Katar’a Suud-Mısır hamlesi.. İkinci hamlenin hedefi Türkiye olabilir mi?

8

Ne yani, Suudi Arabistan ile Mısır, aralarında Körfez İşbirliği Teşkilâtı üyesi bazı ülkelerin de bulunduğu bir cephe oluşturarak, diplomatik açıdan dışladıklarını ilân ettikleri Katar’a karşı bir de savaş mı açacaklar?

Bizim medyamıza bakarsanız iş bu noktaya kadar varabilir.

ABD ile Suudi Arabistan Donald Trump’ın Riyad’ı ziyareti sırasında bayağı yüklü bir silâh anlaşması yapmadı mı? Türkiye de dahil bölgenin güçlü ülkeleri Suudi Arabistan’ın girişimiyle oluşan askeri bir ittifakın içerisinde yer alacakları güvencesini vermediler mi?

Demek ki, arkasında ABD’nin bulunduğu bir hamle bu; eh öyleyse iş Katar’a askeri müdahaleye kadar varabilir…

O kadar kolay değil.

Suudlular İsrail’in de hoşlandığı bir plana sahip

Suudi Arabistan’ın bu hamlesinin ABD ile ilgili bir yönü var elbette, ama galiba Trump’ın şahsen temsil ettiği ABD ile…

Nihai amacı da, Riyad’ın neredeyse her hamlesinde arkasında bulmaya alıştığı Körfez ülkeleri arasında bir süreden beri mızıkçılık yapan tek ülke olan Katar’ı hizaya getirmek…

Ancak Suudi Arabistan’ın, Trump’lı dünyada, bulunduğu bölgenin ağzına bakılan ülkesi haline dönüşme niyetinde olduğu, gücünü ispatlama aracı olarak da İsrail’in 1967 topraklarına çekilmesini sağlayacak bir barışın tesisini kullanmak istediği de mutlaka hesaba katılmalı.

Suudi Arabistan Kralı Abdullah bin Abdülaziz’in, henüz veliaht iken, New York Times gazetesine verdiği (Şubat 2002) mülâkatta çerçevesini çizdiği ve arkasından bütün Arap zeminlerinde onaylatmaya çabaladığı bir İsrail-Filistin Barış Planıvar; 1967 sınırlarına çekilmeyi kabul edecek İsrail ile onun varlığına itiraz eden bütün ülkelerin barış anlaşmaları imzalamalarını öngörüyor bu plan…

Kurulacak Filistin Devleti’nin başkentinin Doğu Kudüs olacağı ayrıntısını da içerdiği için sahiplendiği hissini vermese de, İsrail’in de bu plana çok fazla karşı çıkmadığı görüldü.

Bilin bakalım o plana en şiddetli tepki nereden geldi?

Evet bildiniz: Müslüman Kardeşler (MK) örgütünün Filistin şubesi olarak görülen Hamas’tan…

Riyad tarafından ültimatom üzerine ültimatom verilerek, Katar’ın özel olarak Hamas’la, ama genel olarak da MK örgütü ile bütün ilişkilerini koparması istenmesinin en önemli sebebi, o ilişkilerin Suud Barış Planı’nı engelleyici etkisidir.

Mısır.. Katar.. İran.. ve Türkiye..

O planın en güçlü destekçisinin bugün Mısır olması da sürpriz değildir.

Arap Baharı sürecinde MK’nin siyasi gücünü denediği, onun içinden çıkmış Muhammed Mursi’nin cumhurbaşkanı seçildiği ülkedir Mısır; ancak kısa süreli o dönem Org. Abdülfettah el-Sisi‘nin askeri müdahalesiyle sona erdiğinde ortaya farklı bir tablo çıktı:

MK, Mısır yönetimi tarafından, ‘terör örgütü’ olarak ilân edildi ve Suudi Arabistan yeni yönetime en keskin desteği verdi.

Suudi Arabistan, Mısır’ın askeri yönetime geçmesiyle birlikte oluşturduğu yeni ikili cepheyle birlikte, önce Arap Dünyası’nda sonra da İslâm Dünyası’nda sözü dinlenir hale gelme mücadelesi başlattı.

Katar’ı diplomatik ablukaya almak o mücadelenin yeni bir adımı.

Onunla savaşı değil, Katar’ı da cephesine katmayı hedefliyor o adım.

Her 20 yılda bir aile içi yönetici değişikliğine alışmış bir ülke Katar: Şimdiki emir yönetimi babasından 4 yıl önce devralmıştı; o da 1972’de amcaoğlunu yerinden etmiş olan babasının yerine 1995’te emirliğe gelmişti zaten…

Yine yönetimde aile içi bir devir-teslime oynuyor olabilir Suudlular…

Denklem içerisinde İran’ın da bir yeri var elbette; ancak yorumlarda ileri sürüldüğü gibi Katar İran’ı kollayan bir ülke olduğu için değil… Böyle bir durum yok çünkü.

İran’a yakın gibi ele alınması, sanıyorum, İran’ı hizaya getirme derdi de olduğu bilinen Suud-Mısır cephesine Katar’ın sıcak bakmamasından kaynaklanan bir yanlış değerlendirme. Yoksa, Katar yönetimi için önemli ittifak ülkesi Türkiye; İran değil…

Hatta Hamas’a hâmi gibi görünmesi bile, Katar’ın Türkiye hatırına katlandığı bir jest olarak görülebilir.

Suud Planı’na karşı AK Parti Filistin barışı planı

AK Partili yönetimiyle Türkiye, Filistin sorununu çözmek için kotarılmış Suud Planı’na, yeterince âdil olmadığı gerekçesiyle sahip çıkmıyor; buna karşılık İsrail’in karşısına eşit bir örgüt olarak çıkabilmesini sağlamak amacıyla Hamas’ı daha mülâyim bir dil benimsemeye teşvik ediyor.

Kısmen başarılı oldu da bu teşvik. Hamas geçtiğimiz ay yenilediği anayasasında daha önce kabule yanaşmadığı bazı radikal değişiklikleri gerçekleştirdi.

Doğru anladınız: Suudlular’ın son hamlesi.. Ortadoğu’yu yeniden dizayn için çaba gösteren iki farklı cepheden birinin (Suud-Mısır cephesinin).. Türkiye ile birlikte hareket eden Katar ve ‘Hamas’lı Filistin’ cephesine karşı girişimidir.

Hamle Katar’a karşı yapılsa da Türkiye’yi zor duruma düşürüyor.

Katar’a desteğe devam etse de.. Suudi Arabistan’ın yanına geçse de.. bir bedel ödeyebilir ülkemiz.

Ankara’nın bu aşamada üzerinde durması gereken iki soru şudur: Washington ile İsrail bu tablonun neresindedir.. Suud’un hamleleri Türkiye’ye de Katar muamelesi çekmeye kadar varabilir mi?

ΩΩΩΩ

8 YORUMLAR

  1. Amerika yıllar önce campdavid anlaşması ile Mısır ile İsrail arasında ve Filistin aleyhine bir anlaşmaya aracılık etti. Anlaşma uyarınca, Mısır’a her yıl hatırı sayılır bir meblağı tıkır tıkır nakit ve silah yardımı şeklinde ödemekteydi. Bu anlaşma gereğince Mısır yönetimi, Gazze’nin Mısır’la bağlantısını istediği zaman kapatmakta ve Filistin’in israilin bir parçası olarak yaşanmaya razı olmasına çaba gösteriyordu. İsrail’in 67 öncesine dönmesi artık bir hayal bile değil. Bunu İsrail’e ABD dahil hiçbir güç dayatamaz. Şimdi izlememiz gereken İsrail’in kuzeye doğru nasıl ve ne zaman ne kadar genişleme işgaline girişeceği. PYD boşuna silahlandırılmıyor. İsrail’in kuzeydeki savaş gücünü ve ittifakını oluşturacak. Suud ve diğer ülkelerin korkusu yönetimde halkın söz sahibi olmasıdır. Arap baharı monarşileri sarsmaya başlayınca, suud ve ortakları başta Mısır olmak üzere ABD ve İsrail desteği ile kendilerini tarihin çöplüğüne atacak bu yangını söndürmeye çalıştılar. Burada Türkiye ve Katar’ın politikaları tabii ki tepki almaktaydı. El Cezire tv yayınlar Arap kamuoyunu monarklar aleyhine oluşturmaya başlayınca telaş arttı ve bu enformasyonu susturmak istiyorlar. İran meselesi burada tali bir meseledir. Trump’un seçim öncesi konuşmalarını izleyenler ABD nin ayyuka çıkan borçlarını Körfez ülkelerine ödeteceği gün gibi görülüyordu.

  2. iyi de parayı veren düdüğü çalmıyor muydu? parayı katar veriyor düdüğü nasıl türkiye çalıyor anlamadım. katarın türkiye istedi diye haması desteklemesi bana pek mantıklı gelmedi doğrusu. ayrıca türkiye filistini destekliyorsa israilin filistin işgaline niye yasallık kazandıran tek ülke oldu. bu da başka bir çelişki değil mi? arap dünyasındaki gelişmeleri ben bilmiyorum. yorum yapamam. ancak bildiğim ilkelere göre sizin yorumunuz hatalı. parayı verenin, para verdiği kişiye hoş görünmeye çalışması mantıksız.

  3. Katar vatandaşları iki hafta içinde ülkelerine dönmek zorundalar! Bu kararı verenler, aynı dinden aynı dili konuşan insanları ülkelerinden atıyorlar. Bu insanlardan, bulundukları ülkelerde onlarca yıldır yaşayanlar, yaşadıkları ülke insanlarıyla evlenenler, mal mülk edinenler, çocukları okula gidenler mutlaka vardır. Insan hakları, temel hukuk kuralları gibi kavramlara yabancı olunca, insanların kaderiyle oynamak ne kadar kolay…

  4. Bütün bu oyunların, çalımların varacağı nokta Türkiyedir. Bu gavur dostların Münafık ve namerde yakışır, uzun vadeli planları yıllardır sökün ediyor. Geçmişi bırakın, 1991 deki KÖrfez savaşından bu yana cereyan eden olayları hatırlayıp, şöyle bir gözden geçirin. Merhum N. Erbakan’ın uyarılarını, ikazını da şöyle bir hatırlayın. Ona karşı takınılan dangalaklıkları veya ihanetleri de. Sinsice, nereden nereye gelmiş gavurlar.
    İşin arkasında maddi, ekonomik menfaat hesabi mı var ? Yoksa gözdağı çekme mi ?
    Bu Arap Ülkeleri neden Trump denen, silah tacirlerinin reisi, SUUdu ziyaret ettikten sonra açıkladı, bu kararı
    He, Amerikan Başkanlarının eşleri ne zamandır, KALIN ALTIN kemer takıyor, acaba ? !!! ….
    Sömürgeciler bir ülkeyi nasıl ele geçirir ? İşbirlikçilik nasıl bir alçaklıktır ?
    Bu gibi Kararlar alınırken, Şeyhler,krallar hiç İslamı hatırından geçirir mi ?
    Şehitlik nasıl bir şey acaba ? Kuzey Kore Başkanı şehitiği (!) çok mu arzuluyor , acaba ?…. Yiğit ölür …
    İslamı öğrenmek istiyen kişiler, gayrimüslimken, Müslüman olan kimselerin hayatını ve tesbitlerini konuşmalarını nasıl gözlem altında tutmalıdır ?

    Evangelistler ayrı bir bela, internetten takip edin, melanetlerini, tasavvurlarını.

  5. Ortadoğu dediğimizde Türkiye, İran ve Suriye bir grup; Suudi Arabistan, Yemen, Körfez Ülkeleri, Ürdün, İsrail bir grup, Kuzey Afrika ayrı bir grup oluşturmaktadır. Büyük Ortadoğu dendiği zaman bunların tamamı ele alınmış olur. Buraya Afganistan da girebilir.
    Ortadoğu’nun temel sorunu Suudi Arabistan’dır. İslam merkezinin bulunduğu bu ülke önce İngilizlerle bir olup Osmanlılara saldırmış sonra da savunmasını ABD’nin, yani Sermaye’nin emrine vermiştir. Suud halkının psikolojisinde İslami halifelik kendilerine biat iken, Türkler bunu gasp etmişlerdir.
    Milli Görüş’ün ortaya çıkması ile Türkiye yeniden İslamiyet’in merkezinde olmuştur. Sonra Gülen Cemaati ile tüm dünyada Türkiye İslam aleminin tek temsilcisi olmaya başladı. Türkiye’nin çözmesi gereken sorunların başında Ortadoğu ülkelerindeki devlet başkanlığı sorunu vardır. İslami olmayan, ömrünü tamamlamış olan krallık çözülmesi zor bir sorun olarak durmaktadır. İkincisi, dikta rejimlerde saltanata doğru kayma meylidir.
    İdeal olanı, halkın kendi rejimlerini dış müdahalesiz değiştirmesidir. Benim benimsediğim ilke, mevcut başkanların ömürleri boyunca başkan kalmaları, aileye ülke içinde onurlu bir yer verilmesi ve İslami biat sistemi ile başkanlığa geçilmesidir. Hanedan aileye özel bucak kurulur ve orada yaşamalarına imkan verilir.

  6. Kimin barış planı olursa olsun İsrail 1967 sınırlarına çekilmez. Batı Şeria daki su kaynaklarını bırakmaz ve suudların İsrail den Filistinlilere iyilik babında bir taleplerinin olduğunu da sanmıyorum.

  7. – Katar hamlesinin Israil/Filistin ile ilgili olduguna katiliyorum. Ama Israil/Filistin konusundaki son gelismeleri Iran’dan bagimsiz dusunmemek gerek. Filistin olayindaki muhtemel “iyilestirmeler” Ortadogu sokagi nezdinde Iran’a karsi yapilacak faaliyetler icin gereken krediyi saglamak icin olacaktir. Bu faaliyetler de Iran’a karsi direkt guc kullanimi olarak degil daha cok Lubnan cephesinde gelismeler seklinde kendini gosterir kanaatimce.

    – Israil/Filistin meselesinde yakinda daha cok “kagit uzerinde” degeri olan ama pratigi cok degistirmeyecek gelismeler olabilir. Gene de Filistinlilerin degerli kazanimlar elde edebileceklerini dusunuyorum gercekci davranirlarsa.

    – Turkiye’de cok dile getirilmedi ama Misir’da Musluman Kardesler/Mursi hic de iyi bir iktidar sinavi vermedi. Tam “%50+1” mantigini benimsedi. Halk nezdinde de “istenmeyen” durumuna dusmuslerdi.

    – Turkiye umarim mantikli davranir ve “Suud-Misir” blogunda yer alir. Katar olayi icin “gercek arabuluculuk” yapabilir.

    – Katar’a uygulanan turden bir ablukanin ilk adim oldugunu dusunmuyorum. Muhtemelen daha once kapali kapilar ardinda gorusmeler yapildi ama anlasilamadi.

    – Bir sonraki adimda Pakistan da ran konusunda biraz daha aktif davranmaya ikna edilecek gibi geliyor bana. Bu sefer ABD Iran’in nufuzunu ciddi bicimde geriletmeye kararli gozukuyor.

    • Sayın Cevat bey yorumunuzda; “Turkiye’de cok dile getirilmedi ama Misir’da Musluman Kardesler/Mursi hic de iyi bir iktidar sinavi vermedi. Tam “%50+1” mantigini benimsedi. Halk nezdinde de “istenmeyen” durumuna dusmuslerdi.” demişsiniz. Mursi iktidara geldiğinde Suudi Arabistan kralı haklı olarak oradaki iktidarı kendisi için tehlikeli gördü ve parasal yardım etmedi, ABD de Mursi yönetimini tehlikeli gördü İMF yardımına onay vermedi, Mısır ekonomisinin %70’i mısır ordusunun elinde olduğundan Mursi yönetiminin mısır ekonomisi üzerinde %30 luk bir tasarruf yetkisi olduğunu söyleyebiliriz. Dolayısıyla Mursi yönetimi maliye politikası ve ekonomi politikası araçlarından yoksun bir durumda olmasına rağmen Mursi yönetiminin seçim ile halk tarafından gönderilmesi yerine darbe ile görevden uzaklaştırılmıştır. Yazınızda Mursi hiç de iyi bir sınav vermedi demişsiniz. Madem bu konuda sizin iddianız var o zaman sizce iyi sınav vermesi için neler yapmalıydı konusunu açıklamalısınız, yine yazınızda “Tam “%50+1” mantigini benimsedi.” demişsiniz. Mursi %50+1 mantığını benimseyerek neler yaptı, Eğer iddialarınızda haklı iseniz Mursi zaten hapishanede cezasını çekiyor yok eğer iddianızda haklı değilseniz dikkatinizi çekerim zulme uğrayanların koruyucusu ALLAH’dır . Saygılar

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here