Merak bu ya: İngiltere’nin yeni başbakanı Müslüman biri olabilir mi?

23
Başbakan adaylarından biri: Sajid Javid..
Reklam

Şu İngilizler gerçekten tuhaf insanlar…

Ülkelerinde %10 bile olmayan -%9.1- yıllık enflasyon var, gıda fiyatları altı ayda %12 civarında artmış diye, neredeyse milli yas ilan edecekler…

Her mahalle organize olmuş, geçim sıkıntısı çekenlere ‘foodbank’ adını verdikleri aşevlerinde çorba ikram ediyor, fakirlerin evlerine paket paket gıda maddeleri gönderiyorlar…

Daha enflasyon pandemi yüzünden bozulmadan, üç yıl kadar önce, Manchester United futbol takımının genç bir oyuncusu, ‘‘Fakir ailelerin çocukları yeterince beslenemiyor, devlet onlara süt sağlamaktan vazgeçti, bu işi halk olarak biz üzerimize alalım’’ çağrısı yapmış ve insanları harekete geçirmişti…

Bizde eskiden onun yaptığını kendiliğinden üstlenmiş hamiyetperver insanlar vardı; şimdi sanki herkes kulağı üzerine yatıyor…

Politikacılar zaten ülkemizde kimsenin aç ve açıkta olmadığı iddiasındalar.

İngilizlerin bir başka tuhaflığı daha biz bayram mahmurluğu yaşarken siyasi hayatlarında görülüyor.

Partisini uzun aradan sonra seçimden büyük bir zaferle çıkarmış, halkın yarısı referandumda ‘‘Avrupa Birliği’nden çıkalım’’ sonucu veren biçimde oy kullandığı halde selefleri milli iradeyi sağlamakta zorlanmışken, o işi alnının akıyla başarmış Boris Johnson bir-iki skandal yüzünden istifa etmek zorunda kaldı.

Reklam

Korona günlerinde hükümet vatandaşlarını evlere kapatmışken, Boris Johnson, bir-iki kez başbakanlık konutunda yakın mesai arkadaşlarının yaşgünü kutlamalarına katılmış…

‘‘Halkı eve kapatmış, kendisi koyduğu yasağa uymuyor’’ haberleri gidişine yol açtı…

Gazetelerde çıkmış bir-iki haber yüzünden… 

Bir-iki konuda da yalan mı söylemiş ne…

Böylesine ‘sudan’ sebeplerle başbakan istifa mı edermiş?

Yalan söylemez mi politikacılar?

Neyse…

Daha da tuhaf işler şu sıralarda yaşanıyor…

Reklam

Johnson’un istifasını getiren süreç en yakın mesai arkadaşlarından ikisinin, hazine ve maliye bakanı Rishi Sunak ile sağlık bakanı Sajid Javid’in adamın gözünün içine bakarak istifa etmesiyle başladı. Ardından kendisinin bakanlıklara getirdiği, milletvekili seçilmelerini sağladığı, önemli görevler vererek tanınmalarına sebep olduğu 50 kadar isim istifada onları takip etti.

Türkiye’den baktığımda bu tablo bana çok tuhaf geliyor…

Öyle makamlar bırakılır mı hiç?

Bu kadarla da kalmadı.

Şu ana kadar en az 10 Muhafazakar Parti üyesi ‘‘Boris’in yerine ben adayım’’ diye ortaya atıldı. 

Muhafazakar Parti’ye yakın ‘Sunday Telegraph’ gazetesinde dün adayların kendilerini tanıtma amaçlı girişimlerini okudum.

Gazete aday olduğunu söyleyen isimlerden bazılarıyla bayağı uzun mülakatlar yapmış; adamlar o makama layık olduklarını ispatlama fırsatı olarak görmüşler mülakatları, işbaşına geldikleri takdirde neler yapacaklarını -sanki hep bugünler için hazırlıklıymışlar gibi- gazete okurlarıyla paylaşmışlar…

Biri -daha önceki hükümetlerde dışişleri bakanlığı yapmış milletvekili Jeremy Hunt– başbakanlığı kendisini yenerek elde etmiş olan Boris Johnson’un hükümetinde bakan olmayışını o makamı hak etme sebebi olarak anlatıyor gazeteye verdiği mülakatta.

İsmini ilk kez öğrendiğim bir başkası –Grant Shapps‘‘Ben başbakan olursam, İngiltere daha büyür’’ iddialı bir makaleyle gazete okurlarının karşısına çıkmış…

Tuhaflık meydanda sanırım ama yine de biraz açayım: Hızla önemli bir seçime gidilen ülkemiz siyasi ortamında cumhurbaşkanı adayı olarak ortada yalnızca -aslında anayasaya göre aday olması imkansız- Tayyip Erdoğan’ın ismi var; başka kimse ‘‘Ben adayım, başa gelirsem şunları şunları yaparım’’ demiyor; buna karşılık İngiltere’de başbakanlığa talip 10 kadar isim daha ilk günden yarışa katılmış durumda.

Sanırım bu farklılık İngilizleri ‘tuhaf’ yapmaya yeterlidir.

Ancak tuhaflığı çok daha ileriye taşıyan bir durum daha var orada.

Gazete yazarlarından Inaya Folarin İman ‘‘Bir sonraki başbakan azınlık mensubu biri olmalı’’ başlıklı bir yazıyla konuya eğilmiş. Yazıda isimlerini verdiği aday adayları ya Hindistan’da doğmuş, ya Irak’tan öğrenim için gelip orada kalmış veya Nijerya kökenli biri… İki aday adayı –Nadhim Zahawi ve Sajid Javid– Müslüman.   

En güçlü aday Hint kökenli Rishi Sunak… Eşi Hindistan’da doğmuş, İngiltere’nin öndegelen zenginlerinden biri Sunak’ın…

Çok tuhaf bu İngilizler gerçekten…

Bakarsınız tuhaflığı bir adım daha ileri götürüp bir Müslüman başbakanları da olur.

Londra büyükşehir belediye başkanı birkaç kez seçilmeyi başarmış Müslüman biri –Sadiq Khan– zaten…

İstifa eden gazeteci kökenli Boris Johnson’un büyük dedesi de son Osmanlı hükümetinde içişleri bakanlığı yapmış gazeteci Ali Kemal değil miydi?

Bu bayram günü kafanızı daha fazla karıştırmak istemem; kafa karıştıracak bir şey de yok zaten.

Herkesten farklı oluşumuzla övünmez miyiz biz? Bu yazıyı da o niyetle okuduğunuzu sanırım.

Onlar tuhaf, bizler ise farklıyız.

ΩΩΩΩ    

Reklam

23 YORUMLAR

  1. Yahu adamın devirdiği çam kırkı geçti (bizim eko gibi )
    Şimdi n 40-50 yılın en kötü günlerini İngiltere ye yaşattı
    Bütün partisi artık onu taşıyamaz oldu
    Bütün bakanları test çekti istifa etti ama o hala istifa etmiyorum dedi
    50 kişi birden istifa edince artık savunacak kimse kalmadı onu tıpkı Ekrem gibi onu da göç bile sattı artık savunulacak yeri kalmadı

    Yani örneğiniz. RTE yi değil ego başkanı anlatıyor ama siz bir şekilde işi yine RTE ye çevirtmişsiniz
    Laf aralarına her zamanki 367 sabih cilik te yerleştirmişsiniz
    Birde Gül aday olsun deseydiniz rutin yazınız tamamlanacaktı

  2. Batının Çin ile rekabetinde müslüman dünyaya ihtiyaç duyduğu muhakkak. Müslüman dünyası küresel siyasette bir aktör olamasa da küresel siyasetin bir elemanı. Dolayısıyla Çin’e karşı cepheleşmede müslüman ülkelere de yer verilmesi batının ihtiyacının getirdiği bir gereklilik. Müslüman ülkelere bir iyileşme bir demokratikleşme gelecekse bu gerekliliğin sonucu olabilir. Bu da batının müslümanlara bakışını etkileyip bir değişime zorlayacaktır mutlaka.

    Doğrusunu Allah bilir ama bu durum Müslüman dünyasının hali pür melali göz önünde tutulduğunda kıyametin alametleri bahsinde geçen “Güneş batıdan doğacak” konulu hadisin hikmetlerinden görülebilir belki de.

  3. İstanbulu ankarayı sel almış b.k götürüyor kimsenin umrunda değil, varsa yoksa britanya tahtına kim oturacak…
    Chp belediyelerinin en büyük özelliği etrafı saran b.k kokusudur, kadıköyün modası, izmirin körfezi, haliç derken şimdi de mahalle aralarını kendilerine benzetmişler, her şey çok güzel olmuş!
    Memleketin yöneticileri ayağında çizme amele gibi dağ bayır dolaşıp çamur temizliyorlar, ibb imamı da bilmem nerde(bodrumda?) tatildeymiş, yat sefası rakı balık neyse artık…
    Ankara ve istanbul belediyeleri acilen kayyuma devredilmelidir, ulusal güvenlik riske atılamaz, yoksa selle birlikte gelen b.k dalgası sadece imam efendiyi değil sayın yk nın da belirttiği gibi alayınızı deliğe süpürebilir benden söylemesi!

  4. Turkiye de maalesf londra belediye baskanin bir musluman oldugu bilinmiyor. Adamlarda liyakat esas.olunca musluman olmak sorun olmuyor. bizde de olmasi gereken bu ama.bizde birakin baska dinde olan iktidar partilerine fikren bile muhalif olan liyakatli kimseler bir makama.gelemez. bizim muslumanligimizda tuhaflik var galiba.

    • Dur yolcu!
      Sen onun bunun budistliğini müslümanlığını bırak da şuna cevap ver;
      bizdeki suriyeli göçmenlerden biri bırak bakan başbakan olmayı bir mahallenin muhtarlığına aday olsa yine böyle liyakat işte budur muappeti mi yaparsın yoksa veryansın mı edersin, memleket elden gidiyor bilmem ne diye, onu söyle?
      Efendim?

  5. İngilterenin hali ortada, almanyada pamuk ipliğine bağlı bir hükümet aylarca süren kirli pazarlıklar sonucu kurulabildi, israilde yamalıbohça koalisyon çoktan gümledi, erken seçime gidiyorlar, ırakta yıllar önce seçim yapıldı hala koalisyon görüşmeleri devam ediyor…
    Türk tipi başkanlık sisteminde ise yapılacak ilk seçimde kimin başkan olacağı bile belli!
    Şimdilik tek aday var zaten…
    Sayın HBnin bahsettiği anayasa kitapçıklı kavgalar eski türkiyede kaldı, uyanın artık!!!

  6. “Fabrikanda Suriyeliyi çalıştır, sömür, sigortasını yaptırma. Bir milyon insan gidecek. Kim isyan edecek biliyor musun? O iş sahipleri.”

    “SURİYELİLERİ ÇEKİN, BU ÜLKE EKONOMİSİ ÇÖKER”

    Bunlar tanıdığımız politikacıların söyledikleri.

    Iktidar sorunları çözmüyor. Çoğaltarak biriktiriyor…

    -Ülke ekonomisini ayakta tutmak, ihracatı yükseltmek için sigortasız çalıṣtırılan Suriyeliler.

    -Enflasyonu düṣük tutarak maaṣları yeterince artırılmayan sabit gelirli insanlar.

    Bu insanlar yarın emekli olduklarında alacakları küçük emekli maaṣlarıyla nasıl geçinecekler?

    Emeklileri ve Türkiye’yi ilerde zor günlerin beklediğini söylemek için kahin olmaya gerek yok.

    Aklınız nerede diye sormak zamanı geçti. Bu politikacılara vicdanlarınız nerede diye sormak lazım.

    Özellikle mübarek bayram günlerinde…

  7. Bizde anayasa kavgasından geçilmez. Anayasa vardır, sözde. Pek uyan yoktur. İngilizlerin bizimki gibi anayasaları da yok bildiğim kadarıyla. Hanedanı da korumasını bildiler. İşler yürüyor. Sistemleri sağlam, çünkü akla dayalı. Akıl ve muhakeme kapasitesini insana nimet olarak veren Allah. Kullanmayan pis işlerden burnunu kurtaramıyor (Bilen bilir. Bu Kuran ayetine dayalı bir ifadedir). Aklını kullanan geliştiriyor (İşleyen demir pas tutmaz, pırıldar). Gelişmiş akıllar birbiriyle çok daha iyi anlaşabiliyor. Bu şartlarda herkesin aklına yatan sağlam bir sistem kurmak da o denli kolay olur. Sistem kurulduktan sonra Başbakan, Bakan, Başkan kim olursa olsun, hiç önemli değil. El aleme göz gezdiriniz; örnekleri çoktur.

    Biz, ülkemiz insanları kollektif olarak, tıkır tıkır işliyen sağlam ve insana daha faydalı bir sistemi ancak ve ancak “Akıl*İman Sentezi’yle kurabiliriz. Geçmişin hatalarını (Osmanlı ve arkasından büyük iddia ve umutlarla kurulan T.C.inin hatalarıyla birlite) kabul edip silkelenmek “Akıl*İman Sentez”iyle mümkündür. Onca hatadan sonra tabi bu, kriz üstüne krizlerin yaşandığı dibe vurmuşluğa doğru irtifa kaybedilen bir süreçte, ekonomiyi düzeltecek mucize türü bir can simidi değildir. Bu sentezi idrak edeseye kadar, korkarım, daha kötü günler görülecek. Kutuplaştırılmış ülkemizde bu sentezin içselleştirilmesinin şartlarından/özelliklerinden biri Mustafa Kemal Atatürk takıntısından kurtulmak/onu siyaseten kullanmamak (göklere çıkarmamak)/rahat bırakmaktır. Bu aynı zamanda, siyasete yansıdığı şekilde, DiNi de kullanmamak/işin şekilciliğine takılmamak özünü/ruhunu yakalayarak hepbirlikte ülke-yararlı işlere başlamaktır. Gelişmemizin bize yaraşır en emin şekli, nihai analizde, “Akıl*İman Sentezi”dir.

    • “Sistem kurulduktan sonra Başbakan, Bakan, Başkan kim olursa olsun, hiç önemli değil.” Sözünüzden şu çıkarım yapılabilirmi?
      6’lı masa sistem ‘e odaklanmış! dolayısıyla CB kim olursa olsun farketmez!🤗

      • Hangi sistemmiş o? peaaAHHH!

        Kim eline geçirirse bir koz
        Hep aynı sistem! adı; “yap-boz”
        Kutuplaştırılmış ülkede horoz dövüşü!
        Hep alt-alta üst-üste, yerine oturmadı hiç toz!

    • Sayın HB “Mustafa Kemal Atatürk takıntısından kurtulmak” demişsiniz de, hayırlısıyla ne zamana kısmetse?

      • Benim hiç bir takıntım yok, şekerim!
        Ben yaptığı hatalara dikkat çekerim!
        Ülkece “ne zaman adam oluruz” dersen
        “‘Akıl*İman Sentezi’ sindirildiğinde” derim!

    • Sayın HB “Hanedanı da korumasını bildiler.” dediğiniz ingilizler gibi biz de osmanoğullarından bir şehzade filan mı bulup çıkaralım başımıza nedir, biraz daha açar mısınız?
      Bir de “Sistem kurulduktan sonra Başbakan, Bakan, Başkan kim olursa olsun, hiç önemli değil.” derken buna imf mandası ve memurları da dahil midir?

      • Sn H. Gayret, istediğin şehzadeyi çıkar bu şekilcilikten öte gitmez. Acaba dedelerinin hatalarına ne kadar vakıflar? Kainatın ve DiNin sahibini hesaba katan bir sistem kurdular, sözde! Üzerinden bir yüzyıl geçti. Büyük iddialarla umutla kurulan bir T.C. de bunu başaramadı. Yazdıklarımı takıntılı bir şekilde/ezberine okuduğun bu sorundan belli.

        Üretken sağlam bir sistem kurabildikten sonra hala imf’ye ihtiyaç var diyen “mandacı”dır. Yazıyı ezberine okuduğun bu sorundan da belli. Bitiremedin şu imf lakırdısını! imf veya mmf, milli ambara Ukraynadan buğday hesabı yapan senin gibi züğürtlere borç/kredi vermeğe aşık sanki….

  8. Adalıların biraz tuhaf olduğu doğrudur ama en azından siyasi olarak bir tuhaflık filan da görünmüyor ortada?
    İngiliz başbakanlarının istifası zaten meşhurdur, ofislerini ıslık çarak toplarlar, bu konuda çok da iyidirler yani:)
    Ve genellikle yerine de bir diğerini seçerler…

    Bizde de nice vezirler sadrazamlar kelleyi vermiştir ama hemen onların yerine bir başkası canı gönülden işbaşı yapmıştır, noolmuş?

  9. Valla daha önce abd nin başına biri gelmişti, olanları herkes hatırlıyordur heralde!
    Adalıların başına da benzeri bir karabulut çökerse hepimiz için yeni bir kabus başlıyor demektir, benden söylemesi…

  10. arasında ince bir iple görünmez bir bağ olduğunu düşünüyorum.
    Ve herkesin tekrar geldiği yere döneceği!..
    Topraktan geldik, toprağa..
    Hapishaneden krallık koltuğuna ve sonra tekrar..
    Afrikadan çıkıp yıllar sonra Afrikalılara..
    Tr’den çıkıp İngiltere’ye bir koltuğa (beklesekte görsek ömrümüz yetse boris İstanbul’da 🤗).
    Adam yedi göbek burjuva yetişmiş, oturunca bir koltuğa, etnik kökü geliyor aklına!😠.
    İlk işi alıyor soluğu dağlarda bağlarda ovalarda.
    Esenyurt ile görünür olup, Esenyurt’tan geri kaybolmak varya..
    Şu anki sorunumuz ne?
    Ekonomi!!!
    Allah kime yürü ya kulum der sizce bu dönemde?
    Kim tutar seni???
    Yürrü haydii!!…..
    (İsimde yazayım gari😠).

  11. ‘Onlar tuhaf biz farklıyız ‘ ama bizim farklılığımiz da tuhaf değil mi !
    Burada bana göre dikkat çeken nokta hiç kimsenin etnik kökenine bakılmamasıdir .
    Ve bir diğer dikkat çeken nokta , yalana dolana karşı gösterilen siyasi tepkilerdir ; bizler ise bu konuda adeta
    kasarlasmis durumdayız!

    • Mucib bey “Burada bana göre dikkat çeken nokta hiç kimsenin etnik kökenine bakılmamasıdir .” diyor, eminim öyledir ama kraliçe biraz esmerce bir geline bile tahammül edemedi deniyordu, o ne iş???
      Son bir soru: sizce soysuzluk bir meziyet midir?

  12. Kalitemizden olsa dilerim😊. Belki birgün olur.
    İngiliz işine yarayacaksa Afrikalı bile getirir o koltuğa (Obama!). Hatta krallık koltuğuna!
    Bizdekiler mi?
    Kafasını çıkarmaya korkan mı dersin,
    İki kelimeyi bir araya getiremeyen mi dersin,
    Dersin de dersim..
    Eskiden mertlik varmış, çıkarmış karşısına! (Duellonun Türkler den geçtiğini söylerler batıya). Ya şimdi???
    Arkadan dolanıp kayayı, adamın arkasına geç sessizce… Vee dan! dan! dan!
    Yetmedi al hıncını dan dan dan dan😠.
    (Bel altıda olur canım, kaset maset …)

    • Türklerde düello geleneği yoktur, meydan okuruz ama bir çözüm yöntemi olarak değil, daha ziyade muhatabın cezasını vermek ya da haddini bildirmek içindir yani…

      • Yalnız kendi vatandaşlarınızı muhatap alıyorsunuz. Kendi milletinizden başkasını muhatap alamıyorsunuz. Peki bir gün yabancılar sizi muhatap aldıklarında yanınızda kimi bulmayı umuyorsunuz?

        Rusya-Ukrayna savaşı hep böyle rölantide gideceğini mi sanıyorsunuz?

        Ya Ruslar günün birinde sizi de muhatap alırlarsa ve Avrupa’sı Amerika’sı da işin içine girer de Türkiye sadece senin değil bizim de muhatabımız derlerse o zaman yanında kimler olacak acaba?

        • Ne o birgün gelir, ne yabancılar muhatap alır, ne de kimse yanımızda durur diye beklemek boşuna sayın Baran.
          Ukrayna’nın başına gelenin aynısının tıpkısı başımızda zaten.
          Dua edelim de potinler güzel topraklarımız yerine kuzeye doğru çiğnemeyi seviyormuş!
          TR yıllar önce hangi yöne bakacağını da, yürüyeceğinide, seccadesini sereceğini de hesaplamış, planlamış, dürmüş bükmüş dolaba koymuş😊. Bir y.yıl daha dolaptan çıkarmaya gerek yok onları😊.
          Cesaretleri olsaydı o kıç.ımın kenarı sözde dostlar! Çoktaann yiyecek ekmek buldurmazlardı sana.
          Pastayıda ufalayıp şeker diye kafamıza atarlardı😠.

Comments are closed.