Ne oluyor arkadaşlar: Avrupa Birliği ve ABD’den sonra ara bozulma sırası İran’a mı geldi?

89

Dışişleri bakanlığı son günlerde fazla mesai yapıyor. 

Avrupa Birliği (AB) liderler zirvesinden çıkması ve hemen yürürlüğe konulması beklenen yaptırımlar dört ay sonra yapılacak zirveye ertelendiği için hükümeti rahatlatması gereken sonuç belgesine cevap dün dışişleri bakanlığından geldi. 

Haberi okuyalım:

“1-2 Ekim AB Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nden bu yana ülkemizle diyalog ve temas yönünde çaba gösteren Dönem Başkanı dahil birçok AB ülkesi olsa da, bir-iki ülkenin dar siyasi hesapları nedeniyle Türkiye-AB ilişkilerinde henüz pozitif gündem yaratılamamış ve AB hiç bir yararı olmayan kısıtlayıcı önlem alma arayışından çıkamamıştır. Özellikle Kıbrıs, Doğu Akdeniz, Ege ve bölgesel konularda, esasen AB’nin büyük kesiminin de benimsemediğini bildiğimiz, ancak dayanışma ve veto baskısıyla 10 Aralık AB Zirvesi Sonuçlarına konulmak zorunda kalınan yanlı ve hukuka aykırı tutumu reddediyoruz.”

Bildirgeden fazla hoşlanmadığımız belli.

Amerikan Senatosu da bir gün önce Temsilciler Meclisi’nin kabul ettiği Türkiye’ye yaptırımlar öngören karar tasarısını onayladı.

Ülkemizle ABD arasında bayağı bir saat farkı olduğu için bu gelişmeye cevap verilmişse bile henüz kamuoyuna duyurulmadı. Duyurulacaktır.

Buna karşılık, yine dün, dışişleri bakanlığı İran’ın Ankara büyükelçisini çağırarak kendisine tepki iletti.

Reklam

O haberi de okuyalım:

“Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, İran’ın Ankara Büyükelçisi Ferazmend bu akşam Dışişleri Bakanlığına çağrıldı. Büyükelçi Ferazmend’e, İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif’in tweetine, sonrasında Türkiye’nin Tahran Büyükelçisi Derya Örs’ün İran Dışişleri Bakanlığına çağrılmasına, Türkiye’ye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik mesnetsiz iddiaların ortaya atılmasına ve böylece İran’da Türkiye’ye yönelik nefret kampanyasının açılmasına tepki dile getirildi.” 

Gelişmeden haberdar olduğumda, kendimi tutamadım, “İran’la da mı?” diye söylendim. 

İlişkilerimizin düzgün gittiği nadir ülkelerden biridir İran…

Oradan gelen tepkiye tepki verecek duruma gelmemizin sebebi, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın bir gün önce Bakü’de yapılan ‘zafer töreni’ sırasında okuduğu kısa bir şiir imiş.

Şu şiir:

“Aras’ı ayırdılar

Kum ile doldurdular;

Reklam

Ben senden ayrılmazdım

Zor ile ayırdılar,

Ay Lâçin, can Lâçin,

Men sene kurban Lâçin”

Bir gün önce, yani sıcağı sıcağına, Türkiye’nin Tahran büyükelçisini kendi dışişleri bakanlığına çağırmış İran yönetimi ve şiire tepkisini iletmiş; o kadarla da kalmamış, İran dışişleri bakanı da sosyal medyadan hoş olmayan bir mesaj yayımlamış…

Ne oluyor arkadaşlar?

Bu soruyu durduk yere sormadığımı tahmin edersiniz. Türkiye ile İran arasındaki gibi sıcak ve samimi ilişkilere sahip ülkeler türküye de dönüşmüş iki kuplelik bir şiir yüzünden tepki alış-verişinde bulunmazlar.

İki taraftan biri yanlış bir iş yaptığında diğerinin dışişleri bakanı diğer ülkedeki mevkidaşını arayarak bu durumun düzeltilmesini -veya tekrarlanmamasını- rica eder ve olay hiç kimse duymadan kapanır.

Olayı kapatması için devreye girmesi beklenen İran’ın dışişleri bakanı konunun başkaları tarafından duyulmasına aracılık etmekte…

Ne olduğunu merak etmekte haklıyım sanıyorum.

Araya bir karikatür koydum. Suud gazetesi Şark’ul Avsat’ın İngilizce versiyonu olan Arab News’tan aldım Amjad Resmi imzalı bu karikatürü. Onların gözünde Türkiye ile İran ayrılmaz ikili görüntüsünde. Araplar bölgede barış çemberini genişletirken onların aracını frenleme görevini üstlenmiş iki ülke var karikatüristin gözünde: Türkiye ile İran…

Dışarıdan bakanlar açısından bu kadar yakınız.

Şiir yüzünden aranın bozulacağını bu sebeple aklım almıyor.

Ne oluyor gerçekten.

Bizde dışişleri bakanlığı AB ile İran’a tepki vermek üzere fazla mesai yaparken İsrail dışişleri bakanlığı da Rusya’nın büyükelçisini bakanlığa çağırıp tepki bildirmekteydi.

Hem de Arap ülkelerinden Fas’ın da İsrail ile diplomatik ilişki kuracağının açıklandığı gün.

Rusya’nın İsrail büyükelçisi Anatoly Viktorov iki gün önce Jerusalem Post gazetesine “Bölgedeki sorunların kaynağı İran değil, İsrail” ve “Hizbullah İsrail’e saldırmıyor, esas saldırgan İsrail, Hizbullah’a saldıran sizsiniz” cümlelerinin de içinde yer aldığı uzunca bir mülakat vermişti. Bakanlığa çağrılmasının sebebi o mülakat.

Mülakatı okuduğumda da “Allah Allah, ne oluyor?” sorusu dilimin ucuna gelivermişti.

Büyükelçi İsraillilere “Sözlerim yanlış aktarılmış” demekle yetinmiş…

Acaba Türkiye ile İran arasında kendini hissettirmeye başlayan soğukluk ile Rusya’nın İsrail’deki büyükelçisi yoluyla İran’a ve Hizbullah’a sahip çıkması arasında bir bağ olabilir mi? [Büyükelçi Viktorov’un sözlerinin muhatabı İsrail gibi görünse bile, o sözler esas İran’a sevgi mesajı gibi okunabilir görüşündeyim.]

Donald Trump gitti gidiyor, yerine Joe Biden geliyor ve galiba herkes kendini bu yeni duruma göre yeniden konuşlandırıyor.

Ne olduğuna bir daha bakalım: AB liderleri bu zirvede vermeleri beklenen kararı Biden’ın Beyaz Saray’a taşınması sonrasında yapılacak zirveye erteliyor… Amerikan Kongresi yeni başkanı beklemeden Türkiye kararını Trump’a onaylatma acelesi içine giriyor… Rusya İran’a ve Lübnan’daki Hizbullah’a sahip çıkarken, İran, türküleştirilmiş şiire aşırı tepki verme ihtiyacı duyuyor…

Cumhurbaşkanı Erdoğan o şiiri İran’la arayı açmak için okumamıştır herhalde; öyle olsaydı onu da yukarıdaki listeye eklerdim.

Hatırlatmam gerekmez, fakat ben yine de o görevi de yerine getireyim: Böyle dönemler her adımın olağanüstü dikkatle atılması gereken dönemlerdir.

ΩΩΩΩ

89 YORUMLAR

  1. Merhaba Fehmi Bey. Bu yazınızla ilgili ben en çok neyi merak ettim biliyor musunuz? Yazıyla ilgili ‘Abdullah Gül’ ismini etiketlemenizi !!!

  2. Eğer Bahçeli Erdoğan’ın Bakü’de okuduğu ‘İran karşıtı şiire’ tepki göstermez hatta açık veya dolaylı sahip çıkarsa, Cumhur İttifakı eksen kaymasına uğramış ve ABD çizgisine/kontrolüne geçmiş demektir.

    Aksi olursa da Cumhur İttifakı dağılacak demektir.

    Yeni bir Batman filmi çekilecekse senaryoya RTE ve DB hatta HA da girer, harika da olur. Fakat seyirci kimin ne yaptığını anlayabilir mi emin değilim.

  3. …..
    Doğruya doğru derim,
    Öğretmiştir pederim,
    YALAN benim neyime,
    Doğru yoldan giderim!

    Bazı şeyler, tamam da..
    Şerif! sonuç ortada!
    Güven mi bıraktınız,
    Erittiniz potada!…
    …..

  4. Türkiye bir sazan sarmalına sokulmuştur. Sarmalın baş aktörleri ise R.T.Erdoğan ile 15 Temmuz kapışmasını kazanması için el altından destek verilen Avrasyacı derin devlet güçleridir.

    2011 yılında Suriyeli muhalifler mevcut rejime karşı iç savaşı başlatacaklardı fakat aileleri için endişe ediyorlardı. Erdoğan Suriyeli muhaliflere “gönderin ailelerinizi biz onlara bakarız, siz yeter ki savaşın ve Esad’ı devirin” dedi. Bunu mezhepçi bir politika izlediği için yaptı fakat ABD’nin yönlendirmesi/onayı olduğu da açıktır.

    ABD Libya’yı ikiye bölmek istiyordu. Taraflar hazırdı: Trablusgarb’ta İhvancı Ulusal Mutabakat Hükümeti ve Tobruk’ta seçimi kazanan Libya Meclisi. Fakat Libya Meclisinin ordusu General Hafter komutasında tüm Libya’yı ele geçirip birleşik Libya yapmaya kalkışınca Türkiye UM Hükümeti tarafında olaya müdahil oldu(ruldu). Bu sayede birleşik Libya hayali suya düştü. (Bu arada Türkiye-Libya MEB anlaşması yapıldı ama bundan daha önemli olan ve imkansız görülen Mısır-Yunanistan MEB anlaşması kazığını yedik. Libya’daki petrol bölgeleri de Erdoğan’ın karşısında yer aldığı Libya Meclisi kontrolünde).

    Azerbaycan-Ermenistan savaşında emperyal güçler işe karışmadı ve Azerbaycan kolay bir zafer elde etti. Bu durum dikkatimi çekmiş ve bakalım işin sonunda ne çıkacak diye beklemeye geçmiştim. Fazla beklemeye gerek kalmadı. Zafer günü kutlamalarında R.T.Erdoğan hiç gerek yokken bir şiir okudu. Bu şiirin tercümesi şudur: “Vaktiyle Azerbaycan haksız yere bölünmüş ve Azeri halkının büyük kısmı İran topraklarında kalmıştır. Şimdi artık sıra bu birleşmeye gelmiştir”. Nitekim İran bu şiire tepki gösterdi. Artık Türkiye ve Azerbaycan ile İran hasım konumundadır. ABD ve İsrail İran’a karşı Azeri kartını devreye sokmuş ve fitili ateşleme görevini de geçmişte olduğu gibi R.T.Erdoğan’a vermiştir.

    İktidardan düşmemek için herşeyi yapmaya razı siyasal islamcı R.T.Erdoğan ile maceracı Avrasyacı sözde derin devletin ittifakı Türkiye için adeta bir ‘Beka’ sorunudur.

    • Hayret Ya! demek öyle… iran’ın ermenistan tarafını tutmuş olduğunun bütün bu durumda
      bir etkisi olacağını hesaba katamamışsınız.
      Sorarım size her şeyi amerika ve israilin yönettiğini iddia etmek sonrada dış işleri siyasi kulvarından çıkarak iç siyasette parsa açmak ne kadar akılcı bir siyaset?
      farkındamısınız bilmem iran yıllardır hatta asırlardır azerileri türkleştirilmiş pers olarak görüyor
      ve o yönde nesiller boyu kültürel beyin yıkama-yağlama yapıyor.
      Geleneksel mahalle baskısı milli politikaları halinde kültürel etkiyi bu yönde daima yaşatmakta.
      Ha şunu deseydiniz belki daha mantıklı olabilirdi. Amerika ve israil ortak
      menfaatleri icabı iran ve türkiyeyi karşı karşıya
      getirmeğe çalışıyor. Bunun için iran derin devleti içersindeki kendi ajanlarıyla
      iran’a karabağın işgalinden sonra ermeni tarafını tutmaları siyasetini
      empoze ediyor demek istiyorum.
      Bugünde iran derin devletinin iranın içindeki milyonlarca vatandaşı müslüman azerilerin hatırına toprakları işgal altında olan azarbaycanı kollamak yerine
      ermeni tarafından olmayı tercih ettikleri gibi.
      Yani demem o ki hem türkiyenin başında hemide iranın başında amerikan-
      israilin ajanları etkili oluyor. Ne yani bu sizinki gibi tek traflı olacağına iki taraflı
      daha tutarlı bir tez olamazmı? Tabi bu anlaşmazlıkta son kararı bu
      aynı merkezli ajanlar değil hem türkiyenin ve hemide iranın başında olan
      sağduyulu özü müslüman insanlar verecektir, vermelidir. Hiç merak etme sayın FKT
      erdoğana farsça bi şiir daha okuttururlar tahrana bi dostluk heyeti
      gönderirler bir kaç gün sonra işler tatlıya bağlanır.

      Dünya siyaseti bazen haşarı çocukların mahalle arasındaki kavgalarına benziyor. Taraf tutarak kışkırtarak birilerini dövmek-dövdürmek olmazsa sövüp-sövdürmek en sık yaptıklları işler. Bunları mahalle dışından büyük çocuklar üstleniyor. Derin devlet ajanları kışkırtıcaları onların.
      Bölgedeki iran ve türkiye gibi küçük çocuklar durumu fakedip akıllı davranmak zorundalar. Aksi takdirde gözyaşı ve kan işleri çocuk oyunu değil.
      Ermenistan ekonomik etine buduna rağmen en hızla silahlanan ülkelerden biri. Bölgede bir savaş çocuklar için felaket olur. Bu oyuna gelmemek için ağırlığı olan oturaklı kişiler kültür ve emekli devlet adamları araya girmeli. Kültür adamı aydın olarak her ülkede etkin insanlar vardır. Ya FKT bey buna benzer bir şeyler tavsiye etki iyi niyetli bi yorumcu olduğunu anlayalım. İşiniz gücünüz beka sorunu üzerinden faturayı devlete ve CB’na kesmek. olmuyor ama!

  5. Ne oluyor? Türkiye saldırgan politikalar geliştirmeye ve bu yolda giderek daha yalnızlaşmaya devam ediyor. Kala kala Azerbaycan’a kalacağız görünüyor. O da yakında Rusların baskısıyla Türkiye’yi satar. Erdoğan ve ekibi (ekip kalmadı, siz jöleli danışmanlar diye anlayın) bütün bilgisizliği ve tecrübesizliği ile dış politika dahil her alanda bocalıyor. Sonunda Osmanlı gibi olacak sonumuz. Eldeki bulgurdan da … Halbuki ülkemiz stratejik konumu ile gerçek bir barış köprüsü olmaya aday. Bunu hiç bir şekilde kullanmayı beceremiyor. Bunun sebebi de yeterli insan kaynağının olmaması. Genç nüfusu var ama eğitimsiz. Eğitime yatırım yapması gerekirken gidiyor savaş ekonomisine yatırım yapıyor. Halbuki ne çektiysek savaşçı liderlerden çektik. Orada da yapılan büyük hatalar ülkeyi savunma alanında da güçsüz düşürüyor. F-35 projesinden atılıyor, NATO üyeliği bile sorgulanıyor. Bu kadar büyük hatalar yapan bir yönetimin ülkeyi daha da içinden çıkılmaz sonuçlara götürmesi kaçınılmaz. Umarız Biden dönemi yeni bir açılım sağlar. Ancak Ortadoğu’da olan gelişmeler, Amerika artık karışmayacak buraya diyor. İsrail, Arap ülkelerini tek tek safına çekiyor. Oluşturulan cephe çok geniş, Fas’tan Suudi Arabistan’a ve tamamı İran ve Türkiye’ye karşı. Bunun sonucu iyi olmayacak görünüyor. Birileri saraya gömüldü, ne dışarı çıkabiliyor, ne kimse o saraya adım atıyor. Bu kadar yalnızlaşmanın sonucu …

  6. Dünkü meclis toplantısında Mustafa Varank, Hdp li Garo Paylan ın İha- Siha eleştirilerine;Emperyalist Batı hayranlığı gözünü öyle bürümüş ki, örnek verdiği ülkelerin dünyanın en büyük silah endüstrisine sahip olduğunun farkında bile değil. ‘Almanya niye tank üretiyor, Amerika niye SİHA üretiyor?’ diye soruyor musunuz? Hayır.
    Devam ediyor konuşmalarına
    “Bakınız, sadece TEI’e son yedi yılda 10 farklı millî motor geliştirildi. Daha geçen hafta TEI’nin ürettiği ilk millî helikopter motorunu TUSAŞ’a teslim ettik. Yalnızca deniz, hava, kara değil, uzay araçlarının da motorlarını geliştiriyoruz.” 
    CHP İzmir Milletvekili Mahir Polat, ön sıradan bağırıyor.

    “Sanırsın Mars’a gitmiş” 

    Bunlar mı size refah, adalet, hürriyet, demokrasi, özgürlük, yeni bir toplum, farklılıklara saygı, bilim  getirecek.
     İha ve Sihaları gördükçe, teröre karşı sınır ötesinde güvenliğimiz sağlandıkça, ekonomimiz için Akdeniz’de hidrokarbon yataklarında sondaj yapıldıkça, Rusya, İran, Katar, Pakistan, Tunus, Libya ile iyi ilişkiler kurdukça, Azerbaycan’ın Karabağ zaferine destek verdikçe, tank paleti fabrikasında tank yapacağımız ortaya çıkınca, İpek Demiryolu hattı devreye girince, enerjide dış bağımlılığımız neredeyse bitince, millî ve yerli savunma sanayimizin göz kamaştıran başarıları duyuldukça öfkeden kuduruyorlar. ABD’nin CATSAA yaptırımlarına, AB’nin yaptırım kararlarına bel bağlıyorlar.
    1947 deki Marshall anlaşmasıyla ABD varlığını ülkemize sokup, Fullbright anlaşmasıyla da eğitimimizi emperyalizmin hizmetine sunduktan, uçak sanayiimizi, millî savunma sanayiimizi parçalayıp yok edip, bürokrasinin her köşesinde yabancı uzmanlar getirtilip, Devlet okullarından ve yabancı okullardan devşirilen parlak öğrenciler ABD’de doktora, lisans, master adı altında eğitilerek etki ajanı hâline getirildi.Öyle bir an geldi ki ülkemizde yabancı uzmanlara gerek kalmadı. Türk görünümlü yabancılar yetiyordu.

    • Önümüzde güzel bir örnek duruyor. İran. Neredeyse nükleer bomba yapacak az kaldı. Arada diğer ülkelere bomba da atıyor. Ortadoğu’da ben de varım diyor. Suriye, Lübnan, Yemen, Irak, Körfez her yerde hareket halinde. Sizce bu kadar aktivitenin İran halkına bir faydası var mı? Petrol ve gaz denizinde yüzen İran’da benzin karneyle satılacak neredeyse. İnsanlar yurtdışına çıkamıyor. Üç kuruş para çocuklarına gönderemiyor. Tüm dünyada ikinci sınıf vatandaş muamelesi görüyor. Bu kadar cefanın faydasını kim görüyor peki? Mollalar elbette. Tepedeki asalaklar. Türkiye’nin daha saldırgan politikalarla gideceği yer orası. Otokrat bir lider ve parti altında tüm dünyada yalnızlık ve sefalet. Halkımız buna razı olmayacak. Geldikleri gibi gidecekler. Demokrasi kazanacak.

    • Ufak at da civcivler de yesin. 🙂

      – Rusya, İran, Pakistan, Tunus, Libya ile iyi ilişkilerimiz vardı zaten.
      – Tankı yapamıyoruz, BMC tercihi fiyasko oldu.
      – Millî ve yerli savunma sanayimizin mutevazı başarıları var, göz kamaştıran başarıları yok.

      Daha sayayım mı … Bir yapılan on yapılmış gibi propaganda yapılırsa tepki gösterilir tabi ki. Korona istatistik palavraları da sizi uyandırmamış anlaşılan!

  7. Ah bu DİŞ GÜÇLER var ya DİŞGÜÇLER! hepsinin gözü bizde hiç birisi bizi istemiyor… Hepsi Müslúmanlara düşman.Amerka var ya Amerka, oda yılanın başı.

    Bu Uykudan õnce masalını.. Genelde beceriksiz iş bilmez ceplerini ve saltanatlarını súrdürmek için UYUMAYA HAZIR halki bu masalla uyutarak kõşe dönenlerin can simidi bu ve benzer masallar.

    Oysaki ABD olsu AB olsun Ortadoğuda en güvdikleri devlet Türkiye.
    Bunlar Türkiye’nin, kalkınmasını ve demokırasıyı uygulamasını vede bölgesinde gúçlú ve õrnek bir ulke olmasını istiyorlar..
    Devlet olarak! Bunların hiç birisi bölgelerinde ve dúnyada savaş istemiyorlar.. istmeyorlar çünkú savaşlar insanlığı ve doğayı öldürúyor.

    Şimdi Turkiyeye yaptırım kararrı aldílar.
    Trump veto etsede etmesede Biden onu uygulamaz.
    78 yaşındaki bir insan kendisi sevdiklerinin acisini en derinden yaşamış başkalarının yaşamasını hiç istemez.
    Avrupada ayni.
    Amerka kitasında ne bir amerkali nede bir kanadalı ülkesindeki zülümden kaçíp başka úlkelere sığınmiyor. Fakat ayni kitadakı diğer devletlerın vatandaşları bu úlkelere girebilmek için yollarda telef olup gidiyorlar ve buralardada õmür boyu korku ile yaşiyorlar.
    Bu durum Avrupa kıtasındada ayni.
    Mafya ve diktatorlúkle idare edilen úlkelerin baştakileri lüx hatat yaşrken onların cahíl bírakılmış halkları
    AB ve ABD gibi úlkelerde rahat vermiyorlar.
    Bunların derdi İnsan hakları ve demokırası. Onun içn Rusya, Çin , İran, Irak gibi dúnyayı karıştıran ulkelere karşı NATO. Birlikteliği gibi bazı tedbirler almışlar.
    Maalesef Dünya küçüldúkçe Türkiye
    gibii Ülkelerin halkı yukardaki ninlilerle ile uyutularak DİKTATÖR ve hirsizlara yem oluyorlar.
    Birde bunlar halkı uyutmak için Dini pis amellerine alet ediyorlar.
    Trump gibiler her yerde ve her ülkede mevcüt, fakat kanun yapıcılar sayesinde ülke kurtariyor yalnız verdikleri zararıde halk cebinden ödüyor.

    Dindar Trump! İnandığı Din Yalanı İftirayi ve hırsızlığı yasaklamasına rağmen bunların hepsi onda mevcüt.
    Aslında en iyi para Din satıcílar kazaniyor.
    2 yúzükten 47 miliyon dolarlik Jetlerle seyahat edecek kadar zengin olmaları DİN satmak yoksa ellerinde hiç bir iś gelmez ama dilleri müthiş yalan söler.
    Yalancılar ve onların detekcileri için yaşasın Dünya cehennemi.
    Zaten Ahiret cehennemi garantı.

  8. Adam açık açık itiraf etmiş. Ne oluyor arkadaş.
    ABD’nin eski Türkiye Büyükelçisi ve eski Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, Al Monitor haber sitesine verdiği röportajda, Türkiye’ye yönelik kirli planları itiraf etti. Jeffrey, Ankara yönetiminin Ekim 2019’da Rojava’da başlattığı operasyonları durdurması için ABD’nin devreye girdiğini belirterek, Türkiye’nin operasyonlarına son vermemesi durumunda, “Ekonomilerini yıkmaya hazırdık” dedi.

  9. Promterci kardeş !
    Yazdıklarına dikkat et.
    Sadece yandaşlar değil, tüm Dünya dinliyor.
    Daha doğrusu yandaşlar zaten dinlemiyor.
    Sülalerine de saydırsan deli gibi alkışlıyorlar.

  10. Sayın yazarın iranla da mı bozuşuyoruz diye karalar bağlamasına gerek yok bence; araptan çoraptan karikatürler derlemeye ise hiç gerek yok! Daha geçen gün burda yaşlıca yorumcularımız arasında yaşanan arbedeyle belliydi türkiye iran ilişkilerinin gerileceği, nitekim gerilmiş işte…
    Nurdan abla durduk yere daha suikaste kurban giden nükleerfizikçinin yasını bile tutamamış acem halkına ağzından köpükler saçarak galiz küfürlerle saldırıp hakaret etmemiş olsaydı sn.bernar namdar yorumcumuz da eminim bugün aramızda olurdu!
    Nurdan ablanın cehaletine diyecek yok ama bazılarımıza şunu da belirtmekte fayda var:
    Kötü halk yoktur, tüm halklar iyidir; ancak kötücül şahıslar vardır, tek tek bireyler!

  11. Şerif efendi TUİKten PUİKten, patentten bahseden olmadı o yazıda. Önce bir okumasını bil ve okuduğunu anla. Tamam mı?

    …..
    Oku denir okumaz,
    Okusa da anlamaz,
    Gelmiş çamur atmağa,
    Saldırmadan yapamaz!
    …..

    Diyelim ki patent sayımız 2-3 katına çıktı (daha fazla alınsın, sevindirici bulurum, ayrı mesele). Ancak, işe yarayan patent var mı? git onu da sen araştır ve öğren? Patent niçin alınır? Ticari hakkını korumak için ve bu hele de dışarı yönelikse neticede ihracatı tetikler cari açığı az da olsa kapatır. Böyle bir şey var mı? YOK! Raflarında toz toplayan binlerce patent var. Ayrıca, merağımı yönelttin AB’ye TR’den patent başvurularına baktım. 2018 rakamlarında patent sayısı artmış (Bu zaten hangi parti olsa yine artacaktıç Onu da bilmiş ol!) ancak yine en altlardayız. Her başvuru para ile malum. Baktığım kaynakta patent hakkı alınmış patent istatistkleri yoktu. Alınsın veya sadece başvuru olarak kayıtlara geçsin kıymeti yok. Boşuna masraf! Cari açığın kapatılmasına etki edecek ağırlıkta değil.

    • Bak bağımsız kaynakları okuduğunda nasıl da görüyorsun gerçek yalan farkını. Söylediklerimin içinde hiç maddi yalan yok. Patent bahsi de zaten örnek vermek için yazılmıştır. Patent sayısının artması ar-ge çalışma sayısının artması anlamına gelir. Her bulunan şey bir işe yaramayabilir lakin her biri özgün arge çalışması yapılmış demektir. Yani birileri bu dönemde bilime karşı çıkılıyor dedi bunun yalan olduğunu ispatlamak için kaynağıyla o bilgiyi verdim sen de doğrulamış oldun. Köprüyle ilgili salladın onunla ilgili bilgileri verdim. Bir gazete yazısından aldığını söyledin doğru eğri bilmediğini de söyledin. Bu ülkede yalanlar zaten gazeteler üzerinden yayılıyor. Sana saldıran ben değilim. Yanlış yazdıklarını düzelttim. Beni yalanla suçladın yalanlarını çürüttüm. Eh okuyanın vicdanına kalmış gerisi. Ama kısa sürede iyi üçlük dörtlük yazıyorsun takdire şayandır. Üçlül dörtlük kafiye iyi tamam da verileri de doğeunyada doğruya yakın sallarsak en azından biri öyle değil dediğinde söylediğini doğrulayabilirsin.

      • Altına yorum yazdığın yazımda ne patentle ilgii, ne TUİK ile ilgili ve ne de bilime karşı çıkılıyor anlamına gelen bir ifade var. Bunları ilgisiz olarak yorumuna katan sensin. Bunları nereden çıkarıyorsun? Hangisi örnek hangisi esas teşkil ediyor? Okuma-anlama özürlü olduğunu yine doğruladın. İstersen bir daha oku. Patent konusuna giren sen olduğun için girdim. Esas konunun ne olduğunu cari açık üzerinden ifade ettim. O esas konuda gıkını çıkaramadın! Köprü konusuyla burada kalabalık etme? İlgisiz yerlerde ilgisiz şeyler yazma hastalığından kurtar kendini.

  12. Yine bir vekil yine veciz bir ifade “Sanki Marsa gittik” her zamanki gibi CHP mv bir arkadaş. Helikopter motoruyla ilgili konuşulurken söylediği söz. Biri demeli ki o motoru yada benzerlerini yapmak Marsa gitmenin ilk aşamalarından biri. Eğer anlıyorsa bu işlerden bunu bilir ve onca konuşurdu. Yok bilmiyorsa ona göre konuşurdu. İşte tam bahsedilen istenmeyen şey bu. “Memlekete komünizm lazımsa onu da biz getiririz” noktasından bir adım ileriye gidemeyen kafa bu. Tayyip zamanında yapılmışsa istemezük. Hayır korkuyorum kazara yanlışlamayla bunlar iktidar miktidar olurlarsa sırf Tayyip zamanında yapıldı diye bu işleri yapan fabrikaları heykel atölyesine çevirecekler. Yönetenleri işten atacaklar. Devletin fabrikalarında üretilen motorları almayacaklar.

    • Şerifbey güldürdünüz beni; allah göstermesin chpli ya da başka bir başkan o koltuğa oturduğu anda yerel üretimi sıfırladığı gibi bir acar savcı eliyle tümünün mal varlıklarına da bir günde el koyar, örnekleri var yakın geçmişte!

    • törende sabotaj var diyorsunuz yani. peki sabotajı yapanlar kim? devletin askeri miti ve polisi var, bulacaklardır herhalde kim olduklarını. öyle değil mi Şerif abi.

  13. Gayretli trol karar okursunuz diye etrafı tahkir eylemiş,
    Anlayışımca istikametli karar makbuldür, merdut olan müfterilik gayretidir.
    Trolün iltifatı tespitinde zahirdir.
    Zira zannımca pelikan gayretli, batan gemiden derakab firara karar verecektir.

  14. “Bakın şimdi… CHP’nin içinde taciz ve tecavüz vakaları oldu mu? Oldu. Tabii ki olacak. Toplumsal cinsiyet eşitliğine sahip olmayan bir ülkede yaşıyoruz. 18 yıldır sizin iktidarınızda yaşıyoruz.”

    Bu veciz ve çook değerli harf kalabalığı içeren yazı bir CHP mv tarafından meclis kürsüsünde söylendi. Oysa bu sözün sahibi ve türevleri islami cemaat içinde böyle bir vaka olduğunda haykırıyordu. Haykırsın elbette böylesi bir rezilliği kim yaparsa boynu kopsun hele de din adına konuşanın iki kere idam edilmesi gerektiğini savunurum. Amma ve lakin kendi bahçesindeki pisliğin vebali bile başka bir partiye atılıyorsa bunun adına muhalefet denmez. Alçaklık denir. Bunlara çanak tutanlar da kendilerine bir pay alırlar herhalde. Bizim irlandalılar da gider bunların peşinden.. Sanırlar ki bunlarla arayı iyi tutmak için üç beş taviz veririz bize ilişmezler. Yok ya.. siz öyle sanın

  15. Abd, Suriye de terör koridoru kuracak Pkk ya her türlü desteği verecek, Ülkende darbe yapmaya kalkıp suç üstü yakalanacak, üstelik darbecileri koruyup kollayacak, kendi ülkesinde barındıracak. YANLIZIZ  KOROSU ne oluyoruz arkadaşlar Abd ile aramız niye bozuldu ki diye soracak.
      Seni yıllardır, müslüman ve Türk gördügü için 70 yıldır AB kapısında bekletecek, hic bir taahhütünü yerine getirmeyen Rum ve Yunan ı AB ye alacak, kendi mavi vatanını koruduğu ıçin Dogu Akdeniz ve Ege de bizi işgalci görecek, ülke içi karışıklığı her daim canlı tutmak için Pkk, Dhkpc gibi sol örgütler ve Fetö ye her türlü destek verecek, seni her daim sömürülecek 3. sınıf devlet görecek. YANLIZLIK KOROSU ne oluyoruz arkadaşlar AB ile aramız niye bozuldu ki diye soracak.
    İsrailin kucagına oturmuş Suuidi ve BAE prensleri Libya da Suriyede teröristlere yardım yataklik para verecek. Katar sana yatırım yaptığında yeri göğü inletecekler. YANLIZLIK KOROSU ne oluyoruz arkadaşlar aramız niye bozuldu ki.
    Topraklarında büyük Türk ve Azeri nufüs bulunan iran kendi toprak bütünlüğü konusunda bir şiirden nem kapacak kadar hassasiyet duyuyorsa Türkiye-Azerbaycan işbirliğini düşman görmek yerine yeni işbirliği imkanları için fırsat olarak değerlendirmek zorundadır. İran nın üzülmesine gerek yok. Türkiye kimsenin toprağında gözü yok.

  16. Ekonomik Krizden affedersiniz Ekonomik Buhrandan Kemal Kılıçdaroğlu Çıkarır.

    Bir ayda ekonomiyi Toparlarım diyen siyasetçilere inanmayın.

    İşi ehline verin.

    Kemal Kılıçdaroğlu:

    📘 Elazığ Ticaret Lisesi′ni 1967′de birincilikle bitirdi.[3] Yükseköğrenimini yapmak için girdiği Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nden (şimdiki adıyla Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden) 1971 yılında mezun oldu.[4]

    Lisans öğrenimini tamamladığı 1971 yılında girdiği hesap uzman yardımcılığı sınavının ardından Maliye Bakanlığı′nda göreve başladı. Daha sonra hesap uzmanı olan Kemal Kılıçdaroğlu, bir yıl Fransa′da kaldı. Hesap uzmanlığını 1983’e kadar sürdürdü ve aynı yıl Gelirler Genel Müdürlüğü’ne atandı. Burada önce daire başkanı olarak görev aldı, daha sonra aynı kurumun genel müdür yardımcılığını yaptı.[4]

    1991 senesinde Bağ-Kur’a atandı. Burada genel müdürlük yaptı.

    1992 senesinde ise Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü’ne geçti.

    1999 senesinde SSK Genel Müdürlüğü’nden emekli oldu.

    🌳 Ailesel kökeni:

    Kemal Kılıçdaroğlu’nun Nazimiyeli[5] olan ailesi Horasan’dan göçerek Anadolu’ya yerleşen

    Tunceli aşiretlerinden Kureyşan aşiretine mensuptur.[6] Kemal Kılıçdaroğlu’nun soyunun,

    Oğuzlar’ın Bozok kolunun Beğdili boyundan olduğunu ve Ehl-i Beyt’e kadar uzanan Seyyid

    soyuna uzanıyor olabileceği[6][7] belirtilmiştir.

    Yeterli ekonomik kurmayları var internette popüler olan ekonomistlerde chp kökenli dışardan kadro katabilir.
    https://tr.wikipedia.org/wiki/Kemal_K%C4%B1l%C4%B1%C3%A7daro%C4%9Flu

    • TC kimliği var, sadece bu ülke vatandaşı dır,
      Başka ülke vatandaslığıyla ilişiği yoktur.
      Evli ve çocuklu.
      Osman
      Selamlar
      Yazsaydında bizim için yeterliydi.
      Yorulmuşsun bizim için.

  17. “Osmangazi köprüsünün aziz milletimize maliyeti 13 milyar dolar….”

    …..
    Köprümüz on üç milyar,
    TeLe değil bu, dolar!
    Hazinemiz boşalmış
    Söyleyin nasıl dolar?
    ….
    Teyid et denir, etmez,
    şerif’in pili bitmez,
    “Yalancı” dense bile,
    Az gelir, ona yetmez!
    …..

    • Yalan söylüyorsun çok net. Pişkince bir yalan. Hiç bir kaynağa bakmadan hiç bir bilgin ve delilin olmadan yalan söylüyorsun. İster edebi ister teknik istersen herhangi bir dilde söyle söylediğin yalandır. Sizin takımdan bunan inananlar olur elbet. Ama başka kimse de inanmaz. Sonra sen yalan söylediğini bile bile kendin inanırsın. Sonra seçim olur Allah Allah niye bu adam hala seçimi kazandı dersin. Çünkü söylediğin yalana sadece sen inanıyorsundur. Tek bir delilin var mı sosyal medya palavralarından başka ? Yok. Çünkü gerçek değil. Hayır ihale rakamı belli ödenen garanti geçiş bedeli belli sen nerden ne duydunda neyi uyduruyorsun. Şiir seni kurtarmaz. Sen bana yalancı demeye devam et.

      • O bilginin kaynağı sosyal medya değil. “İbrahim Kahvecinin 09.12.2020” tarihli yazısı. Bu kaynakta yalan varsa verin adam mahkemeye bir daha öyle yazılar yazamasın. Herşeyi şeffaf bir şekilde yapan icraatçı bir hükümet bu durumlarda kalamaz. Ezbere hareket etme. Sosyal medya veya kahveci gibi yazarların yazdıklarının tamamı değil yarısının yarısı doğru olsa durum rezalet. İş bilmezliğin daniskası. Bana yalancı diyen sensin.

        ….
        O gün haddini aştın,
        Geldin bana sataştın,
        Ben YALANCI değilim,
        Sen doğruyla savaştın!

        Yapıncıdan para kap,
        Köprü varken, köprü yap!
        Önceliksiz işlerden,
        Ekonomimiz harap!
        ….

        Reel anlamda net hesaplamayla hazine ne vaziyette? Bana sataşacağına durumun “eksi” de olduğunu burada yazan yorumculara ne cevap verdiğini söyle. Bilgi kaynağı olarak bana bunlar yeter. Didem hanım da aynı şeyi yazmasaydı söz konusu etmezdim. Örneğin, Sn F.K.T.’nin son yazısında BMC ihalesine ne tür açıklık getirebildin ondan bahset. “Damat”ın o işlere atanması başlı başına yanlış değil miydi? Hazine ve ekonomi bu kadar kötü olmasa son istifalara ne gerek vardı?

          • İyi de VP demişsin, açınımını önce bir yap bakalım. Yap ki ne demek istediğini anlayarak cevap verelim. Her şeyden evvel yabancı dil olarak mı yoksa Türkçe mı kullandın? Ne hakla cevap bekliyorsun?

        • İbrahim kahveci yazısında iyi parti li bir şahsın söylemini dile getiriyor kendi söylemi değil. Bence sen iyi okumalısın. Had hak güzel söylemler. Palavranın kaynağı kim olursa olsun nerde söylenirse söylensin palavradır vesselam.

          Bir de hikaye. Yeter bu kadar
          Hazreti Musa Allah’a dua etmiş. ‘Ya Rabbi, bana bir kız evlat bahşedersen onu sana kurban edeyim.’ Bir zaman sonra Hazreti Musa’nın bir kızı olmuş, adını Ayşe koymuş. Çocuğun kurban edileceği zaman gelince Hazreti Musa bıçağı yavrucağın boynuna dayamış. Tam kesecekken Azrail gökten elinde bir keçiyle gelmiş… Hikâyenin tam bu noktasında dinleyenlerden biri dayanamamış ve şöyle demiş: ‘Ben bunun neresini düzelteyim? Hazreti Musa değil Hazreti İbrahim, kız değil erkek, Ayşe değil İsmail, Azrail değil Cebrail, keçi değil koç.’
          Vesselam.

    • Sevgili kardeşim sayı satmasını bilmiyorsun bugüne kadar 5 milyar 800 milyon TL ödeme yapılmıştir köprüye.
      13 milyar USD x 8 TL :104 milyar TL
      Aradaki farkı gördünüz mü .
      Sallayın ama bukadar da desteksiz atmayın.
      4.5 yılda 5.8 milyar TL ödemiş 15 yıl daha var 3 kati ile carpilsa 18 milyar TL eder.
      İnsaf 18 milyar nerde 104 milyar nerde. Nasıl bir mantık bu nasıl bir sizin deyiminizle trolluktur bu

      • 2021 bütçesine yap işlet devret kapsamındaki projelerin( devletin kasasından tek kuruş çıkmayacak denilen)garanti kapsamındaki kısmı için konulan ödenek: 83,7 milyar YTL.
        Geçerken yapılan özel soyguna ilave genel soygun.

        • Gene bir yalan söylemişsin o dediğin yazıda da rakam tüm proje için sen sadece osmangazi köprüsü diyorsun. Katmerli yalan gene. O bahsettiğin ödenek rakamı da türkiyede yürüyem tüm projeler için bahsedilen rakam. Yani orda da bile bile yalan söylüyorsun. Yok bilmeden söylüyorsan da bu kadar uyarıldın artık okuduğunu doğru okur doğru anlatırsın. Eh o da olmaz diyorsan biz daha ne yapalım. Anlamak istemeyene kim ne yapabilir de biz anlatabilelim. Yolunuz açık olsun.

      • Ahmet bey kardeşim, ödeme değil “maliyet”ten bahsediliyor. Önce o ayrıntıyı bir farket. Bakın ben “trol” lafını ağzıma almış biri değilim (o ayrıntıyı da farketmemişsin). Günlük siyasetle pek ilgilenmem. Genel bilgiler bana yeter. Genel durumumuz hiç bu kadar kötü oldu mu?

        • Bir önceki günkü yorumunuzda rakamları kalem kalem yazdım size. Küsüratları hariç çok net yazdım. Sen dünkü yazıyı tuttun bu güne şiirle taşıdın. Sanki sana cevap vermemişim gibi de yalan söylediğimden bahsettin şiirimsi cevabında. Nasılsa burda muhalif yalanlar pirim yapıyor ya ona güveniyorsun. Ben devletin ödeyeceği parayı da yazdım maaliyetleri de yazdım. Üstelik devletin ödediği para her dönemde azalıyor yani geçiş sayısı artıyor. Yani belki de devlet bir süre sonra hiç ödeme yapmayacak. Tekrarla yazayım ister bitir burda ister devam et hesap kitap ortada.

          • YALAN! “Size” diyorsun ama bu doğru değil! Bir önceki yazını 01:09 yazmışsın. Ve bunu Y.K.’ye yazmışsın. Size kaç defa söylemek zorundayım? Önce oku ve okuduğunu iyi anla, ondan sonra yaz. İlgisiz yerlerde ilgizi yazma hastalığından kurtar kendini. Ben burada bana bir şeyler soran Ahmet bey kardeşime yazdım, size değil! Siz okuduğunuzu anlamadığınız gibi, nerede kime ne yazdiğınızı da bilmiyorsunuz!

    • Sayın h.k, şerifbeyin hesaplamasında neyi beğenemediniz bilemiyorum ama sayın yk ve didem hanımın bol sıfırlı hesaplamalarından bi şikayetiniz yok sanırım?
      Kendinizi şiirle ifade ediyorsunuz ama rakamla da bi cevap vermeniz lazım yoksa şerifbeyin hesabı gayet tutarlı yani…

      • Sn H.Gayret, şerifbeyin ne hasabıymış tutarlı olan? yazdıklarında tek bir rakam yok. Yaptığı iş gözü kapalı cengaver bir partizanlık. Ona buna yalancı demekle bu işler olmaz. Olursa da hazine gibi boş olur!

        • Daha önce yazdığım hesaplama. Buyrun tekrar yazayım. Dünden bu güne kopileyeyim(!)

          Hesap kitap iyidir. Projenin tamamı (izmir istanbul arası toplamı) 15,5 yıl boyunca toplam ödenecek para yıllık 750 milyon dolardan 12 milyar dolar dır yaklaşık. Üstelik bu paradan kdv ödenecektir. Ayrıca bu paranın içinden yolun yenilenme maliyeti, aydınlatma, personel ve sair işletme giderleri de düşülecektir. Tabi bir de yapım maaliyetleri var. Müteahit kredi bulacak bunun için faiz gideri olacak o kadar inşaatı yapacak, üstelik kdv ödeyecek. Acaba o köprü ve yaklaşık 380 km yol kaç paraya maaloldu? Bildiğim sadece 1,5 milyar dolar köprü maaliyeti diyelim diğer kısmı da 3 milyar olsun. 4,5 milyar toplam maaliyet olsa bunun da 15,5 yılda geri ödeneceğini varsayarsak uluslar arası piyasadan %4 le borçlanmış olsalar toplamda bileşik hesapla %45 gibi borçlanmış olurlar yıllık yani kabaca kredi maaliyeti dahil 6,5 milyar dolar eder yani 5,5 milyar dolar kâr sözlonusu olur ancak zaten bu paranın 1 milyar doları KDV olacaktır. Kaldı 4,5 milyar bunun içinden işletme maaliyetini de düşünce 1,5 milyar dolar artı istasyon kiraları kalır. Eh bunun içinden müteahit olun da bakalım siz nasıl çözersiniz.

          Dünden bu güne geldiğimizde yazıyı biraz da modifiye edeyim birileri gereksiz demiş o yüzden. Gerçi başka bir gazete haberi ile cevap verilebilir okuyacakların takdiri olsun gerisi. Elbette bir de sizin vicdanınız. Bir yol yapılırken maaliyeti hesaplanırken sonuçta devletin kenarda duran nakit parası olmadığından ya müeahite yaptırı krediyle öder yada yid şeklinde ihale eder. Bunu hesap ederken ödeyeceği faiz, kredi yabancı paradan ise muhtemel kur artışı vs vs.. bunların yanında bir de özellikle yol projeleri için yapılacak zaman ve yakıt tasarrufuna da bakılır. Yolu kısalttığınızda yahut kalitesini arttırdığınızda dışarıdan aldığınız petrol maaliyeti düşer o da devlet için tasarruftur. Ve bunun gibi daha birçok faktör hesaplanır.

          • Beni öncelikle yazdığım yorumların altı ilgilendirir. Olur ya insanlık hali yanlış anlaşılma olur, düzeltmek gerekir. Bazen partizanca haksız yere okumadan anlamadan çatan olur, yalancı diyen olur önce o işlere bakarım. Vaktim varsa diğer yazıları çok çok uzun değilse okurum. Size o sataştığınız, bana küstahça “Yalancı” dediğiniz zaman, “yanlışlık olmuş olabilir” diye düşündüm. Onun için size mühlet verdim. Şu işi teyid edin dedim. Siz etmediniz. Kendi havanızda başkalarına yorumlar yetiştirmeğe devam ettiniz. Ha hiç kimseye bir şey yazmayıp siteden çekip gitseydiniz. “Vakti yokmuş ki yazmadan gitti” derdim “bir yanlışlık oldu herhalde” fikrimi muhafaza ederdim, ve sataşmanızdan sonraki günd kafiyeli olarak bir daha söz konusu etmezdim. Ancak, başkasına o ara kendinizce hesap türü bir şeyler yazmışsınız. Önceliğim değil niye okuyayım ki. Nereye ne yazdı diye sizn takibinizde değilim (hedef alıp haksızlık yaptıysanız o başka! olay budur!). Dolayısıyla “Daha önce yazdığım hesaplama, bir daha yazayım” demenizin bence hiç bir anlamı yok!

  18. Isfahanlı,Şirazlı ve Kaşanlı üç kafadar arkadaş birlikte seyahat ediyorlar.Vakit ilerledikçe iyice karınları acıkmaya başlamış ancak ne var ki ceplerinde değil yemek parası metelik bile yok.Düşünüp taşınıyorlar ve kendilerince harika bir plan yapıyorlar .
    Plan gereğince yol üzerindeki bir lokantaya girerler ve tıka basa karınlarını doyururlar.Yemek bittikten Isfahanlı kalkar kasadaki yaşlı adamın yanına varır,
    -Amca paramın üstünü vermedin , lütfen verir misin !
    Yaşlı adam şaşkın şaşkın adamın yüzüne bakar ve sinirli bir şekilde,
    – Sen ne parasından bahsediyorsun ! Bana para mı verdin ki ! Isfahanlı şiddetle itiraz eder,
    -Amca yaşlısın, unuttun herhalde !Göz göre göre paramın üstüne mi yatıyorsun!
    Verdin , vermedin tartışması gittikçe büyür , olaya başkaları da karışır , herkes ileri geri bir şeyler söylerken Şirazlı kalabalığı yararak yaklaşır ve,
    – Evet , yemin ederim ki ben şahidim ! Bu arkadaş ben ödememi yaparken parasını veriyordu, gözlerimle gördüm !
    Kalabalıktan bazıları iyice kuşkulanır ve ‘ Yahu amca , yaşlısın ,unutmuş olabilirsin , hele bir iyice düşün bakalım ‘ gibi sözlerle kargaşaya çare ararken Kaşanlı kendini yere atar ve hüngür hüngür ağlamaya başlar ,
    – Eyvaaah , ben şimdi ne yapacağım ! Bu adam , bu kavgadan sonra benim de paramı inkar eder ! Şu başıma gelene bak Allahım !
    Baki selamlar.

  19. https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/kendimizi-ikinci-evimizde-hissediyoruz/187034
    Daha dün denecek kadar yakın zamanda ikinci evimiz deyip, İran’a yaptırımların önüne set oluyorlardı. Üstelik bir çıkar sağlamadan. Tarihi okuyun, bu ülke ile ilişkileri iyi okuyun, geçmişte yaptıklarını okuyun, Osmanlının izlediği politikayı okuyun ve ders çıkarın. İranla düşman olalım demiyorum ama savunurken hesaplarımızı iyi yapalım.
    Her icraatta olduğu gibi bir öyle, bir böyle politikası izliyorlar. Sadece günlük hatta saatlik politikalar. Klavuzu jöleli olanın… Bir orada bir burada, dün başka bugün başka. Size kim niye güvensin? Gelişmiş olanlar bizi bizden daha iyi tanıyor, neler döndüğünü daha iyi biliyor.

    • Cemilbey tarih bilmediğin gibi bugünden de pek haberin yok; iran bizim ikinci değil birinci evimizdir, özbeöz türk yurdudur, şahrızapehlevi ailesinden beri iran farsların idaresindedir, ama tarih su gibidir, akar geçer…

    • Serdar bey beni karıştırmayın o işe; tek varlığım türklüğüm, bi de cebimdeki tc pasaportu! Rabbimize her an şükrederim bu nimetleri için…

      • Güneydeki sevdiğiniz ülke ve ABD de yaşayan papazınız var.
        Trump ne dayımız değil sadece Ortadoğu ile ilgilenmemesi avantajımız .Putin le her alanada savaştığımız hasmımız
        Siz Biden kazanınca Haziran da ambargo ve seçim geliyor diye pek bir sevindirik oldunuz.

        • Ne papazı, ne Biden’ı ? Kendiniz suçluyor kendiniz inanıyorsunuz. Zavallı bir hallerdesiniz. Bizim derdimiz Türkiye senin derdin RTE. Aramızdaki fark bu.

  20. Sizden daha iyisini bekliyoruz sayın Koru. Doğrusunuz aramız çok fazla devletle iyi değil. Bizim algımız mı iyi değil gözümüz
    mü kör. Tama kör olalım da biz daha önce hangi ülkeyle iyiydik de haberimiz yoktu yahu. Hadi birisi 80-90 – 2000 li yıllardan somut örnek versin de görelim. Pek pek suudilerle aramız daha kötü eskiye göre. Evet şimdi aramız amerika ile kötü de yineliyorum neye göre önceleri daha iyiydi somut ve yalan olmayan örnek. Diyelim ki 1973 yılındayız kıbrısa müdahale konusunda müdahale düşünüyoruz. Sayın Koru ve bu platformdaki muhalif(!) avaneler amerika avrupa ile aramız bozulacak müdahale etmeyin derlerdi. İşte bütün mesele bu. Şimdiki olan da bundan çok farklı değil. Elbet bizimle aralarımiyi olmayacak. Bakın biz Suriyede küçük de olsa bir koçbaşı oluşturduk (askeri terimle kıyıbaşı tuttuk). Öte yandan Libya ile yapılan anlaşmanın sonuçlarını görüyoruz. İyi niyetli olduğunuzu düşünmediğim halde diyelim ki iyi niyetlisiniz. Madem bu işin hayrımıza olduğunu düşünmüyorsunuz o halde hayrımıza olan şeyi söyleyiniz yahut bu işi şu yoldan yaparsım ben olsam şeklinde bir söyleminiz olsun. Yani libya ile anlaşma yapmayıp Yunanistan ve Fransa tezlerine mi teslim olmalıyız ne diyorsunuz ? Yahut olmayacaksak nasıl olacaktı ? Yıllar yılı Ermenistana iyi niyetlerimizi sunduk hadi ermeniler zaten taraf diyelim minsk üçlüsünden Azerbaycan lehine tek ama tek bir iyi niyet belirtisi gördünüz mü ? Görmediniz. Kıbrısa dair en küçük minnacık bir bir iyi niyet belirtisi gördünüz mü? Bizim lehimize (bizim derken biz ve Kuzey Kıbrıs tan bahsediyorum burdaki muhalif(!) lerden değil) en küçücük bir hareket karar fikir serdedilmesi ne şahit oldunuz mu? Olduysanız Allah için söyleyin. Nereye kadar gidecektik böyle ? Dün Bulgaristan sadece Türk olduğu için 300 bin insanımızı sürmedi mi topraklarından bu tarafa neydi sebep ? Türkce ad ve soyadlarını değiştirmek istememeleri. Yunanistanla o kadar iyiydik de ne oldu ? Kardak krizinde bizim adamıza asker koymadılar mı ? Bize savaş ilan etmek en azından Ortodoks patrikhanesinde Vatikan türü bir şehir/devleti bize kabul ettirmek istemeleri sır mı sizce? Aksine devlet politikaları elbette şimdilerde güçleri yetmeyeceği için bunu dillendiremiyorlar. Tansu Çillerin başbakan olduğu yıllarda bunu bakan seviyesinde dillendirdiklerini hatırlıyorum. Medeniyetler çatışması tezlerinden bahsetmiyorum ülkelerin siyasi pozisyonlarından bahsediyorum. Körlük yeter. Sizin kafayla gidilseydi Kurtuluş savaşına da gerek yoktu. Kıbrıs harekati yapılmasaydı şimdi orda ne Türk kalırdı ne bizim bir gözetleme/uç noktamız. Biz biraz daha güçlü olalım, gazımız olsun petrolümüz olsun. Söz sizinkilere karşı çok daha kibar olacağız. Muhtemelen onlar da bize karşı öyle olmak zorunda olduklarını anladıkları zaman.

  21. içeride,
    akp ye oy vermeyenler hain,
    eleştirenler fetöcü,
    bu iktidarın gitmesini isteyenler, batı uşakları,
    muhalefet partileri proje,
    dışarı da,
    abd,
    ab,
    arap bloku,
    israil,
    nihayetinde iran,
    herkes düşman ve bizi yok etmek istiyorlar.
    bu ülkede yaşayan insanların yarıdan fazlası ve dünyanın neredeyse kalanı kötü.
    ülkenin kaynakları bitirilmiş,
    hazinesi boşaltılmış,
    tarımı geriletilmiş,
    hayvancılığı zayıflatılmış,
    varlıkları satılmış,
    halkı fakirleştirilmiş,
    torunları borçlandırılmış,
    tüm bunların sebebi
    dış güçler, içimizdeki hainler.
    milletin önüne koydukları tablo bu.
    18 yıl sonunda geldiğimiz nokta
    düşman ve bahane üretmek…

    ülkeler, arasında elbette sorun olur ve çıkarlar çatışır. çıkarınızda kendi adınıza haklı olabilirsiniz ama kararları verirken yarım yamalak düşünerek, ilkel reflekslerle değil, uzun planlı stratejik akılla ilerlemek gerekir. falanca kararlar bizi ırgalamaz gibi bir tepki halkın içinde bulunduğu şartları da uluslararası çıkarları da temayülleride görmezden gelmektir. bedelini yöneticiler ödemez, onlar istedikleri gibi yer, içerler, saray mutfağını kısıtlamaz, istedikleri otomobilleri alırlar, lüks uçaklarında seyahat ederler, ama halk bedelini öder, çünkü fakirleşir. daha çok insan kepenk kapatır, daha çok ihracatçı zora düşer, dışarda yaşayan türkler daha zor şartlarda kalır, ülkenin prestiji daha çok sarsılır ama yöneticilere bir şey olmaz…o nedenle onları ırgalamaz.
    öte yandan yandaş basına bakarsak içinde bulunduğumuz durumu,
    her istediklerini verelim, kurtulalım,
    ülkeyi onlara teslim edelim,
    gelsinler onlar bizi yönetsinlerden tut,
    amma da dik duruyoruz,
    hadlerini nasıl da bildirdik,
    liderimiz dik duruyor,
    kutlu yürüyüşümüze devam ediyoruz,
    uçtuk, kaçtık, en büyük biziz gibi akla zarar yaklaşımlarla okumak, anlamak zahmetine katlanmayan bir kesime bu şekilde anlatıyorlar. dış siyaseti iç siyasete malzeme ediyorlar. alıcısı olan kitle de düşmanlarla çevrili bir ülkede, daha da düşmanlarla çevrili bir dünyada yaşamak zorunda, ne kadar acı değil mi?

    sorun yaşadığımız ülkelerle elbette çıkarlarımız çatıştığı için sorun yaşıyoruz, yeni bir düzene geçiliyor, ülkeler farklı ittifaklar kuruyorlar, arapların bile israille yakınlaşmaya başladığı bir dönemdeyiz, bizimde ilişkilerimiz ve müttefiklerimiz değişiyor, yaşadığımız sorunlarda kiminde haklı noktalarımız çok, kiminde yaptığımız yanlışlar nedeniyle bu noktadayız ama sonuçta iki durumda da devlet aklı devreye girmeli kuşkusuz,
    oysa biz de ise bir akıl var, bir de uzayıp giden düşman listesi.

    • Yazdıktan sonra sizin yorumunuz onaylanmış okudum. İçerdekiler ve muhalefet değil sorun. Temelsiz yalanlar üstüne olmayan hikayeler üstüne bina edilen eleştirilerden bahsediyoruz. Her şartta her durumda devleti yönetenlein her hareketini kötü sayanlardan bahsediyoruz. Yeter ki bu gitsinde her kim ülkeyi yönetirse yönetsin diyenden bahsediyoruz.

      • hiç bir yoruma elzem olmadıkça atıf yapmam, hele yorumla başa çıkamayıp, yorumcuyu hedefe almayı çok çaresiz bulurum.
        bir diyeceğim varsa gider yorumu cevapla bölümünde derdimi anlatırım. dolayısıyla özellikle sizin bahsettiğiniz bir şeye değinmiş değilim, her neyi ilintili bulduysanız kasıtlı değildir.
        temelsiz yalanlar ve olmayan hikayeler sizi rahatsız ediyorsa bunun tek yolu yalanı ifşa etmek, yetmez, doğruyu da ortaya koymaktır. yoksa bu yalan demenin bir kimseye faydası olmaz.
        yoruma gidip doğrusunu yazarsınız, belki yanılmıştır, onurlu bir kişi düzeltir ve özür diler, yok kasten yapılmışsa onursuz insana değer verilmez, görmezden gelirsiniz. bir insanın bir insana yapacağı en büyük hakaret onu yok saymaktır.
        her şart ve her durumda devleti yönetenlerin her hareketi kuşkusuz yanlış olamaz, bu teknik olarak ta mümkün değildir. lakin bir toplam vardır değil mi? başarı ve başarısızlığı ölçen kriterler vardır.
        ülkeyi kim yönetirse yönetsin derken ülkeyi yönetmeye aday olanlardan yani, etiyle kemiğiyle, gelmişi ve geçmişi ile, evi, işi, ailesiyle ortada olan insanlardan söz ediyoruz, bilinmeyen, tanınmayan bir “her kim” yok ortada sonuçta. kimse karşımıza çıkıp tanımadığımız birilerini dayatmıyor değil mi?
        mevcut iktidarın kalmasını istemek ne kadar hak ise gitmesini istemekte o kadar haktır. siz evet, kalsın dersiniz, ben hayır, gitsin derim ve oylar sayılır. kimin oyu fazla çıkarsa yola devam edilir.
        hepimiz farklı fikir ve düşüncelerimizi paylaşmak için birbirimize alan açmalıyız. dostça tartışabilmeliyiz. ben sizi yorumlarıma tartışmak için davet ediyorum, buyurun yanlışım varsa düzeltin, eksiğim varsa tamamlayın.

    • Çok değerli bir yorum.
      Evet, artık devlet aklı yok, bir akıl var.

      Tek akıl ülkeyi yönetemiyor; son zamanlarda hemen her söylediği ülke gerçekleriyle çelișkili.

  22. Zaman zaman yaptığım esprilerden şikayetçi olan arkadaşlarım oluyor.Onlara göre farklı bir nükte anlayışım varmış,espri yaptığım pek anlaşılmıyormuş.Sanırım sitenin editörü de aynı düşüncede,onun da alakasız nüktelerimden rahatsızlık duyduğunun farkındayım.Gel gör ki,huylu da huyundan kolayca vazgeçemiyor.Etrafa rahatsızlık verse de kendimi rahatlatma fırsatını bulduğumda gayriihtiyari bencilliğim tutuveriyor.

    Bu kez dikkatimi yazının başlığındaki Dışişleri Bakanlığı girişini gösteren siyah beyaz desenli sıralı dörtgenler çekti.
    Galiba bununla bizim Hariciyeciler,bu girişten geçen karşılayacakları yabancı misafirlerine “tavlacılarla satranç oynamaya bayılırım” demek istiyorlar.

    • burada herkes birbiriyle uğraşır,
      oysa özgür bir ortamdayız,
      ister espri yaparsın, ister ciddi takılırsın.
      beğenmeyen varsa,
      çok ta tınnn
      dersin, geçersin.
      selamlar.

      • Hanımefendi dün burada hasan beye yerim dar demek yerine
        “yorum uzun olmasın derdiyle bazı noktalara kısa değiniyoruz, zannerdersem herkes aynı düşünüyordur”
        diyordu ama bakıyorum bugünkü yorumunu kelimeleri tek tek dizerekten yazmış.
        Yani uğur beyin ya da sn.bernarın yaptığı gibi editöre sataşmanın alemi yok; “nükte anlayışını” değiştirirsin ya da yazı formunu!
        Nasıl olsa özünde değişen bişey yok…

  23. O şiir Erdoğan ve mollaların ortaklaşa oyunlaríndan biri.
    Öldürúlen adamı iran halkı sorgulamaya başlayınca.

    Bunlar gündemi saptırıarak halkı uyutacaklar.
    Sanki Azarbeycanda şaiir kıtlíğı var Azeriler kala kala erdoğanín siirine kaldílar.
    Rejimlerini yaşatabilmek içın úlkelerindeki bilim insanlaríní ortadan kaldırırlar, çünkü o bilim adamları diktatörlerin korkulu ruyaları.

    • Nurdan abla şiiri şairi falan bırak da sen geçen gün burda iran halkına karşı ırkçılık ve nefret söylemi sergilediğin için platformun en üretken yorumcusunu kaybettik, utanmadan hala konuşuyorsun?
      Allahın her günü hem sn.bernar hem siz sürekli türk milletine ve onun maddi manevi tüm değerlerine sövüp sayarken gayet iyi anlaşıyordunuz ama ne zaman ki iran doğrudan iran halkını aşağıladınız ancak o zaman sizi kınamayı ve editöre sataşmayı akıl edebildi!
      Neyse, lahavle vele kuwete illa billah!”

  24. Gündem saptırma! Şııri…!!!! 1999’daki oyunun benzeri bir oyun.

    Aslında gündemı neden saptırdığını
    yazarım fakat yayınlanmaz. Onun için boşuna yazmayayım.

    Şu an Rusya, Nenteyahu ve Türkiye Trump gittiği için yas tutuyorlar.
    El altından seçim kampanyası adi altında aracılar vasıtası ile Trump’a
    miliyonlarca dolar yağdırdırdılar.

    Bir Tarafta Halk Bank, bir tarafta yaptırım kozu.
    Hazine takır tıkır Katara’da satacak mal kalmadı Trump’ta gider ayak erdoğan’a yardım yapma veto’sunu herhalde hayırına veto edecek değil. Perşembe ve Cuma günü Trump el altında sahte haberleri mediyaya
    servis etti, etti durdu.

    Bir haberde trumpın yaptırım paketı senetoya gitmeden onayladı. derken
    2-3 saat sonra veto edeceği haberi geliyor.
    Mahşerin atlıları.
    Putin, İran, Netenyahu ve Túrkiye.

  25. AB den yaptırım çıkmadı çıkmayacak.ABD de ise trump hiçbir ciddi etkisi olmayacak maddeleri seçecek.Bazı bakan ve bürokratların ABD ye girişine izin vermeyecekler vb.İran tepki vermekte haklı ama olay büyümez.Neticede Aras nehri iki Azerbaycan’ı ayırıyor.Neticede çok endişe edilecek bir durum yok.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız