Şunu iyi bilelim: Artık bizim de bir Le Pen’imiz var…

37
Reklam

Zafer Partisi ve Ümit Özdağ günümüz siyasi ortamına bir çıktı pir çıktı. 

Yalnızca kendisine ve partisine taban aramıyor Ümit Özdağ, daha geniş bir alanda da belirleyici olmak, konuşulmayanları konuşarak gündem oluşturmak ve hatta cumhurbaşkanının kim olacağını da belirlemek istiyor.

Önce Ankara büyükşehir belediye başkanı Mansur Yavaş’ın Millet İttifakı tarafından cumhurbaşkanı adayı gösterilmesini talep etti, talebinin ilgi görmediğini fark edince kendi partisinin -herhalde 100 bin imza toplayarak- bunu gerçekleştirebileceğini duyurdu.

Ardından, sınır bölgemizde yaşananları ve o yaşananların sonucu olarak ülkemize sığınmış sayıları birkaç milyona ulaşmış insanları, kendisini ve partisinin misyonunu anlatma aracı olarak seçtiğini en keskin cümleler kullanarak belli etti.

Politika gündemine ‘sığınmacılar’ konusunu sokmayı başardı. 8 milyon olduğunu iddia ettiği ülkemizdeki yabancıların bütününün ülkelerine -gerekirse zor kullanılarak- gönderilmesini istiyor Özdağ ve partisi…

[Son zamanlara kadar Suriye’den gelenlere ‘muhacir’ muamelesi yapmaktan söz eden iktidarın dilinin de değişmeye ve gönüllü geri göndermenin gündemde olduğundan söz edilmeye başlandığını görebiliyoruz.]

Önceki gün de, şahsına yönelik aşırı ifadeleri ve iddiaları bir meydan okuma iradesine dönüştürdü Özdağ ve kendisine yönelik hakaretler savuran bir bakanı tavır koymaya mecbur etti.

Dün vaadini yerine getiremedi; muhatap aldığı siyasetçi onunla buluşmak yerine başında olduğu bakanlığın gücünü kullanarak Özdağ’ı uzağında tutmayı tercih etti.

Reklam

Bütün bunlar bir hafta içerisinde oldu.

Artık ülkede ismi en çok bilinen siyasiler arasında Ümit Özdağ ve sayıları 100’ü aşmış partiler arasında hangi zemine oturmaya çalıştığı belli olan bir de Zafer Partisi var.

Soylu’dan Özdağ’a hediye

Hani kendisini muhatap alan içişleri bakanı Süleyman Soylu tarafından Özdağ’a yönelik şimdiye kadar siyasi hayatımızda bu kadar renklisi ile hiç karşılaşılmamış derecede hakaret ve küfürler kullanılmamış olsaydı, yaşanana danışıklı dövüş bile denilebilirdi.

Genel hatlarıyla bakıldığında, Soylu ile Özdağ, ruh ikizi denilecek kadar olmasa da fikir uyuşması bakımından birbirine çok benzeyen iki siyasi figür…

‘‘Süleyman Soylu’nun bakan olarak siyasi hayatımız içerisinde bulunduğu yıllarda ifade ettiği görüşler, bilinen siyasi figürler arasında en çok kimin fikirlerine benziyor?’’ sorusuna muhatap olunsa, akla gelebilecek ilk isimlerden biri Ümit Özdağ olurdu sanırım.

İçişleri bakanı olduğu için sığınmacılar konusunda sert çıkışlar yapmıyor Soylu, bakan olmasaydı konuya nasıl yaklaşacağını ancak tahmin edebiliyoruz.

Herhalde Ümit Özdağ’ınkine benzer bir retorikle yaklaşırdı diyebiliyoruz.

Reklam

Partisi sözcülerinin Soylu’nun uğratıldığı hakaretlerden sonra kendisine sahip çıkması elbette doğal. Daha önce politik tavrını beğenmeyen AK Partililer bile bundan böyle onu savunmak zorundalar. 

‘Suç örgütü lideri’ sıfatıyla anılan Sedat Peker’in videolu açıklamalarında ileri sürdüğü dehşetengiz iddialara muhatap olduğunda, AK Parti ve sözcüleri, Soylu’yu savunmaya kalkmamış, iddialar konusunda sessiz kalmayı yeğlemişlerdi.

AK Parti’nin Soylu’ya şimdi sahip çıkmak zorunda kalması Özdağ’ın Soylu’ya bir armağanı.

Ne yapmak istiyor?

Zafer Partisi ile Ümit Özdağ’ın ne yapmak istediğinde anlaşılmayacak bir yön var mı?

Fransa’da Marine Le Pen’in konumunu ülkemizde üstlenmek istiyor.

Le Pen ve partisi Fransa’da neyi temsil ediyorsa, Ümit Özdağ ve Zafer Partisi de Türkiye şartlarında üç aşağı beş yukarı aynı temsiliyete erişme yolunda.

Marine Hanım’ın babasının başlattığı yolda uzun yıllar içerisinde ulaştığı tanınırlık ve oy verilebilirlik noktasına, Özdağ’ın Türkiye’de çok daha kısa yoldan varmak istediği çok belli.

Babası Jean-Marie Le Pen tarafından kurulmuş Ulusal Cephe (Front National) ad değiştirerek günümüzde Ulusal Birlik (Rassemblement National) adını aldı. Ulusal Cephe en hafif deyimiyle ‘neo-faşist’ olarak tanımlanır ve marjinal sularda debelenirken, Marine Le Pen ismini de değiştirdiği partiyi, o görüşleri üzerine şeker sürülmüş acı bir hapa dönüştürerek adım adım geniş kitlelerin desteğine sahip hale getirdi.

İlk katıldığı cumhurbaşkanlığı seçiminde (2012) üçüncü gelerek yalnızca %17.90 oy alabilmişti; ikinci seçimde (2017) ilk turu aşarak %33.9 oyla Emmanuel Macron’la ikinci turda yarıştı; son seçimde (2022) de yine ikinci tura kalmayı başararak oyunu %41.5’a çıkartabildi.

Bir sonraki seçimde cumhurbaşkanı olabilir mi?

Sorunun cevabı için yukarıda sunduğum oy oranlarının seyrine bakılabilir.        

Fransa’da Le Pen göçmenlerin varlığına müthiş karşı. Görüşlerinin üzerindeki tozu kaldırdığınızda, yalnız savaş kaçkını yeni göçmenlerden ülkesine ulaşanları değil, sömürgeci politikaları yüzünden işgali altında tuttuğu çoğu halkı müslüman ülkelerden Fransa’nın uzun yıllar önce aldığı göçlerin ürünü artık Fransız vatandaşı olmuş insanları da istemediği görülebiliyor.

Bu görüşlerin ülkesinde alıcısı var ve Le Pen sayesinde sayıları her geçen gün artıyor da. 

Kendisini yakın gözlem altında tutanlar ‘‘Babasının aşırı görüşlerini yumuşattı’’ deseler de, Marine Le Pen’in ülke siyasetine katkısı anlamında bir başka tespitte bulunmadan da edemiyorlar.

O da şu: Halkın en yabani hislerine hitap eden görüşleri tabanda tuttukça, diğer siyasi figürler de politikalarında onun çizgisine yakın hale geldiler.

Emmanuel Macron dahil.

Ümit Özdağ’ın yapmak istediği ve yapmaya başladığını övünçle ifade ettiği de bu: Siyasetin dilini kendisinin diline yakın hale getirmek…

Önüne gitmesi engellenen içişleri bakanlığına doğru bakarak, dün, iktidarın ve muhalefetin sığınmacılar konusunu konuşmaya başlamasını ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 1 milyon gönüllü sığınmacıyı ülkelerine göndermeyi planladıkları açıklamasını kendisinin çıkışlarına bağladı Özdağ

Haklı olabilir.

Marine Le Pen de ülkesindeki ‘göçmenler’ ve ‘yabancı ülke kökenliler’ konularının Fransa gündemine girmesinde en önemli etken.

Kısacası, ‘‘Artık bizim de bir Le Pen’imiz, Orban’ımız, hatta Trump’ımız var’’ diyebiliriz.

Gelişmeyi hafife alan kaybeder.

ΩΩΩΩ

Reklam

37 YORUMLAR

  1. Selamünaleyküm hepiniz ince ince siyaset yapiyorsunuz Türkiye gercekligi ile ilginiz yok geriye dönüp bir bakin Ya türkiye hangi badirelerden gecti yakin tarihten bukadar bi haber olamazsiniz.

  2. Neyse, geçmiş olsun.

    Neler görmedik ki…

    Aynı parti içinde cumhurbaşkanlığı yarışı görmüş müydünüz? Buyurun, onu da görün işte… Adam, her haliyle adaylığa hazırlanıyor ama hâlâ aday değilim diyor…

    Niye?

    Çünkü “herkes aptal, sadece o akıllı.”

    ***

    Yarışa bakar mısınız?

    Taktik var, şaşırtmaca var, aldatmaca var, hile ve desise var, bol yalan var, bol yalan.

    Böyle yapa yapa, cumhurbaşkanlığı makamı zedelenmiştir… Ciddiyet sıfır…

    ***

    Bu maskeli balo bitmeli.

    Cumhurbaşkanlığını hayal eden hevesliler, her şeyden önce örnek birer karakter sergilemeli… Milleti hiç kandırmamalı…

    “Daha kazanmadan böyleyse, kazandığında kim bilir neler olur” gibi bir şüphe ve endişe uyandırmamalı… Kaybederse de hep saygıyla anılmalı.

    ***

    Cumhurbaşkanlığı kriterleri teker teker sayılırken, o listede keşke mertlik de yer alsaydı. O tarafa kimsenin baktığı yok… Halbuki, bütün vasıflardan önde gelir mertlik…

    Oda hiçbirinde yok maalesef gölge oyunu gölge oyunu

    • Katılıyorum. CB mert olmalı. Kapalı kapılar arkasında, emir eri yargıçlarla iş görmemeli. Hukuku paspas etmemeli. Bir tane mert siyasetçi var en azından herkesin bildiği. Meral Akşener. MHP’de iken delegelerin imzasını topladı ve genel kurul toplama kararı aldı. Ama karşısına çıkamadı diğer namertler. İktidarın desteğiyle mahkeme kararı aldırarak iptal ettiler ve namert bir şekilde Akşener’i MHP’den attılar. İyi de oldu. Namertlerle ve ortaklarıyla aynı yerde olmamak en iyisi.

      • Mert dedik.
        Fetöcülein teknik nakavtlarına diğer yanağını uzatacak demedik.
        Aday olmak için arkadan bibir fırıldak çevirmemeli.
        Göbeğinde oluyorsa görünüt olmalı.
        15 yıl herşeyinde içinde olup ben yoktum dememli.
        Birileri altın tepside adaylık getirsin diye beklememeli Çıkıp meydana doğruları haykırmalı.
        Bir tarafta teröristle pazarlık yapıp yapmıyor gibi gözükmemeli.
        kısaca tedbir denilen o bukelemun siyaseti değil değidiğim.

      • o günleri Allahtan hatırlıyoruz.
        MHP de 10 YK üyesinin 8 inin kasedi çıkmıştı.Bak sen Allahın hikmetine.
        Tabi tesadüf bu .
        Sakın bu FETÖ nün kasetle düzenlemeye çalıştığı,ABD ye rest üstüne rest çeken MHP yi düzenleme tarifesi olmasın.
        Bunu Bahçeli yemediğinde ise gidip mahkemeden hukuka aykırı kararlar alan (ki o savcılar FETÖ den tutuklu ) yine matmazelin kendisi.
        Daha sonra ise MHP yi ortada yarma hareketi yapıp her yerde “Yurtta sulh ” diye gezinen abla da kendisi. Ne tesadüf.

        Birde Koray aydın dan dinle kendisini “Her yerde Fetö cüler bizi destekliyor” diyen .Ben değil ha Koray aydın diyor.

        Önce ergenekondan içeride olan paşaları kadropya alıp bunlar varken FETÖ girebilir mi buraya deyip seçim bitince hepsini dışarı attı.FETÖ nün baş elemanı Buğra kavuncuyu baş köşeye getirdi.

        YAvuz aliağaroğlu ve Müşerrev derviş e alıp bunlar varken HDP gelir mi buraya dedi.Şimdi HDP ile ortaklık yaparken .”Yavuz it” dediklerini yavaş yavaş tasviye ediyorlar.

        Mertlikten anladığın FETÖ nün teknik nakavtları mı ?
        Yahu bu eski FETÖ cü gazetecei taktiklerini artık terketseniz.
        at terli yemiyor.
        Atlet koklayıcılarından mertlik beklemiyoruz.Onlar her türlü yalanı tedbir altında söyleyebilir.Onlarda ar namus bitmiş ABD de haçlılar namusunuza dokunmaz diye geip duruyor.

  3. Uyanın Millet..!! AKP Türkiyeyi satiyor.
    Aşağdaki site her ne kadar 1 tane gibi gözüksede çeşitli yatırım inkamlar sunuyorlar.Örnek; en yüksek yatırım $400,000 ev alanlara 2 ay içerisinde Vatandaşlık veriyorlar..!!
    $250,000 Istanbul Antalya ve diğer bölgelerde villalar satiyorlar.
    Linkin alt kısmında Çince,Rusca ve diğer dillerde var İngilizce bilmiyenler o dillerdede okuya bilir.

    https://turkishcitizenship.realistaturkey.com/?utm_source=google-ads&utm_medium=ww-en_citizenship&utm_term=citizenship-investment&devicemodel=&keyword=buying%20property%20in%20turkey%20for%20citizenship&location=9033267&placement=&creative=525192783273&gclid=Cj0KCQjwsdiTBhD5ARIsAIpW8CJ0NKn2iQB_87AgoeO2H5Nfq3A4Rwe8EKjrtRFvxPwLkR6Tozw1ducaAii9EALw_wcB

    Yorumu Cevapla

  4. Yurt dışına camiler yaptı dolar götüdü 103 camiden en ucuzu $35,Miliyon DOLAR.
    6 katlı Türkiye Cummhurriyetine ait Türk evini yıkarak yerine gökdelen yaptırip Kendi vakıflarına mall ettiler.
    Osmanlı mahalleleri, iş hanları sadece benim bildiklerim Türkiyeye miliyarlarca dolara mal oldu.
    Şimdide hazinede dolar kalmadı. Fakat geride kalan Doktorlari, hastahaneleri ve diğer kurumlaride yatırım yaptırdıkları yabancılara hızmet ettireceklerını iyi biliyorum. Reklamlarında yaziyor.
    Yakında satacaklari vatandaşlık reklamlarını CNN gibi ünlü kanallara verirseler onada şaşırmam.

    • Nurdan abla sadece yurtdışına değil yurtiçinde de birçok camiler yapıldı noolmuş?
      İllaki okyanus ötesinden malikaneler satın alıp öyle mi inzivaya çekilmek lazım nedir,
      biraz daha açar mısınız mevzuyu?

  5. Uyanın Millet..!! AKP Türkiyeyi satiyor.
    Aşağdaki site her ne kadar 1 tane gibi gözüksede çeşitli yatırım inkamlar sunuyorlar.Örnek; en yüksek yatırım $400,000 ev alanlara 2 ay içerisinde Vatandaşlık veriyorlar..!!
    $250,000 Istanbul Antalya ve diğer bölgelerde villalar satiyorlar.
    Linkin alt kısmında Çince,Rusca ve diğer dillerde var İngilizce bilmiyenler o dillerdede okuya bilir.

    https://turkishcitizenship.realistaturkey.com/?utm_source=google-ads&utm_medium=ww-en_citizenship&utm_term=citizenship-investment&devicemodel=&keyword=buying%20property%20in%20turkey%20for%20citizenship&location=9033267&placement=&creative=525192783273&gclid=Cj0KCQjwsdiTBhD5ARIsAIpW8CJ0NKn2iQB_87AgoeO2H5Nfq3A4Rwe8EKjrtRFvxPwLkR6Tozw1ducaAii9EALw_wcB

  6. Sayın Özdağ herkesin bildiği, gördüğü ancak dile getirmekten her ne sebeple olursa olsun kaçındığı bir konuyu gündeme taşımış ve halkta da karşılık bulmuştur.

    • Nedir o konu ercan bey, biraz açar mısınız?
      Yani dersimli kemal ve beyaz toroslu madamın suriyeli sığınmacılarla ilgili görüşlerinden daha farklı bir söylemi mi var özdağın nedir, anlatın da biz bilelim, neymiş bu herkesin bildiği ama söylemediği şeyler?

    • Sayın hiç bir tarafı olmayan Özdağ milletin ırkçı ve faşist damarında kendine yol bulabilir. Ama insanlık onun gibi faşistleri hiç bir zaman iyi anmıyor ve anmayacak. Açıkça tehditler, hakaretler, küfürlerle yapılan siyaset değil elbette. Ülkenin genel barbar ve vandal görüntüsünün her günkü dışa yansıması en çukur tarafından.

  7. Şaşırdım doğrusu gelişmelere ortadan girmenize.Başlangıcı Erdoğan’ın rakiplerine yakıştırdığı ” teröristler vb ” ifadesi bence başlangıçtır. Bu dil kullanılmaya başlandıktan sonra biri vatansever (iktidar) bir de hainler (muhalefetin işine gelmeyen hepsi) olarak ülkede ortaya çıkarıldı. İktidar yanlısı çoğunluk bu iddiayı tuttu.Artık muhalefet hain olmadığına milleti ikna etmeliydi. Bunun için sol sağ önemli değildi. Erdoğan’ın karşısındaki herkes bir de Hdp cilalaması ile sunulunca. Geriye bu pastaya ortak olmak isteği kalır. Ümit Özdağ da tam bunu yapıyor. Hayır diyor “siz de ( göçmenlere ülkeyi peşkeş çekerek)bu gruptansınız ve asıl vatansever benim” diyor. Millet “tek başıma geleceğim üstelik SİLAHSIZ, sen bir korkaksın” ifadelerini tuttu mu? bence tuttu. Adına le Pen mi ne dersen de bu bir “teröristler…” yakıştırması ile Tayyip Erdoğan eseri olduğunu düşünüyorum. Fehmi Koru bunları bilmiyor olamaz ama söyleyemedikleri eminim ki söylediklerinden çok daha fazladır.

  8. ADALET VADEDEREK İKTİDARA GELEN DE VARDI
    Fransa ülkemizin Anayasa ve İdare hukuku açısından aynen olmasa da örnek aldığı bir ülke.
    Anayasa ve idare hukukçularının yurtdışı eğitimlerini aldığı ülke.
    Ülkemizin şu anki “Kabile Reisliği Hükümet Sistemi”nden önceki sistemi için hu hukukçular üniversitesitelerinde ders verir iken:
    “–Aslında mevcut sistem klasik Parlamenter sistem değil, Cumhurbaşkanına verilen yetkiler açısından değerlendirildiğinde bu sisteme Yarı Başkanlık demek gerekir” dediler. Ancak TBMM kürsünde tam tersini söylediler.
    Yani üniversite kürsüsünde doğru söyleyip, meclis kürsüsünde şaştılar.
    Her neyse.
    Sayın KORU, sayın ÖZDAĞ için Fransadan Le PEN degerlendirmesi yapmıştı.
    Fransa tarihinde idam karşılığı ile yani adalet vaadi ile iktidara gelip, milleti pırasa gibi doğrayan biri de vardı.
    Bu kişi Robes Pierre.

  9. Sayın yazar özdağ için “Fransa’da Marine Le Pen’in konumunu ülkemizde üstlenmek istiyor.” buyurmuş, elhak öyledir!
    Madamın babasına “lapin” yani tavşan derler; torunu playboy için soyunduğunda derginin geleneksel tavşan kulaklarıyla verdiği pozlar da bir süre konuşulmuştu, artık partinin başına geçme sırası tavşan kızda:)
    İnşallah yerli lepenimiz ülkemizde üstlenmek istediği konumun tam olarak farkındadır,
    bu yaştan sonra tavşan kulaklı kukuletayla poz vermek ne kadar prim yapar bilemem:)
    Dede lepen kgb ajanı polonyalıları kendi partisinden aday gösterip avrupa parlamentosuna seçtirmek gibi bir misyona sahipti, sağ gösterim sol çakıyordu…
    Şu ana kadarki performansına bakılacak olursa özdağ, lependen çok çeçen kadirova benziyor:)
    Belki doğrudan putin beye değil de esada çalışıyor, çünkü suriye elitinde çerkez buldur!

  10. İmamoğlu, Karadeniz mitinglerinin ardından Cumhurbaşkanlığı adaylığı açısından denklem dışına çıktı. Mansur Yavaş’ın aday olması durumunda kazanması kesin gibi. Ancak aday yapılmaması durumunda Ümit Özdağ, Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın cumhurbaşkanı adayı olacak gibi. Böyle bir denklemde kim kazanır?

  11. göçmen konusu hassas bir konu.
    partiler üstü tartışılması ve ortak akılla bir çözüm bulunması gereken bir konu.
    ekonomik boyutundan demografik boyutuna kadar pek çok alanda hepimizi yakından ve derinden ilgilendiren bir konu.
    bu insanlar, insanlık dışı bir savaştan kaçarak ülkemize gelmiş, sığınmış insanlar, halen misafirlerimizler, çözüm onları kırmadan, üzmeden, maddi ve manevi kayıplarını minimize ederek sağlanmalı değil mi?
    oysa, her konuda olduğu gibi böylesi hassas ve tehlikeli de olabilecek bir konu da bile ne yazık ki siyasilerimiz siyasi ranta dayalı bir tutum içerisindeler. gerçekten çok yazık.
    ülkemizde artık açıkça dile getireceğimiz gibi tarihinde hiç olmamış çapta bir ekonomik kriz var, şartlar bu kadar ağırlaşmışken milyonlarca göçmenin varlığı herkesi bir “le pen” yapıyor dolayısıyla birilerinin “le pen” olması zaten kaçınılmazdı.
    hep sorunları çok bir ülkeydik ama hiç bu kadar çok ve büyük sorunlarımız olmamıştı, akp iktidarı olmazı başardı diyebiliriz bu durumda.
    işler iyi, gelir güzel, ekmek çok olduğu zaman misafir sevilir, ama insanların kendilerinin yiyecek ekmeği olmadığı zaman durum değişir. bugün orta sınıf diye bir şey kalmadı, bu sınıf bir alt konuma geçti ve orta alt sınıf oldu, orta alt sınıf ise alt sınıfa düştü ve alt sınıf ise perişan hale geldi. dünde yazdığım gibi bu alt sınıfların çoğu akp seçmeni. yarın seçim meydanlarında bu temel gıda maddelerini bile alamaz hale getirilen bu insanlara ekmeğinizi mültecilerle paylaşmaya devam edeceksiniz mi diyecekler???
    ne diyecekler???
    bu insanların partiler üstü bir mutabakatla ve ülkelerin anlaşması sağlanarak acilen mümkün olan en kısa zamanda ve yine mümkün olan en yüksek sayıda kendi ülkelerine isteyerek dönmeleri sağlanmalıdır. isteyerek dönecekleri koşullar sağlanmalıdır. mülteci sorunu hem onlara yönelik, hem bize yönelik kışkırtmalar, provakasyonlar gibi son derece tehlikelere açık olduğundan bir milli güvenlik meselesidir.

    bir arkadaşım bir iş için kredi kullanıp kullanmama konusunda fikrimi sordu,
    bugün kredi kullanmamak saçmalık hatta akılsızlık değil mi?
    makyajlanmış verilerle açıklanan tuike göre, tüfe %70, üfe %122.
    kredi faizi %24-25.
    şeker gibi faizler.
    bol kremalı pasta tadında.
    bugün ülkeyi yöneten anlayış, kredi kullananları finanse ediyor, yani halk ödüyor, kredi kullanmayanlar, kullananları finanse ediyor. zengin ve büyük şirketlerin vergi borçları silindiği, çoğu da vergi kaçırmak için değil ama vergiden kaçınmak için paracıklarını vergi cennetlerine taşıdığı için ve bunun önüne geçebilecek yasak düzenlemeler yıllardır mecliste bekletildiği için fakir halk ve dar gelirli sadece geçemediği köprüleri, kullanamadığı havaalanlarını değil, kullanamadığı kredileri de finanse ediyor.
    peki, bu durumda bir yatırım patlaması yaşıyor muyuz bari?
    yani hangi ülke olsa bir yatırım patlaması yaşar bu durumda değil mi?
    hayır, biz maalesef yaşamıyoruz işte, peki neden?
    belirsizlik…
    keyfilik…
    güvensizlik…
    ekonomi politikalarına güvensizlik olduğu için ne yabancı yatırımcı geliyor,
    ne kendi insanımız yatırıma yöneliyor.
    tam da bu nedenle yakın tarihte hiç bir düzelme söz konusu bile değil,
    tam tersi,
    bunlar iyi günlerimiz…
    acı ama gerçek…

  12. Dr Devlet Bahçeli MHP iktidarda diye söylediğinde bilmeyenler küçük ortak diyip dalga geçmişti. Siyasetin belirleyici ve gündem oluşturan isimlerine bakalım. Ümit Özdağ, Süleyman Soylu, Mansur Yavaş, Meral Akşener, Muharrem İnce, Sedat Peker, Alaattin Çakıcı, Devlet Bahçeli. Siyasetin belirleyicileri, müttefikleri ve hasımları bile MHP liler ve MHP kökenlilerden oluşuyor. İktidar da muhalefet de MHP nin vesayetinde. MHP küçük ortak ama fikirleri iktidarda. İslamcılar, sosyalistler ve liberallerin hepsi bu MHP li isimlerin siyaset anlayışlarına göre kendilerine mevzi belirliyorlar. Topu çevirenler MHP liler

  13. Reis ya da devlet göçmenleri göndermeye karar vermişse bunu kendisi yapmıyor görünmek ister. Bir başkasının (Özdağ) oluşturduğu toplumsal talebe cevap vermek zorunda olduğu savından hareketle gönülsüzmüş gibi yapar. Bu da siyasetin orta saha virtiözünün (reis) bel kırdıran çalımlarından biridir.

  14. Yabancı düşmanlığı iyi bir fikir olarak görünmeyebilir,hatta kınanabilir. Ancak bayramın 2.gününde üsküdar – eminönü vapur seferinde gördüğüm mülteci sayısından hareket edersek , Ümit Özdağ haksız da değil gibi görünüyor. İpini koparan gelmiş. Kiralar uçmuş , konut fiyatları uçmuş , bir huzursuzluk var ve bu mülteci çokluğu 20 yıl sonra Türkiye içiçn bir istikrar krizine dönüşebilir. Tedbir almak şart. Suriyede artık savaş bitti , misafirlik buraya kadar denilebilir artık. Aslında devletimiz SUriye savaşı başlar başlamaz 910 km suriye sınırıma 50 km aşağıya taşısaydı böyle bir sorunumuz olmayacaktı. BU insanları kendi memleketlerinde tutacak güce sahiptik. Ama ABD ile hareket etme bize yaramıyor. Maalaesef YPG terör örgütü bu bahsettiğim bölgeleri elinde tutuyor.

  15. Erdoğan’ın yanlış ekonomi politikasının neticesi olarak Türkiye’de, çok sayıda işsiz insan, yüksek enflasyon ve alım gücü çok azalmış bir Türk Lirası var.

    Böyle bir durumda ülkede çok sayıda mülteci olması, Le Pen gibi politikacılar için ideal bir ortam.

    Böyle bir ortamda Soylu’nun şu sözleri yangına körükle gider gibi…
    „Suriyelileri gönderirsek iş yeri sahipleri isyan eder“

    Türkiye iki adım ilerisini görmeyen, bilimsel ekonomi kurallarından bihaber insanlar tarafından yönetiliyor.

    Goethe ne demişti:
    “Eyleme geçmiş bir cehaletten daha korkunç şey yoktur.”

    Esas sorunumuz bu olsa gerek…

    • Almancı arkadaş “Merkelin yanlış dış politikasının neticesi olarak Almanya’da, çok sayıda ukraynalı mülteci, yüksek enflasyon ve alım gücü çok azalmış bir Alman eurosu var.”
      Ne dersin?

      • H.Gayret arkadaṣ,
        Merkel’i hiҫ seҫmedim.
        Hatalı politikalarını beraber eleṣtirebiliriz ama,
        Euro bir yılda %7,5 TL ise % 69,97 değer kaybetti.

        Merkel‘ mi yoksa Erdoğan’mı ülkeyi daha iyi yönetti?
        Ne dersin?

  16. Kusura bakma sayın yazar, Erdoğan’ın sözlerini siz belki anlamayabilirsiniz ancak biz onun ne söylemek istediğini gayet iyi biliyoruz, üstelik aklı başında hiç bir iktidar milyonlarca göçmeni bakmayı politika olarak kullanacak insan yoktur. Erdoğan da aptal değil, ancak Erdoğan hakiki bir müslüman kucağında bulduğu bu göçmen sorununu insani bir şekilde çözmeye çalıştığını benim gibiler gayet iyi görüyor. Sadece kendini düşünen faşistler ve din düşmanları bunu istismar edecekleri gayet tabiidir. Ancak Türkiye islamiyet ve insanlık olarak çok büyük bir sınavdan geçiyor. İçimizdeki bazılarına baktığımızda islamiyetten gittikçe uzaklaştığımızı görüyoruz, şöyle izah edilebilir. demek ki içimizde Amerika’daki kadar siyah insan olsa onlardan daha beter muamele yapacak mışız, veya Avrupadaki gibi bazı kişileri getirip çöplerini toplattıktan sonra çöp toplayan insanların çocukları iş sahibi olmaya başlayınca düşman gözü ile görmek gibi bizde Suriyelileri hem işimize gelen işlerde çalıştırıp hem de işimize engel oluyorsun diye kovmaya çalışmak ahlaki değil, Erdoğan her zaman Suriyelilerin çoğunun geçinebilecekleri şartların yerine getirilerek memleketlerine gönderilmesi taraftarı olduğundan eminiz, aksini söyleyenler Erdoğan düşmanı olarak gözlerinin kör olduğunun delilidir. Kısaca Erdoğanı seviyoruz ve Demirel gibi en sonunda halkı aldatarak içimizdeki faşistlere alet olmadığı müddetçe sevmeye ve desteklemeye devam edeceğiz. 2023 Tüek halkının gerçeklerle mi? yalanlarla mı? yaşayacağını hep birlikte göreceğiz.

  17. -Bir yada birkaç Parti’nin kısa dönemde bir politika izleyip yüzlerce bazen binlerce yıllık politikaları tersyüz edebileceğini düşünmek safdillik olur.
    -Belki ırk temelli devlet bölme sonrada kurabileceğini düşündüğü bölünmüş dilimlerle bir bütün pasta.. ve muma üfleme👀 hayalleri olanların planları ülkeyi irrite edebilir ama..
    -Bir kesimi kendini ailesini mülkünü belki vatan bilinci gelişmiş se eğer!!!
    yurdunu koruma içgüdüsü pik yapabilir aniden🤗. ve kendine seçmen kitlesi oluşturabilir!
    -Karşı görüşteki başka hayaller kuranların planlarını altüst etmeye yarayacak kalıp fikirler belki fayda etmiyordur!
    birileride bilmeden kendilerini amip gibi bölünüp küllerinden çoğalabileceğini düşünmüş te olamazlar mı😯?
    -Her ne olursa olsun boş işler, nafile gidişler..
    Milletçe hepbirlikte olur ancak bu işler🤗.

  18. Ben Ümit Özdağ’ı yakından tanımam, herkes kadar ve uzaktan tanırım .
    Biyografisine baktım , akademik kariyeri gayet sağlam ve birçok da akademik faaliyetlerde bulunmuş ayrıca 40 a yakın yayını var yani boş bir adam değil!
    Buna rağmen ; çok iyi bir siyaset gözlemcisi de olsa F.Koru’nun , Fransız meşhur faşist bir politikacıyla aynı kefeye koymasını biraz erkenci ve önyargılı buldum !
    Hatta bu yorumu yazmadan önce konu hakkında iyice emin olabilmek için sağdan soldan birkaç köşe yazısını da okumayı ihmal etmedim .
    Her şeyden önce ; bu ülke yönetiminde bir göçmen politikası olmadığı , bu işin karakuşi bir şekilde götürülmeye çalışıldığı ve toplumun büyük bir kesiminin bu tarz göçmenlere karşı olduğu bilinen bir gerçektir ; bu açıdan , konunun ağır eleştirilere maruz kalmasının yadırganacak bir tarafı da yoktur !
    Selamlar saygılar

    • Sayın namlı “Hatta bu yorumu yazmadan önce konu hakkında iyice emin olabilmek için sağdan soldan birkaç köşe yazısını da okumayı ihmal etmedim .” buyurmuşsunuz da;
      iyi ki ihmal etmemişsiniz ve çok güzel bir çerkez dayanışması sergilemişsiniz.

    • Nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa diye bir cümle var. Karacaoğlan Köroğlu birde Malkoçoğlu..
      Hitler’i bilir tüm dünya. Kızılderili filimleri üzerinden para kazanır yüzyıldır bizzat müsebbipleri.
      1.2. dünya savaşları ne travma yaratmıştır keferenin zihninde Allah bilir.
      Yinede boş durmazlar haçlı zihniyeti, tapınakçı türedileri bir türlü.
      Batı trakyadan Bulgar dan yetmedi güneyimizden..
      Devamlı bir lanetlik bir d.muzluk..
      Ukryn Ruslara bulaştıramadılar ya seni o pisliğe, artık yağdırırlar kafana, yaparlar her türlü pisliği
      Kendini ülkeni aileni malını mülkünü inancını milletini geleceğini…
      Korumak zorundayız da, soru şu:
      – manda falan mı kiralasak ta saklasak bağzı komşulsr gibi?
      – silah mı satın alsak ta kullansak bize düşman edenlerin karşı tarafa da öteki eliyle silah verdiği bu taraftaki ellerinden?
      – belkide fonlansakta d.nsuz kalsak..
      – yada en iyisi birbirimize düşsek, birbirimizi kırsak😠.
      Yok yok..
      Gelsin kefere versin birkaçyüz dalır, biz onların yerine ne isterlerse yapsak😠
      (Bunlar alışmışlar böyle işlerede, kim yüz veriyor bunlara, kim yapabileceklerini düşündürüyor bunlara merakım bu işte🤗).

    • Hocam siz Ümit Özdağ’ın biyografisini tekrar bir gözden geçirin isterseniz. Orada 27 mayıs darbecilerinden ve Birlik Komite üyesi ve darbeden sonra devlet müşaviri olarak Japonya’ya atanan Özdağ’ın oğlu Ümit Özdağ. Akademisyenlik hayatında ilgilendiği konulara bakın tam üç tane istihbarat kitabı var ilgi alanı devlet güvenliği ve devlet idaresi ile ilgili konular ve Avrasya stratejik araştırmalar merkezi gibi başka örgütlerin de hem kurucusu hem yöneticisi.

      Bir akademisyen neden bir kurmay subay asker gibi davranır?

  19. Sanki jrinovskiyi rol model almış.
    Tek farkı jrinovski putinin adamı idi aslında yani kurgu muhalefet idi.
    Bunun da öyle olmadığı nerden belli?
    Böyle 1-2 olay daha olsa hele yumruklu bir kavga
    Oyunu 3-5 aralığına çekebilir.

      • 3 MHP Projesi:
        Öyle görünüyor ki, gayet kurnaz ve hırslı bir derin irade MHP’nin üçüncü ayağını da devreye almış. Birincisi iktidara destek olurken, ikincisi masada temsilci olarak görev başındayken, üçüncüsü de halkta karıştığı olan ırkçılık ve yabancı düşmanlığını oya tahvil edecek gibi görünüyor. Bu ince mühendislik hesabı tutarsa, aynı anda hem iktidar ortağı ve muhalefet ortağı olmanın yanında, bir de “muhalefete muhalefet” partisi de sahada demektir ki, gerçekten bu kurmay zekâyı alkışlamak zorundayız. Rejimin en büyük hatalarından biri olan yabancılar konusu ve ona karşılık gelen tepki oyları muhalefetin hanesinden ustaca silinip “yerli milli faşist” partinin hanesine yazılmış oluyor. Günü geldiğinde bilin bakalım bu yeni oyuncu, hangi kritik zamanda nasıl bir rol oynayacak? Mesela 3-5 paunlik bir farkın sonucu belirleyeceği bir seçimde..
        Tavla degil satranç oyunu oynanıyor. Ruslar epey iyidir bu oyunda… 😉

        • Rusların da şu ara şahmat oyniicak hali yok, anca batan savaş gemilerinden tayfa kurtarmak için uğraşıp didiniyorlar, beter olsunlar!

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız