AK Parti 16 yılın sonunda kendini değerlendirdi, ben de yolun başını hatırladım…

56

AK Parti’nin kuruluş yıldönümü vesilesiyle SETA ‘Kuruluşundan Bugüne AK Parti Sempozyumu’ adıyla bir toplantı düzenlemiş. Dört oturum halinde yapılan toplantıda, artık iktidarında 17. yılına giren AK Parti’nin bu yıllar boyunca siyaset ve devletin dönüşümünde, dış politikada, ekonomik büyüme ve kalkınmada, hukuk, toplum ve kültür alanlarında gerçekleştirdikleri tartışılmış.

Sempozyumun isminde ‘uluslararası’ sıfatı kullanılmamış, ancak dış politika paneline yurtdışından da katılımlar olmuş.

‘Milli geçmiş’ ifadeleri kullanmam, toplantıdan her şey olup bittikten sonra haberdar olmam yüzünden.

Önce dün Okan Müderrisoğlu söz etti, bugün de Türkiye gazetesinde hem Nebi Miş hem de Rahim Er sütunlarında sempozyum izlenimlerini paylaştılar. Nebi Miş düzenleyici SETA adına bir panelin de yöneticisiymiş zaten.

Hepsi bu kadar… (Gözümden kaçan değerlendirmeler olduysa yazarlarından özür dilerim).

Oysa bir partinin iktidarda geçen 16 yılının değerlendirilmesi çok daha fazla yankı bulmalıydı.

Yıllar önceki sempozyum

AK Parti’nin iktidarının ilk yılını geride bıraktığında (Ocak 2004) düzenlediği ‘Uluslararası Muhafazakarlık ve Demokrasi Sempozyumu’nu hatırlıyorum. İktidarı bir yana, henüz kuruluşu üzerinden bile fazla bir zaman geçmemişken, AK Parti, kendisini görücüye çıkarmış, eli kalem tutan her kesim ve eğilimden insanı o sempozyumun oturumlarında konuşturmuştu.

Büyük bir bölümü şimdilerde medyada kendisine yer verilmeyenlerden oluşan geniş bir konuşmacılar listesi vardı o sempozyumun…

AK Partililer daha çok dinleyici olarak kalmayı tercih etmişlerdi.

O toplantı sonrasında, konuşmacı ve tartışmacı olarak katılan hemen herkesin üzerinde birleştiği “AK Parti muhafazakar demokrat bir partidir” tezi, partinin sözcüleri tarafından eskisinden daha büyük bir rahatlıkla kullanılmaya başlandı.

İki gün süren toplantının açılış konuşmasında AK Parti genel başkanı olarak Tayyip Erdoğan‘ın yaptığı konuşma önemlidir.

Uzun konuşmadan satır başlarını vereyim:

“AK Parti, siyaseti radikalleştiren ‘siyasi cemaat’ anlayışına da, siyaseti fikirsizleştiren ‘siyasi şirket’ anlayışına da kesinlikle karşıdır. AK Parti, muhafazakarlık temelinde bir kitle partisidir. Siyasetin fikir ekseninde yapılmasını temel almakta, buradan kalkarak kitlelere dönük merkez siyaseti üretmektedir.

“Asıl olan barış ve uzlaşı, diyalog ve işbirliğidir. Bugün için çağdaş dünyanın ortak hedefi, barış, istikrar ve refahı güvenceye alacak bir diyalog ve işbirliğini geliştirmek şeklinde özetlenebilir. Bu ortak hedefe ulaşabilmek için demokrasi ve insan haklarına saygının güçlendirilmesi, sürdürülebilir ve dengeli bir ekonomik ve sosyal gelişmenin sağlanması, yoksullukla mücadele önlemlerinin artırılması, kültürler arasındaki karşılıklı anlayışın geliştirilmesi zorunluluğu vardır.

“Bugün çağdaş dünya ile entegre olamayan, evrensel değerleri benimsemeyen, insan hakları, demokrasi ve hukuk devleti gibi kavramları geliştirmeyen ülkeler, yalnızlığa itilmektedir.

“Halkımız, Türkiye’yi kutuplaşmalara götüren, halkın genelini kucaklamayan söylem ve üsluplarıyla marjinalleşen partilere tam anlamıyla güvenmemektedir. Geleneği dışlamayan bir modellik, yerelliği kabul eden bir evrensellik, manayı reddetmeyen bir rasyonellik, köktenci olmayan bir değişim istemektedir

“AK Parti, evrimci veya tedrici ve doğal sürecinde işleyen toplumsal dönüşüme dayalı bir değişimi savunmaktadır. AK Parti’nin muhafazakarlıktan anladığı, mevcut kurum ve ilişkilerin korunması değil, bazı değerlerin ve kazanımların korunmasıdır.

“AK Parti, radikal söylem ve üslubun Türkiye siyasetine bir fayda sağlamadığını, Türk siyasetinin çatışma, kamplaşma ve kutuplaşma yerine uzlaşı, bütünleşme ve hoşgörü üzerine kurulması gerektiğini düşünmekte ve ılımlılığın toplumun genel bir talebi olduğuna inanmaktadır. Muhafazakar demokrasiye göre sınırlandırılmayan, keyfiliğe ve hukuksuzluğa olanak sağlayan, katılımı ve teslimi önemsemeyen, bireysel ve kolektif hak ve özgürlükleri hiçe sayan totaliter ve otoriter anlayışlar, sivil ve demokratik siyasetin en büyük düşmanlarıdır.

“Her türlü dayatmacı, buyurgan, tek tipçi, toplum mühendisliğine dayanan yaklaşımlar, sağlıklı bir demokratik sistem için engeldir. Hiç kimse, masa başında toplumları yönlendirmeye, onlara biçim vermeye kalkmamalıdır. Muhafazakar demokrasi kimliğimiz, her türlü toplumsal ve siyasal mühendisliğe karşıdır. Demokrasi, bir diyalog, tahammül ve uzlaşı rejimidir. Diyalogun gelişmediği kapalı toplumlar, kültür üretmezler. Türkiye’de kendine özgü bir demokrasi yerine, çoğulculuk, çok seslilik ve tahammül duygusunu sindirebilmiş bir demokrasi tesis edilmelidir. İdeal olan, seçimlere ve belli kurumlara indirgenmiş mekanik bir demokrasi değil, idari, toplumsal ve siyasal alanlara yayılmış organik bir demokrasidir. Biz buna ‘derin demokrasi’ diyoruz.

“AK Parti, dini bir toplumsal değer olarak önemsemekle birlikte, din üzerinden siyaset yapmayı, devleti ideolojik bir dönüşüme uğratmayı, dini sembollerle örgütlenmeyi doğru bulmamaktadır.” 

Ve bugün…

Bu konuşmanın üzerinden geçen 16 yıldan sonra AK Parti’nin bugün neyi temsil ettiğini de SETA yöneticilerinden Türkiye yazarı Nebi Miş‘in özetinden aynen sunayım:

“AK Parti’nin Türkiye siyasetinde daha önce benzeri görülmemiş başarısında, kuşkusuz en önemli faktör Erdoğan’ın liderliğidir. / Millet iradesinin ve toplumsal meşruiyetin AK Parti siyasetinin merkezine konulması öne çıkan unsurların başında gelmekte. /AK Parti ve Erdoğan’ın içeriden ve dışarıdan her türlü müdahaleye karşı, ‘milletle birlikte mücadele politikası’ AK Parti’nin gösterdiği başarının anahtarından biri.

“Buna ek olarak AK Parti’nin, iktidar olduğu günden bu yana siyasal, ekonomik ve toplumsal alanlardaki reformist ve dönüştürücü duruşu öne çıkan diğer önemli bir husus. / AK Parti, toplumun farklı kesimlerine ulaşabilmekte, toplum katmanları arasında bir köprü kurarak sosyal etkileşimi sağlayabilmektedir. / Bu siyaset tarzı, AK Parti’nin siyasi ve toplumsal konsensüs konusunda diğer partilere kıyasla daha kapsayıcı olduğuna işarettir. / Taban eğilimlerine ve toplumun sosyolojik dönüşümüne göre siyasal değişim ve dönüşümünü gerçekleştirebilmektedir. / Alternatif politika üretmede ve bunları topluma sunarak onları ikna etmede diğer muhalefet partilerinden daha başarılıdır.
“Tüm bu açılardan bakıldığında, ‘hâkim bir parti’ olarak AK Parti’nin bu ve benzeri özelliklerini koruduğu müddetçe hâkimiyetini sürdürmesi, siyasi partilerle ilgili literatürün de ortaya koyduğu bir gerçekliktir.”
Kendini ‘muhafazakar demokrat’ olarak tanımlayarak yola çıkan AK Parti bugün o sıfatı pek kullanmıyor.

‘Hâkim bir parti’ artık AK Parti…

ΩΩΩΩ

56 YORUMLAR

  1. Birdaha Dünya liderine saķin laf etmeyin.

    https://www.nationalreview.com/2018/08/recep-erdogan-turkey-markets-stronger-than-dictators/

    Bu Amerkalilarda Trumpa iftira atiyorla.
    Trump neden insanlarin düşmani olsuki.
    Baksaniz ya Adam Putin, Sudiarbistandaki kiraliyet ailesini Nrtenyahuyu ve Erdogani cok seviyor.
    Bu amerkali gazetecilerde Adama iftıra atiyorlar.81 miliyonun değil Dunya ve Ümmetin liderini defalarca çok sevdiğini kulaklarımizla duyduk.
    Sudilerde Yemendeki çocuklari cennete göndermedilermi?
    El insaf Havuz nerdesiniz yetişi imdatlarin.Yoksa bu işler sadece 81 sindirmekle olmiyor

  2. albayrakın yatırımcılarla görüşmesinden sonra dolar 5.69 seviyesine gerilemiş.
    – yandanşlara şimdi birkaç soru sormak gerekiyor. necip, ümit. gayret (pardon h.gayret) vs. vs. sizlere soruyorum. herhangi biriniz veya hepiniz bir araya gelip ortak da cevaplandırabilirsiniz.
    – Albayrak konuşunda dolar düşebildiğine göre bundan nasıl bir sonuç çıkarıyorsunuz?
    – Türkiyeyi yıkmak isteyen “Dış güçler”, berak albayrakın konuşmasından sonra niye doları düşürdüler?
    – Dolar, berak albayrakın bazı sözler vermesi ile düşüyorsa, bu zamana kadar niye bu sözleri vermedi? doların önce yükselip, sonra düşmesini mi istedi? Eğer böyle istedi ise, niye böyle istedi? türkiyenin zararını berat albayrak karşılayacak mı yoksa fakirler kendi cebinden mi ödeyecekler? Ya da hani “dik” duruyorduk. şimdi niye bu sözleri verdik?
    – Aslında berat albayrakın sözleri ile doların düşmesi arasında hiçbir bağlantı olmayıp, doların düşmesi ile berat albayrakın konuşmasının aynı zamana denk gelmesi tamamen tedasüf olup, doların düşmesinin asıl nedeninin dünyanın yakınından geçen bir gökcismi olma ihtimali var mı?

  3. Sn.bernar arkadaşa: platformu ne hale getirdiğine bakar mısın? Eserinle ne kadar gurur duysan azdır! Bütün yorumculara bak; hepsi nurdan ve torunları şeklinde yazıyorlar, necipbey hariç:) öyle hesabı ödemeden tüymek yok, bu yumurtakafaların hepsini sen sardın başımıza, özeleştiri vereceksin! Bu kopici arkadaşların her biri bi bernar kopyası olsaydı iyi kötü ağzını yüzünü düzler bırakırdık ama bunlar nurdana çekmiş:) ne desek boş! Muhalefetin neden iflah olmiicanı heralde burdaki tayfanın yazdıklarından sen de çıkarabiliyorsundur? Hamzaya verdin pası, h.k.ya bastın gazı; nurdana yüz vermesen de geldiğiniz yer onun dizinin dibi… Şu bahsedip durduğun çok büyük altüst oluşlar yaşandıktan sonra yeni bi merkez parti mi kurulacak ne diyordun; ne yapıyorsanız biran önce yapın da bu tosuncukları başımızdan alın artık! Sayın korunun yazılarını takip ettiği hüsnüniyetiyle baktığımız bu elemanları ibretle okuyoruz ve hastalıklı bakış açılarının kaynağını görmekte zorlanmıyoruz: nurdangille bernargiller! Ya bunları başımıza topladığın gibi ortamdan kişelersin ya da hepsine yeterli yazım ve iletişim tekniklerini öğretirsin! İstersen yanına bizim h.k.yı da al; bilmem hangi mide özsuyu ve çakaleriği marmelatının sentezini hazırlayıp içirin hepsine, yoksa ben yapacaamı biliyorum:) tövbe tövbe…

    • Hiç niyetim yokken şu “laf salatası”, bilmem ne “mermelat sentezi” dediğin konulara tekrardan değinmek zorunda hissettim (çünkü hiç bir şey anlamamışa benziyorsun). Necip Bey kendine göre şeyler yazmış (16 Ağustos 2018 at 08:52), ben de yazayım dedim. Bu arada, sen de nasibini almağa bak……

  4. Size sevineceğiniz bir haber vereyim fakat bu habere hemen umutlanmayalım.
    ABD başkani RT Erdoğanlaştı daha doğrusu Erdoğanin ruhu NATO zirvesinden sonra Trumpin bedenine girmiş! Belkide ben yanıliyorun bu akıl üçüzlerin ortak aklida olabilir.
    Çünkü Trumpin butün seçimlerden önceki Rüsvet , yolsuzluk ve Rusya ile ilişkileri ortaya çikikti ve bu durum Başkan ve ailesinede dokunmaya başlayınca.
    Bizdeki 17/25 Aralikta Erdoganin yaptıginin aynısıni yapmaya başladı.
    Ama öğle bizdeki gibi devlet kredisini kullanarak satin aldiği Sabahlardan ve havuzdan burada pek yok.
    CIA /FBI gibi güvenlik kurumlarınin eski yani Trumpin işten attiği ekibin başknlarinin yüksek güvenlige erişimini yasakladı.
    Sadece kendisine verilmiş elindeki bir kozu kullaniyor İşden atmak.
    Hakimlere,Medyaya ve kendi seçmenleride dahil Millete hüküm edemiyor… İşte tam bu noktada bizdeki Rahibi Kullaniyor.
    Ya Yardimcısi onu mesajıni TV lerde parmağıni sallayarak Türkiyeyi tahdit ettiriyo yada kendisi o işi twiterden hallediyor.
    Bizim 17/25 Aralikdan farki burada millet ona inanip de dünyanin gözi bizde palavralarına yutmiyor.
    Baksaniz ya herşey apaçik ortada iken halen daha troller işe devam ediyorlar.
    Looking for an Excuses….

  5. sayın yorumcular Ak partinin ülkemize milletimize 16 yılda maddi manevi neler kazandırdığını milli olmayanlar (FETÖ, PKK ve diğer dış güçlerin maşası olmuş oluşumlar ) anlayamazlar, göremezler . çünkü onlar gelişen, güçlenen Türkiye den rahatsız olan parazitlerdir. Ülkemizi kim kalkındırmış sa onun karşısında olmuşlardır. İç muhalefete gelince kimileri istemezükcüler (şu yapılmasın bu yapılmasın) kimileri, Ak partiden önce adam yerine konmazken devlet tarafından itilip kakılırken Ak parti bütün vatandaşları devlet katında itibarlı yaptı. ama bazıları bunu kıskandıkları için eski günlerini unutup onlar da müzmin muhalif oldular. FETÖ ye gelince onlar içinde yetiştikleri toplumu kandırmış devleti ele geçirmek için her türlü alçaklığı yapmakta bir beis görmemiş dış güçlerin maşası olmuş alçaklar milletimiz tarafından mahşeri vicdanda mahkum edilmiş terör örgütüdür.

    • sayın yorumcular Ak partinin ülkemize milletimize 16 yılda maddi manevi ne zararlar verdiğini yandaş olanlar (FETÖ, PKK ve diğer dış güçlerin maşası olmuş oluşumlar ) anlayamazlar, göremezler . çünkü onlar geriye giden, gittikçe zayıflayan Türkiye den rahatsız olmayan asalaklardır, milletin sırtından geçinen parazitlerdir. Ülkemizi kim soyduysa onlarla birlikte olmuşlardır.
      İç muhalefete gelince kimileri istemezükcüler (her türlü soygun ve zülme karşı çıkanlar) kimileri, Ak partiden önce adam yerine konmazken devlet tarafından itilip kakılırken Ak parti tarafından geçmişteki itilip kakılmayı bile arar olmuşlardır. ama bazıları bununla da yetinmemiş, eski günlerini hatırladıkça müzmin muhalif oldular. FETÖ ye gelince onlar içinde yetiştikleri toplumu kandırmış devleti ele geçirmek için her türlü alçaklığı yapmakta bir beis görmemiş dış güçlerin maşası olmuş alçaklar milletimiz tarafından mahşeri vicdanda mahkum edilmiş terör örgütüdür. İnşallah fetö ile birlikte bu milletin sırtına binen diğeğr asalaklar da, fetö ile aynı kaderi paylaşacaklardır.
      – Ümit! marx, hegelin diyalektik felsefesini ayakları üzerine otutturduğunu söyler.
      – Ben de senin yazını ayakları üzerine otutturdum. doğru hale getirdim.
      – Gerci ben pek marxa benzemiyorum.
      – Fakat, seni de kimsenin hegelle karıştırmayacağından eminim. bu nedenle marx hegel bölümüne çok takılma.

  6. badem de amerikadan geliyormuş.
    portakal kesen, iphone kıran arkadaşları, abdyi protesto için badem ezmeye (yapabiliyorlarsa bıçaklayabilirler de) davet ediyorum.
    – Bu toplumun saman ithal etmesi kadar doğal, yaşamın akışına uygun, eşyanın tabiatına uygun, fizik, kimya, ve bilimum bilim dallarının kurallarına uygun bir sonuç olamaz.
    – Not: amerikan bademini uygur bademi ile karıştırmayın lütfen. biraz dikkatli olun. sonra dünyaya rezil oluyoruz.

  7. Akparti dün neydi bugün ne olmuş? diye tartışmak isteyenler buyursun: seçim sonuçlarını gösteren sarı haritaya bakarsak evet, akp hakim parti! Ama akpartiyi omzunda taşıyan yığınlar türkiyenin hakim sınıfı mıdır: hayır! Halkımız milli iradeyi canı pahasına egemen kılabilmiştir ve bunun en güzel kanıtı da başkanlık sistemi:) fakat karahalkın tüm kazanımlarını ilelebet tescilleyen yepyeni bir anayasadan hala mahrumuz… Kendilerindeki “kan yetmezliğini” beyaztürk olduklarına yoran kimi kopiller hakimsınıf rüyaları görmeye devam ediyorlar… Esas mesele: türkiye toplumunun ilerici güçleri halen nerede toplanmış durumda? Elbette devlet başkanlığı ve onu destekleyen milli blokta. İş ki akparti toplumun gerisinde kalmasın; çünkü muhalefetin kendine bile hayrı yok…

  8. Merhaba; Hangi AKAPE? iste son hali parti devleti rejimi.
    Benim isim tavsiyem; Teyyibistan
    Su an da Iktidarda baska bir parti olsa farzimuhal yani son baskanlik secimini erdogan disinda biri kazanmis olsaydi…
    – ABD ile mevcut duruma Erdogan soylu cavusoglu nasil yorum yapardi
    – Vatan millet sakarya ulkemiz devletimiz sahip cikma savas hainlik vs. Soylemlerini kim nerde kimin icin kullanirdi
    -Telefonlarini kirip dolar yakanlara Akp kafalilar neler derdi.
    Bi de bi neden hep vatandasa fatura ediliyo. Yerli telefon kullan dolar alma iktidari desteklemiyorsan hainsin ya da hatalarini soluyosan civciv ortak gorusune gore vatandasliktan cikarilsin….
    Oh ne ala memleket madem ABD mali almicaz neden F35 diye agliyoz almayalim kendimiz yapalim ya.
    Neden THY ucak aliyor almasin ABD den canimmm.akpartililer kartondan onu da yapsin.
    Neden erdogan ve hanedani yerli otomobil kullanmiyo fiat a bininler.
    Cocuk ve torunlari da mesela.devlet okullarinda okusun ABD de degil
    Yani merak ediyorum iktidar da AKP olmasa ve boyle bi kriz olsa erdogan neler solerdi ne yapardi acaba…
    Bu da gosteriyor ki ulkede beceriksiz korkak ve projesiz bir muhalefet var.
    Sonuc; Akape kocaman bir yalan dunya kurdu ve gercekleri anlatip halki ikna e decek bir alternatif yok.

  9. Erdoğanin en başarili hizmetlerden birisinide bugün Cumhuriyet gazetesi yazmış.
    Ne hizmetler yapti bu Türkiyeye 1100 odali saraylami bağşlamadi, her aileye en az 3 çocuk yapacaksiniz emrimi vermedi, çocuğu olmayan kadini yarım kadınmi yamadı.
    Meyerse bunlar boşuna değilmiş!
    Okuyup bakalim, Cumhuriyet gazetesi bu çocuklar ve anneleri Erdoğana nasıl minnet duyduklarından bahsediyor.
    Sizin 1100 odali saryiniz arsa bizimde Allahimız var diyerek sesleniyorlardır mutlaka.

    http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/1056453/Dogmamis_cocuklar_hukuksuzlukla_tanisti___insanlik_ayaklar_altinda_.html

  10. Sayın Koru demiş ki;
    “Oysa bir partinin iktidarda geçen 16 yılının değerlendirilmesi çok daha fazla yankı bulmalıydı.”
    Neden yankı bulmamış olabilir sorusunun cevabı zaten yazının ilerleyen kısımlarında verilmiş.
    2004 te yapılan bir sempozyumda Erdoğanın yaptığı konuşmanın satırbaşları herşeyi söylüyor zaten.
    O zaman söyledikleriyle şimdiki yaptıkları taban tabana zıt bir AKP var artık.
    Bu durumun sorgulanması işlerine gelmediği için fazla yankılanmasını istememişlerdir.
    AKP yeni ortaklar ve yeni seçmen profillerine sesleniyor artık.
    Zaten o dönem AKP ye oy verenlerin çoğu artık oy vermiyor.
    2004 te anlatılan AKP den bu günkü AKP nin 3 temel farkı var.
    1-Üllkeyi kabak gibi ortadan ikiye bölmeyi başararak ayakta kalıyor. Kutuplaştırmanın en ileri seviyesi…
    2-Buyurgan dayatmacı ve otoroiter bir anlayışı savunuyor. Toplum mühendisliğinin zirvesi…
    3-Dini ve dini değerleri sonuna kadar kullanıyor. Allah ile aldatma…
    Bu 3 konuda artık uzmanlaştılar.
    Bir de ekonomiyi halladebilseler…
    Bir tek ekonomi konusunda uzmanlaşamadılar.
    Ama haklarını yememek lazım.
    Mücahitlikten müteahhitliğe mükemmel geçiş yaptılar.
    Kendi ekonomilerini çok güzel düzellttiler.

  11. Peki ne oldi akp’ye, furdi, furdi ve furuldi.
    Bu büyük değişimin başlangıcı sayılacak bir milat veya bir vücut kimyasını bozan katalizör reaksiyon veya big bang olarak kabul edilecek dönemeç neresidir. Bence var ama yazar kadar güzel açıklayamayacağım için ben yazmıyorum.

    • Dönüm noktası cemaatle köprülerin atılması . Bunun üzerine cemaatin polislerinin hükümete operasyon yapması . Hükümetin bunu bastırması . Ve 2 iki egemen güç yüzünden ülkenin mahvedilmesi.

        • Sen de haklısın komşi. Bu haşhaşçılar kafayı bi buldular mı artık nereyi bombalayacaklarını şaşırırlar. En son Belgradı bile bombaladılar. Buralarda ne çile çektik yav.

  12. ürünlere %30 ila 35 arası zam gelmeye başladı. 2.5 tllik süt bile 3.5 tlden satılmaya başlandı. Gelen zamların ardından bugün benzin ve motorine yine %9 zam yapıldı. bu da %35 zammın üzerine yeni zamların yakında geleceği anlamına geliyor.
    – Akp artık hiç umurumda değil. nerden nereye, nasıl geldiğinin de önemi yok. akpnin geldiği yere ağlamanın da akpye akıl vermenin de bir anlamı yok çünkü fiilen akp değil artık rte var.
    – Artık derken davutoğlu davutoğlunun da gönderilmesi ile rtenin padişahlığı fiilen faaliyete geçti. o zamandan beridir de zaten var olan kötü gidiş hızlandı. Zaten başka türlü olma ihtimali de yok.
    – sovyetlerde gorbaçov dönüşümü başlattığında, çağımızın sorunlarının çok çeşitlendiğini ve arttığını belirterek, lenin gelse bile artık çağın sorunlarına çözüm bulmasının mümkün olmadığını belirtti. “artık 70 tane lenin olsa çağın sorunlarına yine çözüm bulamaz” mealinde cümlesi var. gorbaçovun dönüşümdeki çıkış noktası bu düşünce oldu. bu düşünce bütün dünyayı etkiledi. çünkü artık dünyanın birkaç “üstün insan” tarafından yönetilebilir olmadığı çok açıktı.
    – Artık dünya, birkaç kişinin yönetebileceği bir dünya değil. Evet birkaç kişinin yönettiği ülkeler var ancak o ülkelerin durumu da ortada. nitekim türkiye de, yönetim birkaç kişinin elinde yoğunlaşmaya başladıkça kötü gidiş hızlandı.
    – Yani ben de olsam, lenin de olsa, gorbaçov da, olsa, dünyadaki herhangi biri de olsa, tarihten herhangi biri de olsa, bir ya da birkaç kişinin yönettiği ülkeden hiçbirşey olmaz.
    – Birkaç nedenle hiçbirşey olmaz.
    -1- artık çağımız, bir ya da birkaç kişinin yönetebileceği bir çağ değil. hem yapılması gerekenler çok çeşitli, hem çok fazla, hem de bunların birbirleri ve başka unsurlarla ilişkileri çok daha karmaşık.
    – 2- Tek ya da birkaç kişi ile ülke yönetmeyi düşünen kişilerin zihniyeti zaten bu çağda bir yeri yönetmeye uygun değil.
    – 3- bir ya da birkaç kişinin ülkeyi yönetmesini isteyenlerin zihniyeti zaten bu çağa uygun değil. bu nedenle burdan iyi birşey çıkma ihtimali yok.

      • dragan, inşallah. etin ucuz olduğunu biliyorum. arkadaşım 2 gün önce ordan geldi. hemen her ay da oraya gidiyor. kosova, makedonya, sırbistan, dolaşıp duruyor. oralarda birşeyler yapmaya çalışıyoruz.

  13. Ben önceki yorumumda AKP nin ismini değistirelim diye yazmıştım ona bir şey daha eklemek istiyorum.TC yi değiştirelim.
    TÜRKIYE yerine TAYYIP yazalim Tayyip CUMHURRİYET olsun.
    Şu an Türkiye diye bir derdimiz yok Varsada yoksada Reis var yakında Trumpla olan Kurtuluş savaşınida o kazanacak şimdiden isim değistirlsinki Reis rahat uyusun.

    Hay Allah bunu yazarkende.
    Fehmi beyin 9 Kasım 2016 da Trump seçim kazandıktan sonraki yazisinin sonundaki bu uyariya hatirladim ve o yazının son pragrafini buraya kopiledim.
    Tekrar bir göz atalim ve bugünki yağciların o günlerde neler yazdıkları ile karşilaştiralım.
    ×××××××××
    Ne olacak şimdi?

    Kolay bir dönem olmayacak Trump’ın Beyaz Saray’da oturup dünyanın dört bir tarafıyla ilgili kararlar verdiği yıllar…

    TV’de verdiği sözü tutar ve ülkesinin trilyonlarını Ortadoğu için harcamazsa.. bir türlü…

    Hemen yanı başındaki Stephen Bannon öyle akıllar verdiği için bölgedeki her ülke hakkında olumsuz düşüncelerini politikaya çevirirse.. bir başka türlü…

    İki ucu da pis bir değnek gibi…

    O döneme herkes hazır olmalı.

    En başta da ülkemizi yönetenler…

    ΩΩΩΩ

  14. AK Parti
    AK Parti Milli Görüş partilerinin devamıdır. Erbakan’ın anlatımları ile dünya değişmiştir.
    1) Sovyetler yıkılmış, kapitalizme alternatif olmaktan çıkmıştır.
    2) Sermaye’nin dinsizlik siyaseti iflas etmiş ve dinlerle uzlaşmaya başlamıştır.
    3) Türkiye Sermaye desteği olmasa da kendi imkanları ile sanayileşmeye başlamıştır.
    4) Türk Ordusu stratejisini değiştirmiş ve demokrasiden yana tavır almaya başlamıştır.
    Adil Düzen geleceğine muhafazakar parti adı altında bozulmuş, ömrünü doldurmuş bir İslam anlayışı ile yola devam edilmesi istenmiş, muhafazakarlık adı ile devreye girmiştir. Milli Görüş’ten gelen kadro Erbakan’ın başlattığı hamleler ile başarı elde etmiştir ama büyük hatalar da yapmıştır. Bugünkü durum o hataların sonucudur ama büyük darbeler de yapmıştır.
    Bugün AK Parti’den Milli Görüş kadrosu tasfiye edilmiştir. Erdoğan başka istikamette, oluşturduğu yeni kadro başka istikamettedir. AK Parti şimdi bir şey değildir. Kurucu kadrosunu tasfiye etmiş, henüz hiçbir projesi, programı ve anlayışı olmayan bir kadro ile oluşmuş, ne olacağı kimin etkisinde oluşacağı bilinmektedir.
    Sermaye; Ordu, Erdoğan ve partiye oy verenleri etkilemeye çalışacaktır. Milletvekilleri ile bakanları ile ve bürokratları ile ne tarafa kaçacaklardır. Belli değildir. Devlet başkanı ordu ile iş birliği yapar, Kur’an’ı kendilerine rehber yaparlarsa başarı şansı kesindir. Yapamazlarsa, AK Parti’nin sonu diğer enkaz partilerin sonu gibi olur.
    Kur’an’ın bin sene önceki yorumları ile değil günümüzün yorumları ile rehber edilmesi gerekir. Bu da yalnız Akvevler’de vardır. Bunlar gerçeklerdir, benim sözlerim değildir.

  15. Evet, ”Hakim bir parti AK Parti”.

    Yazıyı okurken düşündüğüm şey; ilk toplantısında, Erdoğan’ın yaptığı ve Koru’nun da satır başlarıyla değindiği o konuşmayı, bugün de bu toplantıda, noktasına, virgülüne dokunmadan yapmış olsaydı Erdoğan, hangi zamanda hangi konuşma gerçek olan ile örtüşüyor diye bir muhakeme yapma fırsatımız doğardı.

    Mezkur toplantının son yapılanına Erdoğan katılmış mıdır bilmiyorum ama Nebi Miş’in yaptığı değerlendirme de, Koru’nun ”Hakim bir parti AK Parti” hükmünü doğrular nitelikte.

    Çokça umut bağlanan ve liderinden de çok şey umulan AK Parti, demokrat muhafazakar bir partiden ve liderlikten başka mecralara evrilen bir parti hüviyetinde artık. Yansımalarını toplumsal, siyasal yaşamda ve uluslararası ilişkilerde negatif olarak yaşamaktayız.

    Bunu, kuruluşundan ve iktidar olduğu ilk yıldan başlayarak bugüne kadar yaptığı icraatların toplumsal yaşamımıza akseden etkilerini sınıflandırarak ölçebiliriz. Karşımıza muhafazakar demokrat ilkelerden sıyrılmaya/sıvışmaya başlanılan zaman dilimi olarak 2011-2018… ve 2002-2011, ülkenin şahlanışa geçtiği AK Pati dönemi diye ikiye ayırırsak abartı yapmış olmayız herhalde.

  16. Vay be neredennnn nerelere savrulmuşlar. Yani şimdi birileri 2004 te Erdoğan’ın yaptığı o konuşmasına benzer bir konuşmayı bugün herhangi bir panelde yapsa vay haline ne vatan hainliği kalır söylenmedik nede dış güçlerin piyonu olduğu. Çünkü o gün tasvip etmedikleri ve karşı çıktıklarını her şeyi bugün bizatihi kendileri yapar oldular. Sanırım “Nurda” haklı bir ismi kalmış değişmeyen en kısa zamanda onu da değiştirmeliler. saygılar.

  17. Bir parti yeni kurulduğunda veya muhelefette kaldığında çok özgürdür, idealisttir, siyaseti idealler ve hatta ütopyalar üzerinden kurgular. Elini kısıtlayan hiçbir sorumluluğu, hesap vermesini gerektirecek hiçbir icraati, gözetmesi gereken iç ve dış dengeleri yoktur.
    Ama iktidar olduğunda, hele hele iktidardan öte muktedir olduğunda bu lüks biter. Artık yaptığı her icraatin sorumluluğunu alması, seçimlerde hesabını vermesi, eleştirileri göğüsleyebilmesi, hem ülke içinde hem dünyada belirli dengeleri gözetebilmesi gereklidir.
    Dolayısıyla muhalefetteki bir parti bekar, iktidardaki bir parti ise evli bir insan gibidir. Hem söylemleri hem davranışları farklı saiklerle oluşur.
    Ayrıca yazının sonuç kısmında Fehmi beyin eleştirdiği tanımlamalar faklı konumları içerdiği için bence bir değişimi içermemektedir. Çünkü ”muhafazakar demokrat”lık Akpartinin siyasal duruşunu ve ideolojisini nitelerken, ”hakim parti” terimi onun mevcut siyasi dağılım içindeki yerini belirtmektedir. Ve her ikisi de farklı alanlarda doğru tespitlerdir.

    • Sempozyum konuşması 2004. İşbaşı 2002. Parti kurulması daha önceki yıllara gidiyor. Sorumluluk alanı 2 yıla yakın bir zaman olmuş. Bekarmış ta evliymiş, yok ütopyaymış da, şuymuş buymuş… topu dolandırıp taca atmalar… İki yıllık zaman az mı? söz verdiği konulardan hangisinde sözünü tutmuştur bir listesini çıkarın görelim. Beğenmediğimiz Trump işbaşına geldiğinde seçmenlere verdiği sözlere sadık kalma dürüstlüğünü gösterdi. Neymiş, ideolojisi muhafazakarmış! Neye dayalı bir muhafazakarlık? Bu 1) Allah’a imana ve bunun beraberinde getirdiği hakka adalete, ahlaka, hakkıyla çalışmaya dayalı bir muhafazakarlık mı?, yoksa, 2) bunlar üzerinden iblisin-nefsinin vesvesesi ile zihninde oluşturduğun “şirk”e dayalı bir muhafazakarlık mı? Müslümanlık sadece 1. kategoriyi kapsayan bir muhafazakarlıkla bağdaşır. Ancak içine doğduğun otomatik müslümanlık, aklı ve bunun gereği sorgulamayı devreden çıkarmış “ezber”e bir müslümanlık ise bunda ucundan kıyısından “şirk”e bulaşmışlık vardır. İşte bu 2. durumda, müslümanlık bir taraftan devam ederken usturuplu yalan, ahlaksızlık, yolsuzluk ve rüşvet işleri de devam eder. Ve işte bu durum “siyasal duruş ve ideolojik nitelikler”iyle ülke yönetiminde “hakim” hale geldiği için on-yıllardır yerimizde sayıyoruz. Trump’a değilse, Katar Emiri’ne muhtaçsınız. O da olmazsa Merkel’e-Putin’e-Jinping’e muhtaçsınız… Çünkü, yıllardır hakim olduğunuz para ve insan kaynaklarını yanlış kullandınız. İşinizi doğru-dürüst yapmasını bilemediniz. Şirkin içinde debelenip durmakla anca bu kadar olabiliyor. Ne hallere düştünüz! İzni olmasa tek bir yaprak yere düşebilir mi?

      • Sn. H.k, hadi siyasi tarihi bilmiyorsun, işgücü idaresi ve ekonomiden de anlamıyorsun, reelpolitik, finans-kapital demişsin hak getire! Teolojiye hiç girmeyelim daha iyi; bari doğru düzgün şiirler yazıyor olsaydın:) eleştirmek için en azından beğenemiyor olman gerekir! Beğenmiyorsan da milli iradeyi aşağılayamazsın; ona saygı duymayı öğrenerek işe koyulabilirsin ama!

        • Sn H. Gayret, AKP marka gözlüklerini çıkar da bak bakayım, yukarda milli iradenin, reelpolitik, finans kapital vs adı geçiyor mu? Alakasız bazı kavramların/terminolijinin arkasına sığınacağına, hakkı savunmanı tavsiye ederim. Eleştirideki spesifik konuya karşı argümanla gel, gelebilirsen. Yazdığım kafiyeli satırları beğenesin diye yazmıyorum (Beğenen olursa teşekkür etmemek nezaketsizlik olur. Sen yaz seninkilerini de beğenen çıkabilir). Din-iman/teoloji, AKPnin başa geleli beri siyasi kullanımında olan bir şey değil mi? Laf salatası, mermalat diyerek Kuran’ın özünde olan Akıl-İman Sentezini aşağılamaya çalışma. Son bir tavsiye: hiç kimsenin adını/rumuzunu ağzına bulaştırmadan adam gibi yorumunu yaz; faydalı olmağa bak, çok bilmiş adam!

  18. Birde AKP nin ismini değiştirseler daha iyi olur hiç deyilse her kelimenin başına iki ayrinti yazmaya gerek kalmaz.
    Bence en iyi yakışan isim şu.
    RLP
    Reis ve Liderimiz Partisi… veya ÜLP
    Ümmetin Liderinin Partisi.

    10/11/2004 yapılmış sempoziyonun AFIŞINDEN eser olarak bir tarih birde
    Iki harf kalmış diğerleri tipki AKP gibi solduğu için ne yazdığıni okiyamadım fakat o solmamış iki harfa anlamlarını tahmin ediyorum
    U××S olsa olsa şu olabilir.
    Ukalalar Sempozyumu!
    Düşündüm düşümdüm şöyle 16 senede AKP TC için ne gibi hizmetler yaptı diye aklima ilk gelenler şunlar oldu.Dinci, ukala, gambazcı ve cahil üniversiteleri açarak bu ülkeye büyük yatırimlar imza atip mühteşem hizmetler verdi ve vermeyede devam ediyor.
    Kıliçtaroğluda TC yi batırmak için uğraşiyor beceriksiz, birazda sen bu okullardan açsana hiç değilse her zaman ÜMMETIN LIDERIDE SENDEN DERT YANMAYI UNUTURDA BIRAZ NEFES ALIR.

    Bu arada Yağada epeyce zam gelmiş son Trump olayında Havuz ve çevresindekiler epeyice yağ yaktıkları için yağ bitmek üzere yakinda karaborsa olursa şaşmamak gerek.
    600 YILLIK İMPARATORUN TORUNLARİNIN DÜŞÜRLÜDÜĞÜ DURUMA BAKIN.
    Trump gibi birisini kendi ekibi de dahıl bütün yalan ve sahtakarlımlarını ortaya çıkararak köşeye sıkıştırıp etkisiz hale getirirlerken.
    Onu bir Twitti Türkiyenin economisini çökertti.
    Fehmi bey 2004 deki afişe tamda AKP nin şimdiki haline anlatan bir renk vermiş nadıl şimdi eski AKP lilerden eser kalmadi ise yakındada AKP den eser kalmaz.

  19. DEREYİ GEÇENE KADAR AYIYA DAYI DERMİŞ; ATALARIMIZ.
    Gerçekler gücü ele geçirince ortaya çıkarmış.
    Evlenene kadar çok farklı bir şekle bürünen damadın evlendikten sonra gerçek huylarının ortaya çıkması .
    ALDATAN VE ALDANAN OLMADIK. Derken, aldatan ve aldanan mı olduk acaba?
    EN BÜYÜK YALAN YALAN SÖYLEMEDİĞİNİ SÖYLEYEN YALANCI DEĞILMİDİR?
    VATANDAŞ, KARNINI DOYURMAK İÇİN KANCAYA TAKILAN YEME SALDIRIRKEN ASLINDA KENDİ KARNINI DEĞİL KANCAYA YEMİ TAKANIN KARNINI DOYURURMUŞ.
    Aslında bir zamanlar prim yapan söylemler halk tarafından ilgi görmemeye başlayınca seçilmek isteyenlerce terk edilmesi tekrar seçilmek için uygun bir yol değil mi?
    Seçimle iktidar olunan bir yerde çoğunluğun değer verdiği sözle söylenir, icraatlar ona göre şekil alır.
    Seçileceklerin doğruları söylemesi halkın ilgisini çekmiyorsa söylenmez.
    Seçilecekler kendi doğruları değil halkın isteklerine göre yönlerini belirlerler.
    Zamanla değişime uğramak bu nedenledir.
    HAYATTA GÜÇLÜ OLANLAR (Haklı) DEĞİL,DEĞİŞİME AYAK UYDURABİLENLER KALIRMIŞ.
    Fehmi bey in bahsettiği örnekte olduğu gibi.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here