Washington, Türkiye ve benim yazılarım…

28

Sağolsun, Ahmet Kekeç (Star) bugünkü yazısında beni anıyor Hayır, adımı vermiyor, onun yerine ‘deneyimli gazeteci ağabeyimiz’ demekle yetiniyor…

Olsun, bu kadarına bile âmenna.

Dün, hatırlayacaksınız, New York Times’ta (NYT) taze taze çıkan dört muhabirin imzasını taşıyan kapsamlı bir haberden hareketle Suudi Arabistan’a ABD’nin yaklaşımını yazımda işlemiştim. NYT daha önce ‘büyük devrim’ diye andığı ve göklere çıkardığı Suudi Arabistan’da yaşananları, tam da o değişimi yönlendiren Veliaht Prens Muhammed bin Salman’ın Washinton’a ziyareti öncesinde bu defa yerin dibine batırıyor.

‘‘ABD’nin dış politikası budur’’ diyordum yazımda, bir gün öpücük kondurur, bir başka gün yumruk indirir…

Oradan da yine aynı gün bu defa Washington Post’ta (WP) çıkan Türkiye değerlendirmesine sözü getirip, yazımı ‘‘Türkiye’ye karşı da bir şeyler pişiyor diye düşündüren bir yazı’’ cümlesiyle bitirmiştim.
Kekeç ‘‘Boş bir yazı’’ demiş; WP’de çıkan değerlendirme için değil, hayır, benim yazım için…
Eh, arada sırada boş yazılar da yazmak lazım.

[Yine de bir şeyi anlamakta zorlandım: ‘Boş bir yazı’ kategorisine soktuğunu açıkladığı bir yazı için Kekeç çapında bir yazar nasıl olur da köşesinin bütününü ayırır…]

Washington’da köşe kapmaca
Ancak işe bakın ki, benim ‘boş yazım’ın çıktığı gün ABD’de herkesin çok önemli bulduğu bir gelişme yaşandı: Önümüzdeki hafta Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nu kabule hazırlanan ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson görevden alındı. Hem de, görevden alındığını Donald Trump’ın herkese Twit ile duyurmasıyla öğrenerek…
Rex Tillerson’un yerine CIA’nin başındaki Mike Pompeo’yu, onun boşalttığı göreve de yardımcısı Gina Haspel’i getirdi Trump…
Benim ‘boş yazı’ daha gün dolmadan birdenbire ‘dolu’ bir yazıya dönüşüverdi.
Dünkü yazımın sonuna eklediğim WP’nin yazı işleri tarafından kaleme alınmış Türkiye değerlendirmesini, Türkiye’ye karşı bir şeyler pişiyor olabilir kuşkumu belli eden, ama neden böyle düşündüğümü açıklamayan tek bir cümleyle bitirmiştim.
Açıklamaya gerek görmemiştim, çünkü Trump’ın seçildiği ilk günden başlayarak yeni dönemin ülkemiz için riskli olacağına dair öngörülerimi ve o öngörülerimi destekleyen sonraki gelişmeleri okurlarımla paylaşıyorum.
Rex Tillerson o ‘riski’ hiç değilse bir miktar azaltan bir figür olarak karşımıza çıkmıştı.
Mike Pompeo ise riski çoğaltabilecek bir figür.
CIA’nin başına ‘tarihinin ilk kadın direktörü’ olarak geçen Gina Haspel ise gezici hapishaneler ile şöhret bulmuş biri.
Yeni bir dönem
Trump-Pompeo-Haspel üçlüsü Washington’dan ülkemizin bulunduğu bölgeye baktıklarında hayrımıza olacak bir şey düşünürler mi?
Sanmam.
‘‘Washington daha önce de farklı değildi’’ diyen çıkabilir, ama yanılır.
Hayırsız dönem WP’de çıkan yazıyla vites büyüttü bana göre.
Kekeç bu yazıyı da ‘boş’ saydıkları arasına katabilir.
ΩΩΩΩ

28 YORUMLAR

  1. Sayın koru! Kekeç starda yazıyor siz ise kendi sitenizde yazıyorsunuz. Bence en önemli kısmı burası. Diğer söylenilenlerin, yazılanların pek bir önemi yok.

  2. Boşverin yahu, sadede gelelim! “…bu mesele ilk taş meselesi, çok daha özel bilgileri gerektiriyor..” didem kuz 14 Mart 2018 at 12:18

    İşte bu ilk taş ve özel bilgiler veya en azından bunlara dair ipuçları semavi marka dini elkitablarında. Bizde internasyonal arenaya cıkıp bunları layıkıyla ortaya koyacak uzmanlar var mı? Hristiyanlar İsa Peygamberin çarmıha gonderilmesine sebep/vesile oldukları için yahudileri pek hazetmezlerdi. Ancak, parababası, kapitalist, siyonist marka yahudiler etkin programlarla ABD kamuoyunu yavaş yavaş kendi görüş noktalarına yaklastırdılar, yaklaştırmakla kalmadılar onların gücünü kendi menfaatleri gereği kullanır duruma geldiler. Biliyorlardı ki böylesi kendileri açısından daha risksiz ve daha kolay olanı.

    Bize şekilci ve gaddar/şekilci bir sekülerlik empoze edildiği için içimizdeki manevi kohezyon yıllardır hasar gördü ve buna direnenler de bastırıldı. Bunları tersinden okumak ta mümkün; İçimizdeki o kohezyonu kırıp azaltmak için o şekilci sekülerlik empoze edildi. O kohezyon insanlığa, dunyaya, evrene DiN’i gözlüklerlerle bakmayı gerektiriyordu. Dün ölen S. Hawkins evreni inceleyen teorik fizik/matematiksel analizleri sonucu Allahın varlıgına evrende bir yer bulamamıştı, sonradan bu görüşünü önemli ölçude terketti. Carl Sagan da öyleydi o değişemeden gitti. Bu şahsiyetler aklın zirve yaptığı beyinlerdendi..

    ABD vatandaşları dindar, yahudiler daha dindar (Kitablarını da iyi biliyorlar). Biz müslümanlar da dindarız ama iki taraf birlik olup bizi yemeğe çalışıyor. Evet biz de güya dindarız ama dinimizi/Kuranı bilmiyoruz, bunda 100-120 yıllık sekülerlik önyargısının bir rolü yok mu? DiN her zaman vardı, tarihi orijini kainatın varlığı kadar eskidir. Bugün, buyük manzaranın içersinde, meselenin dini boyutu gözardı edilecek kadar küçük değil ve insanlar kandırılıyor, ve buna “yazık” diyorum. Bizde DiN’i biliyorum diyenlerin önemli bir kısmı yarı beline kadar sakallı (şekilci). Bunlardan da bir çoğu bencil, kendilerini ve yakın çevrelerini tatmin etmeğe çalışıyorlar (gemisini kurtaran kaptan misali). Büyük manzarada insanlığı düşünecek, düşündüklerini gösterecek ne ilgi ne de kapasiteleri var. Neden o? -çünkü ciddi egitim nanay, dünyaya yelken açacak dil var mı? o da nanay…

    DiN’lerin ortak paydası kristalleşmeden kötü gidiş konusunda ne cografyamızda ne de dunyada ciddi bir değişiklik olur. Bu kristalleşmeye ne kadar katkımız olabilir, en büyük avantajımız Kur’an oldugu halde? O yukarda değindiğim kohezyon hasar görmeseydi bugün içimizde dost bildiklerimiz, demokrasi, evrensel hak-adalet kostümüne bürünmüş ABD’li hristiyan ve siyonist yahudi güç odaklarına uşak olup kutsal topraklar (Ortadoğu) da çıkartılan yangına alet/maşa ve hatta odun olurlar mıydı? (bu arada ayrılıkçı kürtlerin de kulakları çınlasın).

    Enerji konusu çok onemli. AB(D)’lilerin, konforlu yaşantı seviyelerinden taviz vermemeleri için devamlı enerjiye ihtiyacı var(dı), ucuz enerjiye! Bir kaç gün önce ABD enerji konusunda kendi kendine yeterli hale geldiğini ilan etti. Daha önce arapları (misal, Suudi marka olanlar) hoş tutuyordu, artık eskisi kadar ihtiyacı yok, bunu hissettirdi. “Öpücük” devri önemli ölçude bitti. Ancak, Ortadoguda yeni dünya düzeni adına, malum yeni planları için daha çok “yumruk” gerekiyor (siyonist dürtüler bunu istiyor). Yani, ABD’yi içerden, kalplerinden fethetme becerimiz var mı biraz da ona kafa yoralım. Elimizde İncil’in asıl kaynagından gelen Kuran gibi bir kaynak varken, gerekli iletişim konusunda bizde yeterli ikna gücü (onların aklının dalga boyuna uygun akıl), beceri var mı?

  3. Kekeç in de yazısını okuyarak yazıyorum; Kekeçin söylediği son tahlilde ifade biçimi olarak şık olmasa da içerik olarak çok da “boş” değil. Evet abd nin bizim için sürprizler düşündüğü ki bence yıllar yılı her gün düşündüğü ni bilmek için bi yerlerde birşeyler okumaya gerek yok. Lakin yazıda dikkati çeken birşey daha var ki asıl orası daha önemli. Öncelikle yanlış anlamayın lütfen ben sizin aklınıza her ne kadar tarafsız olsanız da ülkemizi (Türkiye) sevdiğinize şüphe etmeyen biriyim. Lakin son bir kaç yıldır ki yazdıklarınızı okuduğumda söylediğiniz şeyin objektif görüşünüz mü yoksa temenniniz mi olduğu konusunda şüpeler duyabiliyorum.

  4. Bizler, yani her sabah kaltığında (‘bakalım Fehmi Koru bugün ne yazmış’ diyerek) bu sayfayı açanlar yazdıklarınızı güvenle okuyoruz.
    İnanıyoruz ki (Fehmi Koru, biryerlere yaranmak için veya birilerine hoş görünmek için) okuyucusunu aldatmaz.
    Biz okuduklarımızı gayet iyi anlıyoruz ve herkesin gözleri önünde olup bitenleri de görüyoruz.
    Eline ve yüreğine sağlık dilerim Sayın Koru,
    “Bir boş yazı” niteliğindeki yazılarınızı ilgiyle takip ediyoruz…

  5. Amerika epeyden beridir Türkiye yi Nato dan çıkarma niyet ve arzusundadır.
    Ancak sanırım bunu tek taraflı yapma kabiliyeti veya yetkisi yok.
    O yüzden Türkiye kendiliğinden çıksın istiyor.
    Bunu sağlamak için de bilerek ve isteyerek Türkiye yi kızdırmak için elinden geleni yapıyor.
    İstiyor ki yöneticilerimizin (veya RTE nin) tepesi atsın, Nato dan çıktım desin ve İncirlik i ve Kürecik i kapatıp Amerikalıları kapı dışarı etsin.
    Bu beklentiye uygun olarak da zaten İncirlik i yavaş yavaş boşaltmaktaymış.
    Amerika Nato yu bir Batı kulübü haline getirmek istemektedir.
    Bütün gelişmeler bunu gösteriyor.
    Bakalım ne olacak?

  6. Boşsa neden yer ayırmış dediniz de aklıma geldi . Sizin ocak medya da bugün mustafa çağrıcı nın boş yazısını yayınlamış. Ben de onu boş buldugum halde kızdıgim için eleştiri yazdım. Tahkirle kolay yoldan yazı yazmak gibi, araştırmadan bilip etmeden nasılsa begenmeye hazır bir guruh var diye insanlari kolayca linç etmek ve bu yolla puan toplamaya tenezzül etmek gibi bir yola başvurduğu için.

  7. Sayın Koru iyiki varsınız ve iyiki de ben sizi okuyorum aynı zamanda da sizin yazdıklarınızı de anlayabiliyorum.
    “ZAVALLI” ben 47 yaşından sonra İngilizceyi kendi çabalarımla öğrendiğim için sizin gibi “AKADEMİK”ingilizce pek bilmiyorum. Fakat sizin yazılarınızdan ve bu siteden úlkemizde kaliteli çok bilgili insanlar yanısıra hakaret ve küfürü çok iyi bilip medeniyetin M sinden anlamayan insanları da tanıma fırsatı buldum.
    Beni şaşırtan sizin yazınızı okuyup daha sonra (kopiler gibi) birşeyler öğrenen yazarın kendini bilmiş göstererek kopyala ve yapıştır yazısında ne var diyerek yorum yapanlara da şaşırmadım diyemem.
    Ne ise bizde hep bu tür yanlışlar yapılıyor.
    Reza ya biz sahteker demiştık onlar HAYIR sever iş adamı deyip, devlet ödülleri ve notalar vererek dünyaya bizim de onun gibi olduğumuzu gösterilmesini başardılar. Trump’u da yazmama gerek yok, sizin ve biz zavallıların yazdıkları yazılar halen daha bu sitede duruyor.
    Kúfúrden ve hakaretten başka bir bilgileri olmayanlar benim onlar için kullandığım”ZAVALlI” kelimesini kullanmasını dahi bilemeyecek kadar beceriksiz birileri kalkıp da, NYT ve WP gazetelerinin ABD yönetimine sizin Black Maillerinizden haberimiz var, diye uyardıklarını anlamayanlar da F Korunun yazdıklarını bi zahmet anlayana kadar okusunlar, 5 veya10 kez.
    Allah sizden razı olsun, küçük kõydeki gerçeklerden sizin sayenizde haberdar oluyoruz.
    Sağlıcakla kalın.

    • Yine soyluyorum, Allah’a sukurler olsun ki, guncel meselerde faydalanabildigimiz onlarca yazar ve ducunce insanimiz var. Miadi dolmus yada dolmakta olanlari yuceltmenin bilimle ve bilimsellikle hic bir baglantisi yok. Sonucta guncel bilgilere ulasmak kisilerin donanimlari ile ilgilidir. Inanin onlarca donanimli bilim insanimiz var. Duygusal cirpinislar sadece sahibini uzer. Bir gazeteci uzerinden dunyada olup bitenleri okumaya ve ogrenmeye calismak buyuk bir kayiptir. Ama faydalanmak her zaman guzel bir olaydir.

  8. Bazı yazarlar gerçek diyebildiklerini yazar, bazı yazarlar gerçekleri yazar. Gerçekleri yazan gazetecileri tarih övgüyle yazar, diğerlerini….

  9. Abd’nin hakkimizda iyi seyler düspnmemsi bir potansiyel tehdiddir. Bu düsünceleri tasiyan eli cantali bir tüccari uzerimize göndermeleri ile, postalli birini göndermeleri farkli seylerdir. Kaziklanmak, kullanilmak hatta dümdüz soyulmak ile gaspa maruz kalmak farkli seylerdir . Elinde cek senet ivir zolu dosya cantasiyla gezen tillerson’in yildizi idbara ugramisti, artik su vereni bile kalmamisti . Ayaginda postal olan birisi cikiyor sahaya ve cazgir kulagi cekilecekler arasinda türkiyeyi de sayiyor .okuyucular hala kekec efendinin avuntularini dinlemek istiyor .

  10. bir gazetecinin bir başka gazetecinin yazısını boş olarak nitelemesi şık bir durum değil, ama sık rastladığımız bir durum. ancak kekecin yazısını bir eleştiri olarak niteleyecek olursak bu eleştiriye katılmamak mümkün mü?
    maalesef genel olarak köşe yazılarında genellikle son derece yüzeysel olarak ele alınmış konuları okuyabiliyoruz. derinliği olan, pek çok parametreyi bir araya getiren, yeni bilgiler içeren analizlere rastlamak inci bulmak kadar zor.
    sayın korunun mezkur iki yazısını göz önüne aldığımız zaman yeni söylenen ne var? gazete yazısı bize yeni bir şey söylüyor gibi mi duruyor? pompeonun gelişi mi bazı yeniliklerin mesela daha sert politikaların izleneceğinin habercisi ? oysa pompeonun geleceği uzun zamandır konuşuluyordu. amerikanın iç karışıklığı başka bir konu olmak üzere bir kenarda dursun dışarıyı karıştırması bir analiz konusu olacaksa şu an bölgede yaşananlar 40 yıl önce ortalarda gezen haritaların getirisidir. ırakın suriyenin karışacağı onlarca yıl öncesinden biliniyordu. condaliza rice 20 den fazla ülkenin bölüneceğini açıktan dile getirmişti. obama bütün zamanların silah satış rekorunu kırıyordu. ardından yönetime trump seçildi.( clintondan daha kötü olduğunu düşünmek için ne nedenimiz olabilir, planlar belli.) fetö 40 yıllık bir örgüt. nato ve gladio onlarca yıldır içimizde. uzun zamandır kötülük sepeti başımıza örülmüş. 15 temmuzlar yaşamışız, burnumuzun dibine terör ordusu kuruluyor belli ki bir hedefi de milli bütünlüğümüz. ekonomik, hukuki manipülasyonların biri bitiyor biri başlıyor. şimdi ben de merak ettim WP bilmediğimiz ne söyledi..iki nato ordusu birbirini vurabilir mi ? yeni bir şey mi ??? peki tillersonu pompeodan daha iyi yapan nedir ki bak gördün mü başa kim geçti demeye değsin. özgeçmişlerine bakınca kim daha iyi anlamak mümkün mü?
    rusya geçenlerde boşuna mı füze show yaptı dersiniz?
    Avrupa boşuna mı ordu kuruyor dersiniz?
    tüm parametrelerin bir arada olduğu bir analiz beklentimiz olmalı değil mi? zira olaylar domino taşı gibi ardı ardınca birbirinin üzerine devriliyor, iş ilk taşa kadar akıl- mantık -olay silsilesinin analizini yapmak olmalıdır.

    abd sadece bölgeyi değil, dünyayı terörize etmeye çalışıyor ağabeyi israille beraber. peki bunu neden yapıyorlar? zaten yeterince güçlü değiller mi? planları uzun yıllar öncesine ait bu mesele ilk taş meselesi çok daha özel bilgileri gerektiriyor diye düşünüyorum. cevaplardan biri de transhümanizmde olabilir…

  11. ”Trump-Pompeo-Haspel üçlüsü Washington’dan ülkemizin bulunduğu bölgeye baktıklarında hayrımıza olacak bir şey düşünürler mi?
    Koru’nun bu kendi sorusuna cevabı ”sanmam” ile Kekeç’in ”boş bir yazı” diye nitelediği aslında ”iki aynı şey”..yani Koru’da Kekeç’de netice itibariyle bir farkla aynı şeyi dillendiriyorlar.

    Kekeç’in söylemeye çalıştığı, zaten ABD bizim için kazanında öteden beri bir şeyler kaynatır, farkındayız; Koru ise evet, bu öyle ama, farkında olmak yetmiyor, uyanık olmalı ve tedbir alınmalıdır demeye getiriyor.

    Şimdi Koru’nun 15 Temmuz öncesi yazdıklarına bakmalı, o dönemde ABD’de bizim için pişen aşın kokusu, buralardan alınmış mı diye..Eğer şimdi olduğu gibi o zamanda Koru’nun uyarıcı nitelik arz eden yazıları varsa, Kekeç’e düşen, Koru için ”deneyimli gazeteci ağabeyimiz” demek yerine ”üstad haklıymış be” demek.. ”bazı şeylerin farkındaydık ama geç uyandık”…

    Yok eğer Koru 15 Temmuz sonrası başlamışsa uyarılarına, Kekeç’ede biraz hak vermeli canım…

  12. İktidara toz kondurmamak olursa bütün amacın Kekeç gibilerin yazdığı yazıları yazarsın. Ben böyle yazarları okumayı bıraktım.

  13. Bu yazı Fehmi Koru’nun 14.03.2018 tarihli yazısına yorum olarak kaleme alınmıştır. Yazının linki aşağıda yer almaktadır.

    KAPİTALİZM

    1960’larda yazılan küçük bir kitabım var. Orada ekonomi kanunları ile ilgili şunu yazdım. Faizli düzen hareketli düzendir. İstikrarsızdır. Sovyetlerin planlı sosyalizmi yıkılıp kapitalizm olacak. ABD’nin girişimci kapitalizmi yıkılacak yerine sosyalizm gelecek. Bu yazının bir kısmı 1990’larda gerçekleşti. Filmin ikinci kısmı da gerçekleşiyor. Eğer bir devlet tek paraya sahipse ve bunu kullanırsa o sosyalist ülkedir. Eğer bir devlette vergi %50’den fazla ise o ülke sosyalisttir. Obama ile ABD sosyalist bir ülke oldu ama adı hala kapitalisttir.

    Bir düzen eğer onun muhalifi varsa yaşar. Kapitalizm, sosyalizm varsa vardır. Yoksa tek başına maç oynanamaz. Biraz sonra seyirciler dağılıp giderler. Soyvetlerin yıkılışı ile ABD’de ne olacaktır? ABD’nin federal yapısı dağılacaktır. Her bir ülke kendisine çalışacaktır. Batı medeniyetinin son 500 yılını dolduracaklardır. Yahut ABD sosyalist bir ülke olup ortaklık düzenine karşı direnmeye devam edecektir.

    Trump nereden çıktı, nasıl oraya geldi, kendisi de bilmiyor. Beklenmedik bir olay oldu. Sermaye’nin başarısızlıkla sonuçlanan planları yeni planların ortaya çıkmasına neden oluyor, Trump ise ne yapacağını bilmiyor. ABD doğuya saldırırsa süper gücünü kaybeder, sanıyorum.

  14. Kisiler hakkinda polemiklere girmeyi artik bir yana birakmak gerekir.Turkiye’de yasanan degisimlerin en buyuklerinden biri nedense gozardi ediliyor. Eskiden dunya ve ortadogu uzerinde calisan bir kac yazar cizerimiz vardi ve biz genelde dunyaya. ozelde Turkiye’ye onlarin cizmiz oldugu cizgilerle bakardik. Artik bu yok hem de hic yok. Simdilerde zeki, basarili, orjinal ve farkli yorumlari olan, onlarca uzman ve stratejist mevcut. Yazar cizer taraftarligi yapmak yerine, bu konuda calisan ve yazilar yazan herkesi gormek gerek. Degisen dunya ve Turkiye sartlarinda ben ile baslayan olmazsa olmazlar epeyce degisti ve kuculdu.

    • “Simdilerde zeki, basarili, orjinal ve farkli yorumlari olan, onlarca uzman ve stratejist mevcut.” demissiniz,birkacini yazsaydiniz da okusaydik.
      Ya da,madem bu kadar orjinal uzman ve stratejistimiz var da ulke niye bu halde.

  15. Fehmi abi, elbette bos yazılar yazmıyorsunuz. Hatta şunu diyebilirim… Bıkıp usanmadan, bir ücret almadan, 2 yıla yakın ve hergün yazılarınız ile iyiki de yazıyorsunuz. Adeta yazılarınız ile “bağırmadan”, kırmadan, dökmeden cok iyi elestiriyor ve yön veriyor ve gündem belirliyorsunuz… Olaylara başka bir açıdan, sizin yazılarınızı okuyarak, bakabildigimiz icin sizlere okurlariniz olarak minnettariz… Tesekkür ederiz. Allah razi olsun.

    Fehmi abi, evet ülkemiz üzerinde Amerika cok seyler pisiriyor ve Kekecin yazısında da belirttigi gibi pisirmeye devam edecek.

    Bizim icin önemli olan… Hem siz haklisiniz, hem de Kekec bey…

    Önemli olan, orta yolu bulmakta… Siz hükümeti elestirip, ülkemizde demokrasiyi sonuna Kadar savunacak ve KHK’larin son bulmasini ve OHAL’in kalkmasini isteyeceksiniz… (Ama Amerikanin ülkemiz üzerinde pisiridiklerinden medet ummayacaksiniz… Cemaat fertlerinin yaptigi gibi.)

    Kekec bey de Amerikayı eleştirdikten sonra, sizin de yukarıdaki istekleriniz dogrultusunda Hükümeti de demokrasiden uzaklastigi icin elestirmesini bilecek.

    Hem siz hem Kekec bunu başarabildiğimiz zaman…. kimse Ülkemizin büyümesini yükselmesini… demokrasisini engelleyemez.

    Ah keske birbirimizi anlayip, empati yapabilsek biraz da..

  16. Fehmi bey suçlu sizsiniz.
    Çünkü siz günü birlik yalan, yalnış, ve birilerini gururlandıran yazılar değil de onları ve ülkeyi felakete götürecek olayları bazen yıllar bazende aylar önceden tahmin edebiliyorsunuz daha doğrusu bile biliyorsunuz, bildiklerinizi de yazılarınız vasıtası ile sorumluları ve milleti haberdar ediyorsunuz .
    İşte problemler tam bu noktada başlıyor sizin haklı çıkmanız günü idare edenleri hem şaşkına hemde çılgına çeviriyor.
    İyki varsınız sizin sayenizde dünyada olup bitenlerden haberimiz oliyor.
    Sağlıcakla kalın.

    • Amerikada hala Gülen Hareketi şeklinde tanımlanan FETÖ’nün uzun soluklu bir CIA projesi olduğunu kabullenebilmiş olanlar için Fehmi Bey’in erken uyarı yazılarının fazla bir ehemmiyeti yok, çünkü Trump’ın seçim kampanyası sürecindeki bizimle ilgili itirafları, başkan seçildikten sonra gereklerini yap(a)maması ile birleşince fazlasıyla uyaran aşikar olmuş durumdadır. Ayrıca Fehmi Bey’in konu ettiği ABD’nin şaşkınlaştırıcı dış politikası, konu güzel ülkemiz olduğunda Fehmi Bey dahil pek çok kişinin yazılarında adeta hizaya getirici bir sopa gibi kullanılagelmiştir.

    • Bir yazari sevebilirsiniz bu cok dogal. Ama bence dogal olmayan dunyada olup bitenlerden haberdar olmayi bir kisiye yada bir kuruma baglamak. Yozlugun bu kadari hasta eder adami. Hele hele teknoloji ve bilimle dunyanin bir koye donustugu su gunlerde. (iyiki varsiniz sizin sayenizde dunyada olup bitenlerden haberimiz oluyor). Adiniza uzuldum zavalli hissettirmissin kendini. Bence kendine guvenmeyi ogrenmelisin, basarabilirsin.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here