Kanuni’den günümüze.. Şimdi ‘İslamofobi’ pençesindeki Macron’un ülkesi Fransa’nın bizim için anlamı…

25
Kanuni Sultan Süleyman'ın Kral Françoise'ya yazdığı mektup..

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Fransız mallarını almayın” tavsiyesi sonrasında başlayan boykotun yalnızca bizde görüldüğü yolundaki genel kanaati düzeltmekle yazıya başlayayım. Fransa’da meydana gelen ‘İslamofobi’ kokulu gelişmelere tepki veren tek ülke Türkiye değil. İslam Dünyası’nda pek çok ülkede Fransa’ya tepkiler yaşanıyor ve tepkinin en fazla görüldüğü alan da Fransız mallarını boykot…

Bizden önce Kuveyt ve Katar’da başladı boykot, Ürdün’de de Fransız ürünü mallar boykot ediliyor…

Kuwait Times gazetesi, dün, ülkenin dışişleri bakanının Fransız büyükelçiyi bakanlığa çağırarak bir öğretmenin Paris’te bir fanatik tarafından hunharca katledilmesini kınadığını, ardından Fransa’da baş gösteren İslam karşıtı eylemlerden duyulan rahatsızlığı da ifade ettiğini, halkın tepkisi üzerine marketlerin raflarından Fransa’dan ithal edilen peynirlerin kaldırıldığını yazdı. Aynı haberde, Katar’da en fazla rağbet gören Carrefour ve Monoprix süpermarketlerinden halkın ayağını çektiği ve yerel Al Meera marketinin de Fransız menşeli ürünleri raflarından kaldırdığı ayrıntısı da yer alıyor. 

İslam Dünyası sanıldığı kadar konuya duyarsız değil.

Hiç kuşkusuz Fransa’ya verilen her düzeyden tepkiler yerinde. Emmanuel Macron’un kabul edilemez söyleminin ve o söylemin etkisiyle Fransız entelijansıyasının takındığı tavrın tasvip edilecek bir yönü yok. 

Eksik kalan tek nokta, tepkinin tek taraflı yapılması. Öncesinde, boğazı kesilerek katledilen öğretmenin uğradığı bu saldırı bizde de en keskin ifadelerle lanetlense iyi olurdu. Terörün her türlüsüne karşı dimdik durmak gerekiyor.  

İkili ilişkiler dün başlamadı

Fransa ile Türkiye’nin ilişkileri çok uzun yıllara dayanıyor. Genellikle iyi yönü ağır basan ikili ilişkiler var ülkelerimiz arasında. Kanuni Sultan Süleyman’ın zor duruma düşen oğlu için Kral Françoise’nın annesinin kendisinden yardım talep etmesi üzerine gönderdiği “Ben ki, sultanlar sultanı” diye başlayan mektubu pek meşhurdur.

Reklam

Napoleon’un Osmanlı egemenliği altındaki Mısır’a göz koyarak işgale kalkışması (1798-1801) bile ilişkilerin bütünüyle soğuması sonucunu doğurmamıştır.  

İlişkilerin sıcaklığı, ihtiyaç duyulduğu dönemde Osmanlı  eğitim sisteminin modernleştirilmesi çabalarında Fransa’nın örnek alınmasını getirmişti. Osmanlı’nın son dönemi aydınları ile Cumhuriyet’in kurucu kadrosu o eğitimi almış insanlardır. 

Anadolu’nun bir yerlerinde her yıl tekrarlanan gösterilerin unutturmadığı gibi, ülkemizin bazı bölümlerini işgal için asker göndermiş olmasına rağmen, Cumhuriyet’in ilk dönemindeki köklü değişikliklerde de Fransa’nın etkisi çok belirgindir.

Tek yönlü bir ilgi de sayılmaz iki ülkenin birbirine yaklaşımı. Pek çok Fransız aydını Türkiye ve Türkler ile yakından ilgilenmiş, yaşanan gelişmeleri yakından izlemiş, Pierre Loti gibi bazıları uzun yıllar aramızda yaşamış ve yaşadıklarını yazmıştır.

T24 yazarı Atilla Dorsay, bugünkü yazısında, tepkiler üzerine Macron’un geri çağırdığı Fransa’nın Türkiye’ye atadığı yeni büyükelçi Herve Magro hakkında şu bilgileri veriyor:

Herve Magro. Eğitimi Doğu Dilleri Fakültesi’nde Türkçe olan, daha 1988 yılında Ankara’daki elçilikte üçüncü katip olarak çalışan, sonra iki yıl Groupama adlı şirketin Türkiye şubesinde görev alan Magro, 2009 – 2013 arasında da İstanbul’da başkonsolos olarak çalışmıştı. Ve ben onu o zaman tanımıştım. Sonra Kudüs’e atanmış, yıllar sonra buraya elçi olarak dönmüş ve Haziran 2020’de göreve başlamıştı.”

Neden bu söylem ve neden şimdi?

Türkiye ve geniş İslam Dünyası ile ilişkileri bozmayı göze alacak bir üslubu benimsemiş görünen Emmanuel Macron’un bu tavrında bir yıl sonra yapılacak seçimi kaybetme endişesinin yattığı çok belli. Bir siyasi kriz anında arkasında parti desteği olmadan ortaya atılarak cumhurbaşkanı seçilmeyi başarmıştı Macron; önümüzdeki seçimde şansı o kadar yüksek olmayabilir. Şimdiki söylemiyle popülerliğini artırmayı amaçlıyor olabilir. 

Reklam

Ancak çıkışlarıyla en büyük zararı ülkesine vereceğe benziyor.

Donald Trump ve benzeri popülist liderlerde fark edilen şöyle bir özellik var: Kendi küçük çıkarlarını ülkelerinin büyük çıkarlarının önüne koyabiliyorlar.

Macron’un ‘İslamofobik’ son çıkışları bunun en taze örneği.

Ne olacak şimdi? Fransa ile başgösteren rahatsızlık nereye varacak?

Benim merak ettiğim bu çıkışları ülkesinin istihbarat örgütünün nasıl karşıladığı…

Fransa’nın dış istihbarat örgütü olan DGSE’nin başı Bernard Emié 2007-2011 yılları arasında ülkesinin Ankara büyükelçisiydi. O da şimdiki büyükelçi Magro gibi Türkiye’yi iyi tanıyan, Türkçe konuşan bir diplomat.

[Son zamanlarda Türkiye’de görev yapmış isimler istihbarat örgütlerinin başına getiriliyor. Bernard Emié ve Fransa tek örnek değil. ABD’de Mike Pompeo’dan sonra CIA’nin başına atanan Gina Haspel de Türkiye’den geçenlerden; özgeçmişinde Türkçe bildiği bilgisi var. İngiltere de, 2014-2017 yılları arasında Ankara’da büyükelçilik yapmış, Beşiktaşlı ve Twitlerini Türkçe atan Richard Moore’u, bu yıl, dış istihbarat örgütü MI6’in başına getirdi.]

Nüfusunun yüzde 8.8’ini Müslümanların teşkil ettiği, bu oranın gençlerde yüzde 20’yi bulduğu bir ülke Fransa. İslam Dünyası ile diğer Avrupa ülkelerinden daha fazla yakınlığı var. Macron kendi çıkarı öyle gerektirdiği için gerilimi artırma çabasını sürdürmek istese bile, kendisinin arkasındaki esas güç, Fransız sanayii ve bankacılık sektörü, daha ileriye gitmesini engellemenin yolunu bulacaktır.

Fransız mallarını boykot yalnız peynir sektörünü vurmaz, daha pek çok alanda faaliyet gösteren, gerilimden darbe yemesi mukadder, büyük şirketleri var Fransa’nın…

Tekil bir olayı terörü lanetlemede ortak bir cephe oluşturmak için kullanmak yerine İslam’ın hedef alındığı izlenimi verecek bir söylemi günlük kullanıma sokmakla hayati bir yanlış yapmakta Macron.

ΩΩΩΩ

Bu yazıya ek olarak iki okuma metni sunuyorum. 

İlki, Kanuni Sultan Süleyman’ın 1526 yılı Ocak ayında Fransa Kralı Birinci Françoise’ya gönderdiği gönderdiği mektup:

“Ben ki, sultanlar sultanı, hakanlar hakanı, hükümdarlara taç veren Allah’ın yeryüzündeki gölgesi, Akdeniz’in ve Karadeniz’in ve Rumeli’nin ve Anadolu’nun ve Karaman’ın ve Rum’un ve Dulkadir Vilayeti’nin ve Diyarbakır’ın ve Kürdistan’ın ve Azerbaycan’ın ve Acem’in ve Şam’ın ve Halep’in ve Mısır’ın ve Mekke’nin ve Medine’nin ve Kudüs’ün ve bütün Arap diyarının ve Yemen’in ve daha nice memleketlerin ki, yüce atalarımızın ezici kuvvetleriyle fethettikleri ve benim dâhi ateş saçan zafer kılıcımla fetheylediğim nice diyarın sultanı ve padişahı Sultan Bayezıd Hân’ın torunu, Sultan Selim Hân’ın oğlu, Sultan Süleyman Hân’ım. Sen ki, Françe vilayetinin kralı Françesko (François, Fransuva)’sun. Sultanların sığınma yeri olan kapıma, adamın Frankipan ile mektup gönderip, memleketinizin düşman istilâsına uğradığını, hâlen hapiste olduğunuzu bildirip, kurtulmanız hususunda bu taraftan yardım ve medet istida etmişsiniz (istemişsiniz). Her ne ki demiş iseniz benim yüksek katıma arz olunup, teferruatıyla öğrendim. Padişahların mağlup olması ve hapsolması tuhaf değildir. Gönlünüzü hoş tutup, hatırınızı incitmeyiniz. Bizim ulu ecdadımız, daima düşmanı kovmak ve memleketler fethetmek için seferden geri kalmamıştır. Biz dahi onların yolundan yürüyüp, her zaman memleketler ve kuvvetli kaleler fetheyleyip gece, gündüz atımız eğerlenmiş ve kılıcımız kuşanılmıştır. Allah hayırlar müyesser eyleyip meşiyyet ve iradatı neye müteallik olmuş ise vücuda gele. (Allah hayırlar versin ve iradesi neyse o olsun.) Bunun dışındaki vaziyet ve haberleri adamınızdan sorup öğrenesiniz. Böyle bilesiniz.

İkincisi de, Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın partisinin Kayseri il başkanlığı kongresinde yaptığı konuşmada Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron için sarf ettiği sözler:

“Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron denilen zatın İslam ile derdi nedir, Müslümanlarla derdi nedir? Macron’un zihinsel noktada bir tedaviye ihtiyacı var. İnanç hürriyetinden, inanç özgürlüğünden anlamayan, kendi ülkesinde yaşayan milyonlarca farklı inanç mensubu insanlara bu şekilde davranan bir devlet başkanına başka ne denilebilir, öncelikle akli noktadan kontrol. İkide bir Erdoğan ile uğraşıyorsun. Erdoğan ile uğraşmak sana bir şey kazandırmaz. Zaten bir yıl sonra seçim var. Seçimde de akıbetini göreceğiz.”

25 YORUMLAR

  1. Sayın koru, sizden rica ettim yazı boyutunuzu biraz büyütünüz diye benim gibi ileri yaşlarda ve de akıllı telefondan okuyorsanız çok zorluk çekiyorsunuz
    Murat yetkin de sizin gibi küçük boyutta yazıyordu bir ricamda hemen büyüttü

  2. “İstanbul başta olmak üzere birçok şehirde Suriyeli sığınmacılar sokağa indi, eylem yaptı. ÖSO ve El Nusra bayrakları açıp tekbir getiren gruplar Kovid-19 önlemlerini hiçe saydı. AB ülkelerindeki İslam karşıtlığını protesto adı altında gerçekleşen eylemlere birçok ilde eylem yasak olmasına rağmen müdahale edilmedi.” (Haberler-25 Ekim 2020)

    Gösteri yürüyüşü için izin almak gerekmiyor mu? Nedir bu Suriyelilerdeki rahatlık. Fatih’te bir grup Suriyeli bir otelin tepesine çıkıp Rusya bayrağını indirmişler. Polis karışmamış, seyretmiş. Bana kalırsa onu Fransa bayrağı sandılar. Rusya bayrağı yukardan aşağıya beyaz-mavi-kırmızı iken Fransa bayrağı soldan sağa mavi-beyaz-kırmızı.

    Bu gidişatın sonucu belli !

  3. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Fransız mallarını boykot çağrısı yapması sonrası Erdoğan’ın yakınlarının kullandığı Fransız menşeli ürünler gündem haline geldi. Bunlardan birisi de Emine Erdoğan’ın Hermes marka çantası oldu. Dünyaca ünlü Fransız firması Hermes’in kataloğunda bu çantanın fiyatı 49.995 $ olarak gözüküyor.

    Şimdi Erdoğan’ın çağrısı üzerine Emine Erdoğan ne yapacak acaba? Mesela medyaya haber verip Hermes marka çantasını yakabilir veya ABD’de yapıldığı gibi üzerinden buldozer geçebilir. Takdir kendilerinin.

  4. Erdoğan’ın keyif çayı iç dediği Malatya Servisçiler Odası Başkanı,
    “Biz Reisimizle şakalaştık. Eve ekmek götüremiyoruz cümlesini mecazi olarak kullandım…” demiş. İnternette videosu var, eline tutuşturulan bir kağıttan okuyor.

    Demek ki çayı içmiş kendine gelmiş!

  5. Kuru kuru kınama ile telin ve lânetleme biribirnden farklıdır.Size yapılırsa lânet sözleri hava uçuşurken ,başkasına yapılırsa kuru kınama pek yerinde olmasa gerek.Hani samimiyet?

  6. Hristiyan dünyasında islamofobinin önemli bir nedeni siyasi islam.
    Fransa ve Almanya’da kendi peygamberlerine ve kiliseye karşı çok sayıda karikatür var. Bazı hristiyanlar tepki gösterir bazılarıda güler geçer.

    Bu ülkelerin insanları dini ve dünyevi liderlerine karşı yüz yıllar süren mücadelelerinde kazandıkları, anayasalarıyla güvence altına alınmış ifade ve yaşam tarzı konusundaki özgürlüklerinin, ülkelerine iltica eden siyasi islamcılar tarafından sorgulanmasından rahatsızlar.

    Lütfen empati yapalım. Türkiye‘ye sığınan mülteciler Türkiye’deki yaşam tarzına karşı çıkarlarsa tepkimiz ne olur?

    • Yaşam tarzı ve ifade özgürlüğünden bahsediyorsunuz daha önce de sordum beyoğlu caddelerinde her kliseden çan sesi duyabilirsiniz peki Almanya da veya fransa da hiç ezan sesi duydunuz mu.Mesela fransada veya belçikada bireyler göğüslerinde haç taşırken başörtülü bayanın okulda öğretmenlik yaptığını veya okula gittiğini gördünüz mü ? İfade özgürlüğü yalnız kendi din ve yurttaşlarına kadar.
      sevelim bu fikir ve vicdan hürriyetini

      • Istanbul’da 4 yıl yaşadım ve hiç kilise çan sesi duymadım ama haklı olabilirsiniz. Yazdığınız gibi Almanya’daki camilerde ezan okunmaz. Ayrıca camiler çoğunlukla sanayi bölgelerindedir. Almanya’da yapılacak daha çok iş var ama devamlı bir ilerleme var. Almanya’da camilerin sayısı 2800‘ ü geçti ve sayıları devamlı artıyor.

        Benim de size bir sorum olacak: Son yüz yılda Istanbul’da kaç tane yeni kilise açıldı? Internette hiç açılmadığı yazıyor ama sizin bu konuda mutlaka daha detaylı bilgileriniz vardır.

        • Arz talep meselesidir almanyalı, millet istanbul oluk oluk isevi oluyor da bizim mi haberimiz yok? Haa, yehovaşahitleri filan dersen gırla, merdivenaltı bi sürü şirkevi…

  7. İngiliz Guardian gazetesinin bir haberine göre, adının açıklanmasını istemeyen Elysee Sarayı’ndan bir yetkili şöyle demiş:

    http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-54687594

    “Fransa, öğretmen Samuel Paty’nin Paris dışında başı kesilerek öldürülmesi sonrası Türkiye Cumhurbaşkanı’ndan taziye ve destek mesajı gelmemesini not etti.”

    Gerçekten Erdoğan muhatabı Macron’a menfur terör olayıyla ilgili bir taziye mesajı göndermemiş mi? Eğer öyle ise yaptığı hakaretamiz konuşmalara da bakıldığında bunun anlamı “oh olsun, iyi olmuş” demektir. Eğer durum böyle ise Erdoğan’ın Fransa ve Macron aleyhindeki konuşmaları uluslararası camiada Türkiye ve İslam dünyası adına oldukça olumsuz sonuçlar verecektir.

    Guardian‘ın haberini yeterli görmeyip internette araştırdım ve Erdoğan’ın Macron’a bir taziye mesajı gönderdiğine dair bir haber göremedim. Böyle dış politika olamayacağı gibi böyle insanlık da olmaz!

    Gerçek Müslümanlar önce samimi bir taziye mesajı gönderip ardından Kuran’da Hz.İsa ve Hz.Meryem ile ilgili övücü birkaç ayeti Hristiyanlara hatırlatmalıdır. Hristiyan toplumlarda Hz.Muhammed’e hakaret edenlere karşı tepki göstermeleri ancak bu şekilde sağlanır. Dindar ve kindar nesiller yetiştirmek isteyenler tabi ki bu inceliği gösteremezler.

  8. KAPİTÜLASYON:Osmanlı kapitülasyonları, Osmanlı İmparatorluğu’nda yabancılara verilen ekonomik, adli, idari vb. hak ve ayrıcalıklardır. Kapitülasyon kelimesi Latince “şartlar, fasıllar, maddeler” anlamına gelen “capitula” sözcüğünden türemiş olup “teslim olma” anlamı galat-ı meşhurdur.
    Osmanlı Devleti’nin verdiği kapitülasyonların çoğu iki taraf için geçerli olsa da ekonomisi güçlü olan taraf kapitülasyonlardan fayda sağlarken ekonomisi zayıf olan taraf kapitülasyonlardan zarar görmüştür.[1]
    Ancak Osmanlı ekonomisi büyük ölçüde tarıma dayanmaktaydı ve Avrupa ülkelerinde ticaret yapacak herhangi bir kesimi yoktu. Ayrıca Avrupalı devletler kendileri Osmanlı Devleti’ne mal ihraç ederken gümrük vergisi ödememelerine karşın, Osmanlı malları ithal edilirken gümrük vergisi alıyorlardı. Yani fiilen Osmanlı Devleti’ne bir avantaj getirmiyordu.Kaynak:Vikipedi.

    Kapitülasyonların Osmanlı topraklarındaki yabancıların statüsünü de düzenleyen kapsamlı bir nitelik kazanması,Kanuni Sultan Süleyman döneminde Fransa’yla yapılan sözleşmeyle başladı.
      Toplam 16 maddeden oluşan sözleşmenin başlıca hükümleri arasında iki ülkenin toprakları arasında ticaret,ikamet ve taşımacılık serbestliğinin karşılıklı tanınmasını,can ve mal güvenliğinin sağlanmasını, ölenlerin mallarının kendi ülkelerinde mirasçılarına verilmesini,ticaret gemilerine devletçe el konmaması,Fransız tüccarların 10 yıl vergiden bağışık tutulması,din ve ibadet özgürlüğünün sağlanması,tutsakların geri verilmesi,Fransız uyrukları arasındaki olumsuzlukların konsolosluklarda çözülmesi,yazılı başvuru olmadıkça Fransız Osmanlı uyrukları arasındaki davalara kadıların bakmaması,ceza hukuku kapsamına giren davaların sadrazam önünde görülmesi yer alıyordu.Kaynak:akintarih.com

    Madalyonun diğer tarafında ise kapitülasyonların, doğu ticaret yollarının yön değiştirmesi ve Avrupalıların verilen imtiyazlarla pazar hakimiyetlerini artırmaları ile Osmanlı Devleti’nin çöküşünü hazırlayan temel etmenlerden biri olduğu gerçeği vardır.
    OSMANLI DEVLETİNDE KAPİTÜLASYONLARIN İKTİSADİ VE SİYASİ PERSPEKTİFTEN ANALİZİ/Ertuğrul ACARTÜRK.Ramazan KILIÇ.
    H.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Cilt 29, Sayı 2, 2011, s. 1-21

    Türk-Fransız İşbirliğinin tarihi, Fransa ya verilen Kapitülasyon haklarıdır.Fransa ya şöyle yardım ettik,böyle koruduk,Fransa kıralına şöyle mektup gönderdik tarzı söylemle;bazı Türk grupların sadece kendi kendine tatminden ibaret tavrıdır.Fransa,Osmanlının; mali,ticari,sanayi,kültür açısından yıkılış zemini hazırlayan sonunda tamamen yıkılışın etmeni olan kapitülasyonları en iyi şekilde ve akıllıca kullanmıştır.Osmanlı,Fransa yı yanına çekerek ,Avrupa daki hristiyan birliğini yıkmaya amaçlamış.bunun için Fransa ya kapitülasyon haklarını tam 17 yenilemiş,ama silah tersine dönerek bu siyaseti Osmanlı ın yıkılışına etken olmuştur.Yani Osmanlı,”Ava giderken avlanmıştır.”Osmanlı-Fransa ilişkilerini bu yönüyle bakmak istemeyenler,Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman ın ,Fransa Kralı Françoise yazdığı “Ben ki, sultanlar sultanı” diye başlayan meşhur mektubu ile avunuyor olmalı.
    Saygılar.

  9. Türk peynirciliği sadece araplara değil tüm dünyayı doyurmaya yeter; fransız peyniri biraz abartılmış, aynı mutfağı gibi…
    En ünlü mutfak onlarınkidir ama en güzel yemekler hep istanbulda yenir.

    • Fransa peynir ihracatında 3,7 milyar dolar ile dünya üçüncüsü. Türkiye ise 167 milyon dolar ile 27. sırada, (2018 verileri). Cumhur İttifakı iseniz, işiniz gücünüz palavra!

  10. “…Bizim ulu ecdadımız, daima düşmanı kovmak ve memleketler fethetmek için seferden geri kalmamıştır. Biz dahi onların yolundan yürüyüp, her zaman memleketler ve kuvvetli kaleler fetheyleyip gece, gündüz atımız eğerlenmiş ve kılıcımız kuşanılmıştır…”

    Durmak yok yola devam!!!
    İtirazı olan?

  11. Fransız mallarına boykot ile ilgili olarak Ali Babacan ın görüşü ders niteliğinde.
    Fransız şirket ancak Türkiye’de fabrikası var. Örneğin Renault buna ne yapacaksın diyor . Bu durumda bu ürünlere boykot kendi ayağımıza sıkmak değil mi?Bunu çocukça olarak nitelemesi de çok doğru bir tespit.
    Bu arada radikal İslamcı örgütlerin İslamiyet’e verdiği zararı kimsenin veremiyeceğini düşünüyorum.
    Bu örgütlerle batılı devlet ve istihbarat birimlerinin doğrudan yada dolaylı irtibatları da var.
    Ancak ve maalesef , Müslüman toplumlarında şiddete prim verilmese, taban olmasa, bilinçli ve bilgili olunsa , hiçbir devlet yada istihbarat birimi hiçbir sonuç elde edemez.

  12. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suruç saldırısı için ”Terörün nereden gelirse gelsin lanetlenmesi gerek. Terörün dini, dili, ırkı, vatanı yoktur. Teröre karşı uluslararası mücadele verilmesi gerektiğini ifade ettik, ediyoruz. Terör insanlığın huzuruna kasteden bir olaylar silsilesidir. İnsanlığın mutluluğuna kasteden bir olaylar silsilesidir. Buna karşı da mücadeleyi dünyanın her yerinde hep birlikte vermeye mecburuz. Ben bir kez daha kınıyor ve bu terör eyleminde ölen vatandaşlarımızın ailesine ve milletimize başsağlığı diliyorum. Yaralılara acil şifalar diliyorum.” demişti.Kaynak:hürriyet com.tr.Perki bu sözleri söyleyen Erdoğan,Fransa da Conflans-Sainte-Honorine’de Samuel Paty adlı bir öğretmenin başının kesilerek öldürülmesiyle ilgili olarak aynı sözleri söyledi mi?Cevap, hayır.Avrupa’da İslamofobi var diyenler,islamcı teröristlere destek veren kişi ve kuruluşların, “Nefret suçuna teşvik ettiklerini”bilmiyorlar mı?Bazı islamcılarda yabancı düşmanlıığı var iken,nefret suçu işlerler iken,güya din ve peygamber adına cinayet işleyip terör yaparken sözde islamcılar niçin karşı durmıuyorlar.O islamcı katillei için neden telin ve lânet etmiyorlar?Terörist islamcıların yaptıkları cinayet ve terörleri cihad kılıfına büründürerek,islamcı terörü meşru hale getiriyorsunuz.Hani terörün dini, dili, ırkı, vatanı yoktu?Hani terörün nereden gelirse gelsin lanetlenmesi gerekiyordu?İki yüzlü siyaseti bırakın,dürüst olun!

    • Sn Turgut bey O lanet karikatürü yayınlayan O. Ucube dergi çalışanları öldürüldüğü zaman her türk ve müslüman gibi Erdoğan da lanetledi.Dun ise gerçekleşen münferit olayı kinamamasi onu destekliyor anlamına gelmeyeceğini ilkokula yeni başlayan çocuk dahi bilir.Oysa siz anlamamazliktan gelerek BEl altı vurmaya çalışıyorsunuz.Her olayda adamcağızi savunmak neden bize düşüyor anlamıyorum.Neden at gözlüğünüzü çıkarıp, hakaret karikatürlerini devlet binalarına yansımasını lanetlemiyorsunuz, anlayamıyorum.

  13. Fransa, Almanya ile beraber Türkiye’nin AB üyeliğine karşı çıkan başlıca üyelerden biridir.
    2009 yılında Fransa’da Türkiye yılı olarak ilan edildi. Etkinlikler her ne kadar kısıtlansa da Türkiye, Fransa’da bir miktar kendini tanıtma şansı buldu. Ünlü Eyfel kulesinin kırmızı beyaz ışıklarla aydınlatıldığı geceler oldu.
    2011 yılında Fransa Parlamentosu 1915 Ermeni soykırım inkarını suç sayacak yasa teklifini meclise sunmuş ve kabul edilmiştir. Bunun üzerine Türkiye-Fransa ilişkileri iyice gerilmiş, Türkiye Paris büyükelçisini Ankara’ya geri çağırmıştır. Tasarının Fransa Senatosu’nda da kabul edilmesi üzerine Türkiye, Fransa’ya karşı yaptırım kararı aldı.
    2018 yılı başlarında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Paris ziyareti ile Türkiye ile Fransa ve İtalya arasında savunma sanayinde Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sistemi  anlaşması imzalanıp ilişkiler büyük ölçüde ilerlemiştir. Kaynak:Vikepedi.
    2020 de Fransa-Türkiye dış işleri, ılımlı havadan Erdoğan ın sert siyasetine döndü.Küçük meseleleri büyüten ve çıkılmaz sorun haline getiren Erdoğan,siyaseti gererek sonuç alma hedefinde.Birilerini sıkboğaz yaparak,gererek sonuç alınamaz.Zaten şimdiye kadar Türk Dış İşlerine hiçbir iyi sonuç alınamadı.Savaş ve gerlim siyaseti ile harcanan milyar dolarlar(100 milyar dolara mal oldu),halkın ekonomisine ,refahına,fukara halkın kalkınmasına ,sağlık ve eğitimine harcanmalı idi.
    Erdoğan ın savaş ve gerginlik siyaseti derhal son bulmalıdır.Kaybeden Türk halkı kazanan,Erdoğan ın saltanat siyaseti oluyor.Türk halkının bu işte kazancı yok.Saygılar.

  14. Katar,eskiden beri hep birilerin hizmetinde olmuş bir emirliktir.Babilliler,Arabistan emirlikleri,Selçuklular,Osmanlılar,İngilizler Katar ı tarih boyunca yönetenlerdir.1971 ‘de İngilizlerin bölgeyi terk etmesi ile bağımsız olmuştur.Katar,halen görünüşte bağımsız ama kültür yönünden batı kültürü hakimdir.Katar ın başka yönetimlere girmesi, Arabistan bölgesindeki kabile savaşları etken olmuştur.Günümüzde bihassa Türkiye tarafından ilgi çekmesi ise Katar’daki gaz ve petrol yataklarının zenginliğidir.

    Bağımsızlık ilanından kısa bir süre sonra, 22 Şubat 1972’de; 1960 yılından bu yana emirliğin başında bulunan Ahmed bin Ali el-Sânî, bir saray darbesi ile görevinden uzaklaştırılmış ve yerine Halife bin Hamad el-Sânî geçmiştir. Halife 1995 yılına kadar iktidarda kalırken, 27 Haziran 1995’te yerine babasını iktidardan uzaklaştıran Hamad bin Halife el-Sânî geçmiştir. Şeyh Hamad’ın 25 Haziran 2013 tarihinde yerini oğluna bırakarak görevden çekilmesi ile devlet yönetiminin başına geçen Tamim bin Hamad el-Sânî halihazırda Katar Emiri olarak devlet başkanlığına devam etmektedir.

    Katar,1916-1971 yılları arasında İngiliz sömürgesi idi.1971 de İngilizlerin bölgeyi terk etmesi ile bağımsız oldu.
    1995’teki emir Ahmed bin Ali el-Sânî’yi, oğlu Halife bin Hamad el-Sânî bir saray darbesi ile uzaklaştırıp yerine emir oldu.Şimdiki emir Temim bin Hamad es-Sânî, ağabeyi Şeyh Casim i baskılarla Şeyh Temim’in lehine velşhat haklarından feragat ettirdikten sonra, 5 Ağustos 2003 tarihinde Katar veliahdı oldu ve babasını 25 Haziran 2013 ‘de bir saray darbesi ile tutuklatıp istifaya zorladı .İstifa eden babasının yerine emir oldu.Katar,1995 ‘ten beri darbelerle ve saray entrikaları ile yönetiliyor.

    Partili Cumhurbaşkanı Erdoğan,sık sık darbecilerden haz etmediğini söyler durur.Sudan’da darbeci El-Beşir ile yıllarca dostluk kurdu:Ona sen darbecisin diye araya mesafe koymadı ve onu hiç eleştirmedi.Katar emiri Temim’i sen darbecisin demedi.Onunla araya mesafe koymayıp onu hiç eleştirmedi.Üstelik Katar emir ailesini ve Katar’lıları Türk vatandaşlarından üstün tuttu.Türkiye ‘de mülk edinmelerine,yatırmların onlara peşkeş çekilmesine daima önderlik etti.Erdoğan ın kendisi de zaten darbecidir.Sivil darbe ile yöetime el koyup diktatörlük yapmaktadır.

    Şimdi mantıken düşünün.Erdoğan gerçekten darbe karşıtı mı,darbecilerin en önde gideni mi?O’nun Katar sevgisi, gaz-petrol-para için mi, gerçek dostluk mu?”Devletler arası dostluk yoktur,çıkar ilişkisi vardır.” diyen Türk Dış İşleri Bakanlığı ‘nın Katar dostluğuna ne isim verdiniz?
    Bu sorularımın cevabını Türkiye kattiyen veremez.Çünkü onların hedef ve amaçları Arap düşmanlığı üzerinedir.Arap toplumları iyi düşünüp dost ve düşmanının kim olduğunu idrak etmelidir.
    Saygılar.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız