“Ekonominizi berbat ederim” tehdidine maruz bir ülkeye IMF tokadı… Ben de IMF’yi tokatlıyorum…

40
Venezuela'da protesto.. Pankartta "Açım" yazıyor..

Venezuela’da ekonomik sıkıntılar had safhada. Ülkede son birkaç yıldır kitlesel göçlere de yansıyan yanlış bir şeyler yaşandığı kesin. Yüksek bir enflasyon var ve hayat pahalılığı herkesi etkiliyor. Bütün bunların üzerine de siyasi bir kriz bindi.

Halkı ‘Açız’ diye sokaklara döken de bu zaten…

Dünyanın en zengin petrol rezervine sahip ülkesinde kitleler açlık ve sefaleti tadıyor hayli uzun bir süredir.

Yine de bu tabloda bir sorun var.

Özellikle de enflasyon tablosunda.

Enflasyon yüzde 1000’in üstünde… Yoksa öyle değil mi?

Türkiye’de henüz Venezuela diye bir ülkenin varlığı ve dertleri konuşulmazken ülkeyi yakın takibe almış durumdayım. Yabancı reyting kuruluşları bizim notumuzu birbiri ardına düşürürken, henüz ortada doların yüksek ateşle Türk lirası karşısında ani değer artışıyla karşılaşılmamışken, 2016 yılının Ekim ayında, Venezuela’da yaşananları buraya taşımıştım.

O günden bugüne içinde Venezuela sözcüğü geçen yazı adedim hiç de az değil.

Hemen hepsinde Venezuela’da yaşanan sıkıntıyı enflasyonuna da dikkat çekerek değerlendirmişim.

Bakın 2,5 yıl önceki yazımda o konu nasıl yer alıyor:

“2001 yılında, darbenin kısa süre öncesinde, enflasyon yüzde 12,5 iken, hemen ertesinde başlayan gerilim, ekonomiyi zorladı. Bugün enflasyonun yüzde 700 üzerinde olduğu sanılıyor; bazı ekonomistlerin tahmini yüzde 1000’i buluyor.”

Yine de insaflı bir oran vermişim. O günlerde de, şimdi olduğu gibi, Venezuela’nın enflasyon oranını yüzde 2000’lere kadar tırmandıran haber ve yazılar okunabiliyordu.

Fırına ekmek almaya giderken ödenecek paranın ancak valizlerle taşındığına dair değerlendirmeleri gazetelerde okuduğumu da hatırlıyorum.

Sorunlu tablo demem bu noktayla ilgili.

Prof. Hanke..

Gözümü açan, ABD’nin en itibarlı üniversitelerinden Johns Hopkins’de 75 yaşına rağmen hala öğretim üyeliği yapan, geçmişinde Ronald Reagan‘dan Bill Clinton‘a kadar bir çok başkana danışmanlıklar bulunan Prof. Steve Hanke oldu.

Bir vesileyle tanıştığımız Prof. Hanke ekonomi dünyasının yakından izlediği Forbes dergisinde yazılar yayınlıyor, onları gönderdiği dostları listesinde ben de bulunduğum için hiçbirini kaçırmamaya çalışıyorum.

Amerikalı Prof. Hanke yanlışı düzeltiyor

Prof. Hanke son bir kaç yazısında üst üste “Venezuela ekonomisi kötü olmasına kötü, ama enflasyon oranının yüzde binin üzerinde, 2500’lerde olduğu da tam bir safsata” tezini işliyor.

Kendisi ‘hyperinflation’ (aşırı enflasyon) konusunun yetkin uzmanlarından biri. Asistanlarıyla birlikte konunun iktisatçıların takibine düştüğü 1920’li yıllardan bugüne dünyanın çeşitli ülkelerinde yaşanan aşırı enflasyon listesini çıkarmışlar. En tepede her 15 saatte bir parasının değeri yarı yarıya düşen 1946 Macaristan’ı, hemen altında 2008 Zimbabve’si yer alıyor. 1923’te Almanya’da (yüzde 29500) , ertesi yıl Yunanistan’da (yüzde 13800) yüksek enflasyonları da ilk 10 içerisinde.

Almak istediğiniz bir malı o an almazsanız, Macaristan’da bir saat sonra bir misli fiyat ödemeniz gerekiyordu 1946 yılında. 1923 Almanyası’nda bir malın fiyatı bir misline dördüncü gün çıkıyordu.

Ya Venezuela?

Latin Amerika’nın bu talihsiz ülkesi listede 23. sırada. Onun biraz üstünde üç ülke (21, 22 ve 23 olarak) yer alıyor: Rusya 1992 Ocak, Bulgaristan 1997 Şubat ve Moldova 1992 Ocak aylarında aşırı enflasyonla yüz yüze gelmişler. Yüzde olarak enflasyonları Rusya’nın 245, Bulgaristan’ın 242 ve Moldova’nın 240 imiş…

Evet anladınız; Venezuela’nın bugün yaşadığı aşırı enflasyonun oranı onların altında: Prof. Hanke ülkenin 2016 Kasım ayındaki -en yüksek olduğu dönem- enflasyonu yüzde 219 olarak hesaplıyor.

Yine de çok yüksek, ama yüzde bin veya 2500 oranında bir yükseklik değil. Ancak şimdiye kadar dünyanın görüp yaşadığı aşırı enflasyonlar arasında en uzun süreni; tam 27 aydır yüksek enflasyona maruz Venezuelalılar…

[Konuya uzmanlık derecesinde ilgi duyanlar Prof. Hanke’nin enflasyon hesaplarını nasıl yaptığını merak ediyor olabilirler. Yazısında yöntemini uzun uzadıya anlatıyor. Okuyabilirsiniz.]

İyi de, hassas bilinen insanların dilinden güvenilir sanılan gazetelerin haberlerine kadar yansıyan müthiş aşırı enflasyon rakamı nereden çıkıyor?

Amerikalı profesör suçluyu ilanda zorlanmıyor: IMF… Hatta lafını hiç esirgemeden parmağıyla bir isim de veriyor: IMF’nin Latin Amerika bölgesi sorumlusu Alejandro Werner…

Werner‘in birimi Venezuela’nın enflasyonunu ölçmüyormuş. Ya ne yapıyormuş? Hanke‘nin ‘bilimsel literatürde yeri olmayan bir yöntem’ dediği ve parmağını ıslatıp rüzgarın hangi yönden estiğini anlamaya benzettiği bir biçimde öngörüde bulunuyormuş…

Ölçmüyor, ama öngörüde bulunuyor… Nasıl oluyorsa bu…

İşte o öngörünün tablosu:

2018 Ekim ayında Venezuela’nın enflasyon oranını yüzde 2500 olarak öngörmüş IMF…

“Bazı gazeteler bu rakamın öngörü olduğunu belirttiler, bazıları ise belirtmediler” diyor Hanke ve ekliyor: “Ben 2018’deki yıllık enflasyonu yüzde 80 olarak buldum.” [Hesabına göre 29 Ocak 2019 tarihinde enflasyon oranı yüzde 112.]

ABD Venezuela’yla neden uğraşıyor?

IMF‘nin bu ali cengiz oyunu ABD’nin komşusuna açtığı ekonomik savaşın bir parçası hiç kuşkusuz.

ABD neden Venezuela ile uğraşıyor?

Bunun cevabı o kadar karmaşık değil: Donald Trump Amerikası Çin ve Rusya ile didişme halinde ve Venezuela’nın ekonomisinin bütünüyle ölmesini önleyen de açtıkları kredilerle bu iki ülke. Venezuela’nın 100 milyar doları bulan toplam borçları içerisinde bu iki ülke en büyük payın sahibi.

Gerisini siz hesap edin.

ΩΩΩΩ

40 YORUMLAR

  1. ABD’nin rolü kadar Venezuela’yı yöneten(!) siyasilerin de payını yazsaydınız keşke.Elde edilen petrol gelirlerini yandaşlarına peşkeş çeken, petrol dışında üretime dönük hiçbir hamle yapmayan çapsız başkanlarla idare edildi bu ülke. Yoksulları bol bol subvanse ederek de kitleleri afyonladı ve tembelleştirdiler.Devlet yardımına alışan toplumlar iflah olmazlar. Düşman her zaman vardır hele de petrolün bağrındaysanız etrafınızda salya akıtan çok olur. Ancak sizin de eliniz armut toplarsa sonuç şaşırtıcı olmaz.

    • Saolasın vedat bey hatırlattığın için, yazmak gerekir tabi fikir hakkı emek hakkı sonuçta…dikkat etmek gerekir…Bazen hoşumuza giden yorumları kullanabiliyoruz kendi yorumlarımızla birlikte…

  2. Bunu da kime yutturacaklar? Ülkenin en kurt iki siyasetçisine: Erdoğan ve Bahçeli. Bu öyle bir pas ki, Erdoğan ve Bahçeli bu altı pastan altı gol çıkarır. Hepimiz siyasiler meydanlara indiğinde göreceğiz. Erdoğan İstanbul’dan “bunlar PKK ile ittifak yaptı ey milletimmm” diye bir vuracak, Bahçeli “zillet ittifakı PKK’nın uşağı olmaktadır” diye Ankara’dan karşılık verecek. Sonra CHP ve İYİ Parti kendini öldürsün, “vallahi ittifak yapmadık” diye. Minare sırtlarında gözüküyor, farkında değiller. Bunu da kime yutturacaklar? Ülkenin en kurt iki siyasetçisine: Erdoğan ve Bahçeli. Bu öyle bir pas ki, Erdoğan ve Bahçeli bu altı pastan altı gol çıkarır. Hepimiz siyasiler meydanlara indiğinde göreceğiz. Erdoğan İstanbul’dan “bunlar PKK ile ittifak yaptı ey milletimmm” diye bir vuracak, Bahçeli “zillet ittifakı PKK’nın uşağı olmaktadır” diye Ankara’dan karşılık verecek. Sonra CHP ve İYİ Parti kendini öldürsün, “vallahi ittifak yapmadık” diye. Minare sırtlarında gözüküyor, farkında değiller. Acaba orada aklı biraz olsun siyasete çalışan birisi sormadı mı, ‘yahu bizim HDP ile örtülü ya da açık bir ittifaka ihtiyacımız mı var? Oradan gelecek 5-6 puan için CHP-İYİ Parti bloğunun kaybedeceği oyları hesapladık mı? Erdoğan ve Bahçeli bizi tefe koyup çalmaz mı?’ Muhalefet kesimine soruyorum, yazamayalım mı yani bunları? Hele bir deyin Allah aşkına…
    CHP lideri milleti iki tercih yapmaya zorladı.
    Ya ekonomik kriz ve verilmeyen hakları görmezden gelip AK Parti’ye oy vermeye devam edeceklerdi. Ya da bunlardan dolayı AK Parti’ye sırt dönüp, Kandil’in partisi HDP ve FETÖ ile yasak aşk yaşayan CHP’ye oy vereceklerdi.
    Klişe tabirle söylemek gerekirse millet, “Ekmeksiz yaşarım ama vatanımın çakıl taşına zarar gelmesine izin vermem” diyerek bir kez daha ferasetini gösterdi.
    Önümüzdeki günlerde oy dağılımındaki denge giderek değişecek. Anket şirketlerinin bugün Millet İttifakı’na yazdığı illerin de önümüzdeki günlerde Cumhur İttifakı’na geçeceğine hep birlikte şahit olacağız.
    Yeter ki AK Parti kendisine gönül koyan, kırgın veya kızgın olan seçmen kitlesine yeniden dokunabilsin…. Yeni kurulacak parti de başka bahara artık…

    • 50 senelik yaşlı bir ülkücüyüm.Ülkü Ocaklarında,Genç Ülkücüler Teşkilatında Partide yıllarca çalıştım.Geldiğimiz bu durumdan hiç memnun değilim.Haburdan PKK girişi,Oslo görüşmeleri,ayaklar altına alınan milliyetçilik,15 yıldır televizyon kanallarında uğradığımıaz saldırılar,aşağılanmalar,anayasadan Türk kelimesini çıkarma tartışmaları,Türküm demek zorunda değilim diyen Mehmet Metinerler,Hilal Kaplanlar v.s daha onlarcası,akil insanlar,Andımızın kaldırılması,Dolmabahçe Mutabakatları,Barzaniye,Apoya methiyeler,bu vatanı karşılıksız sevmenin bedeli olarak kandan beslendiğimiz ithamları,…daha neler neler..Bunları nasıl unutalım veya nasıl unuttunuz.Ben artık yokum.Yazıklar olsun.Devlet Bahçeli ye ve MHP ye hakkımı helal etmiyorum.

      • Rahatınızın kaçmaması, düzeninizin bozulmaması uğruna her şeye katlanacaksınız. Yanlış anlamayın: O bir avuç adam elbette ki, sizin hesabınıza değil, gönül verdikleri bir ülkünün hizmetinde çalışıyorlar. Hak yolunun yolcuları, siz olsanız da olmasanız da, yollarından dönmeyeceklerdir. Yalnız, bir noktayı unutmayınız: Bu oyun daima böyle oynanmaz. İmkânla iman birleşmediği müddetçe dâva kazanılamaz. Kazanılsa bile, zaferde sizin en ufak bir payınız olmaz. Hiç değilse olduğunuz gibi görününüz, bedava ülkücülükten vazgeçiniz. Bu kadarı bile, kazanmasını istediğiniz taraf için bir hizmettir. Sizi hesaba katmamış, yardımınıza bel bağlamamış olurlar. Hep seyirci kalacağınızı, hiçbir zaman sahaya çıkmayacağınızı bilirlerse, ona göre hazırlanırlar…Sizi haksız bulmuyorum. İnsanoğlu’nun önce nefsinin hizmetçisi olduğunu unutmuyorum. Sadece, sırf nefslerine hizmet etmek isteyen bir insanın bile, zaman zaman nefsinden fedakârlık yapmak zorunda kalacağını hatırlatmak istiyorum. Tarih, hiçbir şey kaybetmeyeyim derken her şeyi kaybedenleri çok görmüştür…

      • İbrahim bey merhaba! Burda Kendilerini MHP li olarak tanitanlar, nedense gercek isimlerini yazmaya korkuyorlar.
        Neden korktuklarini herhalede sizde biliyorsunuz.
        AKP nin trole kadrosu.
        Onlara ÜLKÜCÜLÜĞÜN anlamini sorarsaniz IRKÇILIK OLARAK yazarlar.
        Ülke kokunden geldigini anlamazlar.
        1980 den Once MHP de her kökenden uyeler vardı.Ornek Küt, Türk,Laz, Alavi ,Sünnü, Hıristiyan, Gürcü, Cerkez, ve diğerleri. Bunlarin hepisi ırklarıni değil Ülkelerini sevdikleri için bir araya gelmislerdiler.
        Irkçılık için değil.
        Şimdi troller MHP li olmuş. Bir insan birseyden anlamayınca iste bunlar gibi sap ve samanı karistirirlar.
        Esan kalin

  3. Fehmi bey, Abd bazı ülkelere müdahale ediyor kabul. Fakat bu ülkelerde kendi iç dengelerini düzeltmek yerine dış güçlere olduğunca malzeme veriyorlar. Örneğin biz. Ali Babacan’ın zamanında söylediği ” inşaat odaklı büyüme günü kurtarır geleceği olmaz “çıkışı bizzat AKP’liler tarafından hoş karşılanmadı ve yollar ayrıldı.Tarım politikasının yetersiz olması,eğitim politikasında fen lisesi yerine imam hatip ağırlıkta bir yön seçilmesi tamamen bizim eserimiz.Haliyle sözde dış güçlerin salvolarıyla sarsılıyoruz. Zira içimiz güçlü değil mesele bu.

  4. Geçmişten günümüze ABD hangi Devletle uğraşmışsa; o Devlet hem ekonomik hem de Siyasi krizle boğuşmuştur. İran hariç. Çünkü İran kendi kendine yeten bir ülke konumundadır. Şimdi de ABD Türkiye ile Ali Cengiz oyunu oynamaktadır. Ekonominizi mahvederim diyor; Hükumetten somut adım yok. Bu da gösteriyor ki ABD isteği her şeyi söyleyebilir ama; hükumet bizi üzdü demekten öteye gidemiyor. Bir an önce iktidar, ABD ile ciddi ciddi masaya oturmalıdır.
    SAYGILAR SEVGİLER

      • Hayır. Yarın öbür gün Erdoğan yine aldatıldık demesin. Kartları iyi oynamalı. Suriye’den çekiliyoruz dedi iktidarın ağzı sulandı. Sonra bir Tweet attı; iktidar suskunluğa büründü. Bazı gerçekler zoruna gidiyor da yorumları saptırıyorsun. Senden Ricam biraz da kendin için realist ol H. Gayret Bey!
        SAYGILAR

  5. “Gerisini siz hesap edin” diye bitirmişsiniz. Bu hesap kıyasla hemem kendi durumumuza yansıyor. Onların petrolü var, iyi yönetilirse zaman içersinde petrol fiyatları yükseldikçe yine toparlanırlar. Ya biz:

    *******
    Toplam borcumuz acep kaç kat,
    Taşıma suyunda kalmadı takat
    Üstelik bizim petrolümüz de yok!
    İsraf, lüks tüketim desen pek çok
    Ekonomik göstergelerden belli,
    İyi yönetildiğimiz şüpheli!
    Suriyenin belirsizken durumu,
    Bu, ülkenin tek kamburu mu?
    Söyleyin ne var ki pek değişen?
    Aynı tür siyasi ağızlar, didişen,
    Toparlanmalıyız silkelenerek,
    Herşeye rağmen kenetlenerek!
    Bir nebze ruh uyanırken kalbinde,
    O anda şimşek çakmalı beyninde..
    Ancak böyle mümkündür, inan,
    İzafi değil, Mutlak O’lana iman..
    Tövbeyle-duayla gücümüz yeter,
    O’nun izniyle kötü günler biter..
    Hû diyelim Hû, açılan her elle,
    Yıkık dökük kalp, bozuk morelle..
    O’na ulaşırken kalpten her niyet
    Eşlik etsin içtenlik, samimiyet
    Direnelim yok olasıca kahırla,
    Çalışalım hep birlikte sabırla….
    Ey kötülük! tez günlerde gidesin
    İyi günler tez günlerde gelesin..
    Kesilsin, konvoy konvoy her israf..
    Görelim huzur, ne kadar şeffaf,
    Halk içindir, halka açık denetim,
    Ve iletişim, herbirlikte yönetim…
    Çalışmakla en iyisidir üretim,
    Ve gözetim, kalmasın tek bir yetim!
    Herkese aynı, temennimiz bu bizim,
    Yetsin artık, ne diyelim azizim?…..
    *******

    (Ben giderim yane yane, eyvallah! ülkemize yardımcı olsun Allah! (Al İlah = The God)). Cumanız hayırlı olsun!

    • Yalacılıktan da bi kurtulursak güzel olacak: imf yi ülkemizden kovan büyük ustanın elini önce bi öp ondan sonra şiir yaz! 2001de merkez bankamızda kaç dolar varmış, şimdi kaç dolar var? Kamuda ödenemez borçlar mı var da israftan bahsediyorsun? Uydur uydur söyle…

      • Dış borç o zaman ne kadardı şimdi ne kadar? İMF’ye borcumuz bitti,fakat 50 tane yere bir dünya borçlandık. İMF’in adına takılana kadar dış borcun miktarına takılsanız arkadaşın ne demek istediğini daha iyi alarsınız :)) Merkez bankasındaki paraların bir kısmıda rezerv olarak bulundurulup piyasaya sürülmez yani bankanın kasasındaki her miktar kafanızdaki çooook paraya tekamül eden miktar değil.Bu arada aklıma gelmişken bu hükümet bir dünya özelleştirme yapıp kasasına kaynak sağladı, bu özelleştirmelere rağmen kriz varken Akp öncesi kıyasladığınız hükümet özelleştirme ile kaynak sağlamamıştı.Şimdi düşündümde Akp hükümeti eğer özelleştirmelerden kaynak sağlamasaydı halimiz ne olurdu 🙂

        Saygılarımla 😉

      • *******
        Yahu yine IMF; aynı temcit pilavı
        Bak sen! bir de “kovmuş”, ne başarı!

        Cevap verildi ama, alamamış nasibi,
        Hep aynı tavır, tam bir robot gibi…

        IMF köprüsü altından çok sular geçti
        Onyedi! dile kolay, ne yıllar geçti!…

        Sermaye oluşturamadın ki muhtaçsın,
        “Hey Corc, versene borç!” çünkü açsın!

        IMF veya MiMF olsun, yahu ne farkeder,
        Faiz borcunu ödüyorsun, ondan ne haber?

        Eşek yükü marka bu, hem de ne faiz!
        Müslümansın üstelik, bu muydu caiz?

        Ön kapıdan kovup, yan kapıdan alırsın,
        Eloğlundan borç alma, parasız kalırsın…

        Bizimkinden kuvvetli ya eloğlunun parası,
        Bir oynarlar parayla, daha da açılır arası…

        Dilini tut, ya da akıllı konuş ki el oğluna,
        Parayla oynatma, tuzlu gelmesin sana!

        Üretimin çok az, sonra n’olur bir düşün,
        Zam yaparsın zam; kolay paradır işin güçün,

        Bu borç para olmasa, söyle n’olur başka,
        Carcur etmekte ehilsin, gelmişsin aşka…

        Üreteceklerini ithal edemezsin hiç,
        Alıştın kolaya borç parasız edemezsin hiç,

        Önceliksiz yapılan her iş, gereksiz masraf,
        Lüzumsuz kaynak kullanımı, boşuna israf!

        Nöbetten ayrılma, uydur uydur sen söyle,
        Her kuşun eti yenmez, hizaya gel şöyle!
        ………

          • Bazıları şiir olabilir. Bence, coğu zaman kafiyeli-yorum. Not vermek gerekirse bu biraz öyle. Bir yazmak yar, bir de okumak! Bazen kendimi eğlendiri-yorum. Yazı-yorum. Iyi okuyabilen olursa şiire de dönüşebilir. Takılana takılı-yorum. Bilmi-yorum, bazen başkalarını da belki eğlendiri-yorum. Çoğunlukla anlam vermeği ihmal etmi-yorum. Doğrulara sadık kalı-yorum. Biraz da eleştiri-yorum. Özür dileyebili-yorum. Nadiren yanlışımı gösteren olursa katılı-yorum. Bazen de gülmekten katılı-yorum. Gördüğünüz gibi bunların hepsi yorum. Hayat bir “yorum”. Aşağıdaki düğme “yorum gönder” diyor. Düğmese bası-yorum. Besmeleyle yollu-yorum, haydi git di-yorum. Herkese hoşçakalın. “Yorum”lara devam. Haydi eyvallah ben gidi-yorum. İlerde tekrar gelmek isti-yorum. Kısmet di-yorum…..

  6. Fehmi bey! Bizde kriz falan yokmuş ve herkesde hayatindan memnunmuş!
    Zaten Hazine bakanide, müjdeyi vermiş! Bundan sonra kış olmasina rağmen Marketçilere sinek avlatacakmişlar.
    Marketçilerin esas görevlerinide belediyelere üstlenmiş ve Halka Sebze, meyayi belediyeciler ucuza satacakmişlar.

    Zavalli Trump! Tek adam rejimini çok istemesine ragmen bir türlü piyasaya süremedi..Adamcağız cok şansizmiş! Yalniş ülkeye Başkan olmuş! Onun yeri Türkiye olmasi lazımdı.

    Trump’i Amerkalılar başkan olarak pek ciddiye almiyorlar, fakat yalanci ve sahtekarliklarini ortaya çıkarmak için epeyce mesafe katettiler.

    Onun içinde her başı sıkistıkca, hemen bir yerlere saldiriyor ve gündemi değistirmek içinde her gün bir şeyler saçmalayıp duruyor.

    Sali akşami ulusa sesleniş konuşmasıni dinledim! Durup dururken “biz sosyal olmayacağiz” dedi. Aslinda elinden gelse ABD yi Komünist ve diktatör bir ülke yapar, fakat kanunlara tosliyor.
    Şimdide Demokıratlar mecliste onun hakkinda vergi ve Rusya ile olan ilişkilerine soruşturma açtilar.

    Ayricada Venezuala ya askeri mudahale edecek en son kişide Trump’dır.
    Bugün Frans 24 ‘de Venezuela Başkanini Desdekleyen ülkeleri saydi Rusya, Türkiye, İran, Çin ve Küba.
    Muhalefeti de 35 ülken taniyor.

    • Bizim muhalefeti kaç ülke tanıyor nurdan hanım Bu seçimde pek sesleri de çıkmıyor)neydi şu ingiliz başbakanın adı; cameron mı? Seçim kaybedince çok güzel ıslık çalarak ofisini toplayıp terketmişti koltuğunu! 3000 yılından önce türkler ab ye giremez diyordu, bi baktık 3 gün sonra fosss… Bisiklet kullanıyor muydu o?

  7. Sayın Abdullah Gül’ün dünkü hamaset ve etkilerini konu alan ve büyük bir akıl sergilediği konuşmasını bu yazıyla beraber düşününce başka bir söze gerek kalmıyor aslinda.

    • Baransu yazdığın şeyi tekrar oku, sonra her kelimenin anlamına sözlükten bak; sonra da bizim şair arkadaşa da bi sor, olmuş mu bu yazı diye:)

      • Hiç olmayan bir sözlüğü millete öğretmeye çalışıyorsunuz, doğrusu ne kadar lamümkün bir işe cüret ediyorsunuz, milletin şaşkınlığından da sınırsız bir umuda kapılıyorsunuz. Kendi halimi unutup size acıyorum.

  8. Yani buradan Rusya ve Çin ile dirsek teması ve kredi alanların yakın zamanda aynı kadere boyun eğeceklerini mi anlamamız gerekiyor.
    Belkide oyunu kurallarına göre oynamamız gerekiyor. Rabbim bizleri sratımustakimden ayırmasın. adaletten hakkaniyetten ayırmasın

  9. Sayin koru yazılarınızda da belirttiğiniz gibi ekonomik siyasi krizleri çıkartanlar ülkeleri yönetenler değil dış güçler kendilerine boyun eymeyen ülkeleri batiriyorlar

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here