Bill Clinton da bunu yaptı ya… Yazdığı romanda Türkiye’nin adı sıkça geçiyor…

39

Barack Obama bizi sevdi, ABD başkanı seçildikten sonra çıktığı ilk yurtdışı gezilerinden birini Türkiye’ye yaptı, gittiği başka yerlerde de bizi övdü; ama yöneticilerimiz Obama‘yı sevemedi…

Donald Trump ABD’de başkan seçildi diye bütün dünya rahatsızlandı, bir bizim yöneticilerimiz Trump‘a umut bağladı, ama galiba artık ondan da sıtkımız sıyrılmak üzere…

1999’da ülkemize uzun bir ziyarette bulunan Clinton öyle mi ya! Onu Beyaz Saray’da bulunduğu sırada Türkiye olarak sevmiş, başı Monica‘yla derde girdiğinde yerinden edilecek diye en çok bu ülkedeki insanlar üzülmüştü. Şimdi ise…

Romancı Clinton 

Şimdi ise, ABD’nin eski başkanı Clinton bir gerilim romanına imzasını verdi, o romanda en merkezi konumdaki ‘terörist’ bir Türk ve ismi de Süleyman Cindoruk

Hem Süleyman, hem de Cindoruk

Çok taze yayınlanmış romanın adı ‘The President is Missing’ (Başkan Kayıp). Gerilim romanlarının bilinen ismi James Patterson‘la birlikte yazmışlar romanı; eski bir başkanın katkısıyla yazıldığı için esas kahramanı devlet başkanı olan romandaki Beyaz Saray’la, başkan ve çevresiyle ilgili ayrıntılar kitaba inandırıcılık katıyor.

ABD başkanları Beyaz Saray’da ancak iki dönem kalabiliyorlar; ikinci dönem bitince kenara çekilmek zorundalar. Görev sonrasında ne yapacaklarını bilemez hale geldikleri fark ediliyor. Oğul Bush kendini resme verdi, portre çalışmaları yapıyor. Obama ve eşi Michelle geçen hafta Netflix‘le televizyon programı ve film hazırlama amaçlı milyonlarca dolarlık bir projeye imza attılar. Clinton da çok satacağı belli ve çok kolay okunan sürükleyici bir romanla okur karşısına çıktı…

Hepsi kendilerine yakışan işler yapıyorlar.

Bill Clinton kitap hastası biliniyor; güncel siyasi ve akademik kitaplar yanında gerilim ve polisiye romanlar ağırlıklı okuyor. Kendisiyle yapılan röportajlarda “Neler okuyorsunuz?” sorularına verdiği cevaplarda en az üç-dört gerilim romanı ismi de bulunuyor.

James Patterson da değer verdiği romancılardan biriydi.

Patterson‘un bütün dünyada 300 milyondan fazla satmış romanlarını ben de severek okuyorum.

‘Başkan Kayboldu’ romanı ABD’nin güvenliğini tehdit eden bir terör eylemi ile bir karışık siyasi suikast hazırlığı etrafında geçiyor.

İlk başta, Meclis önüne hesap vermeye çıkması beklenirken, romandaki başkan Jonathan Lincoln Duncan‘ın, Beyaz Saray’da düzenlediği prova ile kendisini hesaba çektirmesine dair bölümlerle karşılaşıyoruz ve ‘The Sons of Jihad’ (Cihad’ın Çocukları) terör örgütü ve onun lideri Süleyman Cindoruk ismiyle orada karşılaşıyoruz.

Daha doğrusu romanda geçen biçimiyle ‘Suliman Cindoruk’ ile…

Örgütün ismi akla ‘İslami’ bir yapılanmayı getiriyor, ama Duncan bunu “Türkiye’de doğmuş bir Müslüman değil mi?” sorusuyla gündeme getirene şu cevabı veriyor: “Türkiye doğumlu olduğu doğru, ama Müslüman değil. Avrupa’nın merkezi ile güneydoğusundaki Batı etkisine karşı çıkan laik ve aşırı milliyetçi biri o; davet ettiği cihadın da dinle bir ilgisi yok.”

Sonlara doğru Süleyman‘ın Türkiye’nin güneydoğu bölgesinden olduğunu da öğreniyoruz.

Modaya roman da girmiş oldu

Türkiye’yi ve yöneticilerini suçlayıcı filmler ve diziler şu sırada moda; bunu son aylarda gösterime giren bir film (The Promise) ve bazı diziler (Designated Survivor ile Madame Secretary) vesilesiyle daha önce gündeme taşımıştım.

Artık romanlarda da varız.

Cezayir, Suudi Arabistan ve Rusya -evet Trump‘ın Rusya’sı da- bu romanda ABD’yi ve dünya dengelerini hedef alan kumpasın ortakları olarak yer alıyorlar.

Romanın kötü kişisini Türkiye’den seçen iki yazardan hangisi acaba? James Patterson mu, Bill Clinton mu?

Kendi görüşümü yazayım: Patterson bunu yapmış, Clinton ses çıkarmamış olmalı. Romanın birkaç yerinde Süleyman‘ın ‘din’ ile ilgisi bulunmadığı, bir yerinde de ‘Türkiye devletiyle ilişkisiz’ olduğu ayrıntısını ekleyen de Clinton‘dur gibime geliyor.

Yoksa tersi midir?

ΩΩΩΩ

39 YORUMLAR

  1. Çok da önemliydi, clinton kitap yazmış, bir karakreri türkiyeli trorist yapmış. Zaten Türkiyeye bakışlarını biliyoruz da, onların demesiyle mi oluyor?

  2. Sanki klinton diyoki Suleyman+Cindoruk müslüman değildi
    bizimkilerde türkiyeye konu olmayinca bütün sermayesi Türkiyeye ve cumhurbaşkanina düsmanlşık olanlar susmuj kalmış.

  3. FEHMİ BEYDEN ENÇOK DUYMAK İSTEDİĞİM YAZİLAR BUNLAR
    HAYATTA DUYDUĞUM EN BÜYÜK ÜZÜNTÜM DÜNYAYİ ORJİNAL METİNLERİ ANLAYACAK KADAR İNGİLİZCE ÖĞRENEMEMİŞ OLMAM.TEKNİK ÜNİVERSİTEYİ BİTİRDİKTEN SONRA ABD VE İNGİLTEREDE BULUNMAM VE İNGİLİZCE EĞİTİM ALMAMA RAĞMEN UZUN YILLAR TÜRKİYEDE YAŞAMAM . İNGİLİZCE İLE İLGİM AZALDI,BAYAĞI UNUTTUM. YANI YABANCI YAYINLARI ANCAK TERCÜME EDİLİRSE ANLIYORUM.
    GELİŞMİŞ ÜLKELERDE ÖNEMLİ GÖREVLERDE BULUNMUŞ KİŞİLERİN YAZILARI,YORUMLARI GELECEKTE OLABİLECEK BÜYÜK KIRILMALARI ÖNCEDEN HABER ALMA SANSIMIZ OLABİLİR.DETAYLAR DA BOĞULURUZ YOKSA.
    HİÇBİRŞEY GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİL.
    HERKES AKLI MANTİĞİ ÖLÇÜSÜNDE GERÇEKLERİ KISMEN GÖREBİLİR .
    GERÇEKLERİ BİLEBİLECEK KONUMDA OLANLAR KONUŞMAZLAR VEYA KONUŞAMAZLAR.
    ANCAK AKLIMIZ ÖLÇÜSÜNDE BAZI SİZİNTILARDAN BİRŞEYLER ÇIKARABILIRIZ.
    MESELA HER YIL DÜZENLENEN BİLDERBERG TOPLANTI TUTANAKLARI NELER ÖNGÖRMÜŞ.THE ECONOMİST NE YAZMIŞ.
    ADL VEYA CRF KURULUŞLARI NELERDEN BAHSEDİYOR.
    DAHA BİLMEDİĞİMİZ DÜNYADA ETKİLİ KURUMLAR NE DÜŞÜNÜYOR.
    YURT DIŞINDA OKURKEN HOCAMİZ BİZE ASLINDA DÜNYAYİ DEVLETLER DEĞİL 250 ŞİRKET YÖNETİYOR.
    ONLARIDA BİRKAÇ FINANS KURULUŞU DEMİŞTİ.BİZDE BUNDAN PEK BİRŞEY ANLAMAMIŞTIK.
    BUNDAN 10 YIL KADAR ÖNCE CIA BAŞKANİ BÜTÜN KİDEMLİ AJANLARIMIZI ORTADOĞUYA ÇEKTİK YAKIN GELECEKTE ORTADOĞU ÇOK KARIŞACAK DEMİŞTİ.BEŞ YIL GEÇTİ BİRŞEY OLMADI HERHALDE SAÇMALADI DERKEN SON BEŞ YILDA OLANLARI GÖRÜNCE DEMEK BU DEMEKMİŞ DEDİM.
    ARAP BAHARI OLURKEN HERKES ORTADOĞUYA DEMOKRASİ GELİYOR DERKEN.
    İSRAİL ARAP BAHARIMI YOKSA ARAP KIŞI MI OLACAK DİYORDU.
    SONUÇTA DÜNYADA ETKILI YETKILI KURUM VEYA KİŞİLERİN YAZILARI VE BEYANLARINDAN GELECEĞE DÖNÜK ÖNGÖRÜLERDE BULUNMAMIZ DAHA İSABETLİ OLABİLİR.
    FEHMİ BEY DEN RİCAMİZ BU BİLGİLERE Y.DİL SAYESİNDE RAHATÇA ULAŞABİLDİĞİNDEN BİZE BEDAVA TERCÜMANLIK YAPMASI.
    ŞİMDİDEN BİNLER TEŞEKKÜRLER EDERİM .

  4. Günün mana ve önemini belirten bir haberden alıntı:
    “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gayri safi milli hasılaya göre Türkiye’nin dünyada 1 numaralı ülke olduğunu belirterek, “Dünyada en az gelişmiş ülkelere destekte bir numaralı ülke Amerika görünür fakat gayri safi milli hasılaya göre dünyada bunun bir numarası Türkiye. Biz bir numarayız. Amerika gerimizde, İngiltere falan çok daha geride” dedi.”
    midyat ile seyfo bu gidişle işsiz kalacak.

    • Hamza Bey, alıntıladığın haberi de önceki mesajlarımın içeriği gibi tam anlamamış olabileceğin izlenimi edindim. Dünyada en az gelişmiş ülkelere en çok maddi yardımı ABD yapıyor görünse de, yapılan yardımın üşkenin gayrı safi milli hasılasına oranı (YARDIM/GSMH) bakımından Türkiye’nin dünyanın bir numarası olduğunu belirtmiş Reis-i Cumhurumuz. Yani dalga geçeceğim derken sanırım yine gerçeği ıskalamışsın. Silkelen ve uyan artık!

      • bence reisin söylediklerini test etsen iyi olur.
        istersen 1983 doğumlu kızının 80 öncesinde odasının kapısına “bize zaman ayır” diye not yazmasını örnek olarak verebilirim. ya da isparta üniversitesini akpnin kurduğu iddiasını, ya da doğmadan önce tek parti chpsinde 75 kişilik sınıflarda okumasını ya da izmir havalanını yaptıklarına ilişkin iddiasını, ya da ..
        neyse ben link veriyorum. istersen kendi gözlerinle ve kulağınla kontrol edersin.
        Dinlersen benim dalga geçmeme gerek olmadığını kavrarsın.
        http://www.cumhuriyet.com.tr/video/video_haber/994000/Cok_konusulacak_Erdogan_videosu__Genco_Erkal_paylasti.html
        herkese tavsiyemdir. özellikle de aya 4 şeritli yola inanan sizlere.

        • Daha önce izlemiş olduğum o videoda çok yalancı bir siyasetçiymiş gibi görünen Erdoğan nasıl oluyorsa güvenilir biri olduğunu 16 senedir yurtiçinde seçmenin eksilmeyen teveccühü ve yurtdışında imzaladığı sayısız uluslararası anlaşmalar ile adeta ispat ediyor. Bu kadar çok ve her konuda konuşan birisinin konuşmalarından kesilmiş 3-5 kelimelik cümlelerle yalancılığını ispat çabası da ancak çaresiz muhaliflere düşüyor. İlgili şehirlerdekilerin yıllardır istifade edegeldikleri havalimani, üniversite gibi tesisleri belki yenileme, belki geliştirme, belki canlandırma anlamında kendilerinin yaptıklarını vurguluyor, ya da kızıyla ilgili anısında tarihleri karıştırıyor olamaz mı sayın Erdoğan? “Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” diyenler boşuna mı öyle söylemişler acaba??

      • iyibaş! haberdeki söylenilenin doğru olup olmaması ayrı bir konu. fakat kendi ülkende insanlar zar zor geçinirken, her 10 kişiden 4’ü sosyal yardım alıyorken, azgelişmiş ülkelere yardımla övünmek bana komik geldi.

        • Hamza Bey, sizin verdiğiniz %40 oranı bana anormal görünmekle birlikte doğru kabul edersek, yapılan sosyal yardımları uzaylılar mı yapıyor sizce? Muhaliflerin her anlamda tükenmiş gibi resmetmeye çalıştıkları ülke yönetimi, Türk, Suriyeli, Arakanlı ayırt etmeksizin tüm muhtaçlara yardım elini uzatabilidiğine göre, bu onun sadece gücü ve imkânı değil, vicdanı olduğunun da ispatıdır.

      • Senin ülkende millet aç, gençler işsiz. Kendi vatandaşlarına bakamıyorsun bide bunun üstüne başka ülkere yardımda birinciyiz diye hava atmaya kalkıyorsun. Mantıklı mı bu ? Iş bul vatandaşına iş.

        • İsmail Bey, Mehmet Şimşek’in geçen haftaki TV mülakatında verdiği bilgiler arasında istihdam verileriyle ilgili olanlar da vardı. İncelemenizi öneririm.

          Yapılan yardımla hava atma değil de samimiyet penceresinden bakarsanız habere belki eleştiriniz dünya egemeni geçinen ülkelere yönelebilir.

      • Hayret ya! hava atmaya gelince şu yapılan işe bak! Kaynakların kullanılmasında önceliklerini şaşırmış olmanın bir show’u bu. GSYH’ın aşık atmağa çalıştığın ülkenin hele bir %10’una gelsin. Bir çok cami varken köşe bucak her yere cami yapmak hesapsız-kitapsız bir iş ama aynı tür bir show. Osmanlılara benzediğini millete başka nasıl isbat edecekki Erdoğan! Bu devirde bir Yavuz Sultan Süleyman olacak bu acziyet karşısında hesap-kitap bilmeyenin belkide kafasını vurdururdu.

  5. ben bu kitabın sayın erdoğanın kekin bedava olduğu kahvehane projesine olan ilgiyi gölgede bırakmaya yönelik dış güç operasyonu olduğunu düşünüyorum.

  6. Bence, bu roman da veya icereginde gecen Turkiye ile ilgili isimler veya tiplemeler su an da Bati Dunyasinda Turkiye hakkinda ki dusunceleri de anlatiyor.Bendeniz Batida yasayan ve onlarla ic ice olan bir olarak diyorumki, Guzelim Turkiyemizin ve milletimizin imaji cok olumsuz bir havada anilmakta, ve bunda da Turkiyede cok seslilige verilmeyen firsatlar yuzunden, hep tek sesli Turkiye cephesinden batiya karsi argumanlar duyulmakta buda inanki, durumu o kadar kotu yaomakta ki, Batidaki etik olmayan bazi cevrelerin isini o kadar kolaylastiriyorki sanki o tek sesli Turkiye ile bu cevreler beraber kotu Turkiyeyi imaji icin canla ve basla calisiyorlar. Her tek ve her nasil olirsa yine tek olsun diyenler, mesela Tek ses, tek meda..vsr..inaninki hicte guzelim memletimizin imajia faydasi olmuyor..insallah tek degil coklar donemi bir donem sonra gelir de , imajimiz iyilesir.. bu da yalniz bir umit tabiki..

    • Hayret ya! Yedi düvele kafa tutarlarken Türkiye’nin dışardaki imajı onları enterese edermiymiş. Onlar tek sese Erdoğan olduğu için razılar. O tek seslilik diğerlerine bir geçsin bakın nasıl çok sesliliği savunacaklar.

    • Evet, turkiyeyle ilgili bati medyasinda ozellikle de sosyal agda dolasan zirvaliklari duyan batili dostlarimiz bazen yarim agiz soruyorlar nedir bu diye? Biz de imf yi kovduk diye devlet baskanimizi sizinkiler kiskaniyor diyoruz:) genellikle turk vatandasi olarak yabancilar tarafindan sevgi saygi, ayricalik ve itibar goruyoruz. Allah turk pasaportundan ayirmasin! Mutlu kandiller:)

  7. Süleyman + Cindoruk şeklinde düşündüm bu kişiyi ve AP, DYP çizğisini sembolize ediyordur dedim.
    Kitap yeni çıkmış başka yorumlar da gelecektir.

  8. Bizim problemimiz politikacilara kayıtsız şartsız itaat buna biatta diyebiliriz etmek.
    Şu an İsraile meydan okuyan tehdit eden yazar çizer(havuza ait) takımlarından tutunda devleti yönetenlerin hemn hemen hepsi ve onlara oylari ve sözleri ile her konuda destek veren taraftarlari unutmuş olabilirlermi bilmiyorum fakat Trumpun başkan seçilebilmesi için ona ABD kanunlarında lobıcilik serbest olmasına rağmen bunlar rüşvet verir gibi gizlice para verdiler. Peki o işi neden gizli yaptilar?
    Çünkü bunların ikili oynadıklarını insanlar anlamasınlarki şu anki İsraile karşı tutumlarına milleti inandırıp seçim kazansınlar.
    Trumpun seçimden önce söylediklerini hatırliyalim. “Başkan olduğumda Müslüman lari Ülkeme sokmiyacam.”
    “Kudusu İsrailin başkenti yapacam ve ABD Büyükelçiliğini oraya taşiyacam”dememişmidi?
    Bunlari açık açık söylemesine rağmen bizimkiler cani gönülden onun kazanması için seferber olmadılarmı? Hemde nasıl oldular.
    Hem Müslümanım diyeceksin hemde Müslümsnlara hakaret edip onlari düşman ilan eden birisinin kazanması için RÜŞVET vereceksin….(Sayin Karagülle hoca buna ne der acaba!)
    ABD anayasası gayet sağlam onlara rüşvet sökmez isterseniz konumunuzu kullanarak dört beş valız değil bin valiz dolusu dolarları buraya getirip rüşvet olarak dağıtın bunlara güç yetiremessiniz.
    Daha Riza Saraf sizler için ötmedi.
    Zamani gelince ötecektir şu an belgelerini tamamlamakla meşgul.
    Türkiyeyi dünyaya rezil ettiler.
    Obama Erdoğani Beyaz Sarayda ağirladi ve onudan övgü ile söz ederken o Obamaya parmak sallayarak konuştu.
    Çünkü ondan kanunsuzca taleplerde bulunup red cevabi alınca onu korkutacağın zannetti.
    Burada Beyaz Sarayda misafir olduklari zaman, Bülen Arınç’ı F Gülenı ziyarete gönderdiki ondan gızli Obamaya bazı teklifler yapsın diye.O tekliflerden red cevabi alıncada Obamaya düşman oldu.
    Erdoğan’ın düşman olduğu insanlar nedense halk gözünde hem çokseviliyorlar hemde çok pooiler oliyorlar.
    Sayin Koru dah o kitapta geçen karekterler hiç birşey değil,bundan sonra Türkiye ile ilgili non fiction karekterlere ait kitaplar yazılacaktır.
    O zaman o kitapları yazanlar satışlarda rekor kırarlar.

  9. Gavurda fantazi bitmez, filmini de yaparlar heralde. Abd baskanlari emekli olunca karilari baskan olsun diye ugrasiyorlardi. O da olmayinca demek roman yaziyorlar. Eh, yas da olgunluk devrinde yani. Obur kara marsik emekli olali beri turkiyede tek buyuk olumlu bombali/silahli teror eylemi olmadi. Son abd buyukelcisi cekip giderken ‘turkiyede son 9bucuk ayda deas saldirisi olmadiysa bunu bize borclusunuz’ diye otuyordu. Artik olmuyor, cunku butun hashasi muhataplari birer birer kodesi boyladi. Yine de pismaniye kafali bile olsa beyaz bir baskan daha iyidir derim. Ne demisler: asilirsan ingiliz sicimiyle asil! Bu arada bizim ‘metal firtina’ adli seri romanimizi okumayanlara tavsiye ederim. Orda da abd ordusunda pilot olarak gorev yapan civan adli kurt bir karakter vardi. Anitkabiri f16 ile vurma emri almisti ve son anda geri donup savas ucagiyla kendi ucak gemisine dalis yapmisti:) kendi meclisimizi vuran fetocu f16 pilotlarina gore cok daha vatansever bir kurt evladiydi iste. Kim bilir belki de amerikada calinti soru cevaplarla okumadigi icindir?

  10. İslam’da Emeklilik
    İslam’da insanın dört dönemi vardır. Bir çocukluk zamanıdır. 7 yaşına kadar annenin himayesindedirler. 7 ile 10 arasında ana baba işbölümü içinde onu büyütürler ve eğitirler. 10 ile 15 arasında babanın velayetindedir. 15 yaşında tam sorumlu kişi olur. Gençlik çağında kendi seçtiği meslekte, kendi seçtiği öğretmenlerin yanında iş yapmaya başlar. Bu seçilenler yaşlı kimselerdir. Artık geri hizmete alınanlardır.
    En az 30, en çok 40 yaş arasında kişi kendini eğitimini tamamlamış kabul eder ve sorumluluğu ele alarak işe başlar. En erken 60 en geç 70 yaşında ise kendisini uygun zamanda geri hizmete alır. Geri hizmete alınanlar gençlerle ortak oluyorlar ve birlikte iş yaparlar. Biri öğretmen olur diğeri çırak birlikte üretim yaparlar.
    Başkanlar en az 40, en fazla 70 yaşında olurlar. Başkanlıktan ayrılanlar danışman başkan olurlar. Yani asker yine kışlasındadır. Danışman komutandır. Maaşını almaktadır. Protokoldeki yerini korumaktadır. Muzaf başkan onlarla istişare eder. Ordu komutanının ordunun eski komutanlarından oluşturduğu danışma meclisi vardır. Onlarla istişare eder ama kararı kendisi verir.
    Devlet başkanları bunların da onur başkanlarıdır. Danışman başkanlardır. Faal başkan onlarla istişare etmek zorundadır. Kararları ise kendisi verir. Böylece devlette devamlılık sağlanır. Onur başkanları göreve gelmek zorunda değildirler. İsterlerse istedikleri zaman gelirler. Şeref başkanlarının bir yetkisi vardır. Faal başkanlar yanlış karar alırlarsa yargıya gidebilirler. Böylece eski başkanların yeni başkanları denetleme yetkileri vardır.
    Başkanlar dört kurumun da başıdırlar. Yürütmenin başıdırlar, yönetmenin başıdırlar, yaşamanın başıdırlar, yasamanın da başıdırlar. Hakemlik yaparlar. Doğrudan kurumların yetkilerine karışamazlar. AK Parti bu başkanlığı getireceğine ekseriyet sistemine dayalı başkanlık sistemini getirmiştir.

  11. Vay be demek Erdoğan dan önce Türkiye hakkında böyle yakistirmalar yoktu öyle mi? Geceyarısı Ekspresi filmi ne vakit çekildi o zaman? Erdoğan öncesi döneme ait okuman gereken kitaplar ve seyretmen gereken filmler var. Çamur atmak isteyince Erdoğan deyip saydirmak çok kolay değil mi? Nasıl olsa destek atan çok olur. Karşı çıkan olursada hemen yandaş, troll vb. İle suçlanır. Aman ne güzel dünya. Fikir ortamları sizlere ne kolay böyle. Medya susturulduysa bunları rahat rahat yazamazdiniz öyle değil mi? Biraz hakkaniyet lütfen. Evet aşırı yandaş bir medya guruhu var ama hiç çekinmeden tam tersini aynı aşırılikla yapan bir güruh da var.

    • Gece yarisi exprass filiminin yazari yani o olayi yaşiyan o filimden sonra filim yapımcisi adamin olayları carptirdiğini, carptirmasının sebebide Yunanli olup Türkiyeye düşman olmasindan dolyi yapmiş olacağını anlatmişti halen daha gogole gir görüsünüz.
      Ondaki tepki uyuşturucu taşiyana 30 yil hapis cezasi verilmesi ve orada gördüğu kötu muamele.
      Şöyle diyiyor o filimde sanki hiç iyi Türk yokmuş gibi oysaki benim kitabimda kötü Türkten çok iyi Türkden bahsediyorum.
      Ben adam falanda öldürmedim, diyiyor zaten kendiside 15 veya 20 öncede Türkiyeye gezmeye gitmiş ve Türkleride çok seviyor.
      O olayay TC Cumhur başkanin ikili oyun oynaması gibi değil.
      Türkiyenin o zamanki yargıçlarının genelde kominist görüşlu olup ABD yei ve ABD lileri düşan olarak görmelerinden kaynaklanan bir gerçek olay.
      Kitapta gerçek olayi anlatiyor filimde tamamen uydurma ve siyasi olarak anlatılıyor.

    • Hayret ya ay öğretmen! O filmi yapan guruh farklıydı o devirde Erdoğan Erbakan’a yaklaşmağa çalışan toy bir delikanlıydı. Marmara çıkarması çok daha sonra gelecekti.

  12. Kendisinden cok daha romantik konularda bi roman beklerdik:) yok canim o diil, hani eceviti ‘gel bakalim burayaa bulent’ diyerek sozluye kaldirmis gibi gorundugu fotograftan soz ediyorum:) hani vardi ya bayan merkelin muflis basbakan yorgoyu azarlamaya hazirlandigi sahne gibi! Ee, nerde o imf li gunler dii mi? One minute!!!

  13. Bu Clintonun kendi mesajından ziyade Erdoğan sayesinde yeni bir türkiye tanımlaması olabilir. Burada Suliman ortalığın süliman’a t ilave edilmesiyle sütliman olduğuna tekabül ediyor. İlave edilen t kesin olarak türkiyenin t si. Ayrıca, Cindoruk’un Kindoruk olarak okunması gerekir. Yani ne demek oluyor bütün bunlar. Erdoğan sayesinde Kin dorukta iken ortalık sütliman kesilmiş. Medya OHAL ile iyice susturulmuş durumda ve kinin zirve yaptığı bir türkiye. Suliman Cindoruk = Bay Kin Doruk = Mr. Erdogan. Yani Clintonun bu ismi seçmesi bir tesadüf olamaz! Kulaklarına fısıldayanlar olduğu kesin!

    • Bence yorumun tarot falı gibi olmuş, ama marjinal bir yaklaşımın var, farklı bir bakış açısı ve mantığa büründürme süper, ilinti kurma yeteneğini de çok takdir ettim. Romanı okuduktan sonra yapacağın yorumu daha çok merak ettim ama, keşke okusan da yorumunu okumak kısmet olsa.

      • Eureka diye çığlık atanlar olaylara hep farklı bakmışlar ve kimsenin farkedemediğini görmüşlerdir! Ayrıca, param kıymetlidir. O kitaba para vermem, isterse Clinton yazmış olsun. Bizim kütüphaneye gelirse o başka…

  14. Hayret ya! Türkiyenin dışa açılmış olması ve dünyanın dikkatini çekmeğe başlaması bu tür romanlardan da belli. RTE’nin sembolleştirdiği ne yaptığını bilmez bir Türk kimliği iyi oturtulmuş. Bir diğer açıdan Clinton olsun Obama olsun, ne denebilirki. Entellektüel seviyeleri yüksek ufku geniş ve dünyaya hakim insanlar. Koltuğu bıraktıktan sonra kendilerine daha tatmin edici renkli meşgale bulmakta ciddi bir sıkıntı çekmiyorlar. Aktif siyasetten sonra hayat devam ediyor. Bizdeki durum tam tersi. RTE dahil bizim politikacılar neredeyse ölene kadar titrek dört elleriyle koltuğa yapışmak zorundalar. Çünkü o koltuk gittimi boşlukta olacaklarını biliyorlar. Bütün kapasiteleri didişme yalan dolan ve bunun adı Türk siyaseti oluyor.

    • Haklısınız. Ben şu an Erdoğan’ı çok elestirsem de bazen buna hayiflaniyorum. Keşke aldiklari 3 dönem kuralina uysaydi. Gerçi 3 dönem bile çok. 2 dönem sonunda bırakıp koltuğu yenilere bıraksaydi bugün muhalefetin Gül’e gösterdiği iyimser yaklaşımdan daha fazlasını hak ederdi. Ama insan işte. Düşmez kalkmaz bir Allah var. Beşer şaşar. Ama keşke artık daha fazla şaşmasa ve şaşırtmasa diye dua ediyorum.

      • Sayin erdogan 3 donem kuralina uygun olarak yoluna devam ediyor. 3 donem mebus sonra cb, sonra yine mebus olabilir! Kural boyle dii mi, ne var bunda?

        • Kuralda bir sıkınti yok ama insanın hamuru sıkıntıya müsait. Dünyanın süper güçlerinden ABD de bile en fazla 2 dönem var. 2 den fazla sure insanı bozabiliyormuş demek. Bozulunca da kolay kolay yine o koltuktan inmek istemiyor. Bunu demek istedim.

        • Yani ne yapar yapar bırakmaz kuralı. Ama sakın ola kuraldışı bir maceraya kapılmasın. Nasıl birgün ata binmeğe kalkmıştıda at yere vurmuştu!

  15. Türk derin devletine bir mesaj olmasın? Süleyman neysede Cindoruk adrese teslim bir iş.Yılmaz olsa Türkiye’deki en çok kullanılan soyadı. Cindoruk ise belki de en azolanlardan.Recep niye yok ben ona şaşırdım.Süleyman Recep Cindoruk daha güzel dururdu..

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here