AK Parti seçimlerden başarılı çıkamazsa suçlanacak kişi şimdiden belli…

109

Mevcut hükümetin en ilginç bakanlarından biri, ekonomi ile ilgili konularda ağzına bakılan başbakan yardımcısı Mehmet Şimşek. Ekonomi söz konusu olduğunda, kamuoyu, piyasalar ve yatırımcılar yalnızca Mehmet Şimşek‘in ne dediğine dikkat ediyorlar.

Geçen yılın ortalarında (2017 Temmuz) yapılan yeni görevlendirmelerde, Mehmet Şimşek‘e, daha önce kendisinden alınmış ‘ekonomiden sorumlu’ unvanı bu yüzden geri verildi.

Şimşek temenniden öteye gidemiyor

Bu girişi yapmamın sebebi, Şimşek‘in seçim kampanyasına katkıda bulunmak için çıktığı TV programlarında, yatırımcıların hevesini kıran unsurları sayarken, en başa OHAL’in varlığını yerleştirmesidir.

En son Fox-TV‘de de görüşünü tekrarladı ve OHAL’in seçimden sonra kaldırılabileceğini söyledi Mehmet Şimşek.

O bu görüşünü ‘ekonomiden sorumlu’ unvanını üstlendiği ilk günden beri tekrarlayıp duruyor zaten; ancak ona rağmen yedinci kez uzatıldı OHAL; hem de onun “Darbe ve terör gibi travmalar yaşanmasa…” şartı da çok şükür artık yerine geldiği halde.

Birkaç kez dikkat çekmiştim: Kamuoyu araştırmaları, terörün başını göstermediği ortamlarda gidilen seçimlerde, ekonomik sıkıntı yaşanıyorsa, iktidar partilerinin başarılı olamadığına işaret ediyor.

2015 yılında yapılan iki seçim (7 Haziran ve 1 Kasım) sonuçları da bu tezi doğruluyor.

Türkiye genel seçimi ile cumhurbaşkanlığı seçimini OHAL ortamında yaşıyor; böyle giderse gelecek yılın Mart ayında yapılacak yerel seçimde de OHAL varlığını sürdürebilecek.

Yani? Yerli-yabancı yatırımcılar ülkeden uzak durmaya devam edecek, Türkiye döviz açlığı yüzünden dünyanın en yüksek faiz oranını ödemeyi sürdürecek…

Ekonomimizin gerçekliği bu: İhracata karşı ithalat rakamlarının başını alıp gitmesinden meydana gelen cari açık rekor seviyelerde ve OHAL’in varlığı cari açığın ekonomi üzerindeki yıpratıcı etkisini sürekli kılıyor.

Bazıları, siyasetin içerisinden gelen “OHAL kalksın” tavsiyelerine türlü çeşitli eleştirilerle mukabele ediyor. İktidar ile iktidar partisinin itibar ettiği medya arasında nasıl bir etkileşim varsa, medyadan gelen bu yoldaki eleştiriler AK Parti’nin kendi iyiliği için yapması gerekeni yerine getirmesini de engelliyor.

OHAL konusu böyle bir konu. Ne zaman açılsa, medyada köşeleri tutan ve televizyonlarda görüşlerine yer verilen bazıları, güncel tehditlerle irtibatladıkları OHAL’i derhal sahiplenip tavsiyeyi geçersiz kılmayı başarıyorlar.

Ellerinden gelse muhalefetten ve muhalif görüşte olanlardan gelen “OHAL kalksın” tavsiyesini ekonomik açıdan sahiplenen Mehmet Şimşek‘i de afaroz edecekler.

İçlerinden bazıları afaroz ediyor da.

Mehmet Şimşek bu seçimde milletvekili adayı da yapılmadı.

Yargıya güven olmazsa…

Oysa, OHAL ekonomiyi canlandıracak yatırımcıların iştahını kaçırması yönünden en ciddi sorun.

Normal bir ortamda asla düşünülemeyecek uygulamaların önünü açtığı için adalet mekanizmasına güveni yok ediyor da ondan. Hukuk düzenine güvenin kalmadığı ortamlarda parası olanların daha güvenilir iklimlere doğru yol almaları kaçınılmaz oluyor.

Sermaye sınır da tanımıyor çünkü günümüz dünyasında.

OHAL yabancı yatırımcıyı ülkemizden uzakta tuttuğu gibi, parası olan Türkler de yatırımlarını başka ülkelere yönlendiriyorlar.

Sayıları zaten az olan dolar milyonerlerinden 6 bini (toplamın yüzde 12’si) 2017 yılında Türkiye’den başka ülkelere göç etti.

Bir dostum, yakını olan bir yargı mensubuyla konuşmasını aktarmıştı bir süre önce. Kamuoyu yoklamalarında yargıya güvenin yüzde 15’lere kadar inmesini gündeme getirdiğinde, sohpet ettiği yargı mensubu, dostuma, “Güvenen yüzde 15 kimlermiş, esas ben onu merak ederim” demiş…

Çocukluğumuzdan beri işitegeldiğimiz “Akılsız dostun olacağına akıllı düşmanın olsun” sözünün anlamı üzerinde galiba hiç düşünmüyoruz.

Düşünmediğimiz, kendisine dost bildiği çevrelere kulak vermesinin sonunda AK Parti’yi getirdiği durumdan da belli. 2010 yılına kadar sürdürdüğü çizgiden sapmasaydı, ülkeyi tanıştırdığı çağdaş değerler istikametinde yol almaya devam etseydi, kuvvetler ayrılığı ilkesini titizlikle korusa ve demokrasinin temel ilkelerini korumayı görev bilmeyi sürdürseydi, 2023 ve hatta 2073 hedeflerini kolayca gerçekleştirebileceği bir siyaset ikliminde bulunacaktı AK Parti.

Şimdi ise kurulduğundan bu yana hiçbir seçimde karşı karşıya kalmadığı zorluklara muhatap; cumhurbaşkanlığı seçiminde adayının ikinci tura kalma ihtimali belirdi, bazılarına göre adayını cumhurbaşkanı seçtirmeyi başarsa bile parlamentoda çoğunluğu kaybetme ihtimali var.

O ihtimalle 7 Haziran 2015 seçiminde karşı karşıya kalmıştı hatırlarsınız.

Bütün o süreçte, 2010 yılından bu yana, kendisine hata yaptıranları dinleye dinleye bugünlere geldi AK Parti.

Aynı kişi ve çevreler “OHAL kalkmamalı” gürültüsüyle ekonominin zaafa uğramasını da sağladılar.

Mehmet Şimşek başarılı olduğu sağlıklı göstergelerden de anlaşılan bir ekonomiyi devralıp belli bir çizgide sürdürerek kendi başarısını da ispatlamış bir siyasetçi iken, bugün sırtına bırakılan sorumluluğu tam yerine getiremiyor.

Sözü temenniden başka bir değer taşımayan bir siyasetçi konumunda olmak herhalde hoş değildir.

En kötü senaryo gerçekleşir ve AK Parti farklı bir çizgi izlese -en azından OHAL’i kaldırma cesaretini gösterse- yeni bir başarı kazanarak çıkabileceği seçimi kaybederse, sorumluluğun üzerine yıkılacağı kim var?

Mehmet Şimşek bu hükümetin gerçekten en ilginç bakanı.

ΩΩΩΩ

109 YORUMLAR

  1. Baba bir hırsız yakaladım diyor oğul Babası,al da gel diyor. Oğlan,gelmiyor diyor. Baba, sal da gel diyor. Oğul, bırakmıyor diyor. BABA, O ZAMAN HIRSIZ SENSİN DİYOR. FETÖ ile mücadele de aynı hesap. Bence tabii.

  2. Biri bana söyleyebilir mi acaba?Eşimle kurban bayramında Batman’da kurban dağıtan Mehmet Şimşek “bakan “,elini kolunu sallayarak geziyor benim doktor eşim bu sebeple terör örgütü Fetö ile iltisaklı sayılıp ,işinden oluyor.Hadi Devletten attılar,şimdi ise özelde İş yeri hekimliği yaparken sertifikasını onaylamadılar…
    OHAL’de biz ağaç kökü mü yiyeceğiz???

    • Hayret ya, şu adaletsizliğe bakın! Allah kolaylık versin, Ayyıldız. Keşke bir yardımımız dokunabilse. Aile olarak işsiz kaldıysanız ancak suça karışmış bir durumunuz yoksa ve başka hiçbir çareniz kalmadıysa yurtdışını deneyin. Belli meslek gruplarını teknik eleman olarak alan ülkeler olduğunu duymuştum.

  3. Bernar bey adımınızı geri almalısınız çünkü “muhalif ve taraftar (yandaş, biadcı vs.) olmayan ” denmişti.Siz hararetle taraf olduğunuzu söylemişsiniz. Yazı sözden daha kontrollü ve bağlayıcı bir fikir beyanıdır. Kubbede hoş bir sada bırakmak isteyenler bunu unutmamalı derim.
    Sayı Koru “Sözü temenniden başka bir değer taşımayan bir siyasetçi konumunda olmak herhalde hoş değildir.” diye bahsedilen ilginç bakan yazınızı Cumhurbaşkanının “24 Haziran sonrası ilk işimiz OHAL’i kaldırmak olacak ” vadiyle yok sayabilirmiyiz?
    Yoksa her partiye işinde ehil ve mütevazi-ısrarcı üç beş “Sözü temenniden başka bir değer taşımayan bir siyasetçi konumunda olmak herhalde hoş değildir.” mi lazım
    Selametle

  4. Hayret ya, hala daha Balkanlara minik uçak operasyonu! Yunanistan bir Kosova değil ama, anlaşmak için verilecek taviz çok büyük olursa kıymeti yok-Kıbrıs konusu malum! Asıl hedef Pensilvanya olsa ve başarılı bir manevrayla ülkeye getirilse bile işin tümebakım olarak getirisi ne olacak (gladyonun sonu mu!). Bu durumun milletin dikkatini çekip toplamak, sonra da dağıtmak ve hedef şaşırtmaktan başka bir getirisi olabilir mi.. Jakoben çıkışlar şövenlik karın doyurmuyor!

    Öcalanı denize nazır bir otelde kaç senedir besliyoruz. Bunun, pkk faaliyetlerinin kontrolüne ne kadar faydası oldu? O hesap, Pensilvanya mukiminin gelmesi halinde bunun gladyo faaliyetlerinin kontrolüne o kadarcık faydası olur… (gladyonun şu anda bile Türkiye’de Aksarayda olmadığının bir garantisini verecek olanınız var mı?!).

  5. AKP neden HDP den bu kadar korkuyor.
    Hemde nerdeise oy çalmak mubahtır diye fetfa verecekler. İstiyen internetten video yu reisin kendi sesinden dinler. Ben dinledim, konuşulanlarin yazılışını da aşağiya aktardim okumak isteyen okuyabilir.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, gizli bir toplantıda HDP’yi markaja alıp baraj altında bırakma talimatı verdiği ortaya çıktı.

    Türkiye 24 Haziran’da cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri için sandık başına gidiyor. Erken seçime sayılı gün kaldı. Seçimle ilgili yapılan anketlerden Cumhur İttifakı’nın meclis çoğunluğu elde edemediği seçimlerin de ikinci tura kalacağı kesin görünüyor. Bu seçimlerin kilit partisi ise yine HDP. Partinin cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunuyor.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, HDP’yi ve Demirtaş’ı kendisine en önemli rakip görmeye devam ediyor. Bu yüzden son günlerde Demirtaş ve HDP’ye karşı kimi suçlamalarda bulunuyor. 

    Yeni ortaya çıkan bir videoda, Erdoğan, partililerle yaptığı gizli toplantıda HDP’yi hedef göstermesi dikkat çekiyor.

    Erdoğan konuşmasında, şöyle dediği duyuluyor:

    “HDP üzerinden parti teşkilatlarımızın çok farklı çalışma yapması lazım. Bunu dışarıda konuşmam. Burada sizlerle konuşuyorum. Niye sizlerle konuşuyorum. Çünkü onların baraj altı kalması demek, bizim durumumuzu çok daha iyi bir noktaya gelmesi demektir. Dolasıyla da her ilçede arkadaşlarım özellikle çok farklı çalışması lazım. Çünkü siz kim, kimdir bunu biliyorsunuz. Mahalle temsilcilerimiz kim kimdir bilmiyorsa o zaman bu görevi bıraksın. Bilmeniz lazım. Alacaksınız önünüze sandık seçmen listesini, bu sandık seçmen listesini buna göre onlar üzerinden özel bir çalışma yapmanız, inanıyorum ki bize çok farklı bir konuda netice getirecektir. Markaja almak diyoruz ya markaja alacaksınız”

    Halkların Demokratik Partisi’nden ise videoyla ilgili ilk açıklama geldi. HDP’nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “AKP Genel Başkanı Erdoğan açıkça suça teşvik ediyor. HDP’yi baraj altında bırakmak için hile ve baskıyla oylarımızı çalmayı planlıyor. Çünkü HDP Meclis’te olmazsa 400’den fazla vekil kazanacağını biliyor. İşte bunu engellemek için 24 Haziran’da bir oy HDP’ye bir oy Demirtaş’a” ifadelerine yer verildi.

     

  6. Hayret ya, hala IMF tantanası! köhneleşen klasik bir reklam haline geldi. Be mübarek! pahalıya gelen ama ihtiyacın olan döviz girdisi için tek bir IMF mi var? O alternatifler arasında sadece bir tanesi. Sorun kurumun ne olduğu değil senin kendini dolara euroya karşı daha da aciz duruma düşürmüş olman, tomorla faiz ödemek zorunda olman. Ne değişirse değişsin bu durumun değiştiği yok. Erime her geçen gün devam ediyor. Üstüne üstlük bir de koltuk için yeni yeni yüksek maliyetli seçim vaadleri var. Kısmen bile yerine getirilse ekonomiye direkt katkısı olmayan, ekonomiden bizzat alıp götüren şeyler.

    Kısır döngünün ciddiyetini yeni yeni anladınız ama acziyeti değiştirecek sağlam alt yapı geliştirmiş değilsiniz. Hep aynı klasik oyalama taktikleri; aman zaman kazanalım, sonrasına Allah kerim politikası. Onun için Bakan değiştirelim, onu satalım bunu yapalım. Yetmeyince iş kolay, nasıl olsa Erdoğan sıkışınca değiştim teranesine girmeyi beceriyor yeni nakaratlarla daha büyük borç batağına sokar milleti, kendine ve yakın çevresine bir şey olmaz. Yeterince palazlandılar…

      • Hayret ya, şu köhneleşmiş yaklaşıma bakın! onu kovduk, bunu attık, şunu sattık. Hep aynı jakoben şövenist çıkışlar. Yabancı paraya hiç de ihtiyacı yokmuş ortalık güllük gülistanlık, pes yani pes!

          • Hayret ya, keyfine gelmeyen yazıyı okumadan sallamak yapıştırmak bu olsa gerek! IMF karşıtlığı bu işe yetmiyor denmişti o yukarki yazıda. Oku da yorum yap!

  7. ” Bu seçim niçin yapılıyor ” ? Ak Parti niçin kuruluyor ? Ak Parti hangi gömleği taşıyor ? Ilımlı İslamla mı geçilecek, Çanakkale ? Fetoculardan hangileri içerde ? Hala, AkP ye yakın olanlar mı ? İbadettekiler mi ? Ticarettekiler (yoksa vurguncular) mı ? Hıyanettekiler (tepedekiler) mi ? İşbirlikçiler mi ? Dürüst olanlar mı ? Fırıldaklar mı ? Olağanüstü Hal, kimlere dokunuyor ? Kimler rahatsız ? Halk neye göre oy kullanıyor ? Aklına ve imanına göre mi ? Yoksa, midesine ve göbeğne göre mi ? Bu seçimle açılan, borç yükü yüklenen Hazineyi, yine, yeni seçime kadar NASILı toparlıyacağız ? Bu sonucun vebali iktidarın mı ? Muhalefettekilerin mi ? Vazifelerini zamanında yerine getiren vatandaşlar, gene enayi ! mi, oldu ? ! Her SEÇİM, Memleketi, geçim (temini) için namusunu (herşeyini satan) kimsesiz, zavallı kadınlara mı döndürecek ? Demokrasi denen şey bu mu ? İtalyayı, İspanyayı batıran nedir ? Gerçekçi olmalı, yaldızlı laflara, düzenbazlıklara aldanmamalıyız. İslamı bilmiyen, temsilden aciz insanların vebali ise, pek büyüktür.
    “İslam, ya sev, uygula ; ya da ….. intihar et ! Mesele, dürüst insan, gözü tok insan seçebilmek, yetiştirebilmek. Bu demokrasilerle bu mümkün mü ?

  8. Olayların seyri ve vehametini yalnızca OHAL ya da ekonomik göstergelerle ifade ederek dar bir alana hapsetmek ve tereyağından sıyrılır gibi kenara çekilmek fikrine her ne kadar yönelme ihtimali olsa da bu sorunu derinden hisseden kesimde ciddiye alınmayacaktır. Ancak muhalefet nezdinde bu tarz söylemler dinamik kalmak için önemli feed back olarak algilansa da Sayın Koru’nun yılların deneyimi ile iktidar kanadında böyle bir yönelim olduğunu hissediyor olması ve bunu yazıya dökmesi oldukça ilginç. Kaldı ki son dönemlerde arada olan buzlara rağmen yine de iktidar cephesinin içinde olanları yorumlama da hâlâ çok mahir olabileceği gözardı edilmemelidir. Eğer mevcut tespitler doğru ise bu ilk planda zarar vermez gibi görünse de bir tahta kurusu gibi uzun vadeli hesaba katilmayacak arizalari da dogurabilir. Sahip olduğumuz çiftliklerde sürekli emre hazır günah keçileri besleme fikri bile sürecin ne kadar sağlıksız olduğunun ayrı bir göstergesidir. Hatayı kendisi de bir beşer olan liderler üstlendiği ölçüde başarılı ve muvaffak olabilir.

    • Hayret ya, Türkiyede son 15-20 senede hangi lider takkeyi önüne alıp hataları üstlenecek kadar sağlam bir lidermiş. Çelişkiler yumağında siyaseten işine gelen göstermelik kabüller hariç, hatalar kabul edilmez. Bu bencillikleri varken halihazırda mevcut olanlara ilaveten yeni yeni günah keçileri seçilir, birkaç tane Bakan milletvekili gider onlara birşey olmaz. Anladıkları siyasi ahlak budur!

  9. Seçimlere ramak kala Adil Öksuz gündeme geldi.
    Buda gözükiyorki Öksüz seçimlerden bir kaç gün önce Aksaraya veda edecek.
    Bakalım Hangi A dan getirdiklerini millete yutturacaklar.
    Yalnız bu A lar arasına Aksaryi koymamak gerek. Sizce bu Alardan hangisi olabilir
    Almanya,Amerka, Avustralya,ve Avusturya.
    Neyise Öksüz haberini Ocak Medyadan kopi yapip yaoiştiriyorum bu konuda fikir beyan edeler olursa memnun olurum.
    Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Adil Öksüz’ün Almanya’da olduğuna dair haberleri değerlendirdi. Habertürk Televizyonunda konuşan Çavuloğlu, şunları söyledi:

    “Adil Öksüz konusu Anadolu Ajansı’na yapılan bir ihbar. Almanya’daki yetkililerin evine gittiği bir olay değil. Biz Adil Öksüz dahil tüm FETÖ’cülerin peşindeyiz. Bize gelen duyum ve bazı bilgilerden sonra Almanya ile bu konuda resmi temasta bulunduk ve Almanya Adil Öksüz ve diğerleriyle ilgili arama kararı çıkarttığını da söyledi. Şuana kadar Alman yetkilileri tarafından Adil Öksüz bulunmuş değil. Değişik dedikodular çıkıyor, bazen ABD’de olduğu da söyleniyor. Biz bu konuları titizlikle takip ediyoruz.

    Yakalandıktan sonra Almanya’yla tabi ki anlaşmamız var. Eğer yakalanırsa iade talebi yapacağız. Almanya Adil Öksüz’ü vermezse, FETÖ’yü vermeyen ABD durumuna düşer. Almanya olsun, ABD olsun bu hainleri bize vermelidir. Hem darbe girişiminde bulunacaksanız, ondan da sonra hesap vermeden elini kolunu sallayarak gezeceksiniz.

    Yunanistan bu kişileri vereceğini bize söylemişti. Yunan siyasetçilerin vermek istediklerini biliyoruz. Fakat Yunan yargısına Batı’dan çok ciddi baskı geldi. Yunanistan bize bunları vermezse, yarın bu tip konularda bizim tutumumuz da çok farklı olur. Bazı DHKP-C’lileri Yunanistan tutuklamıştı fakat bu darbeyle ilgili konularda farklı tutum gösterdiler.”

  10. ”Yani? Yerli-yabancı yatırımcılar ülkeden uzak durmaya devam edecek, Türkiye döviz açlığı yüzünden dünyanın en yüksek faiz oranını ödemeyi sürdürecek…”

    Neymiş, yerli/yabancı sermayeye olan muhtaçlığımız yeniden bizi IMF’nin kapısına salacak düzeye geldi..buraya kadar yüksek faiz adıyla birikimlerimiz/emeğimiz de sınır ötelerine uçuşup gidiyor ve her geçen gün fakirleşiyoruz. Bu yetmeyecek ve bundan sonrasında siyasi bedel ödemeye karşılık kim bilir kimlerin kapısına dayanacağız.

    Soru şu: Siyasi olanına canıyla, kanıyla bedel ödeyen bu milletin gariban evlatlarının yaptığının yanında, yerli dolar milyarderleri, ülkesinin, ona ihtiyaç duyduğu alanda, neden bir bedel ödemeden, arkasına bakmadan çekip giderler..bunların içerisinde siyaset (iktidar) erbabı da var mıdır?

    Diğer bir soru da şu: Uzun iktidar döneminde yapısal reformları gerçekleştiremeyen ve sermaye oluşturamayan/biriktir(e)meyen bir iktidar başarılı mıdır?

    OHAL’ de?

      • Hayret ya, başarılıymış! yorumcu başarılı olanlar kaçıp gidiyor diyor. Bu durum ülkede bir sermaye boşluğu oluşturmuyormuş, pes yani pes!

    • İlahi Hasan bey, sorduğunuz soruya bakın.

      “Soru şu: Siyasi olanına canıyla, kanıyla bedel ödeyen bu milletin gariban evlatlarının yaptığının yanında, yerli dolar milyarderleri, ülkesinin, ona ihtiyaç duyduğu alanda, neden bir bedel ödemeden, arkasına bakmadan çekip giderler..bunların içerisinde siyaset (iktidar) erbabı da var mıdır?”

      Varmi de ne demek.Zaten
      İkitidar erbabi olmiyanların malarına mulklerine iktidar çöreklenip sahiplerinide zindanlara tıkmadımı?
      İktidar erbabi olmiyanlarin mallarının mülklerinin yanisira özgürlükleride kalmadığını siz nasıl bilemssiniz?
      Yoksa sizdemi sadece havuz okiyorsunuz diye sormak isterdim, fakat aşağı yukarı her gün burada yazıdıklarınızı okuduğum için sizin havuza itibar etmediğinizden emin olduğum için sormiyorum.
      Neyise benim vaktim olursa iktidarın burdaki iş adamlarının iktidar lehine neler iyaptıklarını yazan yabancı yazarların yazılarını buraya kopileyip yapıştırırım.
      Nasıl olsa İktidarin “AKADEMİK”İngilizce
      bilen öğretmenleri sizler için o yaziları tercüme ederler.
      Ha tercüme konusunda işlerine geldiği gibi ederler diye sakın merak etmeyin.
      Onlarin Akademik İngilizcesini benim ana sınıfına giden torun sizler için doğrusunu
      yazar.

  11. Mehmet Şimşek istifa etmeli
    Mehmet Şimşek kendi ekonomik başarısızlığını OHAL’i bahane ederek savunuyor. Şimşek faizi yükseltti ama Dolar yine burnunu yukarı çekiyor. Mehmet Şimşek milletvekili yapılmalı çünkü ekonomiyi batırmaya devam edecektir. Bir işte başarısızlık olunca bakan istifa eder. Suç ona atılır. Yeni bakan yeni siyasetle işe başlar.
    Türkiye ekonomisi son derece sağlamdı. Dolar Himalayalar’a bile çıksa Türk ekonomisinde bir sarsıntı olmazdı. Faizin artırılması Türk ekonomisini batırmıştır. Bir sene sonra bu faizin acısı çok ağır bir şekilde hissedilecek. Duamız odur ki Allah Erdoğan’a ilham eder ve Erdoğan da Akevler’e döner.
    a) Akevler elli senedir kendi para politikası ile ayaktadır.
    b) Erbakan bir senelik iktidarda hem %100 zam yaptı. Hem de enflasyonu düşürdü. Bu, Akevler politikasıdır.
    c) Eski Sovyetlerde %500 enflasyon varken Akevler ekibi Kırgızistan’da para çıkardı sonra tüm eski Sovyetler’e örnek oldu. Şimdi dünyada sağlam paraya sahip.
    d) Şimdi de Muhterem Cumhurbaşkanımıza çözümleri sunmaya hazır durumdayız. Yeni para modeli ile dünya para sistemi değişecektir. Bu, Allah’ın ona en büyük ihsanıdır.
    AK Parti oyunu kaybedecek.
    a) Faizler artırıldı, Erdoğan etkisiz hale getirildi.
    b) OHAL devam ediyor.
    c) Seçimlerde İngiltere’deki Sermaye’nin kapısını çaldı.
    d) Dolar’ı düşürmek istediği halde düşüremedi.
    Erdoğan başkan olacaktır. Bu kadroyu tasfiye ederse başkanlığı sürecektir. Etmezse en iyi ihtimalle yeniden seçimlere gitmek gerekecektir. AK Parti bizimle görüşmeme inadına devam ediyor. Uçuruma doğru gitmeye hızla yol alıyor. Biz üzülüyoruz çünkü onu biz yetiştirdik. Şimdi uçuruma götürenler bedavadan kondular. Erdoğan burada hata yapıyor. 18 yaşındaki bir milletvekili AK Parti’yi nasıl yönetecek?
    Sermaye AK Parti’yi bunlara verdi ki kendisi yönetebilsin.

  12. Saadetin il başkanı edebiyat parçalamış,
    hayali şeyler söylemiş,boş laf etmiş.

    Bayram ikramiyesi verilirken ayırım mı yapılmış ki kömür dağıtırken ayırım yapılsın?

    Bu seçim,beceriksizliği yüzünden,Saadetin mağdur olmalarına sebep olduğu geniş mağdur halk kesimleri ile mağdur edenler
    arasında yapılıyor.Saadet de kendisini iktidardan düşürenlerle aynı safta yerini
    almış bulunuyor.

  13. Bazıları, bu seçimin ne için yapılacak olduğunu hala anlayamamış ki, “Saadet Partisi’nin muhalif kanatta ne işi var!” diye sorup homur homur homurdanıyor. İstanbul İl Başkanımız Dr. Abdullah Sevim kısa ve anlaşılır bir şekilde yanıtlıyor:

    Bu seçim, kırk yıllık esnaf olup dükkanını kapamak zorunda kalan Ali Amca ile paradan para kazanan rantiyeciler arasındadır.

    Bu seçim, çocuğu üşümesin diye saç kurutma makinesini açıp çocuğuna veren, sonra yan odaya geçip intihar eden Emine Akçay kardeşim ile yandaşlara kömür dağıtanlar arasındadır.

    Bu seçim, bir türlü atanamadığı için intihar eden Merve Çavdar kardeşim ile devletin imkanlarını sömürenler arasındadır.

    Bu seçim, üç yüzü aşkın maden işçisi arkadaşına mezar olan Soma madeninden çıkarıldığında sedyeye binerken “Çizmelerimi çıkarayım mı?” diye soran Murat Yalçın kardeşim ile, “Bu ölümler bu işin tabiyatında var” diyen, kibir kulelerinde outran beyefendiler arasındadır.

    Bu seçim, mazlumla zalimin, ahını alanlarla ah alanların, suskun ile sesi çok çıkanların arasındadir.

    Bu seçim, Allah’a kul gayrından hür olanlarla, güce, makama, şöhrete tapanlar arasındadır.

    Umarım şimdi anlaşılmıştır. . .

      • Hayret ya, durumu okumadan istediği etiketi yapıştırma buna denir. Saadet zincirini yaşama yaşatma partisininin vatandaşını düşürdüğü duruma bakın, bir de hiç bir mesuliyet duymayan ama dalga geçmeye çalışanın şu iğrenç vurdumduymazlığına bakın. Pes yani pes!

  14. Çok yazık ki insanlar senelerce, yıllarca ya iyi bir şeye inandıklarını ve hizmet ettiklerini zannediyorlar, ya da tam tersi baştan beri farklı ve yıkıcı bir amaca yönelik sinsice çalışıyorlar ama en sonunda geldikleri nokta verilen bütün emeklerin zayi olması. Senelerce makul ve mantıklı yazılar yazıp edindiğin binlerce okuyucu, ya da haftalarca yaptığın aklı başında yorumlarla birçok kişide edindiğin sempati halesi, esas amacını açığa çıkaran eğilip bükülmüş gerçekleri içeren birkaç yazı ve çirkinleşen bir üslupla anında yerle yeksan oluyor. Makamlar, rütbeler elden gidiyor, saygınlık , güç kudret kayboluyor bitiyor. Belki vatanında bile sığınacak yer bulamama durumu. Gerçekten çok üzücü ve kabullenmesi, katlanılması zor bir durum. Allah bu durumdaki herkesin yardımcısı olsun, onlara akıl fikir versin ve doğruya iletsin. Çünkü bunun için ya kendileri akıllarını kullanıp bir irade gösterecek ya da Allah bir bunun için vesile yaratacak. Dışarıdan birinin yapabileceği bir yardım yok maalesef.

  15. Hayret ya, hala feto muhabbeti! ne de bitmez tükenmez siyasi malzeme haline getirildi bu iş. Kullanışlı politik sermaye, bir politika haline geldi dense yeridir…

    Aşağıda birisi sormuş. Feto olayı devam etseydi onlardan alternatif nasıl bir kurtuluş olabilirdi diye. Bir iki fikir vereyim. Nasıl ki Erdoğan 4-5 defa değiştim deyip deyip gerçekten değiştiyse onlar da değişebilirdi. İçerden (veya kalplerinden-vindanlarından) fethedilebilirdi, ikna yoluyla ve gerekirse hataları yüzlerine yurularak içersindeki yabancıların elleri kırılarak, değişmeye zorlanırdı (İtalya bunu kimsenin burnu kanamadan pekala da halletmesini bildi). Neler olmazdı ki… Okullarına çeki düzen verilir Türkiyeye çok daha yararlı bir hale getirilebilirdi. Dış ülkelerde kurdukları ticari bağlantılar ülke yararına kanalize edilebilirdi. Dini misyon hareketlerine şuur kazandırılmakla Türkiyeye yeni yabancı dostlar edinmek için onlardan istifade edilebilirdi. Bütün bunlar, gerek onları iyi tanıyan siyasetçiler, cemaatler ve gerekse de şahin askerler ve MiTçilerle yapılabilirdi. Yapılmadı, yapacak beceri kabiliyet feraset yoktu. Dış güçlerce her iki taraf içersindeki sarmaş dolaş olmuş köpeklere bir iki kemik atıldı. Bir anda her iki taraf bu kemikler yüzünden birbirlerine girdi. Arada millet kullanıldı (hem de istismar edildi). Neticede kendi kendimize oldu, en kötüsü de yüzlerce insanımız öldü ve sakat kaldı. Korku paranoya yaygınlaştırıldı. Yaşayanlar için hapishaneler doldu taştı. Hiç bir olgu veya usul alternatifsiz degildir.

    • Ve artik bu tur hikayelere karnimiz tok! Imf yi turkiyeden kovdugumuz gibi gladio personelini de paketledik! Icerde bol bol afrikali sopar cocuklarinin icra ettigi ankaranin baglari turkusunu terennum ederek inzivaya cekilebilirler. Bunun icin taa pensilvanyaya kadar gitmeye gerek yok:) Hatimlerini tamamlayabilirler, zaman bol nasilsa.

    • Keşke bu dediğiniz olabilseydi ama bunun için ilk önce bu gurubun liderinin bu ülkede olması gerekirdi. Belki de hasret kaldık gel çağrıları bu amaca yönelikti bunu bilebilecek durumda değiliz. Ama eğer dışarıya kolunu belli bir ölçüde kaptırdıysan dış faktör artık bir daha geri dönüşe izin vermez. Ayrıca böyle bir ikna için ikna olmaya meyilli bir kitle de olması gerekir ki bunca olana rağmen hala ölümleri bile kabullenmeyecek derecede gözü bağlanmış bir kitle mevcut ortada. Biraz da sözkonusu kişiler bahane değil pişmanlık üretmeliler bu aşamadan sonra.

      • Evet keşke olabilseydi ben de bunu diyorum. İzah etmeğe çalıştığım konu hükümette parti içinde bunu oldurabilen kapasite yoktu. Zaten görünen lider de ülkede olurdu (söz konusu gerçekten bir gladyo ise ne değişirdi o da ayrı bır konu) o kapasite olsaydı. Linki verilen videolar bu kapasitesizliği gösteriyor. Sonradan, yanıldık aldatıldık demek zaten bu kapasitesizliğin ilan-ı kabülü değil mi?

  16. Aşağıdakiler, bir siyasetçinin sözleri değil. Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın sözleri. Gülen örgütünün “solcu terörist” suçlamasıyla yıllarca zindanda tuttuğu, milliyetçi-muhafazakar bir erdemli insan. Çok kısa bir bölüm aktarıyorum konuşmasından. Kaynak: Medyascope TV, Güne Bakış, 11 Haziran 2018

    “Bu önümüzdeki seçim, yalnıca yeni bir dönem için cumhurbaşkanı ya da parlamento üyelerini seçeceğimiz bir seçim değil. Ülke ciddi bir kavşakta. Ya geri döüşü çok zor olacak bir istikamete girecek, ya da tersine gidecek. (. . .) Dolayısıyla, bu seçim sadece normal, sıradan bir seçim değil. Devletimizin bundan sonraki bütün bir geleceğini doğrudan ilgilendirecek bir olay. (. . .) Dünyaya baktığım zaman, şunu görüyorum: Bazı ülkeler çok mutlu ülkeler. İnsanlar huzurlu. Bir de bakıyırsunuz ki, insanlarının mutsuz olduğu (. . .) hatta ülkelerini terk etmeye çalıştığı ülkeler var. Bunun sebebi ne? Mesele sadece yeraltı kaynakları vs. değil. Hatta, mutsuz ülkelerde yeraltı kaynakları daha zengin, iklimleri daha güzel. Bütün mesele aslında hukuk gibi, demokrasi gibi, özgürlükler gibi, devlet düzeni gibi, eğitim gibi değerler. (. . .) Bizim ülkemizde de bu moral ve manevi değerlerin yüksek olması gerekir. Biz Türkiye’de çok yanlı bir basının etkisinde kaldığımız için, iyi durumdaymışız gibi görüyoruz. Ama, tüm dünyadaki istatistiklere bakarsak, Türkiye’deki durumun iyi olmadığını görüyoruz. Özellikle, en önemli değerlerden fikir ve düşünce özgürlüğü sahasında, geçmiş dönemlerde belli bir yere gelmişken, bu iktidarın yıllarında, 2008’de önemli bir noktaya gelmişken, son zamanlarda çok gerilemeye başladık. Hatta o kadar geriye gitmişiz ki, dünyanın en son sıralarına inmişiz. Dünyada, “özgür sayılmayan ülkeler” sınıfına girmiş durumdayız. Basının tamamen yanlı olduğu, basın mensuplarının baskı altına alındığı, basının objektif yazamadığı, basın mensuplarının tehdit altında olduğu ve insaların konuşmaktan korktuğu bir ülke haline geldik. . . “

    • Son bir ayi Bernarda cevaplar vermekle gecirdik ama nafile: Referans aldigin kisiliklerin tamami kriminal tipler ve mutlaka fetocu genlere sahipler. Saydigin gasteci ve mutekait feto personelinin sahitligi gecmez, cunku kendileri sahite muhtac durumda… Hashasin dozunu iyi ayarlamak lazim, bazen kendini kaybediyorsun!

  17. Bohcasini eline alan varini yogunu yurtdisina kaciriyor dediginiz milyonerlerimizden dogan ailesi ve 4 mensubuna yargitaydan kotu haber: gazete kagidi aliminda yapilan yolsuzluk davasindaki beraat karari temyizde bozulmus ve mahkemeye zorla getirilmeleri karari verilmis. Tam da aydin dogan almanyalarda tedavi olmaya calisirken? Turkiyede yargiclar var! Ulker grubu desen zaten yerli sermaye bile sayamiyoruz. Ne, ohal kalksin mi?

    • H.Gayret , bunlardan biri AKP li ünlü iş adamı , Mehmet Cengiz Londra ‘ da mahalle satın almış. Acaba AKP sonrası dönem için kendine bir yaşam alanı mı sağlamış ? Diye neden aklınıza gelmiyor ? İlk dönem AKP nin zengin ettikleri de İngilterenin yolunu tutmuş durumda. Bunlara da ” HAİN ” niye mallar , paralar dışarı gidiyeah ” diye sormalıyız değil mi ?

          • Hep satmaya mahkum muyuz? Firsat bulunca satinalmayi bilene de helal olsun. Nasil azeri isadamlari turkiyede devasa yatirimlar, satinalmalar yapiyorsa bizim burjuvamiz da ingiltereden alacaktir. Gurur duyarim. Cem uzandan iyidir.

          • Hayret ya, meğer bir hedefleri de burjuvazi üretmekmiş! onları da kaçırdık, dışarı sattık diyemiyor da…

      • musa bey! man adasını unutuyorsunuz. alaattinin sihirli yüzüğü var. o yüzükle siyasete giriyorsunuz sonra Allah “yürü ya kulum” diyor. yandaşlara da bunları aklamak düşüyor. ne de olsa AKYANDAŞ bunlar. ciften, domestosdan daha fazla temizleme güçleri var. biraz fazla kimyasallar.

  18. Siyasetle ilgili her türlü yorum yapılabilir. Taraftar olursunuz, muhalefet yaparsınız hepsi mümkündür. Hepsi de saygındır. Bazı şeyleri görmezden gelebilir, gözden kaçırmaya çalışabilirsiniz. Pek etik olmasa da suç değildir. Laf yarştırma denilip geçilebilir. En çok bir başkası da eksik kaldığını düşündüğü kısmı kendi uslubu ile cevaplar. Mühim olan seviyeyi korumayı başarabilmektir.
    Bernar Bey’ in yaptığı 15 Temmuz ile ilgili yorumda bazı yönlerin eksik olduğunu düşünüyorum. Yorumu tek başına okuyunca vatandaşların ne amaçla köprüye geldiklerini iyi bilmek gerekiyor. Hiçbirisinin silahı yoktu. Vatanına sahip çıkmak için şehrin dört bir yanından geldiler. Tam 12 saat boyunca üzerlerine ateş açıldı. Tank atışı yapıldı. Vücutlarına sardıkları Türk bayrağı na rağmen 34 vatandaşımız askerlerin ateşiyle şehit oldu. Kalabalığın içinde babasını, kardeşini, oğlunu oracıkta hiç bir suçu olmadan kaybettiler. Önce bu soruya kendimizce cevap verelim. O gece oraya tatbikat diyerek götürülmüş bir asker olsaydık ve buna gerçekten inansaydık bile 12 saat boyunca silahsız vatandaşlara ateş edebilir miydik?
    Şu anda yapılacak en kolay yorum köprüde direnen bu insanları asker linç etmekle suçlamak. Linç varsa sahip çıkmıyorum. Araştırılsın, suçlusu bulusun ve kısasa tabi tutulsun. 34 şehit veren insanların elinde demir çubuklar, delice aletler varmış ya, “kontrollü darbeye” hazırlıksız yakalanmışlar. İnsan silah alır yanına. Ne gereği vardı köprüye gittiniz, kendinize ateş ettirdiniz. Oturun evinizde, yiyecek depolayın, darbe sonrası günlerde lazım olur. Kimse ateş de etmez size, kızmaz da. Neyse artık o günler geride kaldı. Bir an önce OHAL kalksın. Medya tasarım ödüllü Zaman gazetesi sahiplerine iade edilsin. Açığa alınanlar göreve dönsün. Tayyip Bey kanser olsun, mümkünse metastaz yapsın. Yurtdışındaki vatansever jöntürkler göreve dönsün. Zekeriya Öz adalet bakanı olsun. Çünkü köprüde askerler linç edildi. Vahşi kalabalık askerine saldırdı. Neyse çok konuştum. Yorum yok seçim bitene kadar… Hepimize hayır getirsin inşallah.

  19. taha Akyol gibiler neden soylediklerine itibar edilmiyor biliyormusunuz , yargının,emniyetin ,askeriyenin ve birçok alanda fetonun hakimiyetinde iken ve birçok adaletsizliklerde bulunduklari ortadayken simdi soyledikleri ve gerçekten sureti haktan gözüken sözleri ne güven yok hatta bir gorev almış yumuşak militan gücü tadinda görülmektedir

  20. Fetö’nün evveliyatı 1960’lı yıllara dayanıyor.Demirel’den,Özal’dan,Ecevit’ten
    ve diğer başbakanlardan hep destek görmüş.Bir dönem Ecevit’in DSP’sini
    seçimlerde desteklediklerini kamuoyu
    biliyor.Bir de sinsi bir yapısı olduğundan,
    Atatürkçü göründüklerinden,yerine göre
    içki içtiklerinden kendilerini kamufle ederek bütün kamu kurumlarına sızmışlar.

    Ak Parti iktidara geldiğinde bunları bütün kamu kurumlarına sızmış bir halde buldu.
    Ancak bunun farkına da varamadı.Bunları
    devletin normal bir personeli gibi gördü.
    Dolayısı ile bunlarla diğer tüm kamu personeli gibi çalışmaya devam etti.
    Özellikle eğitim alanındaki çalışmaları da
    kendilerini gizlemeye yardımcı oldu. Ülkenin solcu,sağcı bütün aydınları,gazetecileri onların organizasyonları ile yurt dışındaki okullarını gezdi.Dünüşlerinde övgü yazıları
    yazdı.Dersanelerine öğrenci vermeyen aile kalmadı neredeyse.Yani bunlar sadece iktidarı değil,tüm ülke insanını yanıltmayı
    başardı.

    Gelelim zurnanın zırt dediği yere:İktidar bunun bir örgüt olduğunun farkına varır
    varmaz,amansız bir mücadele başlattı;
    milletten özür diledi.İktidarın örgüte savaş açtığı andan itibaren siyasi muhalefet
    bu örgütle dirsek temasına geçerek ortak
    çalışmaya başladı.Şimdi bu tavrın hangisi
    daha dürüstçe ve ahlakidir?

    Saadet partili olduğuna şüpheyle baktığım Bernar isimli yorumcu Ak Parti’nin yanılarak (tüm Türkiye gibi)geçmişte arasına mesafe koymadığı örgütü bugün
    koruyup kolluyor;fetönün fetö olduğu ortya
    çıkmış olmasına rağmen.

    • Hala nasıl bu kadar saf düşüncelerde olabiliyorsunuz anlamakta güçlük çekiyorum. Bu insanlar iktidar sahibi. Öyle sıradan sokaktan geçen bir insandan bahsetmiyoruz. Nasıl olur da öncesinde bu durumun farkına varamazlar. Neden biliyor musunuz? MENFAAT DÜNYASI…
      Ak parti tek başına iktidara geldiğinde muhafazakar kesim devlet kademelerinde çok fazla yoktu. Ve bu nedenden dolayı o zamanki düşünceyle cemaatin her kuruma girmesine izin verdi. Çünkü onlar gibi muhafazakar kesimdi. Ne zamanki Ak parti kendi tabanını kendi gençliğini devlet kademelerine getirecek kadar gelişti. İşte o zaman pat. Bir baktık dersane, bir baktık yolsuzluk, bir baktık her tarafta patlayan bombalar, Ve en sonunda darbe…
      Herkes gibi Ak parti de menfaati için birilerini kullandı. Aslında işin aslı Kardeş Kavgası. Uzun süre beraber yürümüşlerin menfaat çatışması

      • Tebrikler Emre bey, size katıliyorum.
        Erdoğan imparatorluğunu kurabilmek için AKP içerisindeki ne kadar dürüst çalışkan, başarılı, birokırat ve siyasetcileri devre dışı bırakip onların yerine içi boş emir erleri getirebilmek için onlardan kurtulması gerekiyordu, oda pek kolay değildi, onlardan kurturabilmesi için onlari terörist ilan etmesi gerekiyordu ve gerekeni yapip bunada milleti inandırmak için parali troller tutup ortalığa saldı.
        Peki başarılı oldumu? Olduğunu zannediyor fakat olmadi ve olamazda.Tabii bu arada olan mahsun vatandaşlar ve Türkiyeye oldu ülkeyi batırıp köşeyi döndü.
        “AMA”bu arada birşeyi unuttu. Unutuklari Türkiyedeki vatanseerler idi.Vatan sevenler makam mevki ve para gibi bir takıntıları olmadığı için.
        Bu düzeni en az zararla atlata bilecek hamleler yapmaktadırlar.
        Gerisinide Allah izin verirse ölmez sağ kalırsak seçimlerden sonra buraya yazarim.
        Sağlikla ve mutlu kalin.

      • emre bey merhaba. dün bernar beyin yazdığı linki dinleyin. Reis, fethullah gülencilere, arkalarında mafya olmadan, çeteler olmadan, devlet desteği olmadan büyük işler başardığı için methiyeler düzüyor. bekir bozdağ da, fethullah gülencilerin devletin kontrol ve denetimi altında çalıştığını gizli hiçbirşeyinin olmadığını söylüyor.
        Ben kemal sunal filminden daha fazla güldüm. tavsiye ederim. kriz döneminde eğlenecek çok şey bulunamıyor.
        bu arada, necip güven, h.gayret gibilerinin yazılarını da o videodaki figüranlar niyetine okuyabilirsiniz. daha fazla ciddiye alınmayı haketmiyorlar.

      • Yorumunuza katılıyorum. Olan bitenin farkında olanlar için çok da karmaşık değil. Dile getirdiğiniz gibi, iktidar ve menfaat çatışması. Gülenciler kendi güçlerini olduğundan fazla zannederken Erdoğan’ın gücünü küçümsediler. 17-25 Aralık da uyandırmaya yetmedi bunları. 15 Temmuz’da yine denediler ve yine yan geldiler, ama olan çetenin kendisinden çok sıradan, sahipsiz gönüldaşlarına oldu. Bir süre sonra AK Parti de iyiden iyiye güç yitirip dağılma noktasına gelecek. Her birimize düşen, bu ülkeye ve ülke insanına çok pahalıya mal olan deneyimden doğru dersler çıkarmak.

  21. BÜTÜN DÜNYADA VE ÖZELLİKLE BİZİM GİBİ ÜLKELERDE SEÇİMLERDE PARTİ TUTANLAR İKTİDARA GELDİĞİNDE BEKLENTİSİ OLANLAR HEDEFE KİLİTLENMİŞ DURUMDADIRLAR.
    PARTİLERDEN BEKLENTISI OLMAYANLARI YAPACAĞİ SADECE ÇOK ÇALİŞMAK,MESLEĞİNİ ÇOK İYİ ÖĞRENİP
    UYGULAMAKTIR.KENDİNDEN BAŞKA KİMSEDEN FAYDA GELMEZ ONLARA.
    SADECE ÜZÜLÜYORUZ.
    BÜTÜN HERKES İKTİDARLAR DAHIL NASIL GELİŞEÇEĞİMİZİ BİLİYORLAR.
    PEKİ NEDEN UYGULANMIYOR.
    ÇÜNKÜ KALKINMAK VE HALKA YAYGINLAŞMASI ÇOK ZOR İŞ.BELKİ ON YILLARCA ÇOK ÇALIŞIP AZ TÜKETEREK BİLİMİN,EKONOMİNİN,EĞİTİMİN GEREKLERİNİ YERİNE GETİRMEKLE OLUR.
    DÜRÜST BİR MİLLETE SAHİP OLMAK LAZİM.SADECE KENDİSİ İÇİN DEĞİL HERKES İÇİN GERÇEK ADALET İSTENMELİ.
    OYSA KAYNAKLAR KİT ,PARTİSİ İKTİDARA GELSİN DİYE MADDI MANEVİ DESTEK VERENLERİN ÖNCELİKLE İSTEKLERİNİN YERİNE GETİRMESİNİ İSTERLER.
    BUNLARDA ARTIK FEDAKARLİK ETMEK, HERKES GİBİ EŞİT ŞARTLARDA ÇALİŞMAK İSTEMEZLER.KAYNAKLAR ONLARA ZOR YETER. VATANDAŞA DA ÜZÜMÜN SAPI KALIYOR HERZAMAN OLDUĞU GİBİ.
    AKP DEN UMITVARDIM ÖNCELERİ.
    SONRA MİLLET ÇOĞUNLUĞUNUN GENEL EĞİLİMLERİ PARTIDE HAKIM OLMAYA BAŞLADI.HÜKÜMETİ DE ESKİ TÜRKİYE PARTISI HALINE DÖNÜŞTÜ.BU SEFERDE UMUTLARIMIZ BAŞKA BAHARA KALDI.
    ÖNCE BİZ DÜZELECEĞİZ.
    BAŞKASI BİZİ DÜZELTMEZ VEYA DÜZELTEMEZ.
    GERİ TOPLUMLARIN ENBÜYÜK HATASI BİR LİDER BEKLER O GELİP ONLARIN İŞLERİNİ YOLUNA KOYACAK KENDİ SIRT ÜSTÜ YATACAK.
    HER DEFASINDA SADECE VAAD EDEN LİDERLERE SORMUYOR BUNLARİ KENDİ CEBİNDEN Mİ VERECEKSİN.
    SONUÇ UMUD ETTIĞİ LİDER GELIYOR MENFAAT ÇEVRESİ ETRAFİNİ KUŞATIYOR.HALKIN CEBİNDEKİ NE DE GÖZ DİKİYOR.
    KISIR DÖNGÜ DAHA NE KADAR DEVAM EDECEK DİYE TAHMİN YÜRÜTÜRSEK.
    UMUD YAKIN ZAMANDA GÖRÜNMÜYOR.
    BU YORUMLARI OKUYUNCA UMUDUM AZALIYOR.
    İNŞAALLAH HEPİMİZ GERÇEKLERİ EN KISA SÜREDE GÖRECEK FERASETE ULAŞIRIZ VE ONA GÖRE DAVRANIŞLARIMIZI DÜZENLERİZ.

    • alaattin bey merhaba! daha önceden de yazdığımı hatırlıyorum. mantıklı şeyler yazıyoruz. fakat hepsini büyük harfle yazınca okumak zor oluyor. Zaten bu nedenle de insanoğlu büyük harflerin yanında bir de küçük harfleri icat etmiş. küçük yazabilirseniz şahsen, rahat okuyabilmek açısından, memnun olurum.

  22. Necip Güven isimli AK Parti yandaşı, partisinin ve liderinin Gülen örgütü ile işbirliğinin nedenini şöyle açıklıyor sorularıma verdiği talihsiz yanıtta:

    “Eskiler hatırlar iltihaplı bir yaranın iyileşmesi için onu olgunlaştırıp patlatmaya yarayan kara merhem kullanılırdı. Belki geçmişte devlet politikası olarak bu yarayı olgunlaştırıp patlatma yöntemi kullanılmış olabilir.”

    Yani ortada bir “aldatılma” durumu yok. Yani, yarayı olgunlaştırmak için ne istedilerse verdiniz. Yaranın istediğiniz kıvamda olgunlaştığı ve nihayet patlatıldığı tarihe ilişkin bir fikir verseniz, mümkün mü bu? Darbeci Kenan Evren’den ilham alıp “Olgunlaşmasını bekledik” diyorsunuz. Umarım bu kez de soruma K. Kılıçdaroğlu’ndan ilham alarak yanıt verme gafletinde bulunmazsınız. . .

    • Emniyet bir suç çetesini bazen senelerce izler, bazı bilgiler ele geçirir ama hukuken delillendiremez veya harekete geçmeden suç fiili oluşmaz. Burada sözkonusu olan çete böyle izlenebilecek kadar küçük birkaç kişiden oluşan bir çete değil. 50 yıldır toplumun ve devletin heryerine sızmış, asker, polis, savcı, hakim işadamı vs vs ne olduğu kim olduğu tam olarak bilinmeyen sinsi kalleş bir yapıdan söz ediyoruz. Birşeyler yapacakları belli ama ne zaman , nerede, ne şekilde bir hareket yapacakları belli değil. Özellikle 2016 Yüksek Askeri Şurasında üst düzey fetöcülerin tasfiye edileceği belli olunca hareketlendikleri iyice açığa çıkmış vaziyette. İçlerinden bir yüzbaşı son anda MİT e haber vermeseydi olay çok daha vahim boyutlara gelecek ve ülke şu anda çok başka olacaktı.
      Sizin bütün kışkırtmalarınıza rağmen ben kendi fijkrimden geri adım atmıyorum, bu olay milletin sayesinde olabilecek en az hasarla atlatılmıştır. Beterinden bu ülkeyi Allah korumuştur. Devlet ve hükümet yapılabilecek olanın en iyisini ve fazlasını yapmaya çalışmıştır. Bir daha olmaması için şu anda daha tedbirli ve hazırlıklıdır. Olayı istediğiniz kadar eğmeye bükmeye çarpıtmaya çalışsanız da milletin bu konudaki düşüncesini değiştiremezsiniz.

  23. Fehmi abi yazmış ne güzel, beğenirsiniz beğenmezsiniz ayrı konu ama yazıda bir dönüm noktasından bahsediliyor; 2010 yılı. Burada şunu sormalıyız, acaba 2010 yılında ne oldu da böyle bir dönüşüm yaşandı ? Heralde Fehmi abi bu sorunun cevabınıda biliyordur, o yılı referans verdiğine göre.

    • 2010 yılı, başta dindarlarımız olmak üzere milyonların çabası ve umudu üzerine yükselmiş partimiz Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kurucu iradenin tasfiyesinin, bir lider partisi yaratmak uğruna partinin milyonların elinden çalınıp seküler dünyanın ahlaksız yazar çizerlerinin ellerine teslim edilmesinin zirve yılıdır. PKK davasından 13 yıl hüküm giymiş Akşam yazarı Kurtuluş Tayiz, AK Parti iktidarı öncesinde ve ilk yıllarında ömrünü AK Parti ve dindarları aşağılamakla geçirmiş Yiğit Bulut, görkemli villalarını Bank Asya’dan aldıkları kredi ile satın alan, yılların Gülen sevicisi Nagehan Alçı, her devrin adamı Ozan Rasim Kütahyalı, yine her devrin adamı yalaka Mehmet Barlas ve diğer Barlasgiller familyası bunun en bilinen örnekleridir. Eski Adalet ve Kalkınma Partisi seçmeni, Fehmi Koru ve daha sayısız çoklukta insan, dün nerede duruyorsa bugün orada duruyor. . .

      • İşte bende bu saydıklarının gerçekleşme sebebini sordum, neden 2010 yılına kadar beklendi de 2010 yılında birden lider partisi olma yoluna gidildi ? Bunun sebebi ne olabilir ?

        • 2010 referandumunda oluler de mezarindan kalkip evet oyu versin diyen sumuklu psikopat ve yetmez ama evetci kopiller -biz demokratik standartlarimizi yukseltiyoruz derken- onlar da hsyk kadrolarini parselliiceklerini hesapliyormus. Nihayet kuslar kafese dolusunca hilal kapatildi iste, afrin’deki gibi:) kapagi yurtdisina atabilmis senbernar tipi elemanlarda salya atmaya devam ediyorlar…

  24. Bir an için, güç zehirlenmesine uğramış kibrin zirvesine çıkmış fetonun, devlet ve millet tarafından bertaraf edilmediği,bir Türkiye düşünün, acaba roller nasıl olurdu?

  25. Suçsuz askerlerin bedenlerini parçalayarak linç eden katillerin video görüntülerinden sadece dört tanesinin Youtube linklerini bir önceki gönderimde verdim. Görüntüler, en sofu AK Parti yandaşlarının bile inkar etmeyi göze alamayacakları kadar açık. Şimdi bir bilgi paylaşayım ve gerisini vicdanlara bırakıp susayım:

    AK Parti hükümetinin çıkardığı Kanun Hükmünde Kararname ile bu katiller hakkında soruşturma açılmasının önü alındı. Bu konuda açılmış tek bir soruşturma olmadığı gibi, soruşturma kapısı da kapatıldı. . .

    …….
    “Hiçbir şeyden haberi olmadan, kamuflaj giydirilip silah başı yaptırılan, tatbikat olur diye sokaklara çıkarılan suçsuz günahsız mehmetçikler de dayaktan geçirilmişlerdir (. . .) Kardeş kardeşin boğazına sarılmıştır. Vaka-yı adiyeden beri ilk defa asker linç edilmiştir. Teslim olan askerlere demir çubuk, kemer ve kesici aletlerle saldırılmıştır. Kimin suçlu kimin mazlum olduğu tespit edilmeden, Mehmetçiklerin yüzüstü yatırılışları, yerlerde darp edilmeleri, çıplak halde kafalarına vura vura polis otolarına bindirilmeleri skandaldır, milli vicdana terstir. Bir askerin kafasının kesilmesi, tarihte olmayan canavarlıktır. Her şey bir yana, hayatını kaybetmiş bir Mehmetçiğin başında bozkurt işaretiyle fotoğraf çektirip sosyal medyada paylaşan iblis uşağı yaratık, neredeyse bulunup darbecilerle birlikte yargılanmalıdır.”
    DEVLET BAHÇELİ

    • Bu lafları ve daha ağırlarını sarfeden D.Bahçeli bugün koltuk uğruna tüm değerlerini hiçe sayarak AKP nin koltuğunun altına yerleşmiştir.
      Ben MHP ye oy verecekleri merak ediyorum.
      Vicdan sahibi hiçbir MHP li yeni MHP ye oy vermez veremez.
      Eğer gerçekten ülkücü ise.
      D.Bahçeli bizzat AKP işbirliği ile ülkücü hareketi bitirmiştir.
      Halbuki gençliğimde içinde yer aldığım bu hareket bir zamanlar umuttu.
      Şimdi Bahçeli tarafından iğfal edilmiş vaziyetteler.

      • Bense devlet hocanin sirf bu yuceligi sebebiyle mecliste mhp ye oy vercektim ama 15ler olayi da cikinca hem mecliste hem baskanlikta akp ye oy veriyorum:)

    • 15 temmuz gecesi büyük bir kalkışma yaşandı. O gece 250 vatandaşımız öldü ve siz bunların değil, o hengamede suçlu veya suçsuz olup olmadığı hala belli olmayan, ama vatandaşın karşısına geçirilmiş en hafif deyimiyle gafillerden ölen birkaç kişinin hesabı peşindesiniz. Bu bir kara propagandadır ve maksadı bellidir. Eğer hakikaten suçsuz iseler bile o ölümlerin sorumlusu meşru müdafaa amacıyla karşı koyan halk değil onları oraya süren hain rütbelilerdir. Millet kendi vicdanında bu olayların sorumlularını yargılamıştır.
      O günlerdeki konuşmasını verip durduğunuz Bahçeli bakın aradan geçen 2 yıla yakın zamandan sonra olayın bütün boyutlarını iç ve dış desteklerini de değerlendirdikten sonra geçtiğimiz günlerde bakın ne diyor: “Türkiye yeni bir işgal girişime maruz kalırsa bu defa hiçbir suçlu ve hain sağ kalmayacaktır. Vatanımıza göz koyanların gözünü oyarız”
      Bu ülkeyi bu duruma getiren hainler eninde sonunda hesap verecekler, bu ne geçiştirilebilir ne bu tür karşı ataklarla engellenebilir.

  26. Gerek siyasi muhalefetin,gerek muhalif medyanın Ak Parti’nin iktidara geldiği günden bu yana gerçekleştirdiği icraatlardan herhangi birini beğendiği
    görülmemiştir.Türkiye’de muhalefete icraat beğendirmek mümkün değildir.
    Bu eşyanın tabiatına aykırıdır.Muhalefet,
    yapılan her icraata karşı çıkmayı kendi
    asli vazifesi olarak görür.

    2010 Yılı,iktidarın fetönün farkına varıp
    yavaş yavaş devletten ayıklamaya başladığı tarihin başlangıcıdır.Ancak bu tarih 17/25 Aralık,15 Temmuz gibi işin vahametinin tüm çıplaklığı ile görüldüğü
    bir tarih de değildir.

    Yabancıların OHAL yüzünden kaçtığına dair bir şeyler söyleniyor.Ama hangi yabancının OHAL yüzünden gittiğine dair bir örnek duymuş değilim şahsen.Ya da
    hangi yabancı kuruluş Ohal yüzünden zarar görmüş?

    Türkiye’nin en eski ve köklü holdinglerinden Koç ve Sabancı benzeri
    kuruluşlarının ülkeyi terk etme eğiliminde
    olmadığı ortada.Ülkeyi terkeden milyonerlerin kendilerine güvenememe gibi bir problemlerinin olması muhtemeldir.

    OHAL illa da kaldırılmasın diyen yok.İhtiyaç kalmamışsa kaldırılır.OHAL’in
    fetö ve pkk gibi terör örgütleri ile mücadeleyi kolaylaştırdığı bir gerçek. Bunun görmezden gelinmemesi gerekir.
    17/25 Aralık’tan itibaren fetöye adeta savaş açılmışken hain örgüt Türkiye’ye
    15 Temmuz’u yaşatabildi.Ohal olmasaydı
    mücadelenin çok zor olacağı buradan da bellidir.

    Mehmet Şimşek’in vekil yapılmaması
    yeni dönemde de hükümette görev
    alma ihtimalinin bulunduğunu gösterir.

    Ayrıca halkımız Ak Parti iktidarlarının yaptığı icraatların farkında.Bu sebeple
    girdiği her seçimi kazanıyor.Buradaki yoldaş yorumcuların görmezden geldiği
    husus bu.

    • Zekeriya Öz’den Ekrem Dumanlı’ya, Adil Öksüz’den bilmem kimine kadar hepsi elini kolunu sallaya sallaya çekti gitti. OHAL olmayınca devlet kış uykusuna mı yatıyor?

      • Bu yorumunu “Elimizi kolomuzu sallayarak nasıl kaçtık ama?”şeklinde
        anlıyorum Bernar.

        Tıpkı bazı fetöcülerin sureti haktan
        görünerek “Bizi siz palazlandırsınız,
        bu nedenle asıl suçlu sizsiniz” demeye getirmeleri gibi

      • Evet hepsi de sisman fareler gibi kacip gittiler ama nedense geri de donmuyorlar? Gittikleri ulkelerde gocmen karsitligi alip basini gitmis, ne hikmetse bunlara alman cumhurbaskani eliyle pasaport duzenleniyor. Halbuki hepsinde tc kirmizi-yesil ve gri pasaportlar olan arkadaslarimizdi bunlar. Demek yetmemis, neymis bu kiytirik oturum karti birader, soytarilar kendi silai rahimlerini sattilar! Kopeklesmenin tarihi…

  27. F.S. Mehmet Köprüsü’nde linç edilen askerler meselesinin bir efsane, bir fotoşop oyunu olduğunu söylüyor
    Necip Güven Bey. Üç beş fotoğraftan söz ettiğim sanıyor herhalde. Oysa, Youtube düzinelerce capacanlı video görüntüleriyle kaynıyor.
    (1) Önce Devlet Bahçeli’nin gurup konuşmasını bir dinle iğrenç görüntüler eşliğinde.
    (2) Sonra, eğer miğden kaldırıyorsa otur aşağıdaki videoları baştan sona izle. Gelip buraya özür dilemeyeceğinden kuşkum yok -ama belki yüzün biraz kızarır, biraz utanırsın diyorum.

    Aşağıdaki videolardan iki tanesi 2 milyonu aşkın insanımız tarafından izlendi.

    https://www.youtube.com/watch?v=bqSdMxy2GrQ&t=4s
    https://www.youtube.com/watch?v=MMex5Xs_Lfc&t=91s
    https://www.youtube.com/watch?v=D1QgYEddrHE
    https://www.youtube.com/watch?v=1BwDTwWy6f8

    • O askerleri döven linç eden kadar oraya silahsız ve hiçbir şeyden habersiz götürenler de suçlu.
      5 günlük askere müeebbet hapis verdiler.
      Ama komutanına 17 yıl verdiler.
      Adaletiniz batsın diyorum.

      • Askerlik yaptin mi sen? her sıkılan kursunun kovanini toplayip kayit altina aliyorduk! Kimin haberi yokmus darbeden? Emirsiz hicbir is yapilmaz, kanunsuz emir verilemez, veren olduysa uyulmaz, ustune gelen olurss alninin catindan vurulur, vurana da kimse niye vurdun diyemez! Soytariligin luzumu yok!

        • Sen bu soruyu bana soracağına RTE ye sorsana!
          Oğulları askerlik yapmış mı?
          Tabi yüreğin yetiyorsa.
          Soytarı lafını da aynen iade ediyorum .
          Sanırım editörün gözünden kaçmış.
          Askerlik konusuna gelince 212. piyade er eğitim alayı 2. Böl. 1.Tk. Menemen.
          e-posta adresini ver askerlik resimlerimi yollayayım.

  28. AK Partili bir vatandaş, “her il ilçeye kıraathane” projesine ikna olmamış yazara soruyor Karar Gazetesi’nde:

    “Ailenle yada sevdiklerinle birlikte hoş vakit geçirebileceğin bir tesisin yapılması yersiz bir vaat midir? Bu memlekette ailelerin çocuklarıyla ,gençlerin dostlarıyla, emeklilerin ahbaplarıyla buluşup hoş vakit geçireceği bir tesisin yapılcak olmasında nasıl bir yanlış olabilir. (. . .) Betondan, sosyal hayatın eksikliğinden şikayet edenler şimdi bunu da kötülüyor.”

    Karar Gazetesi okurları arasında hatırı sayılır çoklukta Saadet Partili gençler olduğunu biliyorum. Hiç seviyeyi kaybettiklerine tanık olmadım. Hoş bir nüktedanlık pek çok yorumda hemen göze çarpan özellik:

    “Pek anlayamadım kardeşim” diyor birisi: “Kıraathanelerin duvarları çiçeklerden örülü mü olacak? İnşaatçılardan sonra bu kez çiçekçiler mi memnun edilecek? Bir izah ediverseniz diyorum.”

    Bir diğeri soruya soruyla karşılık veriyor:

    “Bizim burda o söylediğiniz türden eş dostla buluşacak hayli mekan var. Eksik olan şey cepte para. Bu konuda da bir proje geliştirseniz. Mümkün mü?”

  29. AK Parti, sayın Koru’nun bir ihtimal olarak söz ettiği gibi seçimleri yitirebilir mi? Hiç bilmiyorum. Bildiğim, seçimleri kazansa bile kaybetmiş olduğu ve 24 Haziran’ı takip eden ilk seçimlerde (ki muhtemelen erken seçim olacak yine) iktidardan düşeceği ve dağılacağı. Her şeye muktedir, şaşmaz yanılmaz sorgulanamaz lider yanılsaması ile, bırakın 2043’lere erişmeyi, bir kaç yıl bile yol alınamıyor. Tıpkı, fizik öğretmeninden bilmem kaç onyılda bir gelen sıradışı bir lider yaratma çabasının da sonuç vermeyeceği gibi.

    Daha önce de söylemiştim: Almanya’yı yıkıma götüren lideri Hitler’i hemen herkes biliyor. Ama, ülkeyi, tarihinin o en büyük yıkımından, cephelerde tarumar olmuş milyonlarca erkek-kadın işgücünün heba olmasından, taş üstüne taş kalmamış şehirlerden, darmadağın olmuş yollardan, demiryolu ve limanlardan iki on yılda çekip çıkaran ve Avrupa’nnı en güçlü ekonomisi haline getiren lider kimdir, bilmiyoruz. Çünkü, öyle efsanevi bir lider yok. Ortak akıl, gerçekçilik, çalışma disiplini, bütün bir toplum olarak birbirine kenetlenmişlik, sağlam inşa edilmiş bir siyaset ve hukuk düzeni var.

    Öyleyse, zaman, sorunlarımızın çözümünü kerameti kendinden menkul liderlerde değil, bütünleşmekte, sağlam ve adil bir siyaset düzenine erişmekte, hamaseti bırakıp sağduyulu fikir alışverişinde bulunma zamanı. Eleştirel akıldan kimseye zarar gelmez. Değilse, 24 Haziran sonrası bizi bekleyen hatırı sayılır önemdeki sorunlar, hangi partiye tarftar olduğumuzdan bağımsız olarak, hepimize kaybettirecek.

  30. AK Partili dostlara, nedense susmayı tercih ettikleri soruları hatırlatalım: Şimdiden 3 milyona yakın insanımızın izleme gereği duyduğu Youtube belgeseli, Gülen’in siyaset dünyasındaki işbirlikçilerinin kimler olduğunu sergiliyor. Yanısıra, AK Parti Kırıkkale milletvekili Ramazan Can, liderini açığa düşürür bir biçimde, dün gerçeği çok açık ifadelerle halkımıza bağıra çağıra ilan etti. Dünya liderimizin iddia ettiğinin aksine, ortada bir “aldatılma” durumunun olmadığını, bile bile, göre göre Gülen teşkilatı ile işbirliği yapıldığını söyleyiverdi. Dinleyelim: ““17-25 Aralık operasyonlarına kadar, siyaset, ticaret ve bürokraside yükselmenin FETÖ ile işbirliğinden” geçiyordu. O nedenle, eğer burada bunun hesabını verecek olanlar varsa başta biz siyasetçiler olarak bizler vermek durumundayız. İnsanları suçlamak durumunda değiliz.”

    Her fırsatta beni FETÖcülerin dilini kullanmakla itham eden saygıdeğer yorumcular, bu yorumlarımı görmemiş gibi davranmayı yeğlediler. Daha önce her yorumum altına, kimi zaman edepsizleşerek (adımı bir köpek cinsi olan “Senbernar” şeklinde yazmak gibi), kimi zaman benden “hain” diye söz ederek hamaset dolu yazılar girmekte birbiri ile yarışanlar, tek bir cümle üretemediler (ismimden yola çıkarak bana Yahudi olup olmadığımı soran aklıevveli saymazsak). Buna cesaret eden yalnızca Didem Kuz adlı okur-yorumcu oldu. Bir de, Necip Güven adlı okur, 12 Eylül Darbesi’nin generalinden ilham almış olsa gerek, “Erdoğan, meselenin olgunlaşması için beklemiştir herhalde. . .” demeğe getirerek, eğlence dünyamıza ikinci bir Recep İvedik olarak eklendi. Okuyalım:

    “Eskiler hatırlar iltihaplı bir yaranın iyileşmesi için onu olgunlaştırıp patlatmaya yarayan kara merhem kullanılırdı. Belki geçmişte devlet politikası olarak bu yarayı olgunlaştırıp patlatma yöntemi kullanılmış olabilir.”

    Didem Kuz isimli okur, AK Parti seçmeninin zihin dünyasının nasıl işlediğini bizlere bir kez daha gösterdi: “Canımıza malımıza kast eden bu örgütlerle (Gülen ögütü ve HDP) yapılan işbirlikleri dün de yanlıştı, bugün de yanlıştır.” Bu harikulade zihniyete göre, evet, bir yanlış yapılmıştı, ama “biz birbirimizi suçlarken geleceğimiz heba oluyor”du. Didem Hanım açısından, “canımıza kast eden bu iki örgütle işbirliği” yapmak, sütlaç yaparken pirinç katmayı unutmak tadında bir yanlış idi. Üzerinde durmaya gerek yoktu. Dün dündü, bugün bugündü. Biz yürüyüp (herhalde dünya liderimizin öncülüğünde) geleceğe yürümeliydik emin adımlarla.

    Didem Hanım’a basit bir soru sordum, nedense günü suskun kalarak geçirmeyi yeğlediler:

    “Canımıza malımıza kast eden bu iki örgütle işbirliği yapmış olan partinizin gelecekte benzer “yanlış”I bir kez daha yapmayaacağının güvencesi ne? Sık sık, “yaptıklarımız yapacaklarımızın garantisidir!” diyor ve beni ürüktüyorsunuz.”

    Ayrıca, Devlet Bahçeli’nin “iblis uşağı yaratıklar” diyerek andığı katillerin kurbanları hakkında neden hiçbirinden tek bir sözcük işitemediğimizi sordum. Öyle ya, mesele vicdan olunca hamasette birbiri ile yarışanlar, iş F. S. Mehmet Köprüsü üzerinde bedenleri parçalanarak linç edilen askerlere gelince ısrarla susuyorlardı. Yine ortalık sütliman. Hiçbirinden tıs yok. Öyleyse, yanıt bekleyen soruları yeniden hatırlatmış olalım ve sözü iktidarın küçük ortağının lideri Devlet Bahçeli’ye bırakalım:

    “Hiçbir şeyden haberi olmadan, kamuflaj giydirilip silah başı yaptırılan, tatbikat olur diye sokaklara çıkarılan suçsuz günahsız mehmetçikler de dayaktan geçirilmişlerdir (. . .) Kardeş kardeşin boğazına sarılmıştır. Vaka-yı adiyeden beri ilk defa asker linç edilmiştir. Teslim olan askerlere demir çubuk, kemer ve kesici aletlerle saldırılmıştır. Kimin suçlu kimin mazlum olduğu tespit edilmeden, Mehmetçiklerin yüzüstü yatırılışları, yerlerde darp edilmeleri, çıplak halde kafalarına vura vura polis otolarına bindirilmeleri skandaldır, milli vicdana terstir. Bir askerin kafasının kesilmesi, tarihte olmayan canavarlıktır. Her şey bir yana, hayatını kaybetmiş bir Mehmetçiğin başında bozkurt işaretiyle fotoğraf çektirip sosyal medyada paylaşan iblis uşağı yaratık, neredeyse bulunup darbecilerle birlikte yargılanmalıdır.”
    DEVLET BAHÇELİ
    Youtube belgeseli: https://www.youtube.com/watch?v=BNWmW3tALJU

    • Başı kesilen asker olup olmadığı bir muamma, bu konuda değişik bilgiler mevcut. Ama o gece 250 vatandaşın hain askerlerin kurşun ve bombalarıyla öldürülmesi 2000 den fazlasının yaralanması kanıtlı ispatlı bir gerçek. O gece darbeden sorumlu olmayan ama darbeye karışmış kişiler tabii ki olabilir. Ama bunun araştırmasını ve değerlendirilmesini o gece yapabilecek bir ortam yoktu. Çünkü ülkenin değişik yerlerinde milletin silahlarıyla millete saldıran ateş eden asker bozuntuları vardı ve vatandaş silahsız olarak buna karşı koymaya , kalkışmaya engel olmaya çalışıyordu. Keşke olmasaydı ama bu arada çok ölümler oldu. Her olayı kendi şartlarında değerlendirmek gerekir. Canına kastedilen bir insanın MEŞRU MÜDAFAA diye bir hakkı vardır. Ayrıca o gece ile ilgili bu iddiaların ne kadarı fotoşoplu ne kadarı başka ülke ve başka zamanlardaki başka olayların görüntüsü olduğunu kim biliyor caba? Bu tür iddialar her zaman çok dikkatli incelenmesi gereken iddialardır. Doğruluğunu hiç kontrol etmeden kabullenmek farklı amaçlara hizmet edebilir.

      • Darbe gecesi öldürülen sivil ve asker kişilerin otopsileri yapılmış mı?
        Hayır yapılmadı.
        Eğer yapılsaydı kimin kimin kurşunuyla öldüğü ortaya çıkardı.
        Askerlik yaptıysanız her askere verilen silahın bir seri numarası olduğunu bilirsiniz.
        Balistik raporu diye bir şey duymuşsanız hangi merminin hangi silahtan çıktığının bilinebileceğinden haberdarsınızdır.
        Acaba neden otopsi ve balistik raporları ortada yok.
        5 günlük askere verilen silahta mermi olmayacağını da bilirsiniz.
        Ama 5 günlük asker müebbetle cezalandırıldı.
        Komutanı olan orgeneral 17 yıl ceza aldı.
        Hala sorgulamıyorsunuz ve körü körüne inanıyorsunuz.

        • Sade Vatandaş arkadaşım. Körü körüne inanmaya devam etmek isteyenler devam etsinler. Bunlar, medyayı ele geçirince iş bitti zannediyorlar. Benim linkini verdiğim dört videoyu izleyenlerin toplam sayısı 2 milyonun üzerinde. Bütün baskı ve tehditlere rağmen, bu ülkenin erdemli ve vicdanlı insanları orada burada konuşuyor, sorular soruyor. Henüz karanlığın içinde yanıp sönen kıvılcımlar misali adaletsizliğe, hukuksuzluğa itirazlarımız. Bu itirazlar susmayacak. Sağ sol bitti bu ülkede. Adaletin, vicdanın, özgürlüğün ve doğrunun yanında olanlarla, zulmün, kör vicdanın, hamasetin yanında olanlar olarak ayrıştık. Karanlığın örtüsü kalktıktan sonra olacakları hep birlikte göreceğiz.

          Bu ülke, bu ülkenin insanları korkaklığa teslim olmaz. Ahlak ve adalet, düşürüldüğü yerden ayağa kalkacak. Hem de en çok iki-üç yıl içinde.

    • Bernar bey
      Onlar size cevap verecek kada bilgili olsalar zaten burada kimselere saldırarak kavga etmek yerine adam gibi fikir alış verişinde bulunurlar.

      • ben hemen herkesin köpek sahibi olduğu bir site de yaşıyorum. bu köpeklerden sadece bir iki tanesi gece gündüz havlar önüne gelene, kapıdan geçene havlar. çünkü bunlar sokak köpekleridir ve eğitimsizdirler.
        teşbihte hata olmaz.
        elbette yorumlaşabiliriz, hatta tartışabiliriz ama
        bunun bir sınırı ve seviyesi olmalıdır.
        her önüne gelenle değil,
        her ağzına gelenle değil…
        yoksa bayram önü karşılık verip kimsenin kalbini kırmak istemem.

    • bernar bey
      siteye arada girip yorumlara baktığım oluyor ancak sizi memnun edecek sıklıkta olmayabilir, sabrıcemil önereceğim öncelikle.
      kendi isteğimle hayli nitelikli iş hayatımı bırakıp özel bir konuda yaklaşık 10 yıl eğitildim, kendim de hayli yoğun araştırma yaptım yüce Allah ta büyük bir yetenek bağışladı ve şimdi özel bir grup insanla bilgilerimi paylaşıyorum. soru sordukları zaman anlamak için mi yoksa tartışmak için mi sorduklarını önemserim çünkü verdiğim cevap ona göre olur…
      sorunuza vereceğim cevap gelecekte benzer yanlışı yapmayacaklarına dair güvencem yoktur, yapabilirler. olacaktır. iktidara muhalefet gelirse onlar da benzer yanlış yapabilirler, şimdiden yapıyorlar. sivas olayları türkiye olayları olmayacağına dair de güvence yok. ben de en sizin gibi riskleri göze alıyorum….

      • Paylaştığım konu akademik bilgileri de içeren konular olup hiç ücret almadan Allah rızası için bilgilerimi paylaşıyorum. Yorumumu okuyunca Yetenek sözcüğünü kullandığım için akla farklı konular gelebilir diye açıklama yapma gereği duydum. Bayram önü zaman ayırmakta biraz zorlandım. Daha ayrıntılı ve uzun yorumlarda yaparım sonrasında nasipse.
        Herkese iyi bayramlar dilerim.

        • Çok az konuda hemfikir görünüyoruz, ama bu size olan saygımın önünde engel değil. Hiç değilse serbest zaman yakladığınızda eli ayağı düzgün gerçek yorumlarda bulunuyorsunuz -pek çoğu benim açımdan kabul edilmez olsa da. Kışkırtıcı ve saygısız değil kullandığınız dil. Ben de böyle yapmaya çalışıyorum. Size ve herkese iyi, huzurlu bayramlar.

        • Didem Hanım, daha önce siyasetin ilgi alanınızın yüzde beşini dahi oluşturmadığını yazdığınızı ve beni ne kadar şaşırttığınızı hatırlıyorum. O gün yüzde doksanbeş içindekileri merak etmiştim ama özelinize girmekten de çekinmiştim. Az önce okuduğum iş hayatınıza dair bilgiler beni yine çok şaşırttı. Bu sefer çekingen bir cesaretle, çok merak ettiğim mesleğinizi soracağım…uygun bulursanız…

          • Özer bey,
            uzun zamandır yorum yazınca insanlar birbirini tanıma ihtiyacı hissediyor sanırım.
            iletişim fakültesi mezunuyum ama medya da hiç çalışmadım. yurt dışında bir süre kaldıktan sonra uluslararası bir firmada satın alma müdürü olarak çalıştım. İngilizce ve Fransızca bilirim daha sonra da kuranı anlayacak kadar klasik arapça öğrendim. otuzlu yaşlarımın başında kendi isteğimle iş hayatından ayrıldım. siyaset gerçekten % 5 etmez. arkeoloji ve tarih severim ama ilgi alanımın % 95 i tasavvuf ve içindeki özel bir öğretidir…
            selamlar
            saygılar

        • Didem Hanım, yazmış olduğunuz bilgileri yanlış yorumlamıyorsam bir tarikatta Hoca Hanım olduğunuza kanaat getirdim. Cevabınızdan aldığım cesaretle bu sefer de şeyhinizin kim olduğunu soracağım ama merakımda çok mu ileri gitmiş olurum acaba..?

          • İyi bayramlar Özer bey
            Evet yanlış yorumlamışsınız. Bir Tarikatta hoca hanım değilim. Hocalık kim biz kim.
            İlim seven kimseleriz daha çok.

        • Bu durumda size verilen on yıllık eğitim, yaptığınız yoğun araştırmalar ve Allah’ın bahşetmiş olduğu büyük yetenek harmanını sadece Allah rızası için nerede ve nasıl kullandığınızın cevabı benim için hala gizemini koruyor…

  31. Kısaca;
    * Sayın Koru’nun yazılarındaki içerik, üslup, seviye ve kalite farkını en azından 90 lardan itibaren takip edenler bilecektir.
    * Yazarlar, liderler, adaylar, yorumcular, vs. akıl baliğ olanlar taraftır. Tarafsız olmak bir olay, konu vb. şeylerde taraf olunan kurallara harfiyen riayet etmek ve karşı taraftan beklenen tavrı önce firesiz her şartta kendimizin göstermesidir.
    * Her kişinin doğrusu kendinedir. Kişi kendince yanlış olanı savunurken dahi kendi doğruları üzerine hareket eder.
    * Cahillik bilgisizlik değil bilmediğini bilmemektir.
    * Küfür, hakaret, iftira ve sövmek ayrı şeylerdir. Bunları tüm ideolojiler, ekoller ve dini öğretiler reddet. Ancak insanlar bolca kullanmayı devam eder.
    * “Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır “= Kişilerin gerçek yüzlerinin ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır.
    * ( Şahsi inancıma göre) Oy vermek ONAY ve VEKALET vermektir. ONAY ve VEKALET vermek KEFİL OLMAKTIR.
    * ( Şahsi inancıma göre) Hayatın anlamı nasıl yaşadığında değil bitiş çizgisini ne şekilde geçtiğindedir. (Bitiş çizgimizi bilmemek en acı gerçeğimiz.)
    SON NOKTA:
    İçimizde muhalif ve taraftar (yandaş, biadcı vs.) olmayan bir adım öne çıksın.
    Selametle

    • Hacamet Bey, ben bir adım öne çıkmıyorum. Çünkü tarafım. Adaletin, ahlakın, insan hak ve hürriyetlerinin, zindanlardaki sahipsizlerin tarafındayım. Kuşkusuz böyle bir taraf oluşun devlet iktidarının dikkatini fazlasıyla çekeceğinin farkındayım. Zulüm karşısında susmaktansa, sevgili Ahmet Turan Alkan gibi kalan ömrümü başı dik, vicdanı rahat bir kul olarak tamamlayabilmek için bedel ödemeyi göze alırım:

      “Hür ve demokrat vicdanlara hitap ediyorum…Boğazımı kesen bıçağı yalamayacağım. Zalimden af dilemeyeceğim. Siyasetin memurlarına ‘n’oolur beni tahliye edin’ diye yalvarmayacağım. Hürriyete, temel insan haklarına ve demokrasiye inanan vicdanlara hitab ediyorum. Beni ve bizleri yakından tanımadığınız halde, haklı mücadelemizde yanımızda durup desteklediğiniz için kendim ve ailem adına sizlere çok teşekkür ediyorum.”
      AHMET TURAN ALKAN

      Selamet ve Saadetle,

      • Adi gecen fetocu gazeteci yazar eskisi, akademik mi komando mu oldugunu bilemedigim mutemet elemanin neresinde ne boncuk buldun bilemiyorum ama mapus damindan yollanmis hazir metinlerini yayinliyor gibisin. Demek o agir abi metinler alkan’dan geliyor, yetismedigi yerde de lumpen agziyla sunturlu kufurler doseniyorsun.

    • Hukuk , adalet ve doğruluktan tarafım. Yanlış yapan herkesi eleştirir , doğruya doğru , yanlışa yanlış derim. Kimseye körü körüne destek olmam , hele siyasilere , asla. Onlar devamlı kandırılırlar. Sonra taraftarlarını da rezil ederler.

  32. Bence farklı birileri suçlanacak… FETÖ yaptı diyecekler… 16 yıldır iktidardalar yaptıkları kabahatleri FETÖ yaptı dediler. İşin içinden sıyrıldılar. (15 temmuz lanetli darbe girişimini / büyük ihaneti hala hafızalarımızda ve şiddetle kınıyorum. Peşinen belirteyim… Ne olur ne olmaz….)
    Neyse millet kraathanelerinde çay / simit /kek yerken beleş , beleş ,…
    BİZ NEREDE , NEREDE YANLIŞ YAPTIK…..
    ALLAH’IM… NEYDİ GÜNAHIM ….
    dizeleri eşliğinde efkarlı bir nargile tüttürüler….
    “Allah mülkünde dilediğine eşi benzeri görülmemiş hükümdarlıklar verir…
    Sonra altınızdan yer kaymasını anımsatan bir hareketle bu hümdarlığınızı geri alır…..”
    Bir vatandaş olarak AKP neyi yanlış yaptı ….
    İktidarın gücü ile KİBİRLENDİLER….
    Kendilerini ikaz eden dostlarını VATAN HAİNİ / HAİN/ SATILMIŞ /PİS FETÖCÜ /KAFİR /MÜNAFIK olarak damgaladılar…
    Adaletten ayrıldılar…../ yüz binlerce insan ve ailesi devletten atıldı.. suçları belli değil…
    Kendilerinden olmayanları ötekileştirip ,Şeytanlaştırdılar….
    EYYYY… BAY KEMAL……/ EYYY …BAY MUHARREM… diyerek kitlelerin arasına büyük setler çektiler…..
    Ama ALLAH böyle demez din / kuran / peygamber sadece sizin değil … Anlatmak /birlikte yaşamak /örnek olmak /rol model üstlenip Kuranı evrensel hali ile birlikte olmayı unuttular…/unutturdular…/ içi boş bir İslam anlayışını halka empoze ettiler….
    Kendilerini / yaptıklarını kutsallaştırdılar…
    Sonuç: Her iktidara süre veren Allah …. gördüğüm kadarıyla bu sürenin sonuna geldiğimizin emarelerini görüyoruz…

  33. ÜLKELERİN DİŞ BORÇLA KALKINMASI KISA SÜRELİ REFAH YARATIR.
    BORÇ UN ÖDEME ZAMANI GELİNCE YENİDEN BORÇ ALABILDIĞIN SÜRECE PROBLEM GÖRÜLMEZ.
    BORÇLA BÜYÜYEN ALDIĞI BORÇU DİŞARIYA MAL SATMAK İÇİN ÜRETİMDE KULLANIRSA CARİ AÇIK VERMEZ
    ÇARI FAZLA VERİRSE İŞTE O ZAMAN GEÇEK KALKINMA OLUR.BU DA ZOR BİR İŞTİR.
    ALINAN BORÇLAR ÜRETİME DÖNÜK DEĞİL TÜKETİME DÖNÜK KULLANILIRSA CARI AÇIK DOĞAR.HER DEFASINDA DAHAÇOK BORÇ BULMAK ZORUNDA KALIRSINIZ.EN SONUN DA YALANCI BAHAR BİTER.
    NİHAYET IMF NIN KAPISINA DÜŞERSİNİZ.ÇARENIZ KALMAZ.ALDIĞINIZ DIŞ BORÇLA POPILIST POLİTIKALAR UYGULAYABİLIR.PARALARI HESAPSIZ DAHA UCUZA MAL EDEBİLECEK RANTABIL PROJELER YERİNE GÖSTERİŞLİ EKONOMİK OLMAYAN PROJELERE HARCARSINIZ.SEÇİMLERİ EL DEN ALDIĞINIZ BORÇLA KAZANIRSINIZ SONRA YABANCI PARASINI İSTEYINCE ÇEKEMİYORLAR BİZİ DERSİNİNİZ.
    YAHU ARKADAŞ BİZ ŞİMDİ BANKADAN ALDIĞIMIZ KREDİ İLE EV ARABA ALSAK MAHALLEMİZDE ÇAKA SATSAK.HERKES BAKSANA KOMŞU ÇOK İLERLEDİ LÜX EVLER LÜKS ARABALAR ALIYOR DERSE.
    SONRA BORÇLARI ÖDEMEDE ZORLANMAYA BAŞLADIĞİMİZ DA KREDİ ALDİĞİMİZ MİLLİ BANKA BİZİM KAPIMIZA DAYANSA .KOMŞULAR DUYUN BU BANKA VARYA TEFECİ BENİ ÇEKEMİYOR DEMEK GİBİ BİRŞEY.
    ÇOK MU ZENGİNİZ PARAYI GÖMECEK YER ARIYORUZ.KANAL İSTANBUL ALTI YILDIR ARSALAR İNŞAATLAAR BU SÜPEKÜLASYONLA SATILIYOR.HER SEÇİM MALZEME YAPILIYOR ORTADA BİRŞEY YOK.SONUNDA TEKNİSYENLERİM BENİ ALDATTİ DEYİP VAÇGEÇECEK BİLİYORUZ.ÖNEMLİ OLAN SEÇİM KAZANDIRMASI.ÇOK MU ZENGİNİZ BİR HAVAALANINI PARK YAPIP YENİ HAVAALANINA MİLYARLAR DÖKMEK.
    ŞİMDİ BAZI BİLMİŞLER ÇİKİP DEVLETTEN PARA ÇIKMIYOR YAP-İŞLET DEVRET MODELI DIYECEKLER.
    ÖZEL SEKTÖRÜN PARAYI NERDE BULUYOR YABANCI KAYNAK.DEVLET GARANTISI.ŞİMDİ DİYORUZ ÖZEL SEKTÖRÜN DOVİZ BORCUNU ÇEVİREMİYOR DAHA YÜKSEK RISK PRIMI ILE YUKSEK FAİZ ÖDÜYOR.
    NİHAYETİNDE ÖZEL SEKTÖR DOVİZ KURUNDAN BATMASIN DİYE REEL FAİZİ DÜNYANIN ENYÜKSEK ÜLKELERİNDEN BİRİ OLUYORSUN.BÖYLECE DOVİZİ FRENLEMEYE ÇALIŞIYORSUN.DOVİZ DÜŞÜNCE CARI AÇIK ARTIYOR.İTHALAT ARTIYOR.FAİZ ARTINCA KİMSE KREDİ KULLANAMAZ EKONOMİ DURUR.
    BİZİM GİBİ GERİ KALMIŞ ÜLKELERİN TEK YAPACAĞI KURLARI AZAMI YÜKSEK TUTUP İHRACATI ARTIRMAK CARI FAZLA VERMEK .BU DA FEDAKARLIK ÇOK ÇALIŞMA AZ TÜKETME TASARRUFLA OLUR.BİZ HEM AZ ÇAIŞİP YABANCIDAN ALDIĞIMIZ BORÇLA ZENGİNCE YAŞAYACAĞIZ.DÜNYANIN EN AKILLI İNSANLARIYIZ YA.HÜKÜMETLER BU ZOR YOLU HİÇ İZLEMEK İSTEMEZLER ÇÜNKÜ HALKIMIZ HERŞEYİ BEDAVA İSTER.
    AMA SONUNDA HEP DAHA ÇOK ZARARA UĞRAR.
    ATALARIMIZ NE DEMİŞ.DOĞRU KONUŞANI DOKUZ KÖYDEN KOVARLAR.ONUNCU KÖY BELKİ ÇİN DEDİR.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here