Siyasi tablo şu: Ertelemeci bir muhalefet ile sürprizlerle siyasi hayatı canlı tutan bir iktidar…

31
Reklam

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu en yakınlarından da gelen ABD gezisine yönelik eleştirilerden etkilenmiş olmalı; geziden önce açıklamadığı ABD’ye gidiş sebebini şimdi sosyal medya üzerinden paylaşmasının sebebi bu olmalı.

Hayretler içerisinde kalarak eleştirileri cevaplamak amacıyla attığı mesajını okudum.

İlk hayretim “Ankara’da kalıp sansür yasasını englelemeye çalışmak varken neden siyasi amacı bulunmayan geziye çıktın?” sorusuna cevap olarak sosyal medya mesajıyla duyurduğu şu gerekçe yüzünden:

Ya her zamanki gibi Meclis’e gidip mücadele edecektik, ancak saray elindeki sayısal çoğunlukla yasayı geçirecekti, yani gençlere yeni bir şey söylemeden bu süreç tamamlanacaktı; ya da gençlerin, yeni bir Türkiye’nin mümkün olduğunu görmelerini sağlayacaktım. Ben ikinci yolu seçtim.”

Daha sahaya çıkmadan yenilgiyi kabul eden futbol takımı acizliği içerisinde bir ana muhalefet partisi…

Hayret ki ne hayret…

Aynı mesajdaki, gençlere “Daha iyi bir Türkiye mümkün” mesajı vermek için ABD’ye gitmek gereğini ise anlamakta zorlandım.

MIT’de, Harvard’ta, Georgetown’da -ABD’nin öndegelen üç üniversitesinde- Türk bilim insanları ve Türkiye’den gitme öğrencilerle görüşüp konuşarak ülkemiz gençlerine ‘vizyon’ verilmiş mi oldu?

Reklam

İkinci hayretim, mesajının sonuna eklediği bir beklenti.

“Kasım ayını bekleyin, Bay Kemal’i bekleyin” diye bitirmiş mesajını CHP lideri…

Bir zamanlar televizyon kanallarının izleyicileri kendilerinde tutmak için sıkça kullandıkları “Az sonra” duyurusuna benziyor bu mesaj…

Neden kasım ayını bekleyecekmişiz ki?

Siyaset vade verilerek sürdürülen bir uğraş alanı değildir. Bir siyasetçi, muhalefet partisi lideriyse, Türkiye’de şu günlerde herkesi etkisi altına alan sıkıntılar yaşanırken, her günü iyi planlayıp dolu dolu geçirmek zorundadır.

Ekim ayını, iktidar cephesi, seçimi göz önünde tutarak, bayağı iyi değerlendirdi. Muhalefet cephesi ise, kasım ayına, ağustos ayında kamuoyu yoklamalarına yansıyan muhtemel oyundan önemli bir bölümü kaybederek girmiş olacak.

Meclis’ten çıkan ve doğrudan muhalefeti sandıkta başarısız bırakmayı hedefleyen ‘sansür yasası’ da, iktidar açısından, kaydedilen bir başka gol.

Kasım ayında bu tabloyu değiştirecek ne gibi gelişmeler bekleyebiliriz muhalefetten?

Reklam

ABD gezisinin bir benzerini İngiltere ve Almanya’ya da gerçekleştireceğini gezisini izlemek için kendisiyle ABD’ye giden gazetecilerden işittik.

İngiltere’ye gitme hazırlığı içerisinde olduğu anlaşılan CHP liderine, kurmayları, oraya götüreceği gazetecilerin İngiltere’deki muhalefetle kendileri arasında yapacakları mukayeseden zararlı çıkabileceği uyarısında bulunsalar iyi olacak.

CHP’nin burada yapmayı beceremediğini İngiltere’de iktidarda bulunan Muhafazakar Parti’nin rakibi İşçi Partisi başardı.

Muhafazakar Parti, 2019’da yapılan genel seçimde, oyunu artırarak ve öncesinde 317 olan milletvekili sayısını sandıkta 48 adet fazlalaştırarak başarı göstermişti; rakibi İşçi Partisi ise aynı seçimden oyu %7.9 azalarak ve 60 milletvekili kaybederek çıkmıştı.

Şimdi?

Kamuoyu yoklamaları, İşçi Partisi’nin iktidardaki rakibinden en az 13 puan önde bulunduğunu gösteriyor.

Yenilenen lideriyle, İşçi Partisi, son seçim başarısının mimarı olan başbakan Boris Johnson’u istifaya sürükleyen sıkı bir muhalefet yürüttü, onun yerine gelen Liz Truss’ı da, henüz bir ayını bile doldurmadan, hazine bakanının istifasını sağlayarak zora soktu.

Her an Truss da istifa zorunda kalabilir.

Bunu, İngiliz Parlamentosu’nda iktidar partisinin neredeyse yarısı kadar sandalyesi bulunduğu halde sağlayabildi muhalefet partisi.

Boris Johnson’u istifaya sürükleyen bir-iki skandalın benzerleri Türkiye’de de yaşanmış olsa, bizdeki muhalefet, Meclis’teki milletvekili tablosuna bakarak, kılını kıpırdatmazdı herhalde.

Sansür yasasına karşı halkı yanına çekmeyi sağlayacak sıkı bir muhalefet yürütmek yerine, ‘yeni yüzyıl vizyonu’ gibi içeriği belirsiz bir proje öne sürülerek ABD’ye gidilmesi bana bunu düşündürüyor.

CHP, iktidar cephesi tarafından Meclis’ten çıkartılarak yürürlüğe sokulmuş yeni düzenlemenin, bir yasakçı zihniyetin ürünü tam bir ‘sansür yasası’ olduğunu ve yasağın halkın bütününü ilgilendirdiğini anlatmakta hala zorlanıyor.

Onlar bunu yapmadığı -yapamadığı- için, yeni yasa, bir-iki gazeteyle birkaç TV kanalında yorum yapan gazetecileri ilgilendiren bir düzenleme halkın gözünde.   

İktidar cephesi ise yasayla yapılmak istenenin ‘sansür’ olmadığını anlatma çabasını sürdürüyor.

Muhalefet kolayca anlatılabileceği anlatamazken, iktidar çuvala sığmayacak bir söylemi ısrarla canlı tutabiliyor.

Önce yasayla getirilen hapis cezaları için metinde bulunmayan ‘beş şart’ kısıtlaması devreye sokulmuştu iktidar sözcüleri tarafından, aynı sözcüler şimdi de “Bu yasanın neresinde sansür var?” sorusunu tartışma gündemine sundular.

AK Parti’nin TBMM’de dijital medyalar komisyonu başkanı olan milletvekili, “Bizim sansürle ilişkimiz olamaz” deyip kendi hazırladıkları yasayı yargıya havale etmekte; iktidar partisinin grup başkanvekili de, aynı minvalde yaptığı konuşmasında, yasayla sansür getirmediklerini söyledikten sonra CHP’yi Anayasa Mahkemesi’ne başvurmaya davet ediyor.

Muhalefetle alay etmekten farksız iktidar cephesinin bu yaptığı…

Anayasa Mahkemesi’nde denge yeni atanan üyeyle birlikte köklü bir değişikliğe uğradı.

Üyenin atanma biçimindeki uygunsuzluğu bile doğru dürüst tartıştıramadı muhalefet.

Gevşekliğin sebebi, muhalefetin, kamuoyu yoklamalarına bakıp yapılacak seçimi şimdiden kazandıklarına kendilerini inandırmaları herhalde…

İktidarı hafife alan ve sürekli hata yapan bir muhalefet tablosu var ülkemizde.

Kasım ayı müjdesi gerçekten İngiltere seyahati ise, yukarıda o ihtimale karşı çıkar gibi olmuştum ya, yazımın burasında itirazımdan vazgeçiyorum.

Anlaşılan ana muhalefet uzaktan takip kabiliyetine sahip değil, bir konu hakkında bilgi sahibi olabilmesi için ille o yere gidip bizzat görmesi gerekiyor. Kemal Kılıçdaroğlu İngiltere’ye giderse, orada görüşeceği Türk bilim insanları ile öğrencilerimiz ona muhalefetin nasıl yapılması gerektiğini yaşadıkları ülke siyasetinden örnek vererek anlatırlarsa bunun belki yararı dokunur.

Kasım ayını bekleyeceğiz beklemesine de, ekim ayının bitmesine iki hafta var.

Bu arada iktidarın başka hamlelerini izleriz biz de…

ΩΩΩΩ 

Reklam

31 YORUMLAR

  1. Fehmi bey kılıçdaroğluna şaşırır gibi yapmış.
    Ne kadar saçma bir adam olduğunu anlatıyor.
    ama onun kurduğu masanın Türkiye sorunlarını çözeceğini düşünüyor.
    Neyse daha fazla anlatmayayım.Fıkra bu kadar

  2. • H. Gayret 17 Ekim 2022 At 22:23
    Sayın hb, takdiri ilahiye karşı hiçbir tedbir alamazsınız.
    Yorumu Cevapla (-evet cevaplıYorum, hem de kafiyeliYORUM!)

    ….
    Şayet değilse pek yerinde “akl-ı iman”ın
    İktidarda ne işin var? geçmiştir zamanın!

    “Takdiri ilahi”yse bihabersin gerçekten,
    “Akıl*İman Sentezi”yle bak ta gör mercekten:

    Etnik çıplaklıkları gördükçe üzüleceksin!
    Dikkatli bak partizan, bak neler göreceksin,
    ….

    • ….
      din adına “DiN”e zarar veren kabilesin,
      Her “din-i istismar” bir “Şirk”e girer bilesin!

      Bile bile lades! “Şirk”e girmek sanki mübah!
      “Şirk” sanki Allah’ın affedeceği bir günah!

      …..

      Tedbirsizlik kaderse, torunlara bu kazık!
      Başka ne denebilir; “yazıklar, olsun yazık”!

  3. • H. Gayret 17 Ekim 2022 At 22:23
    Sayın hb, takdiri ilahiye karşı hiçbir tedbir alamazsınız.
    Yorumu Cevapla

    .
    ..

    Ya öyle mi! şu ifaden var ya, yukardaki,
    Kara bir leke gibi sırıtıyor kardaki!

    Takdir-i İlahide sadece ölüm mü var?
    Ey partizan! öyleyse, bu bir din-i istismar!
    ….


    • El oğlu yaşamdan yana, tedbirini almış!
      Seninkiler ölüyor, tedbirde yaya kalmış!

      Onlarınki Takdirde, İlahi dışında mı?
      İyi misin ey partizan! aklın başında mı?

  4. Çok merak ediyorum sandıkta millet ittifakı iktidar olunca Akp ve Mhp bu durumu ‘KADER’ deyip kabullenecekler mi acaba ?

    • Neden samimi insanlar, sırf Erdoğan nefreti yüzünden Osmanlı düşmanları ile Ayasofya’nın aslına, camiye çevrilmesinden rahatsız olanlarla birlikte yürümekte ısrar ediyor?
      Ne zamana kadar yaban ellerde dolaşacaklar?

  5. Her zaman dedigimi birkez diyeyim bu muhalefetten bir cacik olmaz.Seçim gecesi adam kazandi der ortadan kaybolurlar.

    • Cumhur İttifakının adayı belli, Cumhurbaşkanı Erdoğan.
      Muhalefet ise adaylık tartışmalarını deve güreşlerine döndürdü.
      Siyasetin içinde olmayanlar bilemez.
      Bu Cumhurbaşkanlığı adaylığı, iktidara susamış muhalefetin içinde çok kişinin nevrini döndürüyor. Çok iddialı saymazsanız, şu anda muhalefet bloğu içinde kendisinin Cumhurbaşkanlığı adaylığına çok yakın olduğunu düşünen en az 20 kişi var. Birçoğunu tahmin bile edemezsiniz…
      Çoğu da, “ismi dolaşanlar yesinler birbirini, sonunda bana gelecekler” rüyasını görüyor.
      6’lı masada ikinci tur görüşmeleri başladığında, çok eğlenceli olacağa benziyor.

  6. Bizde muhalefet böyle, iktidar da böyle. Vurdumduymaz. Enflasyon almış başını gitmiş, yasaklar, yolsuzluklar, hukuksuzluklar artık aşmış taşmış. Ama iktidarın hiç umurunda değil. Küçük bir azınlığı mutlu ediyor. Yanına da almış bir iki payanda yoluna devam. Muhalefetin de keyfi yerinde. Bir iki itiraz. Aynı yolda devam. Yeri yerinden oynatacak bir hamle yok. Neden böyle? Çünkü demokrasi yok. Demokrasi denge denetleme sistemi. Muhalefetin sesinin olduğu ve bir değeri olduğu sistem. İktidarı ip üstünde oynatan bir sistem. Bizde ise despot otokrat bir düzen var. O yüzden ne itiraz edebilirsiniz ne de bir etkisi olur. Eh istediğiniz sisteme ulaştınız ey millet. Size de bu layık zaten. Artık yukarıdan ne düşerse kısmetinize idare edeceksiniz. Fazla itiraz etmeyin kafanıza yersiniz tokmağı. Çelebi niye AKP’ye gitti, Feyzioğlu neden büyükelçi oldu diye saçma sorular ve itirazlar var bir iki. Çünkü tam yerlerini buldular. Onlar da itirazsız, despot, otokrat, ulusalcı politikalar yürüten bir yer arıyorlardı. Eh buldular yerlerini. Başka nereye gideceklerdi.

  7. NE BİRİ? HEPİSİ, HEPİSİ
    İktidar öyle bir yıkımla gidecek ki,
    bu yıkımın altında, yandaş, yancı, kontrollü, irtibatlı, ve iltisaklı muhalefet de kalacak.
    Yani, çorbada tuzu biberi olan da.
    Yani bu tabloda icraî ve ihmalî hareketleriyle payı olan herkes yolcu.
    Bu sitede, öngördüğüm bu sonucun, özellikle sosyolojik analizini yaptığım bir yazım, hiç bir neden yok iken sansür yemişti.
    Bu nedenle bu tezimin gerekçelerini yazma zahmetine katlanmıyorum.

    • Sayın yk, daha önceleri bu sitede mitt romney abd başkanı olacak diye de bir öngörüde bulunmuştunuz ama birçok başka erken seçim öngörülerinizde olduğu gibi onda da çuvallamıştınız hatırlarsanız;
      Gerçekten de “bu tezinizin gerekçelerini yazma zahmetine katlanmayın” çünkü yine nafile…

      • Sayın h. gayret!
        En temel tezim tam isabet:
        Birilerine kim yakın durur ise, akıbeti vahim olur.
        Trump, Boris Johnson…
        En son örnek pek yakında Putin.
        Zaten sadece birilerine doğrudan ve dolaylı destekleri nedeniyle bahsettiğim muhalefette gidici.
        Ancak bahsettiğim gerekçem bu değil.

    • geçmiş zihniyet olsa, partileri bir çırpıda iktidara getirip, iki şak şakta sıfıra indirirdi.
      şimdi artık yavrulama zamanı👀😻
      (martta geliyor iyimi😆)

  8. muhalefet eninde sonunda sen değil ben olacam başgan,
    hayır ben değil o olacak,
    hayır o değil bu olacak,
    aslında hiçbiri değil şu olmalıydı..
    derken..
    eldeki bulgur tanelerininde eksildiği ..
    sonucuyla karşılaşma ihtimali çok yüksek!
    neremden mi çıkardım?
    valla bunu ben yaşadım!
    hemde bir değil iki kere.
    tarih tekerrür ediyor bu ülkede her nasılsa?
    bile bile lades olayı var ya..
    (birde dün barış yarkadaş bişeyler söylüyordu lakin dinleyemedim!)
    henüz geç sayılmaz hiçbirşey için!!
    son söz:
    en hakiki gerçek başgan hangi başkan!
    pardon aday kim ? ortaya çıkması oldu elzem.
    (bunda ne sansürlük bir şey var nede hakaret. canınız isterse alıınnnn…
    istemezse hiiççç okumayın).

  9. Muhalefetten umudumuzu keseli çok oldu.
    Tek umudumuz Abdullah Gül idi.
    O da kenara çekilmiş seyrediyor.
    Elini taşın altına koymuyor.
    Ama muhalefet davet ederse koşarak aday koltuğuna oturacak gibi duruyor.
    Ama muhalefetin öyle bir niyeti var mı?
    O da yok.

    • Öyle tepeden inme aday olmaz, olmamalı. Adaylar içinde en cevval yine Kılıçdaroğlu şu anda. Durmuyor, hiç olmazsa siyasete hareket getirdi. 6’lı masayı o oluşturdu ve gayet iyi götürüyor. Ankara’dan İstanbul’a kadar yürüdü iktidarı protesto etmek için bu yaşta, açılım yaptı, özür diledi, her kesimi kucakladı. Ankara İstanbul belediyelerini sağ taraftan gelen adaylara teslim etti ve bu illeri söke söke aldı. Bunlar önemli başarılar bu siyasetsizlik, despotluk ve istibdat döneminde. O yüzden Kılıçdaroğlu her türlü övgüyü ve tabii başkanlığı da hakediyor. Aleviymiş, Kürtmüş. Elbette, neden olmasın. Tam da istediğimiz aday işte.

  10. Bu saatten sonra AK partiden ümit beslenmez Her gün zam yağmuru var Gün geçtikçe Ekonomi gidiyor.
    AK partiden Ümit besleyenler Mağara adamlarıdır bunlar dünyadan kendini soyutlamış Dünyayla enteğre olmayan Kendileri düzgün diğerleri vahşi insanlar sanan zavallılardır.

    Allah diyor ki:
    Ey insanlar! Bakın biz sizi, bir erkekten ve bir kadından yarattık. Sizi birbirinizi tanıyasınız diye, milletlere ve kabilelere ayırdık. Şüphesiz Allah katında şerefli ve itibarlı olanınız, yaşantısını, yolunu, yordamını Allah’ın kitabıyla bulmaya çalışanlarınızdır. Çünkü Allah, herşeyi bilendir, herşeyden haberdar olandır. Hucurat süresi 13. ayet

    https://www.milligazete.com.tr/haber/12396710/son-secim-anketlerini-degerlendirdi-erdogan-secimi-kazanamiyor

  11. Kılıçdaroğlunun son videosu umudu olmayan muhalefete hedef göstererek umut aşılama pompası. Aynı “az kaldı bekleyin, kirazlar çiçek açacak, sabredin, bunlar bitti yıkılacak hapislerden çıkacaksınız diyen cemaatin üst yönetiminin sözleri. 2013 den beri aynı nakaratı tekrarladılar sakın çözülmeyin, gevşemeyin, ağzınızı sıkı tutun, yalan ifade verin dediler hepsini hapislerde çürüttüler.

  12. Ahmet bey, yeni yüzyılın nerdeyse ilk çeyreğini yedik bitirdik, yani öyle pek vizyonluk bir hali filan da kalmadı, yeni desen yeni değil, eski tas eski hamam bir dönem işte…
    Eğer mesele türk yüzyılı ise, onun planlaması taa 2006 yılında yapıldı ve tüm dünyaya da ilan edilmişti zaten,
    bugün de aynı yol haritası üzerinden kızılelmaya doğru ilerliyoruz,
    Durmak yok yola devam!

  13. (Derken) onlar kendilerine yapılan uyarıları unuttular. Biz de (önce) bütün nimetlerin kapılarını yüzlerine açtık ve nihayet kendilerine bahşedilen (bol) nimetler yüzünden şımarıklığa kapıldıkları (ve günaha daldıkları) bir sırada kendilerini ansızın, kıskıvrak yakalayıverdik de bütün ümitleri sönüverdi!
    Emam süresi 44

    • Firavun hz Musayı ve arkadaşlarını deniz kenarında yakalayınca Tamam işleri bitti demişti sonunu biliyorsunuz.

      Nemrut Hz ibrahimi yakalayıp Ateşe atmak istedi işi bitti dedi sonunu biliyorsunuz.

      Her yüzyılda bir Toplum bunu devamlı yaşamaktı.

  14. Ahmet Davutoğlu’nun kurduğu Gelecek Partisi’nin kurucu üyelerinden Etyen Mahçupyan, dün Karar TV’de, programı yapan arkadaşların kısa süreli bir paniğe kapılmasını sağlayan sözler etti.

    Mapçupyan, muhalefetin en güçlü ortak adayı olarak işaret edilen Mansur Yavaş ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı kıyaslayarak “Cumhurbaşkanlığı yarışında karşı karşıya gelseler ben oyumu Tayyip Erdoğan’a verebilirim” dedi.

    Bu görüşünü de şöyle gerekçelendirdi: “Putin ile teke tek oturduğunda Mansur Yavaş’a mı güvenirim Tayyip Erdoğan’a mı? Çok açıkça Tayyip Erdoğan’a güvenirim.”

    6’lı masanın bir üyesi olarak Gelecek Parti tarafından Etyen Mahçupyan’ın sözleri, muhalefetin zihnindeki aday sorununun ne kadar büyük bir yer kapladığını gösteriyor. Bu sorunu çözemediler. Ve ne yazık ki ABD’de icazet peşinde koşarak da bir şey elde edemeyecekler. Muhalefette ismi aday olarak geçenlerin tümü de Amerika’dan icazet koparma peşindeler. Bu yüzden güvenilmezler. İcazetle Türkiye temsil edilmez. Bunu anladıklarında ancak Putin’in karşısına oturtacak birini bulurlar, daha önce değil.

  15. Benim bir süreden beri devamlı olarak ifade etmeye çalıştığım
    çürüme , yozlaşma, bozulma ; ülkenin her tarafında, toplumun her kesiminde , siyasette, ekonomide ,eğitimde ,bürokraside vs. için için yanan bir yangın gibi devam edip gitmektedir .
    Bunun en bariz ,en tipik belirtilerini ne yazık ki toplumla hep içiçe olan siyasette görüyoruz.
    Bizde siyaset sadece bu gün değil cumhuriyetin başından beri sahsiyetini, itibarını koruyamamış hep entrikanın, menfaatciligin , sahtekarlığın odağı olmuştur!
    Tabii ki bunda halkın, toplumun da birinci dercede günahı olduğunu , bunların düzelmesinde etkisiz olduğumuzu da belirtmeden geçemeyiz .
    Velhasil akıntıya kürek çekmeye devam !

    • Sayın namlu peki demokrasiyi ve siyasi yaşamı sürekli kesintiye uğratan askeri cuntalar neyin odağı olmuştur,
      ya da bu darbeler zinciri kimlerin bozulmuş/yozlaşmışlığından kaynaklanıyordur biraz daha açar mısınız?
      Ayrıca tankların karşısına yalın yürek dikilip darbecilere pazularını gösteren halkımız şahsiyetini itibarını da kahramanca korumuştur, siz kendinize bakın!

    • Yılmaz Özdil şu ifadeleri kullandı:

      “Siz bugün Halk TV seyrederseniz, Sözcü gazetesi okursanız veya Tele 1 seyrederseniz Cumhuriyet gazetesi okursanız dersiniz ki AK Parti bitmiş ya CHP ilk seçimde yüzde doksanla seçimi kazanır.
      Sonra ne oluyor seçimde herkes karalar bağlıyor. Adam bizim üzerimizden dozer gibi geçmeye devam edecek kardeşim.”

    • ben şey anladım, gençler Türkiyede hiç oyalanmayın amerika çok güzel. bissürü türk te var. onlar başardı biz de başarabiliriz.
      birileride hainlik bozguculuk yapıyorlar uçak biletini göster, uçak biletini göster diyorlar. Biz iktidarın biletini kestik amerikada isterseniz onu gösterelim. bu müsrif iktidar gidecek, he lalleşelim artık canlarım.

  16. Ekime kadar olmayan şey neyse artık kasıma kadar yolu var…
    Allahın baharı mı bitecek, martın sonu güzün başı derken şurda seçime ne kaldı,

Comments are closed.