2018 seçimine “Adam kazandı” mesajı damga vurmuştu.. Aynı mesaj yine tekrarlanır mı, ne  dersiniz?

45
Reklam

En son (2018) cumhurbaşkanlığı seçiminden aklımızda kalan simgesel iz, benim için, sandıktan ikinci çıkan adayın erken bir saatte bir gazeteciye gönderdiği mesajdı.

“Adam kazandı” mesajı…

Şaşkınlık belirten bir mesajdı bu. Ben ise, ilk işittiğimde, “Demek ki, en ciddi rakibi ‘adam’ın kazanmayabileceğini düşünüyormuş” şaşkınlığını yaşadım.

Oysa Tayyip Erdoğan’ın yeniden bir kez daha cumhurbaşkanı seçileceği adaylıkların kesinleştiği gün belli olmuştu. Nitekim, yüzde 52.59 oy oranıyla, ikinci tura kalmadan cumhurbaşkanı seçilebildi Tayyip Erdoğan.

Muhalefet ortak bir aday üzerinde uzlaşamadığı için alındı bu sonuç.

CHP’nin, HDP’nin, İYİ Parti’nin, Saadet Partisi’nin ve Vatan Partisi’nin adayları, cumhurbaşkanlığı seçiminde, partilerinin o zamanki oylarına yakın bir başarı gösterebildiler.

Tablo ortada:

2018 Cumhurbaşkanlığı seçimi sonuçları (Wikipedia’dan)..

Bir çatı adayda birleşilebilseydi o günün şartlarında bile sonucun farklı olması mümkündü.

Reklam

İYİ Parti genel başkanı Meral Akşener’in “Ben kazanırım” iddiasıyla çatı aday fikrine karşı çıkması ile CHP içerisinden birilerinin “Aday bizden olmalı” ısrarının sonucunda, AK Parti ile MHP kendi adaylarını ilk turda seçtirebildiler.

Ne dersiniz, bugün durum 2018’den farklı mı?

Hem farklı, hem de…

İlk bakışta farklılıklar var gibi görüntüsü alınıyor. 

Muhalefetin en ağırlıklı grubunu oluşturan ve Millet İttifakı adıyla bir araya gelen altı parti, iktidarın adayı karşısına tek bir isimle çıkmaya kararlı görünüyor. Meclis’te üçüncü en kalabalık gruba sahip olan HDP kendilerinin de hesaba katılması durumunda çatı adayına itiraz etmeyebilir; aksi halde kendi adayıyla seçime katılacak. Muhalefet cephesinin geriye kalan partileri kendi başlarına davransalar bile, son tahlilde, seçmenleri AK Parti-MHP’den oluşan Cumhur İttifakı’nın adayı karşısında güçlü muhalif adaya oy verebilir.

Kamuoyu yoklamaları Cumhur İttifakı ile Millet İttifakı’nın oy oranlarını birbirine yakın gösteriyor; sonucu HDP ile ittifaklar dışında kalmış diğer muhalefet partilerinin tavrı belirleyecek. 

Eh, onların tavırları da tahminler istikametinde oluşursa, iktidar adayının karşısına çıkartılacak aday şimdiden çok şanslı sayılabilir.

Millet İttifakı’nda buluşan muhalifler, HDP ayrı aday çıkarırsa seçimin ikinci tura kalacağı ancak ikinci turda kendi adaylarının kazanacağı hesabındalar.

Reklam

Bu defa “Adam kazandı” mesajı vermek gerekmeyecek, onların bu hesabına göre…

İktidar cenahı da boş durmuyor

İktidarın hesabının da çok farklı olmadığını sanıyorum. AK Parti ile MHP’nin kurmayları da bu seçimde daha fazla zorlanacaklarının farkında olmalılar. Farkında oldukları, 2018 seçiminin ertesi gününden başlayarak aldıkları tedbirlerden belli oluyor.

Kazanan adaya mazbatasını ‘13. Cumhurbaşkanı’ sıfatı kullanarak veren Yüksek Seçim Kurulu’na itiraz etmiş ve o ibareyi kaldırtmışlar. Bununla, “İki defa seçildi, üçüncü kez aday olamaz” gerekçesini zayıflatmayı amaçladıkları anlaşılıyor. 

Seçimin zamanında değil de belirlenmiş tarihten bir ay önce yapılmasının ardında da, belirledikleri ismin aday olabilmesinin önündeki anayasa engeliyle ilgili kafa karıştırma niyeti yattığı belli.

Genel seçimde ittifakların muhalefet partilerine iktidardan daha fazla yaradığını gördükleri için seçim yasasını elden geçirdiklerini de biliyoruz.

Bu defa da genel seçimle cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte -aynı tarihte- yapılacak; bu yolla cumhurbaşkanı adaylarının şöhretinden yararlanabilecekler. 

Cumhurbaşkanı adaylarının karşısına Millet İttifakı tarafından çıkartılacak adayı belirleme görevini de üstlenmiş durumda iktidar kanadı. Seçilebilme özelliği bulunduğunu düşündükleri muhtemel rakip adayları gözden düşürme, bu yapılamıyorsa seçime katılamaz hale getirme yöntemleri uygulanmakta. 

Bu arada, HDP’nin Millet İttifakı ile yakınlaşmasını önlemek için ikmal yollarını kesmeye çalıştı iktidar cephesi; öte yandan HDP’nin Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmasına da bel bağlamış durumda.

Önceki iktidarlar dönemlerinde de bu ülkede ‘seçim ekonomisi’ uygulandı ama bugüne kadar hiçbir iktidar ekonominin kısıtlı imkanlarını şimdiki kadar cömertçe zorlamaya kalkışmamıştı. Azgın hayat pahalılığı ve iflahı kesilmiş TL karşısında çaresiz kalmış kitlelere yapay bir rahatlık sağlama çabası zirvede.

Sandıkla buluşma gününe kadar geçecek dönemde akla gelebilecek -ve hatta akla gelmesi imkansız- daha pek çok girişim iktidar cenahından beklenmeli.

İstanbul’un tekrarlanan belediye başkanlığı seçimi öncesinde İmralı’dan mektup bile devreye sokulmamış mıydı? 

Bütün bu tedbirler ve muhtemel daha başka girişimler, işlerinin eskisi kadar kolay olmadığı hesabını iktidarın da yaptığının işaretleri.    

Zor durumdalar, fakat aldıkları ve alacakları tedbirlerle zorluğu aşarak yeniden sandıktan iktidarlarının devamını çıkarma çabasındalar.

Geleceğe dönük sorular

Muhalefet iktidarın bu hazırlıklarının farkında mı, yoksa en başta yaptıkları “Bu defa işimiz kolay” tespitinin rahatlığı içerisinde mi?

En önemli güncel soru bu.

Sorunun cevabını aday belirleme sonrasında alabileceğiz.

Bu arada, ana soruya ışık tutabilecek başka sorular da var:

Cumhur İttifakı adayının anayasal sınırlar içerisinde belirlenmesi için kıyasıya bir hukuki mücadele verilecek mi? 

Millet İttifakı 2018’de kaçırdığı fırsatı telafi edecek seçilebilir bir aday üzerinde uzlaşmayı bu defa sağlayabilecek mi?

HDP ayrı bir aday çıkaracak mı?

İki kez seçilmiş Tayyip Erdoğan anayasal engele rağmen yeniden aday olabilir, Millet İttifakı onun karşısına karşı taraftan da oy alabilecek biri yerine ‘6’lı masa’da buluşan parti liderlerinden birini aday gösterir ve HDP de seçime kendi adayıyla girme ihtiyacı hissederse…

O zaman, seçim akşamı, Millet İttifakı adayı, 2018 seçiminin simgesel anısı olan “Adam kazandı” mesajını tekrarlamak zorunda kalabilir.

ΩΩΩΩ

Reklam

45 YORUMLAR

  1. Bu günkü seçim tartışması, anayasa ve yasalardaki bütün tartışmaların sebebi, kanunlardaki boşluklardan kaynaklanmaktadır. Özellikle de yargı sistemindeki boşluklar çok tartışmalara neden olmaktadır. Peki neden bu boşluklar var? Kanunları yasaları koyanlar bu boşlukları bilmiyor mu? Bilmiyorlar demek hakaret olur. İşte bu yüzden anaysa, yasalar ve yargı yoruma ve kanaate dayalı, Kanaate ve yoruma dayalı bir sistemde ise karar vericiler, vicdanla yer değiştirme arasında sıkışıp kalıyor.
    En son Cb sistemindeki değişiklik de dahi boşluk var, netlik yok. Anayasada Cb Sistemin de değişiklik yaparken Cb yeni yasaya gör iki defa seçilir diye neden eklenmedi.?
    İşin özeti şu bizim anayasa, yasalarımız ve yargımız üç ihtimalli maç gibi
    Şu işe bak! Bir taraf da Cb seçimlerine asıl aday olmayacak aday, bir taraf da önünde hiçbir hukuki engel olmayan bir cb aday. Sonuç ne? tam tersi oluyor. Ne demişler, Yavuz hırsız ev sahibini bastırır. Başka söze gerek var mı?.

  2. muhalefetin adayı, masada belirlenmemeli. anket, önsecim yoluyla mutlaka halka sorulmalı. İhsanoğlu, İnce denemeleri ortada. belirlenecek 10 aday halka sorularak eleme yoluyla tek aday belirlenebilir. Amerikan seçimleri örneği gibi. masa da belirlenirse adam kazandı ya hazır olun.

  3. KARNE HEDİYESİ: ET
    Yanlış okumadınız.
    Dün milyonlarca çocuğumuz karne aldı.
    Bir ilköğretim çağındaki çocuğumuz, kendisine karne hediyesi olarak anne-babasının et alacağını söylemişti.
    Böyle bir olay tabii ki yok!
    İç ve düşmanların mizanseni!

    • Yani herkesin durumu iyi. Zam, enflasyon, işsizlik, fakirlik yok, öylemi demek istiyorsun. Çok zalimsin, binde bir olay seni haklı çıkarmaz.

  4. Önümüzdeki seçimlerde “Adam kazandı” dan daha matrak daha komik laflar işiteceğimize dair bahse giren arıyorum. Boğaz’da ya da İzmir Körfez’de rakı balığına. “…Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir….” Atatürk’ün gençliğe hitabesinden alınmış bir cümle. Seçimlere bu durumda gidildiğinin farkında bir muhalefet görüyor musunuz? Bilirsiniz “Dinsizin hakkından imansız gelir” diye bir deyimimiz vardır. Ufukta bunu başarabilecek ne kişi ne oluşum gözükmüyor.
    Arabamın ön koltuğunda epey zamandır dirgen var ve kimseyi oturtmuyorum. Dirgen, biçerdöver makinesiz hasatlarda buğday ve samanı birbirinden ayırmak için savurma aracıdır. Hiç bilmeyenler için ağaç saplı ucu sivri devasa bir çatal diyebiliriz. Olası trafik magandalarına önlem. Ön koltukta çizmelerim ve çiftçilik belgem de var. Tarladan geliyorum derim. Arabada sopa taşımak bile suç sayılabiliyor. Birileri beni öldüresiye dövse ölmem ama, dövenler adli kontrol şartı ile salıverilecekleri için kahrımdan ölürüm. Kıt aklımla bulduğum önlem bu.
    Ne alaka dediğinizi duyar gibiyim. Siz hiç muhalefetten sandık ve seçim güvenliği için önlem aldıklarına ilişkin açıklama duydunuz mu? Silahlı korumalardan söz etmiyorum; doğru dürüst gözlemci bulundurma gerektiğinin farkında ve buna göre örgütlenme gerektiğini anlamış gibi davranan? Parmak boyası için ısrar eden? Minibüs minibüs seçmen taşımak çağdaş, her türden hileye açık seçimde parmak boyası çağ dışı. Düzgün insanların gocunmaması gereken basit bir yöntem ve önlem sonuçta. Bizim gibi okur-yazar cahillerin kol gezdiği toplumlarda belki de her seçimin olmazsa olmazı. Dürüm dönere oy verenleri çok gördük.
    Hayırlısı olsun demekle hayırlara ulaşabilecek miyiz emin değilim.

  5. NEREDE, NE ZAMAN VE KİME YALVARMIŞ?
    İktidar mensubu bir siyasi dün yayınlanan bir söyleşide Ekrem İmamoğlu’nun davası için
    “–Yalvardığını ancak sakalı olmadığı için dinletemediğini.” açıklamış.
    Yani Ekrem İmamoğlu’na”beraat” kararı verilmesi için yalvarmış ancak dinlememişler ve mahkûmiyet kararı verilmesi “emri” verilmiş.
    Yalvarma Anayasal ve yasal olarak mahkemede “savunma” yapmak suretiyle olur.
    Bildiğimiz bu şahıs bu davada taraf yada taraf vekili olmadığına göre;
    Yalvarma ritüeli ne zaman, nerede ve kime karşı gerçekleşmiş?

  6. Evet giderek Orwellian bir distopyaya dönüyor ülkenin hali. “Millet” veya “millet” derken neyi kastediyor taraflar belli değil, yada belli ama anlamını tersyüz etmişler. Mahçupyan iyi bir analiz yapmış Erdoğan’ın son seçim açıklamaları üzerinden. Babacan ve Kılıçdaroğlu Batı ülkelerini ziyaret ederken bunları da düşünmeli ve çok hızlı bir perspektif çizmeliler. Geç olmadan. Aksi takdirde atı alan yeni ittihatçılar Üsküdar’ı geçer. Yazıyı okurken Muzaffer’in “beka” söylemine de rastladım. İktidar belli ki yine “beka” satacak bu seçimde. Yeter artık söz “millet”in mi, yoksa “Millet”in mi? Millet (küçük harfle) ne derse o diyorum.

    https://serbestiyet.com/gunun-yazilari/14-mayis-yeni-ittihatcilik-mesruiyet-pesinde-116192/

  7. Demokrasi tramvayından inenler demokratik bir seçim ortamı bırakmadılar. Hukuku paspas ederek siyasileri muhalifleri hapisle siyasi yasakla cezalandırıyorlar, belediyelere kayyum atıyorlar, sokak ortasında süikast yapıyorlar, bütün muhalif medyayı ve sosyal medyayı ebabilleri ve gestapoları ile baskı altında tutuyorlar, bütün mafyalarını eşkiyalarını ortaya salmışlar. Üstüne de bütün yolsuzlukları artık hiç gocunmadan açık açık yapıyorlar. Muhalefet bunları daha güçlü seslendirmeli. Şimdilik kavgacı bir görüntü vermek istemiyorlar. Bu da anlaşılır. Ama karşılarında kabadayılar var ve illa size bulaşacaklar.

  8. 6’lı masadan birisi aday olmalı. Bunun dışında dışardan aday yapılması hiç olmaması gereken bir durum. Ekmeleddin ile bu denendi zaten. Kimse, masa dahi, sahip çıkmaz o adaya. Sonunda ekmek dilenir hale gelir.

  9. “2018 seçimine “Adam kazandı” mesajı damga vurmuştu.. Aynı mesaj yine tekrarlanır mı, ne dersiniz?”
    ETTEKRARÜ AHSEN, VELEVKENE YÜZSEKSEN:)
    ÜSKÜDARDA SABAH OLDU ERENLER;
    ADAM KAZANALI ÇOK OLDU,
    2028e ODAKLANSANIZ İYİ EDERSİNİZ,
    SAYILI GÜN ÇABUK GEÇER,
    YOLLARDA YIPRANIP KALMAYIN SAKIN:))))

  10. Altılı masanın en önemli eksiği , uzman bir taktisyene sahip olmamasıdır veya var da bir işe yaramıyor !
    Bir önemli handikapları da bu güne kadar yıpranmaması için adaylarını açıklamadılar ancak bu durum bir yandan da toplumda yüksek bir beklentiye yol açtı , lalettayin birisi seçmende büyük bir hayal kırıklığı yaratabilir !
    Bir diğer zaafları da ; Akşener’in ,M.Yavaş ve E.İmamoğlu sevdasıdır , bir türlü vazgeçemiyor !
    Öte yanda CHP. de de ‘aday bizden olsun veya Kılıçdaroğlu’ saplantısı var !
    Ve son olarak da bunlar neden HDP. ile işbirliği yapmazlar ,TRE. istediği zaman bal gibi yapıyor , bunlar neden cesaret edemiyor ve çekiniyorlar !
    Bu arada A.Babacan’ın , Bayraktar firması hakkındaki son derece densiz bir beyanı var ki yıllarca devlet içinde görev yapmış birine hiç yakıştıramadım , üstelik düzeltme açıklaması yaparken daha beter etti ve adeta üstüne tüy dikti !
    Bayraktar’ın hodri meydanına da sesini çıkaramadı !

  11. 20 yıldır iktidarda artık değişmeli diyorlar. Ancak Japonya’yı gelişmiş bir ülke yapan Matsuhito 45 yıl, Osmanlı’yı devrin en güçlü devleti yapan Kanuni 46 yıl başta kaldı. Keza İngiltere kraliçesi Elizabeth 70 yıl başta kaldı. İngiltere şu an ekonomik olarak zor durumda olsa da yine de dünyanın en güçlü devletlerinden biri. Ezcümle ülkenin birlik ve bütünlüğünü bozacak şimdiye kadarki kazanımları yok etmek isteyen 6 başlı bir iktidar olmasındansa Erdoğan’dan daha iyi bir lider gelmedikçe Erdoğan la devam etmek en hayırlısı. Sonra Abdülhamit gittikten sonraki Osmanlı nın haline düşmeyelim. İbret almasını bilene tarih yeter.

      • Duyun u umumiye Abdülhamit ten önceki dönemlerde alınan borçlardan dolayı kurulmuştu. Erdoğan dan önce imfden alınan borçlar gibi !!!

    • Osmanlı imparatorluğu Abdülhamit zamanında dağılmaya başladı sonrasında da dağılma devam etti. En çok toprak kaybı Abdulhamit zamanında gerçekleşti ve kayıplar durdurulamadı.

      İnsanların Abdulhamit hayranlığı onun siyasi başarılarından kaynaklanmıyor, dindarlığından kaynaklanıyor. Abdulhamit donanımlı bir evliya gibi bilinmesinden kaynaklanıyor hayranlık.

      Milletlerin kaderinde parçalanıp dağılmak varsa evliyalar buna engel olamaz!

  12. 2018 seçimini yeniden değerlendirirsek
    Ak partiden gelecek ve deva partileri ayrılmış En az%1.5+%1.5=%3 oy ayrılmış.
    Muhalefet uyanık değildi %2 sandık hilesini düş. Gerçekten cumhur ittifakın işi zor. Yeni Ekonomik krizide eklersen dahada zor.

    Maceraya gerekmez hadep Kılıçdaroğluna razı.

      • Neymiş efendim CHP patetesleri , soğanları çöpe atmış. Bu CHP’liler salakmı paralarını çöpe atacak kadar?

        Olayın gerçeği, Patetes, soğan toptancı ocak ayı geçince hava ısınıyor patates ve soğan filizleniyor. Filizlenmiş ürün defolu mal Çöpe dökülmeli.

        Reise deyin, Malları ucuza verin pahalı satıyorsunuz.

        Türk Tarım kooperatifi devletin 5 kilo yağı 100 tl ve 5 kilo şekeri 75 tl’den versin Türk tarımı her hafta geziyorum BİM, A101, Şok hepsinden pahalı ürünler.

        • Avrupa ülkelerinden market raflarını gösteren bir fotoğraf son kullanma tarihi yaklaşmış ürünlerin bulunduğu bir rafı ve ürünlerin fiyatlarını 0 olarak gösteriyordu. Yani son kullanma tarihi yaklaşmış ürünleri ücretsiz halkın kullanımına açıyorlar, bizde ise son kullanma tarihi geçmiş ürünlerin çöpe atılışının ve çöpten alıp evine götürenlerin videoları çekilip yayınlanıyor.

          Medeniyet bu ülkeye biraz zor girer.

    • Türkiye’de yapılacak 2023 seçiminin, dost düşman bütün ülkeleri ilgilendirir olması, bir taraftan Türkiye’nin önemini ele veriyor diğer taraftan da düşmanın uyumadığını, aleyhimize olabilecek en küçük fırsatı bile kullanmak için nöbet beklediklerini gösteriyor. Dikkatli olmalıyız. Kader-denk çizgisinde gerçekleşeceği muhakkak bu seçimde tercihlerimizi tekrar tekrar gözden geçirmeli ve en isabetli tercihte karar kılarak oylarımızı öyle vermeliyiz. Şahsi meselelerimiz, şahsi beklentilerimizi asla vatan ve milletin bekası önüne çekme gibi bir yanlışa düşmemeliyiz. Bizi, hırslarımız, heves yüklü algılarımız değil, aklımız ve vicdanımız yönlendirmelidir.

      • Türkiye’nin önemi nedir? Türkiye kim için önemli?
        Türkiye’nin düşmanları kim?

        Herkes bir şey söylüyor ama ne söylediklerini ben anlamıyorum.

        Mesela Türkiye’nin önemini iktidar koltuğunda oturanlar biliyorlar mı, bildiklerinden emin misiniz.

        Az önce Dış Politikalar Enstitüsü Başkanı olan profesörü dinledim bana öyle Tükiye’nin önemini kavramış gibi görünmedi.

        İki cümlesini alıntılayım;

        -“Türkiye İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliklerine engel olmayacak, iki ülke NATO’ya üye olacak” Yani Türkiye’nin iki ülkenin NATO üyeliklerini veto edebilecek gücü bulunmadığını söylüyor.

        -“Türkiye Amerika’ya Rusya ile komşuluk ilişkimizi yürütmek zorundayız, bizi zorlamayın diyebilmeli.” Yani diyorki Türkiye’nin ne Amerika’ya ne de Rusya’ya tavır alacak bir gücü bulunmuyor diyor.

        Siyasi söylemlerden tüm varlığıyla etkilenen yurdum insanı gerçeklerden hiç mi hiç etkilenmiyor ne yazıkki: yani Türkiye’nin Türklerden başka düşmanı bulunmuyor diyorum ben de. Başka diyeceklerim de var da onu da yarın derim artık:))

    • Akp nin daha ilk seçimlerinden itibaren sandığa sahip çıkma/çıkabilme becerisi başarıyı getirdi ve daim kıldı.
      (hile hurda boş lakırdı)
      Sandığa sahip çıkmanın ikinci ve en yakın örneğini İBB seçiminde gördük, adam kazandı🤗
      2023 seçimleri Vekilin doğrudan kendini seçtireceği bir seçim olacak. yani kendi ilinde sandığa (ve kendi oyuna) sahip çıkamayan kişiden vekil olmasada,
      TBMM ye vekil olarak seçilemesede olur!.
      Partiler için bir kayıp olsada ülke için kazanç olur belki. becerikli hesap veren adalet kavramıyla barışık vekiller inşallah!

      • Abi, andığa sahip çıkmak derken evlatlık filan mı alıyoruz sandığı? Sahip çıkılmasa ne oluyor; sandık kurulundaki elemanlar hemen şebeke kurup oyların sayısını rengini mi değiştiriyorlar nedir? Bu sandıklarda kullanılan veya kullanılacak olan oy sayısı belli değil midir? Her seçmen oyunu sandık kurulunun gözleri önünde ve imza karşılığı kullanmıyor mu? Orada her partiden, gözlerini dört açmış cin gibi mutemetler havayı kesip biçerken bir tek oy dahi zayi olabilir mi? Kimse kimseyi uyutabilir mi?

  13. “İstanbul’un tekrarlanan belediye başkanlığı seçimi öncesinde İmralı’dan mektup bile devreye sokulmamış mıydı? “ bu cümle İmamın dişli bir rakip olarak vitrine çıkmış olduğunun göstergesi, İBB nin koltuğuna oturuyor oluşu da rüştünü ispatladı demek olmuyor mu?
    A.Gül zaten kendini Joker olarak kenarda tutuyor.
    yoksa çoktan kartlar dağıtılır, oyun kurulurdu!
    Sayın RTE seçmenden aldığı özgüvenle,
    kalenin dikenli tellerini söktürmüş!
    Meraliletliler teknelerle (turistik mi acaba) troya nın surlarının üstüne çıkacaklarını hesaplıyorlar!
    “Surlara bir çıkarsak!…”
    Arkadan gemi toplarıyla durları dabir yarsın!!!.. var ya..
    Not: kalenin içinden iha sia kalkabileceğini hesaba katmayı unutmayın! 🤗
    (Bir acaip zor yarış, hade bekeeiimmm!..).

  14. Ülkücülerde adaya cikarma hazirliginda bunu hesaba katmak lazim. Ulkuculer aday cikardiginda taraflar yeniden hesap yapmak zorunda. Bence Sinan Ateş in Eşini aday gostermelililer… cok farkli bir suprizle secilebilecegini dusunuyorum… imamoglu secim surecinde yasak yerse oylar supriz bi sekilde 3. adaya gidebilir. Harika bir ulkucu stratejisi olur..

  15. „…Amerika’nın halini, İngiltere’nin halini görüyorsunuz değil mi? Benzin yok benzin. Aynı şekilde Almanya’da kuyruklar, Fransa’da kuyruklar… Yiyeceklerini bulamıyorlar. Elhamdülilah Türkiye’de böyle bir sorun yok”

    Bu sözler gerçek değil…

    2022 yılında Almanya’da enflasyon % 7,9 oldu.

    Kuyruk yok…

    Benzin var…

    Hergün alıṣveriṣ yapıyorum. Marketlerde raflar dolu…

    Sadece fiyatlar biraz arttı…

    Kendimden bir örnek vereyim.
    Almanya’da elektrik parası olarak 2020 yılında ayda 60€, 2021 yılında ayda 61€, 2022 yılında 68 € ödedim, bu yıl ayda 80€ ödüyorum.
    Gaz faturası henüz gelmedi.

    Devlet eṣime ve bana 300‘er € enerji yardımı yaptı.

    Bunları Almanya’yı övmek için değil, insanlar gerçekleri duysunlar diye yazıyorum.

    • Almancı arkadaş “Devlet eṣime ve bana 300‘er € enerji yardımı yaptı.” diye kostaklanma; türkiyede daha fazlası yapılıyor; ama niyeyse bizde yapılana sadaka kültürü bilmem neyim diyorlar!?
      Yorumculardan yahya bey gibiler de sosyalyardım alanlara çemkiriyor, niye bu durumdasınız diye!? Alman verince oh ne güzel:)
      Allah akıl fikir versin emi!!!!

      • H. Gayret, eṣime ve bana verilen 300’er € sosyal yardım değil. Almanya’da bütün emeklilere verilen enerji yardımıydı. Emekli maaṣı yüksek olanlarda bu yardımı aldı.

        Almanya’da binlerce sosyal yardım dilekçesi doldurdum ve yüzlerce defa da dilekçe sahibi ile ilgili makamlara gittim.

        Sosyal yardım alanların durumunu iyi bilirim. Yardımcı olan devleti, Türkiye olsun Almanya olsun tebrik etmek lazım.

        Burada altı çizilmesi gereken önemli nokta: Sosyal yardım, siyasetçinin lütfu değil, insanların kanuni hakları.
        Hiç bir devlet adamı bu parayı kendi cebinden vermiyor. Milletin verdiği vergilerden veriyor.

  16. A. Gül idi sadece kulvara girebilecek! o seçimde. Onu da bir zamanlar MHP nin başına çorap ören yanlış siyaset hamasetçileri girdi devreye bu dönemde de muhtemelen!..
    Diğer adaylar ise bile bile lades olayı.
    Bazı partiler ise kendi içindeki tasfiyeleri farklı! bir taktik ve yöntemle!!! gerçekleştirmeyi öğrenmişler. Son kurban İmam🤔.
    Hdp partisi zaten kendisi “kurban”. boşuna tosuna koyuna para vermeye yok gerek😡.
    Seçmen olarak üzülüyoruz bizde işte böyle.
    çünkü giden paralar bizim!
    işsiz kalan bizim çocuklarımız!
    Bedel ödeyen yine biz!
    Borçlanan tabiki biz ve çocuklarımız!
    Ete süte hasret bırakılan biz!
    Hemşehricilik particilik tarikat cemaat etnisiteden zarar gören:
    HEPİMİZ!!!!!

  17. başlangıçlar bir süreç olduğu gibi, bitişler de bir süreçtir.
    ve tabii her bitiş yeni bir başlangıçtır.
    başkanlık sistemiyle ülke sorunlarını bürokrasiyi atlatıp hızlı karar alarak ivedilikle çözecektik, uçacaktık, kaçacaktık. olmadı.
    bilakis.
    ülke, ekonomisinden psikolojisine uçurumdan aşağı düşen bir taş gibi çakıldı. para bütün zamanların en büyük değer kaybını yaşadı, enflasyondan sefalete rekor-lar kırdık. tarımdan hayvancılığa ve eğitime kadar her alanda ciddi bir gerileme yaşadık, dış politika bile her gün sil baştan.
    açık ara en başarısız dönem.
    2018 den çok farklı bir yerde ve bambaşka bir noktadayız. maalesef.
    şimdi çok kritik bir seçime gidiyoruz. iktidar ve muhalefetin çok sıra dışı bir gelişme yaşanmadığı takdirde durumları aslında net. seçimin belirleyici gücü hdp seçmeni olacak. bu seçmenin kimi tercih etmeyeceğini hepimiz biliyoruz değil mi?
    kimi tercih edeceği ise, çok muhalif olacakları bir isim olmadığı sürece millet ittifakının adayı olacak, kendi adaylarını çıkarsalar bile-ki ben bunun seçim sürecinde millet ittifakının konfor alanını son derece rahatlatacağını düşünüyorum ve olumlu bakıyorum- sonuçta muhalefetin adayını destekleyecekler hele bir de kemal bey gibi zaten destekleyeceklerini söyledikleri bir aday olursa, seçim sonucu hakkında bulutlara bakarak verilmemiş bir kanaatimiz olur.
    seçim güvenliği dışında kafa yoracak bir denklem yok.
    ülke bu kadar kötü yönetildiği halde yolsuzluklar ve yoksulluklara rağmen hala iktidar % 40 lara yakın oyu nasıl alıyor diye soranlar var, bu akp ile alakalı değil, dünyanın her yerinde uzun süren iktidarların benzer sonuçları vardır. ülkede biz gidersek imf öcüsü gelir yardımlarınızı keser denen açıklanan rakamlara göre 4 milyondan fazla hane sosyal yardım alıyor, her hanede 3 kişi olsa…20 yıllık bir iktidarın teşkilatları bu teşkilatların üzerinde iş bulan ya da iş imkanı sağlayan, kredi bulan, ihale alan bir kesimi de içine alarak basit bir hesap yapalım. yerini, makamını, gelirini, halini mevcut iktidar üzerinde devşiren kadrolar da var. bir besin zinciri inşa etmek zorunda olduğu için hiç bir uzun süreli iktidar % 30 ların altına düşmez. din adı geçen bir sosyoloji ve bu ideoloji üzerinden devşirilen oyları şimdilik konu etmiyorum, oy kaybı büyük oranda bu kesimden olduğu için, kalan oyları anlamaya çalışıyoruz.
    şimdi iktidar açısından en azından bu kitlenin korunması için çalışılmasının dışında bir seçenek yok, çünkü kontrolden çıkmış ekonomi bu oyları bile tehdit eder hale geldi, o nedenle çılgın seçim çerezleri ile yapay bir rahatlama sağlamaya çalışıyor, ne yazık ki, bazılarımız seçim sonrası bunun bedeli n’olur diye düşünemeyecek kadar az düşünüyor maalesef. hdp yi kapatmak ta gündemde, keşke kapatılsa, böylece tepki oyları blok halinde muhalefete gider. geçen sefer televizyonlara çıkan, mektupları okutulan teröristgiller seçim hamleleri ters tepmişti, oy gelmesini bırakalım, oy kaybına neden olmuştu, bu seçimde böyle büyük hata yapacaklarını sanmıyorum, bakalım alternatif akla gelebilecek hatta gelmeyecek ne düşünecekler?
    ama değişim kaçınılmaz.
    başka bir döngüye evriliyoruz.
    geçen sefer “adam kazandı” ama ülke kazanmadı.
    bilakis.

  18. İhtimal görmüyorum ama seçimler ikinci tura kalırsa ne zaman mı yapılır? 28 Mayıs’ta. Yani Bizans’ın yıkılıp tarihe karıştığı, Ortaçağ karanlığının son bulup, Türk Çağı’nın başladığı İstanbul’un fethinin arifesinde.

  19. Hiç seçim kazanmamış bir adayla hiç seçim kaybetmemiş bir aday yarışacak.
    14 Mayıs ise cumhuriyetin ikinci defa taçlandırılacağı bir tarih olacak.

    • Keşke köşeye çekilseydi de kaybetmeden bıraksaydı diyecekler. Ama otakratların kaderi bu. Kaybedene kadar o koltuktan inmiyorlar. Koltuğa yapışıyorlar ve bırakmak istemiyorlar. İktidar nimetlerinden nemalanıp durmak tatlı geliyor. Ancak Yeni Zelanda veya İngiltere gibi demokrat ülkelerde başkanlar hiç kimseyi rahatsız etmeden ceketi alıp gidiyorlar. Çünkü bir bagajları yok. Gittiklerinde endişe duyacakları bir hal yok. Kimseye borçları yok.

    • Kılıçtaroğlu nu söylüyorsan ve birde kazara kazanırsa;
      “Gelişi Muhteşem! Oldu”
      yazacaksan burdan,
      şahsen benim için sorun yok.

  20. İcraatta rekabet yerine, “Erdoğan gitsin gerisi önemli değil” cephesi kurarak seçim kazanmaya çalışmak, kurtlar sofrasındaki Türkiye için tam bir “Beka” meselesidir.
    1950’de “Yeter, Söz Milletindir” diyen Menderes’in devamı olduğunu iddia eden DP, 28 Şubat mağduru Erbakan’ı temsil ettiğini söyleyen SP, hatta “daha iyi milliyetçi parti” diye kurulan İYİ Parti ve diğer muhafazakârlar(!), bir zamanlar “Yeter…” dedikleri millet düşmanlarına “merdiven” olacak kadar savrulmuşsa… Hele bir de, milletin iradesini hâkim kılarak Türkiye’yi vesayet zincirinden kurtaran Erdoğan’a ateş püsküren Amerika’dan ve Avrupa’dan “destek” dileniyorlarsa, millete bundan daha büyük “kumpas” kurulabilir mi?
    Makam hırsı yüzünden emperyalistlerle işbirliği yapan İttihatçıların acı itirafları hâlâ kulaklarımızı çınlatırken, tarih; feci bir “tekerrür”e daha zorlanmaktadır.
    Oysa Avrupa ve Amerika’nın desteğiyle iktidara gelenler ancak onlara hizmet eder.
    Kısaca Türkiye 14 Mayıs’ta, “normal” bir seçime değil; sandığa gizlenen “Haçlı Saldırısı”na yönelik bir “İstiklâl Mücadelesi”ne hazırlanmaktadır.
    Gerçekten Yeter… Söz Milletindir…

    • Don Kişot romanını okumanızı tavsiye ediyorum. O gördüğünüz yel değirmenleri Haçlılar değil. Almanya’da da insanlar benzin kuyruklarında beklemiyorlar. Hepsi uydurma yalan.

  21. Bahsettiğiniz tüm sorunlara rağmen hale 6 lı masanın iktidar ile esit oya sahip olması. düşündürücü değil mi .Halen birbirlerini yemekle meşgulken iktidarın çabaları seçimi Erdoğan’a kazandırabilir.Halktaki soru;Bunlar şimdiden anlaşamıyor lar ya secilirlerse ülke ne hale gelir?Bu sorunun cevabı verilmeli.

    • sayın bahçeli ve sayın erdoğan anlaşıyor muydu?
      geçmişte aralarında +18 hatta +25 kavgalar geçmiyor muydu?
      ya perinçek ile?
      N’oldu Ahmet bey???
      şimdi gayet güzel anlaşmıyorlar mı?
      halktaki daha doğrusu sizdeki sorunun diyelim cevabı basit; aralarında bu kadar ağır sözler hakaretler geçmiş insanlar iş ülke yönetmeye gelince-ama iyi, ama kötü- anlaştıklarına göre, aralarında hiç bir şekilde benzer çirkinlik yaşanmamış olanlar hatta birbirlerinin meclise girmelerine destek olmuşken neden anlaşamasınlar bu bir sorudan çok bir beklenti sanki.
      üstelik her türlü sevgi ve saygıya dayalı aile, evlilik hatta çocuklarımızla olan ilişkilerde bile zaman zaman anlaşmazlıklar olabilirken,
      siyasi ilişkilerde bazı anlaşmazlıkların olması son derece doğal değil mi?
      bunları saklamadan fikir ayrılıkları olduğunu zaten beyan ediyorlar, hayli şeffaf bir süreç hepimizin önünde yaşanıyor,
      son derece sağlıklı olduğunu düşünmemek için bir nedenimiz yok.
      ülke ne hale geldi sorusunun cevabını verdiniz mi?
      yani ne hale gelir sorusuna cevap aramadan önce…
      metodik ilerlerseniz daha sağlıklı sonuç elde edebilirsiniz.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız