Bunların hangisi gerçek: Hükümet ve destekçilerinin mi, anketlere yansıyan halkın tablosu mu?

36
Side view of attractive businessman standing and looking into the distance on abstract year 2019, 2020 direction sign board on subtle background. Happy New Year, research and future concept

Önce şu satırları okuyalım:

“(..) Muhalefet, dış politika konusunda taban eğilimleri açısından istenilen performansı üretemiyor. İktidar ve Erdoğan ise dış politika konularında giderek desteğini yükseltiyor.

Erdoğan, sürekli dış gezilere gidiyor. Ülkenin gündemini yukarı çekiyor. İçeriye yönelik, muhalefetin ihtiyaç duyduğu tartışma malzemelerini vermiyor. Uluslararası toplantılarda belirleyici bir etki ortaya çıkarıyor. Türkiye’nin çıkarlarından taviz vermemesi ve atacağı adımları kararlılıkla sürdürmesi tabanda Erdoğan’a yönelik sahiplenmeyi yükseltiyor. Eleştirileri ise azaltıyor.

“Bunun yanında muhalefetin uluslararası çevrelerle Erdoğan karşıtlığında sürdürdükleri ittifak eski ivmesini kaybetti. Son 10 yıllık dönemde uluslararası çevrelerde sürdürülen, Erdoğan’a yönelik saldırılar, itibarsızlaştırma girişimleri, ‘diktatör’ ya da ‘tek adam’ söylemleri gibi kampanyalar limitini doldurdu. Muhalefetin Erdoğan’a yönelik söylemleri Batı’da eskisi kadar alıcı bulmuyor.

“Seçim dönemi öncesi ve sonrasında AK Parti çevrelerinde içe yönelik tartışmalar da tavsadı. İşte en son deprem sonrası kriz yönetimindeki iktidarın gösterdiği başarı, ekonomide yaşanan toparlanma, bakanların kendi görev alanlarında olumlu algılarının yükselmesi iktidara yönelik eleştirileri azaltıyor.” (Siyahlar yazara ait).

Yukarıda alıntıladığım satırlar, AK Parti’ye araştırma ve raporlarıyla lojistik destek sağladığı bilinen SETA kurumunun önemli isimlerinden biri olan Nebi Miş tarafından kaleme alındı ve sürekli yazarı olduğu AK Parti’nin itibarına sahip Türkiye gazetesinde bugün yayımlandı.

Belli çevrelerde uzun zamandan beri ısrarla sorulup duran “İktidarın politikalarının belirlenmesinde kimler etkili?” sorusuna cevap teşkil edebileceği için özellikle önemsedim bu yazıyı. Yazarın kimliği ve yazdığı gazetenin gördüğü itibar yanında, yazının alıntıladığım bölümünün uygulanan politikalarla da örtüşmesi SETA’nın bu alanda etkili olduğunu gösteriyor.

SETA’dan destek aldığı bilinen hükümetin önemli bir üyesinin dün Osmaniye’de yaptığı konuşma da bugünkü gazetelerde yer almakta.

Reklam

Ekonomiden sorumlu Hazine bakanı Berat Albayrak’ın konuşması…

O da müjdelerle dolu şu konuşmayı yaptı dün:

“2018 yılı ekim ayında enflasyon yüzde 25.2 seviyesindeydi ve enflasyon beklentilerindeki iyileşmeyle birlikte 2019 yılı eylül- ekim aylarında tek haneye ve yıl sonu 2019 yeni ekonomi programındaki hedeflediğimiz oranın altında 11.8 oranında yılı kapattı. 2020 yılının çok net ifade ediyorum hafif dalgalanma olsa da mayıs- haziranla birlikte Türkiye tek haneli, kalıcı enflasyon hedeflerine ulaşıp 3 yıllık yeni ekonomi programında hedeflediğimiz, 2020 enflasyonu yüzde 8.5 hedefini inşallah başaracağız ve 3 yıllık yeni ekonomi programında da yüzde 5’in altı hedefimizi de 2022 yılında en güçlü performansımızla ulaşacağız. 2020 yılında da enflasyonla mücadele noktasında çok kararlı duruşumuz devam edecek. Enflasyonla mücadele, faizle mücadele iş dünyası açısından maliyetlerin ve faizlerin düşmesiyle birlikte yatırım, istihdam iklimi, ekonomik özgüven iklimi daha ileri gidecek ve bu da yatırım iklimin ötesinde Türkiye’nin bölgesel etkinliğinde çok daha farklar ortaya koyacak.”

Belli ki, ülkeye politikalarıyla istikamet biçenler, bizim yaşadığımızdan çok farklı bir tablonun varlığına inanıyorlar.

Dış politikada hiçbir zorlukla karşılaşmayan, tam tersine her yerde itibar gören bir ülke Türkiye ve ekonomisi de emin ellerde ve her geçen gün daha da güzelleşiyor, onlara göre…

Oysa kamuoyu yoklamaları hayli zamandır çok farklı bir Türkiye tablosu çiziyor.

Türkiye’nin anketlere yansıyan tablosu

İsterseniz önce ekonomik gerçeklerle o tabloyu okumaya başlayalım.

Reklam

Güvenilir bir araştırma kurumunun geçen yılın sonunda yapıp bu yılın ilk haftasında yayımladığı ‘Türkiye’nin Nabzı’ araştırmasında kendilerine “Türkiye iyiye mi, yoksa kötüye doğru mu gidiyor?” sorusu yöneltilenlerin yarıya yakını (yüzde 45.8) “Kötüye gidiyor” cevabını vermekte. “Türkiye kötüye doğru gidiyor” kanaatini seslendirenlerin yarıdan fazlası (24.8) AK Parti seçmeni.

Kanaatin sebebini teşkil edebilecek ipuçlarını aynı araştırmanın değişik sorularından alabiliyoruz. “Türkiye’nin en önemli sorunu nedir?” sorusuna “Ekonomidir” (42.4) ile “İşsizliktir” (18.1) cevabını verenlerin toplamı yüzde 60.5…

AK Parti iktidarı boyunca nadir görülmüş bir durum bu. [Aynı kurumun 31 Mart 2019 seçimi öncesinde yaptığı araştırmada oran 74.3’tü; onun sandığa nasıl yansıdığını biliyoruz: Ankara, İstanbul dahil pek çok büyükşehir belediyesini o seçimde kaybetti AK Parti.]

Daha da önemlisi, “Ekonomi ve işsizlik sorunlarının 2020 yılında çözülebileceğine inanıyor musunuz?” sorusuna verilen cevaplar: Yüzde 67.6’sı ekonominin, yüzde 73.8’i de işsizlik sorununun çözülemeyeceği kanaatinde. [Aynı insanlar ülkede ‘adaletsizlik’ diye bir sorun olduğuna da inanıyor ve yüzde 82.1’i bunun bu yıl düzelemeyeceğini düşünüyor.]

“Son bir yıl içerisinde sizin veya ailenizin geçim şartları/refah düzeyi nasıl değişti?” sorusuna “Kötüleşti” cevabını verenler (57.0), “İyileşti” diyenlerden (16.3) çok daha fazla.

“Ekonomi kötü yönetiliyor” diyor cevap verenlerin yüzde 61.9’u. Böyle düşünenlerin içinde hayli fazla (35.9) AK Parti seçmeni de var.

Hükümetin dış politikasına yönelik kanaatler de var araştırmalarda, onlara da biraz yakından bakabiliriz. 

Bir başka kurumun yeni araştırmasında, ankete katılanların yüzde 58.7’si Libya’ya asker göndermeye karşı çıkıyor, ABD ve İran arasındaki gerilimde yüzde 71.9 “Tarafsız kalınmalı” diyor, “Avrupa Birliği’ne üye olmalıyız” diyenlerin oranı da yüzde 55.3’e varıyor.

Bu ikinci araştırmada da “Ekonomi ve işsizlik başlıkları en önemli sorun” (toplamı 54.6) cevabı ağırlıkta.

[İlk araştırmada Libya’ya asker göndermeyi onaylamayanların oranı 49.7; AB üyeliğini arzu edenlerin oranı da yüzde 53.7 görünüyor. Farklı iki kurumun bir ay arayla yaptığı araştırmaların sonuçları iç ve dış politikalara bakışta birbiriyle örtüşüyor. Ortak bulgu, “İyiye gitmiyoruz, önemli politik kararları onaylamıyorum” diye özetlenebilir.]

Gerçek tablonun bu iki araştırmanın bulguları istikametinde olduğunu düşünmek için başkaca da sebepler var: En azından, market alışverişi resmi enflasyon rakamlarına ters bir algı veriyor; dışa dönük arayışlarda sonuç alınamadığı ise giderek yerleşen bir kanaat.

SETA’da etkin yazarın ve ülkenin ekonomisinden sorumlu bakanın söyledikleri ile çelişen gerçekler bunlar ve yönetimin bu gerçeklerle yüzleşmesi gerekiyor.

Bunu kim yapacak?

“Medya” demeyin de ne derseniz deyin lütfen.

ΩΩΩΩ

36 YORUMLAR

  1. Ugur bey!merhaba kusura bakmayin zaman darligindan dolayi size gec cevap yaziyorum.
    yukardaki haberin sadece bir kismini yazdim.
    Hollanda hukumeti o fetfadan hemen sonra Gulen camaatini koruma altina almis ve hizli bir sekild iltica islemlerine baslamis.
    O universite Erdogan destekli ve ozel bie sitatusu var.Bu nedenlerden dolayi hollanda kanunlari hemen islem yapamiyor yoksa onlarin yasalarina gore suc ve hemen tutuklanir.
    simfi hollanda bu okula verdigi destegi cekerse zaten buda digeri gibi kapanier.
    digerinin ismini unuttum bir kac yil once hollanda onada bir yolsuzluktan dolayini destegini iptal edilmisti.
    Saglicakla kalin.

  2. Medyada bir kısım anket şirketleride iktidarın konturolünde Anadolu Ajansı ve TRT Pelikan Çetesinin ağzına bakıyor.

    Geçenlerde okuduğum bir yazıda “demokrasi adına tekşey seçim kaldı” deniliyordu. Son 6 yıldır yapılan seçimlerin hangisi adil bir ortamda yapıldı.

    CNN Türk’e yapılan boykot eleştiriliyor. İktidar partisi yıllardır FOX TV ve HALK TV’yi boykot etmiyor mu? Boykotunda ötesinde FETÖ ile alakası olmadığı herkesçe bilinen SÖZCÜ Gazetesi’nin sahibinden tutunda Emin ÇÖLAŞAN’a kadar Cumhuriyet Gazetesi yazarlarına kadar FETÖ suçlamasıyla davalar açılıp sözüm ona yargılamalar yapılıp cezalar verilmiyor mu?

    SETA’nın Medya mensuplarını fişleyen bir kuruluş haline geldiğini sağır sultan duydu. Sizde sizin hakkınızdaki kanaati pekala biliyorsunuz Fehmi Bey.

    Türkiye’yenin bu dönem yeni bir Mehmet Ali BİRAND’a ihtiyacı var. Hernekadar eleştirilsede Öcalan’la yaptığı röportaj çoğu tabuların yıkılmasına sebep olmuş örgütün ve liderinin ne olduğunu bizden bir göz ile göstermiş o dönemden itibaren örgütten kopmalar başlamış ve katılım azalmıstı. Belki abartıli bir yorum fakat dolaylı olarak etkisi olmuştu. O röportaj bilinmeyeni bilinir hale getirdi. Bilinmeyende gizem vardı ve insanlar o bilinmeyeni merak ediyor ilgi duyuyordu.
    FETÖ bir kült haline dönüşebilir özellikle iktidar partisinden kopan radikal muhafazakar gençlerin ilgi odağı haline gelebilir ve bu çok tehlikelidir. Birand gibi bir gazetecinin röportaj yapıp merak edilen tüm soruları sormasının zamanı gelmiştir. Bunu yapabilecek bir gazeteci varmıdır? Önemli olan bu.Soran ve sorgulayan bir toplum olmazsak hangi parti kurulursa kurulsun veya iktidarlar değişsin koalisyonlar ittifaklar kurulsun birileri iktidar olsun muktedir olamaz.
    Ci’ler, Cu’lar Çü’ler bitmez.

    • Fetö’den kastınız Fethullah Gülen’in fikirlerini benimsemiş ve bu fikriyata dahil olan camiayı kastediyorsanız ne Gülenin fikirleri ne de bu fikri benimsemiş olan cemaati bir “kült” olmaz.

      Kült tartışmaları İsmail Sezgin, Gökhan Bacık gibi bazı isimlerin başkaları üzerinden yaptıkları tamamen zanna dayalı bir tartışma ve daha çok bu hareket 30 sene 50 sene sonra bir kült haline gelmemeli kaygısıyla yapılan tartışmalar.
      Aynı zamanda kültleşmeye karşı bir direncin var olduğunu göstermesi bakımından da çok önemli.

      Bugün bu camianın başına gelenler tamamen kültleşmiş bir kültürün neticesi
      Kültleşmenin nelere malolduğunu soykırım gibi en acı biçimde tecrübe eden bir camia kendisi kültleşir mi?

      Bu hareket radikalizmi kendi içinde barındırmıyacak kadar donanımlı ve korunaklı, dışarıdan radikal tutum ithal etmez, içiniz rahat olsun Ali bey.

  3. Zekeriyya
    “8 Şubat 2020 at 13:23
    Ahmet Akgündüz hoca Türkiye’nin en güvenilir hocalarından biridir.”

    Zekerriya bey! Siz herhalde Alpaslan Kuytul Hoca ile karıştırdınız?
    Yoksa 20 günlük ve 20 yaşindaki erlerin,ve Harb okulu öğrencilerini kesenleri adeta dinen temize çıkarma ve onları aklama fetvasimi. 15 Temmuz’u Sizin beğendiğiniz saraydan emir alan hocalar gibileri sayesinde “HAFIZ AZIZ NESIN” atayist Aziz Nesin yapanların ne mal olduklarını öğernmek için, gene onun oğlu Ahmat Nesini 15 Temuzu kimlerin yaptığını belgeleri ile peylaşan yazılarını okumanızı tavsiye ederim.
    Sizin beğendiğiniz hocanın o telefon konuşmasını dinledim…. tam bir saray fetvacısı. Zaten öğle olmassa Erdoğan onu hiç o üniversitenin başında tutarmi?

    Ben bugün Bakara Süresi 122. Ayetinin meãlini Özelikle İngilizce olarak peylaştım o meâlde bizimkilerdeki gibi ( bir zaman) sizi üstün yarattim demiyor hatta arapça tevsirlerdede öğle yazmıyor.
    O ayette hatırlatyor ve diğer 21 ayetlerdede onların hataları nedeni ile işledikleri suçlari ve başlarına gelen belalari hatırlatip, birdaha ayni sapikliğa düşmemeleri içinde uyariyor.

    Şu an İslam hukuku kanununu İngilizcesini okuyorum, hiçte sizine beğendiğiniz saray fetvacisinin sõyledikleri ile uyuşmiyor.
    17/25 Aralığide yazacam bakalım Türkiyenin en iyi din alimleri kimler için fetva verdiklerini belki anlayabilirsiniz.

    Katil mutahitlerin sayesinde tiren kazasında õlenlerin anısina dahi saygı duymayan şatafatli törenler için bu alimler ne gibi tepki veriyor? Hiç duydunuzmu?
    15 Temmuzu neden Genel Kurmay başkanina değilde Fehmi koruya sorduklarıni dair Türkiyenin en iyi ALIMI FETVA VE TEPKI VERMIYOR?
    Sağlıcakla kalın.

  4. Sayın Hattat!
    Ben tam tersine,AKP baştan ve çok önce muktedir olsaydı da gerçek yüzünü çok önce görebilseydik, bu kadar bedel ödemeseydik, ülke bu kadar zarar görmeseydi diyorum.

  5. Üstad’ın dünkü yazısında bahsettiği iktidarın Aşil topuğu’na bu yazı bir cevap içeriyor olabilir mi?

     http://hukukpenceresi.com/2020/02/06/yasa-teklifi-suretiyle-intihar-eden-vekil-avukat-mahmut-tanal/

    Yazının içindeki bir paragraf herkesin dikkatini çeker de, bu durum bundan sonra da aksamadan devam eder mi diye merak ediyorum.

    • Sol demokratlar, sol liberaller, bağımsız düşünebilen, aklını ve ahlakını bir din adamından çok daha fazla su katılmamış bir siyaset esnafı ve iktidar düşkününün ellerine teslim etmek gibi kepazeliklerden fersah fersah uzak bireylerdir, Baran Kardeşim. Bayramoğlu’nun yazsında katıldığım ve katılmadığım noktalar var. Ne yani: Yazarın adı Ali Bayramoğlu diye kendi yaklaşımımı gözden geçirip tahsis etmemi mi bekliyorsun benden?

      Bizim cenahta işler çok başka yürüyor Baran -kerameti kendinden makul biri konuşur, papağanlar ordusu tekrarlar türü ataerkil zihni dumura uğramışlıklardan uzak insanlarız. Hocasız ve dahi lidersiz yaşarız 😉

    • Baran bey şu yaptığınızı çok yanlış buluyorum.Niçin laf yiyeceğinizi bile bile tahrik edip duruyorsunuz Allah aşkına?.Yapmayın lütfen…

    • Madem Ali Bayramoğlu’nun değerlendirmelerini pek bir dikkate değer buluyorusunuz ve referans kabul ediyorsunuz, o zaman ben de sizin yazarın Cemaat değerlendirmeleriyle tanışmanıza vesile olayım:

      “Bugün sorun bu dokunun cemaat olma sınırlarını aşması, politik olarak aktif hale geçmesi, iktidarlaşmasıdır. Bir yerden sonra sosyolojik örüntünün gölgede kalmasıdır.

      MİLYONLARCA CEMAAT ÜYESİ SİYASİ GÜNDEMİN DIŞINDA

      Gülen cemaatinin milyonlarca üyesi var, pek çok insan bu olaylardan tümüyle uzak, hizmet uğruna malını, mülkünü veriyor, bu meseleyi evladından bile öne alıyor. Ve bu insanların siyasi gelişmeyle, meşruiyet sınırının aşılmasıyla, bunların iç öyküleriyle ilgileri, ilişkileri ve bu konuda bilgileri yok…

      Bu sınır meselesi ve yukarıda söylenen ayrımlar sadece Türkiye için değil, o cemaat, o insanlar için de önemlidir.

      POLİS KAFASINDAN TOPLUMSAL VE MEŞRU OLANA DÖNÜLMELİ

      Şunun farkına varmalı cemaat üyeleri: güçlenme, yayılma, özellikle güvenlik birimleri ve stratejileriyle yapılmaya başlanmışsa, o strateji ve uygulamalar cemaati kontrol etmeye başlarlar

      Ve cemaat polis mantığına, polise, güvenlikçilere teslim olur…

      Buradan geri dönmek toplumsala ve meşruya dönmektir…

      Şeffaflık da budur… ”

      26 Şubat 2012

  6. Sayın Koru!
    Medya demeyelim tamam.
    Sosyal medya olur mu?
    O da olmaz diyorsanız durum “vahim”
    Zira Allah gerçekleri anlatmış/anlattırmış.
    Normal yollar tamamen kapatılınca, manialar “bela ve musibet” ile bertaraf edilmiş

  7. Ahmet Akgündüz hoca Türkiye’nin en güvenilir hocalarından biridir.
    Bazı tarz ve tavırlarını eleştiririm.
    15 temmuz gecesinin silah doğrultanlar ve teşvik edenler kur’an-ı kerim’e göre Ahmet hocanın dediği gibidir.
    Ama isimlendirmesini yanlış buluyorum.
    Buna adil yargılamadan sonra karar verilir. Ki Devlet kendisine karşı ve öldürülenlerin akrabaları isterse affedebilir kur’an-ı kerim’e göre.
    15 temmuz gecesi kalkışanlar devletin elinde, ne yapacağına devlet karar verir.
    Ama bir gerçek var. 15 temmuz gecesi sebebiyle onbinler hak ve hukukundan mahrum hale geldi. Söz söyleyebiliyorsak, cesaretimiz varsa bunların hak ve hukukunu korumak için söylemeliyiz.
    https://www.yeniasya.com.tr/zekeriyya-kocalan/insan-cok-cok-zalim-cok-cok-nankor_512093

    • 15 temmuz alçakça girişimini yapanların devletin elinde olduğunu nereden biliyorsunuz Zekeriya hocam. Nizamiyeden gizlice giren ve uçaklari helikopterleri kullanarak havadan ateş edenlerin emekli askerler olduğu söyleniyor nerede bunlar?

  8. Hatay’da bir vatandaşımızın “çocuklarım aç” diyerek kendini yakmak suretiyle intiharı mı gerçek ?
    Ağrı AKP il meclis üyesinin “bu olay ucuz siyasi manevra” iddiası mı doğru?
    Daha doğrusu hangisi inandırıcı?
    Bence ucuz siyasi manevra iddiası!
    Zira vatandaş “ucuz”olana inanmıyor.
    İlla “milyar dolarlık” olacak ki inansın.
    Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum.Bu tür intihar aşamasına varan olaylarda dahi, mutlaka bir AKP mensubu “ekmek bulamazlarsa pasta yesinler” mealinde açıklama yapıyor.

  9. Ülkemizin en önemli ve en büyük sorunu Adaletsizlik. Bu Adaletsizlik hem hukuk sisteminde hem de topluma karşı uygulamalarda çok açık bir şekilde görülmektedir. En önemlisi de mülakat(torpil) uygulaması halkın büyük bir bölümü bu durumdan çok rahatsız fakat siyasilerin bir kısmı da bu durumdan rahatsız bir vatandaşa yardımcı oluyor on vatandaş küstürülüyor.
    Ekonomik olarak 2018 Ağustosundan bu yana çok ciddi bir gerileme oldu dolar bir anda fırladı doğal olarak dolarla birlikte bütün ürünlerin fiyatı arttı daha sonra doları aşağıya doğru çekildi peki fiyatı yükselen ürünlerin fiyatı çekildi mi kesinlikle çekilmedi gramajı düşürülerek fiyatı düşürme taktiği yapıldı
    Toplumda bunun örneği kredilerinde görülmektedir vatandaş kredi batağına saplanmış durumda yöneticilerin faizleri düşürme gayreti de bu yüzden faizler yükselmeye devam ederse kredi çekenler patlayacak faizler yüksek olduğu için kredi çekilemeyecek ve piyasada para dönmeyecektir. Şu an da Ülke Ekonomisi Faizlere bağlı. Üretime bağlı olmayan ülkelerin ekonomisi faizle kontrol edilmeye edilir.

    • Ahmet bey madem derdiniz adalet, yakınlardaki bir adliyeye gidip kendinizle ilgili şikayette bulunup bi dava açılmasını sağlayınız! Ondan sonrası zaten kolay, atılı suçları olduğu gibi itiraf edin ve şartlı serbestlikle filan hemen dışardasınız zaten! Eğer bu da yetmezse, ağır cezada ya da daha böyle örgütlü bi suçla ilgili ifade vercem falan diyip kendinizi tutuklattırmaya çalışın, baktınız olmuyor ifade sırasında savcı beye filan küfredersiniz, allahın izniyle ordan çok güzel bir adaletsizlik hikayesi çıkar yani..! Hadi kolay gelsin…

  10. Bu sitede sık sık Ayet meâleri paylaşiyorlar.
    Geçen gûn Müsevilerle ilgili Bakara süresi ayet #122 aşağıda iki ayrı tevsircinin ayni ayetin İngilizle meâli.
    Ben bu Ayetti okuduğum zaman halen daha Müsevilerin o özelliğe sahip olduklarını düşüniyorum. Kaç miliyon olduklarını tam olarak bilmiyorum fakat Dünyanın ekonomisi onların elinde! Teknoloji desen var zenginlik desen var çalışkanlık desen var; çölü cennet gibi yapmişlar. Bu kadar zengin olmalarına rağmen israf etmezler.
    Bazen onların sitelerindeki tartışmaları okuyorum, ve bizimkilerle karşılaştıriyorum. O zaman hemen bakara 122 ayetini hatırliyorum.

    Müseviler’in! Müslümanlar için tek bir hakaretlerini okumadım, kendi hükümetlerini kiyasiya eleştiriyorlar ve barış istiyorlar. Esas barışı istemiyenler Karınları ve gözleri doymayan kıralar, kendilerini Müslün olarak insanlara tanitan diktatörler. (Ürdün Kırali hariç)

    Birde bunlar destekleyenler.
    Ya biz Türkler? Bizim Türkleri tanımak için havuza falan gerek yok Fehmi beyin yorumcularına bakmak yeterli.
    Depremde yıkılan evler çiğ altında õlen insanlar. Harap olmuş ve insanlığını kayip etmiş ülke biz bunları konuşup ne yapılabilineceğini ve doğal kaynaklar nasıl kullanılır gibi fikir üretmek yerine milleti soyanları savunurken çõp ihraç eden bir ülkeden gurur duyuyoruz ve savaşlarımızla õvünüyoruz.

    Kars, Sarkamış ve çevreleri Ruslar işgal ettikleri yerlere örneğin bizim koyede su ile çalışan değirmen ve buğdayin kabuğunu ayıran taşdan yapılmış aletler vardı bulgur ve yarmayi orda işlerdiler, kõyün okulu ne deprem ne kar nede yağmur etkilemezdi.
    Biz Türkler millete hızmet yerine zahmet verecek ne varsa onu yapanlari seviyoruz.

    Rusların yaptığı bizim kõyümüzden geçen şehirlere arası küçük tiren ve kara yolu vardı. O yolun üzerinde 40 köy ve çok yakın olan dağ kõyleri acıl hastaları hasthaneye gõtürmek ve ürünlerinide gene şehirde satmalari kolaydı. 1960 ların başinda köylere uzak büyük tiren yolu yapildi birde tiren yoluna rahmet okutacak üzerinnde kõy olmaya sadece en yakın 3 tane dağ kõyü olan ayni zamandada araz nehrinin tam yanina yapmişlar arabalar viraji alamayip nehre üçuyormuşlar. Sanki şeytan onlara Milleti mağdür etmeleri için musallat olmuş gibi, hazır ellerinin altında yolları birakip, (bizim doğunun meşhu lafi) taa cehenemin dibinde yol yapiyorlar.

    Ruslar Sarkamiş ve Karstada sağlam ve halen daha kullanılan askeri kışlalar, devlet dairelri, ayrıcada
    Şehirlerin sokakları taşlardan yapılı ve çokta sağlam. 1988 de gittiğimde sanki yeni yapılmış gibi bir taş dahi yerinden oynamamış.

    Bu ayette Anlatılan üstün insan özelliği bilim, ilim, teknoloji,Tip ve dürüst hizmetleri veren insanların üstünlüğü. Din,, iman ve inaç insanin kendi sorumluluğunda olan bir durum.

    Bakara 122
    SAHIH INTERNATIONAL

    O Children of Israel, remember My favor which I have bestowed upon you and that I preferred you over the worlds.

    Bakara 122
    Abdullah Yusuf Ali
    O childern of İsrael call to mind the special favor which I bestowed upon you, and that I preferred you to all others ( for my message)

    • Bakara 122. nin halen Yahudilerin hakimiyetini işaret ettiğini düşünmüyorum.Zaten zaman zaman yaptığınız yorumlarınızı hatırladığımda sizin de aslında ecnebilerin yaptıkları işi sağlam yaptıklarını anlatmak istediğinizi anlıyorum ki; bu doğru.Adelina hanımın https://www.ocakmedya.com/persler-farslar-ve-yahudiler-can-dusmani-sadece-bir-algi-mi/ yazısının alt sayfalarında ayrıntılı bir değerlendirmem olmuştu.Okudunuz mu bilmiyorum.İşlerini sağlam yapsalar da bazı hakim güce sahip devletler dünya düzenini tarumar ediyorlar.Zannediyorum hemfikiriz.

      • Ugur bey!
        Ayete, Onlari ikaz ediyur!Yani size bu ozeligi verdim! o demek degilki yanlislariniz cezasiz kalacak anlaminda.Yanliz yazida da belirttigim bazi ozellikler halen daha devam ediyor!
        baslarina gelenler de kendilerini ustun gorup baska irklari kucuk gormeleri ve ortaligi karistirmalari gibi,nedenlerden dolayi.
        Fakat,calisip islerine hile katmadiklari icin Allahu CC onlara mali mulku ve gucu veriyor.
        Muslumanlarda bu ozeliklerin hic bbirisi yok. Sucu kendimizde aramak yerine Yahudileri sucluyoruz.

        • Demek ki esas olan neymiş? doğru düzgün çalışmakmış, hile yapmamakmış! O halde yahudilerin hiç bir üstünlüğü yok!… Gittikleri yerlerde itilip kakıldıkları için daha fazla çalışmak ve birbirlerine sarılmak (yardımlaşmak) zorunluğunda hissetmişler kendilerini. Bu da otomatikman başarıyı doğuran şeydir. Hakkıyla çalışanlar, onlar kadar başarılı olur (olanlar var nitekim). Hz. Peygamberin veda hutbesindeki gibi müslüman bir de “takva” ve “dindar”lık örneği gösterebildimi, yahudi bu dünyada da geride kaldı demektir… İstedikleri kadar Nobel ödülü verilmiş olsun kendilerine…

  11. Bazen diyorum ki keşke Ak Parti tam muktedir olamasaydı.Gücü hissettiği anda kimlik değiştirdi Ak Parti.İktidar olup muktedir olamadığı dönemlerde kuruluş ilkelerine daha sadık,farklı görüşlere daha tahammüllü,realiteden daha haberdardı.Güç böyle bir şey işte.Ak Parti bu gücü her şart ve koşulda koruyabileceğine inandı.Bu inanç da yanlışları birbiri ardına sıralamasına sebep oldu.Ben yaptım,oldu anlayışı da gücün sonucuydu.İstişare kültürüydü oysa zamanında partiyi ayakta tutan.2002’de parti kurulurken yaşadığımız heyecanı hatırlıyorum, içimiz kıpır kıpırdı.Rahmetli eniştemle beraber bu adımın iktidara yürümenin ilk adımı olduğunda hemfikirdik.Nitekim öyle de oldu 3 Kasım’da.Rahmetli vefat ettiği sene-2017- dahi Ak Parti’den ümidini kesmemişti.Ben trenin raydan çıktığına kaniydim.Ömrü olsaydı bugünler için ne derdi merak etmiyor değilim.Ak Parti’nin ileri gelenlerinin tebdil-i kıyafet halkın içine karışmasına lüzum yok, sadece kafalarını gömdükleri yerden çıkarsalar yeterli olacak.

  12. Resmi enflasyon ile halkın, marketin enflasyonu arasında fark olduğu kesin ve fakat neden geleceğe dair iddiaları olan partilerin veya bazı STK’ların alternatif bir enflasyon sepetleri yok.. çok mu zor resmi enflasyonun yanında sivil bir kurumun gayri resmi enflasyonu belirlemesi.. iktidar bir iddiada bulunuyorsa, bunun aksini ortaya koyacak bir mekanizma yok ortada.. bu olmayınca da gerçeklerin gizlenmesi kolay oluyor haliyle.. benim buradan tavsiyem, yeni iddialarla ortaya çıkacak olanların öncelikle bir enflasyon sepeti oluşturmalarıdır.. bunu şimdiki esfel muhalefetten beklemek zor ama yeni heyecan taşıyanlardan beklemek hakkımız..

    öyle bir hareket olmalı ki, iktidar bir şey açıkladığı vakit, onların aynı konuda ne açıklayacağı merak edilmeli… kuak kesilmeli…

    saygılar..

    • Kaan Bilge kardeş, Youtube’de yüzlerce video var bu işi yapan.Alıyor market arabasını eline market market dolaşıp alım gücünü sorguluyor.Bunu yurt dışı- yurt içi şeklinde de yapıyorlar.Çok da başarılı bu videoların çoğu.Fakat bu videoların tesiri izleyene,izlemeyen çoğunluk için bir şey ifade etmiyor.Geçen gün dikkat ettim babam Fox haberi izlerken zam haberi gelince hemen püfleyip kanalı değiştirdi.Bu adam fiyatlardan,geçim derdinden şikayetçi bir emekli de üstelik! Ama Ak Parti’ye de hala toz kondurmaz.Şimdi buradaki çelişki izaha muhtaç.Yol,köprü,tünel,hastane desem bu izaha kapı aralarım galiba.

  13. Fehmi bey! O gazeteci bu ruyayi dün gecemi gõrmüş?galiba oğle olmuş. Hayırdır diyelım.
    Hani bizi çok hızlı yaşayan bir millet olduğumuz için! Dün olanı bugün unutuyoruz.
    Yalniz bu konuda ben biraz daha şansliyim
    mâlum oranın gecesi buranın gündüzü olduğu için! Şun burada ayın henuz 7 Şbat Cuma akşam saat 9:25 geçiyor, onun için unutmadan, bugün okuduklarımin sadece avruoa kismını hatırlatmak istedim.

    1-İtalya açıklarında Libya bandırali bir
    gemi bozulup İtalya limanına demir atınca gemini silah taşıdığı ortaya çıkiyor ve geminin kaptani göz altına alıyorlar oda silahları Türkiye libyaya gönderdiğini itiraf edip italyaya sığınmış.
    B milletler yasalarına aykır ve TC Libyaya kaçak sılah gönderiyor…

    2-Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, “Türkiye El-Nusra (yeni adıyla Fetih el Şam) ve (Heyet) Tahrir el-Şamlı teröristleri birbirinden ayırma sözü verdi. Ancak bu söz tutulmadı.” dedi.

    3-Rusya’da resmi ajans, “İdlib’deki el-Nusra teröristlerini kurtarmaya çalışan Erdoğan Türk Ordusunu ateşe sürdü.
    4-Roterdam İslam Ü niversitesi Dekani Algündüzün Akit TV aracılığı ile verdiğ “İSLAMA GÖRE GÜLENCILERIN KATLI CAIZDIR” fetvasi içi 3 hafta õzür dilemesi mühleti verilmiş.

    • Yukardaki 4- haberden bir bõlüm! Ve
      Bir Soru! Bunların Tefsir ettiği Ayetlerin doğruluğuna ne kadar GÜVENILIR?

      Akgündüz’e Hollanda’da hapis yolu gözüktü
      Roterdam İslam Üniversitesi Rektörü Ahmet Akgündüz’e, Akit TV’de, muhalif kesimlerin Kur’an’a göre ölüm cezası alması gerektiği, 15 Temmuz günah keçisi Gülencilerin de öldürülebileceği yönündeki söylemeni geri çekmesi için 3 hafta süre verildi.

      Roterdam İslam Üniversitesi Rektörü Ahmet Akgündüz’ün Hollanda’da yargınaldığı davanın detaylarınıdan bazıları

      Eylül 2019’da oluşturulan bağımsız bir komite, Roterdam İslam Üniversitesi Rektörü Ahmet Akgündüz’ün nefret suçu işlediği sonucuna vardı.

      IUR Rektörü olan Ahmet Akgündüz’ün Gülen sempatizanları hakkında “bağiy” suçlaması ve bununla alakalı şiddet içeren sözleri Hollanda Eğitim Bakanlığı’nın sert tepkisiyle karşılaştı. Hollanda Eğitim bakanı, Hollanda Parlamentosuna yazdığı mektupta, Rotterdam Uygulamalı Bilimler İslam Üniversitesi (IUASR) Rektörü Ahmet Akgündüz’ün üç hafta içerisinde ayrımcı ifadelerinden uzak durması gerektiğini, bunu yapmazsa, eğitim kurumunun akreditasyonunu kaybedeceğini söyledi.

      BAKAN ENGELSHOVEN: AKGÜNDÜZ’ÜN İTİRAZI ASILSIZ

      Akgündüz, İslami öğretilere göre, Türkiye’de 2016 darbe girişiminin arkasındaki kişilerin ölüm cezası alabileceğini söylemesinin kabul edilemez olduğunu açıklayan komite, IUASR, web sitesinde ve ulusal gazetede bir ilanla kendisine bu kararlardan uzak tutması için talimat verildi. Bunu yapması için de üç hafta süre tanındı. Hollanda Eğitim Bakanı İngrid van Engelshoven yaptığı açıklamada, okulun hâlâ mahkemeye gidebileceğini söyledi.

      AVRUPA İSLAM ÜNÜVERSİTESİ DE KAPATILMIŞTI

      Haziran 2019’da Hollanda Eğitim Bakanı İngrid van Engelshoven, Rotterdam’daki bir başka uygulamalı bilimler üniversitesi olan Profesör Nedim Bahçekapılı yönetiminde ki Avrupa İslam Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (EIUAS) akreditasyonunu iptal etmişti. Daha sonra bu üniversite mali ve idari işlerin yetersizliğinden dolayı iflas başvurusunda bulunmuştu. Mahkeme üniversiteyi kapatmıştı.

      AKGÜNDÜZ NE DEMİŞTİ ?

      “İster veliyyullah olsunlar -bu kelime çok önemli, çünkü bana Anadolu’da soruluyor; “Hocam, F.. içinde öyle insanlar var ki bizden takva”, olabilir diyorum, ister takva sahibi olsun ister veliyyullah olsun, Kur’an-ı Kerim’deki Hucurat süresindeki açık ayet gereği eğer devlete isyan ediyorsa İslamiyet ve Kur’an-ı Kerim onların katledilmelerini bile caiz görüyor. Dolayısıyla F… ve ekibi hangi hizmeti yapmış olursa olsun geçmişte, ister Türk birliğine ister başka şeye, ama sadece o 15 Temmuz’daki o fitne hareketi ve devlete baş kaldırmasıyla bağıdırler, bu da İslam’a aykırıdır.” demişti.

      BAKAN ENGELSHOVEN NE DEMİŞTİ ?

      Hollanda Eğitim Bakanı İngrid van Engelshoven, Ahmet Akgündüz’ün ifadelerine ilişkin soruşturma başlatmış ve şu yorumu yapmıştı: “Gerekirse, rektörlük yaptığı kurumun akreditasyonunu geri çekeceğim. Bunlar korkunç ifadeler. Özel bir komite ifadeleri inceleyecek. Tam olarak ne söylendiğini belirleyecek ve bu ifadeleri nasıl yorumlamamız gerektiğine karar verecek. Ancak komiteyi beklemek zorundayım.”

    • Hukuk sistemlerinin bir eylemin suç olduğuna karar vermek ve onu cezalandırabilmek için aradığı şey o suçun işlendiğini ispatlayan kesin delillerdir.”Şüphenin olduğu yerde ceza verilemez” şeklinde herkesin bildiği bir evrensel hukuk kaidesi de bulunmaktadır.Bilinir ama uygulaması sıkıntılıdır.

      Öyle insanlar vardır ki Nurdan hanım,herhangi bir ihtilaf konusu meseleye ilişkin genel tutumu,
      sadece o meseleye ilişkin başlangıçta (doğru- yanlış) verdiği bir karara göre şekillenir.

      Önemli olan başlangıçta o kararı bir kere vermesidir,sonrası onun için problem değildir.Bir konuda bir şekilde bir karar vermişse artık ömür boyu o kararın doğruluğunu ispatlamak için didinir durur.

      Burada esas olan Onun için hakikat mefhumu değildir,kendisinin o konuda haklı olduğunun ispatlanmasıdır.

      Haklı olduğunu ispatlamak için de başvurabileceği her türlü yola meşru-gayrimeşru demeksizin başvurur.Yerine göre çamura da yatar,çamur da atar.Zira (yineleyeyim) Onun için önemli olan hakikatın açığa çıkması değil,kendinin haklı olduğunun kabul edilmesidir.

      Mesela bir şekilde ağzından ” yoğurt siyahtır ” hükmü mü çıktı,artık kırk dereden su getirir,o yoğurdun içine gözünüzün önünde siyah boyayı karıştırıp rengi nedir?diye sorup,size bile “siyah” dedirtir.Sonra da ” ben demiştim,aklın yolu bir!” de deyiverir.

      Ne diyelim; önyargıları parçalamak atomu parçalamaktan zormuş Nurdan hanım.Selamlar.

      • İlk cümlede ufak bir eksiklik olmuş.Şu şekliyle düzeltiyorum.”Hukuk sistemlerinin bir şüphelinin eyleminin suç olduğuna karar verebilmesi ve onu cezalandırabilmesi için aradığı şey,o suçun ŞÜPHELİSİ tarafından işlendiğini ispatlayan kesin delillerdir.”

        Zekeriya beyin yazınıza yönelik cevabi yazısı yanlış anlaşılmaya çok müsait.
        Kazım Güleçyüz’ün bugünkü yazısı o yanlış anlaşılmayı giderecek nitelikte.
        Adam gibi Delillendirmeden,kimin kim,neyin ne olduğunu objektif hukuki yöntemlerle belirlemeden herkesin kendi başına hüküm kurması da ayrı bir zulümdür.

  14. Berat Albayrak Türkiye ekonomik durumunu, kendi bedenini ateşe verip ölen Adem adlı merhumun ailesine sorsun. Türkiye’deki üniversite mezunu işsiz gençlere sorsun. Semt pazarında gezen emekli dede ve ninelerimize sorsun. Ekonomi masada konuşulmaz. Ekonomi dar gelirli halkla konuşularak iyi mi kötü mü diye sonuca varılır.

    • Nusret abi dar gelirlilerin ekonomisi kötüyse bunda Erdoğanın suçu ne? Ülkemizde her geçen gün milyoner sayısı rekorlar kırarak artıyor, bu zenginler zekatını fitresini verse ülkede herkes zengin olur. ama zenginler vazifelerini yapmıyorsa Erdoğan ne yapsın?:)))

      • Değerli kardeşim Ben Erdoğanı suçlamıyorum ki sadece Berat Albayrakın paylaştığı bilgiler yanlış Türkiye iyiye gitmiyor aksine ekonomik çöküşe gidiyor. Tuik verileri pazar fiyatlarıyla örtüşmüyor. Verilen enflasyon miktarı yanlış..

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız