Tarih bugünleri yazarken hangi ayrıntılara dikkat edecek dersiniz?

95

İki ay sonra yapılacak ve ülkeyi yeni bir sistemin bütün unsurlarıyla tanıştırması beklenen seçimin tarihe dönük yüzünde ‘Abdullah Gül olayı’ mutlaka yer alacak…

Alacak, çünkü Abdullah Gül seçim sahnesine ‘aday’ olarak çıksaydı, Türkiye seçime katılan isimlerden çok sistem değişikliği konusunu tartışacak ve bunun muhtemel sonucu da, seçim sonrasında başlayacak dönemin yanlışlığının herkes tarafından önceden görülmesi olacaktı.

Bakınız, Gül’ün seçimde kazanmasından ve sonrasında meydana gelebileceklerden söz etmiyorum; sözünü ettiğim şu: Gül kazansa veya kazanamasa, konu onun adaylığı sayesinde gündemin ilk sıralarına oturabilecekti.

Kazanabileceğinden korkulduğu için diyenleriniz de çıkabilir, ama bence adaylığının önünün kesilmesi daha çok bu kayda geçirdiğim sebeptendir.

‘‘Biz kazanırız’’ diyenler de anlatacak ama…

Sistem değişikliğinin Gül düzeyinde biri tarafından iki ay boyunca tartışılması farklılık yaratabilirdi.

İYİ Parti adayı Meral Akşener, CHP adayı Özgür Özel veya Muharrem İnce veya bir başkası da herhalde aynı konuyu işleyeceklerdir, ancak işte o kadar…

Son yedi yılı cumhurbaşkanlığında geçmiş uzun yıllara dayalı siyasi deneyimi ile ‘‘Ülkemiz için doğru olan parlamenter sistemdir, sebepleri de şunlardır’’ manifestosuyla kitlelerin karşısına çıkacak Abdullah Gül’ün söyleyeceklerinin etkisi ile başkalarınınki mukayese edilemez.

Hani bazıları ‘proje’ ve ‘kumpas’ gibi sözcükleri kullanıyorlar ya, o tür sözcükler eşliğinde esas üzerinde düşünülmesi gereken sanırım bu gerçekliktir.

Zaten bu yüzdendir ki, konuyu ele aldığım son günlerdeki her yazımın sonuna, Gül’ün adaylığının gerçekleşebilmesinin olağanüstü zor adeta imkansız olduğuna dair bir-iki cümle yerleştirmiş bulunuyorum.

İsterseniz dönüp son yazılarıma bir de bu gözle bakın, her geçen gün o kuşkumun büyüdüğünü sizler de fark edeceksiniz.

Yanlıştan dönmenin bundan böyle tek ve ufacık bir umut ışığı kaldı: Sandıktan cumhurbaşkanı olarak çıkacak kişinin kendisinin, 16 Nisan (2017) referandumuyla o makamın sahibine sağladığı yetkileri de kullanarak, sistem değişikliğinden vazgeçmesi…

Ne kadar cılız bir ışık olduğunu bunun, herhalde sizler de teslim edersiniz.

Hafıza tünelinde arkeolojik kazı yapıldığında…

Biri bugün şu tespiti yazısına taşıdı:

‘‘GÜL’Ü İSTEYENLER… SIRASIZ EKSİK LİSTE:

‘Ay ne olur olsun’ diyerek Aslı Aydıntaşbaş… ‘O olmazsa geçmiş olsun’ diyerek Fehmi Koru. / ‘Saçmalamayın, Gül’de birleşin’ diyerek Metin Münir. / ‘Matematikle dövüş olmaz” diyerek Mehmet Bekaroğlu. / Destansı Gül övgüleriyle Hasan Cemal.’’

Güzel ve yerinde bir özet bu. ‘‘Gül aday olsun’’ diyenler cephesi -hepsi olmasa da görüşlerini açıkça yazan ve söyleyen kısmı- galiba bu kadardan ibaretti. Bu isimlerden siyasetçi olduğu için Bekaroğlu’nu, bir gazetede yazdığı için Aydıntaşbaş’ı çıkarırsak, geriye kalan üç kişinin ortak özelliği daha iyi görünür: Herhangi bir gazetede yazamamaları…

Hasan Cemal ile Metin Münir t24.com.tr’de, bu yazıyı okuduğunuza göre zaten bildiğiniz üzere, ben de kendi adımı taşıyan bu sitede okurlarla buluşabiliyoruz.

Medyanın geri kalanı…

Tarih herhalde bu durumu da yazacak.

Bazı ayrıntıları bugün-yarın bizler unutsak bile konu üzerinde araştırma yapacak olanlar hafıza tünelinden onları bulup çıkaracaklardır.

Neyi mi?

Gizlenmek istenenleri… Duyulmaması için her türlü tedbiri aldıklarını sananların görünmeyen alanda yaptıklarını… Gözüken ve gösterilmek istenenlerle gerçekler arasındaki çelişkileri… Siyasilerin yola çıkarken kendilerine ve çevrelerine verdikleri sözlerle ağızlarından şimdi çıkan sözler arasındaki uçurumu… Yazı hayatının büyük bir bölümünde savunduklarıyla tam anlamıyla ters düşmeyi göze alan meslek mensuplarını…

Bir siyasi şahsiyetin vaktiyle ölümüne karşı çıktığı ne varsa hepsinden birdenbire vazgeçmesi ve sistem değişiliği yolunu açmasının, kamuoyu karşısına iddialarla çıkan bazılarının basit aritmatik ve mantıkla hiç bağdaşmayan hesaplarının temelinde neyin olduğunun tarih farkına varmayacak mıdır sanıyorsunuz?  

Neyse. ‘‘Projeydi, patladı’’ denildiğine göre, ‘tehlike’ geçmiş demektir.

Bu yazıyı yarının tarihçisine yardım olsun diye yazdım.

ΩΩΩΩ

95 YORUMLAR

  1. Seçimin yaklaştığı kendini hissettiriyo,ortalık ak trol dolmuş,akıllarını kiraya vermiş tipler cirit atıyo,kimin görüşünü beğenmiyolarsa çamur atmaya çalışıyolar, damga da hazır “fetöcü”.Ak troller şunu iyi belleyin ki iplerinizi tutanların dümenleri millet tarafından açık bi şekilde görülüyo,haa görevinizi yapıp neyse peşinde olduğunuz menfaat temin edeceksiniz illaki ama kendinizi uyanık zannetmeyin (ak partiden yana görüş belirten dürüst kimseleri tenzih ederim herkesin görüşüne saygım var,katılmasamda.)
    Yazarın da her görüşüne katılmıyorum,mesela başkanlık sistemine karşı değilim ama bu şekildekine değil,olması gereken başkanlık böyle olmamalı, bir kişiye ölçüsüz güç vermek yanlış.
    Abdullah Gül e güveniyorum,aday olsa da olmasa da bilinçli hareket ediyor,bazıları gibi önce koltuk diye düşünen birisi değil kendisi.

  2. Sayın Gül ittifak olmadan da Aday olsa sistem tartışması başlardı. Kendisi kazanamazdı belki ama başlıyacak tartışma iktidarı zayıflatırdı. Bunu kendiside iktidar da biliyor. Mesele Sayın Gül’ün bunu ne kadar dert ettiği. Anlaşılan o kadar dert etmiyor. İttifakda ısrar etmek, adaylıkda ısrar etmekle aynı şey. Meral hanıma yapılan eleştiri bu bakımdan haksızlık bence. Ben bu durumu Sayın Gül’ün görevden kaytarması olarak görüyorum.

  3. Ben basit bir vatandaşım…
    Gül’ün cumhurbaşkanı olmasının nasıl engellendiğini,
    367 olayını,
    “367 kişi içeride yok iptal” denebilmesi için meclise girmekten kaçanları,
    seçime gidilmesini, referandumu, ve nihayetinde
    ” adayımız kardeşim a. gül dür” dendiği anı,
    izlediğimiz günler hala zihnimizde canlıdır…

    Biz aralarındaki kavgayı bilmedik,kimse de anlatmadı,kendisi de anlatmadı, bir gün “intifada başlatıyorum” denip devir teslim yapıldı..

    sonrası birşey okumadık,duymadık…
    Abdüllatif Şener bile zamanında ayrılsada susmadı,
    rahatsızlıklarını anlatıp mücadele etti..
    takdir edilmelidir..
    hiç değilse fikirlerini, çatışma nedenlerini anlatmaya devam etmiştir denebilir.

    şimdi sayın gül Aday olarak,
    hem de kendisini daha önce cumhurbaşkanı yapan süreçte
    kendisini engelleyenlerin desteği ile,
    “kardeşim” diyene karşı ortaya çıkması, benim gibi
    cahil,koyun,bidon kafalı,sürü,göbeğini kaşıyan basit vatandaşta
    kardeşlik hukukuna yakışmayan bir adım olarak görülüyor…
    üzülüyorum.

    • Bir de şurdan düşün, bir tik o kadar meşguldüki Tayyip Erdoğan ‘ın 2007 seçimlerinde aday olmasına, eğer aday olsaydı darbe yapılma ihtimali güçlenecekti, Gül aday oldu şimdi çarşaf gibi ortalığa saçılan Fetocu askerler o zaman Asker’i frenledi demekki…ilginç bir varsayım değil mi.. bugünkü ittifakları görünce insanın aklına neler gelmiyorki…

  4. Daha önce yazmıştım Sayın Gül’ün adaylığını açıklayacağı zamanı: sanırım atladınız…
    Tekrar ediyorum lütfen okuyunuz:

    “Güvenilir kaynaklardan aldığım bilgiye göre; Sn. Gül; cumhurbaşkanlığına adaylığını açıklamak için 25 Haziran 2018 tarihini bekliyor. Böylece Cumhurbaşkanlığı Seçiminde rakipsiz tek aday olmayı garantilemiş olacak.”

  5. fehmi beyin bugünkü yazısı, ‘gül tehlikesi’nin bertaraf edildiğinin ispatı. artık gül tartışması (en azından şimdilik) kapandı. zaten reutersin verdiği haber ve gülün yarın açıklama yapacağı açıklaması da ‘tehlike’nin geçtiği yönünde. Şimdi tabii ki tartışmalar yeni bir mecrada devam edecek.
    Günün sorusu, “gül olmazsa muhalefet seçimi kesinlikle kaybeder mi?” ya da daha doğru şekilde sorulacak olursa, “muhalefet gül olmadan da seçimi kazanabilir mi?”, “kazanabilirse nasıl ya da hangi adayla?” gibi sorulara geldi. Fehmi beyin bu konularda da fikir jimnastiği yapacağını tahmin ediyorum. yani “gül gitti kavga bitti” olmayacaktır. Eminim fehmi bey farklı düşünceler ileri sürecektir.
    Öncelikle benim baştan beri tavrım aynı. “Yaşasın seçimi muhalefet kazandı. ülke cennete döndü” olmayacaktır. ya da “iktidar kazandı herşey çok kötü olacak” olmayacaktır diyemiyorum maalesef. iktidar kazanırsa herşeyin çok kötü olacağını biliyorum. Ama yine de, yıkıntılar üzerine alalacele bir barınak kurmaktan ise, gecikse ve biraz üşüsek bile düzgün bir bina yapılması gereğini düşünüyorum. Bunun için, 3-5 kişinin biraraya gelip, “biz A kişisini aday gösteririz, seçimi bu şekilde kazanır ve parlamenter sistemi getiririz, hukukun üstünlüğünü sağlarız, ekonomi düzelir” türü yaklaşımlarına koşulsuz katılamıyorum. Kuşkusuz seçimi kazanmak çok çok önemli. Tıpkı yıkılan evin yerine, kışın donmamak için alalacele yeni bir barınak yapılması ne kadar önemli ise o kadar önemli, ancak yeni barınağın düzgün yapılmaya çalışılması da en az barınağın aciliyeti kadar önemli. barınağın aciliyetine vurgu yapıp, barınağın düzgün yapılması çabasını gözardı edenler, aslında daha fazla açıkta kalmamıza, daha fazla üşümemize neden olurlar.
    Ben seçimler için, daha öncede açıkladığım gibi, şu temel ilkeye göre hareket edeceğim. Önseçimle aday olanlardan veya bağımsız adaylardan bir tanesine oy vereceğim. ikinci turda ise muhalefetin adayına oy vereceğim. Bu yöntemin, seçmenlerin doğrularının, isteklerinin, taleplerinin, duygu ve düşüncelerinin siyasette daha doğru ve daha fazla yer bulmasını saflayacağını düşünüyorum. biz bunu sağlamadan bu ülkede siyaset hep elitlerin halkı yönetme aracı olarak kalacaktır.
    Bir de, seçimlerde bir başka ölçütüm olacaktır (bu seçim için söylemiyorum. normal seçimler için söylüyorum.çünkü bu seçimin özel bir durumu var), o da kişilerin kendisi hakkındaki değerlendirmem. yani partisi değil. “Kendisi” tanımı söylemek istediğimi tam anlatamıyor, doğru ifadeyi de bulamadım ama söylemek istediğimi örnekler üzerinden anlatmaya çalışacağım. Mesela aziz yıldırım hangi partiden aday olursa olsun oy veririm. Aziz yıldırımla arkadaş olmam, ama hangi partiden aday olursa olsun oy veririm. Çünkü şahsi çıkar görmeden çalışabilecek benim gördüğüm nerdeyse tek kişidir. MHP’den aday olsa yine oy veririm. Mesela abdullah gül benim için doğru aday değil. Çünkü abdullah gül, zor zamanlarda doğru kararlar vermeyi becerememiş. bundan sonra da verebileceğine dair bir emare gösterememiş. Yani yaptıklarını yapacağının teminatı olarak görürüm.
    Kuşkusuz her seçimin kendine özgü önemleri, aciliyetleri vardır. yani birebir bu kurallara uyulamayabilir. bunlar ideallerdir. 24 haziranda yapılacak seçim ise özel durumu en fazla özellik arzeden bir seçim. bu nedenle değerlendirmemi biraz daha farklı yapmak durumunda kalıyorum.
    Mesela Gül’e normal zamanda hiç oy vermezdim ama bu seçimde çatı adayı olsaydı oy verecektim.
    Mesela kılıçdaroğluna normalde oy veririm ama bu seçimde chp adayının ikinci tura kalması demek erdoğanın kazanması demek olduğu için oy vermem. (burda bir parantez açıp, abdüllatif şenerin chp adaylığı konuşuluyor. Abdüllatif şener olursa kesinlikle oy veririm ve kazanabileceğini de düşünüyorum). Abdullatif şenerin sadece kazanabilir olması açısından değil, makam ve mevki sahibi iken, hepsini bırakıp, üstelik köşesine de çekilmemiş, doğru bildiklerini daha sonra da çeşitli vesilelerle dile getirmekten de çekinmemiş bir insan olması nedeniyle, seçildikten sonra da doğru davranışları göstereceğini düşünüyorum. Benim için bunlar önemli değerler. Daha önce de yazdığım gibi, kerpiç duvarın üzerine beton dam yapılmaz. Taşımaz çünkü. adaylar da talepleri, hedefleri, doğruları yerine getirecek, uygulayacak kişiler. Yani istenilen damın duvarları olacaklar. eğer onların bunları yapma kapasitesi yoksa veya yapma karakteri, ahlakı, birikimi yoksa onları seçmenin de çok bir mantığı yok diye düşünüyorum.

  6. Meral Akşener Analizi:
    (Fehmi Koru Bey’in sitesi sağolsun, yorumları ile köşe yazarları ile doldu taşıyor.
    İnşallah bu yoğunluk üzerine yorumları kapatmaz.)
    Ben daha önce Sayın Abdullah Gül üzerine birkaç kez yorum yazdım.
    Meral Hanım’ın gönlü kalmasın diye onunla ilgili de bir analiz yapmak istiyorum:
    1. Meral Hanım güçlü, inanmış, kararlı (buna inat da denebilir) ve samimi bir insan ve politikacı.
    2. 28 Şubat döneminde birçok cesur uygulamalar imza attı ve dik durdu.
    3. Özellikle Çevik Bir’e karşı duruşu onu kahraman yaptı.
    4. MHP’den ayrılarak “Muhalif Bir Hareket” başlattı ve yanına önemli bazı akademisyen ve politikacıları alarak “İyi Parti”yi kurdu ve medyanın, MHP’nin ve İktidarın ambargosuna rağmen sesini Anadolu’ya duyurdu.
    5. Cumhurbaşkanlığı seçiminde de adaylığını ilan ederek bu mücadelede var olduğunu dünyaya ilan etti.
    6. Ne zaman ki muhalefetin (İlkeler/Demokrat Platform) ortak bir Cumhurbaşkanı adayı çıkarma projesi gündeme gelince Meral Akşener’in adaylığı tartışmaya açıldı. Bu tartışma sürdükçe Meral Hanım’ın adaylık ısrarı zirve yaptı.
    7. CHP’nin 15 milletvekili jesti ile “İyi Parti” mecliste grup kurmayı ve secime girmeyi garantiledi derken YSK, İyi Parti’nin seçime girebileceğini ilan etti.
    8. Meral Hanım, bu 15+5 milletvekil ile Cumhurbaşkanı adaylığı için 100.000 imza zahmetinden kurtulmayı beklerken; birden işler tersine sarpa sarar gibi oldu ve Meral hanım, tükürdüğünü yalamayarak 100.000 imzada ısrar etti. Diğer taraftan hazine yardımının da reddedileceği İyi Parti kulislerinde telaffuz edilmeye başlanınca CHP’den transfer edilen milletvekilleri her iki partinin sırtında bir kambura dönüştü ve AKP’ye iyi bir seçim malzemesi oldu.
    9. Meral Hanım, bu kritik süreci böyle yönetince, CHP’deki muhalif sesler de bundan cesaret alarak Abdullah Gül’ün adaylığına sırtını dönerek kendi adaylarına yönelmeyi tercih ettiler.
    10. Bu arada Sayın Abdullah Gül ile Saadet Partisi arada kaldı.
    Sonuç: Meral Hanım güçlü, kararlı ve hırslı kişiliği ile muhalefetin ortak Cumhurbaşkanı adayı olarak Abdullah Gül’ü kabul etmeyerek hem kendi adaylığını hem de muhalefetin ortak Cumhurbaşkanı adayı formülünü farkında olmadan sabote etmiştir.
    Bununla beraber son sözü söylemek için 1 gün daha beklemekte yarar vardır..

  7. Sizi 86 yılından beri takip ediyorum
    O zaman size dindarların uğur mumcusu denirdi Harward geçmişi olan bir insan
    Kendiniz olduğunuz sürece güzeldiniz de
    Ama zaman sizi törpüledi
    Dedikodu yazarlığında ısrarınız sizi bitirdi

    Apaçık bir etik olmayan mert olmayan bir oyun oynanıyor
    A.Gül için 367 kararı çıkaranlar bugün ona sarılmasını millet görmüyor mu
    A.Gülün gezi olaylarından bu yana takındığı tavır
    Erdoğanın hataları yanlışları vardır ülkeyi kötü de yönetiyor olabilir
    Ama adam MERT abi ya
    Ben bir de Muharrem İnce de gördüm

    • Fehmi koru bittiği içinmi onun yazílarına bu kadar çok saldıranlar var.
      Biten yazar ariyorsanız, o yazarlardan havuzda istediğinizden fazlasını bulabilirsiniz.

    • Ugur mumcuya benzetilmek sayin koruyu kucultucu bir yakistirmadir! Reisin mertligi ortadadir da muharrem ince dediginiz de nedir ki? Fesuphallah…

  8. Tarih bugünleri yazarken sonuçlardan geriye doğru giderek ayrıntıları anlatacak öncelikle. Örneğin birkaç onyıl sonra bugünleri yazarken ülkenin başkanlık rejiminden dolayı elde ettiği kazanımlar ve sonuçlar herkesin gözünün önünde somut olarak duracak ve ona göre yorum yapılacak. Parlamenter sistemi milletin başkanlığı kabul etmesine rağmen geri getirmeye çalışanların hataları o zaman daha iyi anlaşılacak. Ayrıca ve en önemlisi Erdoğan ilk başkanlık görevini sona erdirdikten sonra Allah ömür verirse hatıratını yazmış olacak ve bugünlerin içyüzünü onun açısından, esas bilgileri ve davranışlarının esas sebeplerini de öğrenerek okuyup değerlendireceğiz. Özellikle Fehmi bey siyasilerin hatıratlarını yazmasını hep istemiştir. Eminim çıkan kitapları ilk o alıp okuyup değerlendirecektir. Belki çok şaşıracağı, hiç aklına gelmeyen konuları detayları öğrenip, belki de bazı pişmanlıklar yaşayacaktır. Kimbilir..

  9. Sevgili dostlar atalarımız ”Taş yerinde ağırdır” demişler sayın Gül’ün yeri bellidir. muhafazakarların sevdiği saydığı güvendiği bir devlet adamıdır. Muhafazakar kesim asla CHP ile işbirliğine gireni affetmez CHP lilerin taşıdığı su ile abdest almaz

    • Chp için söylediklerinize katilmamak içten bile değil hepsi doğru lakin akpartininde chp lileştiği bir gerçek üslup olarak mantalite olarak birbirinin aynı konumuna geldiler.

    • “CHP lilerin taşıdığı su ile abdest alnmaz”
      Siz ne hakla ve hangi bilgilerle bõyle bir cahalet õrneği sergiliyorsunuz.
      Muhafazakarlara bakın! 16 yil önce başlayarak Rüşvet, yalan, yolsuzlk, iftira , kin, ve nefret tohumları ile yatışdírtírdíği küfür ve şírk ağaçlarını Dini adın yetıştirdiğinizi milletden gızlerkende bunlari gene dinı refarans vererek yaptílar ve sonundaTürkiye yi bu hale sokanlar o kadar çıldırmış ki başkalarına HAKARET ederlerken dahi kendi sıfatlarını kullanarak yapmalarída bir başka komedi. Asslinda kendilerini yaninda geçtikleri suyla bírakın abdest almayi tarla dahı sulanmaz.
      Çünkü onlar o tertemis sularla yukarda yazdıklamı yetiştirdiler.
      Siz õnce aynaya karşısına geçip kendínıze bir bakın….O yazdıklarınız kime daha uygun olduğunu görusúnüz.

      • Nurdan hanım insanların mahrem mekanlarına kimler kamera yerleştirdi, kimler sınav sorularını çaldı, kimler kumpas kurdu, daha neler neler her yolu mübah gören FETÖ ve onun müntesipleri değil mi bütün bu alçaklıkları ne adına yaptılar biliyorsun ama fetöcülerin temel özelliği

  10. Bu saatten sonra milletin kafasını bulandırmak için hâlâ sistem vurgusu yapılmasını samimi bulmuyorum. Bu tartışmanın zamanı çoktan geçti. Bu karar yanlış bile olsa seçmen oylarının çoğunluğuyla alınmıştır. İleride çok yanlış yapıldığı kanaati hasıl olursa bu millet gerekli düzeltmeyi yapar. Bu hakikat herkes tarafından bilindiği halde, rejim değişikliği kendi menfaatlerine uymadığı için içlerine sindiremeyenlerin önüne düşmek ve millet çoğunluğunu karşısına almak Sn. Gül’e hiç de yakışacak bir davranış değildir. Sn. Koru da bu husustaki kışkırtıcılığından behemahal vazgeçmeli ve hâlâ kendisine değer veren mahalle sakinlerini de üzmemelidir.

  11. Mümin var, Müslim var
    Müslim iyi insan olur, dünyada hasen ister, ahirette de hasen ister. Cihat yapmayı sevmez. Gül ve Arınç Müslimdirler. Yanımızda yer almamışlardır çünkü dünya ve ahiretlerini kazanabilmeleri için buna gerek vardır. Allah da onlara dünyalarını verdi ahirette de verecektir.
    Bunlar Mümin değildirler. Müminler aldıkları görevleri mezara girince bırakırlar. Gül de Arınç da siyaseti bırakmış, kenarda oturuyorlar. Müminler peygamberlerin vekilidirler. Hiçbir peygamber kendisini emekli etmemiştir.
    Müminlerin ise Allah mallarını ve canlarını cennet karşılığı satın almıştır. Onlar kendi kendilerini emekli edemezler. Savaştan kaçan asker durumuna düşerler. Erbakan ve Erdoğan Mümindirler. Erbakan’ı Demirel veto edince o bağımsız adaylığını koydu ve dünya değişti. Gül 100.000 imza toplayacaktı ve Erdoğan’a muhalif olarak değil başkanlık sistemine karşı adaylığını koyacaktı. Kendi gücü ile koyacaktı. Erbakan sağ olsaydı bunu yapardı ve Erdoğan parti başkanı ve Başbakan olurdu.
    Fehmi Koru tüm imkansızlığa rağmen cihadına devam etmektedir. İçtihat hatasını yapıyor. Akevler dışında cihat yapan bir yer kalmamıştır. Yuvasına dönmelidir. Onların desteği ile dergi çıkarmalıdır. Basılmış dergi çıkarmalıdır. Müslim olanlar katılırlar ama başı çekemezler. Gül de Arınç da dava adamı değildirler.

  12. Yahu bu kadarda kör gözüm parmağına olmaz yahu memleketin nereye gittiğini herkes görüyor ama sen kalkmış hala garanti arıyorsun A Gül un bu kadar halkta karşılığı var ben var olduğunu görüyor um ama sayın gül bir kelime etmiyor şimdi cikmayacaksan ne zaman

    • Mustafa Bey ! Yukarıda 19:52 zaman kayıtlı yorumum aslında sizin son cümledeki sorunuza cevaptı.
      Galiba bir hata yaptım ortaya karışık bişey oldu…
      İlginiz hala devam ediyorsa lütfen bakıverin.
      Teşekkür ederim.

  13. Bu yazınızı okurken Erol Büyükburç’u hatırladım.Ölmeden önceki bir müzik programında ona söz verilmeyişine sinirlenmiş ve oturduğu yerden avazı çııktığı kadar bağırmaya başlamıştı..”Ben saksı değilim.Ben müziğin en önemli adamıyım.Beni dinliyceksiniz..” diye..Hatırladınız değil mi..Şimdi yukarıda bazı satırları okurken birden öyle bir vehime kapıldım.Yıllar önce bizim medyanın usta kalemi ağabeysiydiniz.Evet..Hatta bazı arkadaşlarımız için hala geçerli bu duruşunuz.Ama onlar da sizin gibi bir köşede aynı duruşla bekliyorlar.Kolomb Amerikayı keşfetmişti ama o bunun farkında değildi.Kendisi Hindistana vardığını sanıyordu.Dolayısıyla kıtanın adı Kolomb olmadı da daha sonra gelen kaşifin ismini aldı.Bazen çıktığınız yer ile vardığınız liman örtüşmüyor maalesef.Uzun zamandır bir maceranın peşinde koşuyorsunuz ve hala da koşmaya devam ediyorsunuz.Bazı kalemlere de da kötü örnek olarak .Ama artık yazdıklarınız isabetli çıkarımlar olmaktan çıktı, sadece sizin “vehimleriniz” olmaktan öteye gitmiyor.”….Bakınız, Gül’ün seçimde kazanmasından ve sonrasında meydana gelebileceklerden söz etmiyorum; sözünü ettiğim şu: Gül kazansa veya kazanamasa, konu onun adaylığı sayesinde gündemin ilk sıralarına oturabilecekti….Yani sadece bu kurduğunuz cümle bile içine düştüğünüz ağlanası durumu izah etmeye yeterli.Çok da fazla izaha gerek yok sanırım.Yani sayın Gül’ün kazanmasına sadece emin değilsiniz daha rijit ifadeyle kazanmak Abdullah Gül’ün kaderidir alınyazısıdır ve diğerleri bunun önünü kesmeye çalışıyor, gibi bir ifadeyle yüklü bu ve sonrasındaki satırlar.Teşbihte hata olmasın Tıpkı Şiilerin işi iyice şirazesinden çıkarıp halifeliğin Ali’nin hakkı olduğunu asırlardır iman ve itikad noktasında ileri sürdükleri gibi.Yani sayın Fehmi abi,köprülerin altından çok sular aktı.Namaz aynı namaz ama bizim dualarımız değişti.Artık bizler başka şeyler için dua ediyoruz ve bu duaları da sayın Gül anlamaz.Aynı duada buluşamayız.Aynı duada buluşamayanlar aynı kaderde de buluşamaz.Aynı kaderi paylaşamaz.

  14. Abdullah Gül Üzerine Kısa Bir Yorum:
    1. Konuşmayan Abdullah Gül, bu kadar çok konuşuluyorsa
    2. Susması bile muhaliflerini rahatsız ediyorsa,
    3. Ona tavsiyelerde bulunanlar, onu azarlarcasına, tehdit edercesine konuşuyorlarsa,
    4. Onunla ilgili haberler çarpıtılarak veriliyorsa,
    5. Abdullah Gül’den en çok rahatsız olanların statükocu oldukları düşünülürse,
    6. Değişimi isteyenlerin itici, agresif ve yaralayıcı bir dil kullandıkları düşünülürse,
    7.Sonuç olarak Abdullah Gül, samimiyetiyle, edebi ve nezaketi ve dik duruşu ile ilkelerini savunuyorsa,
    Elbetteki bundan rahatsızlık duyulacak ve adaylığını engellemek için gizli ve açık her yola başvurulacaktır.

    • Sayın yorumcu !
      Eğer izniniz olursa bu parlak mantık örgünüzü; “Mantıksızlığın Mantığı” ismiyle yayına hazırladığım kitabımda; türünün en güzel örneği olarak kullanmak isterim.

      Rızanız olup olmadığını lütfen en kısa zamanda bildiriniz.

    • hepsine katılıyorum,bu siteyi takip eden sessiz çoğunluğunda katıldığına inanıyorum,doğru tespitler.
      alay edip maytap geçmeye çalışan vatandaş ta biliyo doğru olduğunu ama şu an görevde olduğu için emirleri yerine getiriyo,ne de olsa aklını kiraya vermiş

  15. Sabahki yorumumu cevaplayan bazı yorumcular benim başkanlık sistemini
    Erdoğan’ın kazanacağını düşündüğüm için iyi gördüğümü ifade etmişler.Erdoğan her şeyden önce bir fani.Bugün var,yarın yok; hepimiz gibi.

    Başkanlık sisteminin iyi tarafı şu:İşi doğrudan halk hallediyor.Alavere dalavere
    ile halkın vermediği iktidarın birilerinin
    eline geçmesine imkan tanımıyor.

    Dün veya önceki gün Karagülle hoca da
    ifade etti.Erdoğan seçilmezse,Gül seçilecek,benim için ikisi de makbuldür dedi.Bu mealde şeyler söyledi.Erdoğan ve Gül seçilmediğinde de onlara benzeyen biri seçilecek.Yani bundan sonra halkta tabanı olmayan,halkın değerlerine yabancı birinin iktidara gelmesi hiç mümkün değil.Ama koalisyonlarla,milletvekili transferleri ile küçük bir partinin başkanı başbakan olabiliyordu parlamenter sistemde.Artık bu yol kapanmış bulunuyor.İktidar olmak için halkın yarıdan fazlasının olurunu almak gerekiyor.Halkın çoğunluğunu yanlış bir karar vermez.

    • Bekir Bey ! Asıl sıkıntımız da bu ya zaten…
      Devlet yöneticilerinin seçilmesi; halklara; özellikle de Türkiye’de yaşayan halklara bırakılamayacak kadar önemli bir konudur.

  16. Siyaset halka açık ve mücadele ile yapılır. Sadece kapılar kapılar ardında yapılan mücadelelerde halkı ikna edemezsiniz, halka güven de veremezsiniz. Gül’ün yerinde Erbakan’ın olduğunu düşünelim bir an için! Kazanıp kaybetme üzerine hesap yapmadan; hak ve hakikat için “ben burdayım” diye haykırırdı. Ama Gül, haklı olduğu zaman bile sesi içine kaçmış gibi tedirgin ve “haklı olmamdan dolayı aman başıma bir iş gelmesin, aman beni yormasın haklı olmam” kaygısı ile siyaset yaptı ve en konuşmması gereken, ülkenin en çok ihtiyaç duyduğu anda da hakkı söylemeyi değil kazanmayı düşündü. “Kazanamayacaksam hakkı da söylemem” tedirginliğine halk da siyaset de pirim vermedi vermez de! Peygamber olsa anlayacağım; Tanrı’dan vahiy bekliyor aday olmak için ama ben peygamber olmadığını biliyorum. Kendisi de biliyordur tabi ki peygamber olmadığını. Erbakan’dan “hak”kı haykırmak, mücadele dersi hiç ama hiç almamış!

    • Siz haklısınız, fakat olayları sadece içeriye dönük değil de uluslararasi ilişkilerde Türkiyenin imajını düşündüğümúzde bu işler õyle iç politikada gündelik oy hesabi yapmak için kullaníldığı zaman bugün gelinen noktaya gelinir.
      Bir iki örnek 17/25 Aralık’ta ve 16 Temmuzuda olan ve de bunlara benzer bizlerin bilmediklerimiz yalnışlıkları Gül herkesten iyi biliyor.Ama o bunları çıkıp kendi menfaatına kullanmak için aciklamaz çünkü o dúnyayı çok iyi taniyan ve bilen birisi.
      Şu an o susuyorsa Erdoğan’dan ve onun ortalığa saldığı trollerinden korktuğundan değıl Türkiye yeterince oy peşinde koşan menfaatçı idareciler tarafından yıpratıldi.
      İşde Gül bunu yapmaz ve yapmaya da vicdani el vermez.
      17/25 Aralığı bir düşünün bakalım!
      Eğer Gül o zaman bu doğru bir olaydır deyip ortaya çıksaidi, inanın durum bu günkünden daha vahim olurdu.
      Sonunda Abdullah beyin öyle kafası boş, dili laf yapanlardan falan korktuğunu zannetmemek gerek.
      O bir gerçek Devlet adamı.

  17. Anlayabildiğim kadarıyla, Sayın A. Gül’ün uzunca bir zaman kendisini geriye çekerek bir tür suskunluğa bürünmesinin ardında yatan temel neden, Gül’ün bir gün bir şekilde yeniden AKP’nin liderliğine dönebileceği beklentisiydi. AKP’nin zaman içinde güç yitirmeye başladığı, parti içinde hoşnutsuzlukların giderek artmaya başladığı bir süreç yaşanacak, partinin fabrika ayarlarına geri dönmesi fikri giderek güçlenecek, sayın Erdoğan’ın da rızasıyla parti içinden bir (belki de tek) aday olarak tekrar AKP’nin başına getirilecekti. Beklentisi bu olduğu için, hemen hiçbir şey söylemeden “parti içinde bilge muhalif” olarak kalmayı, bir parti içi bunalım sırasında AKP’li seçmenlerin umudu olmayı yeğledi. Ne var ki, sayın Erdoğan’ın parti üzerinde giderek daha da artan kontrolü, trene sonradan binen fırsatçıların dindar kadroları tasfiyesi dolayısıyla, AKP ülkeyi yönetmekte ve sorun çözmekte giderek zorlandığı süreçte, sayın Gül’ün beklentisi yerine gelmedi. Böylece, hem partinin gidişinden hoşnutsuz seçmenlerin gözünde, hem de muhalif çevrelerde, risk almaktan korkan, kendini kişisel bekasını her şeyin önüne koyan bir siyasetçi olarak algılanmaya başladı. Dolayısıyla, CHP’li seçmanlerin ve diğer muhalif unsurların “İyi de daha önceleri nerelerdeydin? Dün hiç ses çıkarmadın, bugün çatı adayı olarak hepimizin desteğini talep ediyorsun, kendini bize dayatıtorsun. . ” yollu yakınma ve eleştirileri çok da haksız değil.

    Gül, bundan sonra aday olmasa bile, AKP seçmeni gözünde artık FETÖ ve Kemalistlerle gizli-açık işbirliği içinde bir figür olarak algılanacak artık. Belirleyici bir siyasi aktör olma potansiyelini kısmen koruyabilmesi için, bundan sonraki süreçte kendisine kalan yegane seçenek, diğer partilerden onay görmemiş olmasına rağmen, Saadet Partisi’nin adayı olarak seçime katılması ve AKP’nin çözülüşünü ve çökmesini beklemesi. Eğer Saadet Partisi’nden de aday olmazsa, yakın ve uzak gelecekte, belirleyici vasfına sahip bir siyasal aktö olma şansını tümüyle yitirir. AKP, dindarlardan ve dindar kadrolaradan uzaklaştığı günden beri, artık “hep seçim kazanmk ve iktidarda kalmak” zorunda olan bir parti. Seçim kaybettiği gün, sayın Erdoğan’ın popülerliğine rağmen, çözülür ve dağılır; fırsatçı ve çıkarcı milletvekilleri partiyi terk ederek İyi Parti’ye geçerler vb. Böyle bir kırılma anında, eğer Saadet Partisi kendisini bir şekilde yeniler ve liberal muhafazakarlarla seküler-ve-umutsuz yığınların da desteğini alabilecek bir parti haline gelirse, AKP gider, Saadet Partisi onun yerini alır. Eğer Gül hemen bugün Saadet Partisi ile bütünleşirse, belki gelecekte yendien lider bir aktör, belki başbakan/cumhurbaşkanı olma şansını yakalar.

  18. Yorumumdan sonra diğer yorumları okudum. Neredeyse herkes aynı fikirde. Önce okusaydım ben yorum yapmazdım. Neyse bir fazla olsun ‘açığınızı’ tespit edenlerin sayısı.

  19. Bahsettiğiniz hakikatleri Sayın Gül başkan adayı olmadan da söyleyemez mi? Beni aday gösterirseniz tartışmaya katkıda bulunurum mantığı ilginç. Sizin gibi bir yazarın benim gibi basit bir insanın fark edebileceği bu ‘açığı’ düşündürücü. Söyleyecek lafı olan söylemeli yahut ikide bir kendisini ortaya sürelere iki çift laf söylemeli. Sayın Gül’ ün bu şekilde zaman zaman gündeme gelmesi ancak konuşmaması güvenilirliğini zedeliyor sanırım.

  20. fehmi bey gül ne kadar mühim bir adammış da bizim haberimiz yokmuş . gül o kadar yabancı ülkelerde kalmış ingilizce dahi bilmiyor . bugüne kadar neyi başarmış veya önlemiş . döneminde neler oldu neler . devletin başı olarak nasıl bir davranış veya yetkilerini kullandı .yapabilecegi çok şeyler vardı . ama kılını kıpırdatmadı. muhalif topluluk herhalde akşener etrafında birleşecek görünüyor. seçilmesi durumunda ülkemizin daha iyi olamıyacagı kesin .iyi parti yamalı bohça gibi .erdoğan iyisiyle kötüsüyle ülkeye çok mesafe aldırdı . ama toplumsal barışı saglıyamadı.devamlı söylemleriyle toplumu gerdi huzursuz etti .aslında bu tavrından vazgeçse idi yüzde seksen le ömür boyu başkandı.

    • Milletin adami milleti niye germis ki? Yoksa turkiyenin son karizmatik liderini mi kiskaniyorsunuz? Allah uzun omur versin, millet sectikce devlet baskanligina da devam etsin!

    • Abdullah gül ingilizce bilmiyor demeniz bile onu tanımadığınızı gösterir. İngilizcesi cok iyidir. Aksanlı konuşuyor derseniz anlarım.

    • İngilizce dahi bilmiyormu? İlk CBaşkani seçildiğinde CNN de Lari Kingin programina konuk olmuştu ve yanindada tercüman falaanda yoktu konuşmasí ve úslübuna her kes hayran kalmıştí ben onu ingilize sinide çok gúzel anlamştım.
      şimdi Erdoğani bu kadar popiler yapanların kim olduğunu daha iyi anladim.
      Hiç bir bilgisi olmayipda bilmişlik taslayanlar tarafından olmuş demekki.

  21. Çok tecrübeli A.Gül ün referandum sürecinde ortalıkta görünmemeyi tercih etmesinin sebebi neydi pekala?
    Rejim ya da sistem değişikliğine karşıydıysa bunu aktif olarak neden yapmadı?
    A.Gül RTE nin karşısına çıkmaktan korkmuş olmasın?
    Yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz.

  22. Bir de OHALdeyiz… Tüm devlet enstrümanları, medya, yargı, TBMM bir kişinin ağzından çıkacak kelimeye bakıyor. Anket sonuçları iktidar aleyhine döndüğü anda o seçim iptal edilirdi. Buhran Kuzu kaos olur diye ipucunu çoktan verdi zaten. Bahçeli de “ikazlara” uyulmasını tembih etti. Bütün bunlar aba altından sopa. Derin devletin neler yapabileceğini 90 yıldır gördük. Yaptıkları yapabileceklerinin teminatıdır. Dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç…

  23. Neden bu kadar kendinize onem veriyorsunuz? Derdiniz davanizsa feda edin kendinizi. Gul, cati desteksiz aday olsun, su an kim tutuyor kendisini? Ikinci tura kalamazsa da baskasina destek versin.

    Eger Gul kendini feda etmezse bu gidisle iyice dibi vuracagiz ve insanlar dindarlardan nefret etmeye baslayacak. Sonrasi malum… Bazen davaya ihanet eder gibi gorunup yanlisa yanlis demek, susup yanlisa destek vermekten daha iyidir. Dava kazandiktan sonra sizin hain damgasi yemenizin ne onemi var? Hakk, hakli oldugunuzu bildikten sonra insanlar bilmemis ne onemi var, degil mi?

    • Tc nin devlet baskanligina aday olmak neden kendini feda etmek oluyor ki? Evet, kosan, terleyen bir baskan istiyoruz ama kariyer bakimindan onemli bir makam degil midir bu? Hangi insanlar dindar insanlardan nefret edecekmis, bunun sayin gul’le ne ilgisi var? Evet, fetocu darbeciler sebebiyle milletimiz din baronlarina karsi teyakkuz halinde. Davadan kastiniz darbe davalariysa ihanet edeni affetmeyiz!

      • Dava Islam davasi. Kendini feda edecek cunku muhtemelen cati adayi olmayinca secilemeyecek ve dava arkadaslari (Erdogan) onu harcayacak. Bu gidisle Erdogan da insanlari dindarlardan nefret ettirecek. Ekonomi cok kotu olacak. Ondan sonra da onu indirecekler. Tabi bunlar benim tahminim, katilmayabilirsiniz.

  24. İlkokul 3. sınıf hatta 2. sınıf düzeyinde matematik bilen bir insan bilir ki başka bir ismin seçilme ihtimali yoktur. Medyada örgütlü bir grup Perinçekçi Kemalistin, tıpış tıpış oy vereceksiniz diye gaza getiren AKP trollerinin ve kendileri muhalefette fikirleri iktidarda olan statükocuların operasyonları sonuç verdi. Üzülmeyin, herkes neye layıksa onunla yönetilir. Memleket batıyor, ne halleri varsa görsünler. Bu arada böyle çarpık bir zihniyete de bir sağcı olarak oy vermeyeceğimi belirtmek isterim. Madem öyle işte böyle.

  25. Fehmi Bey,
    ” Son yedi yılı cumhurbaşkanlığında geçmiş uzun yıllara dayalı siyasi deneyimi ile ‘‘Ülkemiz için doğru olan
    parlamenter sistemdir, sebepleri de şunlardır’’ manifestosuyla kitlelerin karşısına çıkacak Abdullah Gül’ün
    söyleyeceklerinin etkisi ile başkalarınınki mukayese edilemez.”
    demişsiniz ya gerçekten haklısınız. Ama Sayın Gül’ün bunları söylemesi için aday olmasına gerek yok. Aday olan birine destek verip yine insanları bilgilendirebilir. İlla bir çıkarının mı olması lazım? Sonuçta memleket meselesi…

    • Millet de zaten 16 nisanda neyi oyladigini bilmiyor ya, iyice bi bilgilendirirsiniz artik. Dersimli kemal de belki biraz istifade eder, basbakan ne is yapcakmis falan diye hani:)

  26. tarih bu günleri yazarken fehmi koru o ara pek sağlıklı düşünemiyordu diyecek bana sorarsanız.
    fehmi beyin yazısını sıkı bir takiple düşüncelerimi paylaşayım.
    -Abdullah Gül seçim sahnesine ‘aday’ olarak çıksaydı, Türkiye seçime katılan isimlerden çok sistem değişikliği konusunu tartışacak- diyor sayın koru.
    sistem değişikliğine hayır dedi de biz duymadık bu durumda…
    referandumdan bu yana sayın gül çok mu tartışmış sistem konusunu.
    karşı mı çıkmış
    milleti karşısına alıp bu sistem yanlıştır demiş mi
    sistemin olası yanlışlarını hiç telafuz etmiş mi
    peki şimdi siz gülü sistem havarisi yapma cesaretini nerden alıyorsunuz???

    -Sistem değişikliğinin Gül düzeyinde biri tarafından iki ay boyunca tartışılması farklılık yaratabilirdi.-diyorsunuz ya
    referandumdan bu yana aylar boyunca tek kelime etmeye çekindiği sistem değişikliğini mi kastediyorsunuz??? sistem havarisi olmaya tam olarak ne zaman karar verdi bilen var mı???

    İYİ Parti adayı Meral Akşener, CHP adayı Özgür Özel veya Muharrem İnce veya bir başkası da herhalde aynı konuyu işleyeceklerdir, ancak işte o kadar… ama o insanlar en başından beri karşı duruyorlar değil mi…dilleri döndüğünce dertlerini anlatmaya çalıştılar,
    karşı durdular ve hala duruyorlar, gülün onlardan daha iyi anlatacağı ne olabilir sayın koru??? ve daha iyi anlatacağı bir şey vardı ise bunu neden şimdiye kadar anlatmadı???

    -Abdullah Gül’ün söyleyeceklerinin etkisi ile başkalarınınki mukayese edilemez-diyor sayın koru. chp tabanından şimdiye kadar görülmemiş sertlikte itirazların sayın gül için yükseldiği göz önüne alınırsa, akp lileri ne kadar sinirlendirdiği göz önüne alınırsa, iyi parti de de gülün kimsenin umurunda olmadığı göz önüne alınırsa mukayese edilemez etki ne olabilir merak ediyor insan doğrusu…

    bu arada bu sistem değişikliği arzusu neyin kamuflajı anlamakta zorlanıyorum doğrusu. bu ülke halkının yarısından fazlasının evet demesinin anlamı yokmuş , akp mecliste ana yasayı değiştirecek çoğunluğa sahipmiş ve kimseye danışmadan değiştirmiş gibi yazılıyor, konuşuluyor. geriye dönüş için 400 milletvekilinden fazlası gerek, bu sağlanamayacağına göre yine referanduma gidilecek değil mi… e biz referandumda cevap verdik zaten. velev ki bir daha yapılsa yine evet çıksa ne yapacaksınız, darbe mi….zorla mı…

    şimdi bir de gül engellendi diye hava yaratılıyor, çatı adayı olacaktı, yapılmadı. gerçek şu ki kimse onun çatı adaylığını desteklemedi. başta meral hanım. verdiği sözü tutmak istedi. 15 milletvekili yemine karşı bile tavrını değiştirmedi. çekilmesi için yapılan baskıyı kabullenmedi. chp de sadece kılınçdaroğlu kabul etti, o zaten ne derlerse onu kabul eder, ama parti tabanı ve seçmeni çok büyük tepki verdi. haklılar. gülün chpden destek alması hayal ötesi. akp den de öyle. parti tabanından bir kaç milletvekili… ve seçmen tabanından üç beş yüz oy… değer miydi…

    ve şimdi sayın gül engellendi öyle mi???
    bu güne kadar tek söz etme
    300.000 oyu olan partiden aday ol
    bütün muhalefet gelip oylarını sana sunsun
    herkes seni desteklesin
    tek aday seni belirlesin
    otur ve çatı aday ol…
    bu arada biz gülün adayım dediğini duyduk mu???
    sayın gül ben adayım bile dedi mi???
    engellenmeseydi ne olacaktı???
    24 haziranda şapkadan çıkacaktı…

    • “Öfke baldan tatlıdır”, demiş atalar. Burada öfkelenen ile öfkelenilenin ne olduğunu sanırım herkes anlar…
      Duygular aklı örtermiş. 1971 yılından beri çok yakından tanıdığım Fehmi abimi tanıyamıyorum gerçekten. Ya da ben de çok duygusal bir bağla mı bağlıydım kendisine acaba..?
      Her türlü bağımlılık -velev ki helal bir şeye olsun- harama yakındır. Bunu da açıklamam gerekmez herhalde.
      Yazılarınızı, bir müzik dinletisi gibi okumaya çalışıyorum. Bundan gururlanıp şımarmayın lütfen. Tahrik ve sataşmalara aldırmayınız. Diliniz, kaleminiz ve bilgi hazineniz çok güçlü. Yaşınızı bilmiyorum ama iyi bir geleceğiniz olsun diye temenni ediyorum.
      Eleştirilerinizi ve görüşlerinizi “İbn-i Haldun’u örnek alarak” sosyolojik temelli yazamaya devam ediniz. okuyucular kullanılan kelimeleri akıllarından güncellerler.
      Saygılarımla.

      • Hüseyin Bey selamlar. Kanaatimce İbn-i Haldun’a kadar gitmeye gerek yok sanırım. Halihazırda oluşan toplumsal yarılmayı lise talebelerinden dahi sorabiliriz.

        Bu arda Fehmi Bey’i 1971 – neredeyse 50 yıl – yılından bu yana takip edip okuyan biri için bu yazının mahiyetini anlamamak bana garip geldi açıkçası.

        • Tarık bey yaşlılığıma veriniz, belli bir yaştan sonra demek, zorlaşıyor bazı şeyler…
          Fehmi beyden 5 yaş küçüğüm, onun için abim olur.

    • Çok haklısıniz Didem Hanım. Fehmi Bey Gül ün adaylığına ikna olsunlar diye başka bir alternatif sunuyor. Siz bir seçin hele parlamenter sistemi geri getirecek diye vaadiyor. Ama sizinde dediginiz gibi bu konularda Gül ün sesini hiç duymadık. Olayların gelişini bekliyor.Fehmi Bey in methettigi kadar iyi olsaydı, ülkesinin geleceği için daha atak davranır, küçük hesaplar yapmazdi. “Siyasetçi bir sonraki seçimi, devlet adamı ise gelecek nesli düşünür.”derler .Dünkü yazıya seçtiği resimle zaten Fehmi bey duygularını yazıdan çok çok daha güzel ifade etmiş zaten. (Bu arada bu siteyi takip eden birçok kişi, ben dahil,Fehmi bey i çok önceki yıllardan da takip eden kişiler. Hani bazıları Fehmi bey in sitesine saldırmakla suçluyor yaa!!!!herhalde Fehmi bey gülüyordur bu suclamalara )

      • Devlet adami gelecek ayi dusunur, siyaset adami gelecek nesilleri dusunur! Sozun eski versiyonu eski turkiyenin memur kafasiyla soylenmistir:)

        • Her gün bir yerden göçmek ne iyi,
          Her gün bir yere konmak ne güzel
          Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş,
          Dünle beraber gitti cancağızım
          Ne kadar söz varsa düne ait
          Şimdi yeni şeyler söylemek lazım

    • didem abla,

      yorumlarinizi okuyunca kendi kendime diyorumki… Bu yorumu 1980’lerde Fehmi abi yazmis olabilirdi.

      Yillardir takip ettigim Fehmi abi benim gözümde hic kaybetmeyendi… Fakat simdi, Hüseyin Kayahan’in da dedigi gibi, Fehmi abiyi taniyamiyorum… Ben bile Saadet Partisinin kilit partisi olamayacagini biliyorumda… O neden bilemezki..

      Cok begendigim Fehmi abi adina üzülüyorum adeta…

      … ama sizin gibi bir yorumcunun yorumlarinida okumanin tadini cikarip, bilgime bilgi katiyorum.

      Almanya, Mannheim’dan selamlar

  27. Eğer gerçekten Akar ve Kalın ikna için gitti ise söyledikleri kesinlikle iç politika ile ilgili olamaz. O zaman geriye Erdoğanın bahsettiği garip senaryoyla ilgili olarak devletin elindeki istihbarat bilgilerinin Abdullah beye iletilmiş olması ihtimali kalıyor. Bahçelinin bahsettiği belge ve bilgiler kendisine de iletilmiştir ve yine Bahçelinin söylediği ikaz bu olabilir. Bir komploya karışmak için illaki o komplonun planlayıcısı olmak gerekmez, bilmeden istemeden de insan bir düzene karıştırılabilir. Abd nin Fransanın Arap ülkelerinin bazılarının ülkemize karşı düşmanca faaliyetleri herhalde herkesin dikkatini çekiyordur. Bu ülkelerin ellerini ülkemizin içine sokup karıştırmak istemeleri de herhalde küçük bir ihtimal değildir.Bazen bakıyorum insanlar yorumları hep dünyada başka ülkeler yokmuş, sadece bizbizeymişiz gibi yapıyor. Komplo yazmakla maruf Fehmi bey bile, Taha Kıvançı biryerlere kapatmış, hep iç politika yorumluyor. Dünya çok naif, tertemiz, birbirini çok seven ve sayan ülkelerden ibaret cennet gibi bir yer haline geldi de bizim mi haberimiz yok acaba? Olaylara biraz başka yönden bakalım, iç politikayı ülkemizin dış politikasından fazla ayırmadan düşünüp yorumlayalım bence. Bazı ülkeler hem bizim azılı düşmanımız olacak ama aynı zamanda hem halkımızı çok sevip düşünecek ve hem de içeride en ideal yönetime sahip olmamız için uğraşacak ve içeride hep en iyi insanları destekleyecek öyle mi?

  28. Yorumları okuyunca insan gerçekten hayretler içinde kalıyor. “Demokrasi de neymiş?” diyeni mi ararsınız, “Zira çetin yollar ince hesaplarla ve yufka yüreklerle aşılamaz.” diyene mi hayıflanırsınız anlamadım. Her çeşni var maşallah. Ki olmalıdır da. Ancak yorumcuların yazıyı tekrar okumasını ve ana konuyu yakalamalarını tavsiye ederim. Fikirleri iktidarda olan partinin liderinden bahseden yok henüz.

    • yazıyla ilgili sizin yorumunuzu merak ettim. işaret etmekle yetinmişsiniz.
      fikirleri iktidarda olan partinin liderinden bahsedin bize biraz ve tabii
      yakaladığınız ana konudan.
      tartışmak isterim doğrusu…

      • Ulkenin kalp damar tikanikligi yasadigi durumlardaki cerrahimiz devlet hocadir. Ya da soyle diyelim, lavobo, sihhi tesisat tikanikliginda gibi durumlarda kullanilan lavac diye bir kimyasal satiliyor bim markette, onun gibi bir madde iste:)

  29. Cb sistemi referandumu sadece 1 yıl önce yapıldığı.madem bu sistem çok yanlıştı Gül bunu neden ifade etmedi? Neden hayır kampanyasına katılmadı? Tek sözünü hatırlamıyorum.O gün sustu bugün konuşacak ve düşüncelerini ifade edecekse illa aday olmasımı gerekiyor? şehir şehir gezsin medyayı kullansın görüşlerini ifade etsin ve muhalefete oy istesin.( neticede tüm muhalif partiler parlementer sisteme dönüş vadediyor) ama Olmaz ancak aday olursa konuşur değil mi? Bahsettiğiniz manifestoyu neden referandum öncesi yayınlamadı? Tabii o zaman risk okurdu netice hayır oyları % 40 ta çıkabilirdi.bugün yayımlasın samimiyse illa aday mı olmalı? “Ben doğruyu ancak aday olursam söylerim.aday olmam içinde tüm partiler beni desteklemelidir” diye bir mantık olur mu? Tüm partiler akşeneri yada kesiciyi yada Şeneri desteklesin onlar Gül den daha fazla oy alır.neticede bir çok CHP li güle oy vermez.ya sandığa gitmez yada Tayyip beye oy verir.sp adayı olarak çıksın gerçek gücünü görelim bırakın 2. Tura kalmayı %5 oy alsın ve 4. Olsun tüm sözlerimi geri alacağım.1991 den beri mebus olacaksın yıllarca bakanlık başbakanlık Cumhurbaşkanlığı ve eski Cumhurbaşkanlığı yapmış olacaksın kurduğun partinin % 50 oyu olacak ve 16 yıldır iktidar olacak ve ancak tüm muhalif partiler destek verirse aday olabileceksin. Gülün kendine güveni gözlerimi yaşartıyor.

    • Fatih Bey herhangi birinden bahsetmiyoruz farkındasınız değil mi? Bu Ülkenin “367 krizi” sonrası 11.Türkiye Cumhurbaşkanından bahsediyoruz. Düşünün ki 11.Cumhurbaşkanı olmuş yani gelebileceği en yüksek devlet makamına gelmiş bir siyasetçi demokratik bir şekilde oturduğu koltuktan emekli olarak ayrıldı. Bir gürültü dahi duydunuz mu?
      Birileri hala anlamamakta ısrar ediyor ama 11. cumhurbaşkanı meydanlarda olacaktı ve sadece muhalefetin desteğini istedi bunu belki kerhen bile istemiş olabilir. Neyse ne anlatsak boş.

  30. Fehmi Bey, hayirdir? Hic Ahmet Davutoglu`ndan bahsetmemissiniz. Cok tarafli yaziyorsunuz. Genelde yazilariniz, feto mensubu insanlara hitab ediyor desek, yanilmayiz herhalde. Ayrica bu yaziyi Abdullah Gul okusun diye yazmissiniz. Gul, aday olmadi diye, cok uzuluyorsunuzdur muhtemelen.

  31. Fehmi Bey’in parlamenter sisteme dönüş
    tartışmalarını Gül’ün adaylığına ve onun
    seçilmesine,yani bir kişiye bağlamasını
    hiç anlamlı bulmuyorum.

    Erdoğan dahil kim seçilirse seçilsin başkanlık sistemi bir takım arızalar vermeye başlarsa tartışma kaçınılmazdır.

    Aksine belki de halkımız sistemden çok
    da memnun kalacak.Şimdi seçime gidiyoruz,önümüzde hiç bir belirsizlik
    yok.25 Haziran sabahı ülkeyi kimin yöneteceği belli olacak.Seçilen kişi eli
    kolu sıvayıp hükümet kurma çalışmalarına
    başlayacak.

    Abdullah Gül seçilip bir dönem başkanlık
    yapacak olsaydı belki de başkanlık sistemini benimseyecekti.

    Eğer başkanlık sistemi ülkemiz açısından
    iyi sonuç vermezse tutar değiştiririz. Elimizi kolumuzu bağlayan mı var?

    Sonuç:Bu işten Abdullah Gül yıpranarak
    çıktı.Aday olmasa bile muhalefetin adayı
    olmuş gibi muamele görür bundan sonra
    Ak Parti seçmeninden.Bütün bunları bir zamanlar Gül’ü sempatik bulan ve seven bir insan olarak söylüyorum.Artık hakkında eskisi gibi düşünmüyorum.Bu
    yola girmesinde eşinin de etkisi oldu gibi
    geliyor bana(intifada kelimesini kullanmıştı Hanımefendi cumhurbaşkanlığı veda töreni sırasında).Tıpkı Fehmi Bey’in de etkili olması gibi.

    • “Bu yola girmesinde eşinin de etkisi oldu gibi geliyor bana “. Bekir Bey bilemeyeceğimiz konularda ne kadar da kolay hükme varıyoruz değil mi?

      “..yani bir kişiye bağlamasını hiç anlamlı bulmuyorum.” Bu herkes için söylenebilir değil mi?

      “Eğer başkanlık sistemi ülkemiz açısından iyi sonuç vermezse tutar değiştiririz. Elimizi kolumuzu bağlayan mı var?” Ülkemiz bakkal yönetilirmiş gibi yönetiliyor değil mi? bakkal hesabıyla veya hesapsızlığıyla olmadı tekrar referandum deriz ne olmuş yani.

      • tarık bey,
        sistemi parlamenter sisteme geri döndürmek için de referandum gerekiyor, ona itiraz yok memnun kalınmazsa yapılacak referanduma itiraz var öyle mi diyorsunuz???

        • Didem hanım itirazım şuna; kamuoyunun yeterince tartışamadığı, eksiklerinin faydalarının tam olarak araştırılamadığı ve bir akşam bir siyasetçinin “var mısınız, referanduma ? ” demesine karşı “varız” denmesi sonucu baldır küldür referanduma gidilmesidir.
          Madem yüzyıllardır devlet yönetim tecrübemiz söz konusu, cumhurbaşkanlığı sisteminin de kamuoyu tarafından tartışmasına izin verilmeli ve olağanüstü hal şartlarında seçimin yapılmaması gerekiyordu.
          Büyük olduğunu iddia eden devletler sistem değişikliğini tartışmalıydı. “Kandırıldık” dememek için aklın siyasete hakim kılınması şarttır.

          • Tarık bey ,
            Şiveniz dikkatimi çekti , pensilvanya şivesini andıran bir şive kullanıyorsunuz. Memleket neresi ?

          • tarık bey
            itirazınız yeterli değil, zira desteğiniz sistemi eskiye döndüreceğiz diyenlere, onlarda tartışacağız demiyorlar. bizi seçin sistemi geri çevirelim diyorlar değil mi? sistem değişikliğini bizler bile burada yüzlerce yorumla tartıştık. bir yorumumda geçmiş liderlerin hemen hepsinin bir Ecevit hariç bu sisteme olan arzularını yazmıştım. başkanlık sistemi devletin hafızasında olan bir şeydi, akşamdan sabaha gündeme gelmedi. şimdi el verip mevcut sistemi geliştireceğimize geri vitese takıp pek çok sorun yaşadığımız eski sisteme bin bir zorlukla dönmeye mi çalışalım…

            teknik olarak o-hale karşı olsam da günlük hayatta hissedilir olduğunu düşünmüyorum. siz o-halle ilgili ne gibi sorunlar yaşıyorsunuz bilemiyorum…

      • Bekir bey bana göre siz Ahmet Necdet SEZER, Kemal GÜRÜZ, Nur SERTER vb. sizin gibi düşünmeyen kişiler başkan olduğu zaman başkanlık sistemi bize göre değil parlamenter sistem daha iyi diyeceksiniz. Ama bu mümkün değil Türkiye’de muhafazakar sağ seçmenin sol seçmene oranı %60 diyebilirsiniz buna da fazla güvenmeyin derim çünkü özellikle genç seçmende muhafazakar bir düşünce göremiyorum.Türkiye’de 10 yıl sonra seçmen profili ters dönebilir.Ama siz başkanlık sistemini salt AKP ve mevcut Cumhurbaşkanı için düşünüyorsunuz. Yorumlarınızdan anladığım kadarıyla başka ihtimalleri aklınıza bile getirmiyorsunuz.

    • Akp nin (içerisine perinçek kaçmış olduğu için Akp oldu)kuruluş misyonundan çıkıp savruluşunu görmeyip,kaybedenleri yazmışsınız.Halbuki kayıp ve kazanç değişkendir.Kazandığınızı zannederken çokkk şeyinizi kaybetmişsinizdir de bunun bile farkına varamayacak bir taassuba sahip olmak gözleri yürekleri kör dilleride dilsiz sözsüz etmiştir.Bilmediğini bile bilmeyen zavallı insanlara ne denilebilirki.Görelim mevlam neyler neylerse güzel eyler.Saygılar.

  32. Sn Gül de adaylığının (sizin ve sözünü ettiğiniz diğer yazarların ortaya attığı gibi) Türkiye için elzem olduğunu düşünseydi sanıyorum kazanma hesaplarını bırakıp SP den aday olurdu. Bana kalırsa Sn Gül geri dönüş noktasını çoktan geçti. Adaylık düşünmüyorsa Sn Davutoğlu ve Sn Arınç gibi en baştan bunu açıklamalıydı. Yok ülkeyi yanlış yolda gidiyor görüyorsa küçük hesapları bırakıp sırf sizin bahsettiğiniz tartışmayı başlatmak için bile olsa aday olmalıydı. Aday olmaması durumunda en hafifinden siyasi cesaretsizlik ve ülke yerine kendi ikbalini düşünme suçlamalarıyla sık sık karşılaşacaktır. Bu güne kadarki siyasi ve devlet adamlığı birikimini boşa çıkaracaktır. Bu günden sonra ismine sadece tarih kitaplarında yer bulabilir. Zira çetin yollar ince hesaplarla ve yufka yüreklerle aşılamaz.
    Tabi bir ihtimal daha var Sn Gül sizinle aynı fikirde olmayabilir. Ülkenin ikbalini AK Parti yönetiminde görüp gidişata balta vurmamak isteyebilir. Yazarlar, okuyucular hep Sn Gül adına fikirler ortaya koyuyoruz ama en doğrusu Sn Gül’ün bizzat kendisinin düşüncelerini açıklamak olacaktır.

  33. Bence açıksözlü değilsiniz, üstü kapalı gönderme yapmak alışkanlık haline gelmiş sizde. Şöyle de yazabilirdim; bazı yazarlar değişik saiklerle bugünlerde net cümleler kurmaktan imtina ediyorlar. Bir siyasetçinin neden fikir değiştirdiğinin tarihten önce biz farkına varsak, tarih illaki farkındalık durumunu güncelleyecek. Hasan Cemal ne demek istiyorsa en anlaşılır ve sade ve açık bir şekilde söylüyor; bu ülkenin ileriye gitmesinin önündeki en büyük engel Erdoğan dır diyor. Dumanı görüyoruz ama ateşi göremiyoruz sizde.
    Ben şahsen parlementer sistemle ülkenin bir yere varabileceğini düşünmüyorum. Geçmişte yaşadık , parlementer sistem demek koltuk kavgası demek, rant demek, parası olanın, para harcayarak vekil olup daha çok para ve nam kazanmak için bizim alınterimizi sömürmesi demek. Hasbel kader yönetme sanatına haiz insanların yıllarca emek sarfederek getirdiği seviyeyi bir seçim sonra yıkmak demek, yap boz tahtası demek. Başkanlık sistemi de belki ilaç değil ama değişimin başlangıcı, aksayan yönleri zamanla tamir edilip, düzeltilip bize spesifik bir metod çıkar belki ortaya, Osmanlı kadim kültürümüzün kılavuzluğunda kendine has bir yönetim şekli oluşturmuştu.
    Diğer taraftan demokrasi, demokrasi, demokrasi. Nedir bu demokrasi? Hayatımızın yegane amacı mı? anlamı mı, o olmazsa varlığımızın yokluğa döneceği falan mı düşünülüyor? Demokrasi şehidi? Demokrasi bizim kutsalımız mıdır? Benim kutsalım değildir. Dünyadaki realite de bundan farklı değildir. Aslolan rekabet ve üstün gelme davranışıdır, kapitalizm dir. Demokrasi ve insan hakları safsatadır. Uygulama böyle..
    Abdullah Gül Akparti içinde siyasete devam etseydi kanımca dengeleyici ve regüle edici bir rol oynardı. Ama devam etmedi.

    • Devam edemedi AG. Cumhurbaşkanlığından indiği gün AKP genel kurulunu yaptı ve gelmesine izin verilmedi. Halbuki eşi intifada başlatacaktı 🙂

  34. Demeki İbrahim Kalan ve G Kurmay Başkanı Hulisi Akari RT Erdiğan onları Abdullah gülü ikna etmeleri için gönderdiği gerçekmiş.
    Gerçi o haberi veren Habertürk daha sonra haberi sildi isede sosyal medyada o haberin tartışmalar devam ediyor.
    Türkiye şu an tam bir mafya vari bir yol izliyor.
    AKPlilere bakıyorsun Gül partililer tarafından sevilmiyor aday olsada % 3 dahi oy alamaz ve saygınlığını kayip eder,
    İnsanın aklına ister istemez şu soru geliyor.
    Medem Gülün millet nezlinde hiç bir değeri yok.Peki cin çarpmiş gibi bu panik niye?
    Yoksa Gül aday olursa sizlerin bütün kirli işlerinizın deşifre olmasından korktuğunuz içinmi onun adaylığı şöyle dursun İsminin yazdığı siteleri trollerinize anında işgal ettiriyorsunuz.
    Keşke Gül C Başkanlığina aday olsa hatta olmasa bile bir defalığına aday olacam dese Bunlar seçimlere kada kafayı yerler.
    İnşAllah aday olur.
    Sayın Korunun dediği Gúlün adaylığı hem bu günlere hemde geleceğe ışık tutar.

  35. Sayın Koru ,

    Maalesef yönetim.de mükemmel çözüm yoktur. Ehven-i şer vardır. Geçmişte bir çok lider başkanlık sistemini arzu etti.Kısmet bu zamana imiş. Yönetilenler bakalım bu işten memnun kalacak mı? Daha önceki sistemde başarısız kaldığınız durumda bahane üretme şansınız var iken artık yok. Zaman her şeyin ilacı bekleyip görecegiz.

  36. Fehmi bey, Gül’ün aday olamamasında Gül’den hep edilgen ya da cümlenin objesi olarak bahsettiniz. Gerçekten de Gül hep edilgendi. Atıfta bulunduğunuz yazıda da bundan bahsediliyor. Gül eğer aday yapılmadıysa bunda en büyük payı Gül’ün kendisine veririm. Erdoğan’ın bunca zamanki hoyratlığına karşı o kadar edilgen, çekinik durdu ki yine üzerinde oyun oynanabildi. İnseydi keşke yeryüzüne de biraz da kendisi oyun kurucu olabileydi.

    “Nasılsanız, öyle yönetilirsiniz” düsturunca ülkemizi Erdoğan ın bir dönem daha yöneteciğini tahmin ediyorum.

    • “Gül eğer aday yapılmadıysa bunda en büyük payı Gül’ün kendisine veririm.”
      Yukardaki tespitinize katılıyorum. Karamollaoğlu açık tavır ve sözleriyle diğer muhalefet partilerinin de saygısını kazandı. Değindiğiniz gibi, Gül‘ün önce kendisinin edilgen halden etken hale geçmes geçmesi gerekirdi. Elini taşın altına koymadan diğer partilerden destek beklemesi yanlış bir tutum.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here