Muhalefet ilk seçimde iktidar rüyası görüyor ama.. Unutmayalım, bizde tarih tekerrür eder…

40
Reklam

Muhalefet cephesinde dikkat çeken gelişmeler yaşanıyor.

Saadet Partisi liderinin, rahatsızlığı öncesinde, parti liderleriyle yürüttüğü mekik diplomasisine alışmıştık. Külliye’ye bile çıkmıştı Temel Karamollaoğlu… 

Şu yakınlarda ‘Millet İttifakı’ içerisinde yer almayan ancak ona yakın duran partiler ile ittifak üyesi partilerin liderleri sıkça bir araya gelmeye başladılar. En son, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, dün, DEVA Partisi’ni ziyaret etti.

CHP-DEVA liderlerinin kurmaylarıyla gerçekleştirdiği görüşme iki saat sürdü.

Ne oluyor?

Bu soru, ilk görüşmeden sonra dolaşıma çıkan ‘3. İttifak’ söyleminin her yeni bir araya geliş sonrasında biraz daha yaygınlık kazanması üzerine soruluyor.

Nitekim, CHP lideri Kılıçdaroğlu, DEVA lideri Ali Babacan’la birlikte karşılarına çıktığı gazetecilerin bu yoldaki bir sorusuna muhatap oldu. 

Verdiği cevabı bir gazete haberinden aynen aktarayım:

Reklam

“Kılıçdaroğlu, Millet ve Cumhur İttifakı’nın dışında 3’üncü bir ittifakın kurulmasına ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine, ‘Demokrasilerde 3’üncü ittifak da olabilir. İki ittifakın dışında kalan ya da iki ittifaka mesafeli olan diğer partiler bir araya gelebilirler ve bir 3’üncü ittifakı oluşturabilirler. Demokratik standartlarımızın gelişmesi açısından, demokrasinin daha sağlıklı bir zeminde yürümesi açısından önemsiyorum, önemlidir’ ifadesini kullandı.”  

Kafa karıştırıcı bir cevap bu.

Şundan: Aslında şu anda kendilerine ‘3. İttifak’ veya ‘Sol İttifak’ ismini veren bir girişim bayağı mesafe almış bulunuyor. Türkiye İşçi Partisi ile birlikte Emek Partisi, Sol Parti, Türkiye Komünist Partisi, Sosyalist Meclisler Federasyonu, Türkiye Komünist Hareketi bu girişimde yer alabilecek. Girişimciler HDP’nin de kendileriyle birlikte olmak isteyebileceği umudundalar.

CHP liderinin “İyi olur” diye onayladığı 3. İttifak’tan anladığı ‘sol’ ağırlıklı partilerin oluşturma yolunda olduğu bu girişim midir? 

Galiba öyle. Hiç değilse lafın gelişinden bu sonucu çıkarmak mümkün.

Oysa, CHP’den iyi haber aldıkları bilinen bazı meslektaşlar, şu anda dört partiden -CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi ve Demokrat Parti- ibaret ‘Millet İttifakı’ ile birlikte hareket edeceği varsayılan DEVA ve Gelecek partilerinin, Saadet Partisi’ni de yanlarına alarak, yeni bir ittifak oluşturacağını ileri sürüyorlar.

Saadet, DEVA ve Gelecek partilerinden oluşacak üçüncü bir ittifak…

Kılıçdaroğlu’na yöneltilen konuya ilişkin soru ondan bu beklentiyle ilgili görüş almak için sorulmuş olmalı. Cevap ustaca bir çalımla konuyu başka bir yöne çekiverdi.

Reklam

İktidar cephesinin, AK Parti ile MHP’nin, seçim yasası değişikliğinde üzerinde uzlaştıkları en önemli konu, seçim barajının yüzde 10’dan yüzde 7’ye indirilmesi. Değişiklik böyle gerçekleşirse, bunun, Saadet, DEVA ve Gelecek partileri için ayrı bir ittifak çatısı altında bulunmayı daha cazip hale getireceğini umuyor iktidar cephesi.

Üç partinin CHP’nin başını çektiği ‘Millet İttifakı’ içerisinde yer almamasını arzuladığını fazlasıyla belli ediyor iktidar cephesi.

Cumhur İttifakı sözcülerinin muhalefet cephesini zora sokmak için üzerine gittikleri konulara bu gözle yakından bakılırsa niyet daha iyi anlaşılabilir.

Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu’nun CHP lideri Kılıçdaroğlu ile görüşmesi sonrasında kamuoyuyla paylaşılan ‘ittifak içerisinde ittifak’ arayışının altında, iktidar cephesinin CHP’ye yönelik eleştirilerinin diğer üç parti üzerinde etkili olması yatıyor.

Kendilerini CHP’nin baskın görüntüde olduğu bir ittifak yapısında rahat hissetmeyecekleri görüntüsü var bu üç partide.

[Bu durumda Kılıçdaroğlu dışındaki CHP yönetim kadrosunun güncel tartışma konularında aldıkları sözlü tavırların etkili olduğu belli. Bir gencin dini bir cemaatin yurdunda karşılaştığı baskılar sonucu intihar etmesi üzerine patlayan tartışma, klasik CHP kadrolarının, Kılıçdaroğlu’nun ‘helalleşme’ girişimi ile açtığı yoldan hayli uzağa kolayca savrulabildiklerini dışa vurdu. “Ortaçağ zihniyeti” veya “Cemaatler ile tarikatlar kapatılsın” türü söylemler, yalnız AK Parti’den soğuyan seçmen kitlesini değil, üç parti kadrolarını da yeniden düşünmeye sevk etmişe benziyor.]    

O zaman seçim öncesinde şöyle bir tablo ortaya çıkabilir:

Cumhur İttifakı: AK Parti + MHP + BBP…

Millet İttifakı: CHP + İYİ Parti + Demokrat Parti…

Üçüncü İttifak: Saadet Partisi + DEVA Partisi + Gelecek partisi…

Sol İttifak: HDP + sol partiler…

Bu tablodan yeniden AK Parti iktidarı çıkması ihtimali yüksek…

Tabii, cumhurbaşkanlığı seçiminde de iktidar cephesi görece bir üstünlük elde edebilir böyle bir tabloda.

Kılıçdaroğlu’nun kendisine sorulan soruyu başka yöne çekerek cevaplaması onun bu tabloyu fazla çekici bulmadığını düşündürüyor.

Seçim tarihi yaklaştıkça, iktidar cephesinin karşısındaki cepheyi farklı ittifaklara yönlendirecek yeni girişimlerine tanıklık edebiliriz. Hemen her tartışma konusu ayrışmayı sağlama yönünde değerlendirilirse hiç şaşırmayalım.

Bir önceki seçim (2018) bir iktidar değişikliği getirebilirdi; cumhurbaşkanlığı adayında anlaşamadığı için muhalefet o fırsatı kaçırdı. O seçime giden günlerde yaşananlara yakından bakılırsa, iktidar cephesinin aynı sonucu almak için şimdilerde yürüttüğü strateji daha iyi görülebilir.

İlk seçimde de iktidar cephesi benzer bir strateji ile muhalefeti yine başarısız kılmanın yollarını arayacaktır.

Aramaya başladı bile.

ΩΩΩΩ  

Reklam

40 YORUMLAR

  1. Türkiyedeki Sistem hangi parti gelirse gelsin , Almanyadaki gibi çalışmadığı sürece , mevcut partilerden hangisi gelirse gelsin kendi çalıp kendi oynamaya çalışacağından , bir kurallar manzumesi ortalıkta olmadığından eski maçın rövanşı şeklinde Türkiye’nin enerjisini boşa sarfeden aptalca şeyler yaşanacağı gerçeğini görmemiz lazım. Acilen Türkiyede kim gelirse gelsin işleyen , bir sistem oluşturulmalıdır. Almanyada CDU kaybetti yerine SP geldi. Farklı partiler ama aynı sistem içinde çok değişen bir şey yok. Türkiyede bir sistem sorunu var. . Çözülmesi acil beklenen.Birde demokrasi ve özgürlük kargaşası yaşanıyor. Muhalif yazar ve gazateciler son örnekte Sedef Kabaş , Cumhurbaşkanımıza hakaret eden sefil üslup takınıyor. Akabinde ise tutuksuz yargılama yerine TUTUKLAMA seçeneği uygulanarak oligarşi egemen Rusya gibi Çin gibi otokrat görüntüler verip ortalığı iyice kutuplaşmayı daha da azdırıcı iflah olmaz bir girdabın içinde anafora kapıldık gidiyoruz. Sanırım bize hoşgörü , karşılıklı saygı , nezaket , hukuka dayanan , oligarşiden ve otokrasiden uzak bir idare lazım. Ama muhalefetin ve avanesinin de seçilmişe saygılı olmayı öğrenmesi lazım.

  2. A+B+2=4C eder mi bilemem. Fekat bir bildiğim var onu söylerim. (Şahsi düşüncem tecrübe gördüklerim)
    Cumhur ittifakının işine geleni yapmaları muhalefetin hanesine kar yazılıyor sanırken eksi bakiye verecek olmalarına sebep olacakları ihtimali dir.
    Tıpkı yukardaki cümle gibi karışık bir iş?
    Cumhur kim? Sağ seçmen ağırlıklı taraf,
    Milletin ekseri çoğunluğu yine aynı!
    Peki halayın başında elinde mendil sallaya sallaya gezen?
    Bu kadar tiyo bu gece yeter☺️
    Sol seçmen mi dediniz?
    Bi dakka merceği bir bulayım ararız hep beraber.

  3. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul’da kar nedeniyle felaket yaşanırken bir balıkçıda yemek yediği ortaya çıkmıştı.

    İmamoğlu’nun yemek yediği sıralarda, balıkçının önünde belediyeye ait kar küreme aracının yolları temizlediği görüldü.
    Saat 18.00’de İmamoğlu’nun balıkçıya gittiği ve 20.50 gibi balıkçıdan ayrıldığını gösteren kamera kayıtlarında, 10 dakika aralıkla kar küreme aracının özel temizleme servisi yaptığı ortaya çıktı.
      Görüntülerde Makam araçları önünde ve arkasında kar küreme araçları eşlik ediyor. İngiliz büyükelçiye özel küreme.
    Helal başkan

    https://youtu.be/t2kdDkU1d4I

  4. ” İlk seçimde de iktidar cephesi benzer bir strateji ile muhalefeti yine başarısız kılmanın yollarını arayacaktır ” diyor Fehmi Bey. Bunlara gerek yokki onlar zaten birbiri yer. İmamoğlu dün balıkçıda kar yağarken bir görüşme daha yapmış.

    Ekrem İmamoğlu, balıkçıdaki görüşmeden 45 gün önce İngiliz Büyükelçisiyle bir görüşme daha yapmıştı.

    İstanbul’un sorunlarını bir kenara bırakarak 2023 yolunda adaylık planları yapan Ekrem İmamoğlu’nun İngilizlerle görüşerek siyasi gelecek planları yapıyor olmasına CHP Genel Merkezi’nin ne diyeceği merak konusu.

  5. AVAM efendi aşağıda aynı konuya değinmiş. Arabesk olsun olmasın (türkülerde bildiğim kadarıyla pek yok) ama birçok şarkılara “abuk sabuk” ifadeler sokuşturulmuş. Okunan müziğin melodik değerlerine diyecek bir şey yok, şüphesiz. Herbiri dile getirmeğe çalıştığı hislere bazen oldukça abartılı bir şekilde hizmet ediyor. Ve kulağa gayet güzel geliyor. Ancak, şarkılara sokuşturulmuş bazı ifadeler birçoğunda o melodik güzellikleri “murdar” ediyor. Yani, halk arasındaki net bir ifadeyle “cenabetleştiriyor”. Misal, geçende denk geldim, bunların bir tanesinde F. G. diye bir şarkıcı oldukça hislenmiş, duygusal gaza gelmiş adeta kendini paralarcasına melodik bir şekilde bağırıyordu:

    “Dünyaya bir daha gelsem sevgilim,
    Arar bulurum yine seni severim!
    Cenneti değişmem saçının teline,
    Ömrümün yettiği kadar seni severim!”

    Şimdi buradaki (1), (2) ve (4). satırdaki ifadeler gayet güzel, hatta çok güzel. Bu güzelliği “murdar” eden ifade, dozun aşıldığı konu, “cenneti” bu işe dahil etmek. Müslümanların reaksiyon gösterdiği konu bu. O sözleri yazan her kimse “abe kardeşim bu güzel şarkıyı cenabetleştirmen şart mıydı?” niye “ak”ım derken “.okum” diye avaz avaz bağırtıyorsun şu şarkıcıyı? Yani, kaş yapayım (sanatseverleri beğenisini kazanayım, eğlendireyim-meşhur olayım-para kazanayım) derken niye bu “cenabetlik”, “niye bu sanat eserini “piç” ediyorsun?” diye sorsan/yaptığı işi sorgulasan bu şarkı sözü yazarının veya bu şarkıyı okuyanın, sana çeşit çeşit reaksiyon gösterenler olabilir, örneğin:

    1) SANA NE! Düşünce özgürlüğü var…
    2) SANA NE! Sanatta özgürlük var. Özgür olamayan sanat sanat değildir
    3) SANA NE! Atatürk düşmanı, pis yobaz!
    4) SANA NE! bu ülke dinin yön verdiği bir ülke mi yoksa “Laik” bir ülke mi?
    5) SANA NE! Gid işine ula! keyfimin ka’ya sı mısın. Bi dene çarparım şimdi haa!
    ….
    ….

    • Kahve molasında yazayım dedim iş uzadı. Neyse oldu olacak devam edelim geçen günkü konuya biraz daha katkıda bulunayım. Dikkat edilirse bu şarkıda “cennet”e referans var ama direkt bir saygısızlık yok. Sadece müslümanların ve bütün insanları gitmeği arzuladığı bir “cenneti”, nihai analizde siyah bir “kıl” seviyesine indirgemesi ve bunu güzel seda olarak göklere çıkarmağa çalışması. Bakın burada Cennete veya Cennet yolcularına “cahil” faan dendiği yok! S.A. şarkısında cennet kadar kutsal değere sahip özel iki insana “cahil” deniyor. Sanatı cenabetleştirme, murdar etme olayı işte budur. Oysaki sanat apayrı bir olay. Bak neler göreceksin, neler neler….

      Yeryüzüne, gökyüzüne bak! Eşyanın tabiatına, derinliklerine bak! Yegane sanatkar O. Zaten sanatın bir nebze üflenen ruh ile insanda/yaratıklarında ortaya çıkmasının dünyanın güzelliklerine suni güzellik katmasının ayrı ayrı güzellikler saçmasının sebebi ve Yaratıcısı da O. O’na nankörlük olmaz! Olursa bu “Şahane Bir Şey Yaşamak” istesen de pek iyi getirmez! Ortada dolaşan kaotik olayların arasındaki kötülükler bir şekilde gelir piyango gibi o kişiyi bulur. S.A. yı da bulan odur. Nitekim, “Akıl*İman Sentezi” skalasında uçta kalanlarca günü geldi S.A. da buldu (geçen gün Recep’in anlattığı Mecazi Mürsel Sanatına göre “dili koparıldı”). Bununla geçmiş olsun, ibret alsın. Sanat bir sorumluluktur, nihai analizde Allah vergisidir. F.G. in de başına bir şeyler gelmişti galiba. Hergün yaşanan kaotik olaylar arasında o da kazara topuğundan vurulmuş diye bir yerde okumuştum. Ne alaka denebilir ama olaylar “Gaus” dağılım eğrisiyle istiflenirken bunlar istatistiklerin ötesinde de bir gizeme göre vukubulabiliyor. Tabi bu da “Akıl*İman Sentezi” gözlükleriyle bakılması halinde bir görebilme halidir.

  6. “AVAM
    25 Ocak 2022 At 12:32
    S.DEMİREL OLSAYDI.”
    diyerek eski türkiye nostaljisini yine dışavurmuş!
    Büyük ihtimal şöyle derdi:
    İSTANBULDA TUZ VARDI DA HEPSİNİ BİZ Mİ YEDİK?!
    VE TÜM KÖYLÜLERDEN KOCAMAN BİR ALKIŞ:)

  7. seçime kaç ittifakın katılacağı ve hangi partinin hangi ittifaka dahil olacağının hiç önemi yok. üç ve daha fazla ittifakla seçime gidilmesi adayın kim olacağını önemli hale getirir sadece.

    mesela, Garo Paylan’ın “cumhurbaşkanı adayımız Erdoğan Değil” dediği HG kanalındaki bir programda konuşuldu.

  8. iktidar ülke için en iyi işi yapsa desteklemeyiz imza c h p başkan vekili engin altay bu zihniyetle ittifak ancak intikam güden haset insanlar yapar

  9. “Hadi bakalım kolay gelsin
    24 Ocak 2022 At 23:49
    Bir acayip zor yarış. Karlar yağar ben ağlarım.
    Çünkü:
    Kocca büyük şehirlerde varoş kalmadı ama varoş kültürü yakasını bırakmadı insanların.
    Metro yaptılar iki çeşit oldu.
    Biri M biri U”

    BERLİNDE DE BÖYLE;
    “Metro iki çeşit, Biri M biri U”
    NOOLMUŞ???
    İSTERSEN ALMANCI ARKADAŞA DA Bİ SOR…

    • H. Gayret arkadaṣ, U-Bahn Metro’nun Almancası. U-Bahn ile ṣehri dolaṣmak, S-Bahn ile varoṣlara gitmek mümkün. Almanya’nın, Berlin dahil bir ҫok ṣehrinde de Metro adında bir alıṣveriṣ yeri var.

  10. Tepeden inme anayasalarla bu iṣin yürümediğini ülke ҫoğunlu anladı gibi.

    Muhalefet partileri beraberce büyük bir ҫoğunluğun kabul ettiği bir anayasa yapabilirlerse gelecekte siyasetin seviyesi yükselebilir.

    Burada her kesimden insana önemli bir görev düṣüyor. Anayasa hazırlıklarına katılmaları ve yapılan anayasaya da sahip ҫıkmaları.

    Böylece seҫim neticesinin rejim değiṣikliği getireceği endiṣesi büyük ölҫüde azalabilir

    Yaṣadığım ülkede ҫok sayıda tarikat faliyette. Tarikatlar anayasal düzeni kabul ettikleri sürece, onları burada sorun olarak görene pek rastlamıyorum.

    Anayasa ilerde de tabii ki değiṣtirilebilir, ama toplumdaki dengeyi bozmadan.

  11. Gayet tabii ki her yazarın bir uzmanlık alanı ve ilgi alanı vardır ; siyaset ve ekonomiyle arasının iyi olduğunu bilmekle beraber Fehmi Beyin bu konudaki durumundan tam olarak emin değilim .
    Yine de ABD-Rusya ve NATO- Rusya arasında adeta bir kıvılcımın eksik olduğu şu Ukrayna krizi konusunda bir yazıyı ne zaman kaleme alacağını doğrusu pek merak ediyorum !

  12. YOLSUZLUKTA DA UÇMUŞUZ
    Uluslararası Şeffaflık Derneğinin 180 ülkede gerçekleştirdiği “Yolsuzluk Algı Endeksinde” 96. sırada yer almışız.
    2013 yılından itibaren 43 sıra düşmüşüz.
    Yolsuzlukta da uçtuk hamdolsun!

      • Bu uluslararası sıralamaların hiç birinin yapıcısı/kurucusu Türkiye değil örneğin. Azerbeycan da. Benzemeye çalıştığı orta Asya cumhuriyetleri de. Birileri bizi her alanda ölçüp biçiyor ona göre değer veriyor. Ona göre para veriyor. Vermezse ne mi oluyor? Gidip Katar’a Suuda üç kuruşa neyiniz var neyiniz yok satıyor veya tefeci faizi ile borçlanıyorsunuz. Sefilleri oynuyorsunuz yani.

      • Bu derneğin kurucuları, tanesine 34 milyon TL ödediğimiz Mecedes’i üretenler, cevabi yazıyı yazmakta kullandığın bilgisayar yada telefonu üretenler.
        Bu patformun tüm teknolojisini üretenler.

        • Teknolojiyi almandan mı öğreneceğiz, pandemideki dijitalleşme seviyelerine bi bak da öyle konuş!
          Kaç tane siha üretip satmışlar onu da söyle?
          Öküz gibi mersedes modellerinin bozulan parça giderleri arabanın kendisinden daha pahalı, bu mu toplam kalite yönetimi?
          Alman ancak sizin gibileri kazıklar:)

  13. İBB trafik ulaşım komisyon üyesi konuşuyor özel araçlar kar lastiği takmıyor diye BE ZEVAT dün IETT otobüsü kış lastiği takmadığı için 4 saat onbinlerce araç yolda kaldı .Sen İETT ne niye takmıyorsun Bune pişkinlik bune seviyesizlik .ya nasıl bir insansınız Bir de payende DR yazıyor Yazıklar olsun .Şunu bir dinleyin allah aşkına

  14. S.DEMİREL OLSAYDI.
    Aklıma Demirelin o muhteşem siyaset oyunları geliyor.
    Aslında siyasiler,işlerine geliyorsa şeytanla ortaklıktan çekinmezler.
    Bütün mesele ittifakları kotaracak liderin kendi tabanini ikna etme mahareti.
    Kendi parti yetkililerini ve tabanini birşekilde konsolide etme başarısı.
    Hergün farklı bir yere savrulan parti başkanı için tabani ‘vardir bir hikmeti’ diyorsa;iş tamamdır.
    İşte biat kültürü ve dogma böyle birşey.
    Kaç yıl önce söylenen bir şarki sözü,istendığı zaman fünyesi çekilmiş el bombası oluverir.
    Oysa arabesk şarkılarda, kutsal değerler öğretisinin aksıne yaratana isyan sözleri ile doludur.
    Ayetlerle ,dalga geçenler itibarli görevlere getirilmekten çekınılmez.
    Neden bu böyle.
    Çünkü ,bu konuda tabanı yönlendirme yapılabildiği sürece sorun çıkmaz.
    Meşruiyet birilerinin tekeline birakıldığı sürece bu böyle.
    Peki;seküler mahallede durum çok mu farklı.
    Belkide çok daha vahşi.
    Seküler totemler en ufak bir eleştiri ve imada bulunulduğunda nasıl linç kampanyaları olmuştur ve olmaktadır.
    Herkesin kutsalı tartışılmaz ve doğmatik aslında.
    Seküler ve kutsanmış liderler eleştirilemez.
    Aslında hiçbirinin yok birbirinden farkları.
    Gücü eline geçiren kendi totemine asla yan baktırmıyor.
    Yanı aslında sekülerlerinde kutsalları var.
    İsim vermeden yapılan genel eleştirileri ,niyet okuma yaparak, saldırı var ve şiddetli şekilde cezalandırılmalı derler.
    Cami imami nin isim vermemesi önemli değil,kimi kastettiğini anladık derler ve hapse atılması gerekir diyen yaşlı yazar,başkasının isim vermeden en cahil insanın bile kastettiğini
    anladığı bir hikayede ,ne var bunda isim vermemiş bu bir atasözü der.
    Herkes kendi mahallesine özgürlük istiyor aslında.
    Yok birbirlerinden farkları.
    Seçimlerin akibetini bu mihvalde değerlendirmek lazım.
    Günün sonunda vatandaş aslında yok birbirlerinden farkları ama bizimki bu diyecektir.
    Vatandaşın yoğunlaşmış halı değilmi yöneticilerimiz.
    İktidar seçim kazanmayı istesin,ne yapıp eder seçimi kazanır.
    Elinde çok geniş estrumanlar vardır.
    Tabanını ikna etme sorunu,rakiplerine göre hiç yoktur.
    Cebi bozulup tarafsiz bölgeye iltica edenler,iktidarda uzatılan elma şekerlerine koşup gelmek için firsat kolluyorlar.
    Demirel olsaydı ne yapardı bu durumda dersek,sorun çözülebilirdi.
    Önce iktidar dışında kalan bütün partilerin onayını alan,denge ,balans sistemi olmayan bu ucube başkanlık sisteminin nasıl birşey olduğunu gördünüz.
    Bu durumda önce güçlendirilmiş ve parti içi demokrasiyi getiren sistemi kurmak için seçim bildirisi yayınlamalı.
    Birinci hedef,kesin ve net olmalı.
    Bu başkanlık sistemi bizi uçurdu ama nereye biliyorsunuz.
    Eğer başkanlık seçiminde,kimden seçilirse seçilsin,aklında olmasa bile milletin kültür duvarı onuda eskisinden farklı biri yapmayacaktır.
    Herşeye mudahil olmak isteyen lider günün sonunda herşeyine mudahil olunan lider haline gelir.
    Kontrolu kaybetmeye başlayınca,kuşatanları onun adına iş çevirmeye başlarlar.
    Bir müddet sonra gölgesi kalmaya başlar.
    Sözleri ve tutarsızlıkları etrafınca eşsiz medya gücü sayesince tevil edilir veya sansür.
    MUHALEFET TEK BİRŞEYE ASILMALI.
    BU BAŞKANLIK DEVAM ETSİN Mİ ,ETMESİN Mİ ÇAĞRISI OLMALI.
    Yoksa çok benzemezler asla hiçbir konuda anlaşamazlar.
    Başkanlik sisteminin değişmesi konusunda anlaşamazlarsa hangi konuda anlaşabilirler.
    İmkansizi istemek bu galiba.
    MİLLET KENDİ KÜLTÜRÜNE EN UYGUN OLANINI SEVER.
    Millet yanlış seçim, asla yapmaz.
    Kendisi için en uygun olanı bilir.
    Şikayetler hep hakettiğinden fazlasını istemekten kaynaklanır.

  15. İBB 10 Ocak 2017’deki kar yağışında 136 bin ton tuz, 539 ton solüsyon kullandığı ortaya çıkarken, İBB Sözcüsü Murat Ongun bugünkü kar yağışında 41 bin 670 ton tuz 21 ton solüsyon kullandığını belirtti.
    İBB ÇAREYİ HABERİ SİLMEKTE BULDU
    Yetersiz önlemler nedeniyle eleştirilere maruz kalan İstanbul Büyükşehir Belediyesi çareyi resmi internet sitesinde yer alan, “Karla mücadele çalışmalarında, 136 bin ton tuz ve 539 ton solüsyon kullanıldı” başlıklı haberin linkini silmekte buldu.
    Yorumsuz

  16. Sayın yazar “İlk seçimde de iktidar cephesi benzer bir strateji ile muhalefeti yine başarısız kılmanın yollarını arayacaktır.” buyurmuş ama; bunun için iktidarın bir şeyler yapmasına gerek yok ki!
    Muhalefeti başarısız kılacak olan yine kendi hareketleridir, iyisi mi seçime kadar ölü takliti yapsınlar yeter, ama dersimli kemal seçim kaybetmekte çok uzmanlaştı artık:))))

    • İktidar muhalefete muhalefet iktidara çalışıyor .Bakalım kim daha çok rakibe çalışacak
      İstanbul da gördük ne halt yediklerini Tem de bir tane tuz ve kar küreme aracı yok.E 5 ful kapalı iki devlet kurumu belediye ve karayolları iki beceriksiz in elinde .Topunu surucen bu memleketten.

    • İstanbul’da etkili olan yoğun kar yağışı hava ulaşımına engel oluyor.
      THY Basın Müşaviri Yahya Üstün, İstanbul Havalimanı operasyonlarının saat 24.00’e kadar durdurulduğunu duyurdu.
      Neden yeni hava limanı ödüllü havalimanı kar küreme aracı mı yok .Pistin buzlanmasını önleyen buz çözücü sistem mi yok .Ey devlet uçamayan insanların zararını kesecekmisin mahşerin bilmem kaç atlısına Eksik ucunca ödüyorsun peki onlar uçuramayınca neden geri almıyorsun.Ulaştırma bakanı nerdesinnnnn.Bırakın Sezen i işinizi yapın lafa gelince mangalda kül bırakmıyorsunuz.

  17. Kuyuya atılan taş
    Maalesef ülke gündemi kuyudaki bir çok taş ile meşgul ama asıl gündem bu konu olmadığını bilmeyen yoktur.
    Ekonomik sorunlar bir anda bitiverdi.
    Sağlık alanında hiçbir sorun kalmadı,
    Biraz kar yağdı neredeyse hayat durdu.
    O halde ben dün başka bir ülkede yaşadım
    En somut örneği ben dün yaşadım isterseniz kısaca özetleyeyim.
    Dün saat 13.52 de Devlet hastanesindeki randevuma hava şartlarından dolayı bulunduğum ilçeden özel arabamla değil de toplu taşıma kullanarak gittim doktor ultrason istedi. Elimde Ultrason kağıdı ile ultrasondan sıra almak için gittim bölümde hemen elimdeki evrakı görevliye verdim ve beklemeye başladım. Ben, bu gün yetişmeyeceğini yarın veya bu hafta içinde ultrason sırasını verileceğini düşünürken görevli ultrason sıra kağıdını bana uzattığında gördüğüm tarihe inanamadım ve görevliye bu tarih doğru mu diye sordum tabi ki de doğru diyerek yüzüme baktı bende bu hastanede makinamı arızalı dedim hayır bir tek doktor var yetişmiyor demesiyle muayene olduğun doktorun hemşiresine sorduğunda o da aynısını söyledi isterseniz özelde çektirebilirsiniz dediler.
    Koskoca hastanede bir o tarafa bir bu tarafa baktım çaresiz özel hastanenin yolunu tuttum.
    Oraya vardığım da birde ne göreyim inanın devlet hastanesinden kat kat kalabalık bir insan topluluğu, ultrason için elimdeki kağıt ile sekreterliğe müracaat ettiğimde görevli kişi bir şey anlamdı ve beni oradaki ultrason doktoruna gönderdi ve ben ultrason doktorunu bulup gerekli bilgiyi aldıktan sonra sekreterliğe giderek nihayet 300tl ile giriş yapabildim.
    Bu arada toplum olarak agrasif bir şekilde sürekli yaşadığımız sıra tartışması olmasa eksik kalırdı o da oldu.
    Şimdi sıra geldi ultrason sırası beklemeye. Önümde bekleyen on altı kişi gibi bende beklemeye başladım. Bekleme esnasında oradakilerde bir birlerine geçmiş olsun dileklerini iletirken kime muayene oldun nereden geliyorsun derken birden herkesin dikkatini çeken bir şey oldu. Oradakilerin hemen hemen hepsi devlet hastanesinden geldiklerini söyleyince kendimi bir an devlet hastanesi ultrason bölümünde zannettim. Daha sonra herkes bir birine bakmaya başladı.
    Mesele anlaşılmıştı, herkesin kaderi aynıydı benim kaderim ise 24.01.2022 tarihinde yani dün istenen ultrason 09.06.2022 tarihine verilmişti tamı tamına dört buçuk ay. Bu olay benim yaşadığım ilk olay değildi, Kasım 2021 den bu yana aynı kaderi üçüncü defa yaşadığım için çok da şaşırmış değilim, doğrusu tek şaşırdığım,
    Hani biz sağlık da çağ atlamıştık.
    Hani bizim doktor eksiğimiz yoktu.
    Hani bizim sağlık personeli eksiğimiz yoktu.
    Hani bizim devasa hastanelerimiz vardı.
    Hani bizim hastanelerimiz modern di.
    Ne oldu bizim sağlığımıza……

    • Ahmed bey geçmiş olsun;
      “Bu arada toplum olarak agrasif bir şekilde sürekli yaşadığımız sıra tartışması olmasa eksik kalırdı o da oldu.” demişsiniz de;
      bunu biraz açar mısınız, yani bi numaratör de mi yoktu, nasıl olay çıkabiliyor ki?
      Kesin bizim yorumcu arkadaşlardan yahya özal bey gibi bir uyanık başlatmıştır:(

    • “Ne oldu bizim sağlığımıza?……”

      Dikkat etmeyerek bozmuş olabilir misin acaba? cigara var mı? ya içki? etin-budun ne, kilon kaç? Pozitif bir insan mısın, yoksa her fırsatta şikayet eden negatif enerjin mi fazla?

      Ultrason mu dedin? Bu işin proaktif marka ilacı ne? Evinde bahçende, ya da olmadı güneşi bol ülkende mutfak artıklarından yaptığın gübreyi kullanarak güneşe bakan bir pencerende saksıda da olsa maydanoz eker misin? taze taze sık sık maydanoz, soğan biraz da sarımsak yer misin? Günde iki defa sebze ağırlıklı ekonomik marka öğünlere başlarken “besmele” (1-2 saniye) çeker misin? Bu iki öğünden sonra “Yarab, şükürler olsun, yiyebildiğim kadarıyla yediklerimi sağlık ve şifa vesilesi eyle” diye dua eder misin? (5 saniye). Ne kadar spor yapar, hoplar zıplarsın? Bu konularda kendini sorgula, sağlıklı kal; ülkenin sağlık sistemine yük olma! Kendine iyi bak! Doktora, hastanenin geneline-özeline muhtaç olma!

      Yani, özetle benim reçetem yukarda değindiğim noktaları kapsayan proaktif “Akıl*İman Sentezi”! Haydi geçmiş olsun!

  18. İktidarı muhalefeti hepsini sandığa goneceksin.
    Dün gördük İstanbul ve ülkeyi nasıl yonettiklerini.
    Bunların topunu tasfiye edeceksin.Ukitelli İstanbul arasını 12 saatte geçtik.Yaziklar olsun İstanbul u yoneten vali ve İBB başkanına.Biraz omurları varsa o koltuklarında bir dakika durmazlar.Ne tem ne D100 karayolu çalıştı.
    Utanır insan bu karın geleceği belli bangır bangır metereliji bağırdı.
    Neden otobüsler zincirsiz ve kar lastiksiz çıkar yola.
    Neden kardan önce tuz ve solüsyon dökülmez yola.
    İkisine de onursuzluk madalyası vereceksin.
    Bugün çıkmış üniforma ile açıklama yapıyor Dün nerdeydin balıkçı da keyif çatmak doğrusu sana yakışmış .

    • Sen adammısın bir düşün daha düne kadar bu iktidara oy veren sen değilmiydin?

      Önce bir tövbe çek sonra günahlarına af dile.

      Yeni bir Hükümet geldi diyelim sen bu gelen hükümetten 10 sene hiç birşey beklemiyeceksin Çünkü mevcut hükümet gırtlağına kadar boçlanmış.

      Gerlen hükümet borçmu ödeyecek, hizmetmi sunacak. Bu durumdan seninde parmağın var. akıllı oy kullanmadın.

      • Bu üsluba cevap vermemek gerekir ama birşeyler yazalım.
        Evet tüm seçimlerinde (başkanlık oylaması hariç) oy verdim.Cok da güzel işler yaptı hiç pişman değilim.Olaya birde şöyle bak :ya başkası gelip ülkeyi uçuruma surukleseydi en azından o olmadı.Simdi ciddi hatalar yapıyorlar .Onları da eleştiriyorum Çünkü bagnazci takım tutar gibi parti tutmuyorum.
        Örneğin son İBB seçimlerinde de oy verdim iyiki vermişim.En azından bu çapsızlarin yönetmesinde dahlim yok.3 senede İstanbul ne hale geldi Adam İETT ye lastik almaktan aciz .Trafik sorumlusu TV çıkmış açıklıyor ticari araçlar kar lastiği takmalı Ya baksana İETT otobüslerine hem kel hem fodul.
        Sandığa giderken önce vicdanını dinle SN Mahmut

        • Mahmut bey haklı, hem severim hem söverim olmaz, istanbula ihanetin bedelini senin yüzünden herkes ödüyor ahmet bey!
          Hasta yapılır onu beğenmezsin, köprü yapılır yol yapılır onu beğenmezsin, havaalanı yapılır ona söversin, hızlı tren yaparız onu beğenmezsin, ama tepe tepe kullanırsın!
          Ondan sonra da vay efendim ultrason kuyruğunda hır çıkar, fotokopi makinası da bozukmuş zaten estek köstek!

          (bu arada geçmiş olsun, inşallah kısa sürede sağlığınıza kavuşursunuz…)

          • Valla biraz seciciyim .Öyle çöken havalimanlarini filan sevmem.Ayrica meslek icabı iyi hesap bilirim 10 liralık işi 100 liraya yaptırmam .
            Birde Allah korkusu vardır yetim hakkı yemekten cekinirim.
            Daha sayayım mi .Yok şimdilik yeter.

  19. İKTİDARIYLA MUHALEFETİYLE DELİRTTİLER
    Türkiye’yi iktidarıyla muhalefetiyle delirttiler.
    2021 yılında 59 milyon kutu anti depresan hap kullanılmış.
    Bir önceki yıla göre 5 milyon kutu artış göstermiş.
    Bu tabloda tabii ki aslan payı iktidarın.
    Ancak dosdoğru ümit vermeyen,” bu muhalefetten de bir cacık olmaz” düşüncesini yerleştirerek, alternatif üretemeyen daha doğrusu üretmeyen muhalefetin hiç mi payı yok?
    Elbirliğiyle, alayı koskoca ülkeyi delirtti.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız