Kupa’nın açılışında el-Sisi ile el sıkışıldı, kapanışta da Esad’la olabilir mi? Neden olmasın… Ve diplomaside dinin rolü…

14
Reklam

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Mısır devlet başkanı Abdülfettah el-Sisi ile, Katar’da, dünya kupasının açılış töreni öncesinde, el sıkıştığı fotoğrafı görünce aklıma ilk ne geldi biliyor musunuz?

“Acaba dünya kupasının kapanış törenine de katılır mı Cumhurbaşkanı Erdoğan?” Katılırsa, acaba Suriye devlet başkanı Beşşar Esad da orada bulunur mu? Erdoğan ile Esad’ın el sıkışmalarına da tanık olunur mu? Kapanış törenindeki el sıkışma sırasında Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani fotoğrafın üçüncüsü kişisi görüntüsü yine verir mi?

Zihnimden birbiri ardına bu sorular geçti.

Gerçi şimdiki genç emirin babasından görevi teslim almasından önceydi, ancak emirlikte de ‘devlette devamlılık esastır’ diye biliyorum ve o yüzden bir vesileyle görüşmüş olduğum Katar’ın emirlik ailesinden aldığım izlenimi burada paylaşacağım:

Nüfusu 2 milyonu bile bulmayan Katar, Körfez ülkeleri içerisinde farklı davranmak ve bölgeyi değiştirip dönüştürmek iddiasına sahip bir ülke.

Arapça yanında İngilizce yayını da olan Elcezire televizyonu Katar’ın kendisine biçtiği o misyonun ilk örneğiydi.

Bir örneği de İslam Dünyası’nda basının bugünkünden daha özgür hale gelmesi arzusunun bir gereği olarak gördükleri bir örgüt oluşturma girişimleriydi. Batı’dan ve doğudan siyaset insanları ile gazetecileri bir araya getirdikleri bir merkez kurma yolunda ilk adımı Katar Ailesi attı.

Şi̇mdiki emirin annesi Şeyha Mozah’ın himayelerinde.

Reklam

Ancak kurulan merkez, Katar’dan kaynaklanmayan sebeplerle, beklenen heyecanı yaratmadı, kısa süre sonra da işlevsiz kaldı.

Başında Fransa’nın eski bir başbakanının bulunduğu merkezin danışma kurulunun az sayıdaki üyeleri arasında ben de vardım.

Kuruluş toplantısının ilk akşamı birkaç katılımcıyla birlikte beni de özel bir yemeğe davet etmişti o zamanki emir ve orada bölgeyi dönüştürme niyeti aldığım samimi bir sohbet açılmıştı.

Sanıyorum, bazıları Erdoğan-el-Sisi görüşmesi fotoğrafına baktığında oradaki genç emirin varlığını fark bile etmemiştir. Oysa, o fotoğraf, eminim, Emir el-Sani’nin samimi girişiminin ürünüdür.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisine yöneltilen “Peki ya Esad?” sorusuna verdiği cevap, Emir el-Sani’yi, Suriye devlet başkanını kapanış törenine davet edip yeni bir fotoğrafla gündemi belirleme konusunda teşvik etmiş olabilir.

Spor, görüyorsunuz, siyaseti de doğrudan veya dolaylı yoldan etkiliyor..

Masa tenisi takımıyla maç için Çin’e giden ABD’li sporcular iki ülke arasında yakınlaşmayı başlatmışlardı. Yıl 1971’di.

Fenerbahçe’nin Halep’te el-İttihad futbol takımıyla yaptığı dostluk maçı, Türkiye-Suriye ilişkilerini ortak bakanlar kurulu toplantısı yapabilecekleri bir samimiyet düzeyine taşımıştı. Yıl 2007’ydi.

Reklam

ABD Çin’le Türkiye de Suriye ile bugün hoş ilişkiler içerisinde değil, ancak arayışın tamamen bittiği de söylenemez.

Körfez ülkelerinin neredeyse hepsi Arap ülkeleri ile İsrail’i dost yapma amaçlı ‘Abraham Accord’ (İbrahim Anlaşması) içerisinde yer alıyor. Önemli bir istisna, Katar. İsrail Katar’ın Filistin’e maddi yardım yapmasına imkan sağlıyor; Filistin devletinin memurlarının maaşlarını her ay Katar gönderiyor. Ama işte o kadar. Katar anlaşma içerisinde bulunmuyor.

Zengin bir ülke Katar, 32 ülkenin milli takımları gelsin karşılaşsın diye tam 229 milyar dolar harcayarak sekiz dev stadyum yapacak kadar zengin…

Tarihinde dünya kupasına katılma şansı hiç bulunmamış Katar’ın milli takımı, evsahibi ülke sıfatıyla 32 ülke arasında yer aldı. Açılış maçı da Katar ile Ekvador arasındaydı. Katar hem Ekvador’a hem de daha sonra karşılaştığı Senegal’e yenilerek kupaya veda eden ilk takım oldu.

Olsun. Katar yaptığı harcamaları ülke tanıtımına katkı olarak düşündüğünü belli ediyor.

Bir de, kupanın evsahibi sıfatıyla doğrudan ülkeler arası yakınlaşmalara katkı sunarken, dolaylı mesajlar da veriyor.  

İsrail gazetelerinden böyle bir izlenime kapıldım.

Dünya kupasında İsrail milli takımı temsil edilmiyor. Ancak İsrail’de de futbola ilgi duyanlar var. Hatta kılık kıyafetleriyle dikkat çekecek kadar dindar İsrailliler arasında bile…

Onbin kadar İsrailli maçları izlemek için maçlara bilet almış, Katar’dalarmış

Kupa daha başlamadan Katar’ın kısıtlayıcı bir tavra sahip olduğu, özellikle İsrailli futbolseverlere karşı ayırımcılık yapıldığı haberleri bazı örgütler tarafından dünyaya yayıldı. Koşer yemek servisi yapılmadığı bir yana, ülkeye yanında koşer gıda ürünü ile gelmeyi bile engellemişler.. Dindar İsrailliler görüntüleri yüzünden itilip kakılmaktaymış…

Haberleri okuyunca şaşırmıştım. Katar öyle tanınmak isteyecek bir ülke değil çünkü.

Önceki gün İsrail hükümetinden bir kaynak İngilizce Jerusalem Post gazetesine iddiaların doğru olmadığını duyurdu. Gazete de haberi, “Katar İsrail’in bütün taleplerini karşıladı” başlığıyla okurlarına aktardı.

Katar yalnızca koşer yiyecek temin etmekle kalmamış, kapalı olan hava sahası ile havalimanını ilk kez İsrail uçaklarına açmış da.

Dünya kupasında İsrail’i temsil eden Iris Ambor, kendisine ikram edilmiş koşer sandviçi Doha’da yerken çekilmiş fotoğrafını sosyal medyadan yayınlayarak haberi yalanlamış.

Haberde, İslam ülkelerindeki hahamlar birliğinin başkanı da olan İstanbullu bir haham ile haham olan oğlunun koşer yemek temini görevini yerine getirdikleri ayrıntısı da yer alıyor. Koşer mutfağı onların gözetimi altındaymış…

Ülkemizin ismi böylece dünya kupasında anılmış oldu.

Görüyorsunuz, diplomasi sporda iyi işliyor.

Ve diplomaside dinin rolü toplantısı…

İsrail önümüzdeki hafta -1-4 aralık tarihleri arasında- Hayfa kentinde ‘uluslararası diplomaside dinin rolü’ başlıklı bir konferans düzenliyor. Birleşik Arap Emirlikleri’nden, Fas’tan, Arnavutluk’tan, İrlanda’dan, Yunanistan’dan, İngiltere’den, Bahreyn’den ve tabii İsrail’den bilim insanlarının katılımıyla…

En kalabalık katılımcı gönderen hangi ülkedir dersiniz?

Söyleyeyim: Türkiye…Tam beş Türk öğretim üyesi o toplantıya katılacak.

İsimlerinin yanında hangi üniversiteden oldukları bilgisi de var. Hepsi Konya Selçuk Üniversitesi’nden…

Uluslararası diplomaside dinin rolü konusuna katkıda bulunacaklar. 

ΩΩΩΩ

Reklam

14 YORUMLAR

  1. .…
    Futbol kupası dostluk, dünyayı yumuşatır,
    Düşmanlıklara paydos! DiN herşeyi kuşatır!
    Dünün düne hayrı yok, dünde kalsın cancağzım,
    Dostça yaklaşmak lazım, biz dost idik kaç asır!

    Yanlışı farkedene, erdemli iş değişmek,
    Doğrulara yönelmek, bu şekilde gelişmek!
    Dostluklara pür dikkat, barışa ince ayar….
    Aman yerinde kalsın, siyaseten didişmek!
    …..

    Neden olmasın! Sisi ile görüşülmüş, iyi de olmuş. Esed ile de görüşülür. Bölgemizde tüm olanlara rağmen nihai analizde Allah’a inanıyoruz. Alnımızı secdeye koyduğumuz yegane Tanrı O, hiçbir mezhep şeyhi veya siyasi yorum ve de hiçbir gayri-müslim müttefik bu gerçeği değiştiremez. Sn Erdoğan kapanıştan önce kupaya katılan tüm müslüman ülkelerin Başkanlarını/temsilcilerini o son haftaki Cuma namazına davet etsin ve namazı da aralarındaki en yaşlısı o olduğu için kendisi kıldırsın (veya biri farzı kıldırır daha genç diğeri sünneti). Namaz kıldırmayacaksa Sisi ve Esed’e en ön safta yer ayrılsın. İsterse biri müezzinlik te yapabilir. Hutbeyi de İslam aleminin en saygıdeğer bir alimi okusun. Fena mı olur! Bu teklifler sekülerizm açsından tuhaf kaçabilir tabi… Bütün bunlar “Akıl*İman Sentezi”ne göre böyledir.

  2. “ddm
    27 Kasım 2022 At 12:59
    beyefendinin, kravatlı, takım elbiseli, temiz ve nezih olan binlerce görüntüsünden memleketimden insan manzaraları benzer bir iki potpori bulmuşsun, halktan biri demek memnun olmak yerine,
    üstüne ıvır zıvır yazıyorsun.”
    BİZİM HALKIMIZ ASKILI ATLETİYLE KIL YUMAĞI GİBİ FOTOĞRAF ÇEKTİRİP EL ALTINDAN MEDYAYA SERVİS ETTİRMEZ!
    HALKIMIZ EVİNDE EĞER MİSAFİRLERİ VARSA ÜSTÜNE DOĞRU DÜRÜST BİR KIYAFET GİYER ÖYLE OTURUR, ATLETİYLE DEĞİL!
    HALK ADAMIYMIŞ…

    • bırakalım chp’yi,
      hdp bile 2 katınız oy alıyor.
      bizim halkımızı ne kadar tanıdığın ortada🙄
      bir allame olmadığın😉
      nasırına basılmış gibi bağırmanın sana bir faydası yok🤨
      haklı çıkma şansın da yok😎
      geçelim istersen😴

  3. ben dünyanın geri kalanında olduğu gibi bizim coğrafyamızda da böyle büyük spor organizasyonlarının olmasını desteklediğimi yazmıştım. keşke ortadoğu ülkeleri de nobel benzeri edebiyat ödüllerine, büyük konser ve tiyatro salonlarına, görkemli sanat etkinliklerine de ev sahibi olsa. yoksula yardım meselesi başlı başına müstakil bir konu çünkü bölgede para ve imkan sosyal faaliyetlere akmadığı zaman yoksullara mı gidiyor sanki yoksa iç savaşlar mı finanse ediliyor?
    resimdeki emir detayı pek gözden kaçmamıştır ama şaşırtmış olmalıdır çünkü şimdi esamesi pek olmayan, rabiası unutulan kardeşler hareketinin yani sisinin karşısında olduğu her şeyin finansörü olarak suçlanan kişilerin başında da bu tesadüf!karşılaşmayı hazırlayan emir bey vardı, bu oldukça ilginç bir resimdir aslında.
    bölgede, iç savaşlara, karışıklıklara, ayaklanmalara taraf olmak, finanse etmek, çıkar devşirmek yerine spor, sanat, edebiyat konulu organizasyonların gölgesinde anlaşmak daha doğru değil mi?
    türkiye böyle bir misyon üstlenebilirdi, üstlenmeliydi, bunun için çok uygun bir ülkeydik.
    ama biz sonu gelmeyecek maceralara, olmadık hayallere, boyumuzu çok aşan heveslere kapıldık ve ülkemiz için hayli ağır bir tablo ile kaldık,
    onlarca şehit, milyonlarca göçmen, milyarlarca dolar kayıp.
    yoksullara gitmiyor işte paralar, yoksullaşmaya gidiyor,
    ne kadar yazık değil mi?

  4. hep derim, israilden basra körfezine bir cannaeil niye neden ne zaman diye!..
    eline alıp cetveli devletlere sınır çizebilen kafa, kanal da açar tunelde İsrail’den Katar’a.
    midıleest Mezopotamya Basra yine yeniden.
    olur mu, onu ben bilemem 🤗.
    ama, fakat..
    esedle buluşmaya anlaşmaya maç sırası gelsin diye beklemek!🤔…
    değil abesle iştigal den başka!

    • KATAR BİZE NE KATAR
      Batı için kullanılan bir deyim vardır.
      Avrupa’nın iyi taraflarını alıp olumsuz yönlerini bırakmak.
      Örneğin;
      –Çalışkanlığını, dürüstlüğünü, disiplinini vs almak.
      –Bize göre ahlaksız yaşam tarzı ve yine alkolik olarak vasıflandırdığımız alışkanlıklarını almamak.
      Hayatta böyle bir realite yok.
      Hele ki, gelişmişlik farkı var ise bir aşamaya kadar tam tersi mümkün.
      En somut haliyle, Avrupa bizim bir gram çöpümüzü almazken biz her yıl milyonlarca ton normalin 400.000 katı daha zehirli çöpünü ithal ediyoruz.
      Normalde bir toplum, bir millet, bir kültür ve bir medeniyet ile iletişime geçersen iyi ve kötü tüm yönlerinden etkileşim olur. Yani karşılıklı bir etki
      Sen muhtaç pozisyonda isen iyi yönlerinden zerre alamayacağın gibi, neredeyse tüm kötü özelliklerini alırsın.
      Ortadoğu ve özelde Araplar’a gelirsek;
      Arap dünyası ile etkileşime girmedik.
      Araplar direk bize girdi.
      Hangileri?
      Ayak takımı.
      Kendi ülkelerinde bile beş para etmez olarak nitelendirilenler.
      Bunlardan ülkemize olumlu bir şey gelir mi?
      Bu maalesef ülkemizin bilinçli bir tercihi.
      Katar olayında da eşitler arası bir etkileşim kesinlikle söz konusu değil.
      Ülkemizin girdiği hukuksuzluk yolunun doğal yoldaşı.
      Bu uğursuzlardan hayırlı bir sonuç mümkün mü?

    • Suriye, Allah yardımcısı olsun, 2011’den sonra dört yıl can çekiştikten sonra 2015’te Rusya’nın CPR yardımıyla hayata dönmüş hasta bir bedendir. Ve ülke olarak sağlıklı günlerine dönmeyi hak etmektedir. Bu, bizim de çıkarımızadır. 2015’ten beri, yani Rusya biraz da züccaciye dükkânına girmiş fil misali Suriye’ye indiğinden beri Türkiye’nin Şam’la, Esad’la yapacağı bir anlaşmanın ABD destekli PYD devletçiği projesini çökerteceğini savunuyorum.
      PYD, sırf ABD destekli olduğu için bile çökertilmelidir. Zira ABD, bu coğrafyada artık tüm kredisini tüketti. Kürtler de bunu biliyorlar.
      Bilmeyenler PYD/ YPG’liler. ‘Kandil’deki dinozorları da sırtımızdan atarız mis gibi, sıfır kilometre devletçiğimiz olur’ iç sesiyle, şark kurnazlığıyla yürümüyor bu işler.
      Suriye bizden yardım bekler. Etmemiz de lazım. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Esad’la görüşmesi, hele İran’da karışıkken hiç olmazsa Suriye’nin istikrarına katkıda bulunacaksa elzemdir. Bu, Türkiye’ye ve Erdoğan’a düşen bir sorumluluktur.

        • 270 de dönülür de haçlı kucağına oturan bir daha dönemez sonunda haçlılar namusunanuza dokunmaz der.
          Manevi oğlu artık yiyicisi Enes gibi en iyi vatansever çıkarır.

          • Medyada bu gün “Yunanistan asıllı bir Amerika’lının Trabzon gezisi sırasında İngilizce anlamayan halkın Rumca konuştuğunu görünce şaşkın şaşkın Rumca sohbete daldı” Trabzon’da herkesin Rumca konuştukları vidyo dolanıyordu. Asırlardır lazlar dillerini unutmamış bıravo! Rumlar Haçlı ordularının önemli bir parçasıydı. Anadolu’da kalan Haçlı Rumlar sonra Müslüman oldu, şimdi müslümanlara müslümanlık satıyorlar.

          • Dikkat edin Haçlıları müslüman edeceğim diye ABD ellerinde siz haçlı olmayın.
            Sonra sizde onlara haçlılık nasıl öğretirsiniz.

            Onlarda bunlar eskiden müslümanlığı yaymak için yola çıkıp haçlı olan müslümanlardı diye anlatırlar.
            Tarih tekkürr ediyor galiba

  5. Allah Allah , şu meşhur Koser de ne ola ki !
    Vallahi benim ağzımın suyu aktı !
    Dinin diplomasideki rolünü bilmem ama bizimkiler siyasetteki rolünü mükemmel bilirler , o konuda kimse eline şu dökemez !

    • koşer, yahudilerin haram olmadığını düşündükleri ürünlerin toplamına verdikleri ad. mubah ve caiz olanlar grubu. koyun eti koşerdir, onlarda domuz yemezler mesela, domuz koşer değildir.

Comments are closed.