

Türkiye hangi tarafta?

Reklam

İkinci Dünya Savaşı’ndan günümüze kadar uzanan dönemde ülkemiz Batı bloku içerisinde yer almakta. Avrupa Birliği hariç hemen her Avrupalı örgütte üye Türkiye. Güvenlik örgütü olarak da NATO’nun bir parçası. Bunun doğal sonucu olarak da, ekonomik açıdan ticari ilişkileri daha çok Avrupa ile.

Şangay İşbirliği Örgütü’ne üyelik Türkiye için yeni ve farklı bir tercih.

Herhalde karar vericiler “Neden iki tarafta da bulunmayalım” düşüncesiyle hareket ediyorlar.

Olabiliyorsa olalım elbette.

Acaba böyle bir durum mümkün mü?

Kendi soruma kendim cevap bulmaya çalışayım.

Geride bıraktığımız hafta Türkiye’yi yakından ilgilendiren iki yeni gelişme yaşandı. 

İlkinde, ABD Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne uygulamakta olduğu silah ambargosunun kaldırıldığını duyurdu. 

Reklam

Eş zamanlı olarak, ABD Temsilciler Meclisi’nin daha önce Çin’i rahatsız eden Tayvan ziyaretiyle dikkatleri üzerine çekmiş olan başkanı Nancy Pelosi’nin Ermenistan’a uğrayacağı tuttu.  

Pelosi ve başkanlığını yaptığı Temsilciler Meclisi üyelerinden oluşan ABD heyeti, şu sıralarda Ermenistan’ın başkenti Erivan’da.

Ne oluyor?

Böyle gelişmeler öncesinde genellikle yeni durumdan etkilenebilecek müttefik ülkeler haberdar edilir. Türkiye her iki konuda önceden bilgilendirilmiş olması gereken ülke. ABD’nin şimdilerde ‘stratejik ortaklık’ diye adlandırılmasa da, pek çok alanda ortaklık ilişkisinde bulunduğu, NATO müttefiki Türkiye’ye bu gelişmelerden önce danışmış olması beklenir.

Danışma bir yana bilgilendirme yoluna gidilmediği Ankara’dan verilen tepkilerden anlaşılıyor.

Ankara’nın her iki gelişmeyi bizler gibi olup bittikten sonra duymuş olması düşünülemez; herhalde Kıbrıs ve Ermenistan ile ilgili gelişmeler önceden biliniyordu. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gündeminde bulunmadığı halde son anda verilen bir kararla Özbekistan’daki Şangay İşbirliği Örgütü zirvesine katılmasını ve oradan Birleşmiş Milletler yıllık toplantısına katılmak üzere New York’a giderken uçakta medya temsilcilerine yaptığı “Örgüte katılabiliriz” açıklamasını ABD’nin bu yeni tavrına cevap olarak değerlendirebiliriz.

Küçük bir ihtimal de olsa, yukarıdaki değerlendirmenin tersi de doğru olabilir: ABD Türkiye’nin Şangay örgütüne katılma niyetinden önceden haberdar olmuşsa, buna bir tavır olarak, bu iki âni girişimin planlanmış olması da mümkün.

Şangay işi bir tarafa, Ukrayna konusunda farklı bir politik çizgi izleyen, Rusya ile ilişkilerini birkaç tık ileriye taşıyan bir görüntüsü var Türkiye’nin; Kıbrıs’a silah ambargosunun kaldırılması ve Pelosi’nin Ermenistan ziyareti o görüntüden duyulan rahatsızlık için de olabilir.

Hangisidir bilmesem de, yaşanan olayların birbiriyle irtibatlı olduğunu kabul etmek gerektiğine inanırım.

Türkiye bağımsız bir ülke olarak tarafını kendisi seçme hakkına sahip; hükümet izleyeceği politikayı ülke çıkarlarına göre belirler ve uygular.

ABD ve Batı dünyası ile ittifak yerine Rusya ve Şangay örgütündeki dostlar tercih edilebilir.

Ülke çıkarları bunu gerektiriyorsa…

Peki ülke çıkarları bunu gerektiriyor mu?

Soruyu sorduğuma göre bundan kuşku duyduğum sonucunu çıkaranlar yanlış düşünmüyor.

Kuşkumun altında son birkaç yıl boyunca gündemi işgal eden S-400 olayı yatıyor.

Gerekçe ‘ihtiyaç’ olarak gösterilmiş olsa da, Rusya’dan füze savunma sistemi alınması da hükümetin Batı ülkelerinden -daha çok da ABD’den- duyduğu rahatsızlığa bir tepkiydi. Türkiye’nin başka seçenekleri bulunduğunu göstermek niyetiyle ilgili bir mesajdı o.

Hayli yüksek bir meblağ ödenerek satın alınmasına rağmen, ABD’den gelen ‘yaptırımlar’ sebebiyle, satın alınan S-400 sistemi kullanıma sokulmadı.

Para ödendi, satın alındı, ülkeye getirildi ama kullanılmıyor.

Kullanılmadığı halde ‘yaptırımlar’ devam ediyor ama. Türkiye’nin üretim ortağı olduğu ve parasını ödediği F-35 jetleri bu yüzden ABD tarafından teslim edilmiyor. F-16 uçaklarının modernize edilmesi ve yenilerinin satılmasına da yanaşmak niyetinde görünmüyor ABD.

Rahatsızlık duyulduğunu hatırlatma amaçlı bir mesaj olarak düşünülmüş S-400 konusu Türkiye için iyi sonuç vermedi.

Hükümet için de.

Şu sıralarda yaşanan ekonomik sıkıntılarda yanlış kararlar ağırlıklı sebep olsa da, ABD yaptırımlarının da bunda etkisi var çünkü.

Ekonomi seçime gidilirken AK Parti’nin yumuşak karnı.

Yeni mesaj da –Şangay İşbirliği Örgütü’ne üyelik niyeti açıklaması– benzer bir sonuç vermesin?

Umarım yanış düşünüyorumdur.

ΩΩΩΩ

Reklam

34 YORUMLAR

  1. “Baran
    18 Eylül 2022 At 02:11
    Yıldıray Oğuru okumasanız da olabilir belki ama bari Zeynep Gürcanlıya bir göz atın. Başka bir çok yazar da aynı şeyi söylüyor; “dış politikamız bir tercih değil bir zorunluluk” diyorlar ve açıyorlar: “Putin istiyor Erdoğan yapıyor”

    Bunları söyleyenler Pensilvanya’nın yolunu biliyorlar mı acaba?

    Doğru, elbette zaman gerçeği ortaya çıkarır. Elbette işaretler hakikati gösterir ama siz işaretlere bakıp da mı konuşuyorsunuz?

    Putin’in Amerikan seçimlerini etkileyerek Trump’ın seçilmesini sağladığı Amerikan mahkemelerine konu oldu. Erdoğan önümüzdeki seçimlere mutlaka kazanması gereken seçim düşüncesiyle bakıyor.

    Bu da mı bir işaret değil?

    Yerinde olsam beni ciddiye almazdım:))

    Yorumu Cevapla
    H.B.
    18 Eylül 2022 At 09:58
    Okumaya devam et, Barancığım. Benim buranın dışında takıldığım bir yer yok. Oğur’un Bernar efendinin işaretiyle 1-2 yazısını okumuşluğum var. Karar’a bir ara girdim-çıktım. Diğerini ilk defa duyuyorum. Mahkemeler işlerini yaparlar. Putin’in ABD seçimlerinde etkili olmuş olacağına inanmıyorum (herşey bir yana Putin hakkında pek iyi düşünenlerden değilim). Etkisi varsa marjinaldir. Seçimlere orada da burada da ülke seçmenleri karar verip belirleyici olur. Bundan sonradır ki ilgilenen ülkeler yeni siyasetlerini belirler. Umalım ki yaklaşmakta olan seçim sonuçları ülkemiz için iyi olsun komşular ve dünya patronlarıyla ilişkilerimizi düzeltme şansı doğsun. İşlerimiz kolay değil.”
    Körler ve sağırlar birbirini ağırlar…

    • Yıldıray Oğur Erdoğan’ın 10 senelik ŞİO hayalinden bahsediyor, bu on senelik bir hayal değilki, bu hayal çok daha eskilere dayanıyor. Merhum Erbakan hocanın söylemleri hep bu yönlüydü. Milli görüşün temel düşüncesi buydu zaten. Erdoğan milli görüşün hayallerini gerçekleştiriyor.

      Tabi ne milli görüşçülerin ne de Erbakan hocanın Erdoğanın takip ettiği usulleri hayal ettiklerini söyleyemeyiz. Onlar da sükutu hayale uğradılar. Zaten Yıldıray Oğur da yazısını ŞİO zirve fotoğrafına bakıp gurur duyuyormusunuz diyerek bitirmiyor mu?

      Şurası kesinki sultan Vahdettin de Mustafa Kemal Atatürk de Enver paşa da Erbakan hoca da milli görüşçüler de Erdoğan da bu gün terörize edilen cemaatler de istisnasız hepsi milletin birliğini bütünlüğünü ve tam bağımsız varlığını devam ettirmesini istemişlerdi, hepsi de bunun için çabalıyor bunun için mücadele veriyordu. Ama ne varki Erdoğan’ın mücadelede tercih ettiği yöntemler bunun için doğru yöntemler olmadığı da gayet açık.

      Gene de enseyi karartmamak lazım Erdoğan’la olmadı Erdoğan sonrası olur belki.

    • Ya sen nerden çıktın birden?! Özlettin kendini! İktidarın acizane işleri sarpa sarınca kontratını tazeletir tazeletmez soluğu burada almışa benziyorsun! Ama körler sağırlar sapla saman işlerini ayırdetme konusunda pek değişmemişsin….

  2. “Bir kötülük gördüğünüz zaman
    18 Eylül 2022 At 07:07
    Bir kötülük gördüğünüz zaman, elinizle, bunu yapamazsanız dilinizle ona müdahale edin, onu da yapamazsanız kalben buğzediniz emri var.”

    Valla bugünlük elimle düzelttim birader, benden bu kadar…

  3. Demokrasiden nasibini almamış iktidar ne partisine, ne sekreterlerine, ne meclise ve ne de millete (içinde muhalefet de var) sorma gereği duymuyor. Şanghay’a gitmek istiyorum diye dünyaya ilan ediyor. Hayır seni tutan yok elbette, ancak Türkiye adına bu yetkiyi kim verdi sana. Ne hakla bunu söylüyorsun. İstanbul sözleşmesinden de böyle bir gece apar topar çıktı. Kimseye sorma gereği duymadan. Bu artık ülkenin demokrasi değil tam otokrat bir yönetimle idare edildiğinin açık göstergesi. Milletin çoğunluğu bu oldu bittileri istemiyor elbette. Ancak demokrasi yokluğunda millete bunları soran yok. O da hesap soramıyor. Ama elbette sandık gelecek takke düşecek, kel ortaya çıkacak.

    • CHP içindeki kavga, 6’lı masadaki derin çatlağın bir yansıması. Orada Akşener yeni bir oyun kurarken, CHP’li İmamoğlu ve Yavaş’ı öne sürüyor ama asıl derdi kendi adaylığı… İyi Partililere göre Akşener, HDP yükünden kurtulup İmamoğlu- Yavaş ve 6’lı masadaki muhafazakâr partilerle “üçüncü ittifak” kurarak CHP’yi üçüncü parti yapmak istiyor.
      Kılıçdaroğlu-HDP ilişkisini unutuyor tabii, yardımcısı Bülent Kuşoğlu’nun “Masa dağılır” tehdidinde bulunması boşuna değil.
      Son söz: Peki bir masayı bile yönetemeyenlerin, küresel kavgaların yoğunlaştığı bir dönemde ülkeyi yönetmeleri mümkün mü?

    • Tunç Soyer’in çirkin, ahlâksız saldırısını sadece Osmanlıya olan kin ve nefreti ile açıklayamayız. Mesele cibilliyet tartışmalarının da ötesindedir.
      Mesele 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimidir.
      Mesele saldırıyı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yöneltmektir.
      26 milyon oy ile halkın seçtiği Cumhurbaşkanına baştan beri Sultan, Padişah yakıştırmaları boşuna yapılmıyor.
      Tunç Soyer’in yaptığı bir provokasyondur. Çünkü kurtuluş gününde işgalci Yunan’dan bahsetmeyip milletimizin büyük çoğunluğunun sahip olduğu Osmanlı muhabbetine saldırıyor.
      Aslında kamu düzenini bozma açısından da yaptığı suçtur.

  4. Sayın Koru ,
    Sayın Erdoğan o S400 lerin parasını Ruslardan aldığı gaz fiyatından iskonto ile bedavaya getirmiştir. ilk defa bu toplantıda Xi dünyanın agabeyligine hazırız mesajını verdi. Sanki Sayın Erdoğan’ın katılımı ona bu cesareti verdi.
    Diğer taraftan, Forbes te yer alan dünyanın en büyük 500 şirketinin 400 ünün Çin de yatırımı var. 40 yıldır Çin i büyüten batı mı bizim O cenahta yer almamıza itiraz edecek. Hadi canım sende .
    F 35 başka bir hikaye . insansız uçağın motorlarının ateşlediği haberi internete düştü. Gelecek otonom uçaklarda ve yapay zeka ile çok daha etkin oluyorlar. insan biyolojisi 4 G den sonrasını kaldırmıyor.

    • Türkiye’nin ürettiği silahların ağırlıklı olarak orta doğu ve asya ülkelerine gittiği ve çatışma bölgelerinde de aktif kullanıldığı söyleniyor. Bu durumu Türkiye’nin NATO üyesi bir devlet olması yönüyle nasıl anlamlandırırsınız?

      Yani NATO ülkeleri Ortadoğu ve Asya’da Türkiye eliyle kontrollü bir mücadele yürütüyor diyebilir miyiz, diyemezsek niye diyemeyiz?

      • Baran bey “Türkiye’nin ürettiği silahların ağırlıklı olarak orta doğu ve asya ülkelerine gittiği ve…” demişsin de;
        ukrayna, polonya, litvanya… gibi ülkeler sence nerede bulunuyor, ortadoğuda mı asyada mı?
        Yoksa bu ülkelerin pakistan kadar ağırlığı mı yoktur?

    • Şu gazın fiyatını açıkla da bir içimiz rahat etsin. hayal aleminde yaşıyoruz artık çıkalım şuradan Allah aşkına. Cinping’in ağabeyliği de yerin dibine batsın, ondan mı medet umacağız? Çingeneye beylik vermişler önce babasını asmış hesabı, zararından başka bir şey veremez Çin.

  5. 1 . Tarihin gördüğü en kanlı ve topyekün savaş olan her iki dünya savaşında; başta ABD olmak üzere Ingiltere ve Fransa gibi ülkelerin işbirliği yaptıkları hatta BM çatısı
    altında bir araya geldikleri Rusya ile daha sonra nasıl ve neden böyle kanlı bıçaklı düşman oldular, anlamak mümkün değil !
    Keşke o birlik beraberlik devam ettirilebilseydi ; dünya , insanlar çok daha huzurlu , rahat ve mutlu olur , iyi ve güzel yaşardı.
    Ve hala savaşı krallar çıkarır, askerler ölür !
    2 .Rahmetli Inönü ‘nün güzel bir sözü var ; ‘Büyük devletlerle dost olmak ayıyla yatağa girmeye benzer ‘
    Türkiye , yerden göğe kadar haklı iken ayağına kurşun sıktı ve bir efelik , bir kabadayılık uğruna zerre kadar akıl ve mantığı olmayan S_400 ü aldı ; bir devlet böylesine akılsızlık yapmaz !
    3 .Büyük devletler , büyüklüğü oranında da kibirlidirler , burunlarından kıl aldirmazlar !
    O nedenle de küçük devletleri pek önemsemez , ciddiye almazlar hatta maalesef bazen adam yerine koymazlar!
    4 .Bir önemli diğer konu ise ABD , Avrupa ve bazı Arap ülkelerinin, özellikle RTE ‘nın kendine özgü tutum ve davranışlarına karşı duydukları antipati ve buna göre devlet politikalarının belirlenmesidir.

  6. Tamam Türkiye batı ile hareket etsin eyvallah da .
    Şu 10 yılda bir darbe yapma işine nasıl evet diyelim.
    Şimdi bizi öldüren PKK ya açıktan silah verip Kürt devleti kuruyor buna nasıl evet diyeceğiz.
    Birde bunu açıklasa.
    Ne midyata a gidelim ne bulgurdan olalım.

    Kısaca beyaz efendilere boğun ey ve ortadoğunun yeni sınır çizlmesine paşa paşa ses çıkarma diyor ama usturubuyla

    • Kürtler daha önce bakımsızlık ilan edip devlet kurma teşebbüsünde bulunduklarında Amerika Kürtleri bundan vaz geçirmedi mi Serdar? Unuttun mu sonra yapmayı planladıkları referandumu iptal etmek zorunda kalmışlardı diye hatırlıyorum ben.

      Kürtler Irak’ta veya Suriye’de bir devlet kurarlarsa nasıl kurarlar kim destek olur? Bu soruya çok rahatlıkla sizin desteğinizle kurabilirler ancak derim ben Serdar! Nasıl peki? Şöyle: ilk önce kürtlerin bizzat kendilerinin bir devlet kurabileceklerine inanmış olmaları lazım.

      Kürtleri buna kim inandıracak peki? Cevap Serdar Turhan tabiki. Amerika sınırımızda bir Kürt devleti kurdurmaya çalışıyor diyerek saf Kürtleri bir devlet kurabileceklerine inandırarak. Başka türlü Kürtlerin devlet olmaları imkansız çünkü.

      • Yanlış hatırlıyorsun baran, ırakta zaten bir kürdistan var, onu da türkiye ve abd birlikte kurmuştur, iyi de olmuştur, iptal edildi dediğin referandum da yapıldı ve sandıktan bağımsızlık kararı çıkmıştı, ok?

  7. NE ZAMAN BİR YERE GİRECEK OLSAK
    Dikkat ettiniz mi?
    Ne zaman bir yere girmeye kalksak orası bize giriyor.
    Avrupa Birliği’ne girecek olduk “Gümrük Birliği” kazığı girdi.
    Suriye’ye girecek olduk, Suriye bize bir girdi ki, çıkarabilen aşkolsun.
    Bir de girecek olduğumuz yer biz girmeden tuz-buz oluyor.
    AB’ye biz gireceğiz diye İngiltere çıktı
    Yani şimdilik Brexit hasarıyla atlattılar. Bir de biz girsek ne olurdu? Hayal gücünüzü havale ediyorum.
    Gelelim Şangay meselesine;
    Şangay Beşlisine (kuruluşu 5 ülke bildiğim şu an 8 ülke) daha doğrusu Şangay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) ne girmemiz ile ilgil iki ihtimal var:
    1–Kısaca Şangaya girmemiz:
    Biz girdiğimiz an Şangay Mangay kalmaz.
    Darma-duman, tuz-buz olurlar.Bırakın müttefikliği birbirleriyle savaşmaya başlarlar. Üçüncü Dünya savaşı buradan çıkar. Örneğin Rusya Ukrayna savaşını bırakır. Çin’e savaş açar.
    Buradan ABD başkanı Biden efendiye sesleniyorum:
    –Bırakın Şangaya girişimize engel olmayı tüm gücünüzle destek olun. Bizim girmemiz demek, birliğe atom bombasından daha büyük hasar vermek demek. Birliğe girişimize onay veren ülkelerin liderleri, ülkelerinde en az müebbetle yargılanırılar.
    Bakın Rusya’ya, bir dokunduk(S-400aldık) tarihinin en büyük hatası Ukrayna’ya savaş açtı.Yakında tüm petrol ve doğalgaz gelirleri Ukrayna’nın imarına harcanacak.
    2–Şangayın bize girmesi:
    Şangay bize girerse neler olabilir?
    Sadece Suriye girdi feleğimiz şaştı.
    Vallahi Şangay beşlisi 5 asırda mı? Yoksa 5 milenyumda mı çıkar ? Orasını Allah bilir.
    Çıkarsa da, girdiği yerden çıkmaz.

    • Unutmayalım ki Başkan Erdoğan’ın uluslararası platformlarda verdiği bu fotoğraflar Türkiye’nin itibarını gösteren fotoğraflardır.
      Bu fotoğrafa karşı çıkanlar Erdoğan’a değil Türkiye’ye karşı çıkmaktadırlar!
      Başkan Erdoğan’ın takip ettiği kişilikli politika ile Türkiye’nin tarihi ve coğrafi stratejik konumu dünyaya çok net biçimde hissettirilmektedir!
      Asya’nın en uzak batısında, Avrupa’nın en uzak doğusunda, tam anlamıyla köprü olan bir Türkiye ve bu köprüyü ustaca kullanan bir iktidar ve başkan var!
      Bu politika doğu ile batı arasında yürütülen bağımsız ve dengeli bir politikadır.
      Başkan Erdoğan liderliğindeki Türkiye ne doğuya ne batıya kapağı atmış bir ülke değil tam tersine hem doğu ile hem batı ile ilişkilerini dengeli biçimde sürdürmektedir.
      Türkiye doğu ile batı arasında aracı bir ülke konumuna yükselmenin semeresini toplamaya başlayan bir ülke olmuştur!
      Başkan Erdoğan liderliğindeki Türkiye, batının çifte standardına rağmen, verdiği hiçbir sözü tutmamasına rağmen batıdan kopmak istemiyor, tüm tahriklere rağmen devlet aklını hâkim kılan bir politika takip ediyor.
      Evet batı Başkan Erdoğan liderliğindeki Türkiye’nin doğu bloku ile bağımsız ilişki kurmasını istemiyor. Hatta tehdit ediyor. Müeyyide uyguluyor!
      Ama şunun da farkında ki onlar istemiyor diye boyun eğen bir Türkiye yok artık.
      Ve bu şartlarda batı da Türkiye’ye muhtaç.

    • Evet kurulan yeni dünya düzeninde aktif rol oynayan bir Türkiye var artık!
      Başkan Erdoğan liderliğindeki Türkiye’nin Şangay İşbirliği Örgütüyle yürüttüğü ilişki batıdan kopmak değil doğuya açılmak olarak okunmalıdır.
      Başkan Erdoğan’ın son birkaç ayını şöyle seri şekilde göz önüne getirelim. Tahran Zirvesi’ne katılımı ve ABD’ye ‘Suriye’den çekil’ mesajı, Soçi buluşması peşinden tahıl koridoru için yoğun temaslar ve koridorun açılması, Ukrayna ziyareti, hemen peşinden Balkanlar oradan Semarkant ve oradan ABD BM toplantıları.
      Ve atılan her adımda bölgesel ve küresel sorunların masaya yatırılması ve hemen hepsinde Türkiye’nin öne çıkıyor olması!
      Türkiye istemeseler de nefret de etseler, doğunun da batının da umut kapısı olmuştur!
      Bu başarı Başkan Erdoğan’ın başarısıdır!
      Başkan Erdoğan bu performansıyla hangi Müslüman ülkede adaylığını koysa yüzde 90’a yakın bir oy oranıyla seçilecek desteğe sahiptir!
      İşin garibi ise Başkan Erdoğan’ın en az Türkiye’de seviliyor olmasıdır!
      Neden acaba?!

  8. Şöyle veya böyle Türkiye’nin işi bu zamana kadar hiçbir zaman kolay olmadı. Bundan sonra da olmayacak. En iyisi kendi kaynaklarını çok iyi kullanarak hasbel kader gelişebilmesi kendi kendine yeter hale gelebilmesi. Kuzey Kore’ye karşı ABD Güney Kore ile stratejik ortak. İnternetteki bilgilere göre Güney Kore’nin ABD firmalarıyla yılda kabaca 160-170 milyar dolarlık ticaret ilişkisi var (çokçası teknoloji ürünleri). Bizde böyle birşeyin alt yapısı yoktu ki bizim ABD dahil Dış ülkelerle bu tür ticaret ilişkilerimiz gelişmiş olsun. Vaktinde yapılsın yapılmasın seçimlere endeksli bir ülkeyiz….

    • Sayın hb “Vaktinde yapılsın yapılmasın seçimlere endeksli bir ülkeyiz….” diyorsun da;
      diğer ülkeler neye endeksli acaba, darbelere filan mı?
      Seçimlere endeksli olmak darbelere endeksli olmaktan daha iyidir kanımca…

      • İstediğin anlama çekebilirsin, H.Gayret! Daha önce “opportunity cost” diye bir şeyden bahsettim, ne anladın ki? Tekrar aynı örnek üzerinden gidelim. Bir an önce ekonomi piyasasına dahil edileceğine TOGG yerli araba seçim yatırımı olarak saklanmaz. 6-7 yıldır görücüye çıkara çıkara bir hal oldunuz!

        Demek istediğim şu; kültür meselesi! Bizde seçimler o kadar önemlidir ki istismar edilircesine gösteriş ve oy hesabı için ülke hizmetleri seçimlere yatırım olarak seçimlere yaklaştığında vaad olarak ilan edilir. Başa gelenler ilk 2 sene heyecanla sözde birşeyler yapar hizmet olarak sunarlar. Ondan sonra da hazır parayı vaadettiklerinin tam tersine israf ederler, önceliklerini şaşırırlar, kendi partizan çevrelerine hizmet ederler. AKP bu işi kaç seçimdir yapa yap gına geldi. Neler vaad ettiler vaadlerinden bir süre sonra neler yaptılar.

        ….
        Şaşaası, israfı, şaşkın bir iktidar
        Gel gör ki buna dedikleri şey itibar!

  9. Fehmi bey soruyor
    Türkiye hangi tarafta?

    Önceden de bu tartışma baya bir hararetle yapılmıştı.
    Önceden Nato ve Abd Türkiye üzerinde çok etkili olduğu için bu konunun tartışılmasına bile çok müsade etmemişti. Türkiyedeki Amerikancı yazarlar hemen tarafını seç moduna girmiş, Avrasyacı yazarlar da Türkiyenin Natoyu bırakıp Şangay beşlisine girmesini istemişti. İki taraf da Türkiyenin bir tarafta olabileceğini belirtmişti.
    Hemen tarafını seç yazıları gelmeye başladı yine
    Geçti o devirler.
    Bence eski Türkiyenin düşünce tarzı ile düşünüyorsunuz. Evet o zaman Türkiye Abd ve Natonun yanında durmalıydı. Şimdi de ayrılsın demiyorum. Yönünü her tarafa seçsin.
    Türkiye milli çıkarları gereği hem Doğu’yla hem de Batı’yla hem Ortadoğuyla hem Afrikayla hem güneyle hem kuzeyle işbirliği yapmak zorunda.
    Her zaman diyoruz ya Ne batılıyız ne doğulu. Coğrafi konumumuz hertarafla işbirliğine gitmemiz gerekliliğini zorluyor.
    Nato ve Avrupa bizim konumumuzun zaten farkında. Türkiyenin enerji koridorundaki yeri belli. Bizim heryerde olmamız Batının da işine gelir. Tam köprü durumundayız. Akıllı davranıp Natonun gönlünü alıp Şangayda da olabiliriz veya başka yerde de.

    Bütün Nato ülkeleri Rusya Ukrayna savaşında konumunu belirledi Türkiye ve bir kaç ülke hariç. Nato ülkeleri Türkiyenin bu ha tarafsızlık durumunu normal karşıladı. Batılı ülkelerde tartışmalarda biz niye Türkiye gibi yapmadık Türkiye iyi yaptı gibi tartışmaları sosyal medyadaki haber sitelerinde okuyoruz. Hata son tahıl sevkiyatında Nato ülkelerinin tahıla ulaşmasını sağladı. Enerji konusunda kilit konumuna gelebiliriz. Taşımacılık konusunda zaten kritik yerdeyiz. Kanal İstanbul mevzusu iyi anlaşılabilseydi. Deniz sevkiyatından çok büyük gelirleri şimdiden toplayabilirdik belki.

    20 yıl öncesindeki Dünya yok Fehmi bey. Panik olmayın. Bir tarafta olmak yerine her yerde işbirliğine gitmek Türkiyenin yararınadır. Her yönüyle tartışılsın bu konu. Faydası var.
    Ama Türkiyedeki algı grubu hemen başladı..Türkiye yönünü doğuya çevirdi. Amanınnnn. Türkiye yanlız kalacak Amanınnnn. Sonra da yanlızıs dostlarım yanlızıs yanlıs türküleri çığırıyorsunuz.
    Her yönüyle tartışılsın bu konu. Başkalarını çıkarlarından çok kendi menfaatlerimizi ön plana alarak, panik olmadan tartışmada fayda var.

    • Fatih bey Tacikistan-Kırgızistan Sınırında yaşanan çatışmalardan gelen cukkaların sıcaklığı kaç derece? Türkiye menşeli Bayraktar ASELSAN markalı silahlar iyi çalışıyor mu? Biraz da bunlardan mı bilgilendirsen acaba bizi? Silah ticaretinde çok para var diyorlar nasıl bu işi tavsiye edermisin? Gerçi soydaşı soydaşa kırdırmayla gelen paranın bir hayrı olmaz diyorlar ama. Sen ne diyorsun?

      • Hevaller çok çekmiş ihadan sihadan anlaşılan. Senin Anerikancı yanın ağır basıyor anlaşılan
        Tabi senin sesin çıkmaz Amerikanın Natosu Suriyede size devlet kuruyor. Eee at sahibine göre kişner demişler atalarımız. Bundan sonra böyle Türkiye kiminle menfaati var, menfaatler üzerinden anlaşmalar yapar. Sizler diyordunuz bunu. Bak devlet sizi dinlemiş, değer vermiş. Bir de çözüm istiyorsunuz. Size çözüm varda Hdp-Pkk ya çözüm yok. Pişman olmadan gel devletinin yanında dur.

        • Ben Türkiye’nin silah üretmesine karşı değilim, üretilen silahların kullanılma biçimini eleştiriyorum ve silahların ateşlenmek için değil caydırmak için sahip olunması gereğini savunuyorum

  10. Biz NATO UYESIYİZ :
    savunma amaçlı hava savunma sistemi isteyip alamayan bir uye.
    Güney sınırında yeni bir devlet kurulması düşünülen bir ülke
    Parasını ödeyip uçak alamayan bir ülke
    Kuzey batı sınırında ve batısında üsler kurulan bir ülke vs vs
    Peki kim yapıyor bunları NATO ÜYELERİ VE BAŞTA ABD .
    Buna müttefiklik mi denir dostluk mu denir ne denir?
    Peki sizce türkiye ne yapmalıydı ?
    Her isteneleni yapan asla kendi savunma sanayisi olmayan , emir komuta
    ile hareket eden bir ülke mi olmalıydı .ASLA
    Evet bugün yaşadığımız sıkıntıların çoğunda batı tarafından reva görülen
    eylemlerin sonucu yatmaktadır.
    Bizi ekonomi ile terbiye etmeye çalışıyorlar ayıp olmasa savaş da ilan edecekler
    ama maçaları yemiyor ?(savaş ilan etmeyeceklerini bizimkilerin ABİSİ açıkladı )
    Türkiye kendi bildiği istikamette yoluna devam ediyor. Ya doğru istikamette
    gidecek ya da batının uysal oğlanı olarak kalacak ve kendisine sunulan küçük
    nimetlerle MARABA gibi yaşamını sürdürecek.

  11. Bir kötülük gördüğünüz zaman, elinizle, bunu yapamazsanız dilinizle ona müdahale edin, onu da yapamazsanız kalben buğzediniz emri var. Son durumun imanın en zayıf noktası olduğu da belirtiliyor. Bir de tabii kötülüğü yapandan yana olmak var ki herhalde bu durumda da dinden çıkılıyor.

    Son on yılda olanlara bir bakalım. Türkiye Suriye’de muhaliflerden yana tavır aldı. Buna gerekçe olarak da Esat rejiminin geniş halk yığınlarına yaptığı insanlık dışı ve anti-demokratik muameleler gösterildi. Başlangıçta geniş alanlar muhalifler tarafından ele geçirildi. Ancak Rusya ve İran’ın muhaliflerden yana değil baskıcı Esat rejiminden yana tavır almasından dolayı muhalifler dağıldı ve yenildiler. Ayrıca aralarında bir IŞID belası çıkarıldı. Türkiye’nin desteklediği yüzbinlerce Suriyeli, Rus ve İran desteğinde öldürüldüler. Şehirler acımasızca bombalandı. Türkiye’ye de 5 Milyon Suriyeli mülteci olarak geldi. Türkiye şimdiye kadar milyarlarca dolar para harcamasına karşı inanılmaz kayıplarda. Gelenler de mutlu değiller.

    Çin, Doğu Türkistan’daki politikasını değiştirerek Uygur halkına karşı tam bir soykırım politikası uygulamaya başladı. Milyonlarca kadın ve erkek eğitim kampı adı altında hapislere alındı. Tüm dini pratikler yasaklandı. Yüzlerce yıllık camilerin yerlerinde şimdilerde yeller esiyor. Uzaydan çekilen onlarca görüntüde yıkılan tarihi camiler görülebiliyor. Uygur bölgesinin nüfus yapısının değiştirilmesi için milyonlarca Çinlinin Doğu Türkistan’a yerleştirilmesi teşvik ediliyor. Hatta iş o raddeye vardırıldı ki Uygurların evlerine zorla Çinli erkek yerleştirme politikası uygulanıyor. Youtube’da bu konuda birçok video var.

    Filistinde yapılanlara verilen tepkinin yüzde biri bile Uygurlara yapılanlara verilmiyor. Üstüne üstlük bir de zalimler liginde yer alacakmışız. Yazık.

    • Çin li yetkililer diyor ki bizim Mu müslümanları olan 22 milyon Çinlilerimiz de var. Onlar ile ilgili herhangi bir şikayet yok. 2013 yılında Urumçi ayaklanması da çekilen görüntüler servis ediliyor. Azınlık psikolojisi altında yaşayan insanlara bunu kabullenmeleri için eğitime alıyoruz diyorlar.
      Çin de 44 bin cami , 12 bin kilise , 9 bin Pagoda var. Dinlere tolerans var diyorlar.
      Yorumsuz aktarıyorum. işin bir de bu yönü var diye .

    • ALTILI MASA’NIN altı da üstü de bir alem. CHP’nin içi de bir alem. Bu alemlerin içine düşen yandı. YENİDÜNYA DÜZENI KURULUYOR. TÜRKİYE’NİN
      ÖNÜNDE BÜYÜK FIRSATLAR
      VAR, BAŞKAN ERDOĞAN
      ÖZBEKİSTAN’DAN AMERİKA’YA
      GEÇİYOR. KÜRESEL LİDERLİK
      YAPIYOR. ALTI ARTI HDP-PKK
      MASASI BİRBİRİNİ YİYOR.
      Birbirini yiyen altı artı HDP-PKK masası ve yangın yerine dönmüş bir CHP Türkiye’yi idare edebilirler mi? Allah korusun, daha iktidara gelmeden birbirini yiyenler, yarın TÜRKİYEMİZİN GELECEĞİNİ DE YEME
      TEHLİKESİ ORTAYA ÇIKMAZ MI?

  12. Şüphesiz, Batı’ya gerçek manada alternatif olabilecek bir oluşum da yok ortada. Şanghay İşbirliği Teşkilatı henüz ne 1980’lerin AET’si kıvamında ne de 1990’ların NATO’su ayarında bir uluslararası örgüt. Rusya-Çin, Hindistan-Çin, Hindistan-Pakistan arasındaki irili ufaklı siyasi problemler ve karşılıklı güvensizlik bu oluşumun daha müessir bir uluslararası aktör olmasının önüne geçiyor. Mesela, Rusya ve Çin’in Batı ile problem yaşadığı bugünlerde, bu iki devlet bile avro öncesinde AET’nin farazi mübadele aracı olan ECU (Avrupa Hesap Birimi) benzeri bir mübadele aracını işleme koymayı teklif etmiyor. Hâlbuki Asya Hesap Birimi’nin (ACU), ticarette kullanılmaya başlanması durumunda, doların ve avronun saltanatlarının tamamen ortadan kalkacağı gerçeği belki de Moskova’yı ve Beijing’i de ürkütüyor.
    Önümüzdeki hafta BM Genel Kurulunda cılız da olsa BM Reformu gündeme gelse, sadece ABD, Fransa ve İngiltere mi buna karşı çıkacak sanıyoruz. Rusya ve Çin de mevcut adaletsiz düzenden nemalanmadılar mı yıllarca? Uluslararası hukuku kendi çıkarları doğrultusunda ihlal edebilme lüksü sadece Batılı başkentlere ait değil.
    Türkiye bu gerçeği biliyor. Yağmurdan kaçarken doluya tutulmak istemiyor. Ankara’nın yaptığı Batı’ya alternatif peşinde koşmak değil, dünyanın dört bir yanıyla dengeli ilişkiler içine girmek. Batı’nın da kendisiyle ilişkilerinde, muhatabının kim olduğunu daha net görmesine “yardımcı olmak”. Birkaç ay arayla hem NATO Zirvesine, hem Şanghay İşbirliği Teşkilatı Zirvesine, devlet başkanı seviyesinde katılabilen tek ülke olmanın doğuracağı avantajların, dezavantajlardan fazla olmasını temin edecek olan ise her zaman olduğu gibi hariciye teşkilatımız olacak.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız