Tansu Çiller politikaya hazır, ondan önce Birgitte Nyborg aynısını yaptı da ne oldu?

26
Borgen dizisinden; solda başbakan Signe Kragh, sağda dışişleri bakanı Birgitte Nyborg..
Reklam

Geçmişinde başbakanlık da bulunan bir kadın politikacı yeni bir parti kurup kitleleri bir kez daha arkasına takabilir ve ülkede gelişmeleri etkileyebilecek bir konuma tekrar gelebilir mi? Kişisel rahatını bozmayı, ailesi bireylerini kendisine en fazla ihtiyaç duydukları bir dönemde ihmal etmeyi göze alarak hem de?

Bir yerel TV kanalına siyasete dönebileceği ve ‘merkez sağ’ dediği bir alanı işgal etmek üzere parti kurmaya hazırlandığı mesajını veren ülkemizin ilk kadın başbakanı Tansu Çiller’i kast etmiyorum.

Sorumu Netflix’te yayına konulan Danimarka dizisi ‘Borgen’ in yeni bölümleri bana sorduruyor.

Dizinin ana kahramanı Birgitte Nyborg’u on yıl önce bütün dünyayla birlikte tanımıştık (Dizide onu Sidse Babett Knudsen canlandırıyor). Hırslı bir politikacıydı. Küçükçe bir parti lideri olarak ortaya çıkmıştı ve girdiği ilk seçimde sandığın ortaya çıkardığı tuhaf tablo sayesinde cirminden büyük bir göreve -başbakanlığa- yükselivermişti. İlk iki sezonunda nüfusu az (6 milyon) bir İskandinav ülkesi olan Danimarka’da, erkekler dünyası sayılan politikada, bir kadın olarak verdiği mücadeleyi bütün dünya hayranlıkla izlemişti.

Yeni bölümlerde de aynı çizgi izlenmiş; ilk üç sezonda olduğu gibi yine her bölümün başında politikacıların zihin dünyasına ışık tutacak aforizmalar bulunuyor.

Eskileri izlerken şu aforizmaları not etmiştim:

“Prens’in savaştan, ona hazırlanmaktan ve onun için gerekli disipline sahip olmaktan başka bir hedefi ve düşüncesi olmamalıdır. / Prens sevilmenin değil, korkulmanın daha güvenli olduğunu bilir. / İşin özeti şudur: Bütün silâhlı peygamberler muzaffer olmuş, bütün silâhsız olanlar ise kaybetmiştir. / Bir Prens verdiği sözlerden vazgeçmek için meşru mazeretlere her zaman sahiptir. / Gerektiğinde açılan savaşlar âdildir. / Birine saldırdığınızda onda açacağınız yara o kadar yaman olmalıdır ki, intikam almasından korkmanız gerekmesin. (Buraya kadarki alıntıların hepsi Machiavelli’den) / Bir hayaletin varlığını inkâr etmek, onu daha da büyütmekten başka bir işe yaramaz. / Cüret etmek birinin bastığı yeri bir anlığına kaybetmesi gibidir; cüret etmemek ise kendini kaybetmektir. (Kierkegaard) / Dostlarını yakınında tut; düşmanlarınıysa daha da yakınında… (Sun Tzu) / Siyaset kan dökülmeyen savaştır; savaş ise kan dökülen siyaset… (Mao)

[Alıntılardaki ‘Prens’ sözcüğünü önemli konuma gelmiş politikacı -lider- olarak anlayınız.]

Reklam

Bazen beyaz cama akseden hayali bir senaryo gerçek hayatı da etkiler. Borgen dizisi bunun örneği. Borgen dizisine kadar hiç kadın başbakanla tanışmayan Danimarka onun yayınından sadece bir yıl sonra Helle Thorning-Schmidt ile bunu denedi. Orada ekrandan gerçek hayata taşınan denemenin başarısı çevre ülkelerde de kadın başbakanlar dönemini tetikledi.

Danimarka’nın yanında İzlanda, İsveç, Finlandiya ve Estonya’nın başbakanları günümüzde kadın.

On yıl öncenin ses getiren dizisini şimdi bir kez daha tekrarlayanlar yeni bölüme ‘iktidar ve görkem’ alt başlığını uygun görmüşler. Yeni bölümün Danimarka’sında başbakan yine bir kadın ve izleyiciler onun sosyal medya hesabından “Gelecek kadınlara ait olacak” mesajını sıkça alıyor. 

Yeni bölümlerin her birinin başında yine anlamlı aforizmalar var.

Şunlar:

“İnsan doydukça arzuları daha da artan tek hayvandır. (Henry George) / Engel ile fırsat arasında pek az fark vardır; akıllı kişi her ikisini de kendi lehine çevirmeyi bilir. (Machiavelli) / Tabiat büyük, insan daha da büyük. (Knud Rasmussen) / Bırak Çin uyusun, bir uyanırsa dünyayı sarsar çünkü. (Napoleon Bonaparte) / Her savaş daha çatışma başlamadan kazanılır. (Sun Tzu) / İktidarın doğasında kötüye kullanma da vardır. (Emmanuel Kant) / İşler zor olduğu için cesaret edemiyor değiliz, cesaret edemediğimiz için işler zor. (Seneca)”

Politik hayata en tepeden girerek bakanlık ve başbakanlık, sonra bir kez daha bakanlık görevlerini üstlenmişti Tansu Çiller; yeniden politikaya dönüp en aşağıdan işe başladığında nelerle karşılaşacağını hesaplamış mıdır? Kimlerle yola çıkacak? Kendisine şimdilerde “Gel, gel” yapanların hesapları ne? O hesaplarla kendi beklentileri çatıştığında ne olabilir? 

Sorular çok.

Reklam

[Tansu Hanım, katıldığı TV programında kendisine “Gel, gel” denildiğini şöyle anlatmış: “Türkiye’nin başına neler gelebileceğini görüyorum. Onun için bir merkez sağa ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Bunun kurulmasına yardımcı olabilirim. Bunun başını çekebilirim. Bana çok ısrar edildi şu ana kadar, gel diye. Ben dedim ki niye geleyim? İyi gidiyor işler. Türkiye rahat, büyümesi iyi.” Bunları diyor, ama yine de politikaya girmeyi düşünüyor.]

Borgen dizisinin son çekilen bölümlerinde Birgitte Nyborg ciddi sorunlarla karşılaşıyor. Artık yaşlanmıştır ve geçmişte birlikte olduğu politikacıların yerini yeni yüzler almıştır. 

Daha hırslı genç politikacılar…

Yeni başbakan da kadındır ve liderliğini eski başbakanın gölgede bırakmasına izin vermek niyetinde değildir. Nyborg ayakta kalmak için kendisini halka sevimli gösteren ilkelerinden vazgeçmek, yerini koruma amacıyla ayak oyunları sergilemek ve bunları yaparken kendi ailesi fertleriyle bile sürtüşmek zorundadır.

Politikada Üstad bildiği akıl hocası kendisini emekliye ayırmıştır ve sonunda o da öğrencisi saydığı ve idealizmi sebebiyle desteklediği ‘eski başbakan-yeni bakanı’ tanıyamaz hale gelmiştir.

Diziyi izlerken Danimarkalı politikacı tipler ile medya tiplerinin bizim ülkemizden kimleri andırdığını düşünmeden edemedim.

Evet, dizinin bu sezonunda da medyadan kesitler var ve politik ayak oyunları gibi medya içi çekişmeler de fazla yabancımız değil.

Nyborg da, onun yeniden politikaya dönüşüyle eş zamanlı olarak vaktiyle basınla ilişkilerini düzenlediği bilindiği için bir TV kanalında haber merkezinin başına getirilen gazeteci kadın da, çok kısa süre içerisinde, kendilerini ilkeler açısından sorgular hale geliyorlar.

‘Borgen’ dizisi on yıl önce ilk gösterime girdiğinde, konusunun çekildiği ülkenin sınırları dışında yankı uyandıracağı düşünülmemişti; ancak dizi kısa sürede 70 ülke televizyonlarında gösterildi ve ilgiyle izlendi. 

Son bir not: Dizide TV haber müdürü ile dişe diş bağımsız gazetecilik mücadelesi veren Narciza Aydın tipini Danimarka’da doğmuş Özlem Sağlanmak başarıyla canlandırıyor. 

İzlenmeye değer.

[Dizi de izlenmeye değer, kendisine “Gel, gel” çekenlere bir TV programından “Ben varım” mesajı veren Tansu Çiller’in çıkmaya hazırlandığı yeni yolculuğu da…

ΩΩΩΩ

Borgen dizisinde TV haber merkezinin başındaki Katrine Fonsmark (Birgitte Hjort Sorensen) ile ana haber sunucusu Narciza Aydın (Özlem Sağlanmak)..
Reklam

26 YORUMLAR

  1. ERKE DÖNERGECİ
    Erke dönergeci sonsuz enerji, daha doğrusu sonsuz hareket olarak lanse edildi.
    Erke dönergecini Kemalist olduğunu söyleyen kodrolar gündeme getirdi.Yani proje ve prototip bu kadrolara ait.
    Erke dönergecini hayata geçiren ise Siyasal İslamcılar oldu.
    Cahil ve fakirlerden çaldıklarını zenginlere transfer eden bir sistem.
    Tüm kaynak ve enerji de, cahil ve fakirlerin sırtına yüklenmiş.
    Sistemin çalışması için sıfır enerji, sıfır maliyet.
    Ortaya çıkan ise sonsuz bir soygun.
    Yargılanma garantili hırsızlık projeleri.
    Kur garantili soygun projeleri.
    En son sürüm de, enflasyon garantili vurgun projesi.
    Erke dönergeci ile ilgilenenlere önemli bir not:
    –Elektro manyetik gücü geçirmeyen ve bu güçten etkilenmeyen bir levha getirin, ben size erke dönergecini yapıvereyim. Yani bu levha olmadan erke dönergeci yapılamaz

    • 28 şubat bin yıl sürecek=erke dönergeci=sazan sarmalı

      Bu ifadelerin üçü de aynı gerçeği anlatıyor.

  2. AKP aslında! Erdoğan demek daha iyi anlaşılır.
    Durmadan trol değiştiriyor. çifte maaş’li (Fransa ve Türkiye’nin dürüst insanlarından aldıkları vergiler ile ödenen “H GARET HARIÇ” H G biraz uzun kaldı nerdeyse 5 yıl olacak)
    Şimdiye kadar gelmış geçmı hatta avukat olduklarını söyleyelerde dahil 2 veya 3 yıl sonra bütün yalanları sergilen’ince aniden kayıplara karışıyorlar.
    Troller’in amiri Fehmi Korunun dünyanın dört bir yanında yaşayan okuyucuları ile baş edemeyince.
    çaresizlikten havuz’dan medet umuyor ve kopi yazıları ellerine veriyor oda olmuyor.

    Şimdide huvuzdan buraya yazar ithal etmeye başladılar.
    Fakat Onlar’da troller’e rahmet okutacak kadar Türkiye’yi uçuruyorlar.
    Yazılarında tek doğuru kelime olmaması şöyle dursun.Türkiyeyi Dünyanın refah seviyesi en yüksek ülkesi halkide en mutlu halkı! Onlara göre

    Galiba bunlara Saray hayatını yazma emri verilmiş bunlarda çok dürüstler ya! saray yerine Türkiye ve halkını yazıyorlar.

    Dünya bir kibrit kutusunun içinde bunlar halen daha yalanları ve iftiraları milleti uyutmaya gayret ediyorlar.

  3. Çiller’ın parti kurma olayı tamamen Erdoğan’ın projesi.AKP genel başkanının kazanabilmesi için tiyatro sahnesinde (çocuklarıma birer koltuk kapabilir miyim deye) rolünü icra etmeye başladı. Çünkü Meral Akşener’i ikiside yakından tanıyor ve (evvel Allah’ın izniyle) onun sayesinde’de seçimi kayıp edeceklerini iyi biliyorlar. Meral Akşener AKP nin kurucuları arasındaimiş Erdoğan’i iyi bildiği için son anda bırakmış. Bunuda Akşenerden değıl bilhassa 2 veya 3yıl oluyor Erdoğan bir televiziyon’ da Akşener için “bu kadın akp kurucuları arasındaydı toplantıya gelmedi bizi sattı” demişti o zaman dinlemiştim.
    *******
    Çiller, “Türkiye’nin ilk kadın başbakanı, ilk kadın dışişleri bakanı, hazine bakanı, başbakan yardımcısı olmuşum. Duyduğuma göre bütün İslam dünyasında bir saltanattan değil de doğrudan doğruya milletin seçimiyle gelmiş ilk kadın başbakanmışım,”
    ********
    Yukardaki lafları çiller Başbakanlığı döneminde il olan Karabük’ün 27. Yıl dönümü kutlamalarına telefonla bağlanarak söylemış.
    O yazıyı okuyunca Hemen Pakistan’ın öldürülen kadın baş bakan’ını hatırladım ve matamatığime güvenemdiğim için parmaklarım ile geriye doğru saymaya başladı 2022-27= 1995. Yılına’da bitti.
    Oysakí Benazir Bhutto 1988 yılında seçimle gelmış ilk Müslüman kadın başbakan olduğunu biliyordum.
    Hatta Çiller Bhutto ile birlikte Sırplarla Savaşan Bosna Hersek destek vermek için gitmişlerdi. Bhutto 1988 başbakan olmüş Çiller ise Demirel Rahmetli Özal’ın Ölümünden sonra C Başkanı olmuştu. Çiller Demirelden sonra partiye genel başkan olmuştu.

    ********
    December 1988: Bhutto, age 35, becomes the first female prime minister of a Muslim nation after winning parliamentary elections.
    *******
    Mâalesef Bizde Yalancı siyasetçiler baş tacı ediliyor.

  4. Maalesef en azılı faşistler de kadın siyasetçiler arasından çıkıyor;
    madam lepen, madam merkel, beyaztoroslu madam ve daha niceleri…
    Erkek kangal sahibesini pek umursamaz, hatta kendisini onun sahibi olarak görür:)
    Dişi kangallar ise erkeğinin tam tersine, sahiplerine korkunç bir sadakatle bağlıdırlar…
    Memleketin kaymağını yiye yiye gidip pensilvanya kıyılarında inzivaya çekilen ve el kapılarında zağarlık eden tosuncukların buralara karalayıp durdukları muzahrafatı gördükçe,
    bir parça kuru ekmek ve süte kendini adayan anadolu çomarı kangala hayran olmamak ne mümkün?

  5. Bu yaştan sonra ve bu kadar önemli dönemden sonra kimse çocuk aile etnisite mahalle ahbap tuzağına düşmez! Küçük hesaplar tutmaz.
    Geçmişin gölgesinden sıyrılabilen fırlar;
    Ya suyun dibinden fırlayan cisim gibi
    Yada d.nd.n fırlayan gibi😠
    Tercih politikacının, ya ben ya ülkem, yurdum insanı! Meral bacı yeni kırdı zincirlerini, Erbakan’ın oğlu bingo diyecek, Kılıçdaroğlu için ise Dr çok geç kalmış dedi. Ama, Allah’tan ümit kesilmez. TR ‘nin ihtiyacı var bu dönemde Kılıçdaroğlu gibilere. Lakin dediğim gibi üç level birden atlama yaşayabilir ülke🤗.
    (Yada Yusuf’un atıldığı kuyuya… Pardon deliğe süpürme hastalığını unutmayın).
    *6’lı ortaklık pardon ittifak seçim güvenliği toplantısı ile verdiği mesajla seçimin meclis ayağında tedbirler almış görünüyor.😊
    *Sıra geldi zurnanın zırt dediği yere: CB 🙂
    -Kim aday gösterilecek?
    -CB bizden! Olmaz, seçilemez ise..
    -Meclis başarısı CB makamı ile karşılaştırıldığında 6’lılara yetecek mi?
    -CB ‘lısız bir ittifak ne iş yapabilecek?
    (Sen bana kıyak yaptıydında bende sana bu defa.. mı denecek, yoksa profesyonel bir düşünce mi ön plana çıkacak?)
    Not:B.şehir Belediye meclisi dengeleri yeteri kadar örnek teşkil eder sanırım. Benzer şeyler Ankara dada olurmu acaba?
    Sıradan vatandaş anlamaz bu işten, bakar partiye😊🤗.

  6. Tansu Çiller politikaya hazır olması, büyük bir mücadelenin olacağının işaretidir. Seçimler 2023’e kalmayacak gibi. Herkes şaşıracak! Sürpriz hamleler ve oyuncular çıkar. Bekleyelim bakalım.

  7. RTE : ‘ Teknik anlamda bir enflasyon yok , fiili bir hayat pahalılığı var ‘
    Itirazı olan?

    • AK Parti’nin 30. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı belli ki Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı hem memnun hem de hakiki manada motive etmiş.
      Dünkü Kabine Toplantısı sonrası Cumhurbaşkanımızın yaptığı açıklamanın satır araları incelendiğinde, anlamak isteyenler için çok net mesajlar vardı. Anlamamakta ısrar edenlere ise… Hani o meşhur yarışmadaki tabirle adeta “Var mısın, Yok musun?” sorusu bir kez daha soruldu ve safların belli olması çağırısı yapıldı.
      Elbette, 5,3 milyon memur ve emeklinin yüzünü güldüren 3.600 ek gösterge düzenlemesi, güne damgasını vurdu. Bilhassa emekli aylıkları ve emekli ikramiyelerindeki artışlar dikkat çekici idi. Bununla da yetinilmedi, düzenlemeden mevcut emeklilerin de yararlanması sağlandı.

      ***

      Benim açımdan en önemli hususu ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, yığınla spekülasyonu, kaygıyı ve karamsarlığı dağıtan analizleri oluşturdu.
      Her şeyden önce…
      Erdoğan, “Biz ne yaptığımızı iyi biliyoruz. Nereden geldiğimizi, nereye gittiğimizi iyi biliyoruz. Milletim gönlünü ferah tutsun. Çektiğimiz her sıkıntıya değecek parlak bir gelecek bizi bekliyor!” diyerek, epeyce zihin bulanıklığını ortadan kaldırdı.
      Bakın…
      Politikaları beğenir veya eleştirirsiniz, o ayrı konu!
      Ama ülkeyi yönetenlerin, olup bitenlerin ayırtına varamadıklarını iddia ederseniz, o zaman işin şekli değişir!
      Kanımca bu hususu gözeterek Cumhurbaşkanımız yüksek özgüvenle, “Türkiye Ekonomi Programı’na” da “yüksek faizle mücadeleye” de devam sinyali gönderdi.

      ***

      Enflasyon meselesine gelince…
      Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da değindiği gibi Türkiye’de ağırlıklı olarak dış kaynaklı, içeride ise fırsatçı/ stokçu/spekülatör patentli “maliyet enflasyonu!” yaşanıyor.
      Enerji başta olmak üzere maliyet baskısının yönetilmesi, döviz kazandırıcı faaliyetlerin teşvik edilmesi, işletmelere açılan kredilerin amacına uygun kullanılması, gıda ve temel tüketim mallarındaki vergi indirimlerinin nihai hedefine ulaşması görünür gelecekteki belirleyici faktörler olacak.
      Güncel resmi hesaplar, Aralık 2022 itibariyle ekonomik göstergelerde vatandaşı soluklandıracak pozitif yönlü kırılmalar yaşanacağını gösteriyor. İşte bu nedenle bir yandan piyasadaki eksik rekabet ortamı ve piyasa bozucu faaliyetlerle mücadele sürecek. Diğer yandan da Cumhurbaşkanımızın anlatımı ile şu olacak:
      Ücretlilerin gelir kaybını giderilerek, vatandaşların üzerine kalıcı yükler binmesi engellenecek.
      Fiyat artışlarını durduracak ve halkın gelir kaybını azaltacak çalışmalar hız kesmeyecek.
      En geç 2023 yılının ilk aylarından itibaren atılan adımların sonuçları insanların günlük hayatına somut olarak yansıyacak.

  8. YAKIN SİYASİ TARİH
    Ülkemizin yakın siyasi tarihini yazanlar, ülkemizin başına gelen siyasi felaketleri yazarken, hiç kuşkusuz AKP iktidarını açık ara ve bîhakkın birinci(1.) sıraya koyacaklardır.
    İkinci sıraya da Çiller dönemini sayacaklardır.
    Kurumlar ve devlet geleneği yerle bir edildi.
    Altı(6) ayda 3.500 üst düzey bürokrat değişti.
    Tayin isteyen bürokrat önce eşinin elini-eteğini öpüyordu.
    Aile işini takip etmeyen bürokratın ömrü iki(2) ay idi.
    O zaman da %156’lık enflasyon bir sonuç idi.Hukuksuzluğun sonucu.
    O zaman da arşivciliği ile bilinen bakan en etkili siyasi idi.
    DEMİREL Cumhurbaşkanı olunca Köksal TOPTAN’a Doğru Yol Partisi genel başkanlığına adaylığını “derhal” açıklamasını söylemiştim.
    Sayın TOPTAN haklı olarak parti geleneklerinden bahsedince, ben DEMİREL’e adaylık fikrini söyleyince karşı çıkmayacağını hatta onaylayacağını söylediğimde, kendinin de aynı düşündüğünü beyan etmişti.
    Yıllar sonra bir söyleşisinde Köksal TOPTAN şunu diyecekti:
    “–Genel başkanlığa adaylığımı üç(3) gün önce açıklasaydım ben seçilecektim.”
    Bana da “günaydın” demek düştü.
    Şunu rahatlıkla söyleyebilirim:
    “–Şayet, ÇİLLER yerine TOPTAN DYP genel başkanı olsaydı AKP felaketi yaşanmazdı.ÇİLLER döneminde işler rayından, hukuk ekseninden çıktı.Bir daha da kimse yoluna sokamadı.
    Kısaca ÇİLLER sebep ERDOĞAN sonuç. “

    • Çok ilginç, çok çarpıcı bir zamazingo icat ettiler. Başarılarını inkâr edemeyiz.
      “Çağın buluşu” deseler yeridir, o derece.
      Öyle müthiş bir şey ki, ilk mektep mezunu bile olsan, Oxford’dan mezunmuş gibi hava atabiliyorsun!
      Hayatında ortalama bir kitabı sonuna kadar okumamış, kayda değer bir film veya oyun izlememiş de olsan çok bilgili, çok kültürlü, çok aydınlanmış sayılabiliyorsun!
      Hiçbir şey üzerinde iki dakika düşünmesen bile anında filozof katına çıkabiliyorsun!
      Diyelim ki mafyasın veya organize suç örgütü liderisin, söz konusu zamazingo sayesinde her sözün “aforizma” değerinde terennüm edilebiliyor!
      Gerçekten çok acayip bir şey!..
      Namussuzsan anında namusluya dönüşebiliyorsun! Şerefsizsen şerefli, onursuzsan onurlu, namertsen mert, korkaksan yiğit, cahilsen âlim, salaksan zeki, hırsızsan dürüst (ila ahir) olabiliyorsun.
      Tıpkı Erke Dönergeci gibi bir şey. Enerji girdisi olmadan sonsuz enerji üreten bir zamazingo vardı ya hani; “Yüzyılın buluşu” sloganıyla 2006’da ilan etmişlerdi.
      İşte ona benziyor.
      Erke Dönergeci bilime / fiziğe aykırı olsa da dönemin Başbakanı Erdoğan’a zarar vereceğini düşünen dönemin muhalifleri tarafından coşkuyla karşılanmıştı.
      Ne ki, dönemin muhalifleri biraz (hadi saf demeyeyim) naif insanlardı.
      Bir de, arkalarında profesyonel ajanslar, algı operatörleri yoktu.
      Dahasını isterseniz, ABD ve AB bile yanlarında değildi.
      Haliyle şappadak maskara oldular. Bebeler bile Erke Dönergeci’ni dalgaya aldılar.
      Günümüz muhalifleri saf değil, acayip kurnaz. Hem de yıpratılamasın diye cumhurbaşkanı adaylarını açıklamayacak kadar.
      Çok da zekiler, bir bakışta hayat pahalılığını görebiliyorlar. Hiçbir şey de gözlerinden kaçmıyor, akaryakıta zam mı geldi, dolar mı yükseldi, anında fark ediyorlar.
      Farkına varmakla da kalmayıp, “Ülke ne hale geldi, yandık, bittik, tükendik…” diye kaptırıp gidebiliyorlar.
      Değişik yetenekleri var.
      Mesela, gündüz “Yoga Eskişehir’de yasak edildi, Akepe şeriatı getiriyor!..” diyorlar; akşam da Bebek sahilindeki rezaletten hareketle, “Akepe yüzünden din elden gitti!..” demeye getiriyorlar.
      Özgüvenleri de akıl almaz. Herkesi sersem bir tek kendilerini akıllı sanıyorlar.
      Cumhur İttifakı’na karşı Türkiye’nin açık düşmanlarıyla bile ittifak kurmayı makul ve mantıklı buluyorlar, ama Türkiye’nin düşmanlarına karşı Cumhur İttifakı’nın desteklenmesine akıl sır erdiremiyorlar.

      • Muzaffer bey gene güldürdünüz bizi sağolun varolun!

        O zamazingo dediğiniz şeyin adı erke dönergeci. işte erke dönergeci dedikleri şey tam olarak da bu ve erke dönergeci hala çalışıyor bitmez tükenmez enerjisini de sizden Erdoğan’dan alıyor.😅😂🤣

        Bunu ne zaman anlayacaksınız acaba? Bir şey söylediklerinde bu size çok absürt gelebilir ama kendi anlam dünyalarında söylediklerinin çok anlamlı bir izahı vardır mutlaka.

    • Sayın yk, eski türkiyenin fosillerine bakınca yeni türkiyenin güçlü başkanlık sistemini getiren cumhurittifakı liderliğine ne kadar şükretsek azdır, öyle değil mi?

    • Bu sefer de Çiller kullanılmak isteniyor gibi. Oğlunun iktidardan aldığı ihaleler sayesinde hayatlarından memnunlar, işler iyi gidiyor diyor o yüzden. Orada duygusal bir bağ var ve ihanet etmezler. İktidar kullanabileceği her aktörü sahaya sürecek millet ittifakını dağıtmak için. Ama sonuç ortada, hiç bir iç dış güç kurtaramaz bu yolsuz iktidarı. Hazine tam takır, sürekli para basarak enflasyonu 3 haneye çıkardılar. Maaşlı insanlar geçinemiyor artık. Yani Abbas yolcu.

      • Endercim durumu tam kavrayamamışsın;
        “işler iyi gidiyor diyor ve o yüzden” ağzı sulanarak siyasete geri dönüyor!
        Mesela eski türkiyenin camgözü(ihale takipçisi) hemen koltuğunun altında bir gaste taslağıyla arzıendam edivermişti(oksijen mi neydi?) medyası ibb seçimini chp kazanınca,
        bu da o ayaktan işte, sıkıntı yok:)

    • ÇİLLER’i zikredip Mesut YILMAZ ‘dan bahsetmemek olmaz.
      Konu ÇİLLER olduğu için bir miktar ayrıntı verdim.
      Hukuktan sapmada YILMAZ da ÇİLLER ‘den aşağı kalmaz
      Sonuç olarak YILMAZ-ÇİLLER sebep ERDOĞAN sonuç diyebiliriz.

  9. Bence Muharrem İnce (rizeli) gibi Tansu Çiller de RTE’nin planı dahilinde oldğunu düşünüyorum…Millet ittifakından ne kadar oy tırtıklarsa kazanacağından emin; çünkü M.Ince CHP’lilerden, T.Çillerde İyi Partiden oy alacağı düşünülerek AKP tarafından finanse edilip siyaset sahnesine sürülmüş birer piyondur vesselam….

  10. Sahi kadın aktivistlerden oluşan femen diye ukraynalı bir grup kadın vardı,
    savaş başlayalı aylar oldu hala putinizme karşı tek eylem koyamadılar, silahaltına filan mı alındılar acaba?
    Halbuki pandemi açlık kıtlık derken herkesin biraz morale de ihtiyacı var yani…

  11. Yok yok , tekrar eskilerle uğraşmayalim; eskiye rağbet olsa bit pazarına nur yağardi.
    Atatürk ebedi şef , Inönü de milli sef idi.
    20 yıldan beri ülkeyi yöneten Reyizi de daimi şef yapalım!
    Böylece bütün dertlerden bir çırpıda kurtulmuş oluruz!
    Vallahi ne yalan söyleyeyim bu fikrime ben bile şaştım!
    Oh be nihayet rahatladım!
    Hadi bana eyvallah!

    • Geçtiğimiz hafta Yunan Başbakanı’nın Türkiye’nin kıyısındaki adacığa gidip poz vermesi ve Adalar Denizi’ni (son zamanlarda yaygınlaşmış Yunanca Ege kelimesini kullanmamak gerek) bir Yunan denizi yapacak 12 mil iddialarına atıf yapması bile Türkiye’de olması gerektiği kadar gündem olmadı.

      Belli ki geçmişte Türkiye’ye karşı taşeron terör örgütlerini kullanan Batı, o terör örgütleri Türkiye tarafından ezilince şimdi kendilerine eski taşeron devletçikleri olan Yunanistan’ı bulmuş görünüyor. Yunanistan’ı Türkiye’ye karşı ittikleri gibi, 12 tane üs kurarak Yunanistan’ı bir ABD garnizonuna çeviriyorlar. Gözleri Türk düşmanlığı ile karartılmış Yunan halkı da ülkelerinin bir ABD kolonisine dönüşmesine uyanamıyor. Yunanistan’ın dünyada açık ara en çok silahlanmaya bütçe ayıran ülke olması da boşuna değil.

      Ama şu unutulmamalı, Türkiye’nin mavi vatanına, egemenliğine göz dikmek, tartışmaya açmak, Lozan başta olmak üzere uluslararası antlaşmaları delmektir. Ve unutulmasın Lozan Türkiye’nin sınırlarını koruduğu gibi Yunanistan’ın da sınırlarını korumaktadır. Lozan delindiğinde, Türkiye’nin egemenlik alanına göz dikildiğinde tartışmalı olan yerler Adalar Denizi ve Mavi Vatan olmayacaktır.

      Böyle bir durumda Batı Trakya, Selanik, Kavala, Girit, Rodos, Midilli ve Kıbrıs’ın güneyi ile sınırlı kalmayacak şekilde Türkiye’nin yüzyıllarca vilayeti olmuş pek çok yerin egemenliği gündeme gelebilir…

      • Uluslararası hukukta bir ülke çok yakın iki ülkeden biri diğeri aleyhine olacak şekilde karasularını 12 mile çıkarması çok yanlış bir uygulama değil mi? Diğer ülkenin egemenlik haklarını ihlal edilmesine yol açan böyle bir şey çok saçma değil mi? Neden bu kural değiştirilmiyor?

        • Uluslararası deniz hukuku ülkeler karasularını 12 mili aşmayacak şekilde kendileri belirler diyor. Bu anlaşmayı Yunanistan kabul edip imzalıyor Türkiye kabul etmiyor imzalamıyor da.

          Burada akla şöyle bir şey gelebilir, genel Deniz hukukuna iki ülke arasında kalan sular 24 milim altındaysa ülkeler karasularını iki eşit dilime bölerek sınırlarını belirler diye bir madde eklenirse sorun çözülür deniyor. Ama bu sefer de yerel ve şgalci tartışması çıkıyor.

          Mesela Yunan diyor ki, burası eski Yunan’dan beri benim topraklarım ben buraya başka yerden gelmedim Anadolu da benimdi roma imparatorluğu vardı Bizans’ta roma da hep ben vardım sonra Türkler geldi işgal etti, ben topraklarımı bir işgalciyle eşit bölüşmem demeye getiriyor ve kabul etmiyor.

          Türkiye Yunanistan’ın kabul ettiği anlaşmayı imzalasaydı o zaman ben de karasularımı 12 milden sınırlarımı belirleme hakkımı kullanıyorum diyebilir ve Yunanistan’ı ikili bir anlaşmaya zorlayabilirdi. Türkiye bu anlaşmayı baştan reddettiği için Yunanistan’ı ikili bir anlaşmaya da ikna edemiyor. Şimdi iş tamamen kimin gücü kime yeterse durumuna kalıyor.

          Aynı sorun Peru’da da var. İngiltere Fransa arasında kalan adalar sebebiyle bu iki ülke arasında da var sanırım. Yakınlarda balıkçı sorunu yaşanmıştı bu yüzden.

          Bu tek başına önemli bir problem değil. Bu sonu yaşayan ülkeler eninde sonunda bir anlaşmaya varırlar. Sırf bunun için savaşmazlar.

  12. Sarışın güzel kadın bir zaman borsada insider ile alım satım yapan yaptıran borsacısı ile meşhurdu haliyle gel gel yapmanın borsada ki karşılığını da iyi bilir. Ben de ekşi sözlükten gel gel yapmak ile ilgili entry alıntıladım. “Borsa tabiridir. sonradan çok yüksek miktarda satilacak olan kağit, önce biraz daha yukarı çıkarılır ve küçük yatirimcıya “gel gel” yapılır, piyasa kağida saldirir, alıcı gelir. sonra esas satilacak miktar beynine beynine verilir. “gel gel”‘e gelenler oyuna gelir.” Dilipakın evvelki gün yazdığı gibi “oyunu görmeden oyunu verme” sakın. Yeter söz Milletindir!

Comments are closed.