Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aklından bir şeyler geçiyor da, acaba ne geçiyor?

58

‘Büyük müjde’ diye tanıtılan Karadeniz’de bulunmuş doğalgaz kaynağıyla ilgili törene, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kendisinden sonra AK Parti’yi emanet edeceği halefini takdim etme olayı gözüyle bakanlar var.

Konuyu bu yönüyle ama farklı açılardan Murat Yetkin ile Ahmet Taşgetiren ele almış bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu tür törenlerde uygulanan protokolün tam tersini programlayarak, önce kendisi konuştu, sözü doğalgaz kaynağını ilk keşfeden enerji bakanı olduğu gerekçesiyle, mevcut hükümette hazine ve ekonomi bakanlığı koltuğunda oturan Berat Albayrak’a bıraktı. 

O da konuşması bitince şimdiki enerji bakanına söz verdi.

Protokol en son cumhurbaşkanının konuşmasını gerektirirdi; bugüne kadar zirvede geleneksel olarak hep o yönde protokol uygulanmıştır.

İşaret miydi bu yeni davranış tarzı?

Soruya benim cevabım şu: Neden olmasın?

Selef/halef süreçleri sıkıntılıdır

Reklam

Eğer birbiri ardına hayata geçirilen ve herbiri ‘sürpriz’ etkisi bırakan girişimler benim de aralarında bulunduğum siyasi gözlemcilerin beklediği gibi seçim tarihinin erkene alınmasıyla ilgili bir planın parçası değillerse, yani seçim tarihi 2023’ten önceye alınmayacaksa, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daha farklı bir hesabının olması gerekir.

Kendisinden sonrasıyla ilgili bir işaret verme ihtiyacı da o hesabın bir parçası olabilir.

Tayyip Erdoğan’ın bulunduğu konumun eski sahiplerinin halef bırakma/bırakmama konusunda farklı yaklaşımları bulunduğunu siyasi tarihimizden biliyoruz.

Atatürk halef belli etmedi, kendisinden sonra yerini İnönü’nün alması sancılı bir süreçle gerçekleşebildi (1938). İnönü de yerine birini işaret etmedi, sonunda partisinden istifaya mecbur kalacağı sıkıntılar yaşadı (1972). Süleyman Demirel’in cumhurbaşkanlığına çıkması biraz ani ve beklenmeyen bir gelişmenin sonucu olduğu için halefini belirlemesi imkansızdı; DYP’nin başına onun yerine kimin geleceği süreci parti içini karıştıran bir etki yaptı (1993).

Biraz farklı bir davranışı Turgut Özal’da gördük. Cumhurbaşkanı olmaya karar verince yerine gelecek kişinin belirlenmesini parti içi yarışa dönüştürdü Özal; basında derhal ‘büyük Türk büyükleri’ adı verilen 18 kişilik bir liste ilan etti ve listede yer alanların amaçladıkları hedefi hak ettiklerini göstermelerini bekledi.

Sonunda, hükümeti kurma görevini, o listede yer almayan birine –Yıldırım Akbulut’a- verdi.

Yarışın partiye ve ilan ettiği listedeki isimlere zarar verdiğini görmüştü Özal

Refah Partisi’nde de siyasi yasaklı Necmettin Erbakan’ın koltuğuna kimin oturacağı sorun çıkarmış, o çekişmeli ortam önce ‘Yenilikçi hareket’ veya ‘Erdemliler Hareketi’ diye adlandırılan bir oluşumu, daha sonra da Ak Parti’yi doğurmuştu.

Reklam

Kendisinden sonrası ile ilgili bir hesap yapma ihtiyacı duymuşsa, Cumhurbaşkanı Erdoğan da, yakın siyasi tarihimizde yaşananlara bakarak, daha sağlıklı olacağı düşüncesiyle halefini şimdiden öne sürme yöntemini benimsemiş olabilir.

‘Müjde’ törenine yansıyan protokol ve başarının şimdikine değil de bir önceki enerji bakanına bırakılması, Berat Albayrak’ın halef olma yolunda başkalarından bir adım daha öne çıkması anlamını taşıyabilir.

Yine önceki benzer ortamlardan biliyoruz, halef belirleme olarak anlaşılabilecek durumlarda, partililer, liderin belirlediği istikamette pozisyon alırlar.

Akıllarından halef olma düşüncesi geçenler de ya yeni duruma ayak uydurma ya da kendilerini ön plana çıkartacağını ve tercih edilmesini sağlayacağını düşündükleri girişimlerde bulunma yollarından birini benimserler.

Bizde çok şiddetlisi olmadı, ancak başka ülkelerde -sözgelimi Humeyni sonrası İran’da- Ayetullah Muntazari’nin başına geldiği türden gözden düşmeler, devrim sonrasının dışişleri bakanı Sadık Kutbizade gibi idam sehpasında can vermeler yaşanabildi.

CHP’nin koltuğunu hiç kaybetmeyecek kadar güçlü genel başkanı Deniz Baykal’ın başına geleni de biliyoruz.

Geçmiş bir çok yönden geleceğin de habercisidir.

Yakın siyasi tarihimizden örnekler vermemin sebebi, liderlik yarışının partiler içerisinde ciddi ve çoğu kez yıpratıcı bir çekişmeyi de beraberinde getirdiğini hatırlatmak içindir. Siyasette yer alan neredeyse hiç kimse, başbakanlık makamını elde etmiş ve istediği takdirde uzun yıllar o konumda kalabileceği halde yolunu da açarak yerini Tayyip Erdoğan’a bırakmakta tereddüt etmemiş Abdullah Gül değildir.

Koltuk, siyasi bir koltuksa, en pahalı ev-ofis koltuğundan çok daha değerlidir.

Yoksa sistem değişikliği mi?

Tahlilimle, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘büyük müjde’ vesilesiyle halefini işaret ettiği tezini sorgulamak niyetinde değilim. Eğer böyle bir işaret var ve partililer de olayı öyle yorumlamışlarsa, AK Parti’de önümüzdeki dönemde önemli çalkantılar yaşanabileceğini anlatmaya çalışıyorum. 

Bazıları, belki de aynı değerlendirmeyi yapıp, ‘cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi’nde revizyona gidileceğini, başbakanlık makamının yeniden ihdas edileceğini ve bunun yine Cumhurbaşkanı Erdoğan girişimiyle gerçekleşeceğini öngörüyorlar.

Mümkün mü?

Yine aynı cevabı vereceğim: Neden olmasın?

Hemen her konuda bugüne kadar siyasi hayatta önalıcı bütün girişimler Tayyip Erdoğan damgasını taşıyor.

Aklından kendine özel sebeplerle seçim tarihini erkene almak veya yönetimde kendini fazlasıyla göstermeye başlamış tıkanıklıkları aşmak için sistem değişikliğine gitmekten hangisi geçiyorsa, bir bakmışsınız, o istikamete doğru adımlar atılmaya başlanmış…

İsmet İnönü için “Kafasında kırk tilki dolaşır, kırkının da kuyruğu birbirine değmez” tespiti yapılırdı. 

O söz Tayyip Erdoğan için de doğru.

ΩΩΩΩ  

58 YORUMLAR

  1. “Sol-demokratlar (demokratlığın solculuğun doğasından kaynaklandığını, sola özgü oloduğunu, her solcunun ‘zaten’ demokrat olduğunu sanan aklıevvler, ne zaman bu terimi kullanmış olsam hemen ayaklanır, terimin saçma ve yanıltıcı olduğunu söylerlerdi.”

    Endişeye gerek yok sn.bernar, korusitesinde bu terimlerden dolayı maraza çıkartıp sizinle kapışacak bir babayiğit göremiyorum ben ve size katılıyorum.
    Yalnız bu
    “Erdoğan bu Kasım-Aralık’ta baskın seçime gitmezse, 2021 dananın kuyruğunun koptuğu yıl olacak.”
    ifadeleriniz biraz kaypakça göründü bana, sanki ufaktan yine kirişi kıracakmışsınız gibi geldi;
    2021 kesin diyorsun da hemen yılbaşından sonraki haftalarda mı, yaz ortası mı yoksa gene salla gitsin güze mi, bi işaret koysaydınız keşke?
    Yani size güvenemediğimizden değil de sayılı gün çabuk geçiyor, belli bir tarih verseniz de ona göre biyandan pılıyı pırtıyı toplasak diyorum hani…
    Şimdi böyle yersen yoğurt içersen ayran bi tahminde bulunup bizi bu marabalarla buralarda bırakıp sıvışmayasın bilader?

  2. Emekli diplomat Deniz Kılıçer’in Ocak Medya’da yer alan “Anayoldan Çıkmak” adlı makalesi çok güzel ve içerikli. Okunması tavsiye edilecek bir dış politika yazısı.

  3. Hep muğlak ifadeler hep göreceli kavramlar. Tabi böyle yazınca sonradan mızrağı sokacak çuval kolayına bulunuyor değil mi? nedir parlementer sistemden daha kötü yürüyen şey ? Olsa olsa bazı çıkarcı milletvekillerinin bakanlıklar ve kurumlar üstündeki baskılarının zayıflaması olabilir. Sahi nedir kötüye giden şey yeni sistemde. Allah aşkına bir cevap verin ama lütfen “daha fazla demokrasi, daha fazla insan hakları vb.” ifadelerle değil de net olarak söyleyin. Söyleyebileceğinizi pek sanmıyorum açıkcası, hatta siyaseti izlerken sadece iç politika düzeyinde kaldığınızı onu da parti pırtı milletvekili dağılımı yada iktidar koalisyon sistemi gibi gözlemlediğinizi sanıyorım. Başkanlık sistemi bira değişik eski sistemlere göre bilmem farkındamısınız. Sol denilen şey de zamanındaki fransız parlamentosunun sol koltuklarında orutanlardan ibaret değil. Keza kapitalizim de keynesin görüşlerinden ibaret değil artık…

  4. Cumhurbaşkanı (AKP Genel Başkanı) Recep Tayyip Erdoğan, 20 Ağustos 2020’de 2844 sayılı bir kararname imzalamış: “İstanbul ilinde Emniyet Genel Müdürlüğü’nün doğrudan merkeze bağlı taşra teşkilatı olarak Takviye Hazır Kuvvet Müdürlüğü kurulmasına karar verilmiştir”. Kararnamenin Resmi Gazetenin 31220 sayılı bülteninde yayınlanması ardından İstanbul ilinde “Takviye Hazır Kuvvet Müdürlüğü” kurulmuş.

    Bu konu sıradan bir emniyet uygulaması gibi gözükmedi bana. İlk izlenimim şu oldu. “Tamam çevik kuvvet var ama bir de has çevik kuvvet olsun”. Teşbihte hata olmazmış, bu uygulama Nazi SS polisine benzetilebilir.

    Sanki iktidarın toplumda büyük tepki çekecek bazı uygulamaları olacak da, duruma hakim olmak için şimdiden hazırlıkları yapılıyor. İnşallah yanılıyoruzdur fakat “Ne kadar az bilirsek, o kadar çok kuşkulanırız. (H.W. Shaw)”. O halde kuşkuyu gidermenin yolu şeffaflıktır. Sn. Süleyman Soylu’dan tatmin edici bir açıklama bekliyoruz.

  5. Mim bey, bizim kültürümüzde güngörmüş yaşını başını almış bayanlara(osmanlı kadın) madam da denir, henüz çoluk çocuğa karışmamışsa matmazel denir. Türk üst kültüründe böyledir, yöreden yöreye de hitaplar değişebilir; hanım, hanımefendi, kadın, kadınefendi, hanımsultan, validesultan diye…

    • Bizim kültürümüzde yaşını başını almış kadınlara madam denmez. O hitap ancak İstanbuldaki Rum kadınlarına hitap ederken kullanılır. Sen hangi kültürde yetiştin de buna ‘bizim kültür’ diyorsun?

  6. Fehmi beyin bu yazısı yayınalanmadan dakikalar õnce
    Trump, Cumhurriyetcilerin başkan adaylığını kabul etmişti.
    Bu Yarışįn ilk vuruşuna Rahip Brunson, ve dığer ülkelerde tutuklu iken! Güya Trump’pın gayretleri ile serbest bırakılmış işin aslı Danışıklı kavga ve yalanlarının kurbanlar 7 kışılık bir gurup’un arasında Brunson’a başlama düdüğünü çaldırarak başlattı.
    Brunson’ ın ve brisi harıç diğerlerı’nın yüz ifadelerinde adate Trump’ın cahaletine alet edilmenin verdığı kızgınlık vardı.
    Brunson iki üç kelime ile geçiştirmek istedi isede Trump palavraları arasına Erdoğa’ni överek Rahibe onylatmak istedi Brunson sadece Türkleri sevdiğjni söyledi.

    Brunson’ın! Mevki, makam, ve kirli işler için nasıl futbol topu gibi kullanıldığı ve hayatından senelerini çalınıldığ ARTI camatından koparıldığına sebep olanlar iki düşman gibi rol oynayanlari, ortaya çıkarmak için!

    Türkiye’de 735 gün hapiste kalan pastör Andrew Brunson, 2018 yılı ekim ayında özel jetle Amerika’ya uçmuştu. Beyaz Saray’da Başkan Trump tarafından ağırlanan.

    yardım ettiği iddiası ile hakkında dava açılan ve 35 yıla kadar hapis cezası talep edilen .

    Trump, şahsi Twitter hesabında, “Pastör Brunson muteber bir din adamıdır. Onu derhal serbest bırakın.

    ABD ile Türkiye arasında siyasi ve ekonomik krize sebep olan Brunson, 2018 yılı ekim ayında tahliye edildikten sonra ABD’ye gitmiş ve Beyaz Saray’da Başkan Trump tarafından ağırlanmıştı.

    • Not: ben Rahip Brunson’ın tutuklandığinda, ve hapis yattığı süre içerisinde, “Rahibin tutuklanması ve sürecinde Trump ve bizdeki Trump destecilerinin suç üretme ve seçimler’de kullanmak için kullanıldığını yaziyordum.
      O zamanda şimdiki Ahmet’in kopiyasi gibi bir N Güven ve Ö İyibaş benim ile saçma sapan tartışma ve iddiaya giriyordular.
      Sonunda yanılan ben değıl onlar oldu.
      Şu an yerlerinde yeller esiyor.
      Keşke Türkiyede hür basın olsa, ve konuşma õzgürlüğü olsa!

    • Gülen’den intikam almak isteyen bazı derin devletçiler bir bahane ile Rahip Brunson’u içeri tıkıp akılları sıra ABD’ye “ver imamı al papazı” yapmak istediler. Sonucu hepimiz gördük, paşa paşa verdiler rahibi. Döviz kurları da eski haline dönememişti.

      • Mim bey! Sizin tahmin ettiğiniz devede kulak dahi olamaz.
        Çünkü, yurt dışında bizlerin tanık olduğumuz, Türkiyede geçmişte ve şimdi yaşanan türk vatandaşlarından gizlenen siyasetçilerin çevirdiğı binlerce dolap var.
        ve biz onları öğrenebiliyoruz. Maalesef Türkiyede ki sırada vatandaşların bunlardan haberleri olmiyor.
        Aslında TC idarecileri Gülenin iade edilmesini istemiyorlar…. Rahibi 15 Temmuza dünyayı inandırmak için malzeme yapmak istemişler fakat başarılı olamamışlar. Hemde 15 Temmuzdan iki sene önce.
        ÍnşAllah yakında sizlerde duyarsınız.
        Ve o zaman!
        Keyif için hapishaneler gazeteci ve yazarlarla dolmadığını daha iyi anlarsınız. .
        Kendilerini millete siyasetçi olarak yutturanlar Gazerecileri sevmezler fakat Havuzdaki gazetecilik oynayanlara bayılırlar.

  7. Üstat bugün hiç katılmadıgım bir yazı yazmıssınız,Liderlik konusunda.Lider yapılmaz olunur.Yakın tarihimize baktıgın zaman,bizim liderleri, halefleri selefleri değil rakipleri yetiştirmiştir.Bunun örnekleri bütün liderlerimiz de bellidir.Örneğin;en basiti;şimdiki cumhurbaskanımızı 28 şubat süreci ve o günün solcu kesimi yetiştirdi.Cumhurbaskanımız da kimi yetiştirdi? Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş ı yetiştirdi.Bunun örneklerine gidecek olursak İnönü-Menderes,İnönü-Demirel,Demirel-Erbakan,Evren-ÖzaL…Yapma liderlerin günü çok uzun olmuyor.Üç beş sene de silinip gidiyor.Herkesin görüşüne saygılar.

  8. Milyonlarca liraya “çekirdek parası” diyenlerin düştüğü rezilliğe bakar mısınz?

    “Aile ve Sosyal Politikala Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, Giresun’daki sel felaketinden etkilenen vatandaşlar için sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarına 2,5 milyon TL kaynak aktarılacağını açıkladı.”

    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez de, Giresunlu vatandaşların ilçe ve köyler de dahil olmak üzere elektrik faturalarının tahsilatını erteleyecaklerini duyurmuş.

    Güçlü büyük Türkiye’nin hali bu.

    Bir ilin altı üstüne gelmiş, bir bakan 2,5 milyon liradan söz ediyor, diğeri elektrik faturalarının tahsilatının erteleneceğini duyuruyor.

    Saraylara, saraycıklara, Kanal İstanbul’a para var, Giresunlu vatandaşlara gelince elektrik faturalarını erteleme ‘kıyağı’.

    Gidişleri gerçekten görkemli olacak. . .

    • Bir de o 2,5 milyon lira aktarılan sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları kimlermiş acaba? Doğrusu çok merak ettim. Daha önce de yapmışlardı bunu.

  9. Siyasette yer alan neredeyse hiç kimse, başbakanlık makamını elde etmiş ve istediği takdirde uzun yıllar o konumda kalabileceği halde yolunu da açarak yerini Tayyip Erdoğan’a bırakmakta tereddüt etmemiş Abdullah Gül değildir.
    Diyerek okuyanların oturma organlarıyla gülmelerine sebep oldun, Allah iyiliğini versin.

  10. Sol-demokratlar (demokratlığın solculuğun doğasından kaynaklandığını, sola özgü oloduğunu, her solcunun ‘zaten’ demokrat olduğunu sanan aklıevvler, ne zaman bu terimi kullanmış olsam hemen ayaklanır, terimin saçma ve yanıltıcı olduğunu söylerlerdi. Bunlara göre, muhafazakarların demokrat olabileceklerini düşünüp buna ihtimal vermek, aklı dumura uğramış şaşkınların işi olabilirdi), hiçbir zaman Türkiye’de ete kemiğe bürünmüş bir çevre olamadılar. Zihni açık, Türkiye’nin sosyolojik gerçeklerini okumasını bilen, ‘sol’ diye bilinen CHP solculuğu ile sosyalist solun tarih dışı kalmışlığının farkında olan aydınlarda temsiliyetini buldu.

    Sol-demokratların Referandum, Ergenekon Süreci, AK Parti’nin vesayetle mücadelesi dönemindeki tutarlı ve ilkesel tutumu, sahip oldukları entelektüel ve ahlaki üstünlük, kendileriyle karşılaştırılamayacak bir kalabalığa sahip “İki kaşık CHP, üç beş kaşık da Lenincilik” kıvamındaki bilimum ‘solcu’ ve ‘sosyalist’in gerçek yüzünün tanınırlığını kolaylaştırdı.

    Kendi mahallesinden yükselen ve dizginlenemez biçimde şirazesinden çıkan “sol-demokrat avcılığı”, Ruşen Çakır’ı ürkütmüş olmalı ki, “Yahu boykotçu bir tutum aldım diye bana da aynı muameleyi çekmeyin” diyerek, ahlaki bir düşkünlükle, bu güruhu Halil Berktay ve Etyen Mahçupyan’a yönlendiriyor.

    Ruşen Çakır, Mahçupyan’ın kendisini ve ahlaksız tutumunu konu alan yazısını okuma cesareti gösterebildi mi?

    Bilemiyorum.

    O cesareti gösterebildi ise, bir utanç ve suç üstü yakalanmışlık duygusu bedenini birkaç saniyeliğine de olsa ele geçirdi mi?

    Bunu da bilemiyorum.

    Mahçupyan, her zamanki sakin ve serinkanlı entelektüel diliyle, Ruşen Çakır ‘solcu’luğunun düşünsel ve ahlaki imalarını değerlendiriyor.

    Ağır, ama yerinde bir yazı.

    https://serbestiyet.com/featured/polemik-mahcupyan-rusen-cakirin-son-durumu-uzerine-39832/

  11. Hasan günay dün bu soru–yorumu size yazdım, hala bir cevap alamadım ve tekrarlıyorum:

    H.Gayret
    25 Ağustos 2020 At 00:53
    Hasan bey kimmiş o 5 kuruş fazla veren ve pazarlık edenler? Türk milletine hakaret etmeyi, küçük görmeyi bırakın artık! Milli iradeye saygılı olun! Hiçbir türk evladı kendi oyunu satmaz, sandık başına gider, açlıktan öleceğini bilse de kendi ideolojisine uygun olan partiye oyunu verir!
    Hatta seçim günü gözaltına alınacağını bile bile kanun kaçakları bile oylarını kullanır, ondan sonra çıkışta tutuklanırlar! Devletimiz o kişilerin mutlaka gelip oylarını kullanacağı düşüncesiyle seçmen pusulalarını düzenleyip evlerine yollar! Sizinkisi biraz da dervişin fikri neyse zikri de oymuş durumu kanımca:)
    Chp den 15baş mebus madamın partisine icara verilirken hiç bu adamlar kendini satmış demiyordun, demokrasiye hizmet ediyorlar diye övgüler düzüyordun! Bakıyorum sıra milletimize sövmeye saldırmaya gelince herkesten önce koşuyorsun, haksız mıyım?

    • Sayın Meral Akşener’den ‘madam’ diye bahsetmeniz ayıp olmuyor mu? Bahçeli’nin yuvaya dön çağrısını red ettiği için böyle hitap ediyorsun. Ama tehlikeli bir iş yapıyorsunuz mösyö H.Gayret 🙂

  12. Erdoğan’ın aklından ne geçiyor? Çok basit. Para, döviz.

    Hadi sıkışınca TL basarsın ama Dolar basamazsın.

    Cari açık devam, tek çare borç bulmak. İşte onu düşünüyor.

    Fakat müflis tüccara kimse borç vermez. İpotek isterler.

    Varlık fonu dediği ipotek fonunda dev kamu kuruluşları var.

    Kanal İstanbul, Atatürk Havalimanı arazisi imara açılabilir.

    ‘Toplulaştırılan’ değerli tarım arazileri satılabilir.

    Fakat bunları yaparsa seçmeninin yarısı kendisini terk eder.

    O zaman da Bahçeli erken seçim zamanı geldi der.

    Son çare gaz bulduk dedi kimseyi gaza getiremedi.

    Belki S-400 müzesi kurmak biraz nefes aldırabilir.

    Uygulamalı tarih dersi devam ediyor. Zil çalmak üzere!

    • Kanalın açılacağı alan imara zaten açılamaz da çevresini bilemem; atatürk havaalanının neresini imara açabiliriz ki? Havaalanı halen aktif durumda, uluslararası uçuşlar hala devam ediyor, bi parça boşluk vardı oraya da 45günde çok amaçlı pandemi hastanesi yapıldı, hastaneyi mi imara açalım sayın fkt?
      Karavana atıyorsunuz!

      • Ben araştırmadan konuşmam.
        Kanalın çevresinde 500 bin- 1 milyon kişilik yeni bir şehir oluşacağını Erdoğan söylemişti zaten. / Atatürk H.L. aktif değil, yolcu uçaklarına kapalı, tek tük kargo uçakları kullanıyor. / Pandemi hastanesi geçici ve arazinin %10’u bile etmez. / Fakat Erdoğan her iki rantiye-şantiye projesini de yapamayacaktır. / Yallah Katar…Ananı da al git 🙂 İitirazın var mı H.G.?

    • Hadi dediklerinin hepsi doğru olsun (kesinles doğru değil de) ama tarım arazileri nasıl toplulaştırılıyor bir araştır da sonra eleştirirsin. Okuyan da sanki devlet milletten toplayıp sonra geri satıyor sanacak. Tamamen sallıyorsunuz bu konuda. Sizinkiler çıkması öuhtemel hazın da abd le brezilyalı ortağı olduğunu savurdular neyseki sağlam yalanlandı da…

      • TBMM’de verilen soru önergelerinde sadece gerçek kişilerin satın aldığı konut-arsa-arazi miktarları hakkında bilgi veriyorlar. Şirketlerin satın aldıklarını ticari sırra girer diye açıklamıyorlar. Bizzat Bakan’ın verdiği bilgiye göre son 5 yılda gerçek kişiler 118 milyon m2 arazi-arsa ve 149 bin küsur konut satın almış. Yabancı şirketler neler almış bilmiyoruz. / Sizinkiler dediğiniz kim? Benimkiler sadece milli (ulusal) menfaatlerimizdir.

  13. ”CHP asırlık bir çınar. İnce de Kesici de Sarıgül de yola çıksa CHP yine dimdik ayakta durur. Ama bu isimler CHP’nin 2023 Cumhurbaşkanlığı hesaplarını bozar. Getirdiklerinden ziyade CHP’den ne götürdüklerine bakmak lazım.”Kaynak:Abdulkadir Selvi/Solda siyaset hareketleniyor. YORUM:CHP den yüz parti çıksa ,CHP nin iktidar yürüyüşünü bozamaz.İnce,Kesici,Sarıgül CHP den götürse götürse kendileri gibi köstebekleri götürür.Gitsinler de, CHP hzurura kavuşsun.A.Selvi ni söylediği gibi,CHP dim dik ayakta durur.Erdoğan ın aklında CHP yi parçalamak varsa,intikam duygusundandır.AKP den 2 parti ayrıldı ya,karşılık olarak 3 parti çıkarmak istiyorsa ;Erdoğan, yine de Cb. lığını unutsun.”Öfkeyle kalkan zararla oturur.”demişler.AKP de işler eskisi gibi değil.Eskiden muhalefete hiç umursamazdı.Nasıl olsa AKP ye oy akıyor,muhalalefetle uğraşmaya değmez modunda idi.Şimdi başka.Sabah akşam muhalefete kanca atmaya,özellikle CHP yi bölmeye,genelbaşkanını baskı altına almaya,tazminatlarla boğmaya,sosysal medya trolleri ile itibarsızlaştırmaya bir hayli önemsiyor.Yani işler ,Erdoğan ın umduğu gibi gitmiyor.MHP ye can havli ile yapışıp,milliyetçi söylem ve taktiklere başvurması bundan.İslamcı kesim desen ipleri eline aldı.İslamcı ve milliyetçi kesimlerin ortasında kaldı Erdoğan.Bu sıralar Kızıl Elma çıkış ve hamleleri gelmeye başladı AKP cephesişnden.Erdoğan seçime gitmemek için savaş çıkaracak galiba.Çünkü savaş hali durumunda, Cumhurbaşkanının seçimlere gitmeme /erteleme yetkisi var.Erdoğan ın aklındaki bu olsa gerek.Peki kime savaş açacak?Birçok seçenek var.Saygılar.

    • Bir partinin tüm ideolojileri inanç gruplarını kendi şemsiyesi altında ben sizin babanızım ben ne dersem o olur diyerek kandırıkçılık oynaması mı daha iyidir?
      Kendi yolunu çizgisini belirtmiş, kanuni herşeyini tamamlamış partileşmiş kişilerle masa etrafında toplanıp aynı hedef için süreli ittifaklar mı daha iyidir?

  14. Siyasetçi mi politikacı mı, politikamı siyasetmi,
    Politikacı mı siyaset, siyasetçi mi politika,
    Tavukmu yumurtadan yumurtamı tavuktan,
    Devletin başı hükümetin başı,
    Hükümetin başı devletin başı.
    Örnek ,
    Potim mehmedov mehmedov Putin.
    Hep bu tür oyunlar izlemekten bıktırdılar.
    Yeni şeyler denemek lazım.
    Putin kaç vekil çikarmıstı acaba?
    Bizdeki pik 50+1. (Pik bu yilın en popüler kelimesi).

  15. 1-AKP artık hiçbir konuda;
    -Doğru düşünemez;
    -Doğru karar veremez;
    -Doğru uygulama yapamaz.
    2-Bayram öncesi Levent Gültekin in Erdoğan a çok yakın birinin ülkemizin hızla büyük bir felakete gittiği ve her geçen gün hasarın katlandığını söylediğini aktarıp, ilçe başkanlığı yapmış birine bu konuda fikrini sorduğumda ” kendisinin de böyle düşündüğünü, parti içinde böyle düşünen çok sayıda kişi olduğunu” söyledi.
    3-Geçen cuma günü Erdoğan’ın müjde açıklaması öncesi ilçemizdeki AKP seçmeninin geldiği kahvehaneye yakın işyeri sahibi, çoğunluğu emekli olanlara müjde olarak ne beklediklerini sorunca “emekli maaşına zam beklediklerini” söylemişler. Gaz müjdesinden sonra 5 dakika içinde ortadan kaybolmuşlar.

    • Gaz müjdesine piyasalar da itibar etmedi. Kurlar artıyor. Zaten gaz rezervi varsa bile 2026-27’den önce bir faydasını göremeyiz. Yani böyle şeyler yeni Hükümetin konusu olur.

  16. Bizde bir atasözü vardır : ‘Gelen gideni aratır ‘ .Evet, maalesef bu hep böyle olmuştur ; o nedenle bana göre hiiiç önemli değil ! Vatandaş hayrını görsün.Selam ve saygılarımla

  17. Dünya Tarihinde Saltanat sisteminde halef bırakma bir kısmen başarılı olmuş. Diğer sistemlerde bu pek mümkün olmamış. Saltanat da bile eğer Veliahtın şansı yaver gitmişse Sultan olabilmiştir. Demokratik sistemlerde işaret edilen halefin lider olduğu örneği Türkiye’de yok. Çoğunu zaten siz sıraladınız. Özal Akbulutu işaret etti de ne oldu Yılmaz kısa sürede onu diskalifiye etti. Berat Albayrak haleflik hakkını verir mi, onu zaman gösterecek. Atalarımızın bir sözü var “Su akar yatağını bulur.” Erdoğan kimi işaret ederse etsin, o koltuğu taşıyacak bir eninde sonunda oraya oturacaktır.

  18. Kendinden sonra gelecek kişiyi seçmek veya belirlemek yalnızca diktatörce düşünceler taşıyan liderlere özgü bir davranıştır. Gerçek demokrasilerde böyle saçmalıklar yoktur. RTE demokrasi amaç değil araçtır demiş, demokrasi hevesi olmayan bir liderdir. Geçmiş seçimlerde olduğu gibi her türlü yolu (mühürsüz oyları sayma, bazı seçimleri yenileme vb.gibi) deneyerek hep iktidarda kalmayı planlamakta, her icraatını buna göre düzenlemektedir. Muhalefet ülkede CB (başkanlık) sisteminin varlığından bile habersizdir. Durum budur. Türkiye’de RTE vefat edinceye dek siyasi anlamda hiç bir değişiklik olmayacaktır. Ne zamanında ne erken yapılacak seçim mevcut durumu değiştirmeyecektir. Dua edelim bu dönemde hepsiyle papaz olduğumuz komşularımız, AB, ABD, İsrail veya Rusya ile bir savaşa girmeyelim. Eğitimi yapboza dönmüş, ordusu darmağın edilmiş (Dünya’da biri teröristlikle yargılanmış, biri kendi askerine esir düşmüş Gn.Kr.Bşk olan bir başka ordu yoktur), yargısına kendisi bile güvenmeyen bir yönetimle (sosyal medya tepkilerine veya diş geçirilemeyen devletlerin hötlerine göre, ya bakan, ya CB emri ile sonradan gözaltı veya serbest bırakmalar-kadın katilleri-Rahip-Deniz Yücel…) bizi hiç de güzel günler beklemediğini bilelim.

  19. Cumhurbaşkanı (AKP Genel Başkanı) Erdoğan’ın aklından neler geçiyor?

    Benim bir cevabım var.

    Erdoğan kendisine destek veren herkesin omzuna basa basa yükseldi. Yetmedi Devletin imkanları ile birilerini yanına çekip onların da omuzlarında biraz daha yükseldi.

    Fakat önemli bir şeyi unuttu. Bu kadar yükseğe çıkmak tehlikelidir. Şimdi bu yükseklikten düşerse ne olacak onu düşünüyor.

    Ha bir de şu var tabi. En alttakilerin omuzlarına fazla yük bindi. Onlar artık omuz vermeye dayanamayıp bırakmak üzereler. Erdoğan kaçmasınlar diye elini cebine atıp onlara biraz simit parası atmaya çalışsa da, omuzlarına daha az yük binen yukardaki omuzdaşlar parayı havada kapıyorlar.

    Eee menfaat düzeni böyledir. Bir gün gelir ne yapsan çare üretmezsin.

    • Alibey seçimler hiç kimse için çantada keklik değildir; oldu ya muhalefet kazandı ve başkanlık sistemini değiştirelim mi diye referanduma gitti; halkımız tekrardan biz başkalık sisteminden memnunuz derse ne olacak? Pardon deyip başkanlığa devam mı edilecek yoksa işimiz gücümüz yok sizin gibilerin abukluklarıyla mı uğraşacağız memlekette?

    • Korona virüsü aşısını yapabiliriz mi bilemem. Fakat insanlar üzerinde deneyler yapmak için Almanya, Rusya ve Çin Türkiye yönetimi ile görüşme halindelermiş. Sen de denek olmak ister misin H.Gayret?

    • Ha Gayret, TUİK ve Sağlık Bakanlığı’nın masa başında ürettiği rakamlara yeryüzünde inanan tek bir devlet, kurum ve şirket kalmamıştır. AB Türkiye’den gelen covid testi negatif yolculara güvenmediğinden yeniden test etmekte, hiç de azımsanmayacak oranlarda testler pozitif çıkmaktadır. Yıllardır TC’ne kakalanan grip aşılarına inanmadığım gibi, Dünya’nın herhengi bir yerinde bulunduğu söylenecek korana aşısına da inanmayacağım. Hele Türkiye’de üretilecek olana asla. Türkiye’de bulunduğu açıklanacak korona aşısını açıklayan siyasi kendisi yaptırmadan bu aşıyı kullanacakları Tanrı korusun. Hoş, Çernobil zamanı çayda radyoaktif yok diyen sağlık bakanlarımız da oldu. Sonraları Karadeniz’de kanser vakalarının neden arttığını hiç anlayamadık!!! Diyeceğim Ha Gayret kardeşim, herkese laf yetiştirmeyi bırakalım; sadede gelelim. 2023 model SUV oto ile 2023 den sonraki Karadeniz doğalgazı ile ilgili iddiamızı yorumdaşlarımız önünde hayata geçirelim.

  20. Hangi partinin başına lider aranıyor? Dikkate değer bir düzeyde, bu soruya rakamlarla kısmen yanıt vermek mümkün. Hatırlayacağız. Hatırlayamıyorsak, rakamları önümüze koyup o şekilde düşünecek ve kestirimlerde bulunacağız.

    Kasım 2002 seçimleri: AK Parti: yüzde 34, 28
    Temmuz 2007 seçimleri: AK Parti: yüzde 46, 58
    ………….
    Haziran 2018 seçimleri: AK Parti: 42,56
    Güvenilir üç kamuoyu araştırma şirketinin ortalamasına göre bugün: AK Parti: yüzde 35

    Haziran 2018’de yüzde 42 alan AK Parti, bundan 2,5 yıl kadar önceki Kasım 2015 seçiminde 49,50 almıştı. Erdoğan, üç yıldan kısa bir süre içinde partisine yüzde 7 kaybettirdi.

    Erdoğan, yüzde 42 aldığı 2018’den bu yana, partisine bir 7 puan daha kaybettirdi.

    1) AK Parti, dün olduğundan farklı olarak, bugün bir kitle partisi değil. Dev bir makine gibi işleyen teşkilatlara yaslanan, her kesimden oy alan, işinde ehil hayli güçlü kadroları elinde bulunduran o parti sizlere ömür.

    2) AK Parti, Erdoğan’ın elinde güdük ve beceriksiz bir lider partisine dönüştürülmeden önce, küresel sermeye hareketlerinden de yararlanmıştı. Bu durum, bugün, tam tersine bir seyir izliyor. Küresel sermaye yine ‘gelişmekte olan’ (!) ülkelere akıyor. Ama, Türkiye artık bunlar arasında değil. Paranın bol olduğu yıllarda har vurup harman savurulmuş, üretim denilen şeyi unutmuş devlet ve yurttaşları gırtlağına kadar borca batmış durumda.

    3) AK Parti’nin bugünkü seçmenleri arasında, hiçbir üretim sürecinde olmayan, ülkenin en yoksul kesimi olup ancak çeşitli isimler altında kendisine verilen sosyal yardım ödenekleri ile hayata tutunabilen insanların oranının yüzde 11 ile 13 arasında değişitiği söyleniyor. Büyük şehir belediyelerinden gelen rantı yitirmiş, ekonomiyi karanlık bir açmaza sürklemiş olan Erdoğan iktidarı, yakında bunların da önemli bir bölümünün desteğini yitirecek.

    4) AK Parti, sanılanınj aksine, bir ideoloji ve kimlik partisi değil. Kendisi de seçmeni de her şey olabilen bir parti.

    5) Birisi muhafazakarlara seslenen, diğeri muhafazakar demokratlara ve sekülerlere de seslenebilen iki muhafazakar parti var seçenek olarak.

    Sonuç: AK Parti, bir MHP ya da CHP, ya da HDP değil. İktidarda kalabildiği ölçüde siyaset arenasında boy gösterebilen bir parti. Bu tür partiler, iktidardan düştüklerinde, küçülerek ya da güçten düşmüş bir vaziyette yola devam etmezler: Dağılırlar.

    Erdoğan ve partisi en çok 9-10 ay içinde, yüzde 25’leri zor gören bir parti konumuna düşecek. Siyasi ömrünü birkaç yıl uzatmak istiyorsa, baskın seçime gider. Eğer 2021 yazına veya sonbaharına kadar beklerse, hiç şansı yok. İktidarını yitirir ve dağılır.

    Süleyman Soylu, siyasi geleceğini AK Parti’de aramaz. Ya otobüs duvara giydirdiğinde gider MHP’de arar şansını. Ya da, AK Parti bakiyesinin başında alır o bakiyeyi MHP’ye yamar ve MHP’nin genel başkanı olur.

    Erdoğan’ın dört yıl içinde yüzde 17 oranında oy erezyonuna uğratmış olduğu, 2023’e kadar durmayıp yola devam edeceği söylenen parti, 2023’e varmadan dağılacak.

    Biz de böyle bir partinin başına kimin geçeceğini veya getirileceğini konuşuyoruz.

      • %17-18 doğrudur bence. Zira teamüle göre kararsız oylar kararlı oylara göre dağıtılıyor. Oysa şu anda kararsız oyların çoğu AKP seçmenine ait ve onların çoğu da Deva, Gelecek ve IYI partilerine yönelecek.

        • Ben öyle olacağı kanısında değilim, sayın Mim. Şu gün AK Parti ile arasına mesafe koyarak “kararsızlar” dediğimiz gri alana geçmiş olan (eskiden kararlı) AK Parti seçmenlerinin isimlerini verdiğiniz o üç partiye yönelmeleri için (bugün için) ortada güçlü nedenler yok.

          Milliyetçi duyguların CHP dahil tüm seçmenlerde kolayca köpürtülebildiğini ve her zaman bir karşılığı olduğunu akılda tutmak gerekiyor. Bunun için, Metropol’in “Cumhurbaşkanı Görev Onayı” araştırmalarını geriye doğru bir taramanızı öneririm.

          Erdoğan’ın her seçim öncesinde milliyetçilik kartı mutlaka kullandığını biliyoruz. Yine ve mutlaka bir gerilim yaratacaktır dışarıda. Bu da, iş görecektir.

          Söz konusu seçmenlerin Erdoğan ve Ak Parti’den koparak sözünü ettiğiniz partilere yönelmeleri, Erdoğan’ın “15 Temmuz” ve “Beka” kartlarından sonra şimdi “milliyetçilik” kartını da yitirmesi için aradan 9-10 gibi bir süre geçmesi gerekiyor.

          2018’deki döviz kuru şokunu hepimiz hatırlıyoruz. En az onun kadar şiddetli yaşanacak bir şok, 2021’in ilk ayları için kuvvetle muhtemel görünüyordu. Gidişat, bunun bu yıl sonunda dahi yaşanabileceği yönünde.

          Ekonomiyi topyekün iflasa doğru sürüklüyor Erdoğan ve Albayrak.

          Bugün için medya üzerindeki egemenliği hala mümkün. Aralık ve Ocak aylarına doğru bu tablonun da adım adım değişmeye başladığını göreceğiz.

          Erdoğan, hemen şimdilerde baskın seçime gitmez ise, 2021’in dördüncü beşimci ayından itibaren artık medya desteğini de arkasında bulamaz.

          Erdoğan ve partisinin 2021 yaz aylarından itibaren gireceği her seçimde alacağı oy yüzde 25-26 dolayında olacaktır. İktidarını yitirdikten sonraki 2-3 yıllık süreçte de dağılma süreci tamamlanmış olacak.

          Bundan karlı çıkacak partiler de MHP ve Deva Partisi. Saadet Partisi de yüzde 2 gibi bir kazanım elde edebilir.

          Muhalefet hiç güven vermiyor.

          Gelecek Partisi’nin dramatik bir yükseliş kaydetmesi olanaksız.

          Deva Partisi yakın geleceğin iktidar partisi, ama şu aşamada oylarının sıçrama yapması muhtemel değil.

          Siyasi tablonun köklü biçimde değişmesi, ancak 9-10 aylık bir dönem sonrasında yaşanabilir.

          Erdoğan’ın kent yoksullarına kaynak aktarmaya ne niyeti ne de parası var. Bu insanlara dönüp sosyal yardımların devam edeceğini, hatta ödemelerde iyileştirmeye gidileceğini açık ve anlaşılır biçimde söyleyen, bunda da inandırıcı olabilen parti, bir fiskede Erdoğan’ın oylarını yüzde 25 düzeyine itecektir.

          Bunun için de medya oligarşisinin erezyona uğraması gerekiyor. Sırası ve zamanı geldiğinde öyle olacak zaten.

          Erdoğan bu Kasım-Aralık’ta baskın seçime gitmezse, 2021 dananın kuyruğunun koptuğu yıl olacak.

          • Dediklerin doğru ama bence bu yıl seçime gidemez. Hem korona pandemisi yükseliyor hem de 2 yıl sonra erken seçim ters teper.

    • Korona salgını giderek artarken sonbaharda erken seçim olması mümkün değil gözüküyor. CHP’lilerin canı tatlı sandıktan kaçar diye bu şartlarda erken seçim yapmazlar. İki kat maske takarlar yine de giderler. Erken seçimin en erkeni 2021 ilkbaharı olabilir o da Korona salgını makul düzeye inerse.

  21. Gazeteci Murat Yetkin bugünkü yazısında,”Erdoğan’a halef kim? Albayrak mı, Soylu mu, başkası mı?”başlıklı bir yazı yazmış.Erdoğan ın yerine kim geçecek sorununa cevap aramış.İhtimal olarak da Berat albayrak,Süleyman Soylu,Numan Kurtulmuş,Binali Yıldırım,belki de AKP yüksek istişare kurulundna bir başkası diye yazmış.O kadar karışık durumlardan sonuç çıkarmayın.Erdoğan ın halefi Savunma Bakanı eski Genel Kurmay Başkanı Hulisi Akar olur.Pariden biri halef olursa AKP karışır.Erdoğan bunun farkında.Parti dışından güvendiği isim ise Akar dır.Seçimlerde sonuç ne olur derseniz;AKP, ağzıyla kuş tutsa bir daha seçilemez.Partinin başına kim gelirse gelsin sonuç değişmez.O kadar uzağa gitmeye de gerek yok.Zaten ilk genel ve cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan ve partisi AKP gidici.Yolcudur Abbas bağlasan durmaz.

  22. Her ikisi de olmaz.

    Damat hevesli olabilir, kayınbaba niyetli olabilir, ancak siyasi makamlar öyle babadan oğula devredilecek yerler değiller. Damadın öyle bir kabiliyeti yok, kimsenin de ciddiye alacağı yok. Erdoğan olduğu sürece var. Arkasında durduğu sürece emanetçi Başbakanlık da yapabilir. Örnekleri çok, Binali, Akbulut, şu bu. Ancak Erdoğan olmadan esamesi okunmaz, siyaset kurtları parçalarlar onu. Damadın Soylu’ya omuz attığı, Soylu’nun da arkasından git olum hareketi çektiği sahne gözümün önüne geliyor hep. Kaldı ki damadın çok ciddi handikapları var. Doktorası olduğu ama wikileaks belgelerine göre doktora tezini ısmarlama yazdırdığı ortaya çıktı ancak bunlara cevap bile veremedi. Haliyle. Gerçi diploması olmadığı iddia edilen başkaları da var ama onlar da topa hiç girmiyorlar.

    Gül’e gelince. Benim görüşüme göre, çoğunluk da bunu teyit edecektir, siyaset için uygun bir kişi değil. Siyaset, heryerde böyledir, çok zorlu bir iş ve dişli olmazsanız çok şansınız yok. Gül hep şanslıydı bence. Ve iyi bir final de yaptı. Bundan sonrası ona da Türkiye’ye de ceza olur. Etkin bir siyaset ve yönetimi götürmesi şansı hiç bir zaman yoktu bence. İyi bir denetleyici, dengeleyici, ombasman, danışılan kişi olabilir. Fazlası fazla olur. Gitmiyorum deseydi orada oturma şansı yoktu. Aynı şekilde geliyorum deseydi de, köşkten sonra, yine hiç yoktu. Siyaset, özellikle Türkiye siyaseti, kurtlar sofrası. Acımasız ve çoğunlukla da karanlık bir iş. Temiz siyaset olmadığı gibi temiz siyasetçi de yok maalesef. O yüzden bu düzende Gül’e yer yoktu hiç. Sadece şanslıydı.

    • Ender bey, a.gül türkiye siyasetinin önemli ve değerli bir figürüdür, bugün dahi kendine düşmanlık etmiş bütün bir muhalefet blokunun umudu olabilmiştir.
      En haysiyetli meşguliyet siyasettir; siyaset ve siyasetçilerimizle ilgili ahkam keserken bu gerçeği gözardı etmeyin derim.
      Ülkemiz siyaseti herhangi bir çağdaş demokrasi kadar temiz ve şeffaftır…

      • Ülkemiz siyasetinin temiz ve şeffaf olabilmesi için defterlerin açık olması gerekir. Davutoğlu 2015’de şeffaflık yasasını getirmeye çalıştığında Erdoğan ‘böyle giderse il ve ilçe başkanı bulamazsınız’ diyerek engellemişti. Sonrasında Davutoğlu’nu toptan devirdi tabii ki. İhale kanunu kaç yüz kere değişmişti? Duyamadım, şeffaflık ne mi? Sözlükten bakıverin canım.

  23. Sn Erdoğan in 2 konuşmayı Berat beye bırakması halefi değil sadece bir önceki enerji bakanlığı döneminde yapmış olduğu hizmetlerin takdir edilmesi anlamına gelir.
    Konunun içinde olanlar bu hizmetleri çok iyi anlayabiliyorlar.5adet geminin satın alınması ve revize edilmeleri son dönemde verilmiş çok büyük sitratejik bir karardır.
    Ayrıca etkili ve şehir gibi bir liderden sonra gelen halef partiyi hiç bir vskit başarıya götürmedi.Bu akp için de geçerli olacaktır sanırım.Dogal lider çıkmadığı sürece Akp de tarihin tozlu sayfalarına gömülecektir.
    Maalesef demokrasi geleneğimiz ve insan yapımız batı demokrasilerin deki gibi kurumsal değildir.

    • Ekrem imamoğlu ve mansur yavaş Azimli şekilde çalışıyorlar.

      Anketler göre istanbulda imamoğlu %3 oyunu artırmış.

      Ankarada Mansur yavaş %10 oyunu artırmış. Bu bölgelerdeki halk bu iki başkandan mennun.

      imamoğlu ilk şeçildiğinde koltuğu oturduğunda Kasada biraz para ve işçi sayısı belliydi.

      ikinci defa geldiğinde kasada para yok ve işçi sayısı 2000 artmış şekilde buldu.

      imamoğlu başkanlığa diğer belediyelere göre 3ay geç oturmuştur.

      pandemid, akp zamanında alınmış yedek parçası 70.000 dolar nedeniyle yatan metrobüsleri

      belediye arıza bölümündeki çalışan iki görevli kendi yöntemleri ile çalıştırıyorlar.
      bu görevlilere 3 maaş ödül veriyor. O zaman 30 metrobüs filoya katıyor. Yatan toplam otobüs 50

      Mersinli çiftçilerde kalan 100 ton limonu alarak fakirlere dağıtıyor.

      imamoğluna limon kumpası:

      https://www.youtube.com/watch?v=ahe9hBvCxS8

      Mansur Yavaş çiftçiye verdiği 400.000 ton nohut tohumunun hasadı yeni olmuş. çiftçi para kazandı. Aldığı bu nohutuda fakirlere dağıtıyor.

      Bu pandemide avrupalılar kalkınmayı bırak mevcudu korusak yeter diyorlar.

      Bütün engelemelere karşı iki başkanda iyi çalışıyor.

    • Batı demokrasilerinin kurumsallığından kastınız seçimlere katılım oranlarıysa eğer o konuda türkiyenin yanından bile geçemezler ahmet bey! Siz de türkiye demokrasisini mi beğenemiyorsunuz?

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız