Parti kapatmak, milletvekilini cezaevine göndermek neden kaderimiz?

49

Peki şimdi ne yapacağız? Ömer Faruk Gergerlioğlu’nu hapse atacak, Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) kapısına kilit mi vuracağız?

Yazıya şaşkınlık ifade eden bir soruyla başlamış olabilirim ama şundan emin olabilirsiniz: Gergerlioğlu hapse girse, HDP kapatılsa hiç şaşırmayacaklardan biri ben olacağım.

1980’li yıllarda üzerinde cam bulunan bir yazı masam vardı ve camın altındaki bana en yakın yere, bir yabancı gazeteden kestiğim Benjamin Franklin’e ait bir özlü sözü yerleştirmiştim.

“Bir kölenin en büyük arzusu azad olmak değil, kendine ait bir köleye sahip olmaktır” diyordu Amerikalı filozof-siyasetçi.

O özlü sözü tarihin tekerrür ettiğinin bir başka biçimde ifadesi olarak algılamıştım.

Kendi yakın siyasi tarihimiz tekerrürlerle dolu

Geçmişte Tayyip Erdoğan cezaevi yüzü görmedi mi, gördü. İçinde yer aldığı partiler kapatılmadı mı, kapatıldı. İktidarda 20. yılını kutlamasına az bir zaman kalan kurucularından olduğu AK Parti kapatılmaktan kıl payı kurtulmadı mı, kurtuldu.

Tayyip Erdoğan şimdi cumhurbaşkanı… AK Parti ise 2023’ü de iktidar olarak devirmeye, 2030’lu yıllarda da iktidarını sürdürmeye iddialı.

Reklam

İşte tarih böyle tekerrür ediyor: AK Parti iktidarında da cezaevleri siyasilerin ikinci adresi oluyor, partiler için kapatma davaları açılıyor.

Yarın, öbür gün bir başka parti iktidar olsun, onun döneminde de benzer durumlar yaşanmayacağına, tarihin o zaman da tekerrür etmeyeceğine kimseyle iddiaya giremem. 

Burası Türkiye’dir ve burada tarih mutlaka tekerrür eder.

AK Parti geçmişin üzerine sünger çekmek ve kendisine oy vermeyen insanlarla birlikte demokrasi temelinde geleceği kurmak vaadiyle iktidara geldiğinde, kendime yakın hissettiğim insanların kurucusu olduğu, şahsen de fikirlerimle katkıda bulunduğum bu yeni oluşumun farklı olduğuna inanarak aksini düşünenlerle iddiaya girmiştim.

İddiayı kaybettim.

Gergerlioğlu kim, HDP ne?

Ömer Faruk Gergerlioğlu kişi olarak AK Parti kadrosu ile, HDP de AK Parti ile pek çok bakımdan benzeşiyor

Gergerlioğlu İmam Hatip mezunu. Dişiyle tırnağıyla çabalayıp zorlukları aşarak Tıp Fakültesi’ni bitirip doktor olmuş bir Anadolu çocuğu. Ispartalı. AK Parti kurucuları arasında eski başkanları ve pek çok üyesi bulunan Mazlumder’i görev yaptığı Kocaeli’nde temsil ettiği günlerde demokratik sapma noktalarında yaptığı açıklamalarla ülke gündemine girmişti. 

Reklam

Herhalde milletvekili olduğu HDP’dekilerden daha fazla arkadaşı-dostu AK Parti’de vardır Gergerlioğlu’nun.

Tayyip Erdoğan belediye başkanı olarak siyasi hayat içerisinde bulunurken okuduğu bir şiir yüzünden yargının eline düşmüş, cezaevi ile tanışmıştı; Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun cezaevine kadar sürebilecek serüveni de bir internet sitesinde yayımlanan ve halen erişilebilen bir haberi Twitter üzerinden paylaştığı için başlamış oldu.

Benzerlikler çok belirgin, değil mi?

HDP’yi siyasi hayatımızda var olan pek çok başka partidense AK Parti’ye yakın kılan özellikler de saymakla bitmez. 

Bugün HDP’de yer alanların önemli bir bölümü geçmişte Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmış partilerden tanıdığımız siyasiler. 

HDP’li olmak kendilerini siyaseten doğru ve üstün gören dar bir kesim tarafından ‘dışarılıklı’ olmakla eşdeğerde; tıpkı AK Parti içerisinde siyaset yapan kadroların da bir zamanlar o muameleye maruz bırakıldığı gibi. 

Tayyip Erdoğan siyasi yasaklı olmuş, ancak onun yasağının kaldırılıp milletvekili ve başbakan olabilmesi için yasa çıkarılmış, ara seçim yapılmıştı; önceki partilerinde siyasi yasaklı kılınan bugünün HDP’lileri ise siyasi yasaklı oldular ve süreleri dolana kadar da öyle kaldılar.

AK Parti kurulduğunda kurucu kadro geçmişte yaşananlardan ders çıkarmış ve farklılıkları çok bariz insanlarla yola çıkma tercihinde bulunmuştu; HDP’nin bugünkü kadrosu da Ömer Faruk Gergerlioğlu’na kadar uzanan kendilerinden bayağı farklı insanları bünyesinde barındırmakta.

Tesadüfün böylesi

Gergerlioğlu’nu milletvekillikten eden ve kendisine cezaevi yolunu gösteren fezlekenin onaylanması ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından HDP için başlatılan kapatma girişimi aynı güne denk geldi.

Tesadüf müdür?

Polisiye romanlar, filmler ve dizilerde sık sık dedektiflere birisi aynı soruyu yöneltir ve aynı cevabı alır. “Ben” der dedektif, “Hayatta tesadüfler olduğuna asla inanmam.”

İsteyen hayatta böyle tesadüflerle karşılaşılabileceğine inanmakta serbest elbette.

Ya tarihin mutlaka tekerrür ettiği konusu?

DEP’li Orhan Doğan yaka paça Meclis’ten çıkartılıyor..

Dikkatlerimizi Tansu Çiller’in DYP genel başkanı ve başbakan olduğu 1994 yılına çevirelim: DYP ile ortak hükümet kurmuş olan Erdal İnönü başkanlığındaki Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) oy tabanını genişletebilmek için Halkın Emek Partisi’nden (HEP) isimleri listelerinden aday göstermiş ve Meclis’e taşımıştı. HEP Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı (1993), Meclis’e girdikten sonra HEP’e geçmiş kadronun bunun üzerine oluşturduğu Demokrasi Partisi’ni (DEP) de kapattı Anayasa Mahkemesi (1994).

Tansu Çiller Meclis’te o kadronun dokunulmazlıklarını kaldırtarak kendilerine hapis yolunu açtı.

Tarih tekerrür ederken ben

Milletvekillerine dokunulmazlık -ister şiir ister düz yazı ve söz olarak, günümüzde ise sosyal medya yoluyla- görüşlerini serbestçe ifade edebilmeleri için tanınmış bir özgürlük alanıdır. Milletvekilleri Meclis çatısı altında da dile getirdikleri görüşlerden dolayı suçlanamazlar.

AK Parti’den önce sonradan AK Parti’de bulunanların içinde yer aldığı Refah Partisi kapatılırken Anayasa Mahkemesi kapatılmaya sebep oldukları gerekçesiyle bazı milletvekillerinin siyasi yasaklı olmasına da hükmetmişti.

Bendeniz bütün bu süreçlerde, hangi gazetede yazıyor idiysem, parti kapatmaların ve siyasi hayat içerisinde yer alan insanların dokunulmazlıklarını kaldırmanın, siyasileri cezaevleriyle tanıştırmanın yanlış olduğunu, parti ve şahıs ayırmaksızın, hem yazdım hem de sorulduğunda söyledim.

20 yıl önce artık o tür yazılar yazmak zorunda kalmayacağımı düşünmeye başlamıştım ki, 2008’de AK Parti’yi kapatma amacıyla dava açıldı, ondan 12 yıl sonra da aynı durum HDP’nin başına geliyor.

Girişte sorduğum soruya cevap olarak ne yazmıştım burada tekrarlayayım: “Ömer Faruk Gergerlioğlu hapse girse, HDP kapatılsa hiç şaşırmayacaklardan biri ben olacağım.”

Maalesef öyle.

ΩΩΩΩ

49 YORUMLAR

  1. Benjamin Franklin’in bir başka sözü daha var. O da buraya uyuyor. Franklin diyor ki: “Bir insanın gerçek karakterini ortaya çıkarmak isterseniz; ona güç verin”. Güç bazen para, makam veya iktidar oluyor. Bir de bir ayet var. “Herkes kendine yakışanı yapar” veya “Herkes kendi karakterinin gereğini yapar.”

  2. Hasan bey “İşte şu kadar zenginleştik, köprü, yol, havalimanı yaptık; iyi de, o yollar bizi tam demokratik bir yönetime götürmüyor ki!” diye yakınmış; isterseniz bu yapılan yatırım ve hizmetleri kullanmayıverirsiniz ve o çok özlediğiniz 90lı yıllardaki gibi beyaz torosla daha demokratik bir yönetime ulaşırsınız inşallah!
    Şimdi de sakın o mega projeler bizim ödediğimiz vergilerle filan yapılıyor demeyin; vallahi..!!!

    • Müdür, selocan da “seni başkan yaptırttırtmayacağız” diye böğürüp duruyordu hatırlarsan, sonunu gördün değil mi? Bence bu daha da hakediyor; ha gayret!!!

    • Hayret yaa! bu devirde türkiye gibi bir ülkeye insanın cumhurbaşkanı olabilmesi için kendisine haksızlık yapılıp önce hapise mi girmesi sağlanıyor. Madem ki hak ediyor, diyelim cumhurbaşkanı oldu. Yapmak istediği ilk 5 proje sırasıyla ne olabilir kesinlikle.

  3. Rahmetli Özal demişti ki; Dağları da deldik çağları da deldik demişti. Yollar yaptık köprüler yaptık siyasetçileri değiştirdik. Hükümetleri değiştirdik. Bürokratları değiştirdik, kanunları değiştirdik, Dün AK diyen siyasetçileri bugün kara dedirttirdik. Dün sütten ağzı yananlar, bugün kendileri de başkasına sıcak süt içirdiler. Değişmeyen bir tane gerçek var Türkiye de. Bundan yıllar önce ne yaşandıysa aynı şeyler tekerrür edip duruyor. Bu da bizim kaderimiz mi? desek hatayı kendimizde mi arasak bunu bilenler varsa söylesin. HERKESE SAYGILAR.

    • Hiçbir şeyin tekerrür ettiği filan yok bahri bey; aynı suda iki kere yıkanılmaz demişler ya; aslında bir kere bile yıkanılamaz, tarih de öyledir, tekrarlanmaz yani!
      Özal demişken, rahmetlinin kaderi de hiçbir zaman söylemediği lafların sürekli kendisine yakıştırılması olmuş heralde, siz de öyle yapmışsınız sanki; sık babam sık!!!

  4. Suudi gazetesinden Erdoğan yorumu!
    Uzun bir makale fakat özetini buraya kopiledim.
    ×××××××@
    Suudi Arabistan’ın önde gelen yönetim yanlısı gazetelerinden Okaz, Erdoğan aleyhine çok sert bir makale yayınlamış. Gazetenin yazarlarından Rami Halife el Ali, “Ankara güvenilmez” başlıklı makalesinde Erdoğan‘ın, Arap ülkeleriyle normal ilişkiler kurmanın önemini yeni kavramış gibi, Suudi Arabistan Krallığı ve Mısır Arap Cumhuriyeti başta olmak üzere Arap ülkeleri ile iletişim kurmaya ve güven inşa etmeye çalışmak için haftalardır aralıksız bir şekilde girişimlerde bulunuyor.

    Geçtiğimiz ekim ayından bu yana Arap ülkelerine yönelik olumlu açıklamalar peş peşe geliyor.
    Ali, Türk cumhurbaşkanı yirmi yıldır o koltukta oturduğu için yeni bir lider değil. Bu sürede Riyad ve Kahire de Türk malları için Arap pazarlarını açtığında, Türkiye ilk turistik destinasyon haline geldiğinde ve Ankara ile koordinasyon tüm hızıyla devam ettiğinde Türkiye’ye sürekli pozitif mesaj gönderiyordu”
    “Peki sonuç ne oldu?”

    Erdoğan Türkiye‘yi tuhaf ufukların ve sapkın ideologların yuvası haline getirerek, İstanbul‘u hukukun elinden kaçan grupların başkenti yaparak Arap ülkelerini arkadan bıçakladı.

    El Ali, “Sorun fiziksel kucaklamayla sınırlı kalmadı, daha çok Arap ülkelerinin güvenliğini ve istikrarını baltalamaktan başka hiçbir şeye sahip olmayan mantar gibi terörist platformlar çoğaldı”

    Türkiye, hapishanelere doldurduğu binlerce fikir insanı ve kapattığı düzinelerce medya kuruluşuyla kendilerine özgürlük ve insan haklarından bahsedecek son ülke, bu terörist gruplar Suriye’de, Irak’ta veya Libya’da Erdoğan’ın politikalarına askeri olarak dahil oldular. Sonra Erdoğan ve çetesi, ya doğrudan Türk askerlerini Suriye, Irak ve Libya’ya göndererek ya da askeri üsler inşa ederek gerçekleştirdiği işgallerle Arap içişlerine en kötü şekilde kasıtlı olarak müdahale etti. Bu gelişmeleri gözlemleyenler, en büyük ve en önemli iki Arap ülkesi yani Krallık ve Mısır’ı çevrelemeyi amaçladığını kolayca fark ederler.

    Arap ülkelerinin güvenliğini korumak için Mısır ve Suudi Arabistan, bütün Arap ülkeleriyle birlikte hareket ediyor.

    Erdoğan,Arap ülkelerini şeytanlaştırma girişiminden başka hiçbir şey yapmadı, bu yüzden dışişleri bakanını Krallığın imajını lekelemek için 2019’un sonundaki G20 toplantısının heme akbinde Amerikan gazetesinde krallık hakkında uydurmalarla dolu bir makale yazmaya gönüllü olurken Mısır’daki siyasi sistemin meşruluğunu sorgulamak için de hiçbir fırsatı kaçırmadı.

    “Nitekim, hastalıklı hayalleriyle Suudi Arabistan Krallığı’ndan uzakta bir İslami varlık oluşturabileceğini öne sürmesiyle Erdoğan’ın deliliği zirveye ulaştı, ancak bu amaçla gerçekleştirilen Kuala Lumpur Zirvesi sefil bir başarısızlıktı.
    Türk siyasetinde gerçek bir değişikliği değil, iç ve dış krizleri yatıştırmayı amaçlayan bir taktik içeren Türk cumhurbaşkanını yatıştırma konuşmasına iten nedenlerin perde arkasını biliyoruz ve Arap ülkelerine öğretiyoruz. Erdoğan’ın asıl hedefi; arkadan vurmak için uygun fırsatı beklemektir.”

    Türk halkı kardeş bir halktır ve Türk devleti bölgede çok önemlidir ve onunla tarih, coğrafya, kültür ve din bağlarımız var, ama kesinlikle Erdoğan yönetimindeki Ankara’ya güven kalmadı, daha çok Arap ülkelerinin güvenliğini ve istikrarını baltalamaktan başka hiçbir şeye sahip olmayan mantar gibi terörist platformlar çoğaldı.

    Türkiye hapishanelere doldurduğu binlerce fikir insanı ve kapattığı düzinelerce medya kuruluşuyla özgürlük ve insan haklarından bahsedecek son ülke Dahası, bu terörist gruplar Suriye’de, Irak’ta veya Libya’da Erdoğan’ın politikalarına askeri olarak dahil oldular. Sonra Erdoğan ve çetesi, ya doğrudan Türk askerlerini Suriye, Irak ve Libya’ya göndererek ya da askeri üsler inşa ederek gerçekleştirdiği işgallerle Arap içişlerine en kötü şekilde kasıtlı olarak müdahale etti. Bu gelişmeleri gözlemleyenler, en büyük ve en önemli iki Arap ülkesi yani Krallık ve Mısır’ı çevrelemeyi amaçladığını kolayca fark ederler.

    Arap ülkelerinin güvenliğini korumak için Mısır ve Suudi Arabistan‘ın diğer Arap ülkeleriyle birlikte hareket ediyor. Erdoğan Arap ülkelerini şeytanlaştırma girişiminden başka hiçbir şey yapmiyor.

    bu yüzden dışişleri bakanını Krallığın imajını lekelemek için 2019’un sonundaki G20 toplantısın göderilen Amerikan gazetesinde krallık hakkında uydurmalarla dolu bir makale yazmaya gönüllü olurken Mısır’daki siyasi sistemin meşruluğunu sorgulamak için de hiçbir fırsatı kaçırmiyor

    “Nitekim, hastalıklı hayalleriyle Suudi Arabistan Krallığı’ndan uzakta bir İslami varlık oluşturabileceğini zanneden Erdoğan’ın deliliği zirveye ulaştı, ancak bu amaçla gerçekleştirilen Kuala Lumpur Zirvesi sefil bir başarısızlıktı de
    Türk siyasetinde gerçek bir değişikliği değil, iç ve dış krizleri yatıştırmayı amaçlayan bir taktik içeren Türk cumhurbaşkanını yatıştırma konuşmasına iten nedenlerin perde arkasını biliyoruz ve Arap ülkelerine öğretiyoruz. Erdoğan’ın asıl hedefi; arkadan vurmak için uygun fırsatı beklemektir.”

    Türk halkına mesaj:
    Türk halkı kardeş bir halktır ve Türk devleti bölgede çok önemlidir ve onunla tarih, coğrafya, kültür ve din bağlarımız var, ama kesinlikle Erdoğan yönetimindeki Ankara ile değil.
    ×××××××

  5. Gergerlioğlu mecliste yatmış dün. Bence oradan hiç çıkmamalı, şayet hala milletin bir meclisi varsa. Ve tüm demokratlar meclise gitmeli ona tam destek vermeli. Demokrasi ucuz değil, bedava hiç. Bedel istiyor.

    • Ender bey meclis otel değildir, dingonun ahırı da değildir, yan gelip yatma makamı hiç değildir!
      Demokrasinin bedelini de o meclis 15temmuzda ödedi zaten; öyle yorgan yatak bi ödeme şekli de yok yani:)
      Ecevitin tesettürlü bir bayan mebus için dediği gibi; “biri haddini bildirsin şu herife!”

  6. Cihangir İslam CHP’ye girdi. Barış bildirisine imza atanların KHK ile işlerinden edilmelerine itiraz eden mektuba imza attığı için KHK’lı olmuştu. Gergerlioğlu da barış bildirisi ile ilgili bir tweet’i retweet ettiği için KHK’lı oldu. Gerçekten vahim ötesi bir durum demokrasi adına. Konuşmak yasak, imza atmak yasak, retweet hepten yasak. Yasaklar ülkesi olduk. Eskiden yasakların komedisi yapılabiliyordu askeri dönemlerde bile. Şimdi kımıldayana KHK çekiyor kovboy. Vah vah bugünleri de görecekmişiz demek ki. “Adaletin bu mu dünya” türküsünü dinliyorum Selda abladan. İyileri öldüren bir dünya bizimkisi …

  7. Eski mağdurlar şimdi mağrur oldular. Çabuk unuttular AİHM kapılarında hak ve adalet aradıklarını. Şimdi sistemin tepesine oturunca bizim zannediyorlar. Yarın Bahçeli ve Perinçek ipinizi çekince ortada kalacaksınız bu köhne sisteminizle. Yargısı, yasaması, yürütmesi, denetlemesi, medyası tek adam elindeki otokrat diktatörlükle bu yüzyılı da ıskalayacağız görünüyor. Ülkenin kaderi bu değişmez. Dön baba dön bir milim ileri gitmek yok.

    Ülke, Meclis, yargı ve yürütme adına yüz karası kararlar. Hep birlikte el ele vermişler demokrasinin son pırıltılarını da bitirmeye karar vermişler. Kendilerini bitirdiklerinin farkında değiller. Herkes aynı gemide.

    Faiz yüzde 19 olmuş. Dünyanın en yükseği. Faizi çok seviyorlar. Sevmiyorlar da çok seviyorlar, anlayın işte. Yasakları, yoksulluğu, yokluğu sevdikleri gibi. İktidarları ancak böyle yürüyor. Çok severek.

  8. “Benzerlikler çok belirgin, değil mi?”

    yazarin benzerlik mantigi ile gidersek ceza evi diye bi mefhum olmamasi lazim dunyada..
    a.ocalan da sanirsiniz marstan parasutle gelmis..
    kapatilan ISIS in partisi olsa ayni tepkiyi verirmi bu yazar-cizerler ??
    kapatilmasindan ote acilmasi hata idi.. bos beklentilerle yillarca gozyumarak hatayi daha da buyuttuler..teror orgutunun ortagi fasist chp nin de kapatilmasi lazim

  9. HIRSIZIN HİÇ Mİ SUÇU YOK Bir gün Hoca’nın eşeği çalınmış.Can sıkıntısı içinde durumu komşularına anlatınca her kafadan bir ses çıkmaya başlamış. Bir komşusu :Hocam demiş ne diye ahırın kapısına sağlam bir kilit takmadın? Bir başka komşu: Evine hırsız giriyor senin neden haberin olmuyor,anlayamadım Hoca efendi diye konuşmuş. Bir diğer komşu da:Hoca demiş kusura bakma ama eşeğin çalınmasına en büyük sebep yine sensin. Hoca çok kızmış:Yahu demiş,iyi güzel de kabahatin hepsi benim mi? Hırsızın hiç mi suçu yok. Fehmi Bey HDP neden Türkiye partisi olmadı?PKK terör örgütüne karşı neden hiç bir tavır almadı?Terör örgütünün eylemlerinin hiç birini hiç bir zaman niçin kınamadı?

  10. Fehmi bey, AKP’den’mi bahs ediyor erdoğandanmi?
    Benim bildiğim Adalet ve Kalkınma Partisi Abdullah Gûl, Beşir Atalay, Abdullatif Şener, ve diğerleri, teker teker vatan haini ve terörist olduktan sonra ADALET VE KALKINMAYIDE onlara iade edilerek köşlerine gönderildiler.
    Adalet ve kalkinma oda ne oluyor.
    Önce Aldatan ve Kandıranlar Partisi oldu şimdide perinçek, ve bahçeli üçlü kualison partisi Al…….. ve Ka…… Partisi ünvani ile dört nala koşuyorlar.
    Birisi baş örtülü bacıları’nı çırıl çırılçıplak ettirerk vucutlarıni polislere sergilet’ti, birisi PKK’ li kardeşlerini terörist ilan etti, birisi Türkiyeye sığınmış Uygurları teker teker bilinmiyen özel işkence odalarında “ben Çınde teröristim” diye yazan yazilari imzalatarak gizlice Çine teslim etti…!!!!
    Böylece Partilerine laik olacak isimleri hakk ettileler yakında bu mesleklerinde uzman usta olarak birer madalya alırlar.

    Şimdiki bizde gözû olan dış güçler bundan 10 yıl önce nerdeydiler. O zaman! Gül, Babaca, Atalay,ve diğerleri ile neden kavga etmiyordular? Haaa şimdi hatırladım onlar bu dış güçlerin memleketinde Cami yaptırmadıkları için kavga etmiyordular zaten mal varlıklaride yok.
    E,ey. ABD tabiiki kendi parası ile kendilerini kandıranları sevmez.

    Hani vakif adi altinda yurt dışında kasablar falan yaptırınca vergi alınmadığı gibi hesap’ta sorulmiyor. YA
    Tabii AB ve ABD’liler geri zekali ya onun için üçlü itifaki sevmiyorlar.
    Sevmezse sevmesinler nasıl olsa türkiye onlardan yüksek faiz’la borç aldığ paralar ile miliyon dolarlar ödiyerek LOVE ERDOĞAN reklamlari ile sevdirmesini bilir.
    Sevgili vatandaşlar, kemerleri biraz daha sıkın vergileri artirarak hiç değilse bu reklamlar için diş güçlerin faizlerileri ödensın.

    Bu kadar becerikli liderleri dûnyadaki milletler mumla arasal bulamazlar.
    Bakın bizde hemde 3 tane var.

  11. Türkiye’de 1923-1945 arasında kapatılan partiler : 5
    Türkiye’de 1945- 1960 arasında kapatılan partiler : 40
    Türkiye’de 1960 dan bu güne kadar kapatılan partiler : 26
    Buna şimdi bir tane daha eklenecek; vatana , millete hayırlı uğurlu olsun !
    Selamlar , iyi günler

  12. Sayın korunun “Ömer Faruk Gergerlioğlu hapse girse, HDP kapatılsa hiç şaşırmayacaklardan biri ben olacağım.” ifadesine bakılırsa suçun sabit olduğunda hemfikir sayılırız.
    Allahın izniyle bir daha böyle yazılar yazmayacaksınız;
    türk yargısı altın çağını yaşıyor;
    öyle bir karar verilsin ki mağripten maşrıka bir daha kimsenin aklından çıkmasın!
    Tabii aym darbesini önleyebilirsek…

    • “Bir daha böyle yazılar yazmayacaksınız” derken? Yazar, yine yazar, yine yazacak. Patlasanız da çatlasanız da. Burası babapaşanızın havuzu değil.

  13. 1.Dünya savaşı bittikten sonra bölgeden rapor veren bir ingiliz muhbiri:
- kürtler bu savaşta (dünya savaşı) osmanlı bayrağının karşısında kimi gördülerse silah attılar. onlar bağımsızlığı hak etmiyorlar ! Bu söz de Birinci Dünya Savaşında Kürtlerin Osmanlı yanında bütün cephelerde savaştığının en büyük göstergelerinden birisidir. Kürtlerin Osmanlı’ya olan bağlılığını inkar etmek tamamen ırkçılıkla alakalı olduğu gibi, bu uğurda şehit olan Kürtlere de saygısızlıktır.
         Birinci Dünya Savaşında özellikle Ermenilere ve Ruslara karşı ciddi direniş gerçekleştiren Hamidiye Alaylarıdır. Bediuzzaman’da bu alaylar içerisinde Ruslara karşı mücadele etti. Sultan ll. Abdulhamid’in kurmuş olduğu bu Hamidiye alayları sayesinde Kürtlerin savaşçılık özelliği arttığı gibi, aşiretlerin devlete olan bağlılığı da artmış oldu. Bu olaylar, daha sonra ki dünya savaşında ve milli mücadele etkili oldular. Milli mücadelenin doğuda başlaması, güneydoğunun kendi imkanları ile düşmanı topraklarından atması ve artından batı cephesine yardıma koşmasının arkasındaki güç hep bu hamidiye alayları olmuştur.
        Çanakkale savaşı, ümmetin yeniden dirildiği yer olarak görmek gerekir. Tüm ülke içerisinde insanlar büyük bir özveriyle bu savaşa katılmaya çalışmıştır.
    1.Dünya savaşı bittikten sonra bölgeden rapor veren bir ingiliz muhbiri: kürtler bu savaşta (dünya savaşı) osmanlı bayrağının karşısında kimi gördülerse silah attılar. onlar bağımsızlığı hak etmiyorlar !  Batılıların o zaman ki hedefi de Osmanli yı parçalamaktı, şimdiki hedefi de Türkiye Cumhuriyetini parçalamak. Onlar için Hdp ,Pkk,Ypg çok önemli.

         Doğudaki vatandaşlarımızın çok büyük bir kısmı devletine bağlıdır.
    Dogudaki Kürt vatandaşlarımızı Hdp ve Pkk ile bir görmüyoruz tabiki.
    Pkk uzantısı Hdp ye haddinden fazla tolerans verildi. Ama onlar kendilerini düzeltmediler. Türkiye partisi olmamak için ellerinden geleni yapıyorlar. Kimse demokrasi veya özgürlük safsatası yapmasın. Hdp gibi bir partiyi, Abd ve Avrupa da yaşatırlar mı.

    • Fatih kürtlere devlet kurdurmaya çalışıyorsunuz zaten kürtler arasında bu düşünce giderek yükseliyor. 25 milyon kürt nüfusun YPG’ye katılabileceğini düşünebiliyor musun? Suriye olmayı matah bir şey mi sanıyorsunuz?

      • Orhan bey yukarda “… kürtlere devlet kurdurmaya çalışıyorsunuz zaten kürtler arasında bu düşünce giderek yükseliyor.” demişsiniz de; yahu sen uzayda mı yaşıyorsun, kuzey ırakta zaten bir kürt devleti kuruldu(güney kürdistan), türkiye de her türlü desteği verdi; başkenti erbil, milli marşı var, peşmergesi var, milli para birimi henüz yok ama türk lirasıyla idare ediyorlar…
        Şimdi soruyorum: kürtlerin devlet kurmuş veya kuracak olmasından ya da bu düşüncenin yükseliyor olmasından niçin rahatsız olmalıyız?
        Kürt kardeşlerimizin bir devleti olması ve türkiyenin de onlara omuz vermesinde ne sakınca vardır?
        Kendimiz için iyi olanı kürtler için de istesek kötü mü bu?

        • Hayret yaa! türk kanına vurgu yaparken ortam ırkçılık kokuyordu şimdi kürtlerimi düşünür oldun. Diyarıbekir başkent olsun diye tuttururlarsa ne olacak. Bu ihtimalede kötümü diyebiliyormusun{?}

          • Diyarbakır/dikranagert/amed ya da diğer doğu vilayetlerimizi sadece türkler, kürtler değil ermeniler de çok sever ve isterler, güneydeki küçük dostumuz da bayılır ama maalesef tek bitlis, tek van, tek muş ve tek diyarbakır var! İsteyen buyursun gelsin, adam gibi çayımızı içsin, başım gözüm üstüne; ser seran ser çavan hatti:)
            Ama öyle kasaptan bonfile beğenilir gibi ya da manavdan armut seçer gibi başkent seçilmiyor yani…
            Çünkü; diyarbakırlı A. Arifin dediği gibi:
            “üsküdardan bu yan loo, kimin yurdu?”
            Hepimizin:)

        • esasında çok haklısın. benim anlayamadığım, neden o zaman “HDP’ye siyasetle bir yere varamazsınız, bize destek olun, bize katılın birlikte kendi bağımsız devletimizi kuralım” diyen PKK ile savaşıyorsunuz, bir yandan da HDP’yi kapatarak kürtleri PKK’nın kucağına itiyorsunuz? anlayamadığım yer burası. yoksa Türkiye’nin kürtlere sahip çıkıyor olması onları desteklemesi beni sevindirir. kürtlere Amirika Rusya sahip çıkacağına Türkiye sahip çıksın diye düşünüyorum.

  14. “Bir kölenin en büyük arzusu azad olmak değil, kendine ait bir köleye sahip olmaktır” sözü Fehmi Bey’in de iktibas ettiği haliyle, hem konjonktürel olarak hem de konuya uygunluğu açısından yerine “cuk” oturuyor ve bize bunu haykırıyor: AK Parti -sistem elinde- bir köledir, en büyük arzusu da bir köleye sahip olmaktır.. aslında HDP özelinde bir değil birden fazla köleye sahip olmak istiyor AK Parti; zorlu bir köle, seleflerine parmak ısırtacak kadar. Hükumet içerisinde MHP mi AK Partinin kölesi durumundadır, AK Parti mi MHP’nin, bunu da kestirmek zor.

    90’lı yıllara geri döndük gibi. Tansu Çiller, siyasi geçmişi olmadığı halde proje kapsamında önce DYP’ye monte edildi, sonra da Başbakanlık koltuğuna oturtuldu “kuşburnu çayı” güzeli.. Vaktaki Sn. Erdoğan da sağlık ve zindeliğini “altın çilek”e borçlu olduğunu söyleyecekti ve her iki zaman diliminde de hem kuşburnu hem de altın çilek altın devrini yaşayacaktı. Tekerrürün sosyal ya da sosyetece bir örneği…

    İBB’den yola çıkan Sn. Erdoğan mücadeleci bir izlenim bırakıyordu halk nezdinde ve başarılı bir belediye yönetimi de sergilemişti. Çoğumuz onu bir “kurtaran adam” olarak görüyorduk.. Sistem de böyle olarak görmüş olacak ki, -işine yarayacağını bildiğinden-, onu önce mağdur durumuna düşürdüler sonra da hangi pazarlıklar söz konusu olduysa Sn. Bahçeli erken seçim kararı aldı, süreç içinde Sn. Baykal’ın da -CHP’nin- vetosu kaldırıldı ve 2004 MGK’sında imzalar atıldı. Ne olur olmaz, Yargının kılıcı da hep AK Partinin kafası üzerinde ıslık çalmaya devam etti.

    Çok geçmedi ki 2007 Cumhurbaşkanlığı seçimine yönelik e-muhtıra, 2008’de de AK Partiyi kapatma girişimi başladı. 2010 Oslo görüşmeleri, 12 Eylül Anayasa referandumu derken Dershanelerin kapatılması ile başlayan gerilim, 17/25 Aralık (Bahçeli’nin kulağı çınlasın; makamındaki saati tam 17/25’de durdurmuştu, hala da o şekilde duruyormuş, ne içinse?), hain 15 Temmuz darbesi, CHP’nin “20 Temmuz” diye nitelediği sivil darbe; çok geçmeden 2016 referandumu ve CHS’ye geçiş…

    Projeli işler hep bunlar; 2000’li yıllar öncesi aynı senaryolar da hakim değil miydi? (2000’lerde çocuk yaşta olanlar bunu muhakeme edemezler.)

    Vesayet sisteminin bitmediğinin resmidir bu işte; 2000’li yıllardan önce olduğu gibi tekerrür ediyor durmadan hep. “28 Şubat 1000 yıl sürecek” denildiği kadar var. Malesef sağ-muhafazakar kesim hep sistemin oyununa gelerek hem kendini nötre etmiş oldu hem de vesayete karşı göründüğü halde onun kölesi oldu.

    Deniliyor ki, AK Parti kendi vesayetini oluşturdu, buna inanabiliyor musunuz; ben inanamıyorum da.. Bahçeli ile Perinçek’i nereye koyacaksınız?

    “Demokrasi mi? Sizin istediğiniz kadar değil, ne kadarının işleyeceğine biz karar veririz” diyen/dedirten bir güç var ülkemizde ve malesef siyasi çoğunluk -sağ/muhafazakar- kesim üzerinden, onun kendi değerleri -vatan, millet, Sakarya- üzerinden yine onu hipnotize ederek yoluna devam ediyor.

    İşte şu kadar zenginleştik, köprü, yol, havalimanı yaptık; iyi de, o yollar bizi tam demokratik bir yönetime götürmüyor ki!

    Az gittik uz gittik, dere tepe düz gittik, dönüp arkaya baktık ki, bir arpa boyu yol kat etmişiz.. Etmiş miyiz?

    Yürüyelim; “yollar yürümekle aşınmaz (S.Demirel)”. Hep aynı yolu yürümek de tarihin devr-i daiminin tekerrürü gibi bir şey.

    Yürüyelim bakalım.

    • Hasan bey “90’lı yıllara geri döndük gibi.” buyurmuşsunuz da; gözünüz aydın!
      Önceki yorumlarınızda sürekli 90lar nostaljisi yapıyordunuz, ben de size beyaz toroslu günleri, faili meçhulleri, gözaltında işkence ve kayıpları mı özlediniz diyordum hatırlarsanız?
      Siz de olsun yine de güzel yıllardı diyerek dövünüyordunuz, şimdi de o yıllara mı dönüyoruz diye kafa kalaylıyorsunuz…

  15. Daha doğrusu kaos neden kaderimiz?
    Türkiye’deki kuyumcu sayısı 40 bin.
    Kuyumcu başı 500 gram altını teminat adı altında kamu bankalarına yatırtmak planlanıyormuş.
    Tüm Türkiye’yede toplam 20 ton ediyormuş.
    Kuyumcular bu miktara isyan ediyor.
    Bir ton altın 419 milyon TL , 7,5 TL den 55 milyon 866 bin dolar.
    20 ton altın ise 8 milyar 380 milyon TL, 1 milyar 117 milyon dolar.
    Uçan 128 milyar doları yerine getirebilmek için 128.000.000.000/55.866.000=2.291 (2 bin 291)ton altın gerekiyor.
    Eksi 45 milyar dolar rezerv için de 805 ton altın gerekiyor.
    Yani toplam 3.096 ton altın gerekiyor.
    Bu miktarı toplam kuyumcu sayısına böler isek, her kuyumcu” 77 kilo 400gram” altın bağışlar ise rezervler eski haline geliyor.
    Yani yarım kilo teminat veremeyenin bu miktarı vermesi hayal dahi edilemez.
    Yani rakamlar astronomik değil, korkunç.
    Korkunç rakamların sonucu da korku ve kaos.

  16. Albert Einstein’a atfedilen bir söz var “aynı şeyi tekrar tekrar yapmak ve farklı sonuçlar beklemek deliliktir (veya aptallıktır).
    Daha önce pek çok kere partiler kapatıldı, milletvekilleri hapse atıldı. Normal zamanlara döndüğümüzde bu yapılanların çok kötü olduğunun, hiç fayda vermediğinin, aksine zarar verdiğinin farkına vardık, keşke yapılmasaydı dedik. Şimdi aynı şeyler yine yapılıyor. Ülkemizin, insanlarımızın enerjisi iç kavgalarla boş yere harcanıyor. Ondan sonra niye geri kaldık diyoruz. Herşeyi dışarıdan ithal ediyoruz. Bu ithalatı da “dış düşman” dediğimiz batı ülkelerinden tefeci faizi ile borçlandığımız dövizlerle yapıyoruz. Yazık bu ülkeye.
    Diğer taraftan dün yaptığı bir retweet yüzünden milletvekilliği düşürülen Sayın Ömer Faruk Gergerlioğlu gerçek bir insan hakları savunucusudur. Ömrü boyunca, ayırım yapmadan zor durumda olan herkesin yardımına koşmuştur. Kendisine yapılan adil değil ve üzücüdür. Ama tarih hakkını verecektir.

  17. pkk bir terör örgütüdür.
    fetö bir terör örgütüdür.
    bunlarla yardım maksatlı ilişiği olan, maddi manevi destek veren ne varsa,
    kim varsa artık çıkarlara göre değil, hakka hukuka, izana göre daha güzel yarınlar adına artık temizlenmelidir.
    öyleyse önce kim gitmelidir?
    üç beş kişi yerleşmeye çalışan cemaat üyelerini önce otuzar, ellişer sonra üç biner beş biner yerleştirenler,
    sonra ordunun ve devletin bütün kadrolarını bunlarla dolduranlar,
    devletin maddi manevi bütün imkanlarını bunların kullanımına sunanlar,
    soruların çalınmasına kadroların yağmalanmasına sessiz kalanlar,
    çıkarları çatışıncaya kadar buna devam edenler,
    sonra bir kısmının yurtdışına kaçmasına,
    bir kısmının parayla serbest kalmasına göz yumanlar,
    suçlular içinde suçsuz olanları ayırmak için hiç bir çaba göstermeyenler,

    pkk ile anlaşmalar yapanlar,
    türk sözünden rahatsız olanlar,
    neredeyse tüm yolların altına, şehirlerin neredeyse tamamına bomba döşenmesine izin verenler, göz yumanlar,
    1000 den fazla genç insanımızı askerimizi, polisimizi bu hendeklere şehit edenler,
    sayın öcalan diyenler,
    öcalangilleri televizyonlara çıkaranlar,
    öcalangillerin mektuplarını okutan böylece oy dilenenler
    önce gitmelidir.
    bu millet terör kadar, teröristler kadar arsız, uğursuz, yağmacı, çıkarcı, karnı tok gözü aç olanlardan da çok çekti.
    bir ülkenin terörle mücadelesine ne zarar verir;
    halkı kutuplaştırmak,
    yargının, hukukun dengesini bozmak,
    geliri adaletsiz dağıtmak,
    özgürlükleri kısıtlamak,
    ekonomiyi zayıflatmak,
    orduyu siyasallaştırmak değil mi?
    Yüce Allah Haktan korkan, Halktan utanan hayırlı insanlar nasip etsin,
    cümlemize hidayet eylesin.
    akıl fikir versin.

    • Didem hanım hadi ürettiği iha ve sihalarla terörü yurtiçinde bitiren, sınırötesinde de yok edebilen(tek kayıp vermeden) bir yönetime iftira etmekten utanmıyorsunuz; peki kaybettiğimizi söylediğiniz genç insanlarımıza vaktiyle komuta eden ve onları ateşe atan 1dolarlık mankurtları ordumuzdan temizleyen bu hükümet niçin gitmeli, iraz açar mısınız?

  18. Demokrasiden Adaletten söz ediyoruz.

    Birileri bir suç işlediyse Tarafsız ve doğru şekilde, Olmayan bir suçu üzerine atmadan Tek kurum Mahkemeler yargılamalı Suç varsa mahkemeler ceza vermeli şahıslar ve partiler bunu belirlememeli.

    Doğuda olan Kan davası ucubesi gibi olur. Ceza vermeye kalkan şahıs ve partiler mahşerde hesapları sorulur.

    Osmanlı imparatorluğunda bu görevi Kadılar yapardı Osmanlı yükseliş dönemi (Adaletin olduğu dönem) Padişahlar bile yargılanmış padişahlarda suçlu bulunmuş.

    Türkiye’de demokrasiden yana bütün güçlerin işbirliği içinde olmaları gerekiyor. Rejimin toplumu kamplaştırıp bölmesine izin vermemeliyiz. Demokrasi güçleri birlik olursa, iktidarın baskıcı karakterini geriletmek mümkün olabilir.

  19. İçlerinde HDP olduğu için “Millet İttifakı” dediğimiz bloğun liderleri, Biden da cesaret alarak HDP’yi meşrulaştırmaya, kapatılmasını önlemeye uğraşmaktadır. Biden efendi Ypg yi demokratik bir kuruluş diye yutturuyor.
    Kılıçdaroğlu, Akşener, Karamollaoğlu, Davutoğlu ve Babacan, o kadar çağrı yapılmasına rağmen bir defa olsun HDP’ye dönüp,
    “Türkiye’nin partisi olun, şiddetle aranıza mesafe koyun, PKK terörünü kınayın” dememişlerdir.Niye HDP’yi savunurken “siz de şiddetle/terörle aranıza mesafe koyun” diye bir çağrıda bulunmuyorlar?

  20. Hep şaşırdığımız, yada her defasında şaşırıyormuş gibi yaptığımız tekerrürler, yaşadığımız dejavular..
    geçin bunları kardeşim yaa.
    yaşını büyütmüşlerde, küçük olsaymışta, şiir yazmış, hikaye okumuşta,
    masal anlatmayalım yeter.
    Birşeye karar vermek, sonra uygulamaya geçmek. öteki aşamalar ondan sonra gelir, şekil alır.
    İyiniyet duygu ve düşünceleriyle yılanı akrebi sırtına alırsan, sonucunu önceden tahmin edeceksin.
    Şeytanla aynı sofraya oturursan, kaybedecek olanın sen olduğunu bileceksin.
    sağ ve sol düşünce, inanç, etnik düzenlemeler bu coğrafyada bir türlü yerli yerine oturtulamıyor.
    Kişiye göre siyaset uydurmaya, okyanusun ardından akıl ithal etmeye çalışan bir güruh var ve bir türlü bırakmıyor, düşmüyor yakasından garibim insanımın.
    yazarın “Bir kölenin en büyük arzusu azad olmak değil, kendine ait bir köleye sahip olmaktır” cümlesindeki gibi bir zihniyet yapışmış beyinlere ve bırakmıyor bir türlü yakamızı.
    gelen, bir öncekinin koltuğuna oturabilmek için can atıyor, her gösterilen koltuğun bitlimi piremi olduğuna bile bakmadan üstüne çöküyor.
    sonrada o koltuğa yapışıp canı pahasına bir daha o koltuktan kalkmıyor, bırakmıyor.
    sonuç hedef bu oluncada baştan ya bile bile yılanla aynı çuvala giriliyor, yada denize düşen yılana sarılıyor.
    Ah zamanında onun bunun eş başkanlığına soyunmasaydım, şunları meclise girmelerine sebep olmasaydım, illegal olduğunu bile bile kimseyle paralel aynı kaldırımda yürümeseydim, gavurda dost ayıdan post olmayacağını önceden görseydim,
    dememek için, yapmak istediğini de, asıl düşüncenin ne olduğunuda, neleri yapabilip neleri yapmaya çalışacağını da önceden masanın üstüne sereceksin.
    örnek:DBahçeli, ben filanla aynı kaldırımda yürümem dedi, bugün kapattırma yolunda.
    SN.RTE, keserim kordonunuda, koridorunuda dedi aldı makası eline..
    KKılıçtaroğlu, masanın etrafında gelin bir çay içelim dedi, içiyorlar işte.
    Meral bacı son bmbayı patlattı:
    Kanal değil ATATÜRK barajına su kanalı açacağım.
    başkaları birşey dedide buraya ben mi yazmadım?

  21. Dışarda sıkştıkca, içeriyi karıştırıyor.
    Resmen çıldırmışlar, her gün yüzlerce insan göz altına alınıyor.
    Bunlar’ın derdi milleti sokağa dökūp iç savaş çıkarmak. Partı kapatiyorlar sankı Türkiye babalarının mali. Biz vergi verelim onlar zikkimlansınlar.
    Zaten bir Bahçelımız varki evlere şenlik,
    Gergerlioğlu’ na edilen dualar bunların felaketi olacak.

  22. Ömer Faruk Gerginlioğlu yıkılan insanlığın onurunu kurtarmaya çalışırken hakkı gaspedilen, gayretli çalışmalarıyla milletin gönlüne giren bir halk kahramanıdır. her yerde bir kahraman olarak karşılanacaktır. ALLAH ebediyen razı olsun.

  23. “Burası Türkiye’dir ve burada tarih mutlaka tekerrür eder.”
    tarih tekerrür etsin etsin de neden hep kötü talih ve tarih tekerrür eder onu anlamıyorum.

    • Tarık bey geçmişte – mış gibi kapatılan partiler öbür gün başka bir isimle tekrar açıldığı için siz şimdi tarih tekrar ediyor zannediyorsunuz; hayır, artık tarih yeni yazılıyor, hepsi bu…
      Öyle ki benzeri bir partiyi kurmaya kalkışmak bin yıl geçse bile kimsenin aklından geçmez inşallah!!!

  24. Bir parti, ne için vardır?
    Seçime girmek için.
    “Siz 2019 mahalli seçimlerinde, İstanbul, Ankara ve İzmir büyükşehir belediyeleri başta olmak üzere, onlarca ilde seçime girmeyerek zaten kendinizi kapatmadınız mı?”. Oyunuzu yine Chp ye verirsiniz olur biter.

         AK Parti’ye, “Size de kapatma davası açılmıştı. HDP’nin halinden en iyi sizin anlamanız gerekir” diyenler..Şu açıdan da riyakarlığa imza atıyorlar..
    AK Parti hakkında kapatma davası açıldığında, bırakın sessiz kalmayı, ayağa kalkıp alkışlayanları hatırlıyor musunuz?Evet, ayağa kalkarak, kapatma davasını alkışlayanlar, “AK Parti kapatılmayı çoktan haketti” diyenler, CHP’lilerden başkası değildi..
      Bu ülkede tek başına iktidarda olan AK Parti hakkında, kapatma davası açılmıştı..Hem de..
    Teröristlere destek çıktıkları gibi bir suçlama ile değil..
    Yöneticilerinin bir suç işlediği iddiası ile değil..
    Yasalara aykırı hareketlerde partinin odak haline geldiği şeklinde bir iddia ile değil..Ya hangi iddia ile?Göstere göstere gelen..
    “Başörtü yasağını kaldırırsanız, partinizi kapatırız”’ şeklinde yapılan tehditler sonrasında..

    AK Parti ile MHP birlikteliğinin TBMM’deki Anayasa değişikliğine oy vererek, başörtü yasağını, üniversiteler için, üstelik açıkça da değil, üstü kapalı ifadelerle kaldırması sonrasında, Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, kapatma davası açmıştı..Birileri, “Kendileri de kapatma davasına muhatap olan AK Parti, şimdi HDP hakkındaki kapatma davasında sessiz” diyor..İktidardaki bir partiye, seçmenine vaad ettiği ve o şartla aldığı oyun karşılığı olmak üzere, başörtü yasağını kaldırmak istediğinde, bir avuç darbeci kafanın AK Parti’ye açtığı kapatma davası ile..Daha bir hafta önce, “Papa pulu” diye bilinen bir hatıra puluna, Türkiye’nin güneydoğu illerini ayırıp, farklı bir devlet haritası içinde gösterilmesine destek çıkan milletvekillerinin olduğu HDP hakkında açılan kapatma davasını kıyaslamak..En hafif tabiri ile, ahlaksızlıktır.

    Hazine yardımının kısmen kesilmesi kararı verilebilir..Hazine yardımının tümü ile kesilmesi kararı verebilir.. 

  25. Refah-Fazilet yada Akparti ile Hdp nin,Ömer Faruk beyle Tayyip beyin hiçbir benzerliği yok.Hdp açıkça alenen terörü destekleyen bir parti.Lafzen dahi PKK yı kınamıyor bırakın kınamayı eleştirmiyor dahi.terörist demiyor gerilla diyor.Dünyanın hangi gelişmiş medeni ülkesinde terörü destekleyen terörden beslenen bir partiye faaliyet imkanı tanınmaktadır?Ömer bey imam hatipli yada Ispartalı yada vekil yada Akpartide çok dostu var diye terörü desteklemesi göz ardımı edilmeliydi?suçu kim işlerse işlesin suçtur.cezası verilmelidir.Kürt ün terörü övmesi PKK propagandası yapması suç.Aynı eylemi Ispartalı Türk yapınca suç olmayacak mı?Hdp terörü teröristi lanetlesin size hakverelim.Türkiye mi demokrasi mi ikilemi yaşandığında bu milletin ezici çoğunluğu Türkiye der ve demelidir.Akparti MHP ülkeyi baskıcı bir rejimemi götürüyor?insan haklarınımı çiğniyor?Bunu çözmek çok çok kolay.Hdp terörü ve PKK yı lanetlesin bu oyunu bozsun.PKK nın elinde silah olacak,onun siyasi kolu güle oynaya siyaset yapacak,bunun adı demokrasi olacak öyle mi?pkk Aybüke öğretmeni infaz edecek onu lanetlemeyen Ömer beyden insan hakları kahramanı çıkaracaksınız öyle mi?Biz bu ülkeyi sokakta bulmadık.

    • “Ömer Faruk beyle Tayyip beyin hiçbir benzerliği yok.”

      Benzerlik konusunda size
      katılıyorum!
      Kesinlikle benzerlikleri yok: Ōmer Faruk Gergerlioğlu’nun Diplomasını herkes gördü! Bebeklerin Hapiste yatmasına karşı, insanlara hakaret değil yardım ediyor!
      Aldığı aylığı fazlasi ile hakk ediyor,
      Kul hakki yemiyor! Kula kulluk deği Allaha kulluk ediyor.
      Tam bir müslūman, Allahtan başka kimseden korkmiyor, dün beyaz dediğine bugün kara demiyor.
      Dünyada her millet ve devletler tarafından taktir ediliyor.
      Kendinden olmayanlara terörist vatan haini demiyor!
      Kurani Kerimde geçen insan özeliklerinın hepsi onda mevcüt.
      Allah ondan sonsuz razi olsun. Amiin.

    • Fatih Kurnaz fazla kurnazlık yapıyorsun. işi muğalataya getirerek haklı çıkamazsın. önce erdemli ol da Gergerlioğlu’na neden ceza verildiğini açıkla . Bu yazdıklarının hiçbirinden değil. Halen T24 haber sitesinde olan ve hakkında hiçbir soruşturma yada yasaklama bulunmayan bir haberi twitter da alıntıladı diye.
      Erdemli olun dürüst olun. Gergerlioğlu AKP ve küçük ortağı MHP nin adaletsizliklerine ses çıkardığı için. Başörtüsü diye seslenenlerin kadınları çıplak soyduğunu dile getirdiği ve ispatladığı için başına bunlar geldi.

      • Hüseyin bey, bu mebus taslağı mı “kadınları çıplak soyduğu için” ceza almış? Elindeki görüntüleri twitrdan mı paylaşmış naapmış, hiçbişey anlaşılmıyor ifadelerinizden, biraz açar mısınız?

        • Adam bir kere mebustu, taslak değildi ! Meydanı boş bulunca nasıl da hakaretler saçıyorsun ! Aşağılamak onu değil sadece seni küçük düşürür !

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız