“Evet biz işgalciyiz, ama o ülkelerde sizin ne işiniz vardı…”

22

Filmin bir yerinde, ülkesini saldırgan olmakla, etrafındaki ülkelere göz koyup işgale kalkışmakla suçlayan Amerikalı generale, kıdemli Japon general şunları söylüyor:

“Doğru, büyük savaş öncesi, Vietnam, Kamboçya, Malezya, Singapur, Burma, Endonezya, Timor ve Filipinler’e doğru genişlemeye kalkıştık Japonya olarak; iyi de biz oraları kimden aldık? Kamboçya ve Vietnam’da Fransa, Singapur, Burma ve Malezya’da İngiltere, Timor’da Portekiz, Endonezya’da Hollanda vardı, Filipinler’de ise ülkeyi İspanyollar’ın elinden alarak oraya yerleşmiş sizin ülkeniz Amerika… Ne işiniz vardı bu ülkelerde? Biz işgalciliği sizlerden öğrendik.”

Çarpıldım. Digitürk’te karşıma çıktı ‘Emperor’ filmi.

Cenaze töreninde Tokyo’daydım

Japonya’nın en muhataralı döneminde (1928-1989) imparator olarak ülkeye hükmetmiş Hirohito’nun cenaze töreni pek görkemli kaldırılmıştı. Turgut Özal başbakandı ve Türkiye onun başbakanlığı döneminde önem verilecek uzak ülkeler listesinin ilk sırasına Japonya’yı yazmıştı. Cenaze törenine Özal da katıldı, bir hafta Tokyo’da kaldı. Olayı izleyen gazeteciler arasındaydım.

Sonrasında da birkaç kez gittim Japonya’ya.

Çok değişik kültüre sahip bir ülke Japonya.

“Bizim ülkemiz” diyor filmin bir yerinde Japon general, “İki temel ilkenin üzerinde durur: Sadakat ve itaat. Ülkesine sonuna kadar sadakat gösterir Japon milleti, İmparator’un her dediğine de itaat eder.”

Zaten başlarına gelen büyük felaketin altında da kimliklerini oluşturan bu iki ilke yatıyor.

Avrupa’da çıkan ikinci paylaşım savaşına katılmamak için kendini zor tutan ABD’ye durduk yere saldırdı Japonya ve sonunda üzerine atom bombası yağdırılan ilk ve tek ülke oldu.

Amerikalılar Pearl Harbor saldırısını önemli kentlerini yerle bir ederek Japonlara ödettirdiler.

Peter Webber’in çektiği, başrollerini Tommy Lee Jones ile Matthew Fox’un canlandırdığı ‘Emperor’ filmi Hiroşima-Nagazaki’ye indirilen atom bombaları, en az 100 bin kişinin hayatını kaybettiği Tokyo’nun bombalarla yıkılması ve İmparator Hirohito’nun teslim kararı almasını takiben ülkeye ‘yüksek komutan’ sıfatıyla Gen. MacArthur’un gönderilmesinden sonra başlıyor.

Gen. MacArthur’ın, ABD Başkanı Roosevelt tarafından kendisine verilen Japonya’yı yeniden ayakları üzerine kaldırma görevi yanında bir görevi daha vardır: Pearl Harbor’a saldırma kararı vererek çok sayıda Amerikalı’nın ölümüne sebep olmuş kadronun cezalandırılması.

MacArthur savaş kararı almada Japonlar’ın kendisini ‘tanrı’ saydıkları İmparator Hirohito’nun rolü olup olmadığını araştırması işini Tokyo’ya yanında getirdiği kadrodan Gen. Bonner Fellers’e bırakır. Fellers gerçeği araştıracak ve 10 gün içerisinde raporunu MacArthur’a sunacaktır.

“Kararı o verdi” dediğinde Hirohito da diğer sorumlular gibi darağacına gidecektir.

Japonya’daki başarısının kendisine ABD’de başkanlık yolunu açacağını da ummaktadır Gen. MacArthur.

İstihbarat elemanıydı Fellers

Fellers’i Japonlar 1973 yılında ülkelerinin en değerli nişanı ile ödüllendirdiler; “İmparatoru savaş suçlusu olarak idam edilmekten kurtararak Japonya’ya en büyük hizmeti yapmış, ABD askeri karargahındaki ülkemize sevecen bakan tek subay” olduğunu özellikle belirterek…

O dedikleri doğru olmasına doğru da, Fellers de sütten çıkmış ak kaşık değil. Filmde hiç kapağı açılmayan pek çok marifeti var savaş sonrasında CIA’ye dönüşecek OSS’nin elemanı Fellers’in.

İkinci Dünya Savaşı’nda Nazi Almanya İngiltere ekonomisini çökertmek için sahte Pound basmıştı (Bernhard Operasyonu). Japonlar da Çiang Kai-shek’i zor duruma düşürmek için sahte Çin parası bastılar (Sugi Operasyonu). Benzer bir operasyonu OSS’nin İtalya için düşündüğü de biliniyor. Savaşta olmalarına rağmen 1944 yılına kadar dengeli giden Japon ekonomisinin bozulmasında Fellers ve OSS elemanlarının benzer bir operasyonu rol oynamış olabilir.

Gen. MacArthur’un Japonya’ya giderken yanına Fellers’i de alması, onun gençliğinde ABD’ye öğrenci olarak gelmiş bir Japon kızıyla gönül ilişkisi bulunması sebebiyle.

Onun araştırma ve soruşturmalarıyla elde ettiği bulgular üzerine başta ülkenin başbakanı Tojo olmak üzere 6 kişi askeri mahkemede yargılanıp idam edildi.

Raporuyla Fellers “Ülkenin yeniden inşasında işbirliği yararlı olur” dediği Hirohito’nun sağ kalmasını sağladı.

Japonya’da darbe girişimleri

İmparator’a karşı bir darbe girişimi yapıldığını da öğreniriz filmden.

‘Tanrı’ gözüyle bakılmasına rağmen…

Sadece savaş sonunda değil 1936’da da boşa çıkartılmış bir darbe girişimine (1936) hedef olmuştu Hirohito; 1932 yılında da bir suikast girişiminden sağ çıkabilmişti. İmparator’un subay kardeşinin de aralarında yer aldığı askerlerin darbe girişimi kanlı biçimde bastırılabilmişti.

‘Tanrı’ sıfatını savaştan sonra bıraktı Hirohito.

MacArthur ile Hirohito.. Hatıra fotoğrafı..
Aynı fotoğrafın film versiyonu..

Filmin sonunda, MacArthur’un huzuruna çıkar Hirohito; mağrur komutana, “Savaştan dolayı Japonya’yı cezalandırmayın, suçlu arıyorsanız, o benim” dediğini öğreniriz. İkili hatıra fotoğrafı bile çektirirler.

 

Tavsiye ederim, ‘Emperor’ filmini mutlaka izleyin.

ΩΩΩΩ

22 YORUMLAR

  1. Tanrı gözüyle bakılan imparatora darbe devlet yüksek bürokrasisine verilen vesayet kapısıın doğal gereği olmalı.
    Yüksek irtifada bu tür “kolaylıklar” kullanılması boşuna değil!
    Adem ve eşine bahçenin arka kapısını kullanarak yanaşıp kuşkulu olanda çıkış umudu aşılaması tüm temaşa rağmen veya galebe çalması az iş değil!
    Ayrıca Amerika savaş esnasında en çok yararlanan devlet değil miydi?
    İşin özü:
    -Eli en az kirlenen en yararlı çıkar!
    -Dolayım sermayenin işidir.
    -Kutsallık söylemi kurguyu öngörülen süreye ulaştırır.
    Bunlar Hermetik çıkarımlardır.

  2. Japonya, 1905 yılında Rusya’yı yenerek dünya savaş tarihinde bir çığır açmıştır. 1905 yılında Osmanlı fırsatı değerlendiremedi. O dönemde Yunanistan dize getirilebilirdi. Ruslar, Balkanlardan tamamen silinebilirdi. Ancak bu mümkün olmadı.

  3. Sn.Koru ,
    Yazıda imparator 2.Dünya Savaşındaki kararlarından dolayı Hirohito’nun diğer sorumllularla darağacına gittiği yazıyor.Daha sonraki bölümlerde de İmparatorun Fellers tarafından savaş suçlusu olarak yargılanıp idamdan kurtardığından bahsediliyor. Hİrohito , idam mı edildi ? Yoksa idamdan kurtuldu mu ?

  4. fenerbahçe başakşehiri yendi. ben de aykut kocamanı izlemenizi öneririm. sizin daha çok işinize yarar. herşeyden önce, öncelikle futbola dair, futbolla birlikte, ülkemizdeki düşünce ve davranış sistematiğine ilişkin farklı düşünceleri ve farklı uygulamaları görebilirsiniz. yani, herkesin yaptığı gibi, sadece sözle değil, uygulama ile de önemli.

  5. Sayın Koru’nun yazılarını okuyunca ondan çok şeyler de öğrenmiş oluyoruz. Nitekim bu yazıda olduğu gibi -verilen tarihlerde bir yanlışlık yoksa- Hirohito’nun 61 yıllık saltanatına ve bir tanrı muamelesi görüyor olmasına şaşırdım doğrusu..daha da bir çok şeye…

    Fakat bugünkü yazısının, ülkemizin ve bölgemizin gündemi ile ne alakası var diye düşündüğümde, Japon generalin ”…Biz işgalciliği sizlerden öğrendik.” demesine atıfla, acaba ABD bizim Suriye’de oluşumuzu işgalcilikle mi suçluyor da Koru’nun bununla ilgili bir bildiği mi var veya kulağına çalınan..diye de düşündüm.

    ABD’ye saldırdığında bir ”hesap hatası mı” yapmıştı Japonya, üzerine atom bombaları boca edilecek kadar ve büyük yıkımdan sonra da ABD eliyle imar edildi.. tıpkı 1945’den sonra Almanya gibi.

    Baktığımızda savaş sonrası galip devletler, yıkıma uğrattığı ülkeleri yeniden ayağa kaldırmak adına imar ediyor..sistemiyle beraber. Almanya ve Japonya’da olan bu ve bu ülkeler savaş sonrası dünya ekonomisinin lokomotif gücü konumunda olan birkaç ülkeden biri. Şimdi hala, bunu onlara sağlayana bir diyet ödüyorlardır galiba.

    Ortadoğu da olan ise, 1979 İran-Irak savaşı ve 1991 ABD’nin Irak’ı işgali ile başlayan Batı müdahalesi, Japonya ve Almanya’da olduğu gibi bölgeye istikrar getirmedi ve bölgeyi içinden çıkılması zor bir sürecin içine sokuverdi. Yani diğerlerinde olduğu gibi, bölgenin imar edilmesi ve uluslararası sisteme yeniden dahil edilmesi için daha daha mı yıkılması gerekiyor veya bir nükleer saldırı mı?

    Suriye’de konuşlanan ABD, Rusya, İran ve şimdi de Türkiye..perde gerisinde Çin, Fransa, Almanya, -kimse İngiltere yok diyemez- ve İsrail..neler oluyor? Acaba yeni bir dünya savaşının içerisindemiyiz?

    Koru’nun yazısında Japonya örneğini vermesi, yeni bir dünya savaşına duyduğu kuşkularının bir yansıması ve bu kuşkularının ABD kaynaklı olmasından mütevellit ”diplomasiye ağırlık verin” kabilinden bir uyarı gibi geldi bana.

    Nede olsa, milletin yüzde yüze yakınının TSK’nın yanında olması bana umut veriyor.

    Siyasetin ayrıştırıcı ve kahredici diline rağmen…

    Şehitlerimizi saygı ve minnetle anıyorum.

    • “Nede olsa, milletin yüzde yüze yakınının TSK’nın yanında olması bana umut veriyor.” demişsiniz yaaaa…
      80 öncesi gibi halkın birbiriyle çatışmasını özleyenleri mahveden de bu zaten…
      Ben de sizler gibi aynı rahatsızlığı apaçık hissediyorum

      • “Nede olsa, milletin yüzde yüze yakınının TSK’nın yanında olması bana umut veriyor.” demem; milletin, bir beka sorunu, dış tehdit ile karşılaştığında siyaset ve ideolojiyi bir kenara bırakıp topyekun harekete geçmesi, onun kadim ”varoluşsal tepki” özelliğindendir. Diplomasinin yerlerde süründüğü veya çözüm olmadığı hallerde de kenetlenme kendini göstermiş oluyor.
        Bu, TSK’da için de böyledir.

        1980 ise bir beka meselesinden ziyade bir cunta faaliyetidir, bir toplum mühendisliğidir.

  6. Cihan Savaşları
    İsrailoğulları tarihte defalarca sürülmüşlerdir. Gittikleri yerlere uygarlık götürmüşlerdir. İspanya’nın fethinden sonra Yahudiler İspanya’da Müslümanlar ile Hristiyanlar arasında denge kurdular. Sonra haçlı seferlerinde Selçuklular ile Hristiyanlar arasında denge kurdular. Birinci Cihan Savaşı’nda imparatorluklar yıkıldı, İkinci Cihan Savaşı’nda Avrupa’nın dünya hakimiyeti son buldu ve ABD güç sahibi devlet oldu. Japonları ve Almanları savaşa sokanlar da onlardı. Avrupa hakimiyeti son bulurken dünya Yahudileri de Filistin’de toplanmaya başladı.
    Japonya ve Almanya’yı İngiltere ve Rusya’ya karşı güçlendirdiler. Daha sonra ordusu olmayan bu iki ülkeye yatırım yaptılar. Böylece Japon ve Alman sermayesi adı altında kendi sermayelerini dünyaya hakim kıldılar.
    Gen. Mac Arthur’un Japonya kralı ile anlaşması Sermaye’nin bir talimatıydı. Hala Sermaye Japon ve Alman sermayesi adıyla dünyaya hükmetmektedir.
    Savaşın kuralı budur. Savaşta galip gelenlerle mağlup olanlar anlaşır ve hamlelerini yaparlar. 15 Temmuz’dan sonra Türkiye’nin Gülen grubu ile anlaşıp dünyaya hakim olması gerekirken tersini yapmaktadır.

  7. Keşke yeryüzünde ki savaş sever ülkelerin hepsinde rahmetli Muhammed Ali gib bir kaç tane çıkabilse de savas sevdalılarına haddini bildirse.
    Gerçi, ABD devletinin yargısı,ve askeriyesine karşı ABD basını da Alinin yaninda yer almış ve onunla beraber mucadele etmişlerdi.onun için Ali kazanmıştı.
    Silah fabrikalarının sermayesi insan kanı olduğundan dolayı bunlar Ali gibilerini sayısında artış olacaklara karşı yöntem değiştirip Müslümanları terörist ilan ettiler. Ústelik bunların silahlarını alıanlarda kullananlarda Müslümanlar.
    İslam ülkelerini içten karıştirip başlarına diktatörleri getirerek saltanatlarını sürdürmeye devam ediyorlar.
    Geri kalmış ülkelerin yönetim kadrolarının yedi sülalesi dahı savaşlardan falan etkilenmedikleri için saltanatlarını mükemmel bir şekilde devam ettiriyorlar. Onların hatalarını da kimse sorgulamiyor çünkü günah keçileri hazır,ABD,Avrupa,ve israil.
    Haftaya Şam’daki Emevi camisinde Cuma namazı kılacaklardı.6 yıl 9 ay sonra Süriye bataklığında şehit olan gencecik vatan evlatlarının cenaze namazını Türkiyenin değişik şehirlerdeki çeşitli camilerinde kılıyorlar.
    Savaş severlerin rahatlarí yerinde, bir yüzükden başka sermayesi olmiyanların nasıl olsa çocukları iş adamlarí tarafíndan ABD de okutulup ve askerlikden kurtariyorlar, çocuğu olmiyanlarda lafla Afrine gidip savaşacakmiş gibi milketi kandıriyorlar.Milletinde nasíl olsa onlara inanacağından emin olarak yarında.İsraili yok ederler.Tabiiki lafla.
    Fehmi bey o filimı izlemedim fakat sizin yazınızı okuyunca filimi izlemiş gibi oldum.
    Allah dünyaya barış ve huzur getirecek ter temiz nesiller gelmesini nasip etsin.Amin.
    Savaşsız bir dünyada barış içinde yaşamak dilklerimle, esen kalınız.

    • Karagülle Hocadan sonra keyifle okuduğum yorumculardan birisiniz.
      Özellikle bazı yorumcuların yazdıklarını görünce acaba diyorum aynı yazarı mı okuyoruz.
      Okyonus ötesinden ülkemiz nasıl görünüyor ıyi bir örneksiniz. Bu arada tevellüt 89 olduğu için biraz rahat yorum yazdım. 🙂

      • Teşekkürler. Bazı insanlar gerçeklerden rahatsız olurlar ve bu da normaldır.
        Şu anki kendini vatanperver olarak bilenler, neden çıkıp Politikacılara şu soruyu sormuyorlar. Sizler hiç bir konuda anlaşma şõyle dursun birbirinize ettiğiniz hakaretler ve iftiralar havada uçuşurken.
        Millet gelen şehitlere ağıt yakarken. Bu savaşı nasıl en az zararla atlatabilriz çözüm aramak için değil seçim ittifakı için bir araya geliyorsunuz? Sizin için şu anda õnemli olan koltuklarınızí sağlamlaştırmak mi? Şu an milletin buna mi ihtiyaci var yoksa huzura mi?
        Rahmetli Erbakan hoca aslında talebelerini çok güzel tarif etmiş ” Bunlar hocanın keçisini çalarlar, millete de hoca keçi çaldı derler.” Rahmetli bu günleri o zamandan görmuş.

        • Rahmetli birgün adının amarikalı İslam ve Türkiye düşmanı tarafından kullanılıp kirletileceğini de öngörmüş mü acaba…?
          Bir bakıverin bakalım öngörmüş mü?

          • Fehmi bey bu sitede seviyeli yorumlara müsade ediyor zannediyordum ama baya seviyesiz bir müslümana islam düşmanı diyecek kadar terbiyesiz yorumları yayınlayarak siteyi kirletiyorsunuz.Türkiye dışında milyonlarca Türk yaşıyor ve memleketinin de yaşadığı yerler gibi müreffeh ve demokrasi olmasını istemesi ve yöneticileri eleştirmesine türk düşmanlılığı nede islam düşmanlığı, ancak onu yazan zavallının zavallığını gösteriyor.

          • O da zavallı diyor bu da zavallı diyor. Seviyeden şikayet edene bak. Aynı kişi çıkarsa hiç şaşma. Takiye iliklere işlemiş. Can çıkar huy çıkmaz.

  8. insanlık tarihi savaşlar tarihidir de.
    film bana insanların bir dönem ne denli kanlı hırslara kapılmış olsalar da yine de açıktan ve dürüstçe savaşmış olduklarını hatırlattı. bin dereden su getirmeden açık açık dediler diyeceklerini belli ki…
    orduları üzerinde savaşan devletler şimdi terör örgütleri üzerinden savaşıyorlar. söyledikleri başka ajandaları başka…mertlik öldü ve bunun bedeli insanlık için savaşlardan çok daha ağır oldu bence. hassan sabbah tan fetö ye asala dan pkk ya topraklarımızda da bu kirli savaş son şiddetiyle devam ediyor. türklerin ve türk ordusunun tarihteki rolü çok ama çok önemli…

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here