A, yabancı vakıflardan bağış kabul ediyorlarmış.. Ne kadar ayıp… İyi de bu kimin ayıbı?

53
Reklam

Gazetelerde yazdırılmayan, ekranlarda görüşlerine yer verilmeyen yazar ve yorumcular ile medya kuruluşlarından dışlanan haberciler, eski dönemlerde, gözlerden de ırak olurlardı. Şimdi durum farklı. İnternetin sağladığı geniş imkanlar sayesinde alternatif bir medya var.

Örnek, şu okuduğunuz yazı ve yazarı.

2016 yılının ilk ayına kadar bir gazetede köşem, bir TV kanalında sürekli konuğu olduğum haftalık tartışma programım vardı. Köşem kapatılırken ekran görüntüm de karartıldı. Ardından bana -ve benim durumumda olan başkalarına da- ‘medeni ölü’ sıfatı yapıştırıldı.   

‘‘Hayır, daha ölmedim’’ tepkisidir her gün yazılarımı yayımladığım bu site.

Bazı özel yazılarda okur sayısının 30 binlerin üzerine çıktığı çok oldu.

Geçmişle bugün arasında benim açımdan temelde bir fark var: Gazetede yazar, TV’de konuşurken emeğimin karşılığını maaş olarak alıyordum. Şimdi patronum yok, Google’un okuyanların ilgisine bakarak koyduğu reklamlara okurlar tıklarlarsa mütevazı bir gelirim oluyor.

Ortalama ayda 2 bin TL kadar…

Aslına bakarsanız yazar-okur ilişkisini daha sistematik hale dönüştürmenin çağdaş yolları var. ‘Patreon’ sistemi bunlardan biri. Okurlara maddi katkıda bulunma daveti yapılıyor ve ‘Patreon’ sitesi üzerinden bağış toplanabiliyor.

Reklam

Pek çok yerli-yabancı meslektaş bu yolla düzgün bir gelire kavuşabildi.

‘Substack’ sitesi de bir başka çözüm sağlıyor: Bu sitede toplanan yazarlara erişim belirli aralıklarla ödenen -yılda 50 dolar, 100 dolar gibi- katkılarla olabiliyor.

Bu iki siteyi veya ikiliden birini kullanarak gazete maaşını katlayabilenler olduğunu biliyorum.

YouTube üzerinden milyonlarca izleyiciyle buluşabilen haberci ve yorumcuların gelirleri de hayli yüksek. Dostum da olan YouTube yorumcusu bir meslektaş beni de özendirmek için aradığında bu durumu özellikle vurgulamıştı.

Dünyanın çeşitli köşelerinde basın özgürlüğü hassasiyetine sahip kurumlar Türkiye’deki alternatif medya organlarını -internet üzerinden yayın yapan haber siteleri ile televizyon kanallarını- maddi açıdan desteklemekteler. 

Google reklamları dışında gelir kaynağım yok benim. Başka örnekler gibi çok sayıda çalışanı bulunan, adeta bir gazete veya TV kanalı mesabesinde bir girişim değil zaten benim burada yaptığım. 

Zaman zaman yakınlarım bana da ‘Patreon’ veya ‘Substack’ yolunu göstermedi değil, gösterdiler; hiç rahatsızlık duymadan o yollardan birine gidebilirdim de. Ancak ben bu dar yolu bilerek isteyerek tercih ettim.

Laf gelmesin diye.

Reklam

Nitekim dün bir yabancı vakfın ülkemizdeki bazı siteleri bağışlarla destekledikleri haber olunca, tuzu kuru birileri, -siz bunu ‘medyada köşeleri ve ekranları tutanlar’ olarak anlayın- hemen ver yansına başladılar.

Daha önce AK Parti’ye yakın bir kuruluş da yabancı gazetelerin Türkçe yayın yapan sitelerine dönük bir rapor hazırlamış, bunu sanki büyük bir günahmış gibi sunmuştu.

Şimdi de bağış haberine böyle yaklaşılıyor.

Külliye de konuyu yakından takip ediyormuş; oradan yapılan açıklamada şu sözler öne çıktı:

“Bazı yabancı liderlerin Türk siyasetini dizayn etme niyet ve gayretlerini açıkça ifade ettiği bir ortamda, hiçbir yabancı devlet ve kuruluşun medya sektörüne çeşitli fonlar sağlamasını söz konusu çıkar ve hedeflerden bağımsız yorumlayamayız. Kimsenin şüphesi olmasın ki, ne basın özgürlüğü ne de bir başka bahaneyle demokrasimizi kimsenin masasına meze yaptırmayız. Yeni kisveler altında beşinci kol faaliyetlerine müsaade etmeyiz.”  

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da, Kıbrıs dönüşü, uçakta, sosyal medya ile ilgili bir düzenleme üzerinde çalışıldığını, konunun Ekim ayında Meclis gündemine gireceğini açıkladı.

‘Sosyal medya’ deniliyor, ancak hazırlığın çok daha geniş kapsamlı olduğu bir süredir kulaklara geliyordu.

Yabancı vakıflardan bağış kabul etmek kötü bir şey mi?

Sanmıyorum. Karşılığında kabul edilmesi sorunlu bir talep ileri sürülmüyorsa neden sakıncalı olsun  ki? 

Borsamızda yabancılar var ve bazı medya kuruluşlarımızın hisse senetleri borsada işlem görüyor.

Tamamen yabancı sermayeli bir -galiba birden de fazla- TV kanalı da var.

Rahatsızlık duyulmaması için bağış kabul eden girişimlerden istenebilecek tek şey, kimden ya da nerelerden bağış aldıklarını sitelerinin münasip bir yerinde açıklamaları olabilir.

Bildiğim kadarıyla, bağış alanlar bu isteği talep edilmeden zaten yerine getiriyorlar.

Şu anda gürültü koparılan dışarıdan bağış kabul etme olayından daha vahim bir durum var ülkemizin medya düzeninde: ‘Medeni ölü’ diye adlandırılan bir tür üretildi. Kalemlere ve yorumculara engeller çıkartılarak medyanın tek sesli olması sağlandı. 

Farklı görüşlerin ifadesi engelleniyor. 

Tek sesli medya hem onun içinde yer alanlar hem de tavırlarıyla buna yol açanlar için hayra alamet değildir. 

Satılmayan gazeteler, izlenmeyen kanallar ve bunlar için harcanan milyonlarca liralık fonlar söz konusu.

Ülke açısından gerçek tehlike budur.

Medyamızda çok seslilik olsun diye yabancılar maddi katkıda bulunuyorlarsa bundan utanması gerekenleri başka yerde aramak gerekiyor.

ΩΩΩΩ

Reklam

53 YORUMLAR

  1. Muhalif görüşü kamu gücünü kullanarak gayrimeşru şekilde yok et, ondan sonra da bununla da yetinmeyip ölü hale getirdiğin, her türlü sesini kestiğin yazarların üzerinde tepin dur. Günümüzün evrensel değerleri binlerce yılın süzgecinden geçerek günümüze ulaştı. Atatürk ile başlayan modern Türkiye Halkı da bu değerlerin farkındadır ve sizin suyu yukarı akıtma çabanız beyhudedir. Gideceksiniz.

  2. Birilerine özellikle de esamesi artık okunmayan siyasilere angaje olursanız medeni ölü muamelesi görmeniz doğal değil mi? Boşuna eski zamanlarınızı anıp durursunuz.

  3. Sayın Yazarımız, bugünkü yazısında, Sanki, Tayyip Cumhurriyetinin Şeması’nı çizmiş.
    Her organizasyon, (dernekler yardım kuruluşları ) vb.
    gibi kuruluş’lar neden kurulduklarını ve neler yapacakları’nı tüzüklerinde yazarlar.
    Bunlar’ın gelirleri ve giderleri, tüzüklerinde bellidır. Şu an Sayın Koru, cepten harcayacak kadar geliri olmassa ya okuyucularından karşılar yada gazeteciliği destekleyen kurumlardan yardım alır.

    Cahalete bakın! Yahu bir yerde deprem oluyor, Kizil Haç Hillal demeden bütün dünya oraya yardım ediyor.
    Şimdi ABD 1 miliyon AB 1 miliyon olmak üzere Fakır ülkelere Aşı yardımı yaptı.
    O yardımlar insan yaşatmak için hiç bir karşılık beklemeden nasıl yapıld’ı ise Haberleşme hızmeti yapanlar’a da yardım yapilması neden tehliklei olsun?
    Son vürüs olayında haberi kim duyurdu?
    O zaman erdoğan tamamen havuz ile çalışsın AB, ABD ve Dünyadan gelen haberlere itibar etmesin ve onlaride yasaklasın.
    Aman Allahım bu ne cahalet.
    Madem bunlar Erdoğana ve Türkiye’ye düşman iseler neden, 1999’da silivrideki ofisinde yabancı gazeteciler ile yazışıyirdu? ABD Erdoğan’ın düşmanı idise neden Beyaz sarayda TC devleti tarafından siyaset yapması yasak olmasına rağmen devlet başkanı gibi ağırlandı. Dünya milletleri barış istiyor, ve barışın temel taşlarıni’de medya döşer. Merve kavakçı TBM den atıldığı zaman onun hakkını savunan gazeteciler ve basın değilmiydi? (Türk vatandaşı olmamasına rağmen onu kanunsuzca millet vekili yapanlar ve kendisini savunanlar gene basın idi.

    Sahi, şu an terörist ve vatan hainleri, 11. CB Abdullah Gül ,Babacan, ve eski yol arkadaşları, Erdoğana nasıl bu kadar tahammûl etmişler.

    Dişardaki ve içerdekı yolsuzlukla ve hırsızlıklar duyulmasın diye havuza emir veriliuor, onlarda gündem saptırıyor.

  4. İki gün önce HRT Akdeniz kanalında,

    https://youtu.be/Tp8SQuM_Ue0

    CHP’nin Cumhurbaşkanı adayının kim olacağına ilişkin bir soruya;

    CHP li Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Lütfü Savaş Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayına ilişkin,  “Cumhurbaşkanı adayını, ulusal ve uluslarası karar vericilerin işaret edeceği bir insanı yapacaklar” itirafında bulundu.

    Enterasan gelmedi mi size.

    Kılıçtaroğlu ne diyordu.
    “Dostlarımızla birlikte iktidara geleceğiz” .. Kim bu dostlar?..

    Biden Amcayı da hatırlatmakta fayda var:

    Diyordu ki Biden; “… Bence yapmamız gereken ona (Erdoğan’a) karşı farklı bir yaklaşım izlemek. Muhalefetin liderlerini desteklediğimizi açık şekilde belirtmeliyiz. Açıkça pozisyonumuzun parlamentoda da yer edinmek isteyen Kürt nüfusun entegrasyonunu sağlamak olduğunu söylemeliyiz….. Ama hâlâ, geçmişte yaptığım gibi, onlarla (muhalefet) doğrudan iletişimde olup, hâlâ var olan unsurlarını destekleyip onları Erdoğan’ı mağlup etmeleri için cesaretlendirebiliriz……

    Hadi şimdi işkillen me.

  5. Bağımsız ve tarafsız görünen kimi yayın kuruluşlarının, özellikle de “bağımsız gazetecilik” yaptığını iddia eden bazı internet haber sitelerinin ve Youtube yayınlarının gelir kaynaklarının ve sponsorluklarının açıklanması gerekir.

    Hele hele destekçi vakıf ve sivil toplum kuruluşlarının yabancı istihbarat örgütleri olma ihtimali çok yüksekken. 

    Ruşen Çakır’ın Medyascope adlı Youtube kanalının yabancı bir vakıftan yıllar içinde toplam 450 bin dolar civarında bir destek aldığını beyan etmiş. Diğerleri belli değil

    Sonuçta düdüğü kimin çaldığını bilmek okur olarak hakkımız.

  6. Günümüzde artık dini, kültürel, fikirsel, siyasi, hertürlü çaba için maalesef finansman gerekiyor. Parası verilmese minarelerden ezan okuyan bile olmayabilir desem abartmış olurmuyum bilmiyorum. Bu çabalar için fon ya da bağış kullanan birey ya da örgütlerin şeffaf olması gerekiyor. Kimden para alınmış ve nerede kullanılmış. Bir de alınan paranın o birey ya da örgütün bağımsız fikir ve eylemlerine hizmet etmesi lazım. Yoksa “it sahibine göre ürür” şeklinde oluyorsa buna kısıtlama getirilebilir. Parayı alan ve kullananın gözü sahibinin ağzına bakıyorsa buna “etki ajanlığı” denilir

  7. Anladık muhalif yazarlar iş bulamadığımdan yardım alıyor da yardım edenlerin niyetini sorgulamayalım
    Yahu adamlar parayla adam satın alıyor
    Siz paraları yok o yüzden satılıklar diyorsunuz
    Hırsızlarda parasızlıktan çalıyor suç onlarda değil zaten
    Satılmışlıpa bu kadar güzel kılıf bulunur

  8. Yabancı vakıflar yuzbinlerce doları dağıtır ve karşılığında hiçbir şey beklemezler aksini söyleyen iftiracidir , yok emperyalizmmis yok kolanyalizm yok post kolanyalizmmis alayı uydurma bunların .

  9. Fikir uretemedigi icin imla kurallarina uygun ifadeler yazabildigi icin kendilerini kabiliyetli sanan bir medya guruhu var. ne yapsalar nafile… Ekrana cikiyor program siyasi veya mevzu bambaska bi program ne hikmetse hukukcu konuk aliyor. ne ozelligi var… fikirlerine bakiyorum, tabiki olmadigi icin bakamiyorum. sonra kanali degistir yapiyoruz. bari adama gazeteci unvani verin kimse cakmasin mevzuyu.

    • Dur yolcu; “Fikir uretemedigi icin imla kurallarina uygun ifadeler yazabildigi icin kendilerini kabiliyetli sanan bir medya guruhu var.” demişsiniz da; ne dediğiniz tam anlaşılmıyor, biraz açar mısınız?
      Sizin ifadelerinize bakılırsa imla bilmek de az şey değil ama bahsettiğiniz yazar taslakları onu da beceremezler; o yüzden yazdıkları da sizin şu karaladıklarınızdan çok farklı değildir yani…
      Demek gazeteci olmak için hukukçu olmamak filan gerekiyor; ya da gasteci değin avukattan daha matah bir şey oluyor öyle mi?
      Tövbe tövbe…

  10. “3t3
    22 Temmuz 2021 At 03:00

    Zamanında Demirel demiş ki….
    Ulan arkadaş Ecevit halk çocuğu…”
    Haltetmiş!
    Hayır kendisiyle ilgili değil, “halk çocuğu” dediği ecevitle ilgili:
    Çünkü halkın seçtiği başartölü bayan milletvekilini mecliste görünce kırmızı görmüş boğaya dönüşüyordu;
    öbürü en azından tesettürlü bayanlar “arabistana gitsinler!” demekle yetinmişti…
    Işık içinde yatsınlar…
    Hoşgörüymüş:))))

    • Kötü olan şey… Her zaman kötüdür.. Meclis TÜrkün kürdün baş örtülünün, mini eteklinin, ataistin, dini ve milli duyguları yoğun olan herkesin , buna romanı, çingensi de dahil herkesin kendini vekiller ile ifade edeceği yerdir….
      Rahmetli ecevitin bir yanlışı üzerinden kuruplaşma ne kadar yanlış ise cumhur ittifakının söylemleri ile kutuplaşma yanlıştır… 50+1 barajı aslında AKP nin tek başına iktidar olmasını engellmekti…. Hal böyle olunca kendinden olmayanların oyuna hem muhalefetin hem iktidarın ihtiyacı var… Hoş görü gerekli h. Hayret…

  11. Padişah hazretleri , bir süreden beri tutum ve davranışlarından memnun olmadığı sadrazamını nihayet görevinden azlettmiş !
    Aslında , dürüst ve iyi niyetli , çelebi bir insan olan sadrazam , yeni sadrazama yardımcı olmak, ona yol göstermek amacıyla üç tane kapalı zarf hazırlamış .
    Görevini devrederken de izah etmiş,
    – Ne zaman işler sarpa sarar , başın derde girerse bu zarfın birincisini aç ; ordaki izahata göre diğerlerini de vakti zamanı gelince açarsın .Allah yar ve yardımcın olsun ! Bir süre , bir aksaklık olmadan görevine sorunsuz bir şekilde devam eden sadrazam , zamanla işlerin ters gitmesi yüzünden , aklına gelir ve birinci zarfı açar. Zarfta şu ifadeyle karşılaşır .
    – ‘Şimdi , senden önceki dönemi ve kişileri suçlamaya başla’
    Sadrazam teklifi çaresizce kabul eder ve aynen söylendiği gibi yapar .
    Bir süre daha bu şekilde idare eden sadrazam , buna rağmen sorunların bitmemesi ve artarak devam etmesi karşısında ikinci zarfı açar ,
    – ‘Şimdi de etrafındaki kişileri suçlamaya başla ‘
    Bu öneriyi daha akılcı ve yerinde bulan sadrazam ,herkesi suçlamaya , ona buna çamur atmaya , suçu ve suçluları hep başka yerde aramaya başlar .
    Uzunca bir süre bu şekilde idare eder ancak her şeye rağmen çaresiz kalınca nihayet son zarfı büyük bir merakla açar,
    – Evet , artık şimdi de sen üç tane zarf hazırla ‘
    Selamlar ,iyi bayramlar

  12. Fehmi bey in hatırlattığı 5 nci kol faaliyetlerini bir daha hatırlatmakta fayda var.

    Dini ve ahlaki değerleri yüksek olan toplumların içe kapanık yapılarının farkında olan bu unsurlar özgürlük, adalet, hoşgörü kavramlarını birer silaha dönüştürerek hedef ülkenin dokusunda kapanmayacak yaralar açabilir. Yeterince eğitilmemiş, ön yargılı ve bastırılmış insan toplulukları her zaman suistimale açık olduğundan rahatlıkla manipüle edilebilirler.

    • Sosyal medya üzerinden yalan ve yanlış bilgiler kullanarak manipülasyonlar ile halkı kışkırtmaya çalışmak,

    • Devlet otoritesini sarsmak ve kaos ortamı oluşturmak için haklı görünen bahaneler üreterek sokakları eylem alanı haline çevirmeye çalışmak,

    • Ülke içerisinden devşirilen Dernek ya da Sivil Toplum kuruluşlarını hedefledikleri amaçlar doğrultusunda yönlendirmek,

    • Farklı etnik kimliğe sahip toplumlar arasında ki geçici sorunları suni gündemler yaratarak çözülemez hale getirmeye çalışmak,

    • Satın aldıkları köşe yazarları ve kanaat önderlerini medyayı kullanarak ön plana çıkarmak ve bu kişiler üzerinden hedefe yönelik açıklamalar yaptırmak,

    • Dini hassasiyetleri ön plana çıkararak farklı mezhep ve inançtaki toplulukları düşman haline getirmeye çalışmak,

    • Yine medya üzerinden toplumun ahlaki kurallarına aykırı konuları gündemde tutarak dezenformasyon yapmak,

    • Ekonomi üzerinde manipülasyonlar yaparak devletin yaptırım gücünü ve toplum nezdinde ki güven duygusunu yok etmeye çalışmak,

    • Devlet yöneticilerinin özel ve genel yaşamlarını tartışmaya açarak kamuoyu gözünde itibarsızlaştırıp meşruiyetlerinin sorgulanmasını sağlamaya çalışmak,

    • Uyum içerisinde çalışan devlet kurumları arasında çatışma çıkarmaya çalışmak,

    • Toplumun dinamik unsuru olan genç nüfusun ahlaki ve kültürel seviyesini düşürmek için medya ve diğer iletişim araçları ile menfi yönde yayınlar yaptırmak.

    100 yıl öncede yine vardılar. Milli mücadeleyi zaafa uğratmak için çeşitli gazeteler ve cemiyetler olduğunu biliyoruz.
    Sadece maskeleri değişti. İnternet ortamında yoğun faaliyetteler.  Yeni yöntem bu.

  13. Tek yönlü veya yandaş basın derken
    Mesela bir dakika Muharrem İnce haberi vermeyen tele1 veya halk TV mi bahsediliyor.
    Veya sürekli negatif haber basan Fox TV mi
    Ayrıca bir lideri devirmek için ABD başkani devreye girmiş AB söz vermiş üstüne birde yabancı derneklerle para pompalaniyor.
    Bu mu demokrasi veya hakimiyetin kayıtsız şartsız milletin oluşu ????

    • Turkiye de kendi cikarlari icin abd deki lobilere yuz milyonlarca dolar odememedi. Adamlarda kendi cikarlari icin gerekeni yapacak. sorun su ki adamlarin sistemi seffaf bizimki seffaf degil. Sonra soyle olmus boyle olmus diyoruz. Ozgurluk alanlarinin genisletelim halkimizin egitm ve bilinc duzeyini yukseltelim gerisi kolay…

      • Sayın yolcu, herkesi okutup profesör yaparsak bütün sorunlar kendiliğinden çözülür mü diyorsun?
        Eğer öyleyse sana kötü bir haberim var; dünyadaki tüm branşların en ağır sorunlarını yine o alanlardaki en yetkin, en iyi eğitimi almış kişiler yarattı haberin olsun, bilip bilmeden sallamasak iyi olur…

  14. Yazarın en tasvip ettiğim yazılarından biride bu olmuş.
    Aylarca birilerinin propagandasını yapıyorum zannıyla gülünç duruma düşmek yerine,
    -Sen yanlışları haykır,
    -Doğru olanı tarif et,
    -Hatta köşenin altında hiç silinmeyen bir yazı olsun: hiçbir yerden para almamaktadır!)
    Gerisini okura bırak.🤔
    Ben şahsen okumak istemediğim yada politikasını beğenmediğim bir gazeteyi sadece yazarın köşe yazısı için tıklayarak onlara para kazandırmış olmaktan rahatsızlık duyuyorum.
    Sadece köşe yazıları yada manşet için açılan çeşitli görüşten haber sitelerini ise (sahibinin kardeşinin emmisinin dayısının bakan arkadaşının baş yazarmış gibi köşede yazısını saçmalamasını istemiyorum)
    Filan yerden maddi destek alıyorum yazmaz kimse ancak, almıyorum yazıpta yalanı ortaya çıkınca…
    İnançla devam, yolu açık olsun doğrudan iyiden güzellikten haktan adaletten ayrılmayan tüm insanların.

    • Atilla bey “Yazarın en tasvip ettiğim yazılarından biride bu olmuş.” demişsiniz de; yav yazıyı biz de okuduk, allaaşkına neresini tasvip ettiğini de belirtseydiniz keşke?
      Gasteci tayfasını sen beslemezsen elin oğlu yemler; yemlenen mi suçlu yoksa bizi aç bırakanlar mı demiş? Bizi yabancı sermayeye muhtaç bırakanlar utansın gibisinden şeyler söylemiş; bunları mı tasvip ettin, biraz açar mısın???

      • Vatan haini ararsan her yerde her meslekte bulursun. Hainlik başka şeydir jurnal başka. Kefere parasıyla her ikisinide arar bulur alır. Satılık, akıl verdiğini sanır, karşıdaki fino gözüyle bakar.
        Biz kimin kalemiyle yazı yazdığını bilirsek eğer! (Bu da kişilerin kimden para aldığını ifşa bildirim ile olur!)
        İstediğini yazsın, değerini bu yüce millet belirler!
        Sonuçta: gasteci ajan değildir! Durumu okur, bilgisiyle yazar yazar yazar.
        Seni huzursuz eden yazarlıkla ajanlığı trollüğü karıştırıp bunca zamandır yutturanlar sanırım!
        Yazar da zaten bunlar nereden mamma alıyorlarsa ifşa edilse..
        Diyor zannımca.
        Medya kişi yada şt’ lere bırakılacak kadar basit bir iş değil neticede. Önemli olan doğru planlı öngörülen ve hesap verilebilen olsun! Yeter bence.

  15. Uyuklama mı? İflas mı?
    Sosyal medyadaki konuşurken daha doğrusu promterı okumaya çalışırken uyuklama görüntüsünü sanırım görmüşsünüzdür.
    İnsanlığın en büyük problemini en yoğun şekilde yaşıyorlar.
    Tepeden tırnağa.
    En tepede en ağır biçimde.
    Bu problem zihinlerinin-beyinlerinin peşine takılmak.
    Zihinleriyle kendilerini özdeşleştirmek.
    Bu yola girenler hem kendileri hapı yutar, hem peşinden gidenlere hapı yutturur.
    Hiç kimse beynine-zihnine yetişememiş ve yetişemez.

    Yazı konusuna gelince bazılarına “Katar Uçağını” hatırlatmakta yarar var..

  16. Yabancı devletlerin veya kuruluşların fonlarıyla ülkemizde faaliyet gösteren medya kuruluşlarına yönelik bir düzenleme ihtiyacı olduğu açıktır. Bunun örneğini Amerika Birleşik Devletleri’nde görmemiz mümkündür. 

    ABD’de yabancı devletler tarafından fonlanan medya kuruluşları, altı ayda bir ABD makamlarına çalışmaları hakkında detaylı bilgi vermek durumundadır.

    Bunlarla ilgili kamu düzeninin korunması ve halkımızın doğru haber hakkının teminat altına alınması amacıyla, ihtiyacımız olan düzenlemelerin yapılması gayet doğal.

    Yabancı devletler tarafından fonlanan soayal medya grupları bu düzenlemeden niye rahatsız olurlarki.

    • Lonra mahkemelerine yetki verip, yol ve köprü ücretlerini dövize endeksleyenler, ülkemizi Katarlılara ipotek ettirenler yabancı desteğinden bahsediyor.
      Promtere ne yazsan onu okuyor.
      Promterın sahibi ne gönderirse onu yazıyor

  17. Erdoğan’a dünyanın lideri, islamın savunucusu desinler. Afrikadan balkanlara hep Erdoğan hükmetsin fikri savunulsun. Almanya bizi kıskanıyor denilsin. Bakalım yurt dışı fonuna ihtiyaç var mı yok mu? Fahrettin altın destekler mi desteklemez mi? Şimdi sorun kimde?

    • Fransa’da bir orman işçisinin günlüğü 90 Euro.
      Bir kilo dana kıyma 6 Euro. Yani bir yevmiye ile 15 kilo dana kıyma alıyor.
      180 bin km.de BMW X5 Diesel 7 bin Euro
      Yani bir işçi bu aracı 3 ayda alabiliyor.
      Aynı araç Türkiyede 600 bin TL.
      “Avrupalılar Türkleri kıskanıyor ” demek için sadece paronoyak olmak yetmez.

      • harikasin. muhalefet alsana malzeme. Almanya 1946 da yerle bir olmustu..1963 te basbakan demirel ve biz davul zurna ile almanyaya isci yolluyoruz. Adamlarin 17 senede yaptigini biz niye 20 senedir yapamiyoruz. DAHA GUCLU BIR IKTIDARLA yapamiyoruz.ACABA! biz nerde yanlis yapiyoruz. OZAL DONEMINDE 7 yilda olan gelisme son 20 yilda ayni oranda neden olmadi ACABA… ACABA boylesi daha mi iyi. ulkemizin gayri safi milli hasilasi bir alman sirketi olan VW kadar var mi ACABA…

        • Dur yolcu, biz dünyanın en büyük havaalanlarından birini yıldırım hızıyla yapıp hizmete açtık, almanlar hala berlin(frankfurt?) havaalanını yıllardır tamamlayamadılar, yapılan yolsuzluklar ve yargılamaları yüzünden…
          Sen de hala burda eski türkiye ile abd kolonisi federal almanyayı mı yarıştırıyorsun?
          Aslanım, o devirler geçti, uyanın artık, ayağa kalkın, doğrul ve sevin, başlar yüksekte!
          Almanlar türklerin işyerlerinde çalışıp ekmek parası kazanıyor, sen burda hala havaya atıp tutuyorsun:))))

          • H. Gayret, işin hesabı kolay. Evinizde ne varsa, araç dahil bir gözden geçirin, ne kadarı Türk üretimi ve ne kadarı da yabancı isimli firmaların üretimi. Aynı şeyi Almanya’da da yaparsak neden biz Türklerin Almanya’ya çalışmaya geldiği hemen anlaşılır.

            Son yıllarda durum şöyle değişti. Eskiden yabancı işçiyi Almanya’ya getiriyorlardı. Şimdi üretimi işçinin olduğu yerde yaptırıyorlar. Kendi ülkelerinde güçlü sendikalar var ve her yıl işçi ücretleri yükseliyor. Üretimi Türkiye’de yaptırırlarsa, Almanya’dakinin beşte birini işçiye ödüyorlar.

            Almanya‘ daki hava alanlarında çalışan işçillerle Türkiye’deki hava alanlarında çalışanların aylıklarını hiç karşılaştırdınız mı?. Lufthansa’da sık sık grevler olur ve uçaklar yerde kalır. Türk Hava Yollarında uçakların uçamadığı son grev ne zamandı? Bazan kara halkın iktidarından bahsettiğiniz için bunları yazdım.

      • http://www.aconcept-travel.consulting/tr/fransa/danismanlik/yerlesme/ev/kiralik-daire

        Fransada asgari ücret net 1.230 €

        Fransada 1 kg dana kıyma 15.77 €

        Fransada 75-100 m arasındakı ev kirası

              Paris de 2000-2600 €
                  Lyon da 800-900€ 
             Nantes de 700-900€
        Bordeaux da 750-1200€
        Strasburg da  920-1050€

        Fransada 2020 ikinci el bmw x5  86.990€

        https://www.ooyyo.com/fransa/c=CDA31D7114D28571111BFB6FBBC02E53CBBB1D795BD18677103EF4/6377480953493317510.html/

        Sayin YK fransanın hangi bölgesindensin

    • 👍⭐⭐⭐⭐
      Aslında 5 yıldız değerli bir yorum diye 5 yıldız verdim, fakat 5.⭐ uçu verdı. Bende neden uçtun? diye sorunca bana o yazı beni hak etmedi dedi, bende hayr ola neresi yalnış? Diye sorunca, yıldız şu cevabı verdi. O bir kerece uçak değıl özellikle Recepullah’a hediye edilmiş Uçan saray, burada uçak yazıyor, bir yalnış bir ⭐ uçurduğunu bilmiyorsunuz her halde diye baba sitemm etti.

      • Nurdan abla “fethullah, gayretullah, devletullah, yazarullah, adetullah, sünnetullah derken şimdi bir ‘Recepullah’ mı peydahladınız?
        Neyse, mutlu bayramlar, öptüm.
        Hasbünallah…

  18. AKP partisinin son halini betimleme yaparsak, Denizde boğulan yüzücünün son hali gibi “Denizde son çırpınışları”

    Hızla Kar topu gibi eriyor.
    Son Anketlerde %25 gördü MHP %7 Toplam %32
    Erdoğana biraz daha itibar edildiği için Cumhurbaşkanlığı %40-42

    AKP Bir kaç ay içinde %20’yi görecek %20 altına düşünce çözünme çok hızlı olacak.

    Artık Korku Atmosferi saf değiştirecek.

    Sen ne kadar Basını engellersen engelle “Su akar yolunu bulur.”

    Avrupa bazı çevre projelerinden dolayı Beldiyelere proje hibe yardımları yapmıştır. Akp’de belediyeleri bu yardımlardan faydalanmıştır. (Dış kuvvetlerin yardımını istemiyoruz deseydiniz.)

    Dün toplanan IMF İcra Kurulu, üye ülkelere toplamda 650 milyar dolarlık IMF parası (SDR) aktarımı teklifine onay verdi. Ağustosta gelmesi beklenen nihai onay sonrası Merkez Bankası (TCMB) brüt rezervlerine yaklaşık 6,4 milyar dolar eklenecek. TCMB’nin yükümlülükler hariç net rezervi ise ekside olmaya devam edecek.
    IMF parası kabul etmiyoruz diye basına açıklama yapabilirsiniz.
    https://www.sozcu.com.tr/2021/ekonomi/imfden-eksi-rezervli-merkez-bankasina-mujde-6506891/

  19. Ne güzel söylemiş sayın yazar:
    “Medyamızda çok seslilik olsun diye yabancılar maddi katkıda bulunuyorlarsa bundan utanması gerekenleri başka yerde aramak gerekiyor.”
    Beslemezsen bir besleyenin bulunur yani?
    Maksat “çok seslilik” olsun:)
    Estağfirullah efendim; afiyet bal şeker olsun?
    El kapısında birkaç kemik düşse de yalasak diye bekleşenler bir tek gasteciler değil ki…
    Düşkünlere:
    İtin sahibi varsa kurtun da allahı var!!!!

  20. Kurdun kuzuya suyumu bulandırıyorsun demesi meseli
    “Kimsenin şüphesi olmasın ki, ne basın özgürlüğü ne de bir başka bahaneyle demokrasimizi kimsenin masasına meze yaptırmayız. Yeni kisveler altında beşinci kol faaliyetlerine müsaade etmeyiz.” Gerçek demokrasi Seçimlere girerken ancak ve ancak tek sesli medyayla tesis edilebilir zira.

    • “…ne basın özgürlüğü ne de bir başka bahaneyle demokrasimizi …”
      demokrasi basın özgürlüğüyle içiçedir. basının özgürlüğünün ihlal edilmesinin demokrasiye uyarlılığı olabilir mi?

  21. Medeni ölüler.
    ___Denince akla ilk önce onlar gelir… KHK lılar…. OHAL anayasası ile sorgusuz sualsiz işine son verilen bir daha iş bulması imkansız olan medeni ölüler…
    İrtibat ve iltisak kavramları ile idari ve adli yargıda yer almayan karar ile işine son verilenler…
    Geçenlerde AYM açıkladı…. İrtibat ve iltisak idari hukuk alanında olduğunu…
    Dönemsel olarak irtibat ve iltisakın çok farklı yorumlanacağını…. Yargı içtihatları ile kesinlik kazanacağını….
    Yargı içtihatları Danıştay içtihatları birleştirme kurulu DİBEK den alınır…. Hal böyle olunca içi boş ve hukukta daha önceden yer almayan bu iki kavramla irtibat ve iltisakla işten atıldım…. Benim gibi 120 bin civarında insan öyle. … Medeni ölü haline geldik…
    15 temmuz alçak gecesi üzerinden tam beş yıl geçti.. Sigortalı olarak özel sektörde çalışma imkanı yok…. Kaçak çalışıyoruz… Oda asgari ücretin biraz altı veya o civarlar…. Medeni ölüler….
    Umut etmeyi artık bıraktım… Adalet — kavramı nedir ki o…..
    Pir sultanın dediği gibi…. Kalsın bizim davamızda.
    Yüce Divana kalsın…
    Medeni ölüler hakkında nasıl yaşadıklarını öğrenmek isteyenler… Youtube KhK tv den öğrene bilir…. Hiç bir bağış kabul edilmez….

    .

    • Eleman “15 temmuz alçak gecesi üzerinden tam beş yıl geçti..” ifadesiyle kastın milletin üzerinde yine milletin f16larıyla alçaktan uçuş yapan, bombalar yağdıran şerefsizlerdir öyle değil mi?
      Bakıyorum yargıdaki kadrolaşmayı “yüce divan” a kadar taşımışsınız, her yol mübah nasılsa…
      Ha gayret!!!!

      • Elaman sözü birkere yakışmamış… 15 temmuz darbesi ne kadar alçaklıksa İnsanların anayasal hakkı olan adil yargılanmak hakkını engellemekte o denli aşçaklıktır. Bu ülke darbeci lerden dini ve demokrasiyi kendi hegomanyaları için kullananlardan çok çekti… Yazık… Aihm karar verdi dün bylock tek başına içerik belli olmadan delil olmaZ dedi… Anayasanın 91maddesi gereği mahkemeler bu karara uyacak… Hatta Aihm TÜrkiyeyi 50 bin euro paraya mahkum etti. Şimdi 90 bin insan dan dolayı ülke tazminat ödeyecek..
        Geçen benim duruşmamda hakim bey şayet ben karar verirsem emsal teşkil eder.. Elimizde binlerce dava dosyası var… Hazine altından kalkamaz dedi.. VAkıflar geel müdürlüğünün avukatı da öyle dedi… Ve hakim istinafa kesin gidin dedi… AYM -istinaf-idari yargı hak ihlali olduğu yönünde kesin karar verdi.. Yani esasa girilerek iç hukuk yollarının tületilmesi gerektiği yönünde Anayasanın 17 ve 40 maddesi gereği…
        Şimdi eleman …..H.Gayret … Anladın mı
        Ülkeyi darbe ile zayıflatan fetöcü alçakları ile masum khklalıları karıştıema…..
        Benim davam yazılı usule göredir. Hmk Nın 185. Maddesi gereği son söz soruldu…
        Hakim beye dedim ki…. Bu FETÖ olayında idare erkinin suçu yok mu.. Bu alçak darbecilerin suçunu masum khk lılar çekmemeli dedim… İfadenizde FETÖ geçmesin dedi sildirdi…
        Geçenlerde cumhuriyet baş savcısına vardım… Efendim 5yıl oldu.. Hakkımda bir soruşturma varmı dedim… Baktı yok dedi.. Ozaman beni neden işten attınız dedim… Bir belge verin ankaraya bölge idari mahkemesine göndereyim dedim.. Olmaz dedi…
        Şimdi eleman h. Gayret…. Elimizde sadece Allah yın yüce divanı kaldı….. Kalsın bizim davamızda yüce divana kalsın….

        ŞiMdi eleman HA gayret

        • Benim de senin gibi mağdur olmuş bir çok tanıdığım var ; Allah sizlere yardım ve merhamet etsin , inşallah bir çıkış kapısı nasibetsin !
          Siz herhalde bu H.Gayret’i tanımıyorsunuz ; muhatap olmanızı tavsiye etmem , zaten görüyorsunuz gerek de yok !
          Bayramınızı kutlar hayırlar temenni ederim .

        • Bakıyorum her zamanki gibi hep alacaklısınız; hem suç hem güçlü!
          Hakim savcıları, polisi, devletin tüm kadrolarını ayarlayıp onun bunun yatak odasını dikizleyerek esnafın, işadamlarının malına mülküne çökerken, yetimin hakkını yağmalarken iyiydi ama değil mi?
          Hala devlet kurumları ağzına kadar fetöcü dolu; özellikle akademi, meb, sağlık, her yerdeler…
          Ve bu ihmali sağlayanların da acınacak hale geldiğini görecek gibiyiz maalesef:(

        • Eleman “Aihm karar verdi dün bylock tek başına içerik belli olmadan delil olmaZ dedi…” buyurmuşsun da; hadi gene iyisiniz desene!
          Anayasanın 91.maddesini bırak da ne türlü içerikler vardı bylockta, bikaçını paylaşsana şurdan?
          Efendim?
          Özel mi olur?
          Ee, o zaman açıklayıp paylaşıncaya kadar bizi meşgul etme bilader!!!

  22. Pegasus yazılımını 3 milyon dolara alıp devlete 50 milyon dolara kakalayan bir tip vardı. Peker bunu da açık etmişti. Fakat kimse üstüne gitmedi. Şimdi bütün dünya bu skandalla sallanıyor. Halbuki Peker haftalar önce haberini verdi. Türkiye’de ara da gazeteci bul bu işlerin peşine düşecek. Nerede. Hepsi Bodrum’da bayram keyif yapıyor.

    Pegasus’u alan devlet birimleri kimleri dinliyordu acaba. Bunun da listesi çıkacak mı merak ediyorum. Kimleri dinlemiyorlardı listesi yapsalar daha kolay olurdu belki.

    Bizde hafiyelik Abdülhamit’ten beri devletin asli işi. Milleti takip edecekler, yoksa koltuk sallantıda hep. Başka türlü orada oturmaları zor.

    Akp bu işin çıraklığını FETÖ ile yaptı. Şimdi artık fersah fersah ilerdeler. Ne anayasa ne babayasa dinliyorlar. Ne var ne yok dinliyorlar izliyorlar. İstihbarat tam teşekkül. Milleti de hafiye yaptılar üstüne. İstihbarat hatları kurdular. Millet birbirini izliyor fişliyor. Tam bir büyük birader ülkesi. Dünyaya anlatsanız tam bir yüz karası.

    Gerçi bu kadar istihbarat var, ama ne hikmetse darbe bile oldu gözümüzün önünde. Nasıl istihbaratsa bu.

    Ya insan dinlediğini biraz da anlamaya çalışmaz mı? Ne oluyor ne bitiyor bir değerlendirme yapmaz mı? Darbe başlamış, köprüler tutulmuş, MİT’e saldırmışlar, ne cumhurbaşkanının ne başbakanın haberi var. Biri eniştesinden diğer akrabasından öğreniyor falan. Tam bir rezaletler ötesi durum yani.

    Aşağıdakini izleyin. Hande Fırat darbeden iki hafta sonra Başbakan Binali Yıldırım ile konuşuyor.

    https://www.youtube.com/watch?v=TCeJs2M2wjw

    20. Dakikada soru şu. MİT müsteşarı size de cumhurbaşkanına da haber vermiyor. Bunu nasıl açıklıyorsunuz, sordunuz mu Fidan’a diyor Hande. Başbakan, sordum bir cevap veremedi diyor.

    Fikret Bila’ya konuşuyor Başbakan sonra, “Hakanı arıyorum arıyorum yok. Neyse 22:30 gibi ulaşabildim. Hakan ne yapıyorsun dedim. İyi çalışıyoruz dedi.” diyor. Sonra da ekliyor “onun arkasında başka bir şey var”.

    Ve bu Başbakan gitti. Ama müsteşar 5. Yılda hala görevde. Çok ilginç değil mi?

    Sonra da “fetöcü” İşçi Partili Ahmet Şık’ın geçen hafta medyascope’da verdiği söyleşiyi izleyin. Binali Yıldırım konusunda çok fantastik bir iddiada bulunuyor. Bayağı akla yakın buldum. Gerçi medyascope da ABD destekli çıktı ama olsun idare edin artık.

    Son darbenin anotomisini yapan kitapların bir listesi var mıdır değerli okurlar? En güvenilirler hangileridir? Paylaşırsanız memnun olurum.

  23. Bunlar böyle yüzsüzler işte. Satmayan gazetelerine, seyredilmeyen TV’lerine milletin vergisini reklam adı altında ve başka bir çok kanaldan hortumluyorlar. Bir de utanmadan üç kuruş yardım alan medyaya hesap soruyorlar.

    Milletin vergisi ile beslenen TRT, Öcalanlara bile açık ama milletin takdir ettiği takip ettiği Fehmi Bey gibi muhalif yazarlara yasak.

    Kendilerini ülkenin sahibi zannediyorlar. Utanmadan her köşe başını zorbalıkla tutmuşlar.

    Ama bu böyle gitmez. Az zamanda bu düzen değişecek. Bu yiyici yolsuz takımı da tarihin çöplüğüne gidecekler.

    Unutmayın kendileri söylediler zaten. İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder. Ne İstanbul’u ne Ankara’sı, kaybetmedikleri yer kalmadı. Daha ne duruyorlar? Pılılarını pırtılarını toplayıp Man adasına yelken açsınlar artık. Bütün pisliklerini de yanlarında götürsünler. Başta muhabbet tellalı ve on maaşlı yiyici takımları olmak üzere.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız