Muhalefet partilerinin şu aşamada cevap bulmak için kafa patlatmaları gereken üç temel soru var

43
Reklam

Eskiler, birbirinden fazla hoşlanmadığını düşündükleri kişileri sıkça bir arada gördüklerinde “Allah muhabbetlerini artırsın” derlerdi.

Hem dua yerine geçer o cümle, hem de şaşırma ifadesidir.

CHP lideri ile hayatları o partiyle mücadeleyle geçmiş eğilimlerin günümüzdeki temsilcisi partilerin liderlerinin birbirleriyle samimiyetlerini gördükçe, ben de her defasında aynı temenni cümlesini kullanma ihtiyacı hissediyorum.

Bazen öyle olur, tanıdıkça beğenmemeye -hatta nefret etmeye- başladığınız yakın bildiğiniz insanlar olabildiği gibi, tanımadığınız, haklarında uzaktan olumsuz kanaat edindiğiniz kişilerle hasbelkader yakın hale geldiğinizde önyargılarınızın sarsıldığını hissedebilirsiniz.  

Sanıyorum 6’lı masa buluşmalarının altı partinin başkanları üzerinde öyle bir etkisi oldu.

İyi bir gelişme bu.

Benzer bir durum iktidar cephesi için de söz konusu. Orada da birbirleri hakkında olumsuz sözler, yakıştırmalar işitmeye alıştığımız liderler düşman çatlatırcasına samimi bir görüntü veriyorlar. 

AK Parti lideri de olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile MHP lideri Devlet Bahçeli telefonla görüşerek de mutabakat sağlayabilecekleri konuları bile yüz yüze gelerek görüşmeyi tercih ediyor ve her vesileyle birbirlerini ziyaretle yakınlıklarını perçinliyorlar.

Reklam

Onlarla yüz yüze görüşmediği halde her iki lidere samimi hisler beslediğini belli ettiği görülen Vatan Partisi (VP) lideri Doğu Perinçek’i de unutmuş değilim. 

Tabii BBP lideri Mustafa Destici’yi de bu üç lidere eklemek gerekiyor.

Bu dört lider de “Allah muhabbetlerini artırsın” temennisini fazlasıyla hak ediyorlar.

Uzaktan edinilen yanlış olabilme ihtimali bulunan kanaatler kadar, fazla yakınlığın gözleri kör edici etkisinden de sakınmak gerektiğini yazının bu noktasında hatırlatmak isterim.

Siyaset ‘muhabbet’ sözcüğünün kapsamı içerisine giren hislere kendini kaptırmaya izin vermez, vermemelidir. 

Bir süredir, ‘6’lı masa’ sakinleri, böyle bir tehlikeye maruz kalabilecekleri görüntüsünü vermeye başladı.

CHP, sadece Kemal Kılıçdaroğlu demek değil. Diğer beş lider de temsil iddiasında bulundukları kitlelerin bütününü temsil hakkını henüz kazanmış değiller. İYİ Parti’nin işgal etmek istediği alanda aynı iddiaya sahip eski-yeni partiler olduğu gibi, diğer dört partinin de taban bulabildiklerini ispat için seçim sınavından başarıyla çıkmaları gerekiyor.

Zamanında veya tarihi erkene alınarak gidilecek seçimde iki taraftan hangisinin adayı cumhurbaşkanı seçilir, hangi ittifak Meclis’te çoğunluğa hakim hale gelebilir?

Reklam

Henüz -yani seçim olmadan- bu soruya cevap vermek zor.

Şimdiden söylenebilecek olan, muhalefetin ana gövdesini teşkil eden ‘6’lı masa’ partilerinin önümüzdeki seçimde başarısız olma şansı bulunmadığı.

Ya kazanacaklar, ya kazanacaklar…

Kaybetmeleri halinde bu partiler ve liderleri siyasetteki varlık sebeplerini de kaybederler.

Bu sebeple de hesaplarını, birbirlerine duydukları muhabbetten etkilenerek değil, somut aklı devreye sokarak yapmak zorundalar.

AK Parti ve MHP’nin, hatta VP ile BBP’nin hesaplarını daha akıllıca yaptıklarını görüyorum.

MHP lideri Bahçeli’nin “Gelin Erdoğan etrafında toplanalım, onun etrafında tek yumruk olalım” daveti o aklın bir sonucu.

Zaman içerisinde yıpranmış olsa dahi, iktidar cephesinin sandığa gidilen süreçte kullanabileceği en değerli unsur Tayyip Erdoğan’dır. O denklemden Erdoğan’ı çıkardığınız takdirde, geriye kalanların seçimde muhalefeti zorlayabilecek bir gücü kalmaz.

Adaylık sürecinde Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK), Tayyip Erdoğan hakkında, “Anayasada üçüncü kez aday olabilmesinin önünde engel var” kararı verdiğini bir an için düşünelim; Cumhur İttifakı öyle bir durumda kimi aday gösterebilir?

Erdoğan’dan başka bir isimle gidecekleri seçimde, o adayı cumhurbaşkanı seçtirme, Meclis’te çoğunluğa sahip olma ihtimali var mı Cumhur İttifakı’nın?

Sanmıyorum.

Millet İttifakı’nda durum farklı.

YSK’dan Erdoğan’ın adaylığını engelleyecek bir karar çıkacağından benim kadar eminseler mesele yok; öyle bir durumda Millet İttifakı aday belirlemede ince eleyip sık dokumasa da olur. Ancak binde birlik bir ihtimalle bile olsa, Erdoğan’ın adaylığı YSK tarafından onaylandığı takdirde, Millet İttifakı’nın aday belirlemede yapacağı yanlış, seçim sonucunu onlar için olumsuz etkileyebilir.

Erdoğan’ın aday olduğu bir seçimde onun karşısına çıkaracakları adayın özellikleriyle rakibin bir başkası olması durumunda çıkarılabilecek adayın özellikleri farklı olmak zorunda.

Dikkat edildiyse, Cumhur İttifakı’nın ana gövdesini oluşturan AK Parti, süreç henüz başlamamışken, kendi liderinin ismini -anayasal engeli bulunmasına rağmen- kamuoyuna aday olarak benimsetme çabasına girişti. İktidar cephesinin diğer partileri de onlara destek çıktı.

Bir şey daha yaptı AK Parti: Seçimde başarıya ulaşmayı kolaylaştıracak alan temizliğini de başlattı; seçimde adaylarının karşısına çıkabilecek adayı kendileri belirleme gayretinde.

Meclis’te üçüncü en kalabalık gruba sahip partiyi muhalefetin ana gövdesinin yaklaşamayacağı bir yere yerleştirme ve kapatılma tehdidi altına düşürme o gayretin bir sonucu.

Kemal Kılıçdaroğlu dışında bir ismin aday olarak düşünülmesini engelleyici girişimler de yine iktidardan gelmekte.

Şimdi Millet İttifakı cephesinin cevabını araması gereken üç temel soru var:

‘6’lı masa’ Erdoğan’ın adaylığını engelleyebilir mi?

Erdoğan’ın aday olabildiği bir seçimde cumhurbaşkanı adayı olarak onu belirlemeleri halinde, CHP liderine cumhurbaşkanlığı seçimini kazandırabilirler mi?

Başka bir ismi belirlemeleri durumunda, belirleyecekleri kişinin HDP’nin karşısına aday çıkartmayacağı ve HDP seçmeninin fazla düşünmeden oy verebileceği biri olması gerektiğinin farkındalar mı?

Düşünmeleri gereken üç soru bu Millet İttifakı’nı oluşturan partilerin liderlerinin…

ΩΩΩΩ

Reklam

43 YORUMLAR

  1. Seçim tarihi açıklandı.Aday nerde ?.Fena yıpratacağım 🙂
    RTE aday olmaz mı?
    Hadi bakalım tavuk tarda nasıl sayılır görelim.
    Gidip tıpış tıpış Kılıçdaroğlunun peşine düşeceksiniz.
    Siz haçlıların peşine düşmüşsünüz.Kılıçdaroğlu ne olaki?.
    Sizde haklısınız ne diyeyim.

  2. Gökten 3 elma düşmüş. biri istanbul’a diğerleri Ankara İzmir’e.
    İstanbul’da E-5 güzergahta 5-6 ilçe ve BŞehir muhalefete geçti, nedeni bilinmiyor!
    ~B.çekmeceye kadar gidecek toplu taşıma ve metro projeleri nanay!!!
    ~Anayol zaten trafik yoğunluğundan hasteneye bile yetişemiyor insanlar.
    ~pazarlarda bile (hatta marketlerde daha ucuz bazı şeyler) fiyatlar el yakıyor!
    (pazarcı bana istersen al istersen alma! diyebildiğibe göre, bir bildiği var! bende dedim ortadoğulular dönünce evlerine, satacaksın bu malları kime? bir daha gitmiyorum pazara).
    *Doğru bilinen yanlışlardan üç tane:
    ?!?Bşehirlerde filan seçmen verdi de!..
    !?!Madem siz muhalefete verdiniz oyu şehirde!..
    !@!BİZ BU ŞEHİRLERE HİZMETİ AKSATIR KESERSEK!…
    -valla siz bilirsiniz! size kim akıl veriyorsa oyu da o verir büyük ihtimalle!!!
    HATA:seçmen profili incelensin, bir etnik yada inanç öncelli seçmen tercihi ile! seçim kazanılmadı/kaybedilmedi bu şehirlerde!
    Uyanık bir kesim yonttu hesabı kendine!
    yani;
    İl başkanları ve BBaşganları ile,
    Hemşehricilik meslek kankiliği,
    Birzamanların paralel yürüyenleri ile,
    ve bilinmeyen, önemsenmeyen EYT vb sigortalar dan mağduriyet yaşayan hayli fazla olduğunu tahmin ettiğim bir kesimin oyları ile olabilirmi acaba?
    (kentsel dönüşüm rant!.. hiç girmiyorum bak!)
    son tahlilde:
    bir masa varsa önünüzde bir bakın derim bu eksikliklere.

  3. Akpartinin trolleri derinden derine her yerde sosyal medyada televizyonlarda gazetelerde seçimlerin akp ile ABD arasında geçeceği propagandasını yapıyorlar. Bu propagandayı eski yeni siyasetçilere onaylatacak sorular soruyorlar, buradan bir psikolojik üstünlük elde etmeye uğraşıyorlar.

    Tartışmalara baktığınızda seçimler Amerika İngiltere ve Rusya arasında geçecekmiş gibi bir hava var yani Türk milletini ilgilendiren bir durum yok sanırım:))

    Erdoğan seçim kazanacak diye ben Amerika İngiltere Rusya üçgeninde ezilmek zorunda mıyım? Konunun benimle bir alakası yok, ister Putin kazansın ister Biden isterse de Hindistanlı Rishi Sunak kazansın bana ne!

  4. 1-RTE’ın adaylığını engelleyebilecek hiç bir güç (kişi,kurum) yoktur. Kendisi dışında
    2-KK hiç bir özelliği ile başkanlığa uygun değildir. Çoktan emekli lokallerinde konken oynamaya başlamalıydı.
    3-HDP Türkiye’nin diğer siyasilerinden farklı değildir. Mensupları avanta peşindedir. Ne TC ne Kürtler umurlarında değildir.
    Eee bunca insan medyada boşuna mı konuşup yazıyor? Evet. İçlerinde “doğru söylüyor” diyebileceğimiz tek bir kişi yoktur. Adeta siyasilerden farksızdırlar.
    Yapılması gereken nedir? Şaibesiz bir seçimi gerçekleştirebilmek. (Hiç değilse halk böyle istedi diyebilmek için.)
    Ne iktidarın ne iktidar hayali kuranların bu konuda bir çabası yoktur. Hangisi kazanırsa kazansın seçim sonu bunun tartışmaları hiç bitmeyecek, mızmızlaşacaklar, herkes birbirini suçlayacaktır.
    Şaibesiz, güvenli bir seçim için görevli kurumlar TUIK’ten farksızdırlar. (Açıkladıkları Yeniden değerleme oranı % 122,93 Yıllık enflasyon % 64,27 ) ENAG % 137,55
    Sonumuz hayırlı olsun. Doğu da bile kar yokmuş, susuzluk ve kıtlığa hazır olunuz

    • “Yahya Özal
      17 Ocak 2023 At 19:12
      1-RTE’ın adaylığını engelleyebilecek hiç bir güç (kişi,kurum) yoktur. Kendisi dışında
      GÜZEL.
      2-KK hiç bir özelliği ile başkanlığa uygun değildir. Çoktan emekli lokallerinde konken oynamaya başlamalıydı.
      DOĞRU.
      3-HDP Türkiye’nin diğer siyasilerinden farklı değildir. Mensupları avanta peşindedir. Ne TC ne Kürtler umurlarında değildir.
      KESİNLİKLE.
      Eee bunca insan medyada boşuna mı konuşup yazıyor? Evet. İçlerinde “doğru söylüyor” diyebileceğimiz tek bir kişi yoktur.”
      EVET.
      HEPSİ BU. OYLAR HDPye, değil mi yahya efendi?

  5. Masa ile etrafındakiler ve altındaki +1ler, seçim kararı alınmasıyla birlikte aynen F 16, 36, 46 gibi yavrulamaya meyilli gibiler!
    Hdp partisini kapatmakla, imamoğlu nu şöyle böyle korkutarak,
    bu kesimlerin tedbir almasına yol açılıyor!
    ve seçmeninin madur edebiyatı ile aslında isten meyen yöne!! kaymasına neden olunuyor.
    Babacan dünkü çıkışıyla birşeylerin önhazırlığının işaretini verdi gibi..
    seçmene mor boncuk attı üstüne üstüne.
    yetmedi tank palet olayı benzeri şunu yaptırmam bunu ettirmem!…
    acemilik kaldırmıyor!
    deseki; biz iha siha vesaire teknolojik yatırımları katlayarak geniş kesimlere!!!!….
    yooookkkk!
    illaki babası … dedirteceksiniz.
    (birzamanlar alınan yüksek teknoloji ürünlerini uçak vb ni artı komisyonu var idiyse! fotönün ağzını sulandırdıyken başımıza gelenlerin!..
    bu defa tam tersini yaşamaya!…)…..

  6. fehmi Koru, sükutu hayale uğrayacağını sende biliyorsun, Abdullah gülden bişey olmaz, ali babacan kendini bitirdi, esasında 6 lı masa filan da yok, 3 lü masa 4 tane de yancı var, Türk askeri uyuşturucu kaçırıyor diyen amerikan alma ortak yapımı beslemeye fazla umut bağlamayın. Olmaz Türk Milletinin dna sına uymaz

  7. SEÇİMİN GÜNCELLENMESİ
    seçimin öne alınması erken seçim değil seçimin “güncellenmesi” imiş.
    İktidarın uzun süredir meşruiyeti tartışılır olduğu için artık hiçbir seçim erken değil, erkene alınmış bir seçimdir. Orası yani iktidarın meşruiyeti ayrı bir konu.
    Anayasada ” seçimlerin güncellenmesi” diye bir tabir var mı?
    Yada seçim kanunlarında?
    Anlaşılan alayı diplomasız.
    Bir de meclisi fesh edecekler etmesine de, şöyle bir sorunlarının olduğunu düşünüyorum:
    –Fesih edilmiş bir meclis, fesih kararından sonra olağan yada özellikle olağanüstü toplanıp bir karar alabilir mi?
    –Örneğin savaş ve savaş nedeniyle seçimlerin ertelenmesi karaları gibi.
    Bahsettiğim kararlar için meclisin normal karar sayısı yeterli.Yani nitelikli karar sayısı gerekmiyor.
    Dostum Esad, birden Katil Esed oluvermişti.
    Flört de, birden neden düşman olmasın?

    • “–Fesih edilmiş bir meclis, fesih kararından sonra olağan yada özellikle olağanüstü toplanıp bir karar alabilir mi?”
      MECLİS FESHEDİLMİŞ YA DA EDİLMEMİŞ FARKETMEZ, YENİ SEÇİLEN MEBUSLAR MAZBATASINI ALANA KADAR MÜHÜR ESKİLERDE DEMEKTİR:)

  8. Dürüst olmanın anlamı çok açık…

    Toplumları ayakta tutan önemli bir değer.

    Peki, Türkiye siyasetinde durum nasıl?

    Geliṣmiṣ demokrasilerde sosyal yaṣamda olduğu gibi siyasette de dürüstlüğe önem veriliyor. Sözde kalan bir kavram değil. Yalan söyleyen, yanlıṣ yapan siyasetçilere genellikle kendi partileri bedel ödetirler…

    Türkiye’deki gibi baṣ tacı etmezler.

    • Almancı arkadaş “… yanlıṣ yapan siyasetçilere genellikle kendi partileri bedel ödetirler…” buyurmuşsunuz da;
      netanyahuya bedel ödeten oldu mu, yine ödülünü aldı ve koltuğunda oturuyor, yoksa güneyimizdeki hepimizin çok sevdiği küçük dostumuzu yeterince demokratik bulmuyor musunuz?
      Bu konuyu gide gele ağlama duvarını aşındırmış didem hanıma mı sorsak acaba?

      • H. Gayret, baṣka ülkelerde dürüst olmayan, yalan söyleyen, siyasete hile karıṣtıran politkacılar olması, Türkiye’dekilerin varlığını meṣrulaṣtırıyor mu?
        Neden baṣka ülkelerdeki güzel örnekler sizi rahatsız ediyor?

        Türkiye’deki insanlar en dürüst polikacılara layıklar.

  9. RTE kendisine karsi durabilecek veya kendisi olmaya calisacak kisiyi aday yapmaz. RTE aday olamazsa aday binali yildirimdan baskasi degildir. Ekim de aday olursa bi ikinci istanbul secimi gibi olur. benim tahminlerim bu yonde….

  10. Adaylık sürecinde Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK), Tayyip Erdoğan hakkında, “Anayasada üçüncü kez aday olabilmesinin önünde engel var” kararı verdiğini bir an için düşünelim; Cumhur İttifakı öyle bir durumda kimi aday gösterebilir?
    😂dervişin fikri neyse zikri de oymuş…Fehmi koru bu meseleyi öyle kendine gündemi ve HAYALİ yapmış ki…durmadan bunu dillendiriyor..zannediyorum erdogan seçime girerse fehmi korunun yaşama sevincinin sonu gibi kahrından üzüntüsünden depresyona girecek gibi bi hal hissettim….
    Güzel güzel düşünür
    Güzel düşünen hayatından lezzet alır.
    Benden söylemesi sayın yazar erdoganin seçime girmesine hazır olsa iyi olur….

    • Fehmi Bey’i hayretler içinde okuyorum, anayasa değişikliğinde önce Cumhurbaşkanlığı ile ilgili maddeler iptal edilmiş, sonra tekrar o maddeler yeniden yazılarak geçerli olarak anayasanın kabulünden geçerli olacağı belirtilmiştir. Fehmi bey iddiasında kararlı ise bu maddelerin iptal edilmediğini ispat etsin, kaç defa değiştirilen anayasa maddelerini yazdım, ancak herhalde eleştirileri okumadığından ben bu maddeleri yazmıyorum, okuyucularda anayasayı okumazlar böylece algı ile kafa karıştırırım hesabı yapıyor. İstediği oldu diyelim, bu defa Ak Partisi yüzde 60 ile iktidara gelir ve anayasayı tekrar değiştirir, bunu aklı başında muhalefet de biliyor onun için kendileri yerine Fehmi Bey gibilerle Erdoğan’ı küçük düşürmeye çalışıyor. İstanbul seçimlerinde kendilerini başarılı görenler zannettikleri gibi İmamoğlu’nun mağduriyeti değil seçmenin Erdoğan’a bir ders vermesi ile mümkün olmuştur, yoksa Belediye meclisinde Ak Partisi çoğunluğu sağlayamazdı, o Belediye seçimlerinde Erdoğan hayatının en büyük hatasını yaparak muhalefetin nasıl tepineceğini bile bile seçimlerden önce Belediye Başkanlarını değiştirmek olmuştur, hala daha bunu niye yaptığı anlaşılamamıştır, bu nedenle Ak Parti seçmeni bunu hazmedememiş ve Erdoğan’a yanlış yaptığını ikaz etmiştir. Sayın Fehmi bey işte bu seçmeni iyi tanısaydın söylediklerini yutmayacağını anlardın.

      • Ayrıca şunu da ilave edeyim, ikinci seçimdeki fark da, Seçim sonuçlarının Ak Parti oylarının başka partilere yazılmasından dolayı bu hırsızlıkları da önleyemediği için cezalandırmıştır. l

  11. sorunuzu anlıyorum 4’lü masa hangisi diyorsunuz tabiki cumhur ittifakı.

    AKP Tayyip erdoğan,
    MHP Devlet bahçeli,
    BBP(Büyük birlik partisi) Mustafa Destici,
    Vatan Partisi (VP) Doğu Perinçek

    Masalar Şekli topluma mesaj veriyor.

    6’lı masanın masası yuvarlak masa yani millete diyor ki bizde bir adam lider değil her görüşe eşit düzeyde yanaşıyoruz bizde Demokrasi var mesajı veriyor.

    4’lü masanın masası Dikdörtgen masadır. Başta lider oturur sağ ve sol kollarında ve karşısında Düşük profilli insanlar vardır. Kısaca Tek adam masası, iletişim dili bazen racon keserler.

    • Bu dörtlü masa bana Western Filmini anımmsatmakta. iyi, kötü, çirkin.

      İyi, BBP lideri milli duygularla kandırılmış bir lideri anımsatıyor.
      Kötü, AKP partisi.
      Çirkin, MHP lideri.
      Vahşi, Perinçek.

  12. “Onlarla yüz yüze görüşmediği halde altı lidere de samimi hisler beslediğini belli ettiği görülen HDP lideri nı unutmuşsunuz ama?”

  13. ‘ Bütçemiz son 20 yılın performansı en yüksek ,en sağlam bütçesidir, kasamız da bütçemiz de gayet sağlamdır .
    Fert başına milli gelirimiz 12 bin doları aşacaktır ! ‘
    Dikkkaaat ! Sağda maliye ve hazine bakanı Nurettin Nebati, SELAAAM DUR !

  14. Cumhur ittifakının ikinci ortağı, muhalefete Cb nin yanında birleşin demesi, olmayacak duaya amin demek gibi bir şey, halbuki daha makul olabilecek bir şeyi kendisi yaparak söylese, söylediği daha geçerli olurdu. Farzı misal kendisi ve ekibi Akp çatısı altında birleşmesi daha mantıklı olur ve muhalefete de çağrısı bi nebze olsun değer kazanırdı. Anlaşılan vaziyet iç açıcı değil.

  15. “Kaybetmeleri halinde bu partiler ve liderleri siyasetteki varlık sebeplerini de kaybederler.“
    Cuk oturmuş!
    Artı 1’ide var:
    var olanların yok! nokta gibi görünenlerin çok! olabilmeleri için de O ZAMAN işte bu zaman! olabilir🤗.
    Treni kaçıran birdaha sal bile bulamaz!!!

    • Önümüzdeki seçimde herkesin takıldığı ama, hiçte önemli olmayan bir detaya takılıyor herkes.
      X kişisinin tekrar aday olup olamaması!!!
      zamanında düşünecektiniz onu!
      (bu gibi konuların zemininin sağlamlaştırılması için bile sadece TBMM çoğunluğuna odaklanırım, CB seçimini ise 2. tura kalmasını isterim bir seçmen olarak🤗).

  16. “Zaman içerisinde yıpranmış olsa dahi, iktidar cephesinin sandığa gidilen süreçte kullanabileceği en değerli unsur Tayyip Erdoğan’dır.”

    bırakalım en değerli unsur olsun,
    medyanın neredeyse % 90’ı ve nice ebabil yapılanmaları 20 yıldır bir değerli unsur “bir erdoğan miti” ve tabi “bir erdoğan düşmanlığı” söylemi yaratmaya çalışıyorlar. çünkü mitlerin düşmanları olur, onlarla savaşır falan fişman. üstelik ilk 10 yılın nispeten başarısının etkisi de var dolayısıyla sayın erdoğanın kendi kitlesinin olması son derece doğal, cumhur ittifakında 2. bir aday yok. zaten tek adamların dünyanın hiç bir yerinde alternatifleri yoktur, yeni birini kendinden sonraya yetiştirmezler, birinin doğal yoldan yetişmesine de izin vermezler. zaman içinde o nedenle çevreleri de çapsız insanlarla dolar. lider partileri lider olduğu sürece vardır, lider gidince de onlarda tarihin tozlu sayfalarında yerini alır.
    tam da bu nedenle herkes bekası için o değerli unsura, yani lidere sarılır, sarılmak zorundadır.
    ama dün de yazdığımız gibi, lider çoğu zaman gücünü, parayı ve enerjisini “değerli unsur” olmakla, bir yerde ayakta kalmak için harcar ve ülke için yapabilecekleri o oranda azalır, tek adamların ülkelerinde hep aynı hikaye o nedenle vardır; yoksulluk, yolsuzluk, gerileme, kurumların çöküşü, kutuplaşma, düşmanlaştırma. bu ülkelerde liderin yanında olmayan herkes ya hain, ya ajan ya da teröristtir. sahip oldukları maddi ve medya gücünü bazı algı operasyonları yaparak kullanırlar ve halkın bir kesimi de cahil olduğu için bunu satın alır.
    cumhur ittifakı için, ittifak olduğu halde tek adam denmesinin sebebi, lidere yapılan yatırımdır, değerli unsur kılma çabası ve verilen görüntüdür. ülkeye yapılması gereken yatırımın lidere yapılması, ülke geliştirilmesi gerekirken liderin parlatılması, ülke büyümesi gerekirken liderin öne çıkarılmasına çalışılmasıdır. iyi ama, ülke başarısızlıklar rekoru kırarken buradan bir “dünya lideri” nasıl çıkar sorusu soran yok maalesef.
    şimdi bunun karşısına koyabileceğimiz yegane tutum, çoğulcu bir anlayışa yönelmek, değerli unsurun millet kılınmasıdır. liderin değil, meclisin öne çıkarılmasıdır. millet ittifakı, gelişmiş ülkelerde olan ama bizim coğrafyamızda fazla karşılığı olmayan bir birlikteliği kurmayı ve sürdürmeyi başardı. bu ülkemiz için yeni bir yolculuk. daha önce koalisyonlar vardı aritmetik bir zorunluluktan meydana geliyordu ama şimdi insanlar gönüllü olarak bir araya geliyor ve güçlerini birleştiriyorlar. ve güçlü bir parlamento için çalışıyorlar. ben şahsen, doğru çalıştırılmış bir başkanlık sistemi ile doğru çalıştırılmış bir parlamento sistemi arasında fark görmemekteydim ama başkanlık sisteminin bizim gibi ülkelerde bir karşılığının olamayacağını millet olarak acı bir şekilde öğrendik. geriye güçlü bir kontrol sistemi olan çoğulcu meclis anlayışı kalıyor. yapılmaya çalışılan da budur. değerli unsur milletin refah ve güvenliği olmalıdır, kişinin ya da onun çevresinin değil.
    şimdi sayın korunun sorularına dönersek;

    sayın erdoğanın adaylığını engellemek, şu aşamada ülke adına, doğru bir yaklaşım değil, yasalardaki boşluklar hiç kimseye bir kesinlik vermiyor ne yazık ki.

    bence, normal şartlarda kim aday olursa olsun, erdoğanı yenecektir. aritmatik ortada. meclis çoğunluğunun muhalefete geçeceğine kesin gözüyle bakabiliriz ama ülke şartlarına bakarsak, ben her şeye rağmen bir yumuşak geçiş için erdoğanın kısa bir süreliğine kalabileceğini düşünüyorum. uzun zamandır bunu yazıyorum. hem başkanlığın hem meclisin 20 yıllık bir iktidardan sonra birden değişmesinin sıkıntılı sonuçları olabilir, o nedenle yumuşak geçişin bir yolu bulunabilir diyorum.

    kilit parti hdp. bu bir gerçeklik. seçim sonuçlarını belirleyecek olan ağırlıklı güç hdp ve gençler. tercihleri hangi parti olacak bakalım diyeceğim ama çok bilinmez değil aslında o nedenle özellikle şehir dışında okuyan gençler için bir ikametgah bilmecesiyle düzenleme yapılıyor, oy kullanmalarının önüne geçmeye çalışılıyor.
    millet ittifakının adayı, hdp seçmeni ve özellikle gençler dahil herkesi kucaklayan bir aday olmalı, kılınçdaroğlu da olabilir,
    “sürpriz bir aday”da olabilir.

    • Didem haklı: “daha önce koalisyonlar vardı aritmetik bir zorunluluktan meydana geliyordu ama şimdi insanlar gönüllü olarak bir araya geliyor ve güçlerini birleştiriyorlar.”
      BUNU DA BAŞKANLIK SİSTEMİNE BORÇLUYUZ, ÖYLE DEĞİL Mİ?
      ESKİ TÜRKİYENİN İKİYÜZLÜ KOALİSYONLARINDAN DAHA DÜRÜST BİR SİYASET TARZI!
      HATIRLARSANIZ MUHALEFET YENİ SİSTEME KARŞIYDI, HALA DA KARŞILAR, NEDEN ACABA?
      ŞEFFAFLIKTAN KORKULMAZ Kİ?

  17. “Baran
    Dünya başka şeyler konuşuyor, mesela Davos’ta yapılan Dünya Ekonomi Zirvesinde “akıl ve ruh sağlığı için yapay zeka konusu konuşulacak konular arasındaymış”.

    Türkiye’den katılan Ali Babacan da dünya ile beraber iktidarların her derde deva gibi kullanmaları sonucunda akıl ve ruh sağlıkları bozulan milleti tedavi etmek için akıl ve ruh sağlığı için yapay zeka algoritmaları hakkında detaylı bilgiler edinip Türkiye’de uygulama imkanı bulursa bir bakmışsın herkes akıllanıvermiş:)”
    Baran bey, Elhamdülillah Milletimiz akıllıdır yapay zekaya gerek yok. akıllanması gereken ali bacaban gibi akıldışı konuşanlar, ülkenin birlik ve bütünüğünü bozmak isteyenlerdir.

    • İnsanın Baykar’a saldırması için ya cahil ya da kötü niyetli olması lazım. Ülkede senelerce siyaset yapmış, bakanlık görevinde bulunmuş birinin bunları bilmiyor olması çok zor. Gerçekten bilmiyorsa vahim. Kötü niyetliyse apayrı bir durum.
      Üzerinden birkaç gün geçti. Söylenmesi gerekenler söylendi. Babacan kendine bir çekidüzen vermek yerine daha da saldırgan bir tavır ortaya koyuyor. Son günlerde DEVA Partisi’nin HDP tabanına yönelik açıklamalarıyla birleştirdiğinizde karşınıza bambaşka anlamlar çıkar. Sanırım varlık yokluk mücadelesi veren bir parti, Türkiye geneline hitap edemediğini gördüğü için HDP tabanını mutlu etmeye çalışıyor. Nereden nereye? Şu hale bakın.

  18. ”6’LI MASA” “4’LÜ MASA”
    “6’lı masa” siyasi birikimi, siyasi öngörüsü ve beklentisi olanların olumsuz imaj barındırdığı “koalisyon” fikrini canladırmak için iktidar tarafından da sıkça kullanılan bir tabir.
    Yani subliminal bir ifade.
    6lı masa ve bileşeni partilere çok önemli bir tavsiyem ve taktiğim şu:
    İktidar için “4’lü masa” tabirini kullanmaları.
    Evet aynen sayın KORU’nun dediği gibi:
    AKP, MHP, BBP ve VP.
    Seçimi kazanmak için başka bir şey söylemeleri ve vaad etmelerine gerek yok.

  19. Altılı masa, boşuna zorluyor durumları. İktidarın adayı,
    A. Sn. Recep Tayyip Erdoğan (Velev ki aday olamadı) yerine,
    B. Sn. Numan Kurtulmuş veya
    C. Sn. Bülent Arınç veya
    D. Sn. Cemil Çicek dörtlüsünden birisi olarak belirlendiği takdirde, altılı masa (Millet İttifakı) her halükarda aday olarak,

    ya Sn. Abdullah Gül ya da Sn. Ali Babacan’i aday göstermek zorunda.

    İktidarın adayı,
    E. Sn. Hulusi Akar
    F. Sn. Süleyman Soylu
    G. Sn. Devlet Bahçeli
    H. Sn. Binali Yıldırım
    İ. Sn. Melih Gökçek
    J. Sn. Mehmet Şimşek

    Grubundan birisinin olması durumunda ise, Sn. Kemal Kılıçdaroğlu aday olarak düşünülebilir.

    K. Ola ki, iktidarın adayı Abdullah Gül olursa, -ki kanaatimce bu durum da ihtimal dahilinde- bu durumda, altılı masa da, Sn. Abdullah Gül’ü aday göstermek ve desteklemek zorundadır.

    Altılı masanın en güçlü adayları sıralaması bence
    Sn. Abdullah Gül,
    Sn. Ali Babacan
    Sn. Kemal Kılıçdaroğlu
    Sn. Ekrem İmamoğlu
    Sn. Ertuğrul Günay
    Sn. Meral Akşener
    Sn. Mansur Yavaş sıralamasıdır.

    Millet ittifakı başka maceralar peşinde koşmamali.

    56 yaşında siyaset bilimci bir akademisyen olarak, -HDP ve Sn. Selahattin Demirtaş’ın adaylığı da dahil,- Türkiye’nin dinamiklerini gözönünde bulundurduğumda analizim budur.

    Türkiye’yi, içinde bulunduğu mevcut kriz ortamından en kısa sürede çıkartabilecek yetkinliği de Sn. Abdullah Gül veya Sn. Ali Babacan’da görüyorum.

    Not. Başkanlık sisteminin de devamından yanayım, ancak ABD’deki gibi tüm kurumların çalıştırılması ve Başkanın her şeyde tek yetkili olmasının önüne geçilmesi koşuluyla. Bu sistemi çok sevdim çünkü herkes kendi düşüncesinde olmadığı insanlara da saygı duymak zorunda. Başka türlü bizim insanımız, maalesef bir araya gelemiyor.

    • “56 yaşında siyaset bilimci bir akademisyen olarak, -HDP ve Sn. Selahattin Demirtaş’ın adaylığı da dahil,- Türkiye’nin dinamiklerini gözönünde bulundurduğumda analizim budur.”
      HOCAM KEŞKE HİÇ ANALİZ ETMESEYMİŞSİNİZ, BOŞA DA KOYSAK DOLUYA DA KOYSAK AKP NİN MÜTEKAİT ÇIKINTILARINDAN BAŞKA UMUT YOK DİYORSUNUZ YANİ,
      ÖLMÜŞÜZ DE AĞLAYANIMIZ YOK!
      YAHU YÖK Ü KAPATAMADIK AMA BU ÜNİVERSİTELERİ KİM KAPATIRSA BENİM OYUM ONA!!!! YAV HEPSİNİ ANLADIM DA J. Sn. Mehmet Şimşek KİMDİR YAA? HADİ KARISI İNGİLİZ DESEM ŞERİAT DEDE NE GÜNE DURUYOR?
      AMA BUGÜN DİDEM HANIMINDA PARMAK BASTAĞI BİR NOKTAYI SAPTAMANIZ İSABET OLMUŞ:
      “Bu sistemi çok sevdim çünkü herkes kendi düşüncesinde olmadığı insanlara da saygı duymak zorunda. Başka türlü bizim insanımız, maalesef bir araya gelemiyor.”
      MAAŞALLAH, SÜBHANALLAH, HA GAYRET!!!!

  20. 6’lı masanın teröre karşı başarılı bir mücadele yürüten TSK’ya, MİT’e ve İçişleri Bakanlığına yönelik sistematik saldırılarına şimdi yeni bir ağız daha katıldı. Pistten havalanan milli uçaklarımızı, silahlarımızı doğrudan hedef aldı.

    Masanın adayı -inşallah- Babacan olursa eğer, bu millet sandık önüne geldiğinde onu pistten zevkle alacaktır.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız