Bu seçim.. Amerikalı meslektaşa özeniyordum, projem murdar oldu. Dertliyim…

61

Arapça öğrenmek isteyenlerin başvuracakları temel metinler kitaplarında hoş bir hikaye vardır. Adı ‘Kıssatün lâ tentehi…’ Türkçesi ‘bitmeyen hikaye’ demek…

Hikayeyi aklımda kaldığınca aktarayım: Yüzbinlerce karınca bir su birikintisinin önünde toplaşır… Karşı kıyıya geçmeleri gerekmektedir… Bunu sağlayacak küçücük tek bir yaprak vardır, üzerine ancak iki karıncanın sığabileceği kadar küçücük… İki karınca o yaprağa biner ve karşı tarafa geçerler… Biri orada iner, diğeri tekrar ilk kıyıya gider ve karşı tarafa götürmek üzere bir karınca daha alır… Karşı tarafta karıncalardan biri iner, diğeri tekrar ilk kıyıya döner ve yeni bir karınca daha alır…

Yüzbinlerce karınca için aynı işlemin yapıldığını düşünün…

Böyle devam edip gider hikaye…

Ne zaman 31 Mart günü sandık başına giderek oy kullandığımız seçim üzerinde düşünecek olsam, uzun yıllar önce okuduğum bu hikaye aklıma geliyor son günlerde.

Karıncalar sayısınca aynı cümlenin tekrarlanması gerekecek bir bıktırıcılık…

Oysa böyle mi olmalıydı?

Kitap projem

Seçim ufukta görünüp önümüzdeki günleri o konu üzerinde yazarak geçireceğimi düşününce, seçim yazılarımı sonrasında kitap haline dönüştürme hevesine kapıldım.

Yazılarımı ayrı bir dosya içerisinde biriktirip sonunda herbirinin üstünde yazıldığı günün tarihi de yer alacak biçimde, bir günlük gibi, kitap haline getirip okurlarla paylaşacaktım.

Bilgisayarımda dosyayı açtım da.

“Kitabı satışa sunmayayım, yazdıklarımı her gün aksatmadan okuyup yorumlarıyla katkıda bulunma zahmetine katlanan okurlara hediye olarak göndereyim” diye de planlamıştım.

Tabii her yazının altında okur yorumlarından bir demet seçki de yer alacaktı.

Bugünün teknolojisinde kitap yayınlamak eskisi kadar zor değil.

Çok eski bir kitabıma aynı konuda bir eser hazırlığı içerisinde bulunan bir yabancı meslektaş ilgi duymuş, “Nerede bulabilirim?” diye sormuştu. Bendeki tek nüshayı verecek değildim. Yayıncısı Beyan Yayınları’na başvurdum. Onlarda da kalmamış kitap. “Üzülme” dedi Ali Kemal Temizer ve birkaç gün sonra bastırdığı her şeyiyle orijinalinin aynısı dört adet kitabı elime ulaştırıverdi.

Projem suya düştü

Şimdi az sayıda kitap basmak hiç sorun değil. Seçim yazılarımı sadık okurlara hediye olarak sunmak bu düşünceyle gözüme iyi bir proje olarak görünüyordu.

Theodore White gibi…

Amerikalı gazeteci White (1915-1986) izlediği ilki 1960’tan sonucusu 1980’e kadar olan tam altı başkanlık seçimini ‘Making of the President’ ortak ismini taşıyan ve herbiri o seçimin tarihi ile diğerlerinden ayrılan kitaplarına konu etmişti. Onlardan 1972 seçimine ait olanı çok sonraları satır satır okuduğumu bugün gibi hatırlıyorum.

Bu seçim yazılarını bir kitapta toplayarak değerlendirme düşüncem biraz ona özenmemden…

İyi de, bugün aldığı biçimle tam anlamıyla bitmez tükenmez karınca hikayesine dönüşen seçim süreci okunmaya değer olmaktan her geçen gün biraz daha uzaklaştı.

Seçimin en önemli isimlerinden biri, kazanamadığı iyice anlaşılan bu yarış için ‘murdar’ deyimini bile kullanabildi.

‘Murdar’, yani leşe dönüşmüş…

Kim murdar haline dönüştürdü bu seçimi?

Neden murdar haline dönüştü?

İstanbullular demokratik haklarını kullandılar. Sandık başına kadar giderek kentlerini kimin yönetmesini istiyorlarsa o kişiye oy verdiler. Oylar defalarca sayıldı ve adaylardan birinin diğerinin önünde çıktığı tereddütsüz görüldü.

Peki böyle bir seçim için ‘murdar oldu’ denmesinin sebebi ne?

Bir seçimi murdar hale dönüştürmek övünülecek bir şey midir?

Seçimin ‘murdar hale’ geldiğine inanmıyorum. Seçim daha önceki seçimler gibi yapıldı ve yine daha önceki seçimlerde alınan sonuçlardan biçimsel olarak farkı bulunmayan bir sonuç da verdi.

Neresi murdar bu seçimin?

Theodore White’a özenmekle onun ABD’de yaptığını burada yapmaya kalkışmak, görüldüğü gibi, istenilen sonucu almaya yetmiyor.

Galiba murdar olan, daha doğrusu murdar edilen, benim konuya ilişkin yazılarımı bir kitapta toplamam projesi…

Ayıp ettiniz Binali Bey

ΩΩΩΩ

61 YORUMLAR

  1. A. Bey, teşekkürler. İlk paragraf konu hakkındaki bildiklerime yeni bir şeyler ilave etmedi. Benim sorgulamam tam da sizin aşağıda “sanmam” dediğiniz konuda. Bu konuyu benden başka biri de sorgulamadı. İlgili biri olarak sizin de dikkatinizden kaçmış demek. Bu yazı neredeydi ne zamandı bulmak düşüncesiyle arşivlere girdim biraz zamanımı aldı, ama buldum (Forum, keşke anahtar kelimelerle referans yazı ve yorumlara kolayca ulaşacak şekilde düzenlenebilseydi. Elektronik olarak bu zor bir şey değil).

    http://fehmikoru.com/kudus-israilin-baskenti-ilan-edilince-yeni-bir-teror-dalgasi-baslasin-mi-isteniyor/ Süleyman Karagülle 15 Mayıs 2018 at 16:57

    Bu yazının altındaki sorgulama yorumuma şöyle başlamışım:

    “Sn. hocam: “Kur’an, Kudüs’ün onların arzı olduğunu, arz-ı mev’udun onların olduğunu bildiriyor.” derken ayet numaralarını referans yazsanız çok iyi olur.. “ Buna ne dersiniz Sn A. S. Bey?

    Bir başka yorumumda, İsrail ve dolayısıyla ABD istese ve kendilerine çeki düzen verebilse Ortadoğu ve hatta bütün dünya kısa sürede huzura kavuşur. Onların taşkıntılıklarının, özellikle bu “Trump-Netanyahu” döneminde dayanağı ellerinde kutsal kitabtaki bilgiler (din: Judea-Christian). İncil’in “Old Testament” kısmı Musevilerin iman ettiği kitap. Görünen o ki bunu ne yapıp yapıp Incil’de New Testament ile birleştirmişler. Onlar kitaplarını çok iyi biliyorlar ve akıllarını kullanıyorlar. Buna mukabil biz kendi Kitab’ımızın cahiliyiz. Bilmediğimiz (veya bilmek istemediğimiz) gibi aklımızı da pek kullanmıyoruz (varsa yoksa ezberine müslümanlık ki “Akıl*İman Sentezi zafiyeti vurgusuyla eleştirdiğim konudur). Yanıbaşımızda aleyhimize olaylar gelişirken bir şey yapamamanın acizliği içersindeyiz. Şayet Kuran gerçekten Karagülle’nin anladığı şekilde Yahudilere hak veriyorsa (doğru olan oysa) o zaman pozisyonunu değiştirecek olan bizleriz (müslümanlar). İsrail’e amaçları için yardım etmemiz Kuran çerçevesinde tabii ki kolaylaşır. Bunun için Arapları ikna etmeğe çalışırız. Gerçek olan bunun tersine olan bilgiyse, o zaman da ABD ve Israili ikna etmeğe çalışmalıyız. Gerçek neyse o!

    Değindiğiniz gibi, Kuran’da geçen ayrı bir konu olarak cezai tecelli “maymun olun” şeklinde bilgiler var. İlk okuduğumda epey ilgimi çekmişti. Kendimce bu çerçevede bir kanaat geliştirdim (Akıl*İman Sentezine göre tabii ki!). Ancak, Darwin’nin Kuran’dan haberi vardı da mı böyle yaptı konusu göründüğü kadar basit değil (zan olabilir). Bir şekilde evrim olduğu Kuran’a ters değil. Aslında, din kitapları arasında bu konuya işaret eden ayrıcalıklı genel bilgiler hiç bir din kitabında yok iken Kur’an’da var denebilir. Bir şekilde tekamül ve buna eşlik eden tedrici iç yapısal değişimler araştırmalarla sabit. Ancak bütün bunlar sandığınız gibi insanın maymundan geldiği/gelmediği sonucuna götürmüyor. Bir başka vesileyle ele alınabilir….

  2. Tipki 31 Mart akşamı AA nin ekran karartmasi gibi! 5 yıl önce Ankarada trafoya kediler girdiğinde! geçersiz sayilan 400,000 oyun tekrar sayilmasini isteyen CHP nin her itirazini ret edende YSK….+ önceki seçimlerde mühürsüz oylaride kabul eden gene YSK….+
    AKP ye tepki gösteren seçmenlerinin protesto etmek için geçersiz oy kullandiklarini AKP hanesine yazdranda YSK….+
    HDP li Seçilmiş başkanlarin Mazbatasini onlardan çalip kazanamayan AKP lilere hediye edende YSK…!!!!!!+ Erdoğanin arak bahceside gene YSK….+ AKP yi kazandirmak için 16 gündür 40 değil 40,000 0000 takla atanda YSK….+ son iki haftada Turkiyeyi ve ekonomiyi yerle bir edende gene YSK…..
    Peki B Yildirimin dediği “seçimleri murdar eden” kim?
    Şımdı yazdiklarimin hepsi AKP ye göre normal! Allah muafaza seçimi kazanmış imamoğlunun seçmenlerinin oyularina sahip çikmasi Ocu bucu +mundar = vatan hainliği.
    Vallaha Biz tam bunda 25 sene önce camiye Imam atadiğimizi zannetmiştik,

    Bunlarin yalanlarina inandiğim için…..Kendimi hiç afetmiyoru!
    Demekki Caminin imamamlari T C nin ocağina incir ağaci diktikleri ile tatinmeyip Birch agaci dikmek için canla basla çalisiyorlar.
    Halen daha bunlari savunanlar varsa onlara troll degilde ne diye hitap etmemiz lazim?

    • “Bunların yalanlarına inandığım için. . .”, “Hala daha bunları savunanlar. . .”

      BUNLAR. . .

      İnanın bu dil, eleştirdiğiniz insanların dilinden farklı değil. Aynı kutuplaştırıcı dil. Bence yanlış yapıyorsunuz. Kendilerinden “Bunlar” diyerek söz ettiğiniz insanlar, tıpkı sizin benim gibi siyasal düşünceleri, siyasal tercihleri olan insanlar.

      Milyonlarca ve milyonlarca AK Parti seçmenini “trol” gibi kışkırtıcı bir sözcükle itham etmek ne kadar doğru ya da hakkaniyetli? Hele ‘onlar’ çoğunluk, ‘siz’ azınlık iken?

      • google amcadan…
        – Trol, İnternet’te insanların keyfini kaçırmak ya da münakaşa başlatmak için tohum ekmeye çalışan kişi.
        – kişisel tartışmalara girmeyi pek istemem ama bir de gerçek var:
        – hırsıza, hırsız; dolandırıcıya, dolandırıcı; sahtekara, sahtekar; dürüst insana da, dürüst denir. aksini yaptığınızda, hem dürüstlüğe zarar verirsiniz, hem de dürüst insana haksızlık yaparsınız.
        – bernar bey! isterseniz özelde h.gayret için konuşalım, diğer trolleri es geçiyorum:
        – h.gayretin yazdıkları, yukarda google amcanın (vikipedi amca mı demek lazım), tanımına uyuyor mu, uymuyor mu?
        – “vikipedi amca, yanlış yazıyor” diyorsanız onu tartışalım.
        – yok, “vikipedi amca doğru yazıyor ama h.gayretin tavrı bu tanıma uymuyor” diyorsanız onu tartışalım.
        – siz “melek” olabilirsiniz. herkesle iyi geçinmek istemenizi anlıyorum. ancak zalim ile mağdura eşit mesafede olursanız, aslında zalimden yanasınız demektir.
        – dürüst, hakkaniyetli, farklı düşünen insanlara kimse trol demiyor.
        – ancak, h.gayret’in yazıları, trol tanımının en net örneğidir.
        – ayrıca, “milyonlarca ve milyonlarca ak partili seçmeni kimse ‘trol’ gibi kışkırtıcı bir sözcükle…” itham etmiyor. kendi kafanızdan bir davranış belirliyorsunuz ve karşınızdakini bu davranışı yapmakla suçluyorsunuz.
        – nurdan hanım için yazdığınız yazıda da aynı hayali durum yaratmanız devam ediyor. oysa nurdan hanımın yorumlarını okursanız, akp seçmeni olan pekçok akrabası olduğunu da bilirsiniz.
        – benim çevremde de pekçok akpli var ve onları trol gibi görmediğim gibi, trol diye de suçlamadım.

        • “Münakaşa başlatmak” arzunuz, yazılı olan ifadeleri doğru okumanızı bile engelliyor, Hamza Bey. Ne yazdım ben?

          “H. Gayret dışında, doğal, samimi AK Partili Erdoğan taraftarı arkadaşlarla farklı arkaplanlardan gelen muhalif bireyler olarak yazışıyoruz burada.”

          Boşa vakit ve emek harcamışsınız.

        • Nurdan Hanım değil mi H. Gayret Bey’in yorumlarını keyifle okuduğunu söyleyen? Siz kime trol diyorsunuz O kimi kastediyor acaba? Bence aynı kişiler değil.

      • Bernar bey! Benim 2 ablam yeğenlerimin yarisi, kuzenlerim, en samimi arkadaşlarim, AK Partılı.
        Bende bir kaç sene öncesine kadar AK Partili idim, fakat hiç birimiz burdaki (istisnalar haric) yazanlar gibi millettin değerlerine ve şahislarina saldirmiyorduk ve halen dahda oğleyiz.
        Yakinda 3 yıl olacak bu sitede yaziyorum, bunlardan duymadiğim hakaret kalmadı, yaşımla alay edenmi ararsin, beni Fehmi Korunun çocuklarından biri olduğumu hatta kendisi olduğumu idda edenmi ararsin. En önemlisi sanki onlardan korkuyormuşum gibi hergün tehdit edenler, aba altindan sopa gisterenler daha neler neler.
        Bu yazdiklarımin hepsi arşivlerde..

        Tamam ben bütün bunları okumamiş ve duymamiş olarak kabul edeyim! “AMA” bunlar bebeklere yapilan zulümlere sevinip alkişlarken…millete iftira atip hayatlarini karartirken…
        Sizi bilmem ama! Şahsen ben bunlara en yakişan hitap olarak”TROL”den baska bir isim kullanmam.
        Allah’tan dileğim bizleri ve soyumuzdan gelmiş ve gelecek olanlari! CAHİLLERDEN, HIRSIZLARDA, KATILLERDEN, HAINLERDEN, IFTIRACILARDAN, YALANCILARDA, dost edinmekten, korusun, ve bunlarla karşilasmaktanda da gene Allaha siğinirim.
        Sağlikli ve Huzurlu kalin

          • Adil bey nihayet nurdan ablaya da elifbe yi söktürdük buralarda allahın izniyle; siz de başarabilirsiniz..? Neden olmasın, aslında tümüyle eğitilemez değilsiniz de yani..:)

  3. Binali beyin söyledikleri gayet mantıklı; başa baş giden bir seçimde geçersiz sayılan oyların durumu göstermiştir ki AKP aleyhine organize bir durum var, 29000 lerden 12 binlere gerileyen bir fark. Fehmi beyde bir kaç defa söyledi tekrar tekrar sayılan oylar… Oyların sadece %10 u tekrar sayılmış, tamamı sayılsa durumun değişeceğini düşünüyorum. Ekrem İmamoğlunun tavrını irrite edici edici buluyorum, seçim bitmiş bu mitingler neyin nesidir, YSK yı tehditler…Süreç boyunca İmamoğlu kendine muhafazakar, her kesime saygılı, birleştirici bir rol seçmiştir, açığa çıkan budur, en nihayetinde bir rol, seçim sonrası eylemleri bunu göstermektedir. Başkanlık seçimleri sonrasında Recep Tayyip Erdoğan’ın damadını milletvekili yapmasına rağmen ekonomi ve maliyeden sorumlu bakan olarak atamasının muadili davranışlarıdır. Seçim iptal olursa Binali beyin mağduriyetini gidermenin elzem olduğunu düşünüyorum, çünkü şike ve kumpas net bir şekilde ortadadır.

  4. H.K – Arz-ı Mev’ud (vaad edilmiş topraklar) sermaye – Vergi sistemi – ORTAKLIK – Karagülle

    ARZ-ı MEV’UD tabiri KUR’an’da geçmemektedir. Tevrat ve onun
    kitablarından olan Tekvin’de yer alır. Ancak, Kur’an İSRA Suresi’nde Bereketli
    topraklar’dan bahseder. Bakara ve diğer bazı Surelerde Yahudi (İsrail Oğulları) nın
    Hz. İbrahim’e, Musa’ya, Allah’a verdikleri sözlerinde (asgarisinden 10 emre)
    uymadıkları, gönderilen bazı Peygamberlerini öldürdükleri ve bu küstahlıkları
    yüzünden kendilerine verilmek istenen bereketli toprakların esirgendiği – ayrıca,
    muayyen dönemdeki Yahudilerin MAYMUN’a dönüştürüldüğü – teferruatıyla
    bildirilmektedir
    . DARWİN – kanaatımca – bu KUR’AN gerçeğini – Allah’ın CEZASINI
    gizlemek için – sözde – bu teoriyi uydurmuştur. İman ve dini ilim KITLIĞI içinde
    bulunan Hristiyan ve Müslümanlar da bu yakıştırmıya kapılmış gidiyor. Allah’ın
    Kitabında bahsettiği CEZA’DAN söz eden yok. Madem öyle, EVRİM niye tekerrür
    etmiyor, nasıl olmuş da durmuş ? Muhakeme eden yok. Kuranın epeyce Suresi,
    bu AKDİNden dönen bu İBRETLİK Yahudi kuruntusundan ve küstahlığından
    bahsediyor.
    Geoogle Amca’da da bilgiler vardır, tam güven vermese de. Sn. Karagüüle’nin
    bunca Ayet’e rağmen Allah’a isyan eden böylesi azgın ve şımarık ve de ZALİM
    bir kavme hak vereceğini sanmam.

    Yahudi Kaynaklarına göre, Akdeniz’den Fırat Nehrine kadar Ürdün
    Filistin ve bizim Güney Bölgemiz birbiri ile çelişkili ve ifsada uğramış (Kuran’la
    uyumlu olmıyan) Kitablarına nazaran İSRAİL bu Bölgenin kendilerine
    vaad edildiği hayalini hala taşımaktadır.
    Hadis-i Şerif Kitablarımız (buhari, Müslim…), Dünyanın
    sonuna doğru – bu Yahudi anlayışı yüzünden Amik Ovası (Hatay-AFRİN)
    civarında Müslümanlarla Yahudi ve Hristiyanların (Evanjelistler olabilir)
    çarpışacağı ve neticede, Dünya’nın Yahudiden temizleneceğine dair
    bilgiler mevcuttur. Yahudi, bazı Hristiyan ve Evanjelistler de buna
    inanmaktadır. Nitekim, son zamanlardaki siyasi ve askeri tansiyon
    yükselmesini buna bağlıyanlar var. İslam inancına göre, Allah herşeyi
    bilir, görür ve her şeye KADİRdir,

    Evet, Sn. Karagülle bu konuda, ve askeriye konusunda farklı
    bir değerleme yapıyor. Sermaye konusunu da çok kapsamlı ve mübalağalı
    değerlendiriyor, gibi geliyor, bana. İnsanlık, İslamlık dinini bilip, UYANSA
    Dünya’ya hakim görünen SERMAYE de küçülmiye ve etkisiz duruma
    düşmiye mahkumdur. Yeter ki, herkes kendini peşinen sermayenin
    doğal kölesi sanmasın.

    Aslında M.Kemal Paşa ve Celal Bayar Cumhuriyetin can DAMARI
    olacak ORTAKLIK Sistemini Uygulamıya koymuşlar ve başlangıçta başarı da
    elde etmişler. N.Erbakan gibi, her şehre, ortaklı yoluyla bir fabrika
    kazandırmıya ve kişileri de orada istihdama çalışmışlar. Her kurumun
    ortalama % 50 civarındaki bir sermayesine HALKI ortak ederek yatırım ağını
    genişletmiye çalışmışlar. Çok güzel bir mekanizma. Karagüllenin ORTAKLIK
    esası da üç aşağı, beş yukarı böyle bir şey -diye düşünüyorum. Kooperatif
    tarzı da, AŞ tarzı da olabilir. (Borsa da buna benzer çalışsa da mahzurları var).
    Fakat, her işin TEMELİ insan unsuruna gelip, dayanıyor. Nitekim,
    daha, Kemal Paşa’nın sağlığında kendi TİCARET BAKANI, hemşehrimiz Yolsuzluğa
    ve KÖSTEBEKLİĞE başlamış. Zaman içerisinde daha çok geçmeden
    CHP MEBUSLARI bu kurumların DİBİNİ oYMIYA ve boşaltmıya başlamış.
    Çok PARTİLİ Devirde, bu sahtekarları diğer Partileri mensubları takip ve
    taklid etmiş. Ne yapmışlar mı ? İŞBİRLİKÇİLİKLE – içten ve dıştan – Pahalı veya
    kalitesiz aynı fiata ham madde satmıya kalkmışlar, malı ucuza kapatmıya
    çalışmışlar, sağlam malları defolu; çürük diye almıya kalkışmışlar, 100 işçi yerine
    1000 işçi aldırmışlar……. yetmemiş, bu kurumları emsaline göre daha yüksek
    vergiye tabi kılmışlar; bankalar kanalıyla, gizli aracılık ederek – havuz sistemi
    yerine – emsaline göre, yüksek faizlerle kredi verdirmişler……. Bir de öyle bir
    GAYRİADİL ve kaçak ve kaypak bir VERGİ SİSTEMİ getirmişler ki, NAMUSLU
    ve DÜRÜST insanın, Kurumun bu ŞARTLARDA çalışması ve hayatını SÜRDÜRMESİ
    ne mümkün.
    Onun için diyoruz ki, Karagüllenin teorik görüşü ve teklifi çok güzel,
    fekat, bu atmosferde akim kalmaya MAHKUM. Onun için diyoruz ki, ” RÜŞVET ve
    YOLSUZLUKLA MÜCADELE BEKANLIĞI” Kuracağım diyebilen PARTİ (bölücü) beri
    gelsin ; hep birlikte OYUMUZ ona diyebilecek miyiz ? !
    YAZAR’ın biri yeni teklif ediyordu. ASTRONOMİK Milyonlarla,
    futbolcu transfer edeceğimize, BEYİN İTHAL etsek, diyordu. Bu iş de hem kolay,
    hem zor. Hasılı, Her işin başi ve ESASI Düzgün ve üstün BEYİN (akıl) yetiştirmek.
    Türk eğitim sistemi ise buna göre DİZAYN edilmemiş, bilakis HAİNLİK
    üzerine inşa edilmiş. Prof. Neumark ne demiş : ” …. Yeni Devleti ve Resmi
    İDEOLOJiyi tesis edenler GİZLİ (Kripto) Yahudi ve Gizli ERMENİLER” miş.
    Hasılı, kimi Atatürkle, kimi Allah’la ALDATIYOR. Allah dürüst, mert insanları
    Parti (bilucu) lükten korusun ve HAK’ta birleşmeği nasip ve şuuru versin.

    • Nusret bey, belediye seçimleri için saadetçiler böyle abuk sabuk reklam videoları yaptıracaklarına keşke genelmerkezlerinin kirasını ödeselermiş..! Şimdi de mahdum erbakan haciz koydurmuş; şeriat dede de partiye yardım kampanyası mı ne başlatmış, yeni bir zillet merkezi kiralayabilmek için..! Beter olsunlar inşallah! Milletin kanını sülük gibi emip emip sonra da bilmem hangi zındığın stüdyolarında filimler çevirtip millete hakaret etmeyi çok iyi bilir onlar!!! Ellerindeki cami yaptırma derneklerinden birine taşınsınlar; alt katına da bizim h.k. ile mösyö bi çay ocağı açsın; kazancıyla da bolbol filim çekersiniz artık… Ağaçköküne bile muhtaç kalırsınız işşşallaah…!

      • H. Gayret, benim ve Akademia rumuzuyla yazan arkadaşın dün zirve yapan sıkıştırmalarından sonra, iki arada bir derede kamış görünüyor: Yorum sayfaları sakinlerinin kendisinin Perinçekçi olduğunun ne kadar farkına varıp vammadıklarından emin olamıyor; çünkü, bir kanaate ulaşabilmesi için elinde yeterince işaret yok -diğer yorumcuların susukunluğunu nasıl yorumlaması gerektiğini kestiremiyor.

        Bugün burada yazdıklarından, “Bu saatten sonra kimliğimi ve buradaki amacımı gizlemeye çalışmanın pek bir anlamı yok. . .” düşüncesine daha yakın durduğunu gözlüyorum. Çünkü, dindarları ve dindarlığı ima eden Saadet Partisi üzerinden dindarlara yönelik nefretini saklamaktan artık vaz geçmiş görünüyor: “Milletin kanını sülükgibi emip emip. . .”, “Ağaçköküne bile muhtaç kalırsınız inşallah!” ifadeleri bunun göstergesi. Onun bu aleni nefret söylemlerini Gülen Cemaati ile ilgili metinlerinden hatırlıyoruz. Gülencilere yönelttiği dilin aynısını bu kez bizlere yöneltiyor. Bu da, benim ve Akademia rumuzlu arkadaşın izlenimini doğruluyor:

        H. Gayret’in duygu dünyasında, Gülenciler, Saadet Partililer, siyasal İslamcılar vb. ayrımlar yok. Dindarlığı ima eden her şeye yönelik derin bir nefret içinde ve konu ister Gülenciler, ister Alparslan Kuytul, ister Saadet Partisi olsun, dili tipik olarak Perinçekçi dili.

        Kaldı ki, H. Gayret’in pek bir gayretli Erdoğan ve AK Parti yandaşlığının dolaylı ya da dolaysız olarak dindarlıkla ilişkilendirildiği tek bir yorum metnine rastlamıyoruz. Ve, Akademia rumuzlu arkadaşın dün iyi yakalayıp dile getirdiği üzere, H. Gayret, Erdoğan ve AK Parti yandaşı kisvesine bürünerek, aslında bu nefret ve diğerlerini aşağılama diliyle AK Parti’yi gözden düşürmeye çalışıyor.

        Biraz daha sallasak direncinden vaz geçecek ve olmuş armut gibi düşecek hemen önümüze katıksız bir Doğu Perinçek militanı olarak. O halde, her defasında şeytan görmüş gibi sakınıp kaçtığı o soruyu tekrar (ve belki 7. kez) peşine salalım H. Gayret’in:

        Liderin ve yoldaşın Doğu Perinçek, “Erdoğan’ın bir yere kıpırdayamayacağını”, çünkü elinde Erdoğan’ın “38 adet yolsuzluk kaseti” olduğunu söylüyor, H. Gayret.

        Sen bu konuda ne düşünüyorsun? Neden tek bir yorum metninde, üzerine o kadar gelindiği halde, konu D. Perinçek ve Vatan Partisi olduğunda o derin suskunluğunu bozmak mümkün olmuyor?

        Doğru: 15 Temmuz darbe girişimi Gülen ve etrafındaki dar halkanın bir kanadından geldi. Peki Güleni ve o dar halkayı tongaya düşüren ‘gizemli’ aktör kimdi? Ben 15 Temmuz dediğimde ve sadece bir iki cümle yazdığımda kontrolünü kaybedip öfke nöbetine tutulmanın ardındaki “saik” ne ola ki?

        Türkçe kaynaklarda hayli ‘eşelendim’, şimdi İnglizce ve Almanca kaynaklarda ‘eşeleniyorum’, haberin olsun 😉

        • Yabancı kaynaklarda aradığını rahatça bulursun artık..! 15temmuzun türkçesini de ertuğrul başer gayet güzel yazmıştı zaten serbestiyette…

          • Sen yine kaçtığın soruya cevap ver, H. Gayret:

            (1) Liderin Doğu Perinçek, elinde Erdoğan’ın 38 adet yolsuzluk kaseti olduğunu söylüyor (linkini yeniden vereyim mi?) Ne zaman ve nasıl kullancaksınız o kasetleri? 17-25 Aralık’ta Zaman Gazetesi’nin oynamış olduğu rolü, bu kez tersinden Sözcü Gazetesi mi oynayacak? Kasetler, Bahçeli’nin erken seçim talebinden önce mi, yoksa hemen sonra mı kullanıma sokulacak?

            (2) 15 Temmuz’da ne oldu, H. Gayret? Gülen ve Cemaat’in o kanadını nasıl tongaya düşürdünüz?

            (3) Anayasa Referandumu öncesinde, Amsterdam Oosterpark’da açtığımız EVET standına saldırıp beni ve dört arkadaşımı darp eden M. Kemal’in çapulcu askerleri güruhundan hangileriyle kankalığın var? Senin meşhur ifadenle sorayım: O kopukları yolda görsen tanır mısın? 🙂

            (4) Bu yorum sayfası mahallesi sakinleri arasında açıkça CHP yanlısı kimliği ile yorumlar yazan, benim dindarlara ve dindar muhafazakar yığınlara yönelik olumlu tavrımı kabul edilmez bulup İslam konusunda hayli olumsuz yargılara ve çıkarsamalara sahip Hamza Akyol, senin yorumlarında hep “Hamza Akyol”, “Hamza Bey”, ya da “Sn. Akyol” iken, neden bana “ölü sevici”,”mösyö Bernar”, “kanı bozuk” sıfatlarını layık görüyorsun? Hamza Bey kendi içinde tutarlı bir Kemalist; ben ise, safını dindar muhafazakarlar olarak seçmiş, bir dönem sıkı bir AK Parti ve Erdoğan yandaşı olmuş bir insanım. Reisçi ve AK Parti taraftarı olduğunu söylüyorsun. Ama seküler Kemalist Hamza Akyol “bey”, ben ise “kanı bozuk”, “ölü sevici”? Buradaki aleni tuhaflığı nasıl açıklıyorsun?

            Yoksa, “Kripto Kemalist” ile “Aleni Kemalist” arasındaki dirsek teması ve doku uyuşması durumları mı? 🙂

            Hiç değişmeyeceksiniz. . .1980’lerde ne iseniz bugün de aynı haltsız. Hep bir karanlıkta iş kotarma hali, hep bir devlette yuvalanıp devletin içinden vurma hali.

            Hık demiş Gülencilerin burnundan düşmüşsünüz.

            Dindar muhafazakar yığınların adalet ve özgürlüklük yürüyüşünü durduramayacaksınız: Öfkeden tepinin! 🙂

        • Bernar bey! Burada H Gayretin kim olduğunu fehmi beyden sonra en iyi bilen herhalde benim.
          Buradada defalarca yazmıştım, H Gayret takma adi ile yazan bir cok AKP li var.
          Bikerece H Gayret yorumlari okumadan her yorumun altina aklina geleni yazar. Kendisini bir bundan dolayi iyi taniyorum.
          Ikincisi İmanin kimde olduğunu Allah bilirde.
          Yalniz H Gayret bir kac kez kendisinin içkili iken bayaği sarhoş olduğunu ve Firansada yasadiğini yazmişti.
          Bir şey daha eklemek istiyorum, kendiside Isa Aleyhisalamin İngilizce ismi gibi isimlerdede yazar.
          Bu bedualar bana pek yabanci gelmedi h gayretle birlikte bu tip bed dualari edenlerden ortalikta epeyce troll var.

          • FETÖcü avından sonra şimdi de trol avcılığına soyunmayalım ricasında bulunmuştum sizden kısa bir metin parçasıyla. Aldırmamış olduğunuzu görüyorum.

            Söylediklerinizin baştan aşağı yanlış olduğunu dile getirmek zorundayım. H. Gayret rumuzuyla kullanarak giriş yapan kişi, değişmeden kalan tek ve aynı kişi. Rumuzu istismar eden sadece iki girişim oldu son iki ay içinde, bunlar da tekil kaldı, gerisi gelmedi.

            Burada trol falan yok, zaman zaman ortaya çıkan tek tük tipler var, onlar da zaten bozuk mu bozuk bir Türkçe ile bir iki -kendilerince- kışkırtıcı cümle ciziktirip gidiyorlar.

            İddialarınız, sadece yorum sayfalarını değersizleştirir. Bundan sakınılmasını öneriyorum.

            H. Gayret dışında, doğal, samimi AK Partili Erdoğan taraftarı arkadaşlarla farklı arkaplanlardan gelen muhalif bireyler olarak yazışıyoruz burada.

            Hiç birimizin bir diğerini zan altında bırakmaya hakkı yok.

        • Sadece izlemekle yetiniyorum Bernar bey. Bana ekleyecek bir şey bırakmamışsınız. Ellerinize sağlık..

          Ama gene de ekleyecek bir şeyim olsun: Aydınlık sitesinde Fetö gülünç belge kavramlarını yazınca karşınıza çıkan PDF belgesinde yazılanların ne olduğunu merak da etmiyor değilim.

          • H. Gayret rumuzuyla yazan samimiyet ve cesaret yoksunu şahsıns adece bugünkü bir paragraflık metninden aktarıyorum, Deniz Bey. Saadet Partisi’nden ve benim de aralarında bulunduğum seçmenleriden söz ediyor:

            “Şeriat dede de partiye yardım kampanyası mı ne başlatmış, yeni bir zillet merkezi kiralayabilmek için..! Beter olsunlar inşallah! Milletin kanını sülük gibi emip emip (. . .) Ağaçköküne bile muhtaç kalırsınız işşşallaah…!”

            Sizin “güzel güzel yazışmak”tan anladığınız bu ise, benim size söyleyeceğim bir şey yok. Bu aşağılayıcı ifadelerin beni kızdırdığını varsaymayın. Bir kendini bilmezin bize bu şekilde hakaret etmesi, ne bize kaybettirir, ne de AK Parti taraftarlarına kazandırır. Bu açıdan bir sorun yok. Ne kadar farkındasınız, bilemem, ama çabaladığım şey, AK Parti’nin ve AK Parti’lerin hukukuna sahip çıkmak. Bu cesaret ve ahlak yoksunu Perinçek militanının Reisçi kisvesi altında, AK Parti’nin altını oyma çabasını görülür kılmak. Hepsi bu -ne sinirlenip öfkelenmişliğim var, ne de o rumuzun arkasındaki kişiyi ciddiye almışlığım. Çıksın ortaya Perinçekçi olarak, doğru bildiklerini söylesin her birimizin yaptığı gibi. Buna zorluyorum. “Bizim hukukumuza sahip çıkmak sana mı kaldı!” diye öfkelenebilirsiniz. O zaman çıkın bu sözlerini sahiplenin arkadaşınızın. Bizler de senin ve Saadet Partisi’nin hakkında aynı şeyleri düşünüyoruz demeğe getirin. O zaman H. Gayret’ten özür dilemekte güçlük çekmem.

            Ben, bu dilin asla AK Partililere ait olamayacağını düşünüyor, bunun gençlik yıllarımdan beri çok yakından aşinası olduğum dabeci-Kemalist Aydınlık Gurubu ve Perinçek’in tipik dili olduğundan hiç kuşku duymuyorum. AK Parti taraftarı arkadaşların bu dille bir sorunu yok ise ve bu dil onları temsil ediyorsa, bana sadece özür dilemek düşer.

      • Saadetçiler haciz koymamış; gel gelelim ki Merhum Erbakan’ın oğlu Fatih Erbakan partiyi hazmedemedi haciz koydu tıpkı Babası vefat ettikten sonra yapılan miras kavgası gibi yine bizi sizlere karşı küçük düşürmüştür. Şimdi konumuz bunlar değil elbette… İstanbul seçimleriyle bağlantılı olduğu için paylaştım. Demek ki Allah söyletiyor. Keşke biraz da objektif olsaydın H Gayret Bey! Eminim birgün pişman olacaksın ama ben hayata olmayacağım. Saygılar

      • *******
        Gayret gayret H Gayret,
        Lanet ki okur lanet!…
        Önceki gün gördüm ki
        Sınırı aşmış, gayet!
        ….
        Dedim ki yap yorumu,
        Anladın sen durumu,
        Ona buna sataşma,
        Şu yaptığı doğru mu!?

        Uslandı artık derken,
        Onca ikaz etmişken,
        Baktım yine bulaşmış,
        Hammaddesi pislikten!
        …..
        *******

  5. Dün Binali beyin basın açıklamasını canlı olarak izledim ve gerçekten hayretlere kapıldım,bu Binali bey o!amaz dedim .Binali bey yapmayın birilerinin dediklerini değil kendi düşüncelerinizi ifade etseniz bu halka saygınız devam eder fakat başkakarının sözüyle konuştukça saygınızı ve değerinizi itibarınızı yitiriyorsunuz yazık etmeyin diyorum.Değerli yazarımızada tavsiyem bu seçim yazıları bu gidişle öyle gözüküyorki bir kitap olacak devan edin derim.

    • binali beyin halkta nasıl bir saygınlığı var bilemem ama, onlarca insanın öldüğü tren kazalarından sonraki tavırları ile uyumlu bir tavır sergiledi kendileri.
      – insanlara olmayan meziyetleri yakıştırmaktan vazgeçin.
      – seçmen kaydırmayı yapan akp, sonra da geçersiz oyların geçerli olmasını sağlayan yine akp. Dürüst insanlar, önceki 2 haksızlığı yapmazlar. önceki 2 haksızlığı yapanların, yine de kazanamayınca, seçimi mundar ilan etmesinden doğal hiçbirşey olamaz. binali yaldırım farklı davransaydı ayıp ederdi.
      – Davutoğlunun yerine “düşük profilli” (acaba promilli miydi) olarak başbakan olan birisi olduğunu da hatırlatmama gerek var mı bilemiyorum.
      – bu arada, istifa eden, akp izmir il başkanına da saygılarımı sunuyorum. istifa sürecinde yapmış olduğu konuşma ile, kendisine saygı duymama neden oldu. zannediyorum, rakipleri de dahil, pekçok kişi de benim gibi kendisine saygı duymuştur.
      – istifa açıklamasında, seçileni kutlaması ve rakipleri hakkındaki olumlu konuşması, benim, herkesi troll gibi görme eğilimimin de ne kadar yanlış olduğunu gösterdi.
      – Aslında kendisini, ayrı bir yazı ile tebrik edecektim ama kısmet bu yoruma imiş.

      • ilave! binali yıldırımın, “affedildi” dediği cezalar için tekrar ödeme talimatları gönderiliyor. bu da genel binali yıldırım ve akp davranışına uygun bir tavır.
        – Yani telaşa mahal yok. akp de, binali yıldırım da, kendileri ne ise, davranışları da ona uygun devam ediyor.

  6. Deliye pösteki saydırırlarmış..:) bugün yarın bi sonuç çıkar; herkes de buna saygı duyar… Evet, köpek denizden su içti diye bütün deniz murdar olmaz; yani yerel seçimin tümü ya da ilçe belediyeleri ve meclislerinin seçimleri için böyle bir iddia da yok zaten..! Söz konusu murdarlık ibb başkanlığı seçimi içindir ve maalesef doğru çıkmıştır. Bu saatten sonra yalnızca büyükşehir belediye başkanlığı için ikinci kere sandık başına gitmek gerekebilir. Halkın oyuna tekrar başvurmaktan çekinen de kaçaktır, ona göre..:)

    • İstanbul’u tekrar seçime sokmanın maliyeti ne kadar farkında mı o.
      -Geçersiz oylar sayıldı
      -6 ilçede oyaların tümü ,bazı sandıklar 2. kez sayıdı
      -59 geçerli oyun olduğu sandıkta sondaj sandıklar belirlenip sayıldı,usülsüzlük bulunamadı
      Eeeee sonuç çıkmayınca bu seçim pislendi.Hadi ya…

      Ekonomik krizi tetiklemeyeceğini bilsem bence sorun değil yenilensin.Bu sefer İmamoğlu fark ile gelince Akp’de onarılamayacak yaralar oluşacak 😉

  7. çok yoğun bir dönemdeyim, haberleri tam takip edemiyorum, bazı gelişmelerden habersiz olabilirim.
    aslına bakarsanız akp demokratik hakkını kullanıyor, sonuçlara itiraz ediyor. sonuçtan memnun olmayan herkesin yapacağı gibi. burada bir sıkıntı yok. sıkıntı ne olursa olsun İstanbul seçimini kaybetmeyeceğiz algısında. bu ülke çok kabaca diyelim %45 %45 iktidar ve muhalefet seçmenlerince bölünmüş durumda. ortada bir % 10 luk kararsız var ve seçim sonuçlarını da bu kesim belirliyor. şimdi ,iktidar kendi seçmenini ikna etmeye çalışıyor, hile hurda var diyerek ve itiraz sürecinde mazbatayı verdirmeyerek bana kalırsa çok yanlış üstelik tehlikeli bir yol izliyor, geçersiz oyların sayımına karşı değilim lakin at başı giden pek çok seçimde itirazlar bu denli ciddiye alınmış mıydı, geçersiz oylar sayılmış mıydı bi düşünmek lazım. kendi seçmenini zar zor ikna etse bile muhalefeti hiç bir şekilde ikna edemeyeceği açık. seçimler yenilenebilir, sonucu belirleyecek kısım bu % 10. kararsızların oranı bu yanlış uygulamalar nedeniyle giderek artabilir ve durum daha çok akp li tarafından rahatsız edici bulunabilir. ülkenin ciddi sorunları varken ve ekonomi zarar görüyorken seçim moodundan çıkamamak, herkesi germeye devam ediyor.
    ankara meclisinde olanları izleyince son bir uyarı daha yapayım isterim,
    aynı manzara İstanbul için de yaşanacağa benzer çünkü,
    şehirleri yönetilemez duruma getirmek, ülkeyi yönetilemez duruma getirmektir, bedeli ağır olur, herkes için…hepimiz için…

  8. İstanbul için mazbata henüz kimseye verilmedi. Sayım süreci de itirazlar neticesinde devam ediyor. İtiraz eden de genellikle Ak Partidir. Anlamadığım (kendime) sorularım vardır;
    1-Binali bey mazbatayı istemiyor mu,
    2-Mazbata Binali beye verilirse murdardan kavurma yiyebilecek mi,
    3-Mezkur bakanlar (seçim güvenliği içinse) neden Binali bey ile görüşürler, sayım sürecinde YSK mı, Ak Partinin adıyı mı sorumlu,
    4-(seçim güvenliği içinse) rakip adayı da görüşmeye dahil etmeleri gerekmez mi,
    5-Görüşme Binali beyle yapılıyorsa seçim güvenliği mi görüşülmüş oluyor?

    • GALİBA SORULARIN CEVABINI SİZ DAHİL AKL-I SELİM HERKES BİLİYOR.AMA SEÇİMİ ASLINDA BİZ KAYBETMEDİK YSK BÖYLE UYGUN GÖRDÜ DEMEK İÇİN BU ÇABA

  9. Seçim yazılarınızı bir kitapta toplama projenize neden yazık oldu anlamadım. Fikir yürütüyorum: Bu gidişle bu iş iyice uzayacak ve siz bir çok yazı daha yazacaksınız dolayısıyla proje kitap iyice kalınlaşacak ve maliyeti artacak; e okuyucuya hediye de dediniz… Tüh, olan bize oldu 🙂

  10. MURDAR EDİLEN SEÇİM SONUÇLARINI KAOSA DÖNÜŞTÜRMEYİ BAŞARANLAR.
    Murdar olmasına kimin hizmetleri vardır.
    Ülkeyi yönetenler .
    Anayasal kurumlar.
    İçişleri bak.
    Adalet bak.
    YSK üyelerini seçenlere karşı mahcup olmanın ızdırabi içinde sanki.
    Ülkemizde göreve atananlar her zaman atayanlarına karşı kendilerini zayıf hissederler.
    Devlet sistemimiz.
    Kurucu egemenler ,atayanlar; atananlara karşı elini hep güçlü kılmıştır.
    Sonuç: muktedirlerin veya kendini öyle sananların istemediği durumlarda olanlar oluyor.
    Gerçek muktedirlerin gelecekte başka bir hesapları da olabilir.
    Güçlüler güçsüz oldukları zamanları düşünüp ,o zaman ne yapmak istedilerse bu gün aynı şeyi yapmaları halinde bütün meseleleri en kısa sürede çözerler.

  11. Şükrederseniz
    Kur’an’da “Şükrederseniz ben onu artırırım.” diyor. AK Parti şükrederse Allah onun oylarını artırır. Nankörlük yaparsa eksiltir. Sadece İstanbul’u ele alalım. İstanbullular, ilçe belediyelerini AK Parti’ye verdiler. Belediye meclis üyelerini AK Parti’ye verdiler. Sadece yanlış yaptığı için Büyükşehir belediye başkanlığını CHP’ye verdiler. Hayır, İmamoğlu’na verdiler.
    Binali Yıldırım milletvekilidir. Gelecek seçimlerde de milletvekili olabilir. Yine Meclis başkanı olur. Hatta bir bakan istifa eder veya yeni bakanlık icat edilirse etkili bir bakan bile olabilir. Seçimleri uzatmak için şeri olmayan yollara başvurma Bağdat’tan döndü. Yüksek Seçim Kurulu’nun adil seçime götüreceği anlaşıldı.
    Evet, Sermaye’nin istediği olmayacak. Türkiye tekrar tek particiliğe dönmeyecek. Yargı varlığını sürdürecek. Ordu halkın oyuna saygılı olacak. Demokrasi bitmeyecek. AK Parti’nin şükretmesi ve kendisine çekidüzen vermesi gerekir. CHP Belediye başkanlarının başkanlıklarına, AK Parti belediye başkanlıklarına gösterilen saygı gösterilmelidir. Ak Parti bunu yapmazsa o da nesiye mensiyya olmaya mahkûmdur.
    AK Parti’nin bitmesine, sonradan katılan AK partililer üzülmüyor, biz üzülüyoruz. Çünkü o partilerde alın terimiz var. Belki de yanlış yapıyoruz.

  12. Kendisi sonucu olgunlukla kabullenmiş bir manzara arzediyordu bir aralar. Tekrardan sayımlarla işin bittiğini sanıyordum. Birdenbire “murdar” nitelemesinde bulunması tuhaf. Binali bey belki böyle konuşmazdı, ama mahalle baskısından mecbur hissetmiş olabilir. “Biz sizin için yırtınıp duruyoruz… Ya biraz hareketlenin Binali Bey, ne bu tevekküllü surat?” falan demiş olabilirler….

    Bu seçimlerde “Murdarlık” var demek, beraberinde daha öncekilerin sorgulanmasını getirir…. Belki de “murdar et ile bugünlere kadar gelmediniz mi” diye soranlar olabilir…..

    *******
    …..
    Düzeni şüphesiz çetindir her zaman
    Her işte “nefs”iyle test edilir iman
    İblisin dümensuyuna kaptırınca,
    Allah’ı test ettiğini sanır insan….
    ……
    *******

  13. Bu yazısında Koru’nun, beni heyecanlandıran, yazmayı düşündüğü kitabın bir nüshasını da, okur müdavimlerinden biri olarak bana da hediye etmeyi düşündüğü oldu… Almış kadar sevindim. Sağ olsun.

    Binali Bey’in ”murdar” deyimine gelince; onun bundan muradı, ”murdar etin kavurması olmaz” şeklindeki kendi deyişiyle de alakalı olarak İstanbul seçimini yenileme beklentisidir. Allem edip kallem edip bu seçimi yenilemeyi kafaya koymuşlar gibi.

    Diyorum ki acaba; onların bu yeni seçim beklentisini de göz önünde bulundurarak Sn. Koru, başlamayı düşündüğü kitap projesini devam ettirirse iyi olmaz mı? Çünkü bu yerel seçim hakkında kitaplar yazılmayı hak ediyor.

    Bitmeyen hikaye misali say say bitmeyen ve henüz sonuçlanmayan ve binlerce oy fark olduğu halde kazananına mazbatası dahi verilmeyen bu İstanbul seçimi buna rağmen yenilenmek isteniyorsa, hakkında kitaplar yazılmayı gerçekten hak ediyor.

    Sn.Koru bu kitabı son yaşananları da hesaba katarak yazmalı ve sadece okur müdavimlerine hediye etmenin yanında satışa da sunmalıdır. Böyle bir kitap konusuyla alakalı olarak bir eser niteliğinde olacak ve gelecekte geçmişten bir parıltı olarak ışıldayacaktır.

    Murdar edilmiş bir seçimin anatomisi olarak..Eserin sahibine ’emeğine sağlık’ dedirtecektir.
    Eminim.

  14. Ekrem İmamoğlu,itirazlar
    başlamadan önce “YSK verilerine göre 27 bin 417 farkla önde olduğunu” söylemişti.İtirazlar sonucu fark 12 binler seviyesine indi.
    Ne yapmalıydı Ak Parti?
    İtiraz etmemeli miydi?Yeniden
    sayılan oylar tüm oyların %10’u civarında.Geriye kalan binlerce sandık sayılsa,her birinde 1 hata tespit edilse sonuç değişir.Efendim, İmamoğlu lehine de değişiklik olabilir.Olsun,iyi ya işte.Niye çekiniyorsunuz?

    2014 seçimlerinde Ankara’da
    Gökçek’le Yavaş arasında
    %1’den az fazla fark vardı.
    Yavaş seçim kurullarına itiraz ettiği gibi,AYM’e ve AİHM’de
    götürmüştü olayı.YSK son itiraz mercii olmasına rağmen. İstanbul’daki süreç,normal bir
    seçim süreci.Normal olmayan
    İmamoğlu ve taraftarı gazetecilerin sabırsızlığı. Seçim günü binlerce sandık görevlisi oyları sayarken,şimdi belli sayıdaki görevli sayıyor.
    Çünkü her birinde bir de hakimin bulunması gerekiyor.

    Yanlış hatırlamıyorsam seçim
    öncesi YSK başkanı kesin sonuçların açıklanmasının
    1 ayı bulabileceğini söylemişti.Yanlış hatırlıyorsam düzeltsin yorumcular.

    • Bekir bey size Önder beyin yorumunu okumanızı tavsiye ederim.Tabiki yasal haklar talep edilir ama yasalhaklara sonradan delil uydurulmaya çalışılmaz.Süreci bir daha gözden geçirmenuzi tavsiye ediyorum.Saygılar

    • Yanlış biliyorsun. 29.000 fark varken kaydırma hataları düzletildi. Düzeltmeden sonra 21.000 den geçersiz oylar sayıldı.Çoğunlukla logo üzerine vurup geçersiz olan akp oyları tekrar sayımda geçerli oldu ve fark akp lehine erdi.6 ilçede oylar tekrar sayıldı fark değişmedi.Artı 57 adet farklı bölgelerden seçilen sandıklarda usülsüzlük arandı fark gene değişmedi.Yani bundan sonrası sizin adınıza biraz mızıkçılık oluyor.

      2014 seçimlerini de yanlış biliyorsunuz.Zira bir konuyu tam öğrenmeden yorum yapmayın lütfen.

      2014 seçimlerinde Mansur Yavaş’ın aynı bu şekilde olan itirazını RED eden YSK 2019 İSTANBUL seçimlerinde sizin itirazları kabul etti.YSK’nın çifte standartına rağmen sonuçlar istediğiniz gibi geelişmedi.

  15. Fehmi abi
    Yazık hep okuyordum. Gurur duyuyordum. Seçimleri bu şekilde değerlendirmen seni yüceltmedi. Fark

    27000 iken 13000 rakamına iniyor. Bu bir. Bir ilçenin sayımı hala devam ederken. Yani hukuki bir durum. Siz bu yazıyı yazdınız. Şahsen benim mantığım sizin bu yorumunuzu anlamadı. Selamlar.

    • Sevgili kardeşim,geçersiz oyların sayımı sırasında farkın yaklaşık 12-13 bin civarında Binali Yıldırım adına gelişmesinin nedeni var.
      YSK TARAFINDAN oy pusulalarında parti ismine yada adına mühür vurulduğunda oylar geçersiz sayılacaktı..çünkü mührün yeri yukarıdaki parti isminin geçtiği yer değil alttaki daire içine vurulmalıydı..daha sonra bu geçersiz oylar sayılırken YSK üst tarafa da mühür kullanıldığında geçerli hale getirdi..YANİ ASLINDA ORTADA BİR USULSÜZLÜK YADA KAYIP GÖÇEK YOK. en azından kimse soy ismine bakarak oy tahmininde bulunmuyor. gerçek mühürlü oyların sayımı yapılıyor

      • Önder bey malesef yapılmak istenben bu algı yönetimi sayesinde farklı kanalkardan gaber seyretmeyen yorumcuların çoğu sizin vermiş olduğunuz bu bilgilerden yoksun bence bu bilgileri Sayın Binali beykede paylaşın seçim gecesi yanılttıkları gibi şimdide yanıltıyorlar.Ha birde basın açıklamasında akşam yediği yemeğin ismini ağzından kaçırmış mumbar mıydı mundar mıydı neydi sahi….

      • Anlattığınız durum yeni bir şey değil.Bundan 20-30 yıl önce de ister pusulada bir parti için ayrılan yerdeki yuvarlağın içine, ister parti ambleminin üzerine mühür basılsın geçerli olurdu. Demirel’in mührü Kıratın böğrüne böğrüne basın söylemi meşhurdur.Hatta oy pusulasında bir partiye ayrılan bölüme 3-5 kez mühür basılsa gene geçerli olur.Memuriyet yıllarında hakimlerin verdiği kurslara katılan ve sandık başkanlığı da yapmış biri olarak söylüyorum bunu.

    • 12-13 bin binali bey lehine bir erime olmadı.Geçersiz oyların sayımı 21.000 den başladı.Akp seçmeni ağırlıkta olarak hatalı oy kullandığı için tekrar sayımlarda o hatalı oylar geçerli hale geldi.Chp’nin de hatalı oyları geçerli hale geldi ama hatalı oy sayısı akp’de daha çok olduğu için geçersiz oylarda fark binali beye daha çok yazıldı.Ama son düzeltmler ile fark 13-14 bin bandına geriledi bu kadar işte.Bunu gören akp yöneticileri sonucu kabullenemeyip,seçmen kaydırma,seçimi iptal ettirme gibi kural tanımaz mızıkçı oyunlarına başvurmaya başladılar.

  16. Sn A. Serdar “Karagüllenin hatırlattığı ORTAKLIK SİSTEMİne …..” http://fehmikoru.com/secim-yenilendi-diyelim-ak-parti-icin-en-kotu-senaryo-iste-o/#comment-32840 (15 Nisan 2019 at 20:42) değinmiş. Bu ortaklık sistemi ayrıntılarını bilmememe rağmen dikkatimi çeken bir konu. Sn Karagüllenin bazı ifadelerini yadırgadım ve sorguladım. Örneğin, geçmişteki bir yazısında Yahudilerin yayılmacı politikalarına ses çıkarmazken Türkiye’ye de yaklaşan bazı topraklarda hak iddia etmelerinin Kuran’daki bazı ayetlere dayandırıyordu adeta. Kurandan bu ayetlerin kaynaklarını merak ettim ve sordum (merağımı gideren olmadı, henüz).

    Ancak, Türkiye içinde ekonomik ve sosyal değeri olan toplumsal gelişmelere örnek teşkil edecek bir ortaklık sistemi ve AR-GE çalışmaları yeni bir kavram gibi geldi. Kuran’ın temel değerlerinden esinlenmiş adil bir sistem, şeffaf bir yönetimle hayata geçirilir günün ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik Ar-Ge ile desteklenirse başarılı olmaması için bir neden yoktur. Bireysel kar, mal-mülk amaçlı değil toplumsal kazanım için Ar-Ge ile destekli tekrar tekrar yatırımı esas alan proje gibi geldi. İyi bir örnek teşkiliyle pilot bir çalışma olarak başlar ve başarılı olduğu kanıtlanırsa arkası gelir. Uygulamalar yaygınlaşır. Toplumun kollektif girişimlerinin başarısı için iktidar/devlet te üzerine düşeni yapmalıdır. Yeter ki devlete ağır mali bir yük getirmesin ve tabii bir gruba özel muamele veya menfaat birliği temin şeklinde bir algı oluşturmasın. Bu sistemin itici gücü katılımcıların fedakarlığına ve topyekun verimli çalışmasına bağlı. Kurulduktan sonra yarın öbürgün bir şirket hüviyeti olmamalı. Örneğin, sabit maaşlı ofis hayatı diye bir şey yok! Müdürü, sekreteri dönüşümlü olarak yönetimde görev alacak ve herkes imece usülü çalışacak, eğitime/öğretime önem vererek faydalı iş üretecek. Yapısal olarak gerçeği ne kadar yansıtır bilemem ama, aklımdan bunlar geçtiği için önemli buldum. Pilot çalışması başarılı olursa bağış verenler ve katılanlar çoğalır…

      • Muhterem RNE bey: Siteye giriş üye kayıt işlemi gerektirmiyorsa bir ara bakarım. Burada söz konusu edildiği için burada kısaca kaynak (sure, ayet no) istemiştim. İstanbul’da değilim. Geldiğimde inşallah uğrarım. Kısmet diyelim..

  17. Fehmi kardeş;
    Ayan beyan belli, aynen benim gibi bunalmışsın…
    Ben çareyi ‘seçim’ yazılarından uzak durmakta buldum, ‘sağlık’ yazıları yazdım!
    Yazmasına yazdım ama ‘seçim sorunu’ devam ediyor, bu ‘sistem’ sorunlu ve hep sorun üretecek…
    Süleyman Akdemir ile son zamanlarda bu ‘seçim ve karar sistemleri’ üzerine odaklandık, haftalık derslerde üzerinde duruyoruz, konuşmaları videoya alıyoruz, İMV videoları olarak yayımlanacak, akademik makale de hazırlanmaya başlandı; ilgilenenlerin bilgisine…
    Bu bunaltıcı konu aynen hikâyedeki konu gibi uzar gider; bu kadarla yetineyim!
    Bugünkü köşe yazımdaki bir-iki bölüm meraklısının ilgisini çekebilir.
    Derde derman değil ama hiç yoktan iyidir diyeyim..
    ‘Bole işta nego nişta’ deriz, biz Balkanlılar!
    ***
    Sağlık sorunu, seçim sorunu; İnsanlık Anayasası

    ‘SAĞLIK SORUNU’ üzerinde durdum, günlerce, birkaç yazı yazdım; ilgilenmesi gerekenler ilgilenirler ve gereğini yaparlar, inşallah…

    ‘SEÇİM SORUNU’ ve ‘Seçim Sonuçları Sorunu’ varken, sen ne diye ‘sistem’ ile birlikte ‘sağlık sorunlarımız’ üzerinde durdun, şimdi sırası mı diyenlerden olabilirsiniz…

    Cevap vereyim. (Aslında cevap vermiştim, o cevabı kısaca hatırlamakla başlayalım.)

    “Sağlık sorunu aslında ‘Sosyal Tufan’ seviyesinde” başlıklı yazımızda neler dedik?

    “Ruhen ve bedenen sağlam ve sağlıklı olan insanlar sağlıklı seçim yaparlar…

    İlim ve iman, ahlak ve feraset sahibi insanlar sağlıklı seçim yaparlar…

    Bu melekelere sahip olan insanlar sağlıklı seçim ve yönetim yapar…

    Peki, bizim her şeyimizi yönetenlerin her şeyi ne kadar sağlıklı…

    Seçmen olarak kendimizden başlayıp kendimizi sorgulayalım…

    Sonra ‘nasılsanız öyle yönetilirsiniz’ kelamını düşünelim…

    Ve sonunda ‘seçim/sayım’ durumunu değerlendirelim…

    Hepsinde daha önemlisi; ‘sistem’ ne kadar sağlıklı…

    Seçim Sistemi, Ülke Sistemi, Dünya Sistemi…

    Çok yönlü ‘sağlık sorunu’ o kadar çok ki;

    Din/düzen, ilim, iktisat, idare/yönetim/siyaset sorunlarımız sadece ‘SAĞLIK’ seviyesinde değil, her vesileyle hatırlattığımız üzere ‘SOSYAL TUFAN’ seviyesinde sorunlu.

    TEŞHİSİMİZ böyle, genel olarak durumumuz maalesef böyle…

    TEDAVİMİZİ de biliyorsunuz, binlerce defa yazdık…

    ‘ADİL DÜZEN’ diyerek tekrar hatırlatmış olalım;

    ‘ADİL EKONOMİK DÜZEN’ ile birlikte…”

    Nokta!

    ***

    Bu kadar!

    Anlayan anladı.

    Anlamayanlar nasipsiz.

    İnadına anlamayanın adı belli.

    Evet, Allah nezdinde adı ve akıbeti belli.

    “BİZE DÜŞEN MÜBİN/AÇIK TEBLİĞDİR.” (Ayet, 36/17)

    Nokta!

    ***
    TAMAMI İÇİN;
    http://www.akevler.org/AkevlerMakaleler/11070/SonEk/0/Resat-Nuri-Erol/Saglik-sorunu-secim-sorunu-Insanlik-Anayasasi

  18. bugün 16 Nisan ve seçimin 17. günü… “Güçlü ordu Güçlü Türkiye” sloganı sınıfta kaldı Dünyanın gözünde…. Neden hep İstanbul seçimleri üzerinde yoğunlaştık. Muş, Balıkesir, Uşak, Malazgirt, Çınarcık gibi yerler seçime girmediler mi? maden ki bir oy çok değerli neden sadece İstanbul. Bana göre YSK sınıfta kaldı. Eminim başka ülkelerde olsaydı; YSK başkanı istifa ederdi. Eski seçimlere baktığımızda: Anadolu haber ajansı daha saat gece 23.00 olmadan verileri bitirdi. Ak Parti Balkon konuşması yapardı. Şimdi soruyorum size Anadolu haber Ajansı gece sayımı neden tamamlamadı? Neden Gerekli bir açıklama yapılmadı? Eğer seçimde hile varsa da seçimden sorumlu kişiler neden bugüne kadar istifa etmediler?

  19. Sayın F. Koru bir yazısını -üstelik doğrudan isim de vererek- “Ayıp ettiniz” ifadesiyle tamamlıyorsa, belli ki çok derin bir düş kırıklığına uğramış. Ben Binali Bey’in yerinde olsam, yazının o son ve kısa ifadesini okuduğumda sarsılır, üzüntü ve huzursuzluktan sıyrılmam zaman alırdı.

    Bence, ifadenin şu ya da bu yazardan değil, Fehmi Koru’dan gelmiş olmasının anlamı üzerine kafa yorsun Binali Yıldırım -kendi kişisel yazgısını ve itibarını gerçekten kaygı ediniyorsa eğer.

  20. Seçimin bittiği an ilan edilen oy sayıları ile bugün kü sayılar arsında böyle binlerce fark olunca bana da murdar edilmiş gibi geliyor..Bu fark sizi rahatsız etmiyor mu?Neden rahatsız etmiyor acaip bir durum

    • Sevgili Aynur kardeşim,geçersiz oyların sayımı sırasında farkın yaklaşık 12-13 bin civarında Binali Yıldırım adına gelişmesinin nedeni var.
      YSK TARAFINDAN oy pusulalarında parti ismine yada adına mühür vurulduğunda oylar geçersiz sayılacaktı..çünkü mührün yeri yukarıdaki parti isminin geçtiği yer değil alttaki daire içine vurulmalıydı..daha sonra bu geçersiz oylar sayılırken YSK üst tarafa da mühür kullanıldığında geçerli hale getirdi..YANİ ASLINDA ORTADA BİR USULSÜZLÜK YADA KAYIP GÖÇEK YOK. en azından kimse soy ismine bakarak oy tahmininde bulunmuyor. gerçek mühürlü oyların sayımı yapılıyor.

      • Gecerli ve gecersiz oy konusunda 24 haziran seciminde uygulanan kurallarda yuvarlak icine vurulacak diye bi zorunluluk yok. Partinin yada ittifakin kutucugu icene vurmak gecerlilik icin yeterli…

        Daha önce bi yorumcu “önceki secimde yuvarlak disina vurmak gecersizdi, simdi niye gecerli yapildi” demisti. Bu pek de dogru degilmis.

        24 haziranda gecerlilikle ilgili kurallar söyleydi:

        43. Mührün yuvarlak alan dışında, partiye veya adaya ait olan kutu içerisinde, başka adaya, partiye veya ittifaka taşırmadan basıldığı oy pusulaları GEÇERLİDİR!
        https://twitter.com/sandikgucu/status/1000706300295118849

        42.Bir adaya, siyasi partiye veya ittifak alanına; başka bir alana taşmamak kaydıyla birden çok mühür vurulmuş olan oy pusulaları GEÇERLİDİR!
        https://twitter.com/sandikgucu/status/1000706294628659205

        44. Bir ittifakın ünvan alanına basılması durumunda, o oy ittifakın ortay oyu olarak yazılır ve GEÇERLİDİR!
        İttifak ünvan alanına ve aynı zamanda bir partiye mühür basılmışsa, o oy ilgili partiye yazılır ve GEÇERLİDİR!
        https://twitter.com/sandikgucu/status/1000706307232534528

        Bu secimlerde, gayet makul görünen bu kurallar, (secim öncesi degismis ise) niye degismis bilmek isterim.

    • Akp seçmeni genelde mührü Akp logosuna bastı.Bu normalde geçersiz bir işlem.Fakat tekrar sayımlarda hakim huzurunda iyi niyet göstergesi olarak bu pusulalar geçerli kabul edildi ve fark bu noktalara düştü.AMA buraya kadar düştü bunun ötesi yok.Tamamen ysk’nın sürecinde hakka hukuka uygun şeklide tekrar sayımları 2-3 kez yapıldı.Bunlardan umduğunu bulamayan Akp yöneticileri seçmen kaydırma üzerine senaryo yazarak seçimi iptal ettirme peşine düştü.

  21. va esefa,
    kaybetmeyi bilmeyenler, her gün yeniden yeniden kaybediyorlar. Sizin gibi salim ve selim akıl bir insanı bile kızdırmayı başardılar ya…

  22. İmam Hatip Lisesinde Okurken Arapça Eski Metinler Kitabı vardı ve o kitapta bu hikayenin bir başka versiyonu ve gündeme daha uygun olan şeklini okumuştuk aradan kırk yıl geçti hatırladığım kadarıyla hikaye şöyle(Musadenle Fehmi Bey):Kralın biri , Kim bana bitmeyen bir hikaye anlatırsa ona büyük bir ödül (Bir kese altın) vereceğim der. Ülkenin bütün kıssacıları gelirler hikayelerini anlatırlar bazısının hikayesi üç saat bazısının hikayesi beş saat, bazısınınki on saat sürer ama biter bir kıssacı daha gelir ve kralın huzurunda anlatmaya başlar:” Efendim, evvel zaman içinde bir kral varmış kralın bir darı ambarı varmış oraya bir karınca dadanmış ambara geliyor bir buğday tanesi alıyor yuvasına götürüyor, tekrar geliyor bir buğday tanesi alıyor yuvasına götürüyor, tekrar geliyor bir buğday tanesi alıyor yuvasına götürüp bırakıyor hikaye böylece bitmeden günlerce devam ediyor Kral Tamam yeter sen kazandın bu hikayenin biteceği yok ödülü sen kazandın diyor ve ödülü kıssacıya veriyor. Hikaye bu onlar ermiş muradına biz geçelim kerevetine

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız