“Duvara yaslanma yıkılır” demiş eskiler.. Ya ‘AK Parti+MHP=iktidar ve cumhurbaşkanlığı’ formülü yıkılırsa?

37

Aslında dilimizde “Duvara yaslanma yıkılır” ile başlayan bir dizi uyarıcı özlü söz bulunur, ama nedense bizler yine de çok kısa zamanlı ve kişiye özel düşünmekten kendimizi alamayız. Bu yüzden yaşanmış çok ciddi hayal kırıklıkları ile doludur tarihimiz.

Yalnız bizim tarihimiz de değil, bize yakın sayılabilecek aynı kültür kökeninden başka hanedanların tarihleri de…

Geçen gün, bir maç şöleni arasında d-Smart üzerinde gezinirken 57. kanalda (ViaSat-History) karşıma ‘Timur’ belgeseli çıktı. 15 dakika ara dolduğu halde gözümü ve zihnimi tarihin bu renkli sayfalarından çekip de yeniden maça dönemedim.

Uzatacak değilim, sözün kısası şu: Hayatında kontrol ettiği toprakların Orta Asya’daki sınırlarını önce doğuya doğru uzatarak, ardından Avrupa’yı gözüne dikip ortalarına kadar ordularıyla gelerek zamanının en görkemli devletini kurmuştu Timur. Devleti bir yandan Çin’e, bir yandan Hindistan’a, İran’a, Osmanlı’ya, öte yandan da bugünkü Ukrayna ve Macaristan’a kadar uzanıyordu. Uzanmasına uzanıyordu, ama böylesine büyük bir devlete kavuşmak için giriştiği savaşlarda kendisinden sonra yerini almasını arzuladığı veliahtlarını yitirdi Timur. O ölünce yerine geçen/ler hesapta olmayan kişilerdi ve devleti de bu yüzden kısa sürede izmihlale uğradı.

Yerini alanlar o büyüklükte güçlü bir devleti yönetebilecek çapta kişiler olmadıkları için…

Tabii, yalnızca devletler değil, kurumlar için de aynı durum söz konusudur. ‘Gerçek lider’ kimliğine ve özelliklerine sahip yöneticisini kaybedince varlığı tehlikeye düşmüş, kısa sürede ortadan kaybolmuş veya bütünüyle kaybolmasa bile birer tabelaya dönüşmüş pek çok kurum var.

Vaktiyle iktidar olmuş Anavatan Partisi (ANAP) Turgut Özal’dan, Doğru Yol Partisi (DYP) Süleyman Demirel’den, Demokratik Sol Parti (DSP) de Bülent Ecevit’ten sonra gözümüzün önünde ne hale geldiler, görüyoruz.

Görmek başka, bu gerçeği idrak etmek başka.

Reklam

Sistem kişiye özel olursa

Bu girişten sonra, Külliye’de şimdiye kadar 30 farklı grupla “Nasıl elden geçirebiliriz?” çalışmalarına konu edildiğini öğrendiğimiz ‘Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi’nin durumuna biraz daha yakından bakabiliriz.  

‘Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi’, öyle anlaşılıyor ki, AK Parti’nin seçimlerden sürekli iktidar olarak çıkacağı varsayımı üzerine oturuyor. AK Parti iktidarının ülkeyi yeni sistemle yönetecek kişiyi belirleyeceğini de kapsıyor o varsayım. 

Yeni sistemin, “AK Parti iktidar, Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı” formülü akılda tutularak hazırlanmış bir anayasa değişikliğiyle gerçekleştirildiği çok belli.

Formül ilk seçimde çalıştı da. MHP destek verdiği sürece her zaman çalışacağını da düşünmüş olmalı yeni sistemi o formülle kurgulayanlar…

Her zaman çalışabilecek mi?

Bu soruya bugün “Evet” cevabı verebilmek biraz zor; özellikle de İstanbul belediye başkanlığı için yapılmış seçimin tekrarının ortaya çıkardığı tablodan sonra. AK Parti ile MHP’nin ortak adayı İstanbul’da 800 binden fazla oy farkıyla İstanbul belediye başkanlığını kaybetti.

Ankara ve pek çok başka büyükşehir de, MHP desteğine rağmen, AK Partili olmayan belediye başkanlarının yönetiminde bugün.

Reklam

Yarın cumhurbaşkanı seçimi ile birlikte yapılacak ilk genel seçimde ‘AK Parti+MHP’ ittifakı iktidarı kaybedebileceği gibi, cumhurbaşkanlığını da Tayyip Erdoğan’dan başka birinin kazanabilmesi ihtimali var.

Tayyip Erdoğan için düşünülmüş geniş yetkiler bir sonraki seçimde sandıktan başka birinin çıkması durumunda o kişi tarafından kullanılabilecek hale gelecek.

Sistem değişikliğine gidilirken AK Parti’nin yönetim kademelerinin bu hesabı akıllarından bile geçirmediğini düşünmemiz için çok sebep var. [Sistem değişikliğine ve özellikle geniş yetkileri AK Partili birinin kullanacak olmasına hep karşı çıkmış olan MHP, "Getirin, sistemi birlikte değiştirelim” der ve desteğiyle değişimi sağlarken, böyle bir ihtimali kendi hesabına katmış mıdır acaba?]

Sistemi değiştirmek muhalefetin işine gelmezse

Görev tanımlarını “AK Parti’yi her halükarda desteklemek” olarak belirlemiş kalemler ile yorumcuların son zamanlardaki konuya yaklaşımları ve Külliye’deki çalışma o zaman akla gelmeyen ihtimalin şimdilerde ciddiye alındığını gösteriyor. Külliye’deki son toplantıya katılan Muharrem Sarıkaya’nın ‘hükümete yakın bir arkadaşım’ olarak tanımladığı birinden naklettiği “Farkında mısınız; biz bütün bu cümleleri Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde ve Reisin bulunduğu binada söyledik…” sözü önemli.

“Bu cümleler” dediği, sisteme yönelik eleştiriler doğal olarak…

Dün, burada, “Keşke o eleştirileri sistem değişmeden önce yapsalardı” demiştim.

Zararın neresinden dönülse kârdır da, anayasayla gerçekleştirilmiş bir sistemi değiştirmek o kadar kolay değildir. Özellikle de, ‘AK Parti+MHP=iktidar ve cumhurbaşkanlığı’ formülünün bir sonraki seçimde yerini farklı bir formüle bırakabileceği ufukta görünmüş ve yeni formülün kendi lehlerine çalışacağına inananların iştahı kabarmışken…

CHP başta olmak üzere vaktiyle sistem değişikliğine karşı çıkan partilerin şimdilerde eski eleştirel tavırlarını sürdürmedikleri bir gerçek. 

Bu yazıyı izlediğim ‘Timur’ belgeselinden esinlenerek yazdım; yazımı yine Timur ile bitireyim.

Diyanet Vakfı tarafından yayımlanmış ‘İslam Ansiklopedisi’nin ‘Timur’ maddesinden şu satırları, okuyun ve üzerinde düşünün diye aktarıyorum:

İktidar ve fetih hırsını hiçbir zaman dizginleyememiş, seferlerini daima kendisi yönetmiş, çeşitli kabilelere mensup beylerin ve soylarının güçlenmesini önlemek için onları kontrol altında tutmuştur. Bu durum, ölümünden sonra haleflerinin hâkim olduğu bölgelerde hüküm sürmelerini güçleştirmiş, vârisini zor duruma sokmuş, vasiyetinin yerine getirilmesini de engellemiştir.” 

ΩΩΩΩ

37 YORUMLAR

  1. Şimdiye kadar hiç vuku bulmamış bir olay gerçekleşti.Cumhurbaşkanı sayın BAHÇELİinin evine gitti.Daha neden gittiğinin cevabı bulunamadan Cumhurbaşkanı bu kez İstanbul seçimlerinin iptali sağlanarak 23 Haziran hezimetinin sorumlusu olarak kamuoyuna lanse edilen ve bu konuda yalanlama yada tekzip edilmeyen Pelikan grubunu ziyaret ediyor.Bu son ziyaret 23 Haziran seçimlerinin kazanılması halinde anlamlı olurdu.İki olay vitrin gerisinde başka şeylerin olduğunu gösteriyor.Sorun var mı yok mu bilmiyorum.Ancak soru olduğu açık.

    • Kültlere Güven!!!
      Vazgeçilmezlere güven sorundur. Çünkü bu HUDUTSUZ itimat anlayışı toplumlar için hep mesele olmuştur. Yani sorgulanmayan, denetlenemeyen kontrolsüz güçlere aşırı güven, güvenenlerin itimadını boşa çıkardığı gibi, mutlaka hayatlarını, istikballerini, devletlerini mahvetmiştir. Örnek mi istiyorsunuz? Buyurun size, mesela Suriyelililer, Iraklılar, Libyalılar, Yemenliler, Tunuslular, Venezuela’ların vazgeçilmez zannettikleri Tek adamlara çok güvendikleri gibi…… Halbuki mezarlıklar
      Vazgeçilmezlerle doludur. Hiçbirşeyi konduramadıkları yıkılmaz zannedilen vazgeçilmezler, bir gün gelir hem kendilerinin hem de toplumlarının mahvolmasına sebep olur.‬ Nitekim, Libya ve Irak’ta demokrasi olsaydı, kendi halkı tarafından linç edilerek katledilmezlerdi. Öye yandan Suriye’de demokrasi olsaydı, 4 milyon Suriyeli kardeşimiz Türkiye’de niye mülteci olsun. Tek adamların hakim olduğu baskıcı, totaliter, despotik, otokratik yönetimlerine baktığımızda kan gözyaşı, fakirlik yoksulluk, mağduriyet, eşitsizlik, adaletsizlik olarak kendini gösteriyor.
      Tarihte, kültlere fazla güvenmek toplumlarda hep hüsrana yol açmıştır… Bu yüzden tarihte 16 Türk devletini, hep kültleştirdirdiğimiz vazgeçilmezler sayesinde tarih etmedik mi?Düşünmek için, akıl hocalarımıza danışmak için hala vakit var…. Ama, peki kime veya neye güvenmeliyiz? Sisteme mi, kültlere mi?
      Ne demiş Atalarımız: Duvara dayanma yıkılır; Ağaca dayanma kurur; İnsana dayanma ölür.
      Eski Türkiye’nin lider sultasına dayanan aksak demokrasisinden şikayet ederken, yeni Türkiye’nin baskıcı tek adam rejimi hayal kırıklığı olduğuna göre, çözüm ve çarenin batı standartlarında nitelikli demokrasiyi tesis etmekten geçmektedir.

      31 Mart Mahalli İdareler Seçimindede siyasi mücadele, demokrasiden yana olanlarla, bütün yetkileri tek elde bulundurup “dediğim dedik çaldığım düdük” diyen Partili CB’ğına dayalı Tek Adam rejimi taraftarları arasında geçti. Ülkemiz için batı standartlarında nitelikli demokrasinin en geçerli yol ve sistem olduğunu unutmayalım.‬ Gelin Tek adamların despotik baskıcı düzenine değil, demokrasiye sahip çıkalım. Demokrasi mücadelesi ülkemiz için, atimiz için daha hayırlı olsun.

  2. ‘Ben bilmem, beyim bilir’ diyen kimi kadınlar gibi, ‘ben bilmem, reisim bilir’ diyen veya ‘ben bilmem, falan köşe yazarı bilir’ deyip kopyala yapıştır yapan yorumsuz yorumculardan işgaliye ücreti alınmasını, zamanın kısa tarihi adına, site yöneticimize öneriyorum.

  3. Çalışıyoruz
    Uygarlıklar Irak’ta, Mısır’da, Hindistan’da, Çin’de ve sıcak ülkelerde başlamış, sonra orta kuşağa gelmiş. Moğollar ve Germenler ise kuzeyde soğuk memleketlerde uygarlığı oluşturdular. Yerleşik uygarlık yerine göçebe uygarlık vardı. Bu uygarlık sonunda Osmanlılarda birleşti, son beş yüz sene de yeryüzünün hakim gücü oldu. Bu esnada batı toparlandı ve üstün güç oldu. Bugün Osmanlılar yenilmiş durumdadırlar. Avrupa ise başta rol oynamaktadır.
    Üçüncü bin yıl uygarlığının başındayız. Uygarlık doğuya geçecektir. Hristiyanlık değil İslamiyet hakim olacaktır. Yani Kur’an düzeni hakim olacaktır. Bu, tarihin akışı ile bilinmektedir. Kur’an da teyit etmektedir.
    Sorun şudur: bu Kur’an uygarlığının öncüsü kim olacaktır?
    Önce şunu söyleyeyim ki bu uygarlığın kurucusu bugünkü Müslümanlar olmayabilir. Kur’an üzerinde herkes çalışmaktadır. Bugün şeklen Müslüman olan ülkeler de, Eskimolar bile buna adaydır.
    İslam aleminde dirilme olduğunu kabul edelim. Bunda da Osmanlıların veya şarklıların veya Arapların bu işi yapacakları ihtimali fazla değildir. Zenciler veya Yeni Zelenda yerlilerinden olan Müslümanlar da bu işi yapabilirler.
    Varsayalım ki bu, bugün aday olan ülkelerden çıkacak. Araplar, Türkler, İranlıların yanında Pakistan, Endonezya Müslümanları da olabilir. Türkiye bunlardan biridir. Bugün Adil Düzen ile Türkiye öndedir. Milli Görüş ile Türkiye öndedir. Gülen Cemaati ile Türkiye öndedir.
    Kur’an yalnız Akevler’de yeniden ele alınıp ilimle tafsil ediliyor. İç yapısına baktığınızda başarı ümidi görülmüyor. Yalova uygulamaları ve Güngören uygulamaları pek ümit vadetmiyor.
    Ben birkaç arkadaşımla birlikte görevi yerine getirmeye çalışıyoruz. Belki de Türkiye’yi terk etmek zorunda kalacağız.

    • Hocam, bir gün Türkiye’yi terk eder de Kur’anı anlatmağa başlarsanız. Kuzey Amerika yerlilerini unutmayın. Onlar da mazlum insanlar, kendi vatanlarında “parya”! Bir çokları uyuşturucu ve içki müptelası, Allah rızası için el atan olsa tekrardan doğmuş gibi olabilirler….

  4. Timur da, Attia da Cengiz ve Hülagu da iktidarları sadece kendileri için kurguladılar, yönetim biçimlerini kurumsallaştırmadılar…
    Kurumsallaşma, en güçlü liderlerden daha etkili ve kalıcıdır…
    İslam, kurumları sayesinde günümüze geldi..
    Osmanlıyı kurumları ayakta tuttu..
    Selçuklu bilimde, düşüncede ve özgürlüklerde daha güçlü ve ileri olmasına rağmen kurumsallaşamadı…
    Cumhuriyet döneminin en büyük krizi kurumsallaşma sorunudur..
    Bakalım bu son süreç nereye ve nasıl evrilecek…?

  5. Fehmi bey,
    Bir özlü sözde ben söyleyim,
    “Taş yerinde ağardır”,
    sizde eskiden bu siyaset işlerine bulaşıp taraf tutmadan önce gayet itibarlı ve görüşlerine önem verilen biriydiniz.
    Hem Timur hakkında bilmediğiniz çok önemli bir ayrıntıyı hatırlatırım,
    okur yazar olmayan ve gençliğinde sürülerden koyun çalarak büyümüş biriydi.

    • İsmet ekinci
      4 Ağustos 2019 at 14:56
      “Fehmi bey,
      Bir özlü sözde ben söyleyim,
      “Taş yerinde ağardır”,

      sizde eskiden bu siyaset işlerine bulaşıp taraf tutmadan önce gayet itibarlı ve görüşlerine önem verilen biriydiniz.”

      Sizin gibi taş yerinde ağırlarin,! Eskiden itibarli olup (size göre) şimdi itibarsiz olan birisini neden okuyup yorum yapiyorsunuzki?

      Mesleği gereğii! Ne zaman biat ettiklerinizn yalnişlarini ve hatalarini okurlari ile paylaşsa, herhalde !sizin! gibi savunacak ve yazacak biŕşey bulamayan itibarlilarin hakaretleri ile susacak biri olmadiğını bilmemeniz mümkün değil o zaman değersizler için boşuna zaman harciyorsunuz?
      Havuza muracaat edin sadece padişahim çok yasacilar için yorum siteleri açsinlar, değerli bilgilerinizi sizin gibiler ile paylaşın.

  6. Erdoğan’ın eskiden başkanlık sistemini istemesi kendince somut bir nedene dayanıyordu. Irak Kürdistanı (Mesut Barzani) Musul ve Kerkük’ü alacak, bağımsızlığını ilan edecek sonra bir referandum ile Türkiye’ye katılacaktı. Türkiye’de de ‘çözüm süreci’ ile bir Kürdistan kurulacak ve bunlar R.T.Erdoğan’ın başkanı olduğu emperyal Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlı özerk devletler olacaktı. Petrol gelirleri paylaşılacak ve herkes mutlu olacaktı … Erdoğan bu boş hayalinin gerçekleşemeyeceğini anlayınca başkanlık sistemi talebini rafa kaldırmıştı.

    Bahçeli’nin başkanlık sistemine önce karşı çıkıp sonra istemesine gelince. Cemaat kandırıldı ve Erdoğan’a zamansız plansız saldırdı. Bunun üzerine Erdoğan karşı çıktığı ‘vesayet rejimi’ ile ortak oldu –cemaat orduya kumpas kurmuş dediler-. Daha sonra 15 Temmuz operasyonu ile devletten Batı yanlısı güçler tasfiye edildi ve devlet Batı karşıtı Avrasyacılara teslim edildi. Bahçeli ve temsilcisi olduğu sözde derin devlet, Erdoğan’ı dış politikada tamamen kendilerine bağlı bir Başkan! yaptılar.

    Kısacası Erdoğan ve Bahçeli’nin başkanlık sistemi düşünceleri Türkiye’deki siyasi rejimin esası ile ilgili olmayıp dönemsel fırsatları değerlendirmekten ibarettir. Fakat her ikisi de yanılmaktadır, devlet denilen kavramın yapısı bir şirketin büyük bir ihaleye hazırlanırken sırf bu amaçla yeni bir şirket kurması gibi değiştirilemez.

    Dolayısıyla siyasi rejim tartışmalarını yaparken geçici ve güncel (konjonktürel) olana göre mi yoksa kalıcı ve yapısal (strüktürel) olana göre mi yapacağımızı ayırt etmeliyiz.

    CHP ve (kalıcı olmasını umduğum) yeni kurulacak parti ortak bir milli (ulusal) ‘üst akıl’ oluşturup oyunun kurallarını belirlemeden bu tartışmalardan beklenen sonuç çıkamaz.

    • Ben, bazen! Türkiyede yasak olduğu için, açılmayan sitelerin önemli gordüğum o haberi buraya kopiliyorum.
      Peki 7 gün 24 saat Erdoğani öven havuzu zaten herkes duyuyor, duymak ve okumak istemeyenlerin okumalari için üste para verseler dahi okumayacaklarını bildikleri halde…. genede havuzun kirlenmiş suyunu buraya akitmaya devam ediyorlar.

      ABD Başkanlik sistemi ile Turkiye BAŞKANLIK sistemini karşılaştırmak isteyenler önce onlarin ana yasalari kaç senede yazildiğina baksinlar…..
      Amerkanin Bagimsizliği 4 Temmuz 1776.
      ABD anayasasi 17 Eylül 1787 de imzalandı 25 Eylül 1787. Yürürlülüğe girmiş.
      4 Temmuz 1776 + 17 Eylül 1787 = 11 yıl 2 ay 13 günde yazilan bir ana yasa ile iki Erdoğanin emir erleri tarafinda 2 ayda hazirlanmiş ana yasayi getirip ana yasa diğe millete dayatmak anca kabile yonetimlerde olur.
      Birileri kalkip ta geçmişle övünmek yerine torunlarinin kendilerine lanet okumamalari için yalnişlarin düzeltilmesi için, Siyasetcilere kul kole olup kol kanat germek yerine, onların mudurleri olduklarini gene onlara hatirlatsinlar.
      Siyasetç özeliklede bizim siyasetçiler Halka DOĞRU DEĞIL YALAN SÖYLERLER…..
      Ben merak ediyorum! Geçmişi hiç unutmayip onunla övünenler, neden sevdikleri politikaciların, yalanlarını görmezden ve duymazdan geliyorlar.

      Bir örnek: Erdoğan’ın Televiziyonda, 1980 öncesi olaylari anlatirken, 1981 de dünyaya gelmiş kızının 1980 den önce (doğmadan bir yıl önce) babasina yazdiği notu anlatirken.
      O sunucu resmen yalana ortak olup milleti kandirmadimi…
      Eğer o yalan batililarin TV lerinde yayinlansidi o an o politikacinin siyasi hayati halk tarafindan bitirilirdı.
      Ya bizde Fehmi Koru gibi bir gazeteciyi kalkmiş yalancilari savunmak için devletden nemalenmis diye yazanlar tehdit edenler den oluşan bir partinin Turkiye için tam bir kabusden başka bir sey değil.
      Abdullah Gul 70 yaşindaimiş.
      Peki son 3/5 yildır TC yi yöneten Doğu Perincek ve Devlet Bahçeli kaç yaşlarındalar?

    • wordpress ayarlarından tarayıcı önbelleğini (browser caching) site hızlansın diye açmışlar böyle sorunlar yaratır.

      ctrl + f5 tuşuna bir-iki kere bas. olmazsa tarayıcı önbelleğini temizle.

    • Bir sistem kurulurken sadece kendi menfaatlerini, partisinin çıkarlarını ve kendi ideolojisinin başarısını düşünenler kurduklari bu sistemin temelinde yatan özgürlük, eşitlik, adalet, tarafsızlık, seffaflik, hesap verilebilirlik, kuvvetler ayrılığı, kontrol ve denge ve denetim gibi prensipleri kaale almadıkları için kurdukları bu sistem de islemeyecek ve uzun ömürlü olmayacaktir. Ziya Gokalp’e göre “Batici” lar Osmanlinin modernlesmesi meselesinde de ayni hatayi yapmis ve Bati’nin muesseselerini alan fakat mentalitesini ve bakış açısını almayan ‘Batici’ ve ‘modernlesmeci’ lerin basarili olamadiklarini savunmustur ki haksız da degildir. Batinin kurum ve kuruluşları çok uzunca bir süreçte ve tecrübelere, ve uygulamalara dayanılarak oluşturulmuştur. Bunlar basitçe günübirlik oluşturulmuş değildir. Herbirinin perde gerisinde uzun bir tarihi geçmişi vardir. Herbiri toplumun farkli alanlarini ve sistemin farkli parcalarini da ilgilendiren çeşitli prensiplere dayanir ve temelde birey hak ve özgürlüklerini saglamak ve korumak en birinci amactir. Bakış acisi dediğimiz şey budur. Olaylara ve olgulara bu bakis acisiyla bakmayan kimselerin yapacağı sistem değişikliği de demokratik ve uzun vadeli olamayacaktır. Işte bizdeki sistem değişikliği de aynen böyle olmustur. Bakış açısı ve amac veya hedef farkli olduğu icin yani amac bireysel hak ve özgürlükleri sağlamak, garanti altina almak ve koruyup geliştirmek olmadigi için başarılı ve uzun vadeli olmasi mumkun değildir. Sistemleşmek, kurumsallasmak ve bireylere bagimli olmaktan kurtulmak gerekmektedir. Bunun için de evvela bakış acisini değiştirmemiz gerekiyor. Bu da kolay olmuyor. Zira bu bir kişilik değişimini gerektirir ki bu da yillar ve nesiller alir. Nasil ki “milli görüş gömleğimi çıkardım” diyen Sn Cumhurbaskanimiz bazi konularda bunu yillar içinde basarmasina rağmen çoğu konularda hala çıkaramamamissa bu konuda da böyle olmustur. Zira bu bir ideoloji, kültür ve kişilik meselesidir. Çocukluktan itibaren genlerinize kadar işleyen düşüncelerimizi hele bir de ideoloji mertebesine getirmisseniz ve arkanıza da sizin gibi düşünen milyonlari almissaniz onlarin görüşü rağmina hareket ederek kişiliğinizi ve görüşlerinizi degistirmeniz daha da zordur. Bu ancak farkli düşünen yeni bir neslin gelmesi ve alttan zorlamasi ile olabilir. Bu nesil de nitekim geliyor. Halk da değişiyor halkın görüşleri de zaman içerisinde değişiyor. Degismeyenleri doğal seleksiyon olan ölüm degistiriyor ve eliyor. Bir zaman gelecek değişime direnen bu yaşları ilerlemiş liderler de ölecekler. Hani nerede Ismet Inönü, Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan, Bülent Ecevit ler? Hepsi toprak oldular. Bugünün liderleri de bir gün gelip ölecekler. Insanlar fani sistemler ve prensipleri bakidir (kiyamete kadar). O yüzden de sistemin prensiplerini bize bildirmemiş mi bize Cenabi Hak. Biz zamanın gecmesiyle ve yoldan çıkarak bu sistemi ve prensiplerini bir kenara koymusuz. Elin oğlu almış yeniden güncellemis ve başarılı olmuş. Simdi de bize sunuyor veya sunmak istiyor. Almak bedava. Amma isteyene.

  7. O zaman yandigimizin göstergesidir siz fehmi koru bey aydin kisiyim diye gecinmeyin bence biz 20 sene oncesini biliyoruz bu ulkenin sizde biliyirsunuzda kime masalik ediyorsunuz anliyamadim ….

    • mevlüt sarıçam! müthiş bir zekanız var mı desem yoksa müthiş bir hafiyesiniz mi desem karar veremedim.
      Karar veremedim çünkü fehmi beyin maşa olduğu gerçeğini nasıl tespit edebildiğinizi bilemiyorum. Eğitiminizi A haberde mi tamamladınız?

    • Millet yanıyor sizin durum gayet yerinde galiba.şu andaki iktidar yirmi sene önce iktidara getirdiğimiz iktidarmı.
      Adalet yerlerde kalkınma sadece yandaşlara.
      22 bin TL maaşı az bulan TBMM başkanı.
      Zam değil ayarlama.
      İzmir 3.5 saate nasıl inmiş.
      Güzel köprü otoyol 265 TL
      3.5 saatte gitmek için araçla 150 yapmak lazım.trafik cezası hariç
      Demek hala yanmadınız.bayağı deriniz kalın gözüküyor.

  8. Fehmi abi bugünkü yorumunuza baktım,Timur dan ve cumhuriyet döneminden örnekler vermişsiniz verdiğiniz örnekler doğrudur,bunlar bizim olumsuz yanlarımız yalnız Osmanlıdan ve Selçuklu dan örnekler vermemişsiniz.Ama Osmanlı da 600 yıl hele bunun 350 yılında tam bir liderlik ve dünya da imparatorluk sağlamıştır.Bugünkü tespitleriniz doğrudur.Osmanlı da camiyi yapıp minaresini dikip,minaresi eğri diyen çocuğun görüşünü ve gönlünü almak için minaraye ip takıp doğruduyor gibi yapıp sonra da dönüp ben bu minaranin doğru olduğunu biliyordum ama çocuğun gönlü hoş olsun diyen de,iki davalının kadıya gittiğinde kadının gelmesi için bekliyen davacı ve davalı ya sorar kadı:Siz burada ne zamandır bekliyorsunuz onlarda derki 3 saat ve ya 3 gün kadı da dönüp onlara der ki:Sizin bana hakkınız geçti Siz başka kadıya gidin ben sizi yargılayamam diyen de İstanbulu fethedip de ”dokunmayın benim gavurcuklarıma” diyen de bizim tarihimiz ve bizim kültürümüzdür.Bizim dinimiz Hz.Hamza gibi peygambermizin amcası ve dava arkdaşını öldürüp sonra da müslüman olunca onu affedip sadece gözümden biraz uzak ol diyen peygamberin ve dinin mensuplarıyız.Ama bugün o günlerden baya bi gerideyiz, en yakınında durup da bir gün ufak bir eleştiri yaptıgında onu hainlikle suçlayan trenden inenler bir daha bu trene geri binemez derseniz,bu şartlarda da sizi kenarınızdan alkışlayan çok olursa yanlış yaparsınız haberiniz olmaz hata yaparsnız haberiniz olmaz yanınızda liderlik yapacak kimse kalmaz sonra da dersiniz ki yalnız kaldık yalnış yaptık işte bugünkü halimiz gerçek tarihimize ve kültürümüze sahip çıkmadığımızdan olabilir.

  9. Resul Tosun’un Star’daki Bu Günkü Yazısı:

    “Başkanlığı değil, Erdoğan’ı istemiyorlar”

    “2016’daki referandumda halkımız, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adıyla Başkanlık sistemine geçişi onayladı.

    Başkanlık sistemini iktidar millete dayatmadı. Aksine halka sordu, halk da onayladığı için seçilen Cumhurbaşkanıyla yeni sistem başlamış oldu.

    Başkanlık,parlamenter sistem ya da yarı başkanlık sistemi gibi demokratik bir sistemdir.

    ***

    Ana muhalefet bu sisteme itiraz ediyor ve parlamenter sisteme geçişi vadediyor.

    Çünkü bu sistemde Kılıçdaroğlu gibi siyasetçilerin iktidar olma ihtimali kalmadı. Bu gerçeği kendileri de gördükleri için Cumhurbaşkanlığına kökten CHP’li birini değil, İhsanoğlu gibi, Gül gibi muhafazakar isimleri aday gösterme yolunu seçtiler!

    En son kökten CHP’li aday olanİnce’nin % 31’de kalması bunun en bariz delilidir. CHP oylarının yirmilerden otuza çıkması da İnce’nin muhafazakâr bir ailenin çocuğu olmasındandır.

    YoksaKılıçdaroğlu aday olsaydı onu da alamazdı!

    ***

    Ankara’da Yavaş, İstanbul’da İmamoğlu’nun adaylığı da öyle. Bu iki ilde de kökten CHP’li birilerini aday gösterselerdi kazanmaları mümkün değildi.

    Bu durum aslında halkın siyaseti dönüştürmesidir. Eski CHP milletvekili Yaşar Nuri’nin tespitiyle, ‘İliklerine kadar Kuran nefreti işlemiş bir yönetime sahip olan CHP’yi’ dönüştürmesidir ki, demokrasinin bu ülkeye kazandırdığı bir güzelliktir.

    Bakmayın öyle hâlâ parlamenter sistem edebiyatı yaptıklarına, CHP’nin tek başına iktidar olduğu yıllarda uyguladığı sistem katmerli başkanlık sistemiydi.

    CHP’nin birinci ve ikinci genel başkanları bu ülkede 25 yıl boyunca hem Cumhurbaşkanı hem CHP genel başkanı olarak icray-ı hükümet ettiler! Ve öyle katı bir başkanlık sistemi uyguladılar ki hiçbir denetim mekanizması yoktu; hiçbir icraatlarını, hatta devrim mahiyetindeki icraatlarını bile halka sormadılar.

    Muhalefet partilerine izin vermediler. Göstermelik kurulan partilere bile halkın teveccühü karşısında tahammül edemediler ve kapattılar.

    ***

    Aynı CHP bugün kendi geçmişini unutmuş, referandumla geçilen başkanlık sistemini ve halkın oyuyla seçilen başkanı istemiyorlar. Aslında sistemi değil, onlarErdoğan’ı ve Erdoğan gibi halkıyla barışık siyasetçiyi istemiyorlar.

    Yavaş’a, İmamoğlu’na, İhsanoğlu’na ve Gül’e muhtaç olmayı istemiyorlar!

    Ama göreceksiniz, 2023’te Kılıçdaroğlu aday olmayacaktır. Kaftancıoğlu benzeri bir CHP’li de aday olamayacaktır, başarılı olursa İmamoğlu’nu olamazsa İhsanoğlu gibi birini aday gösterecekler. Kazanırlarsa da bu sistemi kullanacaklar, parlamenter sisteme geçişi değil sistemi revize etmeyi gündeme taşıyacaklardır.

    Ve evet, 2023’te kim kazanırsa kazansın siyasi istikrar bozulmayacaktır.

    ***

    Partinizin çıkarı zaviyesinden bakarsanız sisteme itiraz edebilirsiniz. Nitekim kimilerinin AK Parti’yi MHP’ye muhtaç hale getirdi diye başkanlık sistemini eleştirdiğine şahit oluyoruz.

    Oysa meseleye partinizin değil de Türkiye’nin çıkarı penceresinden bakarsanız, başkanlık sisteminin kim seçilirse seçilsin ülkedeki siyasi istikrarı garanti ettiğini görürsünüz.

    2016 referandumundan önce başkanlık sisteminin bu ülkeye asılErdoğan sonrası lazım olduğunu yazmıştım. Erdoğan parlamenter sistemde de başkanlık sisteminde de karizmasıyla zaten seçim kazanan bir lider. Ama en fazla bir dönem daha başkanlık yapacaksa, ya ondan sonrası?

    İşte başkanlık, ondan sonraki dönemlerde de siyasi istikrarı garanti eden bir sistemdir.

    Düşünsenize parlamenter sistem devam etseydi, bugünkü meclis aritmetiğiyle koalisyonla yönetiliyor olacaktık ve 23 Haziran sonrası erken seçim kaçınılmaz olacaktı!

    Hoş 2016 öncesinde kalmış kimi arkaik herzevekiller ‘Kasımda seçime hazır olun!’ diyerek şapkadan tavşan çıkarmaya çalışıyorlar ama geçmiş olsun, 2023’e kadar herkes işine bakacak!”

  10. Sizin gbi saf degstrenlerde gerçek kimliğini belli etti zaten hep karalyin bakalım nereye kadar babacani gülü davutuoglusu ve dgerleri ben seçmen vatandaş olrak asla ve asla hakkımı helal etmiyorum resimiz sayesinde o makamları gördüler ama başkanımızı arkadan hancerlediler hainlik yaptilar

  11. Rabim reisimizi başımızdan eksik etmesin yoksa bu leş kargaları fetosu chpsi ip, nesi it ekremi din düşmanı heykelci mansuru unatmadik hayvanları encok dindarların çocukları sözünü sanki sarapcilarin çocukları çok şefkatli yüce rabim onlara fırsat vermesin verdiğinde neler oldugnu goruyoz totoş fetosla HDP PKK yla neler yaptklarni

  12. umarım ortağı (her anlamda ortağı. ahlak düzeyinde, kültür düzeyinde vb) mhp ile birlikte türkiyenin yaşamından silinip giderler. Böylece bu ülkenin gelişme ihtimali olur. bunlar varken bu ülkenin ilerlemesi mümkün değil. çünkü bunlar, bu ülkenin karabasanı, prangası, yiyicisi.

  13. Sistem değişikliği yapılırken Erdoğan’ın
    en fazla (şayet seçilebilirse) 2 dönem,yani 10 yıl başkanlık yapabileceği peşinen biliniyordu.Dolayısı ile değişikliğin bir kişi için yapıldığı söylenemez.Kaldı ki hiç bir seçime de garanti gözüyle bakılamaz.Bu böyle olduğu içindir ki Erdoğan katıldığı tüm seçimlerde rakiplerinden daha fazla çalışmıştır.Seçimin sonucunu çantada keklik olarak görmemiştir.

    Yetki meselesine gelince…İktidara gelen çoğunluk Türkiye’de her zaman büyük yetkileri tepe tepe kullanmıştır.Yerine
    göre “Verdiysem ben verdim” diyenler bile olmuştur.Geçmiş iktidarlar,şu andaki iktidarın kullandığı hangi yetkiyi kullanamamıştır?Bütün yetkilerin bir
    kişide toplandığından bahsediliyor. Eskiden hükümetleri bir kişi kurmuyor muydu?Eskiden de bakanlara ve bürokratik kadroya talimat verebilen bir kişi değil miydi?

    Aradaki fark şu:Seçimle iş başına gelmediği halde bir çok önemli yetkiye sahip olan A.N.Sezer,F.Korutürk,C.Sunay,
    K.Evren,C.Gürsel gibi kişiler aradan çıkmış oldu yeni sistemde.Başbakanın adı Başkan oldu.

    Bununla birlikte F.Bey “Duvara yaslanma yıkılır” sözünü hatırlatmakta haksız değildir.Ayrıca bir başkasının hatırlatmasına ihtiyaç olmaksızın her insanın,her gün hızla ölüme doğru yol aldığını kendisinin düşünmesi ve bilmesi gerekir.Tasavvufta “tefekkür-i mevt” denilen bir uygulama var ki,kişi bir an gelip öleceğini her gün,hiç aksatmadan düşünmeyi kendisine vazife edinmiştir.

    Bu cümleden olarak,Erdoğan’a güvenenlerin onun fani olduğunu unutmaması gerektiği gibi,bütün umutlarını yeni oluşuma başlayanların da A.Gül’ün yaşının 70’i geçtiğini bilmeleri gerekir.

    Yeni sistemi Türkiye tecrübe ediyor.Sistemden kaynaklanan bir sorun olursa,yeni sistem ülkemiz için iyi sonuç vermezse bunu değiştirecek bir çoğunluğun sağlanması o kadar da zor değildir.Sonuçta bu sistem vahye dayanmıyor.Kendimiz getirdiğimiz gibi
    kendimiz de götürürüz.Ama bu sistemi bir kaç yüzyıldır uygulayan ülkeler de var.

    • Ama bu sistemi bir kaç yüzyıldır uygulayan ülkeler de var. demişsin:

      Misal Amerakidaki başkanlık sisteminde kuvvetler ayrılığı ilkesi vardır. Amerikadaki başkanlık sistemle bizim başkanlık sistem çok farklı sistemler.

      Bizde kuvvet, güç tek kişide toplanmış, Amerikada güçler ayrılığı var.

      Hadi diyelim ki şimdiki yönetim iyi niyetli Daha sonra bu sistemde, Zalim başa gecerse……

  14. Fehmi koruda dün iktidardan beslenen biriydi önce bunu hatırlatayım şimdilerde yüzünü pek göremiyoruz yakın dönemde meşhut bir cümle vardı hani ağzı olan konuşuyor hem yıkılan o kadar imparatorluklar var dünya tarihinde aslında en meşhuru romadır ama bu ülkede oldukça büyük bir ecnebi hayranlığı var o yüzden ecnebiler değil de hep karalarken müslüman tarih karşılanır
    Kısaca ben derimki her kişi kendi işini yapsın bide şunu söylemek gerekirse Ankara,istanbul ve dıger belediye yönetimleri AK PARTİ’YE oy vermediyse kendi ilmeklerini çektiler bakın bakalım seçimden beri heykel dışında ve işçi çıkarıp kendi akraba ve yandaş işe alımından başka icraatları varmı

    • Ahmet ONGUN
      4 Ağustos 2019 at 11:03

      “Fehmi koruda dün iktidardan beslenen biriydi önce bunu hatırlatayım”

      IHTIDARIN DAHA DOĞRUSU ERDOĞAN 17 YILDIR IHTIDARDA.
      FEHMI KORU! 35 YILDIR GAZETECI….merakımi bağışlayın, F Koru,
      Ihtidardan nemalandiği 2002 ile 2015 arasi 13 yıl eder.
      Peki Fehmi Koru 13 yılin haricinde! Bağlarda “ARMUTMU TOPLIYORDU?”

      “Kısaca ben derimki her kişi kendi işini yapsın”

      Sizce ŞÜ an “FEHMI KORU” kimin işini yapiyor?
      Bir zahmet şu an ve 2002 den önceki yaptığı işlerin ne olduğunu bizlerle paylaşırsaniz iyi olur.
      Hiç değilse kendisini! “Son 32 senedır” boşu boşuna okuduğumu de sizden öğrenmiş olurum.

      Haaa! Ahmet Ongun bey! Size bir sorum daha olacak! F Koru! 2002 – 2015 arasında hükumette ne gibi görevlerde bulundu?

  15. Yeni bir sistem kuruluyor. Mutlaka bazı şeyler deneme-yanılma-düzeltme ile olacaktır. Önemli olan iyi niyetle yola çıkmaktır. Ülkesini seven herkesin iyi niyetle bu sürece katkı sunması en doğru hareket olacaktır

    • Kesinlikle katilıyorum. Eğer niyet memleketimizin iyiye gitmesi ise kimin önerdiği önemli olmaması gerekir diye düşünüyorum. Tabiiki yapılanlarıda takdir ederek. Selamlar

  16. Toplumlar ve devletler kendi koydukları kurallara uymayı bırakıp keyfilikle yönetilmeye başladıklarında eninde sonunda yıkılmışlardır. Diktatörlükler ne geçmişte ne günümüzde asla toplumlara yarar getirmemiştir, getiremezler. Kollektif akıl her zaman bir kişinin aklından daha yararlı kurallar, yasalar ortaya koyacaktır. Türkiye’de siyaset pistir. İdeallleri uğruna bu işe soyunanlar azdır, o azlardan bile sonradan azanlar çoktur, pek çoğu da bu işten soğumuştur. Çoğu üç kağıtçı müteahhit, üç kağıtçı avukat, ağzı laf yapan şarlatanlardan oluşan bir meclisten toplum yararına yasalar çıkarmasını beklemek abestir. TC bu kadar umutsuz bir vakadır. Tuz kokmuştur. Gerisi laftır. Ambulans ve itfaiye araçları dahil hiç bir kişi ve kuruma tek bir ayrıcalık tanınmadan yalnızca mevcut yasalar bile uygulansa Türkiye’de iyiye doğru pek çok şey değişecektir. Ama bu mümkün değildir. , herşeyi CB ayarlıyor, burada işimiz ne bile deyip tek bir tanesi istifa etmemiştir. EVET TBMM’deki hiç bir vekil bir işe yaramamaktadır. Ben Türkiye için, ilim için, şehrim için, köyüm için şunu yapıyorum desin dişimi kırarım. CB ye yalvarıp el pençe divan durup bir şeyler istemek milletvekilliği değildir.

  17. Sizin de timur belgeseli ve islam ansiklopedisini izledikten ve okuduktan sonra anlamışınız ki Erdoğan timur kadar değerli birisidir. Ve bu değerli kişiliğe saldırmanız ve savunduğunuz fikirler çelişmektedir. Sizin de korkunuz Erdoğan gittikten sonra gelecek olan vasıfsızlardır. Öyleyse neden tam destek olmuyorsunuz. Küçük menfaat lar peşinde koşmayı bırakın ve ülkenizi düşünün derim.

  18. Birşeyi anlamıyorum Sayın Koru; siz Akplimisiniz değilmisiniz, CB taraftarımısınız değilmisiniz, bu zalim sistemden yanamısınız değilmisiniz, bu gelişmeler sizin kafanızı neden yoruyor, o halde geçmiş bu kadar yazı ne oluyor? Sizin okurunuz olarak yazıyorum, lütfen tarafınızı tam seçerek gösterin, eğer CB yanındaysanız bilelim, değilseniz bırakın onları kendi hallerine, yazılarınızı onlarla doldurmayın, biz okurlarınızı da onlarla meşgul etmeyin, siz zaten uzun zamandır uyarma vazifenizi bilhayli yapıp bunların bedelini de ödediniz, biz de ödedik. Son site saldırısı bu sebepden olmadı mı? lütfen yazımı saygısızlık olarak görmeyin, bir okurunuz olarak bunları yazmaya hakkım olduğunu düşünüyorum. Allah bizi bu fitnelerden kurtarıp hidayete eriştirsin.

  19. Her zamanki gibi konuyu çok güzel işlemişsiniz fehmi bey. İktidarın cumhurbaşkanlığı sisteminin geleceği konusunda endişeli olduğu anlaşılıyor. Bu sistemle bir seçime gidildiğinde muhalefetin kazanması durumunda, muazzam yetkilere sahip bu sistemi değiştirme konusunda onların da pek bir şey yapacağını sanmıyorum. Onun için tek bir çözüm var: Güçler dengesinin tam olarak sağlandığı parlementer bir sistemi hemen kurup işlermemiz gerekiyor.

  20. Sistem mi fazilet mi; erdemli insanların yönettiği erdemli toplumlarda adalet zirve yapar ve adı asrı saadet olur. Halife olduğu halde isminin başında zalim kelimesi ile anılanlar az değiller.Toplum bilerek veya bilmeyerek zalimden yana olunca başına başkası gelmesi çok zor. Saltanatta olsa meclisini alim ve faziletli insanlar teşekkül ettirmiş birisinde zulüm yok denecek kadar az olur.
    7 /24 beyin kuruluş felsefesi ile yoğrulur izinden gitmeye mecbur edilen sistemin değişiminin bile teklif edilemediği bir anayasa girişi var bu ülkede

    • Haydar keleş!
      Hayal kurarken, sistemi, kuvvetler ayrılığını, özgürlükleri, hukuku, demokrasiyi, laikliği vb. unutma.
      – yoksa hayalin sadece hayal olarak kalır.
      – Asrı saadeti de bir türlü çözemedim. Bildiğim kadarıyla o insanlar birbirini boğazlamış.

  21. Bence Timur un başarısında yanındakilerin çok büyük tesiri vardır. Çünkü bir yanında Seyyid Şerif Cürcani bir yanında Taftazani gibi devrin en büyük âlimleri vardı. Birde Şahı Nakşibendi gibi zatlar var. Timur bu kişileri yanından hiç ayırmadı. Fikirlerinden ,düşüncelerinden,fetvaların dan istifade etti. Bizdeki Sünni alimler genelde maslahat deyip,dönemin güç erkine göre karar verirler(Bediüzzaman gibi ,İmamı Azam gibi,Ahmed ibni hambel gibi istisnalar var).İslam hukuk anlayışı dahi buna göre gelişmiştir.Müslüman Alimler İslamiyette Hıristiyanlık gibi afaroz müessesesinin olmadığını söylerler oysa yalan Timur katl işlerken bu alimlerden fetva aldi mi almadi mi .O devrin alimlerini yanninda süs vazosu diyemi gezdirdi. Timur kendisi gibi düşünmeyen herkesi katl etti. Hainler !Görecekler ümmeti bölmenin ne demek olduğunu diyerekten.SİZCE NEYİ ÇAĞRIŞTIYOR…..

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız