Türkiye’nin işi zor mu zor: Yukarı tükürse bıyık, aşağı tükürse sakal durumu…

18

Televizyon reklamlarında sıkça karşıma çıkıyor: İnternet üzerinden çalışan bahis siteleri alan genişlemesine gitmişler. Artık yalnızca maçta kaç gol atılacağı, golü kimin atacağıyla yetinilmiyor, onlarca -hatta yüzlerce- başka bahislere de para yatırılabiliyor.

Ülkemizdeki bahis sitelerinin spor dışı alanlara da kaydığını ise İsrail’in Haaretz gazetesinde okudum. En son bahis konusu, ABD’nin yeni seçilen başkanı Joe Biden’in Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı arayıp aramayacağı, arayacaksa bunun ne zaman olacağı üzerineymiş…

İnsanlar işin kumar tarafıyla ilgilenmeseler bile bahse konu seçilen merak pek çok kişide vardır sanıyorum.

Haklı bir merak. Barack Obama seçilip Beyaz Saray’a taşınır taşınmaz ilk aradığı liderlerden biri o zaman başbakan olan Tayyip Erdoğan’dı. İlk resmi ziyaretini de Türkiye’ye yapmıştı Obama…  

[Barack Obama aynı zamanda velut bir yazar. En son, ‘Promised Land’ (Vaadedilmiş Toprak) adıyla başkanlık dönemi anılarını yayımladı. Kitapta ABD başkanı olarak ilk uluslararası sorunu NATO Zirvesi’nde Türkiye ile yaşadığını da anlatıyor (s. 196). Türkiye, başbakanlığı döneminde Jyllands-Posten gazetesinin sebep olduğu karikatür krizindeki tavrı yüzünden, ABD’nin desteklediği Danimarkalı Anders Rasmussen’in NATO genel sekreterliğine gelmesine karşı çıkmaktaydı. Anılarda bu bölüm yer alıyor doğal olarak. Yalnız Obama o zirvede muhatabı olan kişiyi karıştırmış görünüyor. Zirveye Türkiye’yi temsilen dönemin cumhurbaşkanı Abdullah Gül katılmıştı; anılarına Gül’le değil de sanki Tayyip Erdoğan’la konuyu müzakere etmiş gibi konuyu yansıtmış Obama. Bellek yanılsaması.]

Haaretz beklenen telefonun kolay kolay gelmeyeceğine bahse girmişe benziyor.

Yeni başkan Biden’ın hükümetinde en önemli görevlere getirdiği kişilere bakarak bu sonuca varıyor. Dışişleri bakanı Antony Blinken atamasını onaylamaları için Kongre’de önlerine çıktığı senatörlere “Türkiye müttefik ama müttefik gibi davranmıyor” demiş… Yeni savunma bakanı Lloyd Austin daha önce ABD’nin Ortadoğu’daki kuvvetlerinin (CENTCOM) komutanı sıfatıyla Türkiye ile takışmış… Beyaz Saray ulusal güvenlik ajansına Ortadoğu danışmanı olarak atanan Brett McGurk de yine CENTCOM komutanlığı yapmış ve Türkiye ile arası hiç iyi olmamış biri…

İsrail fotoğrafın neresinde

Reklam

“Türkiye’nin derdi İsrail gazetesine mi düşmüş?” sorusu zihninizi rahatsız etmiş olabilir. Ancak, gazetede bu konuyu ele alan Zvi Bar’el’in iddiası şu: Türkiye Beyaz Saray’ın gözüne girmek için İsrail’e göz kırpıyor… Kopuk olan diplomatik ilişkileri onarmak, ikili ticarete yeniden canlılık kazandırmak istiyor… Bunu sağlamak için ne yapması gerekirse yerine getirmeye hazır mesajı Türkiye tarafından veriliyor…

Bar’el bu iddiada.

İddiasını da Cumhurbaşkanlığı danışmanı olduğunu kaydettiği Mesut Hakkı Caşın’ın Amerika’nın Sesi muhabirine “İki ülke arasındaki ilişkileri tamir etme girişimi başlayacak, muhtemelen Mart ayında diplomatik ilişki kurulacak; İsrail bir adım gelirse Türkiye iki adım atacak” mesajı vermesine dayandırıyor.

[İsrailli yazar, Mesut Hakkı Caşın’dan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın danışmanı olarak söz ediyor. Baktım, İstinye Üniversitesi öğretim üyesi Caşın 2018 yılında Cumhurbaşkanlığı güvenlik ve dış politikalar kuruluna üye olarak atanmış.]

Ankara’da böyle bir niyetin varlığı İsrail’e atanacak yeni büyükelçinin ilan edilmesinden de belli zaten. Yeni büyükelçi diplomat kökenli değil, başında Serhat Albayrak’ın bulunduğu SETA kurumundan. 

Yazının İsrail kaynaklı oluşunun önemi şurada: Biden’in göreve başlamasıyla birlikte daha önce ABD’nin Avrupa birlikleriyle irtibatlandırılmış olan İsrail, ABD tarafından, Ortadoğu birlikleri komutası olarak bilinen CENTCOM şemsiyesi altına alınmış bulunuyor. 

[Geçen hafta başında İsrail’deki The Institute for National Security Studies (INSS) adlı fikir üreten kuruluşun ilginç bir sempozyumunu canlı izledim. (Yukarıdaki fotoğraf o sempozyumdan.) Sempozyuma İsrail’li bakan yanında Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri dışişleri bakanları konuşmacı olarak katıldılar. Bir başka konuk da İsrail genelkurmay başkanı Gen. Aviv Kochavi’ydi. “Bizi CENTCOM’a aldılar, artık bu bölgede olan bitenlerde bizim görüşümüz de alınacak” diyordu Gen. Kochavi. İlk ondan duydum.]

ABD’de CENTCOM’un başına yeni atanan Gen. Kenneth F. McKenzie iki gün önce İsrail’deydi ve hem emekli bir general olan savunma bakanı Benny Gantz, hem de Gen. Kochavi ile görüştü. Görüşmelerde bölgenin güvenlik konularının ve ortak tehditlere karşı başvurulacak tedbirlerin ele alındığı duyuruldu.

Reklam

‘Ortak tehditler’ sözcüklerinin altını özellikle çizdim. 

Sebebi var

Beyaz Saray, önceki gün, Biden’ın ulusal güvenlik danışmanı olarak atadığı Jake Sullivan ile Türkiye’nin de üyesi olduğu Avrupa Komisyonu’nun başkanı Ursula von der Leyen’in ikinci adamı Bjoern Seibert’in telefonla görüştüklerini duyurdu.  

Görüşürler elbette. Peki de iki bürokratın görüşmesini duyurmanın bir sebebi olmalı. Açıklamada buna cevap teşkil edecek ayrıntı şu: “İkili, tarafları ilgilendiren ortak hassas konularda, özellikle Çin ve Türkiye üzerinde, birlikte çalışmayı kararlaştırdılar.” 

Çin ABD’nin en hassas olduğu konu, tamam. Donald Trump’tan devraldığı Çin-karşıtı politikayı Biden da sürdürecek. 

Türkiye’nin ABD tarafından ‘düşman’ bellenen Çin ile birlikte anılması hiç hayra alamet değil.

ABD’nin Türkiye konusunda hassasiyeti S-400 füze savunma sisteminin kurulup denemeye alınması ve Rusya ile samimi ilişkilerden kaynaklanıyor. Avrupa ise Türkiye’nin Suriye ve Libya politikalarına karşı olduğu gibi Doğu Akdeniz’de hak aranmasını da kabul etmiyor. ABD ve AB’yi üzerinde birleştiren insan hakları ihlalleri gibi konular da var.

Bir de ABD ile Türkiye arasında parası ödenmiş F-35 jetlerine Kongre’nin koyduğu ambargo konusu…

[O konuda anlaşma umudu yok olmuş gibi. Bugünkü gazetelerde savunma sanayii müsteşarlığının F-35 yerine ikame edilmek üzere zaten var olan ancak kullanım süreleri dolmaya yüz tutmuş F-16 jetlerinin kullanım sürelerinin bir misline çıkarılması amacıyla elden geçirilmesi kararı aldığı haberi var.]

Toparlarsam

Kolay olmayacak ama yine de toparlamaya çalışayım:

Türkiye Joe Biden’ın ABD’de başkanlığa gelmesiyle bir şeylerin değişeceğinin farkında; Beyaz Saray’da önemli yerlere ülkemizi tanıyan, ancak geçmişte anlaşmazlıklar yaşamış kişiler gelmiş durumda. Biden da hakkımızda iyi düşünmüyor. Buna rağmen, Türkiye, ABD ile ilişkileri düzeltmek istiyor ve bunun için gerekirse İsrail ile yakınlaşmayı da hesapları içerisinde tutuyor. İsrail ise ABD’yle bölgede birlikte söz sahibi olma hayalinde. ABD’nin iyi ilişki için ön şartı Türkiye’nin Rusya’yla arasına mesafe koyması. ABD ve AB ortaklığı, AK Parti’nin gelişmelere bakıp yapmaya niyetlendiği ‘reformları’  gerçekleştirmesini şart koşuyor; o şartın yerine gelmesi ise MHP ile ters düşmeyi ve kopuşu getirebilir.

Öf, ne kadar zor işler bunlar.

Bahis şirketleri bu konuyu da bahisleri kapsamına alırlar mı acaba?

ΩΩΩΩ

18 YORUMLAR

  1. Meclis Başkanı Sn Mustafa Şentop demiş ki “siyaset, hukuk, uluslararası ilişkiler, ticaret ve finansta birçok şeyin paradigmasıyla temelden değişeceği bir dönemin başlangıcındayız”. Bu yeni bir havuç mu, yeni bi umut mu, siyasi bir klişeden öte nesi var? Cumartesi, Pazar geçti, Pazartesi var! Daha önceleri nerelerdeydiniz?

    Sn Reis’in çıraklık, kalfalık dönemi bitti. Usta olunca `tek adam` koltuğuna oturttular. Şansa bak! koltuğun verdiği suni pohpoh/gaz ve enternasyonal seviyeye çıkmış siyasi kibir ile (dramatik bir şekilde alternatif olarak miki-fare güç de denebilir!) dışarı daha bir kafa tutunca işler ekonomik olarak daha da sarpa sardı berbat oldu. Bu berbatlığı kendisinin yaptığı diplomatik hatalara değil de dış güçlerin diplomatik manevralarına bağlayan partizan tayfa, birlikte kurdukları ve ortak oldukları müsrif düzende (ki bu durum onca vaadlere rağmen ne mal olunduğunun bir semptomudur) onun bütün yanlışlarını savunarak ondan geçinmeğe devam ederken, Sn Şentop da kalkmış, tekrar işin başlangıcındayız diyebilmiş!

    Ortada yeni bir şey yok, üretime dayalı, halkın bütün kesimlerine yansıyan ekonomik net bir gelişme yok. Sadece, maliyeti yüksek, durumu ağzına yüzüne bulaştıran 15-18 yıllık uzunca bir kötü tecrübe. Kısır döngü işte bu olmalı dedirtircesine… Fasit dairede fırıldak gibi dönen partizan zevatlara “uyan da balığa gidelim” diyenlerin güçsüzlükleri dalga geçercesine ortada. Son zamanlarda da dillendirilen darbevari çıkışlar çaresizlik halllerinin doruk noktasını teşkil ediyor, sanki M.K. Atatürk Paşamızın başlattığı kutuplaşan düzende farklı bir sonuç doğuracakmış gibi. Kısır döngüden çekip çıkaracak yardımcı bir güç te yok! Varsa yoksa kafa tuttukları dış güçlerin bankerlerinden borç almak. Son manşetlere/beyanatlara göre acele borç ödemek için 50 milyar dolarlık borçlanma aranıyor. Sn Şentop’un “finansta birçok şeyin paradigmasıyla temelden değişeceği bir dönemin başlangıcındayız” dediği şey nihai analizde yeni borçlanma olmalı… Paradigma kayması olan neymiş?! dışarıya karşı bağımlılıkta değişen ne, Reis marka! o da kaptırdı kendini aynı çarka! İçeride önceliksiz projeler, bol keseden, hazıra lüks ve israfla tüket, aldığın borç parayı carcur et, Hey Corç versene borç! Hep aynı istikamet. DEĞİŞEN NE?

  2. Her zama’n,Bu batlıların ne kadar akılsız olduklarını yaziyorum:)
    Bunlar yetmezmiş gibi! Şimdi onlara Arap alemi, asyalı ve Afrikalılarda katıldı.
    Buda gösteriyorki! Dünya top yekün bizi kısksniyor…
    Eyyy Dünya! Bizi neden kıskaniyorsunuz? Sizin hiç birinizde bulunmayan!1116 odalı + bahcesinde organic et süt peynir,ürretecek sığırlar,meyve sebze üretimi yapılan bağlar, bahçler’i olan Saray! Hop orda durun! Bunun gibe KaradaTürkiyenin her köşesinde, Havada, ve Denizde’de fazlası ile Var…

    Hepiniz bir olmuş Türkiyedeki, Cahil ve beceriksiz, Bilim Bilim adamları, Doktorlar, Mühendisler,İş adamları, öğretmenler, Din alimleri of yazmaktan yoruldum doğmuş ve doğacak olan bebekleri ve onların lohusa anaları ile Terörist ve vatan Hainlerinin listesini yazmayi burada keseyim.

    EYYYY nan körler DÜY ve Ummet lideri’i yukarda listeleri verilmişlerin hepsini sizden yüksek FAIZLE aldığı paralar ile yaptıklarını kiskanmaya utanmiyormusunuz? Bakın bunları yaparken kullanırken size tiriliyonlaca para kazandırıyor! Nan körler siz daha ne istiyirsunuz?

    Türkiyedeki açlar’dan size ne?
    Bakın sizler için Ummet lideri Kendi inandığı Faiz ve Kul hakki gibi yasaklar için bile fetva (icazet) almadımı? Tabiiki aldı hemde kendisini desyekleyen troler için dahi aldı! Bakı sizin hiç birinizde bu kadar mârifet varmi?

  3. Peki ABD de Türkiye de bir daha rabe yapmayacağına ,darbe yapanları teslim edeceğine.
    Türkiye de binlerce insanını öldüren Terör örgütlerini statejik mütttefik ilan etmeyeceğine
    söz veriyor mu?.

    Aman kime soruyorum bende.
    Anavatananların tarafından bakacaklar tabii ki Türkiye nin tarafından değil.
    Bu Türkiye de ABD babamızı kızdırıyor hep uslu çocuk olsa ya biraz.

  4. HALKIN DUYMAK İSTEDİĞİNİ SÖYLEYEN LİDERLER, HAKİKAT KARŞISINDA DAHA ÇOK DİZ ÇÖKERLER.
    Evet hakkını savunmak için yola çıktığınız garipler bakmışsınız size karşı düşman saflarında çoktan yer almış.
    Neden?
    Hakkını savunmayı bir kenara bırak ,ondan önce kendini dahi kurtaramayacak duruma geleceğini görüyor ve sizden önce güçlünün yanında yerini alıyor olmasın.
    Eğer gücün yeterli değilse düşün peşime dediklerinde perişan olacak demektir.
    Dengelerle oynayacağım der isen çok kartla oynayan kartsız kalır.(İran dışişleri bakanı sözü)
    Tribünlere oynamak her zaman seçim kazandırır.
    Uzun zaman da gerçekleri avam da görebilir.
    Yönetenler, yönettiklerinin hoşuna giden her şeyi sözle söyler.
    Ciddi devlet ortamlarında hakikat masaya yatırılır.
    Ezik halklar hamaset söylemleri ile kendini çok mutlu hisseder.
    Sonunda gerçeklerin hakim olacağını da bilse bile hiç olmazsa eskiden onu da söyleyemezdik der.
    Bir güç odağına tavır alırken başka bir güç odağına yakın durursan sonra seni tınmadıklarında dönüp yakın durduklarına asla heyt diyemezsin.(her ülkenin mağdurları na farklı yaklaşmana sebep olur)
    Borç alarak çocuklarına geçici refah yaratan babalar ödeme zamanı gelince tefecilerin hainliğinden dem vurması ve aileyi buna ikna etmesi gibi bir şey.
    Babadan kalma mülklerin varsa herkes sana borç verir.
    Bir müddet ağalığın tadını çıkarırsın.
    Her yere müdahil olursun önün bilerek açılır.
    Gidebildiğin kadar gidersin.
    Sonra dönmek istesen de dönemezsin batağa saplarlar seni.
    Borçlar dağ gibi vatandaş kolay harcamaya alışmış.
    Balık baştan kokar.
    Yönetimle vatandaş borçlanmada yarış halinde.
    Hiçbiri geri ödemeyi düşünmüyor galiba.
    Gelişmiş ülkelerde lüks harcama durmuş.
    Bizde araç satışları patlamış.
    Sonra bütün söylediklerimizi yalar yutarız.
    Bir trol un yazdığı gibi ;güneydeki sevdiğiniz ülke ye aşık olur ne olur sen bilirsin aramızı bul demek zorunda kalırız.
    Bize bir adım yaklaş biz iki adım yaklaşırız sevgisi nereden geliyor olabilir.
    Halkı safahata alıştırıp sonradan boş tencere kaynattırmak kolay değildir.
    Dünya nın en yüksek faiziyle borç bulduğunda sevinç taklaları atarsın.
    Bütün nefret ettiğin ne varsa onlara seni aşık ettirirler.
    Bin kez söylediğinden dönersen bile halkın bunda da bir keramet arar.
    Oysa bütün bunlar tenceresi dolu olduğu zamanlar geçerlidir.
    Tencere boşalmaya başlayınca bütün büyülü sözler etkisini kaybeder.
    Geçmişin tutarsızlıklarını hatırlamaya başlar.
    Halkı uyuşturan ballı emziğin balı bitince kuru emzik kalınca gör ağlamayı,feryad figani.
    Bunu herkesten iyi bilen karar vericiler.
    Maliyeti ne olursa olsun fahiş faizle borç bulmak zorundadır.
    Ta ki bütün enkazi yeni yönetimin başına yıkıp 3-4 yıl sonra bakın 3 tane kazı güdemez bunlar der. Halk ta yine peşlerine düşer yeniden nerde galmıştık derler.
    Bir ekonomistin söylediği gibi.Yönetimlerin aldığı bütün kararlar halkın kültür duvarına çarpar.(o da bir yabancı bilim adamına ait demişti; bu söz.)
    Biz ne kadar iyi isek ,yönetenlerimizde en fazla o kadar iyi olabilir.
    Daha iyi olmaya yönetilenler asla izin vermez.
    Detayları analiz genellemeler yapmak içindir.
    NE KADAR GÜCÜN VARSA O KADAR ÖZGÜRSÜN.
    (tarihten beri bütün sözler çok defa söylenmiştir).söylenmemiş söz yoktur.Söyleye nin niteliği ölçüsünce söylenene önem verildiğinden ünlü biri aynı cümleyi sarfedince vecize haline gelir.
    Herkese sağlıklı,huzurlu günler dilerim.

  5. Biden’in merakla beklenen Putin’i araması da gerçekleşmiş.
    Ne mi demiş?
    Tutuklu muhalif lider Navalny’ yi serbest bırakmasını istemiş.

  6. Gündemimiz hukuk reformu beklenti büyük.Acaba sayfalar dolusu kanun maddeleri mi yazsak yoksa UNYE de meydana gelen bir not yüzünden tutuklama talep eden hukuk insanlarına hukuk dersi mi versek acaba hangisi daha sağlıklı olur.???

  7. Seçim öncesi Biden in demeçlerinden bir cümle
    “Seçimi kazandığım takdirde ABD yi ikinci dünya savaşı sonrası pozisyona getirmek için çalışacağım”

    Bu cümle açıklıyor herşeyi ayrıca sayın yazarın da pozisyonunu açıklıyor bence.

    Biz emperyalizme karşı değilmiydik? Bizim savunacak birşeylerimiz yok mu ? Hani siz ara sıra değiniyorsunuz ya ve bazı pek değerli okyanus ötesi yorumcularınız değiniyor ya insan hakları vs… İnsan hakkı dediğiniz şey ABD nin takdir ettiği insan hakları demek. Yahut ABD ne verirse o öyle mi ?

    Son günlerde sizinkilere bir haller oluyor haberiniz olsun. Sizin borsacılar direniyor kimi istersek ona kazandırırız, bizim seçmediklerimiz hiç bir yerde kazanamaz” diye. Ama bakın adamlar bir operasyonla 40 milyar dolarlık darbe vurdular. (HEDGE fonlarının zararı belki bunun beş misli.

    AB VE TÜRKİYEDE de birileri benzer şeyler yaparsa şaşırmam.

    SİZİ KÜRESELCİLER SİZİ…. SUYUNUZ ISINIYOR. ARTIK “DÜNYAYI BİZ YÖNETİYORUZ” derken biraz yutkunmanız gerekecek.

  8. Erdoğan’a yazık oldu.. kavga edecek ülke kalmadı. Son 10 senede hepsini halletti.
    Allah’tan ülkede sürekli doğum yapanlar var, ve de onların bebekleri ile kavgasına devam eder.
    Aslında iyide oluyor, hiç değilse kavgasında yerli malı kullanmış oluyor.

    • ABD ye karşı neden gelir ki?
      Demokrasi ve insan hakları savunucusu bir ülke ile ancak diktatörler savaşır.
      Diktatör olmayanlar ABD emrinden çıkmaz zaten.
      Bir ABD emrine girse zaten civarda sorun olan ülke de kalmaz dmemesi bedava

    • Hayret ! Bu gün Nurdan Hanım çok kısa kesmiş , aslında tam da onun dişine göre bir konu; belki işi vardır, daha sonra devam edecektir !
      Yoksa dünkü ‘mide bulantısı ‘ geçmedi mi ! Veya ‘ben – bazı istisnalar hariç – yorumları okumam ‘ sözüne karşılık ‘ biz de zaten seninkini okumuyoruz ‘ diyenler mi oldu !?
      Not: ‘ Hepimizin aynı düşüncede olması iyi değildir ; yarışları yaptıran düşünce ayrılıklarıdır ‘ Mark Twain
      Herkese selamlar ,saygılar

  9. Üstadım siz bu MHP yi çok kafanıza takıyorsunuz. MHP’ye “devlet politikası gereği” dediniz mi akan sular durur. O iş Erdoğanın iki, hadi bilemediniz üç ev ziyaretinde halledilir.

    Asıl sorun Putin! sen yıllarca flört et sonra olmadı ben ayrılıyorum de. e bunu kabul eder mı Putin? flört ederken bile kapılarda bekletmedi mi? ayrılırken kim bilir neler yapar.

    hayır sadece Putin ile bitse gene iyi, Çin ne diyecek bu işe? o da büyük problem. köprüye ve bağlı otoyollara dikilir de geçirmem, ya benimsin ya da kara toprağın… derse ne olacak?

    hadi MHP bizden, onlar bizim insanımız, bir şekilde ikna olurlar. Çin ile Rus’u nasıl ikna edecekler?

    problem büyük!

    ama neyse… reis çıkar meydana da;

    ” eyyy Putin, eeeyyyl Çin! ya siz kim oluyorsunuz da önümüze çıkıyorsunuz?, şunu iyi bilin ki biz bağımsız bir devletiz. kendi kararlarımızı kendimiz alırız, bunu da böyle bilin” diye kükrer de bütün sorunlar bir anda çözülüverir!

  10. Sn Koru sıkıntılı günler bizi bekliyor.Hepsini tek tek acikliyorsunuz tamam peki neden bu sorunlar var.ABD ile neden aramız açık? AB neden Suriye ve Libya konusunda bizi sıkıskiriyor ?Birazda bunlardan bahsedin.Yazilarinizda sanki tüm olumsuzluklara bizim sebep olduğumuz izleni mi var.Mesela kuzey ırak Kuzey Suriye birleşerek Akdeniz’e ulaşsın mi?Mesela hava hava savunma sistemine sahip olmayalım mi ?Olayları bir de Türkiye’nin gözüyle değerlendirin.

    • (yıllarca bu konular tartışıldı, tabi gerçekler kaba gürültü de kayboldu. ama hakikate aşina kulaklar gürültü de bile duydu ve adeta o hakikatleri cımbızla çeker gibi gürültünün içinden çıkardı sahiplendi. şimdi vicdan rahatlığıyla ahirete gidecekleri günü bekliyorlar, kimi mahpusta, kimi gurbette, kimi de bütün mallarını ALLAH’a cennet karşılığı vermiş halde)

      • Yada onların elindekini avucundakini ve dahi ömrünü “ALLAH RIZASI” diyerek almış olanlar duruma bakıp gülüyorlar. (Niyeti ALLAH RIZASI olanları tenzih ederim lakin yukarıda o dediklerimizden pek yok galiba)

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız