ABD ‘düşman’ bildikleriyle yumuşuyor, ne oluyor gerçekten?

7

Donald Trump ABD’ye başkan seçildiğinden beri işi gücü bırakmış, iki ülkeyle didişiyordu: Kuzey Kore ve Meksika ile…

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un hakkında söyleyip Twitter’a yazdıklarını alt alta sıralasam herhalde kendi edep sınırlarımı hayli zorlamış olurum.

Meksika ile ABD arasındaki sınırı da parasını Meksikalılara ödettirmek üzere yüksek duvarlarla ayırmayı kafaya koymuştu Trump…

Sertlik buraya kadar

Her iki ülkeden Trump ve ABD aleyhine açıklamalar yapıldığını da biliyoruz. Meksika Cumhurbaşkanı Enrique Peña Nieto bir yıl içerisinde tam iki kez Trump’la biraraya gelmeyi reddetti. Kuzey Kore lideri Jong-un ise Washington’dan aşırı tepkiler alacağını bile bile iki kez nükleer test yaptırdı.

Tanık olunan olaylardan sonra çağımızda nükleer savaş çıkacaksa, bunun, ABD ile Kuzey Kore arasında yaşanacağı yolunda genel bir kanaat oluşmuştu.

Uluslararası gelişmeleri izleyenler bu yazdıklarımı zaten biliyorlar.

Hiç kimsenin beklemediği iki önemli gelişme dün ABD ile Meksika ve ABD ile Kuzey Kore arasında yaşandı.

Önce Meksika’yı ilgilendiren gelişme: Trump ülkesine başka ülkelerden yapılan çelik ve aliminyum ithalatına vergi duvarı çekti; çelikte yüzde 25, alüminyumda yüzde 10… Büyük tepkilere yol açan bu girişim bir süredir beklendiği için pek şaşırtıcı olmadı; şaşırtıcı olan ‘hiç istisnasız’ yapılacağı duyurulan girişimden biri Kanada olmak üzere iki ülkenin istisna edilmesiydi.

Avrupa ülkeleri ve Çin’in şiddetle protesto ettiği kararın ikinci istisnası Meksika…

Kuzey Kore ile ilgili beklenmedik gelişme daha da şaşırtıcı: Trump’ın ‘çılgın’, ‘kaçık’ gibi sıfatlarla andığı, her an yanlış bir şeyler yapmasına muhakkak gözüyle bakılan Kim Jong-un bu yılın mayıs ayında Beyaz Saray’da Trump’la görüşecek…

O zamana kadar da Kore’nin kuzeyindeki sporcular uluslararası yarışmalara güney takımı sporcularıyla birlikte katılacaklarmış…

Bir günde iki garip olay size.

Hiç değilse Trump’tan beklenmeyen iki davranış tarzı.

ABD’nin Trump iş başına geldiğinden beri sürekli karşısına aldığı iki ülkeyle olan ilişkileri yine Trump eliyle farklı bir boyuta taşınıyor.

Nixon-Kissinger da Çin’le…

Richard Nixon da başkan seçildiğinde ABD Çin’le sıcak olmayan bir savaş yürütüyordu. Nixon’un bilinen politik tercihlerinin Çin’le ilişkileri daha da bozacağına inanılıyordu.

Fakat öyle olmadı. Henry Kissinger’ın yürüttüğü perde gerisi diplomasi sayesinde Çin ile ABD Nixon döneminde ABD ile Çin ikili ilişkilerini tazeledi. Nixon’un kendisi Çin’i bizzat ziyaret etti.

Tarihi ABD bir kez daha Trump eliyle tekerrür ettiriyor.

Peki de bizim ülkemiz Türkiye açısından bu gelişmeler ne anlam taşıyor?

Uzun uzadıya bir şeyler yazacak değilim. Yalnızca Türkiye-Suriye ilişkileri açısından konu üzerinde düşündüğümüzde bizim dikkat çekecek ölçüde ilkeli olduğumuz görülebilir.

İyi bir şey midir bu? Yoksa ulusal çıkarlar açısından doğru olan gerektiğinde yumuşayabilmek midir?

Üzerinde biraz daha düşünsek iyi olacak.
ΩΩΩΩ

7 YORUMLAR

  1. Sertlik! bir yere kadar,
    Kaldırabilse de hazım.
    İşin ayrıntıları var,….
    Gözardı etmemek lazım:

    Kanada ve Meksika’nin %25 ve %10 vergi duvarindan haric birakilacagi ABD ile aralarinda devam etmekte olan ticari isbirligi (ortak pazar gibi bir sey) anlasmasi gorusmelerinde ABD’nin elini guclendirmesi icin kullanılan bir koz. Bu iki ulke, cikarlar acisindan aslan payini ABD’ye vermege razi olmazsa muafiyet diye bir şey yok.

    Kuzey Kore baskani Kim’e de sertlige karsi bir alternatif verilmis durumda. Trump’un çevresinde akıl hocalari bu yumusak yolu tercih etmis durumdalar. Guney Kore’nin Kuzey ile gelistirdigi diyalogun da bunda buyuk etkisi var. Trump’un sert tutum ve davranislarina donmesi icin daha fazla zamana ihtiyaci var. Bu ara radikal kafali Kim’i evel ezel israr ettigi 1’e 1 gorusme, kaale alinma statusune cikarmis oluyorlar. Bu sadece bir testtir, aşırı risk almaktan ziyade bir de bu yolu deneyelim diyorlar.. Böylesine diyaloga açık ve akıllı hereket etmek bizimkiler gibi saplantılarla hareket etmekten daha iyidir, bence.

    Trump kim, daha dünkü çocuk!
    Daha büyük olan, Sam amca!
    Ondan alır gücü o koltuk
    İşte budur olay, kanımca…

  2. Aslında bu yaziya uzunca bir yorum yazmak istiyordum fakat zamanım kısıtlı.
    ABD nin başkanı kim olursa olsun, ona bizdeki gibi õyle meydanı boş bırakacak ne emirle karar verecek yargı, kayıtsız şartsız,sorgusuz sualsız biat edecek milletvekilleri,bakanlar, kalemlerini satmış, basin ve gazeteciler olmadığı için, “Halk” Herşeyi bilmekte ve hangi parti taraftarı olursa olsun sermayesi savaş,ırkçılık,iftiralar, olanlar halkı kolay kolay kandıramadıklarından dolayı, tabiri caizse Turump gibileri kolaylıkla tükürdüklerini yalarlar.

  3. İlkeleri ulusal çıkarların önünde tutmak kesinlikle daha erdemlidir. Fakat bizim Suriye konusunda çok da ilkeli olduğumuz söylenemez. Zira el altından Esed ile görüştüğümüz sır değil. Ayrıca Rusya’ya rağmen Esed, Suriye semalarında değil uçak, sinek bile uçuramayacakken; bizim Putin ile flört etmemiz bi hayli tutarsız bir tercih değil mi?

  4. Estiği kadar yağmaz
    Türklerin deyimle atasözleri vardır. ‘Estiği kadar yağmaz’ da bunlardan biridir. Şeytanla iş birliği yapmış Sermaye. Oyun taşları onlar arasında, dünya yıkılacakmış gibi gösterirler. Belki 60 belki daha da fazla yıl önce bir atom bombası dünyayı değiştirecekti ama böyle olmadı. Japonya’daki uydurma bomba hala en etkin bombadır. Trump ABD’nin en zenginlerindendir ama Yahudilerle iç içedir. Güya Sermaye ile savaşıyor, hepsi yorgan kavgası.
    Ne var ki barutları tükenmek üzere ne kadar oynarlarsa oynasınlar, dünya üzerindeki Sermaye hakimiyeti son bulacaktır. Üçüncü bin yıl uygarlığı Kuran uygarlığı olacaktır. Tarihi gelişme böyle olduğu gibi Kuran da bunu böyle bildiriyor. Sorun Türkiye’de. Türkiye daha ne kadar Sermaye’nin bu oyunlarına karşı duracak ve nasıl duracak?

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here