Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD gezisi: Biden’la görüşülmemiş, ama sorun bakalım neden?

38
Reklam

Ne yani, ABD’ye gidildi, aynı çatı (BM) altında bulunulduğu halde Joe Biden ile görüşülemedi mi?

Tuhaf bir şey…

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan dönüşe geçmeden önce -henüz ABD’den ayrılmamışken- yaptığı basın toplantısında rahatsızlığını açığa vurmaktan kendini alamamış…

Şu cümlesinin altını çizdim: “Ben oğul Bush ile iyi çalıştım, Sayın Obama ile iyi çalıştım, Sayın Trump ile iyi çalıştım ama Sayın Biden ile iyi başladık diyemem…”

Acaba Trump ile ‘iyi’ çalışıldığı için olmasın Biden’ın tavrı?

Her yeni başkanın göreve başladıktan sonra hemen aradığı on ülke arasındaydı Türkiye; Biden tam üç ay telefon etmedi. Aradığında da ertesi gün 1915’in yıldönümünde ‘soykırım’ sözcüğünü kullanacağını duyurdu.

Benim izleyebildiğim kadarıyla, ABD’nin yeni başkanı Joe Biden, başkanlıktaki son yılında Trump’la ilişkileri ‘iyi’ düzeyde götüren ülke liderleriyle arasına mesafe koyuyor.

Örnek? Örnek İsrail…

Reklam

İsrail’de son seçimden partisini birinci çıkarmayı başardığı halde karşısında birleşen muhalefet partileri tarafından Benjamin Netanyahu’nun başbakanlığına son verilmesine hiç üzülmediğini fazla belli etti Biden… Yeni başbakan Naftali Bennett’e, Beyaz Saray’da, başka ziyaretçilere hemen hiç tanımadığı türden bir yakınlık gösterdi…

Trump’ı sevenleri sevmiyor, Trump’ın sevmediklerini seviyor görüntüsü var ABD başkanında

Yine de Türkiye’den cumhurbaşkanı New York’a gelmiş, kendisi de Birleşmiş Milletler (BM) genel kurulu için New York’ta, görüşme talebi de çeşitli kaynaklardan kendisine iletilmiş ve Biden beş-on dakika bile ayırmaktan kaçınmış…

Gerçekten yaptığı çok büyük nezaketsizlik… 

“Hiçbir konukla görüşmedi” deniliyor, ancak bu doğru değil. BM genel kurulu sırasında yan etkinlik olarak Irak devlet başkanı Bahram Salih ve Avustralya başbakanı Scott Morrison ile ayrı ayrı görüştü Biden

İngiltere başbakanı Boris Johnson’u New York’tan sonra Washington’a davet etti, Beyaz Saray’da ağırladı.

[Johnson, Beyaz Saray görüşmeleri öncesinde basına sağlanan kısa fotoğraf çekme fırsatı sırasında diplomatik nezaketi çiğneyerek kendisine yöneltilen sorulara uzun uzun cevaplar verdi. Biden’in kızgınlığı yüzünden okunuyordu. Beyaz Saray sözcüsü görüşme sonrasında İngiltere başbakanını kınayan bir açıklama yaptı. Oysa, İsrail’in yeni başbakanı Bennett’in aynı davranışına sessiz kalmıştı Beyaz Saray.

Korona dönemi olduğu için ABD bu yılın BM genel kuruluna bizzat katılınmaması tavsiyesinde bulunmuştu, ama 80 kadar devlet ve hükümet başkanının kalabalık heyetlerle New York’a gitmekten kendilerini alamadığı görüldü. 

Reklam

BM toplantıları ikili -bazen üçlü, hatta dörtlü- temaslara vesile olması bakımından da önemli.

Cumhurbaşkanı Erdoğan BM toplantısı için New York’a gelen Hırvatistan, Slovenya, Polonya, Gine-Bissau, Gürcistan, Finlandiya, Irak, Burundi, Libya liderleriyle ve İngiltere başbakanı ile görüştü.

Parlamenter sistem sırasında, 2007’den 2018’e kadar, Türkiye, BM toplantısına bir yıl cumhurbaşkanı ertesi yıl başbakan düzeyinde katılmaktaydı. İkili ve çoklu temaslarla bayağı yoğun programları olurdu cumhurbaşkanı ve başbakanların… Her seferinde dönemin ABD başkanıyla hiç değilse katılımcı liderlere verilen yemekli davette görüşme imkanı bulunurdu.

Yemekte, Türkiye’yi temsil eden devlet adamına, ABD protokolü, her seferinde başkanın masasında yer ayırırdı.

Dışişleri bakanı BM çıkarması sırasında genellikle cumhurbaşkanına refakat eder; o da kendi mevkidaşlarıyla bir araya gelir. Mevlüt Çavuşoğlu ABD dışişleri bakanı Antony Blinken’le görüşme fırsatı buldu. Cumhurbaşkanı sözcüsü İbrahim Kalın da Washington’a gidip Beyaz Saray’da ulusal güvenlik danışmanı Jake Sullivan’la bir araya geldi.

Yabancı medya, ikili görüşmelerde Amerikalı yetkililerin Türkiye için alışıldık ‘stratejik ortağımız’ sıfatı yerine ‘NATO müttefikimiz’ sıfatını kullandıklarını vurguluyorlar.

Ne zaman Türkiye’den liderlerin yolu New York’a düşse, ABD’nin çok etkin düşünce kuruluşu Council on Foreign Relations’da (CFR) her biri ülkenin öndegelen dış politika uzmanlarından oluşan bir kalabalık topluluk önünde konuşma yapmaları beklenir.

Turgut Özal, Bülent Ecevit, Mesut Yılmaz, Abdullah Gül, Tayyip Erdoğan -bazısı birden fazla- CFR’da Türk dış politikasıyla ilgili aydınlatma konuşmaları yapmışlardır. [Hemen hepsinde ben de bulundum.]

Bu defa CFR’ye uğranılmadığı anlaşılıyor.

Ankara merkezli SETA’nın ABD’deki şubesinin düzenlediği bir toplantıda konuşmuş Cumhurbaşkanı Erdoğan

[Her yıl Davos’ta toplanan dünya elitleri 11 Eylül (2001) uğursuz eylemleriyle saldırıya uğrayan ABD ile dayanışma amacıyla o yılki toplantılarını New York’a taşımışlar, o sırada partilerini yeni kurmuş Adalet ve Kalkınma Partisi ileri gelenlerini de katılımcı olarak davet etmişlerdi. Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Ömer Çelik önce New York’ta Davos toplantısına katıldılar, ardından Washington’a geçip oradaki Center for Strategic and International Studies (CSIS) ve Middle East Institute (MEI) gibi düşünce üreten kuruluşlarda konuştular. Resmi ABD heyete ilgi göstermemişti, ama resmi olmayan ABD’nin ilgisi dikkat çekiciydi.]

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kentlerinde bulunduğundan, Manhattan’da yaşayan veya çalışan Amerikalılar, Türk heyetini taşıyan konvoydan ve imzasını taşıyan kitabın reklam panolarındaki ışıltılı tanıtımından haberdar olmuşlar.

Uzun yolculuk… BM’de heyetler önünde konuşma… Hırvatistan ve Libya gibi ülkelerin liderleriyle görüşme… SETA toplantısı… BM’nin yan etkinliklerine çevrim içi katılma… Ve en önemlisi Türkevi’nin yeniden ve yeni haliyle hizmete girmesini sağlayan açılış…

Yoğun bir program…

İnsan yine de Biden’in aldırışsızlığını kabulde zorlanıyor.

Ben zorlanıyorum.

Herhalde Türkiye’ye karşı böyle bir davranış ilk kez oluyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da, henüz oradan ayrılmamışken, “S-400 işi bitmiştir, geri dönüş olmaz” açıklamasıyla karşı tavrını koymuş.

Amerikalılar mesajı almıştır.

ΩΩΩΩ 

Reklam

38 YORUMLAR

  1. Tayyip’in dış politikası dini inancına ve duygularına göre şekilleniyor. Biden’e kızınca biraz beklemek yerine kendisini seven birisini bulunca ona koşmaya başlıyor. İşte buna Abdülhamit soslu Tayyip dış politikası deniyor.

  2. Artık boş bir kişiyi ve konuyu konuşuyoruz. Bundan sonrasına bakmak gerekiyor. Faiz düşürüldü, seçim yakınlaştı demektir. Bu düşük iktidar da nihayet gidiyor, ama ne gidiş. Arkasında bir enkaz bırakarak. Kendi işini halletmiş, Londra Mahkemelerine bağlamış, söke söke alırım diyor. Zavallı halk ne yaparsa yapsın. Bu yamuk sistemi düzeltmek ve borçları ödemek yine bize ve torunlara kaldı. Böyle sefil bir ülkede yaşamak da zor, gelecek nesillere üzülerek gitmek de. Boşa geçmiş yıllar. Avrupalısı, Amerikalısı, uzak doğulusu emekli olunca dünya turu yapıyor. Bize de üç kuruş emekli parası ile ölene kadar geçim derdi kalıyor. Yuh olsun böyle sefilliğe ve bizi bu kifayetsiz muhterislere mahkum edenlere.

  3. İSRAİL’E KAPIYI KAPATAN
    Yazar burada İsrail’e kapıyı kapatan, size benim diyen çilingirin açamayacağı şekilde kapıyı kilitler demek istiyor.
    Hatta duvar örer demek istiyor.
    “İşte kapı, işte sapı, aşk yüzünden (pek tabii dôlâr aşkı) yuttuk hapı” demek istiyor.
    Tabii ki hiçbir ABD yönetimi İsrail’e kapı kapat(a)maz
    Yazar burada bilebildiğim kadarıyla ” kesretten kinaye” sanatına başvurmuş.

  4. Dursun , samimi arkadaşı Temel’den borç para almış .
    Ancak ödeme zamanı geldiği halde bir türlü parayı denkleştirip borcunu kapatamamış ; mahcubiyetinden dolayı Temel’e de bir şey diyemiyormuş.
    Temel bir kaç kere üstükapalı bir şekilde konuya temas etmeye çalışır ama Dursun çaresizliğinden pek oralı olmak istemez.
    Bu durum böyle uzayıp giderken nihayet bir gün Teme’in tepesi atar , Dursun’a büyük bir öfkeyle çatar,
    – Ula Tursun, hasen penim porcumi nettun da , hiç sesin çıkmayi !
    Dursun yine çaresizdir ; o anda aklına geldiği gibi yarı şaka yarı ciddi bir cevap verir,
    – Uşşağum ne porci , pen seni tanimayurum çi !
    Böyle bir cevaba çok öfkelenen Temel de kestirip atar,
    – Ula şerefsuz, pen da seni tanimayurum !
    İşte bu kadar !
    Selamlar, iyi akşamlar

  5. Kılıçdaroğlu, “Siyaset kurumunun 35-40 yıldır çözemediği bir Kürt sorunu var.”  Hdp ile bunu mecliste çözeriz dedikten sonra Hdp çözümü imralı ve kandili göstermişti.

    Hdp mecliste TBMM kürsüsünden; “Biz Türkiye’nin 25 eyalete bölünmesini istiyoruz. Eyalet başkanlarının TBMM’ye gelmesini istiyoruz. Her eyaletin yeraltı zenginliklerinin kendisine ait olmasını istiyoruz. Özerliklik hakkımızın saklı olmasını istiyoruz. İki kurucu unsurun olmasını istiyoruz, Türk kurucu unsuru, Kürt kurucu unsuru” demiş.

    İşte Kılıçdaroğlu’nun tek muhatap aldığı HDP’nin sorunun çözümündeki formülü, yani Türkiye’nin bölünmesi.

    Hadi bakalım Kılıçtaroğlu  göster kendini.

      • Suriye eyaleti, libya eyaleti, kafkas eyaleti, ırak eyaleti, kıbrıs ve akdeniz eyaleti…
        Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır!
        Dünya 5ten büyüktür dedik /
        birleşmiş milletlerin karşısına türkevini diktik!!!
        İtirazı olan?

  6. Bu konu , biraz hassas ve biraz da duygusal bir konu olduğu için makul ve mantıklı yaklaşmakta fayda var .
    Bir kere ABD Bşk.nın , BM Gnl.Krl. toplantısı için oraya gelen bütün liderlerle görüşme mecburiyeti yoktur ; bunu kabul edelim.Yine de bir nevi ev sahibi gibi davranıp gelen misafirlere karşı , çeşitli şekillerde ( Topluca yemek yemek, kokteyl yapmak, genel mahiyette bir toplantı yapmak vs.) daha sıcakkanlı, daha güleryüzlü davranabilirdi ; bir büyük devlet olarak da onlara bu yakışırdı .
    Ancak korona salgını nedeniyle ABD zaten Gnl.Krl. toplantısının video konferans şeklinde yapılmasını savunmuş, fiili toplantıya karşı çıkmış .Bu durumda ‘neden herkesle görüşmüyor’ demenin bir anlamı yok !
    Kaldı ki bir süre önce yapılan NATO toplantısında zaten iki lider bir araya gelmiş, yüzyüze
    görüşmüşlerdi!
    Bir diğer konu da ABD Bşk.nın , zaten iki üç liderden başkasıyla görüşmemiş olmasıdır .
    Dolayısıyla bu işi bu kadar büyütmenin, abartmanın da bir anlamı yoktur !
    Hatta bana göre sözünü etmek bile abestir ; sitem etmek ise bence hiç doğru değildir , ben şahsen bundan daha çok alındım !
    Herkese selamlar, saygılar

  7. Algı operasyonuna bakın.
    Murat beyefendi domatesi 1 liraya alıp%.1
    kazanıyormus.
    Devletin yerinde olsam getir alış faturani birde satış faturana bakayım.
    Ne kazanıyorsun görelim.

    • Yüzde yüz kazanmanın önünde engel bir kanun mu var? Yada yüzde 500. Devlet kim ki karışacak kimin ne kadar kazandığına. Devletin kayımı önce yediği nanelerin hesabını versin. Mardin kayyımı 1.5 milyar TL borç bırakıp gitmiş.

  8. Meral Akşener, Ekrem İmamoğlu gibi birini Fatih Sultan Mehmed Han’a benzetse de Yunan medyasının Ekrem İmamoğlu’nun atası olarak Yunanlıları göstermesi biraz kafaları karıştırdı.
    Neyse ki Yunanistan tatilinde Miçotakis görüştü ya imamoğlu,  Erdoğan Biden la görüşmese de olur.
      Mavi Vatan konusunda da Chp li  Zeki Çeviköz Yunan tezlerini savundu ya yakında O da Miçotakis la bir randevu alır yakında. O da bize yeter. Dert wtme Fehmi bey.

  9. Acaba üzerinde kafa yormak gerekir mi, ABD’nin başındaki “Lider gibi lider” biri ile görüşmemiş. Görüşmeleri halinde ne değişecekti? Türkiye aydınlık yolunda Amerika tükenmen sürecinde işin. Kafa yormaya değer mi?

    • Onu iktidara söyleyeceksin. Uçakta duramamış hayıflanmış. Eskilerle ne iyi çalışırdım diye. ABD’ye daha yakın olmak için NY’a gökdelen diktiler yine yaranamadılar. Milyar milyar F-35 projesine para saçtılar, projeden atıldılar, bir uçak dahi verilmedi, yine ses çıkarmadılar. ABD gelmeyin pandemi var dedi, bizimki uçak dolusu adamla, diyanet reisinden bilmem nesine kervan götürdü oraya. Pek umurlarındaymış demek ki.

  10. Şu cümlesinin altını çizdim: “Ben oğul Bush ile iyi çalıştım, Sayın Obama ile iyi çalıştım, Sayın Trump ile iyi çalıştım ama Sayın Biden ile iyi başladık diyemem…”

    sayın erdoğanın dış politikada tercihi işlerin “ben” üzerinden yürümesi.
    bu cümlede ülke ile ilgili bir resim var mı?
    ben bush ile iyi çalıştım, ben obama ve trump ile iyi çalıştım ama biden ve ben iyi başlamadık.
    bu “iyi çalışma” dan ne anlayalım peki?
    daha kişisel bir şeyler anlamak mı gerekiyor?
    sonuçta bu 3 lider de türkiye için pek te hayırlı olmadı değil mi? “bizim” iyi çalıştığımız söylenebilir mi? “bizler” için bu adamlar hiç “iyi” olmadılar. coğrafyamız için de doğal olarak hiç iyi olmadılar. bush zamanı ne idüğü belirsiz bir saldırı ile ülkenin ikiz kulelerine bir saldırı düzenlendi. abd gibi bir ülkeye kim? ne amaçla? nasıl bir fayda umarak? böyle bir saldırı düzenler. sonuçta faydayı abd gördü ve ortadoğuda elini kolunu sallayarak her yerde dolaşma vizesi aldı ve yakıp yıkmadık yer bırakmamak üzere hala vizesini kullanıyor. obama zamanında daeş kuruldu, suriye iç savaşı suriye den sonra en çok bize zarar verdi. trump desen iyi çalıştım diyen cumhurbaşkanımıza “aptal olma” mektupları yazdı, ülkeyi ekonomisiyle tehdit etti, parası ödenmiş uçaklarımızı vermiyorlar, burnumuzun dibine terör örgütüne devlet kurmaya çalışıyorlar, savunma silahı almamaıza bile karşı çıkıyorlar,
    yani soruyorum bu iyi çalıştım ifadesinden biz ne anlayalım?
    ne anlamalıyız?
    biden muhalefeti destekliyor, diğerleri beni destekliyordu gibi sonuç çıkarabilir miyiz?
    yandaş medyanın kalemine doladığı şu hikayeyi…
    halbuki geçenlerde verilen özel tercümanlı kapalı toplantı resmi pek mutlu bir resime benziyordu, ardında ülkeye giren genç afgan mülteciler sonrası daha da mülteci almaya devam edeceğiz demişti sayın cumhurbaşkanı lakin anketlere yansıması sert oldu ve kendi her şeye uyumlu seçmeni dahi tepki gösterince öyle çok ta alamayız demeye başladı iktidar kanadı ve bugün geldiğimiz nokta da
    “işler pek te hayırlı gözükmüyor”
    raddesine vardı.
    hayırlı gözükmeyen nedir?
    ve kimin için?
    ülke adına ortada hayırlı bir şeyler zaten yok, uzun süredir yoktu, değil mi?

    • Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Britanya, Fransa Türkiye ve Almanya liderlerinin katıldığı zirveyi “İngiltere, Almanya, Fransa ve şahsım dörtlü zirve yaptık” diyerek tanımlamıştı 2019 Aralıkta. “Ben oğul Bush ile iyi çalıştım, Sayın Obama ile iyi çalıştım, Sayın Trump ile iyi çalıştım ama Sayın Biden ile iyi başladık diyemem…” demesine şaşırmamak gerek. Bunun tek anlamı kendini Türkiye’nin sahibi sanıyor olması ya da kendini Türkiye’den büyük görüyor olmasıdır. Ve bu neresinden bakılırsa bakılsın; asla sağlıklı bir yaklaşım değildir. Diyeni sandığının aksine yüceltmez.

  11. SORUN SENDE DEĞİL BENDE:)

    Siyasi yorumlar, yazılar hep yanlı oluyor ülkemizde. Kimse hakikati yazma derdinde değil. Siyasi görüşü neyse o doğrultuda. Bu trol mantığı bütün muhalif gazeteleri sarmış.
    Son abd gezisinde Erdoğan’ın biden le görüşememesi siyasi başarısızlık olarak görülüyor. Anlamıyorum niçin biden ın çapsızlığı, dünyayı anlamadaki yetersizliği, ilişkilere bakışındaki adaletsiz kapitalist bakışa dikkat çekilmiyor. Demek istediğim belki biden başarısızdır. Örneğimi açıklayayım, mesela son geziye kılıçdaroğlu veya genaral mazlum gitse idi beyaz sarayda ayakta karşılanırdı.
    Başarı başarısızlık denen şeyler bunlar işte.

  12. Perşembenin gelişi Çarşambadan bellidir. Hocaya sormuşlar “Eski aylara ne yaparlar?” “Kırpıp kırpıp yıldız” diye yanıtlamış. Kurt kocayınca koyunlara madara olurmuş. Borç bini aşınca her gün tavuk eti yenirmiş. Korkaklar mezarlık yanından ıslık çalarak geçermiş. Eski çamlar bardak olurmuş.

  13. Biden, başkan yardımcısı olarak Türkiye’ye geldiğinde SDG-YPG’ye nehrin öte tarafına (Menbiç’e) geçmesi çağrısında bulunmasına rağmen SDG-YPG’nin çağrıya uymadığını (uydurulmadığını) hatırlatmakta fayda vardır. Sonrasında Trump, Amerikan askerlerini Menbiç’ten Erdoğan’la anlaşmasıyla çekmişti. Biden ve Erdoğan arasındaki en temel fark YPG-SDG’ye yaklaşım konusundadır. Erdoğan, Biden ile uyum yakalayamaz. Biden’ın görev süresinin bitmesini beklemekten başka şansı yok. O zamana kadar Biden politikaları Erdoğan’ı zorlayacak, Erdoğan’ın yapması gereken Avrupa ve Çin ile yakınlık kurmaktır.

    • İlla birilerine, bir ülkeye yakınlık kurmak zorunda mosınız. Hani bağımsız Türkiye’ye ne oldu. Uluslar arası hukuk devletlerin bağımsızlığının teminatı değil mi?

      Hukuku korumayıp ayaklar altına alırsanız bağımsızlığınız da işte böyle havaya uçar, himayesine girecek ülke ararsınız.

        • Asıl sana n’oooldu? NATO işlerine Bahçeli-Perinçek ikilisi bakıyor, onlara sor nooldu diye. Hem Yurtta sulh konseyini ortaya çıkarmak Bahçeli’nin “tek bir hayali” değil miydi?

          Nnn’oooooldu şimdi yurtta sulh konseyine razı mı oldunuz?:)))))) NATO razı ol mu dedi yoksa?

          • “Baran
            23 Eylül 2021 At 20:26
            Anlayana yeteri kadar açık ve net bir ifade, açılımını da sen yaz yazabiliyorsan.

            Yorumu Cevapla
            Hasan
            24 Eylül 2021 At 17:30
            Sevgili Baran TC tarihinde hiçbir zaman Amerika’nın ve NATO’nun Parmağı olan bir askeri operasyon, böyle beceriksiz ve amatörce olmamıştır. Bknz: 12 Mart, 12 Eylül vs. Bu olsa olsa, Fetullahçıları temizlemek için, nato karşıtı tskdaki askerlerin bir operasyonu olabilir”

  14. Biden Irak Devlet Baskaniyla görüsmüs. Demekki Tayyip Erdogandan daha iyi yönetiyor ülkesini!
    Zaten Bidenin görüsmeleri, ülke baskanlarinin göstermis olduklari performans grafigine göre belirleniyor.

    • Trump’ın başkanlık sütesi içinde en sık görüştüğü liderlerden biri Erdoğan. İkiliyi yakından takip edenler Trump’ın yardımcılarına Erdoğan ne zaman ararsa mutlaka bağlayın talimatı verdiğini söylüyorlar. Demekki Trump çok beğeniyormuş Erdoğan’ın yönetimini.

  15. Trump gibi birisini dost edinen ülke liderlerinin hali ve başında bulundukları ülkelerin de halleri de ortada. Hepsi birbirinden beter. Kaldı ki Trump son derece patavatsız, hiç bir nezaket ve diploması sınırı tanımayan, son derece cahil ve yüzeysel bir adamdı. Aklı başında hiç bir lider onu ciddiye almıyordu. Bizim Cumhurbaşkanı ve Akp ise ne hikmetse pek sevmişlerdi baştan beri. Yeniden seçilsin diye de bayağı lobi yaptılar. Trump da bu kadar yalakalığa rağmen hiç değer vermedi ve sizi bilmem ne yaparım, akıllı ol gibi son derece iğrenç bir dille sürekli azarladı ve aşağıladı durmadan. Gerçekten anlaşılmaz durumlar. Ülkemiz adına son derece alçaltıcı hakaretler bunlar ve hepsini sineye çekti bu düşük iktidar.

    Bunların da asıl sebebi dış ilişkilerden sorumlu kadronun son derece beceriksiz ve liyakatsız siyasi islamcı ve siyasi rantçı cahil tiplerle doldurulması, kariyer diplomatlarının saf dışı bırakılması. Büyükelçi yapılan tiplere bakınca anlıyorsunuz zaten adamların seviyesini ve kapasitesini. Bir tanesi yolsuzluktan istifa etmiş eski bakan, yüce divana göndermek yerine büyükelçilikle ödüllendirildi. Öbürü başka bir kurum eskisi, beriki darbeci bir generalin kardeşi vs. Tam bir rezillikler silsilesi. Ülkenin düşürüldüğü zavallı haller de bu sefil kadronun eseri. Akpciler de burada hep sevindirik hallerdeler. Bu da başka bir anlaşılmaz durum benim için. NY’a bina diktik diye falan. Hayır size ne geliyor onu anlamadım.

  16. “Bidon” kafani’nin Tayyip Erdogana tavir koymasi hic umurumda degil.. Bidon kafaya dünya gülüyor… Yasli serserinin teki.. Bunamis, Johnson ile görüstüklerinde bile sayiklamis’da Beyaz saray görevlileri gazetecileri yaka-paca disari göndermisler..

    Bidon kafa bizim Tayyip ile görüsse ne olur görüsmese ne olur… cok da umurumuzdaydi Fehmi abi..

    • Elbette görüşmek önemli değil. Ama milyarlarca dolar yatırım yaptığınız F-35 projesinden atılıyorsanız ve bunun hesabını soramıyorsanız orada oturmamanız gerekir. Yada darbe ile suçluyorsanız bir ülkeyi ve yine gereğini yapmıyor üstüne o ülkeye gökdelen dikiyorsanız size hesap sorulması gerekir. Bu ancak demokratik bir ülkede olur. Başkanlık bilmem nesi gibi otokrat bir rejimde yaşıyorsanız ne hesap sorabilirsiniz ne de oturduğu yerden kımıldatabilirsiniz o kişiyi. Hatta soru bile soramazsınız, içeriyi boylarsınız. Bu tür bir ülkede artık vatandaş değilsiniz tebasınız. Taliban usulü.

  17. Biden ile görüşmedi, görüşemediiii diye bayram sabahı coşkusu ile kendinden geçen kafaları anlamak istiyorum. Bu kadar nefretle hayata tutunmak zor olmalı.

    • Cumhurbaşkanına, bir ülkenin başkanına, Tayyip muamelesi yapılıyorsa bu onun suçudur. Oraya layık değildir bence. Ülkesinde bile büyük bir çoğunluk onu onaylamıyorsa bir ülkeyi nasıl temsil edecek. Biden de diğer ülkelerin liderleri de bunu söylüyorlar sürekli. Ama birileri anlamıyor. Gitmeyi bilmek gerekiyor. Demokrasi bunu gerektirir.

      • Trump la iyi geçinenlerle biden kötü geçiniyor muşş kötü geçinenlerle iyi geçiniyor muşş onun için erdoğanla görüşmemişş pehh tespite bak hizaya gel.benim gibi cahil biri bile reel dış politikada böyle bir durumun mümkün olmadığını bilir peki koru bilmiyormu elbette biliyor o yazması gerekeni yazıyor yazıyı okurken nedense iç sesim hep çevir kazı yanmasın diye tekrarladı durdu.türkiyenin amarika ile ne sorunu var ilk akla gelen suriye politikası fetö iade sorunu ve s 400 sistemi türkiye bunlara amarikanın istediği şekilde tamam desin biden erdoğanla külliyenin bahçesinde manğal yapar.amarikada türkiye için yeni bir sayfa açıldığı belli.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız