Geçmişi hatırlatan biri Türk diğeri İngiliz TV dizisi yoksa bugünü mü anlatıyor?  

27
İngiliz Daily Telegraph gazetesinden..
Reklam

Bugün benden yine ekonomik sıkıntılarımızla ilgili mi, yoksa Rusya-Ukrayna savaşı ve onun ülkemiz açısından ne anlama geldiğine dair mi bir yazı bekliyorsunuz? 

Günler hatta haftalardır aynı konularda yazılmış yazılardan bıkmış olabilirsiniz, o sebeple bugün farklı bir yazıyla karşınızda olacağım…

Netflix tarafından bayağı masrafla desteklenmiş, Türkçe konuşanlara ‘Pera Palas’ta Gece Yarısı’, dünyaya ise ‘Midnight at the Pera Palace’ adlarıyla sunulan diziyle ilgili tartışmaya ben de katılacağım.

Her konuda ahkam kesmeye ve keskin cümlelerle insanları yargılamaya alışmış birinin dizide başrolün tevdi edildiği genç bir sanatçıyı beğenmemesinin başlattığı tartışmaya…

Kötü oyuncuymuş o sanatçı, yazar kendisinden nefret etmiş…

Yazısına ve hükmüne karşı çıkanlar ‘nefret’ sözcüğünden ‘nefret suçu’ çıkarmışlar… Beğenmediği genç kadın sanatçı, yazara ‘vasat herif’ diye seslenen mesajlar yayınladı…

Türkiye bunu ve dizinin ‘müsamere’ düzeyinde olup olmadığını tartışıyor.

Mutlaka bir tartışma açılacaksa, dünyada ismi ülkemizden fazla bilinen İstanbul kentinin tarihiyle ilgili çok önemli bir zaman dilimine aşinalık kazandıracak dizinin senaryosu etrafında bir tartışma açılması daha uygun olurdu.

Reklam

Yakup Kadri’nin ‘Sodom ve Gomore’ adlı romanında anlattığı, iki kez (ilki Kasım 1918, ikincisi Mart 1920) İngilizler tarafından işgali sırasında İstanbul’da yaşananlar, başlı başına bir diziye konu olabilecek zenginlikte.

Dizinin senaristleri, bir başka kitaptan, Charles King’in aynı adla Türkçeye de çevrilmiş kitabından yararlanıp muhayyilelerini de kullanarak o dönemi anlatmaya çalışmışlar. Bu arada, eserleri kutsal kitaplardan sonra en fazla okura kavuşmuş polisiye romanlar yazarı Agatha Christie’nin 1920’lerde sıkça uğradığı otelin 411 numaralı odasına atfedilen esrarı da senaryoya katmışlar.

Günümüzden çıkıp 100 yıl önceye gidilen zamanda bir seyahatı dizileştirmişler…

Atatürk’ün Mustafa Kemal olduğu ve İstanbul’da yaşadığı günlerde bir ara Pera Palas’ta kaldığı bilgisi de diziye hoş bir anlam yüklemiş…

‘İngiliz Kemal’ lakabıyla maruf Ahmet Esat Bey..

Ben yalnızca ilk iki bölümünü izlediğim için senaryoda o dönemde istihbarat faaliyetlerine başlamış olan ‘İngiliz Kemal’  lakaplı ünlü Türk casusu Ahmet Esat (Tomruk) da yer alıyor mu, bilemeyeceğim. [Devamını da izleyeceğim.]

Recai Sanay’ın bizzat kendisiyle de konuşup hayatından kesitler sunarak yazdığı altı ciltlik kitapları, İngiliz Kemal’in başlı başına bir diziye konu olmasını sağlayabilir.

‘Pera Palas’ dizisi bu yoldaki çalışmalara öncülük etmesi yönüyle önemli.

Bizler ise, dizinin konusu etrafında görüş açıklamak yerine, genç bir sanatçıyı yerin dibine batırmayı marifet sanıyor, bu konu etrafında mürekkep tüketiyoruz.

Reklam

Gelelim İngiliz dizisine

Pera Palas dizisinin ancak ilk iki bölümünü izleyebilmemin sebebi, dikkatimi bütünüyle bir yabancı diziye vermemin gerekmesiydi. İngiliz ITV kanalında pazar akşamları yayınlanmaya yeni başlamış ‘The Ipcress File’ dizisine…

Ne yazık ki, orada da, dizinin başlattığı tartışmaların odağında, başrolün kendisine emanet edildiği genç bir erkek sanatçı var…

Daha önce başarıyla canlandırdığı bir-iki dizideki rolleriyle karşılaştırıp buradaki rolünü zayıf buluyorlar.

‘Ipcress’ dizisi kanalın internet sitesine konulduğu için bütün bölümlerini (6 bölüm) izleyebildim.

Konu bana bugünleri ve ‘Pera Palas’ dizisinde anlatılan İstanbul’un işgal altındaki günlerinde yaşananları hatırlattı.

Nedenini açıklayayım.

Dizide İngiltere’de varlığı bilinen iki casusluk örgütü (MI5 ve MI6) yanında, gizlinin gizlisi bir başka casusluk örgütünün elemanlarının macerası anlatılıyor. Nükleer alanda çalışan bir bilim insanı kaçırılmış, örgüte onu bulup geri getirme görevi verilmiştir.

Bilim insanını Sovyetler Birliği elemanlarının kaçırdığı, Beyrut üzerinden Moskova’ya götürmek üzere yola çıkarıldığı bilgisi vardır.

Oysa adam CIA tarafından kaçırılmıştır.

Amerikalılar İngiliz istihbaratının dikkatini Sovyetler üzerine çekmeyi ve işbirliği yapar görünerek onun bir ajanını çok daha başka bir amaçla kullanmayı planlamışlardır.

Plan CIA unsurlarının ve Amerikalı generallerin içerisinde yer aldığı çok gizli bir gruba aittir.

Gizlinin gizlisi o grup, halk tarafından seçilmiş sevilen başkan John F. Kennedy’nin politikalarını beğenmemekte ve onu ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır.

Kennedy’e suikast düzenleyecek ve bunu beynine zamanı geldiğinde harekete geçmesi için müdahale edilmiş İngiliz casus eliyle gerçekleştireceklerdir. [Kennedy’e suikast 22 Kasım 1963’te gerçekleşmiş, onu Moskova’da beynine müdahale edildiği söylenen biri öldürmüştür.]

İşin içine Çinlileri de katar plancılar. Beyinle oynama işinin Çin’de yapıldığı hissini verecek bir mizansen yaratırlar. Kendisinin Çin’de hapis tutulduğunu hissettirmek üzere kurulan tezgah, işkenceye maruz bırakılan İngiliz casusun kaçmasıyla faş olur. Pekin yerine Londra’da tutulduğunu anlar casus.

CIA’den maaşlı İngiliz bakan da suikast tezgahının içindedir.

Kimin elinin kimin cebinde olduğunun bilinmediği casuslar dünyasından kesitler bulunur dizide.

Len Deigton’un 1962’de çıkan romanı üç yıl sonra Michael Caine’in başrolüyle filme çekilmişti. Olağanüstü başarılı bulunmuş ve ardından hemen iki, hayli sonra ise yine iki devamı filme dönüştürülmüştü.

‘Harry Palmer filmleri’ diye adlandırılan filmler kendi janrında birer efsanedir. Yeniden dizi halinde çevrilince, eleştirmenlerin, dizinin başrolünü üstlenmiş Joe Cole’ü 160 filmde oynama rekoruna sahip bir yaşayan efsane olan Michael Caine ile karşılaştırma yoluna gitmeleri ve Cole’ü zayıf bulmaları doğal.

Günümüze gelelim

İstanbul’da geçen ‘Pera Palas’ dizisinde anlatılan, Rusya’da Çar ailesinin kanlı biçimde yok edildiği, yeni döneme ayak uyduramayanların kaçıp İstanbul’u mesken tuttukları bir dönemdir. Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin yaşandığı günümüzde, Batı ülkelerinde yaşayan Putin’e yakın milyarderler ile savaşa karşı çıkan Ruslar’ın İstanbul’a sığındıkları görülüyor.

Ne kadar ilginç değil mi?

‘The Ipcress File’ dizisinde sergilenen ABD ve İngiltere’de oluşturulmuş ‘gizlinin gizlisi’ istihbarat örgütlerinin birbirlerine kazık atmalarına benzer olaylar, Rusya-Ukrayna savaşı öncesi ve sırasında -yani günümüzde- yaşanmıyor mudur acaba?

Yoksa yine savaş ve hatta ekonomi konularına da mı girmiş oldum bu yazıyla?

Olabilir.

ΩΩΩΩ  

Reklam

27 YORUMLAR

  1. Fehmi bey! Galiba aslinda galiba demeyede gerek yok.

    ÜLKEMIZ: Dûnyada Soyungucular ve onların illagal aktivitelerini kalıbına uyduracak en güvenli Ülke! Türkiye ve uyutulan halkıdır.
    En basit bir örnek; Dünyadan yüksek faizle $ borçlanan devletin gidip Moskovaya 170 miliyon dolara Cami yapmasını sorgulamalari gerekirken alkışlıyan bir halk. Bu Halk Kendilerini kõle gibi kullananları Başlarına Taç ediyorlalar ve elleri kabarıncaya kadarda alkışliyorlar.

    Sayın yazarın şu an Türkiyeye gelmış isimlerini yazdıklari ve yazmadıklari İllagal yollardan hem işlerini halledecekler hemde şimdiye kadar akladıkları ve akliyacak “KARA” PARALARLA birlikte diğer her türlü pisliklerini Tûrkiyede kendi lehlerine fakat ülke aleyhine halledecekler.. Çünkü onlar için dünyada en uygun tek ülke Türkiye.
    Zaten kimse Tük halkından ve muhalefetinden çekinmiyor.
    Çünkü dünyada en iyi uyuytabilecekleri muhalefet ve ülke Halkı
    Biziz ve ülkemiz.
    Merak ya bu gelenler????? Neye geldi diye sormiyorum önceden halletikleri neler olduğunu merak ediyorummmm. Aslında neler olduğunu AŞAĞI YUKARI TAHMIN EDEYORUM.
    Hani gözle görmeyinca işitiğime pek inansam dahi ya yalansa diye güvenmem.

  2. iki kargo uçağı ukraynada bekletiliyor, mahsur külan 6 bin türk vatandaşından 144’ünün 2000 yabancı öğrencilerle beraber ruslar tarafından rehin alındığını söyleyenler var. rehin alındığı söylenen öğrencilerin çoğunluğu çin uyruklu olduğu söyleniyor, doğru olup olmadığını bilmiyorum. putin ile araları açılan rus oligarklar son yıllarda Türkiye’ye sermayeleriyle beraber istihdam ediliyorlar. türk şirketlerinin rusyaya sevkiyatları tamamen durmuş bulunuyor. azerbeycan rusya çift vatandaşlığı bulunan bir müşteri baküden rusyaya geçemediğini söyledi. moskovada faal bir firma savaştan aylar önce sevkiyatı yapılmış olan mallarını hala alamadığını malların gümrükte tutulduğunu söylüyor.

    sanki bir şeyler birikiyor!

  3. “H. Gayret
    9 Mart 2022 At 19:55
    Ahmet sen ve senin gibiler hızlı tren ve marmaraya da karşıydılar ama yapıldı, kanalistanbul da yapılacak, sonra da danıştay bilmem ne hakimleriyle birlikte utanmadan kanal boyunda çay keyfi yaparsınız…

    Yorumu Cevapla
    Ahmet
    9 Mart 2022 At 21:09
    Yüce Allah, Kur’an’da yetimlerin korunup kollanmasına çok önem vermiş, mallarının israf edilmemesini ve haksız yere yenilmemesini, bunun büyük günah olduğunu bildirmiş, yetimlerin mallarını haksız yere yiyenlerin, ateş yemiş olacaklarını bildirerek yetim haklarına gereken özenin ve önemin gösterilmesini emretmiştir:
    SENCE BU HİLELİ İHALELERDE KAC YETİMİN HAKKİ YENMİSTİR????

    Yorumu Cevapla
    Nurdan
    9 Mart 2022 At 21:43
    Ahmet bey! ONLRDA Aynen sizin gibi yapiyorlar.
    Benim her yorumuma bir kulp takiyordunuz ve yalanliyordunuz. Oysaki ben her zaman Türkiyenin batırıldığını yaziyordum.
    Ne oldu? Benmi yanıldım? Yoksa bana musallat olup hakaret ednlermi yanıldı? Vatan sever parali troller ve troll olmayipte ülkeyi batıranlari inadina savunan sizlerin Moralınızi bozmak istemem fakat, sayın yazar Türkiyeyi ve halkını bekleyen felaketleri sadece TC Adeletinin pençesine düşmemek için geçmişte yaptığı gibi ucundan kulağında yazarak uyuyan halki uyandırmak istiyor. Siz bakmayın 8,000 ile 10,000 lira arası maaş alan troller’in laflarına!

    2010 yılında felaketin ilk düdüğü Marmara gemisi ile başladı.
    Israil hükümeti gelen yardımlar için liman hazırlayip dağitılması için yardımcı olacakları sözü vermesine rağmen 9 kişi kurban edilerek 2011 seçimlerine yatırım yapildğıni’de hatırlamakta fayda var.
    Türkiye halkını değil dün’ü,bugünler dahi mumla ariyacak faleketler bekliyor.

    Yorumu Cevapla”

  4. Masayı Türkiye kurmuş.
    Bazı aklı evveller Türkiye ne yaptığını biliyor mu vs vs yazıp duruyorlardı.
    Benzin bedava olmasa da ,yorum adı altında yalan ,dolan algı bedava
    Yanlış olduğunu bilse ne olacak ki yalandan kim ölmüş

    • TV haberlerde çiftçi mikrofonua konuşuyor. Tıpkı Van münüt gibi..
      Diş işleri Bakanı ne yaptığını biliyor zannımca. Bakanlar elinden geleni yapıyor da..
      O kendi bakanına soruyor, çifçiye ne eksik yaptın? Bir eksiklik, yapamadığın ne varsa bize söyle öyle git diyor. Şunu yapacaktım yapamadım sebebi şudur istiyor!
      Mazot fiyatını o mu tespit ediyor çifçi kardeşim?
      Herşey mazottan başlıyor biliyon. Sonra gübre, arkasından çıkıyor dolar!!!
      O doldukça boşalan senin bizim ambarlar?
      Söyleyecek başka şey bulamıyor kimse: aynen öyle, yalandan kim ölmüş?

  5. Planlar savaşla bozuldu.

    İthalat için Dolar dövizi nerden bulacaksınız?

    Rusyada yürütülen Türk Mütahitlerin aldı işlerin bedeli 21 Milyar dolar,

    Ukranyada yürütülen Türk mütahitlerin aldığı işlerin bedeli 3 Milyar dolar.

    Kitlendimi bizim 24 Milyar dolar Hikaye keşke domatesle sınırlı olsaydı.

    Bu süreç fazla uzarsa , uzayacak gibi her zaman ki nakaratı dinlendirecekler.

    “Türkiye savaştan olumsuz etkilendi”

  6. tamam, keyifli bir yazı olmuşta,
    ne tür yazı bekliyorsunuz diye sorarsanız bazı kesimlere defalarca içinde bulunduğumuz ekonomik buhran başta pek çok sorunumuzun küresel etkilerden meydana gelmediğini anlatan yazılar olması gerektiğini düşünüyorum, defalarca anlatmak gerek.
    anlaşılana kadar.
    samanyolunda uzak bir gezegende yaşamadığımıza göre yaşadığımız gezegenin içinde bulunduğu şartlar elbette her ülke gibi bizim ülkemizi de etkiliyor, bundan daha doğal bir şey olamaz. dünyada petrol fiyatları artıyorsa ülkemizde de artması beklenir, ama bunun makul olması gerekirdi.
    ama değil.
    eğer,
    paramızı betona gömmeseydik,
    gücümüzü aşan, birbirinden gereksiz projeler yapmasaydık,
    bu projeleri davet yöntemiyle sadece yakınlara gerçek değerinin çok üstünde maliyetlerle, kar garantili dövize endeksli ihalelerle yapmasaydık,
    kamu israfında dünyada birinci sıralarda olmasaydık,
    gri listelere girmeseydik,
    yolsuzlukta dünyanın ilk sıralarına tırmanmasaydık,
    ve paramız cumhuriyet tarihindeki en kötü değer kaybını yaşamasaydı
    o zaman biz makul ölçülerde küresel sıkıntılardan etkilenmiş olacaktık.
    birileri çıkıp
    asla emir verilmemesi beklenen bağımsız olması gereken ve beklenen merkez bankası başkanına ” merkez bankası başkanıma emir verdim” diyerek piyasaları rahatsız edip kuru yükseltmeseydi, ya da
    birileri çıkıp hiç bir karşılığı olmayan faiz sebep enflasyon sonuç diyerek piyasaları rahatsız edip kuru yükseltmeseydi, yada
    birileri çıkıp kendi nasssım böyle söylüyor diyerek piyasaları rahatsız edip kuru yükseltmeseydi, ya da
    birileri çıkıp israf günah değilmiş gibi milletin parasını lükse harcamak günah değilmiş gibi faiz günah deyip piyasaları rahatsız edip kuru yükseltmeseydi, ya da
    birileri çıkıp işini iyi yapan, piyasaların güven duyduğu insanları bir gecede sebebsiz, açıklamasız yerinden alıp, yerine lafını sözünü doğru yanlış bakmadan dinleyecek birilerini getirip kuru yükseltmeseydi
    yani kur bile isteye özellikle yükseltilmeseydi
    kur kendi seyrinde kalacak,
    enflasyon bu kadar yükselmeyecek,
    enerji fiyatları bu seviyelere gelmeyecekti
    kimileri kepenk, kimileri kontak kapatmayacak,
    millet yağından, şekerinden çocuğunun sütünden hatta ekmeğinden kısmayacaktı.
    ülkenin içinde bulunduğu iç acısı durum eşi görülmemiş yolsuzluk ve israf politikalarıyla bile isteye getirilen/gelinen durumdur. ülkenin hem maddi hem de manevi olarak büyük bir çöküş yaşamasının sebebi budur…

    rusya ve ukrayna savaşının yakın gelecekte barışa evrilmesi ihtimali, savaşın devam etme itmalinden ne yazık ki çok daha düşük bir ihtimal. bu savaşın büyümesi, küresel bir afete dönüşmesi ihtimali de göz ardı edilemez belki biraz erken. ülkemizin beş kuruşsuz, devasa borçlarla hiç olmadığı kadar yoksullaştığı bir zamanda böylesi felaketlerin eşiğindeyiz değil mi? Ve millet bunca sefalet çekerken güya alnı secdeye gelenlerde en ufak bir tedbir,tasarruf görüyor musunuz?
    ballı börekli kar garantili, dövize endeksli yakınlara ihalelere devam.
    bari dövizler ülkede kalsa,
    o da olmuyor,
    vergi cennetlerine taşınıyor.
    neyse ki burda bu vergiden kaçırdıkları çok pardon vergiden kaçındıkları paralarla bağış yapıyorlar.
    hem de tam yarısını.

    • devrine geri dönüp sil baştan başlamak gerek sanırım bazen?.
      Bir film vardı ölüyon yeni baştan aynı yerden sonra yine ölüyor fakat her defasında aynı hatayı yapmasa bilee..
      Yine de aynı zamanı yaşayamıyor!
      Yani olmuşu bırakalım, denetim, yönetim bilişim iletişim irtibat …
      Son trend, el ele..??️

    • Didem hanım “…israf günah…” demişken;
      öğrencilere dağıtılan bilgisayarlar, ücretsiz ders kitapları, emeklilere iki bayramda verilen ikramiyeler, evinde yaşlı hastasına bakan vatandaşa, engelliye ödenen maaşlar, 3/5milyon mülteci garip gurebayı yedirip içirdiğimiz masraflar hepsi de israf mı bunların?

      • * öğrencilere dağıtılan bilgisayarlar,
        tabletle karıştırıyorsun herhalde, ayıramıyor musun yoksa?
        hani sayın erdoğanın iki milyon dağıttık dediği, sayın bakan selçuğun 359 bin diye düzelttiği chazlar…
        ülkede 18 milyon öğrenci var…
        n’ber?

        * ücretsiz ders kitapları,
        eğitimde kaç sıra gerilediğimize bakarsan şaşılası olmasa gerek.

        * iki bayramda emekliye verilen ikramiye,
        emeklinin bayram ikramiyesiyle arabamın deposu bile dolmaz, komik bir rakam öte yandan pek çok yerden maaş alan bürokrat ve yakınların yüzbinleri geçen gelirlerine ne buyurulur?
        efendim?

        * engelliye ödenen maaşlar,
        baktım kaç para ödeniyor diye,
        % 40-70 arası 842 tl,
        % 70den fazlası 1264 tl.
        bunu vicdanlara bırakıyorum.
        sayıştay raporuna göre 2019 yılında 5 milyon lira olan sarayın sağlık harcamaları 2020 yılında 51 milyondu.

        * 3/5milyon mülteci garip gurebayı yedirip içirdiğimiz masraflar,
        ülkende cami kalmamış gibi emevi camisinde namaz kılmaya kalkarsan milyonlarca mültecin olur, milyarlarca dolar da harcaman.
        40 milyar dolar falanmış.

        halka yapılan hizmet israf olmaz, varsan baksan zaten devede kulak…

        • Didemcim “eğitimde kaç sıra gerilediğimize bakarsan” demişsin de; peki o zaman bütün büyükşehir belediyelerini chp nasıl kazanıyor?
          Seçmen kitlesinin eğitim düzeyi en yüksek olan parti chp değil mi, son belediye seçimlerinin sonuçları da akpartinin eğitim politikalarının başarısıdır, ok?

          • eğitimleri geriliyor, zekaları değil. akp ye oy verecek değiller ya.
            chp akp nin gelişini hazırlamıştı,
            şimdi akp de chp nin gelişini hazırlıyor.
            devirler vardır diye hep demez miyim?

  7. Sevinsem mi , Üzülsem mi bilemedim.

    Ukranya ve Rus savaşı yüzünden yaş meyve ve sebze ihracatı durma noktasına geldi.

    https://www.gazeteduvar.com.tr/yas-sebze-meyve-ihracati-ukraynada-durdu-rusyada-yuzde-50-dusus-haber-1555399

    İhracatın yavaşlamasıyla yurt içinde bazı sebze ve fiyatları düşmeye başladı.

    Alamayanlar için güzel durum geleceğe bakarsak döviz kaybı daha sonra çeşitli sorun olarak yansıyacak.

    Dünde söylediğim gibi ülkede ürün fazlalaşırsa ucuzlar daha fazlalışırsa bu sefer para ile 5 para etmez.

    Aynı burda olduğu gibi Türk parasını fazla üretirsen(basarsan) Türk parası para olarak 5 para etmez.

    Mart şubattan kötü olacak. Nisan, Marttan daha kötü olacak, Mayıs, Nisandan daha kötü olacak.

  8. Evet, ne yazık ki ülkedeki ekonomik kriz ile Ukrayna’daki vahşet hakkında artık söylenecek bir şey kalmadı , ne söylense faydasız !

    • Mucib bey, bak üst komşun receb bey ne diyor:
      “Mart şubattan kötü olacak. Nisan, Marttan daha kötü olacak, Mayıs, Nisandan daha kötü olacak.”
      Yani bahar gelecek, salih zat gelecek, yüzler gülecek diyen filan da yok artık!
      Bana kalırsa baharda buzlar çözülürken sizinkiler de birer ikişer ötmeye, itirafçı olmaya başlar…
      Ha gayret!!!!

  9. Söz konusu olan o yazar , maalesef bu konuda yapılan eleştirilere cevap verirken bile ‘nefret ‘ ifadesini kullanıyordu ; doğrusu hayret ettim !
    Nefret kelimesini hoşlanmama anlamında mı kullanıyor acaba !
    Ancak bir yazar için bu da büyük bir gaflettir ; hele eleştirilerden sonra ısrarı büyük ayıptır!
    Film konusuna gelince ; 1622 den 1924 e kadar Kızılderili katliamlarına devam eden ABD bu konularda sayısız filmler çevirmiştir ; bütün dünyada zannedersem bine (1000 ) yakın kovboy filmi mevcuttur .
    Bir de bizim tarihi filmlerimize bakın ; iki elin on parmağını geçmez . Onların çoğu da gerçeklerden uzak ve abartılı sahnelerle doludur .
    Özellikle Kurtuluş Savaşı destanıyla ve M.K.Atatürk’le ilgili yüzlerce film yapılabilir !
    Bildiğim kadarıyla bu konuda bir tek film var, o kadar
    ‘Zengin delikanlı , fakir köylü kızı ‘ filmlerinden herhalde sıra gelmedi !
    Selamlar, saygılar

  10. E.D.H.O. dizisini izledim üç yıl. Kurtlar pususunu ve Atabey de çekilmiş iki diziyi etnik ve eşkiyalıığın magandalaşmış hali veriliyor deyu protesto edip izlememiştim? (sonra biraz izledim Protesto ettiğim yerleri sineye çektim?).
    Şimdi pusuyu izliyorum.? Çünkü izledikçe: “biz bu filmi yaşayarak!” gördük!!!!
    dedim?
    Edhonun staj kısmıymış meğer?
    Çok daha profesyonelce çekimler izleyebilmek dileğim.
    Bir oğlan fakir kızı…
    uydurukluklarından kurtulur kızlar belki? yoksa bu sokak ortasında kadının saçından tutup…
    Olayları bitmez bence uzun süre?
    Notlar: dizilerde bir bölgenin şivesi lehçe vb etnik çağrışımlar,
    Okumamış kendi sokağından hiç dışarı çıkmamış sanki mağarada yaşayanlar varmış imajı verdirmeye çalışan dizimsiler,
    Sen gladyocusun seni ö..r.ceğiimmm.. (güvenlik güçleri kurumu na para vermeye gerek yok sanırım ) temizleyeceğiz hepsini! diyen asoyuncular,
    Eşekle konuşan insan ve bu filmin prime time felan denilen saatlerde yayınlanması?
    Daha neler neler…
    (Cennete götüren terlik kefen şerbet fiyatına bal satanlar varmış ben izlemiyorum)
    *Filimlerde sigara içilen yerleri buzlamak yerine şu tarihten sonra sigara içki içerken! gösterilen yerler makaslanacaktır dense…!
    Ve GERÇEK HAYAT:
    YAĞ EKMEK DÖVİZ ENFLASYON İŞSİZLİK…

  11. Ukrayna’yı çabuk sattı bütün diktatörler ve otokratlar. Biden petrol konusunda destek için Suud kasabını ve Körfez şeyhlerini aramak istemiş, kabul etmemişler. Bizimki de kapalı kapılar arkasında Rusya’ya yaptırımları tanımayız demiş. Yani Putin’den gaz petrol almaya devam, ticarete devam, ucuz Rus turistleri ağırlamaya devam. Çünkü kasa tamtakır. Para yok, para bastıkça enflasyon azmış, millet kuyruklarda, seçim kapıda, sarayın koltuğu sallantıda. Bu işler böyle işte. Satışlar çabuk oluyor. Zavallı Ukrayna’yı takan yok, kimin umurunda. NATO birşey yapsın, batı bir şey yapsın. Biz satarız gerekirse. Satarsınız satarsınız sonunda satılırsınız. Zaten çoktan sizi hesaptan çıkardılar. Ukrayna konusunda son NATO toplantısına Türkiye’yi çağırmadılar bile. Çünkü güvenilmezsiniz, sözünüzün eri değilsiniz, dürüst değilsiniz. Dürüst olun dürüst. Adam olun biraz. Yarın Putin Türkiye’ye girse NATO arkamızda durur mu? Hiç zannetmem. Neden dursun.

  12. Maalesef şekilciliğimiz bu diziyi eleştiriken de görülüyor .Tüm bölümlerini seyrettim sanatsal yönünü eleştirecek kadar bilgiye sahip değilim ama konu ve işleyiş tarzı oldukça iyiydi.
    Ne gelirse başımıza şekilcilikten özüne inmemekten gelmedi mi.
    Kravat takmakla sefi çıkarmakla adam olduğumuzu hatta başörtü takmakla gerçek müslüman olduğumuzu zannettik .

    • Ahmet bey nitekim e.çakır da hemen başından çıkarıp atıvermişti ya başörtüsünü, elhak birileri çalıştığı gazetesine baskı filan yapmıştır da ondandır:))))

      • Siz başörtüsü takın istediğiniz gibi. Kimse karışmaz. Başkası başörtüsü takmıyorsa yada vazgeçmişse size ne, bize ne. Anlamak zor. Hangi çağda ve hangi kafada yaşıyorsunuz gerçekten merak ediyorum. Bunu ağzınıza almanız da ayıp ve son derece çirkin. Kadınlar günü ertesine düşen bu günde tüm kadınlar adına sizi kınıyorum.

  13. Doktor Doktor

    Yine Reisin bir sözü üzerine ortalık karıştı. Sosyal medyaya bakıyorum, muhalif Dr ler ayaklanmış. Reisin sözünden defolun gidin anlamışlar. Hay Allah’ım ya. Akıl bu ülkede sadece akpartililere verilmiş olabilir mi? Okuduklarını zaten anlamıyorlar dı, duyduklarında anlamıyorlar, hakkaten eskiden eğitim sistemi çok bozukmuş.

    • İlgili sözü yandaş medya neden sansürledi acaba o zaman. Madem saklanacak bir şey değildi. Sosyal medyaya neden düştü. Hep böyle oluyor. Sezen Aksu’ya camide dilini kopartırız diyor, yandaş medya hemen sansür uyguluyor. Ondan sonra ortaya çıkınca ben onu kastetmediydim oluyor. Neyi kastettiydin o zaman? Geçin. Artık ne saçmalasalarsa saçmalasınlar. Bunlara cevap vermek bile zaman kaybı. Bitmiş tükenmiş fosillerden bahsediyoruz. Tarkan’ın dediği gibi düş baba yakamızdan …

      • Ben yandaş medyadan izledim. Akparti yandaşı tabiki. Yoksa tarafsız? medya izlemekten yandaş medyanın ne yayınlarını kaçırdınız mi?

        • Tarafsız medyada yandaş medyanın bu haberi sansürlediğini duydum 🙂 Sabah gazetesi tam sayfa konuşulanları anlatmış ama doktorlara yapılan tehditi atlamış. İsteyen o günkü Sabah gazetesine bakabilir. Ben tarafsızların haberine göre yazdıydım.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız