Muhalefet ‘solak boksör’ sürprizi yapamazsa…

89

Birkaç yıldır siyaseti uzaktan izleyen kıdemli bir politikacıyla âniden karşılaşınca ‘baskın seçim’ konusunu kendisine sormadan edemedim.

“Sizin için de sürpriz oldu mu?” sorumu geniş bir tebessümle karşılayınca da şaşırdım. Hayır, ona sürpriz olmamış…

Dediği şu:

“Esas sürpriz benim için 7 Haziran seçimi (2015) sonrasında yaşananlardı. AK Parti’nin oyları yüzde 40’a kadar düşmüş ve muhalefetin eline müthiş bir fırsat geçmişti. Sonrasında yaşananlar şaşırtıcıydı. Muhalefet nal toplarken Cumhurbaşkanı Erdoğan bir hamleyle o yüzde 40’ı altı ay sonra yüzde 49,5’a yükseltmeyi bildi.”

Gerçekten de öyle olmuş, ne yapacağını şaşıran muhalefet eline geçen fırsatı kullanamamıştı.

“Şimdi yaşanana bu yüzden sürpriz diyemem” diye devam etti kıdemli politikacı.

“Diyemem, çünkü gelişmelere bakınca bu seçimin daha 16 Nisan referandumu günü planlandığı anlaşılıyor. Beklentilerin hayli altında ‘Evet’ oyu çıktı referandumda. Baskın seçimin geleceği belliydi de, zamanı belli değildi. Bekliyordum. Devlet Bahçeli, tıpkı 2002 yılında olduğu gibi, gününü de belirterek erken seçim talep edince, Tayyip Bey tarihi derhal kendileri için en erkene çekti. 24 Haziran Tayyip Bey’in yeni 1 Kasım (2015) hamlesidir.”

Ardından ilave etti: “Meclis’te bir-iki muhalefet milletvekili seçimlerin 24 Haziran için planlandığını öngörerek bahis de kazanmış galiba.”

Evet, onlardan biri de HDP’li Sırrı Süreyya Önder

“Bravo ona” dedi görüştüğüm kıdemli politikacı.

Hazır yakalamışken…

“Muhalefet bu defa da hamlesiz mi kalır, ne yapabilirler?”diyecektim ki, ikinci soruma müsaade etmedi, yoluna devam edip gitti.

Keşke önce o soruyu sorsaymışım…

Sahi, bu ortamda muhalefet ne yapabilir?

Bugünkü gazetelere sabahın erken saatlerinde göz attığımda benim yüzümde de geniş bir tebessüm belirdi.

Diğerlerini bırakıp sahibi yeni değişen gazetenin yazarlarının ilgilerinin nereye yoğunlaştığını merak etmemden kaynaklandı bu havam.

Yazı başlıklarını sunayım da ‘neden?’ sorusunun cevabını kendiniz verin.

İlk yazı ‘Kılıçdaroğlu’nun en zor seçimi’ başlığını uygun görmüş yazısına. Bir diğeri ‘CHP ne yapıyor?’ sorusunu yazının başlığına taşımış. Bir başkası da yazı başlığıyla ‘CHP’nin adayı nasıl bir şey olmalı?’ sorusuna cevap arıyor.

“Hah, nihayet konuya farklı yaklaşan biri var” diye sevinerek yaklaştığım sonuncu yazar ‘Gül’ün zor kararı’ başlıklı yazısının büyük bölümünü yine CHP’ye ayırmamış mı?

Herkesin derdi CHP’nin ne yapacağında…

AK Partililer, CHP Kemal Kılıçdaroğlu’nu aday gösterse rahat edecekler, bunu fazlasıyla belli ediyorlar. ‘Stratejik ortak’ MHP’nin lideri ise Kılıçdaroğlu hakkında hayırlı sözler sarf etmiyor.

Strateji CHP ve Kılıçdaroğlu söz konusu olduğunda farklı uçlara gidiyor.

CHP kendi içinden her kesime hoş gelebilecek bir aday çıkarma hazırlığındaymış; gazetede okuduğum yazılardan çıkardığım sonuç bu.

İYİ Parti kurucusu Meral Akşener daha ilk günden “Ben adayım” dedi zaten; elde kılıç olmasa da ağızda kılıç gibi sözlerle dümdüz ilerliyor… Hesap yok, varsa da o hesaba bir tek kendisi inanıyor olmalı.

HDP, eğer haklı olarak bir türlü hazmedemedikleri, önceki cumhurbaşkanlığı seçiminde beklenmeyen oranda oy almış eski eş-başkanları Selahattin Demirtaş’ı, cezaevinde olmasına rağmen, yeniden aday göstermenin hukukiliğini araştırmaktaymış yanlış anlamadıysam…

İlkeler nerede kaldı?

Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu, hepsine dönüp, “Hani ‘ilkeler platformu’ üzerinde mutabakata varmıştık?” diye daha önce bizzat ve yüz yüze görüştüğü liderleri hesaba çekse yeri var.

Her parti kendi adayını çıkarırsa, hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrılığı, hesap verebilirlik, yolsuzluk ve yoksullukla mücadele ve tabii demokratik hak ve özgürlüklere dayalı adalet sistemi ilkelerini yeniden hakim kılma iddiası ne olacak?

Nasıl gerçekleşecek o ilkeler?

Dünkü yazımda, AK Parti’nin ‘baskın seçim’ ile yaptığı hamlenin muhalefeti zor duruma düşürdüğünü vurguladıktan sonra “Muhalefet bu tablo karşısında ne yapabilir?” sorusunu kendime sorup cevabımı paylaşmıştım:

Dediğim şuydu:

Fazla bir seçenek yok. Daha doğrusu benim görebildiğim tek bir seçenek var: Parti kimliklerini geçersiz hale getirecek ve seçmenlerin davranışlarını etkileyebilecek çapta bir görüntü değişikliği ile seçime gitmek…

İYİ Parti ve Saadet Partisi’ni Meclis’te temsil edilebilecek güce kavuşturacak, HDP’nin baraj derdini geride bıraktıracak, CHP için ‘Ben bu partiye asla oy vermem’ diyen (yüzde 28) kesimi bir kez daha düşündürmeye sevkedecek çapta bir değişiklik…

Lafla anlatılabilecek kadar zamanı yok muhalefetin, ancak görüntü değişikliğiyle seçmeni kendine oy vermek konusunda düşündürebilir.”

Beklentim şunlar:

Görüntü değişikliği…

Ne yapman bekleniyorsa onu değil, en beklenmeyen seçenekler üzerinde yoğunlaşıp onlar arasından biri üzerinde karar kılmak…

Var olan tabloyu değiştiremeyeceğine göre, o tabloda olmayan bir unsuru devreye sokarak şaşırtmak…

‘Solak’ olduğu bilinmeyen bir boksörün ringte davrandığı gibi davranmak…

Bekleyelim bakalım, kendilerine bir çıkış yolu bulacak mı muhalefet partileri?

Yoksa kıdemli politikacının 1 Kasım’dan sonra beklediği gibi mi yaşanacak olaylar?

ΩΩΩΩ

 

89 YORUMLAR

  1. Didem hanım adalet, insan hak ve özgürlükler, hukuk sistemi ve siyasi etik gibi önemli konularda eleştirel yorumunlariniz vardı da benmi okumadım acaba? Yoksa siyasi ıktidarın bu konuda her hangi bir yanlışı Yok mu? Kalın sağlıcakla.

    • Evet siz okumamış olabilirsiniz. Ama bu site de bu konularda eleştiri sıkıntısı yok zaten. Hatta bolluk var. Bu durumda ben muhalefet eleştirisi açığını kapatmaya çalışıyorum. Elimden geldiğince.
      Selamlar

      • Muhalefet elestirisi konusunda bosluk bulmus olmaniz ilginc dogrusu.Zira basta sayin c.baskani,bilumum ekabir zevat,onlarca gazete,televizyon bunu bol bol yapiyor.Sizin bu konuda ekleyebileceginiz tek sey seviye olabilir.
        Ama hukuksuzluk,adaletsizlik,haksizlik,iskence,talan,yalan,tutarsizlik gibi konularda,degil elestiri bulabilmek elestirmeye cesaret edebilmek mumkun degil.Bu kurak ortamda,bu konularda,yeterince elestirinin oldugunu soyleyebilmeniz daha da ilginc dogrusu.

    • Yargida, orduda ve emniyette fetocu temizligi titizlikle suruyor, eskiden oldugu gibi faili mechuller, beyaz toroslar yok! Secmen iradesi en ust duzeyde meclise yansiyor, milli iradeyi darbelemek isteyen, masum halki katleden hashasiler birer ikiser paketlenip getiriliyor… siz neyi begenemediniz ki?

  2. Muhalefet değil de karşısındakiler,afedersiniz,karşısında ki aslında sadece,ne de olsa parti filan yok artık emir kulları var.Adalet gitti kalkınma kaldı (mı? bence iniş başladı)Neyse adamın kendi partisi oldu.
    Muhalefet değil kendi kendisine solak boksör darbesi vuruyor farkında değil,yerinde olsam aday olmazdım,çünkü artık başarıyı yakalayabileceği bir ekibi yok emir kulları var etrafındakiler doğruyu değil ,onun arzuladıklarını söyleyecekler,yani anlayacağınız her halukarda kaybedecek,yıllardır bu ekibe oy vermiş benim gibi insanları kaybetti etmeyede devam edecek,”neden böyle yaptı açıkça yanlış değilmi diye soruyorum cevap :vardır bir bildiği açıklama yok”.
    Alın size bir soru daha: “gençlerimizin imanını, ahlakını ve akaidini yani itikadını tartışma konusu yapmak kesinlikle art niyetlidir” demek ne demek?

  3. Yazınızda bahsi geçen özelliklere sahip birini biliyorum ama kaale alınmayacağına eminim. Yine de niye olmasın diyorum. Tayyip bey kadar popüler, başta gençler olmak üzere herkes tarafından seviliyor.Ve bana göre tam ters köşe olmaya namzet. Hatta -Siz değil özellikle O -pop sosyoloğumuz köşesinde bahsederse dikkatleri de üzerine çeker gibi geliyor. Şu ana kadar ki adaylar içinde bence halk tarafından en fazla olumlu tepki alacak kişi diye düşünüyorum.Özellikle size yazıyorum çünkü hiç bir isme olmaz diye bakmazsınız.Eksilerinin yanında çok fazla artısı olduğuna inanıyorum.Lütfen dalga geçiliyor diye anlamayınız. Sizin aklınıza gelenlerle benim adayımın seçilme olasılığını düşününüz. Benim C.başkanı adayım: Engin Altan DÜZYATAN. Saygılarımla..

  4. Abdullah gül aday olması halinde kazanamayacak. aday olursa da rezil olduğuyla kalacak.
    bak buraya senin çuvallamalarını yazayım da seni ne kadar iyi tanıdığımı gör:

    1- “abdüllatif şener’in partisiyle sorunu yok, sadece mizacen değişik biri”
    2- “ak parti cemaat gerginliği yok”
    3- “1 kasım’da ak parti daha az oy alır”
    4- “aydın doğan iyi ve bizden bir anadolu insanı, sadece çevresi kötü”

    olaylara zahir sebeplerle bakıyorsunuz. Geçtim olayların manevi muradını, manevi seyrini ve encamını okuyabilmeyi. 24 haziran’da ne yapsanız boş, erdoğan kazanacak. Erdoğan bu sene ayasofya’yı açacak 29 mayıs’ta inşallah. Gül de o ilk açılış namazına dahi katılamayacak. katılmayı da istemez zaten. eskiler boşuna dememişler allah hüsn-i hatime versin diye.

  5. Aceleye geldiği için bazı ayrıntıları es geçmiştim. Madem itiraz yok, hava yumuşamışa benziyor ilavelerle bir tazaleme yapalım.. Bu boks maçı tekrar nasıl başlar sonu nereye varır o da bilinmez, ona göre…

    …….
    Maça çıkar çıkmaz yumruk yedi muhalefet,
    Yerle yeksan ediverdi, nakavt gibi bir afet!

    Toparlanabilir mi acep? durum şüpheli,
    Pek te ağırdı rakibin, o mendebur eli !…..

    Yumruk muydu bu darbe o da pek belli değil
    “Osmanlı tokadı” dedi biri, belli ki bir cahil!

    Her yer karardı bir anda, yıldızları saydı
    Başına gelenin az da olsa farkındaydı !…

    Devreye giriyorken yılların tercübesi,
    «Düşme! haydi» diyordu sanki direncin sesi..

    Ayağa tam kalkarken hakem araya girdi
    Bitmeseydi o raund, nakavt olabilirdi!

    Yediği darbeden yüzü yanarken için için,
    İmdada yetisti zaman, kendine gelmesi için

    İlaç gibi geldi her an, dinlenirken köşede,
    Bütün ümitler şimdi, o sürpriz sol kroşede!
    ******

    Bu işin ikinci raunduna başlamayı muhalefetin ortak bir adayı açıklamasından sonraya bırakalım.. Zaten, herbiri bir araya gelip ortak bir isim çıkaramazsa kendi gönüllerinde yatan birer aslanla çıkacak demektir ortaya. Ancak, genelleme yapmak gerekirse, o aslanlar bence de birer «tekir kedi» psikolojisiyle seçime gireceklerdir; Davul zurna sesleri o psikolojiyi değiştirmeye yetmez. Yani, formalite icabı bir seçim olur.

    Hilesiz hurdasız, kavga gürültüsüz israfsız olsun ona da fit oluruz.

  6. Ortaya cikan bu kordugumun cozulmesine iliskin nacizane bir fikrim var.Bakalım begenecek misiniz;
    Particilik mantığı ile muhalefetin secimi kazanabilmesi cok zor gorunuyor.Zaten getirilen sistemin sonucu olarak, c.baskani secimi daha onem arzettiginden ve on planda oldugundan, c.baskanligi secimine odaklanmak daha dogru bir yaklasim olacaktir.
    Bu durumda da, Erdoganin karsisina cikacak taninirlikta ve agirlikta,en azindan,bir adayin secimlere girmesi bir zorunluluk arzediyor.
    En az 3 aday ile secime gidilmesi ve muhalefetin ilk turda tek bir aday uzerinde uzlasmada bulunmak gibi bir hataya dusmemesi cok onemli.Zira ilk tur, secmenin tam bir degerlendirme yaparak dengeleri kavramasina imkan vermiyor. Secimler ikinci tura kaldiginda,durumdan ve gidisattan memnun olmayan secmenin daha mantikli bir tercihte bulunacagi ve gucbirligine yonlenecegi aciktir.
    Muhalefetin aday veya adaylarinin,Erdogan ve sistemin oyununa gelmemesi, ve bunlar tarafindan belirlenen gundemi ve kabulleri papagan gibi tekrarlamamasi ve farkli bir secenek sunmalari da sarttir.Bu cok onemli,yarisin konusunun degistirilmesi sarttir.
    Muhalefetin ortak itiraz noktasi; getirilmek istenen sistem ile tum yetkinin tek bir kisi elinde toplanacagi, erkler ayriliginin ortadan kalkacagi,denetimin mumkun olmayacagi ve demokrasinin daha da gerileyecegi oldugudur.O halde, muhalefet aday ya da adaylarinin da bu sistemi ortadan kaldirip,meclisin temsil yetkisini guclendiren,temsilde adaleti saglayan(barajin dusurulmesi), gucler ayriligini saglikli sekilde duzenleyen,etkin ve seffaf bir denetimi saglayan bir sistemi tekrar geri getireceklerini ilan etmeleri ve iyi bunu anlatmalari gerekir.Bu durum secimin butun kimyasini degistirecek,iktidarin ve sistemin butun oyununu bozacaktir.
    Secim bu sekilde kazanilabilir.
    Referandumda cikan oy oranlari, referandum sonrasinda iktidar tarafindan referandumda yapilan vaatlere tamamen ters bir durumun ortaya cikmis olmasi,getirilmek istenen tek adam sistemi kaynakli gelisen olumsuzluklar ve hepsinden onemlisi memnuniyetsizligine ragmen seceneksizlikten dolayi mecburen iktidara oy veren secmen orani gizonune alindiginda,yukarida bahsedilen sekilde getirilecek yeni bir cozum vaadiyle %55/60 oraninda bir oyla secimin kazanilmasi mumkun olabilecektir.
    Bu cercevede Abdullah Gul en uygum adaylardan biridir.Onerecegi yukaridaki cozumler bu gune kadarki soylemleri ve eylemleri ile uyumludur,inandiriciligi da yuksek olacaktir.Ayrica devlet tecrubesi ve birikimi de buna uygundur.Abdullah Gul sistemi islah edecegi argumani ile secimlere girerse secimi kazanabilir.
    Devletin ve toplumun icine dustugu krize cozum bu olur diye dusunuyorum.

  7. Muhalefet ne yapmalı?
    Muhalifler kimlerdir? Türkiye Osmanlılardan beri dört siyasi çatışma veya yarışma içindedir.
    1) Devletçiler (0smanlı ve Cumhuriyet); tek sorun devleti yaşatmaktır. Başka herhangi bir idealleri yoktur.
    2) İslamcılar; bunlar da İslamiyet’i yeryüzüne hakim isterler. Tabi kendi anladıkları İslamiyet’i.
    3) Milliyetçiler, bunlar da Türk Ulusu’nu hakim kılmaya çalışır.
    4) Medeniyetçiler, Türkiye’yi batılılaştırmaya çalışanlardır.
    1900’dan önce İslamcılar hakimdi.1900’dan 2000’e kadar İslamcılar en geri sırada yer aldı.1950’lerde İslamcıların kökü kazındı zannedildi. Bugün İslamcılar en baştadırlar. Bugün iktidar da gerçek muhalefetin ikisi de İslamcı partilerdir. CHP barajı aşamayabilir. Anayasada, mecliste hiçbir etkisi olmayacaktır. Bundan sonraki seçimde İslamcı bir parti AK Parti’nin karşısına çıkabilir.
    Saadet Partisi bugün muhalefeti toparlayabilir, Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı tartışmalarını bırakıp AK Parti’ye rakip cephe oluşturabilir. Bunun için Akevleri yanında olmalıdır. Gül’ün cumhurbaşkanlığı yeterli değildir. Gül’ün uzak durduğu Adil Düzen’den başka hangi ilkesi vardır.
    Benim isteğim, Erdoğan’ın %60’ı aşan bir oyla cumhurbaşkanı olması ve Saadet Partisi’nin baş çektiği muhalefetin ise mecliste anahtar parti olmalıdır. Temel Bey, bu işi onun yapacağı da aşikar olduğuna göre ülkeyi gelecek dönemde Sermaye’nin emrinde AK Parti’yi yönetecektir demektir. Ordumuz da yönetime karışmayacak ama teröre de izin vermeyecektir.

    • Hocam, yazınızda sık sık tekrarladığınız “İslamcı olmak” ifadesi Allah’ın DiNi’ni bayağılaştıran, adeta bir “izm” halinde ötekeliştirme ifadesi oluyor. Ben şahsen böyle bir terimi sakıncalı buluyorum. 11 Eylül (9/11) olayından sonra şok olan insanlar özellikle Amerikanlar ve Batı dünyası bu olayı “islamcı terör” olarak ilan ettiler. Sonradan, müslümanlar “Allah’ın Dininde terör olamaz, bu ifadeyi kullanmayın” türü itirazlarda bulununca itirazlara hakverip bir süre sonra teröristleri ayırdetmek için “Cihadist” ifadesini kullanmağa başladılar, bu şekilde İslam kelimesi terör ile direkt olarak anılmaktan kurtuldu. Neticede terörden zarar görenler kendileri ve terörün kaynaklandıgı taraf besbelli. DiNin ezbere degil de aklen anlayarak öğretilmesi yaygınlaştıkça sorunlar azalacaktır.. Kaliteli eğitim şart.

        • Dar zamanımda kısaca bir göz attım. Yazar benim dediğime de gelmiyor mu sizce? dikkatlice okursanız onun da “izm” benzetmesi yaptığını yakalarsınız. Ancak, okuyan kaçırabilir de, çünkü çok uzun ve karmaşık ifadeler kullanmış. O mukayese daha net bir şekilde ve kendini daha bir okutucu nitelikte olabilir(di). Neyse benim amacım zaten müslümanlıkla islamcılık arasında bir mukayese değil(di)….

        • İslam, cihadın da içinde bulunduğu bir bütündür. “İslamist terör” bu bütünü lekeler. Oysa “cihadist terör” bireysellik temsil eder. Yani, sen de konuyu anlamamışa benziyorsun. Bari şunu anlamağa çalış, ha gayret!: İslam’ı ve cihad olayını “layıkıyla” anlayabilen rüşvet ve yolsuzlukları bu yola alet edebilir mi? sizin partizanlar bu işi “laik” olarak anlıyor, sonuç ortada !….

  8. KARNE :
    1- Kaynak olmadığı için özel uluslararası şirketlere köprüleri yaptırıp , icraat yaptık görüntüsünü millete verip , hatta bu köprünün birisinden günde 40 bin araç geçme garantisi verip, fiiliyatta 14 bin araç geçmesi , kalan fark bedelin de bu fakir millet tarafından ödetilmesi. Demirel ve Özal’ın devlet bütçesiyle yaptığı köprüleri ise satmayı düşünmek şimdilerde. Böylece elimizdeki 2 köprü gidecek , diğer 2 köprü 25 yıl sonra bizim olacak.Aradaki KAR! ‘ la da AKP iktidarını bir şey yapma görüntüsü verip sürdürecek. Çok akıllıca. Ama devletin malıyla siyasi partilere kar sağlamak,hükümet olsa bile o parti , ne kadar etik ? Ne kadar ahlaki ?
    2-Şeker fabrikalarını satıp , Nişasta Bazlı Şekere milleti mahkum etmek.Büyük sermayeye esir oldukları gibi milleti de hasta etmeye tam teşebbüs. (Nişasta bazlı şeker kullanımı Avrupada %1 in altında,bizde oran çok yüksekten başladı alıştırılmak için %15 e indi ) Herkes çoluk çocuğunu iyi kollasın.Kanserler patlayacak , şehir hastanelerimiz var çok şükür ! Bizi tedavi edecek ! Orada da tabi bu hastaneleri yapanlar kim?(Devlet hazineden yapmıyor) , köprüden geçme garantisi gibi kaç tane hasta gelecek garantisi verildi kendileri bilir (Bu iş köprüdeki gibi olmayacak ama geçmeyeceğimiz köprüye bedel ödüyoruz ama nişasta bazlı şekerden hasta olacağız merak etmeyin . Bol bol hastaneye gideriz.)
    3- 2 saatte Emevi camiinde cuma namazı kılacak kadar derin ! bir stratejik öngörüye sahip politikacılarımız sayesinde herkesle kavgalı hale geldik. Bu arada Emevi camiinin imamı da Suriyeden kaçarak Batmana gelmiş .Süleyman Şah türbesini yurda yakın bir yere getiriğimiz gibi artık cumayı da Batman da Emevi camii imamının arkasında kılma fırsatı doğdıu! Ne mutlu bize !
    ABD bizi kandırdı , PKK yı destekledi , ama yine biz ABD Esadı vurunca Amerikanın yanında yer aldık , bravo ! Gerekçesi de olup olmadığı incelenmeden olduğuna hemen inanılan kimyasal saldırı.
    4- Eğitim muhteşem ! Hiç bir eğitimciye sorulmadan 1 günde yine kendileri tarafından getirilen TEOG kalktı , 1839 yılında açılmış olan Konya Lisesi ” Niteliksiz ! Okullar” kervanına katıldı.
    5-Beka problemi kendileri tarafından dillendirilip şehitler verildiği günlerde klarnet çaldırdılar.
    6-Tüm Türkiye dışındaki mazlumlara yardım ederken , darbe sonrası yaratılan iklimde oluşturulan mağdurları görmezden geldiler.Bir bakıma yerli mağdurlar OUT , Yabancı mağdurlar IN oldu sayelerinde.
    Yerli mağdur ailelerinin seçimlerde bunlardan hesap soracağını düşünsek de , Suriyelilerle açığı kapatmak pek ala mümkün. Mühürsüz zarf kullanımı da serbest . O yüzden yerli mağdurlarımız , sizinle kimse ilgilenmeyecek bundan emin olabilirsiniz.
    7- Ege de büyük güçlerin tesiriyle Yunanlılar bize kafa tutuyor. Ama okkalı bir tepki veremiyoruz.Amerikalılar kızar diye değildir inşallah.
    8-837 bin üniversite mezunu işsiz bir gencimiz var. İş bulmak isteyenler Ak Partiye üye olsun , teşkilattan kağıt getirsin.
    9-Ak Partinin kendi oluşturduğu zengin kitlesi bile ülkeyi terk etmeye başladı. İngiltere’den villalar aldılar.Liderlerine bile ihanet ettiler. Oysaki onlar nasıl zengin olmuşlardı? Ahve vefa yok bunlarda.
    Ülker ve Doğuş grubu bile varlıklarını yurtdışına kaçırdı.
    10- Faizler çok yüksek , kış lastiğini bile KHK çıkardık , ama faizi bir türlü indiremedik. Faiz lobisinin günahı boynuna !
    11- Bazı belediyelerin devlete olan SGK vb. borçalrını ödemek için belediyenin kıymetli arazisinde bulunan camileri hazineye devrettik ve böylece borçları sildik. Ne de olsa sağ cepten aldık sol cebe koyduk , işi kitabına uydurduk.Ne de olsa yarın başka biri iktidara gelse ” Bu arazi devletin camiyi yıkın ” diyemeyecek. Bu da milletin kesesinden kendi hesabına fayda sağlamak değil mi?Bak adamlar ne camiler yaptı ya . Helal olsun! Halbuki camiyi yapan milletin ta kendisi. Bunun oluşturduğu başarının maledildiği mecra : AKP belediyeleri.
    12- Belediye hizmetleri olarak lanse edilen işlerde büyük ihalelerde iş verilen müteahhitlerden rica ! ettik. Onlar da ricamızı kırmadı , ne de olsa kazançları çoktu , lafı mı olur diye belediyelerimiz için bir çok bina yaptılar ve bunun adı Belediyelerimiz çalışıyor oldu.Halbuki çalışan müteahhitlerdi. 1 liralık işi 10 liraya yaptılar.Kalan parayla da hayır ! işlerini yaptılar.
    13- Kimyasalcı Esed’e karşı ABD ve Batı ile birlikte hareket ettiğimiz günlerde İsrail Gazze’de en az 30 Filistinli müslümanı katletti buna ses çıkarmadık.Onlar ne de olsa daha önce siyasi malzeme olarak kullanıldılar. Sıranızı bekleyin kardeşim. Sizle zamanı gelince ilgileniriz.!
    14-Mavi Marmara şehitleri işini yine MADDE ci bir yaklaşımla 20 milyon dolara bağladık. Şehit aileleri buna kızmış , aman boşverin canım ! Biz Ortadoğunun en büyük devletiyiz. 20 milyon dolar !!!!!!!!!
    Daha yazacak o kadar çok şey var ama şimdilik bununla yetinelim.
    Seçimler hayırlı olsun.
    Devletimiz , milletimiz varolsun.
    Saygılarımla;

    • Meyve veren ağaç taşlanır. Çok meyve veren bir ağacın dalında hem olgun meyve olur hem daha olmamış meyve olur hem de yenmeyecek biçimde çürümüş meyve olur. Olgun meyveler toplanıp afiyetle yenir. Olmamış meyvelerin biraz zamana ihtiyacı vardır sabretmek gerekir yemek için. Çürük meyveler yenmez, zaman zaman ayıklanması temizlenmesi gerekir. Ama ben arasında çürük meyve çıktı diye çok meyve veren ağacı kötüleyen de dipten kesen de görmedim. Çürükleri yüzünden şikayet eden bile olgun meyveleri afiyetle yemiştir her zaman.

    • Amma abartmışsınız üstadım burası Türkiye Cumhuriyeti burda sizin zahmet Edipte yazdıklarınız olmaz çünkü milli bir hükümet ve Cumhurbaşkanımız var.müsade etmez öyle şeylere hele bide menfaat için olacak yakar vallahi adamı mutevazidir bizim yöneticilerimiz nereden mi biliyorum millet üstüne üstüne gitmedi mi gemi gemi gemi aldılar diye. Ne dedi sayın reis gemi var gemicik var bizim ki gemicik …..

  9. Yorumlar arasında Mehmet Can’ın, muhalefetin cumhurbaşkanlığı adayı belirlemesinde geliştirdiği şablonu ilginç buldum.

    Bu şablona uyan iki aday biliyorum. Biri Sayın Abdullah Gül, diğeri de Sayın Ali Babacan’dır.

    Her iki isim de halk nezdinde itibarı olan ve ülkemize hizmetleri bulunan değerli siyasetçilerdir.

    Muhalefetin bu isimlerden biri üzerinde mutabık kalması arzumdur.

  10. seçim kazanmak için önce rakibin yanlışlarını ortaya koyacak cesaretle bir lider lazım.ama maalesef öyle bir durum yokşu anda 1800 lira alan asgari ücretli bile ölümüne reis diyorsa bunu bir arastrıması lazım rakiplerin gerçi şikayet edenlerde var ama güven verecek bir lider olmadığı için tercihni reisten kullanıyor mesela eğitim sistemini düzeltecek tarımdaki yanlış politikalara dur diyecek yabancı yatırımı çekecek ülkede güvenliği tesis edecek ayrıca suriyelilere bir çare bulacak (sakarya da çarşıya çıktığım zaman türkçe konuşan yok bu durumda ) insan bu seçimde şansı olur.

  11. bu sitede hemen her yorumu okuyorum, ve çoğu yorumlar türk halkının ne kadar sağduyulu olduğu konusunda net bir tablo ortaya koyuyor. daha çok muhaliflerin sahiplendiği bir sitede durum böyleyse pek çok konuda ümitvar olmak lüks sayılmaz bence. elbette marjinaller olacak bu eşyanın tabiatındandır. asl olan çoğunluğun sağduyusudur.
    7 haziran seçimlerinde sayın Erdoğan tek hamleyle iki kişiden birinin oyunu almayı başarmış, fehmi beyin tabiriyle muhalefete nal toplatmıştır. iktidar partisinin başarısına ya da muhalefetin akılsız hazırlıksız olmasına değinmeden önce halkın refleksine bakmak gerekir. biz iyi yönetilmek istiyoruz tamam ama önce yönetilmek istiyoruz. akp tekrar seçime gitmeseydi tek şansı koalisyon yapmaya hevesli ama geçinmeye o kadar da hevesli olmayan chp ile koalisyondu değil mi…ne bekleyebilirdik ki bu durumdan. kendi içinde birbiri ile geçinemeyen chpliler yıllardır etmedikleri küfür ve hakareti bırakmadıkları akplilerle mi geçinecekti. bugün MHP yi geçmişte akp ye ettiği muhalefet için ağır eleştiriyorlar peki nasıl koalisyon edeceklerdi…Erdoğan o gün için en doğru kararı vermiştir, bugün de öyle…muhalefet o gün de akılsız ve hazırlıksızdı bugünde öyle…
    herkesin derdi chp nin ne yapacağın da diyor fehmi bey. çünkü chp ana muhalefet partisi. çok önemli yani. dün ön anketler kılınçdaroğlunu gösteriyor dediler adayımız chp li olacak dedile rbugün kılınçdaroğlu adayımız tarafsız olacak diyor. chpli tarafsız bir aday. anka kuşu misali. adı var kendi yok. chp bir varoluş savaşı veriyor ve galiba bunun farkında. aday gösterecek olursa kim olursa olsun muhalefeti bölecek ve göstermezse de yok olup gidecek. sağduyu ne kadar önemli.
    meral Akşener aday ama parti vitrini bence tam bir kırk yama. eski ne varsa orada. chp li dyp li küskün MHP li. bir şey olmamış herkes orada gibi. çıray etkili gibi çünkü plan projeden çok bağırış çağırış var. ekonomi için ne öngörüyorlar bilen var mı aranızda. geçenlerde sormuştum muhalefetin ekonomi projelerini bilen yazsın diye kimse yazmadı ya bilen yok ya proje yok…neye oy vereceğiz, eleştirinin okkalısına mı …sağduyu çok önemli…
    hdp demirtaşı yine başkan adayı düşünüyor gibi. seni başkan yaptırmayacağız benzeri bir slogan bulmuş olmalı… özerklik istiyordu, doğu illerimizi tam bağımsız kürdistan illeri yapacağız diyordu, hendeklere arka çıkıyordu şimdi cumhurbaşkanı adayı. ne olursa akp den iyidir bunlar gitsin ülke bitsin diyenler için en ideal aday kanımca. ahh sağduyu. ne kadar önemli…
    saadeti merak ediyorum doğrusu. bu gül ısrarı ne olacak. iyisi iş biraz belli olsun da yorumlarımızı ona göre yapalım. yine sağduyu önemli diyeceğim.

    fehmi bey isim gidince cisim gider mi. parti kimliği gitse de insanların inandıkları ideolojiler çıkarlar amaçlar gider mi. hepsini bir araya getiren ali ülke çıkarları olması ihtimali var mı??? sinek sıklet boksör solak olsa bile ağır sıklet boksör karşısında ne şansı olabilir, faraza yense o kemeri taşıyabilir mi…
    akıl mantık sağduyu da birleşelim derim, bu iş yama yama bitmez.

    • Siyaseti yakından takip etmediğim için muhaliflerin ekonomik proğramı var mı bilmiyorum. Belki de sizin söylediğniiz gibi yoktur. Fakat bunu bilme şansımız nerdeyse yok çünkü adamlar zaten zar zor 3-5 dakikalığına bize ulaşabiliyorlar. onda da ekonomik proğramlarını açıklama lüksleri yok. Bence öncelikle olayın bu boyutuna bakmak lazım. İkinci olarak ise, AKP’nin bir ekonomik proğramı var mı? yani derviş tarafından şekillenen ekonomik proğramın ötesinde herhangi bir ekonomik proğramı var mı? ekonomi bakanının yıllar içindeki açıklamalarının videosunu görmüştüm. her dolar yükselmesinde ya dolar yükselmesinin geçici olduğunu ya da spekülasyon olduğunu söylemiş. 16 yıllık bir iktidardan bahsediyoruz. Bir ara da 1.90’dan döviz alanların eli yanar gibi bir açıklama daha hatırlıyorum. şu an döviz 4 tl. Siz dövizin niye 4 tl olduğu konusunda bir fikriniz var mı? ya da akpnin bu konuda bir fikri var mı? akp tlden 6 sıfır attığında dolar 1.32 tl idi. bugün 4 tl. Bu mantıklı, tutarlı, akılcı bir ekonomi politikasının eseri olabilir mi, mümkün mü böyle birşey? Eğer akp bir ekonomik proğrama sahip ise, keşke olmasa diyesim geliyor. faizlerin ne durumda (gerçek faizleri soruyorum) biliyor musunuz? ya enflasyon? Enflasyon ortamında aslında herkesin (yani normal herkesin. özel statülü devlet malını deniz misali kullanan herkesin değil) zararınadır. Ayrıca açıklanan veriler bile felaket iken, bir de açıklanan verilerin şaibeli olduğu hesap edildiğinde siz gönül rahatlığı ile (gerçekten aklınıza ve vicdanınıza soruyorum), “akpnin bir ekonomik proğramı vardır” diyebiliyor musunuz? Sadece 2 kez hesaplama yontöme değişikliği ile milli gelir hesabı 260 milyar dolar fazlalaştı. Yani sepetimizdeki elma aynı ama hesaplama yöntemini değiştiriyoruz ve sepetimizdeki elmayı %30 civarında fazla söylüyoruz. Bu mu ekonomik proğram? Ya da siz ekonomik proğram olarak neyi biliyor neyi söylüyorsunuz?

      • bu bahane edebiyatından ne zaman kurtulacak muhalefet acaba. öyle ya her kaseti ortaya koyacak, eline tutuşturulan her kağıdı sallayacak, şimdi alta alta koyacak olsam sayfalar dolusu hakareti edecek zaman mekan araç gereç medya gazete bulan muhalefet iş planlarını projeleri anlatmaya geldi mi adamlar imkan bulamıyorlar. madem durum budur medya yapılanmasına öncelik versinler, internette herkes sesini duyurabilirken köylü bile projesini tanıtabilirken muhalefet kendini ifade edemiyor yeri dar yeni dar , madem kapı kapı dolaşsınlar, kahvelere kahve evlerine gitsinler. madem 3-5 dakikaları var hakarete harcayacaklarına projelerini ortaya koysunlar diyeceğim…

        akp iktidara geldiği yıldan 2012 e kadar ilk 10 yıllık period için büyümeye dayalı istikrarlı bir ekonomi politikası vardı. program dışa açılarak ihracata dayalı yanısıra üretim ve yabancı sermayeyi de ülkeye çeken reel bir politikaydı. bu süreçte ihracat 150 milyar dolar sınırına çıktı enflasyon düştü faizler düştü ve döviz kuru yükselişi enflasyonun altında kaldı bu durum nadir görülen bir başarıdır. gezi ile başlayan ve 17/25 vakaları sonrası suriye iç savaşı özellikle son 5 yıldır istikrar programlarından kopuldu faizler yükseldi, enflasyon yükseldi, döviz kuru dizginlenemedi. ihracatta 5-6 yıl önceki seviye de kaldı. GSMH 10900 den şimdi 10500 e geriledi. bu manzara darbeler seçimler ekonomi politikalarında sıkıntı yarattı, yaratmaması da düşünülebilir mi??? inşaat sanayine doğru büyümek eleştirilebilir, endüstri 4.0 a önem verilmemesi eleştirilebilir, silikon vadisi kuramamış olmak eleştirilebilir ve tabii ranta dayalı bazı başlıklar elbette eleştirilebilir, tarım ve hayvancılık ta büyük yanlışlar yapıldı katılıyorum. bizim gibi üretim özürlü ekonomilerin iniş ve çıkışları olur. dünyada farklı ekonomilerde bile olur. Avrupa ülkelerin de ve hatta abd de bile bu iniş çıkışları görmek mümkündür. 50 milyon insan abd de aş evlerinden yemek yemekte bugün…bireysel konulara hiç girmeden 16 yıllık iktidarı, elinde olan sebebler için eleştiriyor olmayan sebebler için de hoş görüyorum. ama muhalefeti müsaade edersen hoş göremiyorum. belli ki yalnız sayılmam daha iyisini bulamadığımız sürece bunca yanlışa rağmen bu ülkenin en az yarısı için ve ŞU AN İÇİN en doğru seçenek yine iktidar partisidir…

        • Didem hanımın ben hakkaniyet çerçevesinde görüş bildirmesini beklemiştim. oysa didem hanım, “bir yolunu bulsunlar” mealinde cevap yazmış. Ben ahlakın, adaleti, hakkı savunması gerektiğini düşünmüştüm. Olayımız bu mu yani “yapabiliyorsa onlar da yapsın”, “yapana helal olsun” mu?

          • Belki de ne söylesem Hamza bey için hayal kırıklığı olacak izlenimi edindim. Bire bir aynı şeyi düşünmediğimiz sürece hak hukuk hakkaniyet size ait iması. Anlamaya çalışmaktan çok yargılama gayreti…
            Önce benim cümlemi yazıp “‘olayımız ne yani”‘ bi netleşelim gelecek sefer. Ne anladığınızdan sorumlu olamam değil mi???

      • Hamza bey, K Devrişin ekonomi paketi 10 yíllığına idi ve muazzam bir paketti.
        O paketi AKP nin o dõnemdeki ekibi başarı ile uyguladí fakat yeni projeler uretemediler veya içlerinden birileri herşeyi kendine mal etmek için güç zehirlenmesi ve oy hastalığına yakalanarak onlari engelledi ve Türkiyeyi bugünkü duruma getirdiler.
        Eğer siz 2010 ve 2011 tarihlerdeki Ekonomi yazarlarının yazilarını okursaniz hatta daha da önce onlar “eğer yeni ekonomi paketi hazırlanmazsa ekonomi çoker” uyarıları yapiyorlardí. Bugun Türkiyenin geldiği noktayi o gúnlerde onlar biliyorlardı.
        Şu an Türkiyede Yaşayanlara Allah sabır versin.
        Hem iktıdardalar hem de mualafet gibi kendi beceriksizzliklerinin suçunu başkalarína atiyorlar.
        AKP nin 16 senelik oy artışí DİNİ alet etmelerinden dolayi.
        Her cuma “Bakara makara” salladíklarínı sõyleyen populer bakanlari ve şimdiki Ramazan ayını nasíl oy için milleti kandıracakları gibi.
        Tehditler de cabasí.

        • Evet derwishin o muazzam paketini ve imf borcunu 10 yilda anca odedik! Merkez bankasinda 20kusur milyar dolar vardi basta, simdi 120 milyardan fazla. Butun dert o tasarrufu tusiada aktarabilmek ama millet uyandi bi kere…

          • H,gayret! her yorumunda mantık hatası yapıyorsun. Dervişin borcu değil. bizim borcumuz. o parayı derviş alıp harcamadı. biz alıp harcadık. Ayrıca da ödenen hiçbirşey yok. türkiyenin borcuna bak, borçtaki müthiş artışı görmeyip imfye ödediğin üç kuruş ile avunmaya bizim köyde “züğürt tesellisi” denir. 500 milyar dolar borcumuz var. bunu da derviş yapmadı.

        • nurdan teyze yorumlarımı okumadığını her zaman ısrarla ifade ederken başkalarına da okumamasını tavsiye eder. okumadığı yoruma yapılan yoruma yorum yetiştirmeyi de ihmal etmez, her tartışma da olmak herkese laf yetiştirmek şartmış gibi. ben de bari 3 aylar nedeniyle münasip bir cevap vermeyeyim.
          böylece 3 aylar ve ramazanda siyasetin bir zararı olmadığını kendisine göstermiş olurum.

      • İlk cumleniz çok tanıdık geldi Hamza bey!!! (Murat yetkin in karargah içerikli yazısını da bilmiyorum demiştiniz )bilmediginiz cenahtan yoruma girmek tarzınız galiba. Enflasyon, döviz yükselmesi, karar gazetesinde bir yazarın anlattığı dolar spekülasyonu videoları vs. ile anlatmak istediğiniz şeyi yeterince delillendirmis sayilmazsiniz. Eeee sonra diyesi geliyor insanın. Yanlış anlamayın. Ben ekonomi iyi mi kötü mü tartışmasına giriyor değilim.
        Aslında cevabı verilmiş bir soruyu farklı ifadelerle yeniden sormussunuz.
        Cümleleriniz güzel ve anlaşılan tartışma seviyorsunuz. Ama belagat güzelliğinin yanısıra biraz daha somut delil ve bilgi icerirse ve de mümkünse bilip okuduğunuz cenahtan girerek karşıt fikir söylerseniz daha güzel yorum(cevabı )çıkacak eminim.

        • Ayteacher! hangi yanlışınızı düzeltmem gerektiğini bulmaya çalışıyorum. Önceğlikle murat yetkinin yazısından başlayım. Ben H.Gayretin murat yetkini suçlamak için yazdığı alıntı üzerine yorum yaptım. çünkü h.gayret, murat yetkinin darbe şakşakcılığı yaptığını o alıntı ile ileri sürdü. Murat yetkinin yazısını bu çerçevede bilmem gerekmiyor. “karargahtan birisi beni aradı” demek darbe şakşakcılığı değil, gazeteciliktir. Eğer böyle birşey var ise tabii ki. Benim söylediğim bu. bunun sizce anlaşılmayan bölümü nedir? isterseniz tekrar edebilirim. itiraz ettiğiniz nokta ne ise söyleyin tekrar izah edeyim ya da ispat edeyim.
          Dövizle ilgili durumu ise hemen google arayıp size bildiriyorum: 22.10.2017
          http://ekonomi.haber7.com/ekonomi/haber/2457764-hukumetten-dovizdeki-yukselise-aciklama
          16 mart 2018 https://www.mepanews.com/cumhurbaskani-basdanismani-ertem-dolar-alanlarin-eli-yanabilir-13997h.htm
          dolar 3.90 olunca Erdoğanın açıklaması: dolardaki şişkinlikten bahsediyor.
          http://viahaber.net/erdogan-doviz-kuru-hakkinda-aciklama-yapti-dolar-3-90i-gecti/
          Zeybekçinin bir başka zamanki açıklaması: http://guncel-haber.com/haber/hukumetten-kritik-dolar-aciklamasi-iste-dolarin-dusecegi-tarih
          Bu kanıtlar yeterli mi? değilse, sizin gibi “iyi” olduğunu iddia eden birisinin gerçeği arıyacağını düşünerek, gerçekleri sizin için ararım. gerçi kendiniz de (ülke ile ilgili gerçekleri bilmiyor olabilirsiniz) arayıp bulabilirsiniz. Böyle bir yeteneğiniz var ama bu kışta kıyamette, google’a girip birtakım verileri (karar gazetesinin yazarlarından değil) kurumların ve kurum yetkililerinin resmi açıklamalarından bulmak zor iştir.

          • Tl den 6 sifir atilmadan onceki doviz kurunu da arastirsana bi? Hatta enflasyon kacmis 15 yil once, faiz kacmis ihracat kacmis simdi kac? Gsmh nedir 15 yil once neymis simdi ne? Merkez bankasinda ne kadar doviz varmis simdi ne kadar? Gelen turist sayisi neymis simdi ne? Utanmadan metroya marmaraya binmeye devam ama:)

          • Ben zaten bu videolar gerçek değil demedim. Ben de eminim bunun gerçek olduğunu. Ama hangi akil politikacı çıkıp, böyle bir zamanda “ekonomi battı, doların gidişini durduramiyoruz “der. Dememesi lazım. Çünkü belirsizlik zamanlarında insanların kendini garantiye almak için yaptıkları (borsadan çekilmek, parayı dövize çevirmek gibi)ekonomik kriz çıkartır. Yakın tarihimizden Örnekleri çok.
            Bu da siyasetin bir parçasıdır. Ha bunu iyi mi kötü mü diye yormak bizim öngörülerimiz, siyasi seçeneklerimize göre değişebiliyor. Ekonomi elbette mükemmel değil. Ama çalışılırsa düzeltilebilecegini de gördük 2002 den sonra. Birşeyler yolunda gitmiyorsa bunun sebebini tek başına siyasilerde aramak hakkaniyetli değil. Yolunda gitmeyen birseyler varsa muhalefetin de herseyi yereyim mantığı yerine çözüm için birseyler üretmesi gerekir. Başkanlık sistemini elestirirken”ya Başbakan aynı partiden olmazsa “diyerek henüz sistemi bile bilmediğini gösteren bir anamuhalefet oldukça insanlar yine aynı yere oy verecektir. Tüm bunlara rağmen herşey yolundadir demiyorum. İnşallah hepimiz için hayırlı olan kazansın. Umarım bu seçim iktidardan nemalanmak için güce tapanlarin temizlenmesine de vesile olur. Andre Maurious adlı bir zat demişki “partiler gemideki yolculara benzer. Gemiyi devirecek olurlarsa hepsi batar “

    • Muhalefetin ekonomi konusunda ne gibi programi olup olmadigini bilemiyoruz cunku kendilerinden dinleyebilme imkani bulamiyoruz,malum medya duzeni.Ancak,Erdogan ve Akp’nin insaat ve imara dayali rant ve kaynagi belirsiz para giris -cikisi disinda ekonomi ile ilgili bir programi olmadigini net sekilde gorduk.Yani Akp ye ve Erdogana verilen oy bu ekonomi mantiginin devami anlamina gelecegi acık.

    • Muhalefetin ekonomi konusunda ne gibi programi olup olmadigini bilemiyoruz cunku kendilerinden dinleyebilme imkani bulamiyoruz,malum medya duzeni.Ancak,Erdogan ve Akp’nin insaat ve imara dayali rant ve kaynagi belirsiz para giris -cikisi disinda ekonomi ile ilgili bir programi olmadigini net sekilde gorduk.Yani Akp ye ve Erdogana verilen oy bu ekonomi mantiginin devami anlamina gelecegi acik.Peki rant ve kaynagi belirsiz para uzerine kurulu duzene bir ekonomi politikasi denebilir mi?

    • Didem hanim 7 hazirandan bahsetmişsiniz. Ancak iktidarı kaybetmemek uğruna 7 hazirandan neler yapıldığını gözlerimizle gördük. Bu iktidar 2053 yilina kadar da iktidar olsa kaybetmiştir.

      • gözlerinizle ne gördünüz bilemiyorum tarık bey,
        ben asla anlaşamayacak partilerin koalisyon yapmalarındansa tekrar seçime gidilmesini doğru bulan bir irade görmüştüm, o zaman da doğru bulmuştum, şimdi de fikrimi değiştirmedim…

    • Baskın seçim kararı Didem hanımı bayağı sevindirmişe benziyor. Sürece “AK gözlükle” bakıyor ve neredeyse mevcut iktidarı kutsuyor..bu siteyi de muhaliflerin toplanma yeri gibi lanse ederek onlar için sağduyu telkin ediyor. Aslında muhalif bir sitede didem hanımın sesi herkesten fazla çıkması da manidar:)
      Olsun, o bu sitede gerçekten bir renk ama geri kalanları toptan muhalefet etmekle yaftalamak to onun zaaflarından birisi…

      hamza akyol ve mehmet’in, karşı söylediklerine didem hanımın cevabı vardır umarım..yazdığında burası şenlenecek, yorumcular bu bölüme üşüşeceklerdir. Ortalık şenlenecek. Kim bilir, şu anda yazmıştır bile…

      • neredeyse bütün muhalifler hükümeti seçime çağırdı şimdi seviniyor olsak bile kendimiz için değil herhalde.
        siteyi muhaliflerin toplanma yeri gibi lanse etmekten çok ağırlıklı muhalifler yazıyor diyorum. iktidarla ilgili pek çok eleştirim oluyor ama nedense bir kutsamışlık havası algılanıyor, ama bunun beni rahatsız ettiğini iddia etmeyeceğim. ben görüşlerimi yazıyorum dileyen istediği gibi anlayabilir…
        yorumlarıma yorum gelmesi itiraz olması saygısızlık yapılmadığı sürece beni rahatsız etmez. fikirlerimizi paylaşmak tartışmak yanlış şeyler mi???
        evet sizin mesajınızdan önce elbette cevap yazdım. ama sesimin herkesten fazla çıktığını sanmıyorum. site kurulduğundan beri genelde bir yorum yazıp çekiliyorum, aylarca ara veriyorum, nadiren yorumlara yorum yazıyorum ve yaftalamak konusuna da katılmıyorum kusura bakmazsan…

        • Estağfirullah, ne kusura bakması efendim. Yorumcuların fikirlerini kapıştırması/yarıştırması adına burası medeni bir platform. Iddialarını Koru’nun yazılarına istinaden, yorumcuların kendi arsında temellendirmeleri de bence iyi bir fikir. Bunun için birbirimizi kışkırtmamız da (saygıyı elden bırakmadan) fena olmaz diye düşündüm ve öylece yazdım. Sağlıcakla kalın.

        • Didem hanım kusura bakmayın ama şimdiye kadar hiç bir eleştirel yorumumuzu okumadım, ayrıca muhalif yorumların çoğuna cevabi yorum yazıyorsunuz farkında değilsiniz galiba. Hatta sizin akp de bir göreviniz olabileceğini bile düşündüm.

          • Sıla hanım
            size yaptığım yorumumu cevap vermeye değer bulmamıştınız. Ben aynı fikirde değilim. Saygısızlık içermeyen her yorum cevap vermeye değerdir.

            Nurdan hanım gibi yorumlarımı okumuyor musunuz acaba. Konu madem ekonomi Bugün Hamza beye yazdığım yorumda bile pek çok eleştiri vardı.

            inşaat sanayine doğru büyümek eleştirilebilir, endüstri 4.0 a önem verilmemesi eleştirilebilir, silikon vadisi kuramamış olmak eleştirilebilir ve tabii ranta dayalı bazı başlıklar elbette eleştirilebilir, tarım ve hayvancılık ta büyük yanlışlar yapıldı katılıyorum.
            Derken içinde eleştiri yok mu…bir önceki ekonomi yorumu mu da bulup yoruma ekleyeyim. Pek çok yorumumda tarım hayvancılık politikalarını elestirdim. Yeri geldikçe yanlışları söylüyorum. Hatalarını sizden daha az gören değiliz sadece şu an için en iyi alternatif olduğunu düşüneniz.

            Muhalif yorumların çoğuna yorum yazmam yazmıyorum. Bir kaçı geçmez. Genelde bakarsanız yorum yazar bırakırım. Dönüp bakın.

            Ve Sıla hanım ben izmir karşıyakalıyım. Kendi adımı kullanıyorum burada. Hem kendi ailem hem eşimin ailesi yakın uzak çevremiz hep chp lidir tek akp sempatizanı ailede benim. Ne akp li tanıdığım var ne partinin herhangi bir kapısından girmişliğim. Ne maddi ne manevi bir ilişkim var. Bir görevim olsa saklama gereği de duymazdım herhalde ..

  12. fehmi bey anlaşılan gece gündüz hayal kurduğunuz için gerçeklerden çok uzak kalmışınız sadet partisinden bahsediyorsun Türkiye’de atmış milyona yakın seçmen var saadet dediğin partinin üçyüz bin oyu var okyanusta damla

  13. “Fazla bir seçenek yok. Daha doğrusu benim görebildiğim tek bir seçenek var: Parti kimliklerini geçersiz hale getirecek ve seçmenlerin davranışlarını etkileyebilecek çapta bir görüntü değişikliği ile seçime gitmek…
    İYİ Parti ve Saadet Partisi’ni Meclis’te temsil edilebilecek güce kavuşturacak, HDP’nin baraj derdini geride bıraktıracak, CHP için ‘Ben bu partiye asla oy vermem’ diyen (yüzde 28) kesimi bir kez daha düşündürmeye sevkedecek çapta bir değişiklik…”
    Fehmi Bey’in burada ifade etmeye çalıştığı kişi “Gül” değil” Akşener” bence. Gül şansını bu dönem için değil -olursa- ileride bir parti oluşumu için kullanacaktır bana göre. Muhalefet -bencilliği bırakırsa-Akşener üzerinde mutabık kalacaktır zaten.

    • Yani silik ya da kisiliksiz, hicbi iddiasi olmayan mostralik aday bulunursa butun muhalefet ona mi yatar diyorsunuz? Bi ara denendi sanki bu, sonuc ortada!

  14. Bu kadar kısa sürede seçim falan yapılmaz , kimse kimseyi kandırmasın. İşin içinde başka hesaplar var. Bu hesaba Seçime OHAL şartları içinde gitmek de dahil. Muhtemelen hesap şu: Ne de olsa seçime gerek kalmayacak bir durum oluşacak. O vakit 66 günde de seçime gidersin 15 gündede

  15. eskiden toplumun geneli ve hissiyatı üzerinde oldugunuzdan yorumlarınız ve analizleriniz hep tutarliydi.fakat son yazilarinizda fazlaca gorulen toplumun genelini olusturmayan ve enonemliside sagduyulu hissiyatlara uzak olanlarin tarafına kaymaniz sizi tutarsizliklara sevketmiş.muhalefetiniz kuran ,sünnet ve bunlarin sahih yorumu olan ummetin icmaasi(14asirlik yaşantı,son yüzyıl hariç cunku ummetin temsilciliği bati tarafindan dağıtılmış gasp edilmiştir)dogrultasinda olsa guzel olurdu.tabiki sizde(kendiniz ve sevdikleriniz(umut bagladiklariniz)de bu sahih islama uymak şartıyla yoksa rakiplerinizi sirf elestirmek icin degil

  16. İngilizler, Kılıçdaroğlu’nun adına, ” CHP adayı”nı deklare etmiş bile ; Damatları olduğu Süleyman DEMİREL gibi Büyük Kulüp üyesi İLHAN KESİCİ (naçar kalınırsa aynı ilkelere sadık benzeri de olabilir). Hatta, gerek duyulursa, Demirel gibi, bu da MASON olmadığına dair Kulüp’ten, kolaylıkla, Mason olmadığına dair yazı getirebilir de. İngilizler Abdullah Gül’e tercih ederler, bu ilkeli insanları.
    Muhalefetin – ihmal edilmiye mahkum – bu aciz durumu karşısında, hangi limanda durduğu ve duracagı belli olmıyan bir REAKSİYON ve kırk ambar Partisi olan İYİ Partinin SAADET ve BBİrlik Püartisi ile biraraya gelerek MECLİSe girme şansını kovalamaları hem kendileri, hem de Memleket için hayırlı olabilir.
    Aksi takdirde, şu andaki bu iki küçük partinin ittifak içinde yer aramaları – bu son fırsat olabilir,
    bu partiler için. Ama Edebali ve Karakoç’un partileri gibi ” biz Dernek’iz zaten diyorlarsa, o da başka.
    Aslında kimsenin kimseden şikayet etmiye hakkı yok. Pislik pisliği nerede bulur : Gaddar, Yalancı, bencil, beleşci, menfaatci, bu uğurda dinini, namusunu satabilen insanların bollaştığı – gelir seviyesi yükselmiş bir Ülkede
    başka bir netice beklemek de fazla iyimserlik olmaz mı ?

  17. Şahap
    Fehmi bey Allah aşkına Abdullah Gül gibi birinin bu ülkeyi yöneteceğine gerçekten inanıyormusunuz.Sizin gibi akılı birinin buna inanması beni çok şaşırtıyor.

  18. Şimdi esaslı bir lider çıksa tüm muhalefeti birleştirse ve seçimi de kazansa, kabine nasıl oluşacak, ben başkana değil ekibe rey veririm. Bakın başkan aynı başkan. ekonomiyi Babacan regule etti, sağlık sistemini Recep Akdağ, komşu ve Avrupa ülkeleriyle iyi ilişkiler kurup, güven ortamının oluşmasına katkı da bulunan dışieri bakanı Abdullah Gül. Şimdi Abdullah Gül muhalefet koalisyonuna başkan olsa sinerji oluşmaz, her durumda asimetrik bir dağılım olur. Siyasi partilerde faaliyet gösteren insanların çoğunluğu belli bir menfaat amacı güderler, milli menfaatleri şahsi menfaatlerinin üstünde tutacak kaç kişi çıkar. Her grup biz der. edeb ve ahlakta müstesna bir noktaya varmayı hedefleyen tasavvuf ehlinden insanlar bile bir kadroya atama yaparken bizden mi kaygısı taşıyorlarken koalisyonun başına değil Gülü kimi getirirseniz getirin memleket orta yerinden çatlar, zira paylaşamazlar. Bence herkes enerjisini AK partinin içindeki yalaka ve ayrık otlarını temizlemeye harcamaya çalışırsa daha verimli olur. Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği göz dolduracak kadar kavidir. Lakin ekibinde çürük elma var, kötü niyetli değiller belki ama liyakatsiz ve edilgenler. Muhalif de olsak iktidar yanlısı da olsak memleketin istikrar ve ekonomisini düşünelim derim. Ya da Abdullah Gül AK partinin başına geçsin ve kendi kabinesini oluştursun buda olur. Aslında iyi de olur. Bu sayede MHP nin desteğine ihtiyaç bile kalmayabilir. Ama muhalefet koalisyonundan orkestra olmaz. Tayyip Erdoğan gitsinde ne olur olsun, böyle bir hastalıklı düşüncenin ne sahibine ne de memlekete zerre kadar faydası yoktur.

    • Kimse vazgecilmez degildir, allahtan umit kesilmez. Rabbimize sukur milletimiz uyaniktir. Sahislar gelip gecicidir, siyasette lider az cikiyor, mevcudun kiymetini bilelim, daha iyisi cikarsa destekleyelim. Milletin adami olsun da kim olursa artik…

  19. komplo teorisi üretmeyeyim diyorum ama kendimi tutamıyorum. AK Parti uzun zamandır seçim hazırlıkları yapıyordu ancak bence yine de erken seçime gitmek onların kararı değildi. Sayın Bahçeli mutad olduğu üzere ülkeyi seçime zorladı. Beni düşündüren bu zorlamanın Ak Partiye ne getirip ne götüreceği. Sayın Cumhurbaşkanımız büyük bir siyasi risk alıyor. Seçimi kaybetmesi durumunda milletvekili de olamayacağı için siyasi hayatını sonlandırmış olacak. Geçmişte Sayın Bahçeli ile koalisyon yapan partilerin sandıktaki halini düşününce “AK Partiye tuzak mı kuruluyor?” hissiyatıma engel olamıyorum.

  20. Ben sadece muhalefet parti kadrolarının değil, muhalif normal vatandaşların da esas konuyu tam olarak anladıkları düşüncesinde değilim.
    Şöyle ki; Önümüzdeki seçimde artık bir başkan ve bir meclis kadrosu seçeceğiz.
    25 haziranda artık başbakan yok, milletvekillerinden oluşan bakanlar yok. Bakanlar seçilen başkan tarafından konularıyla ilgili teknokrat insanlar arasından atanacak ve istendiğinde, umulan başarıyı göstermez ise yine başkan tarafından hemen değiştirilebilecek. Devlet kurumlarının üst yöneticileri de başkan tarafından atanacak, başarısız görülürlerse hemen değiştirilebilecek, başkan ile de gidecekler. Devlet yeniden reorgazize edilecek, teşkilat yapısı, işleyisi, yönetmelikleri değişecek, düzenlenecek. Başkan bütün bu kadrodan tek başına siyasi sorumlu olacak. Kararnameler ile günlük işleri kanunlar çerçevesinde yönetecek.
    25 haziranda artık hükümetin, başkanın kanun tasarıları yok, bütün kanunlar sadece ve sadece milletvekilleri tarafından tasarlanacak ve teklif edilecek, çıkaracakları kanunlar ile başkanın yürütme gücünü ayarlayacak, sınırlayacak ve denetleyecekler.
    Ama hem buradaki hem de tüm basında konuşulup yazılanlara bakıyorum da sanki vaziyet sanki bir tek kişinin seçiminden ibaretmiş gibi algılanıyor.
    İttifak cephesi açısından durum sarih, çünkü bugünkü sistemi kurgulayanlar onlar, yapılacak işleri biliyorlar, kadroları hazır, yeni duruma en iyi uyum sağlayabilecek kesim ittifak cephesi.
    Ancak muhalefet cephesi tam anlamıyla paralize olmuş durumda ve işin kötüsü tek bir kişi bulup çıkardıklarında yeni sistemle ilgili her ihtiyacın giderileceğini sanıyorlar sanki. Sanırım seçtirecekleri kişinin yine başkanlık sistemine göre iş yapmak, kadroları bulmak zorunda olduğunu unutuyorlar. Şunun anlaşılması gerekiyor ki; başkanlık sistemine karşı olanların adayı kazanırsa otomatik olarak başkanlık sistemi iptal olup parlamenter sisteme geri dönülmeyecek. Kazanan kişi ve milletvekilleri ya başkanlık sistemine uygun çalışacak ya da sistemi tekrar parlamenter sisteme geri döndürmek için gereken anayasal ve yasal değişiklikleri , referandumları gerçekleştirecekler.
    Diyelim ki buradaki bir çok kişinin ve yazarımız sayın Koruınun istediği oldu ve Abdullah Gül aday olup seçildi. Şu anda bana Abdullah beyin mevcut sisteme göre başkanlık mı yapacağını, yoksa sistemi parlamenter sisteme göre geri çevirmek için mi çalışacağını bilen ve kesin olarak söyleyebilecek olan var mı acaba? Yoksa bu konuyla ilgili de günlerce ve yüzlerce yazı ve yorum mu yazıp okuyacağız?!!

    • necip bey aydınlatıcı yazınız için teşekkür ederim. fakat benim, muhalif birisi olarak kafam oldukça net. öncelikle ben herhangi birisi beni başkan olarak yönetsin diye oy vermeyeceğim. evet başkanlık seçimi yapılacak ama yeni seçilecek başkanın parlementer sisteme dönüş için çalışacağını düşünerek oy vereceğim. muhalefet partilerinin de bu şekilde düşündüğünü tahmin ediyorum. ayrıca, bir tek yönetici seçimi için değil, nasıl yönetileceğimin belirlenmesi için oy vereceğimi de biliyorum. Yani adaletsiz, hukuksuz, eğitimsiz, keyfi, yetersiz, baskıcı bir yönetim mi yoksa demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğüne dayalı bir yönetim şekli mi olacağı da oylanacak ve tabii ki oyumu, bu ülkede demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğünü tesis edeceğini düşündüğüm kişiye ya da kişilerden birine oy vereceğim. ayrıca milletvekilli seçimi ve yerel seçimlerin de bu tercihimi tamamlamada gerekli olan diğer adımlar olduğunu, oralarda da vereceğim oylarda bu sürece katkıda bulunacağımı biliyorum.

      • Hamza bey inşaallah tahmininiz doğru çıkar ve oy verdiğiniz kişi ve partiler sizin istediğiniz amaçla çalışır. Zaten kimsenin ”adaletsiz, hukuksuz, eğitimsiz, keyfi, yetersiz, baskıcı bir yönetim” için oy verdiğini sanmıyorum. Herkes ”bu ülkede demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğünü tesis edeceğini düşündüğü kişiye ya da kişilerden birine” oy veriyor. Zaten bu ülkede insanlar maalesef mevcut durumu kendi oy verdiklerinin kazanıp kazanmamasına bağlıyorlar. Eğer kendi oy verdikleri iktidarda ise sistem ” demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğüne ” dayalı, eğer karşıt görüşdekiler iktidarda ise ”adaletsiz, hukuksuz, eğitimsiz, keyfi, yetersiz, baskıcı bir yönetim” mevcut. Halbuki hiçbir zaman olay bu kadar keskin değil, belirli dozajlarda siyah ve beyazın karışımı. Ben şu anda beyazı fazla görmekteyim ve oyumu ona göre kullanacağım, siz siyahları fazla hissediyorsunuz ve ona göre oy kullanacaksınız. Demokrasi için normal olan da bu şekilde davranmak ve çıkan sonucu kabullenip saygı duymak. Hürmetler.

      • Nasil yonetilecegini belirleyen referandumu yaptik ya… Bu sefer baskani seciyoruz! Simdi biraz daha netlesti mi olay? Ha baskani secelim de gerisi kolay diyorsan, tayyip bey eski duzene hayatta donmez bence:)

  21. ……
    Maça çıkar çıkmaz yumruk yedi muhalefet,
    Yerle yeksan ediverdi, nakavt gibi bir afet!

    Toparlanabilir mi acep? durum şüpheli,
    Pek te ağırdı rakibin, o mendebur eli !…..

    Her yer karardı bir anda, yıldızları saydı
    Başına gelenin az da olsa farkındaydı !…

    Devreye giriyordu yılların tercübesi,
    «Düşme! haydi» diyordu sanki direncin sesi..
    …….
    Ayağa tam kalkarken hakem araya girdi
    Bitmeseydi o raund, nakavt olabilirdi!

    İlaç gibi geldi her an, dinlenirken köşede,
    Bütün ümitler şimdi, o sürpriz sol kroşede!
    …….

  22. Fehmi bey ne büyük Gül sevginiz varmış.her sözü çevirip güle getiriyorsunuz.gül olabilecek en kötü aday.bunu anlamak neden bu kadar zor? İyipartiye gidenler de dahil olmak üzere ülkücülerin büyük kısmı Tayyip Gül yarışında güle oy verir aynı durum Kürt seçmen içinde geçerli.chp de ise büyük kesim sandığa gitmez.ekmelettin beyin aldığı oyları şehir bazında CHP oylarıyla karşılaştırırsanız 3.5 milyon kadar CHP linin oy vermediğini görürsünüz.oy verselerdi seçim 2. Tura kalırdı.milliyetçilerin bir kısmı meral hanıma ilhan beye oy verebilir Tayyip beye karşı. Ama güle vermez.gül fetö ile pkk ile bugünkü gibi cesaretle mücadele edebilir mi? Abd ye ab ye onu bugünlere getiren kraliçe hazretlerine karşı durabilir mi? Gül sadece idareyi maslahat yapar bunu da büyük siyaset sanar.

  23. Fehmi bey:

    Muhalefetin aradığı cumhurbaşkanı adayı için bence bir şablon var.

    Aday bu şablona ne kadar uyarsa seçilme şansı da o kadar yükselir.
    Bu şablonun başlıca özellikleri şunlar:

    – Adayın CHP, Saadet ve İyi Parti’nin ortak adayı olması
    – Adayın Saadet menşeli olması
    – Muhtemel bir ikinci turda HDP’li seçmenin oylarını da alabilecek bir kişi olması
    – Kürt vatandaşlarımızın sempatiyle bakabilecekleri bir kişi olması
    – AK Parti içindeki bir grubun oylarını da alma ihtimali bulunması.

    Şu sıralarda aday olarak isimleri gündeme gelen kişileri bu şablona uyarladığımızda hangi isimlerin yukarıdaki özellikleri karşıladığını düşünüyorsak işte o adayların Sayın Cumhurbaşkanına rakip olma şansı var demektir.

    Ben basında isimleri geçen adayları bu şablona uyarladım; bir tek ismin bu saydığım özellikleri karşıladığını gördüm.

    Okurlarınız da bu konudaki görüşlerini paylaşırlarsa memnun olurum.

  24. İyki Kılíçdaroğlu var, yoksa bu akp liler kimle kavga edecekler.
    Aslında ak partililer Kılıçdaroğlu nu kullanmak istiyorlar ama sağolsun adamcağız gerçekten beyefendi milleti germiyor ve kavgadanda uzak duruyor.
    Mubarekler sanki 16 yıldır devleti idare edenler kendileri değilde CHP imiş gibi bütün beceriksizliklerini ona yíkmaya çalışiyorlar. 24 Haziran kurtuluş savaşı HDP, CHP, SP ve İP seçmenleri birbirleri ile barışci diyaloglar kuracaklarına inaniyorum.
    AKP li cengaverler zafar sarhoşluğu ile onları susturmak için ne gibi oyunlar sahneliyeceklerini çoktan hazırlamışlardır.
    Zaten MHP nin oyları onlar gõre çantada keklik.
    Benim ailemin yarısı MHP li yarısıde AKP li.
    Akpe lii ve MHPli olanlar AKP ye oy verir fakat c başkanına verirlermi vermezlermi onu bilemem.
    Benim bildiğim ailemdeki MHP li olanlar Kılıçdaroğlu nu akp lilerden dahaçok seviyorlar.

    • Rahatlıkla küfür ve hakaret edip binbir yalan söylerken,kızarmayı unutan yüzüne plastikten sahte bir gülümseme maskesi takmak ne zamandan beri beyefendilik sayılır oldu? Bizim için bu durum en hafif, en kibar tabiriyle pişkinliktir.

      • Ben onu bunu bilmem Ben de o sülalenin bir ferdiyim iki yıldır bu sitede yaziyorum.
        Başkalarına saldırmak yerine bildiklerimi paylaşiyorum.
        Galiba siz kendi súlalenizle karıştırdiniz, çúnkú siz onlarín aynası olduğunuza göre.

  25. Artık böyle giderse, yani muhalefet partileri değişen sisteme uygun, Türkiye’nin muhalefet boşluğunu/ihtiyacını karşılayacak bir durum ortaya koyamazlarsa, ben de artık Erdoğan’ı yeniden destekleyip oyumu onun partisi için kullanacağım!

    Muhalefet partileri de, zaten bencil ve haris davranmakla Erdoğan’ın istediğini ona verme yarışı içerisindeler. O, karşısında hiç muhalefet olmasın değil, belki “ölü, uyuşuk bir muhalefet” olmasından yana..şimdiden bunu yerine getiriyor muhalefet partileri. Baksanıza, her biri kendi hesabı içerisinde. Bunların bir Türkiye hesabı/kaygısı/vizyonu yok..bunu sürekli Erdoğan’ da söylemiyor mu?

    Ben bir seçmen olarak, sonradan hep karşı durduğum Erdoğan politikalarına, yeniden, onun beğenmediğim yönetimine, bu seçimlerde neden oy vermeyi düşündüğümü söyleyeyim mi?

    Bana göre bundan sonra artık,
    Türkiye’nin ihtiyacı olan en öncelikli sey etkili bir muhalefettir.
    An itibariyle düşündüğüm, bu gidişle 24 Haziranın galibi Erdoğan olacaktır ve 15 yıllık iktidarlarının bu son
    üçte birlik döneminde yaşadığımız sorunlar onların iktidarlarında gerçekleşmektedir. Seçimlerin normal vaktine kadar, ellerindeki mevcut iktidar gücüyle, yaşanan sorunları çözmeye odaklanma yerine baskın seçimin üzerine balıklama daldılar. Sorunları çözme de bu onlara ellerinde olandan daha fazla ne verecek ki?

    Yeniden, üzerine az bir farkla oy alarak iktidar olmaları, sorunların üzerine bir sihirli değenek gibi inmeyecek, belki yaşadığımız sorunlar artarak devam edecektir..hani denir ya: Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir diye…

    İşte bende, artık bu sürecin hızlanması ve etkili, yeni bir muhalefetin doğması, mevcutlarının ise tarihin çöplüğünde yerini alması için oyumu AK Partiden yana kullanmayı dü şü neee ce ğiiim.

    Ne..”Çıkmayan candan ümit kesilmez” diyen birini mi duydum?
    Bunlar (muhalefet partileri) yoğun bakımda efendim..yok, yok bitkisel hayattalar.

    Umut?
    Olacaksa bir başka seçime…

  26. Sayın Koru bu seçimde aday olmak isteyen herkes ortaya çıkmalı. Muhtemelen cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kalacak. O zaman taraflar birlikte hareket etme ihtiyacı olursa birlikte hareket ederler. Eğer Sayın eski cumhurbaşkanımız ” neden aday olduğunu” topluma iyi anlatırsa kazanma şansı var bence. Abdullah Gül de tıpkı şimdiki Cumhurbaşkanımız gibi toplumun her kesiminden oy alamaz. Nereden oy alacak? Tabi ki Akparti tabanından, muhafazakar kesimden. Seçildiği sıradaki siyasi gürültüleri bir hatırlayın derim..

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here