Akşener “Ben yokum” demeye başladı. Ben ise “Ben demiştim” diyorum da başka bir şey demiyorum…

70

İYİ Parti’nin genel başkanı Meral Akşener‘in ciddi ciddi istifayı düşündüğünü herhalde işittiniz. Partisinin ‘sorunları’ görüşmek üzere düzenlenmiş kampında kendisine yönelik eleştirilere sinirlenmiş Akşener, hatta bir ara doktor müdahalesi gerekecek kadar sinirleri bozulmuş; ardından da, kampı terk etmiş…

Parti tüzüğünün kendisine tanıdığı yetkiyi kullanarak olağanüstü kurultay davetinde bulunduğu gibi, kendisinin aday olmayacağı kurultayda başkanlığa adaylık koyacaklara başarılar dileyen bir de mesaj yayınlamış

Şaşırdınız mı?

Haberlere bakılırsa İYİ Parti camiası şaşırmışa benziyor.

Seçim başarısızlığı yüzünden mi?

24 Haziran seçiminde yüzde 10’un altında bir oy (9.96) alabildi İYİ Parti, cumhurbaşkanı adayı olarak Meral Akşener‘in oyu (7.29) partisinin hayli gerisinde kaldı. ‘İttifak’ ile etkisi yok edilmiş olmasa veya HDP gibi kendi başına seçime girmek zorunda bırakılsaydı, İYİ Parti Meclis’te temsil edilemeyecekti.

Meral Akşener ise, kampanya boyunca, kendinin ikinci tura kalmasının muhakkak, ikinci turdan cumhurbaşkanı olarak çıkmasının ise muhtemel olduğuna dair güçlü çıkışlar yapıp durdu. Bu gerekçeyle, ‘ittifak’ içerisinde birlikte yer aldığı partilerden (CHP ve Saadet Partisi’nden) gelen ‘çatı aday’ tekliflerini boşa çıkardığı gibi, HDP’nin baraj tehdidi altına düşmesine de sebep oldu Akşener

Bu yönüyle, seçim sonucuna bakılırsa, İYİ Parti ve Meral Akşener, ‘başarısız’ sayılabilir.

Nitekim, seçim öncesinde parti saflarına katılmış kamuoyu tarafından tanınan bazı isimlerin, kısa süre önce İYİ Parti’den istifa edip köşelerine çekildiklerini biliyoruz.

Oysa madalyonun bir yüzü daha var.

Kurulması üzerinden fazla zaman geçmeden baskın bir seçim oldu-bittisiyle karşılaşmış bir partinin yüzde 10 civarında bir oy alması hiç küçümsenmemeli. Sağlam ve köklü bir geleneği temsil eden Saadet Partisi’nin oyunun bütün beklentilerin gerisinde kaldığı (1.34) bir ortamda yüzde 10’a yakın oy İYİ Parti için ‘başarı’ sayılmalıdır.

Ayrıca, seçim öncesinde para mukabili anket hizmeti sunmuş bir şirket dışında görüşlerine başvurduğu güvenilir araştırma kurumları, Meral Akşener‘e, 24 Haziran’da çıkan tabloyu en güçlü ihtimal olarak takdim etmişlerdi.

Sandık sonucu başkaları için sürpriz olsa bile, Meral Akşener, 24 Haziran akşamı nasıl bir tabloyla karşılaşacağından haberdardı.

Neden kitlesini ve daha geniş kamuoyunu farklı bir beklenti içerisine soktu o halde?

Cevabı verilmesi gereken temel soru budur. Bu soruya bulunacak makul cevap/lar Meral Akşener‘in şimdilerde neden istifa kararı aldığını da aydınlatacaktır.

Denemeye değer.

Seçimin kaderini Akşener belirledi

İYİ Parti’nin varlığının kim/ler/in işine yaradığını irdelemek gerekiyor, ama önce kimin işine yaramadığına bakalım…

Bu seçime iddialı giren parti CHP’ydi. Kemal Kılıçdaroğlu daha önce sekiz kez yaşadığı seçim yenilgisini bu defa ‘başarı’ olarak gösterebileceği bir sonuçla değiştirmek için farklı bir strateji uyguladı. AK Parti-MHP ittifakının karşısına geniş bir ittifakla çıktığı gibi, AK Parti tabanından da oy alabilecek bir ‘çatı aday’ çıkarmak için de çaba sarf etti.

İYİ Parti’ye milletvekili ödünç vermekten, tabanını başka partilerin cumhurbaşkanı adayları için imza toplamaya teşvike kadar bir dizi girişimde de bulundu Kılıçdaroğlu. ‘Çatı aday’ formulü Akşener tarafından boşa çıkarıldığında, başarılı olduğu takdirde karşısına rakip çıkacağını bile bile Muharrem İnce‘yi aday da yaptı. Baraj altında kaldığında AK Parti’ye 50 kadar ek milletvekili kazandıracağını bildiği için, aleyhinde bulunmayarak, HDP’nin Meclis’e girmesinin yolunu da açtı.

Fakat istediğini elde edemedi CHP lideri.

Oyları ve milletvekili sayıları azaldığı halde bu seçimin ‘başarılı’ iki partisi AK Parti ve MHP…

İlki (AK Parti) iktidarını sürdürüyor, ikincisi (MHP) de Meclis’teki varlığını koruyor.

Hatta, İYİ Parti bir türbülansa uğrar ve milletvekilleri kendilerine güvenilir liman arayışına girerlerse, gözlerini dikecekleri parti MHP -ve biraz da AK Parti- olacaktır.

MHP, İYİ Parti’nin bulunmadığı bir ortamda, 24 Haziran’da daha yüksek bir oy alamazdı; halbuki ‘MHP-2’ görüntüsündeki İYİ Parti ile birlikte düşünüldüğünde, ‘milliyetçi’ diye adlandırılabilecek kesim, tarihinde ilk kez, oyunu yüzde 20’nin üzerine çıkarma başarısını gösterdi.

Kılıçdaroğlu‘nın stratejisi tutsa ve ‘çatı aday’ ile HDP’li ittifak gerçekleşebilseydi 24 Haziran’da sandıktan nasıl bir sonuç çıkabileceğini hiç hesaba katmasak bile, Meral Akşener‘in, seçimin kaderini belirleyen en önemli siyasi aktör olduğunu söyleyebiliyoruz.

Şimdi de “Ben yokum” diyor Meral Akşener

Yukarıda bir yerde “Şaşırdınız mı?” diye sormuştum. Yazılarımı okuma zahmetine katlanan okurların, 24 Haziran’a gidilen günlerde yazdıklarımı hatırladıklarını ve şimdi yaşanan gelişmeye şaşırmadıklarını sanıyorum.

İddialıyım.

ΩΩΩΩ

70 YORUMLAR

  1. Belki, siz bunu hatirlattiniz diye, bir de bakarsiniz, Aksener karar değiştirip, partinin basında kalmaya karar vermis – maksat ‘giciklik’ olsun.

  2. Bir film izliyoruz uzun metrajlı bu film kısa sürede bitebilirdi ama bitmedi nedeni milletin kültür ve vicdan seviyesinde gizli…Evet bu millet kanımca başına gelecek tüm felaketlerin alt yapısını hazırladı..Görmedi görmek istemiyor..Bir insan kendi evladına güvenmiyorsa bunun tek bir açıklaması vardır mide evet analar babalar dedeler nineler mide derdinde …İnsanlar haksızlığa uğramış kimin umrunda tek dert var mide…Allaha yemin ederim ki vatanıma en küçük bir yanlışım olmadı milyon canım olsa vatanım için veririm …Askerde kaç kere takdir belgesi aldım..Öğretmenlik mesleğimde kılı kırk yardım..Ama yasal bir sendika üyeliğinden ihraç oldum..Eğer birgün Dünya denilen ülkenin başka bir yerine giderrsem avazım çıktığı kadar özgürlük diye bağıracam tabi önce toprağını öpeceğim..(Vatanımın toprağı heryerden değerlidir lakin özgür olursa insan.)Maalesef kafamda deli sorular var..Fakat bildiğim net bir şey var..Ülkeyi iyi şeyler beklemiyor inşallah yanılırım..Allahın adaleti mutlaka gerçeleşir..İşte çıldırmamın önüne geçen tam da bu …El Adl…

    • Yaşananların temelinde “mide derdi” olduğunu söylemek hem son derece yüzeysel, hem de asıl olanı perdeliyor. “Sizden önce kimi insanlar haksızlığa uğrarlarken hiç ses çıkardınız mı?” diye sormak isterim size, örneğin. Sesiniz çıkmadıysa ise, bu suskunluğunuzun nedeni “mide derdinde” olmanız mıydı?”Kurtarıcı lider” diye bir faniye insanüstü özellikler atfetmek gibi son derece yaygın bir zaafı sorguladınız mı devletten takdir belgeleri alır, mesleğinizi kılı kırk yararak yerine getirirken? Yoksa, milletin kültür ve vicdan seviyesini sorgulamak, bir “kurtarıcı lider” amansız rekabet içine girdiği bir diğer “kurtarıcı lider” karşısında yenilgiye uğradığında mı aklınıza geldi? Bence, bir süreden beri, birbiriyle yakından ilişkili, birbiriyle eşzamanlı, birbiri ile kesişen, birbirine karışan iki film birden izliyorduk. Filmlerden biri bitti, diğeri bir süre daha devam edecek görünüyor -bunda birinci filmin kahramanının da payı büyük. . .

      • Ben hiç bir yere minnet etmedim kimseye kurtarıcı gözüyle bakmadım,kimselere övgüler düzmedim ,resmi sendika diyorum sen hala vıdı da vıdı diyorsun sen kendine uygula bu kriterleri ve kendine sor bu soruları..Mr Bernar burada çok vicdansız yorumcu var lakin sizde onlara benzemişsiniz ya da bu şekilde yazarak neyi amaçlıyorsun bilemedim..Bu millet kendi evletlarına güvenmedi ve bende diyorum ki bunun dönüşü olacak ..Ben ilkokuldan yüksek lisansıma kadar hiç bir yere angaje olmadım..üniversite öncesi 18 ay askerlik yaptım.(Takdirler oradan) Kpss ye girdim ve 33 yaşımda bileğimin hakkıyla atandım..12 yıl da çalıştım bir tek teşekkür ve takdir almadım..(kriterlerim tutmuyor).Meslek hayatımda tanıdığım en dürüst ve mesleğini hakkıyla yapan öğretmenlerin tamamı ihraç oldu..Hepsi de ahlak ve güven abidesi insanlardı..Dışarda çakala yancılık yapacağıma bu ahlak abideleri ile mağdur olmayı seçtim..

        • “Ben ilkokuldan yüksek lisansıma kadar hiç bir yere angaje olmadım.” Diyorsun fakat sonra da yasal diye malum sendikaya üye oluyorsun. burada çelişkili bir
          durum var.. bu sendikaya fetö mensupları dışında kimsede üye olmuyor. Kaldı ki üye olup fetönun gerçek yüzü ortaya çıktıktan sonra istifa eden bazı tanıdıklarım hala görevlerine devam ediyor

          • Sizin gibi güçe tapmiş lar bu tip olayları kavriyacak kadar vijdan ve bilgiye sahip olmadıkları için….
            Herkesi kendileri gibi zannederler.
            Ne kadar uğraşırsanız uğraşın kayip edenlerden olacaksınız.
            Kazanan gerçekler olacaktır iftiralar değil.

          • Sendikaya onay veren bakanlar suçsuz sendikaya üye olan öğretmen suçlu öylemi..15 temmuz 2016 da dahi aidatları devlet tarafından ödenmiş bir tane soruşturma geçirmemiş..Senin şu yazdığını Talha Bilal hak hukuk bilen bir Dünya vatandaşı okusa ne düşünürdü acaba..İşte ülkemizde adaletin durumu senin şu yazdığın kadar ..Ölmeden aynısını yaşa yaşa ki anla …Belki vebalin azalır..

        • Daha ilk makul eleştirel ama saygılı yorumda dağılmış görünüyorsunuz. Birilerinin kendisini “milletin kendi evladı”, “ahlak ve güven abidesi” ilan etmesi benim kuşkuyla yaklaştığım bir tavır. İstisnasız herkes bu milletin evladı, istisnasız herkes “ahlak” ve “güvenilirlik” ile sınandığında sınavdan başarıyla çıkamamış görünüyor. Yani, ne yapıyorsak kendi kendimize yapıyoruz. Halkı “mide düşkünü” olmakla suçlayıp kendimizi “ahlak abideleri” ilan ederek aradan sıyrılmaya kalkışmayalım derim. . .

          • Mr Bernar ben kendim için ahlak abidesi demedim çalıştığım okuldaki şu an mağdur olanlar için kullandım bence bu arkadaşlar böyle insanlardı ne dememi bekliyorsun..Şahsi işleri için okulun fotokopi ve kağıtlarıını bile kullanmıyorlardı..Millet çatır çatır özel ders verirken bunlar ücretsiz birebir ders veriyorlardı..Bunlar gibi daha pekçok örnek verilebilir..

      • Sn.Bernar , 2.filmin de bir an önce bitmesini bekliyoruz. 2 Film birden üst üste hiç çekilmiyor. Hele ki yıllarca bu iki filmin aktörlerini hiç beğenmiyorken , izlemek zorunda kalıyor olmak bana zül geliyor . Gerçek gündeme dönmemiz için bu çok elzem. 2.filmin sonunda , bu iki filmdeki 2 grubun da aynı adil ve bağımsız mahkemelerde bir birlerine ne verdiğini anlatmaları , neden kavgaya tutuştuklarını millete içtenlikle izah etmeleri gerekiyor. Daha da önemlisi KARARI BAĞIMSIZ VE SİYASETTEN EMİR ALMAYAN MAHKEMELERİN vermesi gerekiyor.2. filmin sonunda inşallah , herşey ortaya çıkar. Yoruma açık bir FLU alan kalmadan bu defter kapanır da işimize gücümüze , geleceğe bakarız. Selamlar.

        • İsmimin geçtiği iki yorumunuz var. “2 Film” ile ilgili olan yorumunuza tamamen, ikincisine ise kısmen katılıyorum. Ölçüyü kaçırdığım oluyor gerçekten. Uyarınızı dikkate alacağım. Selam ve saygı.

          • Sn.Bernar hocam , ölçüyü kaçırmada kimse H.Gayreti geçemez. Bu anlamda sizi kırmak istemem , kırıldıysanız ben sizden özür dilerim , hakkınızı helal edin. Benimkisi bir din kardeşi sorumluluğunda zaten güzel olan bir kardeşimize kendimce bir yardım etmek istemekten ibaret haddim olmayarak . Sizin , İslam ile buluşma serüveniniz size saygılı olmayı gerektiriyor. Ancak , bazen insanlara ve olaylara yaklaşırken daha dikkatli olmak gerekiyor. Hele ki bu yapmadığı , içinde olmadığı , hatta tasvip etmediği bir darbe yüzünden bedel ödeyen insanlar sözkonusu ise. Selam ve saygılar.

          • Merhaba Musa Bey, inanın en ufak bir kırgınlık duymuş değilim. Dilimize “siyasetle ilgilinmek” deyimiyle yerleşmiş olan şey kötü bir şey değil. En nihayet, siyaset, yaşadığımız ülke başta gelmek üzere dünyanın nasıl daha yaşanılır bir yer olacağına ilişkin fikirlerin, itirazların vb. boy gösterdikleri arena. Ama, siyaset alanının her türlü insan zaafiyetini kışkırttığı da bir gerçek. Öfke, saygı ilkesinden uzaklaşma, düşüncelerimizin kemikleşmesi ve daha onlarca şey. Bu tür bir zaafiyet gösterdiğimde meselelere serinkanlı yaklaşabildiğini bildiğim insanlardan gelen uyarıları önemsemek durumundayım. Öğrenmenin yaşı yok. Pek çok selam.

      • Sn. Bernar bazen H.Gayret leşiebiliyorsunuz. Bir ayar eksikliğiniz var. Yaşınıza hürmetim var ama bu ekdsikliğinizi gidermeniz gerekiyor. Çok donanımlısınız ama bir yerlerde hala problemler yaşadığınız kesin. Selamlar .

    • Kardeş cem sultanı bulsak balla kaymakla besliicez! Yaadellerde ordan oraya gezdi. Neyse yorumcu arkadaşlardan bay bernardan yabancıdil kursu alabilirsiniz:) ya da ahmet hamdi sen ilgilen bu arkadaşla, tövbe estağfirullah…

      • Zor durumda olan insanlara dalga geçer gibi GÜYA ! yol göstermek çok ayıp Sn. H.Gayret hazretleri. Herkesin bir imtihanı var. Siz , biz nasıl imtihan lacaz ? Nasıl bir musibete maruz kalabiliriz belli mi ? Değil. Siz de bir musibete maruz kalsanız ve biri gelse sizle makara geçse hoşunuza gider mi ? H.Gayret gerçekten hiç çekilmiyorsunuz. İnsanlar zaten bir vartaya yuvarlanmış , onların bu sıkıntılı durumuna sizin gibi bir yaklaşım göstemek insani mi ? Bence insani değil. Şimdi şehit , gazi mavalı sakın anlatma bana. Hİç havamda değilim . Yukarıda sıkıntıda olduğunu belirten öğretmen arkadaşa sabırlar dilerim. Bunlar imtihan vesilersi gelir geçer. FETÖ gibi yapılardan uzak durmak gerekir. Allah’ın ipine sımsıkı sarılmak gerekiyor. Bu olayı bir imtihan olarak görüp hayat mücadelesine devam şart. Öğretmenlik olmasa da bir başka işe girmek şart. Hayat devam ediyor. H.Gayret gibi adamları kafaya takmaya gerek yok . Bu imtihanınız inşallah başarıyla sonuçlanır.

      • H.Gayret sen ve senin gibilerin akibetini tahmin ediyorum o yüzden dimdik ayaktayım..Ama şartlar değilimce eminim önce siz değişirsiniz ben demedim mi yahuu dersiniz..En büyük muhalif olursunuz..Her dönemin adamı olamadık Allaha şükür…Dikkat et vertigo olursun..

    • Allah Cella Calaluhu,sizlere iftira atanlari tez gunlerde bu dunyada, oldukleri zamanda ahirette,
      Cumle aleme rezil eder insAllah.
      Allaha yardimciniz olsun.
      Lutfe dualarmizi i secdeye giderek edelim.
      Cunku insanin Allaha en yakin oldugu an secdedir.
      Tez gunlerde refaha kavusmaniz dileklerimle, Allaha emanet olun.

        • Z C Sultani bey bazi insanlar güce tapar bazi insanlar dar bir çevrede yetişir, örnek şehirlerde yaşamış hiç bir yolu izi olmayan köye yolları düşmemiş onu için bunlar olaylara kendi gözleri ile bakarlar.
          Onlar iyi veya kötü niyetli olmaları sizi hiç üzmesin.
          Yalnız Allah’tan korkun kuldan değil.size saygı gösterene saygılı olun göstermiyende misli ile karşılık verin.
          Ve her yerde her ortamda siz ve sizin gibilerine yapılanları fırsat buldukça yazın ve sizi biktirmaya çalışalara asla ve asla musade etmeyin.
          Allahın Adaleti er tecelli olması dileklerimle Allaha emanet olun.

    • Sizi tenzih ederim ama insanlarin evlatlarina guvenememesinin sebebi mideden ziyade onumuzde apacik duran FETO veya Adnan Oktar gibi orgutlenmeler olmasin. Umarim bir an once sizinde ve herkesin de ugradigi haksizliklar giderilir, hukumetin onundeki en onemli sorun, adalet sorunu. Gercek FETO’cu ile zamaninda siradan cemaat denen olguya sempati duymus siradan insanlarin ayird edilmesi gerekiyor. En bastan beri oyleydi, hala oyle.

    • Hocam sizin durumunuzdaki arkadaşlarda gördüğüm en önemli özellik : Anne babalarınız pek dinlemiyor olmanız. Bence Anne babanızı dinleyin. Onlara ÖF bile demeyin. Bu tür mide vb. ithamlarda bulunmayın. Söylemleriniz bir çile çekmenizi gerektiriyor , Allah böyle yazmış , isyana gerek yok . Ama ANA , BABA mıza önem verelim . Onların dediğinden çıkmayalım derim. Bu arada ben de 47 yaşımdayım ama hala Annemin dediğine bakarım , ona önem veririm. Başıma bela gelmesinden sakınmak için iyi yöntem . Selamlar ;

  3. İktidar şansı olan siyasal partiler, ancak ve ancak KİTLELER İHTİYAÇ HİSSETTİĞİNDE VE İSTEDİĞİNDE ortaya çıkarlar. Bunun en iyi örnekleri Demokrat Parti, Özal’ın Anavatan Partisi, ve son olarak da AK Parti’dir. ANAP, kurulduktan sonra ilk katıldığı 1983 seçimlerinde %45’in üzerinde oy almıştı. AK Parti, kurulduktan hemen sonra girdiği ilk seçimde (2002) %34,2 oranında oy alıp iktidara gelmişti.

    Bu işler “doğru çatı adayı tespit etmek”le, müzmin muhalefet partisinin “nihayet aradığı lideri kendi içinden çıkarması” ile, veya “dişi Erdoğan gibi vallahi”ler ile, “seçim OHAL koşullarında değil, tüm partilerin eşit şartlarda girdikleri bir seçim olsaydı” yakınmaları ile olmuyor. Seçmen, Erdoğan’ın bir alternatifini aramıyor. Evet, hoşnutsuzluk işaretleri veriyor, ama hepsi bu. Abdullah Gül çatı adayı olmuş olsaydı da, CHP, İyi Parti, Saadet Partisi daha sıkı bir ittifak içine girip ortak bir program ilan etmiş, ittifakın seçim sonrası devam edeceğini ilan etmiş olsaydı da, seçimler üç aşağı beş yukarı aynı sonuçlanırdı. Bu açıdan F. Koru’dan ayrılıyorum.

    Türkiye’deki yığınlar, iyi yanlarını kendi gündelik hayatları içinde yaşayarak gördükleri siyasal partiyi ve onun liderini, kolay kolay bırakmazlar -bir üst akıl veya bir gazeteciler topluluğu istediği kadar orada burada gizli planlar yapsınlar, sonuç değişmez. Bu tür güçlü partilerin seçmen nezdinde kredisi geniştir. Böyle partiler, ancak yönetemedikleri açıkça ortaya çıktığında iktidarı yitirirler.

  4. önceki yorumumla alakasız (alakalı) olacak.
    karar gazetesinde yıldıray oğur, alev alatlının bir açıklamasına köşesinde yer vermiş. Alatlının alıntılanan açıklaması şu şekilde:
    “Sistemler onları kuvveden fiile çıkartan ve idame ettiren insanların niteliğiyle kaimdirler. Ehil bir atanmışın vezir edebildiği bir halkı, işinin ehli olmayan bir seçilmişin rezil edebildiği de sır değil. İster monarşi, ister meşrutiyet, ister parlamenter, isterse bizim şimdi denediğimiz başkanlık sistemi olsun, toplumların bir avuç iyi niyetli ve ehil insanın yüz suyu hürmetine ayakta kaldığını kadim tarih teyit ediyor. Sistem kendi başına bir değer değil, değerini sistemi çalıştıranların liyakati belirliyor.”
    – İşte bu ülkedeki esas mesele bu. insanların düşünebilme yeteneği (en eğitimli kesimin) ilkokul düzeyi mantığı geçemiyen ülkede, toplum mühendislerinin çok zeki olmasına hiç gerek yok.
    – Alev alatlı bu cümleleri ederken hiç utanmamış ama Alev alatlıya, değerinin üzerinde değer vermiş olduğum için ben utandım.
    – Türkiyenin en eğitimli kesimi, bilimsel düşünceye en yakın olması gereken kesiminin olayları değerlendirme düzeyi bu maalesef. Zekaları, düşünce yetenekleri, ezbere edinilmiş doğrular dışında bir konu önlerine geldiğinde, karanlıkta el yordamı ile giden bir kişinin yol hakkındaki fikrinin netliğinden daha fazla değil.
    – bu sorun, meral akşenerin projenin ürünü olarak hareket etmesinden, ilhan kesicinin biriktirdiği yağları sarayda kullanmasından, muharrem incenin iktidar hırsından çok çok daha önemli bir sorun.

    • Hamza bey, alev alatlıyı, yıldıray oğuru kaale alacak olursak zaten bi yere varılmaz. Bay bernar benim için her ikisinden de (hatta seninle 3) daha kıymetli bir entellektüeldir. O yıldıray önce fetö firarisi kardeşinin yerini açıklasın ondan sonra konuşsun!

  5. Evet, Akşener çıkıntılık yaptı ama Kılıçdaroğlu çatı aday da (Abdullah Gül) ısrar etmeliydi. O zaman ikinci tura kalırdı… Veya Saadet, Abdullah Gül’ü aday göstermeliydi… Neyse olan oldu artık. 2023’e hazırlanmaya başlamaları lazım. Abdullah Gül ne zaman siyasete dönecek? Soru bu.

    • 1- gül saadetin adaylıgını kabul etmedi
      2-gül bütün partiler üzerimden anlasırsa aday olurum dedi
      3-gül artık siyasi bir mevta…siyaset mezarlıgında gömülü
      4-Allah kaza bela vermezse rte yaşadığı sürece başkandır
      5-chp ve ip önümüzdeki 5 senede belini dogrultamaz
      6-ip dagılır chp ise bölünür…

  6. Bu toplum mühendisleri müthiş zeki insanlar olsa gerek. Tabii ben fehmi beyin yazısını doğru anladıysam.
    -Fehmi bey diyor ki (tabii ki ben öyle anlıyorum): iyi parti bir proje (toplum mühendislerinin projesi). Fehmi beyin yazısından anladığım kadarıyla, bu iyi parti projesinin amacı da, arayış içindeki seçmenleri etrafında toplamak ve biraraya gelebilecek olan muhalefeti bölmek.
    – Meral akşener, kendi adaylığını öne sürerek (kazanamayacağını bile bile), muhalefetin bir aday etrafında birleşmesini engelledi ve bu şekilde tayyip erdoğanın yeniden seçilmesini sağladı.
    – Diğer okurlar bana yardımcı olursa sevinirim. Çünkü fehmi beyin, “evet ben de tam bunu dedim” demiyeceğini biliyorum. Bu nedenle de, doğru anlayıp anlamadığımı okurların vereceği cevaplarla kontrol etmek istiyorum.
    – Eğer gerçekten işler böyle yürüyorsa (yani benim, fehmi beyin yazısından anladığım şekilde yürüyorsa ki bu hiç de yabana atılır bir ihtimal değil), o zaman toplum mühendislerinin bizi koyun sürüsü gibi yönetmemesi için neler yapmak gerektiği üzerinde ciddi bir şekilde düşünmek gerekiyor.
    – Aslında benim bu konuda teorilerim var ve bunları çeşitli defalar yazdım. ama şimdilik o bölüme girip işi dağıtmadan, öncelikle fehmi beyin yazısını doğru mu anlamışımı netleştirmek, sonra da bu ihtimal ne kadar gerçekciyi tartışmak gerektiğini düşünüyorum.
    – Ayrıca, koyun gibi güdülmemek için neler yapmak gerektiği konusunda da düşüncesi olanların yorumlarını okumayı dört gözle bekliyorum.
    – Bir de umarım, fehmi bey, yukardaki yazıyı, komplo teorisi merakından değil de, birtakım bilgiler üzerine yazmış olsun.

    • Hamza bey, yorumlarını beğenerek okuduğum ve keşke başka yerlerde de yazsa okusak dediğim birisiniz.
      Ancak bugünkü yorumunuz biraz fazla mi komplocu ne?

      • Baran su bey merhaba.
        Öncelikle övgü dolu yazınız için teşekkür ederim.
        – Benim kim projedir kim değildir gibi konuların peşinde koşmuşluğum yoktur. Çünkü ben, daha önceki yorumlarımda da defalarca belirttiğim gibi, “iyi insan”lara veya kurtarıcılara bel bağlamanın yanlışlığına inanırım. yine daha önceki yorumlarımda, birkaç güç odağı tarafından yönetilen bir ülkede, büyük güç odaklarının ülkeyi istediği gibi yöneteceğini de defalarca belirttim. hatta erbakanın, ecevitin ve daha pekçok “iyi insan”ın israil ile yapılan gizli anlaşmalarını öğrendiğimde de bu örnekleri tezime dayanak olarak ayrıca belirttim.
        – bir insan ya da bir oluşum, proje olarak ortaya çıkmasa bile, ülke, toplum o birkaç güç odağına bağlı yaşarsa, eninde sonunda birilerinin oyuncağı olur.
        Benim düşüncem bu.
        – Bununla birlikte, kuşkusuz ülke birkaç güç odağına bağlı olduğu için, bu güç odaklarının hareketlerini, ilişkilerini, amaçlarını da takip etmeye, birtakım sonuçlar çıkarmaya da çalışırım. ancak tekrar ediyorum. güç odaklarının ya da “iyi adamlar”ın proje olup olmaması benim için çok önemli değildir (hiç önemli değildir demiyorum. çok önemli değildir diyorum).
        – bir sonraki yazımda alev alatlının düşünce sistematiğinin ülke için meral akşenerin proje olup olmamasından daha önemli olduğunu yazdım.
        – Burdaki yorumumda ise, ben fehmi beyin yazısını türkçeleştirdim diyebilirim. yani fehmi beyin açıkca yazmadığı şeyleri netleştirdim.
        – Bunun nedenlerinden birisi, fehmi beyin birşey yazarken sadece olayların, olguların gelişimine göre çıkarımları ile karar vermediğine, birtakım sonuçlara varmak için bazı bilgilere de sahip olduğuna ilişkin düşüncemle birlikte, topluma “iyi adamlar”a güvenmeyin mesajını tekrar tekrar vermektir.
        Bir diğer nedeni de; topluma, olayların görünen yüzünün arkasına da bakma, sorgulama, insanların, olayların farklı yönlerinin de olabileceğini hatırlatmaktır.
        – Umarım sizi fazla hayalkırıklığına uğratmamışımdır.

    • Hamza bey merhaba, banada sizin tesbitiniz daha mantıkli geldi.
      Fehmi beyin tahminleri eninde sonunda gerçkleşiyor. Çünkü tahminle değil bilgi ile yaziyor.
      Ben şahsen İYİ partiye oy vermeyi düşünüyordum , ne zaman Akşenerin konuşmalarını dinledi isem vaz geçtim, çünkü o erkek ağzı ile konuşiyordu metin yazarı büyük bir ihtimalle erkekti ve Meral hanımda sanki kendisinden hiç birşey katmiyordu gibime geldi.
      Kendisi kim ne derse desin dúrüst ve çalışkan birisi, fakat Túrkiyede partí liderliği yapamaz yapsada başarílı olmaz.
      Devleti yönetimede başarılı ola bilir oda ekip işi olması gerek, bence ekibi pek göz doldurur ekip değildi ve içlerinden bazıları kendi çıkarlarını on pilanda tutan insanlardan oluşiyorlardı.
      AKP nin çıraklik ve Kalfalik dönemine baktığımız zaman ekip gerçeğini bize açıkliyor.
      Ustalık dönemi ekiplikten çıktığı için bu hale geldik ve Diktatörlük rejimini OHAL ve KHK lerlele iki adaletsız seçim yapıldı. İkisindede kendilerine göre başarılı oldular.
      Bu başarı kalıcı mı geçicimi bekleyip göreceğiz.

      Ben şahsen oy vereceğim zaman bütün partilerin ilk sıralardaki bir çok millet vekili adaylarını õz geçmişini okudum, genelde lidere yakın kişiler ilk síralarda aday olmuşlar ve o partiyi tam bir fanatikler partisi haline getirmişler.
      Gõnül isderdiki bazi tabuları yikıp baríşa ve huzura yardımcı olacak insanlara öncülük versinler, HDP harıç çok az miktarda da CHP de zıt görüşlü adaylar rastladım.
      Örneğin, HDP de Alevi, Kürt
      ,Türk, Dindar ve dindar olmiyanlar yani tam birbirine zıt fikirlerden oluşan bir ekip partisi olduğunu gördüm õğle politíkacıların palavlarína ben inanmam çünkü onların derdi vatan millet değil vatan millet edebiyatı yaparak böl parçala yonte zihniyeti ile kõşe dönmek.
      Sağlıcakla kalın.

  7. Bu yazidaki (ortulu) arguman asagi yukari soyle isliyor:

    Tayyip Erdogan’dan kurtulmak isteyen bir ust akil oldugu asikar (bkz. Davos sonrasi: Gezi olaylari, 17-25 Aralik, MIT tirlari hadisesi 15 Temmuz vesaire) Ust aklin (veya muhalefet aklinin) 24 Haziranda muhalefeti secimlerde en optimal sonucu almak icin nasil organize ettigi de asikar. Ama sonucta planin en onemli kismi yani muhalefetin ortak adayda bulusma plani sekteye ugradi. O halde oyle bir baska akil olmali ki bu akil ust aklin uzerinde olsun. Bu daha da ust akil Meral Aksenerin adayliktan vazgecmemesini sagladi ki bu Tayyip Erdogan’a yarasin.

    Bir ihtimal daha var. O da toplum muhendislik projeleri mukemmel olmak zorunda degildir, kim yaparsa yapsin.

    Enfal 30: ” Ve o inkâr edenler, seni tutuklamak ya da öldürmek veya sürgün etmek (çıkarmak) için tuzak kuruyorlardı. Ve onlar, bu tuzağı kuruyorlarken; Allah da tuzak kuruyordu. Ve Allah, tuzak kuranların (karşılık verenlerin) en hayırlısıdır.”

    • Bi de allahın sopası yok derler:) akıl akıldan üstünmüş: avcı ne kadar hile bilirse, tilki de o kadar yol bilirmiş! Pabucumun muhalefeti, kendi başlarını yesinler işşşalllah…

  8. KAPTANIN BAŞARISI FIRTINALI HAVADA BELLI OLUR.
    Halk aslında hep arayış içinde.Sadece dimyata pirinçe giderken,evdeki bulgurdan olmayalım;Hesabında.
    Daha iyisini gördük te seçmedik mi diyor adeta.
    Lider ın ufku geniş olmalı ama kendini aç tavuk misali buğday ambarında hayal etmemeli.
    Bir lider halka alacağı oyu yaklaşık doğru tahmin ettiğini söylemeli;gerçekçi olmalı.
    Bildiği halde kamuoyu desteğini abartması ilerde yalancı duruma düşeceğini gösterir.
    Bu lider e ilerde hiçbir konuda halk inanıp, peşine düşmez.
    AKP her zaman gerçeğe en yakın tahminlerde bulundu ;Bu da inandiriciliğini pekiştiren birşey.
    Kılıçdaroğlu son meyanda Demirel varı siyaset mantığıyla hareket etti.
    Bu siyasetini geçtiğimiz haziran genel seçim sonrasında uygulayabilseydi koalisyonu kurardı. Yolsuzluk hesapları için kuracağı koalısyonun ortaklarının benzemezlığını sorgulamazdı kimse.
    Koalısyon u kuran partiler ortak hükümet kurmanın hedefını açıklayıp;Halkın varsa yolsuzlukların hesabı sorulsun dıye bu hükümeti desteklerdı.
    Demirel olsa siyasi dehasıyle koalısyonu kurar;koalisyon gerekçesine halkını ikna eder.İstenmeyen ortağin bu sebeple hoş görülebileceğini sağlardı.
    AKP analar ağlamasin diye HDP ile zimmi anlaşmasini halka benimsetmişti.Şimdiki ittifak ortaği yeri göğü inlettiğinde.
    Ne yanı birileri anaların ağlamasını mı istiyor.
    Diyerek tabanı rahatlıkla ikna etmişti.
    20 haziran seçimi ni kaybedince şiddetin diline aniden dönüş yaptı.
    Hep kuralları değiştirip halka kabullendırme becerisi bu işte.
    Bu sefer vatan için annelerin gözyaşinin kutsiyetine sarıldı.
    Bizde şehit olmak istiyoruz diyerek en ön safa geçtiler siyaseten.
    Türk milliyetçisi partının desteği geçikmedi.
    Şuanda da devam ediyor bildiğiniz gibi.
    Siyasetin özellikle ilkesel durumu bizde bu maalesef .
    Daha önce birbirlerine söylediklerini burada yazsam akibibetim ne olur şüpheliyim.
    Ortak menfaat oluştuğunda geçmişin ilkelerinin yeri hep çöp sepeti olmuştur.
    Yeterki ortak menfaat oluşsun şurada iddia ediyorum bir araya gelemeyecek partı veya siyasi oluşum yoktur ülkemizde.
    Halki ikna etmenin klişe cümlesi kaçınılmaz olarak;Vatanimizin ve milletimizin çıkarına olduğu için?
    Parti çikarı ile ülke çikari hep aynı olmuştur .(yersen)
    Lokal olarak İYİ partinin durumu.
    Eskiler bilir Faruk sükan (nami diğer zehir hafiye;o da içişleri bakanlığı yapmıştı)
    Adalet partisinden ayrılıp;Demokrat partiyi kur du;ilk seçimde 40 civari vekil çikarmişti.sonrasını merak edenler siyasi tarihimize göz atabilirler.
    M.AKŞENER hanimefendi seçime girmemesi yardımla engellenirken.kendine yardıma koşmuş lidere vefasizlik ederek çatı adayı reddetti.İşte liderlik kritik zaman da belli olur .
    Kardeşim neyine güveniyor.Halkta böyle bir teveccüh patlamasımı gördü bütün milletin göremediğini.
    Menderes,Demirel,Ecevit,Özal ve en son Erdoğan herkesce sahneye çiktiklarında ülkede nasıl bir rezonans yarattığını herkes hissetmişti.
    İYİ parti ve genel başkanının yukarda saydığım hangi sinin yarattığı sinerjiyı yarattı.
    Kumarda büyük oynadı ve kaybetti.(belki bütün kadınların oyunu mu alırım zannetti)
    Uzun soluklu bir mücadeleye ne kendisi ne de partililerin hazır olmadığı.
    Bir anafor doğarda aradan sıyrılırmıyız beklentisi oluşmuştu sanırım.
    Sankı selden kütük kaparız havasını hissediyorum.
    Aslında müthiş bir OY alındı.Benim için çok büyük başarı sayılır.
    İç dinamizmi olursa merkez de çok büyük bir boşluğu doldurma imkani olabılır.
    Kısa vadeli hesapları kapanın elinde kalacak görüntüsü veriyor.
    Böyle giderse bu büyük şans heba edilecek 2 veya 3 parti arasinda parçalanacak gibi duruyor.
    Siyasi misyonuda herşeyden ortaya konmuş karişik gibi duruyor.Herkes sevdiğini yesin diye adeta.
    AH keşke yılların idealist partisi saadet bu oyları alsaydı .
    Bence iktidarin kesin en büyük alternatifi olurdu.
    TEMEL beyin bilge kişiliği keşke daha önce genel başkan ların zamanın da olsaydı.
    Parti genel başkanini geç buldu gibi geliyor bana.
    Önümüzdeki yerel seçimde ;ülkemizdeki belediye hizmetlerinin mücidi olarak özellikle ilçelerde oy patlaması yapabilir.
    Belediyelerde halka dokunan her yerde halkinin gönlünde taht kurduğunda bütün seçimlerin tartşmasiz en büyük aktörü olur.
    Ta ki fani şeylere meyil edene kadar başarisi sürer.
    HALK GEÇMİŞ GÖREVİNDE TAKDİR GÖRMÜŞ LİDERLERİ ADAY GÖRMEK İSTİYOR.
    YAPTIKLARIM YAPACAKLARIMIN TEMİNATİ DİYECEK ADAY ARIYOR.
    HALKIN BOŞ BELEŞ MACERALARA SÜRÜKLEYECEK AĞZİ LAF YAPAN LARA TEVECCÜHÜ YOK ARTIK.
    KARDEŞİM GEÇMİŞİNDE NE GİBİ BAŞARİ HİKAYEN VAR SORMASİ EN DOĞRU OLANI DEĞİL Mİ?

    ÜLKEMİZ NE ZAMAN DÜZELMEYE BAŞLAYACAK?
    -PAZARDA TEZGAHİN ÖNÜYLE ARKASI BİR OLDUĞUNDA
    -SEÇİMDE KAYBEDEN LİDERİN BİR DAHA ADAY OLMAMASİ DURUMUNDA.

  9. Aceba Meral hanıma birileri gerçekten cumhurbaşkanı olacaksın vadini çok güçlü bir şekilde vadetmiş olmasın. oda onların vadinin arkasının fos çıktığını gördü bundan sonra boşuna kürek çekmektense onurlu bir şekilde ayrılmayı tercih etti sanırım.
    Darısı 7 8 yenilgi tatmış liderlerin onurlu davranışına.

    Nurdan hanim kendi desteklediği birilerini seviyeli dieyer lerini seviyesiz ilan ediyor siyasetçinin seviyeli seviyesiz diye ayıramazsınız. malesef her tarafta birbirlerine hakarete varan sözler söylüyorlar bu dil secim zamanı daha da yükseliyor.İnşallah düzelir

  10. Akşam Gazetesi’nin internet versiyonunda 20, Sabah Gazetesi’nin internet versiyonunda 30, Hürriyet Gazetesi’nin internet versiyonunda 20 “ana haber” kutusu var. Toplam 70 anahaber kutusu. Ne arasanız var, İngiliz kraliyet ailesinindeki etek uzunluğundan kimin kimle nerede tatile çıktığına varıncaya kadar. Bir tane olsun İsrail haberi yok.

    Siz İsrail’in şu sıralar ne yaptığından haberdar mısınız?

    • Bernar bey Akşam, Sabah ve ”havuza” yeni dahil olan Hürriyet Akp nin liberal merkez sağ seçmenine hitap eden gazeteler olduğu için onlarda o tür haber çok fazla bulamazsınız. Hele Hürriyette böyle bir haber aramanıza çok şaşırdığımı söyleyebilirim. Halbuki ülkemizdeki siyaseti ve medyayı çok iyi okuduğunuz ve tanıdığınızı düşünüyordum. Akp çok geniş spektrumlu bir seçmene sahip olduğu için seçmenlerini ve dolayısıyla destekleyen medyayı tek tipe indirgemeniz doğru değil. İsraille ilgili haber arıyorsanız Akp nin İslami kanat seçmenine hitap eden Yeni Şafak ve benzeri gazetelere bakacaksınız.

  11. CHP ve İyi Parti’nin yazgısını belirleyecek olan şey, ne liderlerinin kim olduğu, ne de parti liderliğinin bir seçim öncesinde ‘akıllı’ ve ‘sonuç alan’ stratejiler keşfetme becerisi göstermesi. Resim, bunlardan çok daha büyük, ve o büyük resim çözümlemelere dahil edilmedikçe, neden bu iki partinin önümüzdeki yıllarda başarı şansının sıfır olduğunu anlayamayız.

    Liberal demokrasi, 2. Dünya Savaşı’ndan 21. yüzyılın başlangıcına kadar, Avrupa’yı biçimlendiren siyasal düzendi. ‘Sosyalist’ olarak adlandırılan blokun çökmesiyle birlikte, Doğu Almanya, Polonya, Macaristan, eski Çekoslavakya’nın bölünmesiyle ortaya çıkan Çek Cumhuriyeti ve Slovakya, Bulgaristan, Romanya gibi Balkanlar’ın küçük ülkeleri de giderek küreselleşmenin çemberine eklemlendiler, ekonomilerini uluslararası sermayeye açtılar. Aynı şey, Türkiye için de geçerli. İlk yıllarında Erdoğan’ın ABD ve Avrupa’nın en saygın dergilerinin kapak resimlerine örnek bir lider olarak yerleşmesi, Avrupalı liderlerin övgülerine mazhar olması nedensiz değildi.

    Ne Avrupa ve ABD 21. yüzyılın hemen başındaki Avrupa ve ABD, ne de Erdoğan iktidarının ilk yıllarındaki o liberal, reformcu lider. Aradan geçen zaman içinde köprünün altından çok sular aktı: Liberal demokrasi çok açık bir kriz içinde. Yarım yüzyıla damgasını vurmuş merkez sağ ve merkez sol Batı’da dramatik bir çöküş içinde, sağ-popülizm (ve yabancı düşmanlığından beslenen radikal sağ) hızla yükseliyor:

    Geçen yılın Eylül ayında, Almanya İçin Alternatif adlı aşırı sağ parti, oyların yüzde 12.6’sını alarak parlamentoya 94 neo-faşist milletvekili soktu. Yılların merkez sol partisi olan Alman Demokrat Parti, bu partinin bile gerisine düştü. Bundan bir ay sonra, Çek Cumhuriyeti’nde, kamuoyunun daha önce göçmen karşıtı tezleriyle tanıdığı bir iş adamı olan A. Babis siyasete girdi ve lideri olduğu sağ-popülsit ANO adlı partisi seçimleri kazandı, Babis Çek Cumhuriyeti başbakanı oldu. Bundan üç ay kadar sonra sağ-popülistler cumhurbaşkanlığı seçimini de kazandılar ve Milos Zeman ülkenin cumhurbaşkanı oldu. Geçtiğimiz Mart ayında, düzen karşıtı sağ poülist 5 Yıldız Hareketi, merkez sağ ve merkez solu krize iterek ülkenin en büyük partisi haline geldi. Faşist Göçmen Karşıtı Birlik ise oylarını %4’den %18’e yükseltti. Hollanda’da, 2012 seçimlerinde %24.8 oy alms olan merkez-sol İşçi Partisi, 2017’deki son seçiminde resmen çöktü ve ancak % 5.7 oy alabildi. Macaristan ve Polonya’da sağ-popülist partiler iktidarda. Uzun sözün kısası, merkez-sağ ve merkez-sol partiler üzerinde yükselen liberal demokrasi, hem ABD hem de Avrupa’da çok açık bir çöküş içinde. Batı’ya damgasını vuran siyasal güç, globalizm karşıtı, göçmenlik-karşıtı, ulusal devleti yücelten sağ-popülist partilerle açıkça ırkçı söyleme sahip faşist partiler.

    Türkiye, bu dramatik değişimin dışında değil. Tıpkı Avrupa’daki benzerleri gibi, bağımsız bir yargı düzeni, bireysel özgürlüklerin güvence altında olduğu çoğulcu bir demokartik siyasal yaşam vb. bu partinin ve seçmenlerinin aldırdıkları değerler değil artık. Aksine, içe kapanmacı, milliyetçi ve güvenlikçi, Batı karşıtlığına dayanan bir söylem ve retoriğe sahip yeni AK Parti ve yeni-Erdoğan.

    Hem Batı’da hem de Türkiye’de, sağ-popülizmin seçmen tabanı, küreselleşmenin dayattığı taleplere uyum sağlayamayan insanlardan oluşuyor. Beğenelim ya da küfredelim, gerçek değişmiyor: Bilgi ve uzmanlık talep ediyor küresel sermaye, teknoloji, nitelik ve kalite dayatıyor. Bu talepleri az-çok karşılayan, devlet desteği olmadan da ayakta kalabilen şehirlerimizde (Ege, Akdeniz sahil kesimleri) yaşayan insanlarla, istihdam açısından kamu kuruluşlarına bağımlı, devletin sosyal yardımları olmadan ayakta duramayan bölgelerde yaşayan insanların oy tercihleri arasındaki çok açık farklılık buradan geliyor. Sağ-popülizm, glişmiş Batı’da esas olarak göçmen karşıtlığı üzerinde yükselirken, bizde Batı karşıtlığı, devleti ve tarihi kutsayan milliyetçi retoriğe yaslanıyor.

    Liberal demokrasinin krizinin derinleştiği, sağ-popülizmin güçlendiği böyle bir siyasal düzende, demokratik parlamenter sisteme geri dönüş çağrılarını tekrarlayıp durmanın, diktatörlüğe kayış vb. argümanları sayıklayıp durmanın seçmende hiçbir karşılığı yok. Yani, merkez-sol ve merkez sağ partilerin hiçbir şansı yok yeni siyasal konjonktürde.

    Gerçek, inandırıcı bir kapitalizm eleştirisine sahip bir parti ancak Erdoğan karşısında bir şansa sahip olabilir. Yaklaşan ekonomik daralma ve yoksullaşmanın kendiliğinden iktidarı olmuş armut gibi ellerine düşüreceğini sanan CHP ve İyi Partililer’ın değişmeden kalacak yazgısı düşkırıklığı olacak.

    Saadet, dünyayı ve Türkiye’yi iyi okumaya devam edebilecek mi? Bence mesele budur.

    • Panoramik düşünseli için teşekürler. Evet bi dönemin dergi kapaklarında yer almış lider fotoğrafları seçimden hemen önceki dergi kapaklarında da yer almıştı. O dergilere seçimde milletin yapıştırdığı kapağı da hep birlikte gördük zaten. Yani köprü altından o kadar da çok sular akmamış gibi… Evet, batıda popülizm ve aşırı sağ yükselişte; emperyalizm kendi krizlerini üreterek yoluna devam ediyor. Ab içinde yaşanan yapısal sorunlar ve liderlik kadrolarına bakınca, tam da doğru zamanlarda karizmatik bir lidere sahip olduğumuz için ne kadar gönensek azdır. Bizdeki liderliğin batılılardan farkı; ucuz sağcı politikalarla kitleleri yabancı düşmanlığına iten değil, tam aksine himaye ettiğimiz 4milyona yakın suriyeli mülteciyle ve fakir kürdistanla dayanışarak dünya 5ten büyüktür diye haykıran bir türkiye! Aradaki farkı görebiliyor musun mösyö? Yoksa h.k. nın sayıklayıp durduğu ‘ezbere’ paradigma eleştirisiyle yetinelim mi?

  12. Dün şöyle bir haber kanallarını dolaştım.
    Seçim zamanı İyi Parti diye bir parti yokmuş gibi davranan ve haberlerinde hiç yer vermeyen kanallar ekranda hem alt yazıyla hem üst yazıyla İyi Parti deki gelişmelerden bahsediyordu.
    Acaba dedim hangi dağdaki kurt öldü ki?

  13. İyi Parti
    İyi Parti Sermaye tarafından oluşturulmuş bir deneme partisidir. Uzanlar’ın Genç Partisi de böyle idi. 3 milyar dolar vererek doların gücünü Türkiye’de ölçmüştü. Barajı geçseydi sonra 30 milyar doları kullanacak ve Derviş’i başkanlığa oturtacaktı. Genç Parti barajı geçemeyince tasfiye edildi. Sermaye’nin kandırma gücünün %7’ler civarında olduğu belli olmuştur.
    Sermaye Meral Akşener’e çatı aday yerine parti başkanlarını aday gösterme talimatını verdi. Böylece CHP dışında mecliste parti başkanı yoktur. Çift başkanlı partiler er geç dağılacak ve Sermaye iki partili sistemi kuracaktır. Bu onun planı.
    Tük halkı ise tüm barajlarla birlikte Türkiye’de meclisi hiçbir zaman iki partiye indirmemiştir. Şimdi de mecliste 5 parti vardır. Grubu olan sayısını artırmıştır. Bu seçimde kaybeden İslami partilerdir. Kazanan milliyetçi partilerdir. Cumhurbaşkanı İslami partilere Meclis ise milliyetçi partilere bırakılmıştır. İki milliyetçi parti birleşebilir. Bahçeli’nin tutumu İslam’a karşı olursa İyi Parti’de, İyi Parti’nin tutumu Sermaye uşaklığı olursa MHP’de birleşebilir.
    Sağ partiler kazançlı çıkmıştır. Renksizler eriyip gitmiştir. Türkiye kendine gelmektedir.

    • Süleyman hocam, bir sorum olacak;
      Belkide herşey doğal seyri içinde cereyan ediyordur, buna bağlı olarak özellikle ülkemizde cereyan eden hadiselerden sermayenin haberdar olması ve buna göre hareket belirlemesi, bütün hadiseleri sermayenin yaptığı anlamına gelirmi?

    • İYİ Parti’de maya tutmadı . Çünkü Maya CHP’den alındığı için. HDP’ye çok büyük bir önem ve paye verilerek , ( AKP ve HÜDAPAR hiçe sayılarak) ” Kürt siyasi hareketinin temsilcisi ” denildiği için , Demirtaş’a destek mesajları verildiği için , milletimiz İYİ PARTİ’yi daha başlamadan bitirmiştir. Biz bu tür uyarıları ve yorumları seçim öncesi de yapmıştık ama demek ki bizim öngördüklerimizi İYİ Partili yöneticiler öngörememiş. Yazık oldu. Bir SAĞ tandasta muhalefet partisine ihtiyacımız vardı. Ama kuluçkaya yatmış ve yerinden kalkmaya hiç mi hiç niyeti olmayan bir CHP nin altında veya kanadının dibinde görüntü veren bir hareketin seçimde hiç mi hiç şansı yoktu. Büyük hatalar yaptı Akşener ve bedelini ödeme yolunu seçtiği için kendisini tebrik ediyoruz. Darısı diğer başarısız siyasi liderlere. İYİ Parti belki başarısız oldu ama , başarısız olunca liderinin ne yapması gerektiğini göstermesi bakımından hiç olmazsa bir işe yaradı. Ya 90 yıldır hiç bir şeye yaramayanlar ? Onlar da artık harekete geçseler de , siyasette artık bir hareket başlasa . Fena da olmaz değil mi ? Etkin bir muhalefeti bulmanın yolu herhalde bu istifa mekanizmasının çalışması olsa gerek. Yoksa Sn. Kılıçdaroğlu gelip gelip gitmeyi bilmeyenler yüzünden değişimi yapamayan muhalefet hep yenilen pehlivan gibi aynı güreşlçiyle mindere çıkıyor ve her seferinde tuş oluyor. Artık güreşçiler değişsin. Partiler buna rağmen başarısız oluyorsa , partiler de kendi kendini kapatsın artık da millet rahat etsin. Yeni yüzlere şans verilsin.

  14. İlk fırtına sonrasında gemiyi terk edenleri görünce, milletin dogru tercih yaptığını anlıyor insan. Yine bu milletin feraseti önünde eğiliyorum.

  15. sayın yorumcular bir partinin seçimde başarılı olabilmesinin tek yolu halkın gözüne gönlüne girebilmesine bağlıdır.sürekli medya da görünür olmasına değil, birilerinin allayıp pullamasına da bağlı değildir . hatta devlet imkanlarını sınırsızca kullanmasına da bağlı değildir. örnek 1999 seçimlerinde merhum ECEVİT’ İN partisi, 2002 de Ak parti 1983 te Anavatan partisi, 1994-1995 de Refah partisi birinci parti oldular. seçim sürecinde arkalarında ne medya vardı nede devlet imkanları vardı sadece halkın gözüne gönlüne girebilmeyi başarmışlardı. ama asıl zor olanı seçimden sonra bu başarıyı devam ettirebilmek. tek örnek Ak parti ilk seçimde aldığı % 34 oy oranını % 50 ye çıkarmayı başardı ve 16 yıl sonra yapılan son seçimde bile ilk girdiği seçimin % 8 fazlası (%43) ile birinci parti olma durumunu devam ettirebilmeyi başarıyor

  16. seçimlerde kazamamayan tüm parti liderleri gitmeli.. amerikada seçime girip kazanamyan başkan adayı bir daha adı sanı duyulmuyor.. kılıçdaroğlu, bahçeli vs..hepsi değişmeli. muharrem ince de dahil.. muharrem incenin de oy potansiyeli ortada.. yüzde 30 civarı.. bu da yeterli değil..

    • çok güzel örnek verdin. amerikada 2 dönem kuralı da var. bizdekiler kazık çakıyorlar. 2 dönemden fazla milletvekili, bakan, başbakan, cumhurbaşkanı olanlar da gitmeli. Amerikanın güzel örneğini seçim kaybeden muhaliflerle sınırlı bırakmamak lazım.

      • Hamza bey, ışık içinde yatasıca ilhan selçuk ağabeyin “güzel amerikalı” kitabını hatırlattın şimdi bana. Orda tatlı tatlı anlatır bu konuları kendisi. Fehmi bey de bilir o kitabı… Keşke sen de bazen okumayı denesen?

        • H.gayret! ilhan selçuğu okuyup okumadığımı bilmiyorum. Ancak okumadı isem hiçbir kaybımın olmadığını sayende anlamış oldum.
          – Bilgisayarıma not alıyorum. eğer okumaya karar verirsem kesinlikle ilhan selçuğu okumam. Boşuna zaman kaybı olmasın. çünkü anlaşılan hiçbir yararı olmayan şeyler yazmış.
          – sende işe yaramamış olma ihtimali de var ama ben yine de seni normal kabul edip zamanımı heba etmiyeceğim

      • Bizde 3 dönem kuralı vardı 2002 de kurulan akp’de baktılar koltuk sıcak kalkmak işlerine gelmedi….Hemen kuralı ve parti tüzüğünü revize ederek ömür boyu diye değiştirdiler….

  17. Bugünkü yazınıza katkıda bulunsun diye 22 Nisan 2018 tarihinde yazdığınız yazıdan bir alıntı yapmak isterim.

    ” Hesabı iyi yapmak lazım Yeni kurulmuş bir partinin, lideri milletvekili de seçilememiş olacağı için, seçim sonrası türbülansa girmesi kaçınılmaz.
    Bu yazımı isterseniz saklayın, Akşener’in aday gireceği seçimden sonra İYİ Parti’de yaşanacaklar sırasında çıkarıp bir daha okursunuz.
    Hesabı İYİ Parti için yaptım, ama CHP için de aynı durum söz konusu. CHP ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu hesabı yaptığı anlaşılıyor. CHP 16 Nisan referandumunda sandığa yansıyan ‘Hayır’ oylarını daha da yükseğe taşıyacağına inandığı bir aday arayışında ve bunu belli ediyor.
    Bulur, bulamaz, kazanır sanılarak aday yapılan kişi başarılı olur olamaz, bunlar ayrı birer konudur; ancak muhalefet açısından doğru olan, bunu sağlamaktır.
    Çok önceden burada ifade etmeye çalıştım: Genel seçimler partiler arası, cumhurbaşkanı seçimleri ise güçlü adaylar arası yarışlardır; cumhurbaşkanı seçilecek kişinin seçimden sonra kendisini iyi hissetmesi için de dişli bir veya iki adayla yarışması daha doğrudur.
    Cumhurbaşkanı Erdoğan da herhalde bunu ister.
    Seçimin sonucu, adayların kişiliği yüzünden, henüz sandık başına gitmeye iki ay varken bugünden belli olacaksa, bunun adına seçim denilebilir mi?
    Ben de ne tuhaf sorular soruyorum, değil mi? ”

    http://fehmikoru.com/cumhurbaskani-secimine-partiler-liderleriyle-katilirsa-secim-sonrasi-cumbuse-hazir-olun/

  18. CHP yi bilmem ama Kılıçdaroğlu gerçekten, diyalog dan yana ayni zamandada bazı CHP seçmeni ve partı görevlileri gibi sabit fikirli değıl, herzaman barıştan taraf tavır aliyor.

    Meral Akşener gelince o Türkiye şartlarınada bazı değerlerden taviz veremediği ve bundan böyle de veremeyeceği için lider olacak karektere sahip değil.

    Akşenerin rakibi Karamollaoğlu veya Kılıçdaroğlu gibi seviyeli politikacılar olsa o zaman Akşener parti liderliği yapabilir.
    Yoksa Erdoğanin karşısında erkekler bile onun laflarını çekemzlerken bir bayan nasıl tahammül edbilirki? İmkansız.

    Bence herşeye rağmen kazanan taraf muhalefet oldu.

    Batmış bir ekonomi paramparça olmuş aileler, hapishanelere tikilmiş suçsuz günahsız insanlar.
    Bu kadar Adaletsizliği nasıl gidereceklerdi.
    Elde hakim,Savıcı yok, polis,asker yok.

    Zaten milleti verecekkeri gazlalar her zanan ellerinin altında hazır, dünyanın gözu bizim ülkemizde Afrin, Kandil, PKK yi bitirme Huda Kayalar vatan haini terörist daha bunlara benzer uydurma bahaneler
    yeni seçilmişler 6 ay dahi dayanamazlardılar.

    Fehmi bey, bence ortak adayda çıkarsaidiler gene kazanamazdílar, çünkü seçimler hillesız değildi bal gibide hille vardı.60 miliyon seçmene kaç yüz miliyon seçmen kağıdı basıldı?
    Muhtarlar, Kaymakamlar, Basın yayın, ve emrindeki troller ordusu ile başa çıkmak hiçte kolay değil.

    Diğer bir konuda, Alaaddin Çakıcı senelerdir hapis yatiyor Bahçeli ne ariyor nede soruyor ne hikmetse seçime on gün kala ziyaretine gidiyor ve affı gündeme getiriyor.

    Behçelinin bu çıkışı Meral ak şenere gidecek oyları Erdoğana yönlendırımiş oldu.
    Açıkca söylemek gerekırse Milliyetçi seçmenler aldatıldı.

    O oylar Akşenere gitseidi ikinci turda İnce kazanırdı.

    İki cambaz bir ipte çok güzel oynuyorlar.
    Zaten OHALIN kalkmasınıda MHP istemiyor.

    Bakalım bu oyunu hangi cambaz kazanacak!
    Kim kazanırsa kazansın Meriç nehrinin kurbankarının ahı hem bu dünyada hemde Ahirette çoook aci bir şekilde çıkacaktır.

    Bence sayin yazarımız bu hükümetin ömrününün ne kadar olduğunu iyi biliyor.
    Kendisinde birde bu konuda bir yazı rıca etsek olurmu.

    • Nurdan hanım sanırım uzakta olduğunuzdan ülke siyasetini fazla takip edemiyorsunuz, okuduğunuz medya da size tam olarak hakiki haberleri iletmiyor. Yorumunuzda Erdoğanın lafını erkekler dahi çekemezken bayan nasıl tahammül etsin diyorsunuz:))
      Erdoğanın belki de tek laf etmediği parti başkanı Akşenerdir. Hatta kendisi Erdoğan ona laf etsin, muhatap olsun diye çok uğraştı ama Erdoğan onu hiç muhatap almadı.
      Akşenerin tahammül edemediği laflar yaptıkları çalıştayda kendi partisi içinden geldi ve bu eleştirilerden ve özellikle edilen bir laftan dolayı istifa etmiş bulunuyor.
      Muhtemelen zaten seçimde kendisinden bekleneni becerememiş olduğundan dolayı seçimde onu destekleyenler de artık ondan vazgeçmişlerdir. Tıpkı diğerlerinden de vazgeçip yeni yüzlerle yeni proje çalışmaları yapmaya başladıkları gibi.
      Bence siz en azından yandaş da olsa, muhalefet partilerinin arka planlarını veren gazeteleri de takip edin. Nasıl olsa yandaşlığından etkilenip fikirlerinizi değiştirmeyecek kararlılıktasınız, en azından olayları doğru öğrenmiş olursunuz.

      • Necip bey, ben Meral Akşenerin lider olacak karektere sahip olmadığını yazdim ve şu tesbtii yaptim.

        Akşenerin rakibi Karamollaoğlu veya Kılıçdaroğlu gibi seviyeli politikacılar olsa o zaman Akşener parti liderliği “yapabilir.”
        Yoksa Erdoğanin karşısında erkekler bile onun laflarını çekemzlerken bir bayan nasıl tahammül edbilirki? İmkansız.
        Edebilirki diye yaziyor “etsin”diğe değil.
        Yukarda Erdoğan Akşenere ağır laflar etti diye birşey yazmışmiyim?
        Gelecekle ilgili yaziyorum ve M A nin liderlik vasfını olmadığıni heleki Erdoğanin rakiplerine ettiği hakaretleri erkekler dahi kaldıramazken M A bir bayan olarak hiç kaldıramaz.
        Buda bir gerçek.Siz dahi gururlanarak “Erdoğan ona laf etsin diye o çok uğraştı faka Erdoğan onu muhatap almadi”
        Bakin siz bile onu küçük görüyirsunuz ve adam yerine kiymiyorsunuz.

        Temel beye azmi iftira atip ve attırdı? Ingiliz ajani teröristlerle işbirliği yaptı gibi lafları azmi söyledi? Abdullah Gül aday dahi olmadan TC Cumhur başkanlığı yapmış bir insani Terörist ve vatan hainliğı yaftasını herhalde Kılıçdaroğlu demedi erdoğan ve taraftarlari dediler.
        Havuz Medyası na gelince çarpıtmadan bir tane haber dahi yazmiyorlar, niteki bugün Mesut Özdilin yazısını dahi kitabına uydurarak yazmışlar.
        Bir tane doğru haber versele emenah.
        Serdar Turgutun palavraları gibi işleri güçleri Erdoğani öğmek, ondan başka dertleri yok.
        Biz burda zaten sizlerin vasıtası ile havuzda hazırlanmiş Erdoğan haberleri hergün okuyoruz.

        Zaten TC nin gündemi tek bir kişiye kilitlenmiş ondanda yeterince haberdarız.

        • Meral Akşenerin lider olacak karaktere sahip olmadığı fikrinize sonuna kadar katılıyorum. Ben de kendisini küçük gördüğümden değil, tam tersi sizinle aynı fikirde olarak, lider olamayacağı halde Erdoğan muhatap alırsa birk ısım zevat tarafından belki lidermiş gibi görülüp biraz oy alabilir düşüncesinde olduğundan dolayı Erdoğana muhatap olmaya çalıştığından bahsetmiştim. Kimseyi küçük görüp görmemek gibi bir değerlendirme yetkimiz olamaz haşa.
          Bazı yandaş ve hadsiz insanların bazı kişiler hakkında yaptıkları yanlış ve abartılı değerlendirmeleri, Erdoğan söylemiş gibi algılamanızın da yanlış olduğunu belirtmek istiyorum.
          Fetöde olduğu gibi Oktar çetesinde de Akpliymiş gibi görünerek Erdoğanın adını ve etkisini kullanmak isteyenler olduğu, bunların içeriden ve tersten algı yaratmaya çalıştıkları ve bunların gazeteci veya türbanlı kılığında da bulunabildiği son olaylarla iyice açığa çıktı. Bunların da yavaş yavaş veya hızlı hızlı temizleneceğini de umuyorum.

          • Akit yazarı Temel Karamollaoğlu’nu “İngiliz ajanı” ilan etti
            Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu daha önce İngiliz bağlantılı olduğu iddialarına katıldığı bir televizyon programında yanıt vermişti.

            16.09.2017 17:05 Karakter boyutu :
            Dinci Akit gazetesi yazarı Mehtap Yılmaz, Aysel Tuğluk’un annesinin cenazesine yönelik saldırıyı ele aldığı yazısında Saadet Partisi Lideri Temel Karamollaoğlu’nun İngiliz ajanı olduğunu iddia etti.

            Yılmaz, Sivas Katliamı sırasında Belediye Başkanı olan Temel Karamollaoğlu ile ilgili olarak şunları yazdı:

            “İnsanları cayır cayır yakmak da bizim değil, vahşi Batı kültürünün bir ürünüdür. Bu yüzden Madımak Vakası, İslami camiaya yamansa da sonradan ortaya çıktığı üzere bir ‘karanlık eller’ oyunudur. Haçlı istihbarat servislerinin MI6, CIA vs. kurgusu… Değil mi İngiliz Temel Karamollaoğlu?”

            Odatv, söz konusu suçlamayı Saadet Partisi Lideri Temel Karamollaoğlu’nun Basın Temsilcisi Mustafa Yılmaz’a sordu. Mustafa Yılmaz, Akit yazarına herhangi bir açıklamayla cevap vermeyi düşünmediklerini söyledi ve Karamollaoğlu’nun Akit yazarı Mehtap Yılmaz’a ettiği hakaretler nedeniyle açtığı davanın halen sürdüğünü hatırlattı.

            Gaziantep Üniversitesi Rektörü’nün eşi olan Mehtap Yılmaz, AKP Milletvekili Şamil Tayyar tarafından FETÖ bağlantılı olmakla suçlanmıştı.

            Bu arada Temel Karamollaoğlu daha önce İngiliz bağlantılı olduğu iddialarına katıldığı bir televizyon programında yanıt vermiş ve bunu söyleyenlere hakkını helal etmeyeceğini ifade etmişti.

    • Yahu şu hile nasıl yapılmış ne şekilde olmuş bir anlatın da bizde öğrenelim Allah Rızası için. Hala bu saçmalıklara bel bağlayanlar mı muhalif olup iktidar olmaya aday olacak yazık vallahi çok yazık. Akıl, fikir, izan tutulması! Rabbim zihin açıklığı versin ne diyeyim…

  19. Gecen sene yani Temmuz 2017 de, Meral Aksener’in yeni olusumlar icinde oldugu yazildiginda, Fehmi Koru’nun gunlugunde asagidaki yorumu yapmistim. Paylasayim istedim.
    Normal şartlarda ana partiden ayrılıp kurulan partiler hep başarısız olmuştur. Örnekler: Turhan Feyzioğlu (Cumhuriyetci Güven Partisi), Ferruh Bozbeyli (Demokratik Parti), Muhsin Yazıcıoğlu (Büyük Birlik Partisi), Bedrettin Dalan (Demokrat Merkez Parti), Hüsamettin Cindoruk (Demokrat Türkiye Partisi), Hasan Celal Güzel (Yeniden Doğuş Partisi), Abdüllatif Şener (Türkiye Partisi), Rahşan/Bülent Ecevit (Demokratik Sol Parti), Idris Sahin (Millet ve Adalet Partisi), İdris Bal (Demokratik Gelişim Partisi). Bunların kurucuları içinde çsaygideger olanlari var tabi. fakat ana partiden ayrılıp başlatılan yeni oluşumlar sonuç vermiyor. Yeni oluşumlar kısa vadede bazan ana partiye zarar veriyor, ama yeni oluşumun yaşamasını sağlamıyor. Kurulması planlanan bu parti de (IYI Parti adi benim yorumumdan sonra belirlendi) genel olarak MHP den ayrılan (veya atılanlar) tarafından kurulacağı için zararı MHP ye olacaktır, fakat basarili olmasini beklemek gecmisden ders almamaktir. Yeni kurulup da başarılı olan partiler de var tabi (ANAP ve AK Parti gibi). Ama, bunlar normal şartlarda değil, darbe vb durumlar sonucu ana parti kapatıldığı için başarılı oldular.
    Artik yukaridaki listeye Meral Aksener (IYI parti’yi) de ekleyebiliriz.

  20. Bu millet organiğe, doğala iyi alıştı, yapayı, gdoluyu kabul etmiyor. Doğal siyaset yapamayan, doğal sorunlarla uğraşmayan, yapay meseleler üretip bunlar üzerinden sahte siyaset yapmaya çalışan kişi ve partiler için yapacakları kurultaylar da çözüm olmayacaktır. Ama insanlar umutsuz yaşayamaz, her olandan umut üretecekler çıkacaktır tabii ki.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here