Taha Kıvanç yazıyor: Böyle darbe mi olur? Ya nasıl olur?

27

Bir tanış, her sabah, hepimizden önce gazeteleri satır satır okuyarak bizleri karşılıyor… Sonra gelsin, yaşadığımız menfur darbe ile ilgili bir dizi soru…

Aramıza yeni katılan bir üst düzey bürokrat (emekli), bu sabahki sunum sonrası, tanıdığıma bakarak, ciddi mi alaycı mı olduğunu anlayamadığım bir ifadeyle, ”Hepimizi aydınlattınız” cümlesini kurunca, dayanamayıp ”Ne aydınlatması, kafa karıştırıyor” demişim…

Kafayı MİT Müsteşarı Hakan Fidan konusuna takmış durumda. ”Eniştenin ‘bir kardeş’ diye adlandırdığı kaynağından erkenden öğrendiği darbe girişiminin teyidini, Müsteşar Bey saat 18.00’e kadar yaptıramamış mı?” diye soruyordu son iki gündür…

Yaptırdığı ve gereken yerleri zamanında haberdar ettirdiği kanaatini belli ederek…

Dün gece ”İstifa edecek mi, etmeyecek mi?” bahsine girerek birbirimizden ayrıldık; sabah karşılaştığımızda yüzünde bahsi kaybedenlerin ifadesi vardı.

Meğer gerçekten öyle olmuş; Hürriyet’e göre, TBMM ziyaretini hatırı için 2 saat ertelemiş Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ”Süreci yönetememişsiniz” demiş MİT Müsteşarı Hakan Fidan’a; o da ”Emredin, gereğini yapayım efendim” cevabını vermiş…

O kadar…

”Süreci yönetememişsiniz” tarizi şu ortamda ne kadar garip kaçıyormuş…

Tanışım, ”İstifa çıkmadı” dedi.

Darbe girişimi sonrasında kendisine göre cevapsız kalmış en önemli muamma çözülemediği için üzgün…

Kankamın yazısı

Her sabah, biraz önce okuduğu gazetelerde karşılaştığı bildiklerimizle çelişen ayrıntıları bizimle paylaşa paylaşa, kendisinin de kafası karışmış olmalı.

Bana, ”Kankanın yazısını okuduktan sonra bir de şuna göz at” diye bir gece önce okuduğu bir haberin metnini uzattı.

”Kankam kim?” demem gerekmedi, doğru Hürriyet’e, Ertuğrul Özkök’ün yazısına uzandım ve kalın siyah kalemle etrafı çevrelenmiş bölümü okudum:

Sizler de okuyun: ”Posta Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Rifat Ababay, dün harika bir gazetecilik olayına imza attı. / Serkan Yazıcı’nın ağzından oteldeki geceyi dakika dakika yazdı. / Meğer o gece, kaldığı otelin sahibi Serkan Yazıcı, ‘Sizi teknemle bir Yunan adasına götürebilirim’ demiş… / Cumhurbaşkanı’nın tepkisi ise şu olmuş: / ‘Ne Yunan adası Serkan, ben İstanbul’a nasıl giderim diyorum…”

”Ne var bunda” diyecek oldum, bana gece okuyup benim için kâğıda döktürdüğü haber metnini işaret etti.

O geceyi Cumhurbaşkanı’nın hemen yanı başında geçirmiş enerji bakanı Berat Albayrak’ın ‘ahaber’ ekranlarından kamuoyuyla paylaştığı sırada söylediklerini aktaran haberin ilgili bölümü yine kara kalemle çevrelenmişti; okudum: ”3 tane helikopter üzerimizde keşif uçuşu yapıyordu. Hasan Doğan bey de büyük bir kahramanlık gösterdi. Biz alternatifleri değerlendirdik. Hasan Bey’den o arada gerekirse sizi Yunan adalarına götürebiliriz diye bir teklif geldi ve Cumhurbaşkanımız bu duruma tepki gösterdi.”

‘Hasan Doğan Bey’ diye anılan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın en yakınlarından; başbakanlık günlerinden beri yanında. ‘En uzun süreyle başbakan özel kalem müdürü rekoru’ sanıyorum onda. Şimdi de, geleneksel olarak bir dışişleri mensubu olması beklenen Cumhurbaşkanlığı özel kalem müdürlüğü görevini ifa ediyor…

”Yunan adasına gidelim” teklifini kalınan otelin sahibi Serkan Yazıcı mı, yoksa Hasan Doğan mı yaptı?

Rıfat Ababay’ın aktardığına göre Serkan Yazıcı o kişi; Berat Albayrak’ın anlatıma göre ise Hasan Doğan…

”Yine geldik aynı yere” demesin mi kafa karıştırıcı tanıdık…

Düzeltme:

Sonradan, sağolsunlar okurların uyarısı üzerine, gerçeği öğrendim: ahaber’de mülakatı tape eden kişi isimleri karıştırmış. Doğru isim, Serkan Yazıcı…

Darbeler bizde hep aynı şekilde olur

Günlerdir ”Böyle darbe mi olur? Biz ki… Bugüne kadar… 27 Mayıs’ları… 12 Mart’ları… 12 Eylül’leri… Hatta 28 Şubat ve 27 Nisan’ı görmüş bir ülkenin evlâtlarıyız… Bir kere, içinde 2 rakamı bulunmayan bir günde darbe mi olur? Vatandaş ‘Artık asker gelsin de idareye el koysun’ beklentisi içerisine sokulmadan idareye el koymaya kalkışılır mı? Asker kendi halkına silâh çeker, ateş eder mi? Tam tersine, asker darbe yaptığında ölümler durur bu memlekette ve darbe öyle muvaffak olur…” diyordu zaten…

Önceleri, ne yalan söyleyeyim, söylediklerini ciddiye almıyordum; şimdi yine almıyorum, ama Cumhurbaşkanı-MİT Müsteşarı görüşmesinden ‘istifa’ çıkmayınca, son üç gündür yabancı basından bizim gazetelere kınayıcı ifadelerle yansıyan ‘kuşkucu’ haberler de kafamın içinde dönüp duruyor.

”Eniştem haber verdi” cümlesiyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başlattığı, Başbakan Binali Yıldırım’ın ”Ben de etraftan duydum” dokundurmasıyla devam ettirdiği, ondan sonra hükümetten herkesin ”İstihbarat zaafı var” hüküm cümlesini rahatça kullandığı suçlamaların yöneldiği kişiye ”Süreci yönetememişsiniz” sitemiyle yetinilmesi anlaşılır gibi değil gerçekten…

Binlerce devlet memurunun bir gecede gözaltına alındığı OHAL uygulamalı bir ülkede, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ”İkinci, üçüncü etabı var diyorlar; ne kadar etabınız varsa hepsiyle gelin” meydan okumasını yaptığı bir ortamda hem de…

Sordu: ”Hakan Fidan’a kendisine sormadan milletvekili adaylığına kalkıştığı için kızmamış mıydı Cumhurbaşkanı Erdoğan?”

Marksistsen Marksistler gibi ol

Bizimki ‘eski Marksist’ imiş; kuşkucu olması doğal tabii… Lâfının burasında ben de kendisi için geceden yaptığım hazırlığı burnuna dayayıverdim. ”Böyle darbe mi olur?” kuşkuculuğuyla olaya yaklaşanlara keskin cevap teşkil eden kupürü…

Onu da okuyalım: ”Peki nasıl olur? Darbe konusunda hiç fena deneyimi olmayan bir yerde yaşıyoruz. 60, 71, 80, 28 Şubat, 2007 e-muhtırası gibi bolca örneğimiz var. 28 Şubat’ta tankların Sincan’da gezmesi gibi 15 Temmuz gecesi de bir darbe girişimidir. Parlamento başta olmak üzere bir dizi kurum binası bombalanmış, tanklar sokaklara çıkmış, savaş uçakları İstanbul ve Ankara’nın tepesine çökmüş, yaklaşık 200 kişi ölmüş ve hala bunun oyundan ibaret olduğunu mu düşünüyoruz? Subaylar sırf Erdoğan’ın siyasi kariyeri için, başarısız olduklarında bu kadar aşağılanacakları ve ‘vatana ihanetle’ suçlanacakları bir süreci göze aldılar demek pek gerçekçi değil. Darbe başarıya ulaşsaydı şu an ‘mizansen’ yorumu yapanlar acaba ne diyor olacaklardı? 15 Temmuz gecesi yaşananlar yüzde 100 bir darbe girişimidir. Son derece planlı, harekete geçtikten sonra ordunun geri kalanını yanına çekeceğine ve toplumdaki Erdoğan karşıtlığından destek bulacağına güvenen, insanların üzerine ateş açmayı, tankla üzerinden geçmeyi, orayı burayı bombalamayı göze alacak kadar kanlı bir girişimdir.”

”Kim yazmış?” sorusunu Sabah’tan, Star’dan, Akşam’dan bazı yazar adları izledi. Bekledim ve cevabı patlatıverdim: ”Hiçbiri değil; ‘marksist.org’ adlı siteden aldım…”

Bugün, gün boyu, artık bana görünmeyecektir.
ΩΩΩΩ

27 YORUMLAR

  1. Baştaki enişte vs vs muhabbeti sanırım Yılmaz Özdil…darbe (cunta) beklenen ve 1 aydır batıda yazılan bir durumdu. ABD’nin hedefi, Türkiye’deki iktidarın sağ ya da sol olması değil; kendi hizmetlerine amade bir yapının oluşması. Kaos elbette onlar için en ideali. Ama halkı hesab etmediler. Dünyada bir ilke Türk Milleti imza attı. Gelecek nesiller bu günleri hafızasına kazısın. 50 yıl sonraki kaoslar, cuntalar bölgede ”SU” için çıkacak ve daha da vahşi olacak. Sağ-sol demeden vatana sahib çıkmak her vatandaşın çocuklarına bırakacağı en büyük şeref olacaktır.

  2. Darbe bilinmiyor muydu ? geç mi fark edildi? biliniyordu da darbeciler yemlenerek kontrollü erken doğum mu yaptırıldı? biz sıradan fanilerin bu türden sorulara elimizdeki verilerle bir yanıt verebilmesi şimdilik imkansız. Fakat Gülen cemaatinin eriştiği hacmin genişliği,bizzat AKP’li seçkinler ve devlet ricali tarafından yıllardır biliniyordu, yeterince uyarıldılar, onca ikaza kulak tıkanıldı; çünkü ortada kendileri açısından ”kusursuz bir alnı secdeliler işbirliği” vardı. Büyünün bozulduğu, belkide dershane gerilimiyle ancak su yüzüne çıkmıştı, ondan önceki varsa bir takım iç gerilimler veya pazarlıklar, bunları ancak tepedekiler biliyor.

    Şimdi, ben daha ilkesel ve yuıkarıdaki sorulardan kanaatimce daha anlamlı başka birtakım sualler sormak istiyorum. Sözkonusu kalkışmanın bir anlamda arkaplanını oluşturan bu kavgalar ve çatışmalar yaşanmasaydı, cemaat 17-25 Aralık öncesinde olduğu gibi, tüm yetişmiş insan kaynağını ve kolektif zihinsel birikimini, maddi imkanlarını, medyasını, strateji gücünü ve lobiciliğini kadrolaşma ve mutlak devlet nüfuzu karşılığında AKP’ye amade ve hizmetkar kılmaya devam etseydi, son tahlilde devleti ele geçirmek gibi siyasi bir ajandaya sahip olmayıp AKP’nin beyin takımı olarak işlev görseydi, bugün biz yukarıda sözü edilen bu kanlı darbe girişimini ve cemaati konuşuyor olur muyduk? bundan emin değilim.
    alanlardaki “laiklere cehennem” gibi kimi sloganlara bakınca, hayal kırıklığının, kızgınlığın ve öfkenin, devletin hiç bir liyakat ve ehliyet kaygısı taşımadan din eksenli kadrolarla doldurulmasına, dini odaklı yapıların devlet içinde sistematik olarak kök salmasına, 10 küsur yıl boyunca laikliğin altına taammüden ve biteviye dinamit konmasına ya da daha fazla demokrasi adına değil, 10 yıldan fazla süren bir ittifakın sonucunda uğranılan ihanetin dehşetengiz boyutuna ve bu türden bir pervasızlaşmaya olduğu görülüyor. zira derin cemaat unsurlarının gözü böylesine karartıp, bizzat kendi yurttaşlarına karşı silaha
    sarılabileceği her halde kimsenin aklına gelmezdi.

    Dini tarikat ve cemaatlerin devlet içinde sistematik olarak kadrolaşmalarına ve istisnai imtiyazler elde etmelerine,şu ana kadar AKP’li seçkinlerin, politika yapıcıların ve seçmenlerin kategorik olarak itirazlarını ve sözkonusu dinci kadrolaşmanın önlenmesi için mücadele ettiklerini duyan, gören veya iddia edebilecek kimse var mı?
    darbecileri kınamak, telin etmek ve hukuk çerçevesinde en ağır cezaları almalarını dilemek, bizleri Dr. Frankenstein’ların büyük, tarihi ve affedilmez geçmiş sorumluluklarını ve günahlarını düşünmekten alıkoymamalı. Bunları düşünmeli ve gerekli dersleri almalıyız ki, gelecekte yaşanabilecek darbe girişimlerini konjonktürel hamleler ve çaresizce bir ümit yaver gitmesini umacağımız siyasi talihimize bırakmayalım. Herşeyden de önemlisi, şunu unutmayalım; 30 hatta 40 yıl boyunca palazlandırılacak, devlet imkanlarının sonsuzca önüne serileceği dini veya siyasi kapalı devre hiç bir grup, cemaat veya yapı yoktur ki, yeteri güce eriştiğini varsaydığında, göbekten angaje olduğu siyasal hükümetlerle bir süre sonra iktidar kavgasına tutuşmasın. Laik bir demokrasi, şeffaflık, sivil siyaset ve Gazi Mustafa Kemal önderliğinde bu ülkenin elde ettiği kazanımları, Kemalist ezbercilikten ve yobazlıktan kaçınarak; yeniden düşünmekten,
    okumak ve uygulamaktan başka bir kurtuluş yolu ben göremiyorum.

  3. Sayin Koru, ben iki gün önce BBC America kanalinda
    bir debate programi izledim üç katilimci vardi bunlardan English olan gazetecinin konusmasinin bir bölümü söyle.” avrupa ve bati Türkiyeye muhtaç mülteci,isid vb onun için onun yaptigi kanunsuzluklara cesaretle üzerine gidemezler ve de Gülenin bu darbeyi yaptigini isbat ederse o gurubun Dünyadaki okullarida kapatilir.”Bu tartismanin konus Türkiyedeki darb ve sonrasindaki gelismeler hakkinda idi.bu tartismayi izledikten sonra sizin bu konudaki yazilariniz tekrar okudum ve tesbitlerinizie hayran kalmamak mümkün deyil. Yazilariniz kaliteli ve tarafsiz zevkle okuyoruz sizin her yaziniz bizlerin gerçekleri anlamamiza yardimci oliyor,kaleminiz ve elleriniz dert görmesin.Hosca kalin.

  4. görüldüğü üzere darbeciler üç farklı gruptan oluşuyor: 1.feto cüler, 2. feto cü olmayan, hükümet karşıtı, laiklik hassasiyeti olanlar, 3. makam, mevki, otorite peşinde olanlar.
    ideolojileri birbirlerine zıt bu üç grubun birlikte hareket etmesi hiç te mantıksız değil. hatırlarsanız 2013 gezi parkı eylemcileri de farklı ideolojilerdendi ama birlikte hareket ettiler.
    gezi eylemcilerini harekete geçiren güç, darbecileri de harekete geçirdi.
    bu güç “KÜRESELCİLER” dir!
    (küreselciler kim? derseniz rahmetli Mahir Kaynak’ın analizlerini inceleyin….

  5. Sayın Koru, bu cümleleri tarihe not düşmek adına yazıyorum. Öncelikle bu girişimin bir tiyatro olduğunu düşünmüyorum. Böyle çılgınca bir girişime kalkışıldığı aşikar. Buraya kadar bir kuşkum yok. Kuşkum bu girişime kalkışanların mensubiyetleriyle ilgili. Bana göre bu girişime kalkışanlar, bizim bugüne kadar sicilini bildiğimiz ordu içerisindeki cuntacı bir grup subaydır. Bu subaylara Fetö etiketini yapıştırmak siyasi bir tercihti. Bu düşünce genelkanıya ters olduğu için yadırganabilir. Şu soruları sormamız lazım: bu girişimi yapan subayların fetöcüler olduğunu bize, kamuoyuna ilk kim yada kimler duyurdu? Kamuoyuna yansıdığı, takip edebildiğim kadarıyla devletin en tepesi bırakınız darbecilerin mensubiyetlerini, darbe girişimini o gün, farklı kanallardan, akrabalarından öğreniyor. Benim gibi henüz yatağa gitmeyen ve tv ekranında olanlar ise bu girişimin mahiyetini anlamak için yapılan açıklamalara odaklanmıştı. CNN başta olmak üzere TV sunucuları da öyle. Hatırladığım kadarıyla ilk açıklama yapanlardan Başbakan Binali Yıldırım, girişimi yapan subayların mensup oldukları grup yada cemaate dokunmaksızın bunu bir cunta, emir-komuta zinciri dışında kalkışma olarak niteledi. Sonra Cumhurbaşkanı kanala bağlanarak ilk defa darbeci subayların paralel yapıyla ilişkilerine değindi. Darbeden o gün akrabası aracılığıyla haberdar olan Cumhurbaşkanına subayların “fetöcü” oldukları bilgisini kim verdi? Bu bir bilgi mi yoksa Cumhurbaşkanının kanaati miydi? Nitekim Koru da, bu girişimin ihalesinin yapsalarda yapmadalarda cemaatin üzerine kalacağına işaret etti. Şimdi bir başka soruya gelelim: bu girişimi siyasi iktidar “fetö” ile ilişkilendirmeden, ordu içindeki bir cuntaya ihale etseydi, darbeden sonra nasıl bir süreç yaşardık? Herhalde bu girişimden dolayı bugün farklı kurumlardaki memurlar açığa alınmaz, vakıflar, dernekler, sendikalar kapatılmazdı. Kamuoyunun kafasında ordudaki kalkışmayla falan üniversitedeki akademik personel arasında ne alaka var diye sorardı. Bana göre siyasi iktidar, bu cuntacı subayları, “fetöcü” ilan ederek makyevelistçe hareket etti, etmeye de devam edecek gibi görünüyor. Tıpkı 1913 yılında Mahmut Şevket Paşa suikastinden sonra ittihatçıların, izmir suikastinden sonra, kurucu kadronun yaptığı gibi. Bu örneklere Şeyh Sait Ayaklanması sonrasını da ilave edebilirsiniz. Cunta girişiminin “fetöcü”lerle ilişkilendirilmesi iktidara bazı kolaylıklar sağlayacaktır: bu sayede önceden ilan edilen terör tanımı içerde ve dışarda daha inanılır hale gelecek. Cemaate karşı yürütülen mücadele de ve yapılmak istenen başka icraatlerde ohal şartları nedeniyle iktidarın eli rahatlayacak, kamuoyunun desteği sağlanacaktır. Bu uygulamalara demokrasi adına karşı çıkanlar ise “fetöcü” ve “darbeci” ithamına maruz kalacak yada kalmamak için susmayı tercih edecektir. Velhasıl iktidar bir taşla birkaç kuş vuracak. Bu satırlarım, bazı ithamlara maruz kalmama yol açabilir. Olsun, sorun değil. Bu aciz Ergenokon sürecinin nasıl özünden saptığını, saptırıldığını, sulandırıldığını yaşadı. Medyanın ETö diyerek kamuoyunu manipüle ettiğini yaşayarak gördü. Cuntacılarla, darbecilerle mücadelenin de benzer şekilde saptırılmasını, sağasola çekilip cadı avına dönüştürülmesini, masum insanların canının yakılmasını görmek istemem. Bu ülkeyi aynı hataların tekrarlanıp farklı sonuçların beklendiği bir ülke olmaktan çıkarmalıyız. Meseleye bir de bu açıdan bakmanızı tavsiye ederim.

  6. Fehmi Bey bazı iddialar var. Bunlar için ne dersiniz.
    1- Ergenekoncular ve fetö cüler birlikte darbe planı yaptı.(düşmanımın düşmanı doştumdur mantığı)
    2- Ergenekoncular, fefö cülere gaz verip öne sürdüler,kendileri arkada kaldı.
    3- Başarısız darbe girişiminden sonra, listesini verdikleri fetö cüler ayıklanacaklar.
    4- Boşalan yerlere ergenekoncular yerleşecek.
    5- İleriki aşamada, ergenekon askeriyeyi ele geçirecek.
    Cevabınızı merekla bekliyorum.

    • ”Böyle darbe mi olur?” kuşkuculuğuyla olaya yaklaşanlara keskin cevap teşkil eden kupürü…

      Evet böyle darbe olmaz. Olursa başarısız olacagı kesin , olsa olsa umutsuz bir darbe girişimi olacak bir girişimdir. Türkiye hiç ciddi darbe görmemiş gibi buna ciddi darbe girişimi demek eski darbecilere hakaret olur.

      “Subaylar sırf Erdoğan’ın siyasi kariyeri için, başarısız olduklarında bu kadar aşağılanacakları ve ‘vatana ihanetle’ suçlanacakları bir süreci göze aldılar demek pek gerçekçi değil. Darbe başarıya ulaşsaydı şu an ‘mizansen’ yorumu yapanlar acaba ne diyor olacaklardı? ”

      Subayların bu süreci sıf Erdogan’ın siyasi kariyeri için göze aldıklarını söylemek için bu güç savaşlarından hiç anlamamak demektir. Ancak bu olaylarda Erdogan’ın mazlum tarafta oldugunu iddia etmekte o kadar bu işlerden anlamamak demektir. Açıktır ki bu girişimi planlayanlar bu girişimde dogrudan rol alanları başarılı olacagına kesin bir şekilde inandırmış ama sonradan bunları ortada bırakmıştır. Bunu sadece Erdogan’ın plandıgı anlamda söylemiyorum ama Erdogan’nın da böyle bir girişim olursa bundan nasıl yararlanagının, bir taşla birkaç kuş degil kuş katlimanı yapacagının planlarını önceden yaptıgı açıktır. Darbe gecesi istanbul’a istanbul’a gelir gelmez bu bir Allah’ın lütfu demesinin nedeni budur.

  7. 2 farkli isim degil, Berat Albayrak ‘in videosunu tekrar izlerseniz goreceksiniz.. Hasan Bey kahramanlik gosterdi, Serkan Yazici gerekirse Yunan adalarina transferin saglanacagini soylemis. Yani iki isim de Serkan Yazici nin teklifinden bahsediyor.

    • Delili a haberden alırsanız böyle ortada kalırsınız Fehmi bey 11 eylül olayını anlattığı kitap gibi günlük tutuyormu acaba. Bir teklif biz o kitaptan çok istifade etmiştik

  8. Muhterem Koru,
    Bir istirhâmımızı sayın Taha Kıvanç’a iletir misiniz?
    Yazdıkları, ancak bir üst aklın anlayacağı seviyede girift… Yazdıklarını, bencileyin üniversiteyi, ancak on dört senede bitirmiş birinin de okuduğunu düşünsün ve biraz daha basit ve açık yazsın…
    Size sözümüz yok; zaten sizin yazdıklarınızı anlayabilmek için ilk müracaatımızı ‘GOOGLE’ a yapıyoruz…
    Bunlar elbette lâtife; kendi nâm-ı hesâbıma teşekkür ederim, güzel bir yazıydı…
    Hürmetler…

    • Kürsat bey sizinle ayni fikirdeyim.fakat okuyucularin anlamasi için yaziyi basitlestirirse anliyan okuyucular ne olacak bence size haklisiniz,bence ayni devam edilirse daha iyi olur.Hosca kalin

  9. Sayın Koru,

    Lafı orada burada dolaştırmanın
    hiç alemi yok.Denilmesi gereken
    şu:

    Bu ülkede şimdiye kadar bir takım darbeler oldu.Velakin Fetullahçı Terör Örgütünün darbesi kadar
    alçak,bunun kadar kanlı,bunun
    kadar gözü dönönmüş bir darbe
    olmadı.Bunun kadar Türkiye’yi
    hedef alan,Türkiye’ye zarar veren
    bir darbe de olmadı.

    Bu kadarını yazamadıktan sonra darbeye karşı olduğunuz bile yeteri
    kadar anlaşılmaz.

  10. Site yazı hayatınız yıllarca sizi okuyanlar arasında hayal kırıklığına doğru gidiyor,

    Eskiden Fehmi KORU ciddi ve sağlam yazılar yazardı Taha KIVANÇ ise daha eğlenceli ve ihtimallere dayalıda okuması zevkli yazılar yazardı

    Şimdi tüm yazılar ikisinin karışımı gibi oluyor, Nasrettin hocanın sarımsaklı balına benziyor

    Birde yorum sisteminiz çok dandik yada gerçekten belli kişilerin yorumlarını engelliyorsunuz

  11. Yapma sayın Fehmi KORU. Bu marksist.org dan aldığınızı söylediğiniz yazının özetini biz 16 temmuzdan beri sosyal medyada espiri diye paylaşıyoruz. Çok ciddi kaynak aramanıza gerek yoktu.

  12. TSK bildirisinde saat 16:00 da darbe olacagindan haberleri olmus ve tedbir almislar (bu nasil tedbir ise) Bir TV kanalinda bazi yazarlar konusiyorlardi tankin üstünde bir asker havaya ates ediyormus bunlari tanidigi için o asker deyil Istanbul görevli rütbeli birde polismis onuda kandirmislar.O kadar bir biri Ile çelisen haberler devletin resmi kurumlardan duyruliyorki.

  13. İlgili videoyu tekrar izledim. Araştırmacı gazetecimiz de ilgili videoyu bulup izleme zahmeti gösterirse otel sahibi Serkan Bey’in Yunan adalarını teklif ettiğini görecektir.
    Videonun tamamını izlemenize gerek yok 5:18’den başlarsanız cevabınızı bulmuş olursunuz.
    Ayrıca bu yanlışı düzeltmeniz için bir yazı kaleme alıp yayınlamanızı bekliyorum.

  14. Sn. Koru,
    Cumhurbaşkanına yunan adalarına gitme teklifinin kimden geldiği konusundaki 2 farklı ismin olmasından ve H.Fidan istafası istenmediğinden şimdi olaya tiyatro mu diyelim?. Otel sahibi teklifini bir kezde danışmanı aracılığıyla iletemez mi? Ya da otel sahibinin teklifini o an için olumlu bir adım gören danışman/özel kalem müdürü aynı konuyu Cumhurbaşkanına taşımış olamaz mı? Ayrıca bilmenizi isterim bu iddiaları ‘bir başkası söylüyormus gibi lanse etmeniz ve yazının sonunda onca uçaklar bombalar ölen insanlar neticesinde bu bir darbe girişimidir demeniz’ sizin bu olayın tiyatro olduğuna inandığınız (ya da insanlari manüpile etmek istediğiniz) gerçeğini saklamıyor.

  15. Kesinlikle bir tiyatro değil. Daha çok kamera şakasını adırıyor. Bir kaç şakayı yapanın adamı ve onlara inanıp olaya atlayan sonra kameraları görünce ne yapacağını şaşıran bir grup insan. Keşke onca insan ölmeseydi de gülebilseydik biz de bu şakaya.

  16. Fehmi bey bahsettiğiniz haberi Ahaber’de canlı yayın olarak bizzat izledim. Yunan adalarini tavsiye edenin Serkan bey olduğunu söyledi bakan bey.
    Sizin gibi bir gazeteci böyle bir yanlışa düşmemeli. Ya araştırmadınız ya da kasıtlı olarak böyle yapıyorsunuz.

  17. 42 yasinda bir Turkce ogretmeniyim. Sizi genclik yillarimdan beri takip ederim. Ancak bu darbe olayinda beni cok hayal kirikligina ugrattiniz. Cunku cok korkunc bir darbe girisimi yasandi. O kadar insan oldu ve yaralandi. Ancak siz hala bu olaylarin musebbibi olan Fetullah Gulen hakkinda dogru durust bir seyler yazmiyorsunuz. Adam darbeyi engelleyen kahraman Turk milletine “ahmak” diyor. Lutfen ozunuze donunuz. Tarafsiz olunuz ve gercekleri ortbas etmeden oldugu gibi yaziniz.Bu tarzda devam ederseniz bu dunyada da obur dunyada da kaybedersiniz. Saygilarimla. Sule Yesiltas

Asiltürk için bir cevap yazın İptal