Soylu “ABD parmağı var” diyor.. Dış parmak, darbeler ve ABD.. Bir örnek olay…

25
Ürdün Kralı Abdullah..
Reklam

İçişleri bakanı Süleyman Soylu kendisini hedef alan videolardaki iddialara ekranlarda cevap verirken, 15 Temmuz darbe girişiminde ABD’nin parmağı olduğunu da söyledi.

Birkaç ay önce 15 Temmuz darbe girişimi ile çok daha açık suçlamıştı ABD’yi de, Washington “Bütünüyle gerçek dışıdır” tepkisini vermişti.

İddiasında ısrarlı bakan Soylu.

Israrının sebebini anlamak kolay: Başka pek çok ülkede gerçekleşmiş darbelerde suçüstü yakalanmıştı ABD; bizde de ilk askeri müdahaleden (27 Mayıs 1960) bu yana meydana gelen darbelerde etkisi bulunduğuna inanılması için sebepler vardır.

Mehmet Ali Birand 12 Eylül (1980) darbesini irdelediği kitabında, o darbenin, dönemin ABD başkanı Jimmy Carter’a, o gece Beyaz Saray’da görevli CIA mensubu Paul Henze tarafından “Bizim çocuklar yaptı” cümlesiyle duyurulduğunu aktarır.

15 Temmuz gecesi de, sonradan Donald Trump’ın başkan seçilince Ulusal Güvenlik Konseyi’nin başına atadığı Michael Flynn’in o sırada önlerinde konuştuğu bir gruba, sevinçle, “Türkiye’de şu anda bize yakın askerler İslamcı hükümetin işini bitiriyor, beni de aradılar” sözlerini sarf ettiğinin videosu vardır. 

Flynn’i haberdar etmek için o gece kimin aradığını galiba benden başka merak eden çıkmadı. Daha sonra kendisiyle müzakere masasına oturduğu bilinen iki bakan –Mevlüt Çavuşoğlu ile Berat Albayrak– herhalde Flynn’e bu soruyu yöneltmişlerdir.

Ürdün’de saray darbesi

Reklam

Konuyu şimdi aklıma getiren dün Amman’da başlayan bir duruşma oldu.

Ürdün Nisan ayı başlarında dünya gündemine muhtemel bir ‘saray darbesi’ haberiyle girdi. Kral Abdullah’ın baba bir anne ayrı kardeşi Hamza bin Hüseyin gözaltına alındı. Kral’ın kuzeni de olan ve yakın zamana kadar Saray’da görevli biri –Sharif Hasan bin Zaid- ile bakanlık ve sonrasında Riyad’ta büyükelçilik yapmış önemli bir başkası –Bassem Awadallah– ise tutuklandı. 

Ülkede etkin bazı aşiretlerin de birkaç yıl öncesine kadar veliaht konumunda iken o sıfatı kendisinden alınmış Prens Hamza’yı kral yapacak askeri müdahaleye destek çıkmaya hazırlandıkları duyuruldu.

Geniş çaplı tutuklamalar olunca aşiretlerden homurtular yükselmeye başladı.

Olay öylece kapandı.

Meğer olay öylece kapanmamış.

Saray kaynakları İngiliz Guardian gazetesine gerçekten bir darbe girişimi yaşandığını ve son anda engellendiğini aktarmışlar. Darbeye giden yolda tarafların gizlice kaydedilmiş birbirleriyle telefon görüşmelerini de gazete muhabirine dinleterek…

Kral Abdullah’a kendisine karşı Amerikalı birilerinin Suudlu birileriyle İsrail’in de bilgisi dahilinde bir darbe girişiminde bulunmaya hazırlandıkları bilgisini ABD büyükelçiliği iletmiş…

Reklam

Şaşırılacak bir şey.

Prens Hamza adına hareket eden Zaid ABD’yi de yanlarına çekmek için Amman’daki ABD büyükelçiliğinden tanıdığı bir diplomata niyetlerini açmış, gelişmeden öyle haberdar olan Washington, istihbarat örgütleri aracılığıyla, derhal Kral Abdullah’ı uyarmış…

Darbenin niyet halinde kalması, darbecilerin tam harekete geçecekken iş üstünde yakalanmaları Donald Trump’ın seçimi kaybetmesi yüzünden olmuş… ABD’de başkanlık seçimini Joe Biden kazanmasaymış, Trump’ın ikinci dönemi Ürdün’de darbe sonucu kralın değişmesiyle başlayacakmış…

Karışık gibi görünüyor, ama değil.

Kushner + Netanyahu + Muhammed bin Salman

Hatırlayacaksınız, Trump Ortadoğu’yu İsrail etrafında yeniden biçimlendirme çabası içerisine girmişti. Bu konuyla da damadı Jared Kushner’i görevlendirmişti. Kushner ‘Yüzyılın Projesi’ adını verdiği o çabayı sonuca ulaştırabilmek için kendisine müttefik arayışı içerisine girdi. 

En yakın müttefik olarak gözüne kestirdiği ve başarılı da olduğu kişi yabancımız değil: Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Salman (MbS)

Yanına çekebilmek için MbS’ye Kudüs’teki Mescid-i Aksa ile Kubbet-üs Sahra’nın yer aldığı bölgenin hamiliği vaadinde bulunmuş damat bey…

Geleneksel olarak Ürdün’e ait olan himaye ‘Yeni Ortadoğu Projesi’nin bir parçası olması karşılığında Suudi Arabistan’a devredilecekmiş…

Kral Abdullah bu pazarlıktan haberdar olunca müthiş tepki göstermiş. Mısır’dan sonra ikinci Arap ülkesi olarak imza atılmış İsrail’le yakınlaşma anlaşmasından çekilme tehdidinde bulunmuş Kral Abdullah.

Benjamin Netanyahu, Kushner ve MbS ABD başkanı Trump’ın imzasını taşıyan projelerinin bir parçası olmaya karşı çıkan Kral Abdullah’ı gönderip genç, deneyimsiz ve konumunu kaybettiği için ağabeyine kızan Prens Hamza’yı onun yerine getirmeyi planlamışlar.

İşte bu üçlü: MbS, Trump ve Kushner..

Yukarıda yazdığımı burada bir daha tekrarlayayım: Trump Beyaz Saray’da, Kushner de iş başında kalsaymış, Ürdün’de ‘saray darbesi’ ile kral değişikliği kaçınılmaz olacakmış

Washington’daki yeni yönetim Hamza’nın adamının destek almak için büyükelçiliğin kapısını çalması üzerine darbe hazırlığından haberdar olur olmaz durumu Kral Abdullah’a duyurmuş. Mart ayının ikinci haftasında. Ürdün istihbaratı da Hamza ile yakınlarının telefonlarını dinlemeye, toplantılarını kayda almaya başlamış. Aşiretlerle temaslar radara yakalanmış.

Nisan ayı başında darbe girişimine katılacakların üzerine gidilmesi, gözaltılar, tutuklamalar böylece mümkün olmuş.

Bu bilgileri Guardian’dan aktarıyorum

İlk duruşma dün yapılacaktı.

Prens Hamza o gün bugündür Saray’da göz hapsinde. 

Darbelerde ABD parmağı var mı?

Ürdün bir örnekse bu soruya “Var” cevabı verilebilir. Trump’ın damadına havale ettiği projenin gerçekleşmesi için Ürdün’de kralın değişmesi gerekiyordu ve belli ki, bunun için düğmeye basılmış ve son anda engellenmeseymiş darbe gerçekleşecekmiş…

Buna karşılık, Ürdün’de son aşamaya kadar gelmiş darbe girişimini de yine ABD engellemiş oldu.

Öyle de oynuyor ABD, böyle de…

ABD Trump’tan kurtuldu, dünya büyük bir belayı bu sayede atlatmış oldu. Trump yerinde kalsaydı, “Netanyahu+Kushner+MbS” ve onlara katılacak başkalarıyla belirecek ‘Yeni Ortadoğu’ dünyamız için ciddi bir tehlike oluşturacaktı.

Trump’la birlikte Kushner de gitti. 

Netanyahu da İsrail’de koltuğunu kaybedeceğe benziyor. 

MbS kendisini rahat hissediyor mudur?

Süleyman Soylu’nun kendisini savunurken sarf ettiği bir cümle bana bu yazıyı yazdırdı.

ΩΩΩΩ

Reklam

25 YORUMLAR

  1. ABD her sene defalarca Ak Parti’ye darbe yapıyor ama Ak Parti 19 senedir hala iktidar, Türkiye kurulduğundan beri en uzun ömürlü iktidar olma özelliğini koruyor.

    tezgâh üçlü sac ayağı üzerine oturtulmuş, sağlammı sağlam; Ak Parti genel başkanı, Cumhurbaşkanı ve Milli Güvenlik Kurulu başkanı tek bir kişi. o kadar güçlü ki, Anayasa babayasa tanımıyor. MGK kurulundan çıkan her karar iktidarı muhalefeti bütün siyasi partilerin itirazssız gönüllü uydukları kanunlar oluyor. bu kadar sağlam bir iktidarı kim devirebilir ?

    • Batılı ne zaman arkasında ”kart hamili yakinimdir” dediklerini harcamış? böğrüne yaslanıp semirsin diye hemen yanına almamış mı ki yeni yeni icatlar çıkarıyorsun sayın Baran.
      adı geçen parti yada yedibela güncel hüsnü durumlarını bilemem ama, batıdan F ile başlayan herşeyi almak için kucak dolusu para veren ortadoğu insanı dolu bu kıyılarda.
      onlarda gelmek için can atıyor aslında. kız evi naz evi durumları mı acaba?
      cümle sonunda sağlam iktidar demişsiniz zaten. sağlam iktidarı kim bulmuş ki biz kaybedelim? gelecek denilen ler, daha ”nassı gelsek aceba?” sorusuna bile cevap bulamamış iken! (rahmetli olsalyı bugün ”kanlımı ossun kansız mı” esprisini patlatırdı mutlaka 🙂 )

      • çok haklısınız sayın hocam. zaten Soylu Süleyman da onu kastediyor ya!

        az önce dedikodu mahiyetinde bir haber gördüm; Mehmet Ağar Soylu kasetlerini piyasaya sürmeye hazırlanıyormuş.
        bu amerikalılar da gerçekten çok oluyorlar:)))

  2. Bir araştırma şirketinin yayınlamış olduğu verilere göre; CHP’lilerin büyük çoğunluğunu oluşturduğu muhalefet seçmeninin % 78.2’si, “Sedat Peker’in sözlerinin tamamı doğru” diyormuş

    Böyle bir adam bulmuşsunuz, kaçırılır mı? Chp nin aradığı Cumhurbaşkanı adayı, işte tam da bu isimdir..

    Araştırma şirketi Chp li seçmenlere şöyle bir soru sorsa;

    Bu durumda Sedat Peker, seçimde ne alır?

    Veya Cumhurbaşkanlığı için doğruluğuna güvendiğiniz aday kim olmalı?

    A-Kemal Kılıçdaroğlu mu olsun?
    B-Ekrem İmamoğlu mu olsun?
    C-Mansur Yavaş mı olsun?
    D-Sedat Peker mi olsun?

    • aynı anketler toplam rakamlarında yüksek olduğunu gösteriyor bana kalırsa ortaya dökülenlerden sonra akp seçmenlerinin de çoğu inanıyor ama kendilerine bile itiraf edecek cesaretleri yok.
      lakin kopuş muazzam.

        • 20 senedir türlü türlü mafya dizileriyle mafya özentili kuşaklar yetiştirdiniz. herkes polat alemdar herkes çakır herkes ali rıza.

          şimdi de buraya gelip 20 senelik emeğinizi oylamaya mı sunuyorsun fatih beeyy?

          ali rıza dizisinde muzaffer özsoylu muydu karakterin adı arapça konuşanlara tahsis edilmiş milli trol Sabir Meşhur öyle söylüyor. dediğine göre muzaffer özsoylu karakterini amerikanın desteklediği mafya babasına öldürtüyorlar. muzaffer özsoylu karakteri de gerçekte Süleyman Soylu’yu temsil ediyormuş. ben hiç tv izlemediğim için bilmiyorum ama Bismillahirrahmanirrahim ile başladığı anlatımının bir yerinde de “Vallahilaziim doğru mudur ben bilemem. yani patron ne derse ben onu söylüyorum” diyor:))

  3. Bu ABD neden hep Türkiyede darbe yaptırıyor?

    ABD darbe yapmak için neden Türkiyeyi seçiyor?

    Peki Darbeyi kimler yapiyor?
    Cevap askerler yapiyor.

    Askerler yapiyorsa o zaman siz neden bu ABD uşağı katillerden hep gurur duyuyorsunuz? Ve hencecik evlatlarınızı onlara teslim ediyorsunuz?

    ABD neden darbe yapmak için Almanya, Fıransa, Îngiltere,Avusturya,Avusturalya, Îsveç Norveç, Hollanda, gibi ülkeleri değilde Türkiye gibi Özde’de değil sözde Müslüman tembel ve çalışkan olmayan, ülkeleri seçiyor?

    Yolda yürürken, önünüze değıl gök yüzüne bakarsanız her zaman ayağınız taşa çarpar düşersınız.

    O zamanda kendinizi değilde gece ise ayı ve yıldızları gündüz ise güneşı ve bulutları suçlayıp kendinizi temize çıkarmaya kalkarsanız, daha çoook ABD darbeleri ninnisi ile debelleşırsınız.

    Gözü kör, kulağı sağır, doğruyu değil yalan’ı ve yalancıları seven suçu kendisinde değil başkalarīnda arayan bir millet zaten kendi kendine her gün darbe yapiyor. ABD delmi olmuş böğle bir millet için darbe yapsın. Parasına en yüksek faiz veren ve o para ile ABD’den Teknoloji’den tutunda giyecek yiyeceklerini dahi onlardan alan bir Ülkeye ABD niye darbe yapsınki.
    Zaten o ülke kendi kendilerine her gün darbe yapıyor.

    Bizim ali cenah halk Abdullah Gül ve arkadaşlarının başına gelenleri irdeleyip açığa çıkarmak yerine , yalancılar ve hırsizlara kul köle oluyorlar. ABD en ayımı darbe yapsın, zaten millet her gün birbirine darbe yapiyor.

    Hıç uzağa gitmeye gerek yok sadece 5 yıllık Fehmi Korunun günlüğüne yorum yapanlara şöyle bir göz atmak, yeterlıdır.

    Bir insan, ayağını taşa carpsa taşı suçlamak yerine kendini suçlamalı’ki başarılı olsun.
    Çünkü irade senin elinde adımını atarken dikkatlı olursan başarılı olursun.

    Silah Tücarları, kazançlarının yarısını savaş çıkartmak ve kan dôkmek için harcarlarki sürekli kazansınlar.

    ABD’de hemen hemen her gün şuçsuz günahsız insanlar, akıl hastasi sapıklar tarafından öldürüliyor.
    Bunu önlemek için ana yasaya silah satacakları insanın öz geçmışını araştırılması ve 18 yaşından gün alması için demokırat başkanlar tarafında Senetoya kanun teklifi veriliyor, fakat Cumhurriyet’ci senetörler kabul etmiyorlar.

    ABD Anayasaı maddelerine eklenecek olan kanun teklifleri meclisten geçtikten sonra 100 kışılık seneto üyelerinden en az 60 oy almalari lazım.

    Maalesef Dünyayi silah tücarları karırştıriyorlar.
    Onun içinde onların sözünden çıkmayacak siyasetçıler’i onalaí mala ve makama boğuyorlar’ki sözlerinden çıkmasınlar.

    En güzel örnek ABD örneği:
    21 yaşından küçüklere sıgara satışı yasak fakat silah satışı serbest.

    Silah tuccarlari Uyuşturucu tüccarlar’ından daha güçlü ve zengin.

    • Bu sitede yorum yazan insanlar özgür düşüncelerini paylaşırlar .Ama bu ülkede tutunamayip geleceğini yurt dışında arayan sizin gibiler de sabahtan akşam a burda küfür edip kafalarına saksı düşse bu yönetimden bilirler.Ysptiklari tek şey algı yönetimiyle insanlara negatif enerji enjekte etmek. Bu ülke çok badire atlattı bunları da atlatacaktır.

      • Siz önce kendinie bakin Mafya babalar ına kulluk etmek için sadece suçluluk pisikolojisi ile her önünze geleene saldırıyorsunuz,. Taptıklarınız sülalece yatırımlarını neden dışari yapiyorlar? Onlara bir sorun.
        Abdullah Gül ismi geçtiği yere kırmızı görmüş boğa gibi saldırmaya devam edin bende burada ona yapılanları yazmaya devam edeceğim. Sırf sizi çileden çıkarmak için. Yoksa sizin taptıklarınız dünyaca tescillendi onu yazmaya gerek yok.
        Google’a! Mafya ,kara para aklaması, rüşvetci, yazın karşınıza ilk çıkan sizin taptiklarınızi onlara bakın size yeter.
        Sahi siz nerede yaşıyorsunuz? Benim bildiğim ABD’ erdoğan savunma avukatlığına soyunanlardan birisiniz.

  4. Yüzyıllardır bu coğrafyada at koşturan, eline bir kadın dudak ruju alıp ülke sınırları çizebilen, kendiyle uyum içinde çalışacağı kişileri başa getirebilen, hatta kafası bozulursa ertesi gün harcaya bilen batılılar..
    daha da ötesi darbe sopasını hep bu coğrafyadakilerin sırtında hissettirdiği, gözlüğü tkınca ortadoğu daki middıl middıl insancıklar olarak gördüğü kalabalıklar sürüsü..
    Yahu şu Netanın dahi hükümetten uzaklaştırılıp safdışı bırakıldığı lafına bile inanamıyorken, Ürdünde şunlar bunlar olacak denmesine kim nasıl inanacak.
    adamlar artık kimseyi tutmuyor da desteklemiyor da. kaçmaya gönüllü kızı bulduğu anda damatta hazır, gelin arabasıda.
    ve işin ilginç yanı o kadar çok gönüllü var mış ki, bir ıslık çalsa.. 🙂

  5. Beşinci kol nasıl çalışır.

    Bu kelime ilk kez General Franco tarafından 1936-1939 İspanya İç Savaşı sırasında söylenmiş.

    Fiilî müdahale ile ele geçirilemeyen bir kitleyi ya da devleti propaganda, casusluk, sabotaj ya da terör yoluyla manevî etkiye maruz bırakmak suretiyle müdahaleye uygun hale getirmek.

    Devletlerin fiilen karşılıklı olarak konvansiyonel 
    ordularla çatışmadığı,  ilan edilmemiş ve fiili savaş halinin olmadığı, bununla birlikte, muhalif grupların 
    desteklenerek; oyun kurucu açısından desteklendiği 
    örtük savaş hali olarak tanımlamak mümkündür. 

    Günümüzde en önemli yardımcısı medyadır.

    Beşinci kol faaliyeti ve bilgisiz bir gençlik, sadakatsiz bireyler, fizyolojik ve psikolojik açıdan rahatsız bir toplum yaratmayı amaçlar. (Sık sık ülkede kimse yaşamak istemiyor, gençlik ülkeden kaçmak istiyor algısı bolca işlenir, toplumu buna inandırılır)

    Temel gaye;
     Hedef ülke içi istikrarsızlığın oluşturularak Devlet 
    otoritesinin yıkılması kamu düzeninin bozulması,
    De Facto psikolojik durum oluşmasına zemin 
    hazırlanarak,hedef ülkeye yönelik uluslararası veya
    bölgesel siyasi baskıoluşturma ve siyasetin
    şekillendirilmesi hedeflenmektedir.

    İlk Safha;

     Sınırsız psikolojik savaş enstrümanları ile kültürel ve sosyal çürüme, toplumsal güvensizlik oluşturarak
     psikolojik direnç noktalarını tahribata uğratmak,  en büyük güdü aracı olan endişe ve korku ortamı
     oluşturmak. Gelecek endişesi, ekonominin çok kötü gittiğini sürekli tekrarlamak.

    İkinci Safha;

     Şer odaklarının terör anaforu ile sosyal felaket
     ortamı yaratma girişimleri, etki ajanları, nüfuz
    casusları, işbirlikçi kanaat önderleri vb. gibi
     Truva Atları ile toplumsal dinamik ve fayhatlarının 
    harekete geçirilerek iç karışıklar ile devlete güveni zedelemek.

     Üçüncü Safha;

     Yüksek yoğunluklu bir çatışma yerine düşük
    tempolu ancak sürekli gündemi meşgul edebilecek  psikolojik savaş halidir. İç savaş halinin oluşması ile 
    birlikte  üçüncü aktörler devreye girerek  Vekâlet Savaşı fiilen başlatılmış olmaktadır.
     Bu aşamada istihbarat servislerinin örtülü operasyonları, özel askeri şirketler, paralı askerler (lejyonerler), yabancı savaşçılar sahada varlık göstermeye başlamaktadır.

    Son Safha;

     De Facto bir ülke/devlet meydana getirilerek ya sistemsel değişiklik ya da böl, parçala, yönet
     stratejisi hayata geçirilmektedir. De Facto bölgelerin şekillendirilmesi ve yeniden inşa sürecinde
     Hükümet Dışı Organizasyonlar, SivilToplum
     Kuruluşları, Sosyal Yardım Vakıfları vb. aktif rol
     almaktadır.
    Asıl aktör perde arkasında kalmakta, oyunu
     kurgulayan devlet; hedef ülkede olanları takip etmekte ve oyunun sürecine 
    göre yeni hamleler yaparak oyuna yeni
    figüranlar sürmektedir. 

    • halkın maddi manevi pek çok sorunu varken, aylardır iş yerleri kapalı esnaf inlerken, ülkede pandemiden binlerce insan ölürken kürsülerden nefret kusan, Atatürk düşmanlığı ile halkı kışkırtan, ortak değerlere hakaret eden imam efendiler hangi kol faliyeti oluyor acaba?

        • neden alınayım ki, anlamaya çalışmak benimkisi.
          safhaları okuyunca halkın maddi manevi pek çok sorunu varken, aylardır iş yerleri kapalı esnaf inlerken, ülkede pandemiden binlerce insan ölürken
          bu atatürk düşmanlığı bu kışkırtmak, bu ortak değerlere saldırmak 5.kol değilse bu kaçıncı kol acaba dedim.
          kaftancıoğlu gibi biri zaar derken,
          biraz açar mısınız,
          neden onun gibi biri zaar???
          buyrun kaftancıoğlu faliyetlerini safhalaştırın. hangi safhada ne yapmış?
          buyrun tartışalım.

  6. Temel ile Dursun ,sinema salonunda bir kovboy filmi seyrediyorlar.Filmin bir sahnesinde kovboy , atının üzerinde dörtnala bir duvara doğru koşuyor. Kendini iyice filme kaptıran Dursun biraz korku , biraz da heyecanla ,
    – Eyvaaah Temel ! Ula adam tuvara çarpayi daaa..Tüh, tüh !
    Temel ise pek oralı değildir , oldukça rahat bir şekilde ,
    -Yok , yok Tursun , merak etme çarpmaz ,pen pileyurum !
    Derken kovboy bütün hızıyla duvara çarpar ve atıyla birlikte kanrevan içinde yere serilirler !
    Bunun üzerine bir hayli şaşkın ve biraz da kızgın olan Dursun,
    – E pen saa temedum mi Temel , çarpacak deyi ..!
    Olan bitene bir anlam veremeyen Temel oldukça şaşkındır, şöyle cevap verir,
    – Ula Tursun , habu filmi pen içi çere seyrettum ! Manyak adam hep tuvara çarpayur idi , habu sefer akillanmiştur , çarpmaz tedum ama kafasuz herif akillanmamiş daa… !
    Selamlar ,iyi günler

  7. Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Ağırakça,”Demokrasi isteyen kâfirdir tevbe etmezse öldürülmelidir.” fetvası vermiş.Bununn üzerine islamda demokrasi konusunu değindim.

    İSLAMDA DEMOKRASİ NEDİR?
    İslami demokrasi veya Müslüman demokrasi, 21. yüzyılda İslam dünyasında ortaya çıkan bir ideolojik akımdır. İslami demokrasi, “Müslüman ülkelerin, dinlerini kaybetmeden demokratik, özgür, çoğulcu ve çağdaş yaşaması” olarak özetlenebilir. İslam’ın demokrasiyle ikiz kardeş gibi tutulması akımın bir görüşüdür. İnsan haklarına saygı, özgürlükçülük, çoğulculuk gibi fikirler İslami demokrasiden beslenir. Şeriat kanunları geçerlidir. Wikipedia.org.
    İslam ve demokrasi konusunun, muhtelif platformlarda öne çıktığı gözlemlenmektedir. Açıkça belirtmek gerekirse, İslam ve demokrasi mukayesesinin, çok sağlıklı yapıldığını ifade etmek oldukça zordur.
    İslam’ı, bir din olarak kendi kulvarında, demokrasiyi de bir yönetim şekli olarak kendi kulvarında değerlendirmek gerekir.
    Bu noktada, İslam ilahiyatçılarının büyük bir kısmınca kabul edilen en önemli husus şudur: Kur’an tarafından, adı açıkça belirtilen ve insanlara emredilen herhangi bir yönetim biçimi mevcut değildir
    Dünyanın herhangi bir bölgesinde, dönemin ihtiyaçlarına, insanlarının kültürel yapısına, oluşan siyasi şartlara, zamanın ve coğrafyanın getirdiği imkan ve zorunluluklara göre, yönetim modeli geliştirilebilir.
    Demokrasinin en belirleyici ve vazgeçilmez unsurlarından biri, halkın yönetime katılması ve kendi hür iradesiyle yöneticileri seçmesidir. Dikkatle incelendiği zaman, Hz. Peygamber’in, İslam’ın en iyi uygulayıcısı sıfatıyla, -kelime olarak, kabul etmek, razı olmak, anlamına gelen- BEY’AT müessesesini çalıştırdığı görülür. Bey’at, günümüz seçim uygulamalarındaki oy kullanma karşılığı olarak, kısaca “halkın yöneticiye bağlılığını belirtmek için reyini ortaya koyması” şeklinde tanımlanabilir. Bey’at, “kadın ve erkeğin, yöneticiye karşı görev ve sorumluluğu kabul etmek üzere yaptığı bir sözleşme” olarak da tarif edilir(Yusuf Kerimoğlu, İslam Ansiklopedisi, Şamil Yayınevi, bey’at md.).
    Netice itibariyle, İslam prensiplerinin demokrasinin öngörüleriyle tamamen uyum içerisinde olduğu iddia edilemez. Ancak eğer dinden bağımsız düşünürsek, yönetim biçimleri içerisinde İslam’ın genel hükümleriyle en kolay uyumlu hale getirilebilecek yönetim biçimi yine demokrasidir.
    Dünyada birbirinden farklı birçok demokrasi tanımı ve uygulaması vardır. İslam dünyası, bu durum karşısında, bir yandan İslam’ı doğru anlamak ve doğru yorumlamak, diğer yandan da demokrasiyi bu yorum içinde tanımlamak zorundadır. Böyle bir yol, İslâm ve demokrasinin buluştuğu bir orta noktanın oluşmasına katkıda bulunabilir.sorularlaislamiyet.com.
    Bu itibarla kâfir,mürtet,müşrik kelimelerinin anlamın bakmalıyız.Küfür, genel manada imanın zıddı olup kâfir Allah’ı ve Peygamberi inkâr eden kimsedir. Müşrik, Allah’la birlikte başka ilahların da olduğuna inanan kimsedir. Allah’a inanmakla birlikte puta tapanlar, yahut Allah’ın eşi, oğlu, kızı olduğunu söyleyen kimseler müşriklerdir. Bu kimseler de cehennemde ebedi azaba uğrayacaklardır.Kaynak: İslam Akaidi, Erkam Yayınları.MÜRTED / İRTİDAD: Geri dönmek, geri istemek, eski haline dönmek anlamındaki “irtidad” mastarının ism-i faili. Istılahta ise, Müslüman olduktan sonra, İslâm’dan dönüp başka bir dine giren veya dinsizliği tercih eden kimseler için kullanılan bir akaid terimi. Dinden çıkma olayına da “riddet” denir.Bu itibarla birinin kafir,müşrik,mürtet olduğunu söylemek vebaldir.Zira bunlar inanç ile ilgilidir.Kişilerin inancının ne olduğunu bilemeyiz.Zira inançlar kalpte gizlidir. “Allah’a isyan eden, günah işleyen herkes kâfirdir.” sözü islamdan ayrılmış Haricilerin sözüdür.Ehl-i sünnet âlimleri ile haricîler ve mûtezile arasında asırlarca sürdü. Haricîler büyük olsun küçük olsun her günah işleyenin kâfir olup ebediyen cehennemde kalacağını iddia ederlerken, mûtezile büyük günah işleyenin ne kâfir ne de mü’min olmayıp, imanla küfür arasında kalacağını savundu. Böylece her iki grup da hakikatten uzaklaşarak “dalâlete” düştüler.sorularla islamiyet.com.Bir hadis:

    “Herhangi bir kimse, din kardeşine ‘Ey kafir!’ derse, bu tekfir sebebiyle ikisinden biri muhakkak küfre döner. Eğer o kimse dediği gibi ise ne ala. Aksi takdirde sözü kendi aleyhine döner.” (Müslim, 1/319)
    Saygılar.

  8. Müslümanların Yanılgısı:

    Önemli olan her durumda doğru ve dürüst kalabilme:
    İmtihan Dünyasında Genişlik ve Darlık durumu yaratan Allahtır.

    Sen Genişlik durumunda yani zengillik durumunda Şımarmıyorsan, doğru, dürüst kalıyorsan sınavı kazanıyon.

    Sen Darlık zamanında Sabır göstereriyoır doğru ve dürüst kalıyorsan. ve Bu durumda Allaha sığınıyor, Aciz olduğunu bildiriyor devamlı Allahtan yardım istiyorsan Sınavı kazanıyorsun.

    Önemli olan Aciz olduğunu Mutlak güç ve Kuvvetin Allahdan geldiğini bilir ona sığınırsan Allah sağlam sağlim kıyıya çıkaracaktır.

    • Trump özel af yetkisine dayanarak giderayak Flynn’i de affetmişti.
      Bir de Flynn’in sipariş ile yazdığı makale vardı.
      Sipariş ile makale yazan, sipariş ile manipülatif bir açıklama yapamaz mı?
      Büyük fotoğraf bize ikinci ihtimali işaret ediyor.

  9. Sn. Koru’nun gündemi neden darbeler bugün?..

    Hem, Sedat Peker dizileri devam ederken ve Peker el yükseltirken -önümüzdeki video-yayınına Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan’ı konuk edeceğini söyledi de- gündemi “darbelerden” açmak niye?

    Şimdi biz bu yazıdan, ABD’nin ülkemizde yaşanan darbelerde parmağının olup olmadığını mı sil baştan analiz edelim, yoksa; daha çiçeği burnunda hain 15 Temmuz darbesinden sonra yeni darbe kokusu mu solumaya başlayalım, hangisi?

    Ben iki seçeneğe de “hayır” diyorum: Üzerinden yarım asra yakın ve daha fazla geçmiş, ve hala darbelere teşne ülkemizde, biz bunu çözememiş ve bir daha olmasın diye karşı tedbir alamamış isek varsın bu soru cevapsız kalsın. Ama şuna da razı olmamız gerekiyor: “ABD bunu hep yapar” diye ülkemizde olası ABD patentli darbelere rıza göstermeliyiz; böyledir ki, 1960, 70-71; 1980, Şubat 1997, 27 Nisan 2007 ve hain 15 Temmuz…Kapalı olanları saymıyorum; bu kadar çoğunlukta yaşanan ve dış destekli darbelere razı olmuşuz (edilmişiz) ki, biz bunu hep yaşıyoruz.

    Ama ben, son yaşananları -Peker yayınlarını- derin derin koklayınca açık değil belki örtülü bir müdahale (darbe) bekliyorum diyebilirim.

    Bir kere, Peker, videolarına konu ettiği iddialarını temellendirirken, bildiklerinin/yaşadıklarının yanında istihbari ve bürokratik destek almadan bunu yapamaz…Ve video-yayınlarını seriye bağlayamaz. Bir düşünelim; Peker, koca T.C. Cumhurbaşkanını “düelloya” çağırıyor..bu ne cüret, bu ne had bilmezlik…

    Yok yok, S. Peker bütün bunları yaparken tek başına değil, olamaz.

    Gidişat, Erdoğan’ı halk nezdinde, değilse en azından kendi tabanı nezdinde onun açıklarını, işlediği cürümleri orta yere sererek onu değersizleştirmek, daha da zayıflatmak suretiyle onu aktif siyasetten diskalifiye edilecek şekilde işliyor.

    Devlet bunu yaparken adeti olduğu üzere mafyavari yapıları taşeron olarak kullanıyor.

    Bakmayın siz öyle Mehmet Ağar’ın, Korkut Eken’in, Engin Alan’ın isimlerinin Peker videolarında anılmalarına…Bakınız, başından bugüne kadar mezkur isimler hala etkin isler Pekeri’de bu gruba dahil ederek şunu söyleyeyim: Çok derin bir siyaset mühendisliği projesi işleniyor şu anda devlet katında ve konu gelip Erdoğan’a dayandı.

    Devlet Erdoğan’ı tasfiye hazırlığında ve erken bir seçim olası görünmediğine göre 2023’e yeni siyasi aktörlerle girileceğinin işaretlerini veriyor, hem de kararlığını mafyavari yapılar ile göstererek.

    Aklıma yeni yeni üşüşen bir soru peyda olmakta: Devlet, hükümetleri hep bir taşeron olarak mı kullanır; hükümetler -olumlu, olumsuz- haddini aştığındaysa mafya ve çeteleri?…

    Olmazsa gelsin darbeler(mi)?!

  10. Bir ülkenin tüm darbelerde parmağı varsa bu son olayda da parmağının olmama ihtimali var mı sizce ?Adamların tüm derdi kaos çıkararak tüm ülkeleri sömürmek perişan etmek yok etmek. Adam teröristi yaratıyor , mafyayı peydahlıyor sonra insan hakları demokrasi vs vs .
    Adam için hukuk adalet inanlık ne önemi var bakın en yakın müttefiklerini bile dinliyorlar .

  11. darbelerde abd parmağı var mı?
    aklı başında kimse yok demez herhalde. hatta aklı selim biri çıkıp neden olmasın da diyebilir.
    bir süper güç dünyayı kendi çıkarları doğrultusunda yönetmek isteyecektir doğal olarak. ülkelerin başına uyum icinde! çalışacakları kimseleri getirmek isterler bu dahi doğaldır. zaten o nedenle seçim öncesi gidilip bir icazet alınır bir eş başkanlık kapılır değil mi?
    şimdi burada abd yi suçlamanın bir anlamı olmasa gerek, akrebin bir fıtratı var, eline alıp sevmek iyi fikir değil sonuçta.
    iş ülkeyi darbelere uygun bir zeminde tutmamaktır, bu darbeler toplumların okumadığı, düşünmediği, sanata, doğaya yeterince önem vermediği toplumlarda daha çok olur, uygun ortam sağlanırsa birilerinin bunu değerlendirmesi kaçınılmaz değil midir? biz bile boyumuza posumuza bakmadan kendi çapımızda ülkeleri dizayn etmelere çalışıyoruz, bedelini de ödüyoruz. tecrübe ucuz bie kazanım değil maalesef.
    toplum olarak dikkatli olmamız gerekir, çok zor bir coğrafyada yaşıyoruz. farklı değerleri, farklı kimlikleri olan insanlar bir arada yaşıyor bu topraklarda, homojen degiliz.
    bu ara yine bir atatürk düşmanlığı üzerinden bir seyler kımıldıyor. geçenlerde bir imam efendi balkanları hedef almıştı, eski ayasofya imamı malum, simdi de yine bir imam kürsülerden nefret kusuyor. sonra birileri çıkıp imamlarla ne derdin var diye soruyor bana. derdim belli degil mi? çarpık din anlayışının hali ortada değil mi? ortak değerlere saygı göstermeyen halkların durumu ortada, ülke ülke yatacak ağaç altı arıyorlar, binlerce çocuk kayboldu, milyonlarca insan öldü, aklı olan, gözü gören ders alır, sonra abd yaptı, dış güçler etti demenin derman olmadığı son derece açık, aklımızı başımıza alalım. akıllı ve dikkatli olalım.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız