Vatan hainleri ve dış mihraklar edebiyatı.. sonuç almaya yarayacak mı? Kuşkuluyum..

19

Referanduma az kala kampanyalar bütün hızıyla devam ediyor ve benim bir konudaki hayretim de zirveye vurmak üzere…

Hayret ettiğim konu şu: Referandum belli bir konuda halkın oyuna başvurulmasıdır. Halkın. Oysa bu referandumda halk dışında bir kategoriden daha söz ediliyor: ‘Vatan hainleri’

İşte bunu anlamakta zorlanıyorum.

Hükümetten bir isim, çıktığı her kürsüde şu aynı cümleleri tekrarlıyor:

Bütün ‘hayır’ diyenler vatan haini değil, böyle bir şey demiyoruz; ama bir şeyin altını çizmemiz lâzım: Bütün vatan hainleri ‘hayır’ diyor, bunu görmemiz lazım. Ne kadar vatan haini varsa ‘hayır’ diyor. Bu ince çizgi o kadar önemli ki…”

Aynı bakan ‘bütün dış mihraklar’ dediği bir çevreyi de yine ‘hayır’ çizgisinde tavır almakla suçluyor.

Birlikte düşünelim

‘Vatan haini’ kimdir, referandumda ne işi vardır?

Şiddete başvuran, ülkeyi bölme amacı güden, darbe yoluyla demokrasiyi kesintiye uğratma niyetiyle hareket eden kişi ve örgütler için kullanılan bir sözcük dizisi olduğu belli ‘vatan haini’ deyiminin…

Böyle kişiler var ülkemizde.

Dün vardı.. bugün de var.. muhtemelen yarın da olacak…

Zaman içerisinde en büyük değişim, bu sıfatın dünden –ve muhtemelen yarından da– genişletilerek ve daha fazla olarak bugün ulu orta kullanılmasıdır.

Geçmişte birkaç kişiden ibaretti ‘vatan haini’ kategorisine girenler; şimdilerde 16 Nisan günü ‘hayır’ oyu kullanacak herkes olmasa bile, onlar içerisinde yer alan hatırı sayılır sayıda birileri öyle görülüyor olmalı.

Ülke açısından kötü bir durum bu.

Çok sayıda haini bulunan bir vatanda yaşamak herhalde kötü bir şey olmalı.

Hükümetlerin görevi, insanları ‘vatan haini’ olarak yaftalamak değil, öyleleri varsa, onları vatansever haline getirmenin yollarını aramaktır.

Referandumlar bunun için en ciddi fırsat…

Ülkeyi ve her vatandaşını ilgilendiren ciddi ve önemli konularda halkın oyuna başvurmaya ‘referandum’ dendiğine ve yöntem pek çok ülkede bu amaçla kullanıldığına göre, sandığa gitme zahmetine katlananları ülkesini seven insanlar olarak görmemiz gerekir.

Seviyorlar ki, ülkeyi ilgilendiren bir konuda taraflarını belli ediyorlar…

Düşünün: ‘Vatan haini’ şiddete başvuran.. ülkeyi bölme amacı güden.. darbe yoluyla demokrasiyi kesintiye uğratma niyetiyle hareket eden kişiler ise.. referandumda şöyle veya böyle oy kullanacak olanlar.. birliğin bir parçası oldukları gibi.. demokrasiye de inanıyorlar demektir…

‘Vatan hainliği’ ile suçlanması en son düşünülecek kişilerdir referandumda oy kullanacak insanlar…

Kampanya sırasında bu deyimin kürsüye çıkarılmasını en fazla yadırgayanların halkımız olduğunu düşünüyorum.

Nitekim.. konuşmacıyı galeyana getirmek üzere meydana gelmiş olan sempatizanların.. konuşma sırasında en fazla bocaladıkları bölümün.. ‘vatan haini’ sıfatının kullanıldığı bölüm olduğu hemen anlaşılıyor.

Duraklıyor insanlar…

Mihraklar ülkelerinde sayemizde kazanıyor…

AK Parti hatiplerinin şu sırada en fazla gündemde tuttukları bir başka deyimin de ‘dış mihraklar’ olduğu anlaşılıyor.

Kast edilenlerin, Hollanda, Almanya, Avusturya ve en son olarak da İsviçre gibi ülkeler olduğu belli.

Bu ülkelerin iktidarları, AK Partili bakanlara, topraklarında yaşayan Türklere propaganda toplantısı için izin vermedi; bazısı terör örgütlerine müsamaha gösterdiği halde bunu yapabildi.

Hepimizi öfkelendiren bir durum bu.

İyi ama, onların bu tavırlarının bizim referandumla ilgisi ne?

Şöyle ters bir ilişki olduğunu görebiliyoruz: Türkiye’deki yönetimin takıştığı Avrupa ülkelerinde, bu durum, iktidardaki partilerin işine yarıyor… Hollanda’da iktidar partisinin işine yaradı Türkiye ile sürtüşmek… Dün de, Almanya’da, Angela Merkel’in partisi (CDU), Eylül ayında yapılacak genel seçimin provası sayılan Saarland’taki bölgesel seçimden, oyunu 5 puan artırarak kazançlı çıktı.

‘Dış mihrak’ olmak, Türkiye söz konusu olduğunda, Avrupalı iktidarların işine yarıyor, bu besbelli; acaba aynı durum Türkiye’de ‘evet’ cephesinin de işine yarayacak mı?

Yarar mı sizce?

Göreceğiz elbette, ama ben yaramayacağı kanaatindeyim.

Tıpkı ‘vatan hainleri’ edebiyatının da ters tepebileceğini sandığım gibi…

Tatlı dil her kapıyı açar

Etrafındaki ‘hayır’ oyu kullanmaya hazırlanan insanlara baktığında.. onların şahsında ‘vatan hainliği’ eseri görmeyen kararsız seçmen.. suçlayıcı konuşmalara kulak verdiğinde ne düşünür sizce?

Suçlayıcı tavırlar sergilemek yerine.. ‘evet’ cephesi.. referandum konusunun sınırları içerisinde kalan.. kınamayı değil açıklamayı önceleyen.. bir dili benimsemeli.

‘Hayır’ denmesi için çaba gösteren siyaset cephesinin kampanya boyunca izlediği çizgiye baksınlar.. o bile gözlerini dört açmak için yeterli…

ΩΩΩΩ

 

19 YORUMLAR

  1. Bravo Sayın Koru,
    Refarandumla ilgili yazın için bravo,geçen 15-20 yıllık süreçte imkanların olduğu halde gazeteci ve yazar olarak
    kaldığın için bravo,kimselere eyvallah etmediğin ve bildiğin doğrudan vazgeçmediğin ve sadece gazeteci olarak kalmaya devam ettiğin için bravo diyorum..

  2. Dış mihraklara çatmak en çok yurt dışında yaşayan vatandaşlarımıza zarar veriyor.
    Avusturya da çalışan bir yakın akrabamız yurda dönme kararı almış.
    Neden diye sordum…
    Müslümanlara ama özellikle Türk olanlara baskılar iyice artmış.
    Artık can güvenliğimizden endişe ediyorum diyor.
    Siyasetin hele de kör siyasetin kimseye bir yararı olmadığı ortada.
    Kısa vadede bir seçimi kazandırsa da uzun vadede tamiri zor yaralar açıyor.
    İnsanları bu kadar kutuplaştırmanın sonu hiç de iyi değil.
    Apartmanda kimse kimsenin kapısını çalmaz oldu.
    Akrabama, yurda geri döneceğim diyorsun ama yurtiçinde yaşayanlarda bir yolunu bulsam kapağı dışarıya atsam derdinde dedim.
    Galiba Dünya artık yaşanacak yer olmaktan çıkıyor.

  3. Sondan başlayalım. Avrupa devletleri, Türkiye’de ‘Hayır’ çıkmasını istiyor. Bunun iki sebebi vardır. Türkiye Avrupasız yapamadığı gibi Avrupa da Türkiyesiz yapamaz. Türkiye’nin üçüncü cihan savaşında ABD yanında yer alması demek İslam aleminin soy kırımına uğraması demektir. Avrupa’nın da kan gölüne dönüp paramparça olması demektir. Bunun bilincinde olan Avrupa, Türkiye’de Erdoğan’ın kalmasını ve ‘Hayır’ ile ABD rejiminin reddedilmesini istiyor.
    Avrupa devletlerinin ‘Hayır’ tarafı olmasının sebebi Avrupa’nın parlamenter sistem ile varlığını sürdürmesidir. Türkiye’de başkanlık sistemi başarılı olursa Avrupa’daki ahenk bozulur ve AB dağılır. Amerikancılar bunu fırsat bilirler. Türkiye’de ‘Evet’ çıkarsa Rusya’da başkanlık sistemi kapıda demektir ve bu Rusya için istenmeyen bir şey değildir. Putin’i ve Erdoğan’ı Sermaye böyle tuzağa düşürmektedir.
    Vatan hainliğine gelinirse, ihanetin tanımı vardır. Bir kimse bulunduğu topluluğu, özellikle devleti yıkarak yerine başka bir ülkenin hakim olmasını isterse haindir. Bu anlamda PKK’lıların tamamı Vatan haini değildir. HDP’liler hiç değildir. Çünkü onlar Türkiye’yi yıkmak değil Türkiye içinde özgürce yaşamak istiyorlar. 15 Temmuz’u yapanların içinde Sermaye başrol oynuyor. Ne var ki Sermaye bu işi yaparken Türkiye devletlini yıkmak değil, Türkiye devletine kendisi hakim olmak istemiştir.
    ‘Evet’ veya ‘Hayır’ diyenlerin içinde hainlik yapanlar, binde birler civarında bile değildir. Yüz binde bir bile bulunmaz. Baştan söylediğim bir söz vardır. Olağanüstü hal ve Anayasa evetçiliği ya ihanettir ya da intihardır. Evetçiler ihanet etmiyorlar ama intihar ediyorlar. AK Parti’ye onlar acımıyorlar. Çünkü onlar AK Parti’yi bizden devraldılar. Onun çilesini biz çektik. Şimdi baba mirası olarak onu harcıyorlar. Biz gerçek hayırcılar vatana ihanet etmediğimiz gibi AK Parti’nin sadık yandaşlarıyız da.
    Asıl tehlike buradadır. AK Parti bizi bırakmış, baş hasımları ile beraber uçuruma doğru gitmektedir. Kimse Bahçeli’nin AK Parti veya Erdoğan’ın yanında yer aldığını söyleyemez. Zaten söylemiyor. “‘Evet’ kullanayacağım ama sonra CHP ile bir olmayacağım.” demiyor. “Bu yetkileri benim gösterdiğim aday kullanacak.” diyor. Çünkü Sermaye bana böyle vadediyor görüşünde. Yanılıyor, Sermaye ilk darbeyi MHP adayına vuracaktır.

    • Sermaye, Zagros Dağları’ndan Fırat’a Kürdistan Federe Devleti için bilenmektedir. Bu devlete İran ve Rusya karşı çıkmaktadır. Zannedildiğinin aksine HAYIR çıkarsa, ortaya çıkan belirsizlik bu durumu tetikleyecektir. Türkiye, Fırat’ın batısının kendisine verilmesi ve PKK’nın silahlarını teslim etmesi karşılığında bu durumu kabullenmesi ihtimal dahilindedir. ABD buna evet diyecektir. Ancak İran ve Rusya karşı çıkacaktır.

  4. Hukumetin “vatan haini” soylemi yurt icinde is yapar. Ne yazik ki bizim halk bu tip “tribunlere yonelik” sloganvari mesajlari sever ve bunlardan etkilenir.

    Simdi Sayin Koru’nun actigi yoldan gidip dusunelim: Bir kisi “Ben 15 Temmuz’da ne oldugunu tam anlamadim. Darbe Arastirma Komisyonu dogru duzgun bir arastirma yapmadi. Hukumetin aciklamalari da tatmin edici olmaktan uzak. Bir cok bilinmeyenler, anlasilamayanlar, mantiga uymayan seyler var.” derse birakin “vatan haini” olmayi “suclu” bile sayilabilir mi ya da sayilmali mi?

    Hukumet resmen “Benim dedigime inanmayan sucludur” diyor. Olur mu boyle sey? OHAL ilke de KHK’leri kullanip kendi goruslerini istedikleri gibi “kanunlastirabiliyorlar”. Tehlikeli bir strateji ve gidisat.

  5. Asıl tartışılmasın gereken, yapılanın birilerinin küpünün dolmasına faydası olup olmaması değil, doğru ve genel menfaat için faydalı olup olmamasıdır.Bunu yazıp yorumlamaktan kaçındıkça çözüm üretmiş olmuyoruz maalesef…

  6. Vatan hainleri terör ve darbe girişimiyle engelleyemedikleri yükselişimizi, TBMM’de yapılmış olan Anayasa değişikliklerinin yürürlüğe girmemesi umuduyla biçare Hayır diyorlar. Eğer kendilerine kalsaydı zaten, demokratik yürüyüşümüzün bu aşamaya gelmesi söz konusu olmaz, bizi belki Pakistan, belki Suriye benzeri duruma getirirlerdi. Elhamdulillah başaramadılar. Türkiye yükselişini sürdürüyor. Her şeye rağmen.

  7. Erilmez menzile bu gidiş ile diyen türkü; referandumda “evet”çiler içinde söylenebilir.
    Umut fakirin ekmeğiydi, şimdi varsılların, zirvedekilerin can kurtaran simidi oldu.
    Basiret bağlanması, akıl tutulması dememize statükoları engel, çünkü ozaman sorarlar adama:öyle olsa ülkeyi yönetemezler. Ne denilebilir ki..
    Duraksamadan sonra, muhataplar da şunları sorabilir: İyi de, şunlar akıl taşkınlığından mı, tedbir noksanlığından mı, yoksa, aşırı özgüvenden mi kaynaklandı?
    *2013 ARALIĞI”nın tartışmalı. 17-25 üçüncü haftası aralık kapısı niçin kapatıldı?
    *15 Temmuz belasıyla ilgili içerden-dışardan kaynaklı şüphe bulutlarını dağıtmak için hangi doğruların rüzgarı estirildi?
    *Bilakis, kuşkuları arttıran gelişmeler yaşatılmadı mı?
    *Tek başına “fetö” unsuru, izaha yetmemesine rağmen Temmuz canavarının öbür ayakları görmezden gelinmedi mi?
    *Kin, öfke ve revanşist duyguların başat rol oynamasiyle hukukun tepelenmesi sonucu, “sivil darbe”nitelemesine müstahak olan ve çoğu masum on binlerce kişinin, yargısız infazla mağdur ve mahkum edilmesiyle binlerce aile ye çileler çektirilmesinin milli ve ferdi planda faydası mı oldu,zararı mı?
    *Allahü teala tegaddes hazretlerinin, “DOSDOĞRU OLUN”, “İŞİ EHLİNE VERİN, ADALETLE HÜKÜM VERİN” emirlerine uyuldu mu?
    *Ekonomi ve dış politikaya paragraf açmayacağım, çünkü boyumu aşar ve paragraflar yetmez, kitap yazmak gerekir.
    *Gelelim netameli anayasa değişikliği macerasına.. yüzde doksan beşi hayır, sadece yüzde beşi evet lik olan ve topluma empoze etmekte uygulanan negatif metot ve metezori yaklaşımla Referandum çok yönlü bir oylama ve siyasi mukadderat belirleyici genel bir değerlendirmeğe dönüştüğünün farkında mıyız?
    *”Mekarallahu mekren ve hayrul makirin” ayeti kerimesinin hükmü nedir?

  8. ‘Dış Mihraklar’ da olanlar sadece o ülkelerin siyasetçilerine kazandırmakla kalmadı, ülkemizde de ‘EVET’ e doğru bir kazanım sağladı; belki o ülkelerde yaşayan vatandaşlarımız kendi gelecekleri ve o ülkelerde yaşıyor olmaları zaviyesinden ‘çekimser’ ya da ‘redçi’ olabilirler.

    ‘EVET’in üzerine bir iki puan koymanın telaşı içerisinde ‘sınır ötesi harekat’ yapan iktidar ‘vatan haini’ söylemi ile yurt içinde de kendi ayağına sıkmaktadır. Gerilim üreten politikalardan hep kazançlı çıkan iktidar bu tezatı görmüyor olamaz.

    Bu belki kısa vadede veya günü kurtarma adına siyaseten kazançlı olabilir ama Türkiye’nin yarınlarına, çok kötü bir miras bırakmış olmanın müsebbipleri olarak anılmalarının önüne geçemez.

    Neymiş o ‘HAYIR’ diyebilecek asgari % 40 kitleyi vatan haini olarak yaftalamak. Bu hakkı size kim veriyor. Bu ayrıştırmanın, bölmenin dili değil de nedir. Dediğiniz gerçekleştiğinde bu kitle ‘vatan haini’ olarak nelere maruz kalacaktır.

    Yapmayın, etmeyin; büyüklerinizin himayesinde elde ettiğiniz siyasi ikbali, ülkenin birliğine bütünlüğüne dinamit koyarak sulandırmayın. Netice itibariyle durduğunuz yer Millet’e aittir.

  9. hepimiz bir apartmanın farklı dairelerinde oturan sakinler gibiyiz. 1. katta oturanın gördüğü ile 10. katta oturanın yada 50. veya 250. katta oturanın gördüğü bir olmuyor. bir de bazıları kuzey tarafında bazıları güney ya da doğu ya da batı tarafında oturduğundan gördüğü hepten değişik olabiliyor. hiç bir bakış alanına sahip olmayan zeminaltı katlarda olanlar da var ise de son derece marjinal olduğu için üstünde durmaya değmez. konu ya da olay belirli bir şey olsa da katlarımız ve yönlerimiz farklı bu durumda hepimiz gördüğümüz üzerinden tartışıyoruz. bu durumda hayır diyenlere tamamen yanlış olarak yaklaşmak mümkün mü. baktıkları yerde haklı ve isabetli itirazları, değerli endişeleri yok mu. evet diyenlere keza. haklı ve isabetli gerekçeleri, onlarında bazı endişeleri yok mu. hayır çıkması bir zafer olmayacağı gibi evet de bir zafer olamaz. önde götüren için bir mansiyon ödülü de yok zaten. yorumlarımda hep üstünde durmaya çalıştığım üzere bizim için kazanç olacak olan çıkan sonucu doğru değerlendirmek olacaktır. sandıktan evet çıksa ve daha otoriter sıkıntılı bir rejime sebeb olsa evet diyenler kazançlı çıkmış olacaklar mı…çift başlılık giderilmiş, seri kararlar alabilen bir mekanizma gelmiş bu bize daha refah ve huzur getirmiş olursa kazanç sağlar. ya da sandıktan hayır çıkarda ertesi günü ülkede içerden ve dışardan tetiklenmiş karışıklıklar baş gösterirse bir hükümet bunalımına neden olursa bu hayır diyenlere kazanç olabilir mi. iktidar bu hayırı anlamlı bulur ve gerekeni yaparsa kazanç getirir değil mi … ister evet çıksın ister hayır. ortak bir payda geliştirmek her durumda kazanan olmak zorundayız. üstelik kurtlar sofrasında olduğumuz gerçeğini görmeyen kalmadı herhalde.

    • Didem hanım “ortak bir payda geliştirmek her durumda kazanan olmak zorundayız.” sözlerinize sonuna kadar katılıyorum.

      Lakin “hiç bir bakış alanına sahip olmayan zeminaltı katlarda olanlar da var ise de son derece marjinal olduğu için üstünde durmaya değmez” diyerek ortak payda tabirinizi zora sokuyorsunuz. Sizin örneğinizle. Bodrumda yaşayan o marjinaller aşırı nemle apartmanın temelini çürütürse o apartman hepimizin başına çöker Hafizan Allah.

      Herkesi kucaklayan, her ferdin korkularını önemseyen bir dile ihtiyacımız var.

  10. Hayır diyenler yeni anayasayı demokratik bulmuyorlar. Yeni anayasayı yapanların, hayır diyenleri „vatan haini“ diye suçlamaları da demokratik değil. Böyle bir suçlama hayır demek için ikinci bir argüman!

  11. Avrupa’dan ve Dünya’dan iyice uzaklaştırılan Türkiye’nin kimseye yararı yok. Bunu bile düşünmekten aciz yöneticiler gücünün ötesinde bir böbürlenme ile güya Dünya’ya kafa tutuyorlar. Komik duruma düştüklerinin, inandırıcılıklarını yitirip yalancı çobana dönüştüklerinin, başka ülkelerde yaşayan soydaşlarımıza zarar verdiklerinin, başlıca döviz gelir kapımız turizmimizi baltalamak bir yana yok ettiklerinin farkında değiller. Tüm bunlar çağ dışı bir din anlayışı uğruna yapılıyor. Kendi düşen ağlamaz.

  12. Beyenmediğimiz batida herhangi bir bakanin adı diş ülkelerde rüşvet vererek yazi yazdırma, terörist ve vatan hainlığı ile suçladığı şahsi suçunu kanıtlayıp kanuni yollardan iadesini sağlamak yerine kanunsuz yollara baş vurarak halletmek istemesi ortaya çıksaidi görevini aninda birakırdı.
    Bizdede kendilerine tek laf ettirmedikleri yetmezmiş gibi, birde çıkıp kendi görüşünden olmiyanlara pişkin pişkin vatan haini ilan ediyorlar.
    Oy vermek vatan hainliğı! milletin parasını rüşvet vermek vatan perverlikse!
    Ben şahsen oy verenlerin kategorisinede bulunmaktan şeref duyarım.

  13. PKK bir terör örgütüdür. Eli kanlı bir örgüt. Bu örgüte destek olanların, ona sempati duyanların elinde silahla dağda dolaşanlardan pek bir farkı yoktur. Onların suçlarına, günahlarına destekçiler de aynen ortaktırlar. Eli kanlı bir PKK’lıya vatan haini diyebiliyorsak, destekçilerine de diyebiliriz.

    15 Temmuz cürmünü işleyen FETÖ’cüler teröristse, büyük bir hıyanete teşebbüs etmişlerse, cinayet işlemişlerse, bunlara hala destek olmaya devam edenler, sempati besleyenler de onlardan farksızdır. Onların tüm suçlarının ortağıdırlar, vatan hainidirler.

    Terör örgütleri sadece silahları ile değil, sempatizan ve destekçileri sayesinde vardırlar. Destekçileri olmasa terör örgütlerinin varlıklarını sürdürme şansları hiç yoktur.

    Pekiyi bu kadar vatan haini ile nasıl yaşayacağız?

    Her insan sırtını sıvazlamakla yola gelmez. Bazı insanlar kötekten anlar. Biraz burunları sürtülecek, biraz rehabilite edilecekler ve bu millete karşı galip gelemeyeceklerini
    anlayacaklar. Aksi takdirde kendileri için bu ülkede yaşamanın kolay olmayacağını bilecekler. Bunun başka yolu kalmadı vesselam.

    • Anayasa teklifine çevremden hayır diyen insanlara bakıyorum, AKP ve Gülen Cemaati çok iyi anlaşırken, bu insanlar Gülencilerin devleti ele geçirme çabalarına karşı çıkıyorlardı. Darbe girişiminden sonra da tutumları değişmedi, hatta daha da sertleşti. Çevremdeki evetçiler, Ergenekon, Balyoz davaları zamanında Gülencilere toz kondurmazlardı. Şimdi de Anayasa teklifine hayır diyenleri „vatan hainliği „ ile suçluyorlar. Insanları ikna etmekte zorlandıklarının kendileri de farkındalar. Çünkü hayırcıların baştan beri tutarlı bir tavırları var.

      • Hayırcılara vatan haini diyen yok.
        Benim dostlarımdan da hayır
        diyenler var,az da olsa.

        Dediğim şu:Katile yardım eden
        katil gibidir,katilin suçuna ortaktır.
        Zalime zulmünde yardım eden zalimdir.
        Vatan hainlerine yardım edenler,sempati
        duyanlar,destek olanlar da vatan hainidir.

        Terör örgütleri destekçileri sayesinde
        ayakta dururlar.

    • Sayın Bekir,
      FETÖ’cü olarak nitelenip işten atılmaların yaşandığı en hızlı zamanda PKK’nın etkisinin hissedildiği illerde pekçok öğretmen açığa alınmıştı. Sonra nedense geri döndüler. Bu durum, yorumunuzun son paragrafında yazdıklarınız ile çelişiyor mu desem, şiddetin “Ş”‘sinden anlamayanlara işlem yapmak daha mı kolay geldi desem.
      İskilipli Atıf Hocayı, Şapka Kanunundan önce yazdığı kitap için şehit etmişlerdi yani asmak için kanunu geriye yürütmüşlerdi. Bu zamanda da işten atmak, hapse atmak için geriye yürütülüyor…
      İnsan düşünmeden edemiyor: Cennet mi elzem Cehennem mi?

YORUM YAP