“CHP kapatılır, politikacılar yurtdışına sürülür, kazanana iktidar teslim edilmez” diyorlar.. Ben de “Yok devenin başı” diyorum…  

31
Reklam

Demokrasilerin en belirgin özelliği iktidarın herhangi bir tartışmaya mahal vermeden sükunet ve suhuletle el değiştirebilmesidir.

Ülke yönetmeye talip olanlar parti kurar veya var olan partilerden birinde siyasi hayata katılır, seçimlere girer ve halktan yeterli oyu almayı başarırlarsa iktidara gelirler. 

Halkın desteğini kaybedenler, süre dolunca -bazen süre de dolmadan yapılan seçimlerle- yerlerini desteğin yeni yöneldiği kadrolara terk ederler.

Yönetim tarzınız demokrasi ise, siyasetle ilgilenmeye başladığınızda bu temel kuralı bilir, kabullenir ve ona göre hareket edersiniz.

Uzak ve yakın geçmişte, bizde ve başka demokrasi iddialı ülkelerde, bu kuralı benimsemediği görüntüsü verenler, kuralı tanımama eğilimine girenler, hatta koltuğu terk etmeye yanaşmak istemeyenler olmadı değil, oldu; bunların bazısı süreci durdurmak, yerlerinde kalmak için çaba da gösterdi.

Seçimlere hile karıştıranları, karanlık güçleri devreye sokanları, hatta kitleleri hareketlendirerek seçim sonucunu değiştirmeye çalışanları gördük.

Şu yakınlarda, Belarus’ta 26 yıl üst üste yerini korumuş Aleksandr Lukashenko, hile yaptığı, karanlık güçleri son seçim öncesi ve sonrasında devreye soktuğu iddialarının muhatabıdır. 

Donald Trump’ın ABD’de devir-teslim işlemini durdurmak için kitleleri ayaklandırmaktan çekinmediğine bütün dünya şahit oldu.

Reklam

Zaten bu son olayların gelebileceği öngörüsüyle uzunca bir süredir demokrasi krizinden söz ediliyor; bu alanda yazılan kitapların sayısı 100’ü aştı.

Türkiye’de 1946 yılında yapılan ve hile karıştırıldığı iddialarına muhatap olan dışındaki seçimlerde bugüne kadar doğrudan bir kural-dışılık yaşanmadı. 1950’de, kendisinden ‘milli şef’ olarak söz edilen İsmet İnönü, seçimi kaybedince, kazananlara iktidarı terk etti.

Kendisine bazı asker kişilerce yapılan “Diren” telkinlerine rağmen hem de…

Tayyip Erdoğan’ın İstanbul’da, Melih Gökçek’in Ankara’da belediye başkanlıklarını kazandıkları seçimlere (1994), pusulaların çalındığı, yakıldığı iddialarını seslendirerek gölge düşürmek isteyenler çıkmadı değil, çıktı; ancak halk verdiği oyun zayi edilmek istenmesine izin vermedi.

Partilerin kapatılabildiği ve bu yönüyle sorunları bulunan bir demokrasi bizimki; ancak askeri darbeler sonrasında veya dolaylı müdahalelerle partileri kapatılan halk kesimleri, bu durumu sineye çekmiyor. Bu durum, kapatılma sonrasında meydana gelen gelişmelerden belli. Kapatılanların yerini alacak yeni partiler kuruluyor ve tabanı olan eğilimler siyasi hayatta varlıklarını ne pahasına olursa olsun sürdürüyorlar.  

Böyle bir arka-plana sahip bir ülkede, 2021 yılında, hala parti kapatmayla sonuçlanacak süreçlerden medet umulmasını nasıl yorumlayabiliriz?

Son seçimde 6 milyon oy alabilmiş HDP’nin kapatılması için harekete geçildi.

“Cumhuriyet’i kuran parti” olarak bilinen CHP’nin bile kapatılabileceğinden, öndegelen yöneticilerinin cezaevlerine veya yurtdışına gönderilebileceğinden -fantezi kabilinden de olsa- söz edenler çıkabiliyor.

Reklam

Yönetimde bulunanlardan rakip siyasi partilere iktidara gelme arzusunu bırakma talepleri eşliğinde “Millet zaten bunlara kendisini yönetme izni vermez” türü anlaşılması zor yakıştırmalar seslendirilebiliyor.

Oysa, Vatan Partisi’nden de biliyoruz, her seçimde oyların binde birini alamamış partiler bile, ilk seçimde iktidara gelebileceği iddiasının sahibi olabiliyor. Her yeni parti o iddiayla kuruluyor.

Partiler, halkın bir gün kendilerine destek çıkacağına, kadrolarını iktidara taşıyacağına inanır ve bunu sağlamak için çalışır.

12 Eylül (1980) askeri müdahalesi sonrasında siyasi hayata dönüş izni verildiğinde, Refah Partisi girdiği ilk seçimde (1984 yerel seçimleri) yüzde 5 oy alamamış, oyu yüzde 4.4’te kalmıştı; 11 yıl sonra yapılan seçimden (1995) ise birinci parti çıktı ve direnmelere rağmen bir yıl sonra iktidarın büyük ortağı olarak hükümet kurabildi.

Aynı gelenekten gelen bir kadronun öncülüğünde kurulmuş AK Parti için “Halk seçmez” veya “Yeterli oyu alsa bile iktidar verilmez” beklentisi içerisinde olanlar, lideri Tayyip Erdoğan için “Ne başbakanlığı, muhtar bile olamaz” manşeti atanlar vardı da ne oldu?

O zaman da ben ve benim gibi düşünenler zihinleri bulanıklara “Hadi canım siz de” mukabelesinde bulunuyorduk…

Bundan sonra da farklı bir şey olacağını sanmıyorum.

Eğer halk bugünkünden farklı kadrolar tarafından yönetilmeyi arzu eder ve bunu oylarıyla belli ederse, ilk seçimde, ülkede, kimselerin itiraz etmeyeceği -itiraz edenler çıksa bile bunun sonuç alıcı fazla bir anlam taşımayacağı- yeni bir iktidar yönetime gelecektir.

Sorunları çözmeye çalışacak ve ülkeyi bir kez daha dünyayla barıştıracak bir iktidar…

Bunu yapmaya çalışırken, içeride bozulmuş dengeleri yeniden yerli yerine oturtma gayreti içerisine de girecek bir iktidar…

İsmet Paşa’nın 1950’de, Süleyman Demirel’in, Bülent Ecevit’in, Turgut Özal’ın, Necmettin Erbakan’ın, Mesut Yılmaz’ın daha sonraki yıllarda iktidarı yeni gelenlere teslim ettikleri bir ülke Türkiye.

1946’nın Türkiye’si değil…   

Tartışmalar moral bozmak için çıkartılıyor olabilir ama gördüğüm kadarıyla o amaca da ulaşmıyor.

Moraller bozulmuyor.

Bozulmamalı da.

ΩΩΩΩ

Reklam

31 YORUMLAR

  1. Af edersiniz, siz nerede yaşıyorsunuz? 2,5 milyon mühürsüz, geçersiz oyun YSK tarafından tüm yasalara ve kurallara aykırı olduğu halde geçerli olarak ilan edilip “kazanılan” seçimden haberiniz yok galiba. “Trafoya kedi girdi”, vs. türünden çalınan oyları da unutmadık. Ayrıca bu kadar pisliğe bulaşmış bir iktidarın yargılanma korkusundan centilmence iktidarı devir edeceğini iddia etmek tamamen saf dilliliktir.

  2. ey küçüğü ile büyüğü ile cumhur ittifakı ey yandaşlar ey milletin ………….. müteahhitler.
    Sandık bu milletin önüne konduğunda o sandığa gömüleceksiniz.
    Milletimiz artık dini kullanıp siyaset yapanlara prim vermiyor vermiyecek.
    Cami kürsüleri mihrapları minberleri minderleri iktidara methiyeler dizilen yerler olmaktan çıkacak.
    Yeter artık söz milletin olacak.

    • Efedamat artık “Cami kürsüleri mihrapları minberleri minderleri iktidara” beddualar edilen ve mülaaneleşilen yerler mi olacak nedir, biraz açar mısınız???

  3. Sevgili dostlar hergun Toto oynar gibi oy oranları yazılıyor.Secim dediğin yapılır sonra iktidar icraat yapar muhalefet tenkit eder ve doğrusunu gösterir.
    Sorarım size yanlış çok kabul peki doğru ve çözüm ney?belli değil kim çözecek belli değil.Ya bir muhalefet lideri çıksında şunu şöyle şöyle yapacağız desin .İşkembeyi kubradan atıp tutuluyor.Birakin totoyu once bu sıkıntıları kim çözecek bı onu söyleyin .görelim endamini kilosunu .Daha ortada çözüm yok çözen yok iktidarı göndermeye çalışıyorsunuz.
    Ayıp denen de bir şey var .
    Seçim bitti ertesi gün başlandı yeni seçimden.
    Seçimle yatıp seçimle kalkıyorsunuz insaf.

    • Taktik öyle gelmiş.İşi gücü tweet leri yorumlar 10 a katlamak.
      Bir üfürkçü Bernar vardı.Şimdi başka Mahlas la yazıyordur.
      Gel iddiasına girelim hükümet bu yazı,bu kışı ,bu baharı çıkaramaz.
      s4000 u kurmaz.
      onu yapamaz
      bunu yapamaz.
      ufurduklerini yel götürünce ortalıkta gozukmuyor veya başka mahlasla yazıp duruyor.
      Çare olarak da Reis in dizinin dibinden 15 yıldır ayrılmayan “Görünür olmayan ama göbeğinde olabilen” pek tutarlı bir arkadaşı öneriyordu ki evlere şenlik gül gül patla
      Kısaca tweet ve yorumlar 10 a katlana algı yapıla diye büyüklerinden veya büyüklerin arakasında bulunan fonlardan haber gelmiştir.

    • Çözümü yüz kere yazdık ve tüm muhalefet tekrar ediyor sürekli. Ben senin için bir kez daha formüle edeyim:

      – Yargı bağımsızlığı
      – Kuvvetler ayrılığı
      – Bağımsız kurumlar (merkez bankası, BDDK, rekabet kurumu, vb.)
      – Şeffaflık
      – Hesap verebilirlik
      – Denetleme
      – Siyasi etik yasası
      – Tüm atama ve görevlendirmelerde liyakat.

      Bunlar çok zor işler değil. Asıl olan niyet. Niyet hırsızlıksa minareye kılıf uydurulur. O yüzden öncelikle temiz eller. Millet bu pislikleri süpürecek. Ondan sonra yeni baştan ve bir daha pislik toplanmasına da izin verilmeyecek. Yukarıdaki şartlar pisliği olmadan önleyecek. Bir parmak şıklatmasıyla bu işlerin düzeleceğini göreceksiniz. Karışıklı güven olması lazım. Kılıçdaroğlu çok güzel bir başlangıç yaptı uzlaşma ve uyum için. Artık kavga istemiyoruz, kavgacı siyasileri de. Hepsini çöpe göndereceğiz. Millet huzur bekliyor.

  4. CHP gümbür gümbür iktidara geliyor.

    AKP ve Erdoğan bunu görüyor. Erdoğan her katıldığı tören açıklamasında Kılıçdaroğluna çatmadan duramıyor Kılıçdaroğlunun sakin duruşu Erdoğanı sinir ediyor.

    Avrasya arıştırmasında AKP ve CHP %28 – %28 eşit oylarda diğer anketler geçde olsa avrasya anket kuruluşunun verilerine doğru geliyorlar.

    Son Ankette Avrasya araştırma kuruluşu AKP’den kopan oyların babacanın partisine geldiğini gördü; ama %8 geçemiyecek.

    Babacanın partisinden bir görevlinin açıklaması ocak Ayında AKP’den bazı milletvekillerinin AKP treninden ineceklerinden söz etti.

    PİAR anket araştırma babacanın partisinin yükseldiğini görüyor.

    Avrasyanın son anketinde ekonomiyi kim çözer diye soruluyor,

    %62 ile babacan birinci sırada

    %59 ile Kemal kılıçdaroğlu ikinci sırada buda gösteriyor ki Kemal kılıçdaroğluna AKP tarafından atılan iftiralara halk artık inanmıyor, İtibarı devamlı artıyor.

    PİAR Araştırma gerçekleştirdikleri son anket sonuçlarını yayınladı.

    Partilerin son oy oranını PİAR Araştırma şirketi yayınladı.

    Araştırmaya göre vatandaşlar “Bu pazar genel seçim olsa hangi siyasi partiye oy verirsiniz?” sorusuna cevap verdi.

    26 ilde, 2520 katılımcı ile CATI yöntemiyle gerçekleştirilen anketin sonuçları şirketin sosyal medyadan paylaşıldı.

    Ankette iki detay ise dikkat çekti. Kararsızlar dağıtılmasına rağmen AKP’nin yüzde 30’u aşamadığı görülürken DEVA Partisi ise yüzde 6’ya dayanıyor.

    Araştırmanın sonuçlarında, kararsızlar dağıtılmadan önce;

    AKP’nin oy oranı yüzde 23.6 olarak belirlenirken
    CHP yüzde 20.5,
    İYİ Parti yüzde 9.6,
    MHP yüzde 6.7,
    HDP yüzde 8.9,
    DEVA Partisi yüzde 4.6 ve
    Saadet Partisi ise yüzde 1 oy oranına ulaştı.

    AKP ve CHP arasındaki fark yüzde 3.1 olarak belirlenirken, kararsızlar ve oy kullanmayanların oranı 22.9 olarak ölçüldü.

    Öte yandan kararsızlar dağıtıldığında ise
    AKP’nin oy oranı yüzde 30.6,
    CHP yüzde 26.6,
    İYİ Parti yüzde 12.4,
    MHP yüzde 8.7,
    HDP yüzde 11.5,
    DEVA Partisi yüzde 6.0 ve
    Saadet Partisi ise yüzde 1.3 oy oranına ulaştı.

    • Karasızları;
      – 1,5 puan AKP’ye,
      – Yarım yani 0,5 puan MHP’ye
      verip ona göre dağıtacaksınız.
      Yani oransal değil, eğilime göre dağılımda;
      -AKPnin oyu 25,1
      -MHP bin oyu 7,2 dir.
      Doğru dağılım budur.
      İktidarın bu oyu alması bile vahim bir tablodur.

  5. ALTTA YATAN SEBEP
    Sayın KORU dünkü yazısında linkini verdiği videoda, bu yaşında bir ekonomik krize daha tahammül edemeyeceğini söylüyordu.
    Buradan söyleyeyim:
    Hayatında görmediği bir krize tanıklık edecek.
    “Ekonomi” yüksek ateş gibi krizin sadece bir belirtisi, semptomu ve dışa vurumu.
    Asıl problem, anayasal siyasal ve sosyal bir kriz yaşıyor olmamız.
    Hastalıklarda gerçekte bir aşama yoktur.
    Ancak doktorlar dört(4) aşamalı bir skala belirlemişler.
    12 Eylül 2010 referandumu ile, iktidarın yargı gücünü de ele geçirmesi ile kusursuz fırtınanın tüm koşulları tamamlanmış oldu.
    Tabii ki semptomlar da gecikmeyecekti.
    Gerekçelerini izah etmeden kısaca krizin aşamalarını vereyim:
    1. aşama 2012 yılı
    2. aşama 2014 yılı
    3. aşama 7 Haziran 2015
    4. aşama 15 Temmuz 2016.
    4. aşamanın diğer adı “eve götür”dür.
    Yani bu saatten sonra yapılacak/yapılabilecek hiçbir şey yok demektir.
    Normalde 4. aşamalar fazla sürmez.
    Zaten hastalık her yere sirayet ettiği için adı 4. aşamadır.
    4. aşama uzuyor ise akla bir şey gelmelidir:
    “Beyin ölümü ve bitkisel hayat”
    Bitkisel hayatın da tarifi şudur:
    “Hayat fonksiyonlarının geri döndürülemez biçimde yitirilmesi”

    • “H. Gayret
      14 Kasım 2021 At 10:03
      GEÇEN GÜNDEN KALMA BİR KAPAK PARÇASI!
      “H. Gayret
      13 Kasım 2021 At 16:04
      Sorular:
      Akpartiden önce 1dolar kaç tl idi şimdi kaç tl?
      (6 sıfırı buharlaştırmadan yazalım ama!)
      İhracatımız ne kadardı, bugün ne kadar?
      İhracatın ithalatı karşılama oranı neydi bugün nedir?
      Turizm gelirimiz ne kadarmış, bugün kaçtır(pandemi öncesi rakamlarıyla lütfen:)?
      Kişi başı milli gelir neydi, bugün ne?
      Enflasyon ne kadardı, bugün ne kadar?
      Faiz kaçtı, bugün kaçtır?
      Borsa ne kadarmış, bugün nereye çıkmış?
      Akpartiden önce tc merkezbankası ve hazinede ne kadar altın rezervimiz varmış, bugün ne kadardır?
      İmf ye ne kadar borcumuz vardı, bugün ne kadarmış?
      Akpartiden önce ders kitapları bedava mıydı, tableti gören duyan var mıydı?
      Üniversiteler paralı mıydı yoksa harçsız mıydı?
      Sosyal yardımlar ve evinde hasta/engelli yakınına bakan vatandaşlara herhangi bir ödeme yapılıyor muydu?(cevabınız evetse, miktar belirtin:)
      Emekliye yılda iki kez bayram ikramiyesi daha önce görmüş müydünüz?
      Akpartiden önce memur maaşları neydi, şimdi ne oldu?
      Konut edindirme yardımı kesintilerini memura kim ödedi?
      Vergi iadesi almak için fiş biriktirme kepazeliğine kim son verdi?
      Batık imarbank ve asyafinansın sivrizekalı mudilerine kayıplarını kim ödedi?
      Hızlı trenleri, köprüleri, metroları, otobanları, havaalanlarını, barajları, elektrik santrallerini kim yaptırdı ve şimdi kime sövüyorsunuz???

      “ddm
      13 Kasım 2021 At 18:13
      durumu anlamak için yani daha iyi anlamak için
      20 yıllık akp iktidarını 2 döneme ayırabiliriz;
      ilk 10 yıllık dönem & 2. 10 yıllık dönem gibi.
      ilk 10 yıllık dönemde o günkü ekiple pek çok iyi ve başarılı iş yapıldı, refah seviyesi arttırıldı, hatta milli gelir 12,000 dolar seviyelerine çıkarıldı, kabul edelim.”
      Didem hanım “o günkü ekiple pek çok iyi ve başarılı iş yapıldı” dediğiniz dönem için de “hangi ekip gelse aynı başarılı işleri zaten yapardı” mı diyorsunuz yoksa o başka mı?”
      EN AZINDAN SORULARIN BİRKAÇ TANESİNE CEVAP YAZABİLECEK BİR BABAYİĞİT VAR MI ACABA?
      GÖRELİM, ESKİDEN NEYMİŞ BUGÜN NE OLMUŞ?
      HA GAYRET!!!

  6. “CHP kapatılır, politikacılar yurtdışına sürülür, kazanana iktidar teslim edilmez” diyorlar.. Ben de “Yok devenin başı” diyorum…
    Bu ihtimaller her zaman vardır olmuştur, olacaktır da. Sebebi ise yöneticilerimizin koltuk sevdasıdır. (Koltuk sevdası fiili olarak değil) Seçimle gelen ister muhtar olsun ister Cumhurbaşkanı olsun o koltuğu asla hiçbir şartda bırakmaz istemez, bırakmamak için bütün yolları dener. Özellikle ülkeyi yönetenler gücü ele geçirdikten sonra o koltuğu bırakmamak için sonuna kadar bütün imkanları kullanır, fakat bazı yönetimler gücü eline tam olarak ele geçiremediğinden sessiz sedasız bırakırlar. Koltuk sevdası çok kötü ve bulaşıcı bir hastalık olduğundan, bazı yöneticiler için Ülke menfaatlerinden öce gelir.
    Eğer cumhurbaşkanlığı sisteminden parlamenter sisteme geri dönülürse, bu iş geçiş kadar kolay olmayacaktır.
    Sayın yazar moralleri bozmaya gerek yok, şimdiye kadar ülkeyi yönetenler bi şekilde o koltukları bıraktı diyor evet bıraktılar ama onların elinde bu kadar güç yoktu.
    Akıl tutulmasında kalanlar bu işleri dinle ilişkilendirmeye çalışmışlardır. Bu işler dinle hiçbir ilgisi olmadığı gibi tamamen dünyevi hayatın düşkünlüğünden kaynaklanmaktadır.

    • Ahmed “Bu ihtimaller her zaman vardır olmuştur, olacaktır da. Sebebi ise yöneticilerimizin koltuk sevdasıdır.” demişsiniz, elhak doğrudur!
      Nitekim geçmişte diğer partilerimiz gibi chp de kapatılmıştır, sonra yeniden açılmıştır…
      Hangi yöneticiler tarafından kapatılmıştır, en küçük bir fikriniz var mı acaba?
      Efendim?

      • Kenan Evren’in TRT ekranından “tüm siyasi partiler tasfiye edilmiştir” diyerek duyurduğu partilerin kapatılması videoları YouTube’da var.

        Sen asıl şu manzaraya bak!

        “Beton Kemal”, “ataput”, diye dalga geçip “hilafet isterük” diye cumhuriyetten intikam aldıklarını sanan ak tabanla “Atatürk’ün partisini Atatürksüz CHP ye çevirenlerden kurtarmalıyız” diyen Kemalistler el ele verip aynı hedefe nasıl ateş edebiliyorlar, sen nasıl değerlendiriyorsun Gayret bey?

  7. Trafoya giren kediler, seçimden sonra geçerli sayılan mühürsüz oylar, 8 bin yetmez deyip 800 bin fark oluşuncaya dek yinelenen seçimler gördük biz. Dünya’da dinciler hiç bir yerde hır çıkarmadan iktidarı devretmemişlerdir. Bu yüzden TC’de her şey olabilir. Zaten CB aylardır yönetim bunlara verilmez deyip duruyor.

    • Yahya bey “Dünya’da dinciler hiç bir yerde hır çıkarmadan iktidarı devretmemişlerdir.” demiş, elhak doğrudur!
      Yalnız iranda her seçimden sonra yönetimi tıpış tıpış devrediyorlar nedense?
      Efendim?
      Ama onlar dinci mi değil?

      • H. Gayret, „yalnız Iran’da her seçimden sonra yönetimi tıpış tıpış devrediyorlar nedense?”
        diyorsun, elhak doğrudur! Ama onlar sadece kendileri gibi dincilere devrediyorlar.

      • siz önce dolar kuru hesabında altı sıfır olayını anlayın ondan sonra her şeye maydanoz olun. İran 1979 dan bu yana şeriat devletidir.
        İran’da 18 Haziran 2021’de gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçimleri, %49 ile İslam Cumhuriyeti tarihindeki en düşük cumhurbaşkanlığı seçim katılım oranıyla gerçekleştirildi ve kullanılan tüm oyların %14’ü boş veya geçersizdi. Özetle al gülüm ver gülüm seçimi vardır şeriatın geçerli olduğu yerlerde. Demokrasi olmayan bir yerde seçimler hep göstermeliktir. Bu yüzden “Demokrasi amaç değil araçtır ” diyenlerin sağı solu belli olmaz. Kankalarını terörist ilan edebilirler, siz bile güvende sayılmazsınız…

  8. Siyaset kansız savaş, savaş ise kanlı siyasettir. MAO ZEDONG
    Obur iktidar , gün gelir hazımsızlıktan ölüp gider. NAPOLYON
    Ben politikacı olmayacak kadar dürüst bir insanım. SOKRATES
    Selamlar iyi günler

  9. !!!!“Cumhuriyet’i kuran parti” olarak bilinen CHP’nin bile kapatılabileceğinden, öndegelen yöneticilerinin cezaevlerine veya yurtdışına gönderilebileceğinden -fantezi kabilinden de olsa- söz edenler çıkabiliyor.!!!!
    FANTAZİDEN DE ÖTE APTALCA ,SIRF ÜLKEYİ KAOSA SÜRÜKLEMEK İSTEYENLERİN ALGI YÖNETİMİ. İŞİ GÜCÜ OLMAYANLARIN 3 KOYUNU GÜTMEMİŞLERİN HEZEYANLARI….

    • Ahmet bey,
      bence hoş fantazi;
      yani chp nin de kapatılabileceği ihtimali,
      Neden olmasın, eskiden de kapatılmış,
      Bi yokluğunu eksikliğini hisseden de olmamıştır kanımca:))))
      Kendi yöneticileri de söylüyordu;
      kapatalım gitsin, vakıfa dönüştürelim falan diye…

    • Seçim tarihi belirlenmeden niyetlerini tartıştırmaları iyi bir şey bence;

      Helalleşme konusu üzerine sn. Kılıçdaroğluna saldıranlar su yüzüne çıkıyor. CHPnin düzenlediği KHK buluşmalarını üç beş öğrenciyle protesto ettirmelerini de, millet her şeyi görüyor.

      Bakalım muhalefet liderleri CHP ye sahip çıkacaklar mı yoksa seyirci mi kalacaklar.

  10. Seçimler yapılacak ve son İstanbul seçiminde olduğu gibi söke söke iktidar alınacak. Birileri çok üzülecek ve ağlayacak. İktidar kimseye tapulu değil. Milletin dediği olacak. Nokta.

    İktidar demokrasiyi terkederek kendi ayağına sıktı. Demokrasiyi tramvay olarak görerek büyük hata yaptı. Şimdi hesabı ödeme zamanı. Bu ülkeye yaptığı kötülüklerin hesabını verecek. Londra mahkemelerinde değil. Burada kendi yolsuz müteahhitlerine yaptırdığı “adalet” saraylarında. Ve adalet yerini bulacak.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız