Erdoğan zaten aday, Gül de aday olur ve iki AK Partili cumhurbaşkanlığı için yarışırsa…

74

Geçtiğimiz günlerde Mısır’da cumhurbaşkanlığı seçimi yapıldı. O makama askeri darbeyle gelmiş Abdülfettah el-Sisi yüzde 97 oy oranıyla seçimi kazandı. Karşısında doğru dürüst bir aday yoktu; seçmenlerin yüzde 60’ı da sandık başına gitmemeyi tercih etmişti.

Bir önceki seçime dişli adaylar katıldığı halde bu defa neden aynı kişiler Sisi’nin karşısına çıkmamıştı dersiniz?

Türkiye’nin gelenekleri farklı

Türkiye’de durum Mısır’da ve daha önce aynı coğrafyada başkaları tarafından yaşatılanlardan her zaman farklı oldu, umarım bundan sonra da farklı olmaya devam edecek.

Bizde seçmen sandığın önemini biliyor ve bu sebeple katılım hiçbir zaman yüzde 80’in altına düşmüyor.

Siyasete ilgi duyan kişiler de, hangi düzeyde yer almak istiyorlarsa o yer için, kendilerine yakın gördükleri partilerde mücadeleye katılıyorlar.

Cumhurbaşkanlığı seçimi için de her parti bugüne kadar güçlü adaylar çıkardı; Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ilk kez yapılan iki turlu seçimde cumhurbaşkanlığını rakiplerine fark atarak ilk turda kazandı.

Önümüzdeki yılın Kasım ayında yapılması beklenen seçimde de aynı başarının tekrarlanmaması için hiçbir sebep yok. Kamuoyu yoklamaları iki parti (AK Parti ve MHP) tarafından şimdiden aday gösterilen Tayyip Erdoğan’ın yeniden seçilebileceğine işaret ediyor.

Erdoğan’ın partisini çok aşan bir popülerliği var. MetroPoll araştırma kuruluşunun Mart ayı ‘Türkiye’nin Nabzı’ raporunda yer alan kümeleme analizine göre, AK Parti’ye oy verenlerin yüzde 78.6’sı, bunu Tayyip Erdoğan için yapıyorlar. Toplumun yarısı (49.8) Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı görevini yapış tarzını onaylıyor. Onaylayanlar içerisinde oyunu CHP’ye, HDP’ye vermiş olanlar da var.

Durum bu.

Bugün seçim olsa büyük ihtimalle cumhurbaşkanlığına kimin seçileceği, hangi partinin iktidar olmayı başaracağı hemen hemen belli.

Eğer adetleri olduğu üzere her konuyu bahisle değerlendirenler bu konuda da bahis topluyorlarsa diğer adaylara fazla şans tanımıyorlardır. Banko aday belli çünkü.

Diğer siyasi eğilimler, farklı görüşte olanlar, özellikle 16 Nisan 2016 referandumuyla kabul edilen ‘cumhur-başkanlık’ sistemini tasvip etmeyip parlamenter sistemin daha doğru olduğuna inananlar havlu mu atsınlar?

O durumda olan insanlar sandık başına gitmesin, katılım oranı düşük olsun, sadece bir eğilimin tercihi mi sonucu belirlesin?

Mısır’da olduğu gibi?

Bunu isteyenler olduğu iki gün önce yazdığım yazıya verilen tepkilerden belli (Bir örnek tepki için Link). Tepkilerin yaranma amaçlı olduğuna inanmak istemem, ancak yukarıda saydığım sebeplere ve buna rağmen verilen tepkilere baktığımda, başka makul bir açıklama da göremiyorum.

Konu şahıslar değil, sistem

O yazıda da açıkça ifade ettim. Parlamenter sistemin ülke için daha doğru ve tarihimiz açısından da bize yakışanın 150 yılı aşan geleneği sürdürmek olduğuna inanıyorum. Bunu dilim döndüğünce konu ne zaman açılsa savunageldim. Referandum sonrasında yaşanan gelişmeler de bu inancımı azaltmadı, tersine çok daha keskin hale getirdi.

Etrafıma bakıyorum, benim gibi düşünenlerin sayısı hiç de az değil. Bunlar arasında başından beri AK Parti’yi desteklemiş, hala kendilerini ‘AK Partili’ sayan insanlar da bulunuyor. Bu kategoride olanlar, daha önce başkanlık sistemine kesinlikle karşıyken ve bunu özellikle AK Parti ve Tayyip Erdoğan karşıtlığıyla bulamaçlamışken, birdenbire taraftara dönüşen MHP’nin oyununa gelmek olarak görüyorlar.

Yazıma tepki verenler bunu görmez olabilirler mi?

Hiç sanmıyorum.

O halde?

Galiba buna rağmen benim susmamı, görüşlerimi kendime saklamamı bekliyorlar.

Zaten öyle oluyor aslında.

Yazılı medyada epeydir yerim yok, ne yazılarım gazetelerde kendisine yer bulabiliyor, ne de televizyonlarda görüş açıklayabiliyorum. Yazdıklarımı, sayıları aksi düşünceyi savunan gazetelerin ve TV programlarının kitlesiyle asla mukayese edilemeyecek azlıktaki bir kitleyle, görüşlerimi merak edenlerle, ancak burada paylaşabiliyorum.

Söylediğim de şu: Sistemle ilgili farklı düşüncesi olan kitle de seçimde güçlü bir isimle temsil edilsin. Etrafa bakıp ‘‘Bu isim kim olabilir?’’ sorusuna cevap aradığımda gözüme ilk çarpan 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül oluyor. Ondan böyle bir fedakarlığı bekleyen de herhalde tek kişi ben değilim.

Daha güçlü bir temsilci ismi ortaya atılırsa onu da desteklemeye hazırım. Bunu da önceki yazımda açıkça yazdım.

Ne var bunda?

Cumhurbaşkanlığı seçimi iki güçlü aday arasında sistem üzerine tartışılarak geçse ve sonucu da böyle bir tartışma zemini belirlese ülke için de daha hayırlı olmaz mı?

İki farklı görüş seçimde aynı partiden iki adayla temsil edilse bu AK Parti açısından da şık görünmez mi?

En son örneği Mısır’da görülmüş türden, seçimlerin sonucunun çok önceden bilinebildiği bir ülke olmamalı Türkiye.
ΩΩΩΩ

74 YORUMLAR

  1. hani diyoya rte tencere tava hep aynu hava, butun derdiniz rte gitsinde kime ve memlekete ne oluesa olsun, ne yapalim Allah nediyor, insanlar yasadigi gibi yonetilirr. sevsekde sevmeske,…

  2. Fehmi Korunun herhangi bir hesap yapmadan. Ona buna inanmadan. Bir odagın hesabı olmadan yazdıgına inanıyorum. Umarım yazıları ses getirir. zaten de getiriyor. yazmaya devam. Sanırım FK TV de de yer almak istiyor. Allah nasip etsin bakalım. Dua edelim. Konussun.

  3. Türkiye şuanda paranoya anaforundan geçiyor.
    Kalemlerin sustuğu
    ayni tip cümlelerin ortaya döküldüğü bir ülkeden beklentilrrin yüksek olmaması gerekir

  4. Yukardaki şu resme bakin. Birinde gül(eryüz)ün sempatikligi digerinde şöyle-böyle bir tebessüm. Aradan gecen yillar ne güleryüz ne de tebessüm bıraktiı. Güleryüz sempatikligi suskunluga ve siyasi ortaliktan kendini cekmislige dönuştu. Tebessum, temkinli olmanın ötesinde yerini luzumsuz bir cüretkarlıga, yerli-yersiz önüne gelene meydan okumaya, ve zaman zaman radikallikle karişık populizme dönüştu. Yaşanan olayların, örneğin, darbe tessebbusu, Israil/ABD ve Rusya’nın icinde oldugumuz bolgede, bizleri etkileyen faaliyetlerinin şüphesiz bunda rolleri vardır.

    Madem onlarca yıldır Başkanlık sistemi çoğunluğun üstünde durduğu bir konu muhalefetin de katkısıyla çalışma grupları oluşturulsun neticede bir uzlaşmayla belli bir süre denenmek üzere uygulamaya konsun. Partizan ve bağımsız analistlerce etkileri ve sonuçları ölçülsün. Faydalı bulunuyorsa devam edilir. Ülkenin daha iyi yönetilmesi için böyle bir uyaroğlu yaklaşımdan daha iyi bir yaklaşım olabilir mi?

    Sistemde millet için yeni bir opsiyon olsa ve bu modele göre şöyle birşey dense «hükümet ve muhalefet ülkenin bir an önce kalkınması için siyasi kaprisleri bir kenara bırakıp işbirliğinde çalışacak, bunun haricindeki hıyaroğulları seslerini mümkün mertebe kısacak », oy orani 50+1 degil herhalde %90 olur.

    Resme döneceğim, bu ikili daha önce birlikte çalıştılar. Tek tek kendi mizaclarına göre çalışmaktan ziyade ikisinin ortalaması bir mizaçla çalışmaya bugün daha çok ihtiyaç var. Suriye ateşi eski hızını kaybetti işler sakinleşecek inşallah. Ekonomi önemli. Yani şimdi şartlar daha farklı, geçen süreçte yaşanmış tecrübelerin katkılarıyla, hoş olmasa bile şahsi/nefsi hedef alınma ve tutumları unutup ülke adına yine birlikte çalısabilirler. Bunun için birçok formul düşünülebilir. Uzlaşamazlarsa, iş seçim ittifaklarıyla olacaksa, bir stratejinin işaretlerini geçen gün Gönül bağı verdi: http://fehmikoru.com/ittifak-bazi-partilere-yaramiyor-anketler-oyle-soyluyor/ Gönül Dağı 8 Nisan 2018 at 10:37

    Pekala da mümkün gözüküyor. A.G., C.B. olursa R.T.E. için de mizacına yatkın bir görevlendirme düşünülür elbette…. Sinerji ile herkesten yararlanmayı düşünmek ülke yararına bir durum değil midir?

    • selam H.K.
      yorumuna yorum yazmak istedim müsaade edersen.
      zat-ı muhteremlerin birlikte binlerce fotoğrafı olsa gerek. gerçekten yaşanan olaylar onları da bizleri de pek çok şekilde etkiledi. hal saridir, yaşadığımız zamanın olaylarının üzerimizde ağır etkileri var ve zamanında bir ruhu var üzerimize sirayet eden. potansiyelimize göre aldığımız etki de değişiyor. ancak ne olursa olsun zamanın kirlenmişliğinden en çok etkilenen yöneticiler oluyor, hele en yakınları tarafından ihanete uğramışlarsa bir süre sonra daha radikal görebiliyoruz onları.
      başkanlık sisteminin şu anki halinin ham ve yetersiz olduğunu tartışacak değilim. ama içinde bazı büyük yönetim sıkıntılarımızı rahatlatacak potansiyel var. şu anki sistemin bir kişiye dayandırıldığını da biliyorum. ve aynı sizin gibi çalışma grupları ile bu işin faydaya dönüşeceğine inanıyorum ama burada ciddi bir uzlaşmaz muhalefet sorunu görüyorum elbette iktidarınkilerle beraber. halbuki sistem değişmesi için referanduma gitti ve değişti ise artık herkes işin bir ucundan tutmalıdır diye düşünüyorum. yanlışları tartışalım ama amaç doğruyu bulmak olsun fikrini kabul ettirmek olmasın. herkes fikrini içeri girerken kapıda bıraksın ve herkes sistemi en doğru nasıl çalıştırırıma odaklansın değil mi??? üstelik bütün alem tepemizdeyken birbirimizle uğraşmak niçin???
      hepimizin önüne sandık geliyor ve oyumuzu kullanıyoruz. çıkan sonuca saygı duyacağız. bu sistemin olmazsa olmazı millettir…Abdullah gül olurda aday olursa ve seçilirse hiç sanmamakla beraber başımızın üstünde yeri olur.

      • Selam didem hanım. Türkiyeyi yonetmek hem çok kolay hem de çok zor. Gecmisten miras kalan ÖNYARGI/at gözlukleriyle kendini gösteren GüVEN/GüVENSİZLiK, NiYET belirsizligi ve İLETİŞİM yetersizligi birlesince SONUCu tayin ediyor. Herkes ülkesinde kuvvetli liderlik görmek ister, ancak bunun temel dogrular uzerinden akıllı bir diplomasiyle olması gerekir, şöven bir reisçilikle beslenen despotizme kaçması mide bulandırır. Sessiz çogunluğun da dahil oldugu çogunluk ilkelerden bahsediyor. Hesap verebilirlik, yolsuzluk vs. Mikrafon’u eline alıp her konuda iddialı ve yüksek sesle (“Bunlarrr….”!!) konuşacak bir güvene/özgüvene sahip olanlar mikrofana “ilkeler” kategorisindeki hususlar uzatılınca o özgüvenini birden kaybetmesi bir bariyer teşkil eder. Mide bulandıran bir takım şeyleri yok hükmünde saymak başı kuma gömmektir. Böyle olmakla güven tesis edilemeyecegi için muhalefette de iyi niyetli yetkililer bu işin ucundan tutacak cesareti kendinde bulamaz. Güç yönetimdedir. Çeşitli bariyerleri ortadan kaldırmak öncelikle yönetimin sorumlulugundadır. Güç istismar edildiği sürece gücünden düşer, nitekim düşmüştür de. Mesele birinci, ikinci veya üçüncü adamlık meselesi ve bunların rekabeti değildir. Şahsen, hem yonetimin ve hem de muhalefetin oy kaygılarını bırakarak partilerüstü temsilcileriyle ülke-ilke platformunda işbirliğine gitmelerini arzu edenlerdenim.

        • Dediğiniz gibi iktidar ve muhalefet oy kaygılarını bırakıp IMF’nin tayin ettiği müstemleke valisi etrafında kenetlenmeli…
          Ben de özlüyorum başbakanın altının bezle bağlanıp pışpış edildiği, müstemleke valisi tarafından yönetildiğimiz günleri…
          Heeey gidi beee ! Ne güzeldi o günler değil mi?

  5. Fehmi Bey , yaklaşık 40 yıl önce üniversitemizdeki asistanlık zamanından tanıdığım Sn.Abdullah Gül’e kariyerini heba ettirecek bir öneride bulunmamanız daha arkadaşça olur. Hayatın bazı realiteleri vardır ; bunlar temenni ile değişmez. Daha önce de aynı konudaki bir yazınız için gönderdiğim aşağıdaki naçizane tavsiyeleri umarım kendisi okur veya iletirsiniz.
    İyi Bir İkinci Adam Olmak Neyi Gerektirir ?
    1-Kapasite ve yeteneklerini gerçekçi değerlendirmeyi ,
    2-Nefsinin “ en önde sen olmalısın “ kışkırtmalarına karşı durabilmeyi ,
    3-Liderin yardımcısı olarak veya beyin takımında hizmet etmenin de şerefli olduğunu anlamayı ,
    4-Çevresinin, kendisini öne itmek isteyenlerle, hele hele, -eğer varsa- uluslararası mahfiller gibi ölümcül hata oluşturacaklarla – dolup taşmadığının farkında olmayı ,
    5- “Ülkenin size ihtiyacı var efendim ! “ diyerek ikide bir fikir beyan edenlerin “kifayetsiz muhterisler / idarecilik yetenekleri kısıtlı olduğu için daha önce yüklendikleri görevlerde başarısız ” insanlar olup olmadığının iyi tesbitini, ( şahsınız kastedilmemektedir )
    6-Oluşturmak için yıllarını verdiği kariyerinin menfaat cambazları tarafından kolayca harcanması riskini doğru açıdan görmeyi,
    7-Birikimiyle ülkeye bundan sonra katma değer / sinerji katacak başka alternatiflere sahip olduğunu görerek , yaratılışına uygun olmayan , karar olma cesareti gereken zorlu ve yıpratıcı görevlere talip olmanın kendisine / ailesine ciddi üzüntüler getireceğini önceden kestirebilmeyi,
    8-Doğal olarak her insanın nefsine hoş gelecek makam ve mevkilere , üstelik daha önce onların en yükseğinde bulunmuşsa, artık kıymet vermemeyi öğrenmeyi ,
    9-Bazen sakin güç olarak hizmet kadrosu içinde yer almanın , kararlara yön verecek tavsiye makamında bulunmanın, yeri geldiğinde en az icranın başında bulunmak kadar önemli olduğunu bilmeyi,
    10-Ülkenin kaliteli ve birikimli insan yetiştirme problemini iyi değerlendiren ve bu özellikleri yılların emeğiyle kazanmış bir kişi olarak , yanlış kararlarla birikimi heba etmenin aslında ülkeye hizmet olmadığını iyi görmeyi, gerektirir vesselam.

  6. bir de yüzünü görmekten bıkkınlık getiren insanlar her gün kanal kanal geziyor ve aynı aynı aynı şeyleri söylüyor..şimdi ismini vermek istemediğim bir konuşmacı iki sene önce dr ünvanıyla konuşuyordu bir baktım geçen doçent yazıyor önünde yahu kardeşim Allahın her günü fellik fellik kanalları turlayan sen ne ara doçentlik tezini hazırladın da verdin….biz boşa uğraşıyoruz..hani kemal sunal ın bir filminde veresiye defteri için bu defterden okuyan üç hafta içinde profesör olur diyorduya sanırım bunun güncel hali bu yandaş kanallara iki sene çıkan profesör olur anladınmıydı….

  7. SAYIN Fehmi Koru gibi şahsiyetler bu medyada yer almıyor ama benim üzüntümü katmerli hale getiren ise buna hiç kimse tepki göstermiyor..herkeste bir kabullenmişlik var sadece FEHMİ Koru değil NEVŞİN MENGÜ gibi daha ismini sayamacağım kadar çok entellektüel birikime sahim bu ülkenin adeta hard diski insanlar ortalıkta yok ama yine kimse de bir tepki de yok ne yazık ama nasıl isek öyle yönetiliriz sanırım bu kural işliyor..arkadaşlar SAYIN KORU ve diğer gazetecilerin de medyada yer almadığı bir seçim süreci benim için geçersizdir…

  8. Mesele başkanlık veya başbakanlık değil; Türkiye’yi 2002 öncesinde olduğu gibi;
    IMF tarafından atanan müstemleke valisi tarafından yönetilir kılma çabasıdır.

    Yoksa siz hala anlamadınız mı?

    O günlere dönüşün ilk ayağında KULLANILABİLECEK uygun biri olarak görüyorlar Sn. Gül’ü…

    Gerçekten kullandırır mı kendini dersiniz?

    Şu ana kadarki beden dili “Ben istemem Yan cebime koy ” diyor.

    Görelim Mevlam neyler; Neylerse güzel eyler…

  9. kader i mutlak emri hak neyse onu yaparsınız bunu bir çok insandan duyarsınız zaten yani senin istediğin değil hakkın istediğidir SAYIN ERBAKAN hoca müthiş zeki eğitimli idi.ve kimse kusura bakmasın ama hem SAYIN TAYYİP BEYDEN HEMDE SAYIN GÜL DEN DAHA DİNDAR DI AMA HAK TEALA O BU GÖREVİ ÇOKKKK İSTEMESİNE RAĞMEN SAYIN TAYYİP BEY E NASİP ETTİ..YANİ KADER TAYYİP BEYDEN YANAY DI.ŞİMDİ GÖRÜNEN İSE SİZ KENDİNİZİ DEĞİŞTİRMEDEN HAK TEALA SİZE OLAN NİMETİNİ ALMAZ DEMEK Kİ BİR ŞEYLER YANLIŞ YAPILDI VE KADER SAYIN ABDULLAH GÜL e bir görev verdi.. bakalım o ne yapacak ama çok açık olan bir şey var ki o da kesinlikle her şey sayın gül ün aday olması ve ülkeyi bu bölünmüşlükten kurtararak birliği sağlaması için adeta her şey lehinde..inanın bana her şey sayın gül ün başkanlığı için müsait hak teala yolu çizmiş gibi gözüküyor bize hayırlısı olur inşallah demek düşer..

  10. Fehmi Bey,
    İnanınki ekranlarda ezberlediği şiirleri okuyanlardan sıkıldık. Sizin gibi düşünüp gören değerli şahsiyetlerin bu Yüce Milletin önüne fener tutmasına çok ihtiyacımız var. Rabbim dünyanızı ve ahiretinizi kolaylaştırsın….

  11. “Seçmen sandığın kıymetini biliyor” , fakat hep aldatılıyor. Dürüst siyasetçi ve dürüst basın yok, zira
    Bir çiçekle yaz gelmez. “”Erdoğan partisini çok aşan popülerliğe” sahipse – ki öyledir – ve “kimin seçileceği belli” ise, bir dostunu, arkadaşını ateşe atmak istiyorsun ? Eveleyip, dolaştırıp durma. Daha açık olmalısın.
    Mısır’la şu andaki Türkiyenin ne alakası var. Kendi glölgesinden korkan ve kraldan fazla kralcı olup, durumdan vazife çıkarmıya çalışan kalitesiz, insan müsveddelerini geç.
    Olsa olsa, şu sıra karşısında put gibi ihtiram (saygı) da bulunulan 82 Anayasası ile Mısırınki benzetilebilir, Sözüm ona, özgürlükçü o kadar M.Vekili utanmıyor, sıkılmıyor.

    Parlamenter sistem dediğin ise, gene bir Batı malı olup, parçalama (parti malı eyleme) için kullanılan ve KOCA bir İmparatorluğu (Devlet-i ALİ Osmaniyi) çok kısa bir müddet içinde YOK OLMIYA sürüklemiş (bu maksatla kullanılmış) tır.
    Bir partiye veya kişiye (puta) tapan biri olarak DEĞİL, Hak’ka ve Adalet’e içten iman eden bir kişi olarak görüşlerimi serdediyorum. Sen ve diğerleri bunu diyebiliyor musunuz ? Sizlere göre demokrasi Gazeteci ve M.Vekillerine imtiyaz tanıyan (ve çocukların beynini yıkıyan) bir sistemdir.

    Peki, Abdullah Gül’den başka Bu Memleket C.Başkanı adayı çıkaramaz mı ? Şu hale göre, LUT Kavmi’nden daha eşed cezaları hak etmiyor mu, bu halk ?
    Sistem tartışması daha önce yapıldı, sonuçlandı. Temcid plavı gibi, habire ortaya süreceğinize, Karagülle’nin dile getirdiği – kültürlü ( İslam bilgisi hariç) her aydın gibi, yürekli bir aydın olabilseniz de – şu
    ahir Ömrünüzde – demokrasi ve Gül’ü savunduğunuz kadar ADİL Düzen ve Milli Değerleri savunabilseniz…..
    Mahalle baskısından ve “ün” den fedakarlık ederek.
    Ecevit’i Tansu’yu, Uzan’ı …… şişirenler bu defa da başarılı olabilecekler mi, bakalım ? Bu Memlekette hilesiz seçim yapıldığını söyliyecek birileri çıkabilir mi ?
    Belediye Başkanlığı bile kaldırılmalı ; seçimle gelen sorumlu, YETKİLİ bÖLGE vALİLeri ihdas
    edilmeli ki, elini-eteğini taşın altına koysun
    Halka sık sık Referandum hakkı kullandırılmalı.
    Diğer taraftan, bu memlekette muhalefet olmuş mu ki, demokrasi olsun.
    Kuvvetler ayrılığı … ABD Adliyesi önünde Tramp nasıl edeceğini şaşırıyor.

    Bu Millet ekonomik bakımdan – pekçok adaletsizliğe rağmen – oldukça müreffeh hale geldiğini görüyor ve hissediyor. Köy ve kapıcı evlerinin önünde bile Oto’dan geçilmiyor. FAKAT, ne uğruna ?
    DİN, NAMUS ve AHLAKI feda ederek :
    YAMADIK Dünyayı, çalarak DİNİMİZden,
    Ne din kaldı, ne de ahlak kaldı, elimizde

    Lider yetişmesine ve dürüst insana sistem, eğitim asla fırsat vermiyor. Bu gerçeği gören Bediüzzaman
    “dürüst insan siyasetçi olamaz
    siyasetçi de dürüst olamaz” demiştir. Nitekim, Ülkemizde, siyaset, menfaat sağlama ve caka satma müesseseliğini her zaman korumuştur.

    • kültürlü ( İslam bilgisi hariç) her aydın gibi, yürekli bir aydın olabilseniz de demokrasi ve Gül’ü savunduğunuz kadar ADİL Düzen ve Milli Değerleri savunabilseniz…..
      Hey Allahım ne günlere kaldık, yazara kendi sitesinde fikirlerini yazdırmayacaklar .
      Ondan sonra da ahlaktan bahsediyorlar !

  12. Gazeteci kişiliğiniz, yazdıklarınız ve fikirleriniz her kesimin ihtiyatla dikkat kesildiği cinsten. Hemen hemen herkes bu mecrada ne dediğinize önem veriyor, bilhassa seçimlere giderken.

    Birileri “boş yazılar” dese de, o birileri sizi okumadan bir kanaat sahibi olamıyorlar galiba. Veya sizden bahsederek daha çok okunmayı umuyor olmalılar.

    Fikirlerinizi önemseyip destekleyenlerin yanında, size değer verip Abdullah Gül ısrarınıza kızıp başka isimler isteyenlerde yok değil. Eleştiri dozunu arttırıp sizi vazgeçirmeye çalışanlar da cabası.

    Merak ediyorum politikacılar da biz gibi ne dediğinizi merak ediyor mudur ?

  13. Ankara Analatik Şirketinin yaptığı son ankette “Abdullah Gül’ün aday olması halinde AK Partili seçmeninin yüzde 14.7’si “Kesinlikle oy veririm” ve yüzde 24.1’i “Belki oy verebilirim” diyerek yüzde 38.8’lik bir destek verdi. MHP’li seçmenin yüzde 15.8’i Gül’e “Kesinlikle oy veririm” derken en yüksek oran HDP seçmeninde çıktı. HDP’lilerin yüzde 41.4’ü Gül’e “Kesinlikle oy veririm” görüşünde ve yüzde 19.5’lik bölüm ise “Belki oy verebilirim” diyor.” Bu ankette dikkat çeken Abdullah GÜL’ün en yüksek oyu HDP seçmeninden alması bu onun Toplumu birleştirecek bir isim olduğunun göstergesi muhalefet adayının başkan olabilmesi için kürt kökenli seçmeninde tercih edebileceği bir isim olmalı.

  14. mısır nere turkiye nere … gerçi parlamenter sistemlerle yönetilenler sisiye kirmizi halilar serdi…binlerce insanı sirf yuzde 52 halk desteği olan hareketi savunuyorlar diye öldüren biriyle kıyaslaması fehmi bey gibi ince derin dusunene yakışmamış doğrusu… Abdullah Gül daha ne olsun ki.bakan b.bakan c.baskani ne yani krallık mi istiyor,aman laikler duymasın.

    • Kuran sahih sünnete icmai ümmete ve kıyası fukahaya uyan musluman akli tabiki.bence bazi insanlar yanlış tarafa kayıyor.ahiret acisindan tehlikesi belli dünya acisindan da riskli ah bir anlasa bu tür insanlar yüzyıldır yürürlükte nolan bati hayranlığı ve sirtlarin i batiya dayamanin artik işe yaramayacağını ….

  15. Cumhurbaşkanlığı yapmış,saygınlığı olan abdullah gül’u,partisine karşı seçime sokmak kendisine haksızlık olur.ekmelletin gibi olur.r.tayyip erdoğana karşı seçimide kazanamaz.yazık olur.

  16. Katılıyorum
    Ben Özal’ın cumhurbaşkanlığına karşıydım. Gül’ün ve Erdoğan’ın da cumhurbaşkanlığına karşıydım. Karşıtlığım kişiliklerine karşı olmaktan ileri gelmiyordu, aksine kişiliklerine saygımdan adaylıklarına karşıydım. Hepsi sivil kimselerdir, ben ilke olarak cumhurbaşkanının asker olması gerektiğini düşünüyorum. Öyle olsaydı şimdi Türkiye Adil Düzen’e geçmiş ve dünyada süper güç olmuş olurdu.
    Şimdi Erdoğan’ın hem parti başkanı hem devlet başkanı olması yanlıştır. Erdoğan ikisinden birini tercih etmelidir. Ülkenin tek kurtuluşu Erdoğan ve Gül’ün anlaşarak bir denge sistemi kurmalarıdır. Aksi halde ülke zayıflar. Ordu şimdilik AK Parti’yi destekliyor, darbe istenilecek bir şey değildir ama ülkenin çıkmaza sürüklenmesi orduyu bu noktaya getirebilir. Ordumuz sivillere destek vererek ülkeyi ayakta tutmaya çalışıyor. Herkesin ülkenin geleceğini düşünerek hareket etmesi gerekir. Aksi halde tekrar düşmanlara karşı İstiklal Savaşı vermek zorunda kalabiliriz.
    Koru’nun önerisine bazı düzeltmelerle katılıyorum. Gül Saadet Partisi’nin adayı olmalıdır. Fatih Erbakan da Gül’ü desteklemelidir. Akevler de Gül’ü destekleyecektir. Gül’ün seçim beyannamesini Akevler hazırlayabilir. Koru’nun dediği gibi başkanlık sistemi ile parlamenter sistem arasındaki tercih Kur’an ışığında yapılmalıdır. Her iki aday da kendi seçtikleri ilim adamlarını Akevler ile buluşturmalı ve müzakerenin sonunda gene ikisi karar vermelidir. Bizi sadece dinleyip danışsınlar, uymak zorunda değiller.
    Her iki aday görüşlerini halka anlatırken Akevler’in görüşü de basında yer almalıdır. Adil Düzen de başkanlık sistemi ile beraber tartışıldıktan sonra tercihi halk yapacaktır. Eğer halk başkanlık sistemini seçerse Akevler’in görevi burada bitmiş olur. Allah ne takdir ederse o olacaktır. Bizim görevimiz ancak uyarmaktır.
    Saadet Partisi, AK Parti’yi MHP’ye mahkum etmektedir. Bu ülkede fanatik dincilik ve fanatik ırkçılık büyük tehlikelerdir. Akevler İslam düzenini savunur, barış içinde ülkenin birliğini ve kalkınmasını destekler. Biz fanatik dinciliğe de ırkçılığa da karşıyız. İktidar da bu tavrı benimsemelidir. HDP’liler hapse atılarak kontrolsüz bir ırkçılığın meşru görülmesi ülkeyi zor durumlara iter.
    Gül adaylığını Adil Düzen savunucusu olarak koymalıdır, kişi olarak aday olması yanlıştır.

    • Sayın Karagülle zaman zaman bazı görüşlerinize katılıyorum yalnız bazılarını çok yanlış buluyorum, mesela cumhurbaşkanının asker olması gerektiği ve bu olsaydı süper güç olacağımız düşüncesi. Bu düşünceniz doğru olsaydı 1990 ların başına kadar Mustafa Kemal, İsmet İnönü, Cemal Gürsel, Cevdet Sunay, Fahri Korutürk, ve Kenan Evren asker kökenli cumhurbaşkanları olduğu için sizin süper güç olmamız gerektiği düşüncesi gerçeğe dönüşmüş olmalıydı. Bu olmadığına göre yanlış bir düşüncedesiniz. Bu tür ütopik fikirler bu ülkeye fayda getirmiyor maalesef, cumhurbaşkanının kökeni değil yapabilecekleri ve yaptıkları önemlidir. Meşveret, liyakat ve adalet ilkelerine özen gösterdikten sonra hiçbir yönetim sistemi dinimize aykırı olarak nitelenemez. Günün koşullarına en uygun sistem tercih edilebilir. Hürmetler.

    • Sivillere nazaran generallare saygı duyulması eski türkiye’de defolu demokrasimizin kanayan yarasıydı. Artık halkın dediği oluyor paşaların değil!

    • Sn. Hocam, nasıl olduysa bu yorumunuzu kaçırmışım. Okuduklarımdan anladıgım kadarıyla, her yaptığı süper olmasa da Özal sanırım oldukça iyi şeyler yapmışa benziyor. Ülkenin dişarıya açılmasını o hızlandırmadı mı? Dünyadan haberimiz yoktu (bundan çok dünyanın da bizden haberi yoktu-bakmayım o “dünyanın gözbebeği Türkiye’dir, bütün herşey orada ne olacagına endeksli” türü avuntulara). Özal’a atfedilen en büyük fikir “Gelin şu ülkemizi Avrupa’nın en ucuz işgücü merkezi haline getirelim” fikridir. Tabii başta sosyalist muhalefet/derin devlet/sermaye, ne derseniz deyin, şiddetle itiraz etmiş. Bütün işler de fizandaki Çin’e gitti tabii. Avrupanın dibindeki ihtiyaç sahibi uklemiz havasını aldı. Bizimkilerin burnu büyük! Özalın şansızlıgı nasıl gittiyse oldukça erken gitmesi….

      Ordu mensubu askerler C.B. olmasın onlar AltınORDUYU desteklesin, çok daha iyi olur.

      http://fehmikoru.com/bir-futbolseverin-huzunlu-notlari-ilgilenen-okusun/ H.K. …..

  17. Yanlış anlamadıysam, misirdaki sozde secim gibi bir danışıklı dovus olsun ve ikisi de akp li olan adaylarımız yarısıyormus gibi yapsınlar, sonucta hiçbir şey değismesin, yine milletin adamıyla yola devam diyor yazarımız. Ben destekliyorum 🙂

  18. Gül aday olursa elbette kazanacaktır. Erdoğan “ötekileştirmenin” adı. Toplumu kutuplaştırıyor, ayrıştırıyor ve bölüyor. “Bunlaaaarrr” diyerek yapıyor bunu. Bu yüzden varlığı bana göre Türkiye’nin yararına değildir. Gül ise “hilmi, tevazuyu, yumuşaklığı” ifade ediyor. Toplumu birleştirecek bir isim. Gül’ün aday olması durumunda Erdoğan kaybedeceğini biliyor. O yüzden iş sıkı tutuluyor. Sosyal medyada yazılanlar bunu ortaya koyuyor. Gül, iktidar için tehdit veya alternatif olmasaydı bu kadar çürütmecilik yapılmazdı. Sosyal medyada sürekli Gül’e ve Akşener’e hakaret ediliyor. Bunun bir sebebi olmalı. Aba altından sopa mı gösteriliyor? Bence AKP ve Erdoğan giderse Türkiye nefes alır. Umarım ve dilerim seçimlere şaibe karışmaz. Pek çok kişi seçimlerde hile yapılacağına inanıyor. Doğan medyanın satın alınması ve en önemlisi internete sansür için yapılan çalışmalar seçimlere hile karışacağı yönündeki şüpheleri besliyor. Gerçekler hiçbir şekilde dile getirilmesin ki saltanatımız devam etsin mi demek istiyorlar? Nuh Gönültaş’ın “Hesap büyük. Bu nedenle hiçbir aykırı, farklı sese izin verilmeyecektir” sözü bana bunları düşündürtüyor.

  19. Gül Akp’yi bölen olur. Bilgi birikimi ve tecrübesi ilkeler etrafında birleşilmesi toplumda karşılık bulur. Gül kardeşliği yok zaten. Akp kongresi tarihini hatırlamak lazım. İşi şansa bırakma niyetinde olmadıkları için tabi ki… Ama umarım toplum akıl ve ferasetini bölenden yana değil kucaklayan dan yana kullanır. ötekileştirmeden ülke mozaiğini zedelemeden bir arada tutar. Demokrasi hepimize lazım. Dün sağ sol dendi olmadı, Alevi Sünni dendi olmadı ama maalesef bu gün Akp’li yada Akp’li olmayan diye kardeş kardeşi aramaz olmuş. Dün solcu ve sağcı olan kardeş beraberdi ama bu gün değil neden? Toplum neden bu kadar fanatik hale geldi? Allah bütün mazlum ve masumları korusun dini dili mezhebi ne olursa olsun…… yeter ki insan olsun…. Allah Ülkemizi korusun. Amin

  20. akp, 16 yıllık sorunlarla dolu iktidarından sonra güçlü bir aday ve güçlü bir ittifakla milletin karşısına gelirken fehmi bey muhalefet bari güçlü bir aday çıkarsın derdinde, bu arada artık gözüne mi takıldı gönlüne mi takıldı belli değil bu aday Abdullah gül olsun derdinde. aynı bir kişi üzerinde duruyor, peki sizin neden seçim tek adayla mı geçsin derken başka muhalefet adaylarınız yok ve hep aynı bir kişi üzerinde duruyorsunuz. bir başkasını da desteklemeye hazırsınız ama öneriniz yine tek isim. üstelik o isim tartışmalı bir isim. kendisini severim sayarım, ama akp seçmeninin karşına geçip ne diyecek??? dün refahtan ayrıldım, bugün akp den ayrılıyorum yarın saadetle ne olur bilinmez mi diyecek? dün birlikte çalıştığı dava arkadaşlarım dediği kimseleri birlikte yaptıkları işleri mi eleştirecek? rte ye işgalcisin mi diyecek? bunlar herşeyi yanlış yapıyorlar beni seçin düzelteyim mi diyecek? peki chp seçmenine ihtiyaç duymayacak mı seçilmek için? onlara ne diyecek? eşimin başörtüsüne attığınız mesajlar için sizi affediyorum mu, ya da geçmişte çok küfrettiniz ama şimdi bana bile mum oldunuz mu diyecek? baykalın kürsülerden haddini bil diye bağırdığını unutabilecek mi? onlarla şimdi ittifak kurup 367 meselesini de mi unutacak çok iyi işler çıkaran parlamenter sisteme dönmek için…aihm de türkiye aleyhine dava açmıştı sayın gül başörtüsü yasağı için, chp de anayasa mahkemesinde yasaklansın diye dava açmıştı. 21 milletvekili başörtüsü suçtur diye bildiri yayınlamıştı. dün sorun olanlar bugün olmayacak mı, akp nin güçlü iktidarı nedeniyle bunlar bugün kimsenin saçına başına saldırmıyorlar sayın koru, sayın gülü bunların önüne atmakta kararlı mısınız??? ben işin ciddiyeti hakkında iyimser hatta fazla iyimser olduğunuzu düşünüyorum…
    hatta yazınızda belirttiğiniz gibi her iki kişiden birinden bile fazla oy alarak seçilen, üstelik yeniden seçilmesine kesin gözüyle bakılan kişi için bile koltuğu işgal eden şahıs diyenlerle sayın gülün birlikte çalışabileceğine gerçekten inanıyor musunuz? ben bu sevdadan vazgeçin diyeceğim…
    sayın gülü düşündüğümden. akp seçmeninden, chp seçmeninden, hatta hdp seçmeninden oy istemek zorunda kalacak, onu bu kadar yıpratmaya kimin hakkı var. onun gibi siyaset sahnesinden saygın bir isimle ayrılan kaç kişi var?
    bir de MHP nin başkanlık oyunu meselesi var, ona ayrı bir yorum yazayım…

    • başkanlık meselesini MHP nin oyunu görenlere çok yazık. oysa pek çok isim başkanlık sistemini istemiş ve güzellemiştir…görüşleri toplamaya çalıştım, havadan bir sistem konmadı bilinsin, siyasi düşünce tarihimizde yeri olan bir sistemdir başkanlık sistemi…

      Başkanlık sistemi ilk defa Erbakan Hoca’nın Milli Nizam Partisi’nin programında yer almıştı yıl 1969, Daha hızlı kalkınmaya mecbur olan Türkiye’mizde devlet hizmetlerinin verimli, süratli ve kudretli yürütülebilmesi ve ve Anayasamızın bünyemize intibakı bakımından daha mütekamil bir yapıya kavuşturulması ve tatbikattaki aksaklıkların giderilmesi için Başkanlık sisteminin getirilmesini zaruri görüyoruz demişti.
      Devlet ve hükümet başkanlıkları birleştirilmeli ve BAŞKANI millet seçmeli. Referandum Millet vetosu ve halk teşebbüsü müesseleri kabul edilmelidir diyordu 1973.
      MİLLİ SELAMET PARTİSİ 1973 BEYANNAMESİ:
      ‘Devlet Başkanlığı olan Cumhurbaşkanlığı ile Hükümet Başkanlığı olan Başbakanlık birleştirilecek icraya kuvvet, sürat ve müesseriyet sağlanacaktır. Başkanı tek dereceli olarak millet seçecektir. Böylece millet devlet kaynaşması ve bütünleşmesi kendiliğinden doğacak ve Cumhurbaşkanı seçimi mevzuunda rejimimizi yıpratan iç ve dış spekülasyonlara imkan kalmayacaktır.’

      ALPASLAN TÜRKEŞİN TEMEL GÖRÜŞLER KİTABINDAN
      ‘Milliyetçi Hareket tek başkan, tek meclis sistemini savunur. Çağımız kuvvetli, adil ve hızlı icra çağıdır. Türk milleti, dünya imparatorlukları kurduğu devirlerde, kuvvetli, adil ve hızlı icra sistemini uygulamıştır. Kuvvetli ve hızlı icra, icra gücünün tek elde toplanmasıyla mümkündür. Bunun için tarih ve töremize uygun olarak, başkanlık sistemini savunuyoruz.’

      ‘İcrayı, cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık olarak ikiye bölemeyiz. Her konuda bütünleşmeci olduğumuza göre, icranın başında da bütünleşmeci olmalıyız. Türk tarih felsefesi ve tarihinde icra organı hiçbir zaman bulunmamış yani tek bir başkan tarafından yürütülmüştür. Milliyetçi Türkiye’de de demokratik milli cumhuriyet ilkesi içinde başkan, Türk milletinin yürütme organının tek başı olacaktır. Tek başkan sistemine uygun olarak, yasama organı yönünden de tek meclis sistemini savunuyoruz’

      SÜLEYMAN DEMİREL
      Seçim haricinde yönetilmemek için, mutlaka demokrasiye ihtiyacımız vardır. Demokrasi ve seçim haricinde birisini göreve getirirsek, onun da eli sopalı olur. Bu nedenle, TBMM içinden bir hükümet çıkarmak gerekli, seçim bu yüzden büyük bir fırsat. Çıkmadı mı, parçalı parlamento çıktı… O zaman BAŞKANLIK sitemine gideceksiniz.’

      Ben aslında isterdim ki Türkiye’de başkanlık sistemini yapalım. İçimde ukdedir yapamadık. Çünkü devlet büyük, ülke büyük, halk çok dinamik. Biz bu ülkeyi idare edemiyoruz. Ülkeyi idare edememe gelip giden hükümetlerin kusuru da olabilir, içinde vardır ama genelde sistemde değişiklik yapmamız lazım.” demişti.

      TURGUT ÖZAL
      Eğer toplum homojen değilse parlamento çok çeşitli imkânlardan meydana geliyor. O arada mezhep farklılıkları, etnik farklılıklar, bölge farklılıkları aksediyor, her şey aksediyor. Ama birleştirici unsurlar azalmaya başlıyor. Buna mukabil Başkanlık sisteminde siz bir adam seçiyorsunuz. O vakit mecbursunuz en iyisini seçmeye. Öbür türlü, “bu benim adamım olsun da, işten fazladan olsun fark etmez. Benim bölgemin adamı olsun veya benim etnik grubumdan olsun da hiç fark etmez” diyorsunuz. Ama iş bir adamı seçmeye çalışıyorsunuz başka çaresi de yok. Orada artık etnik fark veya mezhep farkı ya da başka farklılıklar ikinci derecede.
      “Başkanlık sistemi diyorum ben, başkanlık sistemi tabii Fransa gibi değil daha çok Amerika’ya yakın. Sebebini şöyle tahlil ediyorum; bakanların benim kanaatime göre bizim tecrübelerimize göre parlamento dışından olması lazım Bakanlarla milletvekilleri arasına devamlı problem giriyor. Çünkü bakanın da milletvekilinin de seçim kaygısı vardır. Aynı yerde veya aynı grupta olmadıkları takdirde birbirlerine zıt hareketler yapıyorlar ve dejenerasyon başlıyor.” demişti.

      MUHSİN YAZICIOĞLU
      “Parlamenter sisteme göre cumhurbaşkanının yetkileri çok fazla. Başkanlık sistemine göre yetkileri çok az. Bunu da yerli yerine oturtmak gerekiyor. Tercih yapılmalı. Başkanlık sistemi mi, parlamenter sistem mi? Biz başkanlık sistemini savunuyoruz…”

      • Getirilmek istenen sisteme baskanlik sistemi deyip hedef saptirmayin.Herkese aptal muamelesi yapmayin,yeter sıktı artik.
        Bu baskanlik sistemi degildir.Baskanlik sisteminin ne oldugunu ogrenmek istiyorsaniz Amerikaya,yari baskanlik sisteminin ne oldugunu anlamak istiyorsaniz Fransaya bakin.
        Yasama,Yargi,Yurutme gucunun tek elde toplandigi,Denetim icermeyen ustune ustluk kisiye guvenilerek ve o kisiye ozel olarak tasarlanan bir sisteme baskanlik sistemi denilemez.Ne denilecegini de herkes bilir ama soyleyemez.

        • Başkanlık sisteminden ne anladığınız beni hiç ilgilendirmez.
          Yorumumdan ne anladığınız da.
          Yorumuma katılmıyor olmanız da.

          Ne insanları sıkmak gibi bir endişem ne de neşelendirmek gibi bir derdim olur. Ben görüşlerimi yazarım isteyen okur.

          • hakkı bey,
            yorumunuzu konuşulabilir düzeyde tutarsanız ben de uyum sağlarım.
            öncelikle demokrasiyi tartışmaya açmak istediğinizden emin misiniz diye sormak isterim. kararı millet verir bilir bilemez meselesi demokrasi meselesidir. halk bilemezse bir bilenler olmalıdır onlar kimdir? karar verici bu durumda kimdir???
            başkanlık sistemi bir tartışma konusu, nedir, ne değildir, bize uygun mudur ki itiraz ettiğiniz yorum bu nedenle yazılmıştı, şu an getirilen sistem başka bir tartışma konusu. ikisini karıştırmak yanlış olur.
            başkanlık sistemi bizim yönetim problemlerimize parlamenter sistemden daha uygun olma potansiyeli taşıyor bunu bi tartışalım.
            şu an getirilen sistem ise belli kişiye dayandırılmış ve benim de kabul ettiğim bazı yanlış uygulamaları içeriyor konu bazında bunu da tartışalım.
            siz de bende daha iyiyi hakkediyoruz neden ortak bir paydamız olmasın…

        • Sahsa özel bir düzenleme degil, isteyen devlet başkanlığına aday olabilir, yeter ki onun bunun degil milletin gönlüne girebilmiş olsun!

          • Milletin gonlune iyisi de girebilir kotusu de.Ayrica milletin gonlu yanilabilir de.Dolayisiyla milletin gonlu bir sistem icin guvenlik subabi olamaz.Yargi bagimsizligi,Yasama bagimsizligi,Denetlenebilirlik ve hesap verebilirlik v.b. ilke ve kurallara sahip bir sistem guvenilir olur.Getirilmek istenen bu sistemde bunlar yoktur.
            Elbette kisiye ozeldir.Cunku tErdoganin c.baskani olmadigini hatta tam tersi goruse sahip birinin c.baskani oldugunu hayal edin,edebiliyor musunuz.Edemiyorsunuz,cunku butun mantik Erdoganin c.baskani olmasi uzerine kurulu.Erdogan gibi butun gucu tek elde toplatamayacak burinin bAyrica eger sahsa bagli degilse Erdoganin tam tersi anlayista birinin akalim ne olacak.Olmaz demeyin,olur.

        • Yönetimde şeffaflık ve denetlenebilirlik şarttır, bunda mutabıkız. Eskiye nazaran yine de bu konularda iyiye gidiş olduğunu söyleyebilirim. “Hikmeti hükümet” eski türkiyeden miras ırsi bir hastalıktır, tedavisi zordur… Milli iradeyi kendi başına bırakırsak ya davulcuya kaçar ya cem uzana gibi bir bakış açısı sakattır ve eski türkiye’de halka aynı gözle bakılmıştır. Yani milletin gönlüne girebilen siyasetçiye önce saygı duyulmalıdır. Efendim ben siyaset üstüyüm deyip sonra da milletin tercihlerine tepeden bakıp darbelemeye kalkan 1dolarlık din baronları da gördük… Nihayet şahıslar fanidir, allah devlete millete zeval vermesin.

  21. Evet,
    Abdullah GÜL aday olmalıdır. Çünkü kuvvetler ayrılığı, demokrasi ve kısacası liberal bir sistem için önemli bir isimdir.

    Şuan için oy verecek aday göremiyorum, bu nedenle Abdullah GÜL aday olmalıdır.

  22. Madem Cumhur-başkanlık sistemine geçiyoruz, bunun daha demokratik bir yolla daha güçlü bir geçişle olması ülkemizin geleceği açısından daha da iyi olmaz mı? Hem parlamenter sisteme geri dönmeyi isteyen partiler veya kesim, önce Cumhur-başkanlık sistemiyle bir tanışacaklar, kazanmış olsalar bile, eski parlamenter sisteme dönüş için yine bu sistemden geçmek zorundalar.. bu aşamadan sonra geri dönüş yok.

    Ülkemizde seçimlere katılma oranı bayağı iyi, diğer ülkelerle karşılaştırdığımızda hayli yüksek bile sayılır. Önümüzdeki seçimlerimizde bu oranın (yüzde seksenlerin) bayağı üzerine tırmanacağını da söyleyebilirim..tek şartla: muhalefet cephesinin güçlü tek bir aday ile çıkması şartıyla. Aksi şekliyle, her partinin kendi adayı ile seçime girmesi mevcut tabloyu iktidar lehine güçlendirecek yeni oluşacak mecliste muhalefetin hiçbir rolü dahi olmayacaktır.

    Muhalefeti olmayan veya zayıf olan bir sistemin, ülkemizin geleceği açısından ortaya çıkaracağı tablo; seçime katılımın az olacağı (veya cebri olacağı) ama yüzde 90’ların üzerinde bir sonuçla iktidarın! belirleneceği bir tablo olacaktır.

    Ancak, yaşadıkça hissedeceğiz..

  23. 16 nisan 2017 Referandumu öncesinde yapılan tartışmalar ” Parlamenter Demokrasi mi? Başkanlık mı ?” minvalindeydi. Doğal olarak halk bunları oyladı.

    16 Nisan referandumu öncesinde yapılan bu tartışmalar rafa kalkmış görünüyor. Aslında 2019 yılı Kasım ayında yapılacak seçimin 16 Nisan referandumunun 2. turu gibi düşünülerek muhalefet tarafından parlamenter rejimin devamının sağlanması adına ülke gündemine hızla sokulması gerekiyor.

    Ancak akp siyaseti öyle domine ediyor ki “atı alan üsküdarı geçti” siyaseti ülkeye sağlıklı bir tartışma ortamı sağlamıyor.

    Link verdiğiniz yazıda da belirtildiği gibi “eski Türkiye artıkları denerek” “Parlamenter rejim devam etmeli” diyenler yandaş basın tarafından hain damgası vuruluyor.

    Ülkeyi mevcut iktidar 15 yıldır bu rejimde yönetildiği unutuluyor galiba. 2019 Kasım seçimi ülke için hayati önemde bir seçim olacak ve tarafların parlamenter seçimi yeniden kamuoyu gündemine sokmaları gerekiyor.

    bu tür yazılarınızın devamını dileriz.

    • 16 nisan referandumu 2 turlu değildi ki, oyleydiyse bile 15 gun sonra yapılırdı yani. Simdi de çok geç, neyse en iyisi başkanlık sistemiyle devam…

      • “…16 Nisan referandumunun 2. turu gibi düşünülerek muhalefet tarafından parlamenter rejimin devamının sağlanması adına ülke gündemine hızla sokulması gerekiyor.” cümlemi yanlış anladınız galiba.

          • farkındayım sayın ddd. fikirlerin ifade edilmesini saygıyla karşılıyorum. tabii rencide edici olmadığı sürece.

  24. Cok guzel bir tespit var yazida.Erdoganin kendisi de dahil olmak uzere,iktidar organlari,iktidar destekcileri ve tum iktidar yanlisi medya(gerci baska medya da kalmadi gibi), Erdogan disinda hic kimsenin konusmamasini,siyaset yapmamasini,Erdogana rakip olmamasini istiyor ve acikca kisileri,partileri ve toplum gruplarini tehdit ediyorlar,vatan haini,terorle isbirligi yapan,ust aklin hizmetcisi,ta Amerika ya Almanya v.s. usagi diyerek mesruiyetlerini tanimadiklarini ilan ediyorlar ki,bu tavirlari olasi bir secim kaybetme durumunda secim sonuclarini tanimayacaklarini bile dusunduruyor insana acikcasi.Ama beyanlarina gore Turkiye demokrasi ve ozgurlukler konusunda Avrupadan bile ileri imis.
    Farkli fikir beyan etme ve rakip olabilme hakki, ihanetle ve gayri mesrulukla ozdeslestirilen bir demokrasi.Komedi gibi,muhalefetin mesru sayilmasinim olcusu,kendilerinin elestirilmemesi ve liderliklerinin kabullenilip degistirilmemesi.
    Zaten demokrasiden anladiklari ve bekledikleri tek sey de secimde en cok oyu almak ve iktidarda kalmak.Yani secimler de buna hizmet ettigi surece mesru.Bu anlayista secimler bir tur mesruiyet perdesi olmaktan ote bir deger tasimiyor ve acikca demokrasinin istismari.Soyledigim agir oldu biraz belki ama tehditle v.s. rakipsiz secim isteyene baska denecek bir sey de yok.
    Bu anlayisla secimlere ozgur secimler denmeyecegi dense dense plebisit denebilegi de acik.Misirda oldugu gibi.
    Bugun rakipleri tehdit eden,rakip olmayi gayrimesru ve ihanet sayan,yarin birgun secime ihtiyac olmayan bir iktidar olanagi bulursa secimi de de peksla gayrimesru ilan eder.

    • Demokrasiden anladıkları en çok oyu almak ve iktidarda kalmak demişsiniz de ya ne olmalı? Seçimi kazanınca iktidarı götürüp tusiad veya orduya mı teslim etmeli: ecevit ve erbakan gibi:)

  25. Sayin Koru arzu ediyorsun Gül aday olsun diye ama ben arzu etmiyorum bu saatten sonra ülkeyi geriye dondurmeyiz. Reis bu davada lider olmaya devam eder ne kadar kendini yorsanda sonuç ilk turda bitecek hem burası Mısır değil bu halkda mısır halkı değil şimdiye kadar uyuduk bundan sonra uyumaya da niyetimiz yok artık temenniler diyerek halka inceden inceye ayar vermenede gerek yok

  26. Fehmi abi, affiniza siginarak bende bu konuda kanaatimi bildirmek istiyorum.

    Neden af dileyerek fikrimi yazmak istiyoru?

    Cünkü yillarin gazetecisinizi ve yillarin tecrübesi var üzerinize… Yillarca yazi yazmis ve kimbilir bizlerin bilmedigi neleri daha biliyorsunuz… Kaleminize saglik, sizin yazdiklarinizi siyasi fikirler olusturuyorum.

    Hani, günümüzde bir deyim var… “Metal yorgunlugu” … Bende Tayyip Erdoganin yoruldugunu düsünenlerdenim…

    Lakin, Abdullah Gül’ü onun yerine düsünemiyorum… Cünkü bence onun adayligi yakisik almaz… Düsünebiliyormusunuz, kazansa bir türlü, kazanmasa bir türlü.

    Bence baska biri aday olmali, ama Abdullah Gül kesinlikle olmamali.

    … Bazen kendi kendime diyorumki, lider yetismesi ne zormus… Koskocaman ülkede RTE’nin önüne bir “Adam” cikamiyormu?

    Saglicakla kalin.

    • Siyaset tarlası çoraktır, sadece bizde değil artık ab-d de boyle, karizmatik liderler çıkmıyor işte… Devlet baskanımızın kıymetini bilelim.

  27. Fehmi beyin yazısından şunu anlıyorum; Hiçbir muhalefet partisi, başkanlık sistemini kabul eden bir cumhurbaşkanı adayı statüsüyle, Erdoğanın karşısına çıkarıp onu yenecek çapta bir alternatif bulamıyor çünkü yok. 2019 başkanlık seçimini, sadece başkanlık mı parlamenter sistem mi seçimine çevirebilirse bir muhalefet adayının kazanma şansı olabilir ve o konuda da tek aday Abdullah Güldür. Eğer muhalefet bu durumu anlar ve Gülü adaylığa razı ederse bir şansı olabilir.
    Ben Fehmi beyin bu görüşüne de katılmıyorum. Parlamenter sistem, başkanlık sistemi tartışması referandumda yapıldı ve bitti. Millet başkanlık sistemini seçti. Bu karar daha yeni verildi ve artık bundan geri dönmenin bu memlekete tekrar büyük kayıplar yaşatacağının vatandaş bilincinde. Millet başkanlığa karar verirken ilk başkan adayı da zaten belliydi. Bu yüzden kimse başkan adayı olarak Erdoğandan başkasını ortaya çıkaramıyor çünkü gerçekten yok. Abdullah beyi tekrar eski yani parlamenter sisteme dönüşün adayı ve üstelik tek adayı olarak ortaya çıkarmak da yine ona haksızlık olur. Eşinin başörtüsünden, cumhurbaşkanlığına adaylığına kadar eski sistemin hertürlü yanlışlığıyla mücadele etmiş birinden bu sistemin tekrar ihya edilmesinin yolunu açmasını istemek büyük haksızlık olur.

  28. Taban alternatif arıyor.
    Bugün Erdoğan her seçimde zaferle çıkıyorsa her seçimde karşısında Kılıçtaroğlu’ndan başka alternatif olmadığındandır. Halkın ekonomi, adalet ve eğitimdeki berbatlıktan memnun olduğunu mu sanıyorsunuz? Sebepsiz yere OHAL’in uzatılmasından memnun olduğunu mu sanıyorusunuz? FETÖcülerin (!) garibanları FETÖcü vatan haini ilan etmesinden rahatsız olmadığımızı mı sanıyorsunuz.

    15 yıl desteklediğim parti nerede? Nerede Abdullah Gül, Ali Babacan, Cemil Çiçek, Abdulkadir Aksu, Mehmet Ali Şahin, Hüseyin Çelik? Nerede Ahmet Davutoğlu? Diyecek bir sözünüz yok mu?
    Sessiz kalmanız davaya sadakatiniz değil millete vafasızlığınızdır.

    Sayın Abdullah Gül aday olursa kazanır. Halk her şeyin farkında ve bir süredir değişim talep ediyor. 2014 CB seçimi, Haziran 2015 seçimleri ve Nisan 2017 raferandum sonuçlarını çok iyi değerlendirmek gerekir.

    Millet vefa bekliyor.

  29. Kusura bakma, Türkiye’yi Mısır’la mukayese etmen affedilecek gibi değil, hem orada %60 katılmayan var bizde % 80 katılım var diyorsun, hem de Mısır gibi önceden belli bir seçim olmasın diyorsun, söylediğin Erdoğan’ın karşısına güçlü diyerek her türlü partinin oyunu alabilecek birinin olması insan doğasına aykırı, ancak Erdoğan’dan nefret edenler partisi kurarak kişiliksiz sahtekar bir insan ortaya çıkar, sizin gibi tecrübeli diyebileceğimiz birinin bunları düşünmemesi imkansız, demek ki siz de daha iyi demokrasi ve ekonomi yerine Erdoğan düşmanlığı yapacak, istediğiniz gibi oynayabilecek adam arıyorsunuz. Allah’ın adaletine güveniyorum.

  30. Sn.Abdullah Gül’ün , siyasi üslubun günümüzdeki gibi bir hale dönüştüğü bir ortamda aday olacağına hiç inanmıyorum.İnanın buna kampanya döneminde bile tahammül edemez normal bir insan.Ha belki son 1 ay kala adaylık açıklanır ve kulaklar tıkanırsa (Ki buna da tevessül etmek için seçim sonrasında Sn.Abdullah Gül’ün seçimi kazanacağından emin olması gerekir) belki olabilecek bir senaryo. Böyle bir siyaset meydanında Abdullah Gül yer almak istemeyecektir. ”Tipitip” ve ”Gargamel” yakıştırmalarının miletvekillerinin ağzından döküldüğü , kimsenin rakibine saygı göstermediği , belaltı vurmaların had safhaya yükseldiği bir saiyaset sonucu da zaten kazanan kim olursa olsun gideceğimiz yer Afrika Ligi civarı olacaktır.

  31. başkanların iyi dediğine iyi, kötü dediğine kötü diyen, büyük bir seçmen kitlesi var olduğu düşünülerek siyaseti değerlendirmede fayda var.

  32. Linkini verdiginiz tepki veren yazar beyle ilgili bir yazı/yorum okumuştum, bir zamanlar ve bir websitesinde. Yanlışım varsa biri “hayir yanlış, o degildi” diye ikaz edebilir (memnun olurum). Yanlis değilse, bu tepki veren yazar bey degil miydi ki hemen her Cuma hutbesinde tekrarlanan “hısım ve akrabaya yardim” etme konusunu partizan bir torpille makam sahibi yaparak ihya etmekle eşdegerleyen….

    Bu eşdeğerleme DiNen çok vahim ve o derecede büyük vebal (çünkü istismar). DiNde ezberciliğin ve aklını kullanamamanın tipik biir örneği. İnşallah yanılıyorumdur, çok yanlış. Şu saptamasi da yanliş, kanimca: “Erdoğan’ı devirmek, eski Türkiye’ye geri dönmek anlamına geliyor pek tabii” diyor. Sn. Erdoğana 2016 daki darbe teşebbüsünün önlenmesindeki ve daha önceki süreçte vermis oldugu hizmetler için tesekkur ederek gelen secimlerde “Kendinizi yıprattınız, artik yoruldunuz, daha iyi başka biri gelsin” demek eski Türkiye’ye geri dönmek anlamına mı geliyor gercekten? Bu konu tartışılmağa değer. Şahsen, bir an bile buna ihtimal vermiyorum. Ülke bir momentum yakaladı. Ana doğrultudan geriye dönüş mumkün değil. Daima daha iyiye doğru degişim/gelişim…. Bunun için de çok çalışmak, bir takım şeyleri farklı olarak yapmak zorundayız (ve hatta dünyada eşi benzeri olmayan bir orjinalite ile), örneğin:
    http://fehmikoru.com/turkiyeyi-zora-dusurebilecek-gelisme-yasaniyor-ama-orali-bile-degiliz/ H.K. 28 Mart 2018 at 00:44

  33. Fehmi Bey, bu tür yazılarınla okuyucularınızı hayal kırıklığına uğratıyorsunuz. Abdullah Gül, AKP hükümetinin bunca yanlışı ve yüzde 50 ile inatlaşarak yaptıkları ortadayken ve buna sadece küçük çaplı bir itiraz ve düzeltme talebinde bulunabilmiş ve bunun sonucunda trenden atılmıştır. Trenden atılmış olmasına rağmen hala cesurca sesini yükseltmektedir. Halk cesur ve gerçekleri haykıran adayları sever. Cesur olmayanları kimse kaile almaz.

  34. Havuzda büyük panik başlamış.
    O panik o kadar büyük ki sayın Korunun ” “KALEMİNİ”atom bombasi gibi görüyorlar.
    Daha bir kaç ay önce 11.C Başkanı Gül’e söylemediklerini bırakmadılar, şimdi kardeşlikten dostluktan bahsediyor ve sanki sayın Gül’e Erdoğan C Başkanlığını hediye etmiş gibi bir algı oluşturuyorlar. Onu halk seçtiğini de unutmuş gibiler. Gül için erken seçime gidildi ve halk onun seçilmesi Için oyunu ondan yana kullandı.
    Sayın Gül C Başkanlığı süresince içeride vatandaşları arasında en ufak bir ayrım yapmadı ve dışarıda hiç bir devlet başkanı ile kavga edip tehdit etmedi. Ayni zamanda Türk halkını birbirine düşürmedi.
    Bay Kemal yerine sayın Kılıçdaroğlu diye hitap etti, kendini milletten üstünde görmedi ve gazetecilerden Erdoğan hakkında yazı yazın C Başkanlığına ada olmasında demedi.
    Havuzcular ile birlikte Erdoğan taraftarları O kadar ileri gidiyorlarki Koru ve onu okuyucularıni dahi susturmak için hakaretler eşliğinde iftiralarla tehdit edip korkutmak çalışıyorlar.
    Mevlam görelim neyler,neylerse güzel eyler.
    Hayatlarını iftiraları ile karartıkları suçsuz günahsız insanlarin ve bebeklerin ahı yerde kalacaklarını mı zannediyorlar.
    Sayın Koru, iyiki varsınız.
    Sizden ve sizin gibi olanlardan Allah razı olsun.
    Sayın 11.Cumhurbaşkanını İnşAllah 13.Cumhur başkanliğinda da gôrmek dileklerımle Esen kalın.

  35. Fehmi bey Abdullah Gül güçlü bir aday değil ki.Ak partiden oy alması mümkün değil.neden CHP onu desteklesin? Diyelim destekledi taban nasıl kabul edecek?meral hanım hiç çekilirmi?abdullah Gül aday Olmaz olursa ilk turda 5. Olur ve ezilir.bunu görmeyi çok isterim

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here