Adil Öksüz kayıp.. Reina saldırganı ortada yok.. “Gölgelerin gücü adına” diyorum..

17
Adil Öksüz, Kışla Jandarma Karakolu'nda..

En son haberi herhalde duydunuz: Hollanda’nın Veenendaal kentindeki bir alışveriş merkezinde, birisi “Bu o” dediği için, İstanbul’da Reina’da 39 kişinin kâtili sanılan bir kişiyi derdest etmişler…

Tahmin yanlış çıkmış…

Bugünün dünyası böyle; ses getiren eylemler dünyanın her tarafında dikkatle izleniyor ve bu sebeple de fâillerin kaçacak yer bulması olağanüstü zor…

İyi de, ikidir, çok ses getiren kanlı eylemlerle irtibatlanmış kişiler bir türlü yakalanamıyo

Sahi bir Adil Öksüz vardı..

Hatırlatınca rahatsız olanlar var, ama gerçek: 15 Temmuz gecesi darbenin planlandığını öğrendiğimiz ‘Akıncı Üssü’nde gözaltına alınmış ve serbest bırakılmış bir Adil Öksüz vardı; sonradan kendisinin generaller-üstü bir konumda olduğunu ve darbeyi yönetmek üzere üste bulunduğunu öğrenmiştik.

O gün bugündür sırra kadem bastı Adil Öksüz

“Ne oldu Adil Öksüz’e?” diye soramıyoruz bile…

Bulunsa.. yakalansa.. teslim olsa.. bir yerlerden “Ben burdayım” dese.. ağzından çıkacak iki lâf, 15 Temmuz gecesinin planlama safhası ve kimlerin çekirdek kadroda görev aldığı hakkında en sağlıklı bilgilere ulaşılmasını getirecek…

Adam ortada yok.

Sanki yer yarıldı, içine girdi.

Reina’yı basıp 39 kişiyi öldüren cani de, korkarım ki, Adil Öksüz’e dönecek…

Hakkında her şeyi biliyoruz adamın: Ne zaman ülkemize geldi.. gelince nereye gitti.. İstanbul’a geliş tarihi.. nerede kaldı.. Reina’ya ne ile geldi, oradan ne ile ayrıldı.. taksi parasını kim ödedi.. Türkiye’de bulunduğu süre içerisinde kimlerle görüştü..

Eşi konuşuyor, akrabaları da…

Ancak saldırgan ortada yok…

Size de tuhaf gelmiyor mu bu durum?

Dr. Kimble.. Hatırladınız mı?

Kaçak Dr. Kimble’ı hatırladım

Dr. Kimble diye siyah-beyaz televizyonumuzun ekranında tanıştığımız bir Amerikan dizi (‘Kaçak’) kahramanı vardı; eşini öldürmediği halde öldürdü kuşkusuyla aranıyor, ancak bir türlü yakalanamıyordu.

Bugünün teknolojik düzeyi ve insanların ilgisi çok farklı; günümüzün Dr. Kimble’larının sadece Türkiye içerisinde değil dünyanın hiçbir yerinde kendilerini gizlemeleri imkânsızdır.

İmkânsız olması gerekir, ama görüyoruz, bir türlü yakalanamayan ‘kaçak’lar var.

Haklarında her şeyi bildiğimiz, her an karşımıza çıkacakmışcasına tetikte durduğumuz insanlar…

Böyle durumlarda, normal olarak, kuşkuya kapılmak “Acaba bir hata yapıyor muyuz?” diye bildiklerimizi gözden geçirmemiz gerekmez mi?

Gerekir.

Mesela şöyle: Reina’daki câninin kimliğiyle ilgili, görüntüsünü de en açık biçimde görmemize yarayan bilgiler, fotoğraflar ve videolara sahibiz.. Adam Taksim Meydanı’nda ‘Selfe’ çekmiş, o bile elimizde.. Ancak eylem öncesi, sırası ve sonrasındaki görüntülerin hepsi karanlık, yüz belli olmuyor; oysa nereden ele geçtiğini bilmediğimiz diğer görüntülerde yüzü açık adamın…

Neden?

Biraz önce bir haber okudum: Fotoğraflar üzerinden yapılan mukayesede, fâil bilinen kişinin evden çıkarken giydiği pantolon ile eylem sırasında üzerinde olan pantolon farklı renklerdeymiş…

Jason Bourne..

Dün burada sözünü ettiğim 2016 yapımı filmde (Jason Burne), suikasta hazırlanan ajanına, CIA tarafından, “Sen olay yerinden kaçtıktan sonra kâtilmiş gibi sunmaya yarayacak bir Ortadoğulu cesedi bırakacağız” deniliyordu.

“Filmdir” deyip geçebilirsiniz; ancak terör örgütlerinde operasyonel konumda bulunanlar, esas amaçlarına hizmet edecekse, böyle ayrıntıları düşünemeyecek kimseler midir?

Önemli toplumsal olaylarda —15 Temmuz gibi.. Reina suikastı gibi..– fâil olduğu ilân edilmiş kişilerin yakalanamamaları, o ülkeyi kışkırtıcı başka olaylara açık hale getirir.

Teröristleri, onları eylem yapmaya gönderenleri heveslendirir…

Darbe girişimi üzerinden 6 ay geçti gibi..

On gün sonra 15 Temmuz uğursuz darbe girişiminin altı ayı dolacak.. TBMM tarafından darbe girişimi hakkında bilgi derlesin diye kurulmuş olan Komisyon kendisine tanınmış olan sürede görevini tamamladı; bugün-yarın raporu çıkacak…

Bir daha aynı türden alçakça olaylarla karşılaşmamamız için gerekli bütün ayrıntılar o raporda bulunacak mı?

Komisyon’un muhalefet partilerine mensup milletvekilleri bundan kuşkulu.

Darbe yapılacağı sonucunu çıkarmaya yarayabilecek ihbarın geldiği saatten Genelkurmay Başkanlığı’nda hareketlenmenin başladığı vakte kadar 4,5 saatlik bir boşluk var; o boşlukta neler yaşandığını öğrenebilecek miyiz?

İhbarcının ad ve soyadının ilk harflerinin ‘H. A.’ ve rütbesinin de binbaşı olduğunu biliyorduk; bir Sabah gazetesi yazarı, subayın ad-soyadının harflerinin ‘H. A.’ olmadığını yazdı; rütbesi de binbaşı değilmiş… [Ferhat Ünlü: ‘Anahtar hayalet subayda’, Sabah, 18 Aralık 2016].

Bildiklerimiz yanlışmış…

Doğrusunu Komisyon raporundan öğrenebilecek miyiz?

Türkiye gazetesinde, Nisan ayının başında yayımlanmış bir yazıda, sonradan ‘FETÖ’ adıyla anılmaya başlayan yapının, TSK içerisindeki unsurları ile ‘darbe hazırlığı’na giriştiği açıkça yazılı.. Aynı ayın sonunda yayımlanan ikinci yazıda da, devletin ilgili birimlerinin onların bu hazırlıklarından haberdar olduğu.. tüneğin üzerindeki tavukların sayılması benzetmesi yapılarak.. anlatılıyor

15 Temmuz’dan aylarca önce…

Bu ayrıntı ve sonucu yer alacak mı raporda?

Komisyon çalışıyor…

Oyun var mı? Var. O halde..

Lâfı fazla uzatmayayım: Türkiye üzerinde oyunlar oynandığı söyleniyor. Doğrudur.. Bir ‘üst akıl’ın varlığından söz ediliyor; muhtemelen o da doğrudur..

O halde söyleyeceğim şu: Oyunu oynayan ‘üst akıl’ hafife alınmamalıdır…

Toplumun ma’şeri aklı da hafife alınmamalıdır ama…

Aksi halde, dün Hollanda’da olduğu gibi, dünyanın bir yerlerinde câni namzetleri peşine düşülür; buna karşılık gerçek cani, ellerini kavuşturarak, yeni eylem talimatı bekler…

ΩΩΩΩ

17 YORUMLAR

  1. Atatürk Havalimanı tarayan onlara yardım yataklık edenler izmirde kaçan 3 terörist reyna canisi tahir elçi nerdeyse canlı yayında öldürülüyor ne hikmetse bulanamıyor almanyada Fransa da amarikada eylemi yapan terörist gün bitmeden bulunuyor aydınlatılmayan her olay faili meçhul olup her faili meçhul devlete kalır nokta.

  2. Darbe Araştırma Komisyonunun davetine, Genel Kurmay Başkanı ve Mit Müsteşarının icabet etmemesi-ettirilmemesi ‘manidar’.. Bu manayı, anlamlandırmak lazım. Toplumun ‘ma’şeri aklı’ hafife alınıyor değil mi? Kuşku.. Toplum da kuşkulu.. Ama bunu dillendirecek özgür basın-medya olmadığı için ‘ ma’şeri aklın’ te’sirini göremiyoruz.

    Medya, toplumu bilgilendirme GÖREVİNİ bihakkın yerine getirebilmiş olsa, toplum bu kadar manüpile edilemez ve ülke teröre bu kadar açık hale getirilemez. Basının, Millete rağmen güç odaklarının (sermaye, iktidar, istihbari kurumlar, v.s.) yanında yer alması, mensuplarının bunu neyin karşılığında yaptıklarını akla getirir. Yandaş olmakla beraber ‘satılmışlık’ yaftası hafif kalır vatan hainliğinin yanında… Değil mi; ülkenin bekası söz konusu iken medya baronları, servetlerinin tadını hangi sınır ötesinde çıkaracaklar. Efendilerinin emrine amade olan kalemler, mürekkebinin karası yüzlerinden akarken Millet’in yüzüne nasıl bakacaklar?
    Darbe Araştırma Komisyonu, asıl ilgilileri dinleyemediği halde yazacağı ”darbe raporunun” ne kadar iradi ve rasyonel olduğunu iddia edebilecek, yada bunun ne işe yaradığını söyleyebilecek. Milletin Meclis’inin Darbe Araştırma Komisyonu? Böyle basın böyle Komisyon, Millet neylesin…

  3. Benim kafama takilan bir sey var; Adil Oksuz’un Akinci ussunde, iceride, koridorlarda dolastigini talimatlar verdigini gosteren hic bir kamera goruntusune rastlamadim. Bilmiyorum belkide ben gozden kacirdim. Goren varsa paylasirsa sevinirim. Mesela Kemal Batmaz denen adamin ve bazi sivillerin goruntuleri mevcut ama Adil Oksuz’un yok.

    • Bu soruyu bende sordum, araştırdım, fakat bulamadım. Hatta Kemal Batmaz ve Harun Biniş’in Akıncı üstünde videoları çıktığında niye Adil Öksüz’ün bir tane görüntüsü yok. Daha ilginci hükümet yanlısı gazetelerde Kemal Batmaz ve Harun Biniş denilen resimleri tamamen farklı idi ve bu konuda bir yorum yazdım. Fakat Ocak Medya bunu yayınlamadı.
      Bu sorgulamayı sadece bizim gibi sıradan vatandaşlar yapmıyor. Amerika’da aynı soruyu sordu. Ve Amerika’ya sadece tutukluluk sonrası yukarıdaki fotoğrafı gönderdiler. Amerika bence senaryoyu biliyor.

      Kanaatimce, Adil Öksüz tamamen tesadüfi bir şekilde ordaydı.

  4. Sanaldan gerçeğe;filmlerden,ülke gerçeklerine geçişe nihayet sıra geldi..Bu yazının bir başlangıç olması beklentimizdir.BİRTÜR 5K-1N soruşturulma süreci ,Sayın Fehmi Koru”gibi bir yazarımız varken niçin olmasın?
    FAİLİ MEÇHUL kavramının somut örnekleri bağlamında ülkemiz maalesef,kötü emsal misalidir.
    Bir yerden,mesela Abdi İpekçi suikastından başlayarak, raine”ye kadar gelirsek,faili meçhuller ülkesi olma tehlikesiyle yüzyüze olduğumuz acı gerçeği karşımıza çıkar.”Canlı bomba”facialarında,canlı bombalarınbulunan parmak uçları yardımıyla,birşeyler öğrenilebiliyor.
    Biraz önce,”15 Temmuz darbe teşebbüsü”araştırma komisyonu nun tamamladığını söyleyen raporu eleştiren komisyon üyesi; beş kadar konuda,sonuca ulaşmalarının engellendiğini açıkladı.Yani,sisler dağılmamış..
    Noktaları koymuştum ki,İzmirden Adliye yakınında bir araç patlaması haberi geldi.İnşaAllah öncekilere benzemez.Aşayiş hiçte berkemal değil,Ekonomi alarm verir,toplum barışı hergün yeni bir darbe alırken,A”dan-Z”ye kadar tartışma konusu olan ve Ülkenin olumsuzluklarını daha da yoğunlaştıracağı varsayılan,kimilerinin “rejim değişikliği”olarak kabul ettiği anayasa değişikliğinin önümüzdeki Pazartesi günü Meclise getirilecek olması kaygıları arttırıyor.Sayın Koru”nun değindiği,”ma”şeri akıl”la birlikte,ma”şeri vicdan,ne yazık ki toplum bazlı ana işlevini yerine getiremiyor.Bunda baskı ve sindirme yanı sıra bilgisizlikte belirleyici oluyor.Mesela Devlet,milllet hayatımızda çokçok önemli bir olan anayasa değişikliği konusunda,halkımızın büyük çoğunluğu gerekli bilgiden yoksunmuş..BİLİNMEZLİK kader değilse,niçin böyle oluyor?

    • İzmirdeki hain teröristlerin yolaçtığı olayın,bombalı araç patlatılması değil,araçla gelen üç teröristle meydana gelen silahlı çatışma şeklinde olduğu anlaşılmıştır.Hayatını kaybeden iki vatan evladına rahmet,yaralılara acil şifa, kederli aileler ve yüreği yananlara sabır veecir niyaz ederim.

  5. Bir haberde katilin gittiği taksinin parasını bir lokantada çalışanlardan aldığını, bir başka haberde katilin olay yerinden uzaklaşırken 4 taksi değiştirdiğini okuyoruz. Almanya’da terör olaylarından sonra olayın teknik detaylarını soruşturmayı yürüten polis müdürlerinden öğreniriz. Basın toplantılarında olayı doğrudan araştıran görevliler uygun buldukları detayları basınla paylaşırlar. Böylece yanlış bilgilendirmeler de çabuk düzeltilebiliyor. Türkiye’de nedense soruşturma ile ilgili teknik açıklamalarıda genellikle yüksek seviyedeki politikacılar üstleniyorlar.

  6. Bu gün gazetelerde 2. Terörist haberlerini okuyunca kendimi şunu söylerken yakaladım; Fehmi koru, Mahir kaynağın boşluğunu dolduran adam! Çok büyük uzmansın vesselam!

  7. Bir toplulukta iki kutup oluşur. Yüzde beş sağda, yüzde beş solda olur. %90 ortada olur. Hangi taraf galip gelirse onun yanında yer alır. Kur’an küfrün imamları ile cidal eden diyor. Halk nasılsa siz galip gelirseniz onlar, yanınızda yer almaktadır. Bugün Türkiye’de küfrün devam etmesi korunuyor, kaçırılıyor, dokunulmuyor adından bile bahsedilmiyor. %80 halk ile savaş açılmış. Olağan Üstü Hale karşı oluşumuz Güleni savunduğumuzdan dolayı değil bu Ak Partinin intiharı olduğu için karşıyız. Ak Partiye karşı olduğumuz için değil yanında olduğunuz için söylüyoruz.
    Bu olay CİA tarafından yapılmıştır. Sermayeye ileri güden ocağını söndürürüz diyor. Devlet Sermeye savaşının İstanbul’da verilen bir operasyondur. Türkiye fazla ilgilenmelidir. Türkiye’de gerçekleşmesi bizi rahatsız eder. Ama sabırlı olmalıyız.

  8. Üst akıl dedikleri Atlantik Bloğu ve büyük şirketler. Güçlü atlantik bloğunu doğrudan suçlayamadıkları için hayali bir forma büründürdüler.

  9. Devletin kılcal damarlarında ki fetö yapılanmasını atmak Türkiye Cumhuriyetini epey meşgul durumlara düşürecektir. mit, temizlenip yeniden yapılandırılmadan bizlere rahat yok. Öksüzü kim yok ettiyse bu adamın arkasında da aynı yapı var.

  10. Türkiyedeki olanlara dişardan bakıldığı zaman sanki olayların açiğa çıkması ve suçluların yakallanmaması için büyük bir gayret sarfediliyor gibi.Bir örnek, darbe soruşdurmasında,”devleti,” idare edenlere, c başkan, genelkurmay başkanı, mit başkanı ve diğerlerine bir kelime dahi soru sorma gereği duymuyorlar, fakat Önceki cumhur başkanı Abdullah Güle, af edersiniz sanki öküzün altında dana arar gibi garip sorular soriyorlar. Ne acayıp bir araştirma değilmi?
    Türkiyedeki köşe yazarları ve gazeteciler in bir kısmı bunları görmezden geliyor. Diğerleride yazdığı günü hatta daha araştırma sefasında hapisi boyliyorla, Ahmet Şık gibi önceden fetocuların düşmanı olanlar şimdi fetoculkdan içerdeler.
    Yabanci gazeteciler yazdığı zaman da onlarada bahane hazır,”ülkemizde,” gözleri var, bizim gelişmemizi istemiyorlar.

  11. Günaydın fehmi abi, yazıcı için teşekkür ederim. Sormuş olduğunuz soruları bende bekliyorum cevaplarını ama gelir mi ? pek umutlu değilim malesef. ama şuna inaniyorum hiç birşey gizli kalmaz bir gün hepsi çıkar ama 5 sene ama 10 sene o zaman umarım şuan ki düşüncelerimizde hata yapmayız. ama bizde vatandaş olarak tv, haber, gazetelerden gördüklerimizle olaylara inaniyoruz cevap verilmesi soruları da biliyoruz. Bakalım görecez iyi niyetli olalım diyoruz düşünüyoruz ama bazı şüphelerde içimizi kemiriyor… Sahi Adil Öksüz ne oldu abi? 🙂 adam marka oldu ya dediğiniz gibi bütün akrabalarını içeri attılar ama maalesef bu adam bulunmuyor.. bulunamıyor.. bulunur herhalde daha kaç sene geçecek bakalım. Bir gün bulunacak yada cenaze haberi duyulacak. Allah ne yaparsa iyi yaparmış bakalım göreceğiz. Allah ülkemize hidayet versin birbirimizi sevmeyi nasip etsin. İçki konusu.. diyanet hutbe açıklaması bence doğru bir hutbeydi.. ama içki içenlere sosyal medyada bir müslümana yakışmayan yazılar yazılması hoş değil. Ya kardeşim içen içer bir başkasını ilgilendirmez sen müslüman olarak dua ediceksin yapacağın bir şey yok kalkıyorsun müslümana yakışmayan laflar ediyorsun. Kendine bakıcaksın.. Sanki dört dörtlük müslümansın da konuşuyorsun. Bizim her zaman söylüyoruz tahammul sorunumuz var. Asgari ücret.. Bu konuda bekletimiz karşılanmadı en az 1600,00TL bekledim. Hükümet, İşverenlerden çekindiği için sözü geçmiyor. neyse biraz karışık bir şeyler yazmaya çalıştım. Görüşmek üzere. Pek çok selam.

    Pekç çok selam ve dua ile..

  12. Elbette Reine katliamının faili yakalansa, sorgulansa, bağlantıları öğrenilse iyi olur.
    Bunu o teröristin kullandığı odağın dışında kim istemez? Ancak her istenen de bazan olmuyor. Koskoca ABD’nin başkanı Kenedy suikasta kurban gitti, olay hala çözülemedi

    Türkiye’ye yapılan bu saldırılar bir muamma olmaktan çıktı. Türkiye düşmanları yedi koldan harekete geçti; Türkiye’yi tökezletmeye, gelişmesini, büyümesini engellemeye çalışıyorlar. Bir tek tetikçinin yakalanması o kadar da önem arzetmiyor. Tetikçi mi bulamayacaklar?

    Bize düşen dik durmak, yılmamak, sarsılmamak. Bütün gücümüzle saldırılara karşı koymak. Kendimizi şer güçlerin, düşmanın insafına terk edecek halimiz yok.

    Öte yandan bence Adil Öksüz meselesi o kadar da önemli değil. 15 Temmuz’daki devasa kalkışma bir tek Adil Öksüz’ün işi miydi? O olmasa bu kalkışmaya girişmeyecekler miydi? Sivil ve asker onca insan, onca fail ortada, itirafçılar ortada. Adil Öksüz diye bir insan hiç olmasa ne yazar? Yakalansa ne olacak, yakalanmasa ne olacak?

    Daha neyin ortaya çıkmasını bekliyoruz? Yoksa 15 Temmuz diye bir şey yaşamadık da hayal mi görüyoruz?

    Hayır, hiç de öyle değil. Halk her şeyi gördü. İşin boyutunu, vahametini herkes anladı. İşin arka planı da, ön planı da ortada. Gazeteciler olanı, biteni, yapanı, yaptıranı göremiyorsa yapabileceğimiz bir şey yok.

  13. Adil Öksüz ün fotokopisi Kemal Batmaz elimizde, ne işe yarıyor… bizim mahalle bakkalında bile 8 kamera var Reyna da kamera yok mu? dün haber çıktı 3 kişilerdi diye, daha onuda bilmiyoruz.. cani bulunsa ne konuşacak ne işe yarayacak??

YORUM YAP