Ülkemiz medyasının olağanüstü kısa bir günlük özetini sunuyorum

31
Zam haberi muteber gazetenin birinci sayfasının altlarında..
Reklam

Vakti kısıtlı biri görevi gereği dünya ve ülke gündemini takip etmesi gerekiyor ve bu sebeple gazetelere göz atmak zorundaysa ne yapar?

“Biri” dememe bakmayın, sözünü ettiğim kişi bizzat benim.

Her gece yarısı olduğu gibi, yani herkes henüz uykusunu almamışken, biraz önce uyandım ve internette okur bekleyen gazeteler için bilgisayarımın başına oturdum. Onlarca gazetede çıkan haberler ile yüzlerce ismin yazdığı yazıların hepsini okuyamayacağıma göre, seçtiğim kısıtlı sayıdaki gazetelerden, en fazla iki saat süren bir okuma maratonunu gerçekleştirdim.

Ülkede var olan belli başlı eğilimleri temsil ettiğini düşündüğüm birkaç gazete ve bir-iki internet haber sitesinde çıkan haberler ile yazıları gözden geçirdim. 

Sözgelimi, iktidarın itibar ettiği gazetelerin hepsinde güncel konuların nasıl haberleştirildiğini ve yorumlandırıldığını görebilmem imkansız, o sebeple tek bir muteber gazeteye bakarak yetiniyorum. Muhalefetin büyükçe partilerine yakın görünenlerin buluştuğu iki gazete seçtim; bir de ‘6’lı masa’ içerisindeki genellikle ‘küçük parti’ diye anılan partilerin görüşlerine genişçe yer veren bir gazete…

Yeter mi? “Yetmez ama evet” durumu bu konuda da var. 

İdare ediyor.

Genel eğilim onları temsil ettiğine inandığım gazetelere bakınca anlaşılıyor.

Reklam

Örnek mi?

‘Sürtük’ sözcüğü etrafında başgösteren tartışmaları çok yönlü okuyarak değerlendirebilmek için her gazeteye göz atmak gereksiz. Benim iktidara yakın olduğu için her sabah sayfalarında dolaştığım gazetede o konu tek bir habere bile konu olamadı. Gazetenin bazıları televizyonlarda da görüş açıklayan yazarlarından hiçbiri yazı yazmayı gerektirecek önemde bulmadı konuyu.

Es geçtiler.

Diğerlerini görmedim, ancak tek bir gazeteden edindiğim izlenimin diğer bütün iktidar yanlısı gazeteler için de söz konusu olduğuna eminim.

Bazıları medyada görülen senkronize durumu bir iletişim zincirinin varlığıyla açıklama eğiliminde. Ankara’da Külliye dışında da kocaman bir karargâhı bulunan bir merkezin söz birliğini sağladığına inanılıyor.

Ne yapılması gerektiğine o merkez karar veriyor, yazan-çizenlerin hepsi oraya bakıp hizaya geçiyor diye düşünülüyor.

Olabilir mi? Bilmiyorum.

Gerçekten böyle bir ilişki biçiminin var olabileceğine dair bir fikrim yok.

Reklam

Muhalefete yakınlık duyanların okuduğu gazeteler ise, iktidar medyasının bıraktığı boşluğu fazlasıyla doldurma çabasındalar. ‘Sürtük’ sözcüğü o gazetelerin bugünkü nüshalarında da ön planda. Çoğu haklı tepkileri yansıtan haberler ile o tepkilere yorum katan yazılar var orada.

Hatta muteber gazetelerin ihmal ettiği “Konu iktidar saflarında nasıl değerlendiriliyor?” sorusuna cevap teşkil edecek haberler bile muhalefet eden gazetelerde…  

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan o sözcüğün de içinde geçtiği konuşmasını partisinin grup toplantısında yaptı; grup konuşmalarını genellikle önceden hazırlanmış ve cama yansıtılan bir metinden okuyor Erdoğan; acaba bu defa da öyle mi oldu, ‘sürtük’ sözcüğü önceden hazırlanmış metinde var mıydı, yoksa ağızdan kaçırılan bir sözcük müydü?

Sorunun cevabı muhalif gazetelerde.

Dün TÜİK’in geçen ayın -mayıs ayının- enflasyon oranını ve ona bağlı olarak yıllık enflasyonu ilan ettiği gündü de.

İktidarın itibar ettikleri arasından tercihim olan gazete, TÜİK’in aylık %2.98, yıllık 73.5 olarak ilan ettiği oranlarla ilgili habere “Bakan Nebati: Enflasyon düşüş eğilimine girmiştir” başlığını uygun görmüştü.

“Sevsinler” demekle -tabii içimden- yetindim.

Aynı gazete, doğalgaza %30’luk, elektriğe %15’lik zam kararını da, bir gün önce, “Elektrik ve doğalgaz fiyatı arttı” nötr başlığıyla duyurmuştu.

Onu gördüğümde de içimden “Sevsinler” sözcüğünü geçirmiştim.

Enflasyon oranları muhalefete yakınlık duyanların okuduğu gazetelerde beğenilmedi. Az bulunduğu ve gerçekleri yansıtmadığı için beğenilmedi. Oralarda Prof. Veysel Ulusoy’un başkanlığında kendi enflasyon hesaplarını yapan ENAgrup tarafından açıklanan oranlara -aylık %5.46, yıllık %160.76- daha fazla yer verildi.

Birkaç gün önce, TÜİK’te enflasyon hesaplamaları sorumlusu birimin baş istatistikçisinin sağlık sorunlarını ileri sürerek görevi bıraktığını muhalif gazetelerde okumuştum; bugün de enflasyon rakamlarıyla birlikte o oranları hesaplayan birimin başkanının da TÜİK’ten ayrıldığı yine aynı gazetelerde duyuruldu.

Açıklanan oranlar sahipsiz kaldı.

Tabii TÜİK’teki bu kritik ayrılıklara dair haberler muteber gazetelerde yer bulmadı. 

Diğer gazetelere de bakmam gerekir miydi, onlarda var mı yok mu testi için?

Sanmıyorum.

Bereket sosyal medya var, hiç değilse şimdilik var.

AK Parti’de birkaç dönem milletvekilliği yapmış, halen AK Parti MKYK üyesi eski gazeteci Şamil Tayyar zekice bir mesajını twitter üzerinden takipçileriyle paylaşmış.

Şu mesajı:

“2023’e doğru. / Rakip adayı muhalefet partilerinden beklerken TÜİK açıkladı. / En zorlu rakibimiz, yüksek enflasyon.”

Nureddin Nebati bu mesajı okudu da ondan mı, yükselmeyi sürdüren enflasyon için, “Düşüşe geçti” dedi acaba?

Muhalif gazeteler bazı emarelere bakıp “O da gidici” iddiasındalar.

Şu sırada ezan okunuyor; saat 04.30. Gazete okumalarım ve bu arada benim bugünkü yazım bitti.

Yorumum ne?

Her ülke hak ettiği medyasını buluyor.

ΩΩΩΩ

Reklam

31 YORUMLAR

  1. Diyor ki REİSİN damadının neden abd de vakfı var?
    Hiç sordular mı bugüne kadar abd vakıflarının Türkiye’de ne işi var. Sahiplerine çok sadıklar çok

    • Bizim paramızla vakıf açmasın Amerika’ya. Paralar hazine adalarından çöllerden yüzer yüzer milyon dolarlar olarak hop uçuyor mahdumunun vakfına, hop oradan parti parti ana vatanlarına. Ne iş bu iş. Eyyyy, açıklayın, dürüst olun, namuslu olun, adam olun dedik eyyyyy …

    • Herkes vakıf kurabilir. Vakıfların parası kaynakları nereden geliyor ona bakılması lazım. Ayrıca bu vakıf işlerinin mal kaçırmak için paravan olarak kurulduğu açık. Aslında tüm yolsuzların başvurdukları bir araç vakıf. Bir vakıf eğer kaynakları açık değilse, mutlaka bu işte bir haksızlık vardır. Osmanlı’dan beri bu işler hep böyle.

      Mahdumun vakıflarına bir seferinde 100 milyon dolar isimsiz bağış, diğerinde $200 milyon dolar hazine adalarından, saraya iş yapan bir müteahhitin annesinden bağış yapıldığının kayıtları ortaya çıktı. Dünya medyası yazdı bu ikinci durumu (Pandora papers). Bunlara ne mahdum, ne ilgili kişiler cevap bile vermediler. Yalanlama yok yani. O zaman doğru kabul ediyoruz. Bu bağışların legal görünümlü illegal soygunculuklarla elde edilmiş olma ihtimali çok açık. Ancak bu haberleri hiç bir yargı ve savcılık kurumu araştırma ihtiyacı dahi duymadı. Ama şimdilik. Bunlar elbet kayıt altında ve zamanı geldiğinde Pandora’nın kutusu tekrar tekrar açılacak. 20 yılın hesabı tek tek verilecek. Burada ama. Londra mahkemelerine bakmasın kimse. Bağımsız Türk yargısı işini hakkıyla yapacak hakim ve savcılara sahip, sadece gün sayıyorlar ve elbette kayıt topluyorlar. Muhalefet eğer düzgün bir iş yapacaksa bu kayıtların toplanmasına katkı versin. Laf kalabalığından gına geldi, 10 soru 10 cevap bilmem ne. Oyalamayı bırakın. İşinizi düzgün yapın.

    • Bende senin gibi karşıyım ama, senin aş kolileri dağıtan yemek veren giysi dağıtan yardım kuruluşları dernek vakıflar güney sınırı yakınlarına niçin gidiyor gidemez dağıtamaz dese Esed yada Tramp netçen serdar?

  2. Ama medyanın yarınki manşetleri hazır: “Erdoğan: ‘ biz milletimin diliyle konuşuyoruz, ey Kılıçdaroğlu sen milletimin dilinden anlarmısın hiç’ dedi” şeklinde.

    Ben sokaktaki insanların arasında yaşıyorum çocukluğumdan beri. sokaktaki insan argo da konuşur ama ben sürtük, geri zekalı, İsrail’in dölü, afedersiniz Ermeni diye konuşan en alt tabakadan kimseye rastlamadım. Kavga esnasında konuşuyorlardır belki ama ben hayatım boyunca kavgalardan ırak durduğum için hiç görmedim, duymadım.

    Zaten Erdoğan da benim aralarında yaşadığım milletten bahsetmiyor, onun kendi ayrı milleti var onlardan bahsettiğini anlıyorum.

  3. Çakır gözlü Goebbels elemanları hiç memnun olmamış belli ki içlerinde bulundukları network genlerini çekip yemlikleri ile imtihanı zorlaştırmış tepkilerden anlaşılıyor. Ben de onlara sayın yazarın dediği gibi “sevsinler” dedim hakperestliklerine binaen ” El-Hakku Ya’lu Vela Yu’la Aleyh” der geçerim. Teemmel

  4. “Tüm Dünya ile kavgalıyız.”
    Diyenler, 90 Yıldır ESİRDİNİZ o yüzden kavga yoktu!!!

      • sulandır sulandırabileceğin kadar
        AKP den önce fonlarda vardı.
        Onu da haçlıların namusunuza dokunmadığı haşhaşiler alıyordu .
        YAni bak o hep vardı

    • Kısa olmuş ben tamamlayayım. Yazarımızın köşesi çöldeki vaha gibi. Kendisi maşallah her gün aksatmadan yazıyor. Yorum sayfalarını da her görüşten okurlara açıyor. Kalemine dimağına sağlık, nazar değmesin. Ülkemizin az sayıda, hiç bir sermayeye bağlı olmayan, muhalif, dürüst, araştırmacı yazarlarından birisidir. Kendisini yıllardır okurum ve çok şeyler öğrendim sayesinde. Dünyayı tanıyan, demokrasiye kökten bağlı, ülkesini seven, vatanperver, örnek bir yazar. Keşke onun gibi daha çok aydın olsa şu ülkede. Kendisine sonsuz teşekkürler.

  5. Tarayıp süzgeçten geçirdiği paçavraların ve alıntıladığı haber yazılarının beşpara etmediğini bile bile sayın yazarın bizler için böylesine necis bir zahmete katlanmış olmasından dolayı kendisine ne kadar teşekür etsek azdır…

  6. “HAYRETİ MÛCİP
    3 Haziran 2022 At 09:03
    Eee… ne yaparsınız !
    Bizim kaderimiz böyleymiş ; iyi kötü bir asırdan beri demokrasiyle yönetiliyoruz ama neylersin ki bir türlü demokrasiyi ‘ çürüklükten’ ve siyaseti de ‘sürtüklükten’ kurtaramadık !
    Vallahi biraz delice bir fikir amma neden olmasın ; acaba şu futbol kulüplerimizin teknik direktörleri gibi biz de dışarıdan siyasi direktör mü ithal etsek !
    Dünyada artık her şey profesyonelleştiğine göre bu da olabilir , neden olmasın ki !
    Not: Şu çürük ve sürtük sözlerinin siyasi literatürümüze girmesine ben şahsen çok sevindim ; artık maymuncuk gibi her zaman her yerde rahat rahat kullanabiliriz !

    Yorumu Cevapla
    H. Gayret
    3 Haziran 2022 At 14:38
    Mucib bey imf direktörü verelim size, derwişin birini bulup yollasınlar yine, ne dersiniz?

    Yorumu Cevapla
    HAYRETI MUCIP
    3 Haziran 2022 At 21:22
    Tamam işte!
    Ben de onu diyorum zaten ,neden olmasın ki !
    Hem de bal gibi olur!

    Yorumu Cevapla”
    MUCİB BEY VE DİĞER MANDACILARIN SORGUSUZ SUALSİZ SAYGI DUYABİLDİKLERİ TEK OTORİTE İMF GALİBA…
    İTİRAZI OLAN?

    • H.Gayret kardeş şimdi işte kendi kazandığın kuyuya düştün!
      Bundan biz degil bizi bu duruma düşürenler utansın, öyle değil mi!

    • itirazım var.
      Haçlılar da namuslarına dokunmuyor.Her türlü haçlıya sonsuz sevgi,saygı,itiaatları var.

  7. algi ile sonuc alabileceklerini sananlari oyle bir sandik! carparki hep devam boyle edecekmis sandik! derler…!!! sansanizda sanmasinizda bir gercek sandik! var.
    o sandik!…! sizi huzuru Rahman’a taşir… iste size sanmakta ote bir sandik!…!
    lutfen gerceleri yoksa basa bela bir sandik…! var..

  8. Neyse, en azından müezzin bari sabah ezanını vatinde okuyabilmiş, yoksa ordan da bir makam ya da rakam tartışması pekala çıkabilir yani…

  9. Günlük kısır çekişmeler üzerinden olaylara bakıyor ve yarın da zaten unutuyoruz.
    *Bir basın imparatorluğu kurulmuş olsa keşke derim umut ederim ama,
    Ertesi yıl pijamayla evinde! siyasetçi karşılayan bir medya imparatoru çıkar karşımıza😠.
    *Batıda trampın bile gücünün yetmediği medya kuruluşları varmış diye duydum.
    Ah keşke bizde de olsa.
    *Binlerce ortağının olduğu, patronunun değil yönetim kurulu üyeleri nin bile isminin bilinmediği bir medya!…
    *O gazeteyi okuyunca diğerlerine bakmadan da olur😊 diyebileceğim bir medya!.
    *Gerçekleri yazan ama, gerektiği kadar, yorumu okuyucuya halka bırakan, ne sağ ne soldan yandan yandan, çıplak kadın resmiyle gazete satışı yerine kaliteli dergilerle daha yüksek fiyattan sunum yapan, yani topluma okuyana resimdekine birşey katan!
    *Bir TV kanalı değil kültür haber eğitim turizm reklam ve birçok alanda kanalı olup yayın yapan!
    Basın medya sosyal medya artık daha ne varsa..
    Offf …. Off.

  10. Sü…k sözünüde geziyide başörtülü bacım vakıasınıda heeeyytt narasınıda bol bol millet bahçelerinde köylere döşenen taşların maliyetini kimin ödeyeceğinide fayda zarar karşılaştırması yapabilmemiz için,
    Denize yapılan havalanınıda ve hemen aynı sayfada kaç defa yapıldı denilip denizin aldığı yollarıda medyada tartışamayacağız da!
    NEREDE TARTIŞACAĞIZ?
    Yapılan köprülerle biraz da övünenler varsa onun da ne için övündüğünü bilmesini! Bilmek isterim!
    Trolde görüşünü belirtsin (başkası yazmışta olsa) yandaşta belirtsin.
    Ben hepsini görmenin faideli olduğuna inanıyorum. Çünkü görüşünü belirtemeuen kesim, sindiriliyor! Kendini değersiz hissedebiliyor, herşey den vazgeçebiliypr, amaan boşver nassı olsa birşeye yaramıyor diyor!!!! Veee atı alan üsküdarı geçiyor.

    • Boğazı bikaç kere yüzerek işe gidip gelirsen anlarsın yapılan yeni körülerle niye övündüğümüzü.

      • Ah birde Türk parası ile sözleşme yapılsa az bir geçiş garantisi verilseymiş var yaaa

  11. Evet ne yazık ki bu sürtükluk !
    sadece siyasette yok, her tarafta var!
    Ekonomi baştan aşağı sürtükluklerle ! dolu ; haliyle gazeteler de bundan nasibini alıyor!
    Işin en kötüsü de bu yozlaşmanın, toplumun her tarafını sarmış olmasıdır.
    Trafikte, komşuluk ve akrabalık iliskilerinde , emniyet ve asayişte velhasıl her yerde ve her şeyde var!
    Allah sonumuzu hayretsin!

  12. her şeyden önce,
    matematik araştırma merkezlerinin -zaten bir tane var- kapatılıp, hazine de hiç net rezervimiz olmayıp hatta eksilerde olup, borç alarak yaşayan bir ülke olarak bakanlara köşk yapılma derdine düşülmüş bir ülkede yaşıyor olduğumuz gerçeğini aklımızda tutalım. eline para geçen adamın çocuğunun eğitimine harcamak yerine tatile çıkmayı düşünmesi misali.
    israfta dünyanın en üst sıralarındayız,
    başkanlık uçakları, sarayları, yüzbinlerce kamu arabası, binası, gideriyle neredeyse fazladan orta ölçekli bir ülke gideri bunlar, 60 kilo fazlası olan bir adam misali.
    parası dünyanın en çok değer kaybetmiş parası, cüzdanında tedavülden kaldırılmış paralarıyla zengin olduğunu uçtuğunu, kaçtığını sanan adam misali.
    halk enflasyon canavarı altında her geçen gün yoksullaşıp, temel gıda gereksinimlerinden bile fedakarlık yapıyor, misal bulmak zor maalesef.
    böyle bir ülkenin gündeminde ne olur?
    “sürtük” tartışması falan mı?
    her şeyin altında adalet vardır, adalet terazisi şaştı mı, her şeyin dengesi bozulur, en önce ahlak çöker. ülkemizde ne yazık ki büyük bir ahlak çöküntüsü yaşanıyor, kimden gelirse gelsin özürsüz amasız karşı çıkılmak yerine bir çirkin kelime bile savunulur hale gelmiş bulunuyor. siyasetin dili +99 seviyesine gelmiş, halkın oluru olmasa bunların yaşanması mümkün mü?
    ibrahim uslu halk yolsuzluğa tepki vermiyor diyordu geçenlerde bir röportajında…

    tuikten kaçan kaçana mı?
    yeterince makaslayamadıkları için mi?
    mayıs verileri güneş gibi parladı maşallah. tüketici 73,50, üretici enflasyonu rekor-rekor-rekor % 132. bu rekorun ne anlama geldiğini açıklamaya gerek yoktur sanırsam. bağımsız verilere bakarsak enflasyon % 160.
    ne yazık ki gerçek verilerin yarısının bile altında kalan bir veriyle karşı karşıyayız ve maaşlara yapılan zamlar bu verilerle bile telafi edilmeye çalışılmıyor, çok altında kalıyor, beğenmedikleri dönemleri mumla aratacak şekilde.
    sonuç, korkunç bir hızla ve büyük bir oranda fakirleşme, yoksulluk.
    korkunç boyutlara varan israflar,
    yine korkunç boyutlara varan yoksulluklar.
    kur korumalı mevduat ülkeye fazladan çok büyük bir yük getirdi ama kurun yükselmesini engelleyemedi, büyük bir başarısızlık daha, bedelini halk ödeyecek yine.
    yakın bir zamanda düzelme görünmüyor maalesef,
    tam tersi.

  13. Bakalım bugünleri çok önceden görüp değerlendiren Goebbels Paşa neler demiş ve onun muassır talebeleri ne anlayıp uyguluyor, karar sizlerin.””Basını hükümetin üzerinde oynayabileceği harika bir klavye olarak düşünün.” Bu kadarı yeter ama devamı var. “”Propaganda manipüle edilenlerin kendi özgür iradeleriyle hareket ettiklerine inançları tam olduğunda en iyi sonucu verir.” Demek neymiş önce medya trolünü davaya inandırmak gerekiyor. Bunun içinde ne kullanılabilir sizce makam, para, kadın ila ahir liste uzar gider. Teemmel

  14. Evet Ankara’da öyle bir başkanlık birimi var. Propaganda başkanlığı diyoruz kısaca. Nazilerin de vardı, oradan esinlenmişler. Bu yorum sayfalarında da uzantıları var. Bazen ekip olarak gelip aynı zırvaları bocalayıp kaçıyorlar.

    • Onların en hası ABD den yayın yapan casuslar olmasın hani şu tweetleri 5 e katlayan .
      Her kılığa giren

      • Elbette. Onlardan öğrendiler zaten bütün çakallıkları. Şimdi ustalık zamanları olduğunu iddia ediyorlar. Ama ustaları orada, onlardan öğrendiler bütün bu taktikleri bu çömezler. Pek öğrenmiş de sayılmazlar da, işte.

        • Haçlılara sığınmış ajan örgütü .Onlardan daha büyük ajan örgütü mü var.
          ilkokul mezunu bir sümüklü paşalara rütbe takıyor.Bunu mu laf kalabalığı ile unuutracaksınız
          Çay artğını Enes e gönderiyor.Bundan daha iğrenç bir örgüt olabilir mi?
          Bunları mı laf ebelikleri ile unuutacağını mı zannediyorsunuz.
          Asla izin vermyeceğim i

          • Serdar sen bunları gözünde çok büyütmüşsün. Yada öyle bir zarar görmüşsün ki ..
            Merak etme sen en hafif kalanısındır. Bunları alt edecek hiçbir güç yokken yada kimse cesaret edemezken sn CB elini değil kellesini koydu denir tabiri caizse.
            Teröristler diyede tanımlandıysa eğer işi biter.
            O tyüzden bizi burda germe.
            Sende bir antidepresan yazdır biraz kuvvetli cinsinden🤗 rahatla biraz.

      • Serdar sen varken kim casusa ihtiyaç duyar da dünya kadar masrafa girer. O casusluk hikayeleri çok eskilerde kaldı şimdi teknoloji var teknik var.

        Mesela seni takip ediyorlar neye sinirleniyorsun neye öfkeleniyorsun öfkeni kontrol edip edemediğini ölçüp değerlendiriyorlar sonra da gözünün önüne ekrandan seni çıldırtacak haberimsi dedikoduları ekranından akıtıyorlar. Sen zaten çıldırmaya hazır birisin o söylentileri görünce vay vatan hainleri vay Amerikan casusları vay vitocular vay kaplumbağadırlar diye deliriyorsun. Artık olmuş bir ajan işlevi görebilirsin. Sonra sana istemediklerini hedef gösteriyorlar şimdi saldır hadi aslanım kap oğlum vs vs. Sen zaten saldırmak için bir bahane arıyorsun, artık seni kendi insanlarına saldırmaktan kim alıkoyabilir.

        Saldır oğlum şu sürtüklere dedikleri gibi.

Comments are closed.