Bu referandumu önemine uygun değerlendiremedik.. Vuslat bundan sonraki referanduma kaldı..

17

Türkiye hepimizin ülkesi. Hangi siyasi eğilimden olursak olalım pek çoğumuz için gidebileceğimiz başka bir ülke yok. İyi gününde iyi, kötü gününde kötü olanlar yine bizleriz.

Referandum denilen yöntem de bu yüzden bizlerin kanaatini öğrenmek için…

‘Evet’ dediğimizde olacak olan ile ‘hayır’ dediğimizde olacak olan yine hepimizi ilgilendiriyor.

Oyumuzu bilinçle kullanmalıyız.

Acaba zamanı hızla tüketir ve oy kullanacağımız gün yaklaşırken.. zihinlerimiz açık ve berrak bir hal aldı.. hangi tercihin ülkemiz ve kendimiz açısından daha iyi olduğuna karar verebilecek duruma geldik mi?

Bunu diyebiliyor musunuz?

Yalnızca ‘evet’ cephesini oluşturan partiler ve onların resmi veya gayrıresmi temsilcilerine ana akım medyanın ayırdığı yer ve zaman ile aynı medyanın ‘hayır’ denmesini isteyenlere tanıdığı yer ve zamanın eşitsizliğini kast ediyor değilim.

‘Eşitlik’ tanımı çoktandır değişti; gücü olanın o gücüne uygun destek alması hayli zamandır ‘eşitlik’ sayılıyor.

Kast ettiğim daha derin bir şey.

Referandumu sistem değişikliği için yapıyoruz

Türkiye 16 Nisan günü yapılacak referandumda sandıktan ‘evet’ oyunun baskın çıkmasıyla bugün yürürlükte olan sistemden farklı biçimde yönetilen bir ülke haline gelecek.

Devlet yönetimi için düşünülmüş yetkilerin neredeyse bütünü.. şimdi onları kullanan kişi ve kurumlardan alınarak.. daha az sayıda kişi ve kuruma devredilecek…

En önemli yetkiler de cumhurbaşkanı sıfatını taşıyan kişide toplanacak.

Referandum aslında “Bunu istiyor musunuz?” sorusuna cevap arıyor.

İstiyor muyuz?

Kendi hesabıma bu soruya ‘hayır’ demem kadar ‘evet’ demem de mümkün.

Ancak, kampanya boyunca cepheleri oluşturan kişilerin tezlerini savunurken kullandıkları argümanlar, nihai kararımı belirlemede bana hiç yardımcı olmadı, olmuyor.

Ülkemin, içine huzur ve güven.. dışına itibar ve dostluk hislerini taşıyan.. vatandaşlarının kendilerini özgür saydıkları.. yabancıların itibarlı muamelesi yaptığı.. bir ülke olmasını isterim.

Hangi sisteme sahip olursa olsun.

Oysa, özellikle referanduma gidilirken, bu hisler ve görüntüden hızla uzaklaşıldığını fark ediyorum.

Cezaevleri hiç bu kadar kalabalık olmamıştı.

Düşündüklerini başkalarıyla paylaştıkları için hapsedilmiş insanlar var; düşünceleri ne kadar benim düşüncelerimden farklı olursa olsun onların cezaevindeki varlığı beni rahatsız ediyor.

Bir kişi veya eğilime duyulan sevgi veya sevgisizlik cezalandırılmaz; o kişi veya eğilim yüzünden eline silah alıp devlete karşı kalkışmaya girişilmemiş ise… O durumda da, yalnızca o yanlışı icra edenlerin peşine düşülmesini, mahkeme önüne götürülenlerin de âdil yargılanmalarını isterim.

Korkularımızdan başka korkacak bir şeyin bulunmadığı bir ülke özlemim hala devam ediyor.

Sistem değişikliğinin bu durumları ortadan kaldıracağından emin değilim.

Yabancılar bizim neyimiz oluyor

Aynı durum bize baktıklarında gözlerinde gıpta hissini okumak istediğim yabancılar ile ilişkilerimiz için de söz konusu.

Etrafına korku salan bir ülke olmasını istemem ülkemin, hakkında kolayca kısıtlayıcı hükümler çıkarılabilen bir ülke olmasını da…

Avrupa’da yaşayan, Amerika kıtasından Afrika’ya ve Avustralya’ya kadar uzanan geniş coğrafyada kendilerine ikinci vatan olarak seçtikleri ülkelerde yaşayan milyonlarca Türk var.

Onların içinde yaşadıkları toplumların saygın birer üyesi muamelesi görmelerini isterim. Yaşadıkları ülkelere herhangi bir sebeple yolum düştüğünde, onların orada oluşturdukları saygınlık halesinin beni de içine çekmesini beklediğimden…

Bunu hangi sistem sağlıyor veya sağlayacak ise onun için oy kullanmaya hazırım…

İyi de, referandum kampanyası sırasında dışarıya dönük gelişmeler de yaşanıyor ve ben bu temel ilkeden hızla uzaklaşıldığını görüyorum.

Kavga ve gürültüler arasında geçiyor ülkemin ismi ve ittifak ilişkisi içerisinde bulunduğumuz ülkeler bile.. neden olduğunu anlatma zahmetine katlanmaksızın.. hepimizi ilgilendiren konularda.. bizleri zora sokacak kararlar alabiliyorlar…

Onlara yöneltilen eleştiriler arasından “Yabancılar da oylarının rengini belli ediyor; ‘evet’ verilmesini istiyorlar” gerekçesi kulağıma çarpıyor ve onu anlamakta zorlanıyorum.

Adamlar durup dururken bunu yapmıyorlar çünkü; onları kampanyalarımızın içine bizlerin tavrı çekiyor…

Yoksa Hollandalı’nın, Alman’ın, Avusturyalı’nın ülkemizin sistemine yönelik bir tercihi neden olsun ki?

Hollanda kraliyet ile, Almanya ve Avusturya parlamenter sistemle yönetilen ülkeler; bizim başkanlık veya parlamenter sistem ile yönetilmemizin onları fazla ilgilendirmemesi gerekir.

İlgileniyorlar ama.

Onların ilgilenmesi.. ilgi biçimleri.. beni fena halde rahatsız ediyor.

En az TV ekranlarına çıkan kişilerin tavırları kadar bundan da rahatsızım.

Darısı yeni referandumun başına

Daha sakin bir ortamda gitmeyi isterdim referanduma; savunulan tezlerin konuyla sınırlı kaldığı bir tartışma ortamını yeğler, özgür bir ülkenin kaderini belirleyecek oylamaya yabancıların tedirginlikle değil merakla yaklaşmalarını beklerdim.

Belki bir sonraki referandumda bunu başarırız.

Referandum ihtiyacının 16 Nisan’la sona ermeyeceğini düşünüyorum çünkü…

ΩΩΩΩ

17 YORUMLAR

  1. Ülkemiz ve halkımız haklarında türetilen bu karamsar tabloyu haketmiyor. Halkımızın siyasi davranış olgunluğu kesinlikle batılı toplumlardan geri değil, hatta onlardan daha uzlaştırıcı diyebilirim. Lütfen kendimize haksızlık etmekten vazgeçip, meselelere daha pozitif bakalım. Sorunlarımız aşılamayacak türden değil. Yeter ki enseyi karartmayalım!

  2. Olay basit, çok dallandırıp budaklandırmaya gerek yok, sistem değişikliğini kabul ediyorsan evet, etmiyorsan hayır. Demokrasi bizim kutsalımız değil ki; bizim kutsallarımız demokrasiden daha yüce, Batı engisizyon mahkemeleri kurup, içine şeytan girmiş insanları canlı canlı yakarak özgürleştirirken, bizler haksızlığa uğradığını beyan eden bir gayrı müslimle padişahı aynı terazide hesaba çekiyor idik. Aşağılık kompleksiyle batıyı değerler manzumesi gibi görmekten vazgeçmek lazım. Ha çok irtifa kaybetmişiz, biz irtifa kaybederken batı da kazanmış yine aramız çok açılmış, olabilir illaki bir yerden başlamak lazım. Bize has kültür ve medeniyeti inşa etmek lazım. Parlementer sistemde iktidar bir şey yapmak istiyor ve meclise kabul ettirmeye çalışıyor. Meclis kabul ederse eyleme geçiliyor, meclisi oluşturan da milletvekilleri, şimdi biri bana bişey teklif etse ve ben kabul etmeden o eylemi yapamayacak olsa ben pazarlığı sıkı tutarım , benim çıkarım ne olucak derim, işi yokuşa sürerim icabında, bugün git yarın gel, istediğim şartları oluşturamasam da işi engellerim. Tersini düşünelim meclis çoğunluğu bir işin yapılmaması konusunda fren işlevi görmesi, eğer bir iş gerçekten zararlıysa o zaman çoğunluk bir araya gelir ve engellenir, yoksa oturduğu yerden ben istemirem diycek iş yapılmıycak. Bana göre icraatlar hızlanır. Güzel olur. Referandum kültürü bizde olmaması normal, eskiden seçimmi vardı ki. Ama şu konu çok suistimal ediliyor, bence çok çok çoook önemli bir mevzu; siyaset demek heralde yol, yordam, istikamet, izlenecek yol anlamına geliyor; siyasetçi de bunların icracısı heralde; şimdi diyorlar ki siyasetçinin yalan konuşmasına cevaz verilebilir, yani amacına ulaşmak için kitleleri ikna etmek için yalan da konuşabilir, inandığı doğruların tersi istikametinde konuşup hareket edebilir, inkar etmek doğal hakkıdır vb.. Siyasetçi benim kendime lider seçtiğim kişidir, yalanı kim söylese şerefsizin önde gidenidir, heleki lider pozisyonunda olan kişiler yalanı meşrulaştırırsa çirkefliktir. E sonra çıkarı için sürekli istikamet değiştiren karaktersizliktir. Bunları nasıl normal karşılamaya başladık bence o sureci gözden geçirelim. Siyasetçi dediğin dürüst olucak, mert olucak, adam olucak yav, vıcık vıcık olmuycak. Ha işte tam burada bu sistem bu vıcık vıcıkları çekip çeviriyor karşımıza getiriyor, yeni sistem de getiricek ama mevcut sistemden belki yarım belki çeyrek tık daha az. Sonsuza kadar Adalet! sonsuza kadar Hürriyet.

  3. ABD, Rusya, AB ve türevleri’nin şu sıra Türkiye’ye karşı başka ne gibi çirkinlikler yapalım diye kafa yormaları karşısında Türkiye için kötü olacak sonucun iddia edildiğinin tam aksine hayır değil evet olabileceği aklına geliyor insanın. Batı inadına inadına ”Evet” çıksın istiyor ve açıkca bizim irademizi yönlendiriyor. Bu Ali Cengiz oyunu hiç de hayra alamet değil ama bunu anlayacak kapasite, herkesin canı istediği zaman aldatabildiği bizim anlı şanlı devletimizde yok. Allah encamımızı hayreylesin.

  4. Referandum sonucu ne cikarsa ciksin (oyle olmamasini isterim ama “Evet” cikacaktir buyuk ihtimalle) Turkiye’yi zor gunler bekliyor. Yonetilebilmesi daha zor bir ulke, daha kutuplasmis bir toplum (hatta artik acikca birden cok toplum diyebiliriz) olacak. Keske olmasa ama gidisat o yonde.

    Su anda Cumhurbaskani referandumu iptal etse ya da en azinda 6-8 ay gibi ertelese (ve bu arada adam gibi degisiklikler ile makul bir anayasa hazirlansa) gercek bir kahraman olur tarihimizde.

  5. Bizde referandum kültürü yok diyor yazarlarımız çizerlerimiz düşünürlerimiz ülke kutuplaştı karpuzgibi iki ye bölündü diye yazıyor çiziyor ve tartışıyor

    Allah aşkına sokaklarda birtane olay gösterin kim kimi döğmüş kim kime söğmüş her zamanki siyasi tartışmalar bu zaten herzaman var bakıyorsun tv kanallarına tartışıyorlar güzel güzel belki bazen sesleri yükseliyor ama biri kalkıp diyerinin gözünün üstüne yumruk atmıyor ..

    Hayırcılarda Evetcilerde sokaklarda propaganda larını yapıyor buroşür dağtıyor görüşünü anlatıyor ve çalışmasını yapıyor

    Her iki tarafta müzüklerinin sesinin ayarını sona açıp kulaklarımızın kafamızın anasını belliyorlar kimse kimseye birşey demiyor

    Ve birileri çıkmış biz bilmiyoruz bizde kültür yok Allah aşkına bu milleti aşağlamaktan vazgeçin artık her ülkenin kendine göre seçim yapama argümanları var illa biz batının herşeyini almak mecburiyetindemiyiz ..

    Artı çok az bir kesim hariç yapılan propaganda ya bakıpda oyunun rengini belirlemiyor en azından ben öyle deyilim okuyor gelişmelere bakıyor geçmişi değerlendiriyor öyle karar veriyorum ve hiç kimseyede oyunun rengini sormuyorum ve sorulmasınıda istemiyorum ..
    Bu referandum bizim iç meselemiz deyilmi neden avrupa buna karışıyor

    Mesela islam ülkelerinden Evet verin diye bir kampanya başlatılsa idi ozamanda böyle sessiz kalınacakmıydı neden avrupanın bu tavrını en şiddetli bir şekilde eleştirmek varken bunlar böyle yapıyorsa bir bildikleri var kesin bizimkiler bir yanlış yapıştırl koyyoruz karşısına.

    15 Temmuzun da başaramadıklarını şimdi deniyorlar dikkat edin 15 temmuz hainliğinden ve bu yüce milletin tokatını yediklerinden bu tarafa daha çok hırçınlaştılar üstümüze daha çok gelmeye başladılar ..

    Bunları iyi değerlendirelim evet veya hayır farketmez gene bu VATAN Kazansın aklımızı avrupalıların köhnemiş fikirleriye meşgul etmeyelim çalışalım bu Ülke için bir ve beraber olalım İnşallah..

    • Tümüne katılıyorum.Ülkemiz ve halkımız haklarında türetilen bu karamsar tabloyu haketmiyor.Halkımızın siyasi davranış olgunluğu kesinlikle batılı toplumlardan geri değil, hatta onlardan daha uzlaştırıcı diyebilirim.Lütfen kendimize haksızlık etmekten vazgeçip, meselelere daha pozitif bakalım.Sorunlarımız aşılamayacak türden değil.Yeterki enseyi karartmayalım!

    • Hangi medyayı takip ediyorsunuz bilmiyorum ama,Hayır bildirisi dağıtan veya standı açanların uğradıkları saldırılar bir değil, iki değil, on değil sayısı her gün artıyor. Sizde kalkmış bir tane gösterin diyorsunuz… El insaf

  6. ‘Eşitlik’ tanımı çoktandır değişti; gücü olanın o gücüne uygun destek alması hayli zamandır ‘eşitlik’ sayılıyor.“
    Çok doğru bir tespit. Aslında sadece rerafandum için degil bütün seçimlerde aynı ortam. Oylama sonucunda çıkan neticeye “milli iradenin tecellisi” diyenler hem ülkede hem de yurt dışında süratle azalıyor… Ama bu durum, seçimi kazananları ilgilendirmiyor!

    Değindiğiniz gibi, bu eşitsizliğe bir de kavgacı üslubu ilave etmemiz lazım. Ülke içinde karpuz gibi ortadan bölünmüş bir toplum, ülke dışında, daha önce hiç aklımdan geçmeyen ülkelerle çıkan kavgalar.

    Türkiye’deki seçmenin işi kolay değil. Refarandum için oyunu kullanırken, eşitsizliği yaratanlara ve kavga çıkaranlara da hayır demesi gerekiyor!

    • isviçre ile bile kriz çıkarabilmişiz. Uzayda eğer bir uzaylı kabile bulursak, seçim dönemimize denk gelmesin. bir de dua edelim bizden önce nasa bulsun. yoksa bütün insanlık alemini bizim gibi zannedebilir ve düşman olabilirler.

  7. Fehmi bey öğle anlaşılıyorki bizim yöneticiler Türkiyedeki vatandaşlarin hayatlarını karartmakla tatmin olmamışlar şimdi dışarıda yaşiyan bizlerin hayatları ile oyniyorlar.Allahdanki yabancılar kendi ülkelerinde yaşiyanlara zarar veren casusları tesbit ediyor ya dışarı atiyor yada hapise. yoksa ordaki iftıraci gambazcılardan dışarıdada çok var hemde özel eğitilmş yüksek maaşla calışiyorlar. Şeytanın aklina dahi gelmeyen onları için çok kolay.
    Diğer bir konuda yabancılar öyle Trump gibi kolay kolay yalan şöylemezler onun içinde onlar şöze değil belgeleri ile gerçekleri araştırıp bulurlar sonrada yalancıların yalanlarını tehditlere hakaretlere aldırmadan ortaya çıkarıp, onları dünyaya sergilerler.
    Diş devletler referanduma ilgi göstermesinin nedenlerinden biride Türk halkının bilgi ve kültür seviyesini merak etmeleri.
    Ben bunu bir kaç tartışma programıda gazetecılerden duydum.
    Allah hayırlısı ne ise onu nasip eder İnşAllah.

    • Nurdan Hn., Bekir Bey’in aşağıda 08.29’da geçtiği yorumu okuyup iddialarınızı tekrar gözden geçirmenizi
      öneriyorum.Vakıa sizin iddialarınızın aksini işaret ediyor.FETÖ Avrupa ve Amerika kamuoyunu Türkiye aleyhinde
      manipüle ediyor. Oralarda da bu propagandaya teşne odakların sesleri daha yüksek çıkıyor. Sizin burada serdettiğinize benzer iddiaları içeride kripto FETÖ’cüler yeterince dile getiriyorlar. Maalesef bazılarımız da etkilenip onların değirmenine su taşımış oluyoruz. FETÖ’yü sütten çıkmış akkaşık olarak görüyor olabilirsiniz. Düşünce hürriyetinden yana bir fert olarak bana da bu görüşünüze saygı duymak düşer.

  8. Geçtiğimiz aylarda Türkiye’de terör saldırıları olduğunda, bu tür saldırıların tedbirsizlikten kaynaklanmadığını,canını ortaya koyan birinin dünyanın her tarafında bu tür eylemler yapabileceğini buradaki yorumlarımda yazmıştım.

    Nitekim, sonuncusu İngiltere’de olmak üzere başka ülkelerde de bu tür eylemler oldu.

    Eylem Türkiye’de olduğunda Fehmi Bey sabah erkenden konuyla ilgili yazısını yazıyordu. Elbette yazacak, hakkıdır. Ama kendisinden aynı duyarlılık dışarıdaki eylemler hakkında da beklenir.

  9. Türliye’den kaçıp, yurt dışında ABD’de, Avrupa’da ve başka yerlerde Türkiye aleyhine çalışanlar da bir yazıyı hak ediyorlar bence.
    Onlara hiç bir şey demeyecek miyiz? Onları görmezden mi geleceğiz?

    Başka ülkelerin referandumda taraf olmalarında kaçakların etkisi,Türkiye’deki politikacıların davranışlarından daha fazla. Yurt dışında çıkardıkları gazelerin amacı
    tamamenTürkiye’yi gözden düşürmeye yönelik. Bunun vatan hainliğinden başka bir şey olmadığını söylemeye bile gerek yok sanırım.

    Türkiye’yi,en azından ekonomik açıdan rakip gören ülkelerin ayağımıza çelme takmaya çalışmasında şaşılacak bir durum yoktur. Aynı şeyi buradan kaçan insanların yapması ise Türkiye’yi gözden çıkardıklarını,bu ülke ile bir bağlarının kalmadığını göstermektedir.

    Burada söylediklerim referandumda hayır oyu kullanacaklarla ilgili değildir. Her konuda ülkemize düşmanlık yapanlarla ilgilidir. Mesela Türkiye’nin IŞİD’e yardım önderdiğini söyleyenlerle, yani FETÖ ve ortaklarıyla ilgilidir.

YORUM YAP