Kış kışlığını yapmıyor.. Bunun Türkiye ve CHP kurultayı ile ilgisi ne?

11

‘Kış’, ilkokuldan beri bildiğimiz üzere, yılın üç ayıdır: Aralık, Ocak ve Şubat… Ancak bu yıl, Şubat ayının yarısına yaklaştığımız şu günlerde bile, ülkemizin büyük bir bölümünde kış kendisini henüz hissettirmedi.

Mevsimlerin mevsimliğini yapmadığı bir dönemle karşı karşıyayız. Hani ‘kar’dan vazgeçtim, doğru dürüst yağmur bile yağmıyor.

İklimler eskisinden farklı hale geldi; buna kuşku yok.

Her alanda yaşanan değişim

Sadece iklimler de değil, dünyamızdaki müthiş değişimler kendilerini her alanda hissettiriyorlar. Bizim neslin okullarda öğrendiği, çalışma hayatına atıldığında varlığını hissettiği hemen her önemli konu, günümüzde farklı bir biçim aldı, almaya da devam ediyor.

Günlük hayatımızın yeknesaklığının yerini gözümüzün önünden akıp giden hızlı ve farklı hayatlar aldı. Haberleri olaylar meydana gelir gelmez öğrenmemizi sağlayan bir medya altyapısı ve yüzyüze iletişimi ortadan kaldıran bir sosyal medya gerçeği var. Aynı mekanda oturan insanlar en çok vakti birbirleriyle konuşarak değil cep telefonları ve tabletleriyle geçiriyorlar.

Sağlık alanında meydana gelen ilerlemeler sayesinde ömürler uzuyor, ancak ileri yaşlar hem bireylere, hem de onların içinde yaşadıkları topluma yeni sorunlar ve sorumluluklar getiriyor.

Dünyamız için de benzer bir durum var.

Barış üzerine oturan ve BM gibi üst otoritelerin sağladığı hukuki güven ortamına sahip dünya düzeninin yerini uluslararası sorunların savaş yoluyla da çözülebileceği anlayışı aldı.

Terör eskiden tek tek ülkeleri tehdit ederken günümüz dünyasında el-Kaide ve türevi örgütler yüzünden global bir mahiyet kazandı. ‘Terörist’ tanımı da değişti; eline hayat boyu hiç silah almamış insanların bile, bir gün, kullandığı aracı kitlelerin üzerine sürerek ‘terör eylemi’ gerçekleştirebildiği bir dünyamız var.

Sorunların globalleştiği günümüz dünyası, ilk fırsatta, 1980 sonrasında benimsediği globalizm yolundan sapabileceği görüntüsünü veriyor.

Oysa, bütün uluslararası ilişkiler ve ekonomik yapı ‘globalizm/küreselleşme’ anlayışı üzerine oturuyor.

Değerleri zorlanan, dengeleri bozulan, neredeyse bütün özelliklerinin değiştiği veya değişme yolunda olduğu sinyallerini veren dünyamız, ekonomiyi ve siyaseti de derinden etkileyen bir sürece girmiş bulunuyor.

Teknoloji daha az sayıda insanın istihdam edilmesini, insanların daha az saat çalışmasını mümkün kılıyor; zenginlerin servetlerinin katlandığı, bunun karşısında fukaralığın yaygınlaşıp çaresizliğin her kapıya eriştiği bir dünyada yaşıyoruz.

‘En az zararlı’ bilindiği için ülkelerin fazla zorlanmadan benimseyegeldiği demokrasi, bir siyasi sistem olarak, eskisi kadar revaçta değil. En sonunda ABD’ye de sirayet ettiği fark edilen, hemen her alanda tekçi bir karar mekanizmasıyla yönetim anlayışına sahip siyasi liderler ön plana çıkıyorlar.

ABD’ye başkan seçilen Donald Trump’ın ilk hukuki tasarrufu olan bazı ülkelere seyahat yasağı getiren kararname konusundaki tutumunun da dışa vurduğu gibi, yargıyı da aynı ‘tekçi’ mekanizmanın parçası olarak görüyor bu anlayış.

Muhalifler ve sivil toplum ‘out’

Son yıllarda Avrupa’ya da egemen olmaya başlayan bu ‘tekçi’ anlayış, etkisini en fazla toplum yapılarının kutuplaşmasında hissettiriyor.

Yönetime gelenler kolonyal dönemin sloganı ‘böl ve hükmet’ ile ülkeleri yönetmenin peşindeler.

Demokrasilerin olmazsa olmazı farklı görüşleri ve muhalif söylemleri önemsizleştiren, sivil toplumu etkisizleştiren bir döneme girildiği kesin.

Uluslararası bazı kurumların (sözgelimi Dünya Ekonomik Forumu) ve gelişmeleri yakından izleyen ulusal bazı yapıların (sözgelimi ABD’deki National Intelligence Council) ileriye dönük değerlendirme raporlarına göz atıldığında, köklü altüst oluşların kapımıza dayadığı fırsatlar ve sorunlar daha iyi anlaşılabiliyor.

İyi de, bizim ülkemizde bu konular neden tartışılmıyor?

Oysa, değişim ve köklü altüst oluşların en fazla hissedildiği bir bölgede bulunuyor ülkemiz.

Yaşıyoruz, ama farkında değiliz değişimlerin hayatlarımızı ne kadar değiştirdiğinin…

CHP kurultayı bu yüzden hayal kırıklığı

CHP’nin iki gün süren çekişmeli kurultayının, değerleri ve dengeleri böylesine tehdit altına düşmüş bir dünyada yapılıyor olmasına rağmen, sorunları çok daha değişik dönemlerde yapılmış önceki kurultaylardan herhangi bir farkı var mıydı?

Sorunlar ve çözümler konularına değinen konuşmalar dinledik mi kurultayda?

Anmuhalefet partisinin global gelişmelerden haberdar olduğunun işaretini kurultaydan alabildik mi?

Kurultay sonrası tartışmalardan?

Bu soruların hepsinin tek bir cevabı var: Hayır.

Şimdiye kadar meydana gelmiş değişimi fark edemeyenin bundan sonraki muhtemel değişimlerle ilgili öngörüleri olması da beklenemez.

Dünya değişiyor beyler, bunu hiçbir gelişmeden hissetmiyorsanız, kışın bu denli kurak geçmesi de sizlere bir şeyler söylemiyor mu?

ΩΩΩΩ

11 YORUMLAR

  1. Kur’an-ı Kerim’in ilk ayeti “oku,”
    Bu ayet oku diyor, dinle demiyor. Eğer oku ayetinin hikmetlerini bilmek istiyorsak! kendimz rahatlíkla öğrene bilmek yerine hocalar,şeyhler ve bu kılıklara girmış sahte şarlatanlardan öğrenirsek, bugünlerde insanlığın başına gelenlerin Allah’ın(CC) bize uyarısı olduğunu anlamış oluruz. Bunları bilmek için kavimlerin ne suçlardan dolayı yok olduklarını sürelerden kolayca öğreniz.
    Geçmişdeki yok olan kavimler neler yapmışlardı? Allah’ın yasakladıkları kötülúkleri yapmışlardı.
    Yasaklar. İsraf, kendini başkalarından ústün görmek, gösteriş yapmak, İftira, eşcinsellik, zina, zalim hükúmdarlar ve diğerleri. Bunlardan bir tek örnek bizdeki zina ve namus kavramı cinsiyete göre değişiyor kız yaparsa namus için öldürmüş, erkek yaparsa el kiri hatta gurur duyan da oluyor. Bunlar örneklerden birkaçı.
    Şu ankı Dúnyada olan doğal afetler insanların sapıklığından ve diktatörlerin(genelde Araplar) yaptıklarına boyun eğmekte olan milletlere , Allahu Teala’nın uyarısıdır, bu olayları geçmişde yapan kavimler şimdiki dúnyadaki çeşitli doğal afetler gibi afetlerle yok olmuşlardır.
    Dinleyen değil okuyan olursak herşeyi daha sağlıklı gerçek kaynağından öğreniriz.
    Bu benim fikrim tavsiyem değil.
    Bir de bu yõn ile tartışalım ne dersiniz?

    • mesnevi-i şerifin kuran tefsiri olduğu söylenir, bilmem katılır mısınız. kuran ”oku” diye başlar mesnevi ”dinle” diye başlar.
      okumanın tefsiri önce dinlemedir sonra bakmak sonra anlamak gelir…o nedenle kuran da organlar sayılırken önce kulak( dinlemek) sonra göz(bakmak) sonra kalp(anlamak) zikredilir…
      O, o zâttır ki, sizi yarattı ve sizin için kulak ve gözler ve gönüller var kıldı. Ne kadar az şükrediyorsunuz…67/23
      Ve Kur’an dinlemek farzdır ama okumak farz değildir.

    • Hep söylüyoruz zaten … Amarikan çiftliklerindeki beslemelerin peşine takılıp dünyanızı da ahiretinizi de İslam düşmanlarına satmayın, kaynaklardan öğrenin diye

  2. fehmi bey yazdığınız gibi gerçekten değişim geçiren şu dünyada öğrenmemiz gereken çok şey var fakat bir türlü gerçekleri kabullenemiyoruz.,gerçeklerden kaçtıkça gerçeklerinde bizden kaçtığını sanıyoruz ;fakat kapımıza dayandığı zaman hemen tebir almaya kalkıyoruz ama nafile bir meslek lisesi öğretmeni olark üzülüyorum .bazan düşünüyorum yeni dünya düzeninde nasıl yerimizi alacağız ve nasıl kendimizi kabul ettireceğiz tabiiki ilim, irfan,kararlılık ve cesaretli adımlarla olacak fakat gençlerimizde hiç öyle bir heyecan yok olsada azınlıkta. Öncelikli olarak bu eksiğimizi görüp bizi biz yapan değerlerimize sarılmadan olamayacağını geleceğimiz olan gençlerimize ve topluma anlatmamız gerek tabiiki çok zaman alacak fakat sabır göstermemiz gerekir…selamlar

  3. zamanın bir ruhu vardır bir de kutbu. bazen yumuşak huylu bir manav olur bazen celalli bir çömlekçi…
    dünya hayatının da bir fıtratı vardır. zıtları barındırır. aydınlık ve karanlık gibi, iyilik ve kötülük gibi. zıtların kararlılığı yoktur biri diğerine galebe çalar zaman zaman. beka yaratılmışın sıfatı değildir de ondan. akıl bir miktar tekamül ederse zıtları cemeder gündüz ve gece vardır ama artık bir gün olmuştur.
    bilim bize gözlemci varsa gözlenen vardır diyor. dünyayı şekillendiren insan bilincidir. gördüğümüz karanlık kendi karanlığımız, aydınlık kendi aydınlığımızdır.baktığımız yere götürdüğümüz gibi gittiğimiz yere de götürürüz…
    türkiye nin kaderi bellidir. çoğu gitti azı kaldı inşAllah. her günü bir öncekinden iyi olacağı günler yakın. hep beraber göreceğiz…

  4. Yeni Dünya
    Atmosferdeki karbon zamanla azalmış ve canlı türleri iklimlere göre değişim geçirmişlerdir. Şimdi yeraltındaki karbon bazlı madenler çıkarılıp işleniyor ve karbon yeniden atmosfere karışıyor. Böylece atmosfer daha az ısıyı dışarı yansıtmaktadır. Yaz ile kış birbirine yaklaşıyor. Yeraltındaki karbon bazlı madenler tükendiğinde yeryüzü daha da ısınmış olacaktır. Yaz ile kış neredeyse birbirine eşit olacaktır. Bu durumda seralar ile daha yüksek kapasiteli üretim gerçekleşecektir. Geçmişte de iklim değişiklikleri olmuş, sonunda insanlar hep daha ileri uygarlık seviyesine erişmişlerdir. Şimdiki değişim büyük oranda insan etkisiyle gerçekleştiği için geçmiş iklim değişikliklerinden biraz farklıdır.
    Bugün insanlar kendi ürettiklerini satıp başkalarının ürettiklerini satın alarak yaşıyorlar. Bu mübadele dönemi 5000 sene evvel Mezopotamya’da başlamış ve 20. yüzyılda tamamlanmıştır. Bugünkü teknoloji bunu insanlığa götürmelidir. Fakat Avrupa uygarlığı kendi buluşuymuş, patentine sahipmiş gibi bunu kendi tekelinde tutmaktadır.
    Teknoloji bakımından çok çok ileri olan Batı uygarlığı hukuk bakımından çok çok geridir. O kadar geridir ki Müslümanların bin yıl önce ulaştıkları hukuk seviyesinin yarısına bile varamamışlardır. Bu gidişle de varmaları mümkün değildir. Adil Düzen bu ihtiyacı karşılamak için ortaya çıkmıştır. Gününü beklemektedir. Sorun artıyor, çözümler Adil Düzen’i bekliyor.
    Yeryüzüne Kur’an düzeni hakim olacaktır. Kabul edenler kalacak, etmeyenler çeşitli bela ve afetlerle gark olup gideceklerdir. Buna inanmak Kur’an’a inanmak demektir. Bu sözleri herkes birkaç defa okumalıdır.

  5. Trump başkan seçıldiğinden bu tarafa ABD de azınsanmayacak kadar pozitif gelişmeler oldu.
    Birincisi buradakı medya ve sıradan insanların İslam dinine ve Müslümanlara karşı bakış açıları olumlu yõnde değişmesi, aynı zamanda da elkaide ve İşit gibilerinin ABD,Rusya ve diğer Müslüman olmayan ülkeler tarafından kurulduğunu konuşuyorlar. Benim karşılaştığım insanlar, bu doğru mu diye bana hep soruyorlar.
    Ben çok aktif birisiyim ve her kesimden geniş bir arkadaş çevrem var onun için biliyorum.
    Burada bizdeki gibi politikacılar insanları bölemiyor,mesala 60 minute de daha dün izledim bir yıldır sürekli gösteriyorlar kendisi Hillary Clinton’i desdekliyordu Çobani yoğurt fabrikasının sahibini geçen sene Trump taraftarlarına bu Türkiyeli Müslüman bunu boykot edin yoğurtlarını almayın demiş o eyaletin genel valisi ve halkı, biz sana oy verdik diye senin için eyaletin fabrikasını iflas ettirecek kadar akılsız değiliz, diyerek onu dediğine pişman ettiler.
    Fehmi bey sayın Karagüle hocanın dediği sermaye bizim ülke gibi ülkeler sayesinde dimdik ayakta duruyor. Yanlışlıkla gazetecinin birisine e-mail ile gõnderilen gizli hazırlanmış hani o meşhur
    2014 deki AKP yol haritasını siz de okumuşsunuzdur herhalde. TC cumhurbaşkanından başlayıp, Koç’dan tutun da bir çok işyerini batırıp siyasilere iftira atıp mimliyerek nasıl devre dışı bırakacaklarını yazan yol hatırası.
    Şu an o yol hatırası sayesinde tarihin hiç bir döneminde olmadığı kadar Türk insanını bölüp, Gazetecileri bilim adamlarını susturup, cahil küfürbaz trollerini ortalığa salmışlar ve bunları da yaparken Türklük vatanseverlik ve Müslümanlık adına yaptıklarını gururlanarak söylüyorlar.
    Tıpkı mevsimlerin değiştiği gibi, vatanseverlik,Türklük ve Müslümanlık da değişti

    • Tabi, bu değişimi en iyi siz bilebilirsiniz; Müslümanlık, Türklük, vatanseverlik gibi kavramları, efendilerinin isteği doğrultusunda, hedeflerine ulaşmak için pervasızca, alçakça kullanan, içini boşaltan, tahrip edip değiştiren malum fetö terör örgütüdür.

  6. mevsimlerin değiştiğini sanmıyorum. dünyanın yıllar içinde döngüsel rutin mevsim değişiklikleri var. bölgesel olarak bazen kurak bazen yağışlı olur. geçen sene de çok fazla kar yağmıştı.. çok yağınca da şikayet ediyoruz.. az yağınca da.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here