Bir akıllı kuyuya taş attı, taş geçen seçimin başını yardı.. Aynı taş yenilenen seçimin de iptalini getirir mi?

32
From Leman Magazine..

AK Parti sözcüleri Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından verilen İstanbul seçimini yenileme kararı için ‘oylar çalındı’ gerekçesini kullanmayı seviyor; YSK’nın gerekçeli kararında ‘oyların çalındığı’ na dair herhangi bir atıf bulunmadığı halde…

Bana kalırsa oylar değil doğrudan doğruya seçimin kendisi çalındı.

YSK bu duruma ses çıkarmıyor.

Olabilir diyelim.

Hatalı kişilere aynen göreve devam denildi

Gerçek gerekçe, o il ve ilçedeki en kıdemli yargıcın başkanlık ettiği il ve ilçe seçim kurulları tarafından oluşturulan sandık kurullarının kamu görevlileri dışında birilerine de emanet edilmesi…

Yani, YSK verdiği kararla, il ve ilçe seçim kurullarını hatalı buldu.

Aynı YSK, önceki gün, 31 Mart’ta iş başında bulunan il ve ilçe seçim kurullarının 23 Haziran’da da görevlerine devam etmesi kararını açıkladı. Seçimi yenileme gerekçesi de böylece yine YSK tarafından işlevsiz hale getirilmiş oldu.

Reklam

18 gün sonra yapılacak seçimde sandıktan Ekrem İmamoğlu yeniden önde çıkarsa, o seçimin de iptal edilebilmesinin yolunu da açmış oldu YSK…

İl ve ilçe seçim kurulları 31 Mart seçiminde daha önceki cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerinde görev yapmış sandık kurullarını görevlendirmişlerdi; hataysa bu, 31 Mart seçimine ait bir hata değildi. Daha önceki seçimlerde o seçimlerin iptali için söz konusu olmamış gerekçe bu defa YSK tarafından geçerli sayıldı.

YSK’nın yeni kararıyla görevlerine devam edecek il ve ilçe seçim kurulları tarafından görevlendirilecek seçim kurullarında, YSK’nın seçimi yenileme kararı için gerekçe olarak kullandığı ‘hatalı görevlendirme’ bir tek sandıkta bile tekrarlanırsa, bu, yeniden itirazlar için yeterli olabilecek…

Şöyle düşünün: İlçe seçim kurulu, sandığın başına yasanın öngördüğü türden devlet memuru bir başkan bulamadı veya bulduğu kişiler mazeret bildirerek görevi üstlenmekten kaçındılar; geçmişte onların boşluğu yasanın tanımına yakın başka görevliler atanarak dolduruluyordu. Yenileme kararının gerekçesi ile birlikte bunu yapabilme imkanı il ve ilçe seçim kurullarından alınmış oldu. Buna rağmen, yeterli sayıda devlet memuru bulunamadığı için bir-iki sandığa tanıma yakın görevliler atandığı takdirde ne olabilir?

Zincirleme hataların ilk halkası hükümete ait

YSK’nın seçimi iptal kararı veren üyelerinin önemli bir bölümünün görev süreleri aslında bir yıl önce sona ermişti; onların göreve devam etmelerini hükümet istedi. Şimdi de YSK kendisinin az bir süre önce ‘hatalı’ bulduğu ve o hata yüzünden nüfusumuzun beşte birinin yaşadığı ülkemizin en büyük kenti olan İstanbul’un belediye başkanlığı seçimini iptal ettiği il ve ilçe seçim kurullarının aynen görevlerine devam etmesi kararını aldı. İl ve ilçe seçim kurulları da, daha önce zorda kaldıkları için başvurdukları sandık başkan ve üyelerini yeniden görevlendirmek zorunda kalırlarsa ne olacak?

Zincirleme görevlendirmeler seçimin iptali için yeniden gündeme gelebilecek.

Peki de zincirleme hataları YSK üyelerinin biten sürelerini uzatarak başlatan hükümetin hiç mi kabahati yok?

Reklam

Olmaz olur mu, esas kabahat onların o kararında. Görev süresi sona eren üyeleri uğurlarken, kurumlarınca yapılacak seçimlerle göreve gelecek yeni üyelere, daha önceki cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerinde yapılmış hatalı sandık kurulu atamalarından vazgeçilmesi talimatını vermesi gereken de hükümetti.

Şimdi önümüzdeki seçimle ilgili soruyu sorabiliriz: 31 Mart’taki sandık kurulları hatalı oluşumu zorunluluklar sebebiyle 23 Haziran’da da kendini gösterirse, yenilen taraf bunu seçimi iptal ettirmek için YSK’ya itiraz gerekçesi yapar mı? Böyle bir itiraza muhatap olan YSK, kısa süre önce verdiği kararı, gerekçeyi neredeyse yalnızca sandık kurullarının hatalı oluşumu olarak belirlediği için, bu defa da aynı yönde bir karar verir mi?

Yani? Yanisi şu: 23 Haziran seçimi de tekrarlanır mı?

AK Parti YSK’nın il ve ilçe seçim kurullarının görevlerini aynen devam ettirme kararına itiraz etti.

Hükümet bunu gerekçe göstererek 23 Haziran’da yapılması beklenen seçimin iptali yoluna gidebilir mi?

Bu da bir ihtimal. [Bunu bir dostum haftalar önce kulağıma fısıldamıştı da, ben fazla ihtimal vermemiştim, hatırlayacaksınız.]

İşleri içinden çıkılmaz hale getirmede üstümüze yok.

ΩΩΩΩ

[Bu yazının İngilizcesi için link:]

32 YORUMLAR

  1. Geleneksel İslam nedir ? Bu soruya uzun uzun cevap vermek yerine, Diyanete sorulan bir soru ve verilen cevabı okumak yeterli olabilir.

    Soru : Öz kızını öperken şehvet duymanın nikaha etkisi olur mu ? (2016 yılı)

    Diyanet fetvası : “Babanın kendi öz kızını öperken şehvet duyması durumunda nikâhın ne olacağı konusunda görüş ayrılığı vardır. Bazı mezheplere göre, babanın şehvetle kızını öpmesi ya da şehvetle ona sarılmasının nikâha bir etkisi yoktur.” (bkz. İbn Rüşd, Bidayetü’l-Müctehid, Mısır 1975, II, 33; İbn Kudame, el-Muğni, VII, 486; İbn Cüzey, el-Kavaninü’l-Fıkhiyye, 138).
    “Hanefilere göre ise; babanın, kızını şehvetle öpmesi, kızına şehvetle sarılması durumunda kızın annesi bu babaya haram olur. Ancak bu tür sonuç doğuracak tutmanın, teni tenine değerek olması, ya da altının sıcaklığını iletecek kadar ince bir örtüden olması gerekir. Kalın elbisesinden tutarak, ya da vücuduna bakıp düşünerek şehvet duymak, bu tür bir haramlık oluşturmaz. Ayrıca kızın, 9 yaşından büyük olması gerekir. Şehvet duymanın işareti, erkeğin organında bir uyanma, uyanıksa uyanışının artması, kadının da kalbinin heyecanla çarpmasıdır.” (Merğinani, el-Hidaye, I, 192; Mevsıli, el-İhtiyar, III, 109).

    Kamuoyu tepkilerinin ardından Diyanet, söz konusu yanıtı internet sitesinden kaldırmış ve haberini yapanlara dava açacağını duyurmuş. Ayrıca Başkanlık eliyle şu açıklama yapılmış : “Anlaşılıyor ki haber önceden üretilmiş. Önce Ankara’da büyük bir gazetemize götürülüyor. Gazete eski kurul başkanımız S.Y. hocayı arıyor ve “biz böyle bir haber yapıyoruz, sizin de görüşünüzü almak istiyoruz”. Hoca “Bu yanlış. Burada bir babanın kızına gayri ahlaki gözle bakması caizdir denmiyor. Bir kişi böyle bir ahlaksızlığa düşerse eşiyle nikâhı ne olur sorusunun cevabından üretilmiş bir şey” diyor.

    Diyanetin sonraki bu açıklaması bence fazla bir anlam ifade etmiyor. Lafın kısası “Diyanet İşleri Başkanlığı gerçek İslamı değil, tüm Müslüman toplumların geri kalmasına neden olan ‘Geleneksel İslam Dini’ni temsil ediyor.”

    Benzer bir soruyu siyaset alanında da sorabiliriz.

    Soru : Hükümet partilerinin İstanbul’a şehvetle sarılması meşruiyetlerine engel olur mu ?

    Seçim kadısı fetvası : Hükümetin İstanbul’a şehvetle sarılması durumunda İstanbul’un anası yani Türkiye, Hükümete haram olur. Ancak bu tür sonuç doğuracak sarılmanın alenen olması gerekir. İstanbul’a bakıp düşünerek şehvet duymak, ya da dörtte birine sarılmak bu tür bir haramlık oluşturmaz.

    Bu fetvaya halktan gelen tepkiler üzerine ilave bir açıklama yapılıyor. “Burada Hükümetin İstanbul’a gayri ahlaki bir gözle bakması, hakikat olmasa da oylarımız çalındı demesi caizdir denmiyor. Hükümet böyle bir ahlaksızlığa düşerse Türkiye’deki meşruiyeti ne olur sorusunun cevabından üretilmiş bir şey.”

  2. Asıl sorun Dolar
    İnsanlık devlet aşamasına bundan beş bin sene evvel ulaşabildi. Hukukun insanlıktaki mazisi 60.000 senedir. Çıkan ihtilaflarda iki kişi seçilir ve onların kararına topluluk uyar. 60 bin senelik dönemlerle oluşmuş kademeler uygulanmadığı takdirde insanlık ilkelliğe döner.
    Yargı bir karar vermişse o karar uygulanır. Kararın yanlış veya usul hataları içermesi yargı kararını muallak kılmaz. Yargı kararında mağdur olan varsa onun mağduriyeti giderilir. Haksız da olsa yargı kararı ile kazanan kazanmıştır. Artık elde edenin kimse elinden alamaz.
    Yargı kararından vaz geçmez. Ne kendisi ne de başkası değiştirebilir. ‘Kararı mahkemeler verir, kendi kararlarını değiştirebilirler’ ilkesini geçerli sayarsanız artık o hukuk devleti olmaz. Keyfi yönetim olur. Kendi kararlarına hakimler de uymak zorundadır. Resul Musa’ya soruyorlar, “Zina edenler recm edilecek diyorsun, sen de zina yapsan recm mi edileceksin? “Evet, ben de zina yapsam recm edeceksiniz” diye cevap vermiş.
    Bugünkü yargı sistemi yeterli olmadığı için kurallar dışına çıkmak zorunda kalınacak. Şimdi ne olacak? Doğru seçim yapılırsa aynı sonuç elde edilir. Tarihte hep hilesiz seçim yapılmış değil. Sermaye isterse hileli seçim yapar ve yürürlüğe koyar.
    Sorun Sermaye’nin zulmünden ülkenin kurtulmasıdır. Dolar geçerli olduğu sürece Sermaye ne derse onu yapmak zorundayız. Biraz daha sabra ihtiyacımız vardır. Sermaye’nin gark olmasına ramak kalmıştır.

  3. sayin koru bu secimin yenilenmesi anlaşılan size ve sizin gibileri çok üzdü.iktidarin zayıfladığını yazıp dururken veya sizin gibiler buna benzer yok 2011 ruhu biti vb gerekçeler sunarken bu kadar icerlenmeniz tutarlı degil.korkulariniz var.bu korkularda iktidarin usulsüzlük yaparak kazanır degilse bu korkunuz niye? yeniden yuzde dokuzluk sayimla 15 bin oyun sehven! iptal edilen oyların yildirimin lehine yazılması (hukuki bir gerceklik olusturdu,somut 15 bin oyun yer değiştirildiği (çalındığı) ortaya cikarak) ve bunun üzerine bütün oylarin yeniden sayilmasi istegine hem ysk hem butun muhaluflerin bunu engellemesini hic konusmuyorsunuz.bu hukuki somut bir belge degilmidir?

    • 15 bin oyun çalındığını nereden çıkarıyorsunuz ? YSK’nın 7 üyesinin dahi böyle bir iddiası yok. Uydurmayın. Kaç kere burada açıklandı, hala kırıp plak gibi tekrar edip duruyorsunuz. YSK kararına göre Ekrem İmamoğlu seçimi 13.729 oy farkla kazanmasına rağmen seçim usul hataları nedeniyle iptal edilmiştir.

      • mim yani isimsiz! siz hem muntesip olduğunuz camia islam akaidine göre hemde bu toprakların degerleriyle savaşmaniz,duşman unsurlarla kah kaçarak sığındığı iz ,akil adamlarinizca anavatan sayılan ABD ve batıyla işbirliğiniz, dostluk,kafirlerle velayetiniz sizi meşru olmaktan çıkarmıştır.bu site sahipleri sizin gibileri ısrarla burda ağırlamalari da dikkat çekici olmakla beraber sizin bu kadar iştahlı olmanız bizleri de daha da hirslandirmakta ve ozellikle de benim yazdığım konularda cildirdiginizi gormekte yazdiklarimizin ne kadar da doğru olduğunu daha da anlamaktayiz.lutfen bana cevap yazmayin.hem dinen hemde bir cok acidan sizler meşru degilsiniz.ehlusunne itikadına donmeniz halinde ancak…

      • yani mim “usul hatalarıyla iptal edildi”ifadesiyle kendini ve bütün muhalifleri yalanlamiş oluyorsun.usul hataları v.b hukuki hatalar, gerekçelerle iptal edilmiş .siyasi nedenlerle degil ..hatta ysk başkanı bile karara muhalif kaldığından sistemde başkanın rolü nu düşününce acaba onun da bu sehven hatalardan ne kadar payı olmuştur,diye düşünüyor insan…

        • bu tesbit iptal yönünde görüşü olan ysk’larin olsa bile . çünkü usul hataları olduğunu YSK başkanı bile kabul edip, sonuca etki etmediğinden veya başka saiklerle iptal edilmemesini istemiştir.fakat başkan ile onun gibileri zordurumda bırakmıştır.şoyleki,fark 14 bin fakat yeniden sayılsa ysk başkanı ve muhaliflerin yer değiştirilmiş oylarin tesbiti ve yerine hakettiği yere konması ile seçime etki yapacak bir noktaya gelip gelmiyecegini yeniden sayımı iptal ederek engellediler…

  4. Ak Parti, evet, dünyalık bir şeyler yaptı. Fakat, ANAYASAL TEMEL GÖREVİ olan Genel Ahlakın, Ailenin, Gençliğin korunması ve Adaletin tesisi – ve unutulan, unutturulmuya çalışılan ÜLKENİN BEKASI İÇİN –
    RÜTÜKÜN ve TERS İlişki MERKEZİ olan TV.lerin, dizilerin, programlarının İSLAHI, TV.lerden – fikir adamlarının değil – kopasıca DİL katillerinin ve iffet düşmanlarının temizlenmesi için çalişan ve ÇABALIYAN bir gayret VAR MI ? Hükümet ve ŞÜREKASININ ÖZÜ ve SÖZÜ bir ve Mertçe olmalı değil mi ? Halkı, daha nice HAMASİ Nutuklarla ALDATACAKSINIZ ? Aldatan bizden değildir. Bu gidişle, AK Parti, kendi yetiştir diği Gençlik eliyle vurulacaktır, F. Korunun Parti kurulurken bildiğini sandığımız GİZLİ AJANDA bunlar
    mı yoksa ? Hani, yıllaardır, beklenen, özlenen sendin ?

  5. Söz YSK’de:

    Hukuk, mantık neyse evirir çeviririm,
    Otorite benim, kararı ben veririm!

    Numara mı çekmişler, olmuş! ne diyelim?
    Haydi bir daha çeksinler de gösterelim!..
    …….

    Söz muhalefet’de:

    Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!
    İşin içinde bir iş olmali; bu bir pusu!

    Tayfayı toparlayıp bir karar vermeli,
    Oy getirecek bir taktik geliştirmeli!…
    ……

    Söz iktidar’da:

    Madem ki oylar değişti beklerken banko,
    Kuyuya taş atalım; çıkarsın statüko!…

    Oyları çalmışlar, iyi ki davrandık biz,
    Seçimi bir daha kaybedersek yandık biz!
    ……

    Söz millet’te:

    Ula yeter artık, pek tahammül kalmadı!
    Kesemiz sıkıntıda, bu kadar daralmadı!

    Bızlerden geçiniyorsunuz, bunu bilin,
    Doğru dürüst yönetin; kendinize gelin!…
    …..

  6. Yasaya göre sandık başkanları aday listelerini yedekleriyle birlikte İlçe Seçim Kurullarına gönderen “mülki amir” dir. İlçe seçim kurulları, mülki amirin gönderdiği listeden kura seçerek sandık başkanlarını belirler. Yani YSK’nın son kararı şu anlama geliyor. “İlçe Seçim Kurulları’nın seçimin iptaline neden olan usulsüzlükte bir kusuru yoktur, bu nedenle yenilenen seçimlerde de görevlerine devam edebilirler.”

    Peki o zaman AKP ve MHP bu karara ne diye itiraz ediyor ? Çünkü kusurlu olan, yasaya uygun olmayan bazı sandık başkanlarını da listelere dahil eden “mülki amir” dir. Mülki amirler ise İçişleri Bakanlığı’na bağlıdır ve seçim işlerini denetim yetkisi de Adalet Bakanlığı’na aittir. Yani seçimin iptaline gerekçe edilen usulsüzlüğü yapan Hükümet’tir. Bu gerçeğin kamuoyu tarafından görülmesini engellemek için, sanki YSK kendi aleyhlerine bir işlem yapıyormuş algısı yaratmak istiyorlar. İkinci bir neden de herşeye rağmen tekrarlanan seçimleri kaybederlerse bunu gerekçe yaparak “hakkımız yendi , çaldılar” dinci oratoryosunu sahneye koyacaklar. İmamoğlu’na görevini yaptırmamak için bir gerekçe olarak kullanacaklar.

    Kuran-ı Kerim’de ateistleri eleştiren birkaç ayet vardır. Fakat müşriklere (inanan fakat ahlakı yetersiz olan müminler) dair eleştiriler neredeyse Kitab’ın yarısını kaplar. Neden acaba ?

    • Bu yazida sizi irite eden seyi gercekten cok merak ettim.Gunler once sayin Koru’nun bir arkadasinin idda ettigini soyledigi secimlerin yapilmayacagi tezimi diye dusunuyorum ama bu ihtimal bana ,secimlerin yapilacagi ihtimalinde daha guclu gibi gorunuyor . Hatta 31 Mart secimlerinin ardindan baslanan mizikcilik soylemleriyle birlikte bu kanaat olusmaya basladi bende.Eger yazida sizi bu denli rahatsiz eden sebep farkliysa,samimiyetle soyluyorum,merak ediyorum ve paylasmanizi rica ediyorum.isterseniz e-mail ile aktarabilirsiniz dusuncenizi.Saglicakla kalin
      cemal.sng@hotmail.com

    • Sen boş ver şimdi kim neye ses çıkarıyor muhabbetlerini. Madem adın Türkeş, gel bize Başbuğ’daki üç aylık rötar takıntısının gizemini tane tane anlat da aydınlanalım. Nerden gelmiş bu rötar takıntısı, ne zaman başlamış, nasıl geçecekmiş, bir anlatıver de öğrenelim:

      “Bu seçimler bittikten sonra bu ülkeyi seven politikacı, bilim insanı, savcısı, hakimi 31 Mart seçimleri ve öncesinde Türkiye üzerinde kurulan kumpasları araştırmalı ve sonuç alıncaya kadar devam etmeli. Seçimler üzerindeki PKK, FETÖ oyunu ortaya çıkarılıp gerekli cezalar verilmelidir.”

      “Çadır tiyatrosu” demiştim üç beş ay önce. İnanın hafif kalıyor. İnsanın, “Ne çadırı, ne tiyatrosu? Bildiğin sirk bu!” diyesi geliyor. . .

  7. AK Parti Anonim Şirketi, ben ihtimal vermesem de, ya seçimi açık farkla kaybedeceğini gördüğünde ve seçimden önce, ya da, açık ara farkla kaybedeceğinden hiç kuşku duymadığım seçimden sonra, bir bahane uydurup seçimlerin ertelenmesini ya da iptalini sağlayabilir.

    Böyle bir adım 2 şeye yol açar.

    (1) AK Parti Şirketi, zaten yüzde 35’lere kadar gerilemiş seçmen tabanının en az 10 puanını bu adımı attığı gün yititir ve ülke kesin olarak bu yıl sonbharında erken seçimlere gider. 31 Mart seçimlerindeki ahlkasızlığını kendi seçmenine de olanca çıplaklığıyla (ve o seçmenlerin artık öbür mahalleye işaret edip kendi ahlaksızlığını makul gösteremeye yeltenemeyeği bir biçimde) göstermiş olur.

    (2) Suç işlemiş olur, ve kendi meşruiyetini yitirir – ve kendisini keskin bir kılıç gibi hissedenlerin eline güçlü bir koz vermiş olur. . .

    • Peki akp yöneticileri bunu bilmiyorlar mı?
      Yani NEYE GÜVENEREK aleyhlerine işleyecek hamleler yapıyorlar?

      Bu soruların cevaplarının H.Gayret’in Rusya da domates ticaretini araştırmak için bulunmasıyla ya da Putin’in en güvendiği arkadaşı olan Rus ulusal muhafız alayı komutanının Türkiye’de 5 gün süren ziyareti ile bir alakası varmıdır acaba?

      • İnan ben de kestiremiyorum bütün bu akıl dışı hamlelerin ardındaki ‘aklı’, sevgili Baran. Hiç mi hiç doğru bıulmasam da siyasal süreçlerde bir gizem, bir ‘üst akıl’ arama heyecan ve saplantısını, ben bile yadırgar oldum bu peşi sıra gelen tuhaflıkları.

        Fakat, olanı abartmamak gerek.

        Çok belli ki, güç, sadece gerçeklerden uzaklaştırmıyor insanları, aynı zamanda bir şekilde aptallaştırıyor da.

        Baksana, aynı çanağa kaşık sallayanlar, yıllardır kuruldukları (ve elbette fazlasıyla nemalandıkları) köşelerinden, “Sen bizim mahallemizin köpeğisin, bizim istediğimiz şekilde havlamak senin görevin”, “Sen de şerefsiz bir tetikçisin. Hadi bakalım ikile!” diye birbirlerine saldırıyorlar düşkünlüğün ve sefilliğin (ve tükenmişliğin) ne olduğunu cümle aleme göstermek istercesine.

        Dizginlenemez bir kibir, önü alınmaz bir ergen atarlanması. Bizlere had bildirmek kesmiyor artık bunları, birbirlerine de dalmaya başladıkar gemi su alıyor görünmeye başladıkça.

        Öylesine ölçüsüzce dalmışlar ki İBB’nin paralarına, ISPARK’ın karlarını küçük gösterip pisliğin üzerini azıcık olsun örtmek bile akıllarına gelmiyor, zarar ettiriyorlar hiçbir gideri olmayıp bir günde milyonlarca lira kazandıran şirkete. Kendi belediye başkan adaylarına bile, “Ben de anlamıyorum ISPARK nasıl zarar eder. Kafama yatmıyor bu” dışında söyleyebileceği hiçbir şey bırakmıyorlar -üstelik de televizyon ekranlarında.

        Daha bugün Başakşehir Medya Departmanı Müdürü, İmamoğlu’nun Trabzon’da hayli kalabalık bir mitinge dönüşen bayramlaşma gününden, en az 60 bin olduğu söylenen kalabalığın bir resmini paylaştı Twiter’da, altına şöyle yazdı: “Ekrem İmamoğlu Trabzon’da Pontus Rum Cemiyeti tarafından işte böyle karşılandı. Adam İstanbul’u tekrar Konstantinopolis yapan kişi. Biz demiyoruz Atatürk’ün denize döktüğü Yunanlar diyor.” Trabzonlulardan gelen tepki üzerine önce twitini slidi, sonra Twitter hesabını kapatıp yenisini açmak zorunda kaldı. Öylesine budalalaşmışlar yani.

        Hani kokuşmuşluklarını, halkla ve onların sorunlarıyla hiçbir bağı kalmamışlıklarını sadece tepedeki üç beş kişi sergilese, tuhaf karşılayıp “Yahu bu işte bir gariplik var. Bunlar seçimi kazanmak mı istiyorlar, yoksa seçimi kaybetmek için mi çabalıyorlar?” deyip bu işte bir bit yeniği aramamızda bir haklılık payı olur.

        Ama, açık ki böyle değil: Düzinelerce böyle kendi ayağına sıkan AK Partililer. Yani, Reis’lerinden köşe yazarlarına, medyada akla zarar beyanatlar veren belediye başkanı adayından Medya Sorumlusu Müdür’e, burada gelip -kendince- yazara çaktığnı zannedip gülünesi ithamları sırayan şaşkınlara kadar, topyekün düşmüşler bataklığa. Konuştukça batıyorlar hep birlikte AK Parti Anonim Şirketi Gemisi’nin sayın yolcuları. Ortada bir dolap döndüğü filan yok. İnanmak kimi zaman zor görünse de, gerçek ve samimi halleri bu. Ayrıcalıklarının devam edeceğinden emin, geminin nereye gittiğinden bihaber, “Durmak yok, yola devam” teranleri okuyorlar hala gidecekleri yol kalmış olduğunu düşünerek.

        İlkin 23 Haziran’da oturacak gemi karaya. Sonrasında köhenemiş ve çürümüş praçalarının tel tel dökülüşüne tanık olacağız hep birlikte.

        Sona yaklaşan bu hikayede tek üzücü olan şey, hala bu şirkete destek olan masum kent yoksullarının bunlara inanabiliyor, bunların kendilerini ve kendi değerlerini temsil ettiklerine kendilerini inandırma ısrarını sürdürebiliyor olmaları. Bir de, yağmaladıkları o muazzam paraların yanlarına kar kalacak görünmesi elbette.

        Neyse, diyelim: Biz birliğimizi ve kardeşliğimizi yeniden tesis edelim, on binlerce insanımızı zindanlardan kurtaralım. Çöken ekonomiyi hep birlikte ayağa kaldırır, her hafta onbinlerin eklendiği milyonlarca yoksulumuzun derdine çare bulmaya çalışırız.

        Memleketi AK Parti Şirketi Gemisi’nde yolculuk eden bir avuç haramiye teslim edecek değiliz. . .

  8. Fehmi bey sizin ,yorumcu arkadaşların,sitenizdeki yazarların ve tüm islam aleminin Ramazan Bayramını tebrikle bereaber
    Allahtan Ülkemiz için Hayırlara vesile etmesini temenni ederim.

    Bu günkü yazınızla alakalı bir fıkra aklıma geldi. paylaşmak isterim.
    Adam yolda hızlı hızlı yürüyormuş. Bir yandanda konuşuyor “Doktor bey demeli, Bu böyle olmuyor demeli. şu kendi kendine konuşma hastalığına bir son ver demeli.” …
    Halimiz:) Paradoks.

    • Davud ismiyle yazan arkadaşın (ki bu vesileyle hepimizin bayramını kutladığı için kendisne teşekkür edelim, ailesi ve tüm sevemlerine mutlu bayramlar dileyelim) paylaştığı fıkradan yola çıkarak ben de kendimce bir fıkracık anlatayım kimi AK Partili arkadaşların ruh haline işaret etmek için:

      “Geçim sıkıntısı içinde hayattan küsen, bu nedenle bayramda bile yüzü gülmeyen milyonlarca insanın yaşamı ile ilgili tek söz söylemeyip haftalardır İstanbul seçimiyle yatıp kalktığı için bu iktidara bir uyarıda bulunulmalı.”

      “Yolsuzluk haberleri artık gizlenemez hale geldiği, oradan buradan patlak verip durduğu için iktidara bir ders vermeli.”

      “Tarım ve hayvancılığı bitirip elde satılmadık bir şey bırakmadığı, henüz dümyaya gelmemiş torunlarımızı bile borçlandırdığı için bunlara ders vermeli.”

      “Sahip oldukları medyadaki düşkünlük ve ahlaksızlık halinden dolayı bunları utandırmalı.”

      “Bunlar ve daha benzeri pek çok şey için de, 23 Haziran’da mührü gidip ampulün üzerine vurmalı.”

      İnsanların bir belediye seçimi uğruna belki onyıllarca vaaz etmiş oldukları ilkeleri yok sayabilmesi böyle bir şey demek ki.

      Bri insanın ahlaksızlığı kendi kendisine kabul ettirmesiyle başlar her şey. Bir kez o zor işin üstesinden geldiğinizde, gerisi çorap söküğü gibi gelir. Milletin yarısını dış güçlerin maşası ilan edip onları zillet ittifakı kurmakla itham ederek başlarsınız, İstanbul halkının yarısını Pontusçu ve kindar olmakla suçlayıp yola devam edersiniz.

      Yüreğinizde kabuk bağlamış “kendinizden olmayana yönelik derin nefret ve kininizi” saklamaya çalışıp, duygu dünyanızda “öteki” addettiklerinizi kindarlıkla itham edersiniz.

      23 Haziran akşamının ilerleyen saatlerinde de, iktidarınızın bekası uğruna birbirlerini birbirlerine karşı diş bilemeye kışkırttığınız insanlardan hak ettiğiniz cevabı alırsınız. . .

  9. “Hükümet bunu gerekçe göstererek 23 Haziran’da yapılması beklenen seçimin iptali yoluna gidebilir mi?

    Bu da bir ihtimal. [Bunu bir dostum haftalar önce kulağıma fısıldamıştı da, ben fazla ihtimal vermemiştim, hatırlayacaksınız.]”

    Bunu ifade eden yorumculardan biri de haberdar.com genel yayın yönetmeni Said Sefa: “Akp nin birtek çıkış yolu var o da; seçimlere şaibeler karıştırıp seçimlere olan güveni sarsarak etkisiz hale getirmek, iktidarını ancak böyle devam ettirebilir”.

    Psikolog Dr. Stockholm sendromu vakasını anlatıyordu……
    .. ..Bu vakada iyi bir terapi hastaya yardımcı olacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus, güvenilir ve işinin ehli olan bir terapistten terapi alınmalı. Aksi halde kötü bir terapi yada mesleğini, k.emellerini gerçekleştirmek için kullanan birinden terapi alınırsa bu hastanin durumunu tedavi edilemez derecede kötüleştirecektir.

    Durumumuz tam olarak da böyle midir bilemem ama sonuçta birileri, kişisel hırslarının peşinde koşarken, terapi yöntemlerini de öğrenmiş gibi görünüyor. E elinde öğrendiklerini uygulayabildiği hasta da var.

    Bakalım hasta nezaman kendine kötü bir terapi uygulandığının farkına varacak?

  10. Rabbim rahmetiyle ve bereketiyle böyle nice Ramazan bayramlarına erişmeyi nasip eylesin.Bayramların aramızdaki husumetleri ortadan kaldırmaya vesile olmasını ve yeryüzünde yaşayan tüm mazlumların dertlerinin son bulması temennisiyle hepimize hayırlı olsun.
    Kişilere ve guruplara odaklı yapılanmaların hepsinde toplumsal sorunlara çözüm bulmak mümkün değildir.Enaniyet ve nesebiyet adalet ve eşitlik ilkesini yerle yeksan ederde uygulayıcılar bunun farkına varsalar bile vakit maalesef çok geç olur.

  11. Herkes kurallar üzerinden manipülasyon yapmak derdinde. Hiç kimse, usulsüz atanan sandık kurulu başkanlarının bulunduğu sandıklardaki büyük şehir sandık sonuç tutanaklarının neden düzenlenmediğini, bunun bir organize usulsüzlük mü yoksa kendiliğinden oluşmuş bir aksaklık mı olduğunu, bu sandıklarda buharlaşan oyların tek yönlü olarak bir aday lehine mi yoksa adayların genelde aldıkları oylarla orantılı mı olduğunu, seçim sonuçlarını etkileyip etkilemeyecek büyüklükte bir hata olup olmadığını konuşmuyor. Çünkü bu konuşulursa seçimin iptalinin haklı gerekçelere dayanıp dayanmadığı ortaya çıkacak. Yoook, bu husus bilinemez olarak yerinde kalsın. Ben haklıyım. Ben haklıyım. diye feveran edilsin. Seçmenlerin zaten karışık olan kafaları karışık kalmaya devam etsin. Memleketimiz çok güzel!

    • Usulsüz atanan sandık başkanlarının bulunduğu sandıklarda tutanaklar düzenlenmemiş diye bir iddia yok. Bunu nereden çıkartıyorsunuz ? 108 birleştirme tutanağında imza veya mühürlerde eksikler var. Bunlar da incelenmiş ve sandık sonuçları ile aynı olduğu görülmüş. (Her sandık sonucu AKP, CHP dahil 5 partinin elinde ve YSK’da mevcut). YSK’nın 7 üyesi, bazı sandık başkanlarının devlet memuru olmadığı ve bunun mevzuata aykırı gerekçesiyle seçimi ‘usul yönünden’ iptal etmiştir. Siz gerekçeli kararı okumamışsınız anlaşılan !

      • Aşağıdaki cümleler, YSK kararından kopyala yapıştır yöntemi ile yazılmış olup YORUMSUZDUR.
        T.C.
        YÜKSEK SEÇİM KURULU
        Karar No : 4219
        SAYFA 209:
        …… İstanbul İli genelinde;
        Yukarıda dökümü gösterildiği şekilde, 18 adet sandıkta sayım döküm cetvelinin hiç
        bulunmadığı, 90 adet sandıkta ise sayım döküm cetvellerinde sandık kurulu imzalarının bulunmadığı görülmüştür. Sayım döküm cetveli olmayan veya imzasız olmakla esasen yok bulunmadığı görülmüştür. Sayım döküm cetveli olmayan veya imzasız olmakla esasen yok bulunmadığı görülmüştür. Sayım döküm cetveli olmayan veya imzasız olmakla esasen yok bulunmadığı görülmüştür. Sayım döküm cetveli olmayan veya imzasız olmakla esasen yok hükmünde olan 108 adet sandıktaki oy kullanan seçmen sayısı 30.281 dir.
        SAYFA 207:
        ……… 754 sandıkta sandık kurulu başkanlarının yukarıda yer verilen yasal zorunluluğa uyulmaksızın kamu görevlisi olmayan kişiler arasından belirlendiği görülmektedir. Kanuna aykırılık oluşturan bu belirlemenin neden yapıldığı ilçe seçim kurulları tarafından izah edilememiştir.

        • YSK gerekçeli kararında şu ifadeler de var : Sözkonusu 90+18=108 sandık incelendiğinde, sandık sayım sonuçları ile aynı olduğu görüldüğünden seçim sonuçları üzerinde müessir olmadığı görülmüştür, fakat bazı sandık başkanlarının devlet memuru olmayışı ile birlikte değerlendirildiğinde … seçimin iptaline …

  12. Soruşturma geçiren seçim kurulu başkanlarının göreve devam etmesi ile usulsüz atanan sandık kurulu başkanlarının göreve devam etmesi / etmemesi birbirine karıştırılıp gargara halinde içirilmeye mi çalışılıyor? Aradaki farkı izah eden, buna rağmen yenilenecek seçimlerin iptaline kapı aralanan bir durum varsa bunu açıklayan bir yazı ve yorum beklerdik. Bu ayrıntı, satır aralarında var da ben mi göremiyorum yoksa. Biri bana yarım etsin lütfen. İhtiyacın yedi katı sandık kurulu başkan adayı varken, zorunluluklar sebebiyle yenilenecek seçimlerde tekrar şartları taşımayan sandık kurulu başkan ataması yapılacağı beklentisi nedir ki? Yoksa yasada belirilen şartları taşımayan ve bu nedenle seçimlerin iptaline sebep olan önceki sandık kurulu başkanları da mı görev yapmaya devam edecek? Allah’ım sen bizim aklımızı koru.

  13. Sayın Koru,
    Son cümlenize kadar söylediklerinize katılıyorum; ancak son cümlenizde “ÜSTÜMÜZE YOK” yerine “AKP’NİN ÜSTÜNE YOK” demeniz ahlaki açıdan da gerekmez miydi?

  14. Sayın Fehmi Koru;

    Mubarek Ramazan bayramınızı tebrik eder, sağlık içerisinde, hür iradeniz ile fikirlerinizi paylaşabildiğiniz, kitlelere daha çok ulaşabileceğiniz bayramlara ulaşabilmenizi dilerim.

    Geçen seçimde ak partiyi şiddetle eleştiren biri olarak sandıkta bu tepkimizi ortaya koyan bir aile olduk.

    Niyetim kimse gücenmesin subliminal mesaj vermek değil. Ehveni şer muhabbetinden sıkıldık. Kazanamayacak diyerek ehvene oyda vermiyoruz ki inşallah bunun bedelini ödemek ağır olmaz.

    Bu seçimde şımarıklıkta, yolsuzlukta, ben yaptım oldu felsefesinde, kıfayetsiz muhterisleri göreve getirmede, iftira da, vefasızlıktan, israftan, iki yüzlülükten değişecek hiç bir şey olacağına inanmayı bile aklımızın ucundan geçirmememize rağmen oyumuzun rengi ak olacak bu kez.

    Karşı mahallenin içindeki kini, bastırmaya çalıştıkları öfkelerini, kutsal değerlerimize saygısını (hoş biz ortada kutsal değer de bırakmadık ya), İstanbul’a hizmet edebilecek adamın Beylikdüzünde yaptıklarını, kaybedilecek vakti gördüğümüz için oyumuzu rengi bu sefer ak.

    İşin ehline verilmesi, projelerin katlanarak artması(bu parasızlıktan şüpheli ama), dişlilerinin bir çoğu kırılmış dahi olsa hatta kalmamış olsa dahi. Hiç değilse dönen bir mekanizma var. Ha bu ileride daha büyük bir felakete seseb olur mu Allah bilir. Ama şunu tekrar belirtmekte fayda var sanırım. Şımarıklık, vefasızlık, israf, kayırmaca ve inandığını din sayma devam edecek.

    Yok seçimden sonra tövbe ederiz, kendimizi değiştiririz falan gibi laflara karnımız da yok. Mal da mülk de, makamda onu arzulayanların olsun.

    Ders verildi ama alınmadı bence ama ortalıkta şöhreti malum zihniyete bırakılmayacak kadar hassas. Fakat araba cant üzerinde dönüyor ki sonunda araba devrilecek ve altında tüm millet kalacak yitik bir ahlak ve görgüsüzlükle. Saygılarımla.

    İşte kafamız bu kadar karışık. Ha seçim iptali mi koca bir fiyasko. İptal iyi mi oldu fiyasko sebebe rağmen evet şerden hayır çıkmasına duacıyız.

    • Hiç bir ahlaki huzursuzluk hissetmeden, hiç tereddütsüz gidin mühürü AK Parti logosuna basın, Halil Bey. Hayli abartılı bir dille, “karşı mahallenin içindeki kini, bastırmaya çalıştıkları öfkelerini, kutsal değerlerimize saygısını. . . adamın Beylikdüzünde yaptıklarını. . .” diyerek bin dereden su getirip kendinizi üzmeye (ve bizleri düşündürmeye!) inanın gerek yok hiç. İstanbul’un Konstantinapol değil İstanbul olarak kalmasına yardımcı olun. İstanbul Büyükşehir rantının oluk oluk akıtıldığı Başakşehir spor kulübünün gelecek sezon tepetaklak ligin dibini boylamasına vesile olmayın. Sizin desteklerinizle, Binali Bey’in bile “Ben de anlayamıyorum. Kafama yatmıyor” dediği İSPARK yine bir günde milyonlar kazansın ve ama bir şekilde ‘zarar etme’ye devam etsin, vb.

      Kutsal değerleri gerçekten kaygı edinen ‘mahalle’nin insanlarının “zillet ittifakı”nın yeni versiyonu olan “Biz İstanbul diyoruz, onlar Konstantinapol diyorlar” söylencesine pirim vermeyeceklerini, ya sandığa gitmeyeceklerini, giderlerse de oylarını Saadet’e vereceklerini biliyoruz. Belli ki bunu aklınızdan bile geçirmemişsiniz.

      ‘Mahalleniz’in AK Parti Anonim Şirketi’nin bu kez daha açık farkla kaybedeceği seçimden sonra da bu yorum sayfalarında söyleşelim. Belki bize, birden “Saadetli kardeşlerimiz” olup çıkan “zillet ittifakı” bileşeni partinin gönüldaşı ve seçmeni insamlara şöyle tane tane anlatırsınız neden ‘şer güçler’le ittifak kurduğumuzu.

      Şer’den hayır çıkmayacağı gibi, ahlaksızlığın yanında saf tutmak da sandığınız kadar kolay bir zannat değildir, Halil Bey -hatırlanır ve hatırlatılır.

      “Biz” ve “onlar” yaygarasıyla daha ne kadar yol alınabileceğini göreceğiniz güne sadece 18 gün kaldı.

      Fehmi Bey’in dünkü yazısının sonunda söylediğinden ilhamla sonlandırayım: Hiç neşenizi bozmayın -ve “Bayramınız kutlu olsun.”

      • AK parti fetö ile mücadele etmemesine rağmen, ulufe gibi makam dağıtmasına rağmen, sayamıyacak kadar çok, bizzat şahit olduğumuz ahlak dışı, sahte ilişkiler, organize kumpaslar, ekonomide durgunluk yaşanırken gösterişten taviz verilmemesine rağmen, hele hele ağzından salya akan troller ordusu var iken bile bile ak diyeceğiz ama bilinki Kemal zeval başlayalı çok oldu. Oysaki ne hayallerimiz vardı İstanbul ve Türkiye için. Hayat pahalılığı, zor günler değil, kibir, iki yüzlülük en baş sebeb tir…

    • Halil bey! Mühürü her zaman yaptığıniz gibi mührü Aka basarsaniz! Sevaba giresiniz…
      + şimdiye kadar sahip olduğunuz cennet anahtarlarina yenisini eklemiş olma şerefine nail olmakla birlikte reis torununa kuran oğretmek icin marmariste otel odası yerine kendi anasinin ak sütu gibi helal yetimlerin ve fakir halkin vergileri ile yapilan yazlik sarayda öğretir.
      Gerçi biraz gecikecek ama olsun. Inşaati yapanlar Reisin milli olduğunu unutmuşlar tutmuş Yerli malzeme ile yapmişlar…
      Şimdi yerli malzeme ile yapilanlarin hepsi yikilip yabanci malzeme ile yapilaca.
      YOK ÖYLE ADAM MILLETI DOYURUYOR BIRDE OY VERMEMİŞLER ONUN IÇIN YAZLIK SARAYIN YERLISI YKILIP MILLI ITHALI IÇIN 30 MILIYONCUK EK BÜTÇE NIN PARASINI O OY VERMEYENLERIN YIYECEĞINI KESIP VERECEK.

      “Erdoğan ve ailesi Okluk koyunda inşâ edilen yazlık sarayı beğenmedi. Yıkılan bazı kısımlar ithal malzemeler kullanılarak yeniden inşâ ediliyor. Saray için 300 milyon TL’ye ilave olarak 30 milyon TL daha harcanacak.”

  15. Turkiye binmiş bir alrmete gidiyor kıyamete.
    Bunlar resmen insanlarin akli ile dalga geçiyorlar.
    AKP lıler, bu cesareti nerden aliyorlar? Yoksa ortaliğa saldiklari trollerdenmi aliyorlar?

    Hukuk mu Gukumu belli değil.

    Belliki YSK resmen AKP nin değirmenine su taşiyor…

    İstanbul seçimlerinde iptal oyu veren üyelerden İlhan Hanağası’nın eşi Nur Hanağası’nın 2015 genel seçimlerinde AKP’den milletvekili adayı olmuş
    Gene iptal kararı veren üyelerden Erhan Çiftçi’nin ağabeyi Ayhan Çiftçi. Binali Yıldırım’ın bakanlığı döneminde bakanlık içinde kıyak bir göreve getirilmiş.
    kardeşi Orhan Çiftçi’nin de Mudanya Kaymakamı’yken bir kadını korumalarının zoruyla arabaya bindirmiş olay duyulunca merkez valiliğine çekilmiş.

    YSK nin başka bir kıyağıde İstanbul seçimlerinin yenilenmesi kararında, ‘usulsüzlüğe’ sebep olan kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar vermişti. Ayni YSK bugün bu kararından vazgeçmışi.
    Erdoğan işi ehliyetlisine vermek yerine kendisine itahhatçilik yapanalara veriyor.
    .

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız