Yeni parti kurmak isteyenlere benim de katıldığım uyarılar…

33

Son zamanlarda iktidar partisinin itibar ettiği gazetelerden birinde çıkmış en doğru ve en göz açıcı yazıyı bugün okudum. Türkiye gazetesi ile ‘Siyasi boşluk mu dediniz?’ yazısını kaleme alan Nebi Miş’e teşekkür ediyorum.

Yazının tezi şu:

“Türkiye siyasi tarihine bakıldığında, siyaset bilimi literatüründe ‘splinter party’ olarak adlandırılan ana partiden ayrılarak kurulan’ partilerin sayısı oldukça fazladır. (..) İster ana partiden ayrılarak, ister bir siyasal boşluğu doldurma iddiası ile kurulmuş partilerin büyük çoğunluğu, iktidar alanı daralmış ya da iktidarını kaybetmiş siyasi, bürokratik seçkinler ve bunlara eklemlenen medya, ekonomi ve bilgi elitleri tarafından kurulmuştur.” (Siyahlar ve italikler yazara ait. FK)

Örnekler de veriyor yazar:

“Son 15 yıllık dönemde, Abdullatif Şener, AK Parti’den ayrılarak Türkiye Partisi’ni kurdu. Emine Ülker Tarhan, CHP’den ayrılarak Anadolu Partisi ile siyasette şansını aradı. Yine CHP’den ayrılan Yaşar Nuri ÖztürkHalkın Yükselişi Partisi’ni kurdu. Erkan Mumcu örneğinde olduğu gibi, AK Parti’den ayrılanlar eski merkez sağı diriltmeye çalıştı.”

Neredeyse unuttuğumuz, DYP’den ayrılan Hüsamettin Cindoruk’un ve DSP/CHP varken İsmail Cem’in kurduğu partileri de hatırlatıyor yazar ve listeye varlığını henüz sürdüren İYİ Parti’yi de ekliyor.

Hepsi de doğru tespitler bunların…

Aynı durum, hiç kuşkunuz olmasın, benzer güdülerle kurulacak başka partilerin başına bundan sonra da pekala gelebilir.

O halde?

Uyarı yerinde olmasına yerinde de…

“Siyasette bir boşluk var” hüsnü zannıyla ortaya atılacak veya hevesi yarım kaldığı için yeni bir parti için kollarını sıvamaya hazırlanan birileri varsa onlara ciddi bir uyarı yerine geçebilecek bu yazıyı okuduktan sonra, tam tersi bir tezin sahibi olarak beni bir düşünce aldı.

İlk önce tezin en anlamadığım noktasını kendime bir soru olarak yönelttim: Uyarıyı yapan yazar sadece AK Parti’nin itibar ettiği bir gazetede yapmıyor bu uyarıyı; aynı zamanda AK Parti’ye fikri katkılarda bulunan bir düşünce kuruluşunun da sorumlusu, muhtemelen bu görüşünü raporlaştırmış ve ilgililerle tartışmıştır da. Öyleyse, o çevrelerde hala var olduğunu her fırsatta yapılan açıklamalardan fark ettiğimiz ‘yeni parti’ endişesinin sebebi ne?

Daha dün AK Parti’ye yakın bir gazetede –Hürriyet’te- çıkmış şu satırlarla sona eren bir yazı bütünüyle aynı endişeyi yansıtıyordu:

“Yeni parti kurma çalışmasına gelince, AK Parti tabanında bir umut olarak değil, ‘ihanet hareketi’ olarak görülüyor.”

Aylardır çok ciddi bir ihtimal olarak görülüyor böyle bir potansiyel girişim ve bunun üzerine tonlarca mürekkep tüketiliyor.

Oysa işte gerçek artık bir tez halinde gazete makalesi olarak karşımızda: Vaktiyle bir parti içerisinde yer almışken farklı bir parti kurmuş olanlar sonunda armut topluyorlar.

Başarısız oluyorlar. Partileri sonunda unutulmaya terk ediliyor…

Endişe edilecek bir durum yok yani. O halde, şimdi de haddini bilmeyenler ve aynı yola başvuranlar çıkarsa, bırakılsın, onlar da boylarının ölçüsünü alsınlar…

Neden henüz ortada fol yok yumurta yokken, sanki varmış ve bir tehdit teşkil ediyormuş gibi senaryolar yazılıp üzerine üzerine gidiliyor?

Aslına bakılırsa, yalnızca bir siyasi partiden koparak kurulanlar değil, öncesi olmayan ve sıfır kilometre olarak kurulmuş pek çok parti de başarısız kaldı ve tarihin unutulanlar sayfalarında yerlerini aldı.

Cem Boyner’in Yeni Demokrasi Hareketi olarak başlatıp sonradan partileşen bu yoldaki girişimini hatırlıyorum.

Üzerinde düşünsem başka örnekler de aklıma gelebilir.

Zamanı gelmiş görüşleri olanlar ne yapsın?

Parti kurmak netameli bir iştir. Arkasında halk desteği bulunmadan bu işe soyunanlara, uzun yıllarını siyasi hayatı gözlemlemekle geçirmiş biri olarak, böyle bir ham hayal peşinde koşmayı hiç tavsiye etmem.

Öyleyse neden bu kadar makbul gördüğüm tezin tam tersini savunuyorum?

Şundan: Partiler yalnızca iktidar olma hevesiyle kurulmazlar. Mevcut ortamda tam anlamıyla temsil edilmediğine inanan görüşlerin sahipleri, onların ülke gündemine girmesini sağlamak amacıyla da parti kurabilirler. Zaten partiler aslında demokrasilerde bunun için vardır ve halk, kurucularının geçmişte hangi partilerde bulunduklarına da bakmadan, zamana uygun doğru görüşleri savunduğunu gördüğü partilere teveccüh edip onları iktidara da taşıyabilir.

Örnekleri az da olsa böyle partiler hem başka ülkelerde vardır, hem de bizim siyasi hayatımızda…

Tez sahibi yazarımızın yazısında ‘istisna’ olarak sunduğu, Demokrat Parti (DP) ile Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) birer başarılı örnek…

Her ikisi de başka partilerde (DP’yi kuranlar CHP’de, AK Parti’nin ilk çekirdek kadrosu MSP/RP/FP’de) bulunmuş siyasilerdi. Vaktiyle içinde yer aldıkları partinin geçmişte savunduğu görüşlerden uzaklaştığını veya kendi görüşlerinin içinde yer aldıkları partiden farklılaştığını görerek yeni bir yol arayışına giren siyasiler tarafından kuruldu DP ile AK Parti…

Başarılı da oldular.

Günümüzde durum ne?

Sizleri bu ve biraz yukarıda sorduğum “Neden bu kadar endişe duyuluyor?” soruları ile baş başa bırakıp ben ortadan çekilmek istiyorum.

İstiyorum, ama tezine değer verdiğim yazarın uyarısını tekrarlamaktan da kendimi alamıyorum: Bir heves veya yarım kalmış ikbal uğruna var olan tapulu arazi üzerine parti kurmaya kalkışanlar olursa hüsrana uğrayabilirler.

ΩΩΩΩ

33 YORUMLAR

  1. *******
    ….
    Bakış açısı, işte buydu ya,
    Fetih sırası, geldi «Ordu»ya…..
    …….
    Daha zor iş bu, dokunmayalım,
    Samsun’a doğru, bir yol bulalım!

    N’olucak yani, peki çözüm ne,
    Nedir bu çözüm, «iki gözüm» ne?

    Ezbere giden, mümin bihaber,
    Laikim diyen, müzmin bihaber!

    “The sentez”dir bu, işin çözümü!
    Kolayca çözer, her kördüğümü…

    Öyle “Sentez” ki «DiN» in temeli
    Hem “Nazari” bu, hem de “Ameli”,

    Bize Dünyayı sağlar bu sentez!
    Bizi Cennete, bağlar bu sentez,

    «Akıl*İman» dır bu, en doğru sentez!
    Eğitimde de, en sağlam merkez

    Tavan için de, eksik olan bu,
    Taban için de eksik olan bu!

    Devlet için de, eksik olan bu,
    Millet için de, eksik olan bu!

    Tezahürüdür, İlahi gücün,
    Akıl*İman tek, ayrılmaz bütün!

    İşte o zaman, Devletle Millet
    El ele vermiş, ülke bir cennet!
    …..
    *******

    • Şiirin manası şairin karnındadır demiş araplar:) şimdi ne desek boş ama şu kadarını belirteyim: devlet millet hiç olmadığı kadar eleledir ve karahalk demokratik kazanımlarını korumaya kararlıdır! Milletimizin siyasi tercihlerini sürekli aşağılayarak veya manevi değerlerini hafife alarak hiçbir şey elde edilemeyeceğini ne zaman anlayacaksınız?

    • Ulkemizi her askeri darbe ve darbe teşebbusu en az hem ekonomiyi hem dürüst siyaseti onlarca yıl cikarsiz bir yola sokmuş ise partilerinden ayrılıp yeni bir parti kurma heves ve cabasına girişenler de siyaset kirliliğine sebep olmuşlardır.halbuki partilerinde kalıp ulkeye akıl ve uzlaşı yoluyla dava faydalı olabilecekleri inancındayım

  2. *******
    …..
    “Tavan denilen, elit tabaka,
    İmam Hatipli, çoğu tu kaka!”

    Algı buydu ya, bakış açısı,
    Nereye baksan, içler acısı!

    Tavandakinde, baksan “iman” yok,
    Tabandakinde, “iman” desen çok!

    Tavandakinde, sorsan “akıl” çok,
    Tabandakinde, “akıl” desen yok!

    Bu nasıl mümkün, aynı ülkede?
    İnsanlar küskün, aynı ülkede!

    Eğitim bozuk, işte sonucu,
    Ülke adına, moral bozucu!
    …..
    *******

  3. Yazarımızdan yine/yeni bir hedef şaşırtma hamlesi var görünüyor.Yeni parti kuracaklara“ çok açığa çıktınız ; biraz geri çekilin “ mesajı mıdır, merak konusu. “ Şartlar olgunlaşsın “ diyerek beklemek stratejik olarak anlaşılabilir ; ama gidişattan şikayet eden / eğer sağlamsa ! fikrine güvenen açık oynamalıdır.Toplumda bir karşılığı olduğuna inanan bir hareket ,er meydanına çıkar; sonucuna da katlanır. Bugün hareketlenen çevrelere baktığımızda,Sn. Davudoğlu haricinde derli toplu bir görüş / entelektüel bir birikim ortaya koyabilecek kimse görünmüyor. Ama bu hocamız da siyaseti bilmiyor. Bu açığını kapatmak için – otorite bende anlamında – “ …….. talimatı verdim “ sözünü en çok kullanan siyasilerdendir ; belki de birincisidir, isteyen araştırsın.

    Bizim gibi, en zorlu coğrafyada bulunan, çok geniş bir hakimiyet alanından gerileyerek muazzam bir içe kapanış, çöküş yaşamış ve tekrar ayağa kalkma mücadelesi vermiş olan bir ülkeyi yönetmek mutlaka “Liderlik” gerektirmektedir. ( İstiklal mücadelesi başarıyla sonuçlandığında , inanç anlamında kendime / o günkü toplumun çoğunluğuna yakın olan ileri gelenlerin hiçbirisinde ne yeni bir devlet kuracak , ne de idare edecek yetenek olmadığını yaş ilerledikçe, araştırdıkça anlamak mümkün oluyor. Liderlik bu kadar önemlidir.)Tuzu kuru kıta Avrupa’sının ülkeleri gibi , ortalama düzeyde bir yönetici tipolojisiyle yönetilmemiz imkansızdır. Kapanmamış ve asla kapanmayacak hesapların mücadele sahasında , şu irfan yuvası topraklara geri dönüş yapmış, çok bileşenli sosyolojik özellikleri olan bir toplumu aynı potada kıvama getirme anlamında başlarda belki iyi niyetle düşünülmüş olabilir ; ama uygulamada bazı toplum kesimlerini ,en başta da dindar insanları dışlayıcı yaklaşımlar olduğu için çok uzun bir süreye yayılan kuruluş safhası yaşanmıştır. Bugün bir çok eksiğimiz olmasına rağmen gelinen noktayı küçümsemek de yanlış olur. Özetle bana göre Cumhuriyetin kuruluşu daha yeni tamamlanmaktadır.

    Böyle bir toplumsal ortamda “ beka “ kelimesini hafife almamak gerekir. ( Ama en basit konuları bile getirip buna bağlayan bazı alt kademe yöneticileri de var ki komik olduklarını bilmeliler).İktidarın sırtında yumurta küfesi olduğu için dikkatli davranmak , devletin elindeki tüm verileri iyi değerlendirmek zorundadır. Fakat bunu her zaman yeterince iyi yapamadığı da bir gerçektir.

    Bütün eksikliklere,kimi hatalı politikalara,kolaycılığa kaçan tembel teşkilatlara rağmen, devlet ve millet aklı denilen bir şey varsa, “ Lider’e “ destek vermenin hayati önemi olduğu kanaatindeyim. En mahrem bilgilere kadar nüfuz edebilen ve şu anda hayal dahi edemeyeceğimiz seviyede / henüz ortaya çıkarılmamış komplike teknolojilere sahip, “ Dünya’nın başının belası “ şer devletler ve mahfillerin ,bizi bir kaşık suda boğma planlarını sürekli güncel tuttuklarını düşünüyorum. Zayıf bir liderlik elinde Türkiye Cumhuriyeti tehlike altına girer. “ Eskiden de ne zayıf hükümetler , bunalımlar oldu ; abartmayın “ diyenlere “ deneyin de görün “ demek isterdim ; ama Allah korusun.!

    Buna rağmen, işi patates – soğan ; biber – patlıcan bağlamında ele alarak – hatta bir ara bu sütunlarda poşet uygulamasını sandıkta protestoya bile bel bağlandı – ülkeyi kısa sürede inişe geçirecek eski / yeni , ihtiraslı ama kifayetsiz yöneticilere teslim edecek yollara girilirse , “ kendi düşen ağlamaz “ sözü vücut bulur vesselam.

  4. *******
    ….
    Pek hoşlanmazdı, tavandakiler,
    İmam Hatipten, tabandakiler!

    “Tavandakiler, dinden anlamaz”,
    “Baksan bir çoğu, zaten beynamaz!”

    Algı buydu ya, bakış açısı,
    Nereye baksan, içler acısı!

    Meydan okunan, tavan devlette,
    Meydan okuyan, taban millette!

    Millet el attı, taban tırmandı,
    Devlete çıktı, tavan dumandı!

    Ele geçirdi, taban Devleti,
    Hor göremezdi, tavan Milleti!
    …..
    *******

  5. Biz nasılsak öyle de yöneticilerimiz olur. Türkiye de yaşayan herhangi bir insan güvenilir eline diline güvenilir üç insana ihtiyaç duysa bulabilir mi bilmiyorum. Halk arasında yalancılık dolandırıcılık sahtecilik ahlaksızlık adaletsizlik vurdumduymazlık azgınlık… almış başını gitmiş. Böyle bir toplumun başında herhalde Hz Ömer olacak değil. Cebini doldurmaya çalışan yandaşlarını gözetleyen sıradan vatandaşa da sabrı tavsiye eden sabretmeyeni hain ilan eden kişiler başımızda olacaktır. Oldu da 600 vatansever çıktı diyelim bu toplumun içinden. Dediler ki biz sadece ve sadece vatan ve millet için çalışacağız. Bu oluşum acaba yüzde kaç destek görür bu toplumda. Bu coğrafyada yaşamak bana Müslüman kimliği taşıyan toplumların başında Müslüman (gerçek anlamda) liderler göremeyeceğimi öğretti. Allah sonumuzu hayır etsin.

    • Sayın cebecioğlu ben sizin sevincinizi ve mutluluğunuzu anlıyorum ve paylaşıyorum ama yukardaki “anadolu” kaplanı aynı düşüncede değil sanki:) allah herkese yurtsevgisi nasip eder inşallah! Hem de öyle haşhaşi mutemetlerin özlediği gibi öbür tarafta değil bu tarafta:)

  6. Yeni kurulacak partiden endişe duyulduğunu zannetmiyorum.
    Yeni kurulan partilerin hep başarısız olduklarına dair bir köşe yazısından
    böyle bir sonuca ulaşmayı da abartılı buluyorum.Ayrıca sistemin değişmiş
    olması kurulacak partiyi daha da önemsizleştiriyor.

  7. Particilik
    Yunanistan’ı Dor’lar işgal etmiş ve aristokratik yönetim oluşturmuşlardır. Aristokratik kabile Atina meclisini oluşturuyordu. Aristokratlar aralarındaki çekişmeden güçlerini yitirince Solon’a kanun yaptırıyorlar. Ekseriyet sistemini icat eden odur.
    Ekseriyet kararı sonrası Roma’yı işgal etmişlerdir. Yalnız Roma vatandaşları, oy kullanıyorlardı. Bugünkü manada ilk parti sistemi Medine Sözleşmesi ile oluşmuştur. Medine sakinleri dayanışma ortaklıları kurmuş, böylece soya dayalı particilik oluşmuştur. Sonra Ömer soydan çıkarıp biat sistemine çevirmiştir.
    Daha sonra ilmi medreseler oluşmuştur. Sonra tekeller oluşmuş sonra Ahi Teşkilatı olarak ekonomik dayanışma ortaklıkları oluşmuştur.
    İslamiyet’i iktibas eden batı Solon’un ekseriyet sistemi ile İslamiyet’teki nısbi sistemini birleştirmesi bugünkü particiliği kurmuştur. Türkiye’de Abdülhamid ile başlayan particilik askerle dış Sermaye arasında hep dengelenerek Cumhuriyet’e kadar gelinmiştir. CHP’yi Sermaye kurmuş, görevi bitince DP’yi kurmuştur. Görevi bitince kurulan partiler başarılı olmamıştır.
    Akevler’in desteklediği Erbakan İslami parti kurmuştur. Adil Düzen söylemi ile başarılı olmuştur. Sermaye yenileceğini anlayınca AK Parti ile Gülen’i organize etmişlerdir. Sonunda ikisi de kurtulmuştur. İslami düzeni getirmek için Siyaset’i veya Sermaye’yi kullanmak istemişlerdir. Verdikleri tavizler ile sonunda başarıya ulaşamamışlardır.
    Yeni partiye ihtiyaç vardır. Bu İslam partisi yani barış partisi olmalıdır. Parti ortaklık partisi olmalıdır. Bu parti Adil Düzen partisi olmalıdır. Bu parti insanlık anayasasını benimseyen parti olmalıdır. Uygarlaşmada ileri adım atan parti olmalıdır.
    Başka partilerin şansları yoktur.

  8. Partiyi kuracak kişilerin en az bir veya ikisinde ,LİDER HAMURU olması gerekir.BU hamur Bayar’da, Türkeş’te ve Erdoğan’da vardı ,bu sebeple başarılı oldular.Bahsedilen isimlerden hangisinde bu hamurun olduğunu okuyanın ferasetine bırakıyorum,bence hiç birinde yok.İyi partide hazine yardımı ile gelecek seçime kadar tabela partisi olarak kalır sonra o partide çöplükteki yerini alır.Kimse umutlanmasın hiçbir yeni partinin Erdoğan karşısında sansı yoktur.Belki ilerdeki yıllarda Kılıçdardan kurtulmuş kendine iyice çeki düzen vermiş CHP.alternatif olabilir zorda olsa.

  9. HEP SONUNDA KAZANAN ESKİ TÜRKİYE OLMUŞTUR.
    Partiler veya bizim gibi ülkelerde liderler (halkı sürükleyecek yapıda olanlar) hep vesayetin tezgahından geçip gerçek egemenlerden olur aldıktan sonra parti kurmasına izin verilir veya bir şekilde önüne konan engeller gerekli garantiler alındıktan sonra kaldırılır ve önü bir şekilde açılır.
    Her devlet kurucuları veya onların temsilcilerinin yapmak istediği kendince en doğru olandır.
    Daima kurucular ve onların tarihten gelen varisleri bunu hayat memat meselesi görürler.
    Geçmişte ,şimdi ve gelecekte böyle olmuştur ve olacaktır.
    Aslında BEKA meselesi seslendirildiği dönemler kuruculara verilmiş sözlerin yerine getirilmeye çalışıldığı dönemlerdir.
    ESKİ,ŞİMDİ VE GELECEKTE gelecek liderler veya ülke kaderinde etkili olma vasfı gösterecekler bu tezgahtan geçtikten sonra onlara cevaz verilecektir.
    Başarılı olurlarsa bir gözleri ve kulakları hep kendilerine cevaz vermiş olanlarda olacaktır.
    Hemen hepsi istenildiği durumlarda ya devletin argümanlarına dönmüşler yada diretince bir şekilde sahne dışına itilmişlerdir.
    Görevi kabul etmiş gibi görünüp uygun zaman kollayanlar da olabilir.
    Her tarafın kendince bir hesabı olabilir.
    Sonunda hangi taraf olursa olsun zamanla çok yavaşta olsa seleksiyona uğrar.
    Toplumlar çok uzun zamanda gelişirler buna paralel devletlerde bir şekilde buna uymak zorunda kalır.
    Yanlış ve dramatik olan elit bir kesimin toplum ekseriyetinden farklı gündemi olması ve yönetimi bir şekilde ele geçirmesidir.
    Bu elit kesim genelde devlet kuran devletlerden ya etkilenmiş yada işbirliği yapmış veya yardım almıştır.
    Bu durumda olan yönetimler hep korkuyla halkını yönetir.
    Kendi yaptığını başkalarının da yapabileceğinden korkar ve halkına hep her zaman şüpheyle bakar.
    HEP REJİM TEHLİKEDE VE BEKA SORUNUNU BİR ŞEKİLDE GÜNDEMDE TUTMAK İSTER.
    Halkı kültür devrimiyle en kısa sürede dönüştürmek ister.(on yılda on milyon genç yaratmak fikri budur)

    Devlet baş ise vücut halktır.
    Bunlar ideal olarak birbiriyle örtüştüğü ölçüde o ülkede huzur olur.
    Tezatlık durumunda büyük kırılmalar zaman zaman kaçınılmazdır.
    Baş(devlet) vücut(halkıyla) la uyumlu hale gelene kadar dalgalanmalar devam eder.
    Bir millet bu dönemleri ne kadar az hasarla atlatırsa o kadar çok güçlü hale gelir.
    Belki devlet kuran devlet durumuna yükselir.
    Oyun kurucu olur veya en azından etkili bir oyuncu olabilir yeryüzünde.
    DEMEK Kİ DEVLETTE MİLLETTE UZUN ZAMAN İÇİNDE BİRBİRİNDEN ETKİLENİR VE DAHA UYUMLU HALE GELİR.
    BU ÇOK ZAMAN İSTER,BİRKAÇ KUŞAK BİRKAÇ YÜZYIL SÜRER.
    Dünyada bunun örnekleri çoktur.
    Anı değişimler hep felaket getirmiştir.
    Büyük acılar yaşatmıştır.(kominist,faşist yönetimler,darbeler)
    En az hasar bırakanı.
    U.K. geleneği çok uzun surede krallıktan parlementer krallığa dönüşmüş.
    Kendi faydasına gördüğünden krallıktan vazgeçmemiş(bağlı ülkeleri kaybetmemek için)demokrasının en iyi uygulandığı yerlerden biri hala.
    Yazının uzaması ülkemizde detaylarda boğulup kalmamız nedeniyle dır.
    Hiçbir şey zamanından önce veya geç gerçekleşmeyecektir.
    ÖNCE DEVLET DEĞİŞİRSE HALK BÜYÜK ACILAR YAŞAR.
    UZUN SÜREDE MİLLET DEĞİŞİRSE ODA DEVLETİ DEĞİŞTİRİR VE SEKRONIZE(UYUMLU) OLURLAR.
    BÖYLECE DEVLETİ YÖNETENLERLE HALK ARASINDA SORUNLAR EN AZA İNER VE HERKES DAHA MUTLU OLUR.

  10. partizan değilim ama iyi partinin başarısız olduğuna katılmıyorum mevcut şartlarda çok iyi bir sonuç aldılar.yerel seçimler içinde kaliteli adayları var.akp ben yaptım oldu ve gerçeklerin üzerini kapatma zihniyetiden vazgeçip yuvalanan çıkar grupları yerine ilk yıllarındaki gibi gerçek vatandaşlarla kuçaklaşmalı.yeni parti kurucusu olarak isimleri geçen insanlar tanınan ve toplumda saygı gören merkez sağda etkili olacak kişiler.böyle bir oluşumun ciddi etkileri olacaktır.

  11. *******
    Yıllar önceki, şu resme bakın,
    Herkes umutlu, ne kadar yakın!

    Neydi o günler, eller havada!
    Şendi gönüller, aynı davada!

    Neydi bu dava, ülke sevdası!
    Hemen herkesin, ortak paydası!

    Verildi oylar, geçtiler başa,
    Belli kesimler, düştü telaşa…

    Vah vah dediler, n’olucak şimdi,
    Nereden çıktı, bunlar da kimdi?!

    Neden denirse, dindardı bunlar,
    Güven duymazdı, korkardı onlar!
    …..
    *******

  12. Banu Avar’ın “Avrupa da büyük bir mahkeme kuruluyor” sözünde, Ahmet Nesin in yazılarında yayınladığı belgeler ve cevabı bulunmayan sorularında ve Celal Başlangıc’ın dünkü yazisin da bu telaşın nedenlerini bulmak mümkün.

    Sebep her ne olursa olsun bence de çok yersiz bir telaş bu.

  13. AK PARTİDEN ÖZELLİKLE SEÇİMİ KAZANMAK İÇİN İFTİRA DAHİL ATMAK , VE BİZLERİ SALAK YERİNE ALIP EKONOMİDEKİ ÖZELLİKLE DE TARIMI BİTİRMELERİNDEN GINA GELDİ.SAYIN KORU SİZDEN RİCAMIZ BU YENİ OLUŞUMCULARA YOL GÖSTERMENİZ.YOK SA BU MİLLET SİCİLİ BOZUK CHP YE MAHKUM DEĞİLDİR.

  14. Dün cuma namazında hoca hutbede , ” Son 15-20 yılda müslümanlar olarak en serbest dönemi yaşadık , şimdi ekonomik güçlükler var diye bunu sağlayanlara sırtımızı mı döneceğiz ? ” şeklinde bir söylemde bulundu . Bu söylem artık iktidarın EKONOMİK KRİZ olduğu gerçeğini nihayet kabul ettiği anlamına geliyor. Çünkü camileri de siyaset arenasına çevirdiler. Gerçi hocanın hakkını yemiyelim ” Bu serbestlikle birlikte müslümanlar arasında bir samimiyetsizlik ve laçkalık oluştu ” diye de oluşan iklimi eleştirdi. Sn.Bahçeli 2002 seçimleri öncesi Ak Parti iktidara gelmeden önce mevcut koalisyonu seçime götürerek Ak Partinin iktidara gelmesini sağlayan yolun taşlarını döşemişti. Bu ekonomi böyle gitmeye devam ederse , Sn.Bahçeli acaba devlet tarafından da kurulması desteklenecek yeni bir kitle partisinin önünü açma görevini tekrar yapar mı ? Yapar mı yapar . Çünkü Ak Parti bir ümitsizlik partisi olduğunda devlet makas değiştirmek zorundadır. Ak Parti devlet değildir. Devlet ebed müddet yaşatılmak zorundadır ancak ihtiraslarıyla meşhum Ak Parti yaşatılmak zorunda değildir. Buna aziz milletimiz karar verecektir. Saygılarımla;

    • Senin yerinde ben olsam bi dahaki cumayı başka bi camide kılarım:) sen cumaya mı gittin yoksa ilahiyat müfettişliğine mi? Hakikatleri camide bile duymaya tahammülünüz yoksa ne diye dinliyorsunuz: O hocalar 15temmuzun kahramanlarıdır! Tövbe tövbe…

  15. Siyasette Sonsuz bir devir yoktur. Osmanlı padişahlarda olduğu gibi Ak Partinin de bir gün miadı dolacaktır. Yeni parti kurulmasına endişe duyanlar; biliniz ki arkalarında enkaz ve vebal bıraktıklarındandır. Ak Pati ve tabanı kendilerini neredeyse Devleti bir kurduk-kurtardık demeye geldiler. Unutmayalım ki: Devleti Gazi Mustafa Kemal zor şartlar altında az sayıdaki kadrosuyla başardı. O zaman medya yoktu. M.K. Atatürk öyle mikrofonlarla EYY Fransa, İngiltere, italya, Yunanistan, demedi. Kendini hep savaş cephelerinde gördü.
    Yeni Parti kurulacak ve elbette ilk seçimde iktidar olmaya çalışmayacaktır. Zaten kimse o umuda kapılmaz. Her şeyin bir zamanı vardır.
    SAYGILAR SEVGİLER

  16. Yeni parti kuracağı iddia edilen kişilerden fazlaca çekinildiği zehabına kapılmak zannımca yanlıştır. Türkiye gerçeğinde adı geçen kişilerin normal şartlar altında islamcı makyavel iktidar karşısında şansı olmadığını elbette kendileri gibi herkes çok iyi biliyor. Ancak ‘winter is coming’ sloganı ile bu yıl son sezonu yayınlanacak olan Game of Thrones gibi muhayyel ‘2023 hedefi’ ile çakışacak bir ekonomik kriz IMF başkanı Lagarde’nin de ifade ettiği büyük bir ekonomik hercümerce neden olabileceği ve bu olası ekonomik yıkımın enkazı altından isimleri anılan veya hiç bilinmeyen bazı kişilerin başlatacakları yeni siyasal hareketin büyük şansa sahip olduğunu biliyorlar ve çekiniyorlar. Bu bildikleri ekonomik kırılganlıkları ve yapısal meseleleri halk önünde ifade etmedikleri için gölge dövüşü yapıyorlar ki bu niyet kuvveyi hayalden, kuvveyi fiile geçmesin. Ancak eşyanın tabiatında tekamül kaideleri işler ve meyl-i tevsi yani büyüme ve genişleme mükemmele doğru ilerleme iştiyakı eşyanın tabiatında vardır. Haliyle yanlış giden ve kizb ile halita olmuş tarlalardan halis, bereketli ve mugaddi ürün alınması istendiğinde bazen tarla sürülüp boş nadasa bırakılır, bazende tohum değiştirilip matlub ürün eldesi için sil baştan kış geçtikten sonra yeniden ekim yapılır.
    ”Şüphesiz Allah taneyi ve çekirdeği yarıp filizlendirendir. Ölüden diriyi çıkarır. Diriden de ölüyü çıkarandır. İşte budur Allah! Peki O’ndan nasıl çevriliyorsunuz? Enam-95

  17. Siyasette Zamanın Ruhunu Yakalamak çok önemli . Boşlukları görüp ,değerlendirmek, Toplumun ihtiyaç ve İsteklerini anlamak bu ihtiyaç ve isteklere cevap verecek, kadroyu oluşturmak çok önemli.Milli Görüş Hareketi Zamanın Ruhunu çok iyi Yorumlayamadığı için istediği neticeyi alamadı Dededen Toruna Mili Görüş Hareketini Desteklememize rağmen ,yeni oluşan Yenilikçi hareket Ak Partiyi ,bu yüzden destekledik ,birçok. Farklı gurupta bu yüzden Ak Partiye. Destek verdi ,bu destek hala ,azalarak ,devam ediyor .EVET AZALARAK Devam ediyor ,Bunu Ak Partinin Kafası Çalışanları, Kuruluş Felsefesini Savunanları biliyor ve sermayeyi Krumaya çalışıyor .Şu anda Ak Parti Bizim savunduğumuz ilkeleri ve dünyadada geçerli ilkeleri savunmuyor Toplumun sevdiği ,güven duyduğu insanlar partiden uzaklaştı Yerlerini dolduranlarda bu güveni veremiyor.Liyakat eksik Yani Ak Parti ZAMANIN RUHUNU Astarının cebinde Kaybetti işi çok zor Ak Partinin En Çok Oy aldığı ,Üç ilden birinde yaşıyorum Gerçekten ,Eleştiri ,Güvensizlik ,hayal kırıklığı kızgınlık çok fazla ,Bu hem belediye hem ülke yönetimi ile ilgili Eğer Zamanın Ruhunu Yakalayan bir kadro Çıkarsa Ak Parti , Müflis ANAP a Döner , Etrafımdaki elştirileride söyleyeyim;Yolsuzluk,Torpil,Kibir İsraf ,Mağduriyetler, Çok konuşma, Bölgecilik( Karadeniz Bölgeciliği), Hak ve hukuk ihlalleri, Liyakatsizlik , İstişare Eksikliği ,Plansızlık ,Devletin. Planlama,uygulama ve takip eksikliği

  18. Neden bu kadar endişe duyuyorlar? Sorusunu; kurulacağı iddia edilen partide, kurucularının, eski AK Partili üst düzey siyasilerden başka birileri olduğu düşünülürse, tez sahibi ya da AK Partili çevreler aynı endişeyle hareket ediyor olurlar mıydı? Hiç sanmıyorum.

    Demek kokusu çıkan bu çalışma AK Partili çevreleri gerçekten endişeye sevk etmis durumda. Hem AK Parti de bu şekilde kurulup başarılı olmadı mı?

    Bunu o zaman “ihanet” olarak değerlendirenler yanılmış durumdalar.

    Yeni kurulacak bir siyasi partinin arkasına halk desteğini devşirmesi, kurulduğu günde öyle hemencecik olacak bir şey degil. Siyasetteki boşluğa ve ortaya çıkan ihtiyaca göre bu şekillenir ve sanırım bu havayı en iyi koklayan ekip kervanı dizer.

    Akşener bunda başarılı olamadı.

    Ak Partili iktidar döneminde iyice olgunlaşan! muhafazakar sağ merkez yapı yeni liderini arıyor.

    Uzun süre Ak Parti limanında demirleyen kitle, bu sürede, limanda, durgun sulardan ortaya çıkan kötü kokulardan kurtulup açık denizlere yelken açmayı yeğliyor.

    Kaptanı ile tayfasını buldum dediği anda gemisini değiştirecek bir “merkez seçmen” hazır kıta bekliyor.

    Gerisi, konforlu bir seyahat yaptırma vaadini göze alabilecek yeni(likçi) bir kaptan ve ekibine kalmış..2002’de olduğu gibi…

    Durum bundan ibaret.

  19. Cevabi şudur; Yine seçim sisteminden kaynaklanmak üzere; yeni kurulan partinin başarılı olacağından, iktidara geleceğinden endişe edilmiyor. Kuranların ve destekleyenlerinde böyle bir beklentisi yok. Bütün planlar %1,5 oy üzerine. Bu oranı tutturan partinin arkasındakiler hedeflerine ulaşmış sayar kendini. Cumhurbaşkanlığı seçiminde bu anlamsızdı birbuçuğu iktidardan silerek muhalefete yazın bakalım..

    • Sayın hd, oy oranlarında makas artık daha da açıldı; bu saatten sonra muhalefet fitnesi için en az 15puanlık bir ekstra seçmen desteğine ihtiyaç var! O da öyle 15 mebusu öbür partiye gütmekle toplanmaz yani:)))

  20. Yeni bir harekete acil ihtiyaç var. Milletin ümitleri tükenmek üzere.
    Mevcut muhalefetin hiç birşey yapmayacağı- yapamayacağı çoktan anlaşıldı.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here