Nerede o eski bayramlar…

8

Günlük görevlerim arasında bizim OcakMedya sitemize gazetelerde çıkan ve kapsadığı konu yönünden herkesin okumasında yarar gördüğüm yazıları seçmek de var.

Ülkemizdeki muhalif-muvafık düşünce düzeyini temsil eden yazılar…

Bayram günü her gün seçtiğim 10 yazının günün anlam ve önemini yansıtmasını arzuladım. Özellikle bayramdan söz eden yazıları seçmek istedim.

Sonucu paylaşayım: Onca gazetede çıkan sayısız yazı arasında bu özelliği içinde barındıran 10 yazı bulmakta zorlandım.

İlk gün de zorlandım, sonraki günlerde de…

Yazarlar yine bildikleri konu olan ‘günlük siyaseti’ bayramda da sütunlarına taşımakta hiçbir mahzur görmemişler.

Oysa mahzurlu.

Gelenekler birer birer yok oldu

İnsan hiç değilse bayramda günlük siyasetin dağdağasının biraz uzağında kalmayı bekliyor. Siyaset, birleştiren ve kaynaştıran bayramın aksine, en yakın dostları -hatta akrabaları- bile ayrıştırıp birbirine düşürüyor çünkü.

Eskiden Ramazan ve Kurban bayramlarında gazeteler ve gazeteciler tatil yapar, İstanbul, Ankara ve İzmir’in gazeteciler cemiyetleri ‘Bayram’ adıyla birer gazete çıkarır, çok meraklılar değişik gazetelerde yazanları tek çatı altında toplayan o gazeteyi alırlardı.

Birkaç kez ben de o gazetelere konuk yazar sıfatıyla yazı katkısında bulundum.

Zafer Mutlu yönetiminde “Türkiye’nin en çok satan gazetesi” olmaya çalışan Sabah, “Bu gelenek yanlış” sloganıyla bayram günü de çıkacağını açıklayınca sihir bozuldu. O gün bu gündür artık ‘Bayram’ gazetesi yerine yılın diğer günlerinde de çıkan gazeteler bayilere ve oradan da evlere gidiyor.

Siyaseti tek konusu haline getirmiş yazarlar da ne yapsınlar, en iyi bildikleri işi bayramda da yapmaya devam ediyorlar. Günlük siyasetle ilgili yazılar okutuyorlar bizlere…

Mesleğin büyük ustaları sayılan Ahmet Rasim, Refik Halit KarayRef’i Cevat Ulunay, Burhan Felek gibi isimler başta olmak üzere, o dönemin diliyle ‘fıkra yazarları’, çok güzel bayram yazılarıyla okur karşısına çıkarlar; hemen her gazetede ‘tarih’ köşesi bulunduğu için, Ahmet Refik (Altınay), Reşat Ekrem Koçu, daha sonraları Niyazi Ahmet Banoğlu, Murat Sertoğlu gibi popüler tarihçiler de onların çabalarına tarihimizden örneklerle destek verirlerdi.

“Nerede o eski bayramlar” deyişi biraz da onların katkıları sayesinde kullanıma girmiştir.

Bayram öncesi kaybettiğimiz Güngör Uras da (Allah rahmet eylesin) uzun yıllar boyunca onların çizgisini izledi. Her bayram mutlaka günün anlamına ilişkin yazılarla okur önüne çıktı, hatta zekat ve fitre vereceklere ya da kurban keseceklere ışık tutan bilgileri de herkesin anlayacağı bir dille sütunlarında paylaştı.

Tek kanallı TRT televizyonu da bayram için özel programlar hazırlar ve o günleri diğerlerinden daha farklı yaşamamızı sağlardı.

İstanbul’un artık çok gerilerde kalmış ‘Direklerarası eğlenceleri’ geleneğini TRT ekranlarında yeniden yaşadığımızı hatırlıyorum.

Liderler bile, bayrama saygıdan olacak, halkın dini bayramlarını kutlama amaçlı mesajlarına siyaseti karıştırmamayı yeğlerlerdi o dönemlerde.

Bizdeki dini bayramların Hıristiyan Dünyası’ndaki mukabili Noel günleridir. Yıl sonuna yaklaşılan günlerde Avrupa’nın büyük merkezlerine yolu düşenler bilirler: Noel vesilesiyle her kentte ışıl ışıl hale getirilen cıvıl cıvıl yerler vardır ve yerli-yabancı kalabalıklar oraları doldurur, kimi o günlere özel hediyelikler satan küçük dükkanları doldururken, küçükler de kendileri için hazırlanmış oyun salonlarına koşarlar…

Onlarda böyle, ama bizde artık eski alışkanlıkların çoğu kayboldu.

Her şey gibi bayramlarla ilgili güzel hasletlerimiz de geride kaldı. Bayram-seyran fark etmiyor, 365 günün 365’inde siyasetle yatıp siyasetle uyanıyoruz.

Millet de, bayramda evlerinde oturacağına, uzatılmış tatilden istifade ederek gününü gün edeceği beldelere gitmeyi tercih ediyor.

Bunu yazdıktan sonra bir an “Böyle oluyor da bu iyi mi oluyor, yoksa kötü mü?” diye sorayım diye düşündüm ve hemen vazgeçtim.

“İyi oluyor” diyenlerin sayısının fazla çıkacağı korkumdan…

ΩΩΩΩ

8 YORUMLAR

  1. Korkunun ecele faydası yokmuş – lütfen korkmayin. (Biliyorum korkmadiginizi da, laf olsun diye söylüyorum. Zira öylesi sizin ‘korkuyorum’ demenize daha yakisti.)

  2. Ne güzel söylemiş Hz Ömer; yükselirken kırarak çıkarsan, inerken tutunacak bir dal bulamazsın.Ey can kimseyi kırma sözden ağırı yoktur, beden çok yükü kaldırır ama gönül her sözü kaldıramaz…
    Başına gelen her şeyi Allah’tan geldiğini unutursan her şeyden şikayet etmeye başlarsın. Dünyayı değiştirme derdine düşersin..ama yapılması gereken sadece kendini değiştirmek…
    ”isyanlardayım dedi, hayır sadece imtihanlardaydı. Fark etseydi kurtulacaktı. Mevlana”
    “Size geçmiş milletlerin haset ve kin hastalığı sirâyet etti. Bunlar kazıyıcıdır. Bilesiniz; kazıyıcı derken saçı kazırlar demiyorum. Dini kazıyıcıdırlar. Nefsimi kudret elinde tutan Zât”ı Zülcelâl’e yemin ederim ki, sizler îmân etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de îmân etmiş olamazsınız. Birbirinizi sevmeye yardımcı olacak şeyi haber vereyim mi: Aranızda selâmı yayınız.” (Tirmizî, Kıyâme, 57)
    Hayırlı bayramlar

  3. Bayramlar Dünyada kutlanidığı için bayramları henüz MİLLİLEŞTIREMEDIK.
    Merak etmeye gerek yok, gelece bayramada herkezden önce onlar yazmaya başlar!
    Sağolsun Onlara bu imkanide gene, Türkiye Cumhuriyetini çiçeği burnunda Başkani Milli ve Kahraman Ordumuzun Milli e Kahraman Askerlerinin Bayramıni ABD markalı milli İPhone la Katıldığı şu anahtar kelimeleri
    Şehit, Vatan, Millet,Ezan, Bayrak,ve Zafer kulkanarak bundan böyle MILLILEŞTIRMIŞ oldu.
    Fehmi bey, zaten onlar sizin gibi cepten para harcayarak kendileri yazmiyorlakı Emir komuta zincirinde yazi yazdıklarını bir an için unuttunuzmu yoksa.
    Belik unutmuşzunuz.
    Yoksa siz herkesten daha iyi biliyorsunuz, bayram yazıları önceleri yazmış ve yazacak yazarlar şu an
    PARMAKLIKLAR ARKASINDA kaemleri pardon silahlarına el koyularak ELLERI DILLERI BAĞLI ya!

  4. Evet yerli ve milli sadece Milli Gazete kaldı hatta onlar kabuk, öz menem şiirini söyleseler yeridir. Bayram yazısı yazacak edebi ve milli hassasiyeti kalmayan yeni yetme yazarlar taifesi ne yazabilirler ki diye düşündüm. Sonra yazabilecekleri kendilerine prim verdirecek pek bir konu olmadığına kanaat getirdim. Evet gündelik, yevmiye bir yazı zor iş gibi duruyor yazabilenler ancak okuyanlardır diye düşünüyorum. Ve yıllar boyu hemen hemen her gün ya gazete köşesinden veya radyo programında o gün için zor, teknik meseleleri kolay anlaşılır gündelik ekonomik bilgilere kalbedip anlatan, üretim ekonomisi duayeni rahmetli Güngör Uras Hoca ve müstear Ali Rıza Kardüz gibi yeni değerli bir kalemin herhalde memleketin içinde bulunduğu kurak iklimden tekrar neşv-ü nema bulması zaman alacak gibi görünüyor. Ümitsiz değilim ancak müptezeller pazarında ümitli olmayı gerektirecek pek bir matah yok gibi…

    Yunus bu sözleri çatar
    Sanki balı yağa katar
    Halka matahların satar
    Yükü gevherdir tuz değil

  5. Bayramlar
    Roma Hukuku’nu okuyordum. Biri şöyle diyordu: “Senenin yarısı tatildir”. Türkiye’de de haftanın iki günü tatil, ondan fazla bayram var. Üçer günden 30 gün eder. Bu ara sık sık yapılan seçimler de fiilen tatildir. Romalıları geçmediysek de yetiştik.
    Onun dışında köylerde, kentlerde, kahveler tıklım tıklım, hep tatil. Araçlar dopdolu hep tatil. Mesaiye gidenler de fabrikalarda, dairelerde çalışanlardır. Kaç saat dolu çalışırlar? O da tatilden sayılıyor. Avare insanlar sıkıntıda. Kur’an buna meişeten danka (مَعِيشَةً ضَنْكًا) diyor.
    Herkes çalışmadan maaş peşinde.
    Bizim asıl sorunumuz budur. Bunu nasıl yeneceğiz? İnsanlara dünyayı sevdirmek, çalışıp başarı zevkine ulaştırmak. Akevler uygulaması bunu sağlayamadı. Tam tersine Bayram’da Akevler bomboş, Yenibosna bomboş. Oysa bayramda herkes burada toplanmalı, Akevler ruhu canlanmalı idi.
    Bir şeyimiz eksiktir ki bunu başaramıyoruz. Bir şey insanı hayattan sürüklüyor. Herkes dışarda iş peşinde. Risale-i Nur okuyanları, tarikatları dışladık, varlık heyecanımız da gitti. Bunları yeniden canlandırmalıyız. İnsana yaşama zevkini ilim değil iman verir.

  6. BAYRAM BAHANE,TATİL ŞAHANE.
    Hangi sebepten olursa olsun ,bir sebepten tatil ilan edilen günler esasa gayesine bakılmaksızın gezme ve dinlenme amacıyla değerlendiriliyor çoğunlukla.
    Fırsat bu fırsat denip dini içerikli bir bayram tatili de olsa gerçek anlamı dışında değerlendirilmektedir.
    Amacına uygun eş,dost,büyüklerin ziyareti yoksullara yardımlaşmanın zirve yapması gereken dini bayramlarda bile tatil beldelerine akın ediyor nasıl en keyifli günlerimizi geçirebilme hesapları yapıyoruz.
    EN çok ziyarete ihtiyacı olan yaşlıları hastaları unutuyoruz genellikle.
    Böyle giderse dini bayramlar bir şekilde resmi olarak ilan edilmiş eski gelenekler den gelen kültürel bir anma günleri sayılacaktır.
    GERÇEK MANASINA VAKIF DİNİ BAYRAMLARIN YENİDEN İHYA EDİLMESİ DİLEĞİYLE.
    HERKESE BÜTÜN BAYRAMLARIN HAYIRLAR GETİRMESİNİ NİYAZ EDERİM.

  7. “İyi oluyor”diyenlerin sayısının fazla çıkacağı korkunuz yerinde sn. Koru.

    Artık bir çok şey böyle değil mi?.herşey tersine dönük gibi…
    Yada, yaşını başını almış, altmış-yetmişine merdiven dayamışlara böyle geliyor, ondandır zahir.

    Böylelerinin çocukluk ve gençlik dönemlerinde, büyüklerine aynı duyguları yaşattıklarından olsa gerek, aynı metoforu şimdinin yaşlıları yaşıyorlar.

    Olsun, her (dini) bayram, her yeni nesle, anılarını zevkle, heyecan ve biraz da hüzünle payaşıp dile getirecekleri mutlulukları yaşatır.

    Yaşasın bayramlar.. yaşasın mutluluklar!

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here