TÜİK başkanı ne yaptığını bilen biri.. Kendisinden beklentim arttı…

23
Reklam

Günümün önemli bir bölümü ekonomi okumaları ve izlemeleri ile geçiyor. Kişisel endişelerim yüzünden değil, her salı akşamı katıldığım Flash TV’deki ‘Şura’ programı birkaç hafta üst üste ekonomi yoğunluklu geçtiğinden hazırlıklı olma ihtiyacı duyduğumdan…

Ekonomistlerin dün üzerinde odaklandıkları konu, Merkez Bankası’nın o gün açıklanması beklenen kararının niceliğiydi.

Kimi “Göreceksiniz, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ısrarı bu defa da kararda kendini faiz indirimi biçiminde belli edecek” diyor, kimi “Bu defa pas geçmekle yetinecekler” görüşünü dillendiriyordu. Aralarında “Faiz artıracaklar” diyen var mıydı; varsa bile ben rastlamadım.

Dün Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’ndan faize dokunmama kararı çıktı.

Pas geçtiler.

Ne oldu? Para Politikası Kurulu üyeleri ve Merkez Bankası başkanı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı bu defa dinlememeye mi karar verdiler?

Yoksa Cumhurbaşkanı Erdoğan düne kadar ısrarla savunageldiği “Faiz sebep, enflasyon netice” tezinden mi vazgeçti?

Karara eşlik etmek üzere Külliye’den yeni duruma ışık tutan bir açıklama bekledim, gelmedi.

Reklam

Onun yerine, birileri, önce, “Önemli bir kamu görevlisi görevinden istifaya hazırlanıyor” iddiasını seslendirdi, bir başkası o kamu görevlisinin TÜİK başkanı olduğunu duyurdu; bu arada istifaya hazırlanan kişi sayısı ikiye çıkıverdi.

Merkez Bankası başkanı da istifa edecekmiş…

Yıllardır siyaseti olabildiğince yakından izlerim, hiç bu son 20 yıl kadar istifa kurumunun az çalıştığı bir dönemle karşılaşmadım.

Bu dönemin siyasileri ile yüksek bürokratları istifa etmiyorlar.

Son zamanlarda ‘affını isteyenler’ çıktı, ancak onlar da kendiliklerinden mi af istediler, yoksa buna zorlandılar mı, bu konuda ikircikliyim.

Kendisinden her istenileni yerine getiren bürokrat neden istifa etsin ki?

Hakkında “İstifayı düşünüyor” beklentisi yayılan TÜİK başkanı Dünya gazetesinden Alaattin Aktaş’ın sorularına cevap vermiş

Aktaş’ın yazısını baştan sona eksilmeyen bir merakla okudum.

Reklam

Her ülkenin en önemli kurumlarının başında Merkez Bankası ile istatistik kurumu bulunur. Ülkelerin ekonomisine güvenilmesini sağlıklı istatistikler ile akılcı kararlar sağlar çünkü. Bizde de Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) her ay çeşitli alanlarda toplayıp belli tarihlerde açıkladığı verilere hiç sorgulamadan güvenilirdi.

O güveni sarsan eleştiriler yakın zamanda arttı.

Çoğu ekonomi alanının uzmanı profesörlerden oluşan bir heyet her ay kendi enflasyon rakamlarını açıklamaya başladı. 

TÜİK’in rakamıyla onların açıkladıkları arasında bayağı bir fark oluyor.

Etraftan “TÜİK verilerle oynuyor, makyajlıyor, enflasyon oranını öyle açıklıyor” sesleri gelmeye başladı.

‘Makyajlı enflasyon rakamı’ dokundurması kurum için hiç hoş değil.

Alaattin Aktaş oranı yüksek bulduğunda “Törpüleyin” deyip demiyeceğini, üst makamların düşük oran beklediği bilgisiyle çalışanlarına bu yolda talimat verip vermeyeceğini doğrudan başkana sormuş…  

İyi de yapmış.

Cevaptan TÜİK başkanının önüne getirilen oranla oynamadığı, oynamayacağı, bu yolda kimseye talimat da vermeyeceği anlaşılıyor. TÜİK’e güvenilmesini istiyor başkan.

Güvenelim ama aynı açıklamadaki şu bölümü ne yapacağız:

“İstatistiki verilerden söz ediyoruz; devlet sırlarının muhafaza edildiği bir kurumdan değil!

“Bir hesaplamanın yanlış yapıldığını söylemek, ileri sürmek başka bir şey; hesaplamanın doğru yapılıp açıklanan oranın çarpıtıldığını söylemek başka bir şey!

“İlkini ileri sürebiliriz, eleştirilecek yönler bulabiliriz; muhtemelen vardır da.

“Ama ikinci; çok iddialı bir yaklaşım. Bunu da iddia edebiliriz ama arada bir de düşünelim; ‘TÜİK nasıl bir kurum ki, hesapladığı doğru oranları hiç sızdırmadan yıllardır gizlemeyi başarıyor’ diye…”

Bu cevaptan söylentilere konu olan sorunun verilerle oynamaktan kaynaklanmadığını öğreniyoruz; ancak bu arada hesaplamanın yanlış yapılmış olabileceği zımnen kabul edilmiş olmuyor mu?

Hesaplamaya alınan belli başlı temel tüketim maddelerinin yanlış seçilmiş olabileceği…

Fiyatların alındığı marketlerin ve onlara uğrama zamanlarının uygun olmayabileceği…

Bu türden yanlışlar…

Yapılıyor mu böyle yanlışlar? Yapılıyor ve bu biliniyorsa, neden yapılmasına izin veriliyor?

Eğer gerçekten böyle bir ihtimal söz konusu ise, başkanın çalışanlarına, “Rakamlarla oynayın” talimatı vermesine gerek yok demektir.

TÜİK enflasyon oranını her ayın üçüncü günü açıklıyor.

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu nasıl önceki aylarda yanlış yaptığını dün verdiği kararla kabul etmiş ise, TÜİK de Şubat ayının üçüncü günü açıklayacağı bu aya ait enflasyon oranını herhangi bir yanlışı akla getirmeyecek bir ek titizlikle hesaplayabilir.

Hiç kimsede en küçük kuşkuya yer bırakmayacak bir titizlikle…

Kuruma olan güveni 100 üzerinden 100’e çıkartacak bir titizlikle…

Başkanın açık yüreklilikle sorulara verdiği cevaplar beni böyle bir beklentiye sürükledi.

Umarım istifa etmez, umarım gelecek ay kendisinden beklenen titizlik açıklayacakları orana yansır…

ΩΩΩΩ 

Reklam

23 YORUMLAR

  1. “O dili koparmak bizim görevimiz” demiş cami cemaatine iktidar. Bu yetkiyi hangi kanundan aldın diye sormuyoruz artık. Yada mahkemeler yok mu diyemiyoruz. Çünkü hiç biri yok artık. Çünkü kanun, anayasa, AİHM kararları tanımayan bir kanunsuzla karşı karşıyayız. Özeti budur. Bunların elbette mahkemelerde hesabı sorulacak. Tek tek. Zamanı gelince.

  2. Bir bayram günü ; babaları yeni elbise alamadığı için arkadaşları tarafından alay edilen çocukları, ağlaya ağlaya Hz. Ömer’in yanına gelirler .
    Çok üzülen ve çaresiz kalan Hz. Ömer, beytülmal emininden ( Hazine sorumlusu ) gelecek ay alacağı maaştan kesilmek üzre bir miktar borç para ister.
    Beytülmal emini , hiç beklenmedik bir şekilde olumsuz cevap verir ve sebebini şöyle izah eder,
    – Ya Ömer , veremem ! Çünkü senin gelecek ay , bu maaşı almak için ömrünün yetip yetmeyeceği belli değil ; ben bu sorumluluk altına giremem !
    Söylenenlere hak veren Hz.Ömer, ‘ Doğru söylüyorsun ‘ diyerek boynunu büker ve oradan uzaklaşır !
    Selamlar iyi akşamlar

    • Aynı Hz Ömer mescidde devlet işleriyle ugrasir.Yazilari görmek için de mum yakarmis.Vakit ilerledikten son mumu sondurmus ve pencere kenarına gelmiş.Yazilar belli belirsiz mis.Yanindaki ya Ömer ışığı niye söndürdüm iyi görmüyorsun der.Hz Ömer’in cevabı ışık yanarken devlet işleriyle uğraşıyordum şimdi ise özel islerimle uğraşıyorum .O nedenle devletin ışığını özel islrim için harcayamam der.
      Ey devlet ricali memurlar yöneticiler ,başkanlar müdürler her işin bir gün hesabı vardır ama bu dünyada ama ahirette .

  3. TÜİK enflasyonunun yalan olduğunu bilmek için tek göstergeye bakmak yeterli. Dolar göstergesi. Yeni ucube sistemden önce 4 TL altında olan dolar, sadece 4-5 yılda, 14 TL ye geldi. Bu en az yüzde 350 devalüasyon demek. Yıllık ortalama 50-100 arası enflasyon demek. Yeni sistem uçuruyor işte böyle. Birileri bu sistemde aşırı zenginleştiler, çoğunluk halk da iyice fakirleşti. Aynı ürkek muhafazakar yoksul halk bu yolsuzları orada tutmaya da devam ediyor. 4 milyon aileye yakıt yardımı yapacakmış iktidar, soğukta donmasınlar diye. Yani 20 milyon kişi. Yani en az her dört kişiden biri yoksul bu ülkede. Yeni sisteminizle övünün, yakışıyor hepinize.

    • Ender bey, zengin yoksul demeden her emekliye yılda iki kere bayram ikramiyesi ödeniyor, bizim yahya özal bey gibiler de bana mısın demeden alıp harcıyor, tabii üstüne de sizin gibi hükümetimize sövüp saymayı da ihmal etmezler, biraz da bunlardan bahsedin de görelim!

      • Bu ne ki, daha bayramlık ağzımızı açmadık. Açmamıza da editor izin vermiyor, hemen zaplıyor. Ben asıl Anadolu’nun ozanlarından daha usturuplu hicivler bekliyorum ama hepsi kurumuş maalesef.

        İkramiyeye gelince, bize üç kuruş veren iktidar, yandaşlara keseyi sonuna kadar açıyor.

  4. Eskilerde rakamlar yalan soylemezdi, ne kadar kotu olursa olsun durustce aciklanirdi.
    Simdilerde rakamlara bizzat aciklayanlarin bile inandigi supheli.
    Rakamlari bilerek carpitmak (en hafif tabiri ile) Ahlaki degil.
    Son yillarda yasayarak sunu gorduk ki: Siyasal Islamcilik her alanda cuvalladi, ama en cok Ahlak Alani’ninda cuvalladi, (Gunluk gecim derdinde olan, samimi dindar buyuk kitleyi tenzih ederim)
    Soru Calmak, Duzmece Diplomalar vs.vs, o kadar cok ki, sayfalar yetmez…

    • Haklısınız İslam a siyaset bulasinca böyle oldu.Ornek olması gerekenler utanç vesilesi oldu.En başta müslüman algısına çok büyük zarar verdiler .

  5. Faiz!!!! Kur!!!….
    Bütün meselemiz bumudur?
    Vergiler! Cezalar! KDV ÖTV GV Kurumlar V delidumrul v? akaryakıt doğalgaz artışı…
    Bunlar! Uzaylıların meseleleri mi?
    Bu işte bir yanlışlık var bir eksiklik var ama ne? nerede yanlış kim yanlış yaptıran???
    Yüzde kırklara varan oranda dolaylı vergiler..
    İstatistik yaparken bilmem yüzde kaçı gıda!!!
    Ve bizim derdimiz: parası olan 10 yerine 18 kazansın/ kazanmasın?
    Peynire %1 vergi alınsın derken, domates ?’e..
    O birilieri!!! Otomotiv de.. tütün de… Alkol de…
    Deyiveriveriyor ise!..
    Bir yanlışlık eksiklik yok mu bu işte?
    Halbuki garson adisyon getirdiğinde: %18 vergisi bu işte dese!.. (yeter bu ayarlama bile)
    İstenen sadece ve sadece budur belkide☺️

  6. Venezualla olmak istemiyoruz.

    Bugünler daha iyi günleriniz her 2-3 ay geçtikçe kıvranacaksınız. Kıvrım kıvrım kıvranacaksınız.

    Enflasyon iyice artacak.

    Enflasyonu artıran çok argüman vardır bunlardan biri merkezi hükümetin para basması,

    Para etmeyen Venezuela banknotlarından çanta yapıyor
    https://www.youtube.com/watch?v=1Q-l9Scz7N0

    venezuallada 7 domates almak için kasiyere ne kadar para ödeniyor

    https://www.kayseritimes.com/venezuela-da-7-domates-almak-icin-kasiyere-vereceginiz-para-bolivar/2504/

    Dövizin düşmesi için enflasyanun üzerinden faiz verilmeli TUİK göre enflasyon %36.8
    yani merkez bankası faizleri %40 çıkarmalı ama malasef merkez bankası deposunda fareler cirit oynuyor.

    Burdan Erdoğana sesleniyorum.

    Ekonominin başına işin ehli getirmeli

    AKP’de iş ehli kişiler

    Mehmet şimşek,

    Naci Ağbal

    Damat veya damatın kuklaları işi bilmezler.

    Millete sesleniyorum şöyle bir zokayı yemeyin.

    Dolar 18 TL olup Erdoğanın Açıklaması ile Dolar düşmüştü,

    Size, Ekonomiyi yine düzeltse düzeltse Erdoğan düzeltir algısı veriliyor yani psikolojik oynanıyor inanmayın.

    Dövizi kim yükseltti Erdoğanın faiz takıntısından dolayı 18 TL oldu.

  7. Faizi de maaşları da asgari ücreti de zamları da vergileri de bir orana! bakarak ayarlamaya, endesklemeye kalkarsak,
    Sonra bir hökümet var!… dersek,
    Ne gerek var ki bu insanlara maaş ödemeye☺️ nassı olsa herşey rakamlara göre…
    Oturur rayına herşey kendi kendine.
    Bu kurumların açıkladığı rakamlar yüzde yüz doğru olmalı EVET,
    Ama, işlerini bu rakamlara bakarak yürütmeli HÜKÜMET.
    Ona bağlı, zorunlu olarak değil!
    (Sen de ona göre bir sonraki süreçte oyunu ona göre kullanırsın işte)

  8. Şark kurnazlığı yapmayın. verilerin yanlışlığından kasıt yöntem yanlışlığıdır. Senelerdir herkese papağan gibi ezberletilen enflasyon hesaplama yönteminin yanlışlığıdır. İçinde pinpon topu varmış vs. Siz zeki adamsınız eminim bunu anlıyorsunuz ama saflığa yatıp insanları manipule ediyorsunuz.

  9. SANAL DÜNYA YALAN DÜNYA

    Türkiye de muhalefet matematiğe bile kendi cahil ideolojik gözlüğü ile bakıyor. Bu mantık “Barda arkadaşlarla konuşuyoruz, neredeyse 6-7 kişiyiz hiçbirimiz ak partiye oy vermemiş, öyleyse kim veriyor, kesin yks sonuçları sahte” diyenle benzine %120 zam geldi o zaman enflasyon en az %120 diyen kafa aynı kafa.

    Sayın yazar çok iyi takip eder abd de enerji fiyatları %50 nin üzerinde arttı. Açıklanan abd enflasyonu ise %6. Zannetmiyorumki abd de bir aklı evvel çıksın bu nasıl aük (abd enflasyon kurumu:) yalan rakam veriyor desin.

    Asıl gündem bence imamaoğlunun kılışrdaroğlu ile baba oğul ilişkimiz var demesi. Şehzade mustafalar bitmeyecek anlaşılan.

  10. !!!Hesaplamaya alınan belli başlı temel tüketim maddelerinin yanlış seçilmiş olabileceği…
    Fiyatların alındığı marketlerin ve onlara uğrama zamanlarının uygun olmayabileceği…
    Bu türden yanlışlar…!!!
    Yukarıdaki ifadeler sayın yazarımıza ait . Yanlış olabilir mi tabiki olabilir.
    baz alınan çok çeşitli ürün var bunlardaki artış oranları da çok farklı olabilir .
    Biz hangileri işimize gelir ve onları alıp toplarsak % 100 de çıkabilir enflasyon.
    Ayrıca alınan market ve pazarlar da çok önemli .Örneğin adam bas bas bağırıyor Hamsi 35 40 lira diye .pazara bakıyorum 20- 25 lira .Süt kardeşim sütün 15 lira olduğunu söylüyor
    gidiyorum markete süt markasına göre 8–10 tl . Anında fotoğraf çekip gönderdim kardeşime.
    Şimdi hesaplama nasıl yapılıyor süt 15 hamsi 40 enflasyon % 100
    süt 10 lira hamsi 25 lira oran % 35 40 .Demekki insan nereden bakarsa ona göre yorum yapıp ona inanıyor.
    Enflasyon yuksek mi yuksek burada devlete buyuk görev düşüyor . Adam doların 18 tl ye çıktığında etiketi değiştirdi şimdi indirmiyor. Çok basit gideceksin ver alış faturanı ver satış faturanı aradaki fark kazancın mı evet .Birde vergi levhası ile cirosuna bakıp adama çezayı yapıştıracaksın bakalım bir daha aynı fırsatçılığı yapacak mı .
    Her şeyi devletten bekliyoruz ama kendimizi hiç hizaya çekmiyoruz.

    • Verdiği yüksek rakamlar istanbul gibi şehirlerde ki fiyat, Düşük fiyatlar ise Anadalu bölgesinin herhangi bir şehri.

      “Adam doların 18 tl ye çıktığında etiketi değiştirdi şimdi indirmiyor. Çok basit gideceksin ver alış faturanı ver satış faturanı aradaki fark kazancın mı evet .Birde vergi levhası ile cirosuna bakıp adama çezayı yapıştıracaksın bakalım bir daha aynı fırsatçılığı yapacak mı .”

      Ocak ayında tekrar her ürünü %30-50 zam gelecekti. Dolar düşünce o ürünlere zam yapmadılar. sen asgari ücreti 2800 iken 4250 yaptın, benzine, elektriğe ve doğal gaza zam yap indirim bekle.

      Seni yalakalıktan gerçekliğe davet ediyorum.

  11. “Oysa enflasyon hesabında ben 84 milyona karşı sorumluyum, bir yanlışa imza atarsam 84 milyonun hakkını yemiş olurum. Biliyorsunuz, milyonlarca çalışan bizim açıkladığımız enflasyona göre zam alıyor. Şimdi o insanların adeta geliriyle oynamak, hakkını yemek… Bunu yapmam, böyle bir sorumluluk altına girmem söz konusu olabilir mi?”
    Belli ki TÜİK başkanı Said bey giderken arkasında kötü bir nam bırakmak istemeyen biri hem gidiyor hem de mütenakız istatistik veriler ile ilgili olası tağşiş adresini kendisi dışında gösteriyor.
    O zaman aklımıza İbrahim Kahveci’nin 15 Ekim’de yazdığı “Lideri ve ülkeyi sevmek” yazısı geliyor hemen oradan lideri ve ülkesi arasına sıkışmış bir bürokrat portresi için Kahveci’den bir alıntı yapıyoruz.
    “Bu kadar olayı neden anlattım?
    Bakın burada bir fark ortaya çıkıyor. Lider sevdasına bağlandığınızda bu maliyetlerin ve gidişatın her biri sizi ilgilendirmez ve bağlamaz. Feda edecek ‘sözde bir davanız’ vardır.
    Ama sevdanız ülke olduğunda karşınıza bu rakamların her biri dikilir ve evladınızın gözüne bakamaz olursunuz. Çünkü sizin lider aşkınız aslında evladınızın geleceğini karartan bir ülke gerçeğine dönüşmüştür.
    Sadece Kavcıoğlu portresi bile bu ülkeye 1,5 trilyon liraya ulaşmış ise hadi bunun cevabını lider aşkı ile siz verin.”
    Batan gemiyi terk etmeye hazırlanan bürokratların içinde bulundukları ruh halinin kısa özetidir.

  12. Artık kurumlar yok bu sistemde. Bir kişinin ağzına bakıyor bütün kurumlar ve tüm yetkisiz sorumsuzlar. Her konuşmaya başlayan da “Sayın Cumhur …” diye başlayan bir cümle kurmadan bir ifade vermiyor zaten. Herkes sahibinin sesi bu sistemde. İradesi ve yetkisi de yok hiçbirinin. Hatta ve hatta istifa seçenekleri de yok, affedilirlerse ne ala. Affedilmezlerse başlarına ne gelir onu görmedik daha. Aklıma Kanuni’nin affetmediği veziri Pargalı’nın urganla boğuluş sahnesi geliyor elbette (efsane dizi Muhteşem Yüzyıl’dan). Yada kendi oğlu Mustafa’nın başına getirdikleri. Yada torunları.

    Bu ucube sistemde diğer kişileri konuşmak da anlamlı olmuyor o yüzden. O kim ki deyip geçiyorum kimin adı geçerse.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız