Hükümet ABD ile yeni döneme hazırlanıyor ve ilk adım atıldı.. AB’yi ise anlayamıyoruz…

39
Reklam

Suudi Arabistan’ın geçen yıl Washington’a bir kadını büyükelçi olarak atadığını biliyorsunuz. Ben yazdım, Ertuğrul Özkök de sonradan o bilgiyi kullandı; dolayısıyla bilmemenizi düşünemem.

Değişen dünyaya Suudi Arabistan’ın kendisini uyarlama hamlesinin bir parçası Rima bint Bandar bin Sultan’ın büyükelçi olarak atanması. 

Ülkesinde daha çok ekonomik hayatın içerisinde görevler üstlenmiş biriydi Rima bint Bandar bin Sultan büyükelçi atanmadan önce; ancak ABD başkentini en iyi tanıyan, Washington’un da iyi tanıdığı biri olması yeni açılım döneminde kendisine bu görevi sağladı.

Yeni büyükelçinin babası Bandar bin Sultan da uzun yıllar (1983-2005) Washington’da büyükelçi olarak Suudi Arabistan’ı temsil etmişti. 

Bush ve Bandar Camp David’te..

Bandar bin Sultan’ın Amerikan başkentine büyükelçi olarak gönderilmesi de politik bir karardı Suudi Arabistan için. 11 Eylül (2001) terör olayı sonrasında eyleme katılan 19 gençten 15’inin Suudlu olması ABD’de Riyad yönetimine müthiş karşı bir hava doğmasına yol açmıştı; Bandar sempatik kişiliğiyle o havayı değiştirmekle kalmadı, ardından meydana gelen gelişmeleri de etkiledi.

George W. Bush’la olağanüstü yakınlıkta bir ilişki kurarak…

Hafta sonları Bush’un kafa dinlemek üzere çekildiği Camp David’in sürekli konuklarından biri olmayı başardı Bandar ve Suudi Arabistan’ın üzerine gelebilecek hışmı tersine çevirebildi.

Yirmi yılı aşan büyükelçilik görevi sonrası merkeze çağrıldığında kendisini ülkesinin istihbarat örgütü başkanlığı görevi bekleyecekti. 

Reklam

Bandar’in Washington’da görev yaptığı dönemde büyükelçiliğin dışa dönük yüzü genç bir diplomat olan Adel bin Jubeir’di. Amerikan İngilizcesi ile konuşabilmesiyle göze çarpan Adel bin Jubeir’in de 11 Eylül sonrası ülkesine dönük husumeti azaltmada yararı oldu. Zaten Bandar ayrıldıktan sonra da onun yerine Adel’i büyükelçi atadı Suud hükümeti…

Washington sonrasında onu da ülkesinin dışişleri bakanlığı görevi bekliyordu. 

Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan Istanbul başkonsolosluğu binasında öldürülmesi akabinde dışişleri bakanlığı koltuğunu boşaltması gerekti, ama halen dış politikadan sorumlu devlet bakanı sıfatıyla hükümetteki yerini koruyor Adel bin Jubeir

Suudi Arabistan’ın Amerikalılar ile iyi anlaşacak onun gibilere ihtiyacı var.

Onun ve Rima bin Bandar gibilere…

Bu uzun girişi, AK Parti hükümetinin dışarıdan büyükelçi atama kararının ilk örneklerinden biri olarak 2017 yılında Tokya’ya gönderilmiş olan Murat Mercan’ın son kararnameyle Washington’da Türkiye’yi temsile uygun görülmesini yerinde bulduğumu belirtmek için yaptım.

ABD’de üniversite eğitimi almış, doktora derecesi de oradan, ardından Amerikan üniversitelerinde ders vermiş ülkeyi iyi tanıyan biri Murat Mercan. İki dönem milletvekili olarak TBMM’de bulunurken dış ilişkiler komisyonu başkanlığını üstlendiği için siyasi kişilik olarak da yabancılarla -bu arada Amerikalılar ile de- doğal olarak temaslarda bulunmuştu. 

Herkes “Abdullah Gül’ün yakınıydı” klişesini tekrarlıyor, ama Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile çok daha yakın biri Murat Mercan

Reklam

Keşke AK Parti kendilerine onun kadar yakın birini çok daha önce Washington’a büyükelçi olarak gönderseydi.

Mesela 1 Mart (2003) tezkeresi sonrasında…

Murat Mercan.. Türkiye’nin yeni Washington büyükelçisi..

Eskiler “Geç olsun güç olmasın” derlerdi; Beyaz Saray’a Joe Biden’in yerleşmesiyle başlayacak yeni dönemde telefonu açıp doğrudan Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşebilecek birinin Türkiye’yi Washington’da temsil ediyor olması ikili ilişkilerde işe yarayabilir.

Diplomat kökenli olmayan birilerinin büyükelçi olarak atanması istisnai bir durumdur; diğer diplomat olmayan büyükelçi atamalarını bilemem, ama hükümete yakın Murat Mercan’ın Washington’a gönderilmesi istisnayı haklı çıkaran bir atama. 

Bandar bin Sultan -ve tabii kızı Rima bint Bandar bin Sultan da- Suudi kraliyet ailesinin üyeleri… Bandar Suudi Arabistan’ın ilk kralı Abdülaziz’in torunudur… Rima Hanım da ilk kralın oğlunun torunu oluyor…

George W. Bush Camp David’te Bandar ile Suud kraliyet ailesine yakınlığı sebebiyle sıkça görüşüyordu.

Murat Mercan da benzer bir yakınlığı tesis edebilirse Washington ile Ankara birbirini daha iyi tanır ve anlar.

Zor bir görevi sorunların zirvede bulunduğu bir ortamda üstleniyor yeni büyükelçi; umarım başarılı olur.

Avrupa ile ilişkiler

Türkiye’nin ciddi sorunlar yaşadığı tek ülke ABD değil. Daha yakın coğrafyada pek çok ülkeyle ilişkilerimiz şeker renk. 

Bugün başlayan ve yarın sona erecek olan Avrupa Birliği liderler zirvesinden Türkiye açısından iç açıcı olmayan kararlar çıkması bekleniyor.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da bunun farkında olmalı ki, dünkü konuşmalarında, birkaç kez, eskiden sıkça işittiğimiz “Yolumuza devam ederiz” kalıbını yeniden kullandı.

“Kopenhag kriterleri mi, bize ters bakarlarsa biz de Ankara kriterleriyle yolumuza devam ederiz” meydan okumasıyla bugünlere geldik. ‘Ankara kriterleri’ bizi ülkemizin en büyük ticaret ortağı olan Avrupa’dan uzaklaştırdı.

“Yolumuza devam ederiz” kalıbıyla sonuçlanan cümleleri işitince tedirgin olmadım diyemem.

Geçtiğimiz günlerde Türkiye’den Libya’ya yük taşıyan bir gemi Avrupa Birliği deniz muhafaza gemileri tarafından durdurulup arandı. Yunan subayı komutasındaki Alman gemisi bizim yük gemisine ‘baskın’ yaptı.

Gemimizde herhangi bir sakıncalı yük bulamadı aramayı yapanlar…

Olayın bizim medyaya yansıması ve sonrasında yapılan yorumları hayretle izliyorum. 

Konu bütçe müzakereleri sırasında Meclis’e taşınmasa yine de sesimi çıkartmayacaktım.

“İşte gördüler, masum bir yük götürüyordu gemimiz Libya’ya, baskın fos çıktı” deniliyor…

Zaten o ‘baskını’ yapanların niyeti oydu. Sıradan yükler taşıyan bir gemiye öyle olduğunu bile bile müdahale ettiler. Silah taşıyan bir gemiye müdahalede bulunulması sonrasında yaşanabilecekleri öngörerek sıradan yük taşıyan bir gemi hedef olarak seçilmiş olmalı. “Libya’ya silah taşıyan gemilere bundan sonra müsaade edilmeyecek, durdurulacaklar, haberiniz olsun” mesajı o ‘baskın’ ile verildi.

Niyet o mesajı vermekti zaten.

AB’de askeri operasyonlar bile diplomasi diliyle yapılıyor.

ΩΩΩΩ

Reklam

39 YORUMLAR

  1. Meteoroloji yarın yedi bölgenin altısında yağmur beklendiğini rapor etmiş. Ne tesadüf Diyanet de yarın Cuma namazından sonra tüm camilerde yağmur duası yapacakmış.

    Demek ki durum sandığımızdan da umutsuz. Ne hallere düştüler. Barajları yağmur duası ile biz doldurduk, bakmayın siz İmamoğlu’na Yavaş’a diyecekler.

    Duyar gibiyim: “Bu CeHaPe var ya bu CeHaPe, barajları boşalttılar ama hamdolsun biz doldurduk.” 🙂

  2. Madem burası bir forum ve madem birileri diğer görüşteki insanlara değişik şekillerde hakaretler ediyor…. Nasıl yapalım bizim tarafa da serbest mi benzer kelimelerde hakaret etmek. Yoksa aynı cümleleri kurarsak bize kızarmısınız. Gücünüze gider mi.

    • şerif! utanmaz herif! “utanmaz” diye yazan sensin.
      – bir de ben “utanmaz” dediğimde bir gerçeği ifade ediyorum.
      – sen “utanmaz” dediğinde ise hakaret ediyorsun çünkü “utanmaz” lafını ettiğin insanlar, Allahtan korkar, kuldan utanır.
      – 80 yaşında insanların mahkeme kapılarında süründürüldüğü, hem de ne için, düşüncesi için, bir yönetimi savunmak utanmazlıktır.
      – sizin, islam değerlerini savunmanızdan vazgeçtim, anadoluda en basit değerlerden biri olan, “büyüğe saygı” değerinden bile uzaksınız. insan 80 yaşında kadının ifadeye götürüldüğü sistemi savunmaktan utanmıyorsa, onun tanımı, “utanmaz” dır.
      – bu bedenle, ben sana “utanmaz” dediğimde senin karakterini ortaya koyan, tanımlayan bir kelime yazmış oluyorum ama sen nurdan hanıma bu kelimeyi kullandığında hakaret ediyorsun.
      – onun için, birilerine hakaret etmeye kalkıştığında, kimin gerçekte utanmaz olduğunu ispatlayabilecek insanlar olduğunu bil. ahlakına uygun davranırken, zekanı da hesap et.
      – dahası da beğenmediğin dinsiz ve hristiyanların çoğunlukta olduğu ülkelerin bile temel değerlerinden biri büyüğe saygıdır. onların bile gerisindesin.
      – durum buyken, buraya gelip iyi adam pozlarında insanlara hakaret etmeye kalkışma.
      – tekrar hatırlatayım: burası serbest kürsü. ahlak ve beyin burda görücüye çıkıyor.

    • şerif!
      – eğer birisinin haketmediği, yanlış olan, hatalı olan herhangi bir değerlendirmemi görürsem ya da bana gösterirsen, özür dilemesini de bilirim.
      – senin kötü biri olduğunu düşünmem, sana haksızlık yaptımı gördüğümde özür dileneme engel olmaz. bundan emin ol.

  3. Ülkenin kendi kültürüne uygun bilim teknik ekonomik katma değerleriyle gelişmesini kim istemez ki…. Ancak istemek yetmez. Bunu isteyen ve duruma katkıda bulunabilecek bu ülkenin kalite insan değerleri yönetim kademesine gelemedi. T.C. nin kurulmasıyla başlayan kutuplaştırılma ve tepeden inmeci tavırlarla milleti buna uyarlama telaşıyla büyük yanlışlıklar yapıldı. Kapasite o kadardı. Hesap sorucuydu ve kendince düzelticiydi (bazı inkilaplar vs. ile). Kültürünü hazmedeyip kazandırabileceği ideallere ulaşamadan, bunlarla yoğrulmadan Batı’ya körkütük abone olmak yerine kültürüne uygun dinamik ve değerlere aidiyetle DiNi tabandan gelecek filizleri kucaklayarak kendi karakteristiklerine uygun bir şekilde nefes almalarına, büyümelerine fırsat verilseydi sinerjiyle çalışılır ortalık Bilm-Teknik eşyanın tabiatına göre olması gerektiği gibi topyekün tabandan gelişir ve zamanla güllük gülistanlık haline gelebilirdi. Hatta bu yönüyle Batıya örnek teşkiliyle rekabet kulvarında yarışır Dünya’ya katkıda bulunabilirdi. Olamadı, saplantılara açık öncelikleri farklı olan kurucu babaların kapasitesi o kadardı! Kutuplaşma, “her yiğidin ayrı bir yoğurt yeyişi vardır” prensibi gereği otomatikman kutuplaşma kültürünü tetiklemiş oldu. O gün bu gündür her ne kadar laikleştirme, liberalleştirme cabaları olageldiyse de kutuplaşma kültürü bu cabalara entegre olarak devam ettiği için bugünlere geldik. Bu günkü kapasite de işte bu kadar, halk arasında bir tabir var “balık baştan kokar”…

    Nitelikli insan yetiştirilememesi veya sayılarının kritik bir miktara ulaşamadan, yeterince kendi insanın olamamışken elimizdeki potansiyel değerleri Batı’ya kaptırsak ta bizim yüksek bürokratlarımız, aydınlarınmız ve düşünürlerimizce “canım bunlar neticede insanlığa katkıdır” şeklinde kabullenilen bir ortam doğuruldu (Bileşik kaplar prensibine aykırı olarak!) Aydınlarımıza, düşünürlerimize armağan olsun!

    Kendi kültürel değerlerini hazmedememiş, saflaştıramamış ve katma değerleriyle gün be gün geliştirememişsen, “kurucu baba zanları”nın kurbanı olarak ülkeni kültür emperyalizmine kendin hazırladın demektir. Şimdi kutuplaştıcı kargaşa ortamında her kafadan bir ses çıkarken dışardan düzeltici yaptırımlara muhatabız. Bugün bir Murat Mercan “bir gülle bahar olmaz”sa da bunu beklediğimiz bir can. Bu işler temele giren konular buzdağının görünen ucu, şimdilik nokta. Ancak devamına ilişkin bazı noktaların ipuçları şurada da görülebilir: https://www.ocakmedya.com/cinsellik-egitimi-acilen-yapilmali/ (H.K. 10 Aralık 2020 At 12:23).

    • Bir kaç farklı alanda iş yapan ticaret erbabı biriyim. İki haftadan beri Kocaeli/İzmit de imalat yapmak üzere bina arıyorum yeni eski seçmiyorum. yeni yapılmakta olan en az 30-40 bina gördüm kiralamak istediğimde ya çok uçuk kiralar istendi yahut daha önce tutulmuş olduğunu öğrendim. Üretimin durduğu yerde mi bina bulamıyoruz biz ? O halde neden m2 15 tl nin altında eski hangar bile yok kiralık.Dikkatinizi çekerim sadece boş binadan bahsediyorum. Isıtma yok yemekhane mutfak yok. Hepsini de biz yapacağız üstelik. Çok açık söylüyorum yalan söylüyorsunuz. Tekrarlıyorum YALAN söylüyorsunuz. Ecevit döneminde yaşamadık ya biz sallayın. Atın yalanı sonra kendiniz de inanın. Ötekiler de o yalan üstüne başka yaşan dolan yorumlar sallasınlar. Sonra da adı muhalefet etmek olsun. Peşinden de entellektüel havaları. Bizi de aşşağılayın. Bilim bilim diye çığırıyorsunuz. Hemşerim kafayı mı yediniz siz. Türkiyede son 10 yılda alınan patent sayısından haberiniz var mı sizin. Hadi TÜİK yalan diyelim Avrupa Birliği patent ofislerine bakın ordaki verilere bakın. Bilim geriliyorsa o patentleri kim alıyor o zaman. Vicdan merhamet zaten yok sizde bu kadar yalan kolayına söylenmez. Bariz yalanlar üstelik de.

  4. fetö paçavraları demişsiniz ya,( DEMİRELİNDEN ECEVİTİNE ÖZALINA KADAR TÜM YÖNETİCİLERİN SUÇU VAR FETO PAÇAVRALARINDA )SADECE AKP DÖNEMİNDE SERPİLMEDİLER
    balyoz-ergenekona kim destek çıktı,( BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ DİYE DİYE TOPLUMUN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU DESTEK VERDİ )
    sorular çalınırken kim sustu,( HERHALDE BİLE BİLE SUSMADILAR )
    fetöcüler liyakatlı insanları okullarından, kadrolarından ederken kim sessiz kaldı,
    bu konuda yanlış yaptık itirafı geldi mi,geldi. ( BUKALEMUNLARI SEÇMEK ZORDUR )
    suriye yi uzun uzun yazmayayım,( HATIRLAYIN O YILLARI SURİYEYE MUDAHALE EDİLMEDİ DİYE BAS BAS BAĞIRIYORDU HERKES )
    canım istanbulun (istanbulda da ikemetgahım var ve yılın belli zamanları orda kalıyorum) her yerini kim rantiye-şantiyeye teslim etti, ( DOĞRU ONLARDA İHANET ETTİ BİZDE İHANET ETTİK RANTTAN VAZGEÇTİK Mİ 1 KAT DAHA FAZLA OLSUN 1 M2 DAHA BUYUK OLSUN DİYE 16 MİLYON ÇIRPINMADIMI HALICISI KUYUMCUSU MUTEAHHIT OLMADIMI )

    bülent ecevite kitap fırlatılan günleri mumla arar durumdayız.( O DÖNEMDE KAÇ FİRMA BATTI BİLİYORMUSUNUZ )
    hazine ekside değidi bi kere,( RAKAMLAR YANLIŞ YORUMLANMASIN DOLAR SATILIP ALTIN ALINMIŞTIR. NET RAKAM HİÇBİR ZAMAN EKSİ DEĞİLDİR. )
    işsizlik rakamları rekorda değildi mesela,( DÜNYA BİR VAROLUŞ MUCADELESİ VERİYOR GEÇEN SENE % 2 OLAN İNGİLTEREDEKİ İŞSİZLİK BUGUN % 4 2021 DE % 8 YANI DÖRT KAT ARTMIŞ DURUMDA BİZİMLE ORANTILAYIN )
    kar eden kamu kuruluşları devletin elindeydi,( HİÇ BİR KAMU KURULUŞU KAR ETMEZ HEPSİ ARPALIKTIR 1 TANESİNİ BİLE EKDE TUTMAYACAKSINIZ EN DOĞRU İŞ KAMU FİRMALARINI ÖZELLEŞTİRMEKTİR. )
    DURUMUN TABİKİ FARKINDAYIM ANCAK SİZ ŞUNUN FARKINDA OLUN BİR VAROLUŞ MÜCADELESİ VERİYOR ŞUAN DÜNYA BİZDE ÜZERİMİZE DÜŞENDEN NASİBİMİZİ ALIYORUZ. ELDEN BU SÜREÇ BİTECEK BİRAZ BEKLEYİN
    NE DİYORUM İYİSİ GELENE KADAR YAPACAK BİR ŞEY YOK
    AYRICA TEK BAŞINA BİR ADAM NE BATIRIR NEDE ÇIKARIR TOPLUM OLARAK AKILLANACAĞIZ.

    • DEMİRELİNDEN ECEVİTİNE ÖZALINA KADAR TÜM YÖNETİCİLERİN SUÇU VAR FETO PAÇAVRALARINDA )SADECE AKP DÖNEMİNDE SERPİLMEDİLER
      tabi ki akp döneminde serpildiler, onlar 1 yerleştirdi, bunlar 1000.
      beraber yürüdük biz bu yollarda diye demirelinden ecevitine özalına kadar kimden duydunuz.

      BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ DİYE DİYE TOPLUMUN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU DESTEK VERDİ
      konunun basın özgürlüğü ile ne iglisi olabilir. orduya kumpas davası bunlar, sonra herkesin suçsuzluğu açığa çıkmıştı da serbest bırakılmışlardı, hatırlarsanız.

      HERHALDE BİLE BİLE SUSMADILAR
      elbette bile bile sustular.
      herkes biliyordu, en çok onlar…

      BUKALEMUNLARI SEÇMEK ZORDUR
      abartmayalım…

      HATIRLAYIN O YILLARI SURİYEYE MUDAHALE EDİLMEDİ DİYE BAS BAS BAĞIRIYORDU HERKES
      suriyeye müdahale edilmesin olmasın.

      ONLARDA İHANET ETTİ BİZDE İHANET ETTİK RANTTAN VAZGEÇTİK Mİ 1 KAT DAHA FAZLA OLSUN 1 M2 DAHA BUYUK OLSUN DİYE 16 MİLYON ÇIRPINMADIMI HALICISI KUYUMCUSU MUTEAHHIT OLMADIMI
      herkesin müteahhit olamayacağı düzenleme getirilsin, zor bir şey mi?
      yöneten ranttan vazgeçmezse yönetilen geçer mi?

      O DÖNEMDE KAÇ FİRMA BATTI BİLİYORMUSUNUZ
      şimdi batan kadar değil. bir kontrol edin isterseniz…

      RAKAMLAR YANLIŞ YORUMLANMASIN DOLAR SATILIP ALTIN ALINMIŞTIR. NET RAKAM HİÇBİR ZAMAN EKSİ DEĞİLDİR.
      öyle sanmanızda benim açımdan bir sakınca yok, ama gerçekler değildir dediğiniz de değişmezler.

      DÜNYA BİR VAROLUŞ MUCADELESİ VERİYOR GEÇEN SENE % 2 OLAN İNGİLTEREDEKİ İŞSİZLİK BUGUN % 4 2021 DE % 8 YANI DÖRT KAT ARTMIŞ DURUMDA BİZİMLE ORANTILAYIN
      ingiltere de işsizlik %4,5 tir. 2021 yaşanmadı henüz.
      bizde genç işsiz %27 kıyaslamayalım, moraliniz bozulur. üstelik bizdeki rakam pandemi öncesi, ingilteredeki rakam pandemi sonrası…

      HİÇ BİR KAMU KURULUŞU KAR ETMEZ HEPSİ ARPALIKTIR 1 TANESİNİ BİLE EKDE TUTMAYACAKSINIZ EN DOĞRU İŞ KAMU FİRMALARINI ÖZELLEŞTİRMEKTİR.
      arpalık olarak yönetmezseniz hepsi kar eder.
      telekom dan ereğli demirçeliğe, tüpraşa kadar pek çoğu da karlıydı üstelik.

      NE DİYORUM İYİSİ GELENE KADAR YAPACAK BİR ŞEY YOK
      seçenekleriniz fazla değil gibi.

      AYRICA TEK BAŞINA BİR ADAM NE BATIRIR NEDE ÇIKARIR TOPLUM OLARAK AKILLANACAĞIZ.
      bir moratoryum beklemiyorum ama durum parlak değil.
      yarın yağmur duası sırasında biri akıl etse de bu millet için akıl fikir de istese…

  5. yorumunuzu okurken haberleri dinliyordum bir yandan, vatandaşın biri, yolda alkollü araba kullanırken yakalanmış, üstelik arabanın ruhsatı yok, ehliyeti yok ve lastiği patlakmış, iyi mi? şimdi hangi bi- şeyi düzelteceksin, bizim durumlarda biraz böyle sanki.
    fetö paçavraları demişsiniz ya,
    uzun uzun yazmayayım,
    kim sardı milletin başına,
    devlet kadrolarına kim yerleştirdi,
    balyoz-ergenekona kim destek çıktı,
    sorular çalınırken kim sustu,
    fetöcüler liyakatlı insanları okullarından, kadrolarından ederken kim sessiz kaldı,
    bu konuda yanlış yaptık itirafı geldi mi,
    geldi.
    suriye yi uzun uzun yazmayayım,
    davutoğlu gidince
    mevcut politikadan vazgeçilip,
    suriye politikalarında hatalar yaptık,
    biz bu işi yanlış yaptık itirafı geldi mi,
    geldi.
    uzun uzun yazmayayım, canım istanbulun (istanbulda da ikemetgahım var ve yılın belli zamanları orda kalıyorum) her yerini kim rantiye-şantiyeye teslim etti,
    biz istanbula ihanet ettik itirafı geldi mi,
    geldi…
    bugün kusura bakma ama bülent ecevite kitap fırlatılan günleri mumla arar durumdayız.
    hazine ekside değidi bi kere,
    işsizlik rakamları rekorda değildi mesela,
    kar eden kamu kuruluşları devletin elindeydi,
    dolar 1,70 tl seviyesindeydi,
    daha yazayım mı…
    durumun ciddiyetinin farkında olduğunuz konusunda şüphelerim var, rakamlarla aranızı düzeltin, bırakın rakamlar konuşsun. bir iktidarın hali vaziyeti, 40 yıl önceyle değil, halkı getirdiği refah seviyesiyle kıyaslanır.
    bu coğrafya bahane üretmeye müsait olduğu kadar başarı yazmaya da müsait bir coğrafyadır ama biz hep bahaneleri tercih ettik maalesef.
    bir güney kore olabilirdik, oysa, malezyanın arkasına düştük, sürekli siyasi krizler ülkesi olan arjantinin bile.
    ne diyeyim daha.

  6. Mahallenin kabadayısı olan Temel ; ceketi omuzuna atmış, şapkasını yan yatırmış , bir elinde tespih , ağzında da cigarası ! olduğu halde kahvenin önünden geçerken hemşehrilerine bağırarak selam vermiş ,
    – Eeeyt kardaşlar, selamün aleyküm ! Derken şrrrak diye ensesine bir okkalı tokat yemez mi ! Kahvedekilerin bakışları altında ve neye uğradığını şaşırmış bir vaziyette , ‘ aman Allahım ! Bu da nedir , ne oluyor ‘ diyerek büyük bir merakla arkasına döner . O da ne ! Gözleri adeta faltaşı gibi açılır ! Karşısında ızbandut gibi bir adam , ellerini hafifçe yana açmış , öfke dolu bakışlarını Temele dikmiş , her an adeta üstüne atılacakmış gibi ….
    Temel doğrusu ne yapacağını , ne diyeceğini bilemez bir durumda gayri ihtiyarı söylenir ,
    – Uşşağum , sen ne edeysun , şaka mi yapaysun ! Adam cevap verir ,
    – Yoo , hayır şaka yapmıyorum ! Temel bir çıkış bulmuş sanki biraz rahatlamış gibi ,
    – Eyi ozaman , pen da zaten şakadan hiç hoşlanmayurum ! Hayde cel peraper yuruyelum !
    Baki selamlar.

  7. Fehmi Koru’nun bugünkü yazısının son bölümü, dış politika hakkında oldukça öğretici olmuş. Olayları düz mantıkla değerlendirmekten öteye geçemeyenler için faydalı olur umarım.

  8. Emperyal ülkelerin başka ülkeleri kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirme faaliyetleri, o ülkedeki etkin siyasi güçlerin arasındaki maddi-manevi çıkar çatışmalarından yararlanmak üzerine kuruludur. Türkiye’de ne asker ağırlıklı derin devlet, ne Gülen Cemaati nede siyasi partiler yabancı bir ülkenin ajanı değildir. Fakat kolaylıkla taraflardan birisi hasım gördüğü diğerini CIA ajanı, terörist veya vatan haini olarak suçlayabilmektedir. Taraflar iktidarı ele geçirmek için o kadar hırslıdır ki bu uğurda her türlü ittifakı kendilerince akılcı ve haklı bir davranış olarak görebilmektedirler. Örneğin AKP (Erdoğan) ve Gülen Cemaati enaz 10 yıl ittifak yapmışlar ve bu süreçte Ergenekon Terör Örgütü davaları açmışlar ve Erdoğan da bu davaların savcısı olduğunu açıkça söylemiştir. Fakat daha sonra Erdoğan ile Gülen Cemaati düşman olmuş ve Erdoğan ‘Cemaat orduya kumpas kurmuş’ diyerek derin devlet tarafına geçmiştir. Geçmişte Erdoğan’ı düşman olarak gören derin devlet ve Bahçeli de Erdoğan ile Cumhur İttifakı’nı kurabilmiştir. 15 Temmuz’da ise devlet içinde bir hesaplaşma olmuş ve Atlantikçi kanat TSK ve Devlet’den tasfiye edilmiştir. Ayrıca bu sefer terörist rolü Gülen Cemaati’ne verilmiştir.

    İktidar savaşlarının bu kadar ilkesiz ve akılsızca yapıldığı bir ülkenin emperyal manipülasyonlara açık olması kaçınılmazdır. Manipülasyon hileli yönlendirme demektir. Emperyal güçler doğrudan taraf tutup kendisini zora sokmaz. Bir tarafı cesaretlendirip diğerinin üzerine salar. Başta kalmasını istediği iktidarı duruma göre destekler bazen de karşı çıkıp onu milli güç göstererek dolaylı destek sağlar. Uluslararası ilişkilerde kimin elinin kimin cebinde olduğunu anlayabilmek çoğu zaman çok zorlu bir problemdir. Şüphesiz ki Türkiye’de Devlet de siyasi iktidar da aptal ve cahil değildir. Fakat küresel ölçekte pek akıllı ve bilgili oldukları da söylenemez.

    Yakında Cumhur İttifakı gidecek Millet İttifakı iktidar olacak ve birçok konuda normalleşme sağlanacaktır. Fakat bu zihniyet devam ettiği sürece yeni iç çatışma alanları yaratmak zor olmayacaktır. Hiçbir ülke milli bilim-teknolojisi ve yeraltı kaynaklarının imkan sağladığından daha fazla kalkınamaz. Demokratik cumhuriyetimizi borçlanmaya ve yabancı sermayeye dayalı bir vaatler siyaseti olmaktan çıkarmak zorundayız. Bunun için de devlet imkanlarından yararlanmaya dayalı çirkef siyaset düzeninde köklü değişiklikler yapmalıyız.

  9. En büyük bomba ATOM bombası mı hayır değil.

    En büyük bomba HİDROJEN BOMBASI’sıdır.

    En büyük bomba Rus yapımı ÇAR bombadır.

    Çar Bomba’nın Hiroşima’ya atılan atom bombasından 3333 kat daha güçlü olduğu ifade edildi.

    https://www.youtube.com/watch?v=_SKAdxr1LN8

    Savaşda, en önemli konu silah gücü ve ekonomik güçtür. savaş giderlerini karşılamak için çok zengin olmak lazım.

    Rusyanın silah gücü çok iyi ama fakir ülke. (Rahat yaşama yerine silaha parasını yatıran ülkeden korkulur.)

    Benim kulağıma gelen bilgi, Ecevit hükümeti zamanında Petrolun varili 150$ idi.

    Ak parti zamanında Petrolün fiyatı 40$ kadar düştü bunu ABD yapıyor.

    Rusyanın zengin petrol kuyuları var 2000 yıllarında Rusya zenginleşmeye başladı.

    ABD, Araplara petrolünü düşür dedi, Tabiki Araplar enayi değil. Farkı, ABD Küre etrafında toplanan araplara 300 milyar dolar silah vererek ödedi.

    İran ve Suriye Rusyanın Müttefik ülkesidir.

    Din savaşları ortaçağ’da kaldı. Düşünürken Dini katmayın.

    Banane suriyeden, libyadan 2-3 çöl kasabasında söz sahibi olacağız diye milyarlarca dolar kaybediyoruz. F35 uçağın orta gövdesini Türkiye üretecekti Tam kaybımız 11 Milyar dolar, Teknoloji transferi ilede kendi uçağımızı yapacak hale gelecektik.

  10. TÜIK açıkladı:

    „Nüfus arttı,
    Istihdam azaldı,
    Ișsizlik azaldı.“
    3+1 = 2 eden bir denklem gibi.
    Çıkan sonuç gerçek ișsizliğe değil, bu neticeyi almak için özel olarak yapılan ișsizlik tanımına uygun.

    Sağlık Bakanlığının günlük verileri gibi:
    Vaka sayısı mı? Hasta sayısı mı? Koronadan vefat mı?, Koronayla da vefat mı?

    Konuları çoğaltmak mümkün…

    Bireysel insan hakları, terörist tanımları da böyle…

    Mantık hep aynı mantık…

    Bu mantıkla ne ABD ile nede AB ile sorunlarımız biter…

  11. Muhaliflerin, normal olarak ikdidardan memnun değiller. Benim sorum muhalif arkadaşlara. Muhaliflerin başkan adayı kim olmalı? Halk kimin peşinden gitmeli?
    1-Kemal Kılıçtaroglu
    2-Ekrem imamoglu
    3-Mansur Yavaş
    4-Abdullah Gül veya Babacan

    • normalde bu konuda yorum yazmayacaktım ama buraya yorum yazan akp ve mhplilerin zeka düzeyini göründe, pisada ülkemiz için, sıfırın altı diye yeni bir derecelendirmeye gidecekler diye korkuyorum. onun için yorum yazıyorum.
      – en az 10 kez okuyun. anlamadığınız nokta olursa yine yardımcı olurum.
      – öncelikle, sizin gibi satılık ve köle ruhlu değiliz.
      – yukardaki cümlenin açılımı: bizi satın alacak ya da bize efendilik edecek birisini aramıyoruz.
      – yukardaki cümlenin 1 anlamı: bize efendilik taslayan ve/veya bizleri satın alma hesabı içindeki hiç kimseyi istemiyoruz.
      – reislerinize karşı olmamızın bir nedeni de zaten bu.
      – ve tabi bu neden, aynı zamanda, sizlerin iktidar yalakası olmanızın da nedeni. hemde ülke taşına toprağına kadar satılıp, insanlar yoksulluktan intihar ederken.
      – yukardaki cümlenin 2. anlamı: biz, yöneticilerimizin ülkeyi soymasını ve bize efendilik yapmaya kalkışmasını önlemek için, öncelikle, yetkilerini sınırlandırmak, denetleme ve hesap sorma mekanizmaları kutmak istiyoruz.
      – bunun için de: özgürlük, adalet, insana saygı istiyoruz. bunun için de bu ülkede, insanların haklarının yenmesine, insanların onurunun kırılmasını engelleyen kurallar: insanların başta insanca yaşam hakkı olmak üzere, mal güvenliği de dahil, güven içinde yaşamalarını sağlayacak kurallar istiyoruz.
      – yukardaki cümlenin anlamı: hukukun bu ülkede hakim olmasını istiyoruz.
      – yani: özgürlük, demokrasi, insan hakları, adalet, hak, şeffaflık, hesap sorabilirlik istiyoruz. yöneticilerimizi kendimize efendi yapmak değil, memurunuz yapmak istiyoruz.
      – senin “adayınız kim” diye sorman gayet normal. çünkü insanın mayası, karakteri, ahlakı neyse o şekilde yaşar, o şekilde düşünür. yani, mevlananın dediği gibi: “testinin içinde ne varsa ağzından o dökülür”
      – senin, hak nasıl sağlanacak, adalet nasıl sağlanacak, belediye çalışanları kaldırım teknolojisini inceleme bahanesi ile uzak doğuya gezi düzenleyip halkın parasını yenesini nasıl önleriz diye düşünmen mayana ters. bünyeni bozar.

    • Sade bir soru sormuştum aslında. Kişiselleştirmeye gerek yok. Editör arkadaş yaptiginiz hakareti es geçmiş diyelim. Dediginiz gibi Hz Mevlana güzel soylemiş.” Testinin içinde ne varsa ağızdan o dökülür.”
      İkditardan niye hazzetmediğınizi çok güzel anlatmışsınız. Hak ,adalet, hukuk, başkalarının fikrine saygı, demokrasi, güvenlik , yaşam hakkı gibi konularda ikdidarı yetersiz bulmuşsunuz. Niye değişmesi gerektigıni çok iyi anlatmışsınız. Ama soruyu anlamamış olabilirsiniz.gayet normal. Şöyle diyeyim o zaman ;
      ” İktidardan istediğiniz bu konuları size hangi lider veya parti getirir.” Türkiye yi, bu kıvama getirecek siyasi çizgi şu anda hangi liderlerde var.
      Herhalde anlaşılmıştır.

      • fatih! beynini kullanmamakta niye bu kadar ısrarcısın bilemiyorum.
        – aslında denesen belki başarırsın ama sen kullanmamaya yemin etmişin.
        – ilkokul çocuklarının anlayacağı şekilde anlatayım. dünyada, hz muhammedin bile hata yaptığı bir dünyada, hiçkimse, yukarda saydıklarımı yapacak kadar mükemmel değil.
        – onun için de; biz kişilerin insafına kalan şeyler olmasın istiyoruz. onun içinde; kişilerden ziyade mekanizmaları konuşuyoruz.
        – yani; bataklık üzerine hiç kimse sağlam inşaat yapamaz. biz, zemini bataklık olmaktan çıkarmaya çalışıyoruz. nasıl çıkarılabileceğini de yukarda az biraz, temel hatları ile yazdım. oysa sen, bataklığa bakmayıp, sağlam bina yapacak müteahhit arıyorsun.
        – insanlar yıllardır, kişiler değil sistemler önemlidir derler.
        – yukardaki cümleyi kavrayabilmeni beklemiyorum ama kavramasan da, denge ve denetleme mekanizmaları, yetkilerin sınırlandırılması, hesap sorma ve hesap verme mekanizmaları ve hukukun üstünlüğünün temeli sağlamlaştırma mekanizmalarından bazıları olduğunu kafana sok.
        – benim adil paylaşım ile ilgili, yıllar önceden kafamda oluşturduğum bir sistem, bir mekanizma, bir örnek var:
        – ekmeği sen keser, hangi parçayı alacağıma ben karar verirsem, dünyadaki bu zamana kadar bulunmuş en adil paylaşım sistemi olur. ekmeği kesen kişi aynı zamanda hangi parçayı kimin alacağına karar verirse, bu da dünyadaki en adaletsiz sistemdir ve kesip paylaştıranın iyi mi yoksa kötü insan mı olduğu çok önemli değildir. zaten bu sistem, meleği bile şeytan yapar.
        – onun için kimin aday olduğunun önemi ikincil derece.
        – yani bizim derdimiz; kimin aday olması gerektiği değil. kim aday olmalı sorusu bu ülkeyi gizli ihale ve anlaşmalarla soyanların derdi, sorunu.
        – “senin basit zannettiğin sorunun ne kadar önemli olduğunu umarım anlamışındır” diyeceğim ama zeka sorunundan önce, böyle bir soru sorman ahlakından kaynaklı ve “kim aday olsun” sorusu, demokrasi güçlerinin dikkatini, ülkenin sorunlarının çözüm yollarından, aslında, ülkenin kaynaklarının talanına neden olan sisteme çevirme çabası olması nedeniyle, ilave bir ahlaksızlık.
        – biliyorum sizi besleyenler bu soruları size sorduruyor.

  12. “AB’de askeri operasyonlar bile diplomasi diliyle yapılıyor.”buyurmuşsunuz da; önceden böylesi operasyonları adana il sınırlarımızda yapıyorlardı, şimdi libya açıklarına kadar püskürttük arkadaşları…

  13. Silah Yüklü Bir Gemi

    AB nin bir ticaret gemisini durdurmasının içerde yanlış anlaşıldığı tezi doğru değil. Zira mesaj anlaşıldı. Ama yazar ne bekliyor, içerde nasıl tepki verilmeliydi. Tamam, mesaj alındı, okey mi denmeliydi. İçerde de buna hakkınız yok tepkisinin verilmesi çok normal. Hükümet zaten silahsız gemiyi niye durdurdunuz demiyor, bizim iznimiz olmadan hiçbir gemiyi arayamazsınız diyor. Kısaca yanlış anlama yok, hatta devlet doğru anladığı için olayı o kadar büyüttü.

    AÇILIM BİRAZ

    Sudiler açılıyor biz de açılalım sloganı çok saçma, iki ülkenin yapıları ve açılımdan anladıkları çok farklı. Hatta Suudlar bir başkentte elçiliğe çağırdıkları gazeteciye parçalara bölüp çuvala doldurarak götürdüler. Batı ve Ab nin buna tepkisiz kalıp Rima Bandarın resmine bakıp oo ne güzel açıldınız demeleri müstekreh. Veya bütün uluslararası kuralları karşısına alıp Fransanın karabağ’ı devlet olarak tanıması (Recognation as a gowerment) bu bağlamda değerlendirilebilir. 11 Aralıkta Türkiye değil fransa bence AB nin yaptırım gündeminde olması gerekir ama bu dünyanın direği yok, merhameti yüreği yok.

  14. ABD dünya lideri olduğu için, Devlet yönetimine talip olanlar, muhakak Amerkayı ve Amerkan halkını tanıması ve’de dünya dili olan ingilizceyide bilmesi lazım.
    Arap liderlerinin hemen hemen hepsi Ingilizce biliyor.
    Iranlılarda öğle.

    Türkiye halkı içerde ne ise dışarda’da ayni.
    Bölünmüş yalnışlara yalnış dedinizmi kıyamet kopiyor.
    “BIZ DÜNYANIN EN ÜSTÜN MILLETIYIZ” diye övüniyorlar.

    Övünmeyi çok severler, fakat
    çalışani ve aktiv olanlarıde hiç sevmezler.

    Burada (Washington eyaltinde Boingte çalışan Ufuk bey var çok aktif ve hem ABD yi hemde halkını çok iyi taniyor. Onun çabası ile 2020 Ekim ayında ilkini kutladığımız Eyalet Valisi Tarafında ilan edilen “Tukish Heritage Month” (Tük kultur ayı) bundan böle her yıl Ekim ayında kutlanacak.
    Uğur bey burada fahri konsolosluk yapiyordu 2013 te Seattle Times’e Gezi olayları hakkında yazi yazdı diye, Davutoğlu Seattle’i ziyaret ettiğinde onu görevden aldı.
    Adam millete hızmet etmek içın maddi manevi fadakarlık yapiyordu
    bizim siyasetciler kendilerinin hatalarınıı alkışlamiyanleri sevmezler.

    Evlere şenlink! Bizim idareciler vatandaşlarını rahati için değil cefası için çalişiyorlar.

    Buralarda telefon veya e-mail ile hallettiğiniz işleri
    Türk konsoloslukları ile yapacağınız işlerde forumlar kağıtlar bürsürü gereksiz işlemlerle maddi manevi sizin canınıza okuyorlar.
    Boşu boşuna
    hem vakit hemde para harcatıyorlar.

    Birbirimizi yemek için BIZ BIZE YETERIZ.

    • Nurdan hanım!
      Yurtdışında virüs konusunda 7 yıl eğitim görmüş KHK lı bir doçentimiz vardı.
      Adını hatırlamıyorum.
      Hakkında takipsizlik kararı da verilmiş.
      Günümüz yargısı bile bu karşı vermiş.
      Bir doçentin yurtdışı maliyeti bugün için aylık 30 TL den az değildir.
      Hem Türkiye’deki maaşı işliyor, hem de yurtdışında euro yada dolar ile ilave maaş ödeniyor.
      Yani sadece bu eğitim için en az 2.520.000 YTL masraf yapılıp kapı önüne konuyor.
      Aşı çalışmalarının başına getirilseydi belki Dünya ülkemizde sıraya girecekti.Yapılan masrafları binlerce katı kârımız olacaktı. Hangi aşı tartışmamız ve endişemiz olmayacaktı.
      Ana kural devrede: Ülkemizi yönetenler her konuda;
      – doğru düşünemeyecekleri,
      – doğru karar veremeyecekleri,
      – doğru uygulama yapamayacakları gibi en yanlışını yapacaklar.

      Asıl soru şu: İşbaşı yapılmamasında, başarılı olmama ihtimali mi? Yoksa başarılı olma ihtimali mi? Etkili oldu?

  15. bugün türkiyenin en büyük sorunu nedir?
    “nitelikli insan yetiştirmek” tir.
    alıntılarsak, ülkemizin şu anda,
    kişi başına gelir, yaşam kalitesi, eğitim kalitesi, basın özgürlüğü, fikir ve ifade özgürlüğü, kadınların ekonomik ve politik yaşamdaki yeri, yenilikçilik (inovasyon), temiz, sürdürülebilir enerjiden yararlanma
    gibi konularda ne kadar alt sıralardaysa ve gittikçe yuvarlanıyorsa,
    ekonomide kayıt dışılık, yolsuzluk, cari işlemler açığının boyutu, ekonomik açıdan riskli ülke olma, gelir dağılımı bozukluğu, ifade suçlusu fazlalığı gibi ölçütlere göre de en üst sıralarda yer alıyor.
    ülkeler arasında bu farkları yaratan yegane şey insan kalitesi.
    özellikle son yıllarda, ülkedeki nitelikli insanları dışlayıp, yerlerine emir eri, emir kulu, söz dinleyen, pasif, liyakatsız insanları yerleştirerek dünya sıralamalarında ne kadar olumlu ölçüt varsa giderek yuvarlanmayı başardık. bir örnek vermek gerekirse, türkiyenin akdenizdeki başarılı tezlerinin mimarı değerli cihat yaycı paşa cumhurbaşkanının kendisini övdüğü bir konuşmadan kısa süre sonra istifa etti/ettirildi. iyi ve başarılı insana, kesinlikle tehamülü olmayan insanlar yaycı paşa gibi bulunduğu mevkiye değer katan insanlara el çektirecek güç ve konumdalar işte ne yazık ki…
    nitelikli insana söz geçiremez, yalakalık yaptıramaz, sözünü, düşüncesini engelleyemez, insan onuruna yakışmayan davranışlara tevessül ettiremez, rakamları saklamasını emredemez, insanların gözünün içine bakıp yalan söyletemezsiniz. o nedenle iyi, onurlu, nitelikli insanlar bir şekilde yerlerinde kalamazlar, kalamıyorlar. bu kadrolar niteliksiz insanlarla doluyor.
    o nedenle meseleler ince noktalara işaret edenler istisna olarak olsa da genellikle, “libya ya giden gemimize yapılan baskın fos çıktı” gibi çoğunlukla buzdağının üstünde kalan, vasat, niyet okumaktan uzak bir noktadan görülüp, oldukça sığ bir açıdan tartışılıyor.
    eğitimde nitelikli insan yetiştirmeye dair büyük sorunlarımız var, soru çözen bir nesil yetişiyor, sorun çözen değil. büyük sorunlarımız var hasılı kelam.

    • Salgının ilk günleri. Acildekiler telaş panik karışık, veba salgını tedbirleri, sonucu belletilmemiş gencecik insanlar..
      Acile genç iki kızcağız giriyor: Dr, hemşire nerde diye bağırıyor. (O sırada acile girişte salgın tedbirleri yok.içeri iki kovit hastası getirilmiş herkes şaşkın) bir görevli soruyor, neyin var? Cevap: parmağım kapıya sıkıştıı!! Hemşireler nerde?
      Ülkenin artık kitap fırlatmakla ekonomisini allak bullak edilen durumlardan kurtarmak için belki de, seçilme sistemi değişmiş. Bir muhalefet lideri sayesinde sorumluluk ta gerçekte olması gerektiği gibi yönetene yüklenmiş. Bildiğimiz eski kitaplarda yazanlar, anladığımız anlatılan kadar.
      En hakiki yetkili yöneten temsilcilerimiz görevlerinin başındalar.
      600-1’mi, 600+1’mi seçtik bilmesem de,
      Orda bir meclis, içinde de vekiller var biliyorum.
      Yaptıklarını bilmesem de, yapacaklarını tahmin etsem de
      Benim sadece parmağım acıdığında feryat ediyorum,
      Gerisi nafile..

      • altı çizildiği üzere,
        gereken bütün şartlar sağlanmış, tüm destek verilmiş ama göstergeler hızla düşen uçağın ibreleri misali kırmızıya dayanmış,
        parmakta acır, başta ağrır, yürekte yanar.
        anlayan anlar.

        • Didem hn gereken onay halk tarafından verilmiş doğru ama uğraşlarımız bir 10 sene irtica geldi geliyor, Karafatma ve
          insan olmayan başörtülüler , sakallı cahiller , orduevlerinden kovulan 3. sınıf insanlar sonra FETO paçavraları , ardından dostum deyip silah yüklü 50 bin tırı burnunun dibine getirecekler , 4 milyon insan kapına dayanacak kapını mı kitleyeceksin . Evet 18 yılda bunlarla uğraşıldı . Yeterli mi asla ve katha ben olsam ne yapardım diye sorduğum zaman çok basit 3 beş dokunuş ile 18 yıl değil bir 18 yıl daha iktidar da kalırdım Bu millet ona tapar dı ( mecazi anlşam da )
          Peki ya tersini düşünelim
          Mesela Bülent ecevit olsaydı ikide bir kitapçık fırlatsaydı ,
          Mesela mesut yılmaz olsaydı Pijamalarla her gazete patronu onu karşılasaydı.
          Mesela cesaretsiz basiretsiz başkan olmaya bile cesaret edemeyen kılıçdaroğlu olsaydı.
          Mesela devlet işleri dururken bodrum da yatta doğuda kayak tatilinde olan İmamoğlu olsaydı NİCE OLURDU BU MEMLEKETİN HALİ.
          İYİSİNİ İKAME EDENE KADAR MEVCUT LA DEVAM ETMEKTE YARAR VARDIR DERİM YA SİZİN ÖNERİNİZ.

          • önerimden önce fikrimi açıklayayım,
            kim gelse daha iyi yönetir, diye düşünüyorum.
            1 euro yu 10 tl yapmak herkesin harcı değildir çünkü…
            önerim ise muhalefeti takip edip, seçim öncesine kadar izlemek. dün akp+mhp ye karşılık sadece chp vardı, şimdi çok daha zengin ve renkli bir muhalefet var, denklemler nasıl gelişecek önümüzdeki süreci izleyeceğiz.

    • “Hükümet ABD ile yeni döneme hazırlanıyor ve ilk adım atıldı.. AB’yi ise anlayamıyoruz…”

      Fehmi bey! Aslinda siz daha iyi anliyorsunuz. Fakat burada anayamayanlar için ve bugünkû yazınıza’de yorum yapak için nedenini yazayım.
      Riza Zaraf ve Halkbank Davası AB de değil ABD’de.
      Bu nedenden dolayı Erdoğan ABD için adım atarkaen AB ye Horozlanmaya devam ediyor.
      Erdoğanin derdi ABD deki Mal varlığını guvence altına almak…!!!!!!
      AMÂÂÂ: ağzı ile kuş tutsa bunu başaramiyacak.
      İşte ABD’in atılan adımlara karşı memnuniyeti ve cevapları.
      Aşağıdaki yazı bir haber sitesinden kopi.

      “Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) eski Türkiye büyükelçisi James Jeffrey, Reza Zarrab Davası’nın (Halkbank) Joe Biden döneminde masaya gelip-gelmeyeceğine dair bir soru üzerine, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) lideri ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davanın masada olmasını istediğini,👉 ancak ABD yönetiminin dış politikada kullanmak amacıyla yargıya müdahale etmeyeceğini söyledi.👈

      İngiltere’deki Türkiye Çalışmaları Merkezi tarafından düzenlenen panelde ABD-Türkiye ilişkilerini değerlendiren Jeffrey, “Bu hiçbir zaman olumlu sonuçlanmaz ve dava siyasi ilişkilerden bağımsız olarak, kendi akışında devam edecek.” dedi.

      “AMERİKA BAĞIMISZI BİR KÜRT DEVLETİNİ DESTEKLEMİYOR”

      Jeffrey, ABD’nin bağımsız bir Kürt devletini desteklememesinin sebebini ise, “Bağımsız bir güneydoğu Türkiye, kuzey Irak ve kuzeydoğu Suriye’nin; İran, Suriye, Türkiye ve Irak’taki etkileri çok büyük olur.” diye konuştu.

      Jeffrey, Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sisteminin F-35 taarruz uçağı açısından güvenlik tehdidi oluşturabileceğini belirtti.

      Jeffrey, buna rağmen Başkan Donald Trump’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile şahsi olarak iyi ilişkiler geliştirdiğini söyledi.

      Jeffrey, Türkiye’nin ABD ve NATO politikası için Avrasya’da çok merkezi konumda olduğunu belirtti, bunun Türkiye ile ilişkilerin önemli bir eksenini oluşturduğunu vurguladı.

      Ortadoğu’ya erişimde Türkiye’nin coğrafi olarak hayati olduğuna dikkati çeken Jeffrey, “Ancak Türkiye Batı ittifakında sorun teşkil eden bir konuma geldi.” dedi.”

      Not:Bu haberin devamını merak eden internetten bula bilir.
      Hepsini okumanızı tavsiye ederim.

      • Nurdan abla “Jeffrey, ABD’nin bağımsız bir Kürt devletini desteklemediğini söylüyor…” demişsiniz de; yav bağımlısı varken bağımsızını kim ne yapsın allaaşkına?

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız