CHP -Özgür Özel- AK Parti’nin eski oyun taktiğini şimdi ona karşı devreye soktu.. İlk raund CHP’nin… 

15
Reklam

CHP’nin yeni genel başkanı Özgür Özel’in yerel seçim sonrasında izlediği yumuşama politikası iktidar saflarında şaşkınlığa yol açmış gibi. Onun görüşme taleplerine, iktidarın iki ortağı da, AK Parti genel başkanı da olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile MHP genel başkanı Devlet Bahçeli, olumsuz cevap veremedi.

Bu gelişme ile, uzun zamandır ilk defa, siyasi hayatta ön alıcı etkin girişimi yapan taraf CHP oldu.

Daha önce ilk hamle hep karşı taraftan geliyordu ve CHP karşı-hamleyi yapmada zorlanıyordu. Çoğu kez de, şimdi iktidar nasıl mecbur kaldıysa, ilk hamleyi yapan tarafın beklediği gibi davranıyordu CHP…

İşte bu yüzden, son birkaç yıl boyunca, ülkemizde siyasetin dili çok sert oldu.

AK Parti öyle olmasını istediği için…

Kısacası, istediği zaman yumuşak bir üslupla siyasetin dilini belirledi AK Parti, istediğinde de sertliği başlatan yine AK Parti oldu.

AK Parti’nin eski taktiği: Yumuşama

AK Parti’nin kuruluşu öncesinden başlayarak iktidarının ilk on yılında siyasete hakim olan üslup yumuşaktı. AK Parti o dönemde oy vermeyenlere de kendisini sempatik göstermek için sertlikten özellikle kaçınıyordu.

Reklam

On yıl boyunca, AK Parti’nin zorlamasıyla, yumuşama dönemi geçirdi ülkemiz.

‘Kürt sorunu’nun çözümü için ilk adımlar o dönemde atıldı. Hemen her görüşten aydınların davetiyle oluşturulan kalabalık akil insanlar heyeti o yumuşamanın bir göstergesiydi.

Alevi açılımı da aynı dönemde başlatılan bir girişimdi.

Hatta Avrupa Birliği’ne tam üyelik perspektifine o sayede sahip olundu. ‘Kopenhag kriterleri’ gereği reform atılımları da o dönemin sonucudur.

İçeride kendine güvenen iktidar, dış ilişkilerinde de rahattı o dönemde.

AK Parti’nin ilk hükümeti, çıkmasının çok arzulandığı bilinen ‘1 Mart tezkere’sinin (2003) TBMM’de reddedilmesiyle başlayan ABD ile sorunlu süreci bile başarıyla yönetebildi.

Yine aynı dönemde, ‘komşularla sıfır sorun’ gibi bir slogan ve slogana uygun oluşturulan dış ilişkiler, Türkiye’nin ve AK Parti’nin kâr hanesine yazıldı.

Telaffuz edilmese bile Atatürk’ün ‘yurtta sulh cihanda sulh’ hedefine yakın bir Türkiye manzarasıydı AK Parti’nin ilk on yılı…

Reklam

Batı ile ilişkilerini düzgün tutan, ancak gerektiğinde ona kafa da tutabilen Türkiye, İslam Dünyası için örnek bir ülkeye de dönüşmüştü. ‘Arap Baharı’, ya da o dünyanın demokrasi talepleri, Türkiye’ye özenilerek başlayan bir hareketlenmeydi.

AK Parti’nin son on yılının taktiği: Sertleşme ve ayrıştırma

İktidarının son on yılında da, AK Parti, yine kendi tercihiyle, sertleştirilmiş bir dili siyasete hakim kıldı.

Yumuşak politikasıyla ilk on yılda elde ettiği seçmenleri kendisine oy vermeyenlerden ayrıştırarak arkasında tutabilmek amacıyla, iktidarının son on yılında dilini sertleştirdi AK Parti…

MHP ile ortaklığı o dile sahip olmayı kolaylaştırdı.

Son yerel seçime kadar…

Bu seçimde insanlar sert üsluptan daha az etkilendiler…

CHP’nin yeni oyun teorisi: Normalleşme

CHP’nin yeni kadrosu, Özgür Özel’in tercih ettiği ‘normalleşme’ kavramı ile ‘yumuşamayı’ siyasi hayata dahil edince, iktidar farklı bir ‘oyun teorisi’ ile karşı karşıya kaldı.

Kendilerinin iktidarlarının ilk on yılında uygulayıp başarısını gördükleri siyasi taktiğin karşı tarafça benimsenmesi, şimdilerde AK Parti’yi şaşırtıyor.

Özgür Özel, dün, görüşmeleri sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a dosyalar verdiğini ve bir de teklifte bulunduğunu açıkladı.   

Teklifi de ilginç: Çeşitli toplantılar ve temaslar için yurtdışına gitmesi gerektiğinde, devletin ilgili birimlerinin kendisini bilgilendirmeleri…

Bu yolla, CHP, yavaş yavaş kendisini iktidara hazırlıyor ve bunu karşı tarafa da benimsetmeye çalışıyor gibi…

CHP’nin grup başkanvekili Ali Mahir Başarır, bir TV programında, geçen hafta, “Ben Erdoğan olsam Özgür Özel’le yarışmak istemem” cümlesini sarf etti.

Kendisine yöneltilen soru, dört yıl sonra yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan’ın karşısına muhalefetin çıkaracağı adayın kim olacağıyla ilgiliydi.

Ancak ben Başarır’ın cevabını daha geniş biçimde anlama yanlısıyım.

Özgür Özel iktidarın alışık olmadığı türden bir rakip. 

Solak boksör gibi…

Solak boksörün de rakibini yenebilmesi için, ayağını sağlam basması, kollarını ve yumruğunu iyi kullanabilmesi nasıl şartsa, CHP de -bunu Özgür Özel olarak da anlayabilirsiniz- siyasette adımlarını maharetle atabilmeli.

Atabilir mi?

Ben de merakla izleyerek öğreneceğim bu sorunun cevabını…

ΩΩΩΩ 

Reklam

15 YORUMLAR

  1. Parti başkanlığı ve cumhurbaşkanlığı adaylığı ayrılmalı. Özel hala milletvekili. Ama işi parti yönetmek artık. Yani saçma. Yasama ve yürütme ayrı olacaksa, muhalefet böyle iddia ediyor, parti başkanları ülke veya şehir yönetmeye aday olmalılar. Özel’den önce daha popüler ve ülke yönetimde (İstanbul, Avrupadaki pek çok ülkeden büyük bir ülke olarak) tecrübeli bir yönetici var CB adaylığına, Ekrem başkan. Hem de imamın oğlu. Özel, tercihini yapmalı. Parti başkanlığı mı CB adaylığı mı? Diğer demokratik ülkelerde olduğu gibi önce parti içinde adaylar tv önünde yarışmalı. Oradan bir aday çıkarmalılar. Sonra karşıdaki adayla yine aynı şekilde tv de kapışmalılar. Erdoğan’ın artık bunu yapmaya ne cesareti ne de gücü var. O yüzden meydanlara topladıklara elemanlara konuşabiliyor sadece. O da prompterden.

  2. Ben bu iyilik meleği ziyaretlerinden olumlu bir sonuç çıkacağını sanmıyorum çünkü karşı tarafın kemikleşmiş köhne zihniyeti buna uygun değil!

  3. Kıymetli yazarımızda bana göre gizli bir Tayyip Erdoğan hayranı…

    Özgür Özel’in yumuşama siyasetini bile anlatırken Ak partiden övgüyle bahsediyor

    -”Kısacası, istediği zaman yumuşak bir üslupla siyasetin dilini belirledi AK Parti, istediğinde de sertliği başlatan yine AK Parti oldu.

    –”Yine aynı dönemde, ‘komşularla sıfır sorun’ gibi bir slogan ve slogana uygun oluşturulan dış ilişkiler, Türkiye’nin ve AK Parti’nin kâr hanesine yazıldı.

    —”Telaffuz edilmese bile Atatürk’ün ‘yurtta sulh cihanda sulh’ hedefine yakın bir Türkiye manzarasıydı AK Parti’nin ilk on yılı…

    —-”Batı ile ilişkilerini düzgün tutan, ancak gerektiğinde ona kafa da tutabilen Türkiye, İslam Dünyası için örnek bir ülkeye de dönüşmüştü. ‘Arap Baharı’, ya da o dünyanın demokrasi talepleri, Türkiye’ye özenilerek başlayan bir hareketlenmeydi.”

    Ak Parti bile yerel seçim öncesi kendini bu kadar övmemişti 🙂 🙂

    Velhasıl kelam Türkiye siyasetini AK Parti hala dizayn ediyor…

    Ak Partinin en büyük muhalifi yine kendisi …

  4. siyasetin tabanından gelen Erdoğan bürokrasiden gelen Kılıçdaroğlu karşısında Çelik çomak oynar gibi oynadı. ama şimdi karşısında kendisi gibi siyasetin tabanından gelen bir rakip var. bakalım ne olacak.

  5. AKP’nin (yada sayın RTE’nin) tek beslendiği tarla “kutuplaştırma öcü gösterme kötüleme hatta intikam alma” olarak lanse edilir!..
    Öbür taraftan inanç hemşehricilik imam hatipçilik tarikatçılık gibi yukardaki tanımlamayla tamamen zıt! politikalar ürettiği iddia edilir😯!!..
    Kürt milliyetçiliği ile fırsatını bulsa dünden kardeş😊,
    öbür türlü milliyetçiliği ise ayaklar altına alabileceği kadar üvey kardeş modunda olduğu gösterilir🤔!!!!….
    Buna; bu ne perhiz bu ne lahana turşusu denilebilir mi bilemem.
    Kılıçdaroğlu birşeyler yaptığını sandı, makara başa sardı☹️.
    Sözde sol! ne yaptığını biliyor (um) sanma sanrısına kapılmış, aşağı doğru sürüklenmeye devam ediyor odun kütükleriyle birlikte😂.
    (Dikkat ettiyseniz CeHaPe zihniyetiyle ilgili etmedim tek cümle😶)
    Yani CeHaPe halâ halkın nezdinde YOK hükmünde😡😡😡.

  6. Helalleşmenin sıfır etkisi olduğunu K. Kılıçdaroğlu gider ayak anladı. Şimdide yumaşama ismini taktıkları aynı yöntem Ö. Özel’e sıfır getiri getirecek. Özgür Özel’in İktidar parti başkanlarından sonra, birde orta seviye bir ak trolle verdiği görüntüler Chp’yi iyice dibe çekiyor. Chp bir gün içine yerleştirilmiş ak köstepeklerin yol göstermesinden kurtulur inşallah.

    • Kılıçdaroğlu’nun helalleşme “açılımı” mutedeyin halk kesimi üzerinde sosyal , siyasi , ekonomik ve tarikatlaşma konularında aydınlanma (!) oluşturdu… Mayıs 2023 seçimlerinden sonra CHP de gerçekleştirilen yönetim değişimi de seçmenin tamamında yeni değerlendirmelere yol açtı … Sonuçlarını 31 Mart seçimlerinde gözlemledik …

      • AK kitle kimle helalleşmesi gerektiğini bile bilmiyor. Bilseydi, geçmişte RP’nin imzaladığı Dsp ve Mhp hükümetinin uyguladığı 28 şubat kararlarına tepki olarak AKP’nin Cumhur İttifakına (YRP, DSP, MHP) bu üç partinin alınmasına karşı çıkardı. Veya 2023’de oy vermezdi. İşin kötüsü CHP’de unutmuş o günleri ki bu 3 partinin yaptıkları için helallik istiyor. Şimdide siyasi sertliğin sorumlusu kendisiymiş gibi sahiplenip, yumuşama derdinde.

      • Evet, menzil tarikatının başkenti adıyamanda bile belediyeyi chp kazandı, hala bu hükümete dinbaz tarikatçı kadrolaşma yapıyor filan diyenler var:)))
        Haksız mıyım didem?

  7. iktidarın, ilk on yıl sonunda yumuşak üsluptan sertliğe geçişi o zamanlar çok dikkatimi çekmişti. İktidarın yüzde altmış oy oranına doğru giderken birden frene basmasına bir anlam verememiştim. Sanki daha fazla oy olmak istemiyordu. O tarihlerde bir makas değişimi var sanki. O zamana kadar keskin Erdoğan karşıtlarının Erdoğan’a yaklaşmaya başladıkları zamanlar. O tarihlerde bir şeyler oldu. Ama ne?

    • Özel’in Erdoğan ziyaretine ilk tepki eski genel başkan Kılıçdaroğlu’ndan geldi. “Saray ile müzakere değil mücadele edilir” diye patladı.
      Özgür Özel bunu iplemedi. “Müzakere de edilir, mücadele de edilir” deyiverdi. Ama birkaç gün sonra Kılıçdaroğlu ile baş başa yemekte buluşmak zorunda kaldı. İkna etmeye çalıştı mı, Kılıçdaroğlu onu tersledi mi, bilinmiyor…
      Kılıçdaroğlu bu yumuşama meselesinin peşini bırakmaz. Çünkü derdi üzüm yemek değil, Özgür Özel’i dövmek.

  8. derin devlet iktidara kimi getirecekse ona uygun teknik taktikleri de verir herhalde. bu güne kadar Erdoğan’a verdiği gibi.

Yoruma kapalı.