Her ölüm erken ölümdür; dün iki yakınımın vefat haberleriyle sarsıldım

17
Reklam

Sabah Ali Doğanay’ın ölüm haberi ulaştı; öğleden sonra da, kendisini uzaktan-yakından tanıyan herkesin ‘ağabeyi’ Rasim Özdenören’in bu dünyaya veda ettiğini öğrendim…

Ali Doğanay’ı hep gülümserken hatırlayacağız

Hayatı normalin ötesinde dolu dolu ve heyacanı yüksek dozda yaşayanlardandı Ali Doğanay… Sohbeti tatlıydı ve her konuya eğlenceli yönünden yaklaşırdı.

‘Ekstrim sporlar’ diye bir terim var; en tehlikeli sporlar anlamına geliyor. Ali Doğanay ülkemizin neresinde heyecanı yüksek spor yapılan yer varsa hepsinde en az bir kere o yüksek heyecanı tatmıştır…

Son yıllarda sporun aşırılarını dünyanın dört bir köşesinde denemekteydi.

Duyduğu heyecanı yakın dostlarına da deneterek…

İş insanı olduğu halde çeşitli spor alanında eğitmenlik sertifikaları vardı. Paraşüt eğitmenliği bunlardan biri. Ortak dostumuz olan, bir dönem ‘İslamiyat’ dergisini yönetmiş ilahiyatçı-yazar Süleyman Bayraktar’la birlikte paraşütle uçarken nasıl olmuşsa düşmüş; Süleyman Bayraktar aynı kazadan yaralı olarak kurtulurken o hayatını kaybetmiş…

Kaybımızı telefonda bana aktaran en yakın arkadaşı doktor kendini tutamıyordu.

Reklam

Ali Doğanay iyi bir insan, eksikliği her daim hissedilecek güvenilir bir dosttu. 

Kendisine Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum…

Ali Doğanay..

Rasim Özdenören birkaç neslin ağabeyidir, benim de…

Bir süredir hastahanede bakım altında tutulduğu kulağıma gelmekte olan Rasim Özdenören edebiyatla ilgilenen herkesin bildiği bir isimdir. Ülkemizin en iyi öykü yazarları arasında yer alır. Sayısız öykülerinden birkaçı televizyona da aktarılmıştır. 

Rasim Özdenören bizler için öykücü ve edebiyatçı kimliğinin çok ötesinde değerlere sahip bir kişiliktir…

Pek çoğumuz erken yaşlarımızda hayatı tek bir açıdan görmememiz gerektiğini, yerelliğin yanında evrensel değerler de bulunduğunu, onu tanıyarak ve onun örnek teşkil ettiği gibi çok yönlü okumalar yaparak öğrendik.

Dünya edebiyatının en değerli eserleriyle onun onlarla ilgisi sayesinde tanıştı çoğumuz.

Tevazu ve nezaketin değerini de onu yakından tanıdıkça anladık.

Reklam

Siyasette son zamanlara kadar ağır sorumluluklar üstlenmiş, bir dönem kendisi de orada hizmet vermiş bir dostumun “Siyasi hayatımda yaptığımız en büyük hataydı” sözüyle bu iktidar döneminde işlevine son verilmesini yanlış bulduğu Devlet Planlama Teşkilatı’nda (DPT) müsteşardan sonra en önemli görev yeri olan genel sekreterlikten emekli olmuştu Rasim Bey.

Uzun yıllar süren memuriyet hayatı içerisinde ağır görevler yerine getirirken de elinden kalemi hiç düşürmedi.

Öyküler, romanlar yazdı, denemeler kaleme aldı, güncel olaylara felsefi ve sosyolojik pencereden yaklaşan köşe yazılarıyla görüş açıklamaktan da geri durmadı.

Mavera dergisi çevresinin en bilinen ismiydi.

Yeni Devir ve Yeni Şafak gibi katkıda bulunduğum gazetelerde kendisiyle kalem arkadaşlığı yapmaktan her zaman gurur duymuşumdur.

Mesleğe zorunlu ara verdiğimde iki yıla yakın bir süre DPT’de çalışmıştım ve o sayede kendisini çok daha yakından tanıma fırsatı bulmuştum.

Ne kadar sevildiğini, daha da önemlisi her eğilimden insandan saygı gördüğünü o sayede yakından müşahede edebildim.

İkiz kardeşi şair ve deneme yazarı Alaeddin Özdenören onu hüzünlere sevk ederek Rasim ağabeyden çok önce aramızdan ayrılmıştı.

Şimdi de onu kaybettik.

Bütün yakınları, dostları ve kendisini tanıyanların duydukları derin acıyı paylaşıyorum. 

Allah rahmet eylesin. 

Rasim Özdenören..

ΩΩΩΩ

Reklam

17 YORUMLAR

  1. Henüz 17 yaşlarında iken kitapları ile tanışmıştım ve kısa süre içerisinde bir çok kitabını okumuştum. Beni hiç tanımadığı halde DPT yi telefonla arayarak kendisine ulaşmam sonucunda beni kuruma davet etmiş ve çalışma ofisinde beni misafir etmişti. Okuduğum kitaplarıyla ilgili sohbet edip sonrasında birlikte kurumun mescidine gidip birlikte namaz kılmış ve birlikte yemekhaneye gidip yemek yeme teklifini utangaçlığım nedeniyle kabul edemeyerek ayrılmıştık. O koca düşünür tevazusu ile beni meshetmişti. Kendisinden özellikle Müslümanca düşünme üzerine çok şey öğrendiğim Rasim abim Allah seni cennetiyle mükafatlandırsın. Sünnetine sıkı sıkı bağlı olduğun Peygamber Efendimize komşu eylesin.

  2. Yeterince okumadığım için olsa gerek, hiç duymadığım isimler. Biri ortalama yaşın altında, diğeri üstünde elveda demiş. Allah rahmet eylesin. 60 yaşında birinin adrenalin üretimini havada araması riskli bir iş. Mecbur muydu? Görünüşe göre hayır!

      • Evet, o konuda kafiyeli bir şeyler de yazılabilir. Elindeyse dünyaya gelme o zaman! Ne malum, gelmiş olduğun alemin dünyadan daha riskli olmadığı… Gaybi ne kadar biliyorsun çocuğum… Boşver! Piyango dediklerine bakma, farklı yaşa
        içgörülü bir seziyle, “Akıl*Iman Sentezi”yle… Hayat güzel, tadını çıkar paşa paşa! Gelmiş olduğun ve gìdeceğin yeri bilerek.. Cennet eyle dünyayı, herkes için!…insana, karıncalara, toprağa, havaya, suya. Paşa paşa yaşa doyasıya.. iblise uymasın “nefs”in… Unutma, Allah’ın düzeni çetin!

  3. Sayın yazarın bahsettiği,
    27mayıstan sonra sowietlerin gosplan(devlet planlama) kurumuna öykünerek kurulan(başbuğ türkeş) dpt nin orwellvari 5 yıllık kalkınma planlarından kimlerin ne kazandığını eski türkiyede bilme/sorgulama şansımız yoktu…
    Çok şükür bugün yeni türkiye 10ar yıllık(ON) planlamalar yaparken artık yüz yıllık planlarımızı da yapıyoruz…
    Hikaye yazmak isteyen dpt olmaksızın da yazabilir öyle değil mi?

  4. Doğum ne kadar tabii ise, ölüm de o kadar tabii. Bilim insanların Evren’in yaşını 13 Milyar 700 Milyon yıl, Dünya’nın yaşını ise 4 Milyar 543 Milyon yıl olarak hesaplıyorlar. İnsana ait en eski mağara resimlerinin 70 bin yıllık oldukları hesaplanıyor. İnsanlık tarihini 200 bin yıla kadar geri götürenler var. Yani aslında insanın yeryüzü serüveni çok da uzun değil.

    Tüik’in pandemi öncesi açıkladığı istatistiklere göre Türkiye’de ortalama ömür erkeklerde 74, kadınlarda 78 yıl. Bilim insanları DNA içinde bir program olduğunu ve onun belli bir süre sonra hareket geçerek canlının ölümünü sağladığını iddia ediyorlar. Yani insan istese de fazla yaşayamaz. Bu durumu insan ne kadar kabul ederse o kadar rahat eder ve hatta geçiciliğe göre yaşar.

    Gelelim başlığa; Ülkemizde son 10 yıldan beri çok sıkıntılı durumlar yaşanmakta. Doğruya doğru, eğriye eğri demek ağır bedeller ödemeyi gerektiriyor. Yani hakkı savunmak o kadar kolay değil. Eğriye doğru diyenler içinler tüm imkanlar sonuna kadar açılırken, doğruyu savunanlar dokuz köyden kovuluyorlar. Bir örnek Alparslan Kuytul. Haktan yana olmaya çalıştığı için adamın başına gelmeyen kalmadı. En son ülkenin ücra bir köşesinde Ağrı, Patnos’ta tutuluyor. Tutuksuz yargılanmak esas olduğu halde tutuklu yargılıyorlar. Hem de kendi memleketinde tutmak yerine artı bir eza olması için oraya yüzlerce kilometre uzak olan bir yerde tutuklu kalıyor. Daha önce de Bolu’da tutulmuş ancak sonra hakkındaki tüm suçlamalardan beraat etmişti.

    Göstergelerin bozulma miladı ise 2013 Gezi olayları. Ondan sonra işler iyice çığırından çıktı. İslami kesimin sınavı da o tarihte başladı. Çoğunluk bu sınavı iyi veremiyor. Bu yüzden 2013’ten sonra ölenler daha şanssız. Öncekilerin sınavı ise daha hafifti.

    Bu satırlar vefat eden iki şahısla ilgili olarak yazılmadı. Genel. Allah her iki vefat edene de rahmet eylesin.

    • “Allah’ın düzeni çetin”. Bu ayette hatırda tutulması gereken bir mesaj var. Çetin şartlara disiplinle çalışarak hazır bulunmak. Şanslı veya şansız olsa da, hayat kısa veya uzun olsa yaşadığı kadarıyla insan bu çetin düzende ne mal olduğunu gõsterir ve hepsi ilahi kayda geçer.

      T.C.’nin ilk döneminde başlatılan kutuplaşma “Akıl*İman Sentezi” zafiyetindendir. İdealojik veya etnik kutuplaşma arenasında nefsi davranarak bir insana zarar veren, kõtülük eden ettiğinin karşılığını mutlaka bulur.

      Eziyet eden, yaptığının karşılığını zerre kadar bir bilebilse “Etnik Nefs”ini anında lanetler, herhangi bir etnisitenin ulaşabileceği en yüksek seviye “insanlığa” terfi eder. Bu da özgün bir düşünce olarak yıllardır tekrarladığım bir ifadedir. Niye göre? -Yukarda değindiğim senteze göre.

      • (1) “İnsanın yeryüzü serüveni çok da uzun değil. Yani insan istese de fazla yaşayamaz…. (2) “Bu durumu insan ne kadar kabul ederse o kadar rahat eder ve hatta geçiciliğe göre yaşar.”.

        – (1): Evet kozmik açıdan öyle,. Biz insanların varlıklar alemine sonradan dahil edildiğine Kur’an da değiniyor. Bizden önceki milyarlarca yıl zaman ve mekan boşuna mıydı peki? İncil’in değiştirilmiş olmasından ortaya çıkan hristiyan klisesinin bencil “Nefs”i, İnsanı kainatın merkezine oturtu. Oysaki aralarında yaşayan ve hasbel kader iman sahibi olup da eşyanın tabiatına da odaklananlar bunun yanlış olduğunu pekala biliyorlardı. Bunlar, Kainata Klisenin şahin marka at gözlükleriyle bakmıyorlardı. Bu farklı bakış açılarılarının savaşını Klise, engizisyon mahkemelerine kadar götürdü. Bu süreçte papazlarıyla rezil oldu. Diğer yandan, bu kültür eşyanın tabiatıyla uğraşanlar arasında ateist de üretmedi değil. Örneğin, “Kainat”a meteryalist gözlükleriyle bakan bir Carl Sagan! Kainat’ın devasa büyüklüğü karşısında kendisinin “şirk” alemindeki tanrı tahayyülüyle, Kainat’ın sahibi Allah’ı görmesi mümkün değildi. İnsanlık serüveninin göreceli anlamda kısalığını dile getirirken gevezeliğinin bir seferinde Tanrı olmuş olması halinde milyarlarca galaksin toplamının Kainat’ın yanısıra küçüklüğünün pek anlamı olmadığını ifade ediyor, adeta Tanrı’yı/Tanrı tanımazlığı ile sorguluyordu. İsa Aleyhisselamı tanrılaştıran bir kültürde yetişmişliğin böyle sonuçları doğaldır. “Nefs”ini tatmin açısından uyuşturucu kullandığı da bilinen bir gerçektir. Böyle olmuş olsa da eşyanın tabiatıyla ilgili çıkarımlarının çoğu geçerlidir. Tanrı tanımazlığı kendine, eşyanın tabiatını inceleyen bilim dünyası mensuplarından biri olarak saygı duyulmalı (burada Yunus Emre’mizin güzel ifadesiyle “Yaradılanı hoş göreceksin Yaradan’dan ötürü” presibi geçerlidir). İnancım o ki gelecekte “Akl”ın gelişme basamaklarında geçerek Carl Sagan’ın ahkam kesme seviyesine gelecek müslüman örnekleri “Akıl*İman Sentezi’yle çok daha iyisini yapacaklardır. Yeter ki Kur’andan ilham alsınlar. Dünya böylelerini henüz görmedi sayılır (eskilerden İbn-i Sina, al-Biruni, Mehmet al-Khwarizmi gibi şahsiyetler bundan hariç tutulabilir).

        • -(2): İnsan samimi olarak isterse ve bu konuda çalışırsa Allah’ın bu samimi isteğini uygun bulmasıyla daha fazla yaşayabilir. Bazı peygamberler çok uzun yıllar yaşamıştır. Ancak, insan ne kadar uzun yaşarsa yaşasın (misal 200-500 yıl), bu süre ruhuna burnundan üflenen bir nebze sonsuzluk esintisine kıyasla yine de çok kısıtlı olacaktır. “Geçiciliğe göre yaşamak” en gerçekçi olanı. Bu ülke bir “bütün”, ağırlıklı müslüman özelliği ise çok önemli. “Bütün”ün unsurları da etnik olarak kim olursa olsun, “Akıl*İman Sentezi”ne göre “Bütün”ün birliğine zarar getirmeden bir arada yaşamasını becerebilmeliler. En iyisi tek dil resmi dil ve kaliteli eğitimde hemfikir olarak yaşamak ve “Bütün”e katkıda bulunmak. Bu şekilde “Geçiciliğe” göre Allah rızasına uygun olarak yaşamaktan daha güzel olanı ne? Öbür tarafta, müslüman olmanın sorumlulukları gözler önüne serilirken “etnik marka”sı nedeniyle hiç kimseye madalya verilmeyecek, orası kesin.

  5. Allah rahmet eylesin

    sırası değil ama her ölüm erken ölüm tespitine katılmakta zorlandım

    nice yaşlılar var ki, çektiklerini gören yakınları Allah’ım emanetini alsan diye dua ediyorlar….

    insan sevdiğinin ölmesini ister mi bazen istiyor

  6. Rabbim rahmetiyle merhametiyle muamele eylesin mekanı cennet olsun inşallah.
    “Güzel insanlar atlara binip gittiler “
    Ne yazık ki geri de kalanlar”DÜNYEVİLEŞMENİN”karşı konulamaz cazibesinin tutsağı olmuşuz.
    Rabbim taksiratlarını affeylsin.Bizleri de hesabımızı verebilen kullarından eylesin.

  7. Allah Rahmet eylesin mekanı cennet olsun.
    Ailesinin ve sevenlerinin başi sağ olsun.
    Rabbim sabır versin.

  8. sag veya muhafazakar cenah maalesef kendi yanlislarina guclu bir sekilde ses cikarmiyor. sonucta iyi insan olmakla kaliyorsunuz. aydinlarimizin ana gorevlerinden biride yanlislara karsi guclu ses vermek olmalidir. imam azam ahmed bin hambel ve bircok buyuk insan devrin yanlislarina karsi ciktiklari icin zulum gormuslerdi. tuhaf olan bu gelenekten gelmelerine ragmen sessiz kalmalari. dilpak bile yanlislari seslendirerek farkli bir deger kazaniyor. akitteki neredeyse tek muhalif. gazetesine ragmen muhalif cikislarini uyarilarini surduruyor.

    ne olurdu bu sag cenahin aydinlarida yanlislara ses verseydi. egri kalemleriyle yanlisin dogrusunu yazsalardi.

    • https://ocakmedya.com/devlet-varliklari-yabanci-ulkelere-satilacak/

      Bu haberi nasıl yorumluyorsunuz?

      İmtan Han küresel politika belirleyicilerine direnemeyip istifa etmek zorunda kaldı. Yeni hükümet küresel politika yapıcılara direnmeyip yeni düzene ayak uydurmayı tercih etmiş anlaşılan.

      Küresel siyaseti bilenler onlarla mücadele etmek yerine ayak uydurmayı seçiyorlar. Tıpkı Türkiye’de olduğu gibi.

      Rahmetli Özdenören bu durumun felsefesini nasıl yapmış acaba, link paylaşan olursa sevinirim.

    • Bugün, istirahatgahının cennet bahçelerinden bir bahçe olması duasıyla uğurlayacağımız Rasim Özdenören ağabeye Cenab-ı Hakk’tan rahmet-i vasia, değerli yakınlarına ecr-i azım ve sabrı cemil diliyorum.

      Camiamızın başı sağ olsun, mekânı cennet olsun.

Comments are closed.