Sığınmacıları Suriye’ye gönüllü mü gönderelim, yoksa zorlayalım mı?

36
Reklam

Sorun haline gelmiş konuları, tartışmamız gerektiği ve tartıştığımızda yararlı sonuçlar alınabileceği sırada değil de, her şey olup bittikten ve sorunun çözümünün önündeki engeller aşılması hayli güç -hatta imkansız- hale geldikten sonra tartışıyoruz.

Zamana da, çenemize de yazık.

Son tartışma konumuz olan sığınmacılar öyle konulardan…

‘Arap baharı’ diye adlandırılan, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki ülkelerin çoğunda demokrasi arzusunun dışa vurmasıyla kendini belli eden süreç, en son güney komşumuz Suriye’ye uğradı (2011). Başka bazı ülkelerde saltanatları ve rejimleri sarsan sürecin Suriye’de de benzer bir sonuca doğru evrilmesi beklendi.

Bekleyenler siz-biz olsak neyse, hesap yanlışını, devlette karar alma mekanizması içerisinde yer alanlar yaptılar.

Hesapları şuydu: Suriye rejimi saltanatları sarsan sürecin en zayıf halkasıydı. Yönetimde bulunan Baas Partisi halkın çok azıyla ortak paydası olan bir tabana dayanıyordu. Beşşar Esad ve Baas’ın ileri gelenleri Suriye’de bir azınlık mezhebine mensuptular. Halkın büyük çoğunluğu “Yeter” dediğinde rejimin devrilmesi kaçınılmazdı.

Bu hesapla, yetkili ağızlardan “Gelecek cuma namazını Şam’da Emevi Camii’nde kılacağız” türü sözler bile çıktı.

Rejim değişmedi, iç savaş çıktı ve böyle ortamlarda hep olduğu gibi ülkeden göçler başladı. Suriye’den göçüp başka ülkelere sığınanlardan ülkemizin payına da milyonlar düştü.

Reklam

Ülkemize sığınan Suriyelilerin sayısının 3 ila 5 milyon arasında olduğu sanılıyor.

Suriye’nin nüfusu 20 milyon; 20 milyon nüfuslu bir ülke için hayli yüksek bir rakam bu.

Ürdün ve Lübnan’a sığınan Suriyelileri de toplama katarsak, Suriye’nin yarıya yakın nüfusunun komşu ülkelerde sığınmacı statüsünde yaşamak zorunda kaldıkları anlaşılır.

Geride kalanların ana gövdesini Baas Partisi’ni kuran kadro gibi azınlık mezhebine mensup olanlar ile 50 yılı aşan Baas iktidarında yönetimdekilerin kendileriyle ortak noktalarda buluştuğu veya çıkar ilişkisinde bulunduğu çoğunluk mezhebinden insanlar teşkil ediyor.

Türkiye dahil komşu ülkelere sığınanların çoğunluğu ise mezhep farklılığını sorun edinen insanlar…

Muhalif onlar…

Esad ülkesinin bazı bölümlerinde yabancı askerler bulunsa bile, Şam’da ve büyük kentlerde iktidar hayatının en rahat günlerini yaşıyor.

Kendisini devirmeyle sonuçlanacağı sanılan süreç muhaliflerini ülke dışına sürüklediği için…

Reklam

İçeride kalanların büyük çoğunluğunun kendisiyle bir sorunu bulunmadığı için…

‘Arap baharı’nın ve onun Suriye’yi de etkisi altına almasının üzerinden tam 10 yıl geçti; Türkiye -ve Suriye’ye komşu diğer ülkeler- milyonlarca sığınmacıya ev sahipliği yapmaktalar. Bu sığınmacılar keyiflerinden başka ülkelerde değiller; evleri ve işyerleri yerle bir olduğu için veya ülkelerinde kendilerini güvende hissetmediklerinden, başka ülkelere sığınmış durumdalar.

“Gidin artık” denildiğinde gidebilecekleri bir yuvaları veya işyerleri yok çoğunun; böyle bir sorunu bulunmayanların da rejim tarafından ‘muhalif’ bilinmek gibi bir engelleri var. Zaten pek çok sığınmacı, bulundukları ülkelere -bu arada Türkiye’ye de- çoktan alıştı; bir bölümü kalıcı iskan durumuna geçti, iş-güç sahibi oldu. Hiç de azımsanmayacak sayıda Suriyeli de çeşitli işlerde çalışıyor.

Birileri kendilerine “Git” dediğinde gidecek değiller; hatta zorlanırlarsa kalmak için her yola başvuracak kadar kesin kararlı oldukları bile söylenebilir.

Madalyonun bir de öteki tarafı var.

Esad da başka ülkelerde sığınmacı olarak bulunan hemen hepsi kendisine ve rejimine muhalif vatandaşlarının dönmesini istemez.

Neden istesin?

Onların yokluğunda iktidarını çok daha rahat sürdürüyor.

Ara sıra seçim yaptırıyor ve yüksek oranda oy alarak iktidarını uzatabiliyor.

Bir veya birkaç hafta içerisinde rejimin değişeceği beklentisiyle kapıların ardına kadar açıldığı bir kolaylıkla on yıldır ülkemizde konuk edilmekte olan Suriyeli sığınmacıların artık ülkelerine dönme zamanı gelip gelmediğini bizler şimdi tartışıyoruz.  

Muhalefet sığınmacılar konusunu iktidarın aleyhine bir koz olarak kullanıyor.

İktidar cephesi sığınmacıların gönderilmesini isteyenlere yakın zamanlara kadar sert çıkardı, şimdi onlar da sığınmacıların geri dönme zamanının geldiğine kendilerini ısındırmış gibiler; MHP lideri dün bu yolda mesajlar verdi, AK Parti genel başkanı da olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da, ilk kez, Suriyelilerin ‘onurlu bir biçimde’ ülkelerine yollanacağını söyledi.

Ümit Özdağ’ın lideri olduğu Zafer Partisi daha da ileri giderek sığınmacılar konusunu görüşmek üzere Şam’a bir heyet gönderiyor.

Sürecin en başında, Şam’da rejimin çok kısa sürede değişeceği yanlış hesabıyla bugünleri öngöremeyenler, şimdi de, sürecin doğal sonucu olarak ülkeye sığınmış milyonları, gönüllü olarak veya zorla geri gönderebileceklerini sanıyorlar.

Bu da yanlış bir hesap.

Gömleğin ilk düğmesinin yanlış iliklenmesine benzer bir durum bu.

Şam’daki rejim değişmeden, yani Beşşar Esad yerini koruduğu sürece, sığınmacıların bütünüyle Suriye’ye dönmeleri pek mümkün değil.

Beşşar Esad ise, ülkesini Türkiye’yi de yanlarına çeken Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da (MENA) yeni oluşan blokun parçası haline dönüştürmenin peşinde.

Kendileriyle Türkiye arasındaki küskünlüğün ortadan kalkmasını Ankara’yı ziyaret ederek başlatmış olan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Veliaht Prensi, geçen ay, Beşşar Esad’ı sarayında kabul etti.

Özetle: Tartışıyoruz ama galiba boşa tartışıyoruz.

ΩΩΩΩ

Reklam

36 YORUMLAR

  1. Kaç senedir Suriyelilerin hepsini geri göndereceğim diye propaganda yapan Kılıçtaroğlu ve avenileri yarın Kardeşlerimizi niye gönderiyorsunuz derlermi. Derler.

  2. 26 Ekim 2021’de Irak ve Suriye’ye asker gönderilmesinin iki yıl uzatılmasına dair Tezkeresi, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilmişti. CHP, bu tezkereye HDP’lilerle birlikte ”Hayır” oyu vermişti

    Kılıçdaroğlu bugün ise şunu diyor:

    ”Irak’ın kuzeyinde yürütülen Pençe-Kilit operasyonunda, dualarımız kahraman ordumuzla birlikte. Allah bu mübarek ayda, Mehmetçiğimizin ayağına taş değdirmesin.”
    Yanar dönerlikte son nokta. Chp nin bir dediği bir dediğini tutmuyor.

  3. Gerçekten mültecileri anlamayan, düşünmeyen, hiç umurunda olmayan, insanlıktan uzak boş bir ülke burası. Ermenilere ve Rumlar’a yapılanlar da çok net anlaşılıyor. İnkar politikaları da. İdarecilerin mülteci çocukların muz yemelerine dahi sınır dışı ederek cevap vermeleri de. YUKARIDAKİ yorumu yazan arkadaşın aslını merak ettim. Türk milleti zalim. acımasız, insan haklarına saygısı olmayan bir millet olsaydı bugün Türkiye ve Osmanlı topraklarında yaşayamazlardı. Osmanlı himayesi altına aldıklarına asimile politikası izlemedi. Meseleyi bugüne taşırsak daha 1992 yılında karabağ’da, Bosna’da Irak’ta, Suriye’de ve bugün Ukrayna’da yapılan katliamlara ve bunlara göz yuman, görmezlikten gelen gelişmiş ve demokrasi savunucusu ülkelere bir sözün var mı? Ermeni meselesine gelince doğuya bir gezinti yap ve yaşı 80 üzeri olan yaşlılardan ermeni mezalimini dinle.

    • Türk milleti çocuklarına Cengiz ismini veriyorlar. Daha nasıl bir ispat bekliyorsunuz. Benim aslım Türk, barbar Moğollardan değilim.

      • Endercim sana ne milletin çocuğuna, kedisine köpeğine ne isim verdiği?
        Moğollar da çocuklarına türk adları veriyorlar (örneğin timur!) noolmuş?
        Benim kaflas cinsi çoban köpeğimin adı da obama:) itirazı olan?

      • Moğolları sevdiğinden değil, çocuk doğduğunda mücadele edip adeta yaşama hayatta kalma cengi yaptığı için veriliyor olamaz mı?
        Bu ülkede herkes özgür Yaşar. (Bazılarına😠 laf söylemediğin sürece) Avrupa’da soykırım yok! diyeni mahkum ediyorlar!!!
        Papa ayakları ritüel öpüyor. (Bizde din adamının böyle bir şey yaptığını görürmüsün?).

        • Cengiz bey “Avrupa’da soykırım yok! diyeni mahkum ediyorlar!!!
          Papa ayakları ritüel öpüyor. (Bizde din adamının böyle bir şey yaptığını görürmüsün?).” demişsiniz ama burda bir yanlışınız var;
          “Avrupa’da soykırım yok! diyeni” DEĞİL VAR DİYENİ HAPSE KOYUYORLAR!
          KOMÜNİZM VE NAZİZM PROPAGANDASI YAPMAK YASAK!
          SARIKLI CÜBBELİ RAHİPLER PAPAZLAR ŞEHİR MEYDANLARINDA CAYIR CAYIR HARRY POTTER ROMANLARINI YAKIYORLAR, HİÇ Mİ DÜNYADAN HABERİNİZ YOK?
          “Bizde din adamının böyle bir şey yaptığını görsen” HERKESTEN ÖNCE SEN SÖVÜP SAYMAYA BAŞLARSIN;
          DİN ADAMI EL ETEK Mİ ÖPERMİŞ, TAŞ YAĞACAK ARTIK DİYE…
          DEVLETİN YAPTIRDIĞI BİR KÖPRÜ YA DA KÜLTÜR MERKEZİ AÇILIŞINDA HAYIR DUA ETTİ DİYE DİYANET REİSİNE ETMEDİK HAKARET BIRAKMAMIŞTINIZ HATIRLARSAN?
          ŞİMDİ DE PAPANIN ÖPTÜĞÜ KOKMUŞ AYAKLAR MI MARİFET OLDU?
          EĞER ÖYLEYSE HASTANE ODALARINDA RAHİPLER TARAFINDAN TACİZE UĞRAYAN ÇOCUKLARIN SAYISINI BİLSENİZ DEMEK VATİKANA MADALYA TAKACAKSINIZ, PEEEHHH!!!!

    • Yaşı 80 olanlar 1942 doğumlu oluyorlar. Ermenilerin sürülmesi ise 100 küsür yıllık bir olay. Tarih yazacağını yazmış ve Türkleri mahkum etmiş. Hala inkarın bir anlamı yok. Sonuç ortada 1.5 milyon Ermeni, 2.5 milyon Rum buralardan sürülüp ölüme ve sefalete mahkum edildi. Bunu hiç bir bahane affettiremez. Siz bu zulmü yaşamadıkça da anlayamazsınız.

  4. 23 SIRA
    IMF verilerine göre Türkiye Dünya ekonomileri sıralamasında 2021 yılında 21. sıraya düştü.
    Yine IMF tahminlerinde Türkiye’nin bu yılın sonunda
    23. sıraya düşmesi bekleniyor.
    Yani 2023 yılına 23. sırada girmemiz bekleniyor.
    Ne kadar da kafiyeli.
    Kabile Reisliği Hükümet Sistemi ile devam edersek, 2053 yılına en iyi ihtimalle 53. sırada gireriz.
    AKP’nin 2023 yılı hedefi 10 sıra idi.
    AKP iktidara geldiğinde Türkiye 17. sırada idi.

  5. Bugün kovulmaya çalışılan Suriyeliler 1917 yılına kadar yüzyıllar boyunca vatandaşımızdı. Türkiye Lozan’ı imzalayana kadar da hukuki olarak vatandaşımız olarak kaldılar. Dolayısı ile onları Afganistanlılarla veya başka ülkelerden gelen mültecilerle karıştırmamak gerekir. Daha özel bir statüleri olması gerekiyor.

    Suriyelilerin dönmesi gerçekten çok zor. Durum madem böyle soruna diplomatik bir çözüm bulmak gerekiyor. Peki çözüm ne olabilir? Bir ülkeyi oluşturan unsurlardan birisi nüfus ise diğeri de topraktır. Madem şu an itibariyle Suriye nüfusunun dörtte birini biz barındırıyoruz. Suriye’nin bir o kadar toprağının da bize diplomatik olarak geçmesi gerekir. Böylelikle hakkaniyetli bir çözüm olabilir. Yani Suriye’nin yüz ölçümü olan 185.180 kilometre kare toprağın yüzde 25’i olan 46.294 kilometre kare toprağın da onların bulundukları Türkiye’ye devredilmesi gerekiyor.
    O zaman kimse Suriyeliler konusunu sorun etmeyecektir. O topraklar da oradaki özel mülkler gözetilerek onlara dağıtılabilir.

    Tabii burada tek yanlı bir çözüm mümkün olmaz. Buna Suriye yönetiminin de razı olması gerekir.

  6. Herhalde emir büyük yerden gelmiş olmalıydı ki ülkemizin yönetiminde bulunduğunu sananlar hiç düşünmeden icraata başladılar ve kaçkınlar konusunda nihayetinde bu günleri yaşamaya başladık.
    Müsebbibi olanların yüce rabbim müstehakını versin.
    İstedikleri kadar hala cambaza bak desinler, millet olarak bu biz sorunların üstesinden geliriz.

  7. Ne yapılıyorsa Erdoğa’nın Çıkarı için yapılıyor. Ağır Bir ekonomik krizden geçiliyor. Gençler işsiz,işi olanlarda firma kapanmaları ile işsiz kalıyor. Suriyeliler daha düşük ücrete çalıştığında kendi vatandaşımız işsiz kalıyor.

    Kendi Ülkemizde mülteci gibiyiz.

    Kendi vatandaşlarımız suriyeli çalışanlar tarafından işsiz kaldığı için buda AKP’ye öfke yaratıyor ve sonuç AKP oylrı düşüyor.

    Ne yapılıyorsa oy uğruna yapılıyor.

  8. Karṣılıklı bir anlaṣma neticesi Almanya’ya ҫalıṣmak iҫin gelen bizleri Almanya uzun yıllar dönüṣe hazır tutmak istedi.

    Okullarda Türk sınıfları kuruldu. Netice olarak anadillerini ve Almancayı iyi bilmeyen nesiller yetiṣti. Meslek öğrenmeleri zorlaṣtı.

    Türkiye’ye dönüṣü teṣvik etmek iҫin ҫok ṣey denendi ama istenen netice alınamadı.

    Netice olarak ҫok sayıda insan Almanya’ya ayak uyduramadığı gibi Türkiye’ye de dönemediler, dönemiyorlar.

    Konuyu iyi anlamak iҫin Erdoğan’ın elinde iyi bir fırsat var.

    Zaten her fırsatta bazı batı ülkeleindeki ekonomik durumun Türkiye’den kötü olduğunu tekrarlayıp duruyor.

    Almanya’daki seҫmenlerine, dönün Türkiye’ye diye bir ҫağrıda bulunsun ve kaҫ kiṣinin döneceğini görsün.

    • Almancı arkadaş, ister misin bayram tatili için türkiyeye gelen gurbetçileri de almanya geri kabul etmesin?
      Efendim?

    • Daha ilginç bir soru şu olurdu. Türk kökenli Almanlara sorulsa, yüzde kaçı Türkiye’nin AB’ye üye olmasını isterdi. Oldukça düşük diyorlar 🙂

      Almanya başta yanlış politikalar izledi göçmenler konusunda ve hata yaptıklarını anladılar diye düşünüyorum. Suriyeli mülteciler konusu en azından öyle diyor bana.

      • Ender Bey, Almanya’ya gelen Suriyeliler, diğer yabancılarla göre kalifiye eleman olarak ortalamanın üzerindeler. Sadece % 8’i diplomasız. % 30’nun ise ileri bir okuldan diploması veya öğrendiği bir mesleği var.

        Almanya, Suriyelilere yaptığı yatırımdan ilerde karlı ҫıkacaktır.

        • Akıllı adamlar malum, alacaksak bari diplomalıları alalım demişler. Bize de diplomasızlar düştü. Böyle başa böyle tarak malum …

  9. Sabah YouTube’a baktım karşıma çıkan ilk vidyo Can Ataklı’nın vidyosuydu, başlığı da gazeteci Cevheri Güven’i yasaklayınca n’olcak? “Bütün yasaklamalarına rağmen sabahki vidyosunu 350 bin kişi izlemiş ve TSK ile ilgili Suriye’de olanları anlatan oldukça vahim olayları haber veriyor. Doğruluğunu bilmem ama iddialar vahim mutlaka bir açıklama yapılması lazım” diyordu Ataklı.

    Cevheri Güven’in ilgili vidyosunu izledim hakikaten de ‘vahim’. Tam da konuyla ilgili haberler veriyor. Bu tür vahim işlerden nasıl bir sonuç umuyorlar anlamak mümkün değil.

  10. Mültecilerin bayramda yakınlarını ziyaret etmelerine dahi tahammülü olmayan vicdansız bir ülke ve toplum burası. Gidince artık gelmesinlermiş. Böyle diyor bir siyaset dinazoru ve diğerleri de ses çıkarmıyor. Gerçekten mültecileri anlamayan, düşünmeyen, hiç umurunda olmayan, insanlıktan uzak boş bir ülke burası. Ermenilere ve Rumlar’a yapılanlar da çok net anlaşılıyor. İnkar politikaları da. İdarecilerin mülteci çocukların muz yemelerine dahi sınır dışı ederek cevap vermeleri de.

  11. Dünden yarım kalan cevaplar:

    Demokrat ülkeler daha fazla işbirlikleri geliştirmeli ve bölgemize örnek olmalı. Türkiye az gelişmiş demokrasi ile, İsrail de daha fazla gelişmiş demokrasisi ile her alanda işbirliği yapılabilir. Belki biraz demokrasi dersi de alırız. İsrail çorak bir bölge ama teknolojide çok ileri. Türkiye tarımı ise teknolojiye uzak hala eski usullerle ve verimsiz üretiyor. Tohumu bile İsrail’den alıyorduk, şimdi buğdayı bile Rusya’dan alıyoruz, yeterince üretemediğimiz için. Pekala tarımda, enerjide, eğitimde ve pek çok alanda ortaklıklar geliştirerek barışı tüm bölgede perçinleyebiliriz.

    İsrail Filistin’e saldırıp durmuyor. Tersine ne zaman Filistinden roketler atılsa o zaman gidiyor bombalıyor. Filistin’in artık akıllanması ve roket atmaktan vazgeçmesi gerekiyor. Barış olacaksa, işgal edilen topraklar geri verilecekse, bu saldırgan politikalarla, hem de gücü olmadığı halde, mümkün değil. Diğer müslüman geçinen ülkeler bu konuyu bir “dava” konusu olarak kaşımaktan vazgeçmeli ve her iki ülkeye nasıl yakın oluruz, birlikte barış içinde yaşamalarına nasıl katkı veririz ile ilgilenmeli. Demokrasinin güçlendirilmesi barışa da katkı verecektir.

    • Miyopmusun bilemedim ! İsrail de ki demokrasi kendi yahudilerine. Kudüs te yaşayan İsrail vatandaşı Arap müslümanlara ait ait Mescid-İ Aksa ya ortodoks yahudilerin polis eşliğinde girmelerimi demokratik hak ? Sen kararını vermişşsin kafirden yana olduğun belli ! Resululah (S.A.V. )sadece bir resul ve elçi değildi. O bir aile babası, bir komşu , toplumun bir üyesi , bir komutan , bir siyasetçi ve devlet reisi kimliklerini de üzerinde taşıdı. Siyasal islamcılıkla ucuz sloganlar ile suçlamadan bilği sahibi olmalısın ! Filistinliler niye roket atıyor bunu bir sebebi olmalı mı diye düşünecek akıl var mı sende ? https://tr.wikipedia.org/wiki/Ahed_Tamimi
      Tohumculuk konusun örnek vermende çok absürd. Türkiye de pamuk üretilir dışarıya da ihraç olur , dışardan da ithal olur !
      https://tsuab.org.tr/ckfinder/userfiles/files/tohumculukgenelbakisraporu.pdf

      • Sadece Mescidi-aksa kısmına cevap vereyim. Bir kaç soru ile. Sen düşün. Ayasofya sence kimlere ait? Türkiye vatandaşlarına mı, yoksa onun belli bir bölümüne mi? Türkiye’de yaşamaya devam edebilen Ortodoks Hristiyan “vatandaşlarımız” gitseler Ayasofya’da dua ve ibadet etmek isteseler acaba nasıl bir tepki alırlar. Polis eşliğinde mi gitmeliler yoksa. Yada hiç denemesinler mi? Orası artık “kafirlere” kapalı mı? Müze olarak bir köşesini turist gibi ziyaret edebilirler mi? Hep bana hep bana diye düşünmemek lazım. Kafirden yada müslümandan yana değil haktan yana olmak lazım. Haksızlıklar eninde sonunda gelir onu yapanı vurur.

        • Endercim “Orası artık “kafirlere” kapalı mı?” dediğin ayasofyayı sözde ateyiz yunan başbakanı gezerken de itiraz böyle etmişdin acaba?
          Ateyizin bir tapınakta ne işi var, başlarım müzesine de…
          Ben arkeoloji müzesine elimde baltayla girip putları yıksam ya da o üryan halleriyle dikilp durdukları galerilerin ortasında namaza dursam hoşuna gider miydi?
          Efendim?

  12. Almanya da milyona yakın Suriyeli mülteci aldı. Onlar neden gönderelim konusunu tartışmıyor? Çünkü akıllı adamlar. Bu insanları nasıl topluma entegre edelim diye uğraşıyorlar. Diğer “yabancılar” gibi. Bir göçmenler bakanlıkları da var. Türkler gibi zor asimile olur bir toplumu bile Alman yapmayı başardılar. Burada “Almanyalı” bir yorumcumuz bile var. Doğalı da bu. İnsanlar yaşadıkları topraklarda sığıntı gibi yaşatılmamalı. Oraya ait olmaları için herkes gayret göstermeli. Biz Türkler ise hem kolay asimile olmayan hem de yabancıları asimile etmemeye yemin etmiş bir milletiz. Bu da uzak görüşlü olmamamız, fazla kapalı ve aşiretçi-cemaatçi olmamızdan kaynaklanıyor. Ulus devlet fikri de halen bu devletin temel siyaseti. Bu sebeple içimizdeki yabancı da olmayan bu toprakların has sahipleri Kürtleri, Alevileri, Rum ve Ermenileri de “yabancı” olarak görmeye devam ediyoruz ve yazık ediyoruz. Hem kendimize hem onlara. Azıcık akıllı olsaydı bu iktidar, bu on yıl yan gelip yatmaz (gerçi yolsuzluklar çok vakitlerini alıyor) biraz da bu mültecileri nasıl buraya entegre ederim, nasıl vatandaş yaparım, nasıl bu ülkeye katkı verecek insanlar haline getiririm ile uğraşırdı. Bu insanlara bir yol haritası ve gelecek gösterirdi. 10 yıl geçmiş, mültecilerin çocukları sadece bu ülkeyi görmüş, şimdi hadi gidin diyorlar. Ne büyük bir haksızlık, insafsızlık, vicdansızlık. Ne de olsa 1 milyon Ermeni’yi toptan yerinden yurdundan etmiş çoğunu ölüme terketmiş ve hala bunu inkar eden vicdansız bir ülke burası. O yüzden şaşırmıyoruz.

    • Almanlar gönderelim konusunu tartışmazlar nedeni ise eğitimli ve kalifiyeli sığınmacıları kabul ettiler diğerlerini geldikleri gibi gönderdiler veya hiç kabul etmediler. Almanya da Bu sığınmacıları topluma entegre etmeye gerek yok, geldikleri ülkenin hayat şartları ile sığındıkları ülkenin hayat şartları ortada. Vicdansızlık demişken, Almanya’nın Adolf Hitleri de bir şeyler hatırlatıyor sanki…

  13. Zamanında tartışılması gereken konuları zamanında tartışılmadığı belirtiliyor, fakat sorunları zamanında tartışmaya ne imkan nede fırsat veriliyor güçlü medya desteği ile gündem değiştirilerek dikkatleri başka yöne çok çabuk çekilebiliyor hatta unutturulabiliyor. Arkasını dönüp baktığında bizim gerçekten böyle bir sorunumuz mu vardı diye hayıflandığı da olmuyor değil.
    Ha bir de ülkemizde Suriyeli sevdalıları var onlara da şunu sormak gerekmez mi? şimdiye kadar evlerinde kaç yıl, kaç aile Suriyeli misafir etti, veya şimdiye kadar her ay düzenli olarak ne kadar maddi destek oldular…
    Sonuç olarak Suriye meselesi Türkiye’nin yani iktidarın kucağında patladı.Bunun faturası ise şimdiye kadar olduğu gibi şimdiden sonrada halkımızın belinde bir kambur ve çocuklarımıza miras olarak kalacaktır. Yani nur topu gibi bir çocuğun da oldu hadi gözümüz aydın, geleceğimiz Suriyeli genç nesillerde emanet artık… Not: Sayın Fehmi Koru hocam yazılarınıza yapılan yorumlara beğenme butonu ekleyebilir misiniz?

    • Ahmed “kaç aile Suriyeli misafir etti, veya şimdiye kadar her ay düzenli olarak ne kadar maddi destek oldular…” diye sormuş;
      en ağır işlerde bedavaya çalıştırıyoruz ya, daha ne istiyorsun?
      Üstüne bir de bolca sövüp sayıyoruz, sen de gelmiş suriyelilere ne kadar destek oldunuz diye hesap soruyorsun?
      Kafaya bak!

  14. Bu durum, karı koca kavga eden bir komşumuza benziyor ; biz aralarına girip barıştıracagimiza taraf tuttuk ve birinden yana olduk , öbürüne de savaş açtık! Öyle olunca da göçmenleri ister istemez kabul etmek zorunda kaldık. Üstelik bu güne kadar da dogru dürüst bir çözüm getirmedik , işi sürüncemede ve kendi halinde bıraktık. Yani maalesef gerçekçi bir politika izlemedik .Şimdi ise tam bir çıkmaza girdik !
    Peki care nedir, bana göre diğer ülkelerle yaptığımız gibi bir şekilde Suriye ile iyi iliskiler kurmaktan başka çaremiz yok!
    Buna rağmen göçmenlerin ne kadarı gider onu da Allah bilir!
    Selamlar saygilar

  15. Suriyeli Iraklı İranlı Afganlı Balkanlı farketmez. Hepsinin geldiği yer TR, gideceği yer batı!
    Birazını geri gönderirsek Esad istemez falan boş laf. Adam kazanmış🤗. Kimse üjbej oyla.. sinek vızıltısı ona.
    Biz harekete geçmezsek, girdiğimiz yerden de bizi kovarlar hemen. Teröristleride bertaraf edemediğimiz gibi, masaya da oturturlar komşun artık bu diyerekten!!!!
    Aksiyon alacaksın kılıçtaroğlunu hatta Davutoğlu’nu bilemedin başka kimi bulursan göndereceksin istemeden (de olsa) hemen.
    Amerika’nın başganlık sistemini alıpta onların uygulamalarını niye almadın demeden. (ABD rakip parti başını dışişleri de kullanıyor pekala o da gidiyor koşa koşa 🏃).

  16. Bugün TV lerde siyasi ve gazetecilerin tartışmasinin baş sebebi sivil toplum kuruluşları ve üniversitelerin zamanında bunları tartışmasında kaynaklanmaktadır.
    Ayrıca biraz hafızamızı yoklasak 11 yıl önce başta ABD ve Batı’nın Esad i devirme planlarında ülkemizi nasıl ön plana attığını , Türkiye’nin Esad i desteklediği algı operasyonu ile yönetimi nasıl zor duruma düşürdüğünü unutmamak gerekir.
    Tabi yönetimin hatası bu baskılara karşı dik duramamasidir.
    Gelinen son durumda kimseyi zorla ülkeyi terk ettiremezsiniz .Ancak çeşitli tedbirlerle ya muntazaman ülkede kalmasi sağlanır ya da deport edilir.
    Bunun için çözümler üretilmelidir.
    Yoksa külhan beyi gibi gondericem demekle gitmezler.

  17. Perinçek barış elçisiydi oldu şimdi ümit Özdağ.
    A.Davutoğlu gidecekti Şam’da namaz kılmaya kısmet olmadı. Yine de geç sayılmaz ama..
    Ordan gelir baş köşeye oturur diye göndermezler kendi istesede.
    Mültecinin gelmesi bir ülkeyi yıkmaz. Sayısını “aktarma” yaparak dengelemek yeterli. Kim evinden yurdundan etmişse onlara misafir göndermeli.
    Esad ile Ortadoğu bloku pazarlığını bize yaptırmazlar. Putin ile bu iş en kolay!
    Geri gitmeyi zaten unutun.
    Çevremizden peyderpey BİR OYUN KURUCULAR KURULU NCA İNSANLAR SOYDAŞLARIMIZ BU ÜLKEYE ADETA KOVULUYOR!
    Uyumayalım.🛌

  18. “Badel harab ül Basra, Halep ve Şam” evet iş işten geçmiş ve akılsız kafaların aklı başlarına yavaş yavaş gelmektedir. Halbuki 2011 yılında daha herşey çok taze iken olabilecekler söyleniyor ve rahmetli Necmettin Erbakan hocaya atfen “Eğer bir gün mesele Suriye olursa bilin ki hedef Türkiye’dir.” konulu yazılar yazılıyordu elbette o günün modası Ensar Muhacir retoriği ve Mısır’da Mursi’nin de iktidara geliş yolunu açacak Arap baharı ile Emevi Camisinin yıkımına yol verecek işler gizli aşikar yapıldı. Sonuç diktatörlükler pekişirken, ülkemiz hem ekonomik olarak yıkıma uğratıldı, hem de yüz yıllarca hüsnü zanna dönüşmeyecek Türk Suriyeli ayrışmasına uygun sosyal münbit zemin hazırlandı ve ittihatçı cemal paşadan sonra tekrar filizlenerek coprafyamızda neşvü nema buldu.

  19. YANLIŞLIKLA YAPILAMAZ
    100 sorulu bir sınava giriyorsunuz.
    Tamamını işaretlemişsiniz. Tamamı yanlış.
    Bu durumda ne denir?
    “Eline cevap anahtarını almış, bilerek yanlış şıkları işaretlemiş ” denir.
    Rastgele işaretlesen en az 10 doğru çıkar.
    Bu kadar hesap hatası, ancak ve ancak bilerek yapılabilir.
    Tıpkı, yolcu garantili havaalanları gibi, hasta garantili hastaneler gibi, geçiş garantili otoyollar ve köprüler gibi.

Comments are closed.